![]() |
o sozler ki acidir mapusane avlularinda demirli kirbaclar gibi saklar o sozler ki sirasinda cicek acmis bir nar agacidir dag ufkuna vuran deniz aydinligi sirasinda gizemli bicaklar o sozler ki imgelem sonsuzlugunun atesten guludurler kelebek carpintilariyla dogarlar olurler o sozler ki kalbimizin ustunde dolu bir tabanca gibi olup olesiye tasiriz o sozler ki bir kere cikmistir agzimizdan ugrunda asiliriz Atilla İlhan |
Orada duran Dün gece gördüm seni Ay doğarken oradaydın Bir içim suydu çocukluğun Keşke o gün içseydim seni Dün gece ay doğarken Ormanda ışıkla oynaşan Bir mor menekşeydi çocukluğun Keşke o gün koklasaydım seni Ay ışığı saçılırken geceye Oradaydın saçların omuzlarında Fırınlanmış bir meşe tahtasında Yıkasalardı seni yeşerirdi Keşke o gün öpseydim seni Vecihi Timuroğlu |
"Yeni aşk kelimeleri, yeni öğrenilen incelikler öbür sevgiliye saklanıyor." F.Scott Fitzgerald Her sevda başlangıçtır bir yenisine Öteki başkaldırır daha bitmeden biri Biz isteyelim istemeyelim sürüp gider böylece. Baksak ki unutmuşuz günün birinde her şeyi Ne o sevdalar, ne ölümsüz sözler kalmış Toplasak toplasak hepsini işte Onca sevda bir sevdayı yaratmış Döner durur başımızın üstünde Gözlerden ağızlardan saçlardan Ellerden omuzlardan yapılmış bir hâle. Ve çınlar herbiri bir silahın yankısı gibi Bir yaşam boyu biz tetiği çektikçe. Edip Cansever |
Yalnızlık http://www.aruz.com/huya-siir/metin.gif Dışımda yağmur yağıyor, sessiz İçimde yalnızlık öyle yorgun Gökyüzü genişler birazdan, yağmur diner Mindere uzanır misafir güneş Camlarda ışıldayan altın aydınlık Masadaki sürahiye yansır Bütün tazeliğiyle yeniden Cömert bir gün doğar şehrin üstüne. Güzeldir bu tabiat güzelliğine Oysa insanları da sevmek isterdim Böyle uzak oldukça kendimden bile Tad alamıyorum canım dünyadan. http://www.aruz.com/grafs/resim/kare.gif Mustafa Şerif Onaran |
HOŞÇAKAL Özlemek seni.... Tüm hücrelerimde Seni özlemek Her şeye rağmen üstelik.... Yıkılmaz duvarlar ördüren, Sendin bende. Dokunurken korkar, Bakarken kaçar olmamın sebebi sendin. Anlatamadım beni sana. Coşkun çağlayanlar gibi, Kavuşmak için sana, Çok çaba sarf ettim.. Ama nafileydi verdiğim savaş, Ve Artık senden vazgeçtim....... Senin sandığım kişiliğin başkaymış meğer, Bir dekor seçmişsin yüzüne, Onunla dolaşıyormuşsun meğer.... Çok şey istemedim senden; Sadece içten bir gülüş, birazcık sevgi... Kalbi olmayandan sevgi, Dekorla gezen birinden içten gülüş beklemek.... Saçmaymış anladım... Diğer kalbimi buldum sanmıştım. Yanılmışım.....Yanılmışım.... Bu yaşta artık sözlerin ikna etmiyor, Ağlamakta zoruma gidiyor.. Aptal yerine konulmuşluğun resmi boşlukta çizili, Aldandığımı anladığım günden sonra sana son yazı, son acı.... Kimseyi yolundan döndürecek gücüm kalmadı artık... Yoruldum..... Kurduğum bütün kumdan kaleler Bir dalgayla yıkılıyor.... Gittiğin yerde kal!! Hoşçakal.... Mehtap ÖĞÜÇOĞLU 21.03.2007 |
Yalnız Yalniz günlerim, yalniz herseyim. Yalniz yasanmaz diyorsun bana. Cansiz bedenim, ölmüs düslerim, dertli olunmaz, diyorsun bana. Aglarsa anam aglar, gerisi yalan aglar, bitmez iftiralar, yüregim sizlar. Akar gözyasim, damla damla. Erkekler aglamaz, diyorsun bana. Yanmis yüregim, sevda baharinda, beni baglamaz, diyorsun bana. Ahmet Arslan |
Sevdiğimiz eşyayı, dostları yada sevgiliyi. Sonunda yürekte kalan hep ayni duygu, hüzün... Çünkü yitirilene alışmışızdır, sevmişizdir, bizimle olan beraberliği keyiflendirmiştir. Çünkü o beraberliğe değer vermişizdir. Ya o güzelliği yasarken; paylaşımı, keyfi, sevmeyi ve sevilmeyi birlikte hissederken... Hep korkmaz miyiz? İçimizi en güzel anlarda bile hep sarmaz mı? Ya biterse? Ya yok olursa bu güzellik?; endişesi.. Tabii ki bitecek. Yaşadığımız mutluluklar, hüzünler hep bitmedi mi? Hep yerine başka başka hüzünlere, mutluluklara bırakmadı mi? Gene ayni korkular, ayni endişeler... Peki sahip olduğumuz güzellik için yitirme korkusuyla ağlamak niye? Kime? Ne için ? Biliyor musunuz? Dökülen göz yaşları sadece kendimiz için.. O değere sahipken de, yitirdiğimizde de.. Çünkü bizi asil korkutan YALNIZLIK.. İçimizde hissettiğimiz o güzel duyguları uzunca bir süre tekrar yaşayamamak.. Özlemek, özlenmek, sevmek, sevilmek, sım-sıkıca sarılmak, o bedenin canini, kanını hissetmek, sevişmek.. Hangisi kolay vazgeçilir hazlar ki? Biten aşklarda da, biten ömürde de yanaklarımıza dökülen gözyaşları hep kendimiz için. Çünkü merkez hep biziz, doymak bilmeyen egomuz.. Ve o egoyu doyurabilmek, hoşnut kılabilmek için ne kadar çok çırpınır dururuz. Bizim sevdiklerimiz bizi muhakkak sevmeli, özlediklerimiz özlemeli, doğrularımız her zaman tek doğrudur. Ya yanımızda ki insan ? Onun egosu ? Arzuları, özlemleri veya usandıkları... Ne kadar o sevdiğimiz insana karşı fedakarız? Vermeden neyi ne kadar alabiliriz ki? Bizler; hep ilişkilerimizde hesap kitap içinde değil miyiz ? Her zaman denge.. Verdiğimiz kadar alalım, aldığımız kadar verelim hesapları yapar dururuz. Sonuç YALNIZLIK . Peki bu kadar yalnızlıktan korkuyor, yaşanılan güzellikleri, paylaşımı bir daha yasayamamak endişesiyle kaybedeceğimiz değere ağlıyorsak niye bu kadar ince hesaplar. O değer bize mutluluk yerine hüzün, kargaşa yaşatıyorsa zaten vazgeçmeliyiz. Yok eğer yaşamın sıkıntılarından biraz da olsa bizi alıp mutluluk veriyorsa o zaman gözyaşı yerine biraz daha akilci olmak daha doğru değil mi? Sıkıca, hiç bitmeyecekmiş gibi o güzelliği, huzuru sonuna kadar yasamak varken neden korku?? Bilirsiniz.. Anılarımızda öylesine anlamlı, mutlu anlar vardır ki, kimi zaman onca geçen yıllara değerdir. Tabii ki bu değerler karşılık bulduğunda daha da değer kazanacaktır. Eh iste o zaman bize biraz daha is düşüyor demektir. Daha çok özen... Çünkü yasam içinde, ayni frekansı yakalamak o kadar zor ki... Sevgiyi, özlemi birlikte yasamak doyumsuz bir hazdır. Artık o sevdiğin insan kendin olmuşsundur. Korursun, tıpkı kendini koruduğun gibi. Üzmekten, incitmekten korkarsın. Artık hesap, kitap yapılamaz. ; Daha çok vermek vermek istersin. Çünkü ego vererek de doyumu öğrenmiştir. Çünkü gönlünü ayna tutmuşsundur o sevgiliye. Çünkü yitirme korkusu askı ölümsüz kılar. Çünkü ayrılmanın da bir vahşi tadı var Öyle vahşi bir tat ki dayanılır gibi değil Çünkü ayrılık da sevdaya dahil Çünkü AYRILANLAR HALA SEVGILI.. |
Yalnızlığa Çağrı Namusum üzerine yemin ederim Bu şehri bu evleri bu sokakları sevmiyorum Tiksiniyorum bu iğrenç kalabalıktan Yalnızlığı özlüyorum Yalnızlıkta sen varsın Dilediğim gibi düşünebiliyorum seni Bir ayna karşısında soyunuyorsun çırılçıplak Dudaklarından öpüyorum Kapatıyorum gözlerimi yağmur yağıyor Bir bulut görüyorum sana benzeyen Sevinçten ürperiyorum Yalnızlıktan bütün teselliler yalnızlıkta Hoşça kalın sokaklar, caddeler, insanlar İşte başımı aldım gidiyorum. |
UNUTULMAZIM Yıllar yılı acı çekmiştin, istemediğin bir ortamdaydın ve sana ters düştüğü halde yanlış şeyler yapmıştın. Acına, yaşam mücadelene ortak olup, yüreğimi yüreğine, ömrümü ömrüne katıp seni mutlu edecektim. Ben senden sadece sana verdiğim sevgiyi kabullenip, bu sevgiyi yaşamanı istemiştim. Yalnız seni istiyordum… Ama o kadar ters davranıyordun ki bana… Çok sevilmek bu kadar kötü müydü? Gerçekten böylesine ağır mıydı ki? Sevgiye hasretim dediğini düşünüyorum da... Hayatıma bilmediğim anlamlar getirmiştin. Gözüm kapalı hayatımı ortaya koyduğum bir kumar oynamıştım. Ya seni kazanacaktım, ya da kendimden VAZGEÇECEKTİM. Hem seni kaybettim, hem de kendimden VAZGEÇTİM. Var mıydı böyle kimsesiz darmadağın olmak, biçare kalmak, var mıydı? Keşke beni böyle ödüllendireceğine, hiç ödül vermeseydin. Onca yüreği senin yüreğine feda ettiğim halde, yüreğin kocaman sevdamı alabilecek kadar büyümedi… Ben de sana büyük bir sevgiyi vermekte diretiyordum. Bu kadar direttiğim için beni bağışla… Beni kırgınlıklarla, çelişkilerle, cevabı sende olan bir sürü soruyla ve bitmek tükenmek bilmeyen 'keşke'lerle bıraktın, bana onca acı verdin ama yüreğim düşmanın olamıyor. Her gün alabildiğine yanıyor, istesem de istemesem de seni özlüyor, seni istiyor. Yüreğimi koparıp atmak mümkün olsaydı hiç düşünmeden koparıp atardım. Ama artık kendime sözüm geçmiyor. Başımı ellerimin arasına ne ilk ne de son alışım. İlk acım değil ama en büyükacımsın. Bir limandayım ve senin bindiğin gemi çoktan uzaklaşıp gitti. Bunu kabullenemiyorum, zoruma gidiyor, canımı acıtıyor. Sen yüreğimdeki hasret! Yarım kalmışlığım, unutulmazımsın… |
YÜREK SARSINTISI yüreğimden bir şey koptu hissettim gözlerim beni ele verir diye ağlayamadım tüm ağlamaklarımın üstüne gülücükler monte ettim yüreğim orta yerinden yırtıldı bilemezsiniz ruhumun mafsalları günde bin kez sallanır -biliyor musunuz?- beni incittiniz ben savunmasız bir kır çiçeğiyim örselediniz gökten inmiş bakir bir ayetim ben tahrif ettiniz alın beni satın beni atın beni artık işinize yararım tepe tepe kullanın bir şey koptu yüreğimden onu yerinden oynatamamıştı yedi düvel onu yerinde tutmak için tetiğe asılmıştı dedem dağa çıkmıştı onu siz kopardınız hoyrat ellerinizle beri örselediniz bana darılmış bana kırılmış olmalı dedem kalkamadı mezarından |
| Saat: 00:11 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık