![]() |
Belli Belirsiz Gidişler Sonbaharda dolunaylarla belli belirsiz gidişler. Derin uzaklarında ayın krater gözleri görülür. Her yolcu belli belirsiz gider, bakışlara gider. Gözler gözlere gider yolculara yoldaş gözler. Tenler tenlere uzanırken yolcular ellerle gider. Omuzlara özlem konar, ağırlaşır, biner de biner. Ağır trenler gibi yaşlar raylarında akar dudaklara. Belli belirsiz gözlerin peronlarında yollar başlar. . Her yolcusu yolunda gibi belli belirsiz yolların. Belli belirsiz sevdalara gider yürekleri yolcuların. Ömer Serdar |
Kal Desem de Gideceksin Uzun bir ayrılık zamanı geldi Sen kafana koymşsun, gideceksin Sızlayan kalbim şimdiden delirdi Faydası yok, kal desem de gideceksin Bu ayrılık bize acı verecek Biz ağlarken kötü yüzler gülecek Hasret ateşini hissedeceksin Faydası yok, kal desem de gideceksin Belki beni benden daha çok sevdin Benden uzakta fark edeceksin Ayrılık çok zormuş göreceksin Faydası yok, kal desem de gideceksin Hüseyin Gümüş |
ben seni sevdiğim zaman yağmur yağıyordu alanlara sokaklar ağlıyordu kar yağıyor şimdi dağlara gitme kal yağmur aşkına kal gidersen gecenin siyahı çöker yüreğime göç eder kelebekleri ömrümün boynunu büker gelincikler dağlar ceylansız nehirler türküsüz kalır Gidersen tarlalar susuz çocuklar uykusuz kalır kömür gözlüm senin yürekten gülüşünü umutsuzluğu umuda sürüşünü acılara sevda yazışını sevdim kendinle barışını seni seviyorum deyişini tüm sevgiler sürgünken yaşamak bir türkü seninle yediveren tomurcuk gidersen boynu bükük kalır bu şehir ölür kahrından bu içli şair yokluğuna nasıl alışırım dudağın dudağıma mühürken seni seviyorum deyişini sevdim ekmeğini bölüşünü bir düşkünle kar gülüşünü öksüzleri sevişini sevdim ve yüzündeki hüznü gözüm bakınca insan gibi bakışını ağlayınca çağlayanlar gibi akışını insanları sevişini sevdim omuzuna dayanmayı efkarlıyken affedişini bir düşküne el uzatışını sevdim temiz kalışını sevdim en çok bu hayatın kirlenmiş sahnesinde bir umut gibi, bir türkü gibi, bir şiir gibi duruşunu bin bahar tazeliğinde saçlarına günün vuruşunu sevdim ben senin bir gülü koparmasınlar diye günlerce gül düşmanlarına isyanını bir annenin acısına ağlayışını ben senin tüm kavramları ve kuralları çiğneyişini sevdim küflenmiş törelere ve haksızlıklara karşı çıkışını kar beyazı beyazını mavi mavi, yeşil yeşil, al al seninle sokaklar dolusu çığlık acılar dolusu yalnızlık çiçekler dolusu sevgi ektik dağların doruklarına maviler boyunca beyaz güvercinler uçurduk meydanlara gitme kal gidersen mutluluğumdan sızılar kalır yüreğimde yarım elvedalar kalır, soğuk odalar, karanlık geceler sensiz koma yüreğimi yağmur aşkına seninle başlayan hikayem seninle son bulsun sonsuzluklarda |
Yağmurdan, güneşten, poyrazdan, uzun yollardan Biz şimdi gurbetimize çıkıyoruz, vakit tamam Çanlarla, türkülerle, davullarla ayrılmak uzak bize Yüzüme vuran sıcaklığınla çocuk dudaklarınla Sen giderken, ellerimde ellerinden ayrılmanın öfkesi Varlığında yeniden kurulur eksiksiz bir sıla Seni her düşünmemde benzersiz bir yurt özlemi Bana düşen, gelişini aralıksız beklemek Beklerken bakışında eriyip gitmek yavaşça Beklerken sonsuz bir ormanı yürümek saçlarında Benim tutkum, ölümüm, serüvenim bu işte Afşar Timuçin |
Çıkarıyorum seni kelimelerimden, yazılarımdan, hayatımdan… Kolay olmayacak biliyorum. Ama kolay olan ne vardı ki bizim ilişkimizde. Hep kapalı kapıları zorladık seninle… Aşılamayacak engellerin üzerinden gelmeye çalıştık. Hep karanlıkta, hep koskocaman bir boşlukta koşup durduk. Birbirimizi bulmaya, birbirimizin olmaya çalıştıkça daha da uzaklaştık, daha da koptuk birbirimizden. Ben sana gelmeye çalıştıkça, elimi uzattıkça sen hep bir adım geri kaçtın. Mücadele eden ben; kaçan, korkan hep sen oldun! Sen bana arkanı döndükçe ben hep arkandan seslenen, gitme diye yalvaran oldum… Yanımda kalman için önüne duvarlar ören, engeller koyan ben şimdi anlıyorum ki yanımda olan sadece bedeninmiş, yüreğin değil! Dedim ya kolay değildi yaşadığımız şeyler; benim sana “seni seviyorum” dediğimde senin susman, konuşmaman; ben sana geldikçe senin kaçman ve benim sürekli her yerde seni aramam kolay değildi… Her insan hak ettiğini yaşarmış ya sevdiğim! Sen hak etmediğini, beni, benim aşkımı yaşadın. Verdiğim sevgi, hissettiğim aşk senin hak ettiğinden çok çok fazlaymış meğer. Kim bilir belki de bu yüzden böyle oldu. Benim aşkımmış sana asıl ağır gelen… Bu yüzden hep kaçmayı, kolayı seçtin. Karşılaştığın ilk engelde arkanı dönüp gitmeye kalktın. Bir kere de üstesinden gelebilirim bunun demedin, diyemedin. Benim payıma düştü hep engeller, karanlıklar, zorluklar… Şimdi o zorluklara bir yenisini daha ekliyorum ve bu sefer benim için hiçte kolay olmayan bir şey yapıyorum: seni hayatımdan sonsuza kadar çıkarıyorum. Çünkü anladım ki sen yüreğime ışık tutan, bana yol gösteren sandığım o büyük aşk değil, yolumu gidilmez yapan, kapkaranlık bir boşluksun. Bu yüzden vazgeçiyorum senden, aşkımdan, sevgimden belki de en önemlisi kendimden… Korkuyorum anlıyor musun? O boşlukta yapayalnız kalıp, yönümü hiç bulamamaktan korkuyorum. Günün birinde beni bırakabileceğin, gidebileceğin, sevgimin biteceği korkusu, yerini; yolumu bulamama, kendimi o boşlukta kaybetme korkusuna bıraktı. O yüzden; GİT ŞİMDİ… Yanına sevgimden kalan sevgi parçalarını da al ve git. Çık hikâyelerimden, yazılarımdan, hayatımdan |
İsimsiz Şiir Üstüme lapa lapa kar yağıyordu yeniden Yeniden yüreğim beyaz bir lale Berrak sular, ışıklar, çiçekler, renkler Yeniden karşımda birer şelale Artık benim için ne ekmek, ne su Sağımda, solumda vehim ordusu. Ve hep onu, bulamamak korkusu Soyundum yeniden büyük melale. Bana alev gibi bir şeyler yazdı Sanki baştan başa şiirdi, nazdı... Kırk yıl bile düşünsem olmazdı Gelmezdi bu sevda akla, hayale. Bitmiş tükenmiştim, efkarım çoktu Salkım söğütlerden bir farkım yoktu Yar beni yeni bir yarışa soktu Şu halime bir bakın: deli-divane! Gönlüm nakış nakış renkli bir kilim Bir kınalı-güzel türküdür dilim Yeminle anlatsam kim inanır kim İçine düştüğüm bu çılgın hale. Karışıp gitsem mi ebabillere Adını versem mi karanfillere Seslenip dursam mı sahillere lale! lale! lale! Yavuz Bülent Bakiler |
Ben giderken ardımdan baktın öylece. Oturduğun koltuğa gömülmüştün sanki. Sanki ölmüştün. Başın ellerinin arasında, görmek istemeden ama bu gerçeğe katlanarak duruyordun öylece. Gidiyordum Dur demiyordun. Durmuyordum. Seni bekliyordum. Ölmeyi dilediğim nadir anlardandı… Kızgınlığını, dargınlığını hatta belki nefretini alıp sırtıma, öylece kaldım hayatın tam ortasında. Issızlaştı bir anda, kapının arkasındaki dünyada hayat bitti. Burada kal, yaşam burada demedin. Dışarı çıktığın an nefes alamazsın demedin. Ölürsün demedin. Öldüm… Her hareketimde yalvardım sana. Sen sessizce sigaranı yakarken, elimden geldiğince yavaş gidiyordum. Dur demek için zaman yaratıyordum sana. Yarattığım zamanları sessizlikle harcıyordun. Gidiyordum. Dur demiyordun. Hoşça Kal dedim son gücümle. İstiyordum ki, seninle kalmak istiyorum de. Ancak o zaman hoş olur kalmam de. “ Ne halin varsa gör” dedin sinirle kalkarken, kapıyı çarparak çıktığın oda daraldı. Birden bire karardı dünya. Birden bire öldüm. Kapıdan çıktığımda dünya değişmişti sanki. Bildiğim yaşam değildi gördüğüm. Islak sokaklara, soğuk havaya ve devam eden yaşama katıldım ben de. Ağladım var gücümle. Oturduğum kaldırımda, baş başa kaldığım yalnızlığımla ağladım. Ağlamak hayatı kolaylaştırıyordu. Yada gerçeğe inanmamı. Sonra yürüdüm. Yürüdüm. Yürüdüm. Ne halin varsa gör dedin. Ne halim varsa gördüm. NERMİN SABAH |
Gidecek misin? Korkuyorum seni benden alacaklar Böyle Boynu bükük koyacaklar Genç yaşta ihtiyar oldun diyecekler Gitme desem yine gidecek misin? Mutluluk huzur seninde hakkın Bu yalan dünyada hiç gülmedi yüzün. Kötülük yapacaklar budur korkum, Gitme desem yine gidecek misin? Yine seni kırıp üzecekler Dünyanı zindan edecekler, Herkes seni bana soracaklar Gitme desem yine gidecek misin? Sen gidince sanki ne olacak Başın göklerimi değecek Şu garip kartal seni ömür boyu sevecek Gitme desem yine gidecek misin? Ramazan Kartal |
SEVEREK AYRILDIN MI HİÇ? YAŞADIN MI SEVEREK AYRILMAYI? ANLADIN MI AŞK ACISI ÇEKTİĞİNİ? ÖĞRENDİN Mİ SEVDİĞİNİ UNUTMAYACAĞINI? GÖRDÜN MÜ HAYATIN ACIMASIZ YÖNÜNÜ? HİSSETTİN Mİ AŞKIN ACI ÇEKTİRDİĞİNİ? DÜŞÜNDÜN MÜ ONSUZ NE YAPACAĞINI? ÖZLEDİN Mİ O ESKİ GÜNLERİ? PİŞMAN MI OLDUN AYRILDIĞINA? FEDAKARLIK MI YAPTIN AŞKINDA? DOĞRU MU BU YAPTIĞIN? CEVABINI VER ARTIK BANA... |
Beni bu sevdanın ortasında, deli yağmurların altında bir başıma bırakıp gittiğin zamanlar seni hiç durdurmadım... Yoluna çıkıp hiç, gitme, demedim sana... Beni bırakma, diye yalvarmadım... Her gidişinin ardından sessizliğe gömülüp, seni sonsuza kadar kaybettiğimi düşündüm hep... Bir gün geri gelebileceğine hiç inanmadım...Bu yüzden mucizeydi her dönüşün ve bu yüzden her defasında sana daha sıkı sarıldım... Yıllar geçti aramızdan... Ayrılıklarla sırılsıklam, kavuşmalarla yıldızlı...Şimdi yanımdasın... Ama biliyorum, gideceksin yine... Rüzgar adını çağırıyor... Bu şehrin üzerini yine kara bulutlar sarıyor... Biliyorum, yine deli yağmurlar yağacak üzerime... Yine gizlenecek martılar saçakların altına... Yıldızlar kaybolacak... Biliyorum gideceksin ve ben yine kaybedeceğim yolumu... Biliyorum, deniz kenarında martıların peşinde koşan çoçukluğumu düştüğü yerden kimse kaldırmayacak... Gözyaşlarımı silmeyecek o sevgi dolu, kutsal yüreğin... Biliyorum, gölgen bir İstanbul sokağının arnavut kaldırımıüzerinde ansızın gölgemi okşamayacak... Biliyorum, gideceksin... Ama bu kez sana sevdalı güvercinin yaralı yüreği bu gidişi kaldıramayacak... Belki de bu yüzden hiç yapmadığım bir şeyi yapıyor ve soluk soluğa geçen o yıllar boyunca hiç fark etmediğin bir sırrı ilk kez yüreğine fısıldıyorum: Ben sana çocukluğumdan vurgunum... Artık gitme sevgilim... Cezmi ERSÖZ |
| Saat: 03:28 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık