MsXLabs
Sayfa 4 / 38

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Yalnızlığıma (Yalnızlık) (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/8336-yalnizligima-yalnizlik.html)

Misafir 25 Ekim 2006 04:12

http://hometown.aol.com/noeltarot/images/fantasie-elfe-fee_322.gif

Müsait zamanlarda, müsait alanlar yaratmaktı niyetimiz. Hep bir kaçak dünyada yaşıyorduk yakalanma tehlikesiyle karşı karşıya. Severken kaybedeceğimizi ve kaybedilenlerin de daha çok sevileceğini biliyorduk. Belki de kaybetmemek için olan çabamızın tek nedeni buydu. Gereksiz vicdani sorumluluklardan kaçıyor ve hep bir diğerimizin önayak olacağını düşünüyorduk bazen de...

Kurallar koyuyor ve o kurallara uymayı bekliyorduk, bunca kuralsızlık ortasında. Kuralsızlıkların ortasındaki kurallar sakil duruyordu , daha çok uzaklaştırıyordu bizi. Oysa ıramak aşkın büyüsüne aykırıydı, belki uyanıyorduk uykudan. Yolunda gitmeyen birtakım şeylerden ötürü kurallar koyduk.
Bilmiyorduk kuralların kural tanımazlar için hiçbir şey ifade etmediğini ya da o kural tanımazların, o hiçbir şey ifade etmeyen kuralları koyan, kural koyucuların, neden o kuralları koyduklarına dair sorgulara gireceğini.

Susmak en iyi çaredir dedik, özellikle bir taraf kızgınsa diğerinin susması kesinlikle gerekli diye düşünürdük. Oysa bilmiyorduk suskunlukların kocaman seslere gebe olacağını. Cin hikayesini biliyorduk ama... Bilmiyor muyduk yoksa?

Çok güçlü bir cin zamanın birinde bir şişeye kapatılmış ve okyanusun dibine atılmış. Yıllarca vazgeçmeden yalvarmış cin, tam beş yüz yıl boyunca "beni buradan kurtaranın sonsuz dileğini yerine getireceğim" diye; ama ne gelen olmuş ne giden. Biraz burulmuş cin ama yine de kaybetmemiş ümidini sonraki beşyüz yıl boyunca "beni buradan kurtaranın üç dileğini yerine getireceğim" diye yalvarmaya başlamış yine kimse gelmemiş. Kızgınmış cin hem de çok kızgınmış artık onu oradan kurtaran en büyük cezayı hakediyormuş ona göre...

Bir gün sahilde gezen bir adam kumların üstündeki şişeyi bulduğunda hiç düşünmeden mantarını açmış ve karşısında kocaman cini görmüş daha şaşkınlığı bitmeden cin "beni buradan kurtarana sonsuz lanet" demiş. Adam şaşkın ve bir o kadar korkmuş bir ifadeyle "neden böyle dersin seni ben kurtardım" demiş, cinin cevabı çok netmiş " AMA ÇOK BEKLETTİN"...

Müsait ve dar zamanlarda, müsait ve dar alanlarda...



Pollyanna 25 Ekim 2006 09:40

AYRILIK… YALNIZLIK

bir kırbaç sesi bekleyen
kapı önünde eyerlenmiş atlar gibidir
aramızda ayrılık

o kadar hazır
o kadar bilinen
ve o kadar beklenen

atlar geçer bozkırlardan
atlar göçer
atlar uzak iklimlere ruhumu taşır
uçuruma benzer boşluğa nal sesleri yayılırken
gözlerimde
ihanetin çiçekleri tomurcuklanır

kanatlarında sevda masalı
ağızlarında umudun türküsü ile
turnaların
bitmeyen yolculuğuna benzer yalnızlık

turnalar geçer bulutlardan
turnalar göçer
turnalar bilinmeze ruhumu taşır

tanyeri ağardığında
pencereleri kapalı
kapıları mühürlü odama
bir ışık gibi süzülmeni beklerken
sisler aralanır yüreğimde

bölüşemediğimiz sevdanın külleri
canımı yakar


Misafir 25 Ekim 2006 18:02

Günü geceye beraber bağladığımız günlerde
İçimdeki sonsuz gurbet hissettirince kendini.
İstemezdim uyanacağın uykulara dalmanı.
Yorgun başın kucağımdayken gözlerini yummanla
Yaşadığımız ayrılığa dayanamazken.
Hiç açılmayan göz kapaklarının arasından,
İçime akan yeşil ışığı göremiyorum senelerdir ben.

Gümüş renkli gülüşlerini özlüyorum bu nisan akşamlarında.
Gülmüyorsun, ışıldamıyor gecelerim.
Kollarında ki ilkbahar geceleri geldi bu kokularla,

Yüzümü tokatlayan rüzgarın kokusunda sen!
Acısında ayrılığın.
Bahar kokuyor, canım yanıyor.
Gönlüm yeni sevdalardan korkuyor.
Dünya dönüyor, sevdiğim dönmüyor,

Karıncaları uyandıran bu havalarda.
Yokluğun var ya...
Derin uykusundan uyanmayan sana seslendiriyor.
Kalk sevgilim kalk...!! her şeye can geliyor.
İçimde ki, doğada ki kıpırtı canımı yakıyor.

Benim olmayan bir bebeğe beslediğim annelik duygusu gibi,
Ağladığı an kucağımda, hiç sevilmemiş hissediyorum kendimi,
Sevmekten vazgeçmiyorum onu da, senin gibi.

Rüzgarda titreyen erik çiçeğine benzerliği hayatımın,
Eşi önce düşenin acısını hissedebilmek.
Meyveye dönmüş ağaçta tek çiçek kalmak.
Ne acıymış.

Doğa canlanırken,
Toprak yeşerirken.
Topraktan gözlerin fışkırıyor sanıyorum.
Papatyaları koparmıyorum sevmediğimden değil.
Çok sevdiğimden.
Şimdi esen yellerle bir selam gönderiyorum.
Nereye gider bu rüzgar, bu selam bilmiyorum.
Ölüm yolu kaç saat sürer, çıksam yola bu bahar.
Kaç baharımı alır yollar.
Sevda denizinde hiç boğulmadan sana varır mıyım?
Bilmiyorum.
Bu üçüncü sensiz bahar,
Bu baharda yoksun..
Biliyorum bir daha ki baharda olmayacaksın.
Ama hep benim.
Hep baharlarda,
Dünya durana dek hep bahar gözlüm kalacaksın.
http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gif


Mystic@L 25 Ekim 2006 19:48

Hayal

Olsun ya şu kısa arkadaşlığımız helal,
Belki üzüleceksin ama hepsi hayal.
Hiç istemezdim böyle bitsin bu iş,
Fakat ne yapalım bu gidiş kötü gidiş.
Belkisi fazla arkadaşım üzüleceğim elbet,
İlk mi yapışacak yüreğime köz gibi gurbet.
Kötüyümdür belki de bu yolda herkesten ben,
Ama sen ne diyeceksin bu işe söyle sen!
Sen put olsan karşında ben de putperest,
Yine diyeceksin o zaman bu adam hayalperest.
Aslında hayaller hepsinden de temizse,
Günler boyu sürecek umut yüklü gerçeğin,
Aşk uğruna verilen güzel sözler tavizse,
Ne önemi kalır sanki aranılan gerçeğin.
Yine de kabulümdür benim olsan hayaller,
Sende istersen hep katı gerçekle yaşa.
Zamanla tükenirse başımdaki o yeller,
Vurur musun başını sertçe gerçek bir taşa?
Diyeceğim buraya başlangıcın sonudur,
Sevgi vaadederek kurulacak her hayal.
Sorayım son kez sana vaad ettiğin bu mudur?
HAYAL, HAYAL ve hep HAYAL!!!


Pollyanna 25 Ekim 2006 21:25

ÖRT YALNIZLIĞIMI

ölü bir sessizliğe benzeyen gecede
içime batarken özlemin
yalnızlığımı ört
üşüyorum

güneşin
karanlığa mahkum olduğu saatlerde
korkularını emzirirken gece
boş sokaklarda rüzgar kol gezer

şafak
ufuk çizgisinde doğumu beklerken
ve bir mor yağmur başlamışken dağlardan
bu yaban kentin
girilmez sokaklarında
ruhum hala sorguya çekilir
yalnızlığımı ört
üşüyorum


Mystic@L 25 Ekim 2006 22:48

Bazen Sana Bazen De Kendime Kızıyorum

Bazen kalbime kızıyorum
Seni neden sevdi diye
Bazen sana kızıyorum
Beni neden sevmedin diye
Bazen sana bazen de kendime kızıyorum

Bazen senin sevgini
Bağrıma basarım
Bazen de senin sevgini bastığım bağrıma
Senin sevginden yandığı için
Bağrımı söndürecek bir damla su ararım
Bazen sana bazen de kendime kızıyorum

Bazen gündüzü beklerim
Gülmek için yaşamak için
Belki de karanlıktan korktuğum için
Bazen de geceyi beklerim
Ona içimi dökmek için
Hıçkıra hıçkıra ağlamak için
Bazen sana bazen de kendime kızıyorum

Bazen kalbime vururum
Seni neden sevdi diye
Söküp atmak isterim
Bazen de söküp atmaya çalıştığım
Kalbimi senin aşkından sakınırım
Bazen sana bazen de kendime kızıyorum

Ama her defasında
Senin aşkın kalbime sızar
Laf dinlemez ki kalbim
Bazen sana bazen de kendime kızıyorum


Misafir 26 Ekim 2006 00:50

Ümitleri tükettik. Umutlar çoktan uçtular. Son mektubumuz da ona idi zaten. Çok yalnız değiliz bir bakıma. Hani Allah’a mahsus ya. Her içkili durumda dil ucundan eksilmez. Göz bebeklerinin büyümesi gibi büyür, sende solan son akşamdır ve geri gelmez bir sabaha yakılan en kısa ağıttır ahlarım. Canım yanmışsa günlerden bir gün, bu kesin sendedir sebebim. Kül tablasında kendi kendine bitmiş bir izmarittir belki hayat. Belki de en zor anında sana uzanmış bir el kadar kısadır. Bir sarhoşun seni sevmesi, sarılması kadar can sıkıcı. Bir güzelin uzaklarından geçmesi ve onu tanıyamama ihtimalin kadar da basit. Her gün gibi başlayıp biten. Dağları evi bilen çobanın sövmesi gibi sevdim seni. Sense dağlara sövdün.

Birbirimizi kaybettik, olan başka bir şey yok. Kaderi hayatla özdeşleştirdik. Aslında birçok beyaz sayfa vardı da biz hepsini karaladık. Sen ellerinle benim gözlerimi kapıyordun ve ben mutluydum. Sonra birden çekip ellerini gösterdin gerçekleri. Kokunla sarhoş oldum. Kördüğüm oldum çözemedim çözülemedim. En kolay bulmacaydım belki. Sen aldırış etmedin. Çok kolay geldim sana belki de. Parmağını burnuna sokmuş bir çocuk gibi sevdalıydım ya hani. Ara da bul bakalım. Yerinde duran bir şey var mı?

Senin sözlerindi aşk. Bir tercüman bulamadım. Hızlı hızlı çevirdim sayfalarını. Hiç resim bulamadım bakacak. Şimdi ise bir o son bakışın., benim için son kare. O gün yumdum gözlerimi. Buğularımda senin adını yazdım. Yeryüzüne kattım yüzünü. Gökte senden eser yok. Uykum gibi ağır, ağır sözler kadar hafif dokundum tenine. Ten sürdüm eline. Rengim de sen oldun renksizliğim de. Uzun kara bir çocuğum aşka düşmüş. Uyandım ve kendime bir baktım ki bu bir düşmüş. Son yudumu ağızda çalkalanmış şarap gibi içtim seni. Kokun gitmiyor burnumdan. Şimdi acıyor ağzımın içi.

Yanıyorum. Yanmam bir şey değil seni de yakacağım. Omzumda yatan sendin. Bir yanımın yarısı. Sana diye gece nöbetlerine durdum. Her söz edene seni sordum. Her vazgeçişimde geri dönüşüm oldun. Bir cesaretim, sen cesaretsiz, ben hükümlü, sen saç akım. Dağ beyazım, kor sıcağım. Her yudumun bir kış günü. Senle mi aradım? Sende mi? Bulamadım. Bir tilkinin kuyruğunu sevdim, sense avcıya kaçtın. Döndün dolaştın.

Dar ağacı uzak değil. Kefenler dar geldi. Ben gittim. Nefeslerim uzun aralıklı. Göğsüm balon. Halen aradığım belki çok uzak değil. Belki yanlış yerlerdeyim. Belki de yerlerdeyim. Apaçık gülümsüyorsun. Bana koyan sensizlik değil, insansızlık. Sen de gittin. Uğurlar olsun. Ben seni damlayamayan gözyaşımın renginde sevdim. Onun kadar şeffaf olamadım. Ama kabul et sen de onun kadar renkli değildin. Sen çizmeye çalıştın gökkuşağını bense renklendirmeye çalıştım inan. Ama rengini bilemedim.

Sahte sonların başlangıcında doğdu güneş. Acılar içinden geçtik, içimizde idi acı. Resmettik içimizdekileri, adını da hayat koyduk. Kaderdi ilham kaynağımız. Birbirimizin gözlerine baktık. En derine yola çıktık. Küçük öpücükleri sevdik, en masumunu. Sözlerimiz üzerine inşa ettik aşkımızı, en sağlam temel gördük dürüstlüğü. Güzellik umrumuzdaydı, ayrılık ufkumuzda. Hayatı doldurmaya çalıştık, hayat boşaldı. Her figüre zamansız yorumlarda bulunduk. Fincanı kırdık. Birbirimizi kırdık, sonsuz sevdik, sonunu düşünmeden, gururu elimizden düşürmeden… Ayrıldık…
http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gif


Misafir 28 Ekim 2006 12:45

Yalnızlığa Terk
Ah ne kadar da yalnızım
bir bilebilseniz
Gökyüzünde parıldayan Ay'la Güneş
Yeryüzünde dalgalanan okyanuslar
Çöllerdeki kızgın kumlar
Uzayıp giden patikalar
Göğe doğru uzanan dağlar
ve daha niceleri niceleri
kadar yalnızım hâlâ
Bir de ben yalnızlıklarımı
yalnızlığa terk edebilseydim keşke
Ne olurdu ki sanki?
Kötü mü olurdu?


Misafir 30 Ekim 2006 02:48

RAFA KALDIRDIM AŞKIMI !...

Bir çıkıştın sen... karanlık dehlizlerimin ucunda ışığına aldanıp, ellerimi uzatttım tutasın diye! bilemezdim sığındığım yüreğin dipsiz uçurumlarla kaplı olduğunu ve yaklaşanı yuttuğunu! oysa geç kalmış baharı bulduğumu sanarak, filiz filiz serpilmişti
duygularım dört bir yana. kimi papatya, kimi de gelincikti ümit vadilerimde, kırılıp tarumar oldu hepsi.
Nasıl da? aldanmışım bakışlarındaki sihire, büyülenmiş gibiydim baktıkça gözbebeklerinin derinliklerine...ah o gözlerin ah! onlar değil miydi?beni
sana ram ettiren, onlar değil miydi? dev gibi kişiliğimi
cüceler gibi alçaltan! oysa... gülüşlerindeki engin
ziyafet kanasıya , doyasıya değilmiş meğer! ve sen
bir tutam zehir bıraktın, yüreğimin tam orta yerine!
sancılarındayım yokluğunun...tarifsiz kıvranmalarımla.
Her çalan telefonda sensindir diye koşmalarım, ve her
sen olmayaşında yıkılışımı bir anlatabilsem sana.
Paylaştığımız anlar, gezdiğimiz yerler cehennem gibi şimdi... hiç bir şey zevk vermiyor yaşama dair.
yürüyen ceset misali bedenim, varlığından mahrumken, yeryüzü ile gökyüzü dar geliyor nedense
içimde katiller üretiyorum! beni öldürmeleri için, beni
senden koparmaları için! lakin hepsi sana sevdalanıyorlardı bencileyin, sonrada hepsi intihar ediyor bir bir bakışlarının efsununda!
Artık ümitsizim.... beklentilerimi derin göllere attım!
sevdalarımı toprağa gömdüm! sana dair ne varsa hepsini külleri uçuncaya kadar yaktım, bir umudum vardı sende beni seversin diye onuda öldürüp rafa
kaldırdım.
http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gif


Misafir 30 Ekim 2006 14:41

Aç Gözlerini

En sevdigin elbiseni giydim
Bu gece kokunu sürdüm
Solgun yüzünü oksadim
Sessizce saçlarindan öptüm
Yazdigin mektuplari okudum
Kana kana su içer gibi
Plaklarini çaldim ah!
En çok o sarkida özledim seni.

Issizlik kapiyi çaldi, açmaya korktum
gece yarisi
Sehir uykuya daldi, baktim disariya
katran karasi
Rüzgar telasla kokunu getirdi bana
aldim koynuma
Buseni hafizamdan koparip
ilistirdim dudaklarima
Üsüdüm karanlikta
Tenine dokundum hissetsin diye
Aç gözlerini

Erguvanlarina su verdim
Içerken benimle konustular
Yastigini oksadim, kokladim
Anilar uçustular
Solugun saçlarimi yaladi sanki yine
bir meltem gibi
Teninin kokusu karisti kokuma
Yakistilar

Boguldum karanlikta
Yani basimdasin benden çok
uzaklarda
Ellerimi tut dokun bana
Aç gözlerini.

Attim kendimi caddelere
Yesil ceketin sardi beni
Yürüdüm üstüne karanligin korkusuz
Tuttum ellerini.

Can Dündar


kambis 30 Ekim 2006 23:54

http://img119.imageshack.us/img119/7968/amialonebyazurylipfeca3kl0.jpg


Misafir 31 Ekim 2006 01:55

"Depresyondayım, çok yalnızım" dedik durduk aylardır. Karşımıza çıkana konuşmaya fırsat vermeden başladık kendi sorunlarımızı anlatmaya. Her zaman ki bencillik kaftanını şöyle bir geçirip "Dipteyim, sondayım, depresyondayım" dedik ardı ardına depremler yarattık karşımızda ki canlara. Derken...

Bahardır aşk zamanıdır.

Beklenen bahar geldi. Cemreler ardı ardına düşerken toprağa, kendini iyice gösteren güneş kanımızı kaynatmaya başladı. Bahar yağmurları başlamadan aşka düşmenin tam zamanı.

Bahardır aşk zamanıdır.

Yağmur altında dolaşmak sevgili ile ne kadar güzel ise, yalnızlığın şemsiyesini alıp dolaşmak o kadar acı verir insana...

Bahardır aşk zamanıdır.

Parklarda, deniz kenarında, caddelerde elele tutuşmuş kızlı-oğlanlı gruplar çoğalırken; yalnızlar saklı özlemler ile izler etrafı ... Nedendir bu özlem neden? Bahar aynı bahar, mekan aynı mekandır, da... Ruhlar bir olmayınca ne aşk olur ne meşk! Vücutlar tanısa da birbirini duygular tanımaz. Aşklar kaçar, hüzünler kovalar yalnızları.

Bahardır aşk zamanıdır.

Yemyeşil çimenler de bembeyaz papatyalar yokluğun varlığını hatırlatır insana. Çok değil bir-kaç bahar önce papatyalardan taçlar yapıp güller kondururken dudaklara; sevgili hatırlanır derin yalnızlıkla. Uzaklaştırmak istedikçe çıkar gelir rüyalara. Acaba ile eller uzansa da telefona son anda " Sonsuza kadar sürecek"sözleri anımsanır. Aşk bitmiştir, kimbilir hangi dünyalar da kahkahaları çınlamaktadır, kime yar olmaktadır şimdi sevgili?
http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gif


Pollyanna 31 Ekim 2006 21:53

Yalnız bir dünyadayım ben anlatamadığım ,
İçine kimselerin sığamayacağı bir karanlık ,
Boğulmanın eşiğinde sürünürken ,
Çıkış yolunu arıyorum kaybolurken labirentte ,
Başım dönüyor tutunacak bir el arıyorum ,
Kalın duvarlar çıkıyor önüme ışığım kesiliyor ,
Bağıracak nefesim yok, bağırmak isteyende yok ,
Bıraktım akıntıya bilinmeyen sulardayım artık………


Misafir 31 Ekim 2006 22:05

Yalnızlık


Dönüp gözlerimin içine bakıp gittin
Sensiz kaldım ve sarıldım yalnızlığa
Kolay değil ki canım gitti
Unuttum kendimi askın boğuyor beni
Geceler düşer oldu üzerime yalnızlıkta
şarkılar dinleyip içiyorum
Acımı unutmak istiyorum
Hayatım hiç yazmadı böyle keder
Bu yürek yalnızlık acısını çekiyor
Gönül işte sevdi seni hemde delice
Yalnızlık artık tek dostum.


NyMpH_ 31 Ekim 2006 23:12


Adını koyamadığım bir ızdırap alıp götürüyor varlığımı... Bir mucize ya da sihirli bir ok diliyorum Tanrıdan..
Yokluğunda başaşağı tane tane düştüğüm şu şehirde, mevsimsizce geçiyor günler..
Günler bitiyor..
Ben bitiyorum..
Küçük hayat kırıntıları topluyorum sensizlik diyarından..
Güvercinlere umut bağlıyorum.. Düşmüyor Kanatlarından yaralı mektupların

Acımasın diye insanlar gülen maskemle bakıyorum
Bilmiyorlar üşüyen bir yanım olduğunu...

Gökkuşağımız en güzel renklerini bağışlıyor inan...Deniz en derin mavisini..

En güzel tüylerini, renklerini, seslerini bağışlasalar da, herşey hep aynı..

Karartı ve aynı Sessizlik...

" Ben ne kadar varım desem inanma..
Aslında bir yokoluşun hikayesi bu..
Tek başına hayat sıksa da canımı, acıtsa da geceler uykusuzluğumu
galiba değiştiremeyeceğim kaderin adıdır "yalnızlık..... " "


kambis 1 Kasım 2006 01:23

ANLAT BANA

Diyebilir misin bana?...
"Sen beni hiç sevmedin ki" diye
Avuçlarımda dünyayı sana sunmuşken,
İtmişken elimin tersiyle senden başka herşeyi;
Gözlerime baka baka inanır mısın kendine.

Söyler misin bana?...
Benim aşkım olmasa sen, sen olur muydun?
Dolaşır mıydın damarlarımda, sokaklarda gezdiğin gibi.
Adım adım çiğnetir miydim onurumu ayaklarının altında
Sevmesem seni katlanır mıydı gönül bunca zulmüne.

Anlatır mısın bana?...
Mutluluk nasıl bir şey!?
Saydın mı kalp atışlarımı her boynumu büküşümde?
Zavallılığımla mağrurlanman, eriştirdi mi başını göğe,
Aynalara değil; bir kere de bana anlat kendini.


İzah edebilir misin bana?...
Duygularımla oynarken zevkle,
Çektiğim ızdırabın boyutunu.
Sana olan sevdamla ruhumu kırbaçlamanın anlamını,
Söyler misin bana, aşk iki kişilikse sen neredesin?
Bari beni dinlemiyorsun hiç olmazsa vicdanını dinler misin?



Misafir 1 Kasım 2006 03:03

Serinliğini hissediyorum yorgun yaşımın. Gülen bir fotoğrafta kalmış mutluluğum. Bir hançer ile yaralanmış yüreğim ne ektiyse onu biçiyor şimdi. Unutulmaz sanırdım. Unutamam sanırdım. Unuturmuşum meğer. Hem de böyle kolayca, böyle hoyratça… Akıp gidermiş günler sorgusuzca. Hiçbir gözyaşı izi kalmazmış. Hiçbir sitem olmazmış. Düştüm sanıyordum aşkın gözünden ve yüreğimden. Hayır. Hiçbir şey kendi yörüngesinde kalmıyor, her şey değişiyor zamanla. Acılar bitiyor, yaralar kabuk bağlıyor. Hem de böyle kolayca. Böyle ızdırapsız, böyle olağan. Öyle kolay oldu ki unutmak. Öyle zavallı ki şimdi hatıralar.
Yorgunluğu sinmiş gözlerime alışkanlıkların. Bir aksi seda olmuş sevdalar, gün be gün kırılgan ve güçsüz, sersefil… Yaşanıp gidiyor işte. Yaşanıyor kayıtsız, tasasız ve sıradan. Geldi mi bir kere o vakit, kaçacak yer kalmaz, kilitlenir gönüller, yollar çıkmaz olur. Sarıldım şimdi yalnızlığıma ve onun yalın varlığına. İçten içe ölecek yüreğim biliyorum kendi kendini yiyip bitirecek. Bir hastalık geçirdim ve iyileştim desem de, yanıltmıyor beni hatıralar. Sisler içinden görüyorum kaderimin yenikliğini, karanlık gecelerimi. Bitsin dediğimde bitmiyor, serzenişlerim kendime kalıyor. Tutkum, biçare rüzgârlarda savrulup, yine dermanını kaybediyor. Yalınayak kalışı sevdamın, beni öldüresiye yakıp geçiyor.
Vurgun olup, kaldı yüreğimde bu aşk. Boğazıma düğümlendi intizarlarım. Köhne bir gemide, battı gitti umutlarım. Güvensizliğim sonu oldu hikâyemin. Hem de en değerli hikâyemin. Sığınacağım limanlar yıkıldı, şimdi artık bir teselli yok, kahırlarım kendimden daha da inatçı. Söz geçmiyor kalbime. Söz geçmiyor sevdama. Mücadelemde yalnız kaldım, tek başımayım.
Egemenliğini sürdürüyorsun dünyamda, yenikliğimin karşılığında. Düşüncelerimin sahibi olmayı başardın sonunda. Ben ne desem de çıkmıyorsun dünyamdan, istesem de yok olmuyorsun düşüncelerimden. Ağır geliyor bana bu tutsaklık, taşıyamıyor, eziliyorum her dakika. Ben senden vazgeçsem de, kaldın yüreğimin içinde bir yerlerde. Sanki yok olmamak üzere, dağlandı yüreğimin her yerine, bu yorgun hikâye. Çık git benden! Çık git düşüncelerimden. Bir emekti benim duygularım bu aşk için. Ama hepsi boşa gitti, talan oldu, yıkıldı, sarsıldı. Bir daha dönmek mi… Asla. Asla olmayacak bir daha.
O boş tünelin içinden geçmeyeceğim, artık hislerimi bile bile intihara sürüklemeyeceğim. Bayağı bir duygu gibi göremeyeceksin aşkı bende bir daha, asla. Yakıştırmıyorum artık senin yüreğini aşka ve tutkuya.
Esareti senden öğrendim ben. Şimdi saadeti istiyorum ve bunun için siliyorum yüreğimin içinde barınan tüm olumsuzlukları; yok ediyorum seni ve seninle dopdolu tüm hikâyemi. Boş kalır mı sandın kalbimi. Böyle boş yaşar mı sandın. Kanıksadığım aşksa, tümden sarıp sarmalayacağım bu yüreği, sevgiyle, şefkatle.
http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gif


Misafir 2 Kasım 2006 01:44

Vazgeçtim

Kaç gece yatağımda uykusuz,
Bir oyana bir bu yana dönüp durdum.
Görmek için düşümde hayalimde,
Duymak için sesini.
Kaç kere ellerim uzandı telefona.
Aşkı oyun bilirdin sen,aklıma geldi.
VAZGEÇTİM

Gezip durdum perişan halde,
Kah sahillerde,kah cadde boylarında.
Hayal kurup sen diye,
Ağaçlara dağlara taşlara sarıldım.
Elleri güldürecektim halime,
İhanetin aklıma geldi.
VAZGEÇTİM

Kahırdan başka ne vardı sanki verdiğin,
Acılardan zevk alır hale getirmiştin.
Yine de görmek için seni,
Şeytana uyup,bir daha bozacaktım yeminimi.
Vedalaşmadan gidişin aklıma geldi.
VAZGEÇTİM

Açıp ellerimi yalvardım Tanrıya,
Bir defacık tutmak için ellerini,
Koklamak için saçlarını.
Adaklar adayacaktım evliyalara,
Umursuzluğun aklıma geldi.
VAZGEÇTİM

Paylaştığımızı sandığım güzel günlerin hatrına,
Suçlu benmiş gibi,
Af dileyecektim gözlerine bakıp.
Her türlü cezana razı olacaktım.
Boynumu büküp,bi daha gelecektim kapına.
Başkasını sevdiğin aklıma geldi.
VAZGEÇTİM



Pollyanna 2 Kasım 2006 11:26

Üşüten yalnızlığımıza yanıyorum sevgili.
Biliyorum ömrümüzün kışı başlıyor...


Misafir 2 Kasım 2006 13:35

Yudum yudum yalnızlığı
İçerken gecenin dudaklarından
Sakın ağlama sen.
Yüreğin süzülürse al yanağına
Demir parmaklıklar susar,
Gözlerimde küllenen umutlar
Yıldızların koynunda
Kan ağlar.
Uykusuz yüreğine
Yastık diye
Kiraz çiceklerini sererken
Sen, hüzün bulutlarını
Topla göğünden.
Uzaklarda acıların için
Sabır elbisesi dikerken,
Sen, vuslat türkülerini kaldır
Islak kirpiklerinden.
Ayazlarda beklerken yüreğimi
Yağmur yüklü bulutları
Gülüşlerinle kurut.
Kurut ki ;
Güneş, boynunu kurtarsın
Celladın kanlı ellerinden.
Göğünü yitirmiş kuşlara
Yüreğini aç.
Aç ki ;
Acıların son kez
Dağların boynuna sarılıp
Veda busesini yapıştırsın karanlığa.
Acıya inat
Baharlara gülümsediğinde,
Karakışların kendinden utanıp
Yüreğini darağaçlarına astığını
Bilir misin ey yâr ?
Sevdamı nefes diye
İçine çektiğinde
Demir parmaklı hücremde
Menekşelerin tomurcuk açtığını
Bilir misin ey yâr ?
Umuda tutunmuşken
Güllerim yansın avuçlarında.
Ve küllendikçe içten içe
Karanlıklarıma yıldızların serilsin.
http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gif


Misafir 2 Kasım 2006 18:10

http://img246.imageshack.us/img246/2813/congratulationstop11a5ekx1.jpg

Beyaz Gül


seni arıyorum kalabalık caddelerde,
tanımadığım insanlar geçiyor, sen yoksun..
perişan hayallerimin basladığı yerde,
sana sesleniyorum, duyuyormusun?

beyaz güller açtı bahçelerde , sevdiğin..
ya o karanfil , baygın kokulu çiçek.
gel yalnızlık bahçeme beyazlar giyin,
anladımki bu ömür sensiz geçmeyecek.

odamı süsleyen ellerini uzat,
hazzından dile gelsin bastığın halı..
açılsın sevincinden perdeler kat kat..
ışık ve ateş senin için yanmalı..

sonra çevir düğmesini, radyonun
sevdiğin musiki dolsun odama,
dinle şarkısını büyük koronun,
beni düşün! beni düşün aglama..

içimden bir ses diyorki sabret..
sonu gelecek bu yalnızlığın,
bütün aynalar gülecek elbet,
açılacak kapılar ansızın..

yalnız sen varsın beyaz gülüm,
evde bahçede ve sokakta,
bir eylül akşamı gördüğüm ,
o beyaz hayalsin uzakta..

yakınsın yalnızlık kadar,
uzaksın yakınmış gibi,
sensiz yasadıgım yıllar
bu kadar güzel değildi.

yeter.. gel artık yeter..
karanfiller açtı gel!!
kış bahçesinde , güller
beyaz güller açtı gel..


http://img246.imageshack.us/img246/950/congratulationsvows11aaih3.jpg


Misafir 3 Kasım 2006 06:49

Sevsen de , hadi git ne olur
Yağmurlarda üşümeni istemem gülüm.
Kıyamam sana , bilirsin.
Senin gözlerine yağmurlarım inmesin.
Kara bulutlarım yüreğini incitmesin.
Ben yağmurlarda yaşamaya alışkınım.
Sen güneşli sabahlara uyanmaya layıksın gülüm.
Hadi koş ne olur aydınlık sabahlara..
Kıyamam sana bilirsin,
Dokunma seni seven yüreğime.
Dikenimle kanamasın narin ellerin,
Acılarımla yanmasın yüregin.
Daha fazla ağlamadan gözlerin,
Hadi git ne olur.
Sen, baharların kınalı çiceği,
Ben, karlı dağların yaralı dikeni.
Ben acılarla yaşamaya alışkınım.
Sen ise baharlara layıksın gülüm.
Hadi koş kırlara, mevsim baharlara
Her sabah,
Sen gözlerinle baharlara uyanırsın.
Ben ise karakışlara...
Kıyamam sana, bilirsin.
Karakışlarda üşümesin ellerin
Ayazlarım üşütmesin yüreğini.
Seni ölümüne sevsem de
Hadi gine olur git.
Ben karakışlarda yaşamaya alışkınım.
Baharlarına hazanlarım erişmeden
Hadi koş kınalı saçlarınla
Güneş huylu yetimlerin pembe düşlerine...

Su, hiç ateşi ağlatabilir mi ?
Yağmur, hic güneşi ıslatabilir mi ?
Hadi git ne olur.
Durma daha fazla karanlıklarımda.
Hadi koş ne olur güneşli sabahlara.
Mutluluklar sadece sana yakışır gülüm.
Merak etme sen beni,
Baharın koynunda gülümsüyorsan,
Gülüşünle ayazlarda ısınırım ben...
http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gif


Misafir 3 Kasım 2006 15:21

Gece Nöbeti

Daha az seviyorum seni..
Giderek daha az..
Unutur gibi seviyorum..
Azala azala..
Aramızdaki uzaklığın karanlığında..

Geceler kısalıp..gündüzler uzuyor öyle olunca..
Daha az seviyorum seni..
Kendini iyileştiren bir yara gibi..
Daha az..
Ve zamanla..

Sen geceyi tutuyorsun..ben nöbetini..
Uzak dağ kışlalarında..
Görmüyoruz birbirimizi..
Usul usul sis iniyor..
Kopmuş yollara..
Işığı hafif..uykusu ağır koğuşlarda üzerini örtüyorum senin..
Bir çığ gibi büyüyorsun rüyalarımda..
Sevgilim sevgilim
Yıldızları daha büyüktür bazı gecelerin
Nöbet kadar yalnızken öğreneceksin bunu da..

Artık daha az seviyorum seni..
Unutur gibi..ölür gibi daha az..
Yeniden ödetiyorum kendime
Onca aşkın öğretemediğini..
Kolay değildi..
Yalnızca sevgilimi değil..evladımı da kaybettim ben..
Kaç acı birden imtihan etti beni..
Bir tek gece vardır insanın hayatında..
Ömür boyu sürer nöbeti..
Bu da öyleydi..
İyi ol..
Sağ ol..
Uzak ol..
Ama bir daha görme beni..

Murathan Mungan


Pollyanna 4 Kasım 2006 03:22

yedi tepenin ardında,
soğuk umutlardan başka
sarılacağı olmayanların çocuklarıydık biz…
inadına yalnızdım hep!...

sen yanımda olmadığın zaman!...
düşlerle büyüdük!...
beni beklemendi tek hayalim

o eski pencerede…
olmadı sevdiğim!...
şimdi sen;

içini saran özlemle
bekler misin bir pencere kenarında
bilmem ama!
kapıyı başkasına açacak,
söz vermiş sevdamıza
hep ağlayacaksın!


Misafir 4 Kasım 2006 06:56

https://www.msxlabs.org/forum/ikon/9.gif İşte geldim,
Sakla beni sabaha kadar en derinde
Bulamasın beni
Ne hüzün, ne gözyaşı
Dokun zifir saçlarıma
Dokun ki yokluğun zindanından çıksın yürek
Al öfkemide kır hüznü yazdığım tüm kalemleri
Bir ümit ver
Her geçen gece sevginle büyüteceğim bir ümit ver.
Dokun yüreğime hadi
Can de,
Sevgili de adıma
Şimdi yüreğim yüreğinde.
Al onu sakla hiç kimsenin
Bulamayacağı kadar derinde.
http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gif


Pollyanna 4 Kasım 2006 13:07

duvarlara gömdüm yalnızlığımı
Hüzün akşamlarında…
Yeminliyim döndüğümde!...
Yeminliyim sana!...
Biliyorum sen de döneceksin!...
Ama bulur musun bir ben daha?...

Yeminliyim!...
Güneşe çıktığımda ağlatan aşkına…
Yeminliyim!...
Bir mahzun veda ya!


Misafir 4 Kasım 2006 16:04

HÜZÜN
BUGÜN ;YALNIZLIĞIMIN SENFONİSİNİ YAZDIM.
KEDERLERİM, GÖZYAŞLARIM BİR BİR NOTA GİBİ YÜZÜME ÇARPTI.
KULAĞIMA GELEN MELODİ HÜZNÜN VE AĞLAYAN KALBİMİN SESİYDİ.
NEREDESİN EY VEFASIZ YAR...
GEL ARTIK GEL NE OLUR.
GEL Kİ , AYRILIK MELODİSİ RAPSODİYE DÖNÜŞSÜN..
DANS ETSİN BÜTÜN ÇİÇEKLER VE KELEBEKLER..
GEL Kİ, EY GÜZEL GÖZLÜM;
HIRPALANAN YÜREĞİMİN YÜZÜ GÜLSÜN..
İÇİM PAPATYA BAHÇESİNE DÖNSÜN...
YALNIZLIK SENFONİSİ,MUTLULUK SENFONİSİ OLSUN.
VE....
TÜM SEVENLERİN KALBİNE DOLSUN..
http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gif


Misafir 4 Kasım 2006 17:53

YALNIZ AŞKLAR




Sadece kendim biliyorum,
Oyun üzerine oyun,
Kavuşmalarım ibreti alem,
Bir ben varım,
Sen senden habersiz varsın.
Denizin kıyısında seni kucaklıyorum,
Sarılıp ayaklarını yerden kesiyor
Ve etrafımda iki kez dönüyorum,
Tabii ki sen kollarımda,
Ben düşlerimi hayal kurarak görüyorum..

http://www.siirparki.com/tanbut8.jpg

Saçlarını örüyorum
Güneşten dökülen dalga dalga,
Çiçeklisinden bir de toka,
İki dudağının arasından alıp örgülerine takıyorsun,
Dönüp gözlerime öyle güzel ve şaşkın bakıyorsun ki
Ben bile bana inanıyorum..

http://www.siirparki.com/tanbut8.jpg

Anlatıyorsun,
Anlatıyorsun,
Anlattıklarını anlamaya çalışıyorum,
Hani kendim yok ya içerisinde,
Senin aşklarını dinliyorum,
Arada fikir de veriyorum.
Elime geçse öldüreceğim adamı
İkimiz ayrı tellerde
Şarkılar söylemekteyiz ki
Sorma gitsin..

http://www.siirparki.com/tanbut8.jpg

Niye sen değilsin
Diyorum ta içerimden çığlık çığlığa..

http://www.siirparki.com/tanbut8.jpg

Akşam oluyor, balığa çıkmış olanlar dönüyor
İnanmayacaksın
Dilimde ay tutulması
Aramıza dünya giriyor.

http://www.siirparki.com/tanbut8.jpg

Niye sen değilsin soruları,
Yine sen değilsin sitemi,
Duygularımın
On şiir kazancı var,
Yeni bir aşka kadar harcasınlar…







Misafir 4 Kasım 2006 20:22

Sevdan kapimi caldi yoksunlugumda...
Bir bekleyisin ortasinda geldin bana
Dirilistin, kazanctin, yasamdin
Asktin doyasiya, bastan asagiya
Sevinctin, oduldun, hayattin
Bir serzenisin ortasinda geldin bana
Gercektin, dogruydun, kesindin
Vardin doyasiya, bastan asagiya
Emindin, kararliydin, benimdin
Bir yitirisin ortasinda geldin bana
Bitistin, kaybedistin, hicliktin
Uzaktin doyasiya, bastan asagiya
Olumdun, yitiristin, gidecektin
Sevdan kapimi caldi yoksunlugumda.
Muhtactim, caresizdim, sessizdim
Yalnizliktim doyasiya, bastan asagiya
Gozyasiydim, mutsuzluktum, sensizdim
Sevdan kapimi caldi yoklugunda...
“Yoksunsun ondan; ama yasa” dedi, “inadina”...
Bir dirilisin ortasinda geldin bana
Hayaldin, yalandin, belirsizdin
Sevdamdin doyasiya, bastan asagiya
Gucluydun, mucadeleydin, zaferdin
Huznun kapimi caldi yoksunlugumda
Sensizliktim, gidistim, siirdim
Sevmektim doyasiya; bastan asagiya
Sendim, seninleydim, bensizdim...
Gozyaslarin kapimi caldi aglamalarimda...
Gercek degillerdi, hazindin...
http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gif


MARLON 4 Kasım 2006 20:27

~ AYRILIGIN İLANI ~

Gidiyormusun diye sorma bana,
Gönderen sensin.
Ne terk etmeyi istedim seni,
Nede daha yaşamadığımız bu aşkı toprağa gömmeyi.
Senin kadar öfkeliyim bende,
Senin kadar endişeli.

Bir dokunuşunla bin kenti yıkacak güç verirdin bana,
Ama inandıramadım seni.
Sen sorgularken beni kafanda,
Ben gözlerinin içine bakıyordum kuşkuyla,
Bir tek sözün bağlardı beni sana,
Oysa sen hep susmanın koynunda.

Aşkın içine bir kez girdimi kuşku,
Teslim alır bedenleride.
Sütten çıkmış ak kaşık değildim,
Ama yalanı sokmadım iki kişilik dünyamıza,

Dünya ki bazen minicik bir odada,
Bazen kentin ortasında şekillendi.
Nasılda güzeldi....
Zaten sen varsın diye her şey güzeldi,
Ama sen buna da inanmadın.

Ah bu sorular....
Yaşamak varken sevdayı,
Delice niye boğarız sularla?
Nasıl ikna edebilirdim seni,
Ben aşk dedikçe,
Sen dur dedin.
Ben seninleyim dedikçe,
Sen hayır dedin.

Zaten az konuşan sen,
Olumsuz ne kadar sözcük varsa,
Sen bulup çıkardın ortaya.
Bense hiçbir şey diyemedim.
Ne kadar zarar vermişim sana meğer,
Nasıl değiştirmişim seni,


Oysa hiç böyle düşünmemiştim,
Kimseye zarar vermek istemezdim ben.
Kimseyi olduğundan farklı bir hale getirmekte istemem.
Ama öyle oldu işte.
Demek ki gitmenin zamanı şimdi.

Çocukluğuna sığınır atlatırsın bu acıyı,
Aklında sevda sözlerimiz bile kalmaz,
Rahat değildin,
Rahat ol artık,
Gözlerini saklaman içinde bir neden kalmadı artık.
Tedirginliğininde sebebi kalktı ortadan.

Biliyormusun bitanem!
Gidişim yürekten değil,
Zorunluluktan.
Sanma ki bu toy sevdayı;
Başka kimliklere taşırım.
Sanma ki;

Benden sakladığın gülüşlerini,
Başka yüzlerde ararım.
Senide götürürüm yüreğimde,
Her zaman yokluğunu taşırım.
Bulup, bulup kaybettim seni bebeğim,
Ne yazık ki toz duman edemedim kuşkularını,

Ne yazık ki kalamadın bana,
Öpüçügümün kokusu kalacak, kapının eşiğinde.
Kokladıkça bizi bir yanlışa mahkum ettiğini anlayacaksın.


MERYEM KAZDAL


AriThmetiCs 4 Kasım 2006 22:10

Gecenin bir zamanı evine gelince
Kilitte duyuyorsan anahtarın sesini
Anla ki yalnızsın

Elektrik düğmesini çevirince
Çıt diye bir ses duyuyorsan
Anla ki yalnızsın

Yatağına yatınca
Yüreğinin sesinden uyuyamıyorsan
Anla ki yalnızsın

Odanda kâğıtlarını kitaplarını
Duyuyorsan zamanın kemirdiğini
Anla ki yalnızsın

Bir ses geçmişlerden
Çağırıyorsa eski günlere
Anla ki yalnızsın

Değerini bilmeden yalnızlığının
Kurtulmak istiyorsan
Kurtulsan da yapayalnızsın


Pollyanna 5 Kasım 2006 00:21

''BİR YALNIZ YÜREĞE''

korkuların nefes nefese
peşinde koşarken
sen
içinde yasaklarını gizlersin
çocukluğunu yaşamadan
yaşlanmış yüreğinle
beklemeyi hep güzel bilerek
köşe başındaki dilenciye ağlarsın

yasaklarla çevrili odanda kaldın
kan rengi şaraplara
benzer yalnızlığın
yarı yolda bırakılmış sevdaların
ertelenmiş duyguların
varmış gibi
yalnızlığı anlatan şarkılar dinlersin

ne baharlar özledin
ne de beklemeyi
vedalar yaşamadın hiç
hoş geldini de
duymadın sevgilinin ayak seslerini
ne gelirken
ne giderken

aç perdelerini pencerenin
sana bakıyorum
tam karşındayım


Pollyanna 5 Kasım 2006 11:07

Adımı Sakın Unutma! ...
Hava kararıyor artık
Gece biliyor yokluğunu
Dün de yoktun bende zaten
Galiba artık dünde yaşamayı bıraktık

Sessiz geliyor yanlızlık
Çıtı çıkmıyor soğuğun
Aramızdan bi yol çizdi hepsi
Ayrı kalsın istediler ama
Biz onları yolun ardında bıraktık

Seni bildim kendimi bilmeden
Daha yeni aldılar aklımı
Sana uçurmuşlar benden habersiz
Hadi al onu da yanına gel
Kaderde yazılı olsun sevda
Ben kederle küskünüm nasılsa
Sende kavga et olsun bitsin işte
İnan hasret yok bu gidişte
Dedim ya ben varım
Ben sendeyim sendeki kadarım

Bu yol uzun
Bu yol kıraç ağaçsız
Tutunacak bir fidan ektim amma
Yokluğunda o da kalacak yapraksız
Hadi gel
Ben burdayım
Adın saklı aklımda
Adımı sakın unutma.........


kambis 5 Kasım 2006 11:29



Misafir 5 Kasım 2006 17:20

Üşüdükçe, uzuyor gece...
Sis çöküyor içime!..
Uzadıkça, üzüyor gece!..

Mevsimleer, dökülüyor kurşun rengi ağaçlardan; kavruk sarı!..

Topraktan kök... Ve çeneden diş sökülür gibi koptu elin avucumdan; bir beyaz güvercin gibi oturuyorken parmaklarımın arasında!..
Böceklere terkedilmiş yuvalar gibi, şimdi boomboş avuçlarım...
Korkuyorum;
İçime bakmaktan!
.....
Sen olsaydın, ne koyardın yokluğunun adını?..

Üşüdükçe, uzuyor gece...
Üzüyor üşüdükçe ve içimi sis bastıkça, hatırlıyorum; sen ve ben "bir" olurduk... Bir "bütün"lüktü bu birlik, çokluktu; yokluk değil...
Az değildik bir iken; fazlaydık, ve yoğunduk... Çoğulduk, ve zengindik... Çoktuk bir ken!
Ya şimdi?..

Topluyorum,topluyorum,toplayıp duruyorum kendimi yalnızlığımla...
Ben, bir... Ve bir de yalnızlığım, asla "iki" etmiyor!..
Lokmamı kırsam bile paylaşmak için; avucumda kalıyor... Sözüm, dudağımda kalıyor ve gözüm; kucağında kapanıyor yine, yalnızlığımın!..
Toplanmaya çalışsam da olmuyor... Doksandokuz parçamın her biri bir köşede; boncuklarım saçılmış bir araya gelmiyor!..

Üşüyorum...
Üşüyor gece...
Üşüdükçe, uzuyor; uzadıkça üzüyor ve sis çöküyor içime!..
Mevsimler dökülüyor kurşun rengi ağaçlardan; kavruk sarı, ve savruk sarı bir yel esiyor içimde!..
.....
Fırınlar tutuşmuyor çırasız, kaynamıyor tencereler ocaksız...
Ben, üşüyorum; şöminede kül gibi...
Bilerek, yokluğundan soğuk mevsim olmadığını!..

Adı var da her şeyin; ne deniyor olmadığın mevsime?..
Bilmiyorum...
Yokluğundan daha soğuk bir mevsimi tanımadım ki... Bilmiyorum sensizlikten daha soğuk bir mevsim...

http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gif



Pollyanna 5 Kasım 2006 18:59

Bir sigara yakarsın biter
Dumanı gökyüzünde
kaybolur gider.
Zaman olur gidersin
başını almadan
Aklın gerilerde kalır.
Saate bakar zamanı
okşarsın yelkovanla
Hoşuna gider zamanın
senin için güzel geçer.

Birgün daha akşam oldu
Birkez daha güneş battı
Yalnızlık hep odamda
Sensizlik canıma yetti

Şimdi çok uzaklarda
Belki de gülüyorsun
Bense dönülmez bu yolda
Adım adım Yürüyorum

Terk edilmiş bir evde,
Terk edilmiş anılarım
Ararken sensizliğimi
Başucumda ki sen misin
Kanarken yaralarım,
Gözyaşımı silermisin.?

Geçti günler geçmez aylar
Yok olmuş aniden dağlar
Durup durup düşünürüm
Gözlerimden hayalin damlar

Şimdi çok uzaklarda
Kendince yaşıyorsun
Bense bilinmez bu yerde
Rüzgarla savruluyorum.


Misafir 6 Kasım 2006 05:41

Sevgili Yalnızlığım...

ßenim güzel zindanım. Gökyüzü kana bulanık izliyor beni. Sokaklarda yürüyorum uzun uzun, acılarımın teorisini yazmak değil sana, derdim; gözlerimin bulanması değil, nedensiz hıçkırdığım, ağladığım değil, gözlerim kana çalıyor değil, evrenin külü, sevgilim benim, bilmem neden, kelimelerle aramda bir bağ var çözemediğim. İkimiz birbirimizin celladı oluverdik. Yaşamımız yağlı bir urganla bağlı birbirine.

Yokluğun bir akrebin ayak izleri gibi beynimi kemiriyor buralarda. Cennetim ve cehennemim. ßenim güzel ülkem. Nefes alamıyorum, senin soluğunu taşımayan şehirlerde. Sokaklar zifiri karanlık gün ortasında. Bir bilsen ne acı ,ne acı güneş, evrenin külü, hayatın anlamı ve korkusu, gecenin teri, beynimin kanayan tarafı. En derin, en yoksul, en zifiri zindanı, bir bilsen yokluğunu. Ayaza tutuluyorum beni kavuran güneşin altında. Sen yokken intihar bile dilsiz kalıyor, savaşlar düğün-dernek, öfkeler cılız, acılar sevimsiz ve kadınlar kuru. Tenekeden, tahtadan yapılmış gibi geliyor. Ah...ne acı, ne acı şey sevmek. Derin bir sarhoşluğa benziyor. Dudaklarım ismini sayıklıyor, kelimeler azalıyor artık içimde. Her geçen gün artıyor yalnızlığın. Bir kız bu kadar sevilir mi...? ßen bunu hiç bilmezdim. Günahlarımın bedelini ödüyorum şimdi. Hiç bir zaman benim olmayacak ışığın, nefesin, sözlerin ve tenin biliyorum. Kollarım kesik kesik hatırladığım esrik rüyalarımda saracak seni, gözlerin bakmayacak maviye ve güneş denizin değildir. Ateş ve su gibidir sevmek. Biz imkansız bir aşkın, biz çölde kıvranan dilsiz bir balığın, ölümü bekleyen hükümdarın, yetim bir ülkenin evlatlarıyız. Bilmem neden aklımı çeliyor ölüm. Ah sevgilim, benim tatlı ışığım, nefesim. Yaşıyorum... Buna yaşamak denirse eğer...
Görmedim, senden sonra lezzet alacağım ve susuzluğumu giderecek hiçbirşey. Geceye ve güne andolsun ki, ölüme ve cinnete, güzel gözlerine andolsun ki kalbim sana ihanet etmeyecek hiç bir zaman sevgili. Kelimelelerin yasını ölüler tutsun. Akrepler dolaşsın bu izbe kentin beyninde ve çocukları avuçluyor uzak bir ülkenin göğsünde toprak, kanlı ve kirli bir savaşın içinde. Yazarken ter kokuyor kalemim. Çünkü insan bu bunalım çağında sıkışıp kaldığını hissediyor. Artık aşklar bile kudurgan ve şehvet kokuyor sevgili. Acılar ve savaşlar içinde yaşıyor kalemim, nefesim ve sözlerim. Tutunamayan sefil adamların ülkesinde ölümü hatırlatıyor bana kelimeler...
Bu gece sabaha kadar yürümekti niyetim. Dönüp kalbimi en karanlık sokağa fırlatmak... Artık zavallı, sefil parmaklarım beni dinlemiyor. Celladını aramaktan vazgeçti çoktan kelimelerim. Oysa bir tutam sevgi dilenmiştim şu müşterek yaşadığımız arazi parçasında. Ne acı... Etrafımda hiç kimse yok. Kalabalıkların içinde yapayalnızım. Öyle bir boşluk var ki içimde, dolduramıyorum hiçbir şeyle. Aklına bile gelmeyecek sefih bir hayatı bile denedim bunu altetmek için. Karanlık çamurlu sokaklardan, caddelerden ve kadınların içinden geçtim. Deliliği, intihar denen iblisi ve kitapları deneyeli çok oldu zaten. Karanlık, izbe, loş ve rutubetli odalarda beynimi uyuşturmak için neler denedim bir bilsen, bir bilsen akrep gibi uyumadı hiç. Kendi kendini sokan adamın beyni. Şimdi sana yazıyor bunları. Aslında kendisiyle konuşuyor belki. Belki bir ufak ışık vardır ne dersin. Dostum ve yalnızlığım. Bana bir şey söyle, bu sessizlik beni çıldırtıyor. Sessizlik gözlerimi acıtıyor...
Bu gece benim için birşeyler dile, acı çekiyorum. Acımı hafifletmesini söyle. Kalbime bir nefes mutluluk göndermesini söyle. Bütün yüreğinle konuş onunla. Dua et. Buna o kadar ihtiyacım var ki. Bunu yapar mısın benim için?

Fatih Deniz
http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gif



Misafir 6 Kasım 2006 10:59

Yine oturdum daldım en derin hüzünlerin çalkantısına, neye ne kadar fazla inanacağımı bilmeden, neyi niçin düşündüğümü bilmeden, kendi kendime düşünüp duruyorum yalnızlığımın nedenini, ben niçin bu kadar yalnız ve düşünceliyim.Çevremde onca insan varken neden bir tanesi bile benim içimdeki duyguları, düşünceleri hissedemiyor.Sebebin ne olduğunu bilmiyorum. Bazen durup; "belki de bunun sebebi benim" diyorum kendi kendime.Tamam belki kendimce bir çok sıkıntı gördüm ve acı çektim ama arada bir insanların neler düşündüğünü ve neler hissettiğini yoklamadan edemiyorum.Çünkü ben insanları seviyorum ve onlar için küçücük bir şey bile olsa yapmaya hazırım.Hem de karşılık beklemeksizin! İstediğim tek şey benim var olduğumun ve ne kadar iyilik sever bir insan olduğumun bilinmesi.Gerçi ben kendimde ne kadar iyi biri olduğumu bilmiyorum. Fakat şu bir gerçek ki oda ben her şeyi düşünüyorum.Hem de en ince detayına kadar.Kimse benim farkıma varmasın istiyorum.Hayal ettiklerimi kimse bilmesin istiyorum.Bir kişi hariç!

İnceden sessizce her şeyi her detayı ile düşünmek zor bir şey mi acaba? Hayır! Bu bir başkası için zor olabilir ama benim için o kadar da zor bir durum değil çünkü ben bunu çocukluğumdan bu yana yapıyorum.Ve her seferinde de başarılı oluyorum.

Bazen kalabalık bir topluluk içinde dalıp giderim uzaklara kimse bilmez neler düşündüğümü onlar sadece "KaKsi sen yine dalıp gittin uzaklara!" yada "Aşık mısın olum!" diyerek sanki bir sevgilim varmış da ona özlem duyup uzaklara dalmışım gibi düşünüyorlar.Ama bunun bir kısmı gerçek olsa bile geri kalanında kendi hayal dünyamın içinde neler yaşadığımı sadece bir ben bilirim.

İnsanlar bana karşı önceleri genelde çok önyargılı davranırlardı.Ben daha bir cümle kurmadan "tamam sende iş yok" yada "bizim konumuzun aşk ile bir alakası yok" veya "bu konu çocukları ilgilendirmez" yada "Allah yine başlıyor!" diyerek beni çocuk görürler yada saf dışı etmeye çalışırlardı.Ama zaman içerisinde büyüdüm geliştim artık bir çocuk değilim ve insanların çoğunun düşüncelerini daha kurdukları cümlenin ilk kelimesinden yada hal, hareket ve tavırlarından anlayabiliyorum. Çevremdeki bazı insanlar beni bir deha olarak görüp bana daha fazla yakın olmaya çalışıyorlar.Bazıları ise benden nefret ediyor ve her ne kadar başaramasalar da bunu gizli tutmaya çabalayarak benim yakın çevremde olmaya gayret ediyorlar.Bazıları da beni ne çok büyük ne de çok küçük görüp benim sade arkadaşlığımı kazanıyorlardı.Evet benim arkadaş çevrem büyüklü küçüklü oldukça büyük ve ben bunu şöyle ifade edebiliyorum.Edirne den kars a kadar tüm Türkiye'de arkadaşım bulunmaktadır diyebiliyorum.

Arkadaş çevremin bu kadar büyük olması nedeni ile bazen içimdeki sıkıntının sebebini daha iyi anlıyorum.Çünkü arkadaş çevrem ne kadar büyük olursa olsun dost çevrem o kadar küçük ki toplam da belki de on kişiyi geçmezdi.Geçmezdi diyorum çünkü benim dostluk ilişkilerim bambaşkadır.Onlar benim yaşadığım hiçbir sorunu sıkıntıyı göz ardı etmeden benimle beraber üstüne giderler.Ve benim her sorunuma bazen benimle beraber bazen de benim hiç haberim olmadan çözüm getirmeye çalışırlardı.Tabi ki bu çözümlerin de pek başarılı olduğu söylenemezdi.Ama benim için önemli olan bu insanların beni düşünerek benim için bir şeyler yapmaya çabalamasıydı.Onları benim dostum yapan da buydu.Aynı şeyler onlar içinde geçerliydi.Bende onlar için bir şeyler yapmaya çalışırdım.Ta ki yakın bir vakte kadar.Evet onlardan da uzaklaştım ve ilişkim onlarla da diğer arkadaşlarımda olduğu gibi sadece arkadaş seviyesine indi.

Sizleri bilmem ama benim için arkadaş ayrı dost apayrı bir şeydir.Ve artık benim dostum yok.Sebebi de benim dostlarımın sorunları için daima elle tutulur bir çözüm bulmam ve onların benim umutsuzluğum için hiçbir şekilde elle tutulur kalıcı bir çözüm bulamamaları idi.Sürekli geçici çözümler ve sonunda gelen acı, hüsran.

Eğer bu satırları okuyup ta benim çok gaddar bir insan olduğumu düşüneniz varsa boşuna ümitlenmesin; çünkü bunun bu hale gelmesi önerisi dostlarımdan geldi.Ve ben yine kendi yalnızlığımla baş başa kaldım.Bazen düşünüyorum da insanlar hep geçim darlığı, namus, yada daha farklı şeylerden dert yanıp duruyorlar.Fakat çevrelerindeki onlarca güzel insanın kalplerini kırdıklarının farkında bile değiller.Belki de yalnız olmadıkları için böyle davranıyorlar.Kim bilebilir ki belki de daha farklı duygular içindedirler.Ama emin olduğum tek bir şey var o da; Eğer bir insan fakirlikten, geçim darlığından, çevresindeki insanların davranışlarından Ve buna benzer şeylerden dert yanıyorsa o insan henüz daha yalnızlık duygusunu tatmamış demektir.Ve ben bunu hep bir nankörlük olarak görürüm.Çünkü her ne kadar zor durumda olursanız olun yalnız olmak daha kötü bir durumdur.

Çok tuhaf bir duygu bu anlatılır gibi değil; Bazen bir sevgiliniz olsun istiyorsunuz.Onunla el ele tutuşup sahilleri arşınlamak istiyorsunuz.Bazen ona kendisini ne kadar çok sevdiğinizi ispat etmek için hayatınızda yapmış olduğunuz bazı önemli fedakarlıkları göz önüne çıkartmak istiyorsunuz.Bazen onun boynunuza sarılıp başını sizin göğsünüze koyup ta siz onun saçlarını okşarken onun sabahlara kadar hıçkıra hıçkıra ağlamasını istiyorsunuz.Ve bu durumda bazen de duygularınızı değiştirip siz onu teselli ederken onun arada bir başını kaldırıp yaşlı gözlerle sizin gözlerinize bakıp "Seni seviyorum! Beni sakın yalnız bırakma! Hiç ayrılmayacağız di mi! Bana sıkı sıkı sarıl " gibi sözler kullanmasını istiyorsunuz.Bazen de aynı şeyleri ona karşı siz yapmak istiyorsunuz.Bazen çocuklar gibi koşup eğlenmek istiyorsunuz.Bazen güzel bir sahil kenarında onunla güneşin doğuşuna ve batışına ortak olmak istiyorsunuz.Erkekler için söylüyorum bazen çocuğunuz için en güzel ve en iyi anne olduğunu düşünüyorsunuz.Bazen düşüncelerinize, hayallerinize çocukları da katıyorsunuz.

Bazen hayallerinizde sizi anlayabilecek bir dost arıyorsunuz.Ve hayal de olsa bunu buluyorsunuz.Sizi her yönünüzle anlayan bir insan tıpkı bir sevgili gibi hayal ediyorsunuz onu ama bir fark var o da onun sizin sevgiliniz değil de en yakın dostunuz olması.Hayal de olsa düşünmüş olduğunuz şeyleri bir an için gerçek gibi kabul ediyorsunuz.Ve bundan haz alıyorsunuz.Dostunuzla birlikte çeşitli mekanlarda bulunuyor çeşitli şeyler yapmaya çalışıyorsunuz.Daha doğrusu gerçek hayatınızdaki yalnızlığı hayallerinizle engellemeye çalışıyorsunuz.Bunda kısa bir süre içinde olsa başarılı oluyorsunuz.Tabi ki sonunda olacakları hesaba katmadan.Hayalinizdeki dostunuzla dertleşiyor, koşturuyor, insanlara yardım ediyor ve türlü eğlenceler yapıyorsunuz.Bazen bir şeyler için başka insanlarla kavga ediyorsunuz.Yaralanıyorsunuz.Dostunuz size yardım ediyor.Dostunuza ilginizi ve alakanızı yani bağlılığınızı ispat etmek için her şeyi deniyorsunuz.(Burada bunları detayları ile anlatmak uzun sürer diye kısa kestim)

Ama hepsinin sonunda yine gerçek dünyanıza dönüyor ve kendi yalnızlığınızı kendinizle paylaşamayacağınızı anlıyorsunuz.Üstüne üstlük birde kurmuş olduğunuz hayallerin gerçek olmaması sizi incitiyor."Keşke!, ah keşke!" diyorsunuz.Ve hayalinizdeki hayatı yakalamak için daha bir hırsla sarılıyorsunuz yaşamınıza.Yılmak istemiyorsunuz.Çünkü bir gün mutlaka bunu başaracağım diyorsunuz.Hayallerinizde yaptığınız güzel şeyleri gerçek hayatınızda da yapmak istiyorsunuz.Ama karşınıza çıkan insanlar sizi anlamıyor.Fakat siz yine de yılmıyorsunuz.Yakınlarınızın yalnızlığınızın farkına varmasını istiyorsunuz.Ama bunu onlara anlatmaya daima çekiniyorsunuz.Kısacası hayatınıza sizi anlayabilecek bir insan girinceye kadar yaşamış olduğunuz yalnızlığa katlanmak zorunda kalıyorsunuz.

Bazı vakitler yaşamak size zor geliyor.Yaşamaya gayret ediyorsunuz.Bir arkadaşınız sizi düşünüp bir sürpriz yapmak istiyor.Siz ise sürprizi yaşadığınızda acı çekiyorsunuz.Ama bunu arkadaşınıza belli etmemek için elinizden gelen gayreti gösteriyorsunuz.Çünkü yalnızsınız ve "keşke bu mutluluğu benimle paylaşabilecek bir hayat arkadaşım olsaydı" yada "keşke o da yanımda olsaydı" diye içinizden kendi kendinize bir şeyler ifade etmeye çalışıyorsunuz.Bazen kendinizi bile anlayamıyorsunuz."Hayat kısa neden dolu dolu yaşamıyorum ki?" diye soruyorsunuz kendinize ve her seferinde cevabı aynı oluyor."Yalnız bir başına hayat çekilmez oluyor." Hele hele birde yakışıklı yada çekici değilseniz işte o zaman vay halinize.Hayatınızı paylaşamıyorsunuz, Yalnızsınız, böyle yaşayamazsınız, bu şekilde hayatınızı sürdüremezsiniz.Geçici mutluluklar sizi daha ne kadar idare edebilir ki!Ama umutlarınızı da yitiremezsiniz.

Hiçbir zaman kendinize olan öz güveninizi ve vicdanınızdan gelen sesi, göz ardı etmeyin.Kendinize güvenin ve kim olursa olsun, sizden yaş olarak yada dünyevi olarak ne kadar yüksek yada büyük olursa olsun; Asla çekinmeyin! Çünkü yaşamış olduğumuz hayatı paylaşmak için o kadar çok sebebimiz var ki! Sanırım bunlardan en önemlisi de bir çocuk sahibi olma arzusudur.

Hayatınız boyunca hiçbir insanın kalbini kırmamaya gayret edin.İnsanlara daima bir şeyler vermeye çalışın; karşılığını beklemeden.Herkesi sevin ayırım yapmayın(din, ırk, renk, v.s.)Ve hiçbir zaman "Ben hep onlar için çabalıyorum neden onlar benim için bir şeyler yapmıyor?" demeyin.Sabredin bekleyin hayatı, zamanı, yaşamınızdaki güzel olabilecek şeyleri düşünün ve bekleyin.Hayat size hiç ummadığınız bir zamanda istediğiniz, arzuladığınız yaşamın kapılarını açacaktır.Mutlaka bekleyin ve hiçbir şeyden çabanızı esirgemeyin.Fırsatı yakaladığınız zamanda sakın kaçırmayın.Ve asla "ne oldum?" demeyin "ne olacağım?" diyin.İnsanları üzmeyin, sonra sizde üzülürsünüz.Ve son bir şey daha; sonradan "Keşke yapmasaydım!" diyeceğiniz ve pişmanlık duyacağınız bir şeyi asla ve asla yapmayın.

Saygılar, Sevgiler, Mutluluklar, Dünyanın en güzel duyguları sizinle olsun, kalbinizdeki sevinç ve mutluluk duygusu hiçbir zaman uzaklara gitmesin.Unutmayın hayatınızdaki yalnızlığı tarihe gömecek olan insan belki de çok yakınlarınızda bir yerlerdedir.Çevrenize bir bakın!


Misafir 6 Kasım 2006 17:59

Ben ve yanlızlığım vardı uzun zamandır.Kimselere vermek istemediğim, bir türlü güvenemediğim bir kalbim vardı benim.Sen girdin hayatıma birden bire hiç beklemediğim bir anda. İzinsiz bir yolcu gibiydin, ben ise birçok zaferler kazanmış ve birçoğuna geçit vermemiş bir bekçi. Karşı koymak istedim diğerleri gibi. Ama bu sefer olmadı işte yapamadım, durduramadım seni.Bir şekilde dokundun kalbime ben istemeden.Sonra bir çocuk buldun bende daha benim bile bilmediğim, tanımadığım. Varlığından bile habersizdim oysa onun.Çok korktum ondan, çekindim çünkü o daha sadece küçücük bir çocuktu ve beni değil seni dinliyordu. Saf, tertemiz, dürüst, düşünmeden hareket eden, yalan nedir bilmeyen ve senden başkasını gormeyen bir çocuk. Ben yoktum artık bedenimde bir başkası vardı ve beni o yönetiyordu.Bu çocuk senindi ve korkarım senin kollarında büyümek istiyordu. Güvenebilirdin ona sarılabilirdin sıkı sıkı zaten gitmeyede pek niyeti yoktu. Oysa sen güvenmedin ona belkide güvenmek istemedin, onun yerine oyunlar oynamayı seçtin...


Senin yanındayken çok masum ve iyi gorunuyordu. Sürekli gülen, keyifli, konuskan, hayata bağlı... Ama sen birden bire gittin ve ben başbaşa kaldım o çocukla. Dışardan baktığımda tanıdığımı sanmıştım o çocuğu ama yanılmışım. Hırçın, inatçı, mızmız, susmak nedir bilmeyen, zaman zaman ağlayan bir çocuk olmuştu birden bire. Ve ben onunla nasıl başedeceğimi bilmiyordum. Bildiğim tek şey vardı, o seni yanında istiyordu. Bende onu susturmak için tek çare olarak bile bile seninle oyununu oynadım. Ve bir söz verdim ona, bu hikayede iyi veya kötü bir son elde etmeden vazgeçmeyeceğime, çekip gitmeyeceğime...


Haketmediğim şeyler yaptın bana, senden duymak istemediğim sözler duydum, kimselere yapmayacağım şeyler yaptım. Çünkü o susmak bilmiyordu bir türlü, mızmızlık yapıp durdu, bir şekilde vazgeçip giderken hep yollarımdan dondurdu beni. Ve rahatlamadı içi bir türlü, bu hikaye böyle bitemez dedi ve hiçbir zaman yetmedi yaptıklarım zaten benim üzülmem veya canımın yanması umrumda değildi...


Oyunun kahramanı olmaktı istediğim ve bunun için uğraştım uzun süre, hiçbirşeyi bozmadan veya seni kırıp üzmeden bitmesini istedim oyununun ama olmadı işte. Olmadı diyorum çünkü sen birkaç ayrıntıya takılıp kaldın. Ellerimi uzattım sana ama sen tutmadın, bitirmedin oyununu. Ben kendimden küçücük bir çocuk için vazgeçmişken, böyle bu şekilde yaşamayı seçmişken, senden ise sadece oyunun sonunu değiştirmeni istemiştim. Çok mu fazlaydı bu isteğim gerçekten? Çok mu zordu istediğin şekilde bitmesinden vazgeçmen? Benimkinin yanında çok küçük bir istekti oysa...


Seninle buluşup buluşamamız adeta sadece bana bağlıydı ve bu benim hiç hoşuma gitmiyordu. Uzadıkça canım sıkıldı, özleminle çekilmez katlanılmaz oldu ve ben yoruldum, pes ettim sonunda. Ve tabi o susmak bilmeyen çocuk... Ve ben yıktım herşeyi. Çünkü gelmeyecektim artık bu kadardı gücüm. Benim kadar üzülüp acı çekmeni istemedim. Beni umutla beklemeni istemedim. Çünkü seven birinin elinde umutları varsa ve karşısındakini bir türlü kötüleyemiyorsa ne yaparsa yapsın ondan vazgeçemiyor.Hergün yollarını gözlüyor, bir haber alabilmek için her kapıyı zorluyor... İşte sadece bu yüzden bile bile üzdüm seni, canını yaktım, yok ettim o küçük çocugun umutlarını. Ama o çocuğa verdiğim sözümü tuttum, bir son yarattım hikayeye. Ben senin vazgeçip gitmeni bekliyordum aslında, sadece bir veda bekliyordum...


Sonunda susturdum onu işte.Ama o bana küstü seni üzdüğüm için ve kaçtı gitti. Bilmiyorum şu an nerelerde, ne halde, ne yapıyor. Artık benden hiçbirşey istemiyor veya beklemiyor. Çünkü gayet iyi biliyor sana çıkan tüm yollarımı yıktığımı. Gayet iyi biliyor daha fazla birşey elimden gelmediğini.Sana gelmelerimin yasak olduğunu. Şimdi bir hücredeyim ben sözlerimiz ve yaptıklarımızla inşa edilmiş. Beni burdan çıkarmanın anahtarı sadece sende, senin sesinde, birkaç sözünde...


Kim bilir belki birgün bulabilirsin beni buradan çıkarabilecek gücü içinde. Belki affedebilirsin birgün beni aynı benim seni affettiğim gibi. Çünkü bilirsin çocuklar küsemez kimseye sadece dargın kalabilirler bir süre. Sonra unutulur gider tüm yaşananlar kocaman sevgi dolu kalplerinin içinde. Çıkarabilrsen beni işte o zaman hayal olmaktan kurtulur aşkımız ve belkide yepyeni bir sayfada tekrar birbirmizin oluruz.


Pollyanna 6 Kasım 2006 20:49

Yalnızlık ne zor şeymiş
Acılarına gömülmek ne de zormuş
Anılarınla avunmak neden zor bu kadar
Neden acı her yanda
O kadar çok soru var ki
Yaşanan yaşanacak olan her şeyi
Bitirdiğin son noktayı koyduğun için
Sen gittin ben anılarımla avundum
Şimdi unuttum seni gerçek aşkı gerçek sevgiyi
Yalnızlığımla başbaşayım artık...


Misafir 6 Kasım 2006 20:52

sen buralardan gideli
boynu bükük bir İstanbul kaldı ardından
unutmayı yüzledikçe şimdi kulağımdaki ses
kaçınılmaz
rüzgârın ısırık izi berzahlarında
ve o soğuk ayrılığın dalgasında hırçın denizin
ortasında ben kızkulesi kadar şaşkın
işte o yüzdendir ki hiç sevmez bu sahilde
çiçekçiler
mevsimsiz yağan yağmurları…

bilirsin aslında
senin doğduğun yerde güneş
çavmaz yüzlere
sevenlerin mayasında yas
gururla bezenmiş kundağı
ve gözyaşı esir düşmüş
semtin yırtık kuşağında

ve özlemek dediğin…
dilinin dürgüsünde hep
aynı, çocukça
yüreğinin o aşınmaz taftasında
yarınsız bir kadının
yalnızlığının dokusu
sanki bir sevda masalında karşılaşmak bir gün
avunmak kim bilir düşünde
tesellinin
bir martı gibi rüyalarında yaralı
vurgun yemiş bir sünger avcısı kadar
süzgün
orada işte kayaların infazında
fırtına sonrasındaki o özlem
o benim hâlâ dingin
http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gif


Misafir 7 Kasım 2006 21:23

http://siir16.sitemynet.com/dguller.gifYalnızlık Ezgisi

Gölgeli, yağmur çiseleyen
Güncesi kırık dökük bir gece
Tıpkı bizim gibi...

Hüzün başımızla beraber
Yalnızlık, yüreğimizin iç cebinde

Vefalar, sevmeler
Bir tebessümlük özürler...
Bilemiyorum ki inkar mı gelmeli kadın!

Hayali sözler karmaşası ki
Asılsız dünyevi düşler belki de hepsi
Yaşamın yorgunluğundan düşen omuzlar
Ara sıcak sevdalar belki de eşikteki yanlızlıklar

Gün ağarmadan terk edilen öpüşler
Bir uzanıp bir geri çekilen o dost eller
Ve umuda yenik ıslak imgeler mi desin kadın
Bittiğimiz yerde inadına bütünleşenler!

Biliyor musun insana hayata ve ötesine dair
Ne varsa aslında hepsine değer...kadın

Sen martı ol umuda kanat aç
Bense mavinin en koyu rengi
Sonra gel
Yasla başını omzuma

Biliyorsunki kadın
Sustuğumuz yerde konuşur yüreklerimiz
İnsan gibi kadın gibi dost gibi

Ne söz isteriz, ne düş
Hayat biziz, kainat biz
Ölüm de biziz, ölüm de biziz kadın!
Haklısın ölememek de var
Sevememek, sevilememek gibi ölememek!

Kahredip yakmalı mı
Bu gece şiirleri kadın yakmalı mı!
Gitme yüreğimizde ki şu yalnızlık,
Gözlerimizde ki ağır hüzün silinmeden gitme...

Yasla başını omzuma...
Sen umuda kanat açan martı, ben dalga dalga mavi
Dinle ikimizin yalnızlık ezgisi bu yüreğim dinle...

Nisan Serap Muratoğlu

http://siir16.sitemynet.com/dguller.gif


Misafir 7 Kasım 2006 22:00

YALNIZLIK ÇEMBERİNDE

Günlerim herzaman ki gibi karanlık yine
acı ile geçiyor saatler özlem ile
ne zaman dalmıyorki gözlerim senli sensizliklere
durmuyor gözyaşlarım yalnızlık çemberinde.

Yorulmuyor hayat dert çile vermeye
şarkılar yoldasım sigaramla birlikte
tükenmek bilmeyen bir boşluğun içinde
savruluyorum rüzgarla birlikte
farkında olmadan yalnızlıık çemberinde.

Nedeni yok belki bu sensizliğin
yada bana verdiğin bu ayrılık yelinin
sana yazdığım ilk şiiri hatırlarmısın
Ayrılıktı adı
ayrılmam dediğin ayrılık
yıkılmıştı o gün dünyam
gözümde yalandı herşey sevda bile
yıkmam demiştin
ama bıraktın beni yalnızlık çemberinde.

Şimdi soruyorum kendime
neden sen, neden sevdim diyorum
oysa ne mutluydum senden önce
aradığım aramasını beklediğim
düşündüğüm kimse yoktu
mutluydum yinede yalnızlık çeberinde.

Şimdi ise perişanım
hasret rüzgarlarını saldın üstüme
çaresizliği tanıttın
derman bulamıyorum şimdi dertlerime
öyle acımasızki şu hayat
gelmiyor ECEL\'im YALNIZLIK ÇEMBERİNDE...


Misafir 8 Kasım 2006 00:18

Yalnız Hanım


Yalnızlık çöker,karasında bulutların
Dağıtmaya çalışır,ışığında umutlarının
Köy halkı uykusundadır,unutmuş yorgunluğunu
Rüyasında görür,kestirme bahçe yolunu

Yalnız hanım gerilmiş,perdelerin arkasında
Çektiği dertlerin, bitmeyen sancısında
Köy halkının pencereleri,açılmış çiçeklerle
Yalnız hanımın sevgisi, her zaman yüreklerinde.



AriThmetiCs 8 Kasım 2006 01:54

Belki de ilk defa bu kadar sorumlu oldun bu ilişkiye karsı

Gitmem mi gerekiyordu söylesene

Ya da gider gibi yapmam mı gerekirdi seni daha sorumlu kılmak için

Yoruldum ve umudum da kalmadı.

Göremiyorum ileriyi seninle artık

Sorumsuz tavırların sis kütlesi gibi birden geciveriyor onların önüne



Arayıp beni pişmanlıklarını anlatma

İçtiğin her kadeh seni bitirmekten başka bir işe de yaramayacak



Bensiz bırakmak için değil seni

Seni sana getirebilmek için

Gittim ben...



http://img231.imageshack.us/img231/568/forestzm1.gif


Pollyanna 8 Kasım 2006 02:54

Sonbahar başladı şehrimde.
Her şey bildiğin gibi...

Yalnızlıkla baş etmeyi öğrenebilen yok.


Misafir 8 Kasım 2006 14:04

Kırgın, yorgun ve sessiz bir sonbahardı.Bildiğim ve özlediğim bir şehirden geçiyordum.Bir nefeslik sigara, demli bir çay ve dost sohbetiydi, kısacık zaman dilimlerine sığdırmaya çalıştığım. Akşamı giyinmiş tam gitmek üzereyken gördüm seni. Hiç konuşmadan hatta umarsızca baktın bana. Minik parodilerle süslenmiş ve yaramazlık yapmadan duramayan haylaz bir çocuğun, hınzırca gülümseyişi gibi oldu tanışmamız, tanıştırılmamız...Nereden bilebilirdim, bu giderayak dudaklara yapıştırılan gülümseyişlerin, yerini sevdaya bırakacağını...Kaçamak bakışlara gebe kaldı gözlerimiz ve aslında gözlerinde gözlerimi gördüğümü kimse anlamadı, kimse farketmedi hüzünlerimizin seviştiğini....
Acılardan ve vedalardan geçen, artık olmaz diye direten bir yürek mahzunluğu vardı ortada, kahkahalarla örtmeye çalıştığımız. Çok sonraları farkettik, örtmeye çalıştıkça bu mahzunluğun ortaya çıktığını. Direndik..Direndik bir zaman tutulmamak için aşka. Oysa, gideceğini söyleyip de, göndermediğim bir sabah ayazında şekillenmişti cenin yorgun yüreğimde.Başım döndüğünde anladım, canlanmaya başladığını bir sevdanın içimde. Artık çok geçti ve büyüyordu sevda, hüzünle ve hasretle beslenerek...
Yolların sana gelirken kısaldığı ve senden giderken uzadığı akşamlarda dokunduk birbirimize. Maskelerimizi kapı girişlerinde bırakarak, seyircisiz ve alkışsız sahnelerde seviştik. Seviştik ve çoğaldık farketmeden. Her buluşma bir coşku, her ayrılık bir acı bıraktı yüreklerimizde. Uyurken seyrettiğim yüzün, hasreti törpüledi kilometreler ötesinden...
Kalabalık korkularımız, evlat edindiğimizi sandığımız acılar ve peşimizden itinayla gelerek bizi takip eden endişelerimiz vardı.Sen umursadın, ben görmemezlikten geldim. Acılar paylaşılır dedim, sen paylaşılamayacağını savundun.Sarıldım sana bu savunmaların içinden. Gülmeni, sevginden önce istedim.Gülmenin gözlerine yakıştığını gördüğüm an..Oysa gülüşlerimiz bile hüzünlüydü gözlerimizde.Gözlerimizdeki bu hüzün çağırmıştı belki de sevdayı yüreklere,hiç beklemediğimiz bir an, ummadığımız bir gecede...
Şimdi gecelerde,babasını arayan bir sevdayı emziriyorum.Nerde diye sorduğunda, işleri var, şimdi gelecek, diyerek yalan söylediğim sevdayı. Bilse seni kırdığımı, incittiğimi, beni bir daha sevmemesinden, ayaklanıp gitmesinden korkuyorum.Kendi söylediğim yalanlara, kendim inanmaya başlıyorum.Gecelerde,sevdam uykuya dalınca, sessizce ağlayıp, affedilmem için dualar ediyorum.Gecelerde, en çok seni özlüyorum...
Sessizce gelişin, sessizce gidişin oldu. Dudaklarım cezasını konuşmayarak çekecek, gitmene sebep onlar oldu.Kadınlığımı çıkarttım, yıkadım ve askıya astım. Kimse görmesin, beğenmesin diye. Geldiğin gün giyinip, karşına öyle çıkacağım.
Biliyor musun, ben hiç yağmurda dans etmedim. Belki de yağmur olan sendin, seninle dans etmek istedim...
http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gif



Pollyanna 8 Kasım 2006 16:43

Bir dağbaşı yalnızlığı yaşıyorum yeniden.,
Dağbaşı yalnızlığı ölümden beter.
Hiç kimse aramasa sormasa beni
Sen gelsen yeter..
Huzur ellerinin güzelliğidir.
Gözlerin karşımda mutluluk denizi.
Her sabah soframızda ekmeğimizi
Sen bölsen yeter..
Yüreğim seninle yaylalar kadar serin
Ne bir çizgi hasret, ne bir nokta gam
Yayla dumanı gibi gözlerime her akşam
Sen dolsan yeter..
Bende çaresizlik sonsuz kördüğüm.
Bende sabır sende naz..
Gündüzünden vazgeçtim düşümde biraz
Bir yüz görümlüğü sen olsan yeter..
Duymasa da hiç kimse şâir gönlümün,
Sende karar kıldığını...
Ve içimin şerha şerha yarıldığını,
Sen bilsen yeter..
Bir gün duysan bittiğimi, tükendiğimi..
Çıkıp gelsen uzaklardan korkulu ürkek..
Bir incecik dal gibi üzerime titreyerek,
Eğilsen yeter...........


Misafir 9 Kasım 2006 00:15

YALNIZLIK MACERASI

Öyle yalnız kaldım ki hayatımda

Kimi gün öldüm kimi gün ilah oldum

Çok zaman annemin dizlerine hasret

Koydum başımı kendi dizlerime

Doya doya ağladım

Paylaşırsa dost paylaşırmış

İnsanın derdini sevincini

Dost ümidiyle ortalığa düşmeye gör

Hangi kapıyı çalsan kimseler yok

Hangi omuza dokunsam yabancı çıkar

Aşık mı olmadım taparcasına

Bir Mecnun geçti o çöllerden bir de ben

Diz mi çektirmedim alemde Kerem gibi

Ferhat gibi gürz mü sallamadım dağlara

Ne Leyla yar oldu bana ne Aslı ne Şirin

O gün bugün sırtımı kendim sıvazlıyorum

Sabahları sokağa çıkmadan evvel

Cesaret şairim, cesaret

Kendi saçlarımı okşuyorum geceleri

Sevgilimin saçları niyetine.


CAHİT SITKI TARANCI



Misafir 9 Kasım 2006 11:57

Yalnızım, tek başına bir ağacım, tam sınırda. Orman dışına itilmiş, kendine ne çölde, ne de kırda yer edinmiş. Bir yanım uçsuz bucaksız çöl, diğer yanım kır. Bir yanım bahar, öte yanım kış. Hepsinin ve herşeyin ötesinde ve dışında tek bir gerçeklik; "benim yalnızlığım!".

YALNIZIM BİR BAŞINA ÇÖLLERDE,
YALNIZIM ŞAFAK DOĞMAZ GÜNLERDE,
YALNIZIM İNCİNMİŞ GÖNÜLLERDE,
DAĞDA OLSAM,
KIRDA OLSAM YALNIZIM,
YOK KALBİMİN BESTESİ,
YOK DERDİM DİYECEK BİR SAZIM.

Yalnızım ben, tek başına bir ağaç gibi...



Saat: 20:14
Sayfa 4 / 38

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık