![]() |
Gitmeler de kalmaktır Babalık babaya has imiş demek Bunu nisâ cinsi bilmese gerek Bazen sana bezmek doğru gelse de Sevmek sevmesini bilene gerek. Galatlar dizerek sefa sürülmez Kiminin göz yaşı elle silinmez Bazen hastalarda sağlık bilinmez Bazen sağlıklılar hasta görülmez. Sen söylersin sözün boşa gitmezmiş Bilmelisin aşkta cefa bitmezmiş Kim ne derse desin ömür yetmezmiş Aşkın tahlilini tahril örtmezmiş. Kendi öz dilinle yazmaya çalış Yazdığın dil eski yeniye alış Yeni yazdıkların sana benzesin Kendini bulmaya şeb-hûn gidersin. Şeref Öztürk (Usta) |
Rengini dünyaya ilk defa sunan Adsız bir çicek gibi parlıyorsa gözlerim Sevgilim Bana "sen bir şairsin" dediğin zaman. Yalnız sana yazıyorum bu şiiri İstersen bir şiir gibi okuma Çünkü her yıl yeniden yazacağım onu Soğukllar başlayıncı havalanıp Millerce yol katettikten sonra Güneyi tadan bir kuşun sevinciyle. Ve yazmış olacağım bir de Her dönemde her çağda Sevdanın kendine özgü diliyle. Edip Cansever |
Adımı unuttum adımı unuttum adı olmayan yerlerde ne in ne cin ne benî adem zamanlar içinde kuşlar uçuyor kervanlar geçiyor bir iğne deliğinden çarşılar kuruluyor sarayları oyuncak insanları karınca şehirler zamanları gördün mü bir iğne deliğinden adımı unuttum adı olmayan yerlerde geçip gidenlere bakarak Asaf Halet Çelebi |
Sana kalan çekip gitmek olmalı şimdi. Sadeleşmeli sözcükler ve sevdanın bir anlamı kalmamalı bırakıp gittiğin yerde. Yaşamanın sahtekarca olduğunu kanıtlayan onca insanın içinde; kendini inkar ederek daha fazla kalamazsın yeryüzünün en karanlık coğrafyasında. Susmalı ve artık kaybolmalısın. İnandığın onca güzelliğin gülümseyen yüzlerini görerek yalanın ortasında kendini kurtaramazsın.Gitmelisin... İşte o zaman ellerinin elimde terlediği günlerin bir anlamı olur belki. Yeşerttiğimiz umut dolu sevdanın yeniden gözleri güler birgün.. Bize ait olan şiirlerin içinde Yorulmadan sevdayı aradığımız günleri getir aklına, getir ki kirlenmeden sonsuza uzanan bütün masumlukların yanında çıkalım en son ve en huzurlu yolculuğumuza. Mutluluk artık bizim bir parçamız olsun ve hiçbir kötülük dokunamasın kıskanılası masumluğumuza. Güneş bizim için parlasın. Ve belki birgün kötülüğün doğduğu yere ulaşır ellerimiz böylece. Sihirli dokunuşlarımızla aydınlatırız pas tutmuş yüreklerin aynasını. Artık hiçbir çocuk ölmez suçsuz yere uzaklarda, hiçbir anne ağlamaz yoklukların acısıyla sessizce ve utanarak, insanlar çaresizce izlemez yok oluşların ruhunu törpüleyen resimlerini. Sadece gülümsemeler kalır yeryüzünde bütün duruluğuyla. Düşlerin içinde doğan umut dolu bebekler, düşlerden kucaklara alınır mutluluğun sembolleri olarak. Silahlar yok olur; soğuklar, açlıklar... Gün hepimiz için doğar ve biz dünyanın o en güzel, o en yüksek tepesinden izleriz bize bakıp gülümseyen, milyonlarca yıldıza benzeyen çocuk gülümsemeleri... Herkes mutluluk olur. Çekip gitmelisin şimdi. Sana sadece mutluluk olmalı en sonunda kalan. Vedalaşmalar sadeleşmeli. Herşeyin geri dönüşü olduğunu bilmeli insanoğlu. Düşünceler, düşler, aydınlıklar bizimler birlikte mutluluğa hizmet etmeli. Bitmeli ölüm işkenceleri. Kötülük sonsuza kadar silinip gitmeli.. Sonsuz birgüne hiç bitmeyecekmiş gibi gülümsemeli.. |
kaygılanma katıl kalbine direnen aşka sen biriken bir yaşamak tövbesiz ve aşırı aşkın öğütleyen sözleriyle büyüyen sokak kedisi mırıltısı. huzurun doğdugu ve kutsandığı ölümün olduğu yerde nisyan yüzün acılı bir kuş hafifliği derdime derman ey dile dolanan şarkı belirgin ol kallavi bir acı ol ak kalbime çiçeğin rengine karış, arının vızıltısına şairin ruhu ol. kucağımda kıvrılan gece, fahişeyi izledi ve gölge dolanıp karnına oturdu gerçeğin ve şiarı şairin ah oldu ah uzandı sevgilinin kalbine dokundu İlhami Atmaca |
Gideceksen ; Seni seven kalbimi yerinden sökerek git Bavuluna mutlu anılarımızı Yüreğine ise güneşte ısınmış umutlarımızı Doldurup son nefesimi çekerek git Hadi usulca git, Karanlıklar güneşini elinden almadan Hançerlediğin yüreğimi merdiven bilip Yıldızlara koş karanlık saçlarınla. Gideceksen; Yüreğimdeki taze umutları çiğneyerek git Avuçlarına mevsimsiz açan baharlarımızı Gözlerine ise ölümsüz sevdamızı alıp Gündüzüme karanlıkları sererek git Hadi usulca git, Sahillerine gözyaşlarım ulaşmadan Ve ihanetinle yüreğimi hançerleyip Ateşlere koş , çıplak ayaklarınla. Gideceksen; Güzelliğine dalmış yüreğimi kaldırmadan Kış uykusundaki çicekleri ağlatmadan Hadi usulca git , Gözlerine yanmış bedenimi uyandırmadan Bedenimi yollarına paspas bilip Bahara koş, karlara bürünmüş sevdanla. Gideceksen; Tüm acılarını gözlerime gömerek git Saçlarına çicek kokan nefesimi alıp Beni soğuk ayazlara emanet ederek git Aynalarda uyuyan hüzünlerimi kırmadan Hadi usulca git. İsmail Sarıgene |
Ayrılığı seçtin mi her şeyi götüreceksin yanında... Geriye hiç bir şey kalmayacak... Söylenmemiş sözler kalmamalı bıraktığın yerde -ki ben en çok onları duydum-... Gittin mi adamakıllı gideceksin !!! Hiç bir özlem kalmamalı dönüşleri emziren... Demem o ki... Böyle gidilmez!!! Büyük olmalı ayrılık !!! Uçsuz bucaksız, dursuz duraksız olmalı... Telefonun numaraları sesime düşmemeli... Yolların yoluma değmemeli... Hiç bir anıya, hiç bir dizeye, hiç bir şarkıya yenilmemeli ayrılık... Şiirler okununca unutulmalı... Hasret dokununca uyutulmalı... Rakının, şarabın diktasında titrerken yürek... Gözyaşlarının debisi arttığında... Gece inmişken ayak parmaklarına kadar... Yahut gün doğarken... Yatağının diğer yastığındaki boşluk tecavüz ederken gözlerine... Ne bileyim tek başına yiyeceğin sofrana iki kişilik servis açtığında... Susacaksın... Duracaksın... Gitmenin hakkını vereceksin !!! Ayrılık gurur duymalı seninle... Gidersen... Sözün ayaklarına geçiyorsa... Ayakların yakınımdan geçmeyecek... Ayrılığı seçtin mi büyük olacak ayrılık... Ayrılığı seçtin mi?!!! |
yüzün halisina dökülen zeytinyagi askin dikis izleri ya tamamiyle degistirmek lazim deriyi ya da temizlemeye calismak, çullardan çaputlarla gün gün biraz allik biraz agri biraz suyla bilerek gitmeyecegini ve daha beter kusacagini aslinda uzak bir 'sonra'da Ilgım Veryeri |
ZoR olan Kalmaktır bence.. Bırak karşındaki sevgisini sana ... en ufak bişeyde; çekip gitmesiyle GÖSTERSİN;) |
Bende bu sersem başımı, karakolun duvarına vursam. Kendimi caddeye atıp, arabaların altına savursam. Hangi tercih beni en hızlı şekilde öldürür? Hangi şekil öldürmez de, ömür boyu süründürür? Kayıp ilanı mı versem, şehir şehir dolanmak yerine? Ödül mü koysam, ölü veya diri seni bulup getirene? Hangi ayrılık var ki, böyle diş ağrısı gibi durmadan zonklasın? Hangi cam kesiği var ki, böyle musluk gibi içime damlasın? Hiç sanmam! ... Hasta kalbim bunu bir süre daha kaldıramaz! . Feriştah olsa, böyle eli kolu bağlı bekleyip duramaz. Hangi mübarek dua, Hangi evliya tesir eder, seni döndürmeye? Hangi aptal mazeret ikna eder, ateşimi söndürmeye? Olur mu be! . olur mu? Bu da benim gibi adama yapılır mı? Aşk dediğin mendil mi? Buruşturup bir kenara atılır mı? VEFA bu kadar basit mi? Alınır mı? Satılır mı? |
| Saat: 00:37 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık