![]() |
Çocuk Masamız bir yaz ayı. Sandalye Gölgesi ağacın Su damlacıkları düş kırıntılarıdır Kuşların düşürdüğü Senin yürüyüşünde Yorgun bir yazmanın endamı Sesin ki taçyaprağı Ya da uçarı bir pembe Soluğun terli, öfken terli. Sonra Kilim yere serilir Isınır taşlar suyun içinde Kuyuların kumu çoğalır Derin uykusuna dalar ay Ya sonra Sonrası bu işte Kirinden pasından arınır dünya Renk gelir dizlerime Gölgeler ki içidir evrenin Döker de seslerini Kaybolur gider sokak içlerinde Çocuk Sıkıca kavrayıp resimli ipini Gökyüzünü uçurur Bereketli bir tarlanın işmarısın İşveler içinde Musa Öz |
Mevsim Şarkıları Yaz annemin mevsimi İlkyaz kız kardeşimin. Babamın ise Sonbahar Ah yorgun babam Rüzgarlı tepeler gibi konuşan Mevsimler için böyle güzel Şarkılar söyleriz Bir vakit ki kadınlar Gün dönünce güz aylarında Koyulaşan sütler gibi güleç Ve yoğundurlar Öyle derin ve manalı Kadınlar için de söyleriz Bu şarkıları Bahanedir suların buharlaşıp Bulutların yoğunlaştığı Gökyüzünü yıkar aslında yağmur Yeryüzü de Faydalanır bu halden Mor şarkılar söyleriz gökyüzüne Arada işte böyle Musa Öz |
SEN BÖYLE GÜZELSİN Bir dert daha koymam derdime Gözlerin kelepçe nefsime Benden sana zarar gelirse ihanet sayarım kendime Yeterki; Kaybetme umudunu sen Hep öyle kalsın gözlerin O çocuk bakışın varken Ne anlamı var sözlerin Haydi gel, kaçma aşktan sakın En korkusuz halini takın Merak etme, ayrılıkla vurmam Gözlerinden güneşini çalmam Çünkü; Sen böyle güzelsin. Sen böyle güzelsin Nejat EROL |
Keder İçinde I Dudaklar yansa da dereler soğudu II Şarkılar söylüyor tarlakuşu Geçerken hüzünlü gül sandıkları Üşüyor anaların gözyaşıyla Güleç göller, utangaç gökyüzü Ve reçine kokuyor üzümler Taneleri iri yar gülümsemesi Güzdür şimdi anıları okşayan III Uçarken mavi gönül kelebeği Evlendi, çoğalsın diye çocuklar Ve bitti sevda, savruldu goncası Ölü güller taşıyor koynunda Ellerinde boş bir kuş yuvası Güzel olsun diye meyveleri Yaşlanan frenkincirleri, boz alıçlar Gibi soldu her gebe kalışında Ah hangi üzgün cephede şimdi Uykusuz geceleri, can yongası IV Bir Yemen türküsü güz bahçesinde V Ve o bitmeyen kalp ağrısı Musa Öz |
Eve kimlerin resimleriyle gidiyorsunuz Costco'da yururken, koca bir sepet dolusu basilmis ve sahiplerini bekleyen fotograflari farkettim. Muhtemelen birkac yuz paket, alfabetik olarak listelenmisti. Birden herkesin ozel resimlerini iceren bu zarflarin acikta oyle durdugunu ve alicilarini bekledigini gordum. Herhangi birisi bu resimlerden herhangi birini calabilirdi veya birisi baska birisinin zarfini kendisininkiymis gibi alip parasini odeyebilirdi. Birden farkettim ki bu sistem calisir, cunku kimse baskalarinin fotografini eve goturmek istemez. Kim kucuk Ashleigh'in agzindan bebek mamasi akarkenki resmini ister? Veya Henderson'larin Florida'daki tatil resimlerini? Hayir, kimse baskasinin resmini eve goturmek istemez. Ama psikolojik seviyede, bunu hep yapiyoruz ve pismanlik yasiyoruz. Yanlislikla satin aldigimiz fotograflar baska insanlarin realitelerinin resimleri. Ailemizin iliskiler modelini, annemizin para korkusunu, agabeyimizin cinsellikle ilgili tutumunu, bakanimizin Tanri ile olan iliskisini, ogretmenimizin politika ile ilgili dusuncelerini kendimizinmis gibi kabul ediyoruz. Pek cok insanin realitesinin resimleri korku temelli, sinirlayici ve hizmet etmiyor. Ama onlari eve goturuyor ve kendimize ait olduklarina inanana kadar kendi hayatimizda cogaltiyoruz. Sonra, eger dikkat etmezsek, onlari kendi cocuklarimiza geciriyoruz. Ardindan da kendimizin ve etrafimizdakilerin neden bu kadar mutsuz olduklarina sasiyoruz. Hepsi bize hicbir zaman ait olmayan ****** ve mutsuz resimleri kabul edip parasini odedigimiz icin. Size ogretildiginin aksine, yasadiginiz realite sizin seciminiz. Realitenizi odaklandiginiz resimlerle uretiyorsunuz. Herhangi bir realite resmine daha fazla odaklandikca, size daha da gercek geliyor. Sadece gercek olduklarini dusunerek sayisiz dunya yaratip oralarda yasayabilirsiniz. Bu, onlarin gercek oldugu anlamina gelmez, sadece onlara cok fazla dikkatinizi verdiginiz ve inandiginiz anlamina gelir. Klasik bir hikaye, ulkesinde bir arkadasini ziyarete giden bir adamdan bahseder. Gecenin ortasinda adam banyoya gitmek icin uyanir ve yerde onu sokmaya hazir olumcul dev bir yilanin kivrilmis durdugunu gorur. Ertesi sabah ev sahibi kalktiginda yerde misafirin olusunu bulur ve yaninda da yerde kivrilmis olarak duran buyuk bir halat vardir. Misafir yilan isirigindan dolayi degil ama korkusundan olmustur. Sanki yilan gercekmiscesine… Adamin katili yilan degil, kendi zihnidir. Bu kisa hikaye deneyimledigimiz tum korkular icin gecerlidir. Aydinlamis ustatlar korktugumuz hicbirseyin gercek olmadigini soylerler; korktugumuz seyler sadece hayalimizde varolurlar. "Korku" kelimesi "gercek gibi gorunen sahte delil" anlamina gelir. (fear: false evidence appearing real) Pek cok insanin korktugu, ve korkularini korktuklarina saldirarak guclendirdikleri bir dunyada, akli basinda kalarak ve algiladiginiz yilanlarin aslinda halat oldugunu farkederek cok ciddi sifa ortaya cikarabilirsiniz. Zihninizle guc vermediginiz surece sizi hicbirsey incitemez. Baskalarinin sevginin varligini unuttugu bir durumda siz sevgiyi hatirladiginizda, istenmeyen fotograflari sepete geri koyar ve kendi fotograflarinizi alirsiniz. O elestirel ses size ait degil. Siz yargi, eksiklik ve ayrilik dusunceleri ile dogmadiniz. Bunlarin hepsi ogrenilmistir ve zihninizden cikartilabilir. Cocuklar ve hayvanlar bizim en buyuk ogretmenlerimizdir cunku henuz fotograf departmanindan gecmediler ve baskalarinin berbat resim albumlerini satin almadilar. Cocuklar Tanri'yla surekli baglantidadirlar ve henuz baska turlusu onlara ogretilmemistir. Tanri'ya cocuklar, hayvanlar ve tabiat icin sukredin; onlar Ilk Masumiyet'e cankurtaran halatimizdir. 5 yalindaki bir cocuk ailesinin yeni dogan kucuk kardesimi hastaneden eve getirmelerini izler. Gunlerce kardesi ile yalniz kalabilmek icin ailesini rahatsiz eder. Cocugun bebege zarar verecegi korkusu ile aile direnir. Ama cocuk inat eder. Sonunda aile peseder ve olabilecek bir rahatsiz etme durumu icin bebegin odasina bir telsiz dinleme aleti koyarlar. Kaygilarinin aksine, cocugun bebegin odasinin kapisini kapattiktan sonra bebegin besigine yaklastigini ve ona egilip "Bana Tanri'dan bahseder misin? Ben unutmaya basliyorum" dedigini duyarlar. Size ait olmayan resimleri sepete geri birakin. O karanlik fotograflar hic bir zaman size ait olmadilar. Sizin tadina varacak, kendinize ait cok daha iyi resimleriniz var. |
Yaz Yazın bittiğini nerden mi biliyorum Susuverdi ağustosböcekleri Kemençelerini, şarkılarını Vurup sırtlarına çekip gittiler Nereden mi biliyorum yazın bittiğini Arıkuşları daha bir kilim renginde Taşa, toprağa Daha bir yakın uçuyorlar Yazın bittiğini nerden mi biliyorum Bir beyaza çalışıyorum ben Gurbete ve ölüme gidiyorum akşamüzeri Bir giz ile bütünleşiyorum Oturup yazacağım bunları bir güz Havada yeleğimin terli resimleri Nerden mi biliyorum yazın bittiğini Şu kızın göğüsleri Uçmaya hazırlanan yaz sonu havası Ergenliğini alıp götürüyor rüzgar Sızıyor edası turuncu yollardan Yazın bittiğini kimse bilmiyor Musa Öz |
Elmanın Kokusu Duyulmuyor dudağın derine yansıması El ele duruşun yoğunluğu Ve her yerde aynı ekmeğin kokusu Elmanın ve öpüşmenin de Ergenliğin tendeki esrimesi Duyulmuyor kalbin dolaylı yorumları Diz dize tutuşmanın Türkçesi Savaşın acısı aynı her yerde Bir çocuğun bilincimizi kamaştıran bakışı Ah, aynı yoksulluğun sözcükleri Duyulmuyor tenin tene ince sorusu Terin tere sıvanan gülümsemesi Kış ortasında bir ateşi Ortasına alan insanların aynı devinimleri Üzümü tane tane yemenin ustalığı Ve aynı güle yürümenin edası Duyulmuyor düşlerin uzun yolculuğu İmgenin imgeye takılan halleri Her yerde aynı sözün örgütlenişi Ve ezgileri usulca savurmanın coşkusu Ah, aynı taşın taş ile öpüşmesi Aynı her yerde çocuğun duruşu Musa Öz |
Dizi Sıyrık Çocuk Kızların intizarı çektiklerin Dedi ablam usulca Kimse silemez bu sihiri Yazı solduruyor güz Sıyrılıp geliyor, yerleşiyor avlusuna Ama benim yüreğime Gelmiyor gümüş rüzgar Gelmiyor yüreğime ay yeli Dolayıp da gün ışığını saçlarıma Sürüyorum göğe Gözlerimdeki kırık gamzeyi Dizi sıyrık bir çocuğum ben Ki ölürsem gizlice Bilin ki bu yaradan ölürüm Bir meneviş kuşuydum oysa Uzak bir sürme çekerdim Gökyüzünün koynuna Ne düşlerimdeki sıyrıklar iyileşir Ne dişlerimdeki çizikler Benim yüreğime Gelmiyor gümüş dizeler Dizi sıyrık bir çocuğum ben Kanıyor her gece Ah, bu yüzden çektiğim intizarlar Gül, yastıklara değince Kızların uykusu çektiklerim Musa Öz |
AL BENEKLİ ANILAR I Uzanıp ısırıyorum elma kokulu Mayhoş dişlerini kızın Uyumlu türküsü o anda Bozuluyor ağaçkakanın Bir dal düşüyor başıma II Seriyorum yere kollarını Başının altında Göğsü nakışlı güz ayları Sökülüyor dikiş yerinden Gizli bir ibrişim Turuncu rengiyle sarıyor ortalığı Gül ve lale kokusu Bir kuşun taçyaprağına Sokulup uyuyorum III Anı gibi geçip gidiyor Yürüyüşünde güz dalgınlığı Gülüşü kaymağı balı Süzülüp akıyor yollara Ben düşlerimi topluyorum Gidiyor o döküle saçıla Musa Öz ŞİİR Belki de bir diş izidir şiir Çocukça renklere bürünüyor Gökyüzü güz dalgınlığıyla Gülümseyip çiy bulutu diyor annem İşte şiirdir bu Dolunay utansa güzelliğinden Peşine takılınca bulutlar Bir kadının dudaklarından Topladığım yaralı sözcükler Karışıp gidiyor turna katarlarına İşte şiirdir bu Ay yasağı olan bir ülkede Sepet dolusu düşleriyle delişmen bir kız Usulca yürüyor kanayan yollarda İşte şiirdir bu Okusa geceyi, göğü koklasa Evirip çevirse yıldızları İçli şarkılarıyla yaz kuşları Yokluyor yüreğini asker analarının Üç damla gözyaşı, bir iç çekiş İşte şiirdir bu Çocukça deliliği bir kızın Ve anıların üzgün kokuları Musa Öz |
Güz Geçmiş I Nisan geçmiş buralardan Yeşil izler, kekre kokular bırakarak Ala kınalı topuklarıyla Mayıs geçmiş buralardan Dişi şarkılarıyla kadirne kuşları Dağ elmaları yanık tadıyla Ah gelmiyor koçak gönüllü yar II Kopuz gibi çalan yayını ve aşkını Uzun ince mızrağını kuşanan Asuman boyu, gök rengi gülüşlerini III Gül kokusudur Aslı ile Arzu Hoyrat bir rüzgardan düşmüş de, usulca Yurt edinmiş çoban ıslığını Koca bir yalandır ilk başta masallar Tanrılar ise bir avuç kum IV Tarih sahnesinden silindi Gibi bir hüzün V Ölüme mi özendirdi tanrıça sevgilisini Güz geçmiş buralardan Musa Öz |
| Saat: 04:57 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık