![]() |
BENİ UNUTAMAZSIN Beni unutamazsın bilirim, beni unutamazsın Denizin durgunluğu, gözlerimi Coşkunluğu, saçlarımı hatırlatır Kulaklarını tırmalar sesim, hayatından silemezsin Beni unutamazsın bilirim. Parkın tozlu yollarında yalnız dolaşacaksın Mutsuz gökyüzünde bir iki yıldız, ışık tutacak karanlığına Delikanlının biri uzanacak ellerine ansızın Çaresizliğine, yalnızlığına irkileceksin Ve daha sonra tarakta kalan saçlardan anlayacaksın ihtiyarladığını Dudaklarının pembeliği solacak Cilâsı çıkmış bir mobilya gibi eskiyecek güzelliğin Kahrolacaksın ! Ve bir gün gelip, beni anlayacaksın. Oysa; vakit çoktan geçmiş olacak Ama sen yine de sözlerime aldırma. Gözlerin zamansız ıslanmasın. Çünkü, artık çocuk değilsin Güneşin nereden doğduğunu bilirsin Başka bir İstanbul olmadığını bilirsin Ve seni nasıl sevdiğimi bilirsin Ama gitmek istiyorsan, yine de sen bilirsin. Ahmet Selçuk İLKAN |
Son Sözün Var mı? Benim gibi vaktin dar mıdır yarim? Ecelle randevun var mıdır yarim? Ben baharın sonu sen başı iken Yüreğine yağan kar mıdır yarim? Kederi sevince çevirecektin! Derdimi acımı sen bilecektin! Daha kaç gün geçti nasıl pes ettin? Bu kadar acelen var mıdır yarim? Ayrılık karşımda göz kırpıp durur Beni senin yalan sözlerin vurur Karşılıksız sevda ne kadar olur? Bana son bir sözün var mıdır yarim? |
Kalabalıkta kalabalıkça yalnızlık Yalnızladıkça birbirimizi Haydi çoğalalım Çoğaltarak kendimizi Bir canım çoğal da bin can ol Isıt yaşlıların yalnızlıklarını ilinsin üşümüşlüğü bırakılmışların Çoğalın dudaklarım çoğalın sonsuz Öpün bütün ağlayan çocukları kimsesiz Çoğal gözlerim çoğal Gör bütün görmeyenlerde yapayalnız Ellerime tutunun ellerime çoğalın Okşayın sevecenlikle çocukları Hıçkırırlarken uykularında bile http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gifAziz NESİN |
Sevdiğimiz eşyayı, dostları yada sevgiliyi. Sonunda yürekte kalan hep ayni duygu, hüzün... Çünkü yitirilene alışmışızdır, sevmişizdir, bizimle olan beraberliği keyiflendirmiştir. Çünkü o beraberliğe değer vermişizdir. Ya o güzelliği yasarken; paylaşımı, keyfi, sevmeyi ve sevilmeyi birlikte hissederken... Hep korkmaz miyiz? İçimizi en güzel anlarda bile hep sarmaz mı? Ya biterse? Ya yok olursa bu güzellik?; endişesi.. Tabii ki bitecek. Yaşadığımız mutluluklar, hüzünler hep bitmedi mi? Hep yerine başka başka hüzünlere, mutluluklara bırakmadı mi? Gene ayni korkular, ayni endişeler... Peki sahip olduğumuz güzellik için yitirme korkusuyla ağlamak niye? Kime? Ne için ? Biliyor musunuz? Dökülen göz yaşları sadece kendimiz için.. O değere sahipken de, yitirdiğimizde de.. Çünkü bizi asil korkutan YALNIZLIK.. İçimizde hissettiğimiz o güzel duyguları uzunca bir süre tekrar yaşayamamak.. Özlemek, özlenmek, sevmek, sevilmek, sım-sıkıca sarılmak, o bedenin canini, kanını hissetmek, sevişmek.. Hangisi kolay vazgeçilir hazlar ki? Biten aşklarda da, biten ömürde de yanaklarımıza dökülen gözyaşları hep kendimiz için. Çünkü merkez hep biziz, doymak bilmeyen egomuz.. Ve o egoyu doyurabilmek, hoşnut kılabilmek için ne kadar çok çırpınır dururuz. Bizim sevdiklerimiz bizi muhakkak sevmeli, özlediklerimiz özlemeli, doğrularımız her zaman tek doğrudur. Ya yanımızda ki insan ? Onun egosu ? Arzuları, özlemleri veya usandıkları... Ne kadar o sevdiğimiz insana karşı fedakarız? Vermeden neyi ne kadar alabiliriz ki? Bizler; hep ilişkilerimizde hesap kitap içinde değil miyiz ? Her zaman denge.. Verdiğimiz kadar alalım, aldığımız kadar verelim hesapları yapar dururuz. Sonuç YALNIZLIK . Peki bu kadar yalnızlıktan korkuyor, yaşanılan güzellikleri, paylaşımı bir daha yasayamamak endişesiyle kaybedeceğimiz değere ağlıyorsak niye bu kadar ince hesaplar. O değer bize mutluluk yerine hüzün, kargaşa yaşatıyorsa zaten vazgeçmeliyiz. Yok eğer yaşamın sıkıntılarından biraz da olsa bizi alıp mutluluk veriyorsa o zaman gözyaşı yerine biraz daha akilci olmak daha doğru değil mi? Sıkıca, hiç bitmeyecekmiş gibi o güzelliği, huzuru sonuna kadar yasamak varken neden korku?? Bilirsiniz.. Anılarımızda öylesine anlamlı, mutlu anlar vardır ki, kimi zaman onca geçen yıllara değerdir. Tabii ki bu değerler karşılık bulduğunda daha da değer kazanacaktır. Eh iste o zaman bize biraz daha is düşüyor demektir. Daha çok özen... Çünkü yasam içinde, ayni frekansı yakalamak o kadar zor ki... Sevgiyi, özlemi birlikte yasamak doyumsuz bir hazdır. Artık o sevdiğin insan kendin olmuşsundur. Korursun, tıpkı kendini koruduğun gibi. Üzmekten, incitmekten korkarsın. Artık hesap, kitap yapılamaz. ; Daha çok vermek vermek istersin. Çünkü ego vererek de doyumu öğrenmiştir. Çünkü gönlünü ayna tutmuşsundur o sevgiliye. Çünkü yitirme korkusu askı ölümsüz kılar. Çünkü ayrılmanın da bir vahşi tadı var Öyle vahşi bir tat ki dayanılır gibi değil Çünkü ayrılık da sevdaya dahil Çünkü AYRILANLAR HALA SEVGILI.. Uğur ilhan |
KORKUYORUM Özlüyorum, Gurbet kokan türkülerin, İçinde yaşayan Ve derinden iç çekmelerin, Ağlamaklı gözlere dönüşünü. Gözler,ağlamayı unuttu çünkü çoktan, Kimse inanmaz oldu yaratıldığına yoktan, Bir türlü kurtulamadık bu derin boşluktan, Korkuyorum ya kurtulamazsak helaktan, Korkuyorum. Gök gürültülü günahların hoş gösterilişinden, Karbon kağıtlarından yapılmış kalp resimlerinin Aşklara sinişini görmekten, Bir de yaşamaktan artık Çok korkuyorum |
Yalnızlığa dair Can yoldasin olmazsa olmasin Yalnizim diye hayiflanmayasin, Egilmis ustune gokyuzu masmavi Bir anne sefkatine musavi. Uc adim otede deniz Dosttur, ne ofkesi ne durgunlugu sebepsiz. Bir derdin varsa acabilirsin agaclara Agac yaprak verir, sir vermez ruzgara Ve kis yaz, Dalda kus eksik olmaz Dag basinda duman Yalnizlik nedir goreceksin öldügün zaman. Cahit Sıtkı |
Bir Çiçek Aldım Dün gece yine yalnızdım Sokağa çıktım Ve kendime bir çiçek aldım Kendim almamış gibi yürüdüm sokaklarda Ve yalnız değilmişim gibi düşündüm Ama her gece gibi Dün gece de yalnızdım Ve kendime bir çiçek aldım Bir saat geri alınmış saatler Ben geri almadım Ve bir saat daha yalnız kalmadım Bir masaya oturdum İki çay ısmarladım Ben içtim Sen soğuttun Sana söyleyeceğim her şeyi yuttum Çok dert etmedim Çünkü yoktun Dün gece yine yalnızdım Rahat ağladım Yokluğundan gizlemedim gözyaşlarımı Ve lambaları hiç karartmadım Dün gece Her gece gibi yalnızdım Sokağa çıktım Ve kendime bir çiçek aldım Sen sandım Koklamadım Uğur Arslan |
yrılık Şiiri Her satırı Mendireğe dizili karabataklara benzeyen Bir mektup bırakarak balıkçı koyundan sisler icinde uzaklaşan kayık gibi bir sabah usulca ayrıldın koynumdan Bütün yolcularını Boğaz köprüsünün çaldıgı Araba vapurunun boş seferleri gibi yanlızca rüzgâr gezinir sensiz yüreğimde Durgun bir sudur aslında deniz ki çocukların acemi oltalarını denedikleri kuytu bir iskelenin tahtaları altına yazdıgım ayrılık siirini okudukca dalgalanır... Sunay Akın |
Ne Garip İnançlarım ve çelişkilerim hayata dair. Ne garip bilmek, algılamak her şeyin aslında tekrarlarla dolu olduğunu ve yanılgının aslınında tekrar olduğunu. Değerin değer olabilmesi için kaybetmenin gerekliliği ne garip. Kendim ve ben varken yargılar ne büyük ne derin.. ne garip Etrafımda niceleri gezinip dururken, Ruhum bir merhabaya açken Bir kutuptan öteki kutba upuzak olabilmek ne garip Hele bir de bir bilge edasıyla savurduğun onca fikre rağmen kendinle savaşabilmen ne garip. Arslan Öztürkmen |
Büyük Yalnızlık http://www.aruz.com/huya-siir/metin.gif Önce çaresizlik çaldı kapıları Sonra yoksulluk Bütün âşina çehreler silindi aynalardan Bir anda boşaldı dünya Yapayalnız kaldık Tez tükendi umut ekmeği Bitiverdi suların hayali Çevirdik derin bir karanlığa gözlerimizi Sen ey büyük yalnızlık Bir sen terketmedin bizi Ümit Yaşar Oğuzcan |
| Saat: 03:28 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık