MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Fıkralar/Komik Olaylar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/6307-fikralar-komik-olaylar.html)

venüsün_kızı 4 Haziran 2006 12:02

GERÇEK

NewYork'ta bir yayınevinde redaktor olarak çalışan 51
yasındaki
> George Turklebaum, geçirdiği kalp krizi sonucu hayatini
kaybetmiş...
> *Peki bu olayın diğer milyonlarca kalp kriziyle ölümden farkı
nedir
> derseniz:
> *23 kişiyle bir arada çalıştığı açık ofiste, adamın kalp
krizinden
> gittiği

> tam 5 gün sonra birisinin
yanına gidip 'iyi misin?' diye
sormasıyla fark edilmiş..
Patronu, şirkette 30 yıldır çalışan George'un sabah ofise en erken
>gelip aksam en geç çıkan eleman olduğunu, etrafındakilerle
>konuşmadan
> bütün gün sadece işiyle ilgilendiğini söylemiş..
> *Bu nedenle de, her zamanki gibi masasında bir yazı okuduğu
sırada
> kalbi durarak öldüğünde kimsenin dikkatini çekmemiş..
>
> > *Bu
olaydan çıkarmamız gereken ders:
> > *Kendinizi paralarcasına çalışmayın.. kimse farketmiyor :)


Mystic@L 4 Haziran 2006 12:25

İSRAFÇI ADAMA DERS

Diyojen, israfçı tutumuyla bilinen bir adamla karşı­ lamıştı. Ondan bir lira istedi. İsrafçı adam:

— Niçin başkasından 10 kuruş istiyorsun da, benden bir lira, diye sordu.

Diyojen şu uyarıcı cevabı verdi müsrif adama:

— Çünkü, başkalarından yine istesem, bana verirler. Ama, bu israfın yüzünden, senin bir daha verebileceğin­ den şüpheliyim.



JENNIS 4 Haziran 2006 14:14

Başçavuş Albayı tutuklayacakmış
http://www.fikralar.com/images/t_sagkose.gif
http://www.fikralar.com/images/bir_piksel.gif
Albay, binbaşıya: -Yarın güneş tutulacak. Bu her zaman görülen bir şey değildir. Erleri talim elbiseleri ile talim meydanına getirin de olayı görsünler. Ben de orada bulunup kendilerine gerekli bilgiyi vereceğim. Şayet yağmur yağarsa, tabii bir şey göremeyiz. O zaman erleri, üstü kapalı talimgaha götürürsün. Binbaşı, yüzbaşıya: -Albayın emri ile yarın sabah saat dokuzda güneş tutulacak. Bu her zaman görülen bir olay değildir. Şayet hava kapalı olursa bir şey görülemeyecektir. Bu durumda tutulma, kapalı talimgahta gerekli talim elbisesiyle yapılacaktır. Yüzbaşı, teğmene: -Albayın emri ile yarın sabah dokuzda talim elbisesi ile güneş tutulmasının açılış merasimi yapılacaktır. Şayet yağmur yağarsa ki bu durum pek görülen bir olay değildir, Albay kapalı talimgahta gerekli bilgiyi verecektir. Teğmen, başçavuşa: -Yarın sabah dokuzda hava güzel olursa, talim kıyafeti ile albay tutulacak. Kapalı talimgahta yağmur yağarsa, alayın meydanında manevra yapılacak. Çünkü bu her zaman görülen bir olay değildir. Basçavuş, askere: -Yarın sabah saat dokuzda kapalı talimgahta Albayı tutacağız. Sabah hepiniz talim teçhizat ile hazır olun. Askerler kendi aralarında: -Yarın sabah bizim başçavus Albayı tutuklayacakmış.
http://img128.imageshack.us/img128/8515/bebek015oi.jpg

DELİ


Bir gün doktorlar, tımarhanede yaptıkları araştırmada en akıllı deliyi seçeceklermiş. Bir gün delilerden biri bahçede bulunan havuza düşmüş ve boğulmak üzereymiş. Delilerden biri havuza düşen arkadaşını kurtarmaya çalışmış. Bunu gören doktorlar arkadaşını kurtaran deliyi yanlarına çağırmışlar ve "seni en akıllı seçiyoruz" demişler. Doktorlardan biri: "Peki kurtardığın arkadaşını çağır da sana teşekkür etsin" demiş. Deli: "Gelemez ki!" Doktor: "Neden gelemezmiş?" Deli: "Çünkü kuruması için onu astım!"


Mystic@L 4 Haziran 2006 18:39

DOĞRU SÖYLEDİĞİN İÇİN

Bektaşinin biri, boynunu bükerek bir zenginin yanına yak­laşır. Sadaka ister.

Zengin adam:

— Utanmıyor
musun dilenmeğe ya­
hu... Baksana güçlü -
kuvvetli bir adamsın.

* Sormayın... bir derdim var ki çalışmama mani
oluyor.
* Neymiş o dert?
* Ne olacak tembellik!

Bu cevap zenginin hoşuna gider ve cebinin köşesin­deki kuruşu Bektaşi'ye uzatır:

— Al şu kuruşu bakalım... der. Bu parayı sana acıdı­
ğımdan değil, doğru söylediğin için veriyorum.





asla_asla_deme 4 Haziran 2006 23:49

Kadınlar ve üniversite sınavları hakkındaki acı gerçekler
 
Benzerlikleri :

- İkisinde de tercih sayısı çok görünür.
- İkisi de ancak bitince rahatlarsınız.
- İkisinde de tercihlerde çevre faktörü sinir bozucu ama önemlidir.
- İkisine de girmeden önce şekerli birşeyler yemek iyi gelir.
- İkiside esnasında terletir.
- İkisini de kazanırsanız kaşındınız, kaybederseniz üzüldünüz demektir.
- İkisinin de sonucu güzelleştikçe harçları yükselir.
- İkisinden de erken çıkmak hoş karşılanmaz.
- İkisinde de tercihler yıllara mal olabilir.
- İkisinde de tercih sizin gibi görünür.
- İkisinde de soruları kimse size önceden söylemez, ama üç aşağı beş yukarı aynı sorular çıkar.
- İkisinde de çıkınca sigara iyi gelir.
- İkisinde de yuvarlağın dışına taşırmamak gerekir.

Farkları :

- Birinde kalemin ucu kırılırsa fena olur.
- Birinde yanlış kararlar silgiyle düzeltilebilir.
- Birinin gözetmenine röntgenci adı verilir ve ayıplanır.
- Birinde kurallar baştan belirlenmiştir.
- Birinde açık öğretim mümkündür.
- Biri bittikten sonra kahvaltı hazırlamanız gerekmez.
- Birinde kapıda veli beklemez. En azından beklemese iyi olur.
- Birinde yardımcı cihazlar arasında müsvette kağıt bulundurmak tuhaf karşılanmaz.
- Birinde acele etmek tuhaf karşılanır.
- Birinde cevaplar duruma göre değişir.
- Birinde bilgisayarlar değerlendirir.
- Birinde yumuşak kalem makbul değildir.
- Birinde tercih sayısı duruma göre değişir.


KafKasKarTaLi 4 Haziran 2006 23:54

EVLİLİĞİN BÖYLESİ

Nasrettin Hoca evlen­ meye niyetlenir. Eş- dost bir hatuncağızı öve öve göklere çıka­ rırlar.
  • Şöyle huylu!
  • Böyle soylu!
— Dünyalar güzeli... Hoca'nın gönlünü çelerler.


Evlenirler. Zifaf gecesi yüz görümlüğünü veren Ho­ ca, gelinin duvağını kaldırır. Aman Allah'ım! Çirkin bir gelin.
Gelin hanım, kocasına sadakatini göstermek için:
— Hoca efendi, akrabalarından kime görüneyim, ki­
me görünmeyeyim? diye sorar.
Hoca şaşkın:
— Aman hatun, bana görünme de kime görünürsen
görün... der.


asla_asla_deme 5 Haziran 2006 00:29

nane şekeri :)
 
>>Baskinda yakalanan fahiseler o
kadar çokmus ki karakola

>>sigmamislar.

>>Disarida sira olmuslar. Tek tek ifadeleri aliniyormus.

>>Yoldan geçen yasli bir nine uzun kuyrugu gorunce merak etmis ve

>>ordaki

>>fahiselerden birine sormus:

>>"Bu ne kuyrugu evladim!"

>>Kizlardan biri dalga geçerek:

>>"Nane sekeri kuyrugu nine" demis.

>>Nine mutlu olmus.

>>"Iyi çok severim, ben de alayim..."

>>Bu da girmis kuyruga.

>>Polis herkesin ifadesini aliyor ya, sira buna da gelmis tabiii.

>>Polis memuru karsisinda yasli basli kadini gorünce sasirmis.

>>"Nine sende mi yedin bu naneyi " diye çikisinca, yasli kadin
hemen

>>cevap

>>vermis:

>>"Ah!! Bende nerde o dis evladim. Ben sadece emiyom!! :P


F.E.A.R 5 Haziran 2006 00:39

ENFLASYON

Clinton, Yeltsin, Ciller seytanin huzuruna cikarlar.Hepsi seytana dileklerini soyleyeceklerdir oda onlara dileklerinin ne zaman gerceklesecegini soyleyecektir.
İlk once Clinton sorar."Amerika ne zaman her yonden tam olarak Dunya`nin hakimi olac ak" der.Seytanda " 50 yil sonra "der.Clinton baslar aglamaya "Ben goremicem , Ben goremicem" .
Sira Yeltsin`e gelmistir.O` da sorar "Rusya ne zaman eski gucune kavusacak". Seytan cevap verir "100 yil sonra". Yeltsin aglamaya baslar, "Ben goremicem , ben goremicem" .
Sira Ciller`e gelmistir.O` da sorusunu sorar "Ne zaman Turkiye`deki enflasyon dusecek " .Bu sefer seytan aglamaya baslar
"Ben goremicem,ben goremicem "


Mystic@L 5 Haziran 2006 16:08

BİR GÖZÜN KÖRMÜŞ



Adamın biri evlenmiş. Her akşam, eli kolu dolu olarak evine gidermiş. Bir gün, her nasılsa, eli boş gitmiş. O güne ka- *- dar, hep kocasının eline bakan karısı, elini boş görünce, yüzüne bakmış ve bir çığlık atmış:

— Aaa! Senin bir gözün körmüş.



asla_asla_deme 5 Haziran 2006 23:57

3 fıkra ve hayata dair ders!
 
> Ders 1:
> Adamın biri tam duşa girmek üzeredir ve karısı da
> duşunu almış olarak
> kabinden çıkmaktadır ki, kapının zili çalar. Kapıya
> kimin bakacağı
> konusunda ufak bir tartışma sonrasında kadın pes
> eder. Üzerine bir havlu
> alarak merdivenleri aşağı iner ve kapıyı açar. Gelen
> eşinin arkadaşı
> x'tir. Kadın daha selam veremeden x "havlunuzu
> üzerinizden yere
> düşürürseniz size anında 300 Euro veririm" der.
> Kadın bir müddet tereddüt
> eder, ancak havlunun düğümünü açarak havlunun
> düşmesini sağlar. X ona
> bakar ve 300 Euro verir ve söze devam eder: "Antrede
> doğabilecek ufak bir
> tensel yakınlık için size 500 Euro daha verebilirim,
> hem de derhal" der.
> Önce şaşkın, fakat daha sonra adrenalinin verdiği
> heyecan ve alacağı para
> ile yapabileceklerinin anlık hayaliyle kısa bir
> duraksamadan sonra kabul
> eder. Yaşamış olduğu olayın ve kısacık bir süre
> içerisinde edinmiş olduğu
> ufak servetin heyecanıyla merdivenleri yukarı
> çıkarak banyoya geri döner.
> Hala duşta olan eşi ona kimin geldiğini sorar.
> "Arkadaşın x" diye cevap
> verir kadın. "Çok iyi, ona borç verdiğim 800 Euro'yu
> getireceğini
> söylemişti, onu getirdi o zaman."
> 1. hikayeden çıkartılacak
> ders : Eğer bir ekipte çalışıyorsanız bilgiyi
> saklamayın,
> paylaşın. Karar mekanızmasında belirleyici olabilir.
> Böylece yanlış
> anlaşılmaların ve dışarıya karşı kötü duruma
> düşmenin önüne
> geçebilirsiniz.
>
> Ders
> 2 : Aracının direksiyonuna geçip kiliseye gitmek
> üzere
> yola koyulan rahip yolda yürümekte olan bir rahibeye
> rastlar. Aracını
> durdurur ve kiliseye kadar onunla gelmek isteyip
> istemediğini sorar. Kadın
> arabaya biner ve bacak bacak üstüne attığında
> bacaklarının güzelliği
> ortaya çıkar. Rahibin gözü kayar ve bakayım derken
> kısa bir süre için
> aracın kontrolünü kaybeder. Aracı tekrar kontrol
> altına aldıktan sonra sağ
> elini rahibenin bacağı üstüne koyar. Rahibe ona
> bakar ve şöyle der :
> "Rahip, 129. ayeti hatırlıyor musunuz ?" Utançtan
> kıpkırmızı olan rahip
> derhal elini çekerek rahibeye özürlerini sıralar.
> Bir müddet sonra aklı
> tekrar karışır ve rahibenin bacağına tekrar dokunur
> vites değiştirme
> bahanesiyle ve rahibe aynı soru ile karşılık verir :
> "Rahip 129. ayeti
> hatırlıyor musunuz ?" Utancından yine kızaran rahip
> elini çeker ve
> "afedersin kardeşim, insanoğlu zayıf düşebiliyor"
> der. Kiliseye
> vardıklarında rahibe arabadan iner ve tek kelime
> söylemeksizin, ancak çok
> manalı bir bakış fırlatarak kaybolur. Rahip aceleyle
> içeriye koşturur ve
> bir İncil alarak 129. ayeti açar okumak için 129.
> ayet şöyle demektedir :
> İleriye gidiniz, daha yukarlarda arayınız. Orada
> güzellikler
> bulacaksınız.
>2.
> hikayeden çıkartılacak ders : Görev alanınızla
> ilgili her zaman
> bilgili olun, aksi taktirde fırsatları
> kaçırabilirsiniz.
>  
> Ders
> 3. Pazarlamacı, şef sekreter ve personel müdürü bir
> öğlen
> paydosunda lokantaya doğru yürümektedirler. Parktaki
> banklardan birinin
> üzerinde sihirli bir lamba bulurlar. Lambayı ovarlar
> ve gerçekten de
> lambadan cin çıkar. "Aslında kişiye 3 dilek hakkı
> veriyorum ama sizler üç
> kişi olduğunuz için hepinizin birer dileğini gerçek
> yapacağım" der cin.
> Şef sekreter arsızca atılarak "önce ben" diyerek
> sıranın önüne yerleşir.
> "Bahamalarda, muhteşem bir sahilde tatil yapmak
> istiyorum. Tatilim hiç
> bitmesin ve hiçbir dert hayatıma girmesin" diye
> dileğini ifade eder. Ve
> hoop, ortadan kaybolur. Şimdi de pazarlamacı atılır
> ve "şimdi sıra bende"
> der. "Hayallerimdeki kadınla Tahiti sahillerinde
> Pina Colada içmek
> istiyorum" der ve hoop, o da ortadan kaybolur.
> "Şimdi sıra sende" der cin
> Personel Müdürüne. "İkisini de öğleden sonra
> işlerinin başında görmek
> istiyorum" der personel müdürü.
> 3. hikayeden çıkartılacak
> ders : Üstünüz olan birinin her zaman için önce
> konuşmasına
> izin verin.




Saat: 17:54

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık