![]() |
Ah Şu Gitmeler Ahh şu gitmelerÂ… Bazen koşa koşa Hatta içindeki heyecan, sevinçle Ayaklar yerden kesilircesine, Kanatlanıp uçar gidersin. Gidilecek yoldaki gÜzellikleri, Yaşanılacak mutlulukları bilir, gidersin. Ama, maalesef ki bazen deÂ… Hani ayakları geri geri gider ya insanınÂ… Defalarca dönÜp arkana bakarsın Bu mutluluk bırakılır mı dersin DÜnya dönmese, zaman dursa Böylece kalsam Doymadım, doyamadımÂ… Daha yaşanılacak onca gÜzellik varken Bu gidiş niye der; isyan edersin Nafile, gidersinÂ… Gidersin ama, Giden sadece bedendir Ruhun kalır oracıkta Geride kalanların, her dara dÜştÜklerinde, Bir umut ışığı yakacaktır Karanlık gecelerini aydınlatacaktır zaman zaman Yaşanılacak yarınlara inat savaş başlamıştır İçindeki umutla savaşır dönÜş için. Her gidişin bir dönÜşÜ vardır elbet Gidilen yol bir avuç kara toprak olmazsaÂ… Beden de dönecektir ruhuna Doyasıya umutlarını, gÜlÜşlerini yaşamak, Yarım kalan mutluluğu tamamlamak için |
Kal Gün soldu, vakit geç, gitme bırak, kal Omuzlarında şal, başında örtü, Odamda hülyalı bir akşam üstü Gölgeler içinde renk ve dudak kal. Gidersen sana da kırılacak, kal -Gönlüm ki, böyle her gidene küstü- Ve deme “buradan bir akşam üstü “Giderken ardımda hıçkırarak, kal!” Madem, günlerimiz, sevgilim, kısa, Gümüşlü sabahlar, altın akşamlar, Soluk bir gül ıtrı gibiyken bahar... |
http://img402.imageshack.us/img402/586/6327776985893172471bwnmyo6.gif Ben Yokum...!!!!!!!!! Güzellik bu denli ucuzsa ve bu denli çirkinse yaşamak nankörse emek çıkarsa her kapının anahtarı ben yokum. ben yokum bir gecelik ilişkiler kadar değersizse aşk parayla ölçülüyorsa dostluklar ihanetler, savaşlar, karanlıklar üzmüyorsa ve utandırmıyorsa yoksulluklar ben yokum erdem bu denli küçükse ve bu denli büyükse yalan hayaller yoksa umutlar yoksa çiçek açmıyorsa sevda bahçeleri özlemi anlatmıyorsa karanfil ben yokum varsın sizin olsun marklar, arabalar, dolarlar sizin olsun, konfor lüks şan, şöhret, mevki bana bir dilim şiir bir nebze sevgi yeter yeter bir içten gülüş bir tutam düş ve güneşin yedi rengi |
Öyle dalgalıydı ki saçların... Bir damla yağmur düşse, hemen yolunu kaybeder O dalga, bu dalga ha babam dolaşırdı Sonra yorgun başını bir köşeye yasladığında Aklından hiçbir şey geçirmezkesizin Masum uykulara dalardı... Öyle hırçındı, öyle dalgalıydıki saçların Bir anda alabora ederdi ellerimi Koştukça koşardım, dalgaların yamaçlarına Bir kez daha kaybolurdu damla Şöyle bir karıştıracak olsam denizi Fırtınalar kopardı baktığım yerden O zaman batık gemiler çıkardı su üstüne Ve yağmur yağardı hepsinin içinde Öyle dalgalıydı, öyle bir dalgalanırdı ki saçların Tuz ve kum kokusu birbirine karışırdı Çölde mi yoksa denizde mi kaybolur bilemezdi damla Ben de bilemezdim işte, yüreğime sığınırdım anca İçimizi bir kalmak endişesidir alıp giderdi Saçlarının örgüsünü açsan uçurumlara varacaktık oysa Ne uykum kalmıştı benim, ne uyanışım Ne vakit yastığa düşse başım Öyle bir dalgalanırdı ki saçların İçimde ne var ne yok hepsini Hem de ellerimi alabora ederdi Nasıl da korkardı denizler senden Yüzü gülerdi ya limanların Kanaya kanaya akardı yağmur Balıklar pullarını kayalıklara bırakır Martılar çığlık çığlığa kaçışırdı Bir fırtına kopacak olsa, suları ürküterek Ben hep kasırgaları özlerdim Neden bilmem severdim, dalgalara karışmayı Ama sen çok mu usandın benden bilmem Bir yaz gecesizdi, kestirdin saçlarını Oysa ne güzel yağmurlar birikirdi saçlarına Yosun kokardın sen ne yapsan Hem de balıklar kayıp giderdi Tuzlu kayalıkların arasından Oysa ne zaman saçlarını tarasam Kırık mısralar dökülürde omuzlarına Güneş sızardı, sözlerin araladığı dudaklardan Bilsen ne çok sözcük biriktirmiştim ben Ne çok yol vardı da, uzar giderdi içimde Seni bulsam galgalarını okşardım Ama hiç geçit vermezdi ki saçların Anca kıyıları hırpalardın Öyle bir dalgalıydı Öyle bir dalgalanırdı ki saçların!... Özlem Sezer |
yollar da giderek uzaklaşır... giderek uzaklaşır ******ler terli kasıklarıyla sabaha uğurlanır kuşlar inkar edilir, gökyüzü yağmalanır ben büyürüm bu kederle kalbim uslanır... * ağla sömürgem! ağla ve kucakla kumral delikanlını buralarda çatılmış bir tüfeğim böğrümde taflan kalır şimdi kızılay'da oturmuşum hasretin kancasında geçer zaman, geçer yıllar, günlere bir yeni hazan kalır * ağla sömürgem... sen hep mağlup bir ağlayışta ben uzak susarım bu mağlubiyet için hep anlayışta çöpçüler bu geceyi de *** edip süpürdüler ben ise haber değeri bile olmayan bir haykırışta özleminle hala bir yakarışta... * ağla! ben de ağlarım gözyaşlarım özlemine az kalır buralarda nem var! nem varsa sende kalır daha çağırırken beni anı bile kalmaya tenezzül etmeyen o dağ dorukları sömürgem yaslar durur sesime kırgın ayrılıkları... * gittim ve yittim! oralarda usul usul talazlanan nehirlerde yaz kalır yaslarım günleri yüzüme gözyaşım beyaz kalır burada yıllar küfürle uğurlanır ben büyürüm içimdeki haylaz çocukla Yılmaz Odabaşı |
Gitmek VeYa Gitmek Bazen de bilmek lazım Gitmeği Veya kalmayı… İstenmiyorsan gideceksin Bir daha görünmemek üzere… İstendiğini bildiğinde ise kalacaksın, Ucunda ölümün olduğunu bile bile Ben hep ölümüm pahasına İstenmeği isterdim… Ama olmuyormuş benim istemimle Asıl istek karşıdan gelmeli Gelmiyorsa karşıdan istek, Fazla da yormamak gerek kendini --ve karşıyı Bana eyvallah karşıdaki sevgili Seni sana emanet ederek, Seni sana bırakarak, Gözüm sende kalarak gidiyorum… Unutma ki senden alacağım var. Sendeki alacağım sadece Yüreğimin kira bedelidir. Sendeki alacağım Sevgimin ödenemez ücretidir Hoşçakal… Hoşçakal ve kendine çok ama çok iyi bak… Unutulmayacak sevgili… Orhan Çapan |
nasıl var olduysanız öyle kayboldulardı bir yazın tiniyle bir güzün bedeni hem birleşti hem de ayrıldı sizde şair! Gördünüz kimbilir kaç aşkın battığını o derin sulara kapılmış şiirlerinizde.. Nedeni, ne kayalar ne fırtınalardı: kultulardı, geçip gittiler sözlerimizden geriye sadece kuytular kaldı Hilmi Yavuz |
Ne kadar isterdim, Günler, haftalar dolusu sevinçlerim olsun Bulutlar dolusu yağmurum Çiçek tazeliğinde güneşim, kokum... Avunurdum çocuklar gibi Sıcak bir gülüşünle Herkesleri oynardım deliler gibi, Herkesler memnun Bir kendimi oynayamazdım, Yitiririm korkusundan büyüsünü gözlerinin. Hamdi Topçu |
Gitmek Hayat Getirecek Kör bağın kuru gül kokusunu taşıyor hava Gözlerim kapıda Nedensizliğin ertelediği çöküntü bilincime duyuruyor küf hükmünü Bir çocuk gibi koşarken düşünce istemeden saplıyor keskin bıçağı sevince Aslında bildiğim onun da bildiği sır gidişlerin arsızı değil yolcu Öyle yazıldığı için belki antik serüvenlerin sonucu tutsak kıldık düşsel söze gerçeği Gitmek hayat getirecek yenik düşerek kalmak ölüm Her geri döndüğünde avluda öylesine sevişmek zulüm Kutsal ilişki var oluşuna yoldaş arar yanıtı geciktirilmiş sorularda Hüküm dinlemez kayıp giden yıldızlar aşk sorgulanmamalıdır asla Arka odada ölesiye susar günü sonlayacak intihar Yüreğim kapıda Babür Pınar |
Nedir bu geceyle gelen birsam? Duyuyorum serzenislerini. Karanlikta agzinin yerini Ariyor deli gibi hafizam. "Yaniyor unutulmus buhurdan Yine gecenin icinde sesiz" Hatiralarla kabaran deniz, Doluyor ruhun oluklarindan Isik yagiyor dogan geceden; Nasil dirilis bu, neden sonra? Bu ruya gibi geceden sonra Gidecek mi o maziden gelen? Seziyorum senelerce susan Ruhumda taptaze bir gerinis. Sonuna vardigim colden genis Ayaklarima acilan umman. Butun mevsimlerimin ustune Geriliyor bembeyaz bir kanat. Gelip durdu artik iste hayat Bana hep onu vadeden gune. Artik ebedi huzur deminin Icebilirim sirli tasindan Girmek uzereyim dar kapisindan O eski ruyalar aleminin. Orhan Veli |
| Saat: 10:38 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık