![]() |
http://hometown.aol.com/noeltarot/images/fantasie-elfe-fee_322.gif Müsait zamanlarda, müsait alanlar yaratmaktı niyetimiz. Hep bir kaçak dünyada yaşıyorduk yakalanma tehlikesiyle karşı karşıya. Severken kaybedeceğimizi ve kaybedilenlerin de daha çok sevileceğini biliyorduk. Belki de kaybetmemek için olan çabamızın tek nedeni buydu. Gereksiz vicdani sorumluluklardan kaçıyor ve hep bir diğerimizin önayak olacağını düşünüyorduk bazen de... Kurallar koyuyor ve o kurallara uymayı bekliyorduk, bunca kuralsızlık ortasında. Kuralsızlıkların ortasındaki kurallar sakil duruyordu , daha çok uzaklaştırıyordu bizi. Oysa ıramak aşkın büyüsüne aykırıydı, belki uyanıyorduk uykudan. Yolunda gitmeyen birtakım şeylerden ötürü kurallar koyduk. Bilmiyorduk kuralların kural tanımazlar için hiçbir şey ifade etmediğini ya da o kural tanımazların, o hiçbir şey ifade etmeyen kuralları koyan, kural koyucuların, neden o kuralları koyduklarına dair sorgulara gireceğini. Susmak en iyi çaredir dedik, özellikle bir taraf kızgınsa diğerinin susması kesinlikle gerekli diye düşünürdük. Oysa bilmiyorduk suskunlukların kocaman seslere gebe olacağını. Cin hikayesini biliyorduk ama... Bilmiyor muyduk yoksa? Çok güçlü bir cin zamanın birinde bir şişeye kapatılmış ve okyanusun dibine atılmış. Yıllarca vazgeçmeden yalvarmış cin, tam beş yüz yıl boyunca "beni buradan kurtaranın sonsuz dileğini yerine getireceğim" diye; ama ne gelen olmuş ne giden. Biraz burulmuş cin ama yine de kaybetmemiş ümidini sonraki beşyüz yıl boyunca "beni buradan kurtaranın üç dileğini yerine getireceğim" diye yalvarmaya başlamış yine kimse gelmemiş. Kızgınmış cin hem de çok kızgınmış artık onu oradan kurtaran en büyük cezayı hakediyormuş ona göre... Bir gün sahilde gezen bir adam kumların üstündeki şişeyi bulduğunda hiç düşünmeden mantarını açmış ve karşısında kocaman cini görmüş daha şaşkınlığı bitmeden cin "beni buradan kurtarana sonsuz lanet" demiş. Adam şaşkın ve bir o kadar korkmuş bir ifadeyle "neden böyle dersin seni ben kurtardım" demiş, cinin cevabı çok netmiş " AMA ÇOK BEKLETTİN"... Müsait ve dar zamanlarda, müsait ve dar alanlarda... |
AYRILIK… YALNIZLIK bir kırbaç sesi bekleyen kapı önünde eyerlenmiş atlar gibidir aramızda ayrılık o kadar hazır o kadar bilinen ve o kadar beklenen atlar geçer bozkırlardan atlar göçer atlar uzak iklimlere ruhumu taşır uçuruma benzer boşluğa nal sesleri yayılırken gözlerimde ihanetin çiçekleri tomurcuklanır kanatlarında sevda masalı ağızlarında umudun türküsü ile turnaların bitmeyen yolculuğuna benzer yalnızlık turnalar geçer bulutlardan turnalar göçer turnalar bilinmeze ruhumu taşır tanyeri ağardığında pencereleri kapalı kapıları mühürlü odama bir ışık gibi süzülmeni beklerken sisler aralanır yüreğimde bölüşemediğimiz sevdanın külleri canımı yakar |
Günü geceye beraber bağladığımız günlerde İçimdeki sonsuz gurbet hissettirince kendini. İstemezdim uyanacağın uykulara dalmanı. Yorgun başın kucağımdayken gözlerini yummanla Yaşadığımız ayrılığa dayanamazken. Hiç açılmayan göz kapaklarının arasından, İçime akan yeşil ışığı göremiyorum senelerdir ben. Gümüş renkli gülüşlerini özlüyorum bu nisan akşamlarında. Gülmüyorsun, ışıldamıyor gecelerim. Kollarında ki ilkbahar geceleri geldi bu kokularla, Yüzümü tokatlayan rüzgarın kokusunda sen! Acısında ayrılığın. Bahar kokuyor, canım yanıyor. Gönlüm yeni sevdalardan korkuyor. Dünya dönüyor, sevdiğim dönmüyor, Karıncaları uyandıran bu havalarda. Yokluğun var ya... Derin uykusundan uyanmayan sana seslendiriyor. Kalk sevgilim kalk...!! her şeye can geliyor. İçimde ki, doğada ki kıpırtı canımı yakıyor. Benim olmayan bir bebeğe beslediğim annelik duygusu gibi, Ağladığı an kucağımda, hiç sevilmemiş hissediyorum kendimi, Sevmekten vazgeçmiyorum onu da, senin gibi. Rüzgarda titreyen erik çiçeğine benzerliği hayatımın, Eşi önce düşenin acısını hissedebilmek. Meyveye dönmüş ağaçta tek çiçek kalmak. Ne acıymış. Doğa canlanırken, Toprak yeşerirken. Topraktan gözlerin fışkırıyor sanıyorum. Papatyaları koparmıyorum sevmediğimden değil. Çok sevdiğimden. Şimdi esen yellerle bir selam gönderiyorum. Nereye gider bu rüzgar, bu selam bilmiyorum. Ölüm yolu kaç saat sürer, çıksam yola bu bahar. Kaç baharımı alır yollar. Sevda denizinde hiç boğulmadan sana varır mıyım? Bilmiyorum. Bu üçüncü sensiz bahar, Bu baharda yoksun.. Biliyorum bir daha ki baharda olmayacaksın. Ama hep benim. Hep baharlarda, Dünya durana dek hep bahar gözlüm kalacaksın. http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gif |
Hayal Olsun ya şu kısa arkadaşlığımız helal, Belki üzüleceksin ama hepsi hayal. Hiç istemezdim böyle bitsin bu iş, Fakat ne yapalım bu gidiş kötü gidiş. Belkisi fazla arkadaşım üzüleceğim elbet, İlk mi yapışacak yüreğime köz gibi gurbet. Kötüyümdür belki de bu yolda herkesten ben, Ama sen ne diyeceksin bu işe söyle sen! Sen put olsan karşında ben de putperest, Yine diyeceksin o zaman bu adam hayalperest. Aslında hayaller hepsinden de temizse, Günler boyu sürecek umut yüklü gerçeğin, Aşk uğruna verilen güzel sözler tavizse, Ne önemi kalır sanki aranılan gerçeğin. Yine de kabulümdür benim olsan hayaller, Sende istersen hep katı gerçekle yaşa. Zamanla tükenirse başımdaki o yeller, Vurur musun başını sertçe gerçek bir taşa? Diyeceğim buraya başlangıcın sonudur, Sevgi vaadederek kurulacak her hayal. Sorayım son kez sana vaad ettiğin bu mudur? HAYAL, HAYAL ve hep HAYAL!!! |
ÖRT YALNIZLIĞIMI ölü bir sessizliğe benzeyen gecede içime batarken özlemin yalnızlığımı ört üşüyorum güneşin karanlığa mahkum olduğu saatlerde korkularını emzirirken gece boş sokaklarda rüzgar kol gezer şafak ufuk çizgisinde doğumu beklerken ve bir mor yağmur başlamışken dağlardan bu yaban kentin girilmez sokaklarında ruhum hala sorguya çekilir yalnızlığımı ört üşüyorum |
Bazen Sana Bazen De Kendime Kızıyorum Bazen kalbime kızıyorum Seni neden sevdi diye Bazen sana kızıyorum Beni neden sevmedin diye Bazen sana bazen de kendime kızıyorum Bazen senin sevgini Bağrıma basarım Bazen de senin sevgini bastığım bağrıma Senin sevginden yandığı için Bağrımı söndürecek bir damla su ararım Bazen sana bazen de kendime kızıyorum Bazen gündüzü beklerim Gülmek için yaşamak için Belki de karanlıktan korktuğum için Bazen de geceyi beklerim Ona içimi dökmek için Hıçkıra hıçkıra ağlamak için Bazen sana bazen de kendime kızıyorum Bazen kalbime vururum Seni neden sevdi diye Söküp atmak isterim Bazen de söküp atmaya çalıştığım Kalbimi senin aşkından sakınırım Bazen sana bazen de kendime kızıyorum Ama her defasında Senin aşkın kalbime sızar Laf dinlemez ki kalbim Bazen sana bazen de kendime kızıyorum |
Ümitleri tükettik. Umutlar çoktan uçtular. Son mektubumuz da ona idi zaten. Çok yalnız değiliz bir bakıma. Hani Allah’a mahsus ya. Her içkili durumda dil ucundan eksilmez. Göz bebeklerinin büyümesi gibi büyür, sende solan son akşamdır ve geri gelmez bir sabaha yakılan en kısa ağıttır ahlarım. Canım yanmışsa günlerden bir gün, bu kesin sendedir sebebim. Kül tablasında kendi kendine bitmiş bir izmarittir belki hayat. Belki de en zor anında sana uzanmış bir el kadar kısadır. Bir sarhoşun seni sevmesi, sarılması kadar can sıkıcı. Bir güzelin uzaklarından geçmesi ve onu tanıyamama ihtimalin kadar da basit. Her gün gibi başlayıp biten. Dağları evi bilen çobanın sövmesi gibi sevdim seni. Sense dağlara sövdün. Birbirimizi kaybettik, olan başka bir şey yok. Kaderi hayatla özdeşleştirdik. Aslında birçok beyaz sayfa vardı da biz hepsini karaladık. Sen ellerinle benim gözlerimi kapıyordun ve ben mutluydum. Sonra birden çekip ellerini gösterdin gerçekleri. Kokunla sarhoş oldum. Kördüğüm oldum çözemedim çözülemedim. En kolay bulmacaydım belki. Sen aldırış etmedin. Çok kolay geldim sana belki de. Parmağını burnuna sokmuş bir çocuk gibi sevdalıydım ya hani. Ara da bul bakalım. Yerinde duran bir şey var mı? Senin sözlerindi aşk. Bir tercüman bulamadım. Hızlı hızlı çevirdim sayfalarını. Hiç resim bulamadım bakacak. Şimdi ise bir o son bakışın., benim için son kare. O gün yumdum gözlerimi. Buğularımda senin adını yazdım. Yeryüzüne kattım yüzünü. Gökte senden eser yok. Uykum gibi ağır, ağır sözler kadar hafif dokundum tenine. Ten sürdüm eline. Rengim de sen oldun renksizliğim de. Uzun kara bir çocuğum aşka düşmüş. Uyandım ve kendime bir baktım ki bu bir düşmüş. Son yudumu ağızda çalkalanmış şarap gibi içtim seni. Kokun gitmiyor burnumdan. Şimdi acıyor ağzımın içi. Yanıyorum. Yanmam bir şey değil seni de yakacağım. Omzumda yatan sendin. Bir yanımın yarısı. Sana diye gece nöbetlerine durdum. Her söz edene seni sordum. Her vazgeçişimde geri dönüşüm oldun. Bir cesaretim, sen cesaretsiz, ben hükümlü, sen saç akım. Dağ beyazım, kor sıcağım. Her yudumun bir kış günü. Senle mi aradım? Sende mi? Bulamadım. Bir tilkinin kuyruğunu sevdim, sense avcıya kaçtın. Döndün dolaştın. Dar ağacı uzak değil. Kefenler dar geldi. Ben gittim. Nefeslerim uzun aralıklı. Göğsüm balon. Halen aradığım belki çok uzak değil. Belki yanlış yerlerdeyim. Belki de yerlerdeyim. Apaçık gülümsüyorsun. Bana koyan sensizlik değil, insansızlık. Sen de gittin. Uğurlar olsun. Ben seni damlayamayan gözyaşımın renginde sevdim. Onun kadar şeffaf olamadım. Ama kabul et sen de onun kadar renkli değildin. Sen çizmeye çalıştın gökkuşağını bense renklendirmeye çalıştım inan. Ama rengini bilemedim. Sahte sonların başlangıcında doğdu güneş. Acılar içinden geçtik, içimizde idi acı. Resmettik içimizdekileri, adını da hayat koyduk. Kaderdi ilham kaynağımız. Birbirimizin gözlerine baktık. En derine yola çıktık. Küçük öpücükleri sevdik, en masumunu. Sözlerimiz üzerine inşa ettik aşkımızı, en sağlam temel gördük dürüstlüğü. Güzellik umrumuzdaydı, ayrılık ufkumuzda. Hayatı doldurmaya çalıştık, hayat boşaldı. Her figüre zamansız yorumlarda bulunduk. Fincanı kırdık. Birbirimizi kırdık, sonsuz sevdik, sonunu düşünmeden, gururu elimizden düşürmeden… Ayrıldık… http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gif |
Yalnızlığa Terk Ah ne kadar da yalnızım bir bilebilseniz Gökyüzünde parıldayan Ay'la Güneş Yeryüzünde dalgalanan okyanuslar Çöllerdeki kızgın kumlar Uzayıp giden patikalar Göğe doğru uzanan dağlar ve daha niceleri niceleri kadar yalnızım hâlâ Bir de ben yalnızlıklarımı yalnızlığa terk edebilseydim keşke Ne olurdu ki sanki? Kötü mü olurdu? |
RAFA KALDIRDIM AŞKIMI !... Bir çıkıştın sen... karanlık dehlizlerimin ucunda ışığına aldanıp, ellerimi uzatttım tutasın diye! bilemezdim sığındığım yüreğin dipsiz uçurumlarla kaplı olduğunu ve yaklaşanı yuttuğunu! oysa geç kalmış baharı bulduğumu sanarak, filiz filiz serpilmişti duygularım dört bir yana. kimi papatya, kimi de gelincikti ümit vadilerimde, kırılıp tarumar oldu hepsi. Nasıl da? aldanmışım bakışlarındaki sihire, büyülenmiş gibiydim baktıkça gözbebeklerinin derinliklerine...ah o gözlerin ah! onlar değil miydi?beni sana ram ettiren, onlar değil miydi? dev gibi kişiliğimi cüceler gibi alçaltan! oysa... gülüşlerindeki engin ziyafet kanasıya , doyasıya değilmiş meğer! ve sen bir tutam zehir bıraktın, yüreğimin tam orta yerine! sancılarındayım yokluğunun...tarifsiz kıvranmalarımla. Her çalan telefonda sensindir diye koşmalarım, ve her sen olmayaşında yıkılışımı bir anlatabilsem sana. Paylaştığımız anlar, gezdiğimiz yerler cehennem gibi şimdi... hiç bir şey zevk vermiyor yaşama dair. yürüyen ceset misali bedenim, varlığından mahrumken, yeryüzü ile gökyüzü dar geliyor nedense içimde katiller üretiyorum! beni öldürmeleri için, beni senden koparmaları için! lakin hepsi sana sevdalanıyorlardı bencileyin, sonrada hepsi intihar ediyor bir bir bakışlarının efsununda! Artık ümitsizim.... beklentilerimi derin göllere attım! sevdalarımı toprağa gömdüm! sana dair ne varsa hepsini külleri uçuncaya kadar yaktım, bir umudum vardı sende beni seversin diye onuda öldürüp rafa kaldırdım. http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gif |
Aç Gözlerini En sevdigin elbiseni giydim Bu gece kokunu sürdüm Solgun yüzünü oksadim Sessizce saçlarindan öptüm Yazdigin mektuplari okudum Kana kana su içer gibi Plaklarini çaldim ah! En çok o sarkida özledim seni. Issizlik kapiyi çaldi, açmaya korktum gece yarisi Sehir uykuya daldi, baktim disariya katran karasi Rüzgar telasla kokunu getirdi bana aldim koynuma Buseni hafizamdan koparip ilistirdim dudaklarima Üsüdüm karanlikta Tenine dokundum hissetsin diye Aç gözlerini Erguvanlarina su verdim Içerken benimle konustular Yastigini oksadim, kokladim Anilar uçustular Solugun saçlarimi yaladi sanki yine bir meltem gibi Teninin kokusu karisti kokuma Yakistilar Boguldum karanlikta Yani basimdasin benden çok uzaklarda Ellerimi tut dokun bana Aç gözlerini. Attim kendimi caddelere Yesil ceketin sardi beni Yürüdüm üstüne karanligin korkusuz Tuttum ellerini. Can Dündar |
|
"Depresyondayım, çok yalnızım" dedik durduk aylardır. Karşımıza çıkana konuşmaya fırsat vermeden başladık kendi sorunlarımızı anlatmaya. Her zaman ki bencillik kaftanını şöyle bir geçirip "Dipteyim, sondayım, depresyondayım" dedik ardı ardına depremler yarattık karşımızda ki canlara. Derken... Bahardır aşk zamanıdır. Beklenen bahar geldi. Cemreler ardı ardına düşerken toprağa, kendini iyice gösteren güneş kanımızı kaynatmaya başladı. Bahar yağmurları başlamadan aşka düşmenin tam zamanı. Bahardır aşk zamanıdır. Yağmur altında dolaşmak sevgili ile ne kadar güzel ise, yalnızlığın şemsiyesini alıp dolaşmak o kadar acı verir insana... Bahardır aşk zamanıdır. Parklarda, deniz kenarında, caddelerde elele tutuşmuş kızlı-oğlanlı gruplar çoğalırken; yalnızlar saklı özlemler ile izler etrafı ... Nedendir bu özlem neden? Bahar aynı bahar, mekan aynı mekandır, da... Ruhlar bir olmayınca ne aşk olur ne meşk! Vücutlar tanısa da birbirini duygular tanımaz. Aşklar kaçar, hüzünler kovalar yalnızları. Bahardır aşk zamanıdır. Yemyeşil çimenler de bembeyaz papatyalar yokluğun varlığını hatırlatır insana. Çok değil bir-kaç bahar önce papatyalardan taçlar yapıp güller kondururken dudaklara; sevgili hatırlanır derin yalnızlıkla. Uzaklaştırmak istedikçe çıkar gelir rüyalara. Acaba ile eller uzansa da telefona son anda " Sonsuza kadar sürecek"sözleri anımsanır. Aşk bitmiştir, kimbilir hangi dünyalar da kahkahaları çınlamaktadır, kime yar olmaktadır şimdi sevgili? http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gif |
Yalnız bir dünyadayım ben anlatamadığım , İçine kimselerin sığamayacağı bir karanlık , Boğulmanın eşiğinde sürünürken , Çıkış yolunu arıyorum kaybolurken labirentte , Başım dönüyor tutunacak bir el arıyorum , Kalın duvarlar çıkıyor önüme ışığım kesiliyor , Bağıracak nefesim yok, bağırmak isteyende yok , Bıraktım akıntıya bilinmeyen sulardayım artık……… |
Yalnızlık Dönüp gözlerimin içine bakıp gittin Sensiz kaldım ve sarıldım yalnızlığa Kolay değil ki canım gitti Unuttum kendimi askın boğuyor beni Geceler düşer oldu üzerime yalnızlıkta şarkılar dinleyip içiyorum Acımı unutmak istiyorum Hayatım hiç yazmadı böyle keder Bu yürek yalnızlık acısını çekiyor Gönül işte sevdi seni hemde delice Yalnızlık artık tek dostum. |
Adını koyamadığım bir ızdırap alıp götürüyor varlığımı... Bir mucize ya da sihirli bir ok diliyorum Tanrıdan.. Yokluğunda başaşağı tane tane düştüğüm şu şehirde, mevsimsizce geçiyor günler.. Günler bitiyor.. Ben bitiyorum.. Küçük hayat kırıntıları topluyorum sensizlik diyarından.. Güvercinlere umut bağlıyorum.. Düşmüyor Kanatlarından yaralı mektupların Acımasın diye insanlar gülen maskemle bakıyorum Bilmiyorlar üşüyen bir yanım olduğunu... Gökkuşağımız en güzel renklerini bağışlıyor inan...Deniz en derin mavisini.. En güzel tüylerini, renklerini, seslerini bağışlasalar da, herşey hep aynı.. Karartı ve aynı Sessizlik... " Ben ne kadar varım desem inanma.. Aslında bir yokoluşun hikayesi bu.. Tek başına hayat sıksa da canımı, acıtsa da geceler uykusuzluğumu galiba değiştiremeyeceğim kaderin adıdır "yalnızlık..... " " |
ANLAT BANA Diyebilir misin bana?... "Sen beni hiç sevmedin ki" diye Avuçlarımda dünyayı sana sunmuşken, İtmişken elimin tersiyle senden başka herşeyi; Gözlerime baka baka inanır mısın kendine. Söyler misin bana?... Benim aşkım olmasa sen, sen olur muydun? Dolaşır mıydın damarlarımda, sokaklarda gezdiğin gibi. Adım adım çiğnetir miydim onurumu ayaklarının altında Sevmesem seni katlanır mıydı gönül bunca zulmüne. Anlatır mısın bana?... Mutluluk nasıl bir şey!? Saydın mı kalp atışlarımı her boynumu büküşümde? Zavallılığımla mağrurlanman, eriştirdi mi başını göğe, Aynalara değil; bir kere de bana anlat kendini. İzah edebilir misin bana?... Duygularımla oynarken zevkle, Çektiğim ızdırabın boyutunu. Sana olan sevdamla ruhumu kırbaçlamanın anlamını, Söyler misin bana, aşk iki kişilikse sen neredesin? Bari beni dinlemiyorsun hiç olmazsa vicdanını dinler misin? |
Serinliğini hissediyorum yorgun yaşımın. Gülen bir fotoğrafta kalmış mutluluğum. Bir hançer ile yaralanmış yüreğim ne ektiyse onu biçiyor şimdi. Unutulmaz sanırdım. Unutamam sanırdım. Unuturmuşum meğer. Hem de böyle kolayca, böyle hoyratça… Akıp gidermiş günler sorgusuzca. Hiçbir gözyaşı izi kalmazmış. Hiçbir sitem olmazmış. Düştüm sanıyordum aşkın gözünden ve yüreğimden. Hayır. Hiçbir şey kendi yörüngesinde kalmıyor, her şey değişiyor zamanla. Acılar bitiyor, yaralar kabuk bağlıyor. Hem de böyle kolayca. Böyle ızdırapsız, böyle olağan. Öyle kolay oldu ki unutmak. Öyle zavallı ki şimdi hatıralar. Yorgunluğu sinmiş gözlerime alışkanlıkların. Bir aksi seda olmuş sevdalar, gün be gün kırılgan ve güçsüz, sersefil… Yaşanıp gidiyor işte. Yaşanıyor kayıtsız, tasasız ve sıradan. Geldi mi bir kere o vakit, kaçacak yer kalmaz, kilitlenir gönüller, yollar çıkmaz olur. Sarıldım şimdi yalnızlığıma ve onun yalın varlığına. İçten içe ölecek yüreğim biliyorum kendi kendini yiyip bitirecek. Bir hastalık geçirdim ve iyileştim desem de, yanıltmıyor beni hatıralar. Sisler içinden görüyorum kaderimin yenikliğini, karanlık gecelerimi. Bitsin dediğimde bitmiyor, serzenişlerim kendime kalıyor. Tutkum, biçare rüzgârlarda savrulup, yine dermanını kaybediyor. Yalınayak kalışı sevdamın, beni öldüresiye yakıp geçiyor. Vurgun olup, kaldı yüreğimde bu aşk. Boğazıma düğümlendi intizarlarım. Köhne bir gemide, battı gitti umutlarım. Güvensizliğim sonu oldu hikâyemin. Hem de en değerli hikâyemin. Sığınacağım limanlar yıkıldı, şimdi artık bir teselli yok, kahırlarım kendimden daha da inatçı. Söz geçmiyor kalbime. Söz geçmiyor sevdama. Mücadelemde yalnız kaldım, tek başımayım. Egemenliğini sürdürüyorsun dünyamda, yenikliğimin karşılığında. Düşüncelerimin sahibi olmayı başardın sonunda. Ben ne desem de çıkmıyorsun dünyamdan, istesem de yok olmuyorsun düşüncelerimden. Ağır geliyor bana bu tutsaklık, taşıyamıyor, eziliyorum her dakika. Ben senden vazgeçsem de, kaldın yüreğimin içinde bir yerlerde. Sanki yok olmamak üzere, dağlandı yüreğimin her yerine, bu yorgun hikâye. Çık git benden! Çık git düşüncelerimden. Bir emekti benim duygularım bu aşk için. Ama hepsi boşa gitti, talan oldu, yıkıldı, sarsıldı. Bir daha dönmek mi… Asla. Asla olmayacak bir daha. O boş tünelin içinden geçmeyeceğim, artık hislerimi bile bile intihara sürüklemeyeceğim. Bayağı bir duygu gibi göremeyeceksin aşkı bende bir daha, asla. Yakıştırmıyorum artık senin yüreğini aşka ve tutkuya. Esareti senden öğrendim ben. Şimdi saadeti istiyorum ve bunun için siliyorum yüreğimin içinde barınan tüm olumsuzlukları; yok ediyorum seni ve seninle dopdolu tüm hikâyemi. Boş kalır mı sandın kalbimi. Böyle boş yaşar mı sandın. Kanıksadığım aşksa, tümden sarıp sarmalayacağım bu yüreği, sevgiyle, şefkatle. http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gif |
Vazgeçtim Kaç gece yatağımda uykusuz, Bir oyana bir bu yana dönüp durdum. Görmek için düşümde hayalimde, Duymak için sesini. Kaç kere ellerim uzandı telefona. Aşkı oyun bilirdin sen,aklıma geldi. VAZGEÇTİM Gezip durdum perişan halde, Kah sahillerde,kah cadde boylarında. Hayal kurup sen diye, Ağaçlara dağlara taşlara sarıldım. Elleri güldürecektim halime, İhanetin aklıma geldi. VAZGEÇTİM Kahırdan başka ne vardı sanki verdiğin, Acılardan zevk alır hale getirmiştin. Yine de görmek için seni, Şeytana uyup,bir daha bozacaktım yeminimi. Vedalaşmadan gidişin aklıma geldi. VAZGEÇTİM Açıp ellerimi yalvardım Tanrıya, Bir defacık tutmak için ellerini, Koklamak için saçlarını. Adaklar adayacaktım evliyalara, Umursuzluğun aklıma geldi. VAZGEÇTİM Paylaştığımızı sandığım güzel günlerin hatrına, Suçlu benmiş gibi, Af dileyecektim gözlerine bakıp. Her türlü cezana razı olacaktım. Boynumu büküp,bi daha gelecektim kapına. Başkasını sevdiğin aklıma geldi. VAZGEÇTİM |
Üşüten yalnızlığımıza yanıyorum sevgili. Biliyorum ömrümüzün kışı başlıyor... |
Yudum yudum yalnızlığı İçerken gecenin dudaklarından Sakın ağlama sen. Yüreğin süzülürse al yanağına Demir parmaklıklar susar, Gözlerimde küllenen umutlar Yıldızların koynunda Kan ağlar. Uykusuz yüreğine Yastık diye Kiraz çiceklerini sererken Sen, hüzün bulutlarını Topla göğünden. Uzaklarda acıların için Sabır elbisesi dikerken, Sen, vuslat türkülerini kaldır Islak kirpiklerinden. Ayazlarda beklerken yüreğimi Yağmur yüklü bulutları Gülüşlerinle kurut. Kurut ki ; Güneş, boynunu kurtarsın Celladın kanlı ellerinden. Göğünü yitirmiş kuşlara Yüreğini aç. Aç ki ; Acıların son kez Dağların boynuna sarılıp Veda busesini yapıştırsın karanlığa. Acıya inat Baharlara gülümsediğinde, Karakışların kendinden utanıp Yüreğini darağaçlarına astığını Bilir misin ey yâr ? Sevdamı nefes diye İçine çektiğinde Demir parmaklı hücremde Menekşelerin tomurcuk açtığını Bilir misin ey yâr ? Umuda tutunmuşken Güllerim yansın avuçlarında. Ve küllendikçe içten içe Karanlıklarıma yıldızların serilsin. http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gif |
http://img246.imageshack.us/img246/2813/congratulationstop11a5ekx1.jpg Beyaz Gül seni arıyorum kalabalık caddelerde, tanımadığım insanlar geçiyor, sen yoksun.. perişan hayallerimin basladığı yerde, sana sesleniyorum, duyuyormusun? beyaz güller açtı bahçelerde , sevdiğin.. ya o karanfil , baygın kokulu çiçek. gel yalnızlık bahçeme beyazlar giyin, anladımki bu ömür sensiz geçmeyecek. odamı süsleyen ellerini uzat, hazzından dile gelsin bastığın halı.. açılsın sevincinden perdeler kat kat.. ışık ve ateş senin için yanmalı.. sonra çevir düğmesini, radyonun sevdiğin musiki dolsun odama, dinle şarkısını büyük koronun, beni düşün! beni düşün aglama.. içimden bir ses diyorki sabret.. sonu gelecek bu yalnızlığın, bütün aynalar gülecek elbet, açılacak kapılar ansızın.. yalnız sen varsın beyaz gülüm, evde bahçede ve sokakta, bir eylül akşamı gördüğüm , o beyaz hayalsin uzakta.. yakınsın yalnızlık kadar, uzaksın yakınmış gibi, sensiz yasadıgım yıllar bu kadar güzel değildi. yeter.. gel artık yeter.. karanfiller açtı gel!! kış bahçesinde , güller beyaz güller açtı gel.. http://img246.imageshack.us/img246/950/congratulationsvows11aaih3.jpg |
Sevsen de , hadi git ne olur Yağmurlarda üşümeni istemem gülüm. Kıyamam sana , bilirsin. Senin gözlerine yağmurlarım inmesin. Kara bulutlarım yüreğini incitmesin. Ben yağmurlarda yaşamaya alışkınım. Sen güneşli sabahlara uyanmaya layıksın gülüm. Hadi koş ne olur aydınlık sabahlara.. Kıyamam sana bilirsin, Dokunma seni seven yüreğime. Dikenimle kanamasın narin ellerin, Acılarımla yanmasın yüregin. Daha fazla ağlamadan gözlerin, Hadi git ne olur. Sen, baharların kınalı çiceği, Ben, karlı dağların yaralı dikeni. Ben acılarla yaşamaya alışkınım. Sen ise baharlara layıksın gülüm. Hadi koş kırlara, mevsim baharlara Her sabah, Sen gözlerinle baharlara uyanırsın. Ben ise karakışlara... Kıyamam sana, bilirsin. Karakışlarda üşümesin ellerin Ayazlarım üşütmesin yüreğini. Seni ölümüne sevsem de Hadi gine olur git. Ben karakışlarda yaşamaya alışkınım. Baharlarına hazanlarım erişmeden Hadi koş kınalı saçlarınla Güneş huylu yetimlerin pembe düşlerine... Su, hiç ateşi ağlatabilir mi ? Yağmur, hic güneşi ıslatabilir mi ? Hadi git ne olur. Durma daha fazla karanlıklarımda. Hadi koş ne olur güneşli sabahlara. Mutluluklar sadece sana yakışır gülüm. Merak etme sen beni, Baharın koynunda gülümsüyorsan, Gülüşünle ayazlarda ısınırım ben... http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gif |
Gece Nöbeti Daha az seviyorum seni.. Giderek daha az.. Unutur gibi seviyorum.. Azala azala.. Aramızdaki uzaklığın karanlığında.. Geceler kısalıp..gündüzler uzuyor öyle olunca.. Daha az seviyorum seni.. Kendini iyileştiren bir yara gibi.. Daha az.. Ve zamanla.. Sen geceyi tutuyorsun..ben nöbetini.. Uzak dağ kışlalarında.. Görmüyoruz birbirimizi.. Usul usul sis iniyor.. Kopmuş yollara.. Işığı hafif..uykusu ağır koğuşlarda üzerini örtüyorum senin.. Bir çığ gibi büyüyorsun rüyalarımda.. Sevgilim sevgilim Yıldızları daha büyüktür bazı gecelerin Nöbet kadar yalnızken öğreneceksin bunu da.. Artık daha az seviyorum seni.. Unutur gibi..ölür gibi daha az.. Yeniden ödetiyorum kendime Onca aşkın öğretemediğini.. Kolay değildi.. Yalnızca sevgilimi değil..evladımı da kaybettim ben.. Kaç acı birden imtihan etti beni.. Bir tek gece vardır insanın hayatında.. Ömür boyu sürer nöbeti.. Bu da öyleydi.. İyi ol.. Sağ ol.. Uzak ol.. Ama bir daha görme beni.. Murathan Mungan |
yedi tepenin ardında, soğuk umutlardan başka sarılacağı olmayanların çocuklarıydık biz… inadına yalnızdım hep!... sen yanımda olmadığın zaman!... düşlerle büyüdük!... beni beklemendi tek hayalim o eski pencerede… olmadı sevdiğim!... şimdi sen; içini saran özlemle bekler misin bir pencere kenarında bilmem ama! kapıyı başkasına açacak, söz vermiş sevdamıza hep ağlayacaksın! |
https://www.msxlabs.org/forum/ikon/9.gif İşte geldim, Sakla beni sabaha kadar en derinde Bulamasın beni Ne hüzün, ne gözyaşı Dokun zifir saçlarıma Dokun ki yokluğun zindanından çıksın yürek Al öfkemide kır hüznü yazdığım tüm kalemleri Bir ümit ver Her geçen gece sevginle büyüteceğim bir ümit ver. Dokun yüreğime hadi Can de, Sevgili de adıma Şimdi yüreğim yüreğinde. Al onu sakla hiç kimsenin Bulamayacağı kadar derinde. http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gif |
duvarlara gömdüm yalnızlığımı Hüzün akşamlarında… Yeminliyim döndüğümde!... Yeminliyim sana!... Biliyorum sen de döneceksin!... Ama bulur musun bir ben daha?... Yeminliyim!... Güneşe çıktığımda ağlatan aşkına… Yeminliyim!... Bir mahzun veda ya! |
HÜZÜN BUGÜN ;YALNIZLIĞIMIN SENFONİSİNİ YAZDIM. KEDERLERİM, GÖZYAŞLARIM BİR BİR NOTA GİBİ YÜZÜME ÇARPTI. KULAĞIMA GELEN MELODİ HÜZNÜN VE AĞLAYAN KALBİMİN SESİYDİ. NEREDESİN EY VEFASIZ YAR... GEL ARTIK GEL NE OLUR. GEL Kİ , AYRILIK MELODİSİ RAPSODİYE DÖNÜŞSÜN.. DANS ETSİN BÜTÜN ÇİÇEKLER VE KELEBEKLER.. GEL Kİ, EY GÜZEL GÖZLÜM; HIRPALANAN YÜREĞİMİN YÜZÜ GÜLSÜN.. İÇİM PAPATYA BAHÇESİNE DÖNSÜN... YALNIZLIK SENFONİSİ,MUTLULUK SENFONİSİ OLSUN. VE.... TÜM SEVENLERİN KALBİNE DOLSUN.. http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gif |
YALNIZ AŞKLAR Sadece kendim biliyorum, Oyun üzerine oyun, Kavuşmalarım ibreti alem, Bir ben varım, Sen senden habersiz varsın. Denizin kıyısında seni kucaklıyorum, Sarılıp ayaklarını yerden kesiyor Ve etrafımda iki kez dönüyorum, Tabii ki sen kollarımda, Ben düşlerimi hayal kurarak görüyorum.. http://www.siirparki.com/tanbut8.jpg Saçlarını örüyorum Güneşten dökülen dalga dalga, Çiçeklisinden bir de toka, İki dudağının arasından alıp örgülerine takıyorsun, Dönüp gözlerime öyle güzel ve şaşkın bakıyorsun ki Ben bile bana inanıyorum.. http://www.siirparki.com/tanbut8.jpg Anlatıyorsun, Anlatıyorsun, Anlattıklarını anlamaya çalışıyorum, Hani kendim yok ya içerisinde, Senin aşklarını dinliyorum, Arada fikir de veriyorum. Elime geçse öldüreceğim adamı İkimiz ayrı tellerde Şarkılar söylemekteyiz ki Sorma gitsin.. http://www.siirparki.com/tanbut8.jpg Niye sen değilsin Diyorum ta içerimden çığlık çığlığa.. http://www.siirparki.com/tanbut8.jpg Akşam oluyor, balığa çıkmış olanlar dönüyor İnanmayacaksın Dilimde ay tutulması Aramıza dünya giriyor. http://www.siirparki.com/tanbut8.jpg Niye sen değilsin soruları, Yine sen değilsin sitemi, Duygularımın On şiir kazancı var, Yeni bir aşka kadar harcasınlar… |
Sevdan kapimi caldi yoksunlugumda... Bir bekleyisin ortasinda geldin bana Dirilistin, kazanctin, yasamdin Asktin doyasiya, bastan asagiya Sevinctin, oduldun, hayattin Bir serzenisin ortasinda geldin bana Gercektin, dogruydun, kesindin Vardin doyasiya, bastan asagiya Emindin, kararliydin, benimdin Bir yitirisin ortasinda geldin bana Bitistin, kaybedistin, hicliktin Uzaktin doyasiya, bastan asagiya Olumdun, yitiristin, gidecektin Sevdan kapimi caldi yoksunlugumda. Muhtactim, caresizdim, sessizdim Yalnizliktim doyasiya, bastan asagiya Gozyasiydim, mutsuzluktum, sensizdim Sevdan kapimi caldi yoklugunda... “Yoksunsun ondan; ama yasa” dedi, “inadina”... Bir dirilisin ortasinda geldin bana Hayaldin, yalandin, belirsizdin Sevdamdin doyasiya, bastan asagiya Gucluydun, mucadeleydin, zaferdin Huznun kapimi caldi yoksunlugumda Sensizliktim, gidistim, siirdim Sevmektim doyasiya; bastan asagiya Sendim, seninleydim, bensizdim... Gozyaslarin kapimi caldi aglamalarimda... Gercek degillerdi, hazindin... http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gif |
~ AYRILIGIN İLANI ~ Gidiyormusun diye sorma bana, Gönderen sensin. Ne terk etmeyi istedim seni, Nede daha yaşamadığımız bu aşkı toprağa gömmeyi. Senin kadar öfkeliyim bende, Senin kadar endişeli. Bir dokunuşunla bin kenti yıkacak güç verirdin bana, Ama inandıramadım seni. Sen sorgularken beni kafanda, Ben gözlerinin içine bakıyordum kuşkuyla, Bir tek sözün bağlardı beni sana, Oysa sen hep susmanın koynunda. Aşkın içine bir kez girdimi kuşku, Teslim alır bedenleride. Sütten çıkmış ak kaşık değildim, Ama yalanı sokmadım iki kişilik dünyamıza, Dünya ki bazen minicik bir odada, Bazen kentin ortasında şekillendi. Nasılda güzeldi.... Zaten sen varsın diye her şey güzeldi, Ama sen buna da inanmadın. Ah bu sorular.... Yaşamak varken sevdayı, Delice niye boğarız sularla? Nasıl ikna edebilirdim seni, Ben aşk dedikçe, Sen dur dedin. Ben seninleyim dedikçe, Sen hayır dedin. Zaten az konuşan sen, Olumsuz ne kadar sözcük varsa, Sen bulup çıkardın ortaya. Bense hiçbir şey diyemedim. Ne kadar zarar vermişim sana meğer, Nasıl değiştirmişim seni, Oysa hiç böyle düşünmemiştim, Kimseye zarar vermek istemezdim ben. Kimseyi olduğundan farklı bir hale getirmekte istemem. Ama öyle oldu işte. Demek ki gitmenin zamanı şimdi. Çocukluğuna sığınır atlatırsın bu acıyı, Aklında sevda sözlerimiz bile kalmaz, Rahat değildin, Rahat ol artık, Gözlerini saklaman içinde bir neden kalmadı artık. Tedirginliğininde sebebi kalktı ortadan. Biliyormusun bitanem! Gidişim yürekten değil, Zorunluluktan. Sanma ki bu toy sevdayı; Başka kimliklere taşırım. Sanma ki; Benden sakladığın gülüşlerini, Başka yüzlerde ararım. Senide götürürüm yüreğimde, Her zaman yokluğunu taşırım. Bulup, bulup kaybettim seni bebeğim, Ne yazık ki toz duman edemedim kuşkularını, Ne yazık ki kalamadın bana, Öpüçügümün kokusu kalacak, kapının eşiğinde. Kokladıkça bizi bir yanlışa mahkum ettiğini anlayacaksın. MERYEM KAZDAL |
Gecenin bir zamanı evine gelince Kilitte duyuyorsan anahtarın sesini Anla ki yalnızsın Elektrik düğmesini çevirince Çıt diye bir ses duyuyorsan Anla ki yalnızsın Yatağına yatınca Yüreğinin sesinden uyuyamıyorsan Anla ki yalnızsın Odanda kâğıtlarını kitaplarını Duyuyorsan zamanın kemirdiğini Anla ki yalnızsın Bir ses geçmişlerden Çağırıyorsa eski günlere Anla ki yalnızsın Değerini bilmeden yalnızlığının Kurtulmak istiyorsan Kurtulsan da yapayalnızsın |
''BİR YALNIZ YÜREĞE'' korkuların nefes nefese peşinde koşarken sen içinde yasaklarını gizlersin çocukluğunu yaşamadan yaşlanmış yüreğinle beklemeyi hep güzel bilerek köşe başındaki dilenciye ağlarsın yasaklarla çevrili odanda kaldın kan rengi şaraplara benzer yalnızlığın yarı yolda bırakılmış sevdaların ertelenmiş duyguların varmış gibi yalnızlığı anlatan şarkılar dinlersin ne baharlar özledin ne de beklemeyi vedalar yaşamadın hiç hoş geldini de duymadın sevgilinin ayak seslerini ne gelirken ne giderken aç perdelerini pencerenin sana bakıyorum tam karşındayım |
Adımı Sakın Unutma! ... Hava kararıyor artık Gece biliyor yokluğunu Dün de yoktun bende zaten Galiba artık dünde yaşamayı bıraktık Sessiz geliyor yanlızlık Çıtı çıkmıyor soğuğun Aramızdan bi yol çizdi hepsi Ayrı kalsın istediler ama Biz onları yolun ardında bıraktık Seni bildim kendimi bilmeden Daha yeni aldılar aklımı Sana uçurmuşlar benden habersiz Hadi al onu da yanına gel Kaderde yazılı olsun sevda Ben kederle küskünüm nasılsa Sende kavga et olsun bitsin işte İnan hasret yok bu gidişte Dedim ya ben varım Ben sendeyim sendeki kadarım Bu yol uzun Bu yol kıraç ağaçsız Tutunacak bir fidan ektim amma Yokluğunda o da kalacak yapraksız Hadi gel Ben burdayım Adın saklı aklımda Adımı sakın unutma......... |
|
Üşüdükçe, uzuyor gece... Sis çöküyor içime!.. Uzadıkça, üzüyor gece!.. Mevsimleer, dökülüyor kurşun rengi ağaçlardan; kavruk sarı!.. Topraktan kök... Ve çeneden diş sökülür gibi koptu elin avucumdan; bir beyaz güvercin gibi oturuyorken parmaklarımın arasında!.. Böceklere terkedilmiş yuvalar gibi, şimdi boomboş avuçlarım... Korkuyorum; İçime bakmaktan! ..... Sen olsaydın, ne koyardın yokluğunun adını?.. Üşüdükçe, uzuyor gece... Üzüyor üşüdükçe ve içimi sis bastıkça, hatırlıyorum; sen ve ben "bir" olurduk... Bir "bütün"lüktü bu birlik, çokluktu; yokluk değil... Az değildik bir iken; fazlaydık, ve yoğunduk... Çoğulduk, ve zengindik... Çoktuk bir ken! Ya şimdi?.. Topluyorum,topluyorum,toplayıp duruyorum kendimi yalnızlığımla... Ben, bir... Ve bir de yalnızlığım, asla "iki" etmiyor!.. Lokmamı kırsam bile paylaşmak için; avucumda kalıyor... Sözüm, dudağımda kalıyor ve gözüm; kucağında kapanıyor yine, yalnızlığımın!.. Toplanmaya çalışsam da olmuyor... Doksandokuz parçamın her biri bir köşede; boncuklarım saçılmış bir araya gelmiyor!.. Üşüyorum... Üşüyor gece... Üşüdükçe, uzuyor; uzadıkça üzüyor ve sis çöküyor içime!.. Mevsimler dökülüyor kurşun rengi ağaçlardan; kavruk sarı, ve savruk sarı bir yel esiyor içimde!.. ..... Fırınlar tutuşmuyor çırasız, kaynamıyor tencereler ocaksız... Ben, üşüyorum; şöminede kül gibi... Bilerek, yokluğundan soğuk mevsim olmadığını!.. Adı var da her şeyin; ne deniyor olmadığın mevsime?.. Bilmiyorum... Yokluğundan daha soğuk bir mevsimi tanımadım ki... Bilmiyorum sensizlikten daha soğuk bir mevsim... http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gif |
Bir sigara yakarsın biter Dumanı gökyüzünde kaybolur gider. Zaman olur gidersin başını almadan Aklın gerilerde kalır. Saate bakar zamanı okşarsın yelkovanla Hoşuna gider zamanın senin için güzel geçer. Birgün daha akşam oldu Birkez daha güneş battı Yalnızlık hep odamda Sensizlik canıma yetti Şimdi çok uzaklarda Belki de gülüyorsun Bense dönülmez bu yolda Adım adım Yürüyorum Terk edilmiş bir evde, Terk edilmiş anılarım Ararken sensizliğimi Başucumda ki sen misin Kanarken yaralarım, Gözyaşımı silermisin.? Geçti günler geçmez aylar Yok olmuş aniden dağlar Durup durup düşünürüm Gözlerimden hayalin damlar Şimdi çok uzaklarda Kendince yaşıyorsun Bense bilinmez bu yerde Rüzgarla savruluyorum. |
Sevgili Yalnızlığım... ßenim güzel zindanım. Gökyüzü kana bulanık izliyor beni. Sokaklarda yürüyorum uzun uzun, acılarımın teorisini yazmak değil sana, derdim; gözlerimin bulanması değil, nedensiz hıçkırdığım, ağladığım değil, gözlerim kana çalıyor değil, evrenin külü, sevgilim benim, bilmem neden, kelimelerle aramda bir bağ var çözemediğim. İkimiz birbirimizin celladı oluverdik. Yaşamımız yağlı bir urganla bağlı birbirine. Yokluğun bir akrebin ayak izleri gibi beynimi kemiriyor buralarda. Cennetim ve cehennemim. ßenim güzel ülkem. Nefes alamıyorum, senin soluğunu taşımayan şehirlerde. Sokaklar zifiri karanlık gün ortasında. Bir bilsen ne acı ,ne acı güneş, evrenin külü, hayatın anlamı ve korkusu, gecenin teri, beynimin kanayan tarafı. En derin, en yoksul, en zifiri zindanı, bir bilsen yokluğunu. Ayaza tutuluyorum beni kavuran güneşin altında. Sen yokken intihar bile dilsiz kalıyor, savaşlar düğün-dernek, öfkeler cılız, acılar sevimsiz ve kadınlar kuru. Tenekeden, tahtadan yapılmış gibi geliyor. Ah...ne acı, ne acı şey sevmek. Derin bir sarhoşluğa benziyor. Dudaklarım ismini sayıklıyor, kelimeler azalıyor artık içimde. Her geçen gün artıyor yalnızlığın. Bir kız bu kadar sevilir mi...? ßen bunu hiç bilmezdim. Günahlarımın bedelini ödüyorum şimdi. Hiç bir zaman benim olmayacak ışığın, nefesin, sözlerin ve tenin biliyorum. Kollarım kesik kesik hatırladığım esrik rüyalarımda saracak seni, gözlerin bakmayacak maviye ve güneş denizin değildir. Ateş ve su gibidir sevmek. Biz imkansız bir aşkın, biz çölde kıvranan dilsiz bir balığın, ölümü bekleyen hükümdarın, yetim bir ülkenin evlatlarıyız. Bilmem neden aklımı çeliyor ölüm. Ah sevgilim, benim tatlı ışığım, nefesim. Yaşıyorum... Buna yaşamak denirse eğer... Görmedim, senden sonra lezzet alacağım ve susuzluğumu giderecek hiçbirşey. Geceye ve güne andolsun ki, ölüme ve cinnete, güzel gözlerine andolsun ki kalbim sana ihanet etmeyecek hiç bir zaman sevgili. Kelimelelerin yasını ölüler tutsun. Akrepler dolaşsın bu izbe kentin beyninde ve çocukları avuçluyor uzak bir ülkenin göğsünde toprak, kanlı ve kirli bir savaşın içinde. Yazarken ter kokuyor kalemim. Çünkü insan bu bunalım çağında sıkışıp kaldığını hissediyor. Artık aşklar bile kudurgan ve şehvet kokuyor sevgili. Acılar ve savaşlar içinde yaşıyor kalemim, nefesim ve sözlerim. Tutunamayan sefil adamların ülkesinde ölümü hatırlatıyor bana kelimeler... Bu gece sabaha kadar yürümekti niyetim. Dönüp kalbimi en karanlık sokağa fırlatmak... Artık zavallı, sefil parmaklarım beni dinlemiyor. Celladını aramaktan vazgeçti çoktan kelimelerim. Oysa bir tutam sevgi dilenmiştim şu müşterek yaşadığımız arazi parçasında. Ne acı... Etrafımda hiç kimse yok. Kalabalıkların içinde yapayalnızım. Öyle bir boşluk var ki içimde, dolduramıyorum hiçbir şeyle. Aklına bile gelmeyecek sefih bir hayatı bile denedim bunu altetmek için. Karanlık çamurlu sokaklardan, caddelerden ve kadınların içinden geçtim. Deliliği, intihar denen iblisi ve kitapları deneyeli çok oldu zaten. Karanlık, izbe, loş ve rutubetli odalarda beynimi uyuşturmak için neler denedim bir bilsen, bir bilsen akrep gibi uyumadı hiç. Kendi kendini sokan adamın beyni. Şimdi sana yazıyor bunları. Aslında kendisiyle konuşuyor belki. Belki bir ufak ışık vardır ne dersin. Dostum ve yalnızlığım. Bana bir şey söyle, bu sessizlik beni çıldırtıyor. Sessizlik gözlerimi acıtıyor... Bu gece benim için birşeyler dile, acı çekiyorum. Acımı hafifletmesini söyle. Kalbime bir nefes mutluluk göndermesini söyle. Bütün yüreğinle konuş onunla. Dua et. Buna o kadar ihtiyacım var ki. Bunu yapar mısın benim için? Fatih Deniz http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gif |
Yine oturdum daldım en derin hüzünlerin çalkantısına, neye ne kadar fazla inanacağımı bilmeden, neyi niçin düşündüğümü bilmeden, kendi kendime düşünüp duruyorum yalnızlığımın nedenini, ben niçin bu kadar yalnız ve düşünceliyim.Çevremde onca insan varken neden bir tanesi bile benim içimdeki duyguları, düşünceleri hissedemiyor.Sebebin ne olduğunu bilmiyorum. Bazen durup; "belki de bunun sebebi benim" diyorum kendi kendime.Tamam belki kendimce bir çok sıkıntı gördüm ve acı çektim ama arada bir insanların neler düşündüğünü ve neler hissettiğini yoklamadan edemiyorum.Çünkü ben insanları seviyorum ve onlar için küçücük bir şey bile olsa yapmaya hazırım.Hem de karşılık beklemeksizin! İstediğim tek şey benim var olduğumun ve ne kadar iyilik sever bir insan olduğumun bilinmesi.Gerçi ben kendimde ne kadar iyi biri olduğumu bilmiyorum. Fakat şu bir gerçek ki oda ben her şeyi düşünüyorum.Hem de en ince detayına kadar.Kimse benim farkıma varmasın istiyorum.Hayal ettiklerimi kimse bilmesin istiyorum.Bir kişi hariç! İnceden sessizce her şeyi her detayı ile düşünmek zor bir şey mi acaba? Hayır! Bu bir başkası için zor olabilir ama benim için o kadar da zor bir durum değil çünkü ben bunu çocukluğumdan bu yana yapıyorum.Ve her seferinde de başarılı oluyorum. Bazen kalabalık bir topluluk içinde dalıp giderim uzaklara kimse bilmez neler düşündüğümü onlar sadece "KaKsi sen yine dalıp gittin uzaklara!" yada "Aşık mısın olum!" diyerek sanki bir sevgilim varmış da ona özlem duyup uzaklara dalmışım gibi düşünüyorlar.Ama bunun bir kısmı gerçek olsa bile geri kalanında kendi hayal dünyamın içinde neler yaşadığımı sadece bir ben bilirim. İnsanlar bana karşı önceleri genelde çok önyargılı davranırlardı.Ben daha bir cümle kurmadan "tamam sende iş yok" yada "bizim konumuzun aşk ile bir alakası yok" veya "bu konu çocukları ilgilendirmez" yada "Allah yine başlıyor!" diyerek beni çocuk görürler yada saf dışı etmeye çalışırlardı.Ama zaman içerisinde büyüdüm geliştim artık bir çocuk değilim ve insanların çoğunun düşüncelerini daha kurdukları cümlenin ilk kelimesinden yada hal, hareket ve tavırlarından anlayabiliyorum. Çevremdeki bazı insanlar beni bir deha olarak görüp bana daha fazla yakın olmaya çalışıyorlar.Bazıları ise benden nefret ediyor ve her ne kadar başaramasalar da bunu gizli tutmaya çabalayarak benim yakın çevremde olmaya gayret ediyorlar.Bazıları da beni ne çok büyük ne de çok küçük görüp benim sade arkadaşlığımı kazanıyorlardı.Evet benim arkadaş çevrem büyüklü küçüklü oldukça büyük ve ben bunu şöyle ifade edebiliyorum.Edirne den kars a kadar tüm Türkiye'de arkadaşım bulunmaktadır diyebiliyorum. Arkadaş çevremin bu kadar büyük olması nedeni ile bazen içimdeki sıkıntının sebebini daha iyi anlıyorum.Çünkü arkadaş çevrem ne kadar büyük olursa olsun dost çevrem o kadar küçük ki toplam da belki de on kişiyi geçmezdi.Geçmezdi diyorum çünkü benim dostluk ilişkilerim bambaşkadır.Onlar benim yaşadığım hiçbir sorunu sıkıntıyı göz ardı etmeden benimle beraber üstüne giderler.Ve benim her sorunuma bazen benimle beraber bazen de benim hiç haberim olmadan çözüm getirmeye çalışırlardı.Tabi ki bu çözümlerin de pek başarılı olduğu söylenemezdi.Ama benim için önemli olan bu insanların beni düşünerek benim için bir şeyler yapmaya çabalamasıydı.Onları benim dostum yapan da buydu.Aynı şeyler onlar içinde geçerliydi.Bende onlar için bir şeyler yapmaya çalışırdım.Ta ki yakın bir vakte kadar.Evet onlardan da uzaklaştım ve ilişkim onlarla da diğer arkadaşlarımda olduğu gibi sadece arkadaş seviyesine indi. Sizleri bilmem ama benim için arkadaş ayrı dost apayrı bir şeydir.Ve artık benim dostum yok.Sebebi de benim dostlarımın sorunları için daima elle tutulur bir çözüm bulmam ve onların benim umutsuzluğum için hiçbir şekilde elle tutulur kalıcı bir çözüm bulamamaları idi.Sürekli geçici çözümler ve sonunda gelen acı, hüsran. Eğer bu satırları okuyup ta benim çok gaddar bir insan olduğumu düşüneniz varsa boşuna ümitlenmesin; çünkü bunun bu hale gelmesi önerisi dostlarımdan geldi.Ve ben yine kendi yalnızlığımla baş başa kaldım.Bazen düşünüyorum da insanlar hep geçim darlığı, namus, yada daha farklı şeylerden dert yanıp duruyorlar.Fakat çevrelerindeki onlarca güzel insanın kalplerini kırdıklarının farkında bile değiller.Belki de yalnız olmadıkları için böyle davranıyorlar.Kim bilebilir ki belki de daha farklı duygular içindedirler.Ama emin olduğum tek bir şey var o da; Eğer bir insan fakirlikten, geçim darlığından, çevresindeki insanların davranışlarından Ve buna benzer şeylerden dert yanıyorsa o insan henüz daha yalnızlık duygusunu tatmamış demektir.Ve ben bunu hep bir nankörlük olarak görürüm.Çünkü her ne kadar zor durumda olursanız olun yalnız olmak daha kötü bir durumdur. Çok tuhaf bir duygu bu anlatılır gibi değil; Bazen bir sevgiliniz olsun istiyorsunuz.Onunla el ele tutuşup sahilleri arşınlamak istiyorsunuz.Bazen ona kendisini ne kadar çok sevdiğinizi ispat etmek için hayatınızda yapmış olduğunuz bazı önemli fedakarlıkları göz önüne çıkartmak istiyorsunuz.Bazen onun boynunuza sarılıp başını sizin göğsünüze koyup ta siz onun saçlarını okşarken onun sabahlara kadar hıçkıra hıçkıra ağlamasını istiyorsunuz.Ve bu durumda bazen de duygularınızı değiştirip siz onu teselli ederken onun arada bir başını kaldırıp yaşlı gözlerle sizin gözlerinize bakıp "Seni seviyorum! Beni sakın yalnız bırakma! Hiç ayrılmayacağız di mi! Bana sıkı sıkı sarıl " gibi sözler kullanmasını istiyorsunuz.Bazen de aynı şeyleri ona karşı siz yapmak istiyorsunuz.Bazen çocuklar gibi koşup eğlenmek istiyorsunuz.Bazen güzel bir sahil kenarında onunla güneşin doğuşuna ve batışına ortak olmak istiyorsunuz.Erkekler için söylüyorum bazen çocuğunuz için en güzel ve en iyi anne olduğunu düşünüyorsunuz.Bazen düşüncelerinize, hayallerinize çocukları da katıyorsunuz. Bazen hayallerinizde sizi anlayabilecek bir dost arıyorsunuz.Ve hayal de olsa bunu buluyorsunuz.Sizi her yönünüzle anlayan bir insan tıpkı bir sevgili gibi hayal ediyorsunuz onu ama bir fark var o da onun sizin sevgiliniz değil de en yakın dostunuz olması.Hayal de olsa düşünmüş olduğunuz şeyleri bir an için gerçek gibi kabul ediyorsunuz.Ve bundan haz alıyorsunuz.Dostunuzla birlikte çeşitli mekanlarda bulunuyor çeşitli şeyler yapmaya çalışıyorsunuz.Daha doğrusu gerçek hayatınızdaki yalnızlığı hayallerinizle engellemeye çalışıyorsunuz.Bunda kısa bir süre içinde olsa başarılı oluyorsunuz.Tabi ki sonunda olacakları hesaba katmadan.Hayalinizdeki dostunuzla dertleşiyor, koşturuyor, insanlara yardım ediyor ve türlü eğlenceler yapıyorsunuz.Bazen bir şeyler için başka insanlarla kavga ediyorsunuz.Yaralanıyorsunuz.Dostunuz size yardım ediyor.Dostunuza ilginizi ve alakanızı yani bağlılığınızı ispat etmek için her şeyi deniyorsunuz.(Burada bunları detayları ile anlatmak uzun sürer diye kısa kestim) Ama hepsinin sonunda yine gerçek dünyanıza dönüyor ve kendi yalnızlığınızı kendinizle paylaşamayacağınızı anlıyorsunuz.Üstüne üstlük birde kurmuş olduğunuz hayallerin gerçek olmaması sizi incitiyor."Keşke!, ah keşke!" diyorsunuz.Ve hayalinizdeki hayatı yakalamak için daha bir hırsla sarılıyorsunuz yaşamınıza.Yılmak istemiyorsunuz.Çünkü bir gün mutlaka bunu başaracağım diyorsunuz.Hayallerinizde yaptığınız güzel şeyleri gerçek hayatınızda da yapmak istiyorsunuz.Ama karşınıza çıkan insanlar sizi anlamıyor.Fakat siz yine de yılmıyorsunuz.Yakınlarınızın yalnızlığınızın farkına varmasını istiyorsunuz.Ama bunu onlara anlatmaya daima çekiniyorsunuz.Kısacası hayatınıza sizi anlayabilecek bir insan girinceye kadar yaşamış olduğunuz yalnızlığa katlanmak zorunda kalıyorsunuz. Bazı vakitler yaşamak size zor geliyor.Yaşamaya gayret ediyorsunuz.Bir arkadaşınız sizi düşünüp bir sürpriz yapmak istiyor.Siz ise sürprizi yaşadığınızda acı çekiyorsunuz.Ama bunu arkadaşınıza belli etmemek için elinizden gelen gayreti gösteriyorsunuz.Çünkü yalnızsınız ve "keşke bu mutluluğu benimle paylaşabilecek bir hayat arkadaşım olsaydı" yada "keşke o da yanımda olsaydı" diye içinizden kendi kendinize bir şeyler ifade etmeye çalışıyorsunuz.Bazen kendinizi bile anlayamıyorsunuz."Hayat kısa neden dolu dolu yaşamıyorum ki?" diye soruyorsunuz kendinize ve her seferinde cevabı aynı oluyor."Yalnız bir başına hayat çekilmez oluyor." Hele hele birde yakışıklı yada çekici değilseniz işte o zaman vay halinize.Hayatınızı paylaşamıyorsunuz, Yalnızsınız, böyle yaşayamazsınız, bu şekilde hayatınızı sürdüremezsiniz.Geçici mutluluklar sizi daha ne kadar idare edebilir ki!Ama umutlarınızı da yitiremezsiniz. Hiçbir zaman kendinize olan öz güveninizi ve vicdanınızdan gelen sesi, göz ardı etmeyin.Kendinize güvenin ve kim olursa olsun, sizden yaş olarak yada dünyevi olarak ne kadar yüksek yada büyük olursa olsun; Asla çekinmeyin! Çünkü yaşamış olduğumuz hayatı paylaşmak için o kadar çok sebebimiz var ki! Sanırım bunlardan en önemlisi de bir çocuk sahibi olma arzusudur. Hayatınız boyunca hiçbir insanın kalbini kırmamaya gayret edin.İnsanlara daima bir şeyler vermeye çalışın; karşılığını beklemeden.Herkesi sevin ayırım yapmayın(din, ırk, renk, v.s.)Ve hiçbir zaman "Ben hep onlar için çabalıyorum neden onlar benim için bir şeyler yapmıyor?" demeyin.Sabredin bekleyin hayatı, zamanı, yaşamınızdaki güzel olabilecek şeyleri düşünün ve bekleyin.Hayat size hiç ummadığınız bir zamanda istediğiniz, arzuladığınız yaşamın kapılarını açacaktır.Mutlaka bekleyin ve hiçbir şeyden çabanızı esirgemeyin.Fırsatı yakaladığınız zamanda sakın kaçırmayın.Ve asla "ne oldum?" demeyin "ne olacağım?" diyin.İnsanları üzmeyin, sonra sizde üzülürsünüz.Ve son bir şey daha; sonradan "Keşke yapmasaydım!" diyeceğiniz ve pişmanlık duyacağınız bir şeyi asla ve asla yapmayın. Saygılar, Sevgiler, Mutluluklar, Dünyanın en güzel duyguları sizinle olsun, kalbinizdeki sevinç ve mutluluk duygusu hiçbir zaman uzaklara gitmesin.Unutmayın hayatınızdaki yalnızlığı tarihe gömecek olan insan belki de çok yakınlarınızda bir yerlerdedir.Çevrenize bir bakın! |
Ben ve yanlızlığım vardı uzun zamandır.Kimselere vermek istemediğim, bir türlü güvenemediğim bir kalbim vardı benim.Sen girdin hayatıma birden bire hiç beklemediğim bir anda. İzinsiz bir yolcu gibiydin, ben ise birçok zaferler kazanmış ve birçoğuna geçit vermemiş bir bekçi. Karşı koymak istedim diğerleri gibi. Ama bu sefer olmadı işte yapamadım, durduramadım seni.Bir şekilde dokundun kalbime ben istemeden.Sonra bir çocuk buldun bende daha benim bile bilmediğim, tanımadığım. Varlığından bile habersizdim oysa onun.Çok korktum ondan, çekindim çünkü o daha sadece küçücük bir çocuktu ve beni değil seni dinliyordu. Saf, tertemiz, dürüst, düşünmeden hareket eden, yalan nedir bilmeyen ve senden başkasını gormeyen bir çocuk. Ben yoktum artık bedenimde bir başkası vardı ve beni o yönetiyordu.Bu çocuk senindi ve korkarım senin kollarında büyümek istiyordu. Güvenebilirdin ona sarılabilirdin sıkı sıkı zaten gitmeyede pek niyeti yoktu. Oysa sen güvenmedin ona belkide güvenmek istemedin, onun yerine oyunlar oynamayı seçtin... Senin yanındayken çok masum ve iyi gorunuyordu. Sürekli gülen, keyifli, konuskan, hayata bağlı... Ama sen birden bire gittin ve ben başbaşa kaldım o çocukla. Dışardan baktığımda tanıdığımı sanmıştım o çocuğu ama yanılmışım. Hırçın, inatçı, mızmız, susmak nedir bilmeyen, zaman zaman ağlayan bir çocuk olmuştu birden bire. Ve ben onunla nasıl başedeceğimi bilmiyordum. Bildiğim tek şey vardı, o seni yanında istiyordu. Bende onu susturmak için tek çare olarak bile bile seninle oyununu oynadım. Ve bir söz verdim ona, bu hikayede iyi veya kötü bir son elde etmeden vazgeçmeyeceğime, çekip gitmeyeceğime... Haketmediğim şeyler yaptın bana, senden duymak istemediğim sözler duydum, kimselere yapmayacağım şeyler yaptım. Çünkü o susmak bilmiyordu bir türlü, mızmızlık yapıp durdu, bir şekilde vazgeçip giderken hep yollarımdan dondurdu beni. Ve rahatlamadı içi bir türlü, bu hikaye böyle bitemez dedi ve hiçbir zaman yetmedi yaptıklarım zaten benim üzülmem veya canımın yanması umrumda değildi... Oyunun kahramanı olmaktı istediğim ve bunun için uğraştım uzun süre, hiçbirşeyi bozmadan veya seni kırıp üzmeden bitmesini istedim oyununun ama olmadı işte. Olmadı diyorum çünkü sen birkaç ayrıntıya takılıp kaldın. Ellerimi uzattım sana ama sen tutmadın, bitirmedin oyununu. Ben kendimden küçücük bir çocuk için vazgeçmişken, böyle bu şekilde yaşamayı seçmişken, senden ise sadece oyunun sonunu değiştirmeni istemiştim. Çok mu fazlaydı bu isteğim gerçekten? Çok mu zordu istediğin şekilde bitmesinden vazgeçmen? Benimkinin yanında çok küçük bir istekti oysa... Seninle buluşup buluşamamız adeta sadece bana bağlıydı ve bu benim hiç hoşuma gitmiyordu. Uzadıkça canım sıkıldı, özleminle çekilmez katlanılmaz oldu ve ben yoruldum, pes ettim sonunda. Ve tabi o susmak bilmeyen çocuk... Ve ben yıktım herşeyi. Çünkü gelmeyecektim artık bu kadardı gücüm. Benim kadar üzülüp acı çekmeni istemedim. Beni umutla beklemeni istemedim. Çünkü seven birinin elinde umutları varsa ve karşısındakini bir türlü kötüleyemiyorsa ne yaparsa yapsın ondan vazgeçemiyor.Hergün yollarını gözlüyor, bir haber alabilmek için her kapıyı zorluyor... İşte sadece bu yüzden bile bile üzdüm seni, canını yaktım, yok ettim o küçük çocugun umutlarını. Ama o çocuğa verdiğim sözümü tuttum, bir son yarattım hikayeye. Ben senin vazgeçip gitmeni bekliyordum aslında, sadece bir veda bekliyordum... Sonunda susturdum onu işte.Ama o bana küstü seni üzdüğüm için ve kaçtı gitti. Bilmiyorum şu an nerelerde, ne halde, ne yapıyor. Artık benden hiçbirşey istemiyor veya beklemiyor. Çünkü gayet iyi biliyor sana çıkan tüm yollarımı yıktığımı. Gayet iyi biliyor daha fazla birşey elimden gelmediğini.Sana gelmelerimin yasak olduğunu. Şimdi bir hücredeyim ben sözlerimiz ve yaptıklarımızla inşa edilmiş. Beni burdan çıkarmanın anahtarı sadece sende, senin sesinde, birkaç sözünde... Kim bilir belki birgün bulabilirsin beni buradan çıkarabilecek gücü içinde. Belki affedebilirsin birgün beni aynı benim seni affettiğim gibi. Çünkü bilirsin çocuklar küsemez kimseye sadece dargın kalabilirler bir süre. Sonra unutulur gider tüm yaşananlar kocaman sevgi dolu kalplerinin içinde. Çıkarabilrsen beni işte o zaman hayal olmaktan kurtulur aşkımız ve belkide yepyeni bir sayfada tekrar birbirmizin oluruz. |
Yalnızlık ne zor şeymiş Acılarına gömülmek ne de zormuş Anılarınla avunmak neden zor bu kadar Neden acı her yanda O kadar çok soru var ki Yaşanan yaşanacak olan her şeyi Bitirdiğin son noktayı koyduğun için Sen gittin ben anılarımla avundum Şimdi unuttum seni gerçek aşkı gerçek sevgiyi Yalnızlığımla başbaşayım artık... |
sen buralardan gideli boynu bükük bir İstanbul kaldı ardından unutmayı yüzledikçe şimdi kulağımdaki ses kaçınılmaz rüzgârın ısırık izi berzahlarında ve o soğuk ayrılığın dalgasında hırçın denizin ortasında ben kızkulesi kadar şaşkın işte o yüzdendir ki hiç sevmez bu sahilde çiçekçiler mevsimsiz yağan yağmurları… bilirsin aslında senin doğduğun yerde güneş çavmaz yüzlere sevenlerin mayasında yas gururla bezenmiş kundağı ve gözyaşı esir düşmüş semtin yırtık kuşağında ve özlemek dediğin… dilinin dürgüsünde hep aynı, çocukça yüreğinin o aşınmaz taftasında yarınsız bir kadının yalnızlığının dokusu sanki bir sevda masalında karşılaşmak bir gün avunmak kim bilir düşünde tesellinin bir martı gibi rüyalarında yaralı vurgun yemiş bir sünger avcısı kadar süzgün orada işte kayaların infazında fırtına sonrasındaki o özlem o benim hâlâ dingin http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gif |
http://siir16.sitemynet.com/dguller.gifYalnızlık Ezgisi Gölgeli, yağmur çiseleyen Güncesi kırık dökük bir gece Tıpkı bizim gibi... Hüzün başımızla beraber Yalnızlık, yüreğimizin iç cebinde Vefalar, sevmeler Bir tebessümlük özürler... Bilemiyorum ki inkar mı gelmeli kadın! Hayali sözler karmaşası ki Asılsız dünyevi düşler belki de hepsi Yaşamın yorgunluğundan düşen omuzlar Ara sıcak sevdalar belki de eşikteki yanlızlıklar Gün ağarmadan terk edilen öpüşler Bir uzanıp bir geri çekilen o dost eller Ve umuda yenik ıslak imgeler mi desin kadın Bittiğimiz yerde inadına bütünleşenler! Biliyor musun insana hayata ve ötesine dair Ne varsa aslında hepsine değer...kadın Sen martı ol umuda kanat aç Bense mavinin en koyu rengi Sonra gel Yasla başını omzuma Biliyorsunki kadın Sustuğumuz yerde konuşur yüreklerimiz İnsan gibi kadın gibi dost gibi Ne söz isteriz, ne düş Hayat biziz, kainat biz Ölüm de biziz, ölüm de biziz kadın! Haklısın ölememek de var Sevememek, sevilememek gibi ölememek! Kahredip yakmalı mı Bu gece şiirleri kadın yakmalı mı! Gitme yüreğimizde ki şu yalnızlık, Gözlerimizde ki ağır hüzün silinmeden gitme... Yasla başını omzuma... Sen umuda kanat açan martı, ben dalga dalga mavi Dinle ikimizin yalnızlık ezgisi bu yüreğim dinle... Nisan Serap Muratoğlu http://siir16.sitemynet.com/dguller.gif |
YALNIZLIK ÇEMBERİNDE Günlerim herzaman ki gibi karanlık yine acı ile geçiyor saatler özlem ile ne zaman dalmıyorki gözlerim senli sensizliklere durmuyor gözyaşlarım yalnızlık çemberinde. Yorulmuyor hayat dert çile vermeye şarkılar yoldasım sigaramla birlikte tükenmek bilmeyen bir boşluğun içinde savruluyorum rüzgarla birlikte farkında olmadan yalnızlıık çemberinde. Nedeni yok belki bu sensizliğin yada bana verdiğin bu ayrılık yelinin sana yazdığım ilk şiiri hatırlarmısın Ayrılıktı adı ayrılmam dediğin ayrılık yıkılmıştı o gün dünyam gözümde yalandı herşey sevda bile yıkmam demiştin ama bıraktın beni yalnızlık çemberinde. Şimdi soruyorum kendime neden sen, neden sevdim diyorum oysa ne mutluydum senden önce aradığım aramasını beklediğim düşündüğüm kimse yoktu mutluydum yinede yalnızlık çeberinde. Şimdi ise perişanım hasret rüzgarlarını saldın üstüme çaresizliği tanıttın derman bulamıyorum şimdi dertlerime öyle acımasızki şu hayat gelmiyor ECEL\'im YALNIZLIK ÇEMBERİNDE... |
Yalnız Hanım Yalnızlık çöker,karasında bulutların Dağıtmaya çalışır,ışığında umutlarının Köy halkı uykusundadır,unutmuş yorgunluğunu Rüyasında görür,kestirme bahçe yolunu Yalnız hanım gerilmiş,perdelerin arkasında Çektiği dertlerin, bitmeyen sancısında Köy halkının pencereleri,açılmış çiçeklerle Yalnız hanımın sevgisi, her zaman yüreklerinde. |
Belki de ilk defa bu kadar sorumlu oldun bu ilişkiye karsı Gitmem mi gerekiyordu söylesene Ya da gider gibi yapmam mı gerekirdi seni daha sorumlu kılmak için Yoruldum ve umudum da kalmadı. Göremiyorum ileriyi seninle artık Sorumsuz tavırların sis kütlesi gibi birden geciveriyor onların önüne Arayıp beni pişmanlıklarını anlatma İçtiğin her kadeh seni bitirmekten başka bir işe de yaramayacak Bensiz bırakmak için değil seni Seni sana getirebilmek için Gittim ben... http://img231.imageshack.us/img231/568/forestzm1.gif |
Sonbahar başladı şehrimde. Her şey bildiğin gibi... Yalnızlıkla baş etmeyi öğrenebilen yok. |
Kırgın, yorgun ve sessiz bir sonbahardı.Bildiğim ve özlediğim bir şehirden geçiyordum.Bir nefeslik sigara, demli bir çay ve dost sohbetiydi, kısacık zaman dilimlerine sığdırmaya çalıştığım. Akşamı giyinmiş tam gitmek üzereyken gördüm seni. Hiç konuşmadan hatta umarsızca baktın bana. Minik parodilerle süslenmiş ve yaramazlık yapmadan duramayan haylaz bir çocuğun, hınzırca gülümseyişi gibi oldu tanışmamız, tanıştırılmamız...Nereden bilebilirdim, bu giderayak dudaklara yapıştırılan gülümseyişlerin, yerini sevdaya bırakacağını...Kaçamak bakışlara gebe kaldı gözlerimiz ve aslında gözlerinde gözlerimi gördüğümü kimse anlamadı, kimse farketmedi hüzünlerimizin seviştiğini.... Acılardan ve vedalardan geçen, artık olmaz diye direten bir yürek mahzunluğu vardı ortada, kahkahalarla örtmeye çalıştığımız. Çok sonraları farkettik, örtmeye çalıştıkça bu mahzunluğun ortaya çıktığını. Direndik..Direndik bir zaman tutulmamak için aşka. Oysa, gideceğini söyleyip de, göndermediğim bir sabah ayazında şekillenmişti cenin yorgun yüreğimde.Başım döndüğünde anladım, canlanmaya başladığını bir sevdanın içimde. Artık çok geçti ve büyüyordu sevda, hüzünle ve hasretle beslenerek... Yolların sana gelirken kısaldığı ve senden giderken uzadığı akşamlarda dokunduk birbirimize. Maskelerimizi kapı girişlerinde bırakarak, seyircisiz ve alkışsız sahnelerde seviştik. Seviştik ve çoğaldık farketmeden. Her buluşma bir coşku, her ayrılık bir acı bıraktı yüreklerimizde. Uyurken seyrettiğim yüzün, hasreti törpüledi kilometreler ötesinden... Kalabalık korkularımız, evlat edindiğimizi sandığımız acılar ve peşimizden itinayla gelerek bizi takip eden endişelerimiz vardı.Sen umursadın, ben görmemezlikten geldim. Acılar paylaşılır dedim, sen paylaşılamayacağını savundun.Sarıldım sana bu savunmaların içinden. Gülmeni, sevginden önce istedim.Gülmenin gözlerine yakıştığını gördüğüm an..Oysa gülüşlerimiz bile hüzünlüydü gözlerimizde.Gözlerimizdeki bu hüzün çağırmıştı belki de sevdayı yüreklere,hiç beklemediğimiz bir an, ummadığımız bir gecede... Şimdi gecelerde,babasını arayan bir sevdayı emziriyorum.Nerde diye sorduğunda, işleri var, şimdi gelecek, diyerek yalan söylediğim sevdayı. Bilse seni kırdığımı, incittiğimi, beni bir daha sevmemesinden, ayaklanıp gitmesinden korkuyorum.Kendi söylediğim yalanlara, kendim inanmaya başlıyorum.Gecelerde,sevdam uykuya dalınca, sessizce ağlayıp, affedilmem için dualar ediyorum.Gecelerde, en çok seni özlüyorum... Sessizce gelişin, sessizce gidişin oldu. Dudaklarım cezasını konuşmayarak çekecek, gitmene sebep onlar oldu.Kadınlığımı çıkarttım, yıkadım ve askıya astım. Kimse görmesin, beğenmesin diye. Geldiğin gün giyinip, karşına öyle çıkacağım. Biliyor musun, ben hiç yağmurda dans etmedim. Belki de yağmur olan sendin, seninle dans etmek istedim... http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gif |
Bir dağbaşı yalnızlığı yaşıyorum yeniden., Dağbaşı yalnızlığı ölümden beter. Hiç kimse aramasa sormasa beni Sen gelsen yeter.. Huzur ellerinin güzelliğidir. Gözlerin karşımda mutluluk denizi. Her sabah soframızda ekmeğimizi Sen bölsen yeter.. Yüreğim seninle yaylalar kadar serin Ne bir çizgi hasret, ne bir nokta gam Yayla dumanı gibi gözlerime her akşam Sen dolsan yeter.. Bende çaresizlik sonsuz kördüğüm. Bende sabır sende naz.. Gündüzünden vazgeçtim düşümde biraz Bir yüz görümlüğü sen olsan yeter.. Duymasa da hiç kimse şâir gönlümün, Sende karar kıldığını... Ve içimin şerha şerha yarıldığını, Sen bilsen yeter.. Bir gün duysan bittiğimi, tükendiğimi.. Çıkıp gelsen uzaklardan korkulu ürkek.. Bir incecik dal gibi üzerime titreyerek, Eğilsen yeter........... |
YALNIZLIK MACERASI Öyle yalnız kaldım ki hayatımda Kimi gün öldüm kimi gün ilah oldum Çok zaman annemin dizlerine hasret Koydum başımı kendi dizlerime Doya doya ağladım Paylaşırsa dost paylaşırmış İnsanın derdini sevincini Dost ümidiyle ortalığa düşmeye gör Hangi kapıyı çalsan kimseler yok Hangi omuza dokunsam yabancı çıkar Aşık mı olmadım taparcasına Bir Mecnun geçti o çöllerden bir de ben Diz mi çektirmedim alemde Kerem gibi Ferhat gibi gürz mü sallamadım dağlara Ne Leyla yar oldu bana ne Aslı ne Şirin O gün bugün sırtımı kendim sıvazlıyorum Sabahları sokağa çıkmadan evvel Cesaret şairim, cesaret Kendi saçlarımı okşuyorum geceleri Sevgilimin saçları niyetine. CAHİT SITKI TARANCI |
Yalnızım, tek başına bir ağacım, tam sınırda. Orman dışına itilmiş, kendine ne çölde, ne de kırda yer edinmiş. Bir yanım uçsuz bucaksız çöl, diğer yanım kır. Bir yanım bahar, öte yanım kış. Hepsinin ve herşeyin ötesinde ve dışında tek bir gerçeklik; "benim yalnızlığım!". YALNIZIM BİR BAŞINA ÇÖLLERDE, YALNIZIM ŞAFAK DOĞMAZ GÜNLERDE, YALNIZIM İNCİNMİŞ GÖNÜLLERDE, DAĞDA OLSAM, KIRDA OLSAM YALNIZIM, YOK KALBİMİN BESTESİ, YOK DERDİM DİYECEK BİR SAZIM. Yalnızım ben, tek başına bir ağaç gibi... |
| Saat: 20:14 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık