![]() |
YÜREK Yumruk biçiminde bir şey Kan kırmızı et parçası Gümbür gümbür atar durur Göğsümün sol tarafında Hayat, aşk, iyilik, cesaret Ne varsa bu yürektedir Bu yürek durmayagörsün Kodunsa bul dünyaları Yüreğim benim bir tanem Velinimetim, efendim Durma, çarp, vur, ses ver aman Aşık kulağım sendedir. |
Yağmurlarla Öpüşmeye Gidiyorum Yüreğime bir beden büyük gelen umutları Üzerimden çıkarıp gidiyorum." Küçük bir çocuğun duası gibi Masumluğunu sundum sana aşkın. Ama sen, “İmkansız bir aşk “ deyip sustun. Oysa sana dair ne düşlerim vardı. Dans edecektim yağmurlarda seninle. Yıldızların saçlarına düştüğünde, Bir gökkuşağı çizecektim beyaz tuallere. Asla kırgın değilim sana... Özgürdün, hürdün elbet. Güneşte yaşamak varken, Karanlıklarda boğulmayı göze alamazdın sen... Gözlerine sakladığım baharlara Veda busesini yapıştırıp gidiyorum. Aslında bir teşekkür borçluyum sana, Yarım bir adamın karanlıklarına Rüya misali baharlarınla konakladın.. Her nefesinde, Mevsimleri soludum gözlerinde. Kırılmış bir gönül mabedine Bir gülüş ekledin ya, Bir ömür yeter bana.. Hep ağladığımda öper dururum Baharda açmış o gülüşlerini...... Gittiğim yerlerde, Kim bilir belki de alışırım. Alışacağım; gözlerinin yokluğu değil elbet. Bahçemde ezilmiş güllerin çığlıklarına , İçimdeki çocuğun gözlerindeki ıslaklığına, Elbet bir gün alışırım.... Gidiyorum, Aynalara ağlamaklı suretimi bırakıp Masum çocukların dualarına gidiyorum... Senin uyuduğun saatlerde ben, Bu şehri, bu yüreği sana bırakıp Yağmurlarla öpüşmeye gidiyorum. isimsiz kral |
HEPSİ AYNI Kaç sevgiliyi sonuncu saydıysam Hepsi de aynı kadındı Bilmiyorlardı kendilerini Ama ben biliyordum Çünkü hep aynı bendim. Kaç kadını seviyorum dedimse Hepsi de aynı kadındı Bilmiyorlardı birbirlerini Ama ben biliyordum Çünkü hepsini seviyordum. Kaç kadın ihanet ettiyse Hepsi de aynı kadındı Bilmiyorlardı kaç yaram olduğunu Ama ben biliyordum Çünkü vurulan hep bendim. |
Anıyorum Seni Yine aklıma düştün gece vakti Bak yağmur yağıyor durmaksızın Gözyaşlarımla yarış ediyor. Güneş doğduğunda unutucam sanma seni Tek yağmur yağdığında gelmiyorki aklıma gözlerin Tek yağmur yağdığında düşmüyorki kor gibi hasretin Her elim boş kaldığında Her susadığımda Anıyorum seni bütün varlığımla.... isimsiz kral |
Sen kıştın; Buz gibiydin, soğuk ama yakan. İçimi dondururdu ayazın, Çenem titrerdi soğuktan ya Aşkın bağlardı elimi kolumu, Hiçbir yere gidemez, Gözlerine, derin okyanus mavisi gözlerine bakar, Bakar da ısınmaya çalışırdım biçare. Sen ilkbahardın; Çiçek çiçektin, kokulu, taze. Yepyeni bir gülümseme vardı yüzünde. Sözlerinde bülbülü işittim. İpek gibi bir kelebeğin peşisıra geldim sana Ve gidemedim, kalmadı gitmelerim Dönemedim arkama. Sen yazdın; Denizin dalgası kadar beyzdı ellerin. Güneştin sen, göremeyince burkulurdu içim. Zakkum kadar çekici ve tehlikeliydin. Gözlerine bakınca, Sıcak kumdan denize dalar gibi ürperirdim. Sen deniz gibi baktıkça ben dalar dalar giderdim. Sen sonbahardın; Tüm yapraklarını döken çınar gibi, Dik ve gururluydun. Sesini duydukça, göçmen kuşun kanadına takılıp, Gidiverirdi tüm hüzünlerim. Sarı, kırmızı, yeşil, mavi, gri... Rengarenktin, tüm renkler sendin. Sen herşeydin, Benim için herşey sendin! Her mevsim, her koku, her ses, Denizin dalgası, vapur düdüğü, martı çığlığı, Çiçekler, böcekler, yıldızlar, ay ve güneş... Herbirinde seni buldum ben. Ve şimdi, sen varsan herşey benim, Sen yoksan hiçbirşeyim... |
Alıştım Artık Kazandıklarıma sevinemedim Kaybettiklerime üzülmekten. Gidenlerin ardından bakakalmışken, Göremedim önümü. Tökezledim Düştüm Yerden kaldıran olmadı. Kanadı dizlerim Damla damla akan gözyaşlarımla ıslandı Düştüm kalktım Neyin var diyen olmadı. Yalnızmışım anladım. Unutmam seniler yalanmış Ben dostuma boşuna bel bağladım. Kader değilmiş ağlatan Ben yaşadıklarımdan değil Yaşayamadıklarımdan pişmanım. Unutsam dedim geçenleri Silsem bütün seneleri. Ama mümkün değil kapatmak eski defterleri Yine esirinim senin hayat. Biliyorum devam edecek bu böyle. Kaderin bu senin diye çekinme söyle. Alıştım ben artık her bir derde kedere Bu da gelip geçsin alıp götürdükleriyle. Duygu Tuncel |
Gökyüzünün maviliğine Eşsiz ve duru güzelliğine Sesinin büyüsüne Tutuldum ben Sevgi'nin ezgisine Sen çiçeklerin en güzelisin Yüreğimde çalınan bir ezgisin... Kalbimin tek sahibi Verdim sana yüreğimi Uçtum gökyüzünde Bir kuş misali Özgürlüğün tadını Ben sende buldum Sen çiçeklerin en güzelisin Yüreğimde çalınan bir ezgisin... |
Kara Gözlerin Kara gözlerindeki umut Siyah saçları kadar karamsardı ve kadere küsmüştü O, bir kere Sevgiyi öldürdü diye... Sanki ona uzanan ellerde Keskin bir bıçak Ha vurdu ha vuracak Bu, benim karanlıklarım, Bu benim sırlarım diyor hep Bir gün gelecek Şefkatle kollarına saracaklar... Asılsız sevgilerdi onu yıkan aslında Umutları umduğu gibi çıkmamış Beklentileri hep korkuları olmuş Sanki bütün hayatı, Kupkuru bir odadaymış kopamadıklarıyla... Gülüşleri bir sigara içimi zamanı kadar az Her nefeste biraz daha kısalırken Bütün beklentileri Duman duman uçuyorlardı. Kurallar koymak isterken dostluklarına, Kuralları bozduğunun farkında değildi aslında... Şimdi o gözlerde, Vakitsiz yağan yağmurlar var, Hasat mevsimi bitmiş bahçelere Sağnak sağnak yağacaklar, Belki gönlünde gökkuşağı açacak Ama, altından çocuklar geçmeyecekler. Su yerine zehir akacak ırmaklarından, Hiç kimse içmeyecek... ya Ben, Şimdilerde bir bağ bozumu hüznü var içimde, Üzümlerim gazap üzümü Şaraplarımsa gözyaşları... Sen güz güneşinde, sanki kanadı kırık bir kuş, Konmuştu bahçeme, Ona şefkatle eğilirken Pır diye uçtu birden Kırık sandığım kanatlarındaki sahtelik, ve inancımla birlikte. isimsiz kral |
haykırsam sesimi duyan olurmu duysada bir çare bir faydası bulunurmu ben ağlamıyı unuttum gülmeyi zaten sorma böyle hayattta yaşamaya alıştım bazen şiirlerde bazen dinlediğim müziklerde bazen karanlık sokakların parlak yıldızların altında ay ışıgında seni aramaya alıştım ben de işte hayata böyle karıştım derdim yetmez gibi sözüm bitmez gibi gönlüm görmez ferman dinlemez gibi ben bu halle yalnızlıga alıştım söyle sen aklına geleni kalbim kırık nasıl olsa bir daha kırılmaz ben böyle mutsuzlugu alıştım yalnızda kalsam karanlıktada dolaşsam dertlerimle sürünmeye alıştım ben insanların içine işte böyle karıştım derdim yetmez gibi sözüm bitmez gibi şiirler yazdım öykü oldu ferhat olsada görse şu halimi perişan olurdu yaşamak değil de yaşatmak için kendi derdini unuturdu yazılanlar bir kere okunduktan sonra birer birer unutulurdu unutulsun ,ben unutulmayada alıştım...! |
Artık Alıştım Artık alıştım, öğrendim.. İlk değil Bundan sonra Son söz hep benim, Kapım açık herkese Buyurup gelsinler, Varsa bir fincan kahvemiz Zevkle ikram ederiz, Bilirsiniz bir fincan kahvenin Kırk yıl hatırı var, Artık alıştım, öğrendim.. Hem ilk hem son söz benim Ben böyleyim Siz kabul dedikten sonra Ben söze yeni başlarım, Siz değil Benim buyurmam lazım evvel Tamam adet yerini bulsun gelelim, Kahveyi siz ikram edersiniz Ama kırk yıl hatır değil bu kahve Hatırı olmazsa hiç Olursa ebede kadar, Artık alıştım, öğrendim.. Bize göre değil yine de Hep derim Aldanabilirim belki Ama aldatmam hiçbir kimseyi, Çünkü ben böyleyim Kendim gibiyim Göründüğüm gibiyim yani Ama siz de Hem yiğidi öldürdünüz Hem de hakkını yediniz! Artık alıştım, öğrendim.. Ekmek aslanın ağzında diyorlar hep Bu doğru Kolay değil hiçbir şey, ama geç öğrendim, Ekmeğimiz aslanın midesine indi sonra Bu da doğru, Ve öğrendim ki Aslan da aç ve o da ekmek arıyormuş artık! Zafer Şık |
| Saat: 13:22 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık