![]() |
SENSİZLİK Sensizlik acı veriyor bana birtanem, Sensiz yaşayamıyorum, çünkü uzaklardasın ve gelmeyeceksin Seni bekleyeceğim ve özleyeceğim. sensizlik eritiyor beni kahrediyor kalbimi, Ne olur dön kalbime geri dön. Dünyada seni on kişi seviyorsa Onlardan biri benim. seni beş kişi seviyorsa Onlardan biride benim seni tek kişi seviyorsa oda benim Bilki kimse sevmiyorsa BİLKİ BEN ÖLMÜŞÜM ÇÜNKÜ SENSİZİM Ümit Yaşar Oğuzcan |
Her gelen bir renk aldı götürdü benden, Geriye sadece siyahlar ve beyazlar kaldı. Şimdi kimse talip olmuyor onlara Değiştiğimi zannetme değişmedim. Ben; hala senin gittiğin o saatte, o gündeyim değişmedim.... Değişmedim, değişen sadece senin takvimindi. Ben; hala senin bıraktığın yerde senleyim... Eylülden beri sana giden yollardayım. Ne seni bulabildim, Nede umutlarım tükendi. Umudum tükenseydi, Sana giden yollarda tükenirdi... Aşırı hızdan cezaları Hep sana gelirken yazdılar. Dönüşün yavaşlığına kimse fit olmadı. Sen varken şiirlerimi hep kağıda yazardım şimdi. Senin bıraktığın duvarların boşluğuna yazıyorum. 40 cilt oldu yazdıklarım, ne yazcaklarım bitti ne duvarlar. Bir umutlarımın birde senin peşinden koşmaktan yorulmadım...! Keşke ikiside aynı yönde olsaydı... Sana geldiğimde umutlarımı, umutlarıma gittiğimde seni bensiz bıraktım... Yolcu olabilmek için yolda olmak lazım derler, pekiiii yoldan çıkanlar hala yolcu sayılır mı? Zor olan; senin gidişini görmek, Ona alışmak değildi... Bıraktığın boşlukların çığlıklarını duymak, Onalara karışmaktı. Resimler canlıdır, konuşurlar Onları saklarlar seninle, Her an yanında olmasalar da Seninle birlikte yaşarlar, Sensiz yaşlanırlar. Bir; kalabalığa karışmayı birde; kalabalığın bana karışmasını sevmedim sevemedim... Saçlarımı taramak için aynaya baktığımda aynada sen vardın. Senin saçlarını taradım ben yerine. Buluta koymuştum seni tane tane yağmur yağmur sen yağdın Çiçeklere verdiğim sularda sen vardındallarında, yapraklarında, Mavisinde, sarısında sen açtın... Denizlere baktığımda milyarlarca su damlası, ırmaklara baktığımda milyonlarca su damlasının özel kavuşma inancını Görüyorum ve ben keşke diyorum, keşke Irmaklarla büyük mutluluğa giden Denizlerle büyük mutluluğu bulanlardan birisi olsam, Olabilsem diyorum... Şiiri yazan: ***_CaDı_*** Fatoş (yani ben) çalışmayı yapan : VUR@L |
Adı Yalnızlık Gölgen gibidir yalnızlık Gecenin ıssızlığı, karanlığı gibi boş ve soğuk. Sarılırsın ararsın tutamazsın yoktur çaresi. Adı Yalnızlık Yazılmıştır birkere Yiğit olsan da büker bileği, Cesur olsan da sızlatır yüreği. İçindedir sevgi, insanın tek dileği Ateşten gömlek misali SEVGİ... SEVGİ... SEVGİ… Murat İnce |
yalnızlık Bakarken uzaklara Bir dön ardına Kimbilir….. Kimin ufkundasın Attığın adımlar kısalır, Düşünceler kısırlaşır, Hayaller ufalıp, Zaman darlaşır, Uykuların bölünür bir çığlıkla, Dayanmak zor olur başkalarına, Sadece o vardır, Yalnızlığında. içimdeki kara yel savurdu beni, yalnızlığın kol gezdiği sisli limanlara savruldum ve her seferinde ağladım yalnızlığımla başbaşa pusulasını yitirmiş yüreğimi kime açayım yelkenleri kırık ruhumu kiminle onarayım kara yel vardı hep, içimde bir yerlerde savrulmaktı, "yaşamak" dediğim... yalnızlığın kol gezdiği sisli limanlara savruldum ve ağladım yalnızlığımla başbaşa biliyordum, sen ulaşılmaz bir uzaklıktaydın; bense, çok uzak bir yalnızlıkta Gün olur kar da yağar buralarda Güneşe de kavuşursun Ama tanıyamazsın bile bir acımasız rüzgar savurur deli dalgalar boğuverir vicdanını o hep masmavi sandığın kara sularının içinde ve hep sarı bildiğin güneş kızıllaşır birden Ben bunu tanıyorum dersin ateş bu; Ama nafile hepsi birer azılı düşmanın oluverir Sonra bir de bakarsın etrafında kimsecikler kalmamış işte o zaman hatırla beni yanlız o zaman Melih YURDAGÜL |
Ve acının yazılmayan tarihi 3- Gidip Geri Dönmeyenler Bu deli yollara oğul verdin Gidip geri dönmediler Kaç kolun koptu Yemen Kaç yürek yaran Çanakkale Ocakların kör kaldı Kaçıncı söndü umudun Gidip geri dönmediler Güldün mü Kıvılcımlar saçılır geceye Bakışın ilk insandan bu yana Bütün bakışların bahçesi Ayakların Hitit' ten beri Böyle sıkı basar toprağa Geride hep yoksulluğu koydular Kıran düştü- kıtlık düştü payına Gidip geri dönmediler. 5- Yediveren Direnci zemheriden karılmış-ölüm kapı komşusu Sabrı dağlarla bir- cehennemden sökün etmiş ağustosu Zulümlerle dövülmüş yüreği yoksulluğun örsünde Gene de yangınlar içinde yediveren güldür sevdası Yıkılası kara dağlar boyun büküp yol verir Değilse kıyametler doğurur coşkusu Lâkin körolası yollar uzanmış yatar toz kül içinde Kör bir engerek gibi azrail hovardası Bir yol gülüşlere karışmış Bakışlara tünemiş-sözcüklere bulaşmış Ezeli bir acının doğurduğu nefret aşılmaz Yıkılmaz muhanetin karlı dağları çevresi dolaşılmaz Ruhları yağmalanmış babadan oğula devrolan lanet Çifte su verilmiş yüreği kâr etmez hasretine Koparır elini kolunu gurbet Gene de yediveren güldür sevdası Bilmezler Yaşamak derler adına Dağların ötesinde bin yıldır paylarına düşen esaret Günah-vebal-yemin-gammazlık -yalan- kin Uğur-nazar-büyü-yılan-çiyan-cin Ekmek atlı insan yaya-can ter içinde Korkuyla nefretle silahlandırmış ruhlarını cehalet Bilmezler Özgürlük derler adına Dağlarda yapayalnız ağlayabilmenin Ölmenin doktorsuz ilaçsız Bazan çocuk üstüne bazan yılan sokması Sanırsın ki unutturmuş sevmeyi Gülüşlere afat olmuş nuhnebiden kalma cinnet Gene de yediveren güldür sevdası (Yarın Yeniden/Gerçek Sanat) Adnan Durmaz |
Alaca Karanlık Dayan bakalım, Dağları delen Ferhat! Dizboyu çamurdasın. Bütün gün parkta uyuyan insanların, Resmini çizen Ömer, Aslan Ömer! Haklısın... Yaprağın yeşili, Vay anam vay! İçimi dağlar göğün mavisi. Dayan bakalım, Dağları delen Ferhat! Vakit alacakaranlıktır şimdi. Fethi Giray |
Ansızın Ben sensiz olanlara seni aratıyorum, Ben sensiz kalanlara seni yaratıyorum, Seni saklayacağım, seni yazıp-andıkça Kendimi çoğaltıyor, seni kuşatıyorum. Unutturmayacağım, seni yaşatacağım, Kendimi çoğalttıkça seni kuşatacağım, Her zamanda, her yerde sen bende yaşadıkça Sen evreninde sana seni aratacağım. Özdemir Asaf |
BEN BİR EYLÜL SEN HAZİRAN Bir eylüldü başlayan içimde Ağaçlar dökmüştü yapraklarını Çimenler sararmıştı Rengi solmuştu tüm çiçeklerin Gökyüzünü kara bulutlar sarmıştı Katar katar gidiyordu kuşlar uzaklara Deli deli esiyordu rüzgar Dağılmıştı yazdan kalan ne varsa Yaşanmamış bir mevsim gibiydi bahar Neydi o bir zamanlar Sevmişliğim, sevilmişliğim O heyheyler, o delişmenlikler neydi Ne bu kadere boyun eğmişliğim Ne bu acıdan korlaşan yürek Ne bu kurumuş nehir; gözyaşım Önümdeki dizboyu karanlıklar da ne Ne bu ardımdaki kül yığını; elli yaşım Beni kötü yakaladın haziran Gamlı, yıkık eylül sonuma Bir ilkyaz tazeliği getirdin Masmavi göğünle Cana can katan güneşinle Pırıl pırıl engin denizinle girdin içime Çiçekler açtı dokunduğun Çimler büyüdü yürüdüğün Ve güller katmer katmer oldu güldüğün yerde Başımda senin kuşların kanat çırpıyor şimdi Oldurduğun yemişlerin ağırlığından Dallarım yere değiyor Güneşi batmadan saçlarının Bir dolunay doğuyor bakışlarından Gün boyu senden bir meltem esiyor yanan alnıma Uykusuz gecelerim seninle apaydınlık Başım dönüyor, off başım dönüyor yaşamaktan Ölebilirim artık Ölme diyorsan; gitme kal öyleyse Sarıl sımsıkı, tenim ol, beni bırakma Baksana; parmak uçlarım ateş Lavlar fışkırıyor gözbebeklerimden Hadi gel, tut ellerimi, benimle yan Benimle meydan oku her çaresizliğe Benimle uyu, benimle uyan Birlikte varalım onüçüncü aylara Ben bir eylül, sen haziran Ümit Yaşar Oğuzcan |
Gittin İçimde Kaldı Ayrılık Gittin Ayrılırken buz tutmuş bıyıktı gözlerin Kaçamak ellerimiz komutsuz sallandı Dudaklarımızda sıradan sözcükler Vedalaşmayı bile beceremedik Son bir bakış kaldı arkanda Kalabalığa karışan Her şey düzmece bir dinginliğe gömüldü Gittin. İçimde Yığınlarca kitap kaldı uçuşan Sözcükler beynimin köşelerinden Çıkıp korkuttular gecelerimi Peşimden geldi gölgeler Aynalara bakamaz oldum Hiçbir oyun avutmadı beni Yaşamıma sığmayan bir şey kaldı İçimde. Kaldı Yeni bir kent işkenceye hazır Ödeşemedim gittiğin mevsimlerle Belleğimi silkeleyip anılardan Tik tak çaldın uzun zaman Alışamadım yarımlığa Düşlerimde intihar tutkuları Sırtımda hançerinin oyduğu boşluk Kaldı. Ayrılık Çoğalarak giriyor günlerime Senden başka kim bilebilir Geçmişin dökümünü yaptığımı Ağır ağır pulsara dönüşürken güneşler Sonbahar hüznüne benziyor pencerede Artık konuk beklemeyen gözlerim Sayfalar da bitti ışık da her yanı kapladı Ayrılık. A.Kadir Bilgin |
I. - saymaca - bu kaçıncı yıldızsız bir gökyüzünü seyreder gibi gidişine yakıp bitiremediğim şiir? sıvazlıyor bilincimin eli öksüz sırtımı sokak ortasında pejmürde bir kedi ağlıyor aylardan fena halde eylül sanki ağzımın kıyısındaki gülücükle dürtüyor içimdeki bahar yekin bir daha sarı buğdaylar gibi rüzgârsız havalarda bile yekin II. - zaman : kaçıncı boyutu insanın? - zamana inat bir konukluk bu yaşam bir armağan III. - kavuşmak olsun gidişin - kuzguni akşamlara kurban veriyorum zamanı susuzluğunu bilen yorgun bir sakayım Kızılcık... kayıp ettim, son gençliğimde bulduğum günbatımı yüreğini, hasretlerine değince gözlerim içimdeki nehir daha hızlı akardı, önemliydi denize ulaşmak çok önemliydi... sığınmak için rüzgârlı günlerde göğüs kafesimde gülüşünü saklardım... Bir kadının dokunuşlarına, ruhumu eline alıp okşayışlarına, gözlerinin ta içine bakıp gurbete çıkar gibi sonu gelmez yolculuklara çıkışıma inanıyordum... üzerimizde iğreti durmayan sevdamızın alnı ak gururu ile yürüyorduk hayatın çevresi çiçeklerle bezeli yolunda... tamamladığın cümleydim, bitiremediğin türkü, okuyamadığın kitap ve ah! gidemediğimiz deniz, yüksünmeden çağlıyor şimdi... sendeki beni, bendeki seni ve Zeynep'in annesini bir de elinin yakışını çok özledim! sığmazdı gökyüzüne sana yüklediğim anlam, karabulutlarla bile arkadaştım, yağmurlara sinirlenmez, güneşe öykünmezdim... içinin okul bahçesi cıvıltısıyla seni bulduğumda kasımın yirmidördüydü... üç yıl sonra ağustosun ondördünde saat 03:17 de kaybettim!.. gidişine ve kalmayışıma inandım!.. tren garı pusu kapladı geceyi... güle güle Kızılcık... yalnızlığımın arkasına saklanıyorum ve yalnızlığın gölgesinde tünüyor iğreti, masalsı coşkular... ellerim korsan umutlara gebe... ilkyazdan beri alıştığım gece baskınları yerini akşamüstü şaşkınlıklarına bırakıyor artık... sessizliğe kurdum saati bozmamak için büyüyü o bile çalmıyor... kavuşmak olsun gidişin... güle güle Kızılcık... - bitti... - Nevzat Tekin |
| Saat: 18:58 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık