![]() |
Dua Allah’ım Yakarıp isterken de, bozuktur aksanımız Her fazilet bir hasret, her hasret noksanımız Çoğumuz cahil kaldık, hem yüzde doksanımız Her şeyi bilen Allah bize ilim ihsan et! Rabbim rahmetin boldur, cennetine iskân et! Bizi bu halimizle sen yarattın Allah’ım Dert verip de dermanı sen arattın Allah’ım Hayır ve şer sendendir sen var ettin Allah’ım Şerri bizden uzak tut hayırları ikram et! Merhametin sonsuzdur cennetine iskân et! Şaşırdık yolumuzu günahlarla çevrildik Şeytan nefis azıttı mağlüp oduk devrildik Dünya cazibesine virgül gibi kıvrıldık Belaları deffedip rahmetinle adam et! Mağfiretin hudutsuz, cennetine iskan et! Gafletlere dalarak çok hatalar işledik Cehennemi unuttuk, cennetini düşledik Namaz emrettin bize ara sıra beşledik İbadetle taatla ömrümüzü hitam et! Meccanen affet bizi cennetine iskan et! Allahım sana çevirt dünyada yönümüzü İflas eden kullardan eyleme sonumuzu Cehenneme çevirme buluşma günümüzü Hesap anında bize cevapları asan et! Ey rahmeti bol Rabbim, cennetine iskan et! Mikdat Bal |
Yağmur Duası Yüreğimiz suya muhtaç Her damla su bize ilaç Kuru toprak yağmura aç Yağmur yağdır Mevla’m bize Akibet ayan beyandı Kuraklık geldi dayandı Yüreğimiz susuz yandı Yağmur yağdır Mevla’m bize Susuzluğumuzu dindir Rahmetini yere indir Kuru toprağı sevindir Yağmur yağdır Mevla’m bize Muhtacız biz Rahmetine Sığındık merhametine Peygamberim hürmetine Yağmur yağdır Mevla’m bize Sen ol desen olur pınar Hayat bulur kuru çınar Yüreğimiz susuz yanar Yağmur yağdır Mevla’m bize Sen cevap ver duamıza Hayat ver toprağımıza Bağa, bahçelere, düze Yağmur yağdır Mevla’m bize Yağdır, sevindir ümmeti Sen verirsin bereketi Susuz bırakma milleti Yağmur yağdır Mevla’m bize Şükür sana, hamd sanadır Senden gelen ihsanadır Yağdır Mevla’m, bol bol yağdır Yağmur yağdır Mevla’m bize Kullarını kayır Rabbim Sen yağmura doyur Rabbim Yağdır, bahçe bayır Rabbim Yağmur yağdır Mevla’m bize. Mehmet Demir |
Ya Râb... Ya Râb bana öyle bir dert ver ki dermanı tek olan Beni öyle bir insan yap ki adın anıldığında gözü dolan Ya Râb beni bir yola koy ki ucunda Sen olan Beni öyle bir insan yap ki durmadan o yolda koşan Ya Râb kalbimde öyle bir gül açın ki dikeni battıkça acıtan Beni öyle bir insan yap ki bu acıdan ders alan Ya Râb bana öyle bir hayat ver ki yalnızca gül kokan Beni öyle bir insan yap ki gül kokusuyla sarhoş olan Ya Râb bana öyle bir ateş ver ki zalimi cayır cayır yakan Beni öyle bir insan yap ki mum gibi etrafa ışık yayan Ya Râb bana öyle bir göz ver ki yalnızca doğruya bakan Beni öyle bir insan yap ki yanlış yoldan kaçan Ya Râb bana öyle bir el ver ki harama uzanmayan Beni öyle bir insan yapki yalnızca helal kazanan Ya Râb bana öyle bir dil ver ki sürekli adını anan Beni öyle bir insan yap ki adını anmaktan yorulmayan Ya Râb bize öyle bir can ver ki yalnız ALLAH diye atan Bizi öyle bir millet yap ki Senin yolunda canından cayan |
evrendeki düzenle ilgili şiir gönderir misiniz? |
Alıntı:
Evrendeki düzene ahenge şöyle bakıyor musun hayran hayran Güneşin doğuşu,batışı,bir gülün açılışı veriyor mu sana heyecan İlk baharda agaçların çiçek açması,leyleklerin aynı bacaya konması Ne yazıktır bazılarının bu harika olayları basit doğa vakası sanması Her biri yörüngesinde şaşmadan dolanır milyarlarca seyyare Milyonlarca ışık yılı mesafeler,kağnı bile sayılmaz füze teyyare Karada denizde çeşitli canlı nasıl neslini koruyor rızkını buluyor Çiğdem,kardelen,tüm çiçekler nasıl zamanında açıyor ve soluyor Evrendeki bu harika nizam sana hatırlatmıyor mu Yaradanı Düşün yaradılış gayeni, hesap gününü boş sanma meydanı Kardeşim kainata ibretle bak, tabiat kitabını bir oku doğruca Bunları bir Yaratan var, akledersen varırsın sen de bu sonuca Vücudumuz nasıl bir harikadır hiç düşündünüz mü sizler Kalbimiz organlara kan pompalar ciğerlerimiz kan temizler Beyin öyle bir harika ki bilgisayar onun bir kötü taklidi Anlamalısın ki tesadüf deyerek çözülmez bu nizamın kilidi Milyarlarca insanın siması,parmak izi farklı Düşünmek lazım bunda nasıl bir sır saklı Planlı yaradılış var,tesadüf yok kainatta Kendiliğinden oluş diyerek diretme bu inatta Yeni doğan her bir yavruya baktıkca insan şaşıyor Anasının memesindeki sütü nasıl biliyor,ona ulaşıyor Her canlıya yaşaması için gerekli organ şekli verilmiş Neslini devamı ve doymak için kendine lazım olanı bilmiş Akıllı planlı yaradılıştan başka izah akla yatmaz Tesadüf,tabiat zırvalarını akıllı kimse yutmaz Gel kardeşim inadı bırak,aklının yolunu tut Yaradılış gerçeğini kabul et,tesadüfü unut Recep Karagöl |
Gafil Gezme Şaşkın Gafil gezme şaşkın bir gün ölürsün Yalan dünya senin olsa ne fayda Akibet alırlar tatlı canın Bülbül gibi dilin olsa ne fayda Söylersin de söz içinde şaşmazsın Helâli haramı yersin seçmezsin Nasibin kesilir de sular içmezsin Akar çaylar senin olsa ne fayda Söylersin de el içinde sözün var Yeter çalışırsın oğlun kızın var Bu dünyada üç beş arşın bezin var Bedestenler senin olsa ne fayda Bir gün alır götürürler evinden Hakk'ın kelâmını koyma dilinden Kurtulaman Ezrail'in elinden Dünya dolu malın olsa ne fayda Pir Sultan Abdal'ım çıktık oturduk Kaza lokmasını burda yetirdik Dünya bizim diye çektik getirdik Yalan dünya bizim olsa ne fayda Pir Sultan Abdal |
Allah'ım Bu vuslatı Hicran Etme Allahım bu vuslatı hicran etme Aşkın sarhoşlarını nalan etme Sevgi bahçesini yemyeşil bırak Bu mestlere bahçelere kasdetme Dalı yaprağı vurma hazan gibi Halkını başı dönmüş zelil etme Kuşunun yuvasının ağacını Yıkma da kuşlarını perran etme Kumunu ve mumunu karıştırma Düşmanları kör et de şadan etme Hırsızlar aydınlığın düşmanıdır Onların işlerini asan etme İkbal kıblesi yalnız bu halkadır Umut kabesin öyle viran etme Bu çadır iplerini öyle katma Çadır senindir eya sultan etme Yok dünyada hicrandan daha acı Ne istiyorsan et de onu etme Mevlana |
Yandım Gül Oldum.. Ben kalbimi dünyanın dert duvarları arasında ezdirdim Çok özledim sonsuz genişliğini secdelerin Ben ruhumu zehir parmaklıklar ardında tutuklu bıraktım Öyle çok susadım ki ilk tekbirin;dudağımdan içtiğim serinliğe Ben bencilliğin dehlizlerinde ümitsizce dolandım…dolandım…dolandım… Öyle çok hasretim ki bir rüku’nun kavsinde Belimi kıran ayrılıkları göğe savurmaya Ben ellerine cilvelik kelepçeleri vurulmuş bir zavallıyım Çok isterdim bir kıyamın kıyametinde İçimdeki bütün kuşları dağlara uçurmayı Ayaklarımı dar zamanların prangalarına kaptırdım ben Öyle hasretim ki yalnız ve yalnız sana kul olmayı Cümle dilenciliklerden kurtulmayı Öyle hasretim ki göğsümde sakladığım kanadı kırık serçeleri Rahmetinin yuvasına uçurmaya Öyle çok hasretim ki yalnız ve yalnız sana muhtaç olmaya İçimde saklı sancılı incileri rahmetinin kıyılarına savurmaya ahdettim Mülteci ellerimin ayazında ölmüş kelebekleri Kudsi levhanın dokunuşuna emanet etmeye geldim Ben gururun mahkumuyum… Ben gerçeğin kaçkınıyım… Ben günahın tutsağıyım… Ben isyan çöllerinin çorağına sürgün bir yetimim Sevindir beni,sevdir,sevindir,sev,sevdiğini bildir… Hüzünlerimi bir secdenin billur sularında erit ne olur Ne olur korkularımı rahmetinin kucağında teskin eyle Sen Ben sahte uzaklıkların sürgünüyüm… Ben içine kalbimi sığdıramadığım dar vakitlerin küskünüyüm… Öyle özledim ki seccademin alnımdan öpüşlerini…öyle özledim… İşte huzuruna geldim … Şöyle başımı sokacak bir umudum olsun istedim İstedim ki yüzünden menekşeler toplayacağım sonsuz ovalarım olsun İstedim ki koşup koşabildiğim kadar İçimde sakladığım bütün uçurtmaları rüzgarlara verebileyim Ben sonsuz derinlikte uykuların yitiğiyim Ben unutuş uçurumların dibinde unutulmuş bir cesedim Ben benlik ve bencillik yabancılıklarında Evine yol bulamayan bir yitirmişim Çok özledim En Sevgilinin en çok sevdiği yerde durmayı Öyle hasretim ki öyle muhtaçım ki En Sevgilinin en çok sevildiği halde olmaya Geldim…Huzuruna vardım…Geçtim kendimden…Kendime geçtim Deldim benlik dağını…Yolda kaldı ferhat…Şirinin ben oldum Yandı her yanım…İbrahimin oldum…Gül oldum… Çöle verdim leylayı;aklı mecnuna sattım Mecnun oldum yakınlığına geldim Tüm uzaklıkları uzaklara savurdum keremini gördüm Vazgeçtim aslıdan,gölgeden çıktım,aslına geldim…vaslına geldim… Yandım KUL oldum…Yandım KÜL oldum…Yandım GÜL oldum… Durdum namaza; Miracına geldim, niyazına durdum Nazla beni ne olur… En Sevgilinin durduğu eşikte durdum Miracına geldim…Miracına geldim Nazarında tut ne olur Bakışınla sar beni, el üstünde tut, bırakma ellerimi…Bırakma… Senai Demirci |
Bir Gün Gelir Ruhuma saplanır hançeri zamanın Alır düşüncelerimi sonsuza götürür Ve bir çağlayan coşar yaralı gönlümde Katarda önüme Hakka götürür Bir gün gelir Yürür dağlara şehre yürür Bir gün gelir Hazan çiçeklerim büyür Bir gün gelir Meydanlara güller dökülür Bir gün gelir birgün Tan yeri ağarır bu seher vaktinde Dalgalar karaya vurur gizlice Duygular karar kılar zaman içinde Gerçekler belirir Hakka götürür Bir gün gelir Yürür dağlara şehre yürür Bir gün gelir Hazan çiçeklerim büyür Bir gün gelir Meydanlara güller dökülür Bir gün gelir birgün Eşref Ziya |
Senin Yolunu Arıyoruz Ya Rasulullah Senin yolunu arıyoruz Ya Rasulullah Kalplerimiz seni arıyor, Gönlümüz seni arıyor Ey Nebi Senin gül kokan yolunu arıyoruz… Gökteki yıldızlar senin ışığını arıyor Kalplerimiz Nur ışığını arıyor Kalplerimiz sızlıyor, Ya Rasulullah Yüreklerimiz senin Nurlu yolunu arıyor… Semada Melekler senin yolunu arıyor Senin Nur kokunu duysam, Rüyamda senin ışığını görebilsem Senin sevgi dolu yolundanyürüyebilsem Keşke Ya Rasulullah Ey Nebi Sen kalplerimizde taht kuran, Gönlümüzün Sultanısın, Gökyüzü sessizliğe bıraktı kendini, Bulutlarda senin adın yazıyordu… Ey Muhammed diyordu bulutlar Yer, gök Senin adınla çalkalanıyor Gönüllerimiz sana hayran, Yüreklerimiz Aşkınla yanıyor Ey Nebi Gel Ey Nebi gönüllerimize, yüreklerimize Yine Nikabınla gel, Yolunu güllerle donattık, Bizi yolundan ayırma Ya Rasulullah… Emre Kölemen |
| Saat: 10:38 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık