![]() |
Orhan Veli ile Düet (Niçin + Yalnızlık Şiiri) Akşam parıltılarında yükselen haykırışın Nasıl da düştü yüreğime parçalanarak; Göğü inletip ağlattı yıldızları… Niçin? “Bilmezler yalnız yaşamıyanlar,” Gece sessizliğinde yükselen suskunluğun Nasıl da düştü kulaklarıma zıplayarak; Yeri inletip ağlattı toprağı… Niçin? “Nasıl korku verir sessizlik insana; ” Sabah aydınlığında yükselen fısıltın Nasıl da düştü ellerime ispiyonlanarak; Suyu inletip ağlattı yunusları… Niçin? “İnsan nasıl konuşur kendisiyle; ” Öğle matlığında yükselen cıcıklığın Nasıl da düştü gözlerime dekorlaşarak; İrisi inletip ağlattı kör noktayı… Niçin? “Nasıl koşar aynalara,” İkindi gölgelerinde yükselen vuslatın Nasıl da düştü hasretime ağlayarak; Kalbi inletip ağlattı sevdayı… Niçin? “Bir cana hasret,” Vakitsiz zamanlarda yükselen sevgin Nasıl da düştü ruhuma aldatarak; Teni inletip ağlattı aşkı… Niçin? “Bilmezler.” (Ayrı satırlarda tırnak içinde yazılan mısralar Orhan Veli’nin –Yalnızlık Şiiri- ne aittir.) İzzet Özcan |
Uzun bir gecenin ardından dönüyorum kendime...Yol uzun, şeritleri saymaktan uyumayı unuttum. Sürekli akıyor evler ve yollar bulutlarla yarışıyor. Zamanı sağ şeritte bırakarak akıp gidiyorum. Durup durup " Efkârlıyım " diyor içimde ki tanıdık ses. Biliyor mudur acaba kendisini dinlediğimi? Kimbilir nerededir şimdi ? Eminim çoktan geçmiştir efkârı, eskiyen keder yüzüme düşüyor böyle hüzün günlerinde. Başım, kendini dayadığı camla inatlaşıyor. Ama sarsılmıyorum. İçimden geçenleri yıkamıyor yağmur taneleri. Sadece susuyorum.Yollara susuyorum. Camlara susuyorum. Karanlığa susuyorum. Kendime susamak pahasına…Sonra dayıyorum ağzımı yol çeşmelerine…Yollar çeşme oluyor, çeşmelerden yollar damlıyor. Kanı-yorum kendime…Inanıyorum, ceşmeler olmasada bu ulkede… Uzat dudaklarının kulaklarını. Duyuyor musun, dün geceden kalan sensizliğimi ? Görüyor musun yüzümde ki özenle süslenmiş gülümsemeleri ve ellerimde ki kırmızı gülleri…Mumlu masanın üzerinde dokunulmadan duran sarhoş yunan mezeleri. Çıtkırıldım tabaklar sirtakiye hazır şimdi. İçkiler elbette bizden olmalı, tam şimdi Leman SAM kemanın bam telinden ”Kim İnanır Ayrıldığımıza”yı vurmalı… Gelinin tebessümünü yudumluyor damat, kadehten taşarak dökülüyor ortaya karışık sevişmeler, eller elleri yıkarken, avuç içinde terliyor hevesler, utanmıyorum çırılçıplak kaldı bakışlarım, arzular erojen bir fondip, ayakaltında yerin dibini kırıyor tabular… Hepsinin kıblesine tek kaldırımlık bir şerefe…Kulak memelerinin çukuruna uzandı bakire sesler, ezgiler hep mi arsız olur ki sus denilince...Gözlerimin optik merceğinde tek kare mutluluk, edepsiz duruşu bu yüzden parlak kağıt parçası üzerinde..Özgürlük sığar mı dört köşe bir objektif içine.. Sızanlar usulca ayırken, gece söylene söylene gitti gülenleri ağlatıp…İhanetimin ilk durağından kalkıyorum, sis değil kasabanın bulvarlarında ayaklanan. Susuşuma kandı vicdanım, yanıldı sesim, sadece hüznümün çevirisidir kelimelere dökülen sessizliğim...Kimden biriktim, bilmiyorum… Gözlerime açılan deliğin karasında, isterse hiç aklanmasın kadınlığım, ben ağladıkça kadın olmayı öğreniyorum başka baharlara…Lüks bir hayatın tam ortasından geçiyor üzerimde yollar, tuttu yine yalnızlık beden yakamdan, utanmadan ah bir çıkarsam bu bedenden elbiseyi, sefil bir huzur akıp gidecek içimin kıyılarından… "Böylesi hepsinden güzel" boynu bükük dursun bırak! kenar tabelaları. Üzerlerinden kızarsın ve bozarsın utangaç güneş, sarsılarak geçtiğim bağırları açık tren raylarından bir daha asla bilet kesilmesin geleceğe, Yolculuğa çıkmak için niyet edemesin uzaklar…Madem ki herşey aynı, güneş yeniden damlasın yapraklara, kininden sararsın ormanlar, hep yakışır dudağıma güz şarkıları, güllerinden vazgeçerken sonbaharlar …Vaktim varken yaslandım, gençliğimin ukala omuzuna. Şimdi, döne dolana dökülüyorum satır başlarına…Nokta…Nokta..Nokta... Gözlerimin arka tarafında bir kör noktada sürgündeyim, hadi peşimden gelsin metropol yalnızlık kentleri…Sus/ma..Yol uzun, küçücük ellerimle en mavi bulutlara haber göndereyim, âniden bastırsın hüzzam yağmur, hüznüm ıslansın ve aksın "Anlasana ebruli destan; daha gidecek çok yolumuz var".. |
Fani Dünya Türlü türlü meyve verir Fani dünya, fani dünya Ruha hak'tan nuru gelir Fani dünya, fani dünya Yaşam sınav, karmaşa ki Karanlıkta koşan hani Hayat fani, servet fani Fani dünya, fani dünya Sevgi denen nesne odur Asıl sevgi Hak'ka olur Fani sevgi bil ki sondur Fani dünya, fani dünya Allah adın zikreyleyen Dört boyutu gözle gören Allah için kulu seven Fani dünya, fani dünya Bugün varsın, yarın hiç yok Komşun açken bak karnın tok Şu bilgiyi kafana sok Fani dünya, fani dünya Giresun - 06.04.1994 Özgür Aydoğdu |
anlamın sözüme düşer ....................................... " bir şey duydum , yalnızlığım ; ..........................................yılbaşıymış bu gece ..... “ Sen benim eksiğimsin Uykularıma egemen tutkum Bir ucuna sessizce tutunduğum / gün kokulum .. Bu gece seni Zeytin çiziği gözlerinde çocukların Ve sana terleyen yanımda uyuttum .. Gün ışır / uykun düşer yüzüme İçime / yüreğime adın Dudağıma su damlası .. Anlamın sözüme düşer .. Uyanır sevdam / yıkar günün yüzünü Yanık bir türküye doğar güneş Başlar özlemin üçer beşer .. Tutar bir dizesi elimden / yarım kalmış bir şiirin Gözlerine sürükler .. Daralırım .. Çarpar bedenime gecenin uykusuzluğu Unutup gözlerimi resminde Uyur kalırım .. |
Her Şeyim Vardı Da Bir Sen Yoktun Herşeyim vardı da bir sen yoktun bende Mutlu olmaktı en büyük hayalim ama seninle Gezmekti hergün gezdiğim yerlerde Yada gülmekti ölesiye Tutuşmaktı el ele sahilde denizi seyrederken Sıcacık bir kahve içmekti kafe'de bakışmaktı seninle Her şeyim vardı da bir sen yoktun bende Her şeyim vardı da bir sen yoktun bende Ağlamak güzel seninle yaslanmak omzuna Yürümek de güzel seninle Her şey güzel seninle,hayat güzel Her şeyim vardı da bir sen yoktun bende |
|
YALNIZIM Sessiz kalan yakarışlarımla bitirmeye çalışıyorum Sesime dostlarım bile cevap vermiyor artık Penceresiz kaldım şaarin dediği gibi Kuytu köşelerde acılarımla yalnız kaldım Ve ben bunu artık kabul ediyorum Yapayalnızım şu sınırları dikenli tellerle çevrili açık hava cezaevine benzeyen Mekanda acılarımla ve ızdıraplarımla yalnızım. Yalnızlığım bağrımı sıkıyor kimsesiz oluşum. Duvarlar konuşmuyor,gökyüzü yüzümü güldürmüyor artık. Çalan bir telefonum bile yok Mecburi istikametgahımda, Günleri,tarihi unuttum,zamanın dışında yaşıyorum. Ölü bir beden gibi ruhsuz Yüzü gülmeyen dalgın biriyim artık Oyuncağı elinden alınmış bir çocuk gibi Geceleri gizlice gündüzleri gözyaşlarını içine atarak ağlıyorum. Kalabalıklar içinde yalnızım Kimsesiz oluşu öğrendim,kimsesiz kaldı sesim. Ahmet Doğru |
|
Yalnızlık Sensizliğin sabahında seninle uyanmak, Ya da geceden kalıp günü ağırtmak. Hangisi daha kolay dersin? Kendi kendime dahi konuşurken sözcüklerin boğazıma dizilip, kendime bile derdimi anlatamamam, Ya da kendime bile seni ne kadar özlediğimi söyleyememem. Hangisi daha kolay dersin? Arkadaşlarımla eğleniyormuş gibi yaparken tuvalete kaçıp, Ya da tek başıma odamda, gözlerim tavana amaçsızca bakarken ağlamak. Hangisi daha kolay dersin? Rüyalar görüp, onlara inanmak istemek, Ya da gerçeklerin tam ortasında bir hayal dünyasında seni düşünmek. Hangisi daha kolay dersin? Birlikte çektirdiğimiz fotoğraflara bakmak, Ya da onları yırtıp atmamak için kendimi zor tutmak. Hangisi daha kolay dersin? Sen yokken inadına birşeylerden zevk almaya çalışmak, Ya da yaptığım herşeyde senin de benimle olmanı istemek. Hangisi daha kolay dersin? Dünyanın öbür ucuna gidip herşeyden uzaklaştığımı zannedip kendimi kandırmak, Ya da kendi dünyamda anılarından köşeye sıkışmak. Hangisi daha kolay dersin? Uykusuzluktan, Ya da belki bir gün boyu uyumaktan günleri takip edememek. Hangisi daha kolay dersin? Keşke hayatımdan hiç çıkmasaydın diye düşünmek, Ya da yaşattığın herşey için içimden sana binlerce teşekkür etmek. Hangisi daha kolay dersin? Gözlerine bakarken hissettiklerimi hatırlamak, Ya da gözlerini hayal edip, onları hiç unutamamak. Hangisi daha kolay dersin? Bunların hepsinin cevabını ister misin meleğim? En kolayını sen seçtin sanırım... "Hoşçakal" dedin ve ben burda kaldım |
YALNIZ KALDIN MI Sen yalnız kaldın mı hiç; Hani insanın içine inceden bir sızı gelir ya... O işte benim kalbimde Bazen öyle bir titriyor ki engel olamıyorum.... O kadar söylüyorum senin bir sevgilin var seni de seviyor diye! Ama sanki o beni duymuyor... Kulaklarını kapatıyor beni duymak istemiyor... Ve sanki bana... O seni sevmiyor diyecek de! Buna onunda dayanamayacağını bildiği için söyleyemiyor... Arda Serdar Koçer |
| Saat: 10:23 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık