![]() |
Sevda Cicegim… Yüregimin Güzel Sevdasi, Güllerin En Güzeli, Gözyasim,Yüzümdeki Tebessümüm… Sevda Cicegim Resulum.. „Gel“ de yanina geleyim Ey Sevgili, Duramam daha fazla buralarda, Yaninda olsam,Gül Yüzüne Yüzüm Sürsem, Ellerine sarilsam,Güzel Kokunu alsam, Ne olur „Gel“ de geleyim, Bir kez olsun Göreyim Sevda Cicegim.. Sana Hasret bu Ben, Görmedigi bir Güzele vurgun, Senin Sevdan yaksin su Bedenimi, Senin Askinla dolup tassin Su Yüregim, Ne olur Sevda Cicegim.. Sen ALLAHiN Habibi Alemlerin Sevgilisi, Yüregimdeki derde dermansin. Yüregim dokunsa elimdeki kaleme, Yine anlatamaz Sana olan Sevdami, Yürek Yarali,Sana Sevdali Sevda Cicegim.. Gün gelir Gözyasim Gün gelir Tebessüm olursun su bende, Olmuyor Sevda Cicegim Sensiz Bu dünya bana huzur vermiyor, Kimseler Yerini dolduramiyor Hasretin dersen dinmiyor , “Gel” de geleyim Sevda Cicegim.. “Gel” de Geleyim Ey Sevgili ”Gel” de geleyim,bir kez olsun Göreyim, Sen benim Gönlümdeki Solmayan Gülüm, Sana Hasret su ben Ey Sevda Cicegim.. ”Gel” diye beklerim... Ey Can,Ey Nebi,Ey Yar, Medinen Gülü, Sultanimsin, Sana Sevdali bu Genclik Sevda Cicegim ..Sana Sevdali.."Gel" demeni beklecegim... |
Beni Yalnız Bırakma Gönlüm gözüm Senin ile açılır, Geçilmezler Senin ile geçilir, Adın anılınca nûrlar saçılır; Doğ rûhuma beni hasretle yakma! Hak aşkına kulun yalnız bırakma! Ben bir kapıkulu, Sen de Sultansın, Yolda kalmışlara Hak’tan emansın, Ben bir ceset isem, Sen onda cansın; Doğ rûhuma beni hasretle yakma! Dost aşkına kulun yalnız bırakma! Âşıklar ararlar Seni her yerde, Dudağın şerbeti dermandır derde.. Ben bir dertli isem dermanım nerde? Doğ rûhuma beni hasretle yakma! Hak aşkına kulun yalnız bırakma! Bir yüzü karayım pek çok vebâlim, Düşe-kalka, kalmadı hiç mecâlim.. Bilmem ki ötede ne olur hâlim..? Doğ rûhuma beni hasretle yakma! Hak aşkına kulun yalnız bırakma! Bir zaman mevsimler bütün bahardı, Korkarım o günler bir bir karardı.. Merhamet! Yollarım bir sarpa sardı.. Doğ rûhuma beni hasretle yakma! Dost aşkına kulun yalnız bırakma! |
Sen gittin Hayatın öbür ucunda bıraktın beni Issızlaştı şehir Yetim kaldı şarkılar Sen gittin Ummanımı besleyen dereler gitti Enlemler boylamlar Ülkeler gitti Şaşırdı yönleri kuzey ve güney Demirden kavilik, yelden hafiflik Savaşlar barışlar gitti Sen gittin Aşımın hamuru gitti Sen gittin Yapımın çamuru gitti Sen gittin Nisanın yağmuru gitti Sen gittin Dünyanın uğuru gitti Söylesene ağzımın tadı mı kalır Hangi beyaz keyif çatar çayımda Sen gittin aralandı sahte dünyam yokluğa Bir yağ emmez çıkrık kolu hatıran Sen içimde büyüdükçe, ben küçülüyorum Adını kazıyamadı zaman Nar tadından Kar suyundan Sen gittin Devletim gitti Sen gittin Servetim gitti Sen gittin İzzetim gitti Sen gittin Saadetim gitti Yıkılmış bir hisar kaldı tevarüs Bulutlara kan karıştı ardından Sen gittin Örtüm gitti Açıktayım cascavlak Muhteşem rüzgarlar dağımı yoklar Tüm yangınlar beni yakar önce Tipi bir yandan boran bir yandan biler dişini Bende kalan en son yanını ister Sen gittin Elim gitti Sen gittin Dilim gitti Sen gittin Gülüm gitti Baştan sona diken dolu gülistan Yediveren suya saldı ıtrını Kırağı düştü bülbüllerin sesine Akreplere kaldı bütün türküler Sen gittin Kalakaldım tamtakır Zenginliğim eteğinle sürüldü Bir yığın suç, zillet bastı hanemi Ateşten gömlek giydim, şerbet içtim kızılcık Tacirlere bayram oldu gidişin Sen gittin Ben bittim Ne olur Benden uzak tutma nurunu Nerde aşk varsa oraya yetişir elin Yalnızlıklardan beni yine Korursa sevdan korur ancak.... |
YAĞMUR MUSİKİSİ Ötelerin gülücükleri gibi damlalar, Dolaşır, ayrı düştüğü deryaları arar. Ses verir ud telleri gibi ince ince, Yerin solukları duyulur yağmur deyince.. Bir şiiri meşk ediyor gibi fasıl fasıl, Süzülür beyaz kelebekler gibi muttasıl... Hep bir mûsikî ritmiyle kulaklarda çağlar, Sanırsın gökler coşmuş da çemenlere ağlar. Her damla veda eder semavî hayatına Ve döner ummanlarla coşan kâinatına. Toz-toprak lâl kesilir ve durup onu dinler; Sarı, yeşil, pembe çiçekleriyle bahçeler, Yağmur mûsıkîsiyle dirilir birer birer, Her damlayla yere sanki bir melek gibi iner.. Gözlere gelip çarpan nakış nakış damlalar, Bu sihirli armonide tüllenir verâlar. Gökler güler ve tebessümler yağar her yana, Duyar bu semavî şiiri herkes kana kana.. Ve yükselir bazen dağlar cesametinde buhar, Yerde yeşili, maviyi, turuncuyu arar.. Her zaman hususî bir lezzetle iner yağmur, Cennet kokularıyla duyulur buhur buhur. Siner her yana ruhları saran bin râyiha, Toprak hayatla tüter, çiçekler kalkar şaha... Erer bir tatlı rahata bütünüyle varlık, Ve görülür ötelere açılan aralık... |
Ey Yolcu ... Rabbim ne güzel bir düzen yaratmış.., İyinin yanına ,kötüyü katmış.., Biz cennetin kıymetini bilelim diye.., Tutmuş birde cehennem yaratmış.., Zıtlıklar üzerine yaratmış,dünyayı ALLAH.., Bir yanda beyaz,bir yanda siyah.., Eğer,karanlığı yaratmasaydı.., Nasıl bilinirdi sabah ? .. Kötü olmasaydı eğer.., Kim bilirdi iyinin kıymetini.., Dikeni yaratmasaydı ALLAH.., Bilirmiydik,gülün değerini ? , Hüzün var, çile..,dert.., Üzüntü.,keder.,zahmet.., Olmasaydı bunlar düşün.., Nasıl bilinirdi RAHMET ? Sıcaktan kuruyup çatlayacak ki toprak.., Rahmet insin gökten, sağanak,sağanak.., İnsan böyle öğrenecek acizliğini.., El açacak Rab bine ağlayarak Şeytan olmasaydı eğer.., Nasıl bilinirdi Ebubekr ,Ömer(ra), Kim ayırabilirdi, kömürle,elması.., Nasıl anlaşılırdı gerçek değer ? Ne kadar zıt birbirine ,Ruh ve beden ! .., Neden hapsetmiş ruhu bu elbisenin içine ? .., Allah.., Neden seyreder dünyayı Ruh.., Göz denilen pencereden ? ... Neden hem yaşam ,hem ölüm var.., Ruha bedenmi, kefenmidaha dar ? .., Ey yolcu ,iyi düşün !.., Hak edene Cennet, Hak edene Cehennem var !... |
Senin Yolunu Arıyoruz Ya Rasulullah Senin yolunu arıyoruz Ya Rasulullah Kalplerimiz seni arıyor, Gönlümüz seni arıyor Ey Nebi Senin gül kokan yolunu arıyoruz… Gökteki yıldızlar senin ışığını arıyor Kalplerimiz Nur ışığını arıyor Kalplerimiz sızlıyor, Ya Rasulullah Yüreklerimiz senin Nurlu yolunu arıyor… Semada Melekler senin yolunu arıyor Senin Nur kokunu duysam, Rüyamda senin ışığını görebilsem Senin sevgi dolu yolundanyürüyebilsem Keşke Ya Rasulullah Ey Nebi Sen kalplerimizde taht kuran, Gönlümüzün Sultanısın, Gökyüzü sessizliğe bıraktı kendini, Bulutlarda senin adın yazıyordu… Ey Muhammed diyordu bulutlar Yer, gök Senin adınla çalkalanıyor Gönüllerimiz sana hayran, Yüreklerimiz Aşkınla yanıyor Ey Nebi Gel Ey Nebi gönüllerimize, yüreklerimize Yine Nikabınla gel, Yolunu güllerle donattık, Bizi yolundan ayırma Ya Rasulullah… Emre Kölemen |
çok güzel yazmışsınız. |
http://img190.imageshack.us/img190/497/araf179.jpg Gaflet Garibin hakkını elinden alıp Ekmeği harama banmaktır gaflet Yalanla, hileyle günaha dalıp İblisi can dostu sanmaktır gaflet Âlemi seyreder kemter gözünden Masum beşer titrer şerli sözünden Âdil davranmayan hain yüzünden Cürüm isnadıyla yanmaktır gaflet Kökü şükrederek iner derine Tesbihat kuşları tüner serine İmanla yükselen çınar yerine Kaktüs dikenine konmaktır gaflet Kavimler yok eden bir kadîm belâ İbretlik sonları teşhirde hâlâ Melânet üstüne fitneden cilâ Sürerek mazluma sunmaktır gaflet Terazi bozuldu âhir zamanda Cevher aranıyor kirli samanda Gülistan tutuşmuş! Yer gök dumanda Kundakçıya şartsız kanmaktır gaflet Kim cennet isterse ihlâs dilesin Muteber elekte nefsi elesin Razı gelmez Rabb’im, böyle bilesin Kötüyü methedip anmaktır gaflet |
Gelseydin Sevgili! Ümmü Mektum gibi Seni görmeden sana sesleniyoruz Alıp verdiğin nefesi duyar gibi Sanki açınca gözlerimizi Seni görecekmişiz gibi Sana sesleniyoruz. Senin huzurunda ses yükselmez. Edeple konuşulur; edeple susulur. Hele biz ki bu kapının dilencileri, El açıp beklemekten başka Bize bir şey düşmezdi ama Şu araya giren yıllar olmasa Medine’ne uzak yollar olmasa İsmin anılınca yürek yanmasa Kapında beklemekten başka Bize bir şey düşmezdi. Bekliyoruz Sultânım! Rüyada olsa bile Belki teşrif edersin diye Hem de hiç kimseyi beklemediğimiz gibi. Seni bekliyoruz. Gelseydin, Bizim için cennet olurdu gelişin. Gelseydin, Saadetli asrından gönderdiğin selâmını, 'Kardeşlerim' deyişini Birbirimize nasıl anlattığımızı görürdün. Gelseydin, Dolaşsaydın sofralarımızı, Bir tabak fazla görecektin, Bir bardak, bir kaşık fazla... Ve sofrada bir yer boş, Baş köşe! .. Ola ki Sen(A.S.M.) lutfeder gelirsin diye. Gelseydin, Dolaşsaydın gecelerimizi, O 'Kutlu Doğum' gecelerini, Anneler görecektin. Yeni doğmuşsun gibi, Yeryüzünü yeni teşrif etmişsin gibi, Mışıl mışıl uyuyasın diye Seni sabahlara kadar Hayalen ayaklarında sallayan anneler görecektin. Sevgili! Gelseydin, Medine-i Münevvere'den dünyaya yayılan Ashabın gibi, Eyyüb Sultan gibi, Kab bin Malik gibi, Bir fecir vaktinde, Henüz yirmisinde yirmi beşinde, Bırakarak yurtlarını ocaklarını, Hedeflerine ilahi rızayı koyan, Arkalarına bakmayı ar sayan, Yiğitler görecektin. Onlar senin yiğidin, Elleri, o öpülesi elleri, Kimbilir hangi memleketin zemheri soğuklarında üşürken, Senin köyünün hayaliyle ısındılar. Gelseydin, Gecenin zifiri karanlığında, Uykunun en tatlı aralığında, Rabiatül Adeviyye gibi Rabbiyle başbaşa Gençler görecektin. Gözyaşı dökerken günahlarına, Veysel Karani'den istediğin gibi, İnsanlığa dua eden gençler görecektin. Gelseydin, Asr-ı saadet gibi olmasa da, Koklanmaya değer güllerimiz vardı. Yine senin ikliminde yetişen. Ama sen gelseydin, Dikenler bile gül kokardı EFENDİM(A.S.M.) ! ! ! Seninle göz göze gelmeden gizli gizli seni seyretmek... Hz.Vahşi gibi... Hani sen Hane-i Saadet'ten Mescid-i Nebevi'ye giderken Aişe annemiz ardından hayran hayran bakardı. Seni mescidin önünde bekleyen Ashabı'nınsa Bakışları yerdeydi. Edepten göz göze gelmezlerdi. Sende(A.S.M.) tebessüle nazar ederdin. Mütebessim çehreni bir Ebu Bekir(R.A.) görürdü, Bir de Ömer(R.A.) ... Şimdi okununca Ezan-ı Muhammedi Pencerelerde, kapı önlerinde, Seni(A.S.M.) bekleyen nemli gözler var. Gelseydin, Ve yürüyüp geçseydin önümüzden, Gülleri bayıltan o enfes kokunu çekerdik içimize. Sevgili! Hakiki aşıkların sana doğru uçarken Bizim bu yaptığımız yolda emeklemekti. Dünya güzelliğiyle kollarını açarken Bize düşen el açıp kapında beklemekti. Sevgili! Bekliyoruz! ... Dursun Ali ERZİNCANLI |
Sabır Sabrın kendisi acıdır ama meyvesi tatlı mı tatlıdır İnsanı kederden koruyan sabırla sÜslÜ aklıdır Bu bekleyişlerde kim bilir ne hikmetler saklıdır Her şey ALLAH'ın takdiri O her zaman haklı mı haklıdır Zorluklara sabreden yiğit kişi mahşerde koşan bir atlıdır Cennet semâlarında uçan melekler gibi kanatlıdır |
| Saat: 10:59 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık