MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Sizin Şiirleriniz (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/361-sizin-siirleriniz.html)

necmidayan 5 Nisan 2009 00:58

Sabır Taşı’dır
 


dayanacaksın,
ameleysen inşaata,
duvarcıysan örmeye,
harççıysan karmaya,
taşı kırmaya…
kumu suyu karıştırmaya .
dayanacaksın,
özgür değilsen,
baskılara,
tutukluysan hapis hayatına,
dört duvar karanlığa..
sevgilin varsa hasrete,
yazıyorsan her şeye…
dayanacaksın,
başka çaren yoksa,
ekmeğe kuru soğana,
doğruluğa, aşka
yazın taşta,
kışın kâğıt altında,
her köşede yatmaya...
dayanacaksın
emperyalistlerin zülmüne,
Irak’a Filistin’e kendi Ülken’e,
kardeşin kardeşi kırmasına,
toplu gömütlere, güneşlerin batmasına,
açlığa susuzluğa,
kendi kederlerine,
dayanacaksın,
maddenin efendisi olmaya,
insan olacaksın varınla da, yokunla da...
insan ki,
acılara,
yalnızlığa,
ve sevgiline bile
günlerdir katlanacaksın…

necmi dayan 2 temmuz 2007


necmidayan 5 Nisan 2009 01:00

Arayın Bulun
 


albümleri taradın o eski fotoğrafları,
keman nağmeleri sarardı bahçeyi,
Kara Safiye sarmaşıklar arasından kokardı,
Hacı Şakir’di Bahriye Teyze’nin kızıydı,
kapkara saçlarını tarardı, çocuktun işte,
çatılarda otururdunuz,Çitlenbik kopartırdın
dokunsa irkilirdin, Kumkapı’nın kokusu eserdi….

albümleri taradın o eski fotoğrafları,
Hakkı Amca’ydı kurt köpekleriydi,
incirler kaşındırırdı, narlara dalamazdık,
Dekman vardı oyunlarımızda
olgunlaşmalarını beklerdik cevizlerin,
kulaklarımızın çekilmesiydi akşamüstüleri,
çilingir sofralarına çağrılıpda,
babalarımızdı,Hakkı Amca’nın Bostan’ı hatıralarda

albümleri taradın o eski fotoğrafları
karpuz vardı, taşlara acımadan vurduğumuz,
atarabaları, süslü deh deh sesleri
bayramlarda mahalle turu attığımız,
seyyar panayırlara gülüşmelerimizi harcadığımız….

albümleri taradın o eski fotoğrafları,
lapa lapa kar’ın yağışlarında,
ekmek arası palamut kuru soğan kırmızı,
mangallara odun kömürü aldığımız,
simsiyah olduğumuz koktuğumuz,
mısır ve nohut patlattığımız,
gazyağı kokulu akşamlarda,
şinanay şinanay oynadığımız…

albümleri taradın o eski fotoğrafları,
annemiz babamız hepimiz,
siyah beyaz tebessümlerimiz,
eski mezarları taradığımız,
Karagümrük vardı, Fatih, Sarayburnu,
vapurlara el salladığımız…
bir İstanbul vardı,
Bir zamanlar yaşadığımız….


10 temmuz 2007 necmi dayan


necmidayan 5 Nisan 2009 01:02

Bir Gün Utanırlar
 


seni böyle masada
başım ellerimin arasında
arsız yağmurlu akşamlarda
ağaran saçımla sakalımla
düşünürken,
adresler yitiyor
çukurlar kazılıyor bir yerlerde
içim mengenelerde
eziliyor bilemezsin.
bilemezsin
kanlı kürekler
kanlı kazmalar ellerinde
sulara insanlık bulaşıyor
çağlayanlar kabarıyor acıdan
tüfeklerin no’ları siliniyor
atmacalar vuruluyor zirvelerde
o zirveler özgür oysa
bilmiyorlar
bilmiyorlar be güzelim
parmaklarım kapıların tokmaklarında
tezgâhlarında satıcıların
ormanların eteklerinde
çizilirken haritalarında
kırmızı çarpılarında
gırtlaklarında tırnaklarım.

örtüyorlar bizim olan her şeyi
topraklar bile utanıyor
toplu katliamlar,
yanık sesli türküler
ne sen de ne ben de
aşkın içinde
hasretle söyleniyor…


necmi dayan 15 temmuz 2007


necmidayan 5 Nisan 2009 01:03

Sessizlik
 


sana yansımıyor bizdeki depremler
biliyorsun alışkanlıklar da rutinleşiyor
şehrin gürültüsüne karışıyor
günlük konuşmalarımıza seviler
yani pişman mısın şimdi?
gelmeseydimler…

belki milyon kez yineledim kendime
yağmur sicimidir sıyırır geçer diye
oysa bahaneler aradım caddelerde
omuz vurdum yabancı birilerine
ulan dedim kimse silah taşımıyor mu bu şehirde?
……………..
yanılgılar hava durumlarına benzemiyor
yaşamadığım güreş meydanlarına da
acayip bir durum, yer altında
mey salonlarında
gölgem kayboluyor…

yalnızlıklarım çoğalıyor bu sırada
ayrımında olmadığım ağırlaştığım
taşımakta zorlandığım
sensiz günler gün batımlı omuzlarımda
aramasaydımlarla, gelmeseydimlerle
malasef yaşanmıyor bu dünyada

seveceksen var olmalısın
etinle kemiğinle
yoksa, yalan yalansın..
bende ya da bir başka birinde…


necmi dayan 19 temmuz 2007


king nothing 12 Nisan 2009 00:12

dusuyorum ucurumlardan sona dogru
ve gecmıse bakıyorum nerde hatalar zıncırı
ben olurken bedenım soguklugun rengınde
hanı sızın yasamın getırdıgı yapmacık guzellıkler

kımı kandırıyorsunuz hıc bırımız masum degılız
ve bu sehır duserken bırer bırer
sevınc cıglıkları atıyoruz
bıle bıle sona dogru gıderken....


ben oldum melekler oldu
ben dustum melekler dustu
ben aglamayı unuttum ama
melekler benım ıcın aglıyordu
cunku yurekleri benım kadar kırlenmemıstı....


Yazan:kıng nothıng


king nothing 12 Nisan 2009 14:43

Hadı bana bır masal anlat
dalayım ruyalara
ıcınde sen ben ve melekler olsun
cennette dolasırken
her yerde ask mutluluk dolsun

kullerımden yenıden dogmak
senınle varolmak
senı sende yasıyabılmek ıcın
tekrar oldumde dırıldım ben

sımdı ellerın ellerımde
tenın tenımde
cıplak vucudum arsız ve terbıyesız belkıde
bedenım sana susamıs
bedenım senı ozlemıs
soguk sopsoguk morglarda....

Yazan:kıng nothıng


king nothing 12 Nisan 2009 14:57

asılmaz engın denızlerden geldım
bazen nefes almakta gucluk cektım
bazen hayat agır geldı tasıyamadım

belkı olumden dondum bılmem kac defa
belkı askın en acısını yasadım yapmacık ınsanlarla
sımdı suskunum kuskunum herkeze
cunku ınandıgım degerler
hepsı oldu bırer bırer

ne gecmısın golgesı kalsın beynımde
nede senı sevıyorum dıyen guzel kızın fahıse dolu bakısları
hepsı bırer oyun hepsı bırer aldatmaca
ya ben aldanıyorum yada sen masum olamıyacak kadar gunahkarsın
kırlenmıs ruhunda....

yazan:kıng nothıng


Müsadenizle 15 Nisan 2009 22:53

Seni Yaşamak Var ya Dostum
 
Seni Yaşamak Var ya Dostum

seni yaşamak
yalnızlığı çarmığa gererek…
yanılsamalardan arınmaktır
çıkarak bir savaşın cehenneminden
dağıtmaktır ölüm korkusunu çocuk gözlerimde
en uzununda, en derininde
saymak yeniden yaşamayı
yelken açtıkça gönlünün engininde

akmak sana bile bile
ana kucağı kadar sıcak nefesinin ikliminde
dört mevsimi yaşamak

sayısız fidanın filizlenmesi gibi
çoğalması yaprakların
gürleşmesi yeşilin

seni yaşamak
yarınlara umut dokuyan zamanda
uzak bahçelerde
fesleğen kokusunda huzuru yakalamak

karamsarlığı dağıtmak ruhun saydamlığında
susmak yeniden, yeniden konuşmak
sıra dışı sevgilerin
söylenmemiş sözlerde
gizlerine göz olmaktır

şükredebilmek güne
dolarak evrene
dokunarak maviliklere
minnetini mutlu günlerin
tanrıya duyurmaktır

seni yaşamak dostum
güneşin tene düşmesidir ağır ağır
erimesidir buzullaşmışlığın

sahipsiz nehirler gibi, denizlere akarak
çoğalmak zamanın döngüsünde
toprağa nem salarak
görmek solmaya yüz tutmuş gülü
öldürmek ölümü

seni yaşamak
ve yaşatmak dostum
o türküyle

‘‘gün gördüm, günler gördüm
seni gördüm, şad oldum’’


Müsade Özdemir



Müsadenizle 15 Nisan 2009 23:02

Topraklar Seni Çeker
 
Topraklar Seni Çeker

sen, yakın kentlerin unutulmuş köylerinde
her yanını deve dikenleri saran
çakıl taşları topuğuna batan yollarda yürüdün
duvarları kerpiç, odası kireç badanalı evlerde
çatlaklarından su çekerdi yüreğin
bundandır bedenin bir yarısı toprak kokar

o kuş uçmaz kervan geçmez dağların arasında
karlar tipi yaptığında kırık pencerenden görürdün
tezekler saman alevi gibi yanıp sönerken sac sobanda
sen sert döşeklerde basma yorganlar örtünürdün
uykusuzluğuna sebep, sırtının nasırıydı
derin rüyalar görürdün belki
başını acıtan yastığının hasırıydı

sen hiç küçük yaşamaktan şikayet etmedin
büyük konuşmadın da
nedensiz yok karşılığı dedin

etrafında başı boş zamanlar dolaştığında
uzaklarda bütün hayatlar varmış hiç bilmezdin
eski haberler okurdun sararmış gazetelerden
resimler görürdün yüzleri boyalı abiye kıyafetli
hayatları şaşaalıymış imrenmezdin
sen küçük umutlarla kendini kandırırdın
düşündüğünde kendini
kendinden arınırdın

küçük mutluluklardı aradığın
hayal kırıklığına uğrasan da, acısını kendinden çıkarırdın
ellerinle yüreğini parçaladığın zamanlar
umutsuzluğun o uzun geriliminde
anlardın hayata ne kadar uzakta olduğunu
kaçışın yoktu, etrafında mevsimsiz hüzünler
bu yüzdendir, günün de yoktu takvimlerden
saatlerden
sen kendini düşürmüştün kendinden

yarınsız yıllara
güneşi olmayan sabahlara benzerdin
ışıkları sönmüş kapıları kapanmış o istasyonlarda
sen hep dönüşsüz yolcular beklerdin
ellerin üşüyüp dizlerin titrerken
usta yüzücüler gibi vurgunlar yerdin

ömrünün o yalan yarısıydı diğer yarısını arayan
geleni olmayan unutulan bir yerlerde
bir çocuktun özlemlerini bastıran
sen yenik düşmezdin de
ölümün oldu sana el uzatan


Müsadenizle 15 Nisan 2009 23:04

Bambu'nun Bambul'ları
 

Bambu'nun Bambul'ları

kumlar, çakıllar
ve bataklıkta hummalı koşuşturmalar
nal sesleri yükseliyor sert zeminlerde
kollar çıplak, pazular şişkin
kapıda çoban köpekleri
kaba kuvvetin pişkin yüzleri

maskeli baloda dans
verevine takılı gaydalı
gözleri yılız yıldız Fransız çalgıcı
masalarda zikzak çizdiren
loşlukla sarhoş spot lambaları
bir ressam paletini dövüyor
ay yok ki
kapkara yüzleri

salınıyor bambunun gevşek yaprakları
dökülüyor merdivenlere kat kat
kimi yarasa, kimi baykuş, kimi akbaba
kollar bellerde pervaz
eğrelti otları
yolunca yordamınca
uygarlık sarhoşları
kadehleri bir doldurup-bir boşaltıyor
gebere otları

adımlarla gönül büyülüyor
kasım kasım külhanbeyi
kolunda ak yasemen demeti
seviyor-sevmiyorlarda sarı papatyalar
dolanıyor
elbiseler allı pullu dantelli
hevesler saman alevi
ar damarı boşalıyor uygarlık kadehine

sabır tüketen-çile üreten kayıtsızlık
dışarıda karanlık
cadde boş, sönmüş korna sesleri
madenciler hayat yoğuruyor kuyularda
dönüş yolunda fabrika işçileri
dizleri titrek, sırtları terli
yarı uykulu gece bekçileri
birileri ve daha niceleri
boğulmuş müzik sesleri inliyor kulaklarda
umutsuz
uzaklaşıyor onur emekçileri
uykusuz gözlerde birileri
umutsuz biriler
ve daha niceleri







Saat: 17:12

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık