![]() |
Gidecek misin? Korkuyorum seni benden alacaklar Böyle Boynu bükük koyacaklar Genç yaşta ihtiyar oldun diyecekler Gitme desem yine gidecek misin? Mutluluk huzur seninde hakkın Bu yalan dünyada hiç gülmedi yüzün. Kötülük yapacaklar budur korkum, Gitme desem yine gidecek misin? Yine seni kırıp üzecekler Dünyanı zindan edecekler, Herkes seni bana soracaklar Gitme desem yine gidecek misin? Sen gidince sanki ne olacak Başın göklerimi değecek Şu garip kartal seni ömür boyu sevecek Gitme desem yine gidecek misin? |
Gitmek Var mı Yine coşar deli gönül dağı taşı aşar gider Gökte uçan kuşla bile nazlı yara selam eder Seven gönül aşkı için ölse bile kimler ne der Yollar uzun gelir ona kısa yoldan gitmek var mı Hasret yüreğimi yakar aşar gider dağı taşı Gönül dinler mi fermanı ister olsun dağın başı Elbette ki kolay değil sevda çekmek yürek işi Uzun yollar sabır ister kısa yoldan gitmek var mı Yar hasretin cana yetti koşar gönlüm sana doğru Yüreğim de sevdan coşar sol yanımda sanki ağrı Feryadı figan eylerim feryatlarım aşka çağrı Feryatlarım yetişmiyor daha uzun feryat var mı Alev alev dalgalanan saçların ruhumu okşar O sevdalı bakışların beni ve benliğimi aşar Seni gören deli yürek aşka ve sevdaya düşer Sevdaya giden yollarda azıcık dinlenmek var mı Deli gönül çağlar gider aşkı için dağı deler Koyun kuzu yaylaklarda koyun yavrusuna meler Yollar uzun engeller çok aldırmaz ki daha neler Sevda ile yanar gönül söndürmeye zaman var mı Bakışların sevda imiş akıp dolmuş yüreğime Okyanusta sandaldayım hız veririm küreğime Sevdan ile yorgun düştüm ulaşamam ereğime Yar senden bir medet umsam sende azcık insaf var mı Erol Duran |
Çocuk Kalmak mı Zor Şair Ölmek mi? .. Bilincimin kurtarılmış topraklarında Her akşam sınırlarımı geçiyorlar izinsiz Sorgusuzca yıkarak beynimin tel örgülerini Mayınlar ekilmiştir Kendi hasadını toplayamayan bir yurdun kurak topraklarına Hüzünle mutluluk arasındaki o yerde Savrulurken binlerce umut Sınır boylarının ağrılı gecelerine Soluk almaya çalışıyorum Ciğerlerime dolan o eritilmiş kurşun tadıyla Kirli sakalları ardında saklı kalan çocuklar Gülümseyerek çürütüyorlar o ağlamayı Ekmeğe, aşka ve hürriyete kesmiş bir yurdun Bütün şiirlerini okuyarak Yürümeyi öğretiyorlar durana Ve konuşmayı öğretiyorlar susana Ve bütün güzellikleri bırakıp demir bir kapının ardında Yepyeni bir hayata merhaba der gibi Ya da ölüm döşeğinde Hayatı anlatan öyküler dinler gibi Uyanıyorlar her sabah Yaralı bir kuşun Tekrar kanat çırpışı gibi Yaşamayı öğretiyorlar Sancılı bir vatanın uzak topraklarında Yarını kurtarmaya yeminli bir çocuk doğuyor belki bu sabah Gözlerinde güneşin yedi rengi Mayıs’ın kasveti Daha yeni vuruyor o ölüm ayının yüzüne Ölmek zor da olsa şaire Haziranda Kalmak da yürek istiyor ustam Gidenin ardından... Söyleyin bana Çocuk kalmak mı zor şimdi Şair ölmek mi? .. Melih Coşkun |
Acının bağrından mavi bir çelik gibi fışkıran öfke dünyayı değiştirecektir mutlaka Yani hayat kendini yeniden yaratacaktır ona sahip çıkan ellerde ve bu yüzden öfke sevda gibidir kimilerinde Yüreğinin pas tutmakta olan kıvrımları sarılsın bir an öfkenin gökgürültüsüyle beyninin her hücresi bir gerilla gibi kuşansın pusatlarını ve sokağa çıksın ve bir hançer gibi saplansın ****lukların, ihanetlerin bağrına Bak o zaman nasıl bitecek yanlışlar ve cehennemleşen yalnızlığın Sevdalar duman olmayacak o zaman Hüznün isyan olmuştur çünkü Hüznün isyan olmalıdır... |
|
hasret geceleri gömülmüş karanlığa yıldızlara dargın yorganına sarılır ay yine öyle eski haliyle dudakları kırmızı dökülür nameler buğday başaklarından balıklar mendil tutar göz yaşlarına ağaçlar boy verir meyve verir inada bir de hasret türkülerini çalar radyolar penceremi özler bekler sarı güller yollar düz yollar kıvrımlı gündüz çiğnendiğinin yorgunluğunu atar uzanır alabildiğince hasret geceleri hasret geceleri sessiz kimsesiz yorgun yürekleri çekingen duymaz ıssız yatağında uzanan ırmağın sakinliğini gözler kapalı gök kapalı yer siyah karanlık serin hasret geceleri Mustafa Küçüktepe |
Olmamalıydı genç kızlar gelinlikler giymeli ölüler bayrak yarışına katılmalı annem tebessüm etmeliydi dünkü ağladığı kadar yollar kabul etmemeliydi kirlerimi denizler dalgalanmamalıydı dumanlar ağlatmamalıydı semaları şimşek aydınlatmamalıydı rüyalarımı tren uykumu bölmemeliydi insanlar günleri ağlatmamalıydı ve tarih bunları yazmamalıydı genç kızlar gelinlikler giymeli ölüler bayrak yarışına katılmalı annem tebessüm etmeliydi dünkü ağladığı kadar babam her şeye üzülmemeliydi güller zambak olmamalıydı gündüzler bayrak taşımamalıydı yıldızlar dururken putları parçalayan elleriyle insanlar uyumamalıydı kalplerimizi mahyalar misali aydınlatmalıydık sloganları gökyüzüne yazmalıydık kalplere kazamadığımız sloganları putlara yazdık yazmamalıydık bunu asla yapmamalıydık tarih kaydetmemeliydi yasak kitaplar okuduğumuzu şiirler yazdığımızı yazdırdığımızı şu temmuz sıcağı kavurmamalıydı ekinlerini sessiz çiftçinin atlar yokuşa sürülmemeli terletilmemeliydi boşu boşuna beyaz gemi limanda demirliyken uykum rıhtımda zincirlenmemeliydi şafak sökmeden karanfiller açmadan kızlar odama gelmemeliydi göğüsler düşmanca açılmamalı göz yaşları toprağı eritmemeliydi dumanlar gökleri sarmışken silah sesleri duyulmamalıydı stadyumlarda Itrî temmuzu bestelememeliydi insanlar tekbir getirirken ya da ..... olmamalıydı olmaması gerekenler ölmemeliydi insanlar fikirler zihinler yaşamalı yaşamalıydı haykırmalı haykırmalıydı şunu anlamalıydı anlaması gerekenler fikirler sloganlara değil beyinlere yazılmalıydı ve bir soru niye niye olmaması gerekirken olanlar bundan yıllar önce rüyalar unutulmuştu çeyizler hayallerle süslenmişti tarih seslerle hatırlanmıyordu yazılanlar olmasa labirentlere niye girecektik ki ırmağa giden virajlı yol dururken niye düşünecekti ki insanlar kalpleri henüz atarken hayalleri uçsuz bucaksız okyanusta yüzen mavi gemiye bağlanmışken sevmemeliydi kalpler sevmek uğruna ölmek varken yaşamak sisli dumanlı göğün altında yaşamak ışıksız beyaz bir çadırda karalık bir gecede dalgalarla boğuşmak varken bir ırmakta boğulmak varken toprak her günahla kabul ederken inadına yaşamak tarihe sövmek suçtur kitabımızda hayır asla sövmemeliyiz dün ve bugün beyaz kağıda isli sözler yazıldıysa yazılmamalıydı karlı kağıtlardan okudum göz yaşlarını ağladım ağladım kardan tepeler eridi genç kızların saçları gözleri çileden çıkarmamalıydı yasak kitap okumamalı şiir yazmamalıydık at koşturmamalı yarışlara katılmamalı kelime dalgalarında yüzmemeli kaptanlık yapmamalıydık tarih aleyhimize yazılmamalıydı biz tarihi sevmeliydik yani bize düşeni yapmalı olmayanlardan kaçınmalıydık ve soru sormamalıyız yaşamalıyız Mustafa Küçüktepe |
Gitmek mi Gerek / Gitmemek mi? Kâmuran Esen Kimler varsa Gözlerinde / düğümlerimi çözdüğüm, Yanlarında Yüreğime hapsettiğim hüzünlerimi Uçurduğum, Ömürlerinin henüz baharında, En vefalısı Hasat zamanında Çekip gitti. Bilirim Gittikleri yerde Beni bekler her biri... Azrail Dese bir gün ' Haydi gidelim ! ' ' Olmaz ' diyemem Giderim......... Çünkü Uzaklara gönderdiklerimi Çok özledim. Peki Ya arkamda bırakacaklarım? Gitmek mi gerek Yoksa gitmemek mi? Bir ikilemdeyim. |
Bilmiyorum ayrilik hangimizin gözünü açti. Yalniz kalmaktan hangimiz kârli çikti. Ben gözyaslarimi gizlemeye çalisirken. Senin sevinç çigliklarin bendimi asti. Gördümya senin benlik anlayisini. Umursamaz oldum senden kalan matemimi. Sevmisde olsam bir zamanki halini. Inan dinlemeyecegim gelecek olan feryadini. Ahmet Arslan |
Bir kere sevdaya tutulmaya gor; Ateslere yandiginin resmidir. Asik dedigin, Mecnun misali kor; Ne bilsin alemde ne mevsimidir. Dunya bir yana, o hayal bir yana; Bir mesaledir pervaneyim ona. Altinda bir omur done dolana Agladigim yer penceresi midir? Bir koseye mahzun cekilen icin, Yemekten icmekten kesilen icin, Sensiz uykuyu haram bilen icin, Ayrilik olumun diger ismidir. Cahit Sıtkı Tarancı |
| Saat: 18:58 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık