![]() |
Bilekleri bembeyaz kugu boynu parmaklari uzun ve ince Simsicak bakislari suc ortagi kacamak gulusleri gizlice Yalnizlarin en buyuk sorunu tek basina ozgurluk ne ise yarayacak Bir turlu cozemedikleri bu olu bir gezegenin soguk tenhaligina Benzemesin diye ozgurluk mutlaka paylasilacak suc ortagi bir sevgiliyle Sanmistik ki ikimiz yeryuzunde ancak birbirimiz icin variz Ikimiz sanmistik ki tek kisilik bir yalnizliga bile rahatca sigariz Hic yanilmamisiz her an dusup dusup kristal bir bardak gibi Tuz parca kirilsak da hala icimizde o yanardag agzi Hala kipkizil gulumseyen sanki atesten bir tebessum zehir zemberek ASKIMIZ Atilla İlhan |
Gitmek güzeldir. Güzeldir bütün renklerini yeryüzünün, bütün tadlarını, bütün seslerini, bütün iklimlerini, bütün sözlerini, onları bir put belleyenlerin masasına atarak, belirsiz, tarifsiz ve kifayetsiz bir 'gidiş'e gitmek. Bütün bu renkler, bu tadlar, bu sesler, bu iklimler biraraya gelse dolduramaz, giderken kumda bıraktığımız ayak izlerini. Biz ayak izlerinin vatandaşıyız ve aklımızı atıp dünyanın uçlarına ve o akıl duvarlar içinde sekip dururken, bir çift ayak haline geliriz. Biz bir çift ayağız bebeğim ve olmamamız gereken yerde olmayız. Sana hatırlamak düşer artık, yüzüme çok çok ender yayılan o müthiş gülümseyişimi. Sana hatırlamak düşer, birdenbire, ansızın, mesela bir kazağa dokunurken, mesela bir şey yazarken, mesela koltuğun kenarlarıyla oynarken, hatırlamak düşer bana ait bir an'ı. Fakat ben, "bana ait anlar"dan da gitmiş olacağım. Sen "oyalan", dünyanın tadlarıyla, sesleriyle, renkleriyle. Sen başka adamlarda (başka kadınlarda) oyalan. Ve karşına çıkan bütün yolları yürü. Senin yolların gitmek için değil, yürünmek içindir. Biz bir tek, sırtımızı tanıyan yolları biliriz. Gitmek güzeldir. Gitmek güzeldir. Size "hayat" diye sunulan ve sizin "hayat" diye bellediğiniz her şey, ama her şey, bizim zihnimizde yeşerttiğimiz, en pis anlarda bile, kırılmasınlar diye üzerine eğilip bedenimizi siper ettiğimiz "hayallerimiz" yanında bir oyuncak dahi olamazlar. Oyuncaklarınızı seviniz bayan. Oyuncaklarınızla mutlu olunuz. Bu "teneke trampetler" sizin için üretildi ve siz "trampetler"in dünyasında, iki taşın birbirine çarparken çıkarttığı can yakıcı seslere hasret, bir erkeğin (kadının) kalbini çıkartıp göğe doğru atarken attığı naraya yabancı olarak, yaşayınız yaşayabiliyorsanız. Bu boyalı hayatlar, bu kuklalar, bu maskeler bize gelmez. Biz, maskeleri tutup kopartmak ve onların arkasındaki suratları ilan etmekle yükümlüyüz. Biz yükümlüyüz. Biz hükümlüyüz. Ve kesildi hüküm. Kesilen hüküm gitmemizi gerektirir. Ve gitmek güzeldir. Gitmek güzeldir. Kalıp bir sirk maymununa dönüşmektense hayatınızda, kalıp suratımızı boyamaktansa, kalıp "geride kalan her şeye" tahammül etmektense; gidilmelidir. Ayaklarımızdan öğrendik gitmeyi. Sen koşmayı, hoplayıp zıplamayı öğrenirken, biz nesilden nesile, babadan oğula, anadan kıza, sessizce, nefessizce, usul usul öğrendik, "yolları çatallanan bahçe"leri. Ve her daim, bizi bahçenin dışına atan çatalı tercih ettik. Başını, gitmekten korkan bir omza yaslayarak, dolaş mermer fıskiyelerin gölgesinde dolaşabilirsen. Biz büyüttük, korkaklar küçültsün seni. Küçültsün seni taklitlerimiz. Söz bizdedir, sözümüzün altına kopya kağıdı koyanların dünyasında uyu sen. Uyu sen sakin uykularda. Uyu sen masalların peşisıra. Burada kal ve uyu. Biz gidiyoruz. Gitmek güzeldir. Gitmek güzeldir. Ayırdım ipek hışırtılarıyla yolumu. Kuş tüyü yataklar atılmıştır zihnimden. Zihnimizde, binlerce güvercinin uçlarından tutarak havalandırdığı camiler hışırdar bizim. Zihnimizde, bir kan, kan olmanın bütün halleriyle akar. Zihnimiz kurşunların kardeşidir ve ölüm yakışır ölmeyi bilene. Kalp yakışır sevmeyi bilene. Bilmeyen için organlardan bir organdır yürek. Al yüreğini bir korkunun içine ser. Garantili hayat reklamlarında dolaş biraz. Serinle biraz. Biz ateşe gidiyoruz. Biz cehenneme gidiyoruz. Gitmek güzeldir...... SERPİL KARACA... |
günahlarımı duvara asmalıyım zincire vurmalıyım çırpınmalıyım sınırsız sessizliğini duymalıyım giderken arkasından bakakaldığım gençliğimin adına Mustafa Küçüktepe |
hic birsey kolay degil |
Ayrılık da Bitmeli Sevgilim, Sana sevgilim diyorum. Ayrılık da sevdaya dahil Ayrılanlar hala sevgili Dediği gibi İlhan'ın. Sevgilim, sana sevgilim diyorum, bir daha hiç demeyeceğim içindir belki. Ayrılmamız neyi değiştirecek, ayrılık yüreğimden silip atabilir mi seni derdin. Kimbilir.. Bu sana son yazışım. Sözcüklere yüklemeye çalıştığım duygularım, beyaz kağıtların keskin kenarlarıyla nasıl da parçalanıyor böyle. İlk kez yazmak böyle zor, anlatmak bu kadar olanaksız. İçimde çağıldayan herşeyin, sana doğru aktığını duyupta bunu anlatamamak.. Ne acı. Oysa, seni her düşündüğümde, sesim, zamanın ve mekanın olmadığı görünmeyen ince ipeksi bir yolda ilerleyip kulaklarına akmadı mı. Her düşündüğümde seni, yapmam gereken sadece izlemekti. Ruhumun sana akışı, o hızlı ama bir o kadar yavaş, delice ama bir o kadar sakin, coşkuyla ama nasıl huzurlu bir çağlamaydı onların hepsi. Hemen duyardın, büyük kalabalıklarda, iki kişilik yalnızlıklarda, yada gözlerin maviliklere kilitlenmiş.. Duyardın. Hala duyuyorsun. Şimdi, şuan, seninle konuşurken, ruhunda geziniyorum yine. Baktığın yerden uzaklaşan bakışlarını, o kimselere hissettirmediğin bir anlık dalgınlığı, sadece anın yakaladığı o ince sızıyı.. Kapa gözlerini.. Sen hep duyacak mısın beni, ben hep anlatacak mıyım. Bilmiyorum. Ama, madem ayrılanlar hala sevgili, ayrılanlar hala sevdalı, bu ayrılıkta bitmeli.. Ayrılık.. Ne çok korkardık bu sözcüğe yüklenen anlamdan. Oysa şimdi anlıyorum ki, ayrılığın kendisi değil, ayrılmakmış asıl zor olan. Ayrılmayı başarana kadar yaşanılanlar, o kanatan acıtan korkulu bekleyişler.. O kopuşu yaşamak, artık başka biri değil, sen olan o varlığı olduğu yerden çıkarmaya çalışmak, ağlayarak git artık içimden diyebilmek, ama daha derken pişman olup hayır kal ne olur diye yalvarmak.. Ne kadar zordu mabel.. Öyle içimdeydin ki, seni ordan çıkarmak kendimi paramparça etmek demekti. Ayrılık.. O kanlı zafer.. Şimdi paylaştığımız işte bu. İçimizde o boşluğun büyük acısı yüzümüzde birbirimizin kanı var hala.. Sevgilim, Sevgilim diyorum son kez sana. Bir daha demiyeceğimdendir bu, ve bir daha yazmayacağımdan. Ayrılık da bitmeli.. |
Anlatamam yüreğimdeki ince sızıyı, gözden süzülen yaş gibi akan kanamaları. Anlatamam, zaten anlamayacağından. Gün nasıl geçer sabah nasıl olur bilmiyorum ardı ardına geçip gidiyor sadece. Zamanını doldurmaya çalışan biriyim şu hayatta eğrisiyle doğrusuyla yaşayarak... Ağlamıyorum artık haberin olsun, gözümde yaşım kalmadığından. Gülmüyorum da yürekten gelerek... Sende bıraktım neşeyi, mutluluğu ben bilerek isteyerek. Benden daha çok ihtiyacın vardır dedim. sen mutlu ol istedim ben önemli olmadan. bencilliğim yok bilirsin koymuşsan benliğimi ortaya. ben sadece benliğimi değil, yüreğimide koydum senle ortaya, al sana ait beni dinlemez artık dedim. Dinlemiyor da... Çok sevgiler yeşertmedim yüreğimde. Yeşerende kalayım istedim ömür boyu. Ömür kısa, hayat değişken bir sevdam tek ve daim olsun diledim. Bilirmisin söylemişmiydim sana bunları hatırlamıyorum. Çok şey söylediğimden...Çok derin sevdim ben ama söyleyemedim kimselere. Söylesem dinleyeni olmadığından. Gidiyorum.... Bana kalan gitmekti çünkü. Sevmek bazen gitmekti, sevdiğinin mutluluğu için... Giderken ağlamadım akıtmadım gözyaşlarımı, görmedin. Ağlayan gözüm değil yüreğimdi çünkü. Mühürledim derinlerimi de sana bıraktım sevgileri mutluluğu. Bana lazım olmayacağından. Yüreğimle sevmiş, yüreğimle yaşamıştım hayatı çok ta şey toplamıştım içinde. VE... Senle dağladım onu. Dağlanmak çok acıymış öğrendim. İhanetim olmadı sana, aldatmadım sözümle özümle. Canım dediğimde candan öte oldun bana. Giderken canımı da bırakıyorum sana ömrüne ömür olsun diye. Tüm yaşanmışlıkları aldım yanıma hatıran var diye. Zihnime kazıdım kalın yazılarla silinmesin, her an canlı kalsın istedim. Emanet bildim onları da gözüm gibi bakarım... Bileyim ki sevgilim sen mutlusun yeter bana. Bir yerlerde varsın, yaşıyorsun belki arada sesini duyarım, belki görme ihtimalim olur bir gün. Yeter bana... Sevmek illaki yan yana olmak değilmiş, yürekteyse sevgi görmeden de sevilirmiş öğrendim. Hasretlik acı verse de yürek büyük dayanır. Ayrılık yamanmış sevgi içtense, zor... Bilirmisin sevdiğim eski şarkıların tadını özlemişim, şimdilerde dinlerim. Ne kadar aşk ayrılık şarkısı varmış meğerse unuttuğum. Şimdi yoldaş kıldım kendime onları söyler söyler ağlarım... Gözyaşlarımı meze yaparım kadehlerime. Kayan her yıldızda dilek dilerim yarınlar adına, olmayacağını bilerek. Savaşım var şimdilerde kendimle sevdiğim. Elim kaç defa telefona uzanır da çekerim sayamadım. Oysa bir tek alo diyeceğin sesine nelerden vazgeçerdim. Aşkta gurur olmazmış biliyorum gurur değil benimki. Sözüm var kendime ondan kaçarım senden. Senin mutluluğun adına huzurun adına. Zaten hiç başka düşüncem olmadıki sevdiğim. Her an duamdın allah güldürsün çok yaşatsın diye. Çok severken nasıl başka düşünebilir ki insan... Sol yanım acıyor sevdiğim, anlamadığım bir sızı var da karıncalanıyor kollarım. Uyuşuyor beynim düşünebildiğim tek şey sen. En son bakışın, son gülüşün gözümde kalmış başka bir şey görmüyorum. Ne tarafa dönsem sen varsın karşımda, özlemin yakar yüreğimi. Sadece derin offffffff çeker ağlarım yoksa deli olacağımdan... Ben gidiyorum sevgilim hatıralarını alarak yanıma. Belki yazarım yine, arar dinlerim sesini. Dayanamam hasretine , kaldıramaz yüreğim biliyorum. Sevgimi yüreğimi bıraktım sana, canımı adak ettim ömrüne gidiyorum. ama bileyim ki bir yerlerde sen varsın ve mutlusun. sen mutluysan mutluluğum sayarım ondandır gidişim. yüreğimi koydum yoluna sevdiğim ne istersen yap, bana ait değil nasılsa. Tek şey isteme benden yapamam. Tamamen unut deme, unutamam. Sende unutma sevgilim, seni kendinden daha çok seven bir yürek var burada. Kapısı açık bekler sonsuza... Sonsuzluğum sende biter sevgilim...Senin adın sonsuzluk... münever erdoğmuş |
gel otur yanıma görüyorum ki oda terketti seni... bırak giden gider. aslında bu dünyada gidenin ardından el bile sallamayacaksın...giden kafasına koymuştur gitmeyi..hem hayat ondan ibaret değil ki...sen o olmadan öncede yaşıyordun o olmadan da yaşayabilirsin...unutma yarınlar bizim için..unuttun mu sen kitap okurkende mutlu oluyordun. sahilde gezerken güneşin batışını izlerken...sen mutlu olmayı bilen bi insansın bırak artık surat asmayı...hem bu iş iki yanı keskin bıcak gibidir...yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın...hafifletici sebepler yok.. yarınlar için hayal kurarken bugünü de yaşa..yas tutma dünü düşün ondan önce yaşadığın günleri o yokken geçirdiğin zamanı nasıl güldüğünü düşün...hayat herzaman istediklerini vermiyor...artık yanlışlar dahada tutulur oldu...artık insanlar yanlış yapmak için yarış yapıyorlar birbirleriyle...anla artık yanlışlar ve doğrular yer değiştirdi....sil gözünün yaşını...bak gitti... ama hala dünya senin için dönmesini durdurmadı durdurmayacak...unutma ders olsun sana...birini severken şunu hatırla sevgini hak edene ver umudunu yarınlarla paylaş.....bırak kutuplarda yaşamayı...bak burada güneşin meyveleri var.... ne demiştik seninle ne olursa olsun gülmek var ....sen inatcı insansındır...gel acılarımıza inat hayata inat ucurumun kenarında büyüyen körpe çiçeğe inat gülmeye devam edelim....dünü düşünürken yarını hayal ederken bugünüde yaşayalım..bak hala onu düşünüyorsun ona veremediklerini düşünüyorsun ya verdiğin bunlar bi hiç miydi? sen en değerli şeyini verdin sevgini verdin dağları delen ferhadın aşkını verdin leylası için deliren mecnunun sevdasını verdin...ne aldın karşılığında koca bir hiç haydi kalk...sokaklarda dolaş yeni yüzler tanı ...isimsiz sokaklarda yarınlarını ara....tarifi olmayan adreslere git ve onu unutmadan dönme yasını bırakmadan dönme...unutma yarınlar senin için hep var olacak dünü unutursan tabiki... |
Ellerinden sunulmuş ayrılık, Kendince bana verilmiş bir ödülse; Senin kollarında ölmek, Bana verebileceğin en güzel hediyedir.." Zamanı durdurup Git diyorsun , git... Neden, Neden gitmeliydim... Kelimelerin alev alev, Sanki yanardağları içirmişsin yüreğine. Gözlerin bir cellat gibi acımasız, Bakışların bir o kadar anlamsızdı. Nefesin kan kokuyordu, Sanki kör bıçakları giyinmişsin üzerine.. Heybeme yalnızlığı doldurup Git diyorsun, git... Nereye, Sensiz yüreğimi nereye gömmeliydim ? Aşka ödenmiş tövbelerin yarım yamalak, Ayrılık kelimelerin bir o kadar çıplak... Gözlerin, bir fırtına kadar hırçın, Sesin, bir o kadar kırgın... Git diyorsun, git.... Tek kelime bile etmeden, Yalnızlığa gömüyorsun beni. Ve sonra üzerime geceyi devirip Karanlığın içinde kayboluyorsun.. Ayrılığınla yüreğimi ezip Ardına bakmadan gidiyorsun... Git diyorsun, git... Sancılar giriyor hücrelerime. Çicek diye öptüğüm baharlardan, Günahkâr kurşunlar yağıyor Sipersiz yüreğime. Yığılıyorum olduğum yere. Kanıyorum içten ice.. Son kez hayata tutunmak için Bulutların eteklerini ararken Arsız yangınlar sarılıyor dizlerime.. Git diyorsun, git.. Oysa ben " sana" ölüyordum. Göğsümden boşalan kanlar Kırık kaldırım taşlarına sarılıyor. Ruhum kanatlanırken gökyüzüne, Yalnızlığın iki yüzlü toprağında Terkedilmiş yüreğim tek başına Uçurumlara yaslanıp kan ağlıyor.... Ben sende gittim bile... İsmail Sarıgene |
seni bulduğum yerde kaybediyorum kendime bir çıkmaz sokağım unuttuğum çok acı var çekip gidiyor gökyüzünde sessizce söyrettiğim bulutlar ah aman sevgilim terket beni yeterince yundum suyunda ah aman sevgilim üz beni bir parmak dokunuşu bıraktım burnunda alıp başımı gitmek isterim vakit gelince hüzünle elele kaçar gibi kaytarmış bir çocuğun ürkek adımlarıyla acele yağmurun peşini takip edeceğim göğsümde pıtırtılı atışlar anneme seni şikayet edeceğim dilimde sahte yakarışlar ah aman sevgilim gitmeliyim başımda çığlıklanan martılar kendime esrik garip bir yelim aklımda özlenecek arkadaşlar İlhami Atmaca |
Bu vadideki karanlığı ve büyük soğuğu düşün Gitmek. Bir hançeri inceltip Okyanusa daldırmak isteği Ya da düşebilmek atlasların Dışına ki ey kalbim Yalnızsın bu yolculukta da Gitmek. O kaos duygusu, aklın Sarsıntılarla yorgun düşüşü Bilincin kamaşması belki de. Rehin bırakılacak bir şey yok Unuttuklarından başka. AHMET TELLİ |
| Saat: 18:58 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık