![]() |
Aldım elime başımı Efendime gidiyorum Akıtarak gözyaşımı Efendime gidiyorum Ağlıyorum coşa coşa Dere tepe aşa aşa Hiç durmadan koşa koşa Efendime gidiyorum Hasretlik yaktı bağrımı İlaç dindirmez ağrımı Ele duyurup çağrımı Efendime gidiyorum İtikat etmem fallara Tahammülüm yok yıllara Göz yaşı döküp yollara Efendime gidiyorum Yollar uzun, günler kısa Çekmiyorum hiçbir tasa Sıcak kuma basa basa Efendime gidiyorum Dışım soğuk, içim volkan Görüşmeye var mı imkan Belalara olur kalkan Efendime gidiyorum Sular gelmiyor kurnama Hasretlik tüttü burnuma Taşlar bağlayıp karnıma Efendime gidiyorum Benlik putunu yıkmadan Basamak bile çıkmadan Rezil halime bakmadan Efendime gidiyorum. |
Ey rahmeti bol Padişah Cürmüm ile geldim sana. Ben eyledim hadsiz günah Cürmüm ile geldim sana. Hadden tecâvüz eyledim, Deryâ-yı zenbi boyladım, Ma'lûm sana ki neyledim, Cürmüm ile geldim sana. Senden utanmayup hemân. Ettim hatâ gizlü ayân, Urma yüzüme el-emân, Cürmüm ile geldim sana. Aslım çü bi katre menî, Halk eyledin andan benî, Aslım denî, fer'îm denî, Cürmüm ile geldim sana. Gerçi kesel fısk-ü-fücûr, Ayb-ı-zelel çok hem kusûr, Lâkin senin adın Gafûr, Cürmüm ile geldim sana. Zenbim ile doldu cihân, Sana ayân zâhir nihân, Ey lutfü bî-had Müste'ân, Cürmüm ile geldim sana. Adın senin Gaffâr iken, Ayb örtücü Settâr iken, Kime gidem sen vâr iken, Cürmüm ile geldim sana. Hiç sana kulluk etmedim, Rah-ı rızâna gitmedim, Hem buyruğunu tutmadım, Cürmüm ile geldim sana. Bin kerre bin ol pâdişâh, Etsem dahî böyle günâh, Lâ-taknetû yeter penâh, Cürmüm ile geldim sana. İsyânda Kuddûsî şedîd, Kullukda bir battal pelîd, Der kesmeyip senden ümîd, Cürmüm ile geldim sana. |
Yok kûyinden başka bir mekânım Yâ Rasûlallâh Kapladı arzı sensiz figânım Yâ Rasûlallâh Harâmîleri dehrin bağlamışlar hep yolları Şefâat eyle bitsin hicrânım Yâ Rasûlallâh Gaflet sarmallarında sâdır olan günâhları Varmıyor söylemeye lisânım Yâ Rasûlallâh Körpe dimağlar sensiz, vicdânlar sensiz; âh Kapkaradırlar şimdi, nâlânım Yâ Rasûlallâh Uçuruma gidenleri görüyorken gözlerim Vermez izin susmaya îmânım Yâ Rasûlallâh Kardeşler, çevre millet; gaflet içindeler hep Yetişmiyor iknâya beyânım Yâ Rasûlallâh Gözlerim olmasaydı, görmeseydim yangını Âhedip sızlamazdı vicdânım Yâ Rasûlallâh Bu çağda sîretinin yüz şehitlik ecri var Himmet buyur ki yetsin imkânım Yâ Rasûlallâh Hicreti buyurmuştun kötülükten iyiliğe Benimse arz boyudur isyânım Yâ Rasûlallâh Seni yaşayamamak var, anlatamamak seni Yeterli değil midir ziyânım Yâ Rasûlallâh? Ne gün son bulacak acep, bu gariplik, bu çile? Devletinde olsun hep iskânım Yâ Rasûlallâh Selâmet yoktur sensiz, ne dünyâda, ne ukbâda Bir muhtâc u müştâk-ı duânım Yâ Rasûlallâh |
Bana Seni Gerek Seni Aşkın aldı benden beni Bana seni gerek seni. Ben yanarım dünü günü Bana seni gerek seni. Ne varlığa sevinirim Ne yokluğa yerinirim Aşkın ile avunurum. Bana seni gerek seni. Aşkın aşıklar öldürür Aşk denizine daldırır Tecelli ile doldurur Bana seni gerek seni. Aşkın şarabından içem Mecnun olup dağa düşem Sendin dünü gün endişem Bana seni gerek seni. Eğer beni öldüreler Külüm göğe savuralar Toprağım anda çağıra Bana seni gerek seni. |
SECDE Hiç bu kadar uzak olmadı kelimeler Manalarını kaçırmadılar benden Anlamlarını saklamadılar Tam başlamışken bir şiire Tam uzlaşmışken bir şiirle Konu sen olunca Her kelime tek tek yok oldu Sayfam bomboş kaldı Mısralar anlamsızlaştı Anlamıyorum neden Neden Bu kadar üstünsün Konu açılınca senden Neden Kelimeler anlamsız Mısralar manasız Oluyor Ve herkes susuyor Şair, şiir, mana Her şey susuyor Ve sen çıkıyorsun Tüm manaların üstünde Maneviyatın huzurunda Adın anılıyor Ve şiir, secde ediyor Hiç başını kaldırmadan Adını anıyor Şiir başlıyor Mısra başlıyor Ben başlıyorum Seni anıyorum Seni yazıyorum http://www.gulistandergisi.com/resimler/RX13301.jpg MUSTAFA EYÜP ERALP |
Allah emrin tutalım, Rahmetine batalım Bülbül gibi ötelim Allah Allah, Kerim Allah Rahim Allah, aman Allah Allah adı dillerde Sevgisi Gönüllerde Şol korkulu yerlerde Allah Allah, Kerim Allah Rahim Allah, aman Allah Allah adın uludur Emrin tutan kuludur Mü'minlerin yoludur Allah Allah, Kerim Allah Rahim Allah, aman Allah Yunus söyler sözünü Hakk'a bağlar özünü Görmek ister yüzünü Allah Allah, Kerim Allah Rahim Allah, aman Allah |
Gönül hakikate erdikten beri Muhabbet yolunu ala gelmiştir. İyiyi kötüyü gördükten beri Benizim sararıp sola gelmiştir. Gece gündüz fikrim, ebedî yârda Ciğer kebap oldu manevî nârda Garip kalan bülbül evvel baharda Muradın almaya güle gelmiştir. Dertli bülbül, bahçelerde bağlarda Figân eder gül açtığı çağlarda Mor sümbüllü gonca güllü dağlarda Gönül devasını bula gelmiştir. Bu gurbette ayrılığın elinden Zarar gelir kötülerin dilinden Akıp giden cehaletin selinden Bağrımız kan ile dola gelmiştir. |
Taştı rahmet deryası Gark oldu cümle asi, Dört kitabın manası: La ilahe illallah. Budur manasının hası Siler kalbinden pası İsm-i a'zam duası La ilahe illallah. Gönül burcundan doğar, Aleme rahmet yağar Hakk'ın birliği öğer La ilahe illallah. Kitaplarda yazılıdır, Gönüllerde gizlidir. Söylenecek söz budur; La ilahe illallah. Cennetten çıktı Adem, Dünyaya bastı kadem, Bunu der idi müdam: La ilahe illlallah. Erenlerin burağı, Yakın eder ırağı, Arşın kürsün direği La ilahe illallah. Gönüllere yol eyler. Dağı taşı kül eyler, Sultanları kul eyler, La ilahe illallah |
Âdem oğlu aç gözünü yeryüzüne kıl, bir nazar gör bu latif çiçekleri hangi kuvvet yapar, bozar. Her bir çiçek bir nâz ile över Hakkı, niyaz ile kurtlar, kuşlar, durmaz söyler ol Hâlıka âvâz ile. Eğer Onun kadirliğin Her bir işe hazırlığın illâ Onun kahirliğin anlayınca, rengi döner. Rengi döner günden güne toprağa dökülür yine bu ibrettir anlayana hakikati, ârif sezer. Ger bu sırrı duya idin yâ bu gammı yiye idin yerinde eriye idin insan değil misin, meğer. Bilir, gelen gider imiş konan geri göçer imiş mevt şerbetin içer imiş her kim, bu manadan geçer. |
DUY ŞİKAYET ETMEDE HER AN BU NEY Duy şikayet etmede her an bu ney, Anlatır hep ayrılıklardan bu ney. Der ki feryadım kamışlıktan gelir, Duysa her kim, gözlerinden kan gelir. Ayrılıktan parçalanmış bir yürek İsterim ben, derdimi dökmem gerek. Kim ki aslından ayırmış canını, Öyle bekler, öyle vuslat anını. Ağladım her yerde hep ah eyledim, Gördüğüm her kul için dostum dedim. Herkesin zannında dost oldum ama, Kimse talip olmadı esrarıma. Hiç değil feryadıma sırrım uzak, Nerde bir göz, nerde bir candan kulak? Aynadır ten can için, can ten için, Lakin olmaz can gözü her kimsenin. Ney sesi tekmil hava oldu ateş, Hem yok olsun, kimde yoksa bu ateş! Aşk ateş olmuş dökülmüştür ney'e, Cezbesi aşkın karışmıştır mey'e. Yardan ayrı dostu ney dost kıldı hem, Perdesinden perdemiz yırtıldı hem. Kanlı yoldan ney sunar hep arz-ı hal, Hem verir Mecnunun aşkından misal. Ney zehir, hem panzehir, ah nerde var, Böyle bir dost, böyle bir özlemli yar? Sırrı bu aklın bilinmez akl-ile, Tek kulaktır müşteri, ancak dile. Gam dolu günler zaman hep aynı hal, Gün tamam oldu, yalan, yanlış, hayal. Gün geçer yok korkumuz, her şey masal, Ey temizlik örneği sen gitme, kal! Kandı her şey, tek balık kanmaz sudan, Gün uzar, rızkın eğer bulmazsa can. Olgunun halinden ah, anlar mı ham? Söz uzar, kesmek gerektir vesselam. (Farsça’dan, tercüme; F. Halıcı) MEVLANA CELALEDDİN RUMİ -KS- |
Ruhum Efendim Nice âşıklar gördüm, nicedir görürlermiş seni Sâdık vezirlerinle dolaşırmışsın ümmetini Yaralıları ziyarete gelirmişsin Efendim... Nerdesin, öldürücü yokuşlarda kaldım; ben yetim. Ruhânî değilim, nasıl varam huzûr-u yakîne? Kader geçit verir mi acep ol Ravza-i Pâkine? Ne kadar isterdim, şöyle sancılı bir 'off..' diyeyim; Ya sen gelesin imdada, ya da ben göçüp gideyim. 'Hû..' söyler her nefesim; sen ki damarlarımda kansın Ciğerlerim kebab olmuş ne gâm!. varsın dünyam yansın! Bir başka cânân istemez gönlüm; bağlandım gamzene! Vurulmuşum sevda özümden, tutulmuşum Sidre'ne...Sesini özledim kimsesiz gecelerde; ....................... Hep ağladım için için; .......................................... Bekledim seneler boyu eşiklerde; ......................... Başımı koydum kurbanlık için; ............................. Ağlıyorsam, sanma ki kırılmışım; kör olur gözüm Ofluyorsam, hiç bıkmadım bekçilikten; yanar özüm Kırılası kalem!. dilim kurur böyle sitemimden; Bîzârım Allah'ım.. benim şikâyetim hep nefsimden. Acı yazdım, bir yüz bularak mihnetli şefkatinden İncinme, uykusuz gecelerime ver; Raûfsun sen. Ne desem ki; çok seviyorum seni, çok.. sevgime ver Himmetin olmazsa, kabul etmez beni gökler ve yer. Âh bir sarılsaydım boynuna kucak kucak aşkımla! Âh bir tutsaydım ellerinden; öpseydim doya doya! Öpseydim kadem-i şerîfinden çatlak dudağımla! Çökseydim dize ve eriseydim sohbet ocağında!.. İlk aşkım diyemem, lakin aşılmaz aşkımsın inan! Çatlarsa bir gün kalbim; 'Ahmedim..' yazsın her damla kan! Kesilirken veda sözüm; 'Habîbim..' desin tükensin! Zira sen, ölmüş hissiyâtımda açan kardelensin... Alıver ipimi eline..çek, sür beni ardın sıra!. Koşmazsam hâinim; tek, 'Sahibim' sen olduktan sonra. Beklerim susuz ekmeksiz, bu kapı senin kapınsa. Buyursun Azrâil, varılacak yer senin yanınsa... Bir Kutlu'nun seccâdesine yüz sürdüm, öyle geldim Cennet köyünün toprağını öptüm öptüm de geldim Şiir şiir aşkımı kabul eder misin Efendim ? Bir kerecik olsun bana da 'Gel!' der misin Efendim? Canım, Cânânım, Cinânım, Melceim, Mededresânım! Lutfet elini Bîçâreye ki sensiz perişânım |
Canım Kurban Olsun ilahisi Canım kurban olsun senin yoluna Adı güzel kendi güzel Muhammed Gel şefaat eyle kemter kuluna Adı güzel kendi güzel Muhmamed Mümin olanların çoktur cefası Ahirette vardır zevk-ü sefası Onsekizbin alemin Mustafası Adı güzel kendi güzel Muhammed Yunus der neylerem cihanı sensiz Sen hak peygambersin şeksiz gümansız Sana inanmayan gider imansız Adı güzel kendi güzel Muhammed |
Durmaz yanar vücudum Allah Bizleri de mahrum eyleme Allah Sensin benim maksudum Allah Bizleri de mahrum eyleme Allah Gül bülbülün ormanı Allah Ver derdime dermanı Allah Şükür erdik bugüne Allah Bizleri de mahrum eyleme Allah Halas eyle narından Allah Ayırma didarından Allah Cennette cemalinden Allah Bizleri de mahrum eyleme Allah Kandiller yana yana Allah Dervişler döne döne Allah Son nefeste imanından Allah Bizleri de mahrum eyleme Allah. |
Taştı rahmet deryası Gark oldu cümle asi, Dört kitabın manası: La ilahe illallah. Budur manasının hası Siler kalbinden pası İsm-i a'zam duası La ilahe illallah. Gönül burcundan doğar, Aleme rahmet yağar Hakk'ın birliği öğer La ilahe illallah. Kitaplarda yazılıdır, Gönüllerde gizlidir. Söylenecek söz budur; La ilahe illallah. Cennetten çıktı Adem, Dünyaya bastı kadem, Bunu der idi müdam: La ilahe illlallah. Erenlerin burağı, Yakın eder ırağı, Arşın kürsün direği La ilahe illallah. Gönüllere yol eyler. Dağı taşı kül eyler, Sultanları kul eyler, La ilahe illallah. |
Elveda ya şehr-i Ramazan Oldun sen onbir aya sultan Sende indi mubarek Kur'an DÜnya'yı doldurdun hep nurlan Bu ayda oruç farz kılındı HergÜn teravihler kılındı Her gece sahura kalkıldı Her akşam iftarlar yapıldı Evlerimiz bereket doldu Açların karnı doyuruldu ALLAH'ın emrine uyuldu Şeytanlar zincire vuruldu Oruç tutanlar sağlık buldu Nefislere hep gem vuruldu Camiler mÜminlerle doldu İşlenen gÜnahlar affoldu Kadir gecesi bu aydadır Bin aydan daha hayırlıdır Bu geceyi ihya edenler Gerçekten de çok kazançlıdır |
MEDİNE-Bir Hac mevsimi hatırası- MEDİNE Şehirlerin anası.. Sımsıcak ve sakin Okşuyor gönüllerimizi.. Taşında, toprağında, Her zerresinde Resulüllah’ın ve Ashabının İzleri var. Tevazu ve vakar Çekilen çileler, fedakarlıklar Her köşesinde.. Ravza’sına atınca kendimizi Hasretle bekleyen Ana kucağı gibi Şefkatle kucaklıyor hepimizi Hani demiştiya Rabbimiz “Sana gelirlerse…” Sana geldik Efendimiz Bizim için de af diler misin? Ey Allah’ın habibi! Ümmetin Reyhanıyla Kardeşlerimizin selamıyla Geldik sana. Büyükler hatırına Onlar için de af diler misin? Affet bizi! Huzurunda edepten mahrumuz Ahir zaman yaralarıyla malulüz Ey gönüller tabibi Affet bizi! Reyhanımız.. Tevazu kanatları yerlerde Rikkat ve edeple Mahzundur Üstadımız.. |
yalvarırım mevlam sana Bizi bu nefse ezdirme Onun peşinde gezdirme Hizmet yolundan bezdirme Yalvarırım mevlam sana Nefsin şerrinden kaçarak Huzurunda alçalarak Elim semaya açarak Yalvarırım mevlam sana Geceler dua ederek Göz yaş ile hu diyerek Her nimete şÜkrederek Yalvarırım mevlam sana Ağlayarak inleyerek Aşk ile göz yaş dökerek Hakk ismini zikrederek Yalvarırım mevlam sana |
Kâbe Tek Emr olunduğu gibi, kıl namazını, yoktur şek. Ama her yerde tavaf yapamazsın Kâbe tek. İhramlar giyilince,rÜtbeler,statÜler tek tek dÜşer. Bak,mahşeri canlandıran milyonlarca beşer. Duymuyormusun lebbeyk sedalarını Arşı titretiyor. Milyonlarca gönÜl coğrafyamız birbirine kenetleşiyor. HÜrriyet öyle çayırlıktır ki kurt da kuzu da doyar. KurÂ’an da yemin edilmiş mÜbarek on gecemiz var. Ya ilâhi doğduğum gibi ihramla geldim huzuruna , Baş açık, yalın ayak, eğildim lutfuna ve rızana. |
EY BALÇIK DÜNYA Seni bildim bileli, ey balçık dünya, başıma nice belâlar geldi, nice mihnet, nice dert. Seni sırf belâdan ibaret gördüm, seni sırf mihnetten, dertten ibaret. İsa'nın yurdu değilsin sen, yayıldığı yersin eşeklerin. Nerden tanıdım seni bilmem ki, nerden parçası oldum bu yerin, Bana vermedin bir yudum tatlı su, sofranı yaydın yayalı. Elimi ayağımı bağladın gitti, elimin ayağımın farkına varalı. Bırak da bir ağaç gibi yerin altından çıkarıp ellerimi sevgilinin havasıyla sarmaşdolaş olayım, uzayıp gideyim bâri. Ey çiçek, dedim çiçeğe, dedim, bu küçük yaşta sen, neden ihtiyar oldun bu kadar, dedim, nasıl oldu bu böyle? Çocukluktan kurtuldum, dedi çiçek, sabah rüzgârını tanıyalı, hep yukarlara doğru çıkar yukarlardan gelmiş bir ağaç dalı. Şunu da söyledi çiçek: Madem aslımı tanıdım, madem yersizlik âlemi aslım, artık bana tek bir şey düşecek: Yücelip aslıma gitmek. Sus yerter artık, var git yokluğa haydi, yoklukla yok ol. Git, yokluklardan tanı yokluktan var olanı. MEVLANA CELALEDDİN RUMİ |
Bu fetvayı kimden aldın müslüman ? Eşarbı vakkodan alınmış bone İnanması çok zor ALLAH'IM bu ne Altında pantolon modaymış gene Giyinmek manası örtünmek inan Bu fetvayı kimden aldın Müslüman? Kısa pardösüler dizden yukarı Renk renk başörtüler kırmızı sarı Yüz metre öteden parlar jakarı İslami kıyafet bu değil inan Bu fetvayı kimden aldın Müslüman? Daracık pardösü yırtmaç yarısı Tamamen ortada vücut yarısı Başları döndürür parfüm kokusu İnsanın ziyneti hayadır inan Bu fetvayı kimden aldın Müslüman? Ten rengi çoraplar görmez setreni Modada geçecek alman Ketreni Eli kolu kuyumcu vitrini İslami yaşayış bu değil inan Bu fetvayı nerden aldın Müslüman? Moda diye bizi soydular Örtümüzü alıp bir kenara koydular Bizi öyle görüp sevinç duydular Bizim dinimizde bu yoktur inan Bu fetvayı nerden aldın Müslüman? Modern Müslüman'ın işi pratik Evinde eşyası hep otomatik Dokun parmağını bütün işler bitik Bu rahatlık bizi bizden aldı Müslüman Sadece mutluluk bu değil inan Bu fetvayı nerden aldın Müslüman? Sabah gezmesinde kahveler fallar Çarsı pazarlarda aşındı yollar Oğlum kızım diye yığıldı mallar Hayatın gayesi bu değil inan Bu fetvayı nerden aldın Müslüman? Kimisi avamdan kimisi derviş Gözleri sürmeli topuk bir karış Modern Müslümanlar böyle giyermiş İslam'ın özünde bu yoktur inan Bu fetvayı nerden aldın Müslüman? Üstünde pantolon kılarsın namaz Ne olur sözümü dinlesen biraz Rasulullah seni böyle tanımaz Sünneti yaşamış olmazsın inan Bu fetvayı nerden aldın Müslüman? Zamanı çaldı dizi filmler Rafları süsledi cilt cilt ilimler Bizi görse kahrolurdu alimler İslami yaşayış bu değil inan Bu fetvayı nerden aldın Müslüman? Süslenir püslenir gezer düğünde Yeri baş köşedir paralı günde Allah için nefes tüket bir günde İslami yaşayış bu değil inan Bu fetvayı nerden aldın Müslüman? Bir de deriz Müslüman'ız hepimiz Kötülük düşünmem, kalbimiz temiz Namaz borcumuzdur elbet bir gün öderiz Gerçek Müslümanlık bu değil inan Bu fetvayı nerden aldın Müslüman? Sen böyle değildin ne oldu sana Kaygı duymuyorsun dininden yana Sıyrıldın özünden döndün yabana Gerçek hassasiyet bu değil inan Bu fetvayı nerden aldın Müslüman? Sormayın dertliyim bunlardan yana Şanlı tarihine dönüp bir baksana Üzülmez mi görse Fatıma ana Allah seni konu yaptı Kurân'a Nisa suresinde geçiyor inan Neden açıp okumuyorsun Müslüman? https://www.msxlabs.org/forum/images/icons/rap.gifhttps://www.msxlabs.org/forum/images/icons/rap.gifhttps://www.msxlabs.org/forum/images/icons/rap.gifhttps://www.msxlabs.org/forum/images/icons/rap.gif |
TUT KALBİMİ [flash=http://bin24.com/ekart/big/19.swf]width=600 height=450[/flash] |
Lütfunda kahrında enisim Allah Kalbimin şehrinde enisim Allah Haşrımda neşrimde garib kabrimde Üsrümde yüsrümde enisim Allah Aklımın erdiği esfel a'lada Gözümün gördüğü cümle eşyada Bu fani dünyada, baki ukbada Süretle manada enisim Allah Aşk derd ü hevası, yoktur devası Nihayetsiz meydan aşkın sahrası aldı beni benden Hakkın sevdası Ruhumun gıdası enisim Allah Hakkı seyredenin kalır mı sabrı Mahv eder Sam'yi tecelli nuru Serim bir lahza olmaz ayrı gayrı Yoktur Hakdan gayrı enisim Allah |
DUA Dua pür edeple yakarış yâre Çaresiz dertlere duadır çare Duamız yok ise amel beş para Hakkın kapısına varıştır dua Dua ibadetin nuru özüdür Müminin tövbesi rabbe sözüdür Gözü yaşlıların gönül gözüdür Hayat ırmağına dalıştır dua Çarpan yüreğime dua bahardı Gözlerim arardı, gönlüm sorardı. Hakkın kapısına dua varırdı Son nefeste mümin ölüştür dua Yok, duasız kıymet buyurdu Hüda İhlâsla yap dua Rabbine eda Al abdestin Ömer belki şüheda Kulluk için büyük yarıştır dua.... Ömer Ekinci Micingirt |
Söz taşıyıp öc alan ikiyüzlü Şiir ve kabile düşmanlarım: "Ey Ebi Sülma'nın oğlu sen mahvoldun" dediler, Suatın derdi bana yetmezmiş gibi. "Ey Ebi Sülma'nın oğlu sen kendini ölmüş bil" Ben de koştum güvendiğim dostlara, Kime baş vurdumsa, "Biz yokuz bu işte, Var git kendin bak başının çaresine" demezler mi? Ben de onlara dedim ki; "Gidin beni yalnız bırakın, Neye hükmetmişse o olur. Hükmeden o allah ki Yaşamak dediğiniz nedir? Bin yıl yaşansa bile Eninde sonunda insanoğlu O kambur tahta kutuya girmeyecek binmeyecek mi? Haber geldi: "Peygamber seni öyle bir cezaya çarpacak ki" Siz bilirsiniz hey zavallılar, İşte o'nun kapısındayım. Yüreğimde sonsuz bağışlanma ümidi. O'ndan özür dilemeye geldim, Af istemeye geldim. Çünkü o sırrını bilendir, kabul edicidir mazeretleri. O affedenlerin en affedicisi. |
Ay doğdu üzerimize Veda tepesinden. Şükür gerekti bizlere Allah'a davetinden. Sen güneşsin, sen aysın Sen nur üstüne nursun. Sen Süreyya ışığısın Ey sevgili, ey Resül! Ey bizden seçilen elçi Yüce bir davetle geldin. Sen bu şehre şeref verdin Ey sevgili, hoş geldin. Ey Resül, sana söz verdik Doğruluktan ayrılmayız. Sen ey esenlik yıldızı Senin sevginle doluyuz. |
Güldür Gül Bugün ben şâhımı gördüm, çeşmi cemâli güldür gül Gül olanın aslı güldür peygamberin nesli gül Kusuru gül, yaşı güldür, toprağı gül, taşı güldür Girdim şahın bahçesine, cümlesi aşı güldür gül Asmasında gül dalları, kovanında gül balları Ağacında gül hâlleri, servi pınarı güldür gül Arkı akar çarkı döner, gülden değirmeni döver Yine gülden gül üğütür, bendi ırmağı güldür gül Gülden terâzi yaparlar, gül ile gülü tartarlar Gül alırlar gül satarlar, çarşı pazarı güldür gül Açıl gel ey gonca gülüm, ağlatma şeydâ bülbülün Bu inleyen garib dilin, âh-u efgânı güldür gül Gel hâ gel ha gül Nesîmi, geldi yine gül mevsimi Bu feryad bülbül sesimi, sesi feryâdı güldür gül Gül Yüzünü Gül yüzünü rüyamızda Gürelim ya RESULALLAH Gül bahçene dünyamızda Girelim ya RESULALLAH Sensin gönüller sultanı Getiren yüce Kur'anı Uğruna tendeki canı Verelim ya RESULALLAH Aşkınla yaşarır gözler Hasretinle yanar özler Mubarek ravzana yüzler Sürelim ya RESULALLAH Veda edip masivaya Yalvarıp yüce Mevlaya Şefaat - Mustafa' ya Erelim ya RASULALLAH Levleke dedi sana hak Bağışla yüzümüze bak Huzurullaha yüzü ak Varalım ya RASULALLAH Derviş derki kardeşlere Çok selavat ver kardeşlere Gül yüzünü göre göre Ölelim ya RASULALLAH |
EZELÎ NÛR Nurdan çehrendeki bu nikab da ne? Güneşlere tâç giydiren ışıkken Hep hicranla bunca yıl bunca sene Geçmiş gidiyor.. baharlar beklerken.. Doğ ruhlara arşdan gelen bürhanla İnlet dört bir yanı altın sadânla Hayat üfle sihirli râyihanla Hak adına üfül üfül eserken.. Konuş ki hatipler haddini bilsin İlâhî nefhanla ruhlar dirilsin Sâyende tâ zirvelere erilsin Başlamış gökler de bunu dilerken.. Ey mukaddes Kitab ey ezelî nûr Ey iklimi ziyâ etrafı huzûr Son demde bir kere daha ne olur Ağar, ışık karanlığı boğarken.. Bahar olmasa da sonbahar olsun Cihânlar bütün âvâzınla dolsun Yeniden nâmın her yanda duyulsun Şu fânî ömürlerimiz biterken... M.FETHULLAH GÜLEN |
http://www.ezan.gen.tr/Moduller/siir/images/yesil/sol_ust.gifhttp://www.ezan.gen.tr/Moduller/siir/images/yesil/sag_ust.gif GELDİ GEÇTİ ÖMRÜM BENİM http://www.ezan.gen.tr/Moduller/siir/images/yesil/sol_alt.gifhttp://www.ezan.gen.tr/Moduller/siir/images/yesil/sag_alt.gif( Yunus Emre ) Geldi geçti ömrüm benim şol yel esip geçmiş gibi Hele bana şöyle geldi bir göz açıp yummuş gibi Bu dünyada bir tek şeye yanar içim, göynür özüm; Yiğit iken ölenlere gök ekini biçmiş gibi. İşbu söze Hak tanıktır bu can gövdeye konuktur Bir gün ola çıka gide kafesten kuş uçmuş gibi Miskin adem oğulunu benzetmişler ekinciğe Kimi biter kimi yiter yere tohum saçmış gibi Bir hastaya vardın ise bir içim su verdin ise Yarın orda karşı gele Hak şarabın içmiş gibi Bir miskini gördün ise bir eskice verdin ise Yarın orda Sana gele Hak şarabın içmiş gibi Yunus Emre bu dünyada iki kişi kalır derler Meğer Hızır İIyas ola ab-ı hayat içmiş gibi |
Güneş mi doğar; hayır bu Senin gelişindir gel Bu evreni evren, toprağı toprak kılmak Senin işindir gel Topraklar ve dudaklar çatladı nasıl ansınlar adını Rahmet kıl ey Sevgili bir damla su gönder gel Kavruldu çiçekler menekşe boynun büktü binlerce yıl Böylece Seni ve buyruğunu bekledi artık gel Taşlar taş olmaktan bıktı toprak toprak olmaktan Kurduğumuz bunca yapılar çöktü çökecek gör gel Güç ne etsin soluk ne etsin Senden gelirmiş hepsi Acı bu son soluktur bir bengisu ver gel Güneşi gönderme bize ey Sevgili Sen doğ Bizi ısıtamaz oldu artık başka güneşler gel Yetmez mi bekleyişler gül tomurcuklarının Ne bülbül ne gül kaldı gelmedi bahar gel Güller yine tomurcuktur, izin ver açsınlar Günlerce gül yüzün görmek için bekler gel Seni nasıl çağırsak, bize ses ver ey Biz bunca toplandık, bunca yürek Seni bekler gel... " |
O GECE SENDİN GELEN Arşın kubbelerine adı nurla yazılan İsmi semada Ahmed yerde Muhammed olan Yedi katlı göklerde Hak cemalini bulan Evvel ahir yolcusu ya Hazreti Muhammed. sağnak nur yağmurları inerken yedi kattan o gece sendin gelen ezel kadar uzaktan melekler her zerreye müjde verirken Haktan o gece sendin gelen Ya Hazreti Muhammed. güneşler o gecenin nuruna secde ederken yıldızlar meşk içinde kainat mecd ederken bütün hamd-ü senalar yüce rabbe giderken o gece sendin gelen Ya Hazreti Muhammed. kabede şirk taşları putlar yere dönerken cehalet bayrakları birer birer inerken bin yıllık küfr ateşi ebediyyen sönerken o gece sendin gelen Ya Hazreti Muhammed. o gece save gölü mucizeyle kururken kisra saraylarında sütunlar savrulurken arzdan arşa alemler rahmetini bulurken o gece sendin gelen Ya Hazreti Muhammed. senki doğum kundağı ak bulutla örülen doğar doğmaz Allah'a secde emri verilen alnında alemlere rahmet tacı görülen kainat efendisi Ya Hazreti Muhammed. senki güzel huyların ahlakın meşalesi sabır doruklarında beşerin en yücesi senin cennet mekanın fakirlerin hanesi gönüller hazinesi Ya Hazreti Muhammed. sana şahit sonsuzlar ezelden beri her an sana şahit ayetler her zerre ve her mekan senden uzak kalmaya nasıl dayanırki can sen her canda canansın Ya Hazreti Muhammed. miraç gecesi bir bir açılıyorken gökler seni selamlıyorken her katta peygamberler öyle bir an geldiki durdu bütün melekler hakka yalnız yürüdün Ya Hazreti Muhammed. gönül gözü görmeyen can gözünü neylesin dünyada dönmeyen dil mahşerde ne söylesin mevla bütün beşeri ümmetişnden eylesin sancağının altında Ya Hazreti Muhammed. hak ile kul vuslatı o ilahi düğünde hiç kimseden kimseye fayda olmayan günde hasatları has tartan o terazi önünde noksanlarım bağışlat Ya Hazreti Muhammed. bilirizki hükmü yok bu dünya nimetinin gönüldğr sermayesi ahiret servettinin sana salat ve selam gönderen ümmetinin cennetler şahidi ol Ya Hazreti Muhammed. KAN TUTAR Leblerimle emrine amadedir canım benim Al da bir buseyle öldür haydi cananım benim Lal olur birden dilim bilmem neden görsem seni Görmesem kalmaz kararım dinmez efganım benim Hasta gönlüm çok zamandır iftirakından harap Olmadım bir lahza rahat geçti devranım benim Müptelayım bir ümitsiz gizli derdin zehrine Bu sebepden her geçen gün düştü dermanım benim Yok teselliden nasibim vermeyin zahmet bana Etmeyin bunca eziyet az mı hicranım benim Kan tutar sen her bakışta kastedersen canıma Yaremi sar merhem olda akmasın kanım benim Arif emre her ne etsen razıdır fermanına Sahibimsin hem efendim hem de SULTANIM |
Dünya geçicidir, burda kalınmaz, ne kadar mal olsa, murad alınmaz, gafil olma sakın, geri dönülmez! Yürü dünya yürü, sonun virandır, bin yılından sonra, ahir zamandır. Hâlıkın dururken, mahluka tapma, şeytana uyup da, yolundan sapma, haramlara dalıp, dinini yıkma! Yürü dünya yürü, sonun virandır, bin yılından sonra, ahir zamandır! Azık topladın mı yola çıkmaya? Işık edindin mi aydınlanmaya? İki melek gelir sual sormaya. Yürü dünya yürü, sonun virandır, bin yılından sonra, ahir zamandır! Ölünce, çözerler belin, kuşağın, gözüne görünmez, oğlun, uşağın, yakasız kefendir, örtün, döşeğin. Yürü dünya yürü, sonun virandır, bin yılından sonra, ahir zamandır! Paran, apartmanın arkada kalır, ummadığın gelir, hepsini alır, gayrılar yer, içer, senden sorulur. Yürü dünya yürü, sonun virandır, bin yılından sonra, ahir zamandır! Münker Nekir gelir, çınarlar gibi, gözleri yanıyor, şimşekler gibi, sorguya çekerler, gök gürler gibi, Yürü dünya yürü, sonun virandır, bin yılından sonra, ahir zamandır! Cehennemin, yedi türlü yapısı, herbirinin ateşlendir kapısı, seksen yıllık yoldan gelir kokusu. Yürü dünya yürü, sonun virandır, bin yılından sonra, ahir zamandır! |
BİR YOLCUYUZ BU GURBETTE Biz yolcuyuz yaratılıştan haşire doğru, Her insan mutlaka yÜrÜyecek bu yolu, Her anı insan oğlu için imtihanla dolu, Sabır ile şÜkretmek kazanmanın yolu. Acılar musibetler dikenleridir bu yolun, KÜçÜk gÜnahlarına kefareti olur kulun, Anlasa gafil insan hiç isyankar mı olur, O kapının eşiğinden hiç uzakta mı olur. Seni görememek asla hiç mÜmkÜn değil, Kör,sağır olsak da bu hiç mÜmkÜn değil, çiçeğe bakıp seni görmeyen insan değil, Soluk alıp da şÜkÜr etmeyen insan değil. Bu yolculuk insanı alır, iki sona götÜrÜr, Cennet veya cehenneme insanı götÜrÜr, Mevla cennete şeytan ise ateşe götÜrÜr, İnsanlık sırrına ereni,RabÂ’ bine götÜrÜr. |
Ağlıyorum çünkü, mahbub-u kibriyâdan ayrıldım, Yanıyorum çünkü o nur-i evliyadan ayrıldım. Nasıl yer ile bir olmasın ki bu nâçiz bedenim? Mazhâr-ı tecelli, vâris-i enbiyadan ayrıldım. Uçsuz bucaksız bir çölde garip ve kimsesiz kaldım, Marifet incileri saçan bir deryadan ayrıldım. Ayrılığı, yıkıp hep harap etti vücut şehrimi, Yıkıldım, viraneye döndüm, Süreyyâdan ayrıldım. Dünyalarım karardı, ışık saçan güneşim gitti, Zulmete boğuldum, Marifet-i guyâdan ayrıldım. Ben o cevher satıcısını kaybettim, gelmez artık, Karanlık gönlüme tabipti, dâr-üş-şifâdan ayrıldım. Güle aşık bülbül gibi, durmadan feryat ederim, Sermaye-i ticaret sunan ağniyâdan ayrıldım. Tasavvufu, edebi, hayâyı ondan öğrenmiştim, Gözüm hep kan ağlıyor sahib-i hayâdan ayrıldım. Sizler de dua edin, o civanın ruh-i pâkine! Hakkın seçip gönderdiği o asfiyâdan ayrıldım. |
Bir kara gecedeyiz hepimiz... Gonlumuzdeki nurun farkina varmadan, zifiri karanlik geceleri yasiyoruz. Hak'la beraber olmanin huzurunu coktan unutmus gonullerimiz.... Penceremizden disariya bakarken gozumuzun onundeki yapragin muthis yaradilisini degil de gelecegimizin endisesini goruyoruz. Âlem "Bir" diyor. Âlem uyanik. Âlem zikrediyor. Beynimizdeki muthis kargasa mezara kadar surerse vay bize, yaziklar olsun bize! Uyaniklik nedir ya, fark edis nedir? Evvelâ bedenlerimiz uyanik olacak. Âlemin zikir hâlinde oldugu geceleri gafletle geciriyoruz. Rab'den ilâhî muhabbet istemek yersiz bu durumda.. Gece kalkip ask-i ilâhî ile feyz sebnemine tutulan kullar varken senin gibi âcizi neylesin! Oyleyse bir "Ah!" cek derinden. Niyet et Islâm'a yeniden. Bir dirilis mustusu soyle gonlunden. Kiyâmetin cok yakin. Ân kadar yakin. Bu dunyadan ilâhî muhabbeti kendine celbetmeden gidersen, o muthis zevkten mahrum kalirsin yazik olur sana....! "O " sana cok yakin!.. Sen nerelerdesin? |
Zâhidâ! Aç gözün, sahraya bak da, ibret al! Şu direksiz kubbe-i semâya bak da, ibret al! Görmek istersen, Cenâb-ı kibriyanın kudretin, her sabah, seher vakti, dünyaya bak da ibret al! Padişah olsan da, derler “Er kişi niyetine”, var, musallada yatan mevtâya bak da, ibret al! Bir kefendir âkıbet, sermâye-i beğ ve fakir, varlığa mağrur olan, mecnun değil de, yâ nedir? |
Cibril Vehme Geldi,Kıyamet Kıyam Etti Çün hâk-i Kerbelâ’ya o Mevlâyı yıktılar, Gûya ki arş-ı pâk-i muallâyı yıktılar.. [Kerbela toprağına İmam Hüseyin’i düşürdüler, Sanki yüce ve temiz arşı yıktılar..] Peygamber açtı başın, Alî kıldı âh-u vâh, Kalb-i hazîn-i Hazret-i Zehrâ’yı yıktılar.. [Peygamber (s.a.v) başını açtı, Ali (r.a) feryad eyledi, Hazret-i Fatıma (r.anha)’nın hüzünlü kalbini yıktılar..] Kardeş gamiyle sahn-ı cinân içre ağladı, Ya’ni Hasen o Seyyid-i Yektâyı yıktılar.. [Kardeş üzüntüsüyle Cennet'in orta yerinde ağladı, Yani, biricik Seyyid Hasan’ı (r.a) yıktılar..] Tesbihini şaşırdı melâik figan ile, Ya’ni Huseyn seyyid-i Bathâ’yı yıktılar. [Melekler feryad ederek zikirlerini şaşırdılar, Çünkü, Bathâ efendisi Hüseyin’i (r.a) yıktılar.] Cibril vehme geldi, kıyâmet kıyâm edip, Bî nefh-i sûr âlem-i kübrâyı yıktılar.. [Cebrail (a.s) vehme geldi, kıyamet kıyam etti, Sûr üflenişiyle yüce alemi yıktılar..] |
yalvarırım mevlam sana Bizi bu nefse ezdirme Onun peşinde gezdirme Hizmet yolundan bezdirme Yalvarırım mevlam sana Nefsin şerrinden kaçarak Huzurunda alçalarak Elim semaya açarak Yalvarırım mevlam sana Geceler dua ederek Göz yaş ile hu diyerek Her nimete şÜkrederek Yalvarırım mevlam sana Ağlayarak inleyerek Aşk ile göz yaş dökerek Hakk ismini zikrederek Yalvarırım mevlam sana |
AY DOGDU Aydogdu üzerimize veda tapesinden şükür gerekti biezlere ALLAH'a davetinde sen gunessın sen aysın sen nur üstüne nursun sen sureyya ısıgısın ey sevgılı ey RESUL ey bızden secılen elcı yuce bır davetle geldın sen bu sehre seref verdın ey sevgılı hos geldın..! |
YÜrÜ dÜnya dön dÜnya Sana sevgim son dÜnya Senin gibi on dÜnya En az benim olacak Senden bıktım diyorum Bırakıp gidiyorum Seni terkediyorum Bu naz benim olacak Ben seni boşuyorum Menzile koşuyorum Bir umut taşıyorum Niyaz benim olacak Seni sevmek pişmanlık Bu dÜnya da sultanlık Verilse de bir anlık Biraz benim olacak Yıllar gÜn gibi geçti Beni ayakta biçti Kazandığım bir hiçti Ayaz benim olacak İstersen unut beni İster isen yut beni Bağrında uyut beni Son gaz benim olacak DÜrÜlmÜştÜr sahifen Yok senin ağan, efen Kara bağrında kefen Beyaz benim olacak Bal der bitti savaşım Ahirettir telaşım Hayırlı bir ulaşım Feyyaz benim olacak Mikdat Bal |
Âdem oğlu aç gözünü Âdem oğlu aç gözünü yeryüzüne kıl, bir nazar gör bu latif çiçekleri hangi kuvvet yapar, bozar. Her bir çiçek bir nâz ile över Hakkı, niyaz ile kurtlar, kuşlar, durmaz söyler ol Hâlıka âvâz ile. Eğer Onun kadirliğin Her bir işe hazırlığın illâ Onun kahirliğin anlayınca, rengi döner. Rengi döner günden güne toprağa dökülür yine bu ibrettir anlayana hakikati, ârif sezer. Ger bu sırrı duya idin yâ bu gammı yiye idin yerinde eriye idin insan değil misin, meğer. Bilir, gelen gider imiş konan geri göçer imiş mevt şerbetin içer imiş her kim, bu manadan geçer. ANONİM |
Allah Allah Dedikçe Gelin Allah diyelim, Kalpten pası silelim, Alemler seyredelim, Allah Allah dedikçe. Nerde tevhid çekilir, Melekler saf saf gelir, Hepsi tekbir getirir, Allah Allah dedikçe. Zikri Hakka başlandı, İsm-i Celal hızlandı, Arş-ı A’la sallandı, Allah Allah dedikçe. Gönüller şadan olur Kaygudan azad olur, Can mülkü abad olur Allah Allah dedikçe. Gafil olma Naci ya! Hakkı zikret daima, Seni zikreder Hüda, Allah Allah dedikçe. |
Yüzün dön, iltica eyle Ölüm vardır, gafil olma, sakın meyletme dünyaya! Kapılma mal-ü emlake, sakın aldanma dünyaya. Çalış emr-i ilahiyi yettikçe icraya! Gelenler hep sefer eyler, muhakkak dar-ı ukbaya! Yüzün dön, iltica eyle, Cenab-ı Zât-ı Mevlaya! Bu dünya bir köprüdür, her gelen bir bir geçer durmaz! Hani aba-ü ecdadın, ne oldu, kimseler sormaz. Hani annen, baban nerde, bu dünya kimseye kalmaz. Gelenler hep sefer eyler muhakkak dar-ı ukbaya. Yüzün dön, iltica eyle, Cenab-ı Zât-ı Mevlaya! Ecel bir gelir, ondan aceb kurtulan var mı? Hiç ölmem diyenler ölmüş, bakın hiç kurtulan var mı? Hani şahlar ve sultanlar, bakın hiç nişan var mı? Gelenler hep sefer eyler muhakkak dar-ı ukbaya, Yüzün dön, iltica eyle, Cenab-ı Zât-ı Mevlaya. |
Dursun Ali Erzincanlı :: Miraç:: MİRAÇ Kapatın gözlerinizi Ve karanlığı seyredin. İşte böyle bir gece. Mekke’de bir gece Yorgunluk havada Gariplik suda Simsiyah bir sessizlik Uyku bile uykuda. Kâbe’nin hatîm kısmında Yanı üzre yatan biri var Yıl hüzün yılı Ebu Talib yok Yıl hüzün yılı Vefakâr eş Haticetül kübrâ yok. Kâbe’nin hatîm kısmında Yanı üzre yatan biri var Teselli arayan kalp Hüzünle çarpan kalp O’nun kalbi. Ve ayak sesleri Yıldızlar ışıldıyor. Bu ayak sesleri göklerden Yol veriyor yıldızlar. Semâdan inenler var. İzin verseydi Allah Kâinat inerdi yere Çünkü kâbe’nin hatîm kısmında yatan Sultân-ı levlâk’tır. Habîb-i zîşândır o Nur-u hüda’dır. Merhamet ufkunun nazlı güneşi Kainatın biricik çiçeğidir o. İzin verseydi allah Âlemler inerdi yere Oysa emir yalnız cebrail’e Ve yalnız cebrail iner yere Kalk ya rasulallah Semada melekler seni bekler Taif’te taşlanan yüzüne hasret Alaya alınan sözüne hasret Seni bekler melekler. Yer yüzünde vefa yok mu? Seni teselli edecek birini mi arıyor kalbin. Sevdiklerin bir bir uçuyor mu elinden? Davetini hafife mı aldılar? Üzülme ve aç gözlerini Öteler bekliyor seni Bu gece kainat adını anacak, Aç gözlerini ki alemler nazarına kanacak. Burak, senin için uçacak. Aç gözlerini ya habiballah Bu gecenin adına isra diyecek allah. Ey yedi kat sema aç kapılarını, Ve haber ver hasretle bekleyen peygamberlere Deki hazreti Adem’e; Cennetin kapısına adı yazılan İsminin hatrına af istediğin Salih oğul geliyor. Söyle İsa’ya: Kuytu köşelerde Havarilerinle Allah’a sığınırken, Bir adım ötedeymiş gibi kokusunu aldığın Ve insanlığa gelişini müjdelediğin Ahmet geliyor. Yusuf’a, İdris’e, Harun’a söyle Musa’ya deki: Vasıflarına hayran olup da Ümmetinden olmak istediğin Salih kardeş geliyor. Müjde ver İbrahim Peygamber’e: Dua dua yalvarıp Gelmesini istediğin oğul geliyor Aç kapılarını ey yedi kat sema Bu gelen Muhammed Mustafa Cebrail yol gösterir Ve yürür sultanlar sultanı Bu nasıl bir yürüyüştür. Bu nasıl bir eda? İnci inci ter mübarek alınlarında Baştan ayağa edep var Attığı her adımda. Sultanım, Cennetler gösterilirken o gece Ümmetini hayal ettin mi cennette? Cehennemin alevleri selamlarken seni, Gözyaşlarını gördü mü Cebrail? Ümmetim dedin mi? Sen unutmazsın bizi bunda kuşku yok Tahiyyat duası haber verdi bize Sen bizi hiçbir yerde Hiçbir zaman unutmadın İnşallah biz de seni unutanlardan olmayız. Allah seni unutturmasın bize. Bir söz sultanının dediği gibi Eğer günahlarımızdan dolayı girersek cehenneme Ve Allah biran olsun açarsa ufkumuzu Talaal bedru aleyna diyeceğiz. Miraç gecesi Yürüdü rasulullah Cebrail önde Bir gece yürüyüşüyle Yürüdüler… Yükseldiler. Yükseldikçe yükseldiler. Cebrail durdu birden, Ya rasulallah, benimle buraya kadar. Efendimiz niçin diye sordu Burası sidre-i münteha’dır Bir adım daha atarsam, yanarım, kavrulurum. Allah rasulu, sordular: Nasıl gidilir sidre-i münteha’da? Cibril-i emin cevap verdi: Aşkla! Aşkla gidilir ya rasulallah Aşkla gidilir ya habiballah Aşkla gidilir ya nebiyyallah Yürü sultanım yol senindir! Aşk vadisinde mühür senin. Söz senindir hal senindir. Muhabbetin adı sensin. Varlıkların tadı sensin Yürü ve selamını ilet Gözü yaşlı ümmetinin Sensiz bunca yetimin İlet selamını Ahir zamanın ahını Yüceler yücesine ilet Sultanım Sen dönerken miraçtan İlahi hediyelerle Bizim için miraç olan Beş vakit namazla, Bakara suresinin son iki ayetiyle Ve şirke düşmeyenin affedilebileceği müjdesiyle Dönerken sen miraçtan Biz ahir zamandan Ebu Bekir edasıyla bakıyoruz sana “O söylediyse doğrudur” Rasulullah söylediyse doğrudur. Ve bir ayetin sıcaklğı sarıyor Kainatin kalbini: Her türlü noksanlıktan münezzeh olan allah Kulunu geceleyin mescid-i haram’dan alıp, Kendisine bir takım ayetler gösterelim diye Etrafını mübarek kıldığımız Mescid-i aksa’ya götürdü. Çünkü, işiten ve bilen odur. Şimdi açın gözlerinizi Ve mîrâc’a hazırlanın Dursun Ali Erzincanlı :: Uhud::.. Günlerden cuma... Uhut'a gelenler var. Medine yolu toz duman... Uhut'a gelenler var. Bir dağılsa da şu hava, Görsek Medine-i Münevvere'den Uhut'a gelenleri. Bir görsek Allah Rasulü'nü Ve eroğlu erleri... Bakın göründüler işte; Atının üzerinde evrenin efendisi! Cihanın gözbebeği! Uhut'un sevgilisi! Sağında ve solunda ashab-ı güzin Önündeyse iki üveyk yürüyor; Biri Sad bin Muaz, Diğeri Sad bin Übade. Allah'ım bu ne edep Atlarının bile başı yerde... Bakın şu iki gence! İkisi de onbeşinde... Şu kısa boylu olanı Rafi' bin Hadic! Parmaklarının ucuna basıyor ki Boyu uzun görünsün! İyi ok attığı söylenince İzin veriyor efendimiz. Diğer gençse Semüre bin Cündüp... Ağlayarak peygamberinin yanına gidiyor. Ya rasulallah! diyor, Rafi'ye izin verdiniz. Bana niye izin yok? Ben rafi'yi güreşte yeniyorum. Efendimiz tebessüm buyuruyorlar. Ve bu iki ana kuzusuna güreş tutturuyorlar. Semüre Rafi'yi yenince güreşte, Fahr-i kainat ona da izin veriyor. Günlerden cumartesi... Uhud'a gelenler var. İşte Ayneyn Tepesi-Okçular Tepesi- Başlarında Abdullah bin Cübeyr Sultanı dinliyorlar. Düşmanı yendiğimzi görsenizde Size haber vermedikçe, adam göndermedikçe Yerlerinizden ASLA ayrılmayın! Kuşların cesetlerimizi kapıştıklarını görseniz dahi Ben size adam göndermedikçe Yerlerinizden asla ayrılmayın! İki ordu da hazır... İki ordu da harp nizamında... Ve Uhud'un kalp atışları dışında yeryüzü nefes bile almıyor! Sessizliği bozan Kureyş'in Sancaktarı'dır. Söylediği her söz küfür kokulu... Benimle çarpışmaya er meydanına kim çıkar! Bu bir meydan okumadır. Cevapsa bir çift ayak sesi... Gözler Uhud toprağında yürüyen bu ayaklarda... Kime ait bu adımlar ki bastığı toprak 'ALLAH' diyor! Ve Esedullah namıyla Hz. Ali(R.A.) yürüyor. Birkaç saniye, bir tek hamle... ALLAH'ın(C.C.) Arslanı dimdik ayakta Kureyş'in sancağı ise yerde... Ardından bir başkası yükseltiyor sancağı Ama bilmiyor ki bu defa kim var Uhud meydanında Gökyüzünde yıldırımlar Yeryüzünde Hamza var. Asıl şimdi başladı Uhud'un türküsü. Tam üç katı düşmanla Peygamber(A.S.M) ordusu Göz göze ve diş dişe. Uhud'da yiğitler var. İşte: Ebu Lücane... Kılıcın üzerinde bir yazı Korkaklıkta ar İlerlemekte şeref var! İşte: Musab bin Umeyr... Zırhını giyinince Nasılda Peygamber'e(A.S.M.) benziyor. Ve döne döne savaşan Hz. Hamza... Ben Allah'ın(C.C.) Arslanı'yım diyor! Ebu Katade'ye bakın. Bakın bir ok fırlıyor müşrik yayından Bir havayı yara yara geliyor. Hedefte Rasulullah(A.S.M.) var. İşte: Ebu Katade... Okun Fahr-i Kainat'a(A.S.M) doğru gittiğini görünce ALLAH'ı(C.C.) andı önce Ve uzattı başını! Ok Katade'nin gözüne saplandı. Uhud'da yiğitler var... Şirk ordusunu bozguna uğratan... Ömer bin Hattab'a bakın Gözleri çakmak çakmak... Ama telaş var yüzünde Hz. Ömer'in(R.A.) Bu ne hal ey Ömer... Düşman hüsran yaşarken Zafer kaznılmışken Bu ne hal ey koca Ömer! Niçin okçular tepesine bakıyorsun? Neler oluyor orda? Niye iniyor okçular Ayneyn Tepesi'nden? Allah Rasulü(A.S.M) haber vermeden niye iniyorlar? Ey Abdullah bin Cübeyr! Durdursana okçuları! Durun, Allah(C.C.) aşkına durun! Arkanızdan düşman geliyor, inmeyin yerinizden. Sahabe sendeliyor inmeyin yerinizden. Kainat yalvarıyor inmeyin! Sultanlar Sultanı'nı(A.S.M) incitecekler, inmeyin! Peygamber(A.S.M) ordusu iki ateş arasında... Efendimizin(A.S.M) etrafında on beş sahabe... Bakın, mübarek elleri Rasulullah'ın(A.S.M.) Yüzüne kapanıyor! Kainatın affı için semaya kalkan eller Şimdi kan içinde! Yetiş Ey Ebu Ubeyde! Nur saçan yüz kan içinde! Zaman donuyor sanki, Ve dudaklarının arasından birşey düşüyor. Kıpkırmızı bir yakut gibi Peygamberin(A.S.M.) mübarek dişi! Uhud Dağı'nı bir titreme alıyor. Zaman donuyor sanki, Ve gökler yırtılıyor! Uhud Dağı'nı bir titreme alıyor! Kimse Uhud'a ilişmesin. Çünkü bir ses geliyor altı yerden! Muhammed'in(A.S.M.) dişi yere düşmesin! Ve Cibril-i Emin yaratıldığı günden beri, En hızlı inişiyle iniyor! Çünkü altı yönden bir ses geliyor! Yere düşmesin Muhammed'in(A.S.M.) dişi! Kara bulutlar çöktü Uhud'a! Bir ses ortalığı velveleye verdi: Muhammed(A.S.M.) öldürüldü! Muhammed(A.S.M.) öldürüldü! 'Eğer O(A.S.M.) öldürüldüyse ben niye yaşıyorum! ' Diyen Enes bin Nad atıdı küfrün alevleri arasına! Artık yaşlı gözler Sevgili'yi(A.S.M.) arıyor. Kab bin Malik Hz. sesi duyuldu: 'Rasuluh(A.S.M) yaşıyor, Allah(C.C.) 'ın Rasulü(A.S.M.) yaşıyor, Onu(A.S.M.) miğferinin arasından ışıl ışıl parlayan gözlerinden tanıdım. Habibullah(A.S.M.) yaşıyor. Onu(A.S.M.) şefkat dolu gözlerinden tanıdım.' Ashab-ı Güzin'in sevincine bir bakın! Uhud'un sevincine bir bakın! Hz.Hamza duydu ya bu yeter! Rasulullah(A.S.M.) yaşıyor ya bu yeter! Yine daldı Hamza Kureyş'in dalgalarına! Ama savaşırken bir ara sendeledi Hamza. Ve boşlukta bir mızrak belirdi. Ey Hamza! Uhud'u her anışımızda kaç mü'min girmek ister mızrakla senin arana? Kaç mü'min keşke ben öleydim, keşke mızrak benim sineme saplansaydı der? Ama Şehidlerin Seyyidi sensin! Şehidlerin Efendisi sensin! Uhud'da şehidler var... Şehidlerin Seyyidi Hamza var Uhud'da! Rasul-i Zişan'ın(A.S.M.) gözlerinden boşalan yaş, Hamza'yı yıkar gibiydi! Fahr-i Kainat(A.S.M.) hiç bu kadar elem duymamıştı! Hiç bu kadar üzülmemişti! Ve amcasına hiç böyle seslenmemişti: 'Ey Rasulullah'ın(A.S.M) amcası Hamza; Ey Allah(C.C.) 'ın ve Rasulü'nün(A.S.M) Arslanı Hamza; Ey hayırlar işleyen Hamza; Ey Rasulullah'a(A.S.M) koruyucu olan Hamza; Allah(C.C.) sana rahmet etsin! Eğer senden sonra yas tutmak gerekseydi; Sevinmeyi bırakıp sana yas tutardım! ' Ve bir ayet yankılanıyor Ahzab dağında: (Bismillahirrahmanirrahim-Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla!) 'Mü'minlerden öyle yiğitler vardır ki, Onlar Allah(C.C.) 'a verdikleri sözde sadakat gösterdiler. Onlardan bazıları şehid oluncaya kadar çarpışacağına dair yaptığı adağını yerine getirdi. Kimisi de şehid olmayı bekliyor. Onlar verdikleri sözü asla değiştirmediler.' Dursun Ali Erzincanlı 40 Yaşındasın Rahmetini umarak Günahkar bir dille; Allah Azze ve Celle Ya Rasulallah, Âlemlere rahmet hayatın geçiyor kalbimizden, Kalbimizden seyrediyoruz seni. İşte Bir yaşındasın, Beni Sa'd yurdundasın Sana süt anne olmadı kadınlar Bu yüzden dargın bulutlar Bir damla yağmur indirmiyor Kıtlık hüküm sürüyor Beni Sa'd yurdunda Minicik bir bulut var gökyüzünde Sana aşık... Ayrılmıyor başucundan Ve insanlar yağmur duasında... Hz.Halime kucağına alıyor seni Yüzünde bir gölgelik...Seni güneşten korumak için Oysa minicik bulut gökyüzünde Sana meftun, sana kilitli... Ve dua eden rahibin kucağındasın Dünyalar güzeli gözlerine bakıyor rahip Kıtlığı da unutuyor, yağmuru da, duayı da Ama sen unutmuyorsun Uğruna canlarımız feda o gözlerinle gökyüzüne bakıyorsun O minicik bulut ilişiyor bakışlarına Büyüyor, büyüyor... Sonra nazlı, nazlı yağmur damlaları iniyor buluttan Fakat çoğusu bilmiyor yağmurun geliş sebebini Çoğusu bilmiyor seni... Altı yaşındasın Medine-i Münevvere yolundasın Yanında aziz annen ve Ümmü Eymen Yetimliğini hissediyorsun baba kabristanında Sonra yolda, Ebva'da öksüzlük karşılıyor seni Mekke'ye annesiz giriyorsun Abdulmuttalip bir başka seviyor seni Ebu Talip bir başka seviyor Ya Rasulallah Mekke çocukları annelerine seslenirler miydi senin yanında Onlar anne deyince sen yere mi bakardın Mekke rüzgarları kaç gece gözyaşlarını taşıdı Ebva'ya Kaç gece anne diye hıçkırdın Efendim! Senin yerine de anne dedik annemize Senin yerine de baba dedik Yirmi beş yaşındasın Ve bambaşkasın Kimse sana denk değil Şefkat yayıyor kokun Güven veriyor sesin Sen Muhammed-ül Emin' sin Otuz üç yaşındasın Dalga dalga rahmet var Otuz beş yaşındasın Hadi gel bekletme yar İniltiler çalıyor kapısını göklerin Hadi gel bekletme yar Sinesi çatlayacak Rasul bekleyenlerin... Hadi gel ey Yâr! Nurdağına davet var İşte Kırk yaşındasın Hira Nur dağındasın Cibril iniyor göklerden Ve nokta nokta her yerden salat, selam yükseliyor Sen kâinatın yüreğinden hasretle kopan ' Ah! ' sın Karanlık gecelerimize sabahsın Sen Nebiyullahsın Sen Habibullahsın Sen Rasulullahsın Niye incittilerki seni sultanım Niye işkence yaptılarki sana Ebu Talip öldü diye mi bu pervasızca saldırılar Himayesiz kaldın diye mi Kabe'deki ağlayışın geliyor gözümüzün önüne ' Amca yokluğunu ne çabuk hissettirdin ' diyişin Haremde namaz kılışın geliyor aklımıza Başına pislikler saçılıyor Başlar feda o mübarek başına Nasipsizler sana bakıp nasıl da gülüyorlar Biri koşuyor Mekke sokaklarından sana doğru Biri koşuyor ama sanki yere inmiş Arş-ı Âla ' Bu koşan kimdir ' diye bir soru dolaşıyor boşlukta Bu koşan kim? Ve cevap veriyor biri: Muhammed' in kızı Fatımatüz-Zehra Velilerin anası... Yüzünü gözünü siliyor biricik kızın Sana yeryüzünde en çok benzeyen Gülmesi sen, ağlaması sen ' Ağlama kızım ' diyişin geliyor aklımıza Niye çıkardılar ki yurdundan seni Himayesiz kaldın diye mi Onlar bilmiyorlar mıydı seni himaye edeni Seni yetim bulup barındıranı Seni alemlere rahmet kılanı Onlar deli diyorlardı sana, sen susuyordun Mecnun diyorlardı, şair diyorlardı, sen susuyordun 'Seni bizim elimizden kim kurtaracak' diyorlardı Sen, Sen ' Allah! ' diyordun Allah Azze ve Celle Semayı haşyet kaplıyordu Sen ' Allah! ' diyordun Arş-ı Âla titriyordu Bedir' de ' Allah! ' diyordun Üç bin melek iniyordu alaca atlarda Yüz yirmi beş bin sahabi: ' Anam babam sana feda olsun ' diyordu Ya Rasulallah Medine-i Münevvere sokaklarında yürüyordun Neccar Oğulları'nın küçük kızları seni görünce Sevinçten ne yapacaklarını bilememişlerdi ' Beni seviyor musunuz ' diye sormuştun onlara ' Seni çok seviyoruz Ya Habiballah ' demişlerdi Sen de: ' Allah biliyor ki ben de sizi çok seviyorum' demiştin Bu gün yaşayan gençler var Neccar Oğulları'nın kızları diğil belki Ama seni onlar da çok seviyor Gözyaşlarından belli ki seni canlarından çok seviyorlar Senden başka kimseleri yok Allah biliyor ki sen onları da çok seviyorsun Altmış üç yaşındasın Refik-i Âla duasındasın Senin için siyah yünden çizgili bir cüppe dokunmuştu Kenarları beyazdı Onu giyerek ashabının yanına çıkmıştın Ve mübarek ellerini dizine vurarak: ' Görüyor musunuz ne kadar güzel ' demiştin Meclisinde bulunan biri sana seslenmişti: ' Anam babam sana feda olsun ya Rasulallah, onu bana ver ' Niye istemişti ki senden sevdiğini bile bile İstendiğinde katiyyen ' hayır ' demediğini bile bile ' Peki ' dedin o zata Ve sen yine yamalı, eski cübbeni giydin Dostuna kavuşmana bir hafta kalmıştı Aynı cübbeden yine yine diktirdiler Ama giyinmek nasip olmadı Haberler uçurmuştun Ebu Hureyre' nin diliyle: ' Benden sonra öyle kimseler gelecek ki, keşke peygamberi görseydik de ne malımız ne de evladımız olsaydı diyecekler ' Ve Hz. Enes ile paylaşmıştın özlemini ' Beni görmedikleri halde bana iman eden kardeşlerimi görmeyi çok isterdim' Sultanım! Ey Medine minberinde ' ümmeti, ümmeti ' diye hüznü giyen sevgili Ey Mekke mihrabında alemler hesabına ' Allah! ' diyen sevgili Bize lütfu ilahi bahşedilen kapına diz çöktük, bey' at ettik Rabbinden bize ne getirdi isen amenna Duyduk, itaat ettik Ya Rasulallah Sen hâlâ kırk yaşındasın Ve hâlâ ümmetinin başındasın... Dursun Ali Erzincanlı Ben Böyle Olmamalıydım Ben, böyle olmamalıydım İsmini duyunca, boynum düşmeliydi omzuma. İçime bir ateş düşmeliydi Ayaklarımın feri kesilmeliydi. Kendimden geçmeliydim sonra... Adını sayıklamalıydım, adımı unuttuğumda Ama bunu kimse duymamalıydı, Seni, mahşere kadar saklamalıydım. Ben böyle olmamalıydım Nisan akşamlarını ıslatırken yağmur Bahar, şarkılarını söylerken karanlığa Çalan her kapıya `sensin` diye koşmalıydım. Ayak sesleri gelmeliydi uzaktan Ben hep sana yormalıydım. Gece yıldızlarını serpince göre Seni görmek için uyumalıydım. Şarkılar kime söylenirse söylensin Sana diye dinlemeliydim. Türküler dolmalıydı odama, Ben bir selvi boylu yârdan ayrıldım deyince bir ses Selvi boylu yâr sen olmalıydın Kömür gözlüm ateşine düşeli Senin için söylenmiş söz olmalıydı. Bir mey yokluğuna ağlamalıydı delice Bir keman, incecik çığlık olmalıydı Ama bunu kimse bilmemeliydi, Seni mahşere kadar saklamalıydım. Böyle olmamalıydım, Kelimeler Taif'i taşıyınca kulaklarıma Daha yüzüme çarpmadan Taif rüzgarı, Taşların izi çıkmalıydı yüzümde. Uhud anılırken, dişlerine sızı düşmeliydi. Haremde bir ikindi vakti Kem gözler çevrilince sana Ve vefasız eller uzanınca yakana İçim daralmalı, nefesim kesilmeliydi. Sen ötelere hazırlanırken, Öteler senin için süslenirken, Son kez baktığın pencerede hayal edip seni, Perdenin son kez kapanması gibi, Kapanmalıydı gözlerim. Sonra içime doğru gerilip, Seni bize lutfedenin ismini haykırıp, 'Allah(C.C.) ' deyip, Düşmeliydim yere. Ama bunu kimse bilmemeliydi. Seni mahşere kadar saklamıydım. Ve mahşer günü... Uzaktan seni seyretsem. Sana yakın olmak için can atsam. Beni engelleseler, 'Sen kim yakınlık kim? ' deseler. Ben ağlamaktan konuşamasam. Gözlerini çevirsen bana. 'Benim cennetim bana bakan gözlerindir.' Ve tebessüm etsen. Ama bunu kimse görmese, Seni ebede kadar saklasam. Dursun Ali Erzincanlı Gelseydin Sevgili! Ümmü Mektum gibi Seni görmeden sana sesleniyoruz Alıp verdiğin nefesi duyar gibi Sanki açınca gözlerimizi Seni görecekmişiz gibi Sana sesleniyoruz. Senin huzurunda ses yükselmez. Edeple konuşulur; edeple susulur. Hele biz ki bu kapının dilencileri, El açıp beklemekten başka Bize bir şey düşmezdi ama Şu araya giren yıllar olmasa Medine’ne uzak yollar olmasa İsmin anılınca yürek yanmasa Kapında beklemekten başka Bize bir şey düşmezdi. Bekliyoruz Sultânım! Rüyada olsa bile Belki teşrif edersin diye Hem de hiç kimseyi beklemediğimiz gibi. Seni bekliyoruz. Gelseydin, Bizim için cennet olurdu gelişin. Gelseydin, Saadetli asrından gönderdiğin selâmını, 'Kardeşlerim' deyişini Birbirimize nasıl anlattığımızı görürdün. Gelseydin, Dolaşsaydın sofralarımızı, Bir tabak fazla görecektin, Bir bardak, bir kaşık fazla... Ve sofrada bir yer boş, Baş köşe! .. Ola ki Sen(A.S.M.) lutfeder gelirsin diye. Gelseydin, Dolaşsaydın gecelerimizi, O 'Kutlu Doğum' gecelerini, Anneler görecektin. Yeni doğmuşsun gibi, Yeryüzünü yeni teşrif etmişsin gibi, Mışıl mışıl uyuyasın diye Seni sabahlara kadar Hayalen ayaklarında sallayan anneler görecektin. Sevgili! Gelseydin, Medine-i Münevvere'den dünyaya yayılan Ashabın gibi, Eyyüb Sultan gibi, Kab bin Malik gibi, Bir fecir vaktinde, Henüz yirmisinde yirmi beşinde, Bırakarak yurtlarını ocaklarını, Hedeflerine ilahi rızayı koyan, Arkalarına bakmayı ar sayan, Yiğitler görecektin. Onlar senin yiğidin, Elleri, o öpülesi elleri, Kimbilir hangi memleketin zemheri soğuklarında üşürken, Senin köyünün hayaliyle ısındılar. Gelseydin, Gecenin zifiri karanlığında, Uykunun en tatlı aralığında, Rabiatül Adeviyye gibi Rabbiyle başbaşa Gençler görecektin. Gözyaşı dökerken günahlarına, Veysel Karani'den istediğin gibi, İnsanlığa dua eden gençler görecektin. Gelseydin, Asr-ı saadet gibi olmasa da, Koklanmaya değer güllerimiz vardı. Yine senin ikliminde yetişen. Ama sen gelseydin, Dikenler bile gül kokardı EFENDİM(A.S.M.) ! ! ! Seninle göz göze gelmeden gizli gizli seni seyretmek... Hz.Vahşi gibi... Hani sen Hane-i Saadet'ten Mescid-i Nebevi'ye giderken Aişe annemiz ardından hayran hayran bakardı. Seni mescidin önünde bekleyen Ashabı'nınsa Bakışları yerdeydi. Edepten göz göze gelmezlerdi. Sende(A.S.M.) tebessüle nazar ederdin. Mütebessim çehreni bir Ebu Bekir(R.A.) görürdü, Bir de Ömer(R.A.) ... Şimdi okununca Ezan-ı Muhammedi Pencerelerde, kapı önlerinde, Seni(A.S.M.) bekleyen nemli gözler var. Gelseydin, Ve yürüyüp geçseydin önümüzden, Gülleri bayıltan o enfes kokunu çekerdik içimize. Sevgili! Hakiki aşıkların sana doğru uçarken Bizim bu yaptığımız yolda emeklemekti. Dünya güzelliğiyle kollarını açarken Bize düşen el açıp kapında beklemekti. Sevgili! Bekliyoruz! ... :: Dursun Ali ERZİNCANLI::.. Sen Yoktun Sen yoktun... Hz Âdem’deydi nurun Önce cenneti, Sonra yeryüzünü şereflendirdin. Âdem nuruna affedildi Arafat bu affa şâhitti Sen yoktun Nuh’un gemisindeydi Nurun... Dalgalar yeryüzünü boğarken Taprağın bağrındaki su Gökyüzüyle buluşurken Ve bu bir ilahi azap derken, Allah nurunu taşıdı binbir sebeple Tûfan, nurunu selamladı edeple... Sen yoktun... Hz.İsmail’in alnındaydı Nurun İbrahimî bir dua yükseldi kimsesiz çöllerden “Rabbimiz” dedi, “Onlara kendi içlerinden Senin ayetlerini okuyacak Kitap ve hikmeti öğretecek onlara, Onları temizleyecek bir elçi gönder, Amin dedi on sekiz bin âlem Nurunla aydınlanan minicik ellerini semaya kaldırarak Amin dedi İsmail. Hira Nur dağı amin diyerek ayağa kalktı Medine’den adı Uhud olan bir amin yankılandı sevr dağında. Sen yoktun... Hz.İsa “Ahmed” diye muştuladı seni Alemlerin efendisi diye sana seslendi. Artık ben sizinle çok söyleşmem, dedi havarilerine.. Çünkü bu âlemin reisi geliyor... Bekleyin Ahmed geliyor. Kainata rahmet geliyor. Havarilerin yüzünü okşayan, Ölüleri dirilten bir nefes oldun Ama sen yoktun... Sen yoktun Sultânım, Hz. Abdullah’ın alnındaydı Nurun Başı eğik gezerdi mazlum Huteyle göklerden seni sorardı Varaka seni arardı semada Anneler kız çocuklarını hep ağlayarak sevdiler. Ağlayarak süslediler ölüme... Ağlayarak hadi dayına gidiyorsun dediler. Sen yokken, Canlı canlı toprağa gömülmenin adıydı dayıya gitmek. Anne yüreğinin çıldırtan çaresizliğiydi. Ve yavrusunun ölüme gidişini seyretmesiydi... En son çocuk atılırken çukura Annesinin suretinde bir melek tuttu onu Ve tebessüm ederek hira nur dağını gösterdi. Melekler süslüyordu hirâyı. Efendisine hazırlanıyordu cebel-i nur, Efendisine hazırlanıyordu mekke. Âlem Efendisine hazırlanıyordu Kainatın gözü Hz. Aminedeydi. Toprak yalvarıyordu rabbine, Allahım gönder artık diyordu. Gel diye ağlıyordu mazlumlar, gözleri semada Ve bir gelişin vardı ya rasulallah, Bir inişin vardı yer yüzüne... Önünde cebrail! Ardında yalın kılıç melekler! Bir inişin vardı yer yüzüne... Yetimler en huzurlu geceyi geçirdi belki de Öksüzler annelerine sarıldı doya doya. Sonra bir sessizlik kapladı seher vaktini. Herşey sus pus olmuştu. Hadi diyordu yıldızlar, Hadi diyordu ay! Kainat bir isim duymak istiyordu. Ve bir ses yükseldi Âmine’nin evinden; Muhammed! Karanlıklar aydınlığa bıraktı yerini. Muhammed! Melekler öptü o nurdan ellerini. Muhammed! Seni yaratan Allah’a kurbânız ey dürri yekta! Sana o adı veren rahmana kurbanız Artık sen vardın Susuz topraklara rahmet indi seninle Annenden sonra anne halime sevindi seninle Yağmura mı ihtiyaç var? Kaldır şehadet parmağını, Yağmurları salsın Allah. Sonra tut ağacın yaprağını, Köklerini çıkarttırıp yanında yürütsün Allah. Yeterki sen iste, Sen iste yarasulallah Deki ben kimim? Dağlar, taşlar dile gelsin, Dilsiz çocuklar ellerinden tutup, Ente Rasulullah desin. Sen vardın Bedir kârdı, Uhut dardı Hendek yârdı. Yiğitlerin vardı. Ölmek için yarışan yiğitler... Hele bir enesin vardı senin. Enes bin malik... Uhut’ta öldüğünü duyunca arkadaşlarına, Niye burada oturuyorsunuz diye sormuştu. Onlar da “Allah’ın Rasulü öldürülmüş deyince Enes kükremiş: “ Peki o öldükten sonra yaşayıp da ne yapacaksınız? Kalkın ve O’nun gibi ölün! Demişti. Ve savaşın en yoğun olduğu yerde şehit düşmüştü. Hem de ne şehit ey nebi! Vücudu yaralardan tanınmaz haldeydi. Kızkardeşi ancak parmaklarından tanıdı onu... Musab Bin Umeyr’in vardı senin. Uhut’ta sancağını taşıyan. Öyle bir aşkla sana bağlıydı ki Allah o gün melekleri Musab’ın suretinde indirdi. Ebu hureyren vardı... Acıkınca mescidin önünde durur sana bakardı. Sen anlardın, Ya Ebâhir gel! Derdin. Ve sen gittin... Bir gidişle gittin Ardında hüznün kaldı. Hasretin kaldı göklerde. Bilal ezan okuyamaz oldu Ne zaman teşebbüs etse Muhammed rasulullah demeye Dizleri üstüne çöker, kendinden geçerdi. Sonra günler ay, Aylar yıl oldu. Ve asırlar oldu Sensizliğe açtık gözlerimizi. Ama sen bırakmazsın bizi. Sen varsın ey şehitlerin sultanı Sen varsın! Bir şehit bile ölmezken Sana nasıl yok deriz. Ebutalip şama giderken devesinin önüne geçip Beni burda kime bırakıp gidiyorsun demiştin. Ne anam var ne babam... Ebutalip bırakmamıştı bu yüzden. Sensizliğin ızdırabıyla inleyen ümmetini kime bırakıp gidiyorsun Ya Rasûlallah! Bırakma bizi ki; Allah; Sen onların içindeyken onlara azab edecek değiliz buyuruyor. Bırakma bizi! Hayatı seninle öğretti Rahman. Kulluğu seninle tanıdık. Duayı senden öğrendik sevgili! Hz Ömer umre için senden izin isteyince, “Kardeşcik” dedin ona, Kardeşcik, duanda bana da yer ayırır mısın? Bizler Ömer değiliz ama Bütün dualarımız senin için Ey Rabbimiz! Rasulünü anışımızdan haberdar et! O’na binler salat, binler selam! Habibine Makam-ı Mahmut’u ver O’na vesileyi lutfet. O’nu refik-i Âlâya yükselt Bizi de affet O’nun hatrına affet Zatının hatrına Affet. Dursun Ali Erzincanlı Sözün Acıydı Sözün acıydı, yolun dolambaçlı... Yedi uzun yıl geçerek Yedi yıl dolaştın durdun... İçimden bir his şöyle diyor: Ayrıl arkadaşlarından istasyonda Sabahleyin git kente İliklenmiş ceketinle Bir dam ara Ve bir arkadaşın çalarsa kapını Aç! Haaa...Açma... Yine de ört hislerini Rastlarsan ana babana İstanbul'da ya da başka bir yerde Yürü git yabancı gibi Yok ol köşede Tanıma! Sana armağanları olan şapkayla gizle yüzünü Göster! Aaah! Gösterme, gösterme yüzünü Yine de gizle, ört hislerini İşte burada ye şu eti, çekinme Git rastgele bir eve yağmur yağınca Otur bir sandalyeye Ama çok kalma Şapkanı da unutma Söylüyorum sana Ört hislerini Ne söylediysen bir daha söyleme Düşüncelerini bir başkasında bulursan tanıma Kimseye imzanı ya da resmini vermemişsen Kimsenin yanında bullunmamış ve kimseyle konuşmamışsan Nasıl yakalayabişlirler seni Ört hislerini... Dikkat! Ölümü düşündüğünde Mezar taşın olmasın yattığın yeri belirten Üzerinde bir yazıyla seni eleveren Ölüm tarihiyle seni açığa çıkaran Bir kez daha, son bir kez daha Ört hislerini... Sevdiğim söylüyor bensiz olamayacağını Bu yüzden kendime dikkat ediyorum Yolda yürürken önüme bakıyorum Ve korkuyorum her yağmur damlasından Sanki beni ezeceklermiş gibi... Sen yine de bana bakma Ne giydiğini yaz bana Sıcak tutuyor mu? Uyuduğun yeri yaz bana Yumuşak mı? Nasıl göründüğünü yaz bana Yüzün aynı mı? Sorulardır sana bütün verebildiğim Ve gelen yanıtları kabullenmeliyim Yorgunsan uzatamam elimi Ya da açsan besleyemem Sanki bu dünyada hiç yokmuşum Unutmuşum gibi seni... Sözün acıydı, yolun dolambaçlı... Yedi uzun yıl geçerek Yedi yıl dolaştın durdun... Dursun Ali Erzincanlı |
YÜREKTEN DAMLALAR Oglun artık çok büyüdü anne, hak yoluna çıktı inandıgı dava ugruna kavgalara karıstı korkmadan erkekçe fikrini sundu yumrugunu vurdu içti andını ben yolumdan dönmem zulme boyun egmem egersem namerd olayım dedi...! Ve cıktı geri dönüsü olmayan yollara ekmegi gam her anı keder çile bu yolun her bir sokagı can pazarı bu yolun akar kan ardın sıra oluk oluk sonu ise O en güzele varır bu yolun öldü bilinen yolcusu ölmez bu yolun cennette cemaalini görmek olur sonun...! Vuracaklar anne biliyorum vuracaklar en acımasız iskencelere maruz bırakacaklar bedenimi ligme ligme edip hayvanlara sunacaklar iste düsmanımın acımasız kimligi ama korkmuyorum anne onlardan korkmuyorum sıgındım beni yaradan Halık'a onun ugruna bas koydum bu yola...! Sizinle harbe yemin ettim and içtim karanlık dünyanızda bulacaksınız bir gün beni daha da karanlık olacagım sizler için vurup öldüreceksiniz ya ben sizi ya siz beni artık dönüs yok geri adım atmak asla yok sizden korkup susmak hiç ama hi yok...! İkibin yılı askın bir geçmisiniz var dinim üstünde ülkem üstünde oyunlarınız var kardesimi kandırıp yoldan cıkarısınız var bunları bilmezmiyiz, boyun egermiyiz alçaklar bu söz burada bitmez daha çok işimiz var hem dünyada hem mahserde görülecek bir hesabınız var...! Bekleme artık beni anne dönüsü olmayan yoldayım hakkını helal et, bu sözlerim sana yüregimden damlar sabret gör mevlam neyler ise güzel eyler bir gece bulursan beni kapının önünde param parça tanınmaz bir halde aglama anne aglama dua et mevla'ya bil ki bu iskenceyi görmeme bir sebeb var...! TAMER TÜRKMEN |
Abdest Aldığın Zaman Dökülür bedede cümle günahlar Namaz işin abdest aldığın zaman İki melek iki yanında durur Sabah namazım kıldığın zaman Dahi namazım terketme sakın İsterisen ola imanın bütün Hak kulum der sana Rasül ümetim Öğle namazım kaldığın zaman Gökten yere iner bütün melekler Meleklere müştak olur felekler Kabul olur anda bütün dilekler İkindi namazın kıldığın zaman Cennet bahçesin! Hak kendi bezer Şad olur müminler içinde gezer Kiramen Katibin sevabın yazar Akşam namazım kıldığın zaman Bu namazdır müminlerin burağı Hak teala yakın eder ırağı Cenneti ala olur anın durağı Yatsı namazım kıldığın zaman Ecel yastığına koyunca başın Dökülür gözünden kan ile yaşın İman Kur’an olur senin yoldaşın Azraile canın verdiğin zaman |
Allahı anar Dosta koşanlar Allahı anar. Aşkla coşanlar Allahı anar. Hak yola uyan Kalbini yuyan Pek az uyuyan Allahı anar. Huzura varan Edeble duran Okuyan Kur'an Allahı anar. Rızadır kastı Arayan dostu Çıkarır postu Allahı anar. Hakta buluşan Aşkla çalışan Dili alışan Allahı anar. Baksana kardeş Yanıyor ateş Ay ile güneş Allahı anar. Kim ki imansız Yanar amansız Hep canlı cansız Allahı anar. Allaha dayan Gafletten uyan Bunu okuyan Allahı anar. |
Dünya geçicidir, burda kalınmaz, ne kadar mal olsa, murad alınmaz, gafil olma sakın, geri dönülmez! Yürü dünya yürü, sonun virandır, bin yılından sonra, ahir zamandır. Hâlıkın dururken, mahluka tapma, şeytana uyup da, yolundan sapma, haramlara dalıp, dinini yıkma! Yürü dünya yürü, sonun virandır, bin yılından sonra, ahir zamandır! Azık topladın mı yola çıkmaya? Işık edindin mi aydınlanmaya? İki melek gelir sual sormaya. Yürü dünya yürü, sonun virandır, bin yılından sonra, ahir zamandır! Ölünce, çözerler belin, kuşağın, gözüne görünmez, oğlun, uşağın, yakasız kefendir, örtün, döşeğin. Yürü dünya yürü, sonun virandır, bin yılından sonra, ahir zamandır! Paran, apartmanın arkada kalır, ummadığın gelir, hepsini alır, gayrılar yer, içer, senden sorulur. Yürü dünya yürü, sonun virandır, bin yılından sonra, ahir zamandır! Münker Nekir gelir, çınarlar gibi, gözleri yanıyor, şimşekler gibi, sorguya çekerler, gök gürler gibi, Yürü dünya yürü, sonun virandır, bin yılından sonra, ahir zamandır! Cehennemin, yedi türlü yapısı, herbirinin ateşlendir kapısı, seksen yıllık yoldan gelir kokusu. Yürü dünya yürü, sonun virandır, bin yılından sonra, ahir zamandır! |
FARAN DAĞLARINDA AÇAN SEVGİLİ Selam sana nazlı Nebi Selam sana gözbebeği Mevla'nın kudretiyle selam. Selam sana nur-i dilara Selam sana Hakk habibi Rahman'ın kudretiyle selam. Selam sana Andelib_i Zişan Selam sana Muhammedi Cebrail'in yüreğiyle selam İbrahimce selam sana Rahimce selam sana Gafurca selam. Selam sana ey yetimler padişahı Selam sana Ahmedi nefesli yar Eyyupça selam sana Selam sana ya Habiballah Selam sana ya Nebiallah Selam sana ya Resulallah. Ya Resulallah Sen, sevmek için istenen Can, dudakta istenen Sevda ikliminin en güzel mevsiminin En güzel çiçeğisin. Cemre gibi düştün kainatın kışına Bahar, senin elinde doğdu Senin elinle indi toprağa Öyle bir sevildin ki Candan aziz bilerek Uğruna can verildi Ama bu, ölüm değildi Adını bir kez anan Bir kez gönülden anan Rahmetin nur kaynağı gözlerinde dirildi Şimdi biz de seni anıyoruz Mevla'mızın yeminleriyle anıyoruz seni Ey Faran Dağları'nda açan sevgili Fecre On geceye Her şeyin çiftine ve tekine Akşamın alacakaranlığına Kararıp bürüdüğü zaman geceye Açılıp aydınlattığı zaman Gündüze and olsun ki Sen olunca sitem yok Serzeniş yok Eyvah yok Alemlere ambersin O'ndan başka ilah yok Sen, en son peygambersin. Beni ilk öksüz oluşun vurdu Yetim kalışın yaraladı önce Elden ele dolaşmıştın Herkesin gözbebeğiydin Ama mahzun Ama kederli Bir yanın arşa kadar azamet Bir yanın ürkek Mekke akşamları yanar Verdiğin her nefeste Ve gökten inen bir sesle Allah korumasına alır. Senin derdin Allah'tı Hüznün kederin Allah Senin dostun Allah'tı Sana en yakın Allah. Biz seni göremedik ya Resulallah Uhud Dağı'nı seyrettik Okçular tepesinden bir sabah Bir Medine sabahında Uhud'u seyrettik Seni göremedik Ebu Ubeyde bin Cerrah sanki ordaydı Sanki mübarek yüzüne batan miğfer halkalarını Dişleriyle sökmek için nefes nefeseydi Kalbi yerinden fırlayacakmış gibiydi Seni öyle seviyordu ki Tenine bir dikenin batması bile O kalbi durdururdu. Biz seni göremedik ya Resulallah Uhud'u gördük bir sabah Malik bin Sinan olamadık Mübarek kanının, kanına karıştığı Malik bin Sinan sanki oradaydı Ve inemedik okçular tepesinden Sanki sen inin demeden inersek Uhud tekrar cehenneme dönerdi. Ey Faran Dağları'nda açan sevgili Güneşe ve onun ışığına Ardından gelmekte olan aya Onu ortaya koyan gündüze Onu bürüyen geceye Göğe ve onu meydana koyana Yere ve onu yayana and olsun ki Sen olunca sitem yok Serzeniş yok Eyvah yok Alemlere ambersin O'ndan başka ilah yok Sen, en son peygambersin Vazgeçtim seni hep ötelerde aramaktan Seni yüzyıllar öncesine hapsetmekten vazgeçtim Mesafelerden usandım ya Resulallah Sana sesleniyorum Alemlere rahmetsin Seslenince yanımdasın Burdasın Günahkarım Ama sen günahkarların umudusun Temizle beni ya Resulallah! Temizle beni ya Resulallah! Temizle beni ya Resulallah! Mescid-i Nebevi'de gördüm Mübarek sözlerinden birini süsleyip duvara asmışlar: "Benim şefaatim, ümmetimden büyük günahları olanlar için." Buyurmuşsun İçimde her şey üşür Rüzgar üşür Yağmur üşür Dua üşür Melekler üşür Isıtırsan bir sen ısıtırsın Medine'ye akan nur gibi ak kalbime Ey ban u cihan Yorgunum Güçsüzüm Çaresizim Sen çaresizlerin yardımcısısın Yüreğimi koşturdum Sana doğru Çatlarcasına koşturdum Kimseye hakkım yok Huzurunda sana ait varlıkları dava etmem Ben bir davalıyım Tükendim ya Resulallah Hicretimi kabul et ya Resulallah! Hicretimi kabul et ya Resulallah! Hicretimi kabul et... ( Dursun Ali Erzincanlı) SENİN GİBİ OLMALI Seni seven, senin gibi olmalı. Ve senin gibi sultânım, Allah’a kul olmalı. Namaz, gözünün nuru... Sen namaz için mihrâba yaklaşınca, Yüz yirmi dört bin peygamber geçer sağına, Solunda Ashâb-ı güzîn Ve saf saf melekler... Sonra milyonlarca veli Edeple ardına geçer. Müminler sıra sıra... Canlı cansız tüm varlık... Sen namazdasın Ve kainat ardında... Uzanır öpülesi ellerin. O nurlu ellerin Rahmân’ın dergâhına uzanır. İsteyen sensin; veren Allah! İste sen, “Rabbin sana verecek ve sen hoşnut olacaksın.” Sen iste ki Allah’a yakarışın yüreklerimizi yaksın Sen iste ki, Âlemler sesini sesine katsın; “Ver, ne olur Allah’ım! Habib’in ne istiyorsa bize de ver Allah’ım!” (Dursun Ali Erzincanlı) |
Yalvar güzel AllahaÖğüdüme darılma Yalvar güzel Allaha! Yolundan hiç ayrılma Yalvar güzel Allaha! Namazını kılarak Orucunu tutarak Zekatını vererek Yalvar güzel Allaha! Bir gün gözlerin görmez Kulakların işitmez Bu fırsat ele girmez Yalvar güzel Allaha! Sağlığı ganimet bil Her saati nimet bil Yalvarmayı izzet bil Yalvar güzel Allaha! Ömrü boşa geçirme Nefsine kuvvet verme Başkalarını yerme Yalvar güzel Allaha! Fırtına gibi esme Salihlere hiç küsme Allah’tan ümit kesme Yalvar güzel Allaha! Seherde yağar rahmet Bilmelisin ganimet Gitsin kalbdeki zulmet Yalvar güzel Allaha! Allah’ın adın yâd et ruhun ve kalbin şâd et Bülbül gibi feryat et Yalvar güzel Allaha! |
Bizden Selam Götürün Yağan Nur-i Hüdaya Merve ile Safa’ya Muhammed Mustafa’ya Bizden selam götürün Yalvarıp Rabbimize Dualar edin bize Muazzam Kabe’mize Bizden Selam götürün Her yönelen Allah’a Çıkar nurlu sabaha Al-i Rasülullah’a Bizden selam götürün |
| Saat: 05:01 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık