![]() |
Anlamalı !! Kafesteki kuşun gözlerinden anlamalı, Yalnızlığı, unutulmuşluğu, ıztırabı. Babanın o buğulu sesinden anlamalı, Sevmeyi, sadakatı, vefayı ve de cefayı. Yağan yağmurun taneciklerinden anlamalı, Dalgaların kayaları döğüşünden anlamalı, Görmeli zaman zaman da ana ile babayı. Solutmalı onlara da yudum yudum yaşamı. Bir gün gelir de beni düşünerek ararsanız, Resmime bakarken hatırlayıp ağlarsanız, Yılda bir defacık olsun beni anarsanız, Bilin ki canım kızlarım bu bana yeter. Bir gün benim mezarıma rastlarsanız, Bir de taşına bakıp adımı okursanız, Üstüne küçücük bir kuru gül de koysanız, Bilin ki canım kızlarım bu bana yeter. Necdet Çobanlı |
Unutma ki " Tüm insanlar, yanlizliga yeniktirler. Solmus resimlerde ararlar mutlulugu Ve........ gönüllerde yasatirlar, SEVDA SARHOSLUGUNU.... |
Aslında Yalnızlığa kaçışım çözüm değil aslında. Yetmiyor sözler hislerimi anlatmaya. Masumane bakışın olsada aklımda. Gitmeliyim uzaklara zamanın akışında. Suçlu arıyorsan suçlu olan benim. Seni kırmadan yok olup gideyim. Bedel istiyorsan vur beni öleyim. Gitmeliyim lâkin uzaklara, gitmeliyim. Ayrılığım zaruret, ihanet değil aslında. Ölümcül bir neden kaçışımın başında. Ne olur anla, soru sorma ve anla. Sessizce gidişim ölümüm aslında. Ahmet Arslan |
Neden olmuyor neden Ya$anmi$ a$k dogmaz yeniden Kaderim olur yalnizlik, sonu karanlik Tanrim sakinmi$ seni benden Bilmedin bilemedin Yalnızlığın nedenini Yana$madın yakla$tırmadın Kendine hiç kimseyi O güzel gözlerinle Herşeyi saklardın Yüzümde ya$lar olmasaydı Belki anlardın O günlere o yıllara Günah değil mi Kalbimdeki baharlar Artık geri gelir mi |
Sultân-i Dil-ârâm, Ar$'a uzandi fîrâk Gamm-gîn Yevm'de galeyân, kalbi eyler in$irâk Çün ümîdim vuslattir, ola mi zuhur, merâk? Temennimdir ittisâl, Mevlâm eylesin nasib... Mesrûriyyet Kervani, alsin bizi müntesib... Isfirâr-i benz ile, rengim uçmus, ne çâre? Od'a gir-yân cigerim, hem dehlizde üsâre Füsûnkâr Rüveyde'siz, kapanir mi kim yâre? ITRINI, râyihâni, isterim Rabb'den niyâz... Kabahat mi ola ki, O'na ilticâ, IYÂZ? iftirâk-i ahvâle, bu tebligât mütercim Gönül-Dîmag cenginde, hissiyâtimdir hercim isit kim nidâlari, feryâdimdir habercim Zül-Celâl'e mâlumdur, O Mu'în etsin nusret... i$'ar ile, söz ile, nihâyet bulsun hasret... 11.09.2000 Landsberg 04:10 M. Engin Karatay |
Belki sen aglamayı da bilmezsin İki damla gözyası degildir aglamak Önce düsünmek sonra düsünmek Hayalini kurup kalbinde yasatmak Büyük bir özlem içinde O kücücük resmine sarılmak İste budur aglamak Ve yalnızlıgı yeniden yasamak ...?? |
Yalnızlığım! Bir tek sen anlıyorsun beni yalnızlığım, Bir sen kucak açıyorsun , Sığınacak limanım oluyorsun, Kaçtığımda bir şeylerden, Sen saklıyorsun koynunda beni, Herkes birer, birer bırakıp gitse de, Sen beni hiç bırakmıyorsun, Gitmiyorsun bir yere, En fazla sen anlıyorsun beni ağladığımda, Evet göz yaşlarımı silmiyorsun belki ama, Bir zaman sonra susturuyorsun beni, Durduruyorsun onları! Yalnızlığım! Bazen bir kağıt bir de kalem, Tutuşturuveriyorsun elime, Konuşayım derdimi, Paylaşayım diye seninle, Hiç aldatmıyorsun beni, Kimseye anlatmıyorsun sırlarımı, Biliyorum ve zaten bunun için seviyorum seni! Yalnızlığım! Ben terk etsem de aldanıp, Hayatın yalanlarına, Sen sakın terk etme beni Yavuz Bülent Bakiler |
http://img405.imageshack.us/img405/2959/ferdine2pi5ky5.gif Gece olunca başlar benim cehennemim. Gün gider ve sensizliğim gelir. Uyku uzak bir adadır ve ben hiç yüzme bilmem. Beynimin hatırlama özelliği sabaha kadar çalışır. Sana dair anılarımı geceye yayarım. Yüz ekleyemediğim bir ses dolaşır beynimde. Sabaha doğru anlarım senin sesindir o. Gözleri açık görülen bir rüyasındır. Tüm gece bir hayal bulutu gibi dolaşırsın odamda. Yağmur olup yağmazsın sabaha kadar. Gecenin her dakikasını bilirim ben. Gökyüzünün her saati, her rengi ezberimdedir. Mevsimler değişir, gecelerim değişmez benim. Sen aklımda oldukça uyku hep uzak bir adadır, sensizlikle birlikte gelir cehennemim. Saat kavramı yoktur sensiz gecelerde. Önemli olan sana kaç olduğu ve seni kaç geçtiğidir. “Bir hastanın sabahı beklemesi gibi beklerim” sabahı. Önce gözlerim hisseder sensizliği... Dünyanın en güzel görüntüsünün görüş açısı içinde olmadığını anladığı an, sensizliğin hüznü çöker göz kapaklarıma. Göz kapaklarım hüzünle ağırlaşır, yavaş yavaş kısılır ama kapanmaz, kapanamaz. Sonra ellerim anlar, ellerimin soğukluğunu odanın sıcaklığı ısıtmaya başlayınca sensizliğim tescillenmiş olur. Kalbim ise en ağır ve en yoğun yaşayandır sensizliği... Bir bulutun yağmur damlalarını biriktirmesi gibi biriktiririm seni içimde. Kalbin, kalbim olur sabaha doğru. Uyuduğunu, uyandığını hissederim. Kalbin olurum ama kalbinin duvarları kalındır kıramam, kalbinin duvarları yüksektir aşamam. Biçare kalırım sabahın sessiz soğukluğunda. “Siyah, hiçbir yerde senin gözlerindeki kadar suçsuz, senin gözlerindeki kadar aydınlık ve gözlerindeki kadar temiz olmadı” kelimeler gelir ağzımın ucuna, kalemimi bulur, gözlüğümü takar defterimi ararım. Kelimeler uyutmaz, sabah yaklaşır... “Hadi gel, yorganım ol, yastığım ol, uykum ol gel, sensiz sabah olmuyor anla bunu ve gel...” son kelimelerimdir deftere düştüğüm, gece biter gün başlar sana yaklaştıkta cehennemim gider, cennetim gelir benim |
Afili Yalnızlık Ölsem , ölsem , ölsem Hemen şimdi Kaçsam , gitsem , kaçsam Tam da şimdi Bu kez pek bir afili yalnızlık Aldatan bir kadın kadar düşman Ağzı bozuk üstelik Bırakmıyor acıtmadan Bu kez pek bir afili yalnızlık Ağlayan bir kadın kadar düşman Tuzaklar kurmuş üstelik Bırakmıyor acıtmadan Bitiyorum her nefeste Ne halim varsa gördüm Çok koştum , çok yoruldum Ve şimdi ben de düştüm Sövdüm , sövdüm , sövdüm ben dünyaya Acılara , sokaklara , ait olmaya ,insanlara Bu kez pek bir afili yalnızlık Aldatan bir kadın kadar düşman Ağzı bozuk üstelik Bırakmıyor acıtmadan Bu kez pek bir afili yalnızlık Ağlayan bir kadın kadar düşman Tuzaklar kurmuş üstelik Bırakmıyor acıtmadan Bitiyorum her nefeste Ne halim varsa gördüm Çok koştum , çok yoruldum Ve şimdi ben de düştüm Değmezmiş hiç uğraşmaya Bu kez mecalim yok hiç dayanmaya , dayanmaya Bitiyorum her nefeste Ne halim varsa gördüm Çok koştum , çok yoruldum Ve şimdi ben de düştüm DarkTranquillity |
Dünyanızı Sevgileyin... İstemezmisiniz, Bir avuç bile çöl kalmasın gönlünüzde? Ve hiç bitmesin baharlar.. Hüzünlendiğinizde, Çisil çisil yağmur yağsın, Sevindiğinizde, Güneş doğsun istemezmisiniz? Ve istemezmisiniz, Bir anda gül bahçesine dönüşmesini, Gönlünüzün? Ne duruyorsunuz o halde? Söküp, atın ayrık otlarını yüreğinizden, Ve yeni baştan düzenleyin, Gönül bahçesinizi.. İster papatlayın, İster menekşeleyin, Ama mutlaka gülleyin.. Siz değilmisiniz şikâyetçi olan, Mutsuzluktan, Sevgisizlikten, Ve tekdüze yaşamdan?. Halâ bilmiyormusunuz, Kendinizin kurduğunu, Kendi dünyanızı? Ve bilmiyormusunuz yoksa, Yürek rüzgârlarıyla avuçlarınızda döndüğünü, Onun?. Bakışlarınız yıldızlar, Yüzünüz ondördünde ay olsun, İstemezmisiniz?. Kıpırdatın parmaklarınızı hele, Ve ısrarla dokunun yüreğinize, Acıyıncaya, uyanıncaya kadar, Mıncık mıncık elleyin.. Durmayın bir kenarda, Öyle esrik esrik. Ters yüz ediverin her şeyi. Yok sayın, ne varsa, Sizi mutsuz eden, yaşamda, Ve yepyeni bir dünya kuruverin sonra.. Gökyüzünü “sevgi mavisine”, Yeryüzünü “sevgi yeşiline”, Ve bütün çirkinlikleri, “Sevgi beyazına” boyayın. Alın elinize fırçanızı artık, Sevin, sevilin önce, Ve yeşilleyin, mavileyin, beyazlayın, Her tarafı. Ama mutlaka, Ama mutlaka sevgileyin... Mustafa Erçin |
| Saat: 17:35 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık