MsXLabs
Sayfa 6 / 22

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Gitmek mi Kolay? Yoksa Kalmak mı? (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/3960-gitmek-mi-kolay-yoksa-kalmak-mi.html)

C.A.N.D.Y 25 Şubat 2007 22:57

http://www.hayalet.us/img/8f9cb8730416a7ac6cef2f6b27437f5a/MuCiZeMM_Tek-hayalim-yok.jpg


C.A.N.D.Y 26 Şubat 2007 17:05

GİT

Sen kalbimin içini göre bilseydin
Ellerimi tuta bilseydin
Vefasızlık yapmaz severdin
Git gözünün görebildiğine


İleride güzel günler seninle olsun
Sevgi denen varlık görebilseydi beni
Çoktan mutlu bahtiyar olurdum seninle
Senin gibi sevgililer varken biraz zor
Git beni benle baş başa bırak


Gittiğin yerde beni anma
Kulaklarım çınlamaz kalbim sızlar
Yarama tuz biber olur andığın an git
Bensiz dünya senin yalnızlık ben benle başbaşa bırak git...



Şair: Bülent Mutlu


NiliM 26 Şubat 2007 18:06

SİTEM...

Arkama bakmadan gideceğim belki…
Gözlerim gitmek istemeyecek…
Boş boş bakacağım.
Deniz bile iyi gelmeyecek…


Alçaldı bulutlarım
Yağdı yağacak,
Dökülecek umarsızca...
Nereye gittiğini bilmeden…
Kül rengi bulutlarım bile olmayacak…


Cam kırıkları acıtamaz bedenimi.
Ruhum bende kalacak,
Sonum geldi bekli de.
Ayrılıksa.. ayrılık!
Bu toprak, bu hava
Kömür karası nefesler,
Solumayayım varsın…
Riya kovalarken ardımdan,
Gideceğim…


Görmeyen gözlerim yok artık.
Duymayan kulaklarım...
Hızlı atan kalbimi,
Size esir etmeyeceğim.
Gidiyorum size inat,
Sizden çok uzaklara...
Ben sizin gibi düşünmeyeceğim.


Elimde sigaram..
Sararacak belki ellerim…
Rakı bardağım hep yanımda olacak…
Sessiz…


C.A.N.D.Y 26 Şubat 2007 19:14

http://img255.imageshack.us/img255/2821/62d6e24cfaav4xe1.png


C.A.N.D.Y 26 Şubat 2007 20:02

http://www.balcanet.net/resima/cubuk/siir10076-cbk.jpg

http://www.balcanet.net/resima/jpg/siir10076.jpg


AYDINLATMAYACAKTIN SABAHLARIMI...

Tam da kara kışlara yakalanmışken, unutmuşken baharı.

Tam da örselenmişken yüreğim acılarla, örslerde dövülmüşken...

Umutlara darılmışken, unutmuşken umut etmeyi.
Karanlıkları yar, yanlızlıkları yoldaş edinmişken.
Kaptırmışken ruhumu serseri yağmurlara.
Tam kendimden vazgeçmişken...
Girmeyecektin dünyama,
Yalancı uykular sunmayacaktın ürkek uykularıma.
Hatırlatmayacaktın uykusuz gecelerde nasıl ağlandığını.
Aldanmışlığı çok gerilerde bırakmışken,
Döndürmeyecektin yolundan duygularımı.
Kıpırdatmayacaktın yüreğimin yalnız kuşlarını.
Açmayacaktın gönül pencerelerini sonuna dek...
Gözlerini sürmeyecektin gözlerime.
Sevdanın o en çıkmaz yollarına salmayacaktın düşlerimi.
Benimsemişken boşluğu,
Boşlukla bütünleşmişken yıllar yılı,
Onulmaz acılara kucak açmışken,
Direnmişken, yaşama,
Yeni gelen günle aydınlatmayacaktın sabahlarımı.
Ve bütün bunlardan sonra,
Acısına vurulduğum aşkı,
Bir tokat gibi çarparak suratıma,
İmkansızlığı zehir gibi akıtarak ruhuma,
Çürümeye terk edilmiş bir tekne,

Yuvası darmadağın olmuş bir kuş, çalınmış bir yıldız gibi.

Bırakmayacaktın beni yolun tam ortasında.
Evet hayat devam ediyor... Ben biraz daha eksik,
Biraz daha yorgun, biraz daha yenik,
Hayat devam ediyor.
Artık kapalı yüreğim, yeni acılara, yeni aldanışlara.
Umudun soğuk ikliminde defalarca yüzleştiğim geçmiş...
VE BUGÜN...
SEN UZAKLARDA, BEN BURADA...
http://www.balcanet.net/resima/cubuk/siir10076-cbk1.jpg
Aziz EKİCİ


the_pretty 28 Şubat 2007 20:56

kendine iyi bak...


Kendine iyi bak” bir veda degil elveda cümlesidir çogu zaman. O üç kelimeden çok daha fazlasini gizler içinde...
"Kendine iyi bak." Çünkü bundan sonra ben yaninda olmayacagim. Olamayacagim. Istesem de istemesem de. Sevdim bir zamanlar seni, hala seviyorum ve benden sonra da mutlu olmani istiyorum. Olur da bir gün dönersem seni iyi bulmak istiyorum.“
“Kendine iyi bak. Çünkü bundan sonra kendinden baskasi olmayacak yaninda sana bakacak. Ben olmayacagim. Kendine iyi bak ve beni düsünme. Çünkü ben de seni düsünmeyecegim artik. Arama sakin beni, yazma, çünkü ben yazmayacagim. Sil beni yüreginden, çünkü ben silecegim. Fakat, yasanilan, paylasilan güzel seyler hatirina sana yürekten mutluluklar diliyorum. Ve ben bir daha dönmemek üzere gidiyorum.”
"Kendine iyi bak. Aramizda geçen herseye ragmen benden sonra iyi oldugunu bilmeyi tercih ederim. Aslinda bilmem çok önemli degil, iyi oldugunu varsayacagim ben. Seni bir daha asla görmemek üzere gidiyorum ben, seni kendinle basbasa, yapayalniz birakiyorum ben. Biliyorum kendini birakacaksin benden sonra, o yüzden iyi bak diyorum. Aslina bakarsan, çok da fazla umursamiyorum."
"Kendine iyi bak derler ve giderler. Tutkuyla sevenler, bazen birden fazla söylerler bunu. Çünkü onlari ayirmak, eti tirnaktan ayirmak gibidir. Kolay kolay kopamaz onlar, süreç çok aci vericidir, yürek parçaliyicidir. Her seferinde azalan umutlarla geri döner ve yine “Kendine Iyi Bak” gözleriyle ayrilirlar. Ta ki umut da, sevgi de tükeninceye kadar…Ta ki son elveda mezar sessizligine bürününceye kadar…"
Tutkunun ötesinde sevenler, bir kez “Kendine Iyi Bak “ derler ve giderler. Onlar eti tirnaktan ayirmak yerine ölümü yeglerler. Onlar bu aciyi bir kezden fazla kaldiramayacaklarini bilirler.
"Kendine iyi bak" derler ve giderler. Bu sözlerin içinde ihanet yok, hiç bir zaman olamaz derler ve giderler. En büyük ihanet degil midir aslinda seni seveni, ihtiyaci olani yüzüstü birakip gitmek. "Kendine iyi bak" derler ve giderler. Seni suskunluga mahkum edip giderler. Seni parçalara ayirip, en büyük parçayi yanlarina alip giderler. Seni senden alip giderler.
Daha kötüsü suçlayamazsin onlari tüm bunlar için. Kendine iyi bak deyip gidenin geçerli bir nedeni vardir elbet. Suçlatmaz kendini. Savasmadiklari için kizarsin ama suçlayamazsin. Savasmislarsa, yenildikleri için kizarsin ama suçlayamazsin. Yenildigin için kizarsin ama suçlayamazsin… Ayriligin kaçinilmazligina inandirir seni, kendine iyi bak derler ve giderler. Elinden umutlarini, düslerini, sevgilerini alip giderler. Bir tek anilari birakirlar geride, bir de hatirladikça gözyaslarina bogulasin diye unutulmayan nagmeler.
Arkalarina bakmadan çekip giderler eger yalniz kalmissan, çünkü insafsizliklarini görmek istemezler. Hersey o saniye orada bitsin, kapansin bu sayfa isterler. Bitti diyemedikleri için, kendine iyi bak derler. Kirildim ve affedemiyorum; diyemedikleri için kendine iyi bak; derler. Seni istemiyorum artik, hayatimdan çikaracagim ama bil ki hiç unutmayacagim; diyemedikleri için kendine iyi bak derler. Biliyorum çok kanayacaksin ama daha iyisini yapamiyorum; diyemedikleri için kendine iyi bak derler. Vicdanlarini rahatlatmak için kendine iyi bak derler, çünkü o kan uzun süre akacaktir ve o yara asla kapanmayacaktir, bilirler.
"Kendine iyi bak" bir noktadir çogu zaman. Kendine iyi bak deme bana, sadece kötülükler noktalansin isterim ben. Oysa sen iyisin… Sen gözümdeki isik, dudagimdaki tebessüm, sen içimdeki sevinçssin. Sen hayatima renk katan, sen yüregimdeki çarpinti, sen hayatimdaki nesesin. Sen yolumu aydinlatan, sen dert ortagim, sen gönül yoldasim, sen bir tanesin. Kendine iyi bak deme bana. Nokta koyma.
Keske böyle yasanmasaydi bazi seyler, keske affedebilsen beni, keske ben de affedebilsem… Keske döndürebilsek zamani geriye. Keske bugünkü aklimizla yasasak herseyi bastan. Nafile... Ama yine de, gitmesen olmaz mi? Bitmesek olmaz mi? Sen eksikken, ben nasil tam olurum? Senden kalan boslugu kimlerle doldururum? Savassak, aramiza giren seytanla olmaz mi? Hani büyük asklar her türlü engeli asardi, hani gerçek dostluklar her sinavi geçerdi, hani sevgi eninde sonunda kazanirdi? Hani hayatta hiç kirlenmeyecek degerler vardi? Hani en büyük zaferler, en kanli savaslarin ardindan kazanilirdi? Bunlarin hepsi yalan mi? Sahiden..., gitmesen olmaz mi? Bitmesek olmaz mi?……….
Peki o zaman... Senin istedigin gibi olsun... Öyleyse...Sen de Kendine Iyi Bak. "Kendine iyi bak" derler, kursunu kafana sikip giderler... ...


Pollyanna 28 Şubat 2007 21:36

aşk'a ne oldu?


hep bir giden..
birde kalan geride..
aşk neresinde peki
haksızlık ettiğimiz kendimiz mi?
aşk mı?..


Misafir 28 Şubat 2007 21:44


AŞK FIRLATILDI BIR KENARA
arada kalrısa ahı buyuktur
aşk anlamı fark lıdır
aşk a haksızlık edıyoruz
aşk ın adı nı nefret edıyor lar
en guselı aşık olmak


HASRET Mİ ZOR GURBET Mİ ??


the_pretty 28 Şubat 2007 22:22

Acı bir hayat.
Bir tek senin aşkın mı aşk?
Sen misin sevda yanığı kaçak
Ben seni sevdim seveli yandım
Yandım,yandım sende söndüm

Hayat bana bir dargın bir barışık
Her günüm senle karma karışık
Çakmak, çakmak gözlerinde ışık
Senin sevdan bende, barut fişek

Ulaşılmayı beklerken ayrılık
İkimizin kaderi olsa gerek
Bana ayrılık yazan felek
Sensizliğini bana giydirecek

Yapma be sevdam ağlama artık
Bu kader senin değil benimdir
Sana gelen bu ayrılık, firak
Bende oluyor acı bir hayat


Alaaddin Uygun


Misafir 28 Şubat 2007 23:13

Sen bu şiiri okurken
Ben çoktan bu şehirden gitmiş olacağım
Artık ne özlemlerimi duyacaksın bıçak yarası
Ne de telefonların çalacak gece yarısı
Ve bu zavallı yüreğim olmayacak artık
Kaprislerinin hedef tahtası...
Seni sana
Beni bir akıl hastanesine
Bırakıp gideceğim bu şehirden

Nasılsa kavuşamadım sana
Nasılsa dudaklarının kıyısına varamadım
Nedense bütün çıkmaz sokaklar adresim oldu
Ve nedense bütün kırmızı ışıkları üzerime yaktın
Ne yaptımsa
Bir türlü sana yaranamadım
Artık adressiz
Işıksız
Ve öylesine ıssızım
Dünlerin kadar eskiyim
Verdiğin acılar kadar paslıyım
İşte çıkıp gidiyorum hayatından
Nasılsa fark etmez senin için
Belki çok şanslı
Belki de en yaşlıyım...
Artık
Pusulam hasreti
Saatim yalnızlığı
Ve takvimler sensizliği gösteriyor bana
Neylersin
Yolcu yolunda gerek
Belki bundan sonra
Belki senden sonra
Adam olur bu “asi yürek”
Ve dersini alır da bu sevdadan
Bir daha
Boyundan büyük denizlere
Asılmaz kürek

Yarın bu saatlerde
Ben yollarda olacağım
Sen kimbilir kaçıncı uykunda
Masal mavisi bir rüyada
Ve elbette o korsan yüreğin
Yine pusuda
Oysa
İlk defa sesimi duymayacaksın
Sitemlerin sahipsiz
Soruların cevapsız kalacak
Belki ilk defa içini kemirecek yokluğum
Tanımadığın bir koku içini saracak
Ve ilk defa kendinle hesaplaşacaksın
Ne oldu?
Ne oluyor?
Ne olacak?
Sonra
Bir gözün kör
Bir kulağın sağır
Bir ayağın kırık
Bir kolun kesik
Düşeceksin yollara
Yani baştan başa yarım
Yani baştan başa eksik
Bütün duvarlar üstüne yıkılacak
Belki ilk defa
“Unutuldum” diyerek için sızlayacak
Ve sen bu şiiri okurken
Ayrılığımız çoktan başlamış olacak
Belki de son tesellin
Sana yazdığım “bu son şiir” olacak
Ve kimbilir
Unutulmuş bir gecenin tam ortasında
Başucundaki bir radyoda
Uykusuz bir şair yüreğini çınlatacak
Ve bir daha fısıldayacak kulaklarına
Sana adanmış bu satırları

“Bütün şehirler uyur
İstanbul uyumaz
Ve birgün
Bütün sevenler unutur seni
Ama bu “şair yürek”
ASLA UNUTMAZ...”
http://img159.imageshack.us/img159/966/featherrn6.gifAhmet Selçuk İLKAN


NiliM 28 Şubat 2007 23:51

Bana Gözlerini Anlat

Sana sen var saat.
Öldürme zamanı tekmil düşünceleri
Bir tik tak sonrasının sonsuzluğunda,
Taburcu olmadan umutlar yürekten,
Uzan usuldan yanı başıma,
Bana gözlerini anlat.

Bana gözlerini anlat.
Ko, en incesinden intiharlar saklasın derinlerinde
Bir yıldız olup kaysın döşümden içeri
Ayın geceye küskünlüğünde.
O ki,
Efkârım tespih sırası.
Pusmuşum,
Susmuşum,
Susamışım,
Kesmişim fermanımı kendime
Kalemim kırık
Darağacım sensizliğin orta yerinde
Orada asılacağım
Gözlerine bir bakış kala.

Bana gözlerini anlat..
Katran karası bir geceden serpiştirilmiş yıldız gibi
Gözlerinden bir avuççuk dolduracağım nabzıma
Ve gecenin alnına çentikler kazıyacağım
Hasret güle tomurcuklandığında
Kesip çıkaracağım yokluğunu gelincik kırmızısı düşlerden
Kilometreleri budayacağım
Anlat sen
İster fısıltılı
İster susarak
Duyacağım

Gece
Kahırların demlendiği sırı dökülmüş demlik
İçinde şiirler katranlaşmada
Az kaldı ağıda dönüşecekler.

Ben ki,
Milyon sene yaşamışım yokluğunda bir günde
Anlat sen
Bir milyon yıl daha geçiririm
Gözlerine sürgünde
Gök yüzü özgürlüklerim senin olsun
Bütün mavilerimi al istersen
Bir masum cinayet işleyip gideceğim.
Yok edeceğim kendimi gözlerinde
Yeter ki,
Anlat sen...

Mustafa Şekerci


Pollyanna 1 Mart 2007 11:15

Gidiyorum,

Hiç ummadık bir sonbahar yaprağı

Dalından kopup,

Yağmurlara değmeden,

Son bahar bitmeden

Sen gitmeden,
Döneceğim…


Misafir 1 Mart 2007 19:00

Artık gitme demeyeceğim, zaten iyice hazırsın bu sefer.
Herşeyi yanında götür; anılarımızı, umutlarımızı, sevgimi de al belki lâzım olur.
Tek kelime etmesem diyorum, ama etmeliyim, sana bilmediğin bir şeyden
bahsetmeliyim; kendimden. Evet, onca zaman tanıdığını sandığın benden.
Hırçın yanımı gördün daha çok, oysa öyle uysal bir çocukmuşum ki.
Neydi beni zaman zaman hoyrat yapan?
Sanırım, düşünmedin.
Birini ayrı tutsam da renklerin hepsini sevdim, mevsimleri de.
Aslında çok şey var sevdiğim,
kavgalar ve savaşlar dışında bir de niye olursa olsun vedalaşma anları,
İsterdim ki uyumlu halimi yaşasaydın daima ama bana hep vurgun
saatlerinde geldin, ya da sen vurdun.
Uzaklara bakardım uysal çocukluğumda içimde dolmayan derin boşluğumla,
denizden gelecek bir gemi bekledim durdum,
sonra yıldızlara baktım yıllarca ve sen sandığım bir yıldıza.
Kadınlar, erkekler, çocuklar ve şehirler tanıdım, çoğunu da sevdim.
Aşklarım da oldu, hem de uğruna ölebileceğim aşklar, ama en çok seni sevdim.
Ve şimdi gidiyorsun, evet git içimdeki melek sana dua edecek.
Sanırım kahrolmayacağım bu veda sahnesine - senin baban öldü mü?
Bu gidiş ölümden beter olamaz.
Hangisi doğru bilmiyorum,
Seni uğurlayıp öylece kalmak mı?
Yoksa, benim uyumamı bekleyip gitmen, benim de sensiz sabaha uyanmam mı?
Bence şimdi git, hayır gitme! Yani git de önce üstümü ört, ben uzanayım şöyle, ışığı kapat ve git.
Hayır hayır gitme!
Yani git de ışığı yak git, ben karanlıktan korkuyorum da!
Hem sensizlik hem karanlık bu kadarı fazla.
Üstümü de örtme bu şevkat de fazla, ışıkların hepsi açık olsun.
İçim burkuluyor sen nasıl gidersen git.
Dur, burayı iyi dinle; birkez daha söylüyorum ve son kez.
Seni seviyorum.
Sen giderken ben içimden haykıracağım 'kusursuz bir aşktı bu' diye.
Kusursuz bir aşktı benim sana büyüttüğüm sen ne yaşadın bilmiyorum...

Yine de tanıdı gönlüm yaşadı
Bir kusursuz aşk büyüttüm sana pişman değilim

Her akşam vaktinde bu gönül üzülür
Hüzünle dolar seni düşünür
Şimdi çok uzakta kimbilir neredesin
Geri dön ya da dönme ben sendeyim


Artık gitme demeyeceğim, zaten iyice hazırsın bu sefer.
Herşeyi yanında götür; anılarımızı, umutlarımızı, sevgimi de al belki lâzım olur.
Tek kelime etmesem diyorum, ama etmeliyim, sana bilmediğin bir şeyden
bahsetmeliyim; kendimden. Evet, onca zaman tanıdığını sandığın benden.
Hırçın yanımı gördün daha çok, oysa öyle uysal bir çocukmuşum ki.
Neydi beni zaman zaman hoyrat yapan?
Sanırım, düşünmedin.
Birini ayrı tutsam da renklerin hepsini sevdim, mevsimleri de.
Aslında çok şey var sevdiğim,
kavgalar ve savaşlar dışında bir de niye olursa olsun vedalaşma anları,
İsterdim ki uyumlu halimi yaşasaydın daima ama bana hep vurgun
saatlerinde geldin, ya da sen vurdun.
Uzaklara bakardım uysal çocukluğumda içimde dolmayan derin boşluğumla,
denizden gelecek bir gemi bekledim durdum,
sonra yıldızlara baktım yıllarca ve sen sandığım bir yıldıza.
Kadınlar, erkekler, çocuklar ve şehirler tanıdım, çoğunu da sevdim.
Aşklarım da oldu, hem de uğruna ölebileceğim aşklar, ama en çok seni sevdim.
Ve şimdi gidiyorsun, evet git içimdeki melek sana dua edecek.
Sanırım kahrolmayacağım bu veda sahnesine - senin baban öldü mü?
Bu gidiş ölümden beter olamaz.
Hangisi doğru bilmiyorum,
Seni uğurlayıp öylece kalmak mı?
Yoksa, benim uyumamı bekleyip gitmen, benim de sensiz sabaha uyanmam mı?
Bence şimdi git, hayır gitme! Yani git de önce üstümü ört, ben uzanayım şöyle, ışığı kapat ve git.
Hayır hayır gitme!
Yani git de ışığı yak git, ben karanlıktan korkuyorum da!
Hem sensizlik hem karanlık bu kadarı fazla.
Üstümü de örtme bu şevkat de fazla, ışıkların hepsi açık olsun.
İçim burkuluyor sen nasıl gidersen git.
Dur, burayı iyi dinle; birkez daha söylüyorum ve son kez.
Seni seviyorum.
Sen giderken ben içimden haykıracağım 'kusursuz bir aşktı bu' diye.
Kusursuz bir aşktı benim sana büyüttüğüm sen ne yaşadın bilmiyorum...

Yine de tanıdı gönlüm yaşadı
Bir kusursuz aşk büyüttüm sana pişman değilim

Her akşam vaktinde bu gönül üzülür
Hüzünle dolar seni düşünür
Şimdi çok uzakta kimbilir neredesin
Geri dön ya da dönme ben sendeyim


Pollyanna 2 Mart 2007 12:42

Sen bu dağların sevda türküsüsün bahar gözlüm, denizlerin mavisi, bulutların beyazısın. Çatlamış toprağın bağrına düşen bir damla su’sun. Ne zaman bahar gelse, yağmur yağmur çiçek açar gökyüzünde sesin.

Ben sonbaharın yorgun yanık türküsüyüm oysa, sarıya çalar rengim, rüzgarlar estikçe savurur gider yapraklarımı uzak diyarlara.
Sonbaharda kar yağar üzerime, üşür ömrüm. Yalnızlık kocaman bir dağ olup büyür gözlerimde. Gitme sevdamsın! Gidersen rotası belli olmayan gemiler alıp götürür umutlarımı ulaşamıyacağım yerlere...

Sen gülüşünde baharın ilk sevincini, gözlerinde göğün uçuk mavisini taşıyorsun!.. Baharın kokusudur yeryüzüne dağılan temiz nefesin. Yaşamak bir su gibi berrak yüzünün aydınlığında, bir köy türküsü gibi içli ve hilesiz dağçiçeğim...

Ben seni ozanca sevdim türkünakışlım, aybakışlım, sular gibi temiz, bir rüzgar gülü gibi hilesiz. Mehtabın güzelliği, yıldızların ışıltısısın sen karlı dağlarda, rüzgarların soluğu, güneşin dostluğusun. Umut, aşk ve alın terisin sen akalınlarda. Toprağa ekilen tohum, bahara söylenen aşkşarkısısın. Ceylan gözlerin sevinci, dudakların ıslığısın türkülü ırmaklarda... Gitme ne olur.

Gidersen, yaşamın acılı haritasında yaralı bir kalbin, adını bilmediğim çiçekleri kanar içimde her gece... Ay suskunlaşır, yıldızlar suskunlaşır, acılar suskunlaşır, yitirir sesini yaşayanlar da ölüler gibi... Suskunluğun trendinde kan kusar yürekler sensiz. Rüzgar da esmez artık buralarda, çiçekler de açmaz, herkes boynu bükük kalır bu şehirde, çekip gider mutluluklar... Gitme ne olur.

Bak hüznün zifiri saçları akıyor geceye, gecenin karanlığına karışıyor hüznüm... Lanetlenmiş yalnızlıklara ah ediyor kalbim. Her gün biraz daha büyüyor içimdeki kırgınlık... Gitme... Acılar içinde olsam da yaşamı çılgınca sevdim ben. Çılgınca sevdim bu dağları, bozkırları, güneşi. En çok seni sevdim dağçiçeğim, en çok seni sevdim... Gitme ne olur.

Yol türküleri kederlidir nazlım, yol türküleri dertli, yol türküleri acılı. Gidersen kar yağar istasyonlara, boynu bükük bakar ardından bütün akasyalar.

Gitme, bir güvercin sıcaklığı gibi kal yüreğimde. Ben ki sevdamı dağlı bir çiçek gibi göğsümüm üstünde taşıdım hep, namusumun akında. Ne zaman gözlerine baksam beyaz beyaz güvercinler kanat çırpar mavilere; Güller açar ne zaman ellerimi uzatsam saçlarına, serin serin eser yeller.

Bu sevdayı alıp gitme benden, alıp gitme mutluluğumu gözleri türkülü kuşum; içimdeki baharı öldürüp gitme, kimsiz, kimsesiz boynu bükük bırakma türkülerimi. Körpe bir dal gibi koparma sevinçlerimi yüreğimden ne olur... Gitme sevdamsın, ateşimsin, hasretimsin… Gitme ekmeğimsin sen, suyum, havamsın… Gitme, ben sana kalbimi verdim… Kalbimi de alıp gitme…

Gitme, figan düşer denizlere sular çekilir
yağmur yağmaz vahalardan kirpiklerime
bir rüzgar hıçkırır tenhada, bir dal kırılır
boynunu büker sabah kervanları kelebekler ölür

gitme
bir yıldız küser göğüne, içini çeker bir çocuk
şaşırır yönünü rüzgarlar
bütün pınarların suyu çekilir
solar nazlı çiçekleri kalbimin, üzülürüm

gitme
öksüz kalır içimdeki imge dağları
saçlarını öpen seher yeli, çoban yıldızı
bir daha turnalar geçmez, bülbüller ötmez
çiçekler açmaz bahçemde ah be gülüm

gitme
içimdeki bütün vagonlar devrilir
bir kar yağar istasyonlara, üşürüm

gitme
bütün ormanlar ateşe verilir
kuşlarda gider bu kent de, ölürüm

gitme kal
menevşeler açsın dağlarda
sevince dönüşsün gökyüzü
iki çığlık arasında bırakma beni ah gülüm
yokluğuna alışamam yokluğun ölüm

Nuri Can


soya 2 Mart 2007 12:57

gitmek kalmaktan daha zor...

bazen kalmak sevginin örneği bazen bi yüzsüzlük ifadesi kimileri buna gurur diyor belkide ne yaşandığına göre değişenlerden..

gitmek herkesin alamayacağı kararlardan ve en zoru savunma bitmiştir açıklama bimiştir gurur aşk sorguları kalana emanet edilmiştir ve hala giderken bile acaba doğrumu yapıyorum veyahutta onu mu cezallandırıyorum kendimimi diye ömür boyu sorularla yaşamaktır..


Pollyanna 2 Mart 2007 13:10

Bu senin son gidişin miydi sevgili..?

Bu son gidişin miydi anlayamadım sevgili..Hani hep giderdin ve gelirdin ya geriye, bu da onlardan biri miydi..? Uzun zaman oldu bu sefer, söylemek ve sormak zor geliyor ama bu senin son gidişin miydi sevgili...? Küçük bir oyun oynuyor gibiyiz sanki. Ben ebe olmuşum sen saklanan...Nerelere saklandın da bulamıyorum seni. “Ah işte ordasın” dediğim yerlerden hep başkaları çıkıyor, herkes hep bir ağızdan, dalga geçer gibi, “çanak çömlek patladı” diyor,bense garip bir umutsuzlukla geri dönüyorum ağacıma, kaldığım yerden seni aramaya başlamak için.

Bu son gidişin miydi, anlayamadım sevgili.. Göremeyeceğimi sandığım zamanlarda birden karşıma çıkıyor, içimde yeni yangınlar bırakarak geri dönüyorsun. Kimlerin yanına dönüyorsun da uzun sürüyor sessizliklerin? Gittiğin yerlerde bana benzeyen ve tanıdık bir şeyler var mı bari.? Gülmeyi unuttuğun zamanlar, kimleri çağırıyorsun yanına..? Hüzünlerini kovan yürekli biri var mı yani..? Hani bir anda gelip de o puslu havayı dağıtan, seni içmeden sarhoş eden ve güldüren, hüzünlerini bulamayacağın yerlere saklayan biri..Sen dayanamazsın yalnızlığa. Dokunmak ve karışmak istersin. Yalnız kalmak sana acılarını hatırlatır..bir kadının teninde istemeyerek bıraktığın acıları. Yalnız kalmak sana çocukluğunun masum düşlerini hatırlatır.. ağlamak istersin ama ağlayamazsın. Yalnız kalmak sana tutunamadığın sevgileri hatırlatır; çaresizliğini, yıkılmışlığını... arkanda bıraktığın, dokunmaya korktuğun özlemleri. Yalnız kalmak sana göre değil sevgili.. Sen yalnızlığında kendinle karşılaşır ve ürkersin yüreğinin saatlerce sana karşıt konuşmalarından. Bu yüzden merak ediyorum ya, başkalarına da ‘hüzün kovan kuşum’ diye sesleniyor musun acaba..?

Bu son gidişin miydi, anlayamadım sevgili.. Hani birden için çocuklar gibi şımarmak istediğinde, parmakların telefona gider, arar ve kusardın ya, dizginleyemediğin coşkunu ve manyaklığını.. hani bir tek ben anlardım ya, senin bu ani çıkışlarını, serseriliğini ve türk dil kurumunda bulunmayan hafif meşrep kelimelerini ve cümlelerini.. hani kimseyle böyle konuşulmaz deyip de, sınırlarını aşardık ya gereksiz kibarlığın ve nazlanmaların.. Uzun zaman oldu içimizdeki bu deliliği ve bastırılmışlığı dışa vurmayalı. Bu yüzden merak ettim, bu senin son gidişin miydi sevgili, anlayamadım...

Söylenmemiş ve çoğaltılabilecek bütün sözleri kendi adına söyledin ve gittin..Umuduma, çılgınlığıma ve kadınlığımın senin yanındayken güzelleştiğine inanırken, yokluğunu mutlu edemeyeceğime inandın ve gittin..Sana karışıp, yüreğine akmama izin verip, beni göklere çıkartırken; bir anda yere indirdin, midemi bulandırdın ve ayrılığı sıkıştırdın parmaklarımın arasına, gittin.. Ne kadar değerli ve farklı olduğumu anlatmakta zorluk çeken sen; yalnızlığımın en ıssız, en karanlık ve en savunmasız zamanlarında beni dinlemedin, gelmedin ve gittin..Sevmek bu kadar basit, bu kadar kolay ve taşınabilir bir eşya gibi hafif değil; çıkartıp da bir başka yere koyabileceğin. Bu yüzdendir ki sen beni hiç sevmedin sevgili. O “seni çok seviyorum” diye haykırdığın nadir zamanlarda bile, bunu söyleyen sen değil, senin geçmiş bir sonbahar’da bıraktığın, sana benzeyen ama sana çok yabancı olan sesindi. Bu yüzden sen beni gerçekten sevmedin sevgili. Kendini daha ne kadar kandırabilirsin bilmiyorum ama sen acı çekmeyi seviyorsun... bense balonlar patlatmayı, uçurtmalar uçurmayı ve yaşamayı seviyorum her şeye rağmen. Sen korkularını seviyorsun.. bense, korkularımın üzerine gitmeyi, savaşmayı ve hatta gülmeyi kaybederken bile... Artık biliyorum, bu senin son gidişindi sevgili ve benim son bekleyişim, son vazgeçişim sevdandan...

Artık gelsen de ne işe yarar ki..? Ben; sana olan kırgınlığımı, yokluğunu, özlemini, umutsuzluğunu sevmeye başladım. Ben senin giderken bende unuttuğun ve zaman zaman öksüzlüğüne ağlayan sevdanı sevmeye başladım. Ben senin artık beni unutan, merak etmeyen ve değer vermeyen yüreğini sevmeye başladım. Şimdi hangi tende üşüyorsun da titrediğini hissediyorum kilometreler ötesinden? Ben senin başka mevsimleri tanımak isteyen o heyecanlı ama tutunamayan bakışlarını sevmeye başladım. Artık gelsen de ne işe yarar ki..? Parçaladığın sevgimi toparlayabilecek ve çiçekler toplayıp yollarıma serebilecek kadar güçlü değilsin sen. Sen, ben değilsin. Hiç olmadın ve olamazsın..O sakladığın yüreğine hiç almadın beni, hiç özlemedin, gözlerin hiç uzaklara dalmadı, belki de şerefime hiç kadeh kaldırmadın. Bu yüzden bu senin son gidişin olsun sevgili, ayrılığın hakkını ver. Böyle bir sevgiyi terk edebilecek kadar yürekli oldun, beni unutacak kadar da korkusuz ol. Özleme, yolunu yolumdan geçirme, sesime düşme, salaş meyhane masalarında konuşmalarımı arama, rakının yanında anma adımı..ayrılığın hakkını ver. Çünkü bunu sen istedin..

Bu senin son gidişin olsun sevgili, bıraktığın son acı olsun. Ve ben senin yaşayamadığın son sevda olayım...

Pelin ONAY


Mystic@L 2 Mart 2007 15:10

Öldüğüm Gün

Ben öldüğüm gün
Yeşil bir elbise giy.
Bir daha görmeden yüzümü, ellerimi
Kırlarda dolaş, şarkı söyle
Ağla, gözyaşın çimen beslesin
Ulu bir ağacın dalına as resmimi

Ben öldüğüm gün
Güzel insanlarla konuş
Deniz kenarında otur, bir sigara iç
Dalgalarla dertleş.
Gözlerinin rengiyle boyansın baktıkların
Ama karaların uzağından geç

Ağustos 1985
Kemal Kale


the_pretty 2 Mart 2007 23:28

http://www.balcanet.net/resima/jpg/siir10178.jpg

Hoşçakal aşkım
Yolun gülle,
Yüreğin sevgiyle dolsun..!
Bak...

Nerelerden nerelere geldik...
Şimdi biz bittik...
Bir de başlangıcımız vardı
Sonunda bol gözyaşı döktüğümüz.

Sor yağmurları kendine
Kışları da sor.
Baharları bana bırak
Senden tek yadigar olarak.

Adı belli, sonu belli idik.
Soğuk bir mart akşamı idi
Beni son kez öpüp gidişin.
O an sadece yanımdan
Karanlığa karışmıştı yansıman.

Şimdi
Yüreğimden git diyorsun
Olur birtanem giderim .
Yollar böyle uzun
Aşk’lar böylesine vurgunken
Giderim, son kez gözlerine bakamadan
Giderim, son kez sarılamadan
Uykusuz sabahlayarak.

Pişman değilim
Sevdim seni.
Delice sevildim.
Hayat seni yaşamamı istedi
Yaşadım..
Ama keşke
Yüreğinden giderken
Ölüm beklemese başucumda.

Yine de
Yolun gülle,
Yüreğin sevgiyle dolsun..!
Sana en kötü sözüm bu olsun..!


Mystic@L 3 Mart 2007 00:55

Unutma
Güneş inşaattaki ameleyi de yakar,
Kumsaldaki tatilciyi de
O, ısınmasını bilene!...

Korkmaz Bıçkın


Misafir 3 Mart 2007 01:31

Sen Git Me

Alıştım desem sana bana kızar mısın?
Tutkunluğun oldum
Alışılmışlığım
Tiryakiliğim

Sen şimdi gidersen ben hepten yalnız kalacağım
Sen
Git
Me

Şimdi sen gidersen
Hane gideceksin ya
Hane durduramayacağım ya seni
İnfilak edilmiş bir ben kalırım ardında

Sen şimdi gidersen ben hepten yalnız kalacağım
Sen
Git
Me

En üstün körü
En içli
En parçalayıcı
Hiç kimsenin cesaret edemediği
Çırpındığı yalnızlığı yaşarım

Sen şimdi gidersen ben hepten yalnız kalacağım
Sen
Git
Me

Hepsi yaralar diyordu büyük şair
Doğrudur
Hepsi yaralar, sonuncusu öldürür
Bakışlarımda yarı ölü baharlar açar

Sen şimdi gidersen ben hepten yalnız kalacağım
Sen
Git
Me


Mystic@L 3 Mart 2007 10:39

Taş Duvarlara Sor

Bilmezler aşkımızı kime sorsan
Sevdamızı herkesten gizledim.
Kapanmıyor gönlümdeki yaran
Kavuşmak için hep seni diledim.

Sana olur olmaz şiirler yazdım
Eğer dinlersen okurum onları.
Birlikte geçen günleri ararım
İstemem sensiz geçen yarınları.

KOÇ'um seni sensiz yaşıyorsa
Hayalimde düşümde kalbimdesin.
Taş duvarlara sor anlamadınsa
Yanıp da kül olan ateşimdesin.

Kamil Koç


tikkymelike 3 Mart 2007 15:47

GİTME DESEN DE GİDECEĞİM

Ful çiçeği kokuyor şimdi yıllar
Egzotik meyve tadına dönüşen şiirler
Kahverengi tonların cıvıltısına bürünen hazanlar
Meyvelere duran acılar hüzünler.
Yağmurların diliyle konuşan umutsuz yarınlar
Yabani nergizleri derlerken orkideleri öldüren eller
Şevkat verenin şevkat hakkı için söyleyin unutuldu mu?
O tatlı esintili baharlar yazlar unutuldu mu söyleyin.
Bereketli toprakların sevecen evlatları
Söyleyin o gül yüzlüm nerelerde
Gitme demesin gitme dese de gideceğim
Çıkmazlara sürüklenen hayaller düşler.
Yüreğini üşütecek güz rüzgarları
Büyürken azalan tutkularını sevdalarını silecek
Gün geçtikçe ayağa düşen zavallı sevdalarını
Dönüp bakmaz asil yürekler ardına bilesin.
Bir tebessümünle mavileşen denizler
Kaş çatışınla köpüren iç dalgalar
Ömrü süsleyen güzel sözlerin
Bin ölüm getiren susuşların.
Şimdi/suskulardasın
Etme sakın sadakat yeminlerini
Gitme kal deme
Kiminle olursan ol yalnızlığa mahkumsun.
Sen beni
Ben aşkı öldürdüm
Neye yarar artık
Gitmek/kalmak
Ölen bizdik sevdiceğim biz
Biz öldük ebediyete kadar/Biz öldük.

Necmiye Sarpkaya


Misafir 3 Mart 2007 20:35

Sana uzak kentlerden birinde zamanın bir yerinde seni ve senli günleri anımsattı aksam güneşi...

Onca zamanın üstünde eskimeyen bir düşüncesin şimdi

İnsan hergün anımsarmı aynı gözleri

SENİ SEVİYORDUM ve senin haberin yoktu

Saçlarını izliyordum uzaktan, kulağının arkasına düşüşü ve burnun, herkesden başkaydı işte...

Güldüğü zaman yukarıya bakardı;

Yukarı kalkan başın ve gülen gözlerin vardı...

Ne güzeldiler sen bilmiyordun...

BEN SENİ SEVİYORDUM...

Kalbime sığmıyordu aklımdan geçenler

Duvarlara, vitrin camlarına, kaldırımlara çarpıyordu

Geri dönüyordu, çoğalıyordu

Senin sesini duyduğum masalarda erteliyordum herşeyi, herseyi erteliyişim oluyordun

Kalp ağrısı oluyordun,

Birlikte soluduğumuz sokak isimleri oluyordun,

Mevsimler değişiyor ve büyüyorduk,

Dönemeçler geçiyor, köprüler göze alıyorduk ve bazen tekin olmayan suların üzerinden atlıyorduk

Cesurduk...

Ufuk çizgisi maviydi, gün batımı hep turuncu ve kızmızıydı bütün karanfiller...

Ben SENİ SEVİYORDUM sen bilmiyordun...

Sevinçlerim oluyordun arasıra sen hiç bilmiyordun

Sonra herhangi biri oldun, bütün sevinçlerim bittikten sonra

Yagmurlar yağdı serin haziran aksamlarına

Derken bir gün uzaktan gördüm seni...

Saçların bana inat başın herseye meydan okuyarak işte yine aynı

Kalbimi acıttı her zaman ki gibi...

Değiştik sanıyordum ve sen yine bilmiyordun

Şimdi bunları anlatsa sana birileri kim bilir yada boşver bilme en iyisi...


giDiyOruM arTık...

Yürüdüm yüreğimin yollarına sererek hıçkırıklarımı
yağmur yağmur tomurcuklara yağdı gözyaşlarım
en içli sevdalarla beslerken yüreğimi
duygularımı aşkın denizine düşürdüm
acılar ki
zemheri kadar karlı, bir yol gibi uzun
kimseler görmesin diye
gözlerimde sel sel taşan yalnızlığı
kimseler duymasın diye sesimi
ışık sızmayan bir bodrumun karanlığına gömdüm

ve bir gün öldüm
kirletilmiş gökyüzüne savurarak hayallerimi
yükleyip cesedimi yüreğimin ağrılarına
kayboldum korkunç uğultusunda rüzgarların

acının sevinçle kucaklaşacağı zamanlara saklamak için gözyaşlarımı
bir yıldızın karanlığa gözkırpacağı gecelere bırakıyorum yaralarımı
dertlerimi denizlere salıyorum ki gemiler alıp gitsin uzak kıyılara

Ey hayat, kırgınım
hüznüm yırtık gömlek gibi durur her gece sırtımda
kırılgan bakışlarımda hüzün sızıyor aynalara
ne kimselere anlatacak bir öyküm var mutlulukla başlayan
ne de bir sevinç, gözlerimde bahar yeşili umutlar taşıyan
şimdi mutsuzum,
avuntusuz ve suskun
şiirlerimi yitirdim dudağında aşkın

ey gecelerinde kahrolduğum hayat
sokaklarında sırılsıklam ıslandığım şehir
artık bu yerlere sığamıyorum
gökyüzünde sürü sürü turnalar göçüyor sılama
turnalar gidiyor ben kalıyorum
uyku tutmuyor geceleri
yitik düşlerimin gölgesine sığınıyorum
gölgeler gidiyor ben kalıyorum
bil ki göçmen hiç bir kuş uçamaz kanatları kırıksa

hasretim ince bir yoldur yangınlara
kırıldı kendime saklaya saklaya içimdeki gül
tut ellerimden alıp beni sevinçlere götür ne olur
vefasız dünyanın ihaneti bitirir beni
ardına saklanacak bir gölgemde yok

sevinçler dağıtırken acılar toplayan bir çardak kuşuyum şimdi
şimdi ömrüm, saçlarım kadar karlı ve puslu
hüzünlü bir ırmaktır şimdi yanaklarımda yüreğime akan
bil ki artık hiç bir şey avutmuyor beni
şefkatine sığındığım sıcak bir kucak bile
ezilmiş gelinciklerin çığlığında kaldı sesim
kırların ürperişi gibi dökülüyor sözcükler dudağımda
hıçkırıklar boğazıma tıkanır her defasında
içimde binlerce şiir yanar

kimseler aldırmıyor sevdamıza
duygular mı köreldi?
yoksa biz mi yetimiz artık
acının ve aşkın kesiştiği yerde yaralı kaldık
tutup kime anlatsak acıyan yanlarımızı
yaralarımız ağıt olur uçar gökyüzünün boşluğuna

yüreğimin içini sevgi ile doldurup yakmak geçiyor içimden
ve sabahın seher yellerine savurmak küllerini
kurtulmak için prangalardan

gidiyorum işte
gözlerimde sadece iki yetimlik ah
gidiyorum
yolculuklara hüzün rengi veren şiirlerle
kan rengi şarkılar bırakıyorum kalanlara
ve gölgemi bile almadan yanıma...


Mystic@L 3 Mart 2007 20:53

Bir şiirin güzelliğine büründürsem seni, notalar taksam sesine
Salındırsam bahar akşamlarında gün batarken, bir kitapta seni yazsam,
Dua diye okusam seni günaha girsem, tövbe etsem yeniden günah diye
İşlemek için seni, bin kere tövbe etsem, bin kere tövbemi bozsam
İşte güzelliğini sevdiğim yerindeyim hayatın
Kendimleyim
Başıma buyruk
Yüreğime egemen
Aklımdan uzakta bir yalnızlık akşamında
İyiler uykuya çekilmiş
Kötüler müteyakkız ve işbaşında
Sıradan bir karanlık kucağını açmış bekliyor
Hiçbirşeye aldırmadan yürüyorum
Kendimleyim
Başıma buyruk
Yüreğime egemen
Başladığı gibi sürmüyor yaşam
Bir yağmur başlıyor beklemediğim
İçim ıslanıyor
Notalar kayboluyor
Kitaplar yakılıyor seni yazdığım
Günahlarımı af ediyorlar,
Günahsız ve heyecansız çırılçıplak kalıyorum
Utanıyorum

Bir ana kuzusu nöbet tutuyor sınırda
Kurşun belki yoldadır onu bulacak
Kaç şafak sayacaktı ve kaç sabah olacaktı
Koynunda yavuklu mektubu
Genç bir polis kulübede nöbet tutuyor
Ankara soğuğunda titriyor
Kat kat göbekli biri apartmanda rahat uyuyor
Kurşun gelip o polisi buluyor
Utanıyorum

Aklım başımda olsa isyan edeceğim
Kalabalık olsam yürüyeceğim
Kendimleyim
Başıma buyruk
Gadamı da aldılar üstelik
Bu kadar ölümün ortasında
Kokudan kusacağım

Yediğiniz ekmeğin haram geldiği oluyor mu, yaşamaktan utandığınız, ya da
çaresizliğinize kızdığınız şiddetle ve galiz küfürler savurarak taa yedi
sülalesinden başlayıp bugünlere geldiğiniz, sevgiyle başladığınız bir
yolu nefretle bitirdiğiniz, en kötüsü hiçbirşeye ve hiçkimseye inanmadığınız

İşte sevmeye başladığım yerindeyim hayatın
Kendimleyim
Başıma buyruk
Yapayalnız
Beni de kaybetmeye hazır mısınız.

Oğuzkan Bölükbaşı


HayLaZ61 4 Mart 2007 00:13

dönmek ! mümkün mü artık dönmek ? onca yollardan sonra yeniden yollara düşmek... dönmek ! mümkün mü artık dönmek ? onca yollardan sonra yeniden yollara düşmek... neresi sıla bize ?... neresi gurbet ? ...al bizi koynuna ipek yolları üstümüzden geçiyor gök kuşağı, sevdalı bulutlar uçan halılar uzak degil dünyanın kapıları... neresi sıla bize neresi gurbet yollar bize memleket... gitmek mümkün mü artık gitmek... onca yollardan sonra yeniden yollara düşmek, ... gitmek mümkün mü artık gitmek onca yollardan sonra yeniden yollara düşmek ? neresi sıla bize neresi gurbet... takılı akşamlar gün batımları... çocuk gibi aglar yaz sarhoşları... olmamış yaşamlar, eksik yarınlar... hatırlatır herşey eski aşkları...neresi sıla bize neresi gurbet yollar bize memleket..." ....


erd_drknght 4 Mart 2007 00:26

Gittiğimde kalır aklım dönmekte,
Kaldığımda keşkeler hep içimde
keşke gitseydim diye...


Misafir 5 Mart 2007 17:08


Gidersen…

Bir gün gidersen sen de
Ağlarım.
Nefessiz kalırım.
Uzun uzun
Uzaklara dalar
Gözlerim.
Bir gün gidersen sen de
Bir bebeğin pembe patiğinde,
Dua ile beddua arasında bir yerlerde,
İhanetle bitmiş ilişkilerin kekreliğinde
Siyah t-shitlerin üzerindeki beyaz yazılarda
Ararım seni.
Sen de
Artıkların kaldığı yeşilsiz piknik alanlarında,
Çözülmüş test kitaplarının yanlış sorularında,
3. kez okuduğun romanın 123. sayfasındaki yırtık ayraçta
Ara beni.
Bir gün gidersen sen de
Denizler dalgasız,
Gemiler limansız kalır,
Annesizliğimi hatırlatır.
Yalnızlığımı alnıma yapıştırır,
Gecelerin uzunluğu anlaşılır.
Eğer…
Eğer, bir gün gidersen sen de
Annem gibi…
Yine,
“Gitme!” derim.
“Gitme!…”


KaRKeLeBeĞi 5 Mart 2007 17:14

http://www.balcanet.net/resima/jpg/siir10187.jpg
Dilimde sabah keyfiyle yeni bir umut türküsü
Kar yağmış dağlara, bozulmamış ütüsü
Rahvan atlar gibi ırgalanan gökyüzü
Gözlerimi kamaştırsa da geleceğim sana
Şimdilik bağlayıcı bir takvim sorma bana
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10187-kalp.gif
Ay, şafağa yakın bir mum gibi erimeden
Dağlar çivilendikleri yerde çürümeden
Bebekler hayta hayta yürümeden
Geleceğim diyorum, geleceğim sana
Ne olur kesin bir takvim sorma bana
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10187-kalp.gif
Beklesen de olur, beklemesen de
Ben bir gök kuruşum sırmalı kesende
Gecesi uzun süren karlar-buzlar ülkesinde
Hangi ses yürekten çağırırsa beni sana
Geleceğim diyorum, takvim sorma bana
Ihlamur çiçek açtığı zaman.

http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10187-kalp.gif
Bu şiir böyle doğarken dost elin elimdeydi
Sen bir zümrüd-ü ankaydın, elim tüylerine değdi
Sevda duvarını aştım, sendeki bu tılsım neydi?
Başka bir gezegende de olsan dönüşüm hep sana
Kesin bir gün belirtemem, n`olur takvim sorma bana
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10187-kalp.gif
Eski dikişler sökülür de kanama başlarsa yeniden
Yaralarıma en acı tütünleri basacağım ben
Yeter ki bir çağır beni çiçeklendiğin yerden
Gemileri yaksalar da geleceğim sana
Oniki ayın birisinde, kesin takvim sorma bana
Ihlamur çiçek açtığı zaman.

http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10187-kalp.gif
Bak işte, notalar karıştı, ezgiler muhalif
Hava kurşun gibi ağır, yağmursa arsız
Ey benim alfabemdeki kadim Elif
Ne güzellik, ne de tat var baharsız
Güzellikleri yaşamak için geleceğim sana
Geleceğim diyorum, biraz mühlet tanı bana
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10187-kalp.gif
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman;
Ben, güneş gibi gireceğim her dar kapıdan
Kimseye uğramam ben, sana uğramadan
Kavlime sadıkım, sadıkım sana
Takvim sorup hudut çizdirme bana
Ben, sana çiçeklerle geleceğim
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.


Bahattin KARAKOÇ

http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10187-kalpler.gif


Misafir 5 Mart 2007 17:16

http://img213.imageshack.us/img213/7097/sitedy0.jpg


Misafir 5 Mart 2007 20:31

Kaldırım çocuğu yüreğim
 
Kaldırım çocuğu yüreğim
Nereye baksa yok olacak
Nereye dokunsa taş kesecekmiş
Gibi
Ağlamak istiyor gözlerim
Ve ağlatmak ölesiye...
Kaçmak istiyorum
Kaçmak
Nereye gidecegini bilmeden
Kaçıp gitmek
Terketmek istiyorum bu şehri
Ve
Terkedince ölmek
http://img159.imageshack.us/img159/966/featherrn6.gifÜ.Y.O.


Misafir 5 Mart 2007 20:43

bir gün camına bir yaprak düşerse yada rüzgarın uğultusu duyarsan bilki o benim
ve sana geldim..
senelerce bekledim sen gelmedin şimdi ben geldim.

Ve Bir Gün Yağmurun Toprağa Düşmesiyle Yayılan O Kokuyu Duyduğunda Hissettiğin Şeylerde Ben Varım..
Bilki Birtanem Herşeyde Sen Varsın!!!!

Gitsemde....
Gitsende.....


Misafir 6 Mart 2007 03:45

Bugünlerde Herkes Gitmek İstiyor

Bugünlerde herkes gitmek istiyor.
Küçük bir sahil kasabasına,
Bir başka ülkeye, dağlara, uzaklara...

Hayatından memnun olan yok.
Kiminle konuşsam aynı şey...
Her şeyi, herkesi bırakıp gitme isteği.

Öyle "yanına almak istediği üç şey" falan yok.
Bir kendisi.
Bu yeter zaten.
Her şeyi, herkesi götürdün demektir.
Keşke kendini bırakıp gidebilse insan.
Ama olmuyor.

Hadi kendimize razıyız diyelim, öteki de olmuyor.
Yani her şeyi yüzüstü bırakmak göze alınmıyor.

Böyle gidiyoruz iste.
Bir yanımız "kalk gidelim",
Obur yanımız "otur" diyor.

"Otur" diyen kazanıyor.
O yan kalabalık zira...
Is, güç, sorumluluk, çoluk çocuk, aile,
Güvende olma duygusu...
En kötüsü alışkanlık.
Alışkanlığın verdiği rahatlık,
Monotonluğun doğurduğu bıkkınlığı yeniyor.
Kalıyoruz...
Kus olup uçmak isterken, ağaç olup kok salıyoruz.

Evlenmeler...
Bir çocuk daha doğurmalar...
Borçlara girmeler...
İşi büyütmeler...

Bir köpek bile bizi uçmaktan alıkoyabiliyor.
Misal ben...
Kapıdaki Rex'i bırakıp gidemiyorum.
Değil bu şehirden gitmek,
İki sokak öteye taşınamıyorum.
Alıp götürsem gelmez ki...
Bütün sokağın köpeği olduğunun farkında,
Herkes onu, o herkesi seviyor.
Hangi birimizle gitsin?

"Sırtında yumurta küfesi olmak" diye bir deyim vardır;
Evet, sırtımızda yumurta küfesi var hepimizin,
Kendi imalatımız küfeler.

Ama eğreti de yaşanmaz ki bu dünyada.
Olum var zira.
Ölüme inat tutunmak lazım,
İnadına kok salmak lazım.

Bari ufak kaçışlar yapabilsek.
Var tabii yapanlar, ama az.
Sadece kaymak tabakası.
Hepimiz kaçabilsek...
Bütçe, zaman, keyif... Denk olsa.
Gün içinde mesela...
Küçücük gitmeler yapabilsek.

Ne mümkün.
Sabah 9, aksam 18
Sonra başka mecburiyetler
Sıkışıp kaldık.
Sırf yeme, içme, barınmanın bedeli
Bu kadar ağır olmamalı.

Hayatta kalabilmek için bir omur veriyoruz.
Bir omur karşılığı, bir omur yani.
Ne saçma...
Bahar mıdır bizi bu hale getiren?
Galiba.

Ben her bahar aşık olmam ama
Her bahar gitmek isterim.
Gittiğim olmadı hiç,
Ama olsun... İstemek de güzel.

CAN YÜCEL


NiliM 6 Mart 2007 09:22

Bekleyenler İçin


Bir ayak sesi duymayayım
Kapıya koşuyorum
Gelen sen misin diye
Bir siyah saç görmeyeyim
Yüreğim burkuluyor
Ağlamaklı oluyorum
Her şey bana seni hatırlatıyor
Gökyüzüne baksam
Gözlerinin binlercesine görürüm
Bir rüzgar değse yüzüme
Ellerini düşünmeden edemem
Yaktığım bütün sigaraların dumanları sana benzer
Tadı senden gelir
Yediğim yemişlerin
İçtiğim içkilerin
Ve içimdeki bu dayanılmaz sıkıntı
Bu emsalsiz hüzün
Seni beklediğim içindir

Resmine bakamaz oldum
Uykulardan korkuyorum artık
Utanıyorum odamdaki bütün eşyalardan
Şu sedir hala gelip oturmanı bekliyor
Şu ayna karsısında güzelliğini seyretmeni
Şu kadeh dudaklarına değebilmek için duruyor masada

Ve şu saat geldiğin anda
Durabilir sevincinden
Zaman çıldırabilir
Çünkü benim dünyamda
Ölümsüzlük, seni sevmek demektir.
Bir çocuk dogmayı bekler
Bir ağır hasta ölmeyi
Bitkiler yağmur ve güneşi bekler
Yalnız bir kadın sevilmeyi
Ve düşün ki bir adam
İçinde bütün bekleyenlerin korkusu ve ümidi
Seni bekler
Asılmayı bekleyen bir idam mahkumu gibi

Sen gelinceye kadar
Pencerem kapalı duracak
Rüzgar gelmesin diye
Artık perdeleri açmayacağım
Gün ışığı girmesin diye
Sonra kahrolacağım
Bu karanlıkta, bu derin yalnızlıkta
Ve günlerce gecelerce haykıracağım
Nerdesin diye, Nerdesin?
Bir gün bu kapıdan sen gireceksin
Biliyorum
Ergeç bu bekleyişin bir sonu gelecek
Yıllarca sonra
Öldüğüm gün bile gelsen
Butun bu bekleyişimi ve olduğumu unutup
Çocuklar gibi sevineceğim
Kalkıp sarılacağım ellerine
Uzun uzun ağlıyacağım.
Ümit Yaşar Oğuzcan



Misafir 7 Mart 2007 11:34

GİTMELİYİM !
Sen, benim ruhsatlı sevdam
Ben, senin sevdakeşin.
Ya sen varsın, ya da sen!
Temmuz geldi, gitmeliyim.

Sen şiir olmuşsan, şiir sensizliktir artık
Çünkü; yokluğuna kurşun işlemez.
Nicedir gözlerim dalıp gider
Ekin tarlasında rüzgâr, nicedir sarı değil
Sessiz hüzünlerle yazılmış alnıma
Bir güneşin doğuşunu bekleyerek
Ve bir sevdanın dilinden
türküler söyleyerek gitmeliyim.
Temmuz geldi...

Babamın ismini verdim oğluma.
Koçum benim..
Asi kartallar gibi rüzgârlı doruklarda
Ve kaçıp sana sığındığım geceler
Bütün gözlerim hatırımda.

Kalbimde uçuşur en deli kuşlar
Yüreğim denizlenir bir şiirin koylarında,
Akar boz bulanık seller içimde
Gözlerin gözlerimde direnir.

Ellerin tutuşur elini tutsam
Sen çöl çiçeğisin umutlarımın.
Ruhsatlı sevdamsın.
Seni sevmek yaşamaksa, ben hiç ölmedim.
Temmuz geldi,gitmeliyim...

Masumduk çocuklar kadar
Acılarla olgunlaştık.
Hayattan öğrendik ne biliyorsak
Bu yüzden öfkeliyim yaşanmamış günlere
Çünkü, bir hayat yetmedi seni sevmeye.

Yüzü cama dayalı bir çocuğun
Baba hasretiyle kaç gece bekledim seni.
Kırık bir cam parçasıyken gençliğim
Her gün biraz daha suskunken
Daha bir yorgunken her günden
Üzüm ekşisi bir yeşile cinasken gözlerin
Temmuz geldi, gitmeliyim...

Şarkılar söylerdin bilinmez makamlardan
Şiirler dökülürdü yüreğinden
Gözyaşlarım mezesiydi hüzünlerinin.
Ya sana doymadan çekip gidersem
Artık, ipe dizip türküleri, tesbih yaparsın sapına
Son kuşlarda gidince, bir gökyüzü az gelir
Gizli bir yas gibi büyür sessizliğim
Ağaçta bir kuş yuvası olurum.
Yabancı gözlerle aynalardayım şimdi
Bir sen kaldın zulasında hayatın birde ben
Birde ayaklanmış öfkem...

Hem dünüm yeniktir sana, hem yarınım
Soframda bir kırmızı gül
Hastayken baş ucumda çorba, ütülü gömleğim
Ekmeğim, aşım, kadınım, can yoldaşım
Kundağım, mezarım, karım
Ve de sevmek kadarımsın
Derdimin tek anlayanı, yüreğimin güleç yanısın
Gün ışığım, gökkuşağım, deli kanımsın.

Yürekliysen sende beni sev bu gece
Kunduramı bağlamayı öğrendiğim gün
Kendimi sevdiğim kadar
Yaşamaksa seni sevmek
Ben hiç ölmedim.


Fatih Kısaparmak


NiliM 7 Mart 2007 13:13

http://img301.imageshack.us/img301/9468/sevgi041gi3.jpg


Mystic@L 7 Mart 2007 14:13

Ifadesizligimiz

gün eksikligi
kendine mesken eylemiş
yabancilaşiyor
insan olan yanlarimiz
duyamadigimiz seslere
göremedigimiz yildizlara
dokunamadigimiz tenlere
adiyoruz
düşlerimizi
yapraklar dökülüyor
gözlerimizden
yaşlar gibi
ama kuru
ve cansiz bir gidişe ait gibiler
aldigimiz kararlara
kurban gidiyor
gidişlerimiz
suskunlugumuz
ifadesizligimizdendir.

Murat Tali |


Mystic@L 7 Mart 2007 23:24

Bir Kez Gönül Yıktın İse


Bir kez gönül yıktın ise
Bu kıldığın namaz değil
Yetmiş iki millet dahi
Elin yüzün yumaz değil

Bir gönülü yaptın ise
Er eteğin tuttun ise
Bir kez hayır ettin ise
Binde bir ise az değil

Yol odur ki doğru vara
Göz odur ki Hak'kı göre
Er odur alçakta dura
Yüceden bakan göz değil

Erden sana nazar ola
İçin dışın pür nur ola
Beli kurtulmuştan ola
Şol kişi kim gammaz değil

Yunus bu sözleri çatar
Sanki balı yağa katar
Halka matahların satar
Yükü gevherdir tuz değil
Yunus Emre


Misafir 9 Mart 2007 11:04

Veda


Hadi dramatik olmasın bir veda da ne çıkar?
Ayrılırken gülümseyebilelim bir kere de,
İçten bir el sıkışma olsun son dokunuş,
Yaşananların hatrına düşman değil de pişman bakalım birbirimize…
Kendine iyi bak olsun ağzımızdan çıkan son heceler.

Hala için titresin bakarken gözlerime,
Utanmalısın ayrılırken,
Yanlış bir şey yapmış gibi başını öne eğmeden,
Kalbinden başka birini bulup unutmakta geçmesin ne çıkar sevmesen bir daha?
Hayalimle süslesen yine gecelerimi,
Sanki hiç tanışmamış gibi,
İlk aşkın gibi,
Heyecandan kalbin duracak,
Sesin kısılacak gibi olsun,
Konuşamayacak kadar titresin dişlerin,
Ve ellerin ellerimi son bir kez tutamayacak kadar terlesin.

Ayrıldıktan sonra da özle beni,
Ara,mesajlar çek,hiç utanmadan sıkılmadan,
Dost gibi,
Ama çokta dost değil,
Hani hem sev hem çaktırma!!
Gibi….
Sonra bir gün de ki bana,
Beraber bir nescafe’ye ne dersin,biraz laflarız..
Sonra ben ne diyeceğimi,
Ne giyeceğimi,
İlk gördüğümde nasıl davranacağımı şaşırayım,
Sonra özlememiş gibi çaktırmadan tokalaşalım..

Gitgide koyulaşsın sohbet,
Eskilere gelsin,
Ben sana,
-Şu masayı hatırladın mı?
Diye sorayım..
Sen de beni hiç bekletmeden,
-Aaa evet unutur muyum hiç de..
Ben mutlu olayım..

Sonra dayanamayıp elimi tut,
Ben inanamayım,
Bir daha hiç ayrılmayalım diye fısılda kulağıma..
Bu kadar özletme bir daha kendini diyeyim ben sana..

Ve bu sefer karar verecek çok farklı şeylerimiz olsun…


Misafir 9 Mart 2007 11:28

http://www.balcanet.net/resima/jpg/siir10143.jpg


Bir akşamüstü bir rüzgâr yapıştı belime, içtik beraber.
Sarhoşluk daha çok acıtır dedi, gözleri yaşararak.
Önce inanmadım.
Sonra kudurdu, kudurdu.
Başım döndü, bağırdım...

"Sen, giderken gülüm izlerini silmeyi unuttun.
Sen, giderken bitanem, bende bıraktıklarını almayı unuttun.
Sen, giderken aşkım, sen hâlâ bendeydin.

Çalan bir müzik parçasının sözlerinde unuttun kendini.
Bir ağustos akşamında unuttun beni ve seni.
Süzülen damlaların sıcaklığında,
Sensiz bir gecenin sabahındaki hıçkırıklarda unuttun seni.
Terasda içilen bir bardak çayda
ya da bir bardak birada unuttun.

Bir mangal ateşinin sonrasında, yanmış közlerde unuttun.
Beyoğlu'nun o güzel sokaklarında,
O ıssız kalabalıkda unuttun kendini.
Söylenen yalanlarda, 'iyi ki varsın'larda unuttun seni ve beni.
Geceleri baktığımız o yıldızlarda unuttun bizi.

Bir daha birlikde çıkamayacağımız Yeniköydeki
çay bahcesinde, Papatya'da unuttun bizi.
Adını bir türlü koyamadığın
gelecekdeki güzel günlerimizde unuttun.
Beraber yakılan sigaralarda unuttun bizi.
Sen giderken bitanem,
SENİ BENDE UNUTTUN !!!."


the_pretty 9 Mart 2007 11:31

http://img225.imageshack.us/img225/1549/56dddce787vy0ht5.png


Misafir 9 Mart 2007 12:00

http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10137-isim.gif

Gelemiyorum yanına !
O kadar çok engel var ki arada
Bir uçurtmanın kuyruğuna takılıp
gelmek istedim;
Çekmedi yorgun bedenimi.
Bulutlara takılmayı denedim;
Bir yıldırımla attı üzerinden.
Dalgalara bıraktım kendimi
kıyılarına vurmak için
Kağıttan bir gemi kesti yolumu
Koparılan takvim yapraklarıyla
gitgide tüketiyor zaman beni
Gün geceye gömdü gözlerimi
Gece güne savurdu yüreğimi
Küle dönen kor tenimde
İzi kaldı dokunuşlarının.
Üşüyorum...
Sıcaklığını bulmak için
vurdum kendimi sahranın göbeğine.
Güneşin ortasına attım
ip merdivenimin ucunu.
İp tutuştu...
Ben yanamadım.
O kadar nasırlaştı ki sensiz can
Öylesine mahsun kaldı ki duygular
Sevda nerdedir,
Özlem ne tarafa düşer?
Ne yönüm kaldı, ne mevsimim
Sana çıkan yolu bulamadım...
Tuttuğum nefeste kaldı,
Bir boğum daha ukte sevdam.


Arzu Altınçiçek
http://www.balcanet.net/resima/jpg/siir10137.jpghttp://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10137-asolkose.gifhttp://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10137-asagkose.gif


Mystic@L 9 Mart 2007 14:10

Gamzelim

Aşk diyorsun ama aşkı bilmiyorsun
seni seven birisi var iken seni sevmeyenler ile ilgileniyorsun
hayatı toz pembe görüyorsun
bu gidişin sonunu sen de iyi biliyorsun

Madem ki sevmiyordun;
neden bir gencin en güzel yıllarında dünyayı başına yıkıyorsun
bu kadar kolay mı be gamzelim bu kadar kolay mı
senin için yollara mı dökülmedim
senin için kendimi ateşe mi atmadım
senin için, senin için, gençliğimi mi yakmadım.

sen gamzelim sen... sen ne yaptın?
ben senin için deli divane olurken sen sadece dalga geçtin
ben ise, ben ise her gece , resmine bakarak, dualar ederek uyudum.
sen ise üç beş kuruş için sahte aşklar ile dolup taştın.

Senin için yapacağımı yaptım,
olmadı, olmadı,
artık elimde kalan tek birşey var
o da senin için yanıp tutuşan
üç kuruşluk bir kurşunluk canım kaldı
onu da mı feda edeyim Gamzelim...

Tufan Yıldız


Misafir 9 Mart 2007 18:25

Günahsız aşk
 
Zamansız gözlerini ufka dikişin var ya
Beni benden edişin
Hesap vermeden
Sormadan
Söylemeden sevişin
Buğulu gözlerinde
Bakışların beni bırakır gider ya
Sadece
Sadece sen yokken kendime gelişim
Umulmadık bir yerinde hayatın
Ciğerlerini söküp atarcasına

Kalbindekileri haykıracakmış gibi
Karşımda duruşun
Ve bir kelime bile etmeden
Çekip gidişin
Ve susuşun var ya...

Şakağıma dayanmış bir namlunun
Tetiğini çekmeyişin
Oluk oluk cana hayat veren kanı
Şahdamarda kesişin
Ve beni benden edişin
En yaşanacak zamanında
yaşanmamışlıkların
Çekip gidişin
Ve aşktan ölürken dahi
Sevmiyorum deyişin
Ve günahsız gidişin
Beni günaha sokar ya...
http://img159.imageshack.us/img159/966/featherrn6.gifUğur ARSLAN


Misafir 9 Mart 2007 21:18

http://img441.imageshack.us/img441/6300/89021379dx3.jpg



Sessizliktim....


Sessizim bu gece.. Hiç olmadığım kadar.. Söylenicek o kadar kelime, o kadar cümle olmasına rağmen, ben SUSTUM! Sessizlik içnde kaldım hep.. Sana söylemek istediğim kelimeleri kalbime gömdüm.. Belki birgün, hani olurya belki bigün kalbime ağır gelir kelimeler, içimden atmak isterim ya.. İşte ozaman -söylerim- diye !

Kimse yardım etmedi bana.. Sessizlik içinden çıkamadım birtürlü.. Hep sessiz kaldım ben.. Aşka, sevgiye, dostluğa, KALBİNE !! Konuşamadım.. Dilim varmadı söylemeye... SUSTUM!

Kimi zaman ağladım! Bekledim.. İçimi döktüm kağıda, kaleme.. Beni tek anlayan onlardı çünkü. Ne dostum ne arkadaşım.. Hiçbişey kalmadı!
Sen.. Sen ise yoktun zaten..!

Yalnızlıktım işte bu yüzden... Sessizliktim...

Konuşsam... susturursun diye korkuyorum..
Ağlasam... arkamdan gülersin diye susuyorum..
Sussam... işte ozaman hiçbirşey yapmıyorsun diye bende SUSUYORUM..!

Belki kötü yapıyorum.. İnan hiçbirşey bilmiyorum.. Beynim ! KaLbim ! AkLım ! Hepsi sende... Hepsi sendeyken hiçbirşey düşünemiyorum... Ruhumda SADECE SEN...

Ayrılık vakti yaklaşır..uzaktan.. Görürüm! Hiç sesimi çıkarmam.. Çıkaramam..

Sessizim bu yüzden işte.. Konuşamam !!!

Alıntıdır


Mystic@L 9 Mart 2007 22:27

Gel Beriye Şanın Artsın

Bahçelere düşen gazel
Körpe değilsin sen kartsın
Uzak uzak duran güzel
Gel beriye şanın artsın

Sitemli sitemli bakma
Beni yadellere atma
Gözüm kör oldu ağlatma
Gel beriye şanın artsın

Et kemiğin götürseler
Parça parça pişirseler
Yer altına düşürseler
Gel beriye şanın artsın

Mecnun isem sen Leylasın
Bırak Salimi ağlasın
Kan böğrüne taş bağlasın
Gel beriye şanın Artsın

Salim Yılmaz


Misafir 10 Mart 2007 13:26

http://www.balcanet.net/resima/cubuk/siir10115-cbk.jpg

http://www.balcanet.net/resima/jpg/siir10115.jpg






KAL BİRAZ DAHA


Kaç mavi yasak yaşadık seninle,
kaç deli gece...
Düşünse, dolunay bile utanır,
yıldızlar çıldırır, ağlar erguvanlar.
Ben, seni işte öyle bir gecede sevdim, hesapsız.
Ve düşlerim...
Düşlerim sınırsızdı alabildiğine
Duygularım sabırsız.
Bir çocuk kadar günahsız.
Sahi, sen de sevebilir misin beni
seni sevdiğim kadar,
dokunabilir misin yüreğime?
Bak, orada sen varsın.
"Mutluluk nedir?" diye sorsalar
"Sen" derim alabildiğine, "Yalnız sen."
Sesin, gözlerin, ellerin sonra,
titreyen dudakların ve arzun çekingen
Sen, benim her şeyimsin.

Sensiz neye benzer bu ay, bu güneş?
Çiçekler açar mı sen olmasan,
Martılar uçuşur mu çığlık çığlığa?
Sonra, kim aydınlatır benim gecemi,
Günümü kim paylaşır?
Kim sorar derdimi,
Ben neye sevinirim,
Kimle gülerim?
Kal biraz daha...

Beraber büyüttük sevinçlerimizi,
Beraber öğrendik yaşama direnmeyi
Sevmeyi beraber öğrendik.
Bak, güneşler doğdu üzerimize
Yolumuza begonyalar serildi.
Ağlamak bu kadar kolay mıydı,
Ve güzel miydi gülmek kadar?
Herkese seni anlatmak istiyorum
Seni söylemek şiir şiir.
Her dizede sen olmalısın,
adın olmalı çığlık çığlık...
İçimi ısıtan sen, tam şuramda; ılık ılık,
sen olmalısın kıpır kıpır yüreğimde...
Sevdan olmalı deli dolu
Ve çılgınlığın, çılgınlığın olmalı.
Ben seni sevmeyi seviyorum
Ve seni özlemeyi.
Bu bir itiraftır...

Aşkın yoksa ben de yokum
Yetim düşlerimin
kimsesizliği kuşatır benliğimi
Hüzünler yağar gecelerime.
Ben, bir garip ben olurum,
Sığamam odalara,
taş duvarlar üzerime üzerime gelir.
Ruhum durmaz bedenimde,
hücrelerim yaşamaz.
Kurumuş dallara döner yüreğim,
susuz çöllere...
Gece böyle bitemez, ben ölürüm,
Ölürüm gitme, kal biraz daha...
KAL BİRAZ DAHA...



Şebnem Kısaparmak


Mystic@L 10 Mart 2007 19:04

Ne güzel yoldur iman yolu
Serpilir gönüllere Kur'an nuru
Davranışlar hep saygı dolu
Ümmetinden olmak ne güzel EFENDİM

Kötülük yok çıkan kelimelerde
Tezvir yol bulamaz gönüllerde
Şer'i kovmak asıl olan düşüncelerde
Ümmetinden olmak ne güzel EFENDİM

Rahmetsin tüm aleme bize laf düşmez
Seni bilen kalplere günah işlemez
Delice seven yüreğimiz seni nasıl özlemez
Ümmetinden olmak ne güzel EFENDİM

Baharı seninle tattı yeryüzü sen gelince
Meserret-i figan oldu sevdan dillerde
Rahmetin bitmeyecek mutlak günden önce
Ümmetinden olmak ne güzel EFENDİM

İftiralar karalamalar bitmedi çirkinlikler,
Usanmadı uzanmaktan o nasipsiz diller
Hazırlanmış bekliyor bahsettiğin gençler
Ümmetinden olmak ne güzel EFENDİM

Sen ümmetim diye sızlandın durdun
Her halin her vaktin tebliğ için koştun
Mübarek sabrın ile sayısız gönüle aktın
Ümmetinden olmak ne güzel EFENDİM.

Ne kadar şükür etsek az olur Allah'a
Nasip olmadı seni görmek fani dünyada
Duamız odur, bizi ahrette yalnız bırakma
Ümmetinden olmak ne güzel EFENDİM

Yaver Hayret


Misafir 10 Mart 2007 19:46



http://img93.imageshack.us/img93/4865/gl247zb6ki6.jpg

--- Unutamadığımsın ---

Nasıl bir hikaye bu
Ne başı belli ne sonu
Bölüşmüştük zamanında mutluluğu
Neden şimdi hüzünler benim oldu
Dön gel yeterki tüm acılarını ben alayım
Sen daima gül ben yerine ağlayayım
Kilit vur kalbime yalnız yaşlanayım
Döneceğim de yeterki gözlerim yolda nöbet tutayım
Esirgeme benden yüzünü
Esirgeme ne olur gülüşünü
Bana yol ver hüznünü
Ben yerine hayatımı karartayım
Sonu geldi galiba
Bir aşk daha soldu baharında
Unuttuklarım bir yana
Unutamadığımsın.


Cem İltir




--- Gidiyorum ---

Ayrılık vakti geldiyse bu sevdadan,
Arkamı döner giderim, bu sevda sokağından.
Dilimde ne bir isyan olur, ne bir ah,
Yol alırken yalnızlığa bir sabah.
Kan akmaz, son kez dudaklarından
Öperken seni.
Batsa da ayrılığın kanlı dikeni.
Gün doğarken ben batıyorum gökyüzünde,
Aşka dönüş yok artık, yürek istese de.
Sabah rüzgarı öperken dudaklarını,
Durduramam şimdi giden ayaklarımı.
Gidiyorum...


Uğur Benek


Misafir 11 Mart 2007 20:04

Beş dakika bekle git
 
Sen İstinye'de bekle ben buradayım
İçimde köpek gibi havlayan yalnızlığım
Çünkü ben buradayım karanlıktayım
Belki gelmem gelemem beş dakika bekle git

Çünkü elimi kestim beni kan tutuyor
Şarabım bütün ekşi suyum soğuk
Yanımda olmadın mı seni daha bir seviyorum
Belki gelmem gelemem beş dakika bekle git

Yüzünü ıslatmadan ağlayabilir misin
Yarı geceden sonra telefon ettin mi hiç
Karanlık adamlar hüviyetini sordu mu
Ben senin olmadığını arıyorum
Belki gelmem gelemem beş dakika bekle git

Bana ait ne varsa seni korkutuyor
Sana ait ne varsa hiçbiri benim değil
Belki ölmek hakkımı kullanıyorum
Belki gelmem gelemem beş dakika bekle git
http://img159.imageshack.us/img159/966/featherrn6.gifAttila İLHAN


Misafir 12 Mart 2007 11:03

http://berfinyedi.sitemynet.com/mynet_resimlerim/ninsun_oktaysaglam_saglamoktay_5195141eab1cf01bf06ea1e29cbc9a5e_1__1_.jpg
Kar ayaZa keSiyor icim üSür
vur yüregi zaLimce aska düSür
mesk nerede sevdigim göZüm söyLe
az geLir az yaSamak bana böyLe
yar yüreginin delibekciSiyim
sevdanin kapinda nöbeteyim

kar beyazi düsüyor siyah saca
yar adini koyu ver öLüm kaca
bir iptir bedenim cektirme sakin an geLir ödenir

her saat sesinde gitmeLerin korkuSu
her günün sonunda birikir yokLugunun tortuSu
her saat sesinde gitmeLerin korkuSu
her günün sonunda birikir yokLugunun tortuSu

DiLimden düSmüyor koLaysa geLde aL
icimden söküp askini cektiysen kahrimi
helal et hakkini zorLu seVdam hoscaKaL..
DiLimden düSmüyor koLaysa geLde aL
icimden söküp askini cektiysen kahrimi
helal et hakkini zorLu seVdam hoscaKaL..

Kar ayaZa keSiyor icim üSür
vur yüregi zaLimce aska düSür
mesk nerede sevdigim göZüm söyLe
az geLir az yaSamak bana böyLe
yar yüreginin delibekciSiyim
sevdanin kapinda nöbeteyim

kar beyazi düsüyor siyah saca
yar adini koyu ver öLüm kaca
bir iptir bedenim cektirme sakin an geLir ödenir

her saat sesinde gitmeLerin korkuSu
her günün sonunda birikir yokLugunun tortuSu
her saat sesinde gitmeLerin korkuSu
her günün sonunda birikir yokLugunun tortuSu



Saat: 00:35
Sayfa 6 / 22

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık