MsXLabs
Sayfa 7 / 38

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Yalnızlığıma (Yalnızlık) (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/8336-yalnizligima-yalnizlik.html)

Pollyanna 28 Kasım 2006 12:18

Yalnızlık Şiiri
karanlığın insanı delirten bir ihtişamı vardır
yıldızlar aydınlık fikirler gibi havada salkım salkım
bu gece dağ başları kadar yalnızım

çiçekler damlıyor gecenin parmaklarından
dudaklarımda eski bir mektep türküsü
karanlıkta sana doğru uzanmış ellerim
gözlerim gözlerini arıyor durmadan
nerdesin?

Attilâ İlhan


nazlisu 28 Kasım 2006 12:46

Bu sabah ektiğin çiçeklerdeyim.
Yastığın yorganın..buruşmuş çarşafın
Demini almış diyerek içtiğin çaydayım.
Mektubum, şiirim...kalemim, tuşlarım
Sana çıkan uzun kısa her yoldayım.
Uzat elini tut saçlarımdan
Dile ne dilersen...seninim diyen
Senin kadınından.
Yanıbaşımda ol..nefesin nefesimde
Ve UNUTMA.......ektiğin çiçekleri sula
Sulaki sana çiçek vereyim 4 mevsimde
Adını andıkça çırpınmada yürek
Esaret altında sürünerek.
İnliyorum. Gittikçe büyüyen özlemlerin kafesinde.
Bilmelisin ki; yokluğunu sevmiyorum
Sensizlik ertesinde.


Misafir 28 Kasım 2006 20:09

Günle gece usanmadan kovalaşır
Sana fark ettirmez canından gideni
Yenilmiş halin çöktükçe çöker üzerine
Sayılı nefesini sormadan alırken
Hayata buruşan asık suratında
Yıldızları küstüren imgeler doğar
Kaymadan vakit düşür hadi hepsini
Değeri bilinmeyen yaşlarınla birlikte
Düşlerimde de olsa gülücükler yakışır
Hayallerimi süsleyen bakışların kaynağına
Öyle bir tebessüm eyleki kalbinden
Götürsün seni oylum oylum bulutlara
Baksana bekleyen kollar zamanı germiş
Zorlayarak erkini sen için tutmakta açık
Duygularını dökenleri bırakıp ardında
At şu adımını çırparak kanatlarını
Akıl almaz mecburiyetleri geçmişin
Yürekten yüreğe sevgilerde yok olur
Dokunmaya kıyamayan okşayışlar
Eşlik eder öpücüklerin sağanağına
Bırak ellerini düğümleri çözülsün
Nereye gösteriyorsa avuç içleri
Oraya doğru koş kovalanırcasına
Terlemiş halinde buluşursan ellerimle
Yeni bir gezegen yaratılır ateşler saçan
Gökyüzünden seyre dalarız evreni
Resmimiz çizilir fısıldaşan dalgalarda
Kesilir yaşama dair kısır döngüler
Sen hep kalırsın virgülden önce
Hiç bir cümle gidemez olur sensiz noktaya
http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gifUtku DEMİR


Misafir 28 Kasım 2006 20:24

Ağzina Kadar Dolu Bİr Dünya
Yükü sırtında geçmişin
Büklüm büklüm
Yollarını aşarak
Ben nereden nereye gelmişim?...

Karla örtülü bekleyişler
Dantel gibi işlenirken
Şiir bağında
Nedense ben
Acılara gülmüşüm!...

Merak ettiğim şeyler
Döndükçe etrafımda
Zamanında ben
Aşk tarlalarına
Şiir ekmişim...

Akreplere,
Yılanlara rağmen
Susamışım çok kere
İnsanca yaşamaya...
Bizim için örülen
Duvarları aşmaya...

Çok etkiledi beni
Düzenbazlıklar...
Her defasında
Düşünce körlüğünü
Renk körlüğünden
Daha çekilmez görmüşüm...

Yükü sırtında geçmişin
Büklüm büklüm
Yollarını aşarak
Ben nereden nereye gelmişim?...


nazlisu 28 Kasım 2006 21:51

Can yoldaşın olmazsa olmasın
Yalnızım diye hayıflanmayasın,
Eğilmiş üstüne gökyüzü masmavi
Bir anne şefkatine müsavi.
Üç adım ötede deniz
Dosttur, ne öfkesi ne durgunluğu sebepsiz.
Bir derdin varsa açabilirsin ağaçlara
Ağaç yaprak verir, sır vermez rüzgara
Ve kış yaz,
Dalda kuş eksik olmaz
Dağ başında duman
Yalnızlık nedir göreceksin
öldüğün zaman.



kambis 29 Kasım 2006 00:34

Yalnız

Yanlızlık paylaşılmaz
Paylaşılırsa yanlızlık olmaz
Yanar sobasında
Yalnız'ın üşüyen bakışları
Lambasında karanlığa dönük
Bir ışık titrek sönük sönük
Penceresi dışına kapanmıştır
Kapısı içine örtük
Bir sözde saklanmış bir yalanı
Bir gözde okuduğundan
Bakmaz kendi gözlerine bile


Özdemir Asaf


Misafir 29 Kasım 2006 19:12

Birer mavi düş uykularımızda
Sevda acılarımız,
Birer gonca...
Uyandığımızda hayata,
Yaşamadıklarımız çıkıverir,
Ağlayan bir mevsim
Susan bir güneşe kaçar,
Umut eder yağmurlarını.
Ben,
Umut etmeyi unutalı çok oldu
uyanışlarımda.
Ama sen,
Umut et
Dirilişimizi, deniz kokusunu.
Ve umut et geceleri
Karanlık olduğundan değil,
Yalnızlığı soluduğundan değil,
Senin olduğundan umut et...
Kim bilir belki
Dualarımız buluşur
Uykularımızda...
Sen yeter ki umut et...
http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gifErdem ÇAMDAL


Misafir 29 Kasım 2006 23:10

YalnızlıklarYeşertiyorum
Gecenin karanlığı tünerken saçlarıma
Boyası yitik bir ressamın fırçası gibi
Ayaklarım yorgunluğumu çiziyor kaldırımlara.
Hıçkırarak bulutlar ağlıyor
Islanıyor saçlarımdaki karanlık
Sığınıyorum bir durak saçağı dibine
Titreyen parmaklarım yüzümde geziniyor
Sanki kanunun hüzünlü tellerinde...
Küf kokulu gecelere
Şiirler yazıyor yüreğim
Bir çay tadında hayallerimi içiyorum
Koyu karanlıkta damla damla mısralarım düşüyor
Gem vuruyorum duygularıma ağlamamak için
Sevgimi mumyalayıp gömüyorum
El deymemiş yalnızlıklar yeşertiyorum
Yüreğimin en saf yerinde...



kambis 29 Kasım 2006 23:30

Yalnız Otururum

tek başıma bakarım gökyüzüne
ve insanları izlerim
...Korkarım kaçarım bir kır kahvesine
yalnız otururum
ve insanları izlerim
Hayaller kurarım
Nutuklar atarım boş sandalyalere
ve sonra sevinirim
Yalnızım
mutluyum diye.


Cemre Açıkgöz


dalgaxyz 29 Kasım 2006 23:42

Yalnızım Yalnızsın Yalnızızhttp://www.aruz.com/huya-siir/metin.gif
kimse içimdeki boşluğu görmüyor
bir adresi yitirmek neler hissettirir insana
kalp atışlarından uzak olmak
soluğunda duyamamak mevsimleri, düşünmüyor

çok şey bilmenin hoş karşılanmadığı zamanlardayız
ciddiye alınmıyor sorularımız
gün afrikalı kalmaya kararlı
bu dünyadan olmamak da yetmiyor

ve siz geliyorsunuz, sarı elbisenizle bir silüet
hayatımdaki eksikleri gösteriyorsunuz
küçülüp silikleşiyorum, hafifliyor bedenim
yalnızlığım dağılıp çoğalıyor sesinizde

ben artık sadece kuşların şarkısını dinliyorum


AriThmetiCs 30 Kasım 2006 00:24

ADI GÜL'DÜ!

Adı Gül'dü
Gülleri severdi en çok
Güldü mü güller açardı gül yüzünde
Güllerle bölüşürdü yalnızlığını
Hep gül beklerdi sevdiğinden
Bir de 'gül mevsimini' takvimlerden
Bir gül kokusuna
Bir de 'gül reçeline' dayanamazdı
Hep güller kurutmuştu
Hayatının en hazin sayfalarında
Hep gülerek büyütmüştü sevdasını
Ve her sabah
Bir gül gibi bırakırdı tebessümünü sofraya
Tıpkı sımsıcak bir ekmek gibi
Ahşap bir evin avlusunda
Mis kokulu gülleri derlerdi
Ve bütün sırlarını sadece güllere söylerdi
Ne zaman bir haksızlık görse
Kanayan bir gül gibi
Ahh bu dünyada
Gülü gülle tartsalar derdi

Ne okur ne yazardı
Ağlasa gülleri sular
Gülse gülleri okşardı
Ama ne zaman içli bir şarkı duysa
Güllere bakar uzun uzun dalardı

İşte öyle bir çiçekti
Şiirimin ucunda gülden bir kalemdi
İşte o kadın
Benim annemdi.

Bir bilseniz
Ne güller yeşertti hayatın dikenlerinden
Dökerek gözyaşını
Ve şimdi
O güller süslüyor onun mezar taşını...





Misafir 30 Kasım 2006 02:14

Çalkalanır sessizliğine büyüyen sokaklar,
Sevda yontusu düşleriyle gelir sevdalılar,
Ellerinde gri kınalar,
Ve sözcüklerin anlamıdır
Gözyaşlarına boğulan dudaklar,
Kendi yüreğinde boş bir kuyudur umutlar,
Bu okyanus'ta ölüm hangi sessizliği anlatır sana,
Yorgun bedenlerde tüketilen eşkiyalar,
Dağ yamaçlarında ilk bulut densizliği,
Asit bazlı yağar aşklara yağmurlar,
Sevdalarına korsan duygular barındırır korkuluklar,
Düşündüğün an,
Ölümüne dek sürer yaşanılmayan dünyalar,
Bir intihar kehaneti sayıklar,
Küflenmiş sentezlerinde tacirlik yapanlar
Denizlerimde yosun kokusu,
Gökyüzümde yıldızlar,
Bir sevdayı daha anlaşılmaz kılanlar....
http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gifBirkan ASKAN


Mystic@L 30 Kasım 2006 21:45

Bir gemi kalkıyor rıhtımdan
Dinle bak sesini, bu son seferi
Veda türküsüne benzer düdük sesi
Ardından mendil sallayanlar
Boşuna aslında boşuna ağlayanalar
Dönüşü olmayacak bu yolculuğun
Bende gidiyorum birtanem, umutlarım yanımda
Geriye bıraktığım limandaki ayak izleri
Ve haykırışım enginlere
Sen; dalgalardan dinle artık sesimi
Sahilde bekle beni
Bir garip martı görürsen gözleri yaşlı! !
Randevusu varmış gibi ecelle telaşlı! !
Bil ki; bir tutam sevgi yolluyorum sana
Bil ki; ağlıyorum uğruna
O zaman son kez de olsa hatırla beni
Cansız bedenime can istiyorum
Canımsın sen, SENİ SEVİYORUM


Misafir 30 Kasım 2006 23:19

Ölüm kadar yakın
Soluk kadar uzak
Bir jiletin ağzında ıslığım
Kaçıyorum
Peşimden geliyor yalnızlığım
Ölüm kadar yakın
Soluk kadar uzak
Mısraların kıyısına gizlenmiş bir bıçak yaşamışlığım
Biliyorum bir yol var
Beni bekliyor bir şeyler tanımadığım...
Yüreğimin akordunda bir yelken
Bir yelken,
Ölüm kadar yakın
Soluk kadar uzağım...
Göreceklerimi çoktan gördüm
Sığdırdım bir yaşanmamışlığı vay be
Körebelikten yırttım,görüyorum işte görüyorum
Önüm,arkam,sağım,solum sobe...
http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gifGecehan


elfak98 1 Aralık 2006 11:10

....................
yaz başıydı gittiğinde.Sersemletici bir rüzgar gibi geçmişti Mayıs.
seni bir şiire düşündükçe,
kanat gibi,tüy gibi,dokunmak gibi
uçucu ve yumuşak şeyler geliyordu aklıma.
Önceki şiirlerimde hiç kullamadığım bu sözcük
Usulca düşüyordu bir kağıt aklığına,
Belki de ilk kez giriyordu yazdıklarıma, hayatıma.
Yaz başıydı gittiğinde. Bir aşkın ilk günleriydi daha.
Aşk mıydı, değil miydi? Bunu o günler kim bilebilirdi?
"Eylül'de aynı yerde ve aynı insan olmamı isteyen" notunu buldum kapımda.
Altına saat:16.00 diye yazmıştın, ve 16.04'tü onu bulduğumda.
Daha o gün anlamalıydım bu ilişkinin yazgısını
Takvim tutmazlığını
Aramızda bir düşman gibi duran zamanı
Daha o gün anlamalıydım
Benim sana erken
Senin bana geç kaldığını.

.................

MURATHAN MUNGAN





Mystic@L 1 Aralık 2006 13:24

Acılar Denizi

Ben acılar denizinde boğulmuum
İşitmem vapur düdüklerini, martı çığlıklarını
Dalgalar her gün bir başka kıyıya atar beni
Duyarım yosunların benim için ağladıklarını

Ölüyüm çoktan, bir baksana gözlerime
Gör, içindeki o kanlı cam kırıklarını
bu ne karanlık, bu ne zindan gece böyle
Bütün gemiller söndürmüş ışıklarını

Ben acılar denizi olmuşum, yaklaşma
Sularım tuzlu, sularım zehir zemberek
Baksana; herkes içime dökmüş artıklarını

bu karanlık bitse artık, bir ay doğsa
Bir deli rüzgar çıksa; alıp götürse
Yılların içimde bıraktıklarını...


Cigdemcan 1 Aralık 2006 14:07

Yalnızlıktan kurtuluş yok
Duygulu bir şarkı gibi
Her nakaratta
Tekrar eder kendini

Yalnızlıktan kurtuluş yok
Okyanusta kaybolmak gibi
Bir yardım beklersin
Kimse uzatmaz sana elini

Yalnızlıktan kurtuluş yok
Pranga zinciri gibi
Her adımında seni takip eder
Bırakmaz hiç peşini

Yalnızlıktan kurtuluş yok
Hüzünlü bir şiir yazmak gibi
Bu son dersin hep
Ertesi gün yazarsın yenisini

Yalnızlıktan kurtuluş yok
Yağmur yağarken güneşi beklemek gibi
Güneşle ısıtmak istersin
Yalnızlığın buz kestiği bedenini

Yalnızlıktan kurtuluş yok
Karanlıkta gölgeni aramak gibi
Paylaşmak istersin bulamazsın
Yüreğinde biriktirdiğin sevgini

Yalnızlıktan kurtuluş yok
Soğuk bir ölüm gibi
Dolunaylı bir gecerde kapını çalar
Anlamazsın Her şeyin bir anda bittiğini

Yalnızlıktan kurtuluş yok
Yaşlandığında gençliğini aramak gibi
Bir türlü kabul edemezsin
Akıp giden zamanın asla geri dönmeyeceğini


costant 1 Aralık 2006 14:22


SÖZ BİTER BAZEN ....
KANAYAN GECELERİN YERİNİ UPUZUN SUSUŞLAR ALIR
NE DESEN NE YAPSAN BOŞTUR ARTIK
İLİĞİNDE KEMİĞİNDE HİSSEDERSİN Kİ ARTIK GİTME ZAMANIDIR
GİDEN Mİ TERKEDENDİR HERZAMAN YOKSA KALAN MI SEÇMİŞTİR YALNIZLIĞI BİLİNMEZ AMA YİNEDE YENİ BİR DÜNYA KURMANIN ESKİ UMUDUYLA KAPILARI SIMSIKI KAPAR VE GİDERSİN.....


Mystic@L 1 Aralık 2006 18:43

Anılarda Yaşarken

Cekingen adimlarla sesiz ve urkek
Bir gun uzaklardan bir giz gibi geldin
O buyulu sarkilarini soyleyerek
Gencligimi geri getirdi ellerin

Sundun paha bicilmez guzellegini
Oylesine diri oylesine sicak
Boylesine bir mutluluk anladim ki
Omur boyunca bir kez yasanir ancak

Bir kez nefes aldigini anlar bir gun
Bir kez bir kisiyle insan butunlenir
Ozlem dedigimiz o hancer bir dusun
Bir kez saplanmak icin kac kez bilenir

Anilarsa bitmez bizimdir daima
Umulmadik yerlerde yeserir buyur
Yasamak bastanbasa yalan olsa da
O alir bizi uzaklara goturur

Emzirir gur memelerinden istekle
Biz farkina varmadan uzar omrumuz
Anilarda yasarken bir gun gelir de
Biz de biber ani olur oluruz.


Mystic@L 1 Aralık 2006 21:50

http://img180.imageshack.us/img180/500/kh1gckw1.jpg


Misafir 2 Aralık 2006 01:32

Seni terk ediyorum
Soğuk mavi yanlızlığım
Gözlerimde maviye çalar bir gözyaşı
Elimde bir mavi karanfil
Seni yanlızlığa mahkum ediyorum
Saçlarıma beyazlar takıştırıyorum
Sarılar pembeler can yakıcı kırmızılar
Bir gül bir papatya bir hanımeli
Bir funda taşıyorum avuçlarımda
Dağ delen rüzgarları üflüyorum yapraklarına
Yanlızlığına şarkılar söylüyorum
Soğuk mavi yanlızlığım
Seni terk ediyorum
Giden senmisin benmiyim bilmiyorum
Sensen minnet duymam gerek
Borçlu olmak istemem sana
Sen kal ben giderim
Geri dönmem ağlama
Mutluluğa merhaba
Sana elveda diyorum
Sen kal ben bütün sensizliğimle
Başım dik, alnım ak
Ve yüreğim sevdalı gidiyorum
Soğuk mavi yanlızlığım
Seni terk ediyorum
Soğuk mavi yanlızlığım
Seni zaten hiç sevmemiştim
Hep bir yanın eksikti
Çünkü ben o yanını aşkla doldurmuştum
Seninle başbaşa olduğum vakitlerde
Hep rüyalar vardı yanı başımda
Mutlu düşler kurmuştum eksik yanlarının üstüne
Seni hayallerle tamamlamıştım
Soğuk mavi yanlızlığım
Sen bana hep birkaç beden küçük gelmiştin
Ve ben hep sana sığabilmek adına küçülmüştüm
Oysa anladım ki sensizlik en güzel hediyeymiş bedenime
Çıplak kalma pahasına çıkardım seni üzerimden
Artık giymek istemiyorum
Soğuk mavi yanlızlığım
Seni terk ediyorum....
http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gifYasemin DOĞRUBAKAR


Misafir 2 Aralık 2006 09:58

Saatlerin tükendiği anda
Anlamını yitirdiği akreple yelkovanın
Güneşin hep başkaları için doğduğu artık
Çöllerde suyun anlamı kalmadığında
Ayın hilalsiz doğduğu akşamlarda
Benim sensiz yaşadığım
Senin nerde nefes aldığın
Ve “hiçbir şey”in “her şey” olduğu gün
Ve anlamın anlamsızlaştığı
Sözlüklerin tarifsizlik üzerine yazıldığı
Bilinmeyen duygunun peşinde
Görülmeyen sevginin ardından
Koşulduğu çağlarda
An gelip durduğu kalbimin
An gelip donduğu ruhumun
An gelip bittiği gözyaşımın
Kopası başımın düşünmekten yorulduğu
Beynimin isyan ettiği zamanda
Dokunmak vaktidir artık geceye.


Misafir 2 Aralık 2006 11:45

''Önce adını rüzgara ezberlettim, her esintide her meltemde seni duymak
istedim... olmadı rüzgarlar dindi..
Sonra güneşe resmini çizdim, artık her doğan güneş sendin benim
için.. tüm günümü sen aydınlattın ama akşam olupta gidince güneşte üzdü beni..


Gecede aradım sevdamı, her yıldızın altına baktım.. ay ile kavga
ettim, yıldızlara küstüm.. yoktun sen...
Bulutları izledim birer birer, yağan her yağmur damlasında seni
kokladım.. gökyüzü ağlarken ona eşlik ettim gecelerce...
Düşlerimde bulduğumu sandım seni ama yine gidiyordun sabaha.. uyanmak istemedim hiç, seninle kalıp düşlerimdeki hayalini yaşamak
istedim, yine olmadı düşlerimde bana küstü...
Sustum sonunda dünyaya, her haykırmak istediğimde karşımda suskunluğu
gördüm..
Adına yüce dediğim sevdamın ulaşılmazlığında yok ettim kendimi...
Sen yoktun ya, bende yoktum işte.....


AY_ISIGI 2 Aralık 2006 12:19

MASAL BITTI

Senin ki sesin rüzgar, varlığın hayal, renklerin uçuk ve tebessümlerin kaçamaktı. Küçük bir hıçkırıktın gecemin sessizliğine damlayan. Sen ki yaşanılmaya çalışılan bir düş yangını. Çek gemilerini benim sularımdan..



Bütün kıyıları kurşunlamış , bütün suları bıçaklanmış bir denizdeyim. Rengine rehnedilmiş bir gece giydiriyorum üstüme.

Şakacı bir sitem iliştiriyorum usulca yokluğuna.

Bir bilsen aklımdakini! Sustumsa alıngan bir cümlenin kahrını düğümlemeyesin diye.

Sen ki ilk vazgeçemeyişim, ilk kıskançlığım, ilk ömrüme yazdığım, uzaklardan sevdalandığım, kızdığım, affetmediğim, affedemediğim. Olmayacak bir duaya amin demek gibi sevdiğim , hep geç kaldığım.

Saatini şaşırmış dönüşlerin bir anlamı yok. Şimdi sen geç kaldın.

Say ki bu kadın gidiyor, karanlığın ve kalabalığın zifirine savurmuş yüreğini

Aklında hep cehennem, ateş , yalan , ayaklarında bir eşkıya sessizliği, yüreğinde ihanetin fısıltıları olan bir adam sevdim ben. Bir intihar cesaretiydi bomboş varlığına, dopdolu varlığına tutulmak. Sevdikçe bir yıkımı çoğaltıyordum içimde darağacı lezzetinde .

Say ki bu kadın gidiyor, ayrılığın izini sessizliğe gürültüsünü yüreğine savurmuş.

Yağmurda yağıyordu ölüm kadar sevdiğim senden giderken ve ben tıpkı ölüm gibi haklıysam ve ölüm gibi gidiyorsam ve sen ölüm kadar acımasızsan anladım ve ilk durakta indim aşkından.

Say ki bu kadın gidiyor, aklı şaşmış yollarının , ıssızlığın orta yerine demirlemiş yüreğini.

Senin ki sesin rüzgar, varlığın hayal, renklerin uçuk ve tebessümlerin kaçamaktı. Küçük bir hıçkırıktın gecemin sessizliğine damlayan. Sen ki yaşanılmaya çalışılan bir düş yangını.

Çek gemilerini benim sularımdan..

Say ki bu kadın gidiyor , gölgelerinden sıyrılıp , yol yordam bilmez düşlerini adımlıyor.

Sen ki mavi bir abdest alıp tesbihi eksik gecelerimde içimde namaza duran sevdam. Sen ki bütün yansımana günah duygusu bulaştıran adam. Ben ki hiçliğe açılan kapının eşiğinden gitmeye geç kalmış kadın.

Say ki bu kadın gitti, masal bitti.


Mystic@L 2 Aralık 2006 12:22

Ben kibriti çaktığım zaman
Her şey kırmızıydı yüzün oarak
Ben kibriti çaktığım zaman
Çünkü her hüz bir memlekettir

Ben sigaramı yaktığım zaman
Çünkü her sigara bir kelimedir
Ben sigaramı yaktığım zaman
Güz günleriydi bir şarkı olarak

Bir güvercin ben öldüğüm zaman
Nice hüzünlerden yaprak yaprak
Bir güvercin ben öldüğüm zaman


AY_ISIGI 2 Aralık 2006 12:33


Dayanamıyorum


Hasret doluyorsun serabın geçerken hayalde
Bir daha mı aşk aman aman kül oldum yelde
Yedi cihan alay etse de sermayemsin şiirlerde
Ya sen gel, ya ben geleyim dayanamıyorum

Sema yarıldı gökler ağlıyor yağmura bak süzülen
Bir gün tozlar arasındayım bir gün sana sürünen
Gözlerim yollarda türbe oldu çiçeklerle bezenen
Ya sen güldür, ya ben güleyim dayanamıyorum

Söyleyin anama adam değilmişim boşaymış düşlerim
Ben senin gibi vuramam neydi o giderken ki gülüşün
Ben sana verdim kalan ömrümü çabuk olsun ölüşüm
Ya sen öldür, ya ben öleyim dayanamıyorum.


Mystic@L 2 Aralık 2006 18:58

Yalnızlığımız

Bitpazarlarına
düşmüş kitaplara benziyor yalnızlığımız
kimselerin açıp okumadığı.

bu çizgiler alnımızda uzanan
bir gün bitimidir belki
belki bir gecenin yarısıdır
yastıklarda yırtılmış uykusuz

rüzgarın dallara hicran dokuduğu
kapıların kapalı tutulduğu bir ‘neozoik’te
göğümüzü mavi ışıklarla doldurmalıyız
kurtulmak için beynimizi kuşatan prangalardan
ve
yeniden öğrenmeliyiz,
sevgilere sığınmayı
yüreğimizle ısınmayı yeniden

kar demeden kış demeden…


‘’Neozoik’’ yeryuvarlağının üçüncü zamanı


Misafir 2 Aralık 2006 22:34

Yorgunuz,
İki ayrı şehirde,
Birbirini göremeyen,
İki yaşlı çınar gibi,
Güneş’e,
Yağmur’a,
Sevdasına karşı yüreğin,
Suçluyuz,
Zamana zincirlenmiş,
Şafakla yenilenmiş,
Türkülerde dillenmiş,
Her umudun acısından,
Yürek adına,
Yüreğini veren her cana,
Can borçluyuz,
Unutsalar da bizi,
Bizim dışımızda,
Göğün rengini,
Suyun sesini,
Rüzgarın nefesini,
Boşver be sevdam,
Bırak unutsunlar,
İçimizdeki yıldızlarla,
Biz böyle de mutluyuz...
http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gifBirkan ASKAN


nazlisu 3 Aralık 2006 20:22

Unutuldum,paramparça halimle
Aynı yaprakların üzerine parça parça sinmiş tozların
Yaprakları kapatmışçasına...
Yine o paslı demirin üstüne oturmuş mayiyle yeşilin
Tamamlanmışlığını seyrediyorum.Yalnızım aslında kendimi
Davetkar bir şekilde açık ve saçık hayallerimi
Seyrediyorum. Buluyorum o dalgaların yeşillere
Kendini göstermişçesine sığıya varmalarını
Akşam olurdu yıldızlarıma bakar dinlenir

Islatırdım ellerimi yağmurun pençesiyle
Bulurdum kendimi toz pembe hayallerle anılarımı
Yakardım onları.taki olgunlaşana dek!!!


Mystic@L 3 Aralık 2006 20:44

Ne zaman yüreğimden silinmeye başlansa adın, sözlerinle kanatarak yeniden yazılıyor yüreğim boyunca... Sonra yeniden çiziliyor kalbime yüzün, ellerin... Yeniden başlıyorum seni sevmeye kaldığım yerden. Hemde hiç akıllanmadan ve tekrarla***** aynı yanlışlarımı. Beni üzeceğini bile bile, yüreğimi zırhından kurtarıp düşüyorum peşine yeniden... Sensizlik canımı öyle yakmış ki hasretinden daha büyük bir acı göremiyorum. Bu yüzden göze alıyorum tüm zorlukları... Sensiz mutlu olmaktansa seninle mutsuz olmak daha acısız geliyor kalbime. Ve işte yeniden başlıyorum seni sevmeye tükendiğim yerden. Ne kadar yaralansamda senin tarafından yeniden sunuyorum yüreğimi tüm çıplaklığıyla... Yeniden kanat istersen açık yaralarımı, yeniden savur sevdamı yangınlara... Korkusuzluğu sensiz kaldığım gecelerde öğrendim ben. Seni özlediğim anlarda tanıdım sabretmeyi... Sonunda yeniden düşeceksem yangınların koynuna, razıyım inanki ben. Bilsenki seninle her yer cennetin yolu, sensiz dünya benim olsa yine YALNIZIM!...


nazlisu 3 Aralık 2006 20:50

içimdeki kara yel savurdu beni,
yalnızlığın kol gezdiği sisli limanlara
savruldum ve her seferinde ağladım
yalnızlığımla başbaşa

pusulasını yitirmiş yüreğimi
kime açayım
yelkenleri kırık ruhumu
kiminle onarayım
kara yel vardı hep, içimde bir yerlerde
savrulmaktı, "yaşamak" dediğim...
yalnızlığın kol gezdiği sisli limanlara
savruldum ve ağladım
yalnızlığımla başbaşa

biliyordum,
sen ulaşılmaz bir uzaklıktaydın;
bense, çok uzak bir yalnızlıkta


Mystic@L 3 Aralık 2006 20:55

Yalnizligin Ta Kendisi

Sevdiklerinizden ayrilmak, bir insan için katlanilmasi en zor duygulardan biri. Giden için de ayri bir duygu yasar, geride kalan ise onun biraktiklariyla zamanini geçirir. Sevmek kimi zaman dayanilmasi en güç zorluklardan biri herhalde. Ayrilik yüregine demir atmissa ve paslanmaya birakilmissa, unutulmus bir mektup gibi sararmis ve katlanmis duyulari yasiyorsan, iste o zaman yasam uçurumun kenarinda esen firtinayla mücadele etmek kadar zordur. Bazen düsünürsün uçurumun en dip kösesinde kendini... Ne çikacagini bilmeden.
Yüreginin sizisi dinmeden, elin kanar, bacagin, yüzün... Ama aldirmazsin çünkü ayrilik acisi hepsini bastirmistir ve dersin yine basaramadim.
Ayriligi dindiremedim, o içimde yanan alev alev isigi söndüremedim dersin kendi kendine ama kimseler duymaz seni... Çünkü ayriligi yasamis yalnizligin en kuytu kösesinde ve çikmaz bir sokagin bas harfini almissindir, adin yalnizligin ta kendisindir'


Misafir 4 Aralık 2006 17:48

Gölgeli, yağmur çiseleyen
Güncesi kırık dökük bir gece
Tıpkı bizim gibi
Hüzün başımızla beraber
Yalnızlık yüreğimizin iç cebinde
Vefalar, sevmeler,
Bir tebessümlük özürler...
Bilemiyorum ki İnkar mı gelmeli kadın
Hayali sözler karmaşası
Asılsız dünyevi düşler belkide hepsi
Yaşamın yorgunluğundan düşen omuzlar
Ara sıcak sevdalar belkide eşikteki yanlızlıklar
Gün ağarmadan terk edilen öpüşler
Bir uzanıp bir geri çekilen o dost eller
Ve umuda yenik ıslak imgeler mi desin kadın
Bittiğimiz yerde inadına bütünleşenler
Biliyor musun insana hayata ve ötesine dair
Ne varsa aslında hepsine değer...kadın
Sen martı ol umuda kanat aç
Bense mavinin en koyu rengi
Sonra gel
Yasla başını omzuma
Biliyorsun ki kadın
Sustuğumuz yerde konuşur yüreklerimiz
insan gibi kadın gibi dost gibi
Ne söz isteriz, ne düş
Hayat biziz, kainat biz
Ölüm de biziz , ölümde biziz kadın
Haklısın ölememek de var
Sevememek, sevilememek gibi ölememek
Kahredip yakmalı mı
Bu gece şiirleri kadın yakmalı mı
Gitme yüreğimizde ki şu yalnızlık,
Gözlerimizde ki ağır hüzün silinmeden gitme
Yasla başını omzuma...
Sen umuda kanat açan martı, ben dalga dalga mavi
Dinle ikimizin yalnızlık ezgisi bu yüreğim dinle
http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gif


Mystic@L 4 Aralık 2006 18:05

Yalnızız

Yalnızız en kesif kalabalıkta
Ayrı dünyalarda gezer gönlümüz
Layık olamadık her ne yapsak ta!
Neticede abes, geçen günümüz

Isınmaz ellerim kara batırsam
Zehir vaktindeyiz burdan çıkınız
Ilık gölgelerle gönül eğleriz
Zaten beraberken bile yalnızız

Hayalet sanırız hakiki ruhu
Ard arda dizilir kibir ve gurur
Leyla olmaklığın nerede kaldı
İçimizde ümid, yaralı durur

Münafık hislerle zor mu savaşmak
En rahat ne ise, en doğru o mu?
Yalnızız.. ve bizde bu bir sevda ki
En doğruyu bozar, kırar atomu! .

Hünkar Dağlı


Misafir 5 Aralık 2006 11:47

(¯`·._) YALNIZ' IN DURUMLARI (¯`·._)

Sen herşeyi süpürebilirsin; sonbaharı süpüremezsin,
Yalnızsa, sürekli bir sonbaharı süpürür hep.. Düşünemezsin.

Yanar sobasında yalnız'ın üşüyen bakışları.
Lambasında karınlığa dönük bir ışık titrer sönük-sönük.
Penceresi dışına kapanmıştır, kapısı içine örtük.

Yalnız, bin yıl yaşar kendini bir an'da.

Yalnız'ın nesi var, nesi yoksa tümü birdenbire'dir.

Yalnız, bir ordudur kendi çölünde..
Sonsuz savaşlarında hep yener, kendi ordusunu.

Yalnız'ın sakladığı bir şey vardır;
Boyuna yerini değiştirir, boyuna onu arar... Biri bulsa diye.

Yalnız, hem bilgesi, hem delisidir kendi dünyasının.
Ayrıca; hem efendisi, hem kölesidir kendisinin.
Tadını çıkaramaz görece'siz dünyasında hiçbirisinin.

Yalnız, sürekli dinleyendir söylenmemiş bir sözü.

Sözünde durması yalnız'ın yalancılığıdır kendisine..
Hep yüzüne vurur utancı. O yüzden gözlerini kaçırır gözlerinden.

Yalnız'ın odasında ikinci bir yalnızlıktır ayna.

Yalnız, hep uyanır ikinci uykusuna.

Yalnız, kendi ben'inin sen'idir.

Bir sözde saklanmış bir yalanı, bir gözde okuduğundan
bakmaz kendi gözlerine bile.

Her susadığında o, kendi çölündedir.

Kendi öyküsünü ne anlatabilen, ne de dinleyebilen.
Kendi türküsünü ne yazabilen, ne söyleyebilen.

Bir zamanlar güldüğünü anımsar da...
Yoğurur hüzün'ün çamurunu avuçlarında.

Yalnız, aranan tek görgü tanığıdır
yargılanmasında kendi davasının..
Her duruşması ertelenir kavgasının.

Yalnız, hem kaptanı, hem de tek
yolcusudur bakmakta olan gemisinin..
Onun için ne sonuncu ayrılabilir gemisinden, ne de ilkin.

Yalnız'ın adı okunduğunda okulda ya da yaşamda..
Kimse, "burda" deyemez.. Ama yok da..

Uykunun duvarında başladı..
Önceleri bir toz gölgesi sanki; sonra bir yumak yün gibi.
Ama şimdi iyice görüyor örümceğin ağını gün gibi.

Yalnız, duymuş olduğunun sağırı, görmüş olduğunun körüdür..
Ölür, ölür öldürür.. Öldürür, öldürür ölür.
Duyduklarını unutur, duyacaklarını düşünür.

Yalnız'ın adına hiç kimse konuşamaz..
O, kendi kendisinin sanığıdır.

Yalnız, önceden sezer sonra olacakları..
Paylaşacak biri vardır; anlatır, anlatır ona olanları, olmayacakları.

Her leke kendisiyle çıkar.
YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ.
PAYLAŞILSA YALNIZLIK OLMAZ.


Yalnızlığım
Yalnızlığım
Kalp yarası yalnızlığım
Taşı bile yosun sarar
Seni kimle paylaşayım...



ReaLin 5 Aralık 2006 11:51

AFİLİ YALNIZLIK
Ölsem, ölsem, ölsem... hemen şimdi
Kaçsam, gitsem, kaçsam... tam da şimdi

Bu kez pek bir afili yalnızlık
Aldatan bir kadın kadar düşman
Ağzı bozuk üstelik... bırakmıyor acıtmadan
Bu kez pek bir afili yalnızlık
Ağlayan bir kadın kadar düşman
Tuzaklar kurmuş üstelik
Bırakmıyor acıtmadan

Bitiyorum her nefeste
Ne halim varsa gördüm
Çok koştum, çok yoruldum
Ve şimdi ben de düştüm...

Sövdüm, sövdüm, sövdüm... ben dünyaya
Acılara, sokaklara, ait olmaya, insanlara

Bu kez pek bir afili yalnızlık
Aldatan bir kadın kadar düşman
Ağzı bozuk üstelik... bırakmıyor acıtmadan
Bu kez pek bir afili yalnızlık
Ağlayan bir kadın kadar düşman
Tuzaklar kurmuş üstelik
Bırakmıyor acıtmadan

Bitiyorum her nefeste
Ne halim varsa gördüm
Çok koştum, çok yoruldum
Ve şimdi ben de düştüm...

Değmezmiş hiç uğraşmaya
Bu kez mecalim yok hiç dayanmaya... dayanmaya...

Bitiyorum her nefeste
Ne halim varsa gördüm
Çok koştum, çok yoruldum
Ve şimdi ben de düştüm...
EMRE AYDIN....


Misafir 5 Aralık 2006 11:55

*** Yalnızlığa alışmalı... ***

Bavulları hep toplu durmalı insanın...

Bir gün telefonların hiç çalmayabileceği hesaplanmalı...

Tül perde arkasından misafir yolu gözlemekten vaz­geçmeli...

İhanetlere, terkedilmelere, bir başına bırakılmalara hazırlıklı olmalı...

Yalnızlığa alışmalı...



* * *



Çünkü "omuz omuza" günlerin vakti geçti. Dayanışma... günümüz borsasının değer kaybeden hisse senet­lerinden biri artık...

Bireyin keşif çağı, geride kı­rık dökük yalnızlıklar bıraktı.

Terörün bile bireyselleştiği çağdayız. Zaman, birlikten kuvvet doğurma zamanı değil; zaman, tek başına dimdik ayakta kalabilmeyi becerme zamanıdır.



* * *



İşte o yüzden alışmalı yalnız­lığa...

Sokaklar dolusu ıssızlıkla başbaşa yaşamayı göze almalı insan... Güvendiği dağlardaki karlara bakıp ders çıkarmalı... Hüzünlü bir şarkıyla paylaşı­lan gecelerde başım dayayacak bir omuz arama huylarından vazgeçmeli... Sofrada tek tabağa, tabakta az yemeğe alışmalı...

Romanlardan yalnızlığı yücelten paragraflar asmalı evin en görünür duvarlarına...

"Yalnızlık paylaşılmaz/ Paylaşmılsa yalnızlık olmaz" dizeleriyle başlamalı güne...

Telesekretere "şu anda size cevap verebilecek kim­se yok" denmeli, "... belki de hiçbir zaman olmaya­cak..."

Cevapsızlığa, sessizliğe ısınmalı...



* * *



Oysa sessizlik haksızlığa alkıştır.

Haklılığın onuru yaşatır insanı... Susmanın utancı öldürür.

O yüzden en sessiz gecelerde ''doğruydu, yaptım"la teselli bulmalı insan...

Feryada komşuların yetişmemesine, soğuk duvar diplerinde sessizce ağlaşmaya alışmalı... Kendiyle he­saplaşmaya çalışmalı...

Gece yastıkla ağlaşmaya, sabah aynayla gülüşmeye, kendiyle hüzünlenip, kendiyle keyiflenmeye hazır ol­malı...

Hep başını alıp gidebilecek kadar cesur, ama hep kalıp savaşacakmış kadar gözüpek olabilmeli...

Sessizliği, sese dönüştürebilmeli...



* * *



Ve sırt çantasını her daim hazır tutmalı insan...

Yollarla barışmalı...

Yalnızlığa alışmalı...


ReaLin 5 Aralık 2006 11:58

O GİTTİ GELMEZ BİRDAHA
NİYE BU BEKLEYİŞLER BOŞU BOŞUNA
SİL ARTIK YAŞINI,GÜLSÜN GÖZLERİN
DİNDİR YÜREĞİNDEKİ SANCIYI DELİ GÖNLÜM
SEVDİM MUTLU OLDUM,AĞLADIM DE
HAYALLERDE ONUNLA BİRLİKTEYDİM DE
SENİ DÖNMESENDE SEVERİM DE
UNUTMASANDA UNUTMUŞ GİBİ GÖRÜN DELİ GÖNLÜM
O DA BENİ SEVDİ DE,
HAYALLERİNDE HEP BEN VARDIM DE,
YÜZÜ GÜLSEDE KALBİ AĞLIYOR DE,
SENDE KENDİNİ KANDIR DELİ GÖNLÜM.
BİR HANÇER SAPLA YÜREGİNE
HADİ KENDİNE GEL
DÖN GERÇEK HAYATA
SENİN GEL DEMENLE GELMEZ O YAR
SENDE UNUT O ELA GÖZLERİ DELİ GÖNLÜM



Misafir 5 Aralık 2006 12:12

YALNIZLIK



"Bilmezler yalnız yaşamayanlar
Nasıl korku verir sessizlik insana;
İnsan nasıl konuşur kendisiyle;
Nasıl koşar aynalara,
Bir cana hasret
Bilmezler."


Şair Orhan Veli, yalnızlığı bu sözlerle anlatıyor. Günümüz toplumunda giderek artan bir olgu olarak karşımıza çıkıyor yalnızlık. Yine de bu olgunun tek bir tanımı yok. Üstelik yalnızlığın birden fazla türü var. Sosyal çevreye alışamamaktan, yabancı bir ülke de, yabancı bir kültürün içinde yaşamaktan, yaşlılıktan, iş yoğunluğundan ve daha birçok nedenden dolayı insanlar yalnızlık çekiyor.


Peki bizi birbirimize yakınlaştıran televizyon, internet, cep telefonu gibi teknolojik gelişmelere karşın yalnızlık neden artıyor?



Bu sorunun yanıtı belki sosyolojik olarak verilebilir. Dev bir organizma olarak toplum, sürekli değişiyor. Değişimler de gündelik hayatın yapısını gün geçtikçe dönüştürüyor. Ama şu da bir gerçek ki, insan sosyal bir canlı, yalnızlıktan rahatsız oluyor.


Yalnızlık denince aklınıza ne geliyor?


Bu soruya, dünyanın en kötü şeyi diye yanıt verenler de var; bir türlü yalnız kalamadığından şikayet edip, yalnızlığa övgüler düzenler de... Kuşkusuz, ideal olanı insanın istediği zaman yalnız kalabilmesi, istediğinde de yalnızlığından sıyrılıp diğer insanlar arasına karışabilmesi. Bununla birlikte yalnızlık dediğimizde anlaşılabilecek birden fazla şey var. Uzmanlar öncelikle yalnızlıkla tek başına olmanın birbirinden ayrılması gerektiğini düşünüyorlar. Onlara göre yalnızlık ve tek başına olmak birbirinden farklı, tamamen ayrı durumları tanımlamak için kullanılan sözcükler.


Yalnız kalmak, kişinin kendi seçiminde olan bir şey. Birçok insan günlük yaşamın stresinden sıyrılmak için, hobilerine ya da kitap okumaya zaman ayırabilmek için bir süre tek başına kalmayı seçer. Bu davranış, kişinin kendini yenileyebilmesi ve bireysel aktivitelerine zaman ayırabilmesi için gerekli bir davranış biçimidir. Kişiler tek başına kaldıkları ve kendilerine zaman ayırabildiklerinde mutlu ve huzurlu olurlar.


Madalyonun öbür yüzüyse yalnızlık olarak adlandırdığımız duygu. Yalnız olduklarını düşünen kişiler, tek başına kalmak isteyenlerin tersine bir boşluk ve bırakılmışlık duygusu yaşarlar. Bu da kişileri üzer; daha ağır hallerde psikolojik sorunlara neden olur. Kişi, kalabalık bir ortamda da kendini yalnız hissedebilir. Hatta kimi zaman aynı ailenin üyeleri yalnız oldukları için üzüntü duyabilirler.


Yalnızlık Türleri


İşin içinde insan olunca, bir sınıflandırma yapmak zor. Çünkü, duygular neredeyse her insanda farklı yaşanıyor; insanlar değişik durumlara değişik tepkiler veriyor. Bununla birlikte genel bir çerçeve çizildiğinde yalnızlığı çeşitli türlere ayırmak mümkün. Böyle olunca da yalnızlık çektiğini söyleyen kişilerin farklı türden duygular içinde olduklarını, farklı toplumsal koşullar içinde yaşadıklarını söyleyebiliriz.


Yalnızlık denince, önce gerçek anlamda, fiziksel olarak kimsenin olmadığı bir yerde yaşayan insanları düşünebiliriz. Toplumsal bir çevrede yaşamaya alışkın insanlar, kimsenin olmadığı yerlerde doğal olarak yalnızlık hissedeceklerdir. Daniel Defoe'nun ünlü roman kahramanı Robinson Crusoe'yu hatırlayalım. Robinson uzun yıllar tek başına yaşadığı ıssız adada toplumdan ayrı, yalıtılmış bir hayat sürmenin sıkıntısını sürekli taşıyordu. Yıllar sonra tek arkadaşı Cuma'nın adaya gelmesi onu çok heyecanlandırmıştı. Bu tür fiziksel yalnızlık, uzun sürdüğünde insanı toplumsal hayatın dışına itebilir. Uzun süre toplumdan ayrı yaşamış insanlar, yeniden sosyal yaşama girmede uyum sorunları yaşayabilirler.


Geçmiş yüzyıllarda bu türden yalnızlık derviş ya da keşişler gibi din adamlarının dinsel düşüncelere dalmak için sıklıkla başvurduğu bir durumdu. Günlük hayattan uzaklaşıp inzivaya çekilen din adamları, kendilerini yalnızca dinsel görevlerine adarlardı. Bu tür inziva, sonradan kurumsallaştı ve münzevihaneler, manastırlar ortaya çıktı. Manastırların genelde ulaşılmaz dağ başlarında ve kentlerden çok uzak olmasının nedeni bu. Bu tür manastırlara en güzel örnek Trabzon'daki Sümela Manastırı. Dik yamaçlar üzerin de kayalara oyularak yapılan manastır, bir yalnızlık kalesi gibi duruyor.


Günümüzde fiziksel yalnızlık, eğer yalnız kalmayı istemiyorsanız, elbette geçmişe göre çok daha zor. Yağmurlu bir günde, dışarı da yapacak hiçbir iş bulamayıp geçici olarak evde oturacağınız türden yalnızlıklar çok uzun süreli olmayacaktır. Bilim adamları kişinin yalnızlık duygularını kırmak için önce bunu istemesi gerektiğini düşünüyorlar. Yalnızlığın bir tanımı da "yalnızca içeriden açılan bir kafes" olduğu. Bu anlamda utangaç kişilerin işi zorlaşırken, daha girişken insanlar yalnızlıktan daha kolay kurtulabiliyorlar. Arkadaşlıklar, yalnızlığın bu türünün tanımlanmasında önemli bir faktör.


Yalnızlığın tanımı yapılırken, ne kadar arkadaşınız olduğu ve ne kadar olmasını istediğiniz tartışılıyor. Kuşkusuz, toplumun içinde yaşadığı halde hiç arkadaşı olmayan biri yalnızlık çekecektir. Bu türden bir yalnızlık duygusunda arkadaşlığın derecesi de önem kazanı yor. Arkadaşlık bağları dostluğa döndükçe, kişi yalnızlık duygusundan sıyrılıyor. Tam tersine yalnızca merhabalaşılan ya da yüzeysel sohbetler yapılan bir tanıdık, kişinin yalnızlık duygusunu üzerinden atmasına yardımcı olmuyor.


Kişinin çevresinde uyum içinde olacağı, birlikte vakit geçirmekten hoşlanacağı dostları olması için de gerekli koşullar var elbette. En basitinden, ortak zevklere sahip olma, benzer sosyalleşme evrelerinden geçmek gerekiyor. Benzer kültürler içinde yaşayan kişilerde bu durum daha kolayken, farklı kültürel kimlikler çatışma yaşayabiliyor. Sözgelimi, yabancı ülkeye giden biri, iletişim ve dil sorununu aşsa bile, farklı bir kültürün içinde olduğu için yalnızlık çekebiliyor. Kendini belli bir kimlikle tanımlayan gruplara girmek, her zaman kolay olmuyor. Aidiyet duygusu aşılayan bu tür gruplar, diğer insanları "ötek" olarak tanımlayıp dışlayabiliyorlar. Her ne kadar şair "yalnızlık paylaşılmaz" demişse de, bu gibi durumlarda "ötekiler" yalnız olmalarını paylaşarak bu durumdan kurtulabiliyorlar. Normalde birbiriyle çok anlaşamadığı düşünülen Türkler ya da Yunanlılar gibi insanların, gurbette kolayca arkadaş olmalarını buna bağlayabiliriz.


Bir diğer yalnızlık türüyse, insanın bir türlü kurtulamadığı, yalnızlığın yanında çevresindeki insanlara ve gelişen olaylara öfke duyabileceği türden bir yalnızlık. Bir kişinin, sevmediği insanların arasında kendisini yalnız hissetmesi doğal. Hoşlanmadığı olaylara tepki duyup kendini geri çekmesi ve içine kapanması da anlaşılabilir bir davranış. Fakat bu durumun sürekli olması ve her koşulda sürmesi uzmanlara göre psikolojik bir bozukluğa işaret ediyor olabilir. Psikanalistler, bu durumun durumun çocuğun büyüme döneminde yaşamış olabileceği bir rahatsızlıkla açıklanabileceği görüşündeler. Aile içinde sosyalleşmenin tam anlamıyla çocuğa öğretilemediği durumlarda, parçalanmış ailelerde, sevgi eksiği ile büyüyen çocuklarda, ergenlik dönemine gelindiğin de bu tür davranışların gözlemlenmesinin mümkün olacağı düşünülüyor.


En sık şikayet edilen yalnızlık türlerinden biriyse kişinin hayatında özel birinin olmayışı. İnsanlar yalnızlıklarını, bir kız-erkek arkadaş yardımıyla daha çabuk atıyorlar. İnsan, aile kurmak, yaşamının geri kalanını paylaşacağı bir eş bulmak, aşık olmak istiyor. Ne var ki doğru insanı bulmak her zaman kolay değil. Beyaz atlı prensi ya da rüyaların kadınını bekleyen biri, doğru insanı buluncaya kadar yalnızlık çekebilir. Bu türden yalnızlar gazetelerde, telefon hatlarında ya da internet sitelerinde hızla artan çöpçatanlık organizasyonlarının hedef kitleleri. 1960-70'li yıllarda gazetelere "yalnız kalp" rumuzuyla mektup yazan, 80'lerde amatör telsizinin başında "arkadaş arıyorum" diye seslenen günümüzde de internet ve cep telefonlarını bu iş için kullanan kişileri de bu tür bir yalnızlığın içine dahil etmek mümkün.


Elbette kişinin sevgi ihtiyacını bu kadar karikatürize etmek doğru değil. Çünkü özel bir kişi tarafından sevilmek kadar, o kişiyi sevmek de büyük bir ihtiyaç. Karşılıklı sevginin olmadığı durumlarda, yalnızlık duygusu kaybolmuyor. Yıllardır evli olan kişilerde bile yalnızlık duygusu, eğer sevgi yoksa, ortadan kalkmıyor. Sevmediği bir insanla evlendirilen kişilerde ya da zaman içinde birbirine sevgisini kaybeden evli çiftlerde yalnızlık duygusu gelişebiliyor.


En çok korkulan yalnızlık türlerinden biri de, yaşlılık döneminde yalnız kalmak. Kişiler "elden-ayaktan düşüp" hastalıklarla mücadele edeceklerini düşündükleri yaşlılık yıllarında kendileri ne destek olacak, bakacak birilerinin yanında olmayı istiyorlar. Bir bakımevinde ya da huzurevinde son yıllarını geçirme düşüncesi bile insanlara sevimsiz geliyor. Eşini kaybeden yaşlı insanlar da ömürlerinin sonuna kadar yalnızlık duygusundan kurtulamıyorlar. Bu yıllarda insanların en çok istediği, çocukları ve torunlarıyla birlikte vakit geçirmek. Böylece yalnız olmadıklarını bilmek, başları sıkıştığında yardım isteyecekleri kişiler olduğunu düşünmek insanları rahatlatıyor. Yalnız başına ölmek, öldükten günler sonra bile kimsenin bunun farkına varmaması düşüncesi insanları korkutuyor. Aile yapısının güçlü olduğu toplumlarda, bu duruma daha seyrek rastlanıyor. Aile, toplum içinde bir sosyal güvenlik kuruluşu gibi çalışıyor. Kişiye gereksinim duyduğu her şeyi vererek bireylerin kendini güvende hissetmesine yardımcı oluyor. Aile yapısı değişime uğradıkça, toplumun yaşam biçimi de değişiyor. Bu değişimin sonuçlarından biri de, yalnızlık duygusunun artması.



ReaLin 5 Aralık 2006 12:16

Yaşaya bileceğim kaç dünyam varki benim
Şimdi sensiz kaldı şu cansız bedenim
Olmuyor be gözüm olmuyor
Sensiz yaşamayı çok denedim.

Karartın dünyamı ne diye geldin
Böyle sevda olmaz ne diye sevdin
Olmuyor be gözüm olmuyor
Bırakta yakamı gideyim

Şu gönlüme rüzgar esmiyor
Dağlarım umutsuz aşılmıyor
Olmuyor be gözüm olmuyor
Nefessiz bü beden yaşanmıyor.......


Mystic@L 5 Aralık 2006 14:30

Yalnızlığa Çağrı

Namusum üzerine yemin ederim
Bu şehri bu evleri bu sokakları sevmiyorum
Tiksiniyorum bu iğrenç kalabalıktan
Yalnızlığı özlüyorum

Yalnızlıkta sen varsın
Dilediğim gibi düşünebiliyorum seni
Bir ayna karşısında soyunuyorsun çırılçıplak
Dudaklarından öpüyorum

Kapatıyorum gözlerimi yağmur yağıyor
Bir bulut görüyorum sana benzeyen
Sevinçten ürperiyorum

Yalnızlıktan bütün teselliler yalnızlıkta
Hoşça kalın sokaklar, caddeler, insanlar
İşte başımı aldım gidiyorum.

Ümit Yaşar Oğuzcan


Mystic@L 5 Aralık 2006 21:40

Geceleyin bir korku

Hırlıyım, böylece büyüyor baldırlarım ve boynumun öpülen yeri
iri bir kuş kendini ağartıyor koltukaltlarımda
geceyi hor görüyorum böylece gecenin bütün itliğini
irkilip terliyerek bir erkek sesi olarak yatağımda
tanrım, Pekos Bil'im gözet beni

Beni çünkü buram ağrır, bacaklarımı hor görürüm aynalarda
bağrıma bir gül tünemiştir, kanar yanakları bir oğlanın
yağmurdan
hüznü hor görürüm çürütür çünkü o kuşu koltukaltlarımda
hırlıyım böylece büyür aşkın bir salgıdan öteye geçemediği
tanrım, Pekos Bil'im üşüt beni.

Üşüt, yırtsın öpüşlerimi paslı tenekeler, soyunup org çalayım
ceketimle örteyim gecenin bütün itliğini
tanrım, Pekos Bil'im uçur beni.

İsmet Özel


Misafir 6 Aralık 2006 04:04

Issız bir adada yaşıyorum belki sensizliği
Henüz keşfedilmemiş bir kıtanın
Atlasta görülemeyen okyanusunun ortasındaki.
Umutlarım var elimde yalnız
Kurtuluşa hazırlanmış havai fişeklerini andıran
Gözyaşlarımla dolduruyorum bu ummanı
Tuzunu ise acımdan alıyor.
Umutlarımdan bir gemi yaptım
Tek kaçış sebebim belki buradan
Umutlarımla kurduğum şu köhne gemi
Sana doğru süzülecek olan.
Yıkılan hayallerim yıkımlıyorda şimdi
Güvertemden alıyor intikamını
Hissedebiliyorum,içeri sızan gözyaşlarım
Yavaş yavaş batırıyor gemimi
Karanı göremeden daha,gömülüyorum gözyaşlarıma
İşte o anlarda sana çırpınıyorum ben
Yiten umutlarla boğuşuyorum
Azgın dalgaları andıran.
Dayanamıyorum şimdilerde sensizliğe
Artık boğuluyorum
Kaderim yalnızlığımsa eğer benim
Bu ıssız adada sensizliğimi yaşıyorum...
http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gifHamit Eray YEŞİLÇAYIR


Mystic@L 6 Aralık 2006 18:32

Herhangi bir yerde değil

I
Bu aşkın da elinden tutulmaz
Ben yalnız gidiyorum

Hiç acımıyor canım
Ellerim üşümüyor
İlk duraktan geriye dönmüyorum

Günü soluğunda taşıyan serçe
Ne kadar uzağa gidiyorsa
Dokunmak için maviye
O kadar uzaklaşıyorum
Vedalaşıp hüzündeki yüzümle

II
Bu aşkın da elinden tutulmaş
Ben yalnız gidiyorum

Yedeğimde henüz yazmadığım bir şiir

Sabahı karşılasın diye
Akşamsefaları dikiyorum gökyüzüne
Kendi gölgeme gülümseyerek

Bir suyun akışını düşün
Bir sevdanın açışını
Kendiliğinden bükülen ipler gibi
Öylece.. Direnemeden

Bir başka aşka dokunuyorum.

Zeynep Kurada


Mystic@L 6 Aralık 2006 19:06

Sonuç YALNIZLIK .

Peki bu kadar yalnızlıktan korkuyor, yaşanılan güzellikleri,
paylaşımı bir daha yasayamamak endişesiyle kaybedeceğimiz
değere ağlıyorsak niye bu kadar ince hesaplar.

O değer bize mutluluk yerine hüzün, kargaşa yaşatıyorsa zaten vazgeçmeliyiz.

Yok eğer yaşamın sıkıntılarından biraz da olsa bizi alıp mutluluk veriyorsa o zaman gözyaşı yerine biraz daha akilci olmak daha doğru değil mi?
Sıkıca, hiç bitmeyecekmiş gibi o güzelliği, huzuru sonuna kadar yasamak varken neden korku??

Bilirsiniz.. Anılarımızda öylesine anlamlı, mutlu anlar vardır ki, kimi zaman onca geçen yıllara değerdir. Tabii ki bu değerler karşılık bulduğunda daha da değer kazanacaktır.

Eh iste o zaman bize biraz daha is düşüyor demektir. Daha çok özen...
Çünkü yasam içinde, ayni frekansı yakalamak o kadar zor ki...

Sevgiyi, özlemi birlikte yasamak doyumsuz bir hazdır.
Artık o sevdiğin insan kendin olmuşsundur.
Korursun, tıpkı kendini koruduğun gibi. Üzmekten, incitmekten korkarsın.
Artık hesap, kitap yapılamaz. ; Daha çok vermek vermek istersin.
Çünkü ego vererek de doyumu öğrenmiştir. Çünkü gönlünü ayna tutmuşsundur o sevgiliye. Çünkü yitirme korkusu askı ölümsüz kılar.

Çünkü ayrılmanın da bir vahşi tadı var
Öyle vahşi bir tat ki dayanılır gibi değil
Çünkü ayrılık da sevdaya dahil Çünkü

AYRILANLAR HALA SEVGILI..


Misafir 7 Aralık 2006 04:28

yağmurun kederle yağdığı her yerde
üşüyen resimler düşer kalbime
gitmek sızar aklıma sevdiğim her kadından
durmadan kendini yakan ateşin oğluyum
bilinen bütün sözcüklerin anlamına uzak

her kadın bir uzağa çağırır beni
denize karıştıkça çürüyen ırmak
toprağını reddeden çiçek
sığınırım kendi limanıma
acının kalbidir gölgesiz suret

hayata aidat ödentisidir aşk
muhalefet bilmiştir kaçakelektrik kullanmayı
şifresi yitirilmiş bir şiir
kanayarak taşar satırarasından
intihar büyür uçurumlarında
http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gifBayram BALCI


Mystic@L 8 Aralık 2006 22:36

Kim kaldı

silah atilmiyor
guvercin sakirtisidir
safakta yaldizlanan
sadirvanda su
ihlamurlarda ezan
gorkemli bir namaz ugultusu
heyhat
hamzabey cami-i serif'inden kim kaldi
kim kaldi eski selanik'ten
laternalar susutu
surahiler tenha
tek kibrit cakilmiyor
kim kaldi ittihat ve terakki'den
o jonturkler ki - `haricten
evrak-i muzirra celbederlerdi' -
o fedailer ki barut oksururler
sakal tiraslari mavi
kirmizi biyiklari biber

kim kaldi
mudafaa-i hukuk cemiyeti'nden
avci ceketi
koruklu cizme
astragan kalpak
bazen `ittihatci'
hafif `istirakiyun'
ofkeli kaslari salkim sacak
kumral biyiklari mahzun
hani felaket tu"tu"n icerler
ceplerinde idam fermanlari
bellerinde so"gu"t yapragi bicak
ya millet meclisi'nde meb'us
ya kuva-yi seyyarede asker

kadehlerde raki
nazli beyaz
vanikoy korusunun `tesrinler'deki sisi
gramofonda incesaz
meyhane musikisi
o senliklerden heyhat kim kaldi
ezeli dalginligimizin islig%idir ney
keman yanlis anlasilmasindan tedirgin
utlar vahim sorular soruyor
oldu nazim samilof sari mustafa
yikilmis strasnoy ploscat'in saat kulesi
eski bolseviklerden kim kaldi

Atilla İlhan


Pollyanna 9 Aralık 2006 00:43

Yalnızlıkla can ciğer kuzu sarmayız şimdi...
çok olmadı tanışalı
senden sonraydı..

birileri bir yerlere gidiyor benden de
birtek o hep bıraktığım yerde...
.......................................................

külkedisi ocak başında
bense balkon kenarında
ağaçların yalnızlığımla bana çaldığı
rüzgarın kemanıyla eşlik ettiği müziği dinliyorum..

yıldızlar gökyüzüne yaktığım mumlar
her birinde aynı dilek...
***kavuşturun beni***

ay gecenin ispiyoncusu
uzaktan anlamaya çalışıyor ne olup bittiğini,
anlar anlamaz güneşe anlatmak için
bir çırpıda kaçıyor geceden
ve güneş devralıyor akşamdan kalma mutsuzları..



............merhametli bir rüzgar fısıldıyor güneşin kulağına
....................................yeterince yanmışlar yakma onları!


Mystic@L 9 Aralık 2006 00:56

Sevgiyle doludur kalbim

(S)ultânim, nasilsin, iyi misin, deyiver hele!..
(E)sen ask firtinasi, döndü benzedi yele
(V)akitsiz ilhâm yine, buldu bak iste beni
(G)üzelim andim yâdettim, arzuladim hep seni
(I)tirâf edeyim ki, seni çok seviyorum
(Y)anip tutusup sana, askinla eriyorum
(L)âf olsun diye degil, sen benim sümbülümsün
(E)l sürmeye kiyamam, çok nâdide gülümsün

(D)esem sana yavuklum, gücenme n'olur canim
(O)l gönül sarayima, pek kiymetli Sultânim
(L)etâfet ünvânini sana çoktan vermisim
(U)gruna Gilmân olup, bu benligi sermisim
(D)amgali sevdâ mührü, cigerime vurulmus
(U)lasilmaz bir yere, ask otagi kurulmus
(R)üzgâr sert eser olmus, zannetme ki durulmus!..

(K)aptirmisim kendimi, melül bakislarina
(Â)h ne demeli bilmem, beni yakislarina?
(L)âkayd kalma sözüme, haydi yaklas yanima!..
(B)ana tebessüm etmen, olur minnet canima
(I)ste derim ya sana, kalbim sevgi doludur
(M)urâdim senin ile, mutlulugun yoludur...

03.01.2000 Landsberg 05:00

M. Engin Karatay


arwen 10 Aralık 2006 02:48




Saat: 21:38
Sayfa 7 / 38

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık