![]() |
Yalnızlık,yaşamda bir an, Hep yeniden başlayan... Dışından anlaşılmaz. Ya da kocaman bir yalan, Kovdukça kovalayan... Paylaşılmaz. Bir düşün'de beni sana ayıran Yalnızlık Paylaşılsa yalnızlık olmaz... Özdemir Asaf |
Elveda.. Elveda düşlerim Senli gülüşlerim Esip sarmışken ruhumu hasretin Benden sana sımsıcak bir elveda Hiç olmazsa yanımdasın Gözlerimde Gönlümde Vedamın yanlızlıklarında Hiç bozulmamış ağlamalarımda Aklımdasın Buruk bir sevinçlede olsa Hatıralarımdasın Elveda sevdiceğim Ağlamıyorum inan Dudaklarımı ısırdım Buğulansada gözlerim Ağlamıyorum inan Haydi git Derdim büyüksede Katlanırım ben Haydi uğurlar ola Sana bu son mektubumla Sımsıcak bir elveda... MercanDede |
An, Öfke, Şehir... Suskun bir öfke yağmurunda Kurşuna dizdiğim harflere toplu mezarlar kazdım Islaktım Sırılsıklam korkmuştum üstelik Yoktun Çokluğuna şiir yazdım… Acemi ****** pazarlığında Şehir ucuza satarken namusunu Yeni yetme utangaç dokunuşlar Tenimi yakıyordu… Bacakları yalnızlığıma dolanıyordu Şehvetle sarıyordu irkilen bedenimi Gözlerinden ayıramadım gözlerimi Vakitsiz arsızdı gece Penceremin altında taze bir gül kanıyordu… Sabaha kadar dinledim… Adam kadının saçlarına dokundu Ezan okundu canım yandı İnledim… Seni seviyordum Özlemek sabrıma işlediğim nakıştı Belki bir yakarıştı sessiz dualarımda Devrik duyguların söz düşümü Satır başlarında ettiğim küfür İnce saz nağmesinde hüzün Ah o öpülesi dudakların Ah o sevdalı yüzün… Bu şehir bana düşman Yol kenarında isimsiz mezar taşıyım Kimliksiz bir eşkıya hükmündeyim ey güzel! Siren seslerinde kaybolur çığlığım Müebbet mahkumların yanık sesiyim Bir memleket türküsüyüm bazen Ter içinde kalmış demirci ustasının Örse çekiç sallayan nefesiyim… Yani hiç kimsesiyim bir sokak çocuğunun Saçlarımda kir ellerimde tiner kokusu Düşlerimde o hep aynı telaş Büyümek korkusu… …… Suskun bir öfke yağmurunda Neydim, niyeydim, neredeydim bilmiyorum… Demli bir çay kıvamında Tek şekerli hüzündü yalnızlık dediğin Usulca içtim… Sonra gözlerin geldi aklıma Yastığıma sinen kokun Bana her dokunduğun An’la seviştim… ........... |
http://img.blogcu.com/uploads/mesale_ab52fa5e71e48922a99a937b667de495.jpg Yalnızlık, varolan hayatın ve geçip giden zamanın içinde kaybolmak değil de tek kalmaktır. Hayat mücadelelerine ve ortaya çıkan engellere karşın tek başına mücadele etmektir. Arkasını dayanabileceği, şartsız güvenebileceği, düştüğünde kaldıracak, ağladığında teselli edecek veya birlikte ağlayacak, kötü günde de iyi günde de yanında olacak vb. gibi cana can katacak birisini ister yalnızlığa mahkûm olan. Böyle birisini bulamayınca da karmaşıklaşan hayatın, anlamını yitirmiş bir bireyi olmaktan da öteye gidemez. Bırakır kendini umutsuzluk deryasına. Yok olmak ister belki de bu anlamsız hayattan. Çünkü onu hayata bağlayan ve yalnızlığını gidererek tutunacağı bir dal olan kişi yoktur ya da hiç olmamıştır. Yalnızlık, etrafında hiç kimsenin olmaması değildir. Kimi zaman olur ki, kişinin etrafı insandan geçilmez ve hayretler bırakır onu gören gözlerde. Ne çok seveni var deriz kendimizce ve belki de o kişiye imreniriz. Amma velâkin, gören göz her zaman da gerçeği göremez. Görünenin bir de görülmeyen yüzü vardır. Etrafı sarmaşık misali insanlarla sarılı olan bu kişi, belki de yalnızlığın temsilcisi olabilir. Ne kendini anlatabilir onlara ne de onlar kendisini anlayabilir. Anlamını yitirmiş kuru laflar, havada buz kesilirler ve yalnızlıktan kurtulmaya niyetlenen cana, merhem olamazlar. Söylenen sözler ve kurulan ilişkiler, kalıplaşmış ve sıradanlaşmış formatından öteye gidemez. Her geçen gün daha da umutsuzluğa sürüklenen kişi, küçük de olsa bir umut ışığı gördüğünde, canı pahasına o ışığı söndürmemek ister. Kimi zaman içindeki sestir o ışık, kimi zaman da gözlerindeki parıltı… Kimi zaman çocuğun tatlı gülümsemesi dir o ışık, kimi zaman da tanımadığımız insanın, karşılıksız nezaketi… Kimi zaman bir sözdür bizi umutlandıran, kimi zaman da hayat içindeki ince ayrıntılar… Sözün özü: Yalnızlığı benimsemiş ya da benimsemek zorunda kalan kişiler, içinde bulundukları şartların da tesiriyle hemen umutsuzluk deryasına kapılmasınlar. Hayat, her ne kadar anlamsız gelse de göreceklerdir ki, bekledikleri gerçek dost ve yalnızlık yaralarının merhemi, yakında gelecektir. O kişinin veya kişilerin ne zaman, nerede ve ne şekilde karşımıza çıkacağını ise bilemeyiz. O kişiyle karşılaşmanın yolu, hayata umutla ve gören gözle bakmaktan geçer. |
|
Sana gitme demeyeceğim, biliyorum şimdi olmasa bile yarın gideceksin. Sana yüreğimi al demeyeceğim, biliyorum ki gidenler sadece kendilerini götürürler. Geldiklerinde kendilerini getirdikleri gibi... Sana gitme demeyeceğim... |
O kadar yabancı ki kulağıma sesin Bir o kadar da yabancıyım bakışlarına Ne gülüşünü görmüşlüğüm var önceden Ne de iç kavuran sıcaklığını O kadar yabancı ki tenime tenin Bir o kadar da yabancıyım varlığına Ne dokunuşunu bilmişliğim var önceden Ne de özleminin sancısını O kadar yabancı ki gözyaşlarına gözüm Bir o kadar da yabancıyım şimdi anılarıma Ne aşkını bilmişliğim var önceden Ne de sevginin şiddetini Artık öyle yabancıyım ki kendime Daha önce adı koyulmamış duygularla dolu yüreğim Ne yaşamışlığım var bunun gibisini Ne de düşünmüşlüğüm olacakları... |
Yalnızlık..! Bilir misiniz yalnızlık nasıl acı verir insana? Soğuk bir oda da tek başına uyumak nasıl acıtır yüreğinizi… Yalnızlık çoğuna göre basit bir kelimeden ibarettir. Ama hiç düşündünüz mü sadece istediğinizde değil her zaman yalnız olsaydınız;yaşyasakn nasıl olacağını. Yalnızlık bir annenin karanlık geceler de okuyan çocuğunu düşünerek sabahlamasıdır. Yalnızlık bir askeri bekleyen genç kızın uyumadan önceki duasıdır. Yalnızlık dertlerini boş duvarlara anlattığında onların sana cevap vermesini istercesine boş boş duvarlara bakmandır. Yalnızlık eve döndüğünde sevdiğin kişinin cansız bedeniyle karşılaşmandır. Ölümdür yalnızlık;soğuktur... Ateş gibi yanan kalbinle sevdiğinin sana gelmesini beklemektir yalnızlık. Üşümektir onsuz boş yatakta,ağlamaktır. Özlemektir yalnızlık; hasretle beklemek. ‘Yalnızlık’ sadece bir kelime değil;bir yaşamdır. Umutla beklemek, gözyaşlarını tutmaktır… |
Yalnızsan eğer Hayatın devraldığı Sessiz bir özsudur acı Birikir yüreğinin kıvrımlarında Ve ağar gözlerine ağır ağır Bulutlar yere inmiştir artık Ya da gurbettesindir Unutma Bir hayalet gibi kapındadır Yalnızlık denen şey Ufkun kararabilir birden İçin çölleşebilir Kaçışın bile bir adımdır Ya da dönüşündür kendine Unutma Her sayfası kederle kararan Bir hüzün defterine döner günler Ve her sabah"merhaba hüzün" "Merhaba yalnızlık" Diyerek başlarsın hayata Ama hayat bağışlamayacaktır seni Unutma Üstelik günlüğü yoktur hüznün Hiç bir zaman da tutulmayacaktır Serüvenlerin yorgun yeniği Elleri titreyen yaşlı bir kadındır hüzün Ya da hasta bir tanıktır ancak Hepsi o kadar Unutma.. Ahmet Telli |
BEYHUDE Yalnızlık bir uçurumsa eğer beni en dipte bulabilirsin. Gelmek istersen eğer çekinme sende gelebilirsin. Nasıl olsa Bu uçsuz bucaksız gönül tarlalarının sonunda Hayata küsmüşlerin yeşerttiği Suya kavuşmuş toprak gibi canlı Sevgi çiçekleri açan bahçelerden çok var. Çekinme gel Burada her yalnıza yer var. Yalnız, Sakın buradaki yalnızlara imrenme Bütün bu güzelliklerin içinde yaşayan Yaşıyormuş gibi görünen biz yalnızların ulaşamadığı Güzellikler çok daha fazla acı veriyor bana Bakıp da görememek nedir bilir misin? İsteyip de alamamak,sevip de okşayamamak. Bu yüzden ne olur Sen yukarıda kal.Fırsat bulursam Ben sana gelirim Ahmet Altan |
| Saat: 10:24 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık