![]() |
|
GİT Sen kalbimin içini göre bilseydin Ellerimi tuta bilseydin Vefasızlık yapmaz severdin Git gözünün görebildiğine İleride güzel günler seninle olsun Sevgi denen varlık görebilseydi beni Çoktan mutlu bahtiyar olurdum seninle Senin gibi sevgililer varken biraz zor Git beni benle baş başa bırak Gittiğin yerde beni anma Kulaklarım çınlamaz kalbim sızlar Yarama tuz biber olur andığın an git Bensiz dünya senin yalnızlık ben benle başbaşa bırak git... Şair: Bülent Mutlu |
SİTEM... Arkama bakmadan gideceğim belki… Gözlerim gitmek istemeyecek… Boş boş bakacağım. Deniz bile iyi gelmeyecek… Alçaldı bulutlarım Yağdı yağacak, Dökülecek umarsızca... Nereye gittiğini bilmeden… Kül rengi bulutlarım bile olmayacak… Cam kırıkları acıtamaz bedenimi. Ruhum bende kalacak, Sonum geldi bekli de. Ayrılıksa.. ayrılık! Bu toprak, bu hava Kömür karası nefesler, Solumayayım varsın… Riya kovalarken ardımdan, Gideceğim… Görmeyen gözlerim yok artık. Duymayan kulaklarım... Hızlı atan kalbimi, Size esir etmeyeceğim. Gidiyorum size inat, Sizden çok uzaklara... Ben sizin gibi düşünmeyeceğim. Elimde sigaram.. Sararacak belki ellerim… Rakı bardağım hep yanımda olacak… Sessiz… |
|
http://www.balcanet.net/resima/cubuk/siir10076-cbk.jpg http://www.balcanet.net/resima/jpg/siir10076.jpg AYDINLATMAYACAKTIN SABAHLARIMI... Tam da kara kışlara yakalanmışken, unutmuşken baharı. Tam da örselenmişken yüreğim acılarla, örslerde dövülmüşken... Umutlara darılmışken, unutmuşken umut etmeyi. Karanlıkları yar, yanlızlıkları yoldaş edinmişken. Kaptırmışken ruhumu serseri yağmurlara. Tam kendimden vazgeçmişken... Girmeyecektin dünyama, Yalancı uykular sunmayacaktın ürkek uykularıma. Hatırlatmayacaktın uykusuz gecelerde nasıl ağlandığını. Aldanmışlığı çok gerilerde bırakmışken, Döndürmeyecektin yolundan duygularımı. Kıpırdatmayacaktın yüreğimin yalnız kuşlarını. Açmayacaktın gönül pencerelerini sonuna dek... Gözlerini sürmeyecektin gözlerime. Sevdanın o en çıkmaz yollarına salmayacaktın düşlerimi. Benimsemişken boşluğu, Boşlukla bütünleşmişken yıllar yılı, Onulmaz acılara kucak açmışken, Direnmişken, yaşama, Yeni gelen günle aydınlatmayacaktın sabahlarımı. Ve bütün bunlardan sonra, Acısına vurulduğum aşkı, Bir tokat gibi çarparak suratıma, İmkansızlığı zehir gibi akıtarak ruhuma, Çürümeye terk edilmiş bir tekne, Yuvası darmadağın olmuş bir kuş, çalınmış bir yıldız gibi. Bırakmayacaktın beni yolun tam ortasında. Evet hayat devam ediyor... Ben biraz daha eksik, Biraz daha yorgun, biraz daha yenik, Hayat devam ediyor. Artık kapalı yüreğim, yeni acılara, yeni aldanışlara. Umudun soğuk ikliminde defalarca yüzleştiğim geçmiş... VE BUGÜN... SEN UZAKLARDA, BEN BURADA... http://www.balcanet.net/resima/cubuk/siir10076-cbk1.jpg Aziz EKİCİ |
kendine iyi bak... Kendine iyi bak” bir veda degil elveda cümlesidir çogu zaman. O üç kelimeden çok daha fazlasini gizler içinde... "Kendine iyi bak." Çünkü bundan sonra ben yaninda olmayacagim. Olamayacagim. Istesem de istemesem de. Sevdim bir zamanlar seni, hala seviyorum ve benden sonra da mutlu olmani istiyorum. Olur da bir gün dönersem seni iyi bulmak istiyorum.“ “Kendine iyi bak. Çünkü bundan sonra kendinden baskasi olmayacak yaninda sana bakacak. Ben olmayacagim. Kendine iyi bak ve beni düsünme. Çünkü ben de seni düsünmeyecegim artik. Arama sakin beni, yazma, çünkü ben yazmayacagim. Sil beni yüreginden, çünkü ben silecegim. Fakat, yasanilan, paylasilan güzel seyler hatirina sana yürekten mutluluklar diliyorum. Ve ben bir daha dönmemek üzere gidiyorum.” "Kendine iyi bak. Aramizda geçen herseye ragmen benden sonra iyi oldugunu bilmeyi tercih ederim. Aslinda bilmem çok önemli degil, iyi oldugunu varsayacagim ben. Seni bir daha asla görmemek üzere gidiyorum ben, seni kendinle basbasa, yapayalniz birakiyorum ben. Biliyorum kendini birakacaksin benden sonra, o yüzden iyi bak diyorum. Aslina bakarsan, çok da fazla umursamiyorum." "Kendine iyi bak derler ve giderler. Tutkuyla sevenler, bazen birden fazla söylerler bunu. Çünkü onlari ayirmak, eti tirnaktan ayirmak gibidir. Kolay kolay kopamaz onlar, süreç çok aci vericidir, yürek parçaliyicidir. Her seferinde azalan umutlarla geri döner ve yine “Kendine Iyi Bak” gözleriyle ayrilirlar. Ta ki umut da, sevgi de tükeninceye kadar…Ta ki son elveda mezar sessizligine bürününceye kadar…" Tutkunun ötesinde sevenler, bir kez “Kendine Iyi Bak “ derler ve giderler. Onlar eti tirnaktan ayirmak yerine ölümü yeglerler. Onlar bu aciyi bir kezden fazla kaldiramayacaklarini bilirler. "Kendine iyi bak" derler ve giderler. Bu sözlerin içinde ihanet yok, hiç bir zaman olamaz derler ve giderler. En büyük ihanet degil midir aslinda seni seveni, ihtiyaci olani yüzüstü birakip gitmek. "Kendine iyi bak" derler ve giderler. Seni suskunluga mahkum edip giderler. Seni parçalara ayirip, en büyük parçayi yanlarina alip giderler. Seni senden alip giderler. Daha kötüsü suçlayamazsin onlari tüm bunlar için. Kendine iyi bak deyip gidenin geçerli bir nedeni vardir elbet. Suçlatmaz kendini. Savasmadiklari için kizarsin ama suçlayamazsin. Savasmislarsa, yenildikleri için kizarsin ama suçlayamazsin. Yenildigin için kizarsin ama suçlayamazsin… Ayriligin kaçinilmazligina inandirir seni, kendine iyi bak derler ve giderler. Elinden umutlarini, düslerini, sevgilerini alip giderler. Bir tek anilari birakirlar geride, bir de hatirladikça gözyaslarina bogulasin diye unutulmayan nagmeler. Arkalarina bakmadan çekip giderler eger yalniz kalmissan, çünkü insafsizliklarini görmek istemezler. Hersey o saniye orada bitsin, kapansin bu sayfa isterler. Bitti diyemedikleri için, kendine iyi bak derler. Kirildim ve affedemiyorum; diyemedikleri için kendine iyi bak; derler. Seni istemiyorum artik, hayatimdan çikaracagim ama bil ki hiç unutmayacagim; diyemedikleri için kendine iyi bak derler. Biliyorum çok kanayacaksin ama daha iyisini yapamiyorum; diyemedikleri için kendine iyi bak derler. Vicdanlarini rahatlatmak için kendine iyi bak derler, çünkü o kan uzun süre akacaktir ve o yara asla kapanmayacaktir, bilirler. "Kendine iyi bak" bir noktadir çogu zaman. Kendine iyi bak deme bana, sadece kötülükler noktalansin isterim ben. Oysa sen iyisin… Sen gözümdeki isik, dudagimdaki tebessüm, sen içimdeki sevinçssin. Sen hayatima renk katan, sen yüregimdeki çarpinti, sen hayatimdaki nesesin. Sen yolumu aydinlatan, sen dert ortagim, sen gönül yoldasim, sen bir tanesin. Kendine iyi bak deme bana. Nokta koyma. Keske böyle yasanmasaydi bazi seyler, keske affedebilsen beni, keske ben de affedebilsem… Keske döndürebilsek zamani geriye. Keske bugünkü aklimizla yasasak herseyi bastan. Nafile... Ama yine de, gitmesen olmaz mi? Bitmesek olmaz mi? Sen eksikken, ben nasil tam olurum? Senden kalan boslugu kimlerle doldururum? Savassak, aramiza giren seytanla olmaz mi? Hani büyük asklar her türlü engeli asardi, hani gerçek dostluklar her sinavi geçerdi, hani sevgi eninde sonunda kazanirdi? Hani hayatta hiç kirlenmeyecek degerler vardi? Hani en büyük zaferler, en kanli savaslarin ardindan kazanilirdi? Bunlarin hepsi yalan mi? Sahiden..., gitmesen olmaz mi? Bitmesek olmaz mi?………. Peki o zaman... Senin istedigin gibi olsun... Öyleyse...Sen de Kendine Iyi Bak. "Kendine iyi bak" derler, kursunu kafana sikip giderler... ... |
aşk'a ne oldu? hep bir giden.. birde kalan geride.. aşk neresinde peki haksızlık ettiğimiz kendimiz mi? aşk mı?.. |
AŞK FIRLATILDI BIR KENARA arada kalrısa ahı buyuktur aşk anlamı fark lıdır aşk a haksızlık edıyoruz aşk ın adı nı nefret edıyor lar en guselı aşık olmak HASRET Mİ ZOR GURBET Mİ ?? |
Acı bir hayat. Bir tek senin aşkın mı aşk? Sen misin sevda yanığı kaçak Ben seni sevdim seveli yandım Yandım,yandım sende söndüm Hayat bana bir dargın bir barışık Her günüm senle karma karışık Çakmak, çakmak gözlerinde ışık Senin sevdan bende, barut fişek Ulaşılmayı beklerken ayrılık İkimizin kaderi olsa gerek Bana ayrılık yazan felek Sensizliğini bana giydirecek Yapma be sevdam ağlama artık Bu kader senin değil benimdir Sana gelen bu ayrılık, firak Bende oluyor acı bir hayat Alaaddin Uygun |
Sen bu şiiri okurken Ben çoktan bu şehirden gitmiş olacağım Artık ne özlemlerimi duyacaksın bıçak yarası Ne de telefonların çalacak gece yarısı Ve bu zavallı yüreğim olmayacak artık Kaprislerinin hedef tahtası... Seni sana Beni bir akıl hastanesine Bırakıp gideceğim bu şehirden Nasılsa kavuşamadım sana Nasılsa dudaklarının kıyısına varamadım Nedense bütün çıkmaz sokaklar adresim oldu Ve nedense bütün kırmızı ışıkları üzerime yaktın Ne yaptımsa Bir türlü sana yaranamadım Artık adressiz Işıksız Ve öylesine ıssızım Dünlerin kadar eskiyim Verdiğin acılar kadar paslıyım İşte çıkıp gidiyorum hayatından Nasılsa fark etmez senin için Belki çok şanslı Belki de en yaşlıyım... Artık Pusulam hasreti Saatim yalnızlığı Ve takvimler sensizliği gösteriyor bana Neylersin Yolcu yolunda gerek Belki bundan sonra Belki senden sonra Adam olur bu “asi yürek” Ve dersini alır da bu sevdadan Bir daha Boyundan büyük denizlere Asılmaz kürek Yarın bu saatlerde Ben yollarda olacağım Sen kimbilir kaçıncı uykunda Masal mavisi bir rüyada Ve elbette o korsan yüreğin Yine pusuda Oysa İlk defa sesimi duymayacaksın Sitemlerin sahipsiz Soruların cevapsız kalacak Belki ilk defa içini kemirecek yokluğum Tanımadığın bir koku içini saracak Ve ilk defa kendinle hesaplaşacaksın Ne oldu? Ne oluyor? Ne olacak? Sonra Bir gözün kör Bir kulağın sağır Bir ayağın kırık Bir kolun kesik Düşeceksin yollara Yani baştan başa yarım Yani baştan başa eksik Bütün duvarlar üstüne yıkılacak Belki ilk defa “Unutuldum” diyerek için sızlayacak Ve sen bu şiiri okurken Ayrılığımız çoktan başlamış olacak Belki de son tesellin Sana yazdığım “bu son şiir” olacak Ve kimbilir Unutulmuş bir gecenin tam ortasında Başucundaki bir radyoda Uykusuz bir şair yüreğini çınlatacak Ve bir daha fısıldayacak kulaklarına Sana adanmış bu satırları “Bütün şehirler uyur İstanbul uyumaz Ve birgün Bütün sevenler unutur seni Ama bu “şair yürek” ASLA UNUTMAZ...” http://img159.imageshack.us/img159/966/featherrn6.gifAhmet Selçuk İLKAN |
Bana Gözlerini Anlat Sana sen var saat. Öldürme zamanı tekmil düşünceleri Bir tik tak sonrasının sonsuzluğunda, Taburcu olmadan umutlar yürekten, Uzan usuldan yanı başıma, Bana gözlerini anlat. Bana gözlerini anlat. Ko, en incesinden intiharlar saklasın derinlerinde Bir yıldız olup kaysın döşümden içeri Ayın geceye küskünlüğünde. O ki, Efkârım tespih sırası. Pusmuşum, Susmuşum, Susamışım, Kesmişim fermanımı kendime Kalemim kırık Darağacım sensizliğin orta yerinde Orada asılacağım Gözlerine bir bakış kala. Bana gözlerini anlat.. Katran karası bir geceden serpiştirilmiş yıldız gibi Gözlerinden bir avuççuk dolduracağım nabzıma Ve gecenin alnına çentikler kazıyacağım Hasret güle tomurcuklandığında Kesip çıkaracağım yokluğunu gelincik kırmızısı düşlerden Kilometreleri budayacağım Anlat sen İster fısıltılı İster susarak Duyacağım Gece Kahırların demlendiği sırı dökülmüş demlik İçinde şiirler katranlaşmada Az kaldı ağıda dönüşecekler. Ben ki, Milyon sene yaşamışım yokluğunda bir günde Anlat sen Bir milyon yıl daha geçiririm Gözlerine sürgünde Gök yüzü özgürlüklerim senin olsun Bütün mavilerimi al istersen Bir masum cinayet işleyip gideceğim. Yok edeceğim kendimi gözlerinde Yeter ki, Anlat sen... Mustafa Şekerci |
Gidiyorum, Hiç ummadık bir sonbahar yaprağı Dalından kopup, Yağmurlara değmeden, Son bahar bitmeden Sen gitmeden, Döneceğim… |
Artık gitme demeyeceğim, zaten iyice hazırsın bu sefer. Herşeyi yanında götür; anılarımızı, umutlarımızı, sevgimi de al belki lâzım olur. Tek kelime etmesem diyorum, ama etmeliyim, sana bilmediğin bir şeyden bahsetmeliyim; kendimden. Evet, onca zaman tanıdığını sandığın benden. Hırçın yanımı gördün daha çok, oysa öyle uysal bir çocukmuşum ki. Neydi beni zaman zaman hoyrat yapan? Sanırım, düşünmedin. Birini ayrı tutsam da renklerin hepsini sevdim, mevsimleri de. Aslında çok şey var sevdiğim, kavgalar ve savaşlar dışında bir de niye olursa olsun vedalaşma anları, İsterdim ki uyumlu halimi yaşasaydın daima ama bana hep vurgun saatlerinde geldin, ya da sen vurdun. Uzaklara bakardım uysal çocukluğumda içimde dolmayan derin boşluğumla, denizden gelecek bir gemi bekledim durdum, sonra yıldızlara baktım yıllarca ve sen sandığım bir yıldıza. Kadınlar, erkekler, çocuklar ve şehirler tanıdım, çoğunu da sevdim. Aşklarım da oldu, hem de uğruna ölebileceğim aşklar, ama en çok seni sevdim. Ve şimdi gidiyorsun, evet git içimdeki melek sana dua edecek. Sanırım kahrolmayacağım bu veda sahnesine - senin baban öldü mü? Bu gidiş ölümden beter olamaz. Hangisi doğru bilmiyorum, Seni uğurlayıp öylece kalmak mı? Yoksa, benim uyumamı bekleyip gitmen, benim de sensiz sabaha uyanmam mı? Bence şimdi git, hayır gitme! Yani git de önce üstümü ört, ben uzanayım şöyle, ışığı kapat ve git. Hayır hayır gitme! Yani git de ışığı yak git, ben karanlıktan korkuyorum da! Hem sensizlik hem karanlık bu kadarı fazla. Üstümü de örtme bu şevkat de fazla, ışıkların hepsi açık olsun. İçim burkuluyor sen nasıl gidersen git. Dur, burayı iyi dinle; birkez daha söylüyorum ve son kez. Seni seviyorum. Sen giderken ben içimden haykıracağım 'kusursuz bir aşktı bu' diye. Kusursuz bir aşktı benim sana büyüttüğüm sen ne yaşadın bilmiyorum... Yine de tanıdı gönlüm yaşadı Bir kusursuz aşk büyüttüm sana pişman değilim Her akşam vaktinde bu gönül üzülür Hüzünle dolar seni düşünür Şimdi çok uzakta kimbilir neredesin Geri dön ya da dönme ben sendeyim Artık gitme demeyeceğim, zaten iyice hazırsın bu sefer. Herşeyi yanında götür; anılarımızı, umutlarımızı, sevgimi de al belki lâzım olur. Tek kelime etmesem diyorum, ama etmeliyim, sana bilmediğin bir şeyden bahsetmeliyim; kendimden. Evet, onca zaman tanıdığını sandığın benden. Hırçın yanımı gördün daha çok, oysa öyle uysal bir çocukmuşum ki. Neydi beni zaman zaman hoyrat yapan? Sanırım, düşünmedin. Birini ayrı tutsam da renklerin hepsini sevdim, mevsimleri de. Aslında çok şey var sevdiğim, kavgalar ve savaşlar dışında bir de niye olursa olsun vedalaşma anları, İsterdim ki uyumlu halimi yaşasaydın daima ama bana hep vurgun saatlerinde geldin, ya da sen vurdun. Uzaklara bakardım uysal çocukluğumda içimde dolmayan derin boşluğumla, denizden gelecek bir gemi bekledim durdum, sonra yıldızlara baktım yıllarca ve sen sandığım bir yıldıza. Kadınlar, erkekler, çocuklar ve şehirler tanıdım, çoğunu da sevdim. Aşklarım da oldu, hem de uğruna ölebileceğim aşklar, ama en çok seni sevdim. Ve şimdi gidiyorsun, evet git içimdeki melek sana dua edecek. Sanırım kahrolmayacağım bu veda sahnesine - senin baban öldü mü? Bu gidiş ölümden beter olamaz. Hangisi doğru bilmiyorum, Seni uğurlayıp öylece kalmak mı? Yoksa, benim uyumamı bekleyip gitmen, benim de sensiz sabaha uyanmam mı? Bence şimdi git, hayır gitme! Yani git de önce üstümü ört, ben uzanayım şöyle, ışığı kapat ve git. Hayır hayır gitme! Yani git de ışığı yak git, ben karanlıktan korkuyorum da! Hem sensizlik hem karanlık bu kadarı fazla. Üstümü de örtme bu şevkat de fazla, ışıkların hepsi açık olsun. İçim burkuluyor sen nasıl gidersen git. Dur, burayı iyi dinle; birkez daha söylüyorum ve son kez. Seni seviyorum. Sen giderken ben içimden haykıracağım 'kusursuz bir aşktı bu' diye. Kusursuz bir aşktı benim sana büyüttüğüm sen ne yaşadın bilmiyorum... Yine de tanıdı gönlüm yaşadı Bir kusursuz aşk büyüttüm sana pişman değilim Her akşam vaktinde bu gönül üzülür Hüzünle dolar seni düşünür Şimdi çok uzakta kimbilir neredesin Geri dön ya da dönme ben sendeyim |
Sen bu dağların sevda türküsüsün bahar gözlüm, denizlerin mavisi, bulutların beyazısın. Çatlamış toprağın bağrına düşen bir damla su’sun. Ne zaman bahar gelse, yağmur yağmur çiçek açar gökyüzünde sesin. Ben sonbaharın yorgun yanık türküsüyüm oysa, sarıya çalar rengim, rüzgarlar estikçe savurur gider yapraklarımı uzak diyarlara. Sonbaharda kar yağar üzerime, üşür ömrüm. Yalnızlık kocaman bir dağ olup büyür gözlerimde. Gitme sevdamsın! Gidersen rotası belli olmayan gemiler alıp götürür umutlarımı ulaşamıyacağım yerlere... Sen gülüşünde baharın ilk sevincini, gözlerinde göğün uçuk mavisini taşıyorsun!.. Baharın kokusudur yeryüzüne dağılan temiz nefesin. Yaşamak bir su gibi berrak yüzünün aydınlığında, bir köy türküsü gibi içli ve hilesiz dağçiçeğim... Ben seni ozanca sevdim türkünakışlım, aybakışlım, sular gibi temiz, bir rüzgar gülü gibi hilesiz. Mehtabın güzelliği, yıldızların ışıltısısın sen karlı dağlarda, rüzgarların soluğu, güneşin dostluğusun. Umut, aşk ve alın terisin sen akalınlarda. Toprağa ekilen tohum, bahara söylenen aşkşarkısısın. Ceylan gözlerin sevinci, dudakların ıslığısın türkülü ırmaklarda... Gitme ne olur. Gidersen, yaşamın acılı haritasında yaralı bir kalbin, adını bilmediğim çiçekleri kanar içimde her gece... Ay suskunlaşır, yıldızlar suskunlaşır, acılar suskunlaşır, yitirir sesini yaşayanlar da ölüler gibi... Suskunluğun trendinde kan kusar yürekler sensiz. Rüzgar da esmez artık buralarda, çiçekler de açmaz, herkes boynu bükük kalır bu şehirde, çekip gider mutluluklar... Gitme ne olur. Bak hüznün zifiri saçları akıyor geceye, gecenin karanlığına karışıyor hüznüm... Lanetlenmiş yalnızlıklara ah ediyor kalbim. Her gün biraz daha büyüyor içimdeki kırgınlık... Gitme... Acılar içinde olsam da yaşamı çılgınca sevdim ben. Çılgınca sevdim bu dağları, bozkırları, güneşi. En çok seni sevdim dağçiçeğim, en çok seni sevdim... Gitme ne olur. Yol türküleri kederlidir nazlım, yol türküleri dertli, yol türküleri acılı. Gidersen kar yağar istasyonlara, boynu bükük bakar ardından bütün akasyalar. Gitme, bir güvercin sıcaklığı gibi kal yüreğimde. Ben ki sevdamı dağlı bir çiçek gibi göğsümüm üstünde taşıdım hep, namusumun akında. Ne zaman gözlerine baksam beyaz beyaz güvercinler kanat çırpar mavilere; Güller açar ne zaman ellerimi uzatsam saçlarına, serin serin eser yeller. Bu sevdayı alıp gitme benden, alıp gitme mutluluğumu gözleri türkülü kuşum; içimdeki baharı öldürüp gitme, kimsiz, kimsesiz boynu bükük bırakma türkülerimi. Körpe bir dal gibi koparma sevinçlerimi yüreğimden ne olur... Gitme sevdamsın, ateşimsin, hasretimsin… Gitme ekmeğimsin sen, suyum, havamsın… Gitme, ben sana kalbimi verdim… Kalbimi de alıp gitme… Gitme, figan düşer denizlere sular çekilir yağmur yağmaz vahalardan kirpiklerime bir rüzgar hıçkırır tenhada, bir dal kırılır boynunu büker sabah kervanları kelebekler ölür gitme bir yıldız küser göğüne, içini çeker bir çocuk şaşırır yönünü rüzgarlar bütün pınarların suyu çekilir solar nazlı çiçekleri kalbimin, üzülürüm gitme öksüz kalır içimdeki imge dağları saçlarını öpen seher yeli, çoban yıldızı bir daha turnalar geçmez, bülbüller ötmez çiçekler açmaz bahçemde ah be gülüm gitme içimdeki bütün vagonlar devrilir bir kar yağar istasyonlara, üşürüm gitme bütün ormanlar ateşe verilir kuşlarda gider bu kent de, ölürüm gitme kal menevşeler açsın dağlarda sevince dönüşsün gökyüzü iki çığlık arasında bırakma beni ah gülüm yokluğuna alışamam yokluğun ölüm Nuri Can |
gitmek kalmaktan daha zor... bazen kalmak sevginin örneği bazen bi yüzsüzlük ifadesi kimileri buna gurur diyor belkide ne yaşandığına göre değişenlerden.. gitmek herkesin alamayacağı kararlardan ve en zoru savunma bitmiştir açıklama bimiştir gurur aşk sorguları kalana emanet edilmiştir ve hala giderken bile acaba doğrumu yapıyorum veyahutta onu mu cezallandırıyorum kendimimi diye ömür boyu sorularla yaşamaktır.. |
Bu senin son gidişin miydi sevgili..? Bu son gidişin miydi anlayamadım sevgili..Hani hep giderdin ve gelirdin ya geriye, bu da onlardan biri miydi..? Uzun zaman oldu bu sefer, söylemek ve sormak zor geliyor ama bu senin son gidişin miydi sevgili...? Küçük bir oyun oynuyor gibiyiz sanki. Ben ebe olmuşum sen saklanan...Nerelere saklandın da bulamıyorum seni. “Ah işte ordasın” dediğim yerlerden hep başkaları çıkıyor, herkes hep bir ağızdan, dalga geçer gibi, “çanak çömlek patladı” diyor,bense garip bir umutsuzlukla geri dönüyorum ağacıma, kaldığım yerden seni aramaya başlamak için. Bu son gidişin miydi, anlayamadım sevgili.. Göremeyeceğimi sandığım zamanlarda birden karşıma çıkıyor, içimde yeni yangınlar bırakarak geri dönüyorsun. Kimlerin yanına dönüyorsun da uzun sürüyor sessizliklerin? Gittiğin yerlerde bana benzeyen ve tanıdık bir şeyler var mı bari.? Gülmeyi unuttuğun zamanlar, kimleri çağırıyorsun yanına..? Hüzünlerini kovan yürekli biri var mı yani..? Hani bir anda gelip de o puslu havayı dağıtan, seni içmeden sarhoş eden ve güldüren, hüzünlerini bulamayacağın yerlere saklayan biri..Sen dayanamazsın yalnızlığa. Dokunmak ve karışmak istersin. Yalnız kalmak sana acılarını hatırlatır..bir kadının teninde istemeyerek bıraktığın acıları. Yalnız kalmak sana çocukluğunun masum düşlerini hatırlatır.. ağlamak istersin ama ağlayamazsın. Yalnız kalmak sana tutunamadığın sevgileri hatırlatır; çaresizliğini, yıkılmışlığını... arkanda bıraktığın, dokunmaya korktuğun özlemleri. Yalnız kalmak sana göre değil sevgili.. Sen yalnızlığında kendinle karşılaşır ve ürkersin yüreğinin saatlerce sana karşıt konuşmalarından. Bu yüzden merak ediyorum ya, başkalarına da ‘hüzün kovan kuşum’ diye sesleniyor musun acaba..? Bu son gidişin miydi, anlayamadım sevgili.. Hani birden için çocuklar gibi şımarmak istediğinde, parmakların telefona gider, arar ve kusardın ya, dizginleyemediğin coşkunu ve manyaklığını.. hani bir tek ben anlardım ya, senin bu ani çıkışlarını, serseriliğini ve türk dil kurumunda bulunmayan hafif meşrep kelimelerini ve cümlelerini.. hani kimseyle böyle konuşulmaz deyip de, sınırlarını aşardık ya gereksiz kibarlığın ve nazlanmaların.. Uzun zaman oldu içimizdeki bu deliliği ve bastırılmışlığı dışa vurmayalı. Bu yüzden merak ettim, bu senin son gidişin miydi sevgili, anlayamadım... Söylenmemiş ve çoğaltılabilecek bütün sözleri kendi adına söyledin ve gittin..Umuduma, çılgınlığıma ve kadınlığımın senin yanındayken güzelleştiğine inanırken, yokluğunu mutlu edemeyeceğime inandın ve gittin..Sana karışıp, yüreğine akmama izin verip, beni göklere çıkartırken; bir anda yere indirdin, midemi bulandırdın ve ayrılığı sıkıştırdın parmaklarımın arasına, gittin.. Ne kadar değerli ve farklı olduğumu anlatmakta zorluk çeken sen; yalnızlığımın en ıssız, en karanlık ve en savunmasız zamanlarında beni dinlemedin, gelmedin ve gittin..Sevmek bu kadar basit, bu kadar kolay ve taşınabilir bir eşya gibi hafif değil; çıkartıp da bir başka yere koyabileceğin. Bu yüzdendir ki sen beni hiç sevmedin sevgili. O “seni çok seviyorum” diye haykırdığın nadir zamanlarda bile, bunu söyleyen sen değil, senin geçmiş bir sonbahar’da bıraktığın, sana benzeyen ama sana çok yabancı olan sesindi. Bu yüzden sen beni gerçekten sevmedin sevgili. Kendini daha ne kadar kandırabilirsin bilmiyorum ama sen acı çekmeyi seviyorsun... bense balonlar patlatmayı, uçurtmalar uçurmayı ve yaşamayı seviyorum her şeye rağmen. Sen korkularını seviyorsun.. bense, korkularımın üzerine gitmeyi, savaşmayı ve hatta gülmeyi kaybederken bile... Artık biliyorum, bu senin son gidişindi sevgili ve benim son bekleyişim, son vazgeçişim sevdandan... Artık gelsen de ne işe yarar ki..? Ben; sana olan kırgınlığımı, yokluğunu, özlemini, umutsuzluğunu sevmeye başladım. Ben senin giderken bende unuttuğun ve zaman zaman öksüzlüğüne ağlayan sevdanı sevmeye başladım. Ben senin artık beni unutan, merak etmeyen ve değer vermeyen yüreğini sevmeye başladım. Şimdi hangi tende üşüyorsun da titrediğini hissediyorum kilometreler ötesinden? Ben senin başka mevsimleri tanımak isteyen o heyecanlı ama tutunamayan bakışlarını sevmeye başladım. Artık gelsen de ne işe yarar ki..? Parçaladığın sevgimi toparlayabilecek ve çiçekler toplayıp yollarıma serebilecek kadar güçlü değilsin sen. Sen, ben değilsin. Hiç olmadın ve olamazsın..O sakladığın yüreğine hiç almadın beni, hiç özlemedin, gözlerin hiç uzaklara dalmadı, belki de şerefime hiç kadeh kaldırmadın. Bu yüzden bu senin son gidişin olsun sevgili, ayrılığın hakkını ver. Böyle bir sevgiyi terk edebilecek kadar yürekli oldun, beni unutacak kadar da korkusuz ol. Özleme, yolunu yolumdan geçirme, sesime düşme, salaş meyhane masalarında konuşmalarımı arama, rakının yanında anma adımı..ayrılığın hakkını ver. Çünkü bunu sen istedin.. Bu senin son gidişin olsun sevgili, bıraktığın son acı olsun. Ve ben senin yaşayamadığın son sevda olayım... Pelin ONAY |
Öldüğüm Gün Ben öldüğüm gün Yeşil bir elbise giy. Bir daha görmeden yüzümü, ellerimi Kırlarda dolaş, şarkı söyle Ağla, gözyaşın çimen beslesin Ulu bir ağacın dalına as resmimi Ben öldüğüm gün Güzel insanlarla konuş Deniz kenarında otur, bir sigara iç Dalgalarla dertleş. Gözlerinin rengiyle boyansın baktıkların Ama karaların uzağından geç Ağustos 1985 Kemal Kale |
http://www.balcanet.net/resima/jpg/siir10178.jpg Hoşçakal aşkım Yolun gülle, Yüreğin sevgiyle dolsun..! Bak... Nerelerden nerelere geldik... Şimdi biz bittik... Bir de başlangıcımız vardı Sonunda bol gözyaşı döktüğümüz. Sor yağmurları kendine Kışları da sor. Baharları bana bırak Senden tek yadigar olarak. Adı belli, sonu belli idik. Soğuk bir mart akşamı idi Beni son kez öpüp gidişin. O an sadece yanımdan Karanlığa karışmıştı yansıman. Şimdi Yüreğimden git diyorsun Olur birtanem giderim . Yollar böyle uzun Aşk’lar böylesine vurgunken Giderim, son kez gözlerine bakamadan Giderim, son kez sarılamadan Uykusuz sabahlayarak. Pişman değilim Sevdim seni. Delice sevildim. Hayat seni yaşamamı istedi Yaşadım.. Ama keşke Yüreğinden giderken Ölüm beklemese başucumda. Yine de Yolun gülle, Yüreğin sevgiyle dolsun..! Sana en kötü sözüm bu olsun..! |
Unutma Güneş inşaattaki ameleyi de yakar, Kumsaldaki tatilciyi de O, ısınmasını bilene!... Korkmaz Bıçkın |
Sen Git Me Alıştım desem sana bana kızar mısın? Tutkunluğun oldum Alışılmışlığım Tiryakiliğim Sen şimdi gidersen ben hepten yalnız kalacağım Sen Git Me Şimdi sen gidersen Hane gideceksin ya Hane durduramayacağım ya seni İnfilak edilmiş bir ben kalırım ardında Sen şimdi gidersen ben hepten yalnız kalacağım Sen Git Me En üstün körü En içli En parçalayıcı Hiç kimsenin cesaret edemediği Çırpındığı yalnızlığı yaşarım Sen şimdi gidersen ben hepten yalnız kalacağım Sen Git Me Hepsi yaralar diyordu büyük şair Doğrudur Hepsi yaralar, sonuncusu öldürür Bakışlarımda yarı ölü baharlar açar Sen şimdi gidersen ben hepten yalnız kalacağım Sen Git Me |
Taş Duvarlara Sor Bilmezler aşkımızı kime sorsan Sevdamızı herkesten gizledim. Kapanmıyor gönlümdeki yaran Kavuşmak için hep seni diledim. Sana olur olmaz şiirler yazdım Eğer dinlersen okurum onları. Birlikte geçen günleri ararım İstemem sensiz geçen yarınları. KOÇ'um seni sensiz yaşıyorsa Hayalimde düşümde kalbimdesin. Taş duvarlara sor anlamadınsa Yanıp da kül olan ateşimdesin. Kamil Koç |
GİTME DESEN DE GİDECEĞİM Ful çiçeği kokuyor şimdi yıllar Egzotik meyve tadına dönüşen şiirler Kahverengi tonların cıvıltısına bürünen hazanlar Meyvelere duran acılar hüzünler. Yağmurların diliyle konuşan umutsuz yarınlar Yabani nergizleri derlerken orkideleri öldüren eller Şevkat verenin şevkat hakkı için söyleyin unutuldu mu? O tatlı esintili baharlar yazlar unutuldu mu söyleyin. Bereketli toprakların sevecen evlatları Söyleyin o gül yüzlüm nerelerde Gitme demesin gitme dese de gideceğim Çıkmazlara sürüklenen hayaller düşler. Yüreğini üşütecek güz rüzgarları Büyürken azalan tutkularını sevdalarını silecek Gün geçtikçe ayağa düşen zavallı sevdalarını Dönüp bakmaz asil yürekler ardına bilesin. Bir tebessümünle mavileşen denizler Kaş çatışınla köpüren iç dalgalar Ömrü süsleyen güzel sözlerin Bin ölüm getiren susuşların. Şimdi/suskulardasın Etme sakın sadakat yeminlerini Gitme kal deme Kiminle olursan ol yalnızlığa mahkumsun. Sen beni Ben aşkı öldürdüm Neye yarar artık Gitmek/kalmak Ölen bizdik sevdiceğim biz Biz öldük ebediyete kadar/Biz öldük. Necmiye Sarpkaya |
Sana uzak kentlerden birinde zamanın bir yerinde seni ve senli günleri anımsattı aksam güneşi... Onca zamanın üstünde eskimeyen bir düşüncesin şimdi İnsan hergün anımsarmı aynı gözleri SENİ SEVİYORDUM ve senin haberin yoktu Saçlarını izliyordum uzaktan, kulağının arkasına düşüşü ve burnun, herkesden başkaydı işte... Güldüğü zaman yukarıya bakardı; Yukarı kalkan başın ve gülen gözlerin vardı... Ne güzeldiler sen bilmiyordun... BEN SENİ SEVİYORDUM... Kalbime sığmıyordu aklımdan geçenler Duvarlara, vitrin camlarına, kaldırımlara çarpıyordu Geri dönüyordu, çoğalıyordu Senin sesini duyduğum masalarda erteliyordum herşeyi, herseyi erteliyişim oluyordun Kalp ağrısı oluyordun, Birlikte soluduğumuz sokak isimleri oluyordun, Mevsimler değişiyor ve büyüyorduk, Dönemeçler geçiyor, köprüler göze alıyorduk ve bazen tekin olmayan suların üzerinden atlıyorduk Cesurduk... Ufuk çizgisi maviydi, gün batımı hep turuncu ve kızmızıydı bütün karanfiller... Ben SENİ SEVİYORDUM sen bilmiyordun... Sevinçlerim oluyordun arasıra sen hiç bilmiyordun Sonra herhangi biri oldun, bütün sevinçlerim bittikten sonra Yagmurlar yağdı serin haziran aksamlarına Derken bir gün uzaktan gördüm seni... Saçların bana inat başın herseye meydan okuyarak işte yine aynı Kalbimi acıttı her zaman ki gibi... Değiştik sanıyordum ve sen yine bilmiyordun Şimdi bunları anlatsa sana birileri kim bilir yada boşver bilme en iyisi... giDiyOruM arTık... Yürüdüm yüreğimin yollarına sererek hıçkırıklarımı yağmur yağmur tomurcuklara yağdı gözyaşlarım en içli sevdalarla beslerken yüreğimi duygularımı aşkın denizine düşürdüm acılar ki zemheri kadar karlı, bir yol gibi uzun kimseler görmesin diye gözlerimde sel sel taşan yalnızlığı kimseler duymasın diye sesimi ışık sızmayan bir bodrumun karanlığına gömdüm ve bir gün öldüm kirletilmiş gökyüzüne savurarak hayallerimi yükleyip cesedimi yüreğimin ağrılarına kayboldum korkunç uğultusunda rüzgarların acının sevinçle kucaklaşacağı zamanlara saklamak için gözyaşlarımı bir yıldızın karanlığa gözkırpacağı gecelere bırakıyorum yaralarımı dertlerimi denizlere salıyorum ki gemiler alıp gitsin uzak kıyılara Ey hayat, kırgınım hüznüm yırtık gömlek gibi durur her gece sırtımda kırılgan bakışlarımda hüzün sızıyor aynalara ne kimselere anlatacak bir öyküm var mutlulukla başlayan ne de bir sevinç, gözlerimde bahar yeşili umutlar taşıyan şimdi mutsuzum, avuntusuz ve suskun şiirlerimi yitirdim dudağında aşkın ey gecelerinde kahrolduğum hayat sokaklarında sırılsıklam ıslandığım şehir artık bu yerlere sığamıyorum gökyüzünde sürü sürü turnalar göçüyor sılama turnalar gidiyor ben kalıyorum uyku tutmuyor geceleri yitik düşlerimin gölgesine sığınıyorum gölgeler gidiyor ben kalıyorum bil ki göçmen hiç bir kuş uçamaz kanatları kırıksa hasretim ince bir yoldur yangınlara kırıldı kendime saklaya saklaya içimdeki gül tut ellerimden alıp beni sevinçlere götür ne olur vefasız dünyanın ihaneti bitirir beni ardına saklanacak bir gölgemde yok sevinçler dağıtırken acılar toplayan bir çardak kuşuyum şimdi şimdi ömrüm, saçlarım kadar karlı ve puslu hüzünlü bir ırmaktır şimdi yanaklarımda yüreğime akan bil ki artık hiç bir şey avutmuyor beni şefkatine sığındığım sıcak bir kucak bile ezilmiş gelinciklerin çığlığında kaldı sesim kırların ürperişi gibi dökülüyor sözcükler dudağımda hıçkırıklar boğazıma tıkanır her defasında içimde binlerce şiir yanar kimseler aldırmıyor sevdamıza duygular mı köreldi? yoksa biz mi yetimiz artık acının ve aşkın kesiştiği yerde yaralı kaldık tutup kime anlatsak acıyan yanlarımızı yaralarımız ağıt olur uçar gökyüzünün boşluğuna yüreğimin içini sevgi ile doldurup yakmak geçiyor içimden ve sabahın seher yellerine savurmak küllerini kurtulmak için prangalardan gidiyorum işte gözlerimde sadece iki yetimlik ah gidiyorum yolculuklara hüzün rengi veren şiirlerle kan rengi şarkılar bırakıyorum kalanlara ve gölgemi bile almadan yanıma... |
Bir şiirin güzelliğine büründürsem seni, notalar taksam sesine Salındırsam bahar akşamlarında gün batarken, bir kitapta seni yazsam, Dua diye okusam seni günaha girsem, tövbe etsem yeniden günah diye İşlemek için seni, bin kere tövbe etsem, bin kere tövbemi bozsam İşte güzelliğini sevdiğim yerindeyim hayatın Kendimleyim Başıma buyruk Yüreğime egemen Aklımdan uzakta bir yalnızlık akşamında İyiler uykuya çekilmiş Kötüler müteyakkız ve işbaşında Sıradan bir karanlık kucağını açmış bekliyor Hiçbirşeye aldırmadan yürüyorum Kendimleyim Başıma buyruk Yüreğime egemen Başladığı gibi sürmüyor yaşam Bir yağmur başlıyor beklemediğim İçim ıslanıyor Notalar kayboluyor Kitaplar yakılıyor seni yazdığım Günahlarımı af ediyorlar, Günahsız ve heyecansız çırılçıplak kalıyorum Utanıyorum Bir ana kuzusu nöbet tutuyor sınırda Kurşun belki yoldadır onu bulacak Kaç şafak sayacaktı ve kaç sabah olacaktı Koynunda yavuklu mektubu Genç bir polis kulübede nöbet tutuyor Ankara soğuğunda titriyor Kat kat göbekli biri apartmanda rahat uyuyor Kurşun gelip o polisi buluyor Utanıyorum Aklım başımda olsa isyan edeceğim Kalabalık olsam yürüyeceğim Kendimleyim Başıma buyruk Gadamı da aldılar üstelik Bu kadar ölümün ortasında Kokudan kusacağım Yediğiniz ekmeğin haram geldiği oluyor mu, yaşamaktan utandığınız, ya da çaresizliğinize kızdığınız şiddetle ve galiz küfürler savurarak taa yedi sülalesinden başlayıp bugünlere geldiğiniz, sevgiyle başladığınız bir yolu nefretle bitirdiğiniz, en kötüsü hiçbirşeye ve hiçkimseye inanmadığınız İşte sevmeye başladığım yerindeyim hayatın Kendimleyim Başıma buyruk Yapayalnız Beni de kaybetmeye hazır mısınız. Oğuzkan Bölükbaşı |
dönmek ! mümkün mü artık dönmek ? onca yollardan sonra yeniden yollara düşmek... dönmek ! mümkün mü artık dönmek ? onca yollardan sonra yeniden yollara düşmek... neresi sıla bize ?... neresi gurbet ? ...al bizi koynuna ipek yolları üstümüzden geçiyor gök kuşağı, sevdalı bulutlar uçan halılar uzak degil dünyanın kapıları... neresi sıla bize neresi gurbet yollar bize memleket... gitmek mümkün mü artık gitmek... onca yollardan sonra yeniden yollara düşmek, ... gitmek mümkün mü artık gitmek onca yollardan sonra yeniden yollara düşmek ? neresi sıla bize neresi gurbet... takılı akşamlar gün batımları... çocuk gibi aglar yaz sarhoşları... olmamış yaşamlar, eksik yarınlar... hatırlatır herşey eski aşkları...neresi sıla bize neresi gurbet yollar bize memleket..." .... |
Gittiğimde kalır aklım dönmekte, Kaldığımda keşkeler hep içimde keşke gitseydim diye... |
Gidersen… Bir gün gidersen sen de Ağlarım. Nefessiz kalırım. Uzun uzun Uzaklara dalar Gözlerim. Bir gün gidersen sen de Bir bebeğin pembe patiğinde, Dua ile beddua arasında bir yerlerde, İhanetle bitmiş ilişkilerin kekreliğinde Siyah t-shitlerin üzerindeki beyaz yazılarda Ararım seni. Sen de Artıkların kaldığı yeşilsiz piknik alanlarında, Çözülmüş test kitaplarının yanlış sorularında, 3. kez okuduğun romanın 123. sayfasındaki yırtık ayraçta Ara beni. Bir gün gidersen sen de Denizler dalgasız, Gemiler limansız kalır, Annesizliğimi hatırlatır. Yalnızlığımı alnıma yapıştırır, Gecelerin uzunluğu anlaşılır. Eğer… Eğer, bir gün gidersen sen de Annem gibi… Yine, “Gitme!” derim. “Gitme!…” |
http://www.balcanet.net/resima/jpg/siir10187.jpg Dilimde sabah keyfiyle yeni bir umut türküsü Kar yağmış dağlara, bozulmamış ütüsü Rahvan atlar gibi ırgalanan gökyüzü Gözlerimi kamaştırsa da geleceğim sana Şimdilik bağlayıcı bir takvim sorma bana Ihlamurlar çiçek açtığı zaman. http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10187-kalp.gif Ay, şafağa yakın bir mum gibi erimeden Dağlar çivilendikleri yerde çürümeden Bebekler hayta hayta yürümeden Geleceğim diyorum, geleceğim sana Ne olur kesin bir takvim sorma bana Ihlamurlar çiçek açtığı zaman. http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10187-kalp.gif Beklesen de olur, beklemesen de Ben bir gök kuruşum sırmalı kesende Gecesi uzun süren karlar-buzlar ülkesinde Hangi ses yürekten çağırırsa beni sana Geleceğim diyorum, takvim sorma bana Ihlamur çiçek açtığı zaman. http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10187-kalp.gif Bu şiir böyle doğarken dost elin elimdeydi Sen bir zümrüd-ü ankaydın, elim tüylerine değdi Sevda duvarını aştım, sendeki bu tılsım neydi? Başka bir gezegende de olsan dönüşüm hep sana Kesin bir gün belirtemem, n`olur takvim sorma bana Ihlamurlar çiçek açtığı zaman. http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10187-kalp.gif Eski dikişler sökülür de kanama başlarsa yeniden Yaralarıma en acı tütünleri basacağım ben Yeter ki bir çağır beni çiçeklendiğin yerden Gemileri yaksalar da geleceğim sana Oniki ayın birisinde, kesin takvim sorma bana Ihlamur çiçek açtığı zaman. http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10187-kalp.gif Bak işte, notalar karıştı, ezgiler muhalif Hava kurşun gibi ağır, yağmursa arsız Ey benim alfabemdeki kadim Elif Ne güzellik, ne de tat var baharsız Güzellikleri yaşamak için geleceğim sana Geleceğim diyorum, biraz mühlet tanı bana Ihlamurlar çiçek açtığı zaman. http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10187-kalp.gif Ihlamurlar çiçek açtığı zaman; Ben, güneş gibi gireceğim her dar kapıdan Kimseye uğramam ben, sana uğramadan Kavlime sadıkım, sadıkım sana Takvim sorup hudut çizdirme bana Ben, sana çiçeklerle geleceğim Ihlamurlar çiçek açtığı zaman. Bahattin KARAKOÇ http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10187-kalpler.gif |
|
Kaldırım çocuğu yüreğim Kaldırım çocuğu yüreğim Nereye baksa yok olacak Nereye dokunsa taş kesecekmiş Gibi Ağlamak istiyor gözlerim Ve ağlatmak ölesiye... Kaçmak istiyorum Kaçmak Nereye gidecegini bilmeden Kaçıp gitmek Terketmek istiyorum bu şehri Ve Terkedince ölmek http://img159.imageshack.us/img159/966/featherrn6.gifÜ.Y.O. |
bir gün camına bir yaprak düşerse yada rüzgarın uğultusu duyarsan bilki o benim ve sana geldim.. senelerce bekledim sen gelmedin şimdi ben geldim. Ve Bir Gün Yağmurun Toprağa Düşmesiyle Yayılan O Kokuyu Duyduğunda Hissettiğin Şeylerde Ben Varım.. Bilki Birtanem Herşeyde Sen Varsın!!!! Gitsemde.... Gitsende..... |
Bugünlerde Herkes Gitmek İstiyor Bugünlerde herkes gitmek istiyor. Küçük bir sahil kasabasına, Bir başka ülkeye, dağlara, uzaklara... Hayatından memnun olan yok. Kiminle konuşsam aynı şey... Her şeyi, herkesi bırakıp gitme isteği. Öyle "yanına almak istediği üç şey" falan yok. Bir kendisi. Bu yeter zaten. Her şeyi, herkesi götürdün demektir. Keşke kendini bırakıp gidebilse insan. Ama olmuyor. Hadi kendimize razıyız diyelim, öteki de olmuyor. Yani her şeyi yüzüstü bırakmak göze alınmıyor. Böyle gidiyoruz iste. Bir yanımız "kalk gidelim", Obur yanımız "otur" diyor. "Otur" diyen kazanıyor. O yan kalabalık zira... Is, güç, sorumluluk, çoluk çocuk, aile, Güvende olma duygusu... En kötüsü alışkanlık. Alışkanlığın verdiği rahatlık, Monotonluğun doğurduğu bıkkınlığı yeniyor. Kalıyoruz... Kus olup uçmak isterken, ağaç olup kok salıyoruz. Evlenmeler... Bir çocuk daha doğurmalar... Borçlara girmeler... İşi büyütmeler... Bir köpek bile bizi uçmaktan alıkoyabiliyor. Misal ben... Kapıdaki Rex'i bırakıp gidemiyorum. Değil bu şehirden gitmek, İki sokak öteye taşınamıyorum. Alıp götürsem gelmez ki... Bütün sokağın köpeği olduğunun farkında, Herkes onu, o herkesi seviyor. Hangi birimizle gitsin? "Sırtında yumurta küfesi olmak" diye bir deyim vardır; Evet, sırtımızda yumurta küfesi var hepimizin, Kendi imalatımız küfeler. Ama eğreti de yaşanmaz ki bu dünyada. Olum var zira. Ölüme inat tutunmak lazım, İnadına kok salmak lazım. Bari ufak kaçışlar yapabilsek. Var tabii yapanlar, ama az. Sadece kaymak tabakası. Hepimiz kaçabilsek... Bütçe, zaman, keyif... Denk olsa. Gün içinde mesela... Küçücük gitmeler yapabilsek. Ne mümkün. Sabah 9, aksam 18 Sonra başka mecburiyetler Sıkışıp kaldık. Sırf yeme, içme, barınmanın bedeli Bu kadar ağır olmamalı. Hayatta kalabilmek için bir omur veriyoruz. Bir omur karşılığı, bir omur yani. Ne saçma... Bahar mıdır bizi bu hale getiren? Galiba. Ben her bahar aşık olmam ama Her bahar gitmek isterim. Gittiğim olmadı hiç, Ama olsun... İstemek de güzel. CAN YÜCEL |
Bekleyenler İçin Bir ayak sesi duymayayım Kapıya koşuyorum Gelen sen misin diye Bir siyah saç görmeyeyim Yüreğim burkuluyor Ağlamaklı oluyorum Her şey bana seni hatırlatıyor Gökyüzüne baksam Gözlerinin binlercesine görürüm Bir rüzgar değse yüzüme Ellerini düşünmeden edemem Yaktığım bütün sigaraların dumanları sana benzer Tadı senden gelir Yediğim yemişlerin İçtiğim içkilerin Ve içimdeki bu dayanılmaz sıkıntı Bu emsalsiz hüzün Seni beklediğim içindir Resmine bakamaz oldum Uykulardan korkuyorum artık Utanıyorum odamdaki bütün eşyalardan Şu sedir hala gelip oturmanı bekliyor Şu ayna karsısında güzelliğini seyretmeni Şu kadeh dudaklarına değebilmek için duruyor masada Ve şu saat geldiğin anda Durabilir sevincinden Zaman çıldırabilir Çünkü benim dünyamda Ölümsüzlük, seni sevmek demektir. Bir çocuk dogmayı bekler Bir ağır hasta ölmeyi Bitkiler yağmur ve güneşi bekler Yalnız bir kadın sevilmeyi Ve düşün ki bir adam İçinde bütün bekleyenlerin korkusu ve ümidi Seni bekler Asılmayı bekleyen bir idam mahkumu gibi Sen gelinceye kadar Pencerem kapalı duracak Rüzgar gelmesin diye Artık perdeleri açmayacağım Gün ışığı girmesin diye Sonra kahrolacağım Bu karanlıkta, bu derin yalnızlıkta Ve günlerce gecelerce haykıracağım Nerdesin diye, Nerdesin? Bir gün bu kapıdan sen gireceksin Biliyorum Ergeç bu bekleyişin bir sonu gelecek Yıllarca sonra Öldüğüm gün bile gelsen Butun bu bekleyişimi ve olduğumu unutup Çocuklar gibi sevineceğim Kalkıp sarılacağım ellerine Uzun uzun ağlıyacağım. Ümit Yaşar Oğuzcan |
GİTMELİYİM ! Sen, benim ruhsatlı sevdam Ben, senin sevdakeşin. Ya sen varsın, ya da sen! Temmuz geldi, gitmeliyim. Sen şiir olmuşsan, şiir sensizliktir artık Çünkü; yokluğuna kurşun işlemez. Nicedir gözlerim dalıp gider Ekin tarlasında rüzgâr, nicedir sarı değil Sessiz hüzünlerle yazılmış alnıma Bir güneşin doğuşunu bekleyerek Ve bir sevdanın dilinden türküler söyleyerek gitmeliyim. Temmuz geldi... Babamın ismini verdim oğluma. Koçum benim.. Asi kartallar gibi rüzgârlı doruklarda Ve kaçıp sana sığındığım geceler Bütün gözlerim hatırımda. Kalbimde uçuşur en deli kuşlar Yüreğim denizlenir bir şiirin koylarında, Akar boz bulanık seller içimde Gözlerin gözlerimde direnir. Ellerin tutuşur elini tutsam Sen çöl çiçeğisin umutlarımın. Ruhsatlı sevdamsın. Seni sevmek yaşamaksa, ben hiç ölmedim. Temmuz geldi,gitmeliyim... Masumduk çocuklar kadar Acılarla olgunlaştık. Hayattan öğrendik ne biliyorsak Bu yüzden öfkeliyim yaşanmamış günlere Çünkü, bir hayat yetmedi seni sevmeye. Yüzü cama dayalı bir çocuğun Baba hasretiyle kaç gece bekledim seni. Kırık bir cam parçasıyken gençliğim Her gün biraz daha suskunken Daha bir yorgunken her günden Üzüm ekşisi bir yeşile cinasken gözlerin Temmuz geldi, gitmeliyim... Şarkılar söylerdin bilinmez makamlardan Şiirler dökülürdü yüreğinden Gözyaşlarım mezesiydi hüzünlerinin. Ya sana doymadan çekip gidersem Artık, ipe dizip türküleri, tesbih yaparsın sapına Son kuşlarda gidince, bir gökyüzü az gelir Gizli bir yas gibi büyür sessizliğim Ağaçta bir kuş yuvası olurum. Yabancı gözlerle aynalardayım şimdi Bir sen kaldın zulasında hayatın birde ben Birde ayaklanmış öfkem... Hem dünüm yeniktir sana, hem yarınım Soframda bir kırmızı gül Hastayken baş ucumda çorba, ütülü gömleğim Ekmeğim, aşım, kadınım, can yoldaşım Kundağım, mezarım, karım Ve de sevmek kadarımsın Derdimin tek anlayanı, yüreğimin güleç yanısın Gün ışığım, gökkuşağım, deli kanımsın. Yürekliysen sende beni sev bu gece Kunduramı bağlamayı öğrendiğim gün Kendimi sevdiğim kadar Yaşamaksa seni sevmek Ben hiç ölmedim. Fatih Kısaparmak |
|
Ifadesizligimiz gün eksikligi kendine mesken eylemiş yabancilaşiyor insan olan yanlarimiz duyamadigimiz seslere göremedigimiz yildizlara dokunamadigimiz tenlere adiyoruz düşlerimizi yapraklar dökülüyor gözlerimizden yaşlar gibi ama kuru ve cansiz bir gidişe ait gibiler aldigimiz kararlara kurban gidiyor gidişlerimiz suskunlugumuz ifadesizligimizdendir. Murat Tali | |
Bir Kez Gönül Yıktın İse Bir kez gönül yıktın ise Bu kıldığın namaz değil Yetmiş iki millet dahi Elin yüzün yumaz değil Bir gönülü yaptın ise Er eteğin tuttun ise Bir kez hayır ettin ise Binde bir ise az değil Yol odur ki doğru vara Göz odur ki Hak'kı göre Er odur alçakta dura Yüceden bakan göz değil Erden sana nazar ola İçin dışın pür nur ola Beli kurtulmuştan ola Şol kişi kim gammaz değil Yunus bu sözleri çatar Sanki balı yağa katar Halka matahların satar Yükü gevherdir tuz değil Yunus Emre |
Veda Hadi dramatik olmasın bir veda da ne çıkar? Ayrılırken gülümseyebilelim bir kere de, İçten bir el sıkışma olsun son dokunuş, Yaşananların hatrına düşman değil de pişman bakalım birbirimize… Kendine iyi bak olsun ağzımızdan çıkan son heceler. Hala için titresin bakarken gözlerime, Utanmalısın ayrılırken, Yanlış bir şey yapmış gibi başını öne eğmeden, Kalbinden başka birini bulup unutmakta geçmesin ne çıkar sevmesen bir daha? Hayalimle süslesen yine gecelerimi, Sanki hiç tanışmamış gibi, İlk aşkın gibi, Heyecandan kalbin duracak, Sesin kısılacak gibi olsun, Konuşamayacak kadar titresin dişlerin, Ve ellerin ellerimi son bir kez tutamayacak kadar terlesin. Ayrıldıktan sonra da özle beni, Ara,mesajlar çek,hiç utanmadan sıkılmadan, Dost gibi, Ama çokta dost değil, Hani hem sev hem çaktırma!! Gibi…. Sonra bir gün de ki bana, Beraber bir nescafe’ye ne dersin,biraz laflarız.. Sonra ben ne diyeceğimi, Ne giyeceğimi, İlk gördüğümde nasıl davranacağımı şaşırayım, Sonra özlememiş gibi çaktırmadan tokalaşalım.. Gitgide koyulaşsın sohbet, Eskilere gelsin, Ben sana, -Şu masayı hatırladın mı? Diye sorayım.. Sen de beni hiç bekletmeden, -Aaa evet unutur muyum hiç de.. Ben mutlu olayım.. Sonra dayanamayıp elimi tut, Ben inanamayım, Bir daha hiç ayrılmayalım diye fısılda kulağıma.. Bu kadar özletme bir daha kendini diyeyim ben sana.. Ve bu sefer karar verecek çok farklı şeylerimiz olsun… |
http://www.balcanet.net/resima/jpg/siir10143.jpg Bir akşamüstü bir rüzgâr yapıştı belime, içtik beraber. Sarhoşluk daha çok acıtır dedi, gözleri yaşararak. Önce inanmadım. Sonra kudurdu, kudurdu. Başım döndü, bağırdım... "Sen, giderken gülüm izlerini silmeyi unuttun. Sen, giderken bitanem, bende bıraktıklarını almayı unuttun. Sen, giderken aşkım, sen hâlâ bendeydin. Çalan bir müzik parçasının sözlerinde unuttun kendini. Bir ağustos akşamında unuttun beni ve seni. Süzülen damlaların sıcaklığında, Sensiz bir gecenin sabahındaki hıçkırıklarda unuttun seni. Terasda içilen bir bardak çayda ya da bir bardak birada unuttun. Bir mangal ateşinin sonrasında, yanmış közlerde unuttun. Beyoğlu'nun o güzel sokaklarında, O ıssız kalabalıkda unuttun kendini. Söylenen yalanlarda, 'iyi ki varsın'larda unuttun seni ve beni. Geceleri baktığımız o yıldızlarda unuttun bizi. Bir daha birlikde çıkamayacağımız Yeniköydeki çay bahcesinde, Papatya'da unuttun bizi. Adını bir türlü koyamadığın gelecekdeki güzel günlerimizde unuttun. Beraber yakılan sigaralarda unuttun bizi. Sen giderken bitanem, SENİ BENDE UNUTTUN !!!." |
|
http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10137-isim.gif Gelemiyorum yanına ! O kadar çok engel var ki arada Bir uçurtmanın kuyruğuna takılıp gelmek istedim; Çekmedi yorgun bedenimi. Bulutlara takılmayı denedim; Bir yıldırımla attı üzerinden. Dalgalara bıraktım kendimi kıyılarına vurmak için Kağıttan bir gemi kesti yolumu Koparılan takvim yapraklarıyla gitgide tüketiyor zaman beni Gün geceye gömdü gözlerimi Gece güne savurdu yüreğimi Küle dönen kor tenimde İzi kaldı dokunuşlarının. Üşüyorum... Sıcaklığını bulmak için vurdum kendimi sahranın göbeğine. Güneşin ortasına attım ip merdivenimin ucunu. İp tutuştu... Ben yanamadım. O kadar nasırlaştı ki sensiz can Öylesine mahsun kaldı ki duygular Sevda nerdedir, Özlem ne tarafa düşer? Ne yönüm kaldı, ne mevsimim Sana çıkan yolu bulamadım... Tuttuğum nefeste kaldı, Bir boğum daha ukte sevdam. Arzu Altınçiçek http://www.balcanet.net/resima/jpg/siir10137.jpghttp://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10137-asolkose.gifhttp://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10137-asagkose.gif |
Gamzelim Aşk diyorsun ama aşkı bilmiyorsun seni seven birisi var iken seni sevmeyenler ile ilgileniyorsun hayatı toz pembe görüyorsun bu gidişin sonunu sen de iyi biliyorsun Madem ki sevmiyordun; neden bir gencin en güzel yıllarında dünyayı başına yıkıyorsun bu kadar kolay mı be gamzelim bu kadar kolay mı senin için yollara mı dökülmedim senin için kendimi ateşe mi atmadım senin için, senin için, gençliğimi mi yakmadım. sen gamzelim sen... sen ne yaptın? ben senin için deli divane olurken sen sadece dalga geçtin ben ise, ben ise her gece , resmine bakarak, dualar ederek uyudum. sen ise üç beş kuruş için sahte aşklar ile dolup taştın. Senin için yapacağımı yaptım, olmadı, olmadı, artık elimde kalan tek birşey var o da senin için yanıp tutuşan üç kuruşluk bir kurşunluk canım kaldı onu da mı feda edeyim Gamzelim... Tufan Yıldız |
Günahsız aşk Zamansız gözlerini ufka dikişin var ya Beni benden edişin Hesap vermeden Sormadan Söylemeden sevişin Buğulu gözlerinde Bakışların beni bırakır gider ya Sadece Sadece sen yokken kendime gelişim Umulmadık bir yerinde hayatın Ciğerlerini söküp atarcasına Kalbindekileri haykıracakmış gibi Karşımda duruşun Ve bir kelime bile etmeden Çekip gidişin Ve susuşun var ya... Şakağıma dayanmış bir namlunun Tetiğini çekmeyişin Oluk oluk cana hayat veren kanı Şahdamarda kesişin Ve beni benden edişin En yaşanacak zamanında yaşanmamışlıkların Çekip gidişin Ve aşktan ölürken dahi Sevmiyorum deyişin Ve günahsız gidişin Beni günaha sokar ya... http://img159.imageshack.us/img159/966/featherrn6.gifUğur ARSLAN |
http://img441.imageshack.us/img441/6300/89021379dx3.jpg Sessizliktim.... Sessizim bu gece.. Hiç olmadığım kadar.. Söylenicek o kadar kelime, o kadar cümle olmasına rağmen, ben SUSTUM! Sessizlik içnde kaldım hep.. Sana söylemek istediğim kelimeleri kalbime gömdüm.. Belki birgün, hani olurya belki bigün kalbime ağır gelir kelimeler, içimden atmak isterim ya.. İşte ozaman -söylerim- diye ! Kimse yardım etmedi bana.. Sessizlik içinden çıkamadım birtürlü.. Hep sessiz kaldım ben.. Aşka, sevgiye, dostluğa, KALBİNE !! Konuşamadım.. Dilim varmadı söylemeye... SUSTUM! Kimi zaman ağladım! Bekledim.. İçimi döktüm kağıda, kaleme.. Beni tek anlayan onlardı çünkü. Ne dostum ne arkadaşım.. Hiçbişey kalmadı! Sen.. Sen ise yoktun zaten..! Yalnızlıktım işte bu yüzden... Sessizliktim... Konuşsam... susturursun diye korkuyorum.. Ağlasam... arkamdan gülersin diye susuyorum.. Sussam... işte ozaman hiçbirşey yapmıyorsun diye bende SUSUYORUM..! Belki kötü yapıyorum.. İnan hiçbirşey bilmiyorum.. Beynim ! KaLbim ! AkLım ! Hepsi sende... Hepsi sendeyken hiçbirşey düşünemiyorum... Ruhumda SADECE SEN... Ayrılık vakti yaklaşır..uzaktan.. Görürüm! Hiç sesimi çıkarmam.. Çıkaramam.. Sessizim bu yüzden işte.. Konuşamam !!! Alıntıdır |
Gel Beriye Şanın Artsın Bahçelere düşen gazel Körpe değilsin sen kartsın Uzak uzak duran güzel Gel beriye şanın artsın Sitemli sitemli bakma Beni yadellere atma Gözüm kör oldu ağlatma Gel beriye şanın artsın Et kemiğin götürseler Parça parça pişirseler Yer altına düşürseler Gel beriye şanın artsın Mecnun isem sen Leylasın Bırak Salimi ağlasın Kan böğrüne taş bağlasın Gel beriye şanın Artsın Salim Yılmaz |
http://www.balcanet.net/resima/cubuk/siir10115-cbk.jpg http://www.balcanet.net/resima/jpg/siir10115.jpg KAL BİRAZ DAHA Kaç mavi yasak yaşadık seninle, kaç deli gece... Düşünse, dolunay bile utanır, yıldızlar çıldırır, ağlar erguvanlar. Ben, seni işte öyle bir gecede sevdim, hesapsız. Ve düşlerim... Düşlerim sınırsızdı alabildiğine Duygularım sabırsız. Bir çocuk kadar günahsız. Sahi, sen de sevebilir misin beni seni sevdiğim kadar, dokunabilir misin yüreğime? Bak, orada sen varsın. "Mutluluk nedir?" diye sorsalar "Sen" derim alabildiğine, "Yalnız sen." Sesin, gözlerin, ellerin sonra, titreyen dudakların ve arzun çekingen Sen, benim her şeyimsin. Sensiz neye benzer bu ay, bu güneş? Çiçekler açar mı sen olmasan, Martılar uçuşur mu çığlık çığlığa? Sonra, kim aydınlatır benim gecemi, Günümü kim paylaşır? Kim sorar derdimi, Ben neye sevinirim, Kimle gülerim? Kal biraz daha... Beraber büyüttük sevinçlerimizi, Beraber öğrendik yaşama direnmeyi Sevmeyi beraber öğrendik. Bak, güneşler doğdu üzerimize Yolumuza begonyalar serildi. Ağlamak bu kadar kolay mıydı, Ve güzel miydi gülmek kadar? Herkese seni anlatmak istiyorum Seni söylemek şiir şiir. Her dizede sen olmalısın, adın olmalı çığlık çığlık... İçimi ısıtan sen, tam şuramda; ılık ılık, sen olmalısın kıpır kıpır yüreğimde... Sevdan olmalı deli dolu Ve çılgınlığın, çılgınlığın olmalı. Ben seni sevmeyi seviyorum Ve seni özlemeyi. Bu bir itiraftır... Aşkın yoksa ben de yokum Yetim düşlerimin kimsesizliği kuşatır benliğimi Hüzünler yağar gecelerime. Ben, bir garip ben olurum, Sığamam odalara, taş duvarlar üzerime üzerime gelir. Ruhum durmaz bedenimde, hücrelerim yaşamaz. Kurumuş dallara döner yüreğim, susuz çöllere... Gece böyle bitemez, ben ölürüm, Ölürüm gitme, kal biraz daha... KAL BİRAZ DAHA... Şebnem Kısaparmak |
Ne güzel yoldur iman yolu Serpilir gönüllere Kur'an nuru Davranışlar hep saygı dolu Ümmetinden olmak ne güzel EFENDİM Kötülük yok çıkan kelimelerde Tezvir yol bulamaz gönüllerde Şer'i kovmak asıl olan düşüncelerde Ümmetinden olmak ne güzel EFENDİM Rahmetsin tüm aleme bize laf düşmez Seni bilen kalplere günah işlemez Delice seven yüreğimiz seni nasıl özlemez Ümmetinden olmak ne güzel EFENDİM Baharı seninle tattı yeryüzü sen gelince Meserret-i figan oldu sevdan dillerde Rahmetin bitmeyecek mutlak günden önce Ümmetinden olmak ne güzel EFENDİM İftiralar karalamalar bitmedi çirkinlikler, Usanmadı uzanmaktan o nasipsiz diller Hazırlanmış bekliyor bahsettiğin gençler Ümmetinden olmak ne güzel EFENDİM Sen ümmetim diye sızlandın durdun Her halin her vaktin tebliğ için koştun Mübarek sabrın ile sayısız gönüle aktın Ümmetinden olmak ne güzel EFENDİM. Ne kadar şükür etsek az olur Allah'a Nasip olmadı seni görmek fani dünyada Duamız odur, bizi ahrette yalnız bırakma Ümmetinden olmak ne güzel EFENDİM Yaver Hayret |
http://img93.imageshack.us/img93/4865/gl247zb6ki6.jpg --- Unutamadığımsın --- Nasıl bir hikaye bu Ne başı belli ne sonu Bölüşmüştük zamanında mutluluğu Neden şimdi hüzünler benim oldu Dön gel yeterki tüm acılarını ben alayım Sen daima gül ben yerine ağlayayım Kilit vur kalbime yalnız yaşlanayım Döneceğim de yeterki gözlerim yolda nöbet tutayım Esirgeme benden yüzünü Esirgeme ne olur gülüşünü Bana yol ver hüznünü Ben yerine hayatımı karartayım Sonu geldi galiba Bir aşk daha soldu baharında Unuttuklarım bir yana Unutamadığımsın. Cem İltir --- Gidiyorum --- Ayrılık vakti geldiyse bu sevdadan, Arkamı döner giderim, bu sevda sokağından. Dilimde ne bir isyan olur, ne bir ah, Yol alırken yalnızlığa bir sabah. Kan akmaz, son kez dudaklarından Öperken seni. Batsa da ayrılığın kanlı dikeni. Gün doğarken ben batıyorum gökyüzünde, Aşka dönüş yok artık, yürek istese de. Sabah rüzgarı öperken dudaklarını, Durduramam şimdi giden ayaklarımı. Gidiyorum... Uğur Benek |
Beş dakika bekle git Sen İstinye'de bekle ben buradayım İçimde köpek gibi havlayan yalnızlığım Çünkü ben buradayım karanlıktayım Belki gelmem gelemem beş dakika bekle git Çünkü elimi kestim beni kan tutuyor Şarabım bütün ekşi suyum soğuk Yanımda olmadın mı seni daha bir seviyorum Belki gelmem gelemem beş dakika bekle git Yüzünü ıslatmadan ağlayabilir misin Yarı geceden sonra telefon ettin mi hiç Karanlık adamlar hüviyetini sordu mu Ben senin olmadığını arıyorum Belki gelmem gelemem beş dakika bekle git Bana ait ne varsa seni korkutuyor Sana ait ne varsa hiçbiri benim değil Belki ölmek hakkımı kullanıyorum Belki gelmem gelemem beş dakika bekle git http://img159.imageshack.us/img159/966/featherrn6.gifAttila İLHAN |
http://berfinyedi.sitemynet.com/mynet_resimlerim/ninsun_oktaysaglam_saglamoktay_5195141eab1cf01bf06ea1e29cbc9a5e_1__1_.jpg Kar ayaZa keSiyor icim üSür vur yüregi zaLimce aska düSür mesk nerede sevdigim göZüm söyLe az geLir az yaSamak bana böyLe yar yüreginin delibekciSiyim sevdanin kapinda nöbeteyim kar beyazi düsüyor siyah saca yar adini koyu ver öLüm kaca bir iptir bedenim cektirme sakin an geLir ödenir her saat sesinde gitmeLerin korkuSu her günün sonunda birikir yokLugunun tortuSu her saat sesinde gitmeLerin korkuSu her günün sonunda birikir yokLugunun tortuSu DiLimden düSmüyor koLaysa geLde aL icimden söküp askini cektiysen kahrimi helal et hakkini zorLu seVdam hoscaKaL.. DiLimden düSmüyor koLaysa geLde aL icimden söküp askini cektiysen kahrimi helal et hakkini zorLu seVdam hoscaKaL.. Kar ayaZa keSiyor icim üSür vur yüregi zaLimce aska düSür mesk nerede sevdigim göZüm söyLe az geLir az yaSamak bana böyLe yar yüreginin delibekciSiyim sevdanin kapinda nöbeteyim kar beyazi düsüyor siyah saca yar adini koyu ver öLüm kaca bir iptir bedenim cektirme sakin an geLir ödenir her saat sesinde gitmeLerin korkuSu her günün sonunda birikir yokLugunun tortuSu her saat sesinde gitmeLerin korkuSu her günün sonunda birikir yokLugunun tortuSu |
| Saat: 00:35 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık