![]() |
Kal Benimle Canım Gizemin soğutur yalnızlığımı Sobamda yanan kömürün Ürkek ateşi gibi Vurursun bedenime. Bir kelebeğin Kanat çırpışına benzer yüreğim Atar hafif hafif derinlere. Dolgun bir ses tonuyla İsmini çağırır tüm varlığım Ve bir kum tanesi oluveririm Saklanırım Ruhuna. Uyandırırsan Sabahım olursun Çeker alırsın Benliğimi benden Dokunursan ellerime Akar giderim denizlerime Ve bir bahçe kurar Büyütürüm sevgini her yer de. Gidisinde yolların olurum Gelişinde yağmurlarınım Yeter ki olduğun gibi Kal benimle canım. Murat Saydam |
gitmek kolay olan elbette, ama aşk zoru sever! daha dogrusu zoru başarabilmektir aslolan... kalmak gerekir en kötü sevdanın, en kötü anında bile!!! sevmek sevilmek cabuk bulunabilen kolay bişey deildir... GİDEN GİTMİŞTİR!!! KALAN SAVAŞMIŞ OLUR... ARDINDA BIRAKTIGI ENKAZI BİLMESEDE GİDEN GİTMİŞTİR GERİSİ BOŞ İŞTE... |
Kaybetmelerin savaşları bitmeli,kazanmanın savaşları başlamalı. çelişkisiz bakmalı dünyaya..alıp gitmeli ruhunu çıkarıp bedeninden sarılmalı yastığına sımsıkı sarılırcasına,kapatmalı tüm yaralarını sabah kahvesi gibi alışmalı sıcaklığına öksürükleri pahasına ıslanmalı yollarında mırıldandığında duymalı,kalabalıkta seçebilmeli nerde olduğunu. elilerininin birinden vazgeçebilmeli teslim edebilmeli gözlerini hayatıma bir 'barış' girmeli Kaybeden savaşlarımı bitirmeli. sough bir kız çocuğu sarılmalı ona sorgusuzca... |
Biliyorum gölgede senin uyudugunu Bir deniz mağarası kadar kuytu ve serin Hazların aleminde yumulmus kirpiklerin Yüzünde bir tebessüm bu ağır ögle sonu. Belki rüyalarındır bu taze açmıs güller, Bu yumuşak aydınlık dalların tepesinde, Bitmeyen aşk türküsü kumruların sesinde, Rüyası ömrümüzün çünkü eşyaya siner. Her şey yerli yerinde; bir dolap uzaklarda Azapta bir ruh gibi gıcırdıyor durmadan, Bir şeyler hatırlıyor belki maceramızdan Kuru güz yaprakları ucusuyor rüzgarda. Ahmet Hamdi Tanpınar |
Dökülemeyen bir damla yaşmış gözlerinden, Uzun gecelerin son demlerinde Yalnızlığın ve kararsızlığın karanlığında, Gelgitlerindeyken sevdanın en arsızında Uslanmayan kalbini al ve gel artık... Dünü bir yana, yarını bir yana Ulaşamadığın hayallerinin korkutuculuğunu Yalnız kalan ruhunun çığlıklarını Gurunun getirtmediği yolları Unut ve gel artık... |
Çocukların düşlerinde bir Markut bir kurbağa zıplıyor yaşamamızdan hergün zıplıyor, hergün eksiliyor, hergün Markuuuut Torbanı sarkıt. Her doğal güzelliğin bir ucunda aptallık öbür ucunda o kambersiz geçen düğün. Kadın. Kadını bir dilime katık ettiler Markuuuu! Torbanı sarkıt. Siz büyüyün kan kuşları siz büyüyün güzün gelişi bir öğürtüdür korkmayın korkmayın ölüm bir başka ağzıdır yarasaların. Aşınmış eşikler, aşınmış yaygaralar aslan gibi bir kocası var mıydı bu kadının? Gömleğimi zorlayan kuş sesleri İsmet Özel |
Son cevabı veriyorum sıkı durun gitmek kolayyyyyyyyyyyy:D |
Düşkünlüğümü yağmala! İçimdeki terkedilmiş Filistinli çocuğu vur! Gözlerimdeki inancını al! Ellerimi de bırak! Öyle git… Etten ve kemikten bir heykel de senin armağanın olsun aşkın sanat tarihine. Git! Bir destan da ben eklerim elbet sevda sayfalarına. Zor değildir kaybedecek hiçbir şeyi olmayan için korkularını aydınlık renklere boyamak! Senden önce de siyahtı düşlerim. Senden önce de düştüm ve kanadı gecelerim. :S Yalnızlığın anadiliyim ben! Sensizliğin lugatı yok! Sensizliğin seni yok! Sensizliğin sesi yok! Yine de ben, bensizliğine yanıyorum. Kusursuz bir ordunun donanımlı bir askeri gibi değil, kaybede kaybede körleşmiş kılıcından başka hiçbir silahı olmayan yetim bir savaşçı misali yeniliyorum sana. Sonra sana, sonra yine sana! Bir gün, iki gün, beş gün değil, her gün… Sen savaş sonrası ganimetlerini toplarken, ben; yastığımdaki çukura esir veriyorum gözbebeğimdeki tebessüm güllerimi. Yaşam alanı daralıyor umutlarımın. Yasına açan çiçekler oksijenimi soluyor. Yaşanmış acıların üstünden geçiyorum, kim bilir kaçıncı kez. Kara kalem bir hayata doğmuştum. Gözlerim gözlerini göremiyorsa bundan! Gidişinle hiçbir ilgisi yok! İnan! Sen başlatmıştın ve gitmek ( ! ) en çokta sana yakışırdı zaten. Meğer ben denize düşüp sana sarılmışım! Sonra da… sonramız yok işte. Göçmen kuşların ihanetiyle sürmelediğin gözlerinle gezdiğin bütün kentlerde, bulduğun ilk mavide, belki de her mavide pusuya yatacaksın bilirim. Bense; borsası tabana vurmuş bir ülkenin yalnızlık resimleri olup, gecenin en yarısında gizli gizli kentlerin duvarlarına asılacağım. Balçıkla sıvamaya çalıştığın, beceremeyince de giderek yok olacağına inandığın sevdamla, lokma lokma hüznümü doyuracağım. Kazanmanın tadını bilmeyenler en güçlü yenilgilerle çıkarırlar hayatın tadını. Çünkü onlar; kalınca da yeniktir, giderse de! Severken de yeniktir, sevilirken de! Öyleyse şimdi ben kalıyorum, sen gidiyorsun ya hangimiz yenik, hangimiz galibiz bu hayatta?!!! Zılgıtı çalınmış türküler besliyorum tarihi kederlerimin zirvesinde. “bedenine büyük gelen hüzün urbalarından arın” diyorsun giderken, bir de gözlerinden başla beni unutmaya! |
sevdam öldü artık, Dün gece seninle sevişirken Hayallerim ise boğuldu acılı düşlerimde.. Tövbe ettim adına, Aşkıma, sana sevgime, Dün gece annemin üzerine. Umutlarım yok oldu artık seninle beraber Dün gece bütün aktığın damarlarımıda kestim. Gözlerim her gece doluyordu hayalinle Bu gece görkemli bir törenle körlüğü seçtim.. Zeynep Orcanel |
mutluluğun içimde binlerce yıldız, ayrılığın beni bırakmayan en kötü hırsız, Yokluğun içimde yaramaz bir kız, en büyük günaha mecbur etti beni! Rüyalarımda bile avutmuyor,sensiz yaşadığım bu hatıralar, canım sevgini istiyor, Ayrılığın her anında.. ertelemeyelim mutluluğumuzu gel yalancı baharlara, Ne cenneti görüyor gözüm senden uzakta,cehennem bile mutluluktur senin yanında.. Zeynep Orcanel |
| Saat: 03:40 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık