![]() |
gitmek ....!!! |
ey yürekli değişen kesinlik bencil bir kinin erdeminde boğulan karınca -ağla diyorsun bana senin ülkende gözlerim kaldı inatla suladım yüreğimi sıradan bekleyişler ve kederli hıçkırıklar yarattım sana körpe sevinçler veren ıslak ve karanlık sokaklardan -ağla diyorsun bana gözyaşları aşkın kanıtı mı? Metin Güven |
Giden Bir gecedir bütün geceler gibi Saçlarında,tanıdığın ellerin en ağırı Gözlerinde maceraların en derini... Sana anlatırlar geçenle kalandan Bir gecedir bütün geceler gibi Karanlıklardan,aydınlıklardan Ne varsa kendincedir Pencere camlarında ışıklar parlar Halıda yatar eşyanın gölgesi İç içedir artık sokaklar,evler,odalar Duvarlar bakışları keser,kapılar sesi Ne varsa kendincedir Ve senin,üzerinde binbir düşünce,günden Oynaşır hatıranla,kalbinle,ümitlerinle Herşey düşünmektedir seninle Birden,bir rüzgar eser,sana doğru senden Seninle çoğalmaya başlar kendisiyle bitenler Hatırlayan ellerinle,unutmayan gözlerinle Değişir sezilecek kadar yavaştan Değişir istenen istenmeyen O koruyan zor yalanlar silinir Büyür kolay bir doğru,bilinen,söylenmeyen Uyuyanlar uyanmış,ölüler dirilmiştir Bir gecedir sana doğru senden Bir gecedir sana doğru senden... Geçen yaşadığındır,yaşarken anlamadan Kalan bir gerçektir belki Bir iğne gibi kaybolan,bir bardak gibi kırılan Gelen sanki beklediğindir Ve giden,en tatlı,en sıcak,en kocaman.. http://img159.imageshack.us/img159/966/featherrn6.gifÖzdemir ASAF |
Bir Günün Sonunda Arzu Yorgun gözümün halkalarında Güller gibi fecr oldu numayan, Güller gibi... sonsuz, iri güller Güller ki kamıştan daha nalan; Gün doğdu yazık arkalarında! Altın kulelerden yine kuşlar Tekrarını ömrün eder ilan. Kuşlar mıdır onlar ki her akşam Alemlerimizden sefer eyler? Akşam, yine akşam, yine akşam Bir sırma kemerdir suya baksam; Üstümde sema kavs-i mutalsam! Akşam, yine akşam, yine akşam Göllerde bu dem bir kamış olsam! Ahmet Haşim |
AYRILIĞIN İLANI Gidiyor musun diye sorma bana. Gönderen sensin. Ne terk etmeyi istedim seni, Ne de daha yaşamadığımız bu aşkı toprağa gömmeyi. Senin kadar öfkeliyim ben de. Senin kadar endişeli... Bir dokunuşunla bin kenti yıkacak güç verirdin bana Ama inandıramadım seni. Sen, sorgularken beni kafanda Ben, gözlerinin içine bakıyordum kuşkuyla. Bir tek sözün bağlardı beni sana, Oysa sen hep susmanın koynunda. Aşkın içine bir kez girdi mi kuşku, Teslim alır bedenleri de. Sütten çıkmış ak kaşık değildim Ama yalanı sokmadım iki kişilik dünyamıza. O dünya ki bazen minicik bir odada Bazen kentin ortasında şekillendi. Nasıl da güzeldi... Zaten varsın diye her şey güzeldi ama Sen buna inanmadın. Ah bu sorular... Yaşamak varken sevdayı delice, Niye boğarız sorularla? Nasıl ikna edebilirdim seni? Ben, aşk dedikçe sen, dur dedin. Ben, seninleyim dedikçe Sen, hayır dedin. Zaten az konuşan sen Olumsuz ne kadar sözcük varsa Bulup çıkardın ortaya. Bense hiç bir şey diyemedim. Ne kadar zarar vermişim sana meğer. Nasıl değiştirmişim seni. Oysa hiç böyle düşünmemiştim. Kimseye zarar vermek istemem ben. Kimseyi olduğundan farklı bir hale getirmek istemem. Ama öyle oldu işte. Demek ki; gitmelerin zamanı şimdi. Çocukluğuna sığınır atlatırsın bu acıyı. Ne sevişmelerimiz kalır aklında, ne sevda sözlerimiz. Rahat değilim diyordun ya, rahat ol artık. Gülüşlerini saklaman için bir neden kalmadı. Tedirginliğinin sebebi de kalktı ortadan. Biliyor musun bir tanem! Gidişim yürekten değil, zorunluluktan. Sanma ki, bu toy sevdayı başka kimliklere taşırım. Sanma ki, benden sakladığın gülüşleri yalancı yüzlerde ararım. Seni de götürürüm yüreğimde. Her zaman yokluğunu taşırım. Bulup, bulup kaybettim seni bebeğim. Ne yazık ki, tozduman edemedim kuşkularını. Ne yazık ki, kalamadın bana. Öpücüğümün kokusu kalacak kapının eşiğinde. Kokladıkça; bizi bir yanlışa mahkum ettiğini anlayacaksın. |
Aşkından Gözbebeklerime gizlenen korkular, şimdi ellerimde bahar... Bülent Özcan |
Umutlarımın mavisini alıp gittin Denizlerimin mavisini çalıp gittin Masmavi dünyama Simsiyah bir çivi çakıp gittin... Gittin Ve sen de her yalan gibi Bittin... |
Nefretin adresini mi soruyorsun cinnet yağmurunda kimsesiz kuşlardan rüzgarı çalınmış yalnızlığımı mı sevdanın adresini mi soruyorsun ayrılığı mavi, hüznü beyaz uçan Yüzüne ay doğmakta. Seviyorum seni Sensin çılgınlığımın zalim kaynağı elemin aşktan damıtılmış alevi taşarken yüzünden hicranın ırmağı zulmetin vahasını mı arıyorsun bakışı gül sesi, gülüşü yaz açan Yüzünde ay doğmakta. Seviyorum seni Fırtınası çalınmış işte umudun gençliğimin şafağı da haczedilmiş acının ve aşkın tarihini yazmadan su menzilinde akşam mı avlıyorsun ikindisi kumral, baharı az olan Yüzüne ay doğmakta. Seviyorum seni Çile kuşatılmaz demedim mi sana nur heykeli, gün avcısı, ay alevi yüzü bereketli sevdalar tuzağı kalbimin adresini mi soruyorsun soyadı hüzünlü, adı naz anılan Yüzüne ay doğmakta. Seviyorum seni Refik Durbaş |
DENİZİN BEKLEDİĞİ Seni sevmek mor denizlerdi biraz Ne kadar gidilse bir o kadar bitmeyen Umutlar ve yıkılmalar ardında direnilen Seni sevmek mevsimler içinde en güzel yaz Seni sevmek yaşamın aşılmaz büyüklüğü Seni sevmek kan dolu yüzyılları korkutan Ve sığınıp ılık kıyı kentlerinde biraz akşam Seni sevmek çocukların düşlerinde gördüğü Varılırdı daha saydam günlere isteseler İsteseler yalnızlık giremezdi evlere Seni sevmek bir kırlangıç olacak bekleseler Ve uçacak durmadan adasız denizlere Kim bulacak cam kırığı gözlerinde sevgimi Sonra yalnız kalmak gibi yoksulca uğuldayan Bütün okyanusların baş eğdiği tek kaptan Sana verdim geç diye bütün denizlerimi AFŞAR TİMUÇİN |
İstemezmisiniz, Bir avuç bile çöl kalmasın gönlünüzde? Ve hiç bitmesin baharlar.. Hüzünlendiğinizde, Çisil çisil yağmur yağsın, Sevindiğinizde, Güneş doğsun istemezmisiniz? Ve istemezmisiniz, Bir anda gül bahçesine dönüşmesini, Gönlünüzün? Ne duruyorsunuz o halde? Söküp, atın ayrık otlarını yüreğinizden, Ve yeni baştan düzenleyin, Gönül bahçesinizi.. İster papatlayın, İster menekşeleyin, Ama mutlaka gülleyin.. Siz değilmisiniz şikâyetçi olan, Mutsuzluktan, Sevgisizlikten, Ve tekdüze yaşamdan?. Halâ bilmiyormusunuz, Kendinizin kurduğunu, Kendi dünyanızı? Ve bilmiyormusunuz yoksa, Yürek rüzgârlarıyla avuçlarınızda döndüğünü, Onun?. Bakışlarınız yıldızlar, Yüzünüz ondördünde ay olsun, İstemezmisiniz?. Kıpırdatın parmaklarınızı hele, Ve ısrarla dokunun yüreğinize, Acıyıncaya, uyanıncaya kadar, Mıncık mıncık elleyin.. Durmayın bir kenarda, Öyle esrik esrik. Ters yüz ediverin her şeyi. Yok sayın, ne varsa, Sizi mutsuz eden, yaşamda, Ve yepyeni bir dünya kuruverin sonra.. Gökyüzünü “sevgi mavisine”, Yeryüzünü “sevgi yeşiline”, Ve bütün çirkinlikleri, “Sevgi beyazına” boyayın. Alın elinize fırçanızı artık, Sevin, sevilin önce, Ve yeşilleyin, mavileyin, beyazlayın, Her tarafı. Ama mutlaka, Ama mutlaka sevgileyin... Mustafa Erçin |
| Saat: 13:14 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık