![]() |
çok derine gaçmış Genç adam, son model üstü açık spor arabasını ilk defa deniyordu, çevre yolunda harika bir sarışın ona otostop çekti, tabii hemen durdu.Sarışın; "arabanıza binmeden önce birşey soylemeliyim ben hızdan çok korkarım." Genç adam; - "gelin lütfen yavaş giderim." Yola çıkar çıkmaz, adam gazladı, sarışın; - " ama hızlı gidiyorsunuz, ben size söylemiştim çok korkarım." Genc adam; - "tamam yavaşlayacağım ama bluzunu çıkarırsan? " Kadın çaresiz bluzunu çıkardı, birazdan genç adam yine hızlandı,sarışın; - "ama yine hızlı gidiyorsunuz, ben çok korkuyorum genç adam; _ "söz veriyorum yavaşlayacağım ama şortunu çıkarırsan?" Kadın korkudan şortunu da çıkardı, yolculuk boyunca genc adam bir hızlanıp bir yavaşladı ve sarışın çırılçıplak kaldı. Genç adam dikkatini yola veremeyince de yoldan çıkıp takla attılar. Sarışın arabadan firladı adam da direksiyonla koltuk arasında kaldı. Genç adam, kadına seslendi; "Görmüyor musun çıkamıyorum, gidip yardım cağırsana". Sarışın çaresiz bir şekilde - "nasıl gideyim bu halde?"Adam kızdı; - "spor ayakkabını çıkar önüne bağla git." Kadın çaresiz spor ayakkabıyı beline bağladı ve başladı koşmaya, birazdan tarlada çalısan köylüleri görünce onlara doğru koştu ve; - "Ne olur yardım edin erkek arkadaşım sıkıştı, onu kurtarın" diye yalvardı. Köylüler bir kadına bir de önündeki spor ayakkabıya bakıp çaresiz bir şekilde cevap verdiler; - "Valla bi şey yapamayız bacım çok derine gaçmış |
acik olsun Trabzon´da, üniversite ikide bir akşam yemeğinden sonra 4 arkadaş bir cay ocağına gittik. Üç arkadaş demli bende açık çay istedim. - Usta bize bir açık üç demli çay" dedim. Çaycı: - Uşağum hancisi açık olsun... |
Satışa sunulduktan sonra yarım gün içerisinde tükenen uçak biletlerinden almak isteyenler, şirketin telefonlarının ve internet sitesinin günlerce kilitlenmesine neden olmuştu. İşte; ilginç diyaloglardan bazıları: -Antalya'ya ayın 22'sine iki kişilik yer ayırtacağım. Yer var mı? -Var efendim hem de kampanyalı. -Ne kadar? -Bilet başı 9 YTL efendim. -? -Alo. -Kardeşim bilet ne kadar dedim? -İki kişi 18 YTL, kişi başı dokuz YTL efendim. -Ya, gidin işinize saçmalamayın (içeriye seslenerek) yanlış düştü numara dalga geçiyor birisi. -Telefonu kapatır. ***** -Ben işadamıyım. Utanırım acenteden 9 YTL'lik bilet istemeye. Böyle telefonla direkt alamaz mıyım? ***** -Kızım İzmir'e 9 YTL'lik biletlerden istiyorum iki tane. -Maalesef İzmir'e tüm kampanya biletlerimiz satıldı efendim. -Adana'ya olsun o zaman. -Üzgünüm efendim Adana için olanlar da bitti maalesef. -Ya; nereye varsa ver kızım. Şu kadını ölmeden bi uçağa bindireyim. ***** (Kampanyanın birinci haftası. Tüm biletler tükendikten sonra). -İndirimli biletlerden istiyorum. -Maalesef tüm kampanya biletlerimiz satıldı efendim. -Yalancılar sizi. -Bineceğim uçağa. Bağıracağım 'kim 9 YTL'lik biletlerden aldı diye' kimse elini kaldırmazsa da sizi mahkemeye vereceğim. ***** -İndirimli bilet kaldı mı? -Tüm kampanya biletlerimiz satıldı efendim. -Ben öylesine sormuştum zaten. Olsa da almayacaktım. ***** -Samsun'a iki kişilik 9 YTL'lik biletlerden istiyorum. Ayın 8'ine. -Var efendim. İsimleri alayım lütfen. -Kızım bagajda filan değil, normal koltukta uçacağız değil mi biz? -Elbette efendim. -Emin misin sen? -Eminim tabi efendim. -İyi, alayım o zaman. ***** -Dokuz YTL'lik bilet almıştım ama bir değişiklik yapacağım. -Kampanya biletlerinde değişiklik yapamıyoruz efendim. -Diyarbakır yerine Erzurum olacaktı sadece. -Üzgünüm efendim dokuz YTL'lik biletlerimizde değişiklik yapamıyoruz. -Soyguncular. Sadakam olsun. ***** -Dokuz YTL'lik biletlerden istiyorum. -Hangi yön ve tarihe olacak efendim. -Hiç fark etmez. Çoluk çocuk uçak görsün. ***** -Bacım Gaziantep'e dokuz YTL'lik bilet alacaktım. -Maalesef hiç kalmadı efendim. -Hiç mi kalmadı? -Hiç kalmadı. -Nasıl olur. Binlerce bilet satıldı yani. -Kampanya dahilinde olanlar geçen hafta satıldı. -O kadar adam ne yapacak Antep'te hayret bir şey. Allah Allah. ***** -Alo. -Onur Air mi? -Buyurun efendim Çağrı Merkezi nasıl yardımcı olabilirim? -Dokuz YTL'lik bilet alacaktım. -Sadece internet ve acentelerden alabiliyorsunuz. Ban sadece yer olup olmadığını söyleyebilirim. -Ablacım ver sen parasını, ben gelince takdim edeyim sana. Biter filan şimdi. Yani tüm bunlar açıklıyor ki, bu kampanya lazım olana değil, lazım olmayan kim varsa ona yaramış. Zaten işi gücü olan hangi vatandaş, 1 ay sonraya uçak bileti alır ki?!?! 1 ay sonraya kesinleşmiş iş seyahati olanlar hariç tabi. Sanırım bunlar da 1 hafta içinde 10000 kişi değildir... |
Adamın biri metresiyle sohbet ederken metresi dönmüş ve adama demiş k: - Sevgilim lütfen şu sakalını keser misin seni rahat öpemiyorum?! Adam dönmüş ve metresine demis ki: - Hayır kesemem çünkü karım böyle beni çok seviyor kesersem karım beni öldürür!! Adam metresini kıramamış ve sakalını kesmiş. Gece geç saaatlerde evine gitmiş karısı uyuyormuş, süzülerek yatağa girmiş o an karısının yanağı kocasının yanağı değmiş ve karısı - Sevgilim sana bu vakitte evime gelme demiştim her an kocam eve geleblir!!!!!!!!!! ************************* Süt Anne Adam evlenir, 10 sene geçer çocuğu olmaz. Yurt dışına göreve gider. Hanımından gelen mektupta hamile olduğu yazılıdır. Yurda döndüğünde ise hanımı doğurmuştur ama çocuk zencidir. Hanımına sorar: - Hanım ne sizin sülâlede ne de bizim sülâlede zenci değil, esmer bile yok; bu iş nasıl oldu?" Hanımı : - Çocuğu doğurduktan sonra sütüm gelmedi mecburen bir süt annesi tuttuk, onun sütünü emdi. Sütanne zenciydi herhalde bu yüzden böyle oldu. Adam ikna olmuşa benzer ama içinde yine de ufak bir kuşku vardır ve "bunu bilse bilse annem bilir" düşüncesiyle annesine sorar. Anne: - Olmaz olur mu oğlum, tabii ki olur. Seni doğurduğumda benim de sütüm gelmemişti ve inek sütüyle beslemiştim. Bak boynuzların çıkmaya başlamış bile! *************************** Yeni evlenen çocuk cinsellik ile alakalı hiç bir bilgisi yoktur, kız da bir o kadar saf, ilk gece ne yapacaklarını bilmeden oynaşırlar. Sabah olduğunda babası oğluna sorar : - Ne oldu ne yaptın? Oğlu cevap verir; - Valla henüz bir şey olmadı, ama çok yakında olur der babasına. Ertesi gün olur babası yine sorar : - Ne oldu.? Cevap yine aynı, bir şey olmadı. Aradan birgün daha geçer, babası yine sorar oğluna : - Ne oldu¿ Oğul bu sefer farklı bir cevap verir ve : - Valla bayağı yumuşattım yakında kesin delerim der. Aradan bu şekilde birkaç gün daha geçer, ama hiç bir değişiklik olmaz sonunda babası oğluna der ki : - Bak oğlum, bizim köyün altındaki köyde namlı bir adam var namınca ona delikçi Mehmet derler, istersen onu kimse duymadan çağırıp şu işi hallettirelim yoksa rezil olucaz elaleme. Oğul tamam der ve babası haber yollar delikçi Mehmete, adam gelir akşama eve ve derki : - Beni bu gece yeni gelinle yalnız bırakın, sabaha işi bitirmiş olarak size teslim ederim. Bizim kör cahillerde tamam derler, adam zaten hovardanın önde gideni namı ile delikçi Mehmet, sabah olur delikçi gelinin işini bitirmiş vaziyette babaya teslim eder, üstüne üstlük yaptığı hizmetin ücretinide alır ve çeker gider. Akşam olduğunda yeni damatla yeni gelin yalnız kalırlar bu arada gelin işi öğrendi tabi tecrübe sahibi oldu, nede olsa yeni damada her şeyi neyi nasıl yapacağını gösterir ve sabah olduğunda babası tekrar sorar : - Ne oldu oğlum tamammı? Damat cevap verir: - Ya baba tamamda ben göbekten uğraşıyodum delmeye bu adam çok aşağıdan delmiş ya. Babası cevap verir ; - Pez..enk ANANIDA ordan delmişti **************************** Temel her gün evine trenle gidip gelmektedir. Yine bir gün trende giderken karşısında oturan adamın biri pe...enk der. Temel şaşırır içinden acep bağami dedi diye sağına soluna bakınır. Adam yine pez..enk der. Temel yine şaşkınlık içinde sağa sola bakınır; sanırım bağa dedi der. Olay çıkmaması için ilk durakta iner ve olayı evde karısına anlatır. -Fadime bu gün trende adamin biri bağa ******** dedi der. Fadime: -Hadi ya haçen bak terbiyesize! Temel ertesi gün aynı adamla tekrar trende karşılaşır. Adam bu sefer Temel'e bakarak şöyle der: -Dedikoducu pez..enk ... ****************************** Mafya Babası ve Adamları Bir mafya babasının evli bir kadınla ilişkisi varmiş. Kadının evine giderken adamlarına demiş ki :- Ben içeriye girdikten sonra hemen büyük bir bez ayarlayın ve pencerenin altında açın...Kadının kocası gelirse pencereden atlayacağım...Adamları patronlarımı bu istegini hemen yerine getireceklerini söylemişler. Mafya babası kadının evine girmiş, tam soyunmuşken kapı çalmış ve bizim ki kendini camdan atmış. Kadın gidip kapıyı açmış, karşısında patronun adamlarından biri... Adam patronunun dediğini yapamamanın verdiği utançla :- Patrona söyler misiniz hala bez bulamadık... ************************* Karı-koca yatağa giriyorlar, tansiyonlar yukseliyor, sevişmeye hazırlanıyorlar. Ancak kadın durup dururken, "Dur, canım istemiyor, sadece bana sarıl" diyor. Adamcağız,"Neden?" diyor. Karısı: "Bir kadın olarak sevgi ihtiyaçlarımı anlamıyorsun"diyor..Adam, sevişemeyeceklerini anlıyor ve kadının istediğini yapıyor. Ertesi gün adam, karısını cok güzel bir mağazaya götürüp,alışveriş yapıyor. Kadın, 3 tane pahalı kıyafet deniyor ama karar veremiyor. Adam, karısına hepsini almasını söylüyor. Sonra, $200'dan 3 çift ayakkabı da alıyor.. Sonra, pırlanta küpeler alıyor. Kadın heyecanlanıyor, mutlu oluyor.. Kocasının delirdiğini düşünüyor ama umurunda değil, pırlanta kolye de alıyor. Kocası,"Kolye sevmezsin sen ama bunu beğendiysen, alabilirsin" diyor. Kadın zıplıyor, yerinde duramıyor mutluluktan. "Hazırım, kasaya gidelim" diyor kadın. Kocası:"Hayır hayır hayır bunları satın almayacağız ki" diyor. Karısının yüzü bembeyaz oluyor. Kocası: "Bunlara sadece sarılmanı istiyorum"....:) ******************************* TANRIYA MEKTUP....!!! Amerika'da yasayan bir cocugun 100 dolara ihtiyaci olur. Bu 100 dolara sahip olabilmek icin gunlerce, gecelerce dua eder.Sonunda paraya ulasamayinca Tanri'ya mektup yazmaya karar verir. Amerikan Posta Idaresi,ustnde yazili adres olarak sadece "Tanri, ABD" olan mektubu Amerikan baskanina vermeye karar verir. Baskan mektubu alinca cok hoslanir, cok duygulanir fakat 100 dolar yerine zarfa 5 dolar koyar. 5 dolarin kucuk bir cocuk icin yeterli olacagini dusunur. -Cocuk gercekten de 5 dolara sahip olmakla tatmin olur ve Tanri'ya tesekkur mektubu yazmaya koyulur: - "Sevgili Tanrim, parayi yolladigin icin tesekkurler. Ama mektubu Beyaz Saray uzerinden yollamissin ve tabii her zamanki gibi oradaki i..... de 95 dolarini kesip silah almis olmali. Bana 5 dolar ulasti. Yine de tesekkurler." ********************* |
http://www.fikralar.com/images/t_solkose.gif Temel ve Maymun http://www.fikralar.com/images/t_sagkose.gif http://www.fikralar.com/images/bir_piksel.gif Nasa uzay üssünde yeni bir deneme yapılıyormuş. Gönüllü başvuranlar arasından Temel, astronot adayı olarak seçilmiş. Ön elemede oldukça sıkı testleri geçen Temel; 3 aylik ikinci bir eğitim ile iyi bir astronot olabilmiş. Beklenen an gelmiş ve Temel bir maymunla birlikte uzay mekiğine binerek havalanmış. Atmosfer aşıldıktan sonra Temel'in ilk işi; kendisine sıkı sıkıya söylenildiği gibi zarfları açıp maymunun ve kendisinin görev kartlarını okumak olmuş. Maymunun görevleri: "Yerküre ile bağlantıyı sürekli kontrol altında tutmak; her 2 saatte bir yörüngedeki sapmaları ayarlamak; füze içindeki hava basıncı, ısı, iletkenlik değerlerini aşağıya bildirmek; yakıt harcamasını ve motorların sırasını belirlemek..." diye devam ederken; okumaktan sıkılan Temel, kendi görev kartını açmış : "Maymunu iyi besle!" |
Bir gün doktorlar, tımarhanede yaptıkları araştırmada en akıllı deliyi seçeceklermiş. Bir gün delilerden biri bahçede bulunan havuza düşmüş ve boğulmak üzereymiş. Delilerden biri havuza düşen arkadaşını kurtarmaya çalışmış. Bunu gören doktorlar arkadaşını kurtaran deliyi yanlarına çağırmışlar ve "seni en akıllı seçiyoruz" demişler. Doktorlardan biri: "Peki kurtardığın arkadaşını çağır da sana teşekkür etsin" demiş. Deli: "Gelemez ki!" Doktor: "Neden gelemezmiş?" Deli: "Çünkü kuruması için onu astım!" |
Ambulans Şoförü Temel http://www.herseynet.com/fikralar/resim/karadeniz.gifTemel Ambulans şoförü olmuş. Bir gün bir otobüs kazası çağrısı alırlar ve hemen olay yerine giderler. Gittiklerinde gördükleri manzara çok kötü. Her tarafta yaralılar, ölüler... Feryatlar filan yeri göğü inletiyor.. Fakat adamcağızın biri hepsinden fazla bağırıyor, inliyor. Temel de adamın yanına gidiyor ve bakıyor adamın iki bacağı birden kırılmış. Basıyor fırçayı : - Ula uşağum ayuptur bu senin yaptuğun. Şunun şurasında iki bacağın kırılmış sadece. Bak orda insanlar ölmüşler hiç ses ediyler mi? Erciyes http://www.herseynet.com/fikralar/resim/kayseri.gifYıllarca Kayserililer ile Ermeniler birlikte yaşamışlardır. Birbirleriyle sıkı münasebetlerinin fazla olduğu yıllarda, bir Kayserili, Ermeni arkadaşından borç para ister. Ermeni arkadaşı ne zaman ödeyeceğini sorar. Kayserili: - "Şu Erciyes Dağı'nın karı eriyince borcumu öderim." Ermeni, bir yıl bekler. Kayseriliden ses yoktur. Gider yanına ve alacağını ister. Kayserili, Erciyes'i gösterir ve daha üzerinde kar olduğunu söyler. Bir süre sonra Ermeni, Kayserilinin oyununa geldiğini anlar. Bunu içine sindiremez. Artık karar vermiştir ve o da bir başka Kayseriliyi kandıracaktır. Gider bir arkadaşına ve borç ister. Kayserili ne zaman ödeyeceğini sorar ve o da aynı cevabı verir: - "Erciyes'in karı eriyince." "Pekiyi" der kayserili. Aradan bir yıl geçer ve Kayserili hemşerim alacağını istemek için Ermeniye gider. Ermeni vatandaşımız bu durumu beklediği için çok rahat bir tavırla Erciyes'i gösterir ve hâlâ karın erimediğini söyler. Kayserilinin de cevabı hazırdır: - "O gördüğün kar, bu yılın karı. Geçen yılın karı çoktaaaan eridi." Ermeni ne yapacağını şaşırır ve çaresiz borcunu öder. |
Asağıdakiler mahkemelerde avukatlar tarafından sorulmuş gerçek sorulardan derlenmiştir.Reha Muhtar'dan daha salakça soru sorulabilir mi? diye bir soruyla karşılaşınca artık "evet" diyeceksiniz!.. "Uykusunda ölen bir insan, ertesi günün sabahına kadar bunun farkına varamaz, değil mi doktor?" "En genç olan oğlunuz, hani şu 20 yaşında olan, kaç yaşındaydı?" "Resminiz çekilirken orada mıydınız?" "Yalnız mıydınız, yoksa kendi başınıza mıydınız?" "Savaşta öldürülen kardeşiniz miydi yoksa siz miydiniz?" "Sizi öldürdü mü?" "Çarpışma esnasında araçlar arasında ne kadar mesafe vardı?" "Oradan ayrılana kadar orada mı kaldınız?" "Kaç kere intihar etmeyi başardınız?" Soru: "8 agustosta mı hamile kaldınız?" Cevap: "Evet." Soru: "peki o anda siz ne yapıyordunuz?" Soru: "Üç çocuğunuz var, değil mi?" Cevap: "Evet." Soru: "Kaçı erkek?" Cevap: "Erkek yok." Soru: "Hiç kızınız var mı?" Soru: "Merdivenler alt bodruma iniyor dediniz, değil mi?" Cevap: "Evet." Soru: "Peki bu merdivenler yukarı da çıkıyor muydu?" Soru: "Bay ___, geçen yaz kusursuz bir balayına çıktınız, değil mi?" Cevap: "Evet, Avrupa'ya..." Soru: "Eşiniz de sizinle geldi mi?" Soru: "İlk evliliğiniz niçin sona ermişti?" Cevap: "Ölüm sebebiyle." Soru: "Kim ölmüştü?" Soru: "Şüpheliyi tarif edebilir misiniz?" Cevap: "Orta boyluydu, sakalı vardı." Soru: "Erkek miydi yoksa kadın mı?" Soru: "Bugüne kadar kaç ölü üzerinde otopsi yaptınız, doktor?" Cevap: "Bugüne kadarki bütün otopsilerimi ölüler üzerinde yaptım." Soru: "Bütün cevaplarınız sözlü olmak zorunda, anlaştık mı? Şimdi, hangi okula gidiyorsunuz?" Cevap: "Sözlü." Soru: "Otopsiye başladığınız zamanı hatırlıyor musunuz?" Cevap: "Aksam 8:30 civarynda basladık." Soru: "Bay___ o esnada ölü müydü?" Cevap: "Hayır, sandalyeye oturmuş neden otopsi yaptığımı merak ediyordu." Soru: "İdrar örneği verme imkanınız var mı?" Cevap: "Kendimi bildim bileli yapabilirim." Soru: "Otopsiye başlamadan önce Bay ___'in nabzına baktınız mı doktor?" Cevap: "Hayır." Soru: "Kalbini dinlediniz mi?" Cevap: "Hayır." Soru: "Nefes alıp almadığını kontrol ettiniz mi?" Cevap: "Hayır." Soru: "O halde siz otopsiye başlarken Bay ___ hala yaşıyor olabilir, değil mi?" Cevap: "Hayır." Soru: "Nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz, doktor?" Cevap: "Çünkü adamın beyni masamın üstünde bir kavanozun içindeydi." Soru: "Yine de hasta hala yaşıyor olamaz mıydı?" Cevap: "Evet, hatta şu anda bir mahkeme salonunda avukatlık yapıyor olabilir." |
Seni seviyorum </B> 10 kişiyi öldürmekten ömür boyu hapis mahkumu olan adam hapisten kaçar. Kaçarken önüne çıkan bir eve girer ve yataklarında uyumakta olan bir çifti esir alır. Adamı bir sandalyeye, kadını da yatağa bağlar. Bir an etrafına bakınıp kadının üstüne atlar ve boynunu öpmeye başlar. Aradan bir dakika bile geçmez, mahkum yeniden ayağa fırlar ve odayı terkeder. Bunun üzerine adam karısıyla konuşmaya başlar: - "Sevgilim, bu adam yıllardır kadın görmemiş. Boynunu nasıl öptüğünü gördüm. Sanırım geri gelince seninle birlikte olmak isteyecektir. Aman ne derse yap, onu sinirlendirme, sadece memnun olmasını sağla ki burdan sağ çıkabilelim. Unutma ki hayatımız buna bağlı. Dayanıklı ol ve unutma, seni seviyorum!" Kadın bu sözler üzerine gülümser ve sakince konuşur: - "Haklısın sevgilim bu adam yıllardır kadın görmemiş ama o sırada benim boynumu öpmüyor, kulağıma senin çok yakışıklı olduğunu, seni çok beğendiğini söylüyordu. Hemen ardından da bana vazelinin banyoda olup olmadığını sordu. Dayanıklı ol ve unutma, ben de seni seviyorum!" |
Temel birgün durakta münibüs beklıyormus uzun bir zaman dan sonra münibis gelir bu arada münibüs asırı derecede kalabalıktır temel bas parmagını kaldırır durmasını emreder söför de tüm parmaklarını sallamaya baslar temel kızıp bas parmagını iki parmagının arrasına sokar münibüs cü iner............. ___Neden böyle terbiyesizce harejet yapıyorsun demisss.... ___temel de sen neden aval aval parmak larını sallıyorsun demiş.... ___Ben sana kalabalık yer yok dedim..... ___ha usak bende sana beni araya sıkıştır dedim... |
Külkedisi... Külkedisi ocak başında oturup ağlıyor. Birden parıltılar içinde bir peri gelir. - "Kızım neden ağlıyosun?" Külkedisi aglayarak cevap verir: - "Peri anne ne olur beni baloya gönder!!!" Peri değneğini külkedisinin başına dokundurur ve ortaya dünyalar güzeli bir kız ortaya çıkar. Artık külkedisi baloya gitmek için hazırdır. Ama külkedisi hala ağlıyor. Peri: - "Nen var kızım neden ağlıyosun. Baloya gidebilirsin artık." Külkedisi: - "Kanamam var peri anne baloya gidemem." Peri külkedisine balkabağından tampon yapar. Peri: - "Kızım saat 12 den önce dönmeyi unutma.." Külkedisi baloya gider, prensle çok güzel vakit geçirir. Saat 12'yi geçmiştir ve külkedisi öldü.... (neden mi??? tampon bal kabağına dönüşür...) |
Neden Karıştırmadın Delinin biri hastanedeki havuza egilip su ictikten sonra, dogrulup agzindaki suyu yere tukurmus .Onu goren baska bir deli;-Ne oldu , demis, suyu niye tukurdun? |
yere bırakın Bir sarışın, bir kızıl ve bir esmer kız yanmakta olan bir binanın çatısında mahsur kalmışlar. İtfaiye hemen olay mahalline gelmiş, gerekli cihazları çıkarmış. Çatıdan atlayanları tutmak için yanlarında getirdikleri çarşafı tuttuktan sonra, çatıya doğru seslenmişler; - ''Atlayın bu tek şansımız''. Esmer olan kız çatının kenarına kadar gelmiş ve kendisini aşağıya bırakmış. Tam çarşafa gelirken, itfaiyeciler birden çarşafı kenara çekmişler. Esmer kız domates salçası gibi yere yapışmış. İtfaiyeciler tekrar çatıya seslenmişler; - ''Hadi atlayın yoksa kurtulamayacaksın''. Kızıl saçlı aşağıya bağırmış;; - ''Atlamam biraz önce yaptığınız gibi çarşafı çekersiniz siz''. İtfaiyeciler; - ''Hayır çekmeyiz biz sadece esmerler için bunu yaparız''. Böyle söylenince, kızıl saçlı da kendisini çatıdan aşağıya bırakmış. İtfaiyeciler esmer kızda olduğu gibi yine aniden çarşafı kenara çekince, kızıl saçlı'da elmalı kek gibi yere serilmiş. Çatıda sadece sarışın kalmış. İtfaiyeciler daha önce'de yaptıkları gibi; - ''Atla atla yoksa yanarak öleceksin''. Sarışın; - ''Kesinlikle atlamam iki arkadaşım atladığında çarşafı çektiniz, ben atlarken'de çekersiniz''. İtfaiyeciler; - ''Kesinlikle çekmeyeceğiz söz veriyoruz''. Sarışın kız; - ''Bakın, sizin çarşafı çekmeyeceğinize güvenemiyorum. Şimdi çarşafı yere bırakın ve etrafından çekilin''... |
Hava DurumuAdamın biri bayağı günah işlemiş. Bir papaza günah çıkartmaya gitmiş. Papazla konuşmaya başlamışlar : - Papaz efendi ben çok günah işledim. Mesela dün komşunun küçük kızı geldi. Yağmur yağdı şimşek çaktı ben bir günah işledim. - Allah affeder oğlum... - Önceki gün de komşunun büyük kızı geldi. Yağmur yağdı şimşek çaktı ben bir günah işledim. - Allah affeder oğlum... - Daha önceki gün de komşumun karısı geldi. Yağmur yağdı şimşek çaktı ben bir günah işledim. - Tamam oğlum Allah affeder affeder de, sen yavaş yavaş gitsen. Hava da bozmaya başladı zaten. |
HAP Bir adam uçağıyla Afrika'nın üzerinde gezerken birden uçağı arızalanır ve ormanlık bir alana düşer. Üstüne üstlük bir afrika kabilesinin ona doğru yaklaştığını görür. Adam içinden "İste şimdi hapı yuttuk" der. O anda düşüncesinde Nur yüzlü dedenin sesini duyar. - Hayır evladım henüz hapı yutmadın. - Peki ne yapmam gerek ? - Şuradaki mızrağı görüyormusun? - Evet. - Al onu öndeki renkli giysili adamın tam kalbine batır. Adam mızrağı alır ve adamın tam kalbine batırır. -Evladım işte şimdi hapı yuttun. |
Nasreddin Hoca daha önce hiç ugramadigi bir köyden geçiyormus.Bir köylü yanina yaklasmis : - Efendi, bugün günlerden ne? Hoca, yorgunlugun etkisiyle hangi gün oldugunu bir türlü hatirlayamayinca : - Bu köyün yabancisiyim, demis. Buranin günlerini bilmem... |
PROVA İKİ DELİ TIMARHANEDEN ANİDEN KAYBOLMUŞ VE BÜTÜN DOKTORLAR BUNLARIKÖŞE BUCAK ARAMIŞLAR. AKSAM OLDUğUNDA BU İKİ DELİ GÜLE OYNAYA GELİRLER VE DOKTORLAR ŞAŞIRIRLAR. "SİZ NERDEN GELDINIZ BÖYLE BİZ SİZİ ARADIK BÜTÜN GÜN BULAMADIK" DEYİNCE DELİLER SÖYLE YANITLARLAR: - "BIZ YARIN KACACAGIZ DA BUGÜN PROVASINI YAPTIK!!!" |
George W. Bush soförüyle bir kır gezisine çıkar. Arabayla giderken bir tavuğu ezerler. Meseleyi tavuğun sahibi olan çiftçiye kim anlatacak düşünürken Bush âlicenap bir tavırla soförüne şöyle der: "Bana bırak. Ben Dünya'nın en güçlü adamıyım. Çiftçi bana muhakkak anlayış gösterecektir." Bush çiftçinin evine girer ve bir dakika sonra da nefes nefese kosarak geri döner. Göz morarmış, surat dagılmış haldedir. Şoförüne "Çabuk toz olalım burdan!" der. Aksilik bu ya, arabayla daha 20 metre gitmeden bu defada orada gezen bir domuzu ezerler. Bush korkulu gözlerle şoförüne bakar ve"Şimdi adama gidip söyleme sırası sende!" der. Şoför çiftliğe gider. Bush da arabada bekler. 10 dakika, 20 dakika 30 dakika derken....Şoför bir saat sonra sarkı söyleyerek, gülerek, cepleri para dolu ve kolunda irice bir meyve sepeti ile geri gelir. Bush şaşkın bir halde sorar: "Çiftçiye ne dedin ki bu kadar ikrama boğdu seni?" "Valla ben de anlamadım" der Şoför. "Ben ona sadece şöyle dedim: Iyi günler. Ben George Bush'un şoförüyüm. Domuz öldü! |
Kadın bebeğiyle otobüse binerken otobüs şöförü kendini tutamamış: "- Aman tanrım ne kadar çirkin bir bebek..." Kadın sinirle biletini kutuya basmış, en arka tarafa geçmiş, bir adamın yanındaki boş yere oturmuş. Adam dönmüş kadına: "- Özür dilerim. Acaba az önce şöförle aranızda ne geçti? Kadın: - Büyük bir terbiyesizlik etti. Hakaret... Adam: - Bir kamu görevlisi insanlara hakaret edemez. Suç teşkil eder. Kadın: - Doğru. Gideyim de şunu bir azarlayayım. - İyi edersiniz. Merak etmeyin, ben maymununuza gözkulak olurum |
Eşşeq şaqası :)))) Sevgili hakkus, (Hakan) mektubunu aldim. gelmesi ne denli sevindiriciyse de okuduklarim o denli üzücüydü. demek askere gittiginden beri çavusun size, özellikle de sana yapmadigi kalmamis. "suçum olsa yanmam" diyorsun. sana inaniyorum dostum. olur olmaz seni dövdügüne göre, yazdigin gibi o herif asker ocagina yakismayan sadistin teki. sen sivilken agzina kötü söz almazdin. adamin besiginden mezarina kadar nesi varsa sövdügüne göre gerçekten çok sinirlenmissin. ama haklisin. ben de olsam ondan nefret ederdim. oysa hepiniz ayni vatanin evladisiniz. neden ayirim yapip en agir isleri sana yaptiriyor ki???.. senin gibi akli basinda, sorumluluklarinin bilincinde olan insana böyle davranmak için çok adi birisi olmali. zaten "adinin teki" demissin. neyse hakkus, vatan borcu bu... herseye,insanliktan uzak olan çavusuna bile, katlanip vazifeni yerine getirmelisin. sen yine elinden geldigince iyi asker olmaya çalis. beni de mektupsuz bırakma. mektuplari disardan yollamakla iyi ediyorsun. çavus iti okursa bir de mektuplar için dayak yersin sonra. özlemle gözlerinden öperim. __dostun recai__ recai iti, ben sana ne zaman mektup yazdim da o allahin belasi mektubu gönderdin?? mektuplarimizin okundugunu bildigin için bu adiligi yaptin di mi köpek?? senin yüzünden gül gibi çavusumun bana yapmadigi kalmadi. tonla dayak. bir hafta da hapis cezasi yedim çavus beni bölügün önüne çikarip "KARsINIZDA ORDUMUZUN EN sEREFSiZ ASKERi DURUYOR." dedi. ne dediysem, senin nasil adi bir yaratik, mektubunun da o essek sakalarindan biri olduguna inandiramadim. bir daha mektup falan yazma. zaten, ilk izne gelisimde ellerini un ufak edecegim. birkaç yil eline kalem alamayacaksin. en kisa zamanda basina bir kaza gelmesini, sürüm sürüm sürünmeni dilerim __hakan__ merhaba hakkus, yaninda olamadigim,sorunlarini ve acilarini paylasamadigim için kahroluyorum. mektuplarini okudukça içim kan agliyor. manyak çavus iyice azdi ha. vay sadist vay. bir de adam bilip çavus yapmislar. böylelerinin eline hiç yetki vermemeli. sonra ne oldum delisi oluyorlar. "sivil olsam yapacagimi bilirdim" diyorsun. ama haklisin hakkus. sinirlerine hakim ol. askerlikte üste saygisizlik olmaz. adama askerligi bitirtmezler vallahi uyma o hayvana dostum. zor ama sayili günler gelir geçer. buralar bildigin gibi eksikligini hep hissediyoruz. en güzel günler seninle olsun. _kardesin recai__ recai denen hayvan, lan sana hayvan demek iltifat, hayvanlara hakaret olur, oglum sen çildirdin mi? çavus fittirdi. adamin bir agzima yapmadigi kaldi. "yazmadim konutanim." diyorum, yemin billah ediyorum dinledigi yok. ah (u.. yasak kelime) essogluessek yaktin beni. askerligim simdiden bir ay uzadi. her gece tuttugum 8-5 nöbetleri, günde yalniz basima tam teçhizat 20km kosu, iki çuval ispanak ayiklamak imanimi gevretiyor. yeter artik recai!. sakanin çikacak suyu muyu kalmadi. bu gidisle biraz zor ya, izne gelirsem kendine kaçacak delik ara. tüm kemiklerini kiracagim. allah belani versin... __hakan__ hakkus'cugum, yooo, yazdiklarina inanamiyorum. bu kadari da olmaz ama. o serefsiz çavusun sana yaptiklarini insan yapmaz. nedir bu essogluessegin sana çektirdigi? yani afedersin ama insan sokaktaki uyuz ite bile daha iyi daha davranir. bak hakkus, sakin benden gerçekleri saklama, yoksa görevden mi kaytariyorsun? eninde sonunda ikiniz de bu vatanin evladisiniz. böyle yapmasi için ya kafadan sakat ya da soysuz olmali ne diyeyim hakkus? sabredeceksin. allah sevdigi kuluna çektirirmis. seni de seviyor olmali ki çavus gibi bir namussuzu basina bela diye __candostun recai__ recai soysuzu stop! sayende askerligim bitmeyecek stop!.. firar ettim stop!.. seni parçalamaya geliyorum stop!.. |
Bir gün bi uçakta Fransız, İngiliz, Alman, Rus, İranlı, Hollandalı ve Türk, laylaylom gidiyorlarmış. Uçak rotasını takip ederek giderken İngiltere'nin >üstünden geçiyor. İngiliz şöyle bi aşağıları süzüyor ve lafa giriyor: - Arkadaşlar,burası benim memleketim İngiltere. Bizim biramız acayip meşhurdur, şahane biralar üretiriz, içmelere doyamazsınız. İngiltere bitiyor, Fransa'nın üstünden geçerken Fransız lafa başlıyor: - Burası da Fransa. Bizim kızlarımız meşhurdur, öpmelere kıyamazsın. Derken Almanya'ya geliyor uçak, Alman bi iç çekiyor: - Hey gidi memleket diyor. Biz bi arabalar üretiriz, binmelere kıyamazsınız. Sonra Hollanda'nın üzerinden geçerken Hollandalı bakıyor şöyle bi aşağıya: - Burası da Hollanda diyor. Ah o güzel evler, bizim evlerimiz meşhurdur... Uçak geçiyor Rusya'ya sonra Rus bakıyor aşağıya: - Bizim KGB miz meşhurdur. Dünyada sinek havalansa haberdardır. Sonra İran'a dönüyor uçak. İranlı bakıyor şöyle bi göz süzerek: - Abiler burası da İran bizim de halımız meşhurdur, yumuşacıktır.. Geldik Türkiye'ye... Türk bakıyor aşağıya, düşün düşün nerden başlasam ki (o kadar çok meşhur şeyimiz var ki en orijinalini söylemeliyim diye) Sonra başlıyor anlatmaya... - Arkadaşlar burası Türkiye. Bizim delikanlımız çok meşhurdur...Öyle ki; alır Fransız'ın kızını, içer İngiliz'in birasını, atar Almanın arabasına, götürür Hollandalının evine, yatırır İranlının halısına kızı evire cevire çatır çatır goturur. KGB nin de bu s.k.mden haberi bile olmaz. |
HAYVANİSTANDA HAKARET DAVASI Hayvanistanın orta boy ülkelerinden birinde hayvanlardan biri ülkenin başkanına "Et kafalı!" demiş. Hayvancağızı derhal yakalayıp, “Başkanın manevî şahsiyetine hakaretten” hakimin önüne çıkartıvermişler. Hakim dosyayı inceledikten sonra kararı okumuş: - Başkanımızın manevi şahsına hakaretten 2 yıl Devlet sırrını ifşa etmekten 20 yıl Toplam 22 yıl ağır hapis demiş. Zavallı hayvancağız, şaşkın ve çaresiz yargıtaya başvurmuş. Yargıtay cezayı derhal 2 yıla indirmiş. Gerekçeli karar okunduğunda ise herkes sevinçten uçuyormuş. Çünkü başkanın “Et Kafalı” oluşu çoktaan devlet sırrı olmaktan çıkmışmış. Kıssadan Hisse: Fabl’ler faydalı hikayelerdir. |
Ali okula yeni başlamıştı, Öretmen gelenlerin ve babalarının isimlerini soruyordu.Sıra Aliye gelmişti. İsmin ne? _Ali _babanın ismine? _baba _evladım babanın başka ismi yokmu? _öğretmenim üç kardeşim var. Hepimiz baba diyoruz:Ama başkaları Ahmetdiyor. _Ahmet desene: _Ahmet deyince babam kızıyor öğretmenim |
Kola Makinesi http://www.herseynet.com/fikralar/resim/karadeniz.gifTemel ile Dursun Amerikaya gitmişler. Hava alanında Dursun çantalarla ilgilenirken Temel de etrafı geziniyormuş. Bakmış bir kola makinası, başlamış para atmaya. Bu sırada işi biten Dursun bi bakmış ki Temel kola makinesine para atıp kola alıyor. Etrafında yüzlerce kola kutusu. Hemen koşmuş yanına. "Na'pıyosun!!" demeye kalmamış, Temel basmış cevabı: -"Karışma bugün şansım çok iyi." |
BAYANLAR BU FIKRAYI YILIN FIKRASI SEÇMİŞ :)http://gfx1.hotmail.com/spacer.gifAdamın biri kitapçıya gider ve tezgahtara: "Evin reisi erkektir adli kitap var mi?." diye sorar. Tezgahtar cevap verir : - "Maalesef beyefendi masal kitabi satmıyoruz." |
BANLANMA NEDENLERİ Forum yoneticisi: Arkadasim bu konu daha once verilmisti. Forumu aramadan niye konu aciyorsun. user: arama emrim yoktu arayamadim ehuehueheu Forum yoneticisi: Banned ! user: Haci bak hele Forum yoneticisi: Evet user: Hani derler ya , film yildizi olmanin yolu rejisorun yatak odasindan gecer diye. Forumlarda yonetici olmak icin buna benzer bir uygulama yok degil mi ehuehuehuehu Forum yoneticisi: Banned ! user: Hocam actigim konuyu kilitlemissin ya Forum yoneticisi: ee user: Bizim bir arkadas icerde kalmis , ustune kilitlemissin konuyu, bi aç da cikiversin ehuehuehu Forum yoneticisi: Banned ! user: Haci program isteklerimizi burada mi yapiyoruz. Forum yoneticisi: evet user: O zaman siradaki program sevip de kavusamayanlara gitsin ehuehuehu Forum yoneticisi: Banned ! Forum yoneticisi: Arkadasim konuyla alakasiz basliklar acmayin demedik mi! user: Biz forumla alakasiz yoneticilere karisiyok mu!!! ehueheuehu Forum yoneticisi: Banned ! User: Bir zamanlar hor gorup de banladigin , repsiz ama gururlu bir user vardi ya Forum yoneticisi: ee ? User: Yok yani abi bani artik kaldir da foruma girelim diyecektim . |
SIRA BEKLEMESEK Vezirler huzura çıkmışlar: - Padişahım, hazinede para kalmadı.Yeni vergilere ihtiyacımız var, diyerekten... Padişah, kavuğunun altından kafasını kaşımış, - Eeee! Ne vergisi koyalım?, demiş.. - Köprülere adam koyalım, geçenden bir akçe alsınlar! Padişah, - Tamam, demiş. Aradan bir süre geçtikten sonra sormuş vezirlerine: - Tepki var mı? - Hiç bir tepki yok! - İyi o zaman köprünün diğer tarafına adam koyun, çıkandan da bir akçe alsın! Aradan bir süre geçmiş, Padişah: - Var mı şikayet? - Yok! Halkının tepkisizliğine kızan Padişah, gürlemiş: - Köprülerin ortasına da adam koyun, gelip geçeni becersin! Aradan birkaç gün geçmiş, hala bir tepkinin olmamasına içerleyen Padişah, çağırmış vezirlerini, - Köyün birine gidelim. Halkı dinleyelim hele bir, demiş. Gitmişler köye, Padişah sormuş: - Var mı şikayet? Ses yok. Padişah: - Var mı şikayet? Konuşun yoksa, taş üstünde taş, omuz üstünde baş bırakmayacağım, diye gürleyince arkalardan cılız bir ses duyulmuş: - Padişahım, o köprünün ortasındaki adam var ya!.. - Eeee!, demiş Padişah bir umutla... - Akşamları çok kalabalık oluyor, sıra uzuyor, bir adam daha koysanız... |
Kimdir? Bir kadin firtinali havada denize dusmus,imdat feryatlariyla ortaligi yirtiyordu,geminin kaptani her nekadar tayfalarina kizi kurtarmalari icin denize atlayacak babayigit icin emirler veriyor ama hic kimse bu emire itaat etmiyordu,kiz boguldu bogulacak derken geminin guvertesinden 70"lik temel dede tarzan vari bagirisiyla azgin sulara baliklama atlayip uzunca bir ugrastan sonra kadincagizi kurtariyor.tabiki geminin kaptani temelin yanina gidip ovgu dolu sozler ile iltifat ediyor,bizim temel bayagi yordun ve argin gozler ile kaptan ula kaptan burak baa iltifat etmeyuda beni yukardan iten ibna cimdu? |
Müdür olmak Disi aslan bir agacin altinda uyurken, tilki gizlice gelip disi aslani becermis. Disi aslan uyaninca erkek aslanin yanina gitmis ve ona sormus "sen ben uyurken birsey yaptin mi?" demis. Erkek aslan ben bir sey yapmadim" demis ama olaya çok sinirlenmis..."Bütün hayvanlari toplayin suçluyu mahfedecegim" demis. Bütün hayvanlar toplanmis, Aslan "kim yaptiysa bunu elini kaldirip öne çiksin" diye kükremis ama hiçbirinden ses çikmamis. O sirada toplantiya geç kalan ve kosarak gelen çakal,tilkiye "burada neler oluyor?" demis. Tilki de"Aslan ormana bir müdür ariyor talip olan elini kaldirip öne çiksin" diyor demis. Çakal elini kaldirip öne çikmis. Aslan "pekala herkes gitsin" demis ve tabii ki çakali sabaha kadar etraflica becermis.Çakal ertesi sabah perisan halde yürürken tilkiye rast gelmis.Tilki siritarak demis ki: Len Çakal, bir müdür oldun yürüyüsün bile degisti!!"... :)) |
KAYNANA İKİDE BİR "BABANIN EVİNDEN NE GETİRDİN" DER GELİNE ÇIKIŞIRMIŞ, GELİNİN BİR GÜN CANINA TAK ETMİŞ. "BANA BAK KAYNANA DEMİŞ ŞU GÖĞÜSLERİ GÖRÜYORMUSUN 100 MUMLUK AVİZE GİBİ, ŞU GÖBEĞİ GÖRÜYORMUSUN 5 METRE KARE HALI GİBİ, ŞU POPOYU GÖRÜYORMUSUN RENKLİ TV GİBİ" DEMİŞ VE KAYNANASINA SORMUŞ: "OĞLUN NE GETİRDİKİ...? BİR KIRIK ANTEN, OYNAMAZSAN ODA GÖSTERMİYOR" :P:P:P |
Renkli kişiliğiyle ün yapmış bir felsefe hocası, yılın son sınavını yapmak üzere sınıfa girmiş...Bütün öğrenciler çok heyecanlı, hepsi merakla soruları bekliyorlar. Felsefe hocası sınıfa şöyle bir bakmış, derken sandalyesini kaptığı gibi kürsünün üzerine koymuş.. "İŞTE 100 PUANLIK TEK SORU" demiş.. "BANA BU SANDALYENİN VAROLMADIĞINI ISPAT EDİN" Herkes bir girişmiş yazmaya efendim hızlı hızlı yazanlar harıl harıl düşünenler derken, aralarından biri kağıda tek bir cümle yazmış sonra kalkmış hocasına vermiş, ve sınavı bitirip çıkmış.... Sonuçlar açıklandığı zaman bir bakmışlar koca sınıfta 100 üzerinden 100 alan tek kişi var, o da sınavı 2 dakikada bitirip çıkan çocuk..!!! Peki acaba çocuğa 100 puan getiren o tek cümle neymiş???? Cevap kağıda sadece şunu yazmış: "HANGİ SANDALYE?" |
AZERİ DOKTORLAR TÜRKİYE 'DE ÇALIŞMAYA BAŞLARSA:)) Tık, tık, tık... - Gelesen. - Selamlar doktor bey. - Salam. Sabahın heyır. ( Selam, iyi sabahlar). - Sabahları salam yasak mı diyosunuz? Biz nerden bulalım salamı doktor bey? Neyse zaten hasta olan kızım. Bir muayene ederseniz. - Gızım sen yahşi birine ohşayırsan. ( Kızım sen iyi birine benziyorsun). - Neee! Benim kız kimi okşuyormuş? - Valla kimseyi okşamıyorum baba! - Sus kız, doktor yalan mı söylüyor? Ellerinde pişik var, ordan anladı herhalde hııı? -Pişik ele degel kucaga yaraşır. ( Kedi ellenmemeli, kucağa alınmalı). - Doktor sen ne diyosun ya. - Siz haradan gelisiz? ( Siz nereden geliyorsunuz?) - At mıyız biz, haradan gelelim? Bak böyle konuşmaya devam edersen fena olucak doktooor. - Kızım soyunasın, sırtına gulag asmag isterem. ( Soyun kızım, sırtını dinlemek istiyorum). - Babaaa ya, bu adam sırtıma kimin kulağını asıcak yaa. Ben sırtımda kulak falan istemem, büüeeee. - Kızımı ağlattın. - Men indi dayandıraram. Maragım kabardı neçe ağlarsan? (Ben şimdi durdururum. Merak ettim, niye ağlıyorsun?). - Bak hala ne diyo baba yaaa. - Ağlamasan balam. Baban yaşlıdır, dözebilamaz. (Ağlama çocuğum, baban yaşlıdır, dayanamaz). - Lan artis doktor, anananı da al git bu memleketten. (ÇITOOOOOOONNNNNK) - Özümü itirdim. Daglara kar düşende, bülbüle gam düşende, ruhum bedenden oynar gözüme yumuruk gelende. |
Lazın Bebeği Lazın teki Ankara'da bir barda içerken cep telefonu çaldı,telefonunu açtı,bir o kulağına bir bu kulağına götürürken sevinçle bardaki herkese içki ısmarladı. Sonra da çevresindekilere karısının 15 kg lık tipik bir laz bebeği doğurduğunu söyledi. Bardaki hiç kimse bir bebeğin 15 kg. gelebileceğine inanmadı Fakat laz inat etti. - Dediğim gibi,bizim oralarda ortalama bebek kilosu budur,benimki de tipik bir laz bebeği! Dört bir yandan tebrikler yağdı; bardaki herkes lazı kutladı.. İki hafta sonra laz tekrar bara uğradı. Barmen adamı tanıdı ve sordu - sen şu 15 kg doğan bebeğin babası değil misin? Herkes bebeğin iki haftada kaç kilo olduğunu merak ediyor. Söyle bize, bebek kaç kilo? Baba gururla yanıtladı, - 10 kg. Barmen şaşırmış ve meraklanmıştı - Ne oldu? Doğduğu gün zaten 15 kg.dı. Laz baba içkisini başına dikti, ıslak dudaklarını koluna sildi ve barmene doğru eğildi, gururla yanıtladı....... - Sünnet ettirdim. |
Üç sarışın detektif olmak üzere polis teşkilatına müracaat etmişler. Yapılması icap eden bir sürü imtihandan birini idare etmek de Komiser Kâzım'a düsmüs. Komiser Kâzim birinci kiza beş saniye müddetle bir dosyadan çıkarttığı bir resmi göstermiş ve "Söyle kızım" demiş "Bu bir suçlunun resmi, bu adamın bariz ne özelliği var? Bunu ileride nasıl tanırsın?" Kız şöyle bir durmuş ve "Çok kolay" demiş "Adam tek gözlü" Komiser Kâzım resime bakmış ve "Kızım bu resim profilden, yani yandan çekilmiş. Tabi tek göz göreceksin..." demiş ve aynı resimi ikinci kıza gösterip aynı suali sormuş ve "Bana bak" diye ilave etmis "Doğru dürüst bir cevap ver" Ikinci kız "Bu adamı tanımak çok kolay" demiş "Çünkü adamın tek kulağı var" Komiser Kâzım "Kızım" diye bağırmış "Bu resim profilden dedik yaa!...Adamın suratının öbür yanını göremiyoruz. Onun için kaç gözü, kaç kulağı olduğunu bilemeyiz..." Kâzım üçüncü kıza "Kızım lütfen akıllı bir cevap vermeye çalis. Beni çildirtma. Bu adamin bariz özelliği nedir, bu adamı ileride nasıl tanırsın?" diye sormuş Kız "Bu adam lens takıyor" diye cevap vermiş. Komiser Kâzım saskin, şaşkın resime bakmış ama adamın lens takıp takmadığıni bir türlü anlayamamış. Merak etmiş adamin dosyasını açıp okumuş, dosyadaki bilgiye göre hakikaten adam lens takıyormuş. Komiser Kâzım üçüncü kıza hayranlık içinde "Aferin be kızım" demiş "Doğru bilmişsin. Şimdi söyle bakalım bu adamın lens taktığını resimden nasıl anlayabildin?" Kız "Çok kolay" diye cevap vermiş: "Tek gözlü, tekkulaklı bir adamın gözlük takacak hali yok ya !!" |
Titanik Titanik battığında üç kişi kurtulur. (İngiliz,Fransız ve Temel)İngiliz sadece golf sopasını, Fransız sadece golf topunu kurtarabilmiş. Bunların canları çok sıkılmış. Fransız - "Hadi golf oynayalım" demiş. İngiliz de katılmış. Temel de çok sevinmiş: - "Ama ben nasıl oynandığını bilmiyorum" deyince , - "Çok kolay, sopa, top ve delik lazım" demişler. İngiliz: - "Bende sopa var." Fransız: - "Bende de top var." Temel: - "Ben oynameyrum." |
Evvel zaman içinde bir Kral yaşarmış ve Kralın güzeller güzeli bir kızı varmış... Prenses Ancak ortada ciddi bir sorun varmış Prensesin dokunduğu herşey eriyormuş. Her ne olursa olsun; metal, tahta, plastik her dokunduğu şey eriyormuş. Bundan dolayı bütün erkekler ondan korkar, hiçkimse onunla evlenmek istemezmiş. Kral çaresizmiş. Kızına nasıl yardımcı olacağını bilemiyormuş? Ülkenin bütün kahin ve sihirbazlarını bir araya toplayım soruna çözüm getirmelerini istemiş. Kahinlerden bir tanesi Krala, "Kralım , kızınız elinde erimeyecek bir şeye dokunacak olursa bu lanetten kurtulacaktır." demiş Kral bu habere çok sevinmiş. Ertesi gün tüm ülkede bir müsabaka ilan edildi. he held a competition. Her kim, prensesin elinde erimeyek bir nesne getirir ise, o prenses ile evlenecek ve Kralın bütün servetinin varisi olacaktır. Sadece üç genç Prens meydan okuma cesaretini göstermiş. Birinci Prens Titanyumdan yapılmış çok sert bir kalkan getirmiş. Nafile, Prenses dokunur dokunma eriyivermiş. Prens üzgün bir şekilde ordan ayrılmış. İkinci Prens, elmasın dünyadaki en sert nesne olduğunu ve erimeyeceğini düşünerekten devasa bir elmas getirmiş. Yine nafile, Prensesin bir dokunuşu ile eriyip gitmiş. Oda boynu bükük ve hayata küskün ayrılmış ordan. Üçüncüsü Prensese yaklaşıp, "Elinizi cebime sokup içinde ne olduğunu hissedin demiş." Prenses söyleneni yapmış, kıpkırmızı olmuş. Hissettiği şey çok sertti. Elinde tutuyordu ve.... erimemişti!!! Kral çok mutlu olmuştu. Krallığındaki herkes çok mutlu olmuştu. Böylelikle üçüncü Prens Prenses ile evlendi ve hayatlarının sonuna kadar mutlu olarak yaşadılar. Soru: Prensin pantolonundaki nesne ne idi? (cevap için aşşağıya bakın) Tabii ki M&M's çikolataları idi. Onlar ağızda erir, elde değil. Sen ne düşünmüştün? :P |
Temel Almanya'ya işçi olarak çalışmaya gider. Uçaktaki koltuğunun hemen yanında dünya tükürük şampiyonu oturmaktadır. Adam bir tükürür ve tükürük Temelin kulağının yanından mermi gibi geçer. - Adam: "Ben 96 olimpiyatları dünya şampiyonu Almanya'dan Hans" der. Temel tabi şaşırır. Bir müddet sonra adam bir daha tükürür ve tükürük Temelin kafasını sıyırarak gider. -Hans: "Ben 2000 dünya tükürük şampiyonu hans"der. Temel artık dayanamaz ve Hans'ın suratının ortasına tükürür. -Temel: "Daha acemiyim." der. |
Bu ilk kez olacak. Cok heyecanlısı ve gerginsiniz. Uzandıgınızda kaslarınızın gerilmiş oldugunu hissediyorsunuz. Bir bahane uydurup onu bu isten vazgecirmek geciyor icinizden. Ama size yaklasırken cok kararlı gorunuyor. Size korkup korkmadıgınızı soruyor ve cesur olmanız gerektigini soyluyor. Korkulacak hicbir sey olmadıgını. Cok tecrubeli gorunuyor. Fakat parmaklarının sizde dogru yeri buldugu ilk an bu sizin icin. Dikkatlice daha derine girerken vucudunuz cok gergin. Fakat soz verdigi gibi cok yumusak davranıyor. Gozlerinizin ta icine bakarak ona guvenmenizi soyluyor. Bunu daha once cok kez yaptıgını. Rahatlatıcı gulumsemesi ile siz de kendinizi daha rahat bırakıyorsunuz. Ve daha cok acıyorsunuz girisini kolaylastırmak icin. Acele etmesi icin yalvarıyorsunuz. Ama o canınızın fazla yanmaması icin yavas ve dikkatli. Daha derine girdikce onu her bir hucrenizde hissediyorsunuz. Acı tum vucudunuza yayılıyor ve o devam ettikce Bir kac damla kanın akısını hissediyorsunuz. İlgiyle size bakıyor ve cok acıyıp acımadıgını soruyor. Gozlerinize yaslar dolmus ama basınızı sallayarak devam etmesini soyluyorsunuz. Tekrar hareket etmeye baslıyor becerikli bir sekilde. Fakat artık acıyı hissedemeyecek kadar duyarsız hale gelmissiniz. Bir kac hızlı hareketten sonra, İcinizden birseylerin koptugunu hissediyorsunuz. Ve o icinizden cıkarıyor. Bittigi icin mutlu uzanıp kalıyorsunuz. Size sıcak bir gulumsemeyle bakıyor ve muzip bir bicimde size Cok inatcı oldugunuzu ama yine de en odullendirici deneyimi oldugunuzu soyluyor. Gulumsuyor ve discinize tesekkur ediyorsunuz. Herseyden ote bu ilk dis cektirme deneyiminizdi, Siz ne oldugunu dusunmıstunuz ki? :P |
Kayseri`li Ali`ye babası hayat dersi veriyormuş oğlum senden ne kadar isterlerse istesinler yarısından fazla verme. Ali birgün terziye takım elbise diktirmiş. Kayseri`li sormuş borcum nedir? Terzi cevap vermiş 6 milyon Kayseri`li mümkün değil 3 milyon demiş. Terzi kurtarmaz 4 milyon demiş. Kayseri`li mümkün değil 2 milyondan fazla vermem demiş. Terzi lanet olsun tamam demiş. Bu sefer Kayseri`li 1 milyondan fazla vermem demiş. Terzi sinirlenmiş para falan istemiyorum al elbiseni defol demiş. Kayseri`li bir takım elbise daha dikmezsen şurdan şuraya gitmem demiş. |
Peki Damat ? İlk defa bir dügün törenine katılan küçük kız annesine fısıltıyla sorar : - "Neden gelinler beyaz gelinlik giyer? " - "Çünkü , yavrucum, beyaz mutlulugun rengidir, bugün de onun en mutlu günü ..." diyerek anne kızının sorusunu cevaplandırmaya çalışır. Küçük kız biraz düşünür ve ikinci sorusunu sorar . - "O zaman damat neden siyah giyiniyor? |
Çırak Temel inşaatta çalışan kalfadır. Bir gün ustası inşaata karı getirir ve Temel'e - Git bana *********** al gel der. Temel eczaneye gider ve yüksek sesle - *********** istiyorum der. Eczacı - Oğlum böyle şeyler bağırarak söylenmez,kısık sesle söylemen lazım der. Temel siparişi alır ve döner. Bir kaç gün sonra usta inşaata bir gay getirir ve Temel'e - Git bana vazelin al der. Temel eczaneye gider ve eczacının kulağına eğilip kısık sesle - Vazelin istiyorum der. Eczacı - Oğlum bunda birşey yokki niye kısık sesle söylüyorsun der ve rafa doğru yönelirken - Ne kadar istiyorsun diye sorar Temel'de yüksek sesle |
1 kadının anatomisi :) HAMMADDE GÜVENLIK BILGI FORMU Element : Kadın Sembolü : WO Atom ağırlığı : 53,6 kg olarak kabul edilmiştirancak 40 kg'dan 200kg 'a kadar değişik çeşitleri bulunmaktadır. Bulunduğu yerler : Gezegendeki tüm kırsal ve kentsel alanlar Fiziksel özellikleri 1- Yüzeyi renkli film tabakasıyla kaplıdır. 2- Değişik sıcaklıklarda kaynar. 3- Bilinen bir sebep olmaksızın donar. 4- Özel ilgi gördüğünde erir. 5- Yanlış kullanımlarda ısırır. 6- İşlenmemişinden sıradan maden filizine kadar pek çok halde bulunur. 7- Doğru noktalara basınç uygulandığında ürün verir. 8- Standart ölçüleri varsa da kolay bulunmaz. 9- Çekici özelliği nedeniyle fazla yaklaşılmaması önerilir. Kimyasal özellikleri 1- Altın,gümüş,platin ve diğer kıymetli madenlerle yakın akrabalığı vardır. 2- Büyük miktarlardaki pahalı maddeleri ve değerli taşları absorblayabilir. 3- Belli bir sebebe bağlı olmaksızın patlayabilir. 4- Sebepsiz yere çıkıp gidebilir. 5- Likitlerde çözünürlüğü yoktur fakat alkolle doyurulduğunda aktivitesi büyük oranda artar. 6- Dünyada bilinen en büyük servet indirgeyicidir. 7- Özellikle kapalı alanlarda bir arada tutulmaları tehlikelidir. 8- Çok sayıda bir arada olmaları merkezi sinir sistemini etkiler. Genel kullanım alanları 1- Genelde süs olarak. 2- Üretimde 3- Belli dozda kullanılması halinde rahatlamada büyük yardımcı özelliği vardır. 4- Çok etkili temizleyici özelliği vardır. Testler 1- Saf numunesi doğal halde bulunabilirse rengi parlak pembeye döner. 2- Daha iyi bir numunesiyle kıyaslandığında rengi yeşile döner. 3- Kulağa zarar verdiği tespit edilmiştir. Potansiyel tehlikeleri 1- Tecrübesiz ellerde çok tehlikelidir. 2- Birden fazlasıyla ilgilenmek yasal olarak engellenmiştir ancak değişik mekanlarda ve birbirleriyle direkt temas etmelerini engellemek koşuluyla bu yapılabilir. 3- Ayni mekanda, uzun süre bir arada olmak,çeşitli sakıncalar oluşturmaktadır. 4- Bağımlılık yapabilir ve tedavisi yoktur :banana: :banana: :banana: |
Bir gözlem: Üniversitenin ilk günü dekan bir sinifa girdi ve "Günaydin!" dedi. Sinif hep birden "Günaydin, hocam!" deyince, "A! Siz birinci sinifsiniz," dedi. Sonra açikladi: "Bir hoca sinifa girip "Günaydin!" dediginde, hepsi, "Günaydin, hocam!" derse, birinci siniftirlar; gazetelerini ortadan kaldirip kitaplarini açarlarsa ikinci siniftirlar; hocayi görmek için gazetelerinin yukarisindan bakarlarsa üçüncü siniftirlar; ayaklarini siraya koyup gazetelerini okumaya devam ederlerse dördüncü siniftirlar. Hoca içeri girip "Günaydin!" dediginde, bunu not aliyorlarsa master ogrencisidirler." |
Yumurta Çok fakir olan ve o gün kafası çok bozuk olan Temel yolda giderken bir lamba bulur ve onu alıp eve getirir. Kulübesine yatmaya gelen Temel lambayı bir köşeye koyar. Koymasıyla beraber lambanın içinden cinin çıkması bir olur. "Dile benden ne dilersen!" Temel gayet sakin; "Git kardeşim başımdan, şimdi seninle ugraşamam." Cin tekrar; "Dile benden ne dilersen!" İyice sinirlenen Temel, "Hastamısın sen be! Birşey dilemiyorum s..tir git başımdan!" Cin Temel'e dönerek; "Sen benden birşey istemedin ama ben sana yine de bir kıyak geçecegim!" der ve Temele 6 tane yumurta uzatarak; "Bir dileğin olduğu zaman bu yumurtaların birisini eline al ve yere at. O zaman dileğin yerine gelecektir." der ve ortadan kaybolur. Gel zaman git zaman Temel'in gözü bir gün yumurtalara takılır. Yumurtanın birini eline alır ve; "Bu kulübe bir saray olsun!" der. Anında kulübe saray oluverir. Bundan hoşlanan Temel ikinci yumurtayıda eline alır ve; "Dünyanın gelmiş geçmiş en güzel on hurisini bana ver." der ve on huri dakikasında Temel'in yanında olurlar. Temel bu işten iyice zevk almıştır ve hemen eline üçüncü yumurtayı alır; "Harcıyamıyacağım kadar çok param olsun!" ve tabii ki Temel'in sarayının her bir odası altınla dolar. Temel hayatını yaşar ve birgün sarayın önünden Dursun'u geçerken görür. Hemen vezirlere; "Çabuk şu adamı çağırın." Der. Dursun'u alıp Temel'in yanına getirirler. Temel'i o şekilde gören Dursun neye uğradığını şaşırır. Daha Dursun ağzını açmadan Temel; "Dursun bana hiçbirşey sorma al şu üç yumurtayı ve git. Bir dileğin olduğu zaman bu yumurtalardan birini kır. Dileğin gerçekleşecektir" der ve Dursun gider. Aradan tam 1 yıl geçer ve Temel yine Dursun'u fakir ve gariban bir şekilde sarayın önünden geçerken görür. Hiçbirşeye anlam veremeyen Temel vezirlerine dönerek; "Getirin şu adamı" der. Dursun'u Temel'in huzuruna çıkarırlar. Temel; "Ula Dursun! Ben sana üç yumurta vermedim mi? Ne oldu sana? Yumurtaların hiçbirini kırmadın mı yoksa?" Dursun başlar anlatmaya; "Ya Temel başıma geleni hiç sorma! Senden yumurtaları aldığım gibi eve gittim tam eve gireceğim sırada ayağım takılmaz mı, yumurtaların biri yere düştü. Ben de "Hasssstt...irr!" dedim. Evin her tarafı s..k doldu. İkinci yumurtayı alıp "Bu s..kleri yok et!" dedim. Yok etti... Etmesine ama, benimki de gitti. Çaresiz üçüncü yumurtayı elime alıp; "Bari benimkini geri ver" dedim. Yani senin anlayacağın bir s..k yüzünden bu hale geldim… |
Polis bi gün 3 arkadaşın evine baskın düzenlemiş.Sizi uluslararası kaçakçılıktan tutukluyorum demiş.Adamlarda ;"Abi biz Fenerbahçeliyiz uluslararası ne işimiz olabilirki?"demiş. ------------------------------------------------------------------------- Genç delikanlı kız arkadaşını parti dönüşü evine bırakmış. Kapının önünde sohbet ederlerken erkek bi an kıza "seni öpebilirmiyim?" diye sormuş. kız "Salakmısın sen mahallede bir gören falan olur" demiş. Neyse genç delikanlı ısrar etmeye başlamış. kız her seferinde hayır demiş. Tartışma devam ederken birden lamba yanmış sokak kapısı açılmış ve kızın küçük kardeşi görünümüş. Kız ablasına dönerek: "Abla, erkek arkadaşın öpecekse öpecekmiş, öpmeyecekse de bi an önce elini diyafondan çekip gidecekmiş" demiş --------------------------------------------------------------------------- Temel boğazda tekneyle Amerikalı bir turist gezdiriyormuş.Bir saray görmüşler, Amerikalı sormuş:-"Bu ne kadar sürede yapıldı?" Temel cevaplıyor:-"5 yıl..."-"Ohooo, biz de olsa bir yılda yapılırdı..."Bir cami görüyorlar, Amerikalı yine soruyor, Temel diyor3 yıl, Amerikalı yine konuşuyor:-"Ohoo, biz de olsa 3 ayda biterdi..."O saray, bu saray dolaşıyorlar, her yerde aynı muhabbet.En son boğaz köprüsünün altına gelmişler, Temel bakmışAmerikalı hazırlanıyor, yapıştırmış lafı:-"Aaa, ula dün burda hiç bir şey yoktu daa!" |
İlkokul öğretmeni sınıfta Cennet'e gitmek isteyenlerin ellerini kaldırmalarını ister. Yalnız Temel'cik elini kaldırmayınca merak eder ve sorar, - Sen gitmek istemiyor musun? - İster idum ama anacığım okuldan sonra hemen eve gel dedü... |
Temel bir davada avukatlik yaparken yuksek sesle konusuyordu... Derken disardan bir esek anirmaya basladi. -Hakim : -Biriniz konussun...Deyince Temel susar...Ve esegin anirmasi kesilince -Hakim Temele buyur anlat ,der. -Temel: -Ne anlatayim ikumuzu da dinledun ver kararini. :P |
Öğretmenin Sorusu Ögretmen bir gün ögrencilerine söyle bir soru sormus : - Insanlarda istem disi çalisan sey nedir ? Ögrencilerden biri parmak kaldirip cevap vermis : - Tik tir hocam... Ögretmen soruyu bilen ögrencisine : - Aferin oğlum senin adın ne? diye sormus. Ögrenci : - Tüleyman hocam... demis... |
PLAJIN YARARLARI Koca, doktora telefon etti: - Doktor bey, karıma plaj tavsiye etmiştiniz. "Hem sağlığı açısından yararlı, hem çocuğu olması için..." demiştiniz. Bütün bir yazı plajda geçirip döndük. İkimiz de bir yararını görmedik. Doktor: - Görmezsiniz elbet. Ben plaja birlikte gidin demedim ki, karınızın plaja yalnız gitmesini tavsiye ettim! |
Ögretmen çocuklara : -"Hayatta en güzel şey nedir?" diye teker teker soruyormuş.Çocuklar hava, güneş, sevgi gibi cevaplar verirken sira bizim P.ç Ali'ye gelmiş.Ali de kalkmış ve: -"A.cık" demis. Ögretmen ise felaket sinirlenerek: -"Baban yarın mutlaka okula gelsin" demiş. Ertesi gün Ali'nin babası okula gelmis. Ögretmen olayı anlatmış. Babası da : -"Çocuk işte hanımefendi. Siz onun kusuruna bakmayın, |
| Saat: 20:15 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık