![]() |
Geriye Kalan Bir suçu bir defa islersin, bin defa ölürsün... Bu hayati bir defa yasarsin, bir defa ölürsün... Anilar unutulmaz gibi olur, sürer seni çikmaz sokaklara... Yalniz kalirsin, anlarsin çok geç oldugunu.. bakarsin bos gözlerle duvarlara, ve bir endise kaplar yüregini, girerken ölümün küçük ve penceresiz odasina. Çocukluk günlerin gelir aklina, aglarsin. Bir salincakta sallandigin günleri hatirlarsin. Dün gibidir, yillar önce yasadiklarin. Bir defa daha unutmaya çalisirsin, hiç yasanmamis gibi olmasini istedigin anilari. Yasadigin yillarin kaç gün ettigini hesaplarsin... Dakikalar yavas gelir, baslarsin saniyeleri saymaya. Los bir odada hareketsiz kalirsin. Bir fisiltidan, kulaklarinda yankilanan hisirtidan, adeta korkarsin kimildamaktan. Kalp atislarin yavaslamis gibidir.. Her atistan sonra daha da yavaslamis gibi gelir. Perdenin kösesinden bir isik sizar içeri.. Mat gözlerinde oynasir, gözyasi gibi, serâp gibi.. Âh'ina izdirap katan korku misali... Tek arkadasin tavanda ki çizik olmustur... Sen ona bakarsin o da sana. Gözlerinin yorgunlugu tabiata siner.. birden kis olmustur... Iste bu halim senden geriye kalan, diye inlersin için için. Göz kapaklarin bir daha açilmazcasina kapani verdigi an. Ahmet Arslan |
boş odalarınız vardı sizin bomboş odalar başkalarına , sizlere doluydu onlar kendinize özel yalnızca. kim bilir neler biriktirdiniz, nasıl döşendiler, kimler misafirdiler, kuytu bölmelerinden fışkırarak beyninizin, duygu hamaklarından ağan cennetinizdi O'nlar tutkular koymuştunuz içine, hayaller ve yakıcı arzular, özel konuklarınız oldu mutlaka, gönlünüzce sere serpe sevdiniz, okşadınız mesela, durdurulmuş saatlerinde gecenin aşkın destanını yazarken siz, O'nlar size ait oldular! kırıldığınız bir gündü anımsayın, başınız dertteydi yine aşkla, eskimeyen bir fotoğrafla hayalinizde, oraya kapanmıştınız da isyana boyamıştınız duvarları, kan akmıştı düşlerinizden. bir başka gündü; çok sevmiştiniz birini, böylesi sevilmemiştiniz hiç, haykırıyordu yüreğiniz, sevdanız ağlıyordu, arzudan acıyordu bedeniniz, boş odaları kucaklıyordu teniniz. kimleri almış olursanız olun odalarınıza, hasreti sulayan göz yaşları, tutkulu nefesiniz, yüksek voltajlı koşumsuz istekler Ve yasak sevişmeleriniz kadar gerçekti onlar! artık sizindiler onlar sizin oldular!.. Naime Erlaçin'e bu guzel siiri icin tesekkurler.. |
Ömrümüz Teri buz, sevdası bahar Daha doruklara çok var Derken ömrümüz, Ulaşır uçurumuna; Biter dağ... Bora diner, Kor küllenir birden. Ne suda tat, Ne çiçeklerde koku, renk; Ne de bir ışık Sırlarımızı sakladığımız odalarımızdan. Herkesin bir dağı vardır, Her kuş kendi çevrenine uçar. Nice sürüklese de bulutları rüzgâr, Yağmur yine kendi toprağına yağar. Hamdi Topçu |
cok guzel bır yazı ve anlamlı . sozlerı anlanlı bır sıır bu sıteye baya tatkıların varmıs gordugume gore super buda yıne guzel bır sıır saten bu yazarın sıırlerı cok guzeldır okudugum kadarıyla :) |
Şimdilik yetiyor Telefon açtığımda "alo." deyişini, sesinde ki sevinci ve değişimi, seni uzaktan sevebilme ihtimalini, bilmek. bana şimdilik yetiyor. Geceleri düşündüğünü, hüzünlenip, ismimi tekrarladığını, heceleyip, kalbini sardığımı, kelepçeleyip, bilmek. bana şimdilik yetiyor. Ağlayan gözlerinden damla damla, titrek sesinden hasret hasret, özleyen mektuplarında çağlayan, olmak. bana şimdilik yetiyor. Gönlünde filizlenen bir kırmızı gül, üzerinde taşıdığın siyah beyaz resim, hayalî filminde en kral oyuncu, olmak. bana şimdilik yetiyor. bana şimdilik yetiyor. ama sadece, şimdilik. Ahmet Arslan |
Korkuyorum Yağmuru seviyorum diyorsun, Yağmur yağınca şemsiyeni açıyorsun... Güneşi seviyorum diyorsun, Güneş çıkınca gölgeye kaçıyorsun... Rüzgarı seviyorum diyorsun, Rüzgar çıkınca pencereni kapatıyorsun... İşte, bunun için korkuyorum; Beni de sevdiğini söylüyorsun! William Shakespeare |
SENİ SEVİYORUM DEMEK İSTERDİM seni seviyorum demek isterdim ölesiye bir duyguyla, taparcasına dil dökmek ve saçlarım ağarmadan söylemek isterdim seni sarmak isterdim sonsuzlukla delicesine sevmek bir sarhoş gibi adını sayıklamak ve bağırarak kollarında ölmek isterdim gülüm... AHMET KUTSİ TECER |
Maviye Maviye çalar gözlerin, Yangın mavisine Rüzgarda asi, Körsem, Senden gayrısına yoksam Bozuksam, Can benim, düş benim, Ellere nesi? Hadi gel, Ay karanlık... İtten aç, Yılandan çıplak, Vurgun ve bela Gelip durmuşsam kapına Var mı ki doymazlığım? İlle de ille Sevmelerim, Sevmelerim gibisi? Oturmuş yazıcılar Fermanım yazar N'olur gel, Ay karanlık... Dört yanım **** zulası, Dost yüzlü, Dost gülücüklü Cıgaramdan yanar. Alnım öperler, Suskun, hayın, çıyansı. Dört yanım **** zulası, Dönerim dönerim çıkmaz. En leylim gecede ölesim tutmuş Etme gel, Ay karanlık... Ahmed Arif |
Yokluğunu Öptüm Kelimelerim kan revan içinde. Yüreğim yorgun, gözlerim solgun. Notaları öksüz bir şarkı gibi Ağlıyorum bulutların koynunda.. Ve kimseler görmesin diye, Gözyaşlarımı kaldırımlara siliyorum.. Mürekkebimle yıkamıyorum Hasretinin karanlık duvarlarını... Gözlerimi kapattım geceye. Şiirlerimi hecelerinden vurup Toprağın beyaz sayfalarına uzanıyorum. Bulanık sularda yıkıyorum Kan çanağı olmuş gözlerimi. Hasretin düşerken avuçlarıma, Mor tonları giydiriyorum Acıyı emen dudaklarıma. Sessizliğe bürünmüşken sevda, Baharlarda filizlenen taze dallardan Darağaçları sunuyorum yüreğime. Yokluğunu öperken dudaklarından Pusular kuruyorum aldığım her nefese.. Oysa umuda gülümseyen bu adam Boyun eğer miydi kanlı pusulara ? Diz çöker miydim karakışlara ? Ama yokluğunda Vuslatları öper gibi, Karanlıkları öpüyorum Adını ezberlettiğim dudaklarımla. |
oysa yaşamaktı tüm gayemiz biraz mutluluk / biraz sevi yeter de artardı bizlere kaçamak baktık hep o buğulu ufkumuza kapı aralıklarından seyrettik her baharı dilendik onca zaman el açtık gelen - geçen yıllara avunamadık susturamadık bu çığlığı raflara kaldırdık derken hüzünleri ürperdik bir an korkularla yüzleşiverdik bürüdü içimize karasını yalnızlık düşürdük yüreğimizden damla damla çokluğumuzu iç çektik gidenlerin ardından nedense hiç bilemedik dindiremedik bu ağrıyı hep bir medet umduk hayattan yarınlara erteledik el değmediklerimizi yürek sürtmediklerimizi yanaklarımızı ıslatırken gözyaşları boşaydı kurduğumuz hayâl köprüleri baş alamadık hüzünden mutluluk, gökte gülümseyen yıldız / uzaktı gölgesinde üşüdük yakamozların ellerimiz kan / ellerimiz buz güneş çoktan vazgeçti bizden -yaşadıkça terkedildik geçmişimize- ve bir gün daha vuruldu ay ışığın da paslı bir gökyüzü bırakıldı avuçlarımıza ö z l e d i k u n u t u l d u k s u s t u r u l d u k b ı r a k ı l d ı k kıyısız denizlerinde hayatın... |
| Saat: 06:14 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık