![]() |
Ne Böyle Sevdalar Gördüm, Ne Böyle Ayrılıklar Ne zaman seni düşünsem Bir ceylan su içmeye iner Çayırları büyürken görürüm Her akşam seninle Yeşil bir zeytin tanesi Bir parça mavi deniz Alır beni Seni düşündükçe Gül dikiyorum ellerimin değdiği yere Atlara su veriyorum Daha bir seviyorum dağları. İlhan Berk |
Nasıl ben nasıl yalnızca seni düşünürüm yalnız başına sen değilmisin benim aşkım korumasız insanlar ölürken ülkemde gitgide büyürken açlık sefillik onurunu bile yitirirken güzelim emekçi üç beş kişiye satılmışken halkımın ekmeği bir işkenceyse yaşamak yurdumun tüpraklarında susturulmuş, ürkütülmüşse, işçiler, köylüler askeri, polisi salınmışsa yurtseverlerin üstüne ben nasıl yalnızca seni düşünürüm nasıl dokunurum sana yanmadan içim Celal Kabadayı |
ELLERİMDE SENİN GİDİŞİN İşte yalnız bir akşam üstü, Balıkçılar ağlarını toplamakta, Şafağa hazırlanıyor güneş, Umarsız dünlerden yarına gebe... Gelip geçer çocuk sesleri yanıbaşımdan, Ellerinde anne şefkati.. Yüreğim çırpınır uzaklara sevdalı.. Kıvranır durur tenim avuçlarımda, Eziyet gibi iç çekişmelerimdeki çığlığım, Bir karabasan olur denizin mavisi, Binbir cefadır artık seni düşünmek... Ellerimde senin gidişin... Akşamcıların gülüşlerindeki yalnızlık gibidir artık, O tenhalarda beklediğim gelişin... ....................................... Yeşim Aktaş |
İmkansızlığım Serpildiği zaman gül ağacına goncalar Seni el değmemiş çocuk yüreğiyle severim Hayatımın felsefesi, Uykularımın gülücükleri, Sevgilim Anladığın zaman yüreğimdeki sevda kuşlarını Sana daha bir bağlıyım İmkansızım, İmkansızlığım, Sevincim Güzelliklerin çoğalan yanıyla severim seni. Jale Bektaş |
ELLERİMDE BİR GÖZTAŞI Ellerimde bir göztaşı, gözlerim boş gidiyordum Ne bileyim, bir damlanın böyle deniz olduğunu Şaştım, mavi bir fal gibi açılınca önümde Giritli bir ölümüm varmış, bir balıkçı fitil gibi Patlayacakmış avucunda otuz çubuklu gençliğim Üç günde mi desem, üç gökte, üç kulaçta mi Ben ki, o camgöbeği çiçekler açan ağaç Kırılmaz bardaklar gibi tuzla buz olacakmış Ne zaman boğulsam böyle yosun kokuyordu ışık Sabahçı kahvelerde bir çiroz ötüyordu Ve dalgalarımı geçen o deniz şoförleri Böyle uyur düşlere bindirmiş gemiler Uyuklar gibi üstünde mermer masaların Bir tahta parçasıydım, osmanlı bir kazadan kalmış Yüzüyordum, islam kaptanın ahşap ayağında Öbür tahtalara öbür insanlara doğru Cumhurdu mürekkep balığı, simsiyah yüzüyordum Ne bileyim, bir korkunun böyle destan olduğunu Ağardım, nişanlayınca gece ve yavrulayan yalnızlık Ya da ilk insanın doğdugu, öldüğü dağdi Moby Dick Nefes aldıkça filbahriler köpürüyordu sulardan çanlar çalıyor kulaklarımda, yunuslar yarışıyordu Alyuvarlar, dolkuşları ve rüzgar midyeleri Dedim, dünya gibi bulut yok dünya üstünde Ellerimde bir göztaşı, gözlerim boş gidiyordum Ne bileyim, bir türkünün böyle Veysel olduğunu Açıldım, çıkmaz bir sokak gibi, kapanınca denizde. CAN YÜCEL |
Özlem Sesimi biriktirmiyorum artık ağlama ne kadar gelişmiş olsa da acı üretimi yüzbinlerce kuş uçurdum hüzünden arınmış sen ki zehirlerini soydun sevdanın ve zamanın sesimi biriktirmiyorum artık ağlama kalbimde özlemi yok imkansız baharların Refik Durbaş |
Yalnızsın sevgilim Ne zaman kapısı çalınsa bahçesinde tutsak begonyalar prangalarına sarılırken inatla hürriyet korkusundan ağlar sen ise açmazsın yüreğine oturup yarım kalan mezar kazıcısı suratlı sevincinin uykusuz kalktığı yatak odalarından kırılarak kalkan direncin yüreğine batar da aldırmazsın daha yüzünü yıkamadan hayatla savaşmak zorunda kalan yel değirmenlerinden tek farkın onlar kadar olmayan yalnızlığının ardına dönüp de bakmazsın asmalı kapıya doğru uzanan o yol bir türlü bitmek bilmez biliyorsun çocukken kırdığın erik ağaçlarının ahını almışsın dilinde dua tutmaz yalnızsın sevgilim yalnızlığın adı aşk olsa yine de gelip seni bulmaz ben gibi bahtsızsın |
haydi gel yoksa kaybolacagım karanlıkta belki sisli bir kış gecesi belki hüzünlü bir sonbahar aksamı cesedimi bulacaklar camurlar arasında gelip sana haber verecekler şaşıracaksın bir elinde resmin bir elinde silah vardı diyecekler inanmayacaksın kalkıp geleceksin cesedimi görünce taş kesileceksin senin için neler cektigimi birbir anlayacaksın tutup elimden AFFET diyeceksin seni coktan affettigimi bılmeyeceksın egilim sarılacaksın soguk vucuduma bir fısıldı duyacaksın dudaklarımdan ELVEDA........ |
Olsun ya şu kısa arkadaşlığımız helal, Belki üzüleceksin ama hepsi hayal. Hiç istemezdim böyle bitsin bu iş, Fakat ne yapalım bu gidiş kötü gidiş. Belkisi fazla arkadaşım üzüleceğim elbet, İlk mi yapışacak yüreğime köz gibi gurbet. Kötüyümdür belki de bu yolda herkesten ben, Ama sen ne diyeceksin bu işe söyle sen! Sen put olsan karşında ben de putperest, Yine diyeceksin o zaman bu adam hayalperest. Aslında hayaller hepsinden de temizse, Günler boyu sürecek umut yüklü gerçeğin, Aşk uğruna verilen güzel sözler tavizse, Ne önemi kalır sanki aranılan gerçeğin. Yine de kabulümdür benim olsan hayaller, Sende istersen hep katı gerçekle yaşa. Zamanla tükenirse başımdaki o yeller, Vurur musun başını sertçe gerçek bir taşa? Diyeceğim buraya başlangıcın sonudur, Sevgi vaadederek kurulacak her hayal. Sorayım son kez sana vaad ettiğin bu mudur? HAYAL, HAYAL ve hep HAYAL!!! İrfan Ünübol |
YALNIZIN DÜNYASINDAN Yine ben geldim yalnızlığım selam olsun... Bana bir kadeh yalnızlık sun Öyle bir yalnızlık ki İçinde herkes olsun Dağ başındaki çobandan En kalabalıktaki yalnıza kadar Ben de kadehe biraz hüzün katar İçerim doyasıya sabaha kadar. Sen de seyredersin beni aynalardan. Seni unutacak olursam zaman zaman Solmuş resimlerle gelen hatıralardan, Unutulmuş mısralardan, Ya da hüzünlü şarkılardan Birden çıkarsın karşıma ...her zamanki gibi. Yalnızlığım ; Sen de olmasan kiminle bakarım Sessizce kayan bir yıldıza, Kiminle gülerim şakalarıma, Kiminle ağlarım...yalnızlığıma. Ahmet Ünal ÇAM |
| Saat: 03:29 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık