![]() |
Kar basladi, uzun surmedi sular akiyor Karisi iyilesti, uzun surmedi timarhanede yatiyor Agac buyudu, uzun surmedi sobalarda yaniyor Emekli oldu, uzun surmedi kadavrada bekliyor Süreyya Berfe |
Kimdi kalan, kimdi giden... Giden mi sucludur herzaman!... Ne zaman baslar ayriliklar... Dostluklar biter ne zaman... Her gecen gun bir parca daha Aldi goturdu bizden... Ayni kalmiyordu hicbir sey... Degisiyordu hersey kendiliginden... Artik cozulmustu ellerimiz... Artik bolunmustu yuregimiz... Birimiz soylemeliydi bunu... Otekini incitmeden... Kimdi giden, kimdi kalan... Aslinda giden degil... Kalandir terkeden... Giden de bu yuzden gitmistir zaten !!! |
Gelıyorum Görmeden, doğduğum gecenin seherini Ellerim değmeden anama, Ve günah izi yokken dudaklarımda, Bebeklere has bir dille ağlayarak, SANA geliyorum SANA Çırıl- çıplak Köklerim siğmadı zamana; Silktim ham meyvelerimi utandım da, Bir garip ağaç oldum aşk uükesinde, Kutsal duygularınla donandım yaprak yaprak SANA geliyorum SANA Dal- budak Ne bir dürüm ekmek var heybemde Ne içecek suyum kana kana... Bir tutam umutla düştüm yollara, Bazan yürüyerek, bazan koşarak SANA geliyorum SANA Yalınayak Yollar uzadıkça yük ağırlaştı, Ateş düştü gönlümdeki harmana Bıraktım ağrıyı, sızıyı bir yana; Hasretinden ipil ipil yanarak, SANA geliyorum SANA Bir avuç toprak Seyrettim uzaktan benliğimi ki, Et, kemik, kan değilmiş mana Habibin hakkına, İsmin hakkına Af dilemek icin ağlayarak, SANA geliyorun SANA Ya HAKK... Abdurrahim Karakoç |
Gelirsin Diye Seni bekliyormuşum, Gelirsin diye, Yüzümü hiç ekşitmezmişim, Başkalarından duyarmışım, Umut edermişim sürekli, Gülümsermişim. Şiir gibi değil mi bana dokunuşun? Her zaman aklıma gelen şu gibi ellerinle, Sıcak şu gibi ellerinde bir kurşun Yüreğime girerken Şiir gibi değil mi yokluğun. Şiir gibi değil mi? Beni vuruşun Beni vurmuşsun Seni bekliyormuşum Gülümsermişim. Kaya Erbek |
Yüzünün akşamında tedirgin Ruh damıtılmış bu saatte Damla damla imbikten geçiyor Akşam işte o bildiğin gibi Kızıllıktan sonra Usul usul yaklaşıyor! Sensizlik ufka düşmüş Bir çiğ bu vakitte Biraz mütebbessim, biraz hırçın Islak ıslak tenime dokunuyor… Birazdan ayaz çıkacak belli İçine işliyor adamın daha Baharın serinliği… Bir yalnızlık, bir akşam Gece dediğin bir sessizlik Bir katran… Yüzünün akşamında mahzun Sunmaz ellerin sırrını: dargın! Şımartılmış yıldızlar dökülür Bu saate gözlerinden Zülal gibi dokunur yüreğime Kimse bilmeden Ellerin ellerin ve gözlerin Bu akşam bir başka mahzun Bir başka tedirgin… Birazdan gideceksin belli Bu ayaz gecede Yüreğime sarılsan, Fecre kadar yanı başımda kalsan… |
Arkanı dönüp gitmek her zaman kolaydır.Önemli olan kalmak ve savaşıp kazanmaya çalışmaktır bence. Ama kazanmaya çalışırken değer verdiğin insan senin değerini de bilmiyorsada bırak kendi değeriyle kalsın diyebilirim... |
bence de duruma göre değişir, kalmak için bi nedenin yoksa gitmek kolay olsa gerek ... |
sebep çok önemli tabi ki bazen gitmek kolaydır bazen kalmak ,bazen gitmek zordur bazen kalmak, bazende her ikisi de zor gelir insana işte o zaman ne yapacağını bilemez insan işte asıl mesele burda şu var ki hak ediyorsa kalır savaşırsın haketmiyorsa arkana bile bakmamalısın ... |
Sen de sevmiştin onu Naciye'ydi adı ya, Düşüverdi gönlüme beni çekti batıya. O küçücük yuvamız bize saray olmuştu, On yıllık beraberlik mutlulukla dolmuştu. İyi bir öğretmendim, mesleğimi severdim, Ne kötü bir söz söyler, ne de bir kez döverdim. Allah'ın kullarıyla ne küstüm ne darıldım, Ömrümce hiç kimseyi kırmadım, hep kırıldım. Dürüstlük ilkesinin gül yüzüne vuruldum, Çalıştım çabaladım, ama çabuk yoruldum. Coşkulu çağlayandım taştan taşa savruldum, Sonlarında ömrümün bir köz gibi kavruldum. Boyum uzun, gönlüm bol, saçlarım ak. Hesaplarım hep düzgün alnım açık yüzüm ak. Küçükleri hep sever büyükleri sayardım. Sonbaharın sonunda yaprak gibi sarardım. Toprak kendine çeker sararan her yaprağı, Burnumda tütüverdi Trabzon'un toprağı. Ölüm çok kısa yoldu, koşarak erdim baba, Köyümü çok özledim, uçarak geldim baba. 20.11.1997 İrfan Ünübol |
Gitmekmi Zor Kalmakmı? Yokluğunda odamın fersiz ışığına sığınıyorum Lambada titreyen alev ürkütüyor beni Olumsuzluk çıkmazında ellerim duada Dönmenin imkânsızlığı günahkâr kılıyor beni Özlem yürekte çığlıklarda, dilime ulaşmakta Belkiler bedenimde belde belde yayılmakta Düşüncelerim beni hasta sayıp yatağa bağlıyor Yaşanmışlığımız, dönmeni imkânsız kılıyor bende Bir avuç umut yutuyorum gözü kapalı Kendimden geçiyorum karanlık göz kapaklarımda Sabahın boz mavisi ayıltıyor beni Yokluğun umutlarımı yakarcasına mavilerimi kızıl kılıyor Bir kar tanesi gibi düşüyor kirpiklerime hayalin Gitmek mi zor kalmak mı der, ağlar gözlerim hayaline Ölmek mi zor yaşamak mı diyerek hayalini urgan yapıyorum Hayalinin ömrünü az kılıyor kar tanesi Hasretin kızgın çöllerindeyim, adımlarım özlemine gömülüyor Tek bir umudum kaldı elimde, bir yudum suyla arakam Çatlamış dudaklarıma dayandı bir yumruk canım Döneceğinin umudu beni yaşar kılıyor Kızgın çöllere kar yağar mı sevgili? Belki de ben bu imkânsızlığa duacıyım Bir kar tanesine razı oluyorum tüm nefesimi adayarak Bir kar tanesi yeter miydi sevgili, yangınlarıma? Bendeki sevdan, böyle delicesine beni ihtimali kılıyor Selma Koç |
| Saat: 20:24 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık