![]() |
Ağıtı yaralı kuşlar konar alnıma Tanrının üvey çocuğu mudur onlar Bu yüzden mi şairlere dokunurlar Bu yüzden mi bu şiirde okunurlar Göğün yorgun yüzünde düşsüz uyurlar Ağıtı yaralı kuşlar konar alnıma Hüznüme usul usul yağar kar... Şubat 2001, Enfield Island Village, Londra Bülent Özcan |
Gitmektesin Yar! Gitmektesin yar... Adımlarını yüreğime basa basa, Bir elinde şiirlerim, Ötekinde sevdan, Usul usul gitmektesin, Belli etmek istemezmişçesine, Pılını pırtını toplayıp, Fotoğrafıma son kez bakıp, Beni hayallerle bırakıp, Umutlarımı da alıp gitmektesin yar.... Gitmektesin yar... Hani geldiğin gibi, pek utangaç bakışların, Üstelik gitmekten öte, kaçar gibisin.. Beni bendeki deliye emanet edip, Bu aşk-ı memnuyu bitirmek ister gibi, Yüreğimden gizlice gitmektesin, Döneceğine söz vermeden, Yanığımı her geceki gibi öpmeden, Ardına bile dönmeden, Çaldığın yalnızlığımı geri verip, gitmektesin yar... Gitmektesin yar... Dur diye yalvaramadan, Ayaklarına kapanamadan, Başımı sinene yaslayıp bir kez daha ağlayamadan, Seni sevdiğimi bir kez olsun haykıramadan, Sevdasızlık sandığın sevdamı anlayamadan, Bedenin ileri, gönlün geri geri gitmektesin... Suskunluğumu bıkkınlık sanarak, Yüreğimde yaktığın ateşi söndürüp, Parmakların parmaklarıma hasret, gitmektesin yar... Gitmektesin yar... Gittiğini kendin bile anlayamadan.... Yeminlere aldırmadan... Aşkına bir zerre toz kondurmadan, Gönlünün sevdasına, beynin utanarak gitmektesin... Duygu - akıl çelişkisini çözemeden, Henüz on sekizinde, bir fırtınayı dindirip, Kendi yüreğini kor ateşlerle yakıp, Dünyada henüz tazeyken sana gec kalmıs bir canın, Cananı olamadan, olduğunu anlayamadan gitmektesin yar... Gtimektesin yar... Uğruma harcadığın onca şeyin lafını bile etmeden... Ben senin olduğumu yeni öğrenmişken, Yüreğinde bir kez olsun sevildiğini hissetmeden... Artık birşey gelmez sanıp elinden, Beni yaşatayım derken, sen ölmektesin yar... Ben seni seveyim isterken, Sen benden geçmektesin yar... Ben sana yeni gelmişken, Sen gitmektesin yar... Selim Seven |
Ayrılık gibi dik başın Gitmek yakışmıyor sana Gözlerin hala seviyor Kelimelerin oyuncağı olmuş Gururum... Aşkta asi bir yüz çizgisi Ruhum... Sen,artık yokluğum... Sanki binlerce yıldır Yanlış istasyonlarda dolaşmışım Meğer Sevmek beklemekmiş... Yüzümü bile Kirli aynalarda hapsetmişim Yorulmuşum... Sen, En içten hoşçakallar kadar buruk Ve artık benim olmayarak Gidiyorsun... Oysa Gitmek yakışmıyor sana... BAŞAK BOZKURT |
Bedenimi çevreleyen kuşatmalar İnlerken geceleri, yorulmalıydı Sevdanın dehlizlerinden geçerken Ki muammalı kahramanlıklardı Yalnızlığa adını veren Beyaz bayrakları çiğneyerek Yapay umutlarımızı getirdik çiçek bahçelerine Ancak Ceplerimizde aşkları da barındırarak Ey yoldaş, Merhabanı esirgeme her sabah baktığın aynaya Acıtarak geldik doludizgin yaralarımızı Ölmeden olmaz kendini anlamak. Jale Bektaş |
Gitmek Zamanı... ben yüreğimi kaybettim karanlıkta değildi hani ay ışığı vardı deniz vardı yakamoz vardı... sordum, kim aldı diye söylemediler bende gittim yüreksiz gittim… arkadaşlarım yüreksiz dedi bana ama bilselerdi oysa bilselerdi her gün seyrettikleri yakamozun, yüreğim olduğunu ve her gece yakamozda yandığımı ve düştüğümü bilselerdi, bu şehre usulca, düşerlerdi sevdiklerinin omzuna…. artık bu şehre dönmek gerekliydi yüreksiz dönmek gerekliydi çünkü yakamoz çalmıştı yüreğimi şimdi ışıl ışıl yanmaktaydı bu diyarı-şehre dövmekteydi şehrin bütün sahillerini…. şimdi ne dersin bu ateş böceği mevsiminde yüreğimle dövülürken bu şehir ayakların götürür mü senin buralardan küser misin bu şehre… hayır demeni istiyorum ay ışığında, çırılçıplak yanmanı istiyorum... ateşböceğinde yanarken yüreğim. Bahtiyar Arslan |
Gitmek mi Kolay..? Yoksa Kalmak mı..? Bavulları hep toplu durmalı insanın... Bir gün telefonların hiç çalmayabileceği hesaplanmalı... Tül perde arkasından misafir yolu gözlemekten vazgeçmeli... İhanetlere, terkedilmelere, bir başına bırakılmalara hazırıklı olmalı... Yalnızlığa alışmalı... Çünkü omuz omuza günlerin vakti geçti. Dayanışma, günümüzün borsasinin değer kaybeden hisse senetlerinden biri artık... Bireyin keşif çağı, geride kırık dökük yalnızlılklar bıraktı. Terörün bile bireyselleştiği çağdayız. Zaman, birlikten kuvvet doğurma zamanı değil; Zaman, tek basina dimdik ayakta kalabilmeyi becerme zamanıdır... İşte o yüzden alışmalı yalnızlığa... Sokaklar dolusu ıssızlıkla başbaşa yaşamayı göze almalı insan... Güvendiği dağlardaki karlara bakıp ders çıkarmalı... Hüzünlü bir şarkıyla paylaşılan gecelerde başını dayayacak bir omuz arama huylarından vazgeçmeli... Sofrada tek tabağa, tabakta az yemeğe alışmalı... Romanlardan, yalnızlığa yücelten paragraflar aşmalı evin en görünür duvarlarına... Yalnızlık paylaşılmaz,paylaşılsa yalnızlık olmaz Dizeleriyle başlamalı güne... Telesekretere şu anda size cevap verebilecek kimse yok! denmeli, Belkide hiç olmayacak...cevapsızlığa, sessizliğe ısınmalı... Oysa sessizlik haksızlığa alkıştır. Haklılığın onuru yaşatır insanı... Susmanın utancı öldürür... O yüzden en sessiz gecelerde Doğruydu, yaptım la teselli bulmalı insan. Feryada komşuların yetişmemesine, Soğuk duvar diplerinde sessizce ağlaşmaya alışmalı... Kendiyle hesaplaşmaya çalışmalı... Gece yastıkla ağlaşmaya, sabah aynayla gülüşmeye, Kendiyle hüzünlenip, kendiyle keyiflenmeye hazır olmalı... Hep başını alıp gidebilecek kadar cesur, Ama hep kalıp savaşacak kadar gözüpek olabilmeli... Sessizliği, sese dönüştürebilmeli... Ve sırt çantasını her daim hazır tutmalı insan... Yollarla barışmalı... Yalnızlığa alışmalı... |
bir çığlığım kaldı benden tarihin vicdanında yankılanacak gayri gözyaşlarını biriktirsin dünyanın dört yanında yalnızca ağlayanlar sonra da oturup içsin senin yazdığın yaldızlı dizeler öfkeye-kınamaya-yasa dair artık durdurmaya yetmez bitmiş bir soykırımı ey şair isyana kesmedikçe kederin kalemin yüreğine saplanıp ateşle yazılmadıkça dizelerin daha çok vampirler sokaklarda uluyacak başka Bosnalar kanayacak insanlık zulüm soluyacak çocuklar soracak ey insanlık çocuklar sizden soracak sevinçler ne kadar az azrail ne kadar çok artık ellerimi tutamazsın anne ellerim yok !.. l995- Balçova Adnan Durmaz |
Seninle yeniden başladım hayatıma, tüm defterlerimi kapadım, sana açtım sonra sayfalarımı teker teker... sakınalım sevdamızı, duyurmayalım kimselere, bilmesinler bu dolu aşkı, nazarlar değmesin yüreğimize. şarkılar söyleyelim seninle, şiirler yazalım her mısrasında isimlerimizin anıldığı, dilimizden düşürmeyelim "seni seviyorum"ları. daima sevelim birbirimizi, özleyelim, bitmesine izin vermeyelim bu aşkın, gün geçtikçe artsın bizde kalanlar. bitti isyanlar sevgilim, bu mutluluğumun şarkısı. SEREN GÜLEŞÇE |
Giden Kalanlar'a Arkadaşımdı,dostumdu Ben belkide ilk defa Güney'e bu kadar yakın Bu kadar sıcaktım, Mersin'liydi. O gün; Sarı çizgili gömleğim vardı Üzerinde, Babam amerikan pazarı'ndan Almıştı. Başkaları gitmiş olur Gidince, Birtek sen yakınsın Uzakta kalınca Diyerek; Çanakkale'li esmer kıza Tutulmuştu. Sevdimi acaba Bilmiyorum? Tanıştılar, Garipsedi uzun süre Sonrası Yüreğinde çatalkara Bir acı. Esmer kız; farkedildiğini Farkettirmeden, Mahcup bir edayla yitip gitti Ve Yeşil kentin mevsimsiz bir gününde; Ben gömleğimi lekesiz Anası; ciğerimi nefessiz aldı Güney kokuyordu. Dağ gibiydi, Devrilmez Sanırdım Devrildi Üstüme. Gel zaman Gitme zaman, Yarısı güney'de olan Mudanya yolunda bıraktığım Yüreğim; Tanışmadı, Garipsemedi. Saati belli belirsiz Bir zamanda, Farkedilmeden Koşuyolu'ndan inip Salacak'ta çay içiyor, Yakın olan Uzaktakilerle. Cemal Mıhçı |
Yokluğuna dayanabileceğimi bilsem Çoktan gitmeni isteyeceğim. Katlanmak zorda olsa Üzüntülere rağmen seninleyim. Sahilin sensiz tadımı kalır Kaldıramaz deniz yalnızlığımı Boğulurum denizde sensiz Hem bedenim hem ruhum mahvolur sessiz Romantizmi unutur kalbim Ay, aydınlatmaz yüreğimin derinliklerini O zaman anlarım seninin değerini Anlarım ki, aydınlatan senmişsin yüreğimi. Omuzlarımda sensizliğin yükünü taşıyabilsem Çoktan gitmeni isteyeceğim Sensizliğin ağırlığında ezileceğimden Hiçbir zaman “git” diyemeyeceğim. Git Sevgilim... NİLÜFER GİRGİN |
| Saat: 10:24 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık