![]() |
birgün dalıyorum derin bir uykuya aslında daldığım derin bir deniz konuşuyorum bilmeden ve bir balık geçiyor tam yanımdan ve ben balık oluyorum engin denizlerde yol alıyorum rengarenk balık surulerinin içinden geciyorum ve yukseliyorum semaya tam atlayacagım bir yunus edasında bir kuş geçiyor ustumden ve ben bir kuş oluyorum uçuyorum uçsuz bucaksız gökyüzünde yuksek dağların zirvesindeyim ve dokunulmaz bulutlarda kocaman delikler açıyorum ve bulut oluyorum çok geçmeden ne mutluyum aglayacak kadar ne de üzgün ama ağlıyorum durmadan ve kendimden bir damla oluyorum duşuyorum yeryuzune bir agacın üzerindeyim ve ağacım farkında olmadan bedenimin her zerresinde hissediyorum topragı ve havayı ve bir ruzgar esiyor... sanki alıp göturuyor benliğimi ve rüzgarım artık esiyorum uzak diyarlara özgürüm yolumu kesen hiçbir engel yok ama zamana karşı koyamıyorum geçiyor hesapsızca ve zaman oluyorum... ertelenmiş aşklardan geçiyorum yaşanması gereken ama yaşanamayanlardan ve aşk oluyorum... hiç çekmediğim kadar acı çekiyorum hiç kilitlenmediğim kadar kilitleniyorum her öyku kitabında ve yalan oluyorum yaşamamış ve yaşanmamış oluyorum. |
HÜZÜNÜ VERİN BANA Keder getirin bana karanlık gecelerden Mutluluğu siz yazın, hüzünü verin bana Dertlerim dökülecek kalemden, hecelerden Sevdamın kan ağlayan yüzünü verin bana… Çiçeklerle dans edin, her bahar sizin olsun Kelebeklerle uçun, nevbahar sizin olsun Yüzünüzde gül açsın, gülbahar sizin olsun Yaprak döken dalların güzünü verin bana… Çatıma bülbül değil, baykuşları kondurun Atın kara kışlara bedenimi dondurun Yanardağın lavını yüreğimde söndürün Aşkın kor ateşini, közünü verin bana… Kerem gibi Aslı’nın mezarını eşeyim Ferhat ile dağların ciğerini deşeyim Mecnun olup Leyla’nın çöllerine düşeyim Efsane sevdaların özünü verin bana… Maşallahı istemem, eyvahı istiyorum Gönüllerden dökülen her ah’ı istiyorum Alı, beyazı değil, siyahı istiyorum Yârin kömür karası gözünü verin bana… Yüreğim yanıyorken tebessümle gezemem Mutluluk derya olsa, boğulurum, yüzemem Bende bu dert olmasa tek kelime yazamam Hüzüne yüzük takıp, sözünü verin bana… |
Yalnızlığımız Bitpazarlarına düşmüş kitaplara benziyor yalnızlığımız kimselerin açıp okumadığı. bu çizgiler alnımızda uzanan bir gün bitimidir belki belki bir gecenin yarısıdır yastıklarda yırtılmış uykusuz rüzgarın dallara hicran dokuduğu kapıların kapalı tutulduğu bir ‘neozoik’te göğümüzü mavi ışıklarla doldurmalıyız kurtulmak için beynimizi kuşatan prangalardan ve yeniden öğrenmeliyiz, sevgilere sığınmayı yüreğimizle ısınmayı yeniden kar demeden kış demeden… ‘’Neozoik’’ yeryuvarlağının üçüncü zamanı |
Yalnızlığın Nasıl? Telefonun öteki yalnızlığında kadın; "yalnızlığın nasıl sevgili" der. Yalnız sevgili cevap verir "paranoyaklaşacak kadar iyi,ya senin? " - "Aynı tas aynı hamam ne olsun diyebilecek kadar iyi" Kadın" bugün doğumgünün mü?" der. Adam cevap verir " Eylül'de... Çok özledim seni " sonrası kadının gözlerindeki uçurumun sessizliği. Balkondaki uçuruma takılır kadının gözleri, bir vakitler sevgilisinin gözlerinden içtiği boşluğun Süryani şarabına.Sesi yabancılar kadın baş ucundaki kırlangıç kanatlarında,balkonu... Onun kırk metre yüksekliğini hayata, bir vakitler güneşin önünde eğildiği;akşam güzelliğini. Kumrallığını sevgilisinin, seviştiği mevsimlerin sararmışlığını... Derin bir offf çıkarır kadın kısa metrajlı bir konuşmanın naftalin yüklü hatırasından.Oysa kadın o adama bir daha dokunmamak için yaşamıştır o son gecenin alacalığını. Telefonun öteki yalnızlığında kadın; " bir şey sormayı unuttum o nedenle aradım. Tatlım sarımsak iyi mi? " "İyi canım iyi... bizler kadar iyi... yalnız o da seni çok özledi". Hıçkırıklanmış bir yağmur boşalması geçer kadının sesinden. "Ona çok iyi bak emi" der kadın.Yalnız adam şaşkın. "olur canım" der. Yalnız her itirafı gizleyen, söylenmesi gereken şey "bye" ve "bye". nasıl da bir uğurlanmayı gösteremez böylesi zamanlarda. Sarımsak;yalnız adamın teriyer, kanış karışımı köpeğidir. Kapının ardında gelecek olan yalnızlığın bekçisi. Kadın sarımsağın ölümünden korkar, sevgilisinin ölümü kadar... Önce düşlerini sokağa atar kadın, ardından darmadağın aklını. Arar acele de olsa bir köpeği sevmelidir kadın, kimsesizliğine sarılan; sahibinin başıboş bıraktığı bir sokak köpeğini. Akordiyon sesleri duyulur bir kaç sokak öteden. Tinerci çocukların kalbi lekeli ıstırabı yayılır ıssız limanların ıslak taşlarına. Bulut adımları ilerler gece yarısı eskizlerinde, nasıl zorsa bir çocuğu beslemek, bir sevgiyi de öyle... Bilir çekmeceli dolabın üzerindeki sesi gibi kendi de unutulmuş bir manzaradan artakalan akordiyon. Hiç paylaşılamamıştır çünkü, paylaşılan herşeyi seyretmiş ve gizlemiştir aralıklarına. Artık kendi bile dolduramaz o manzaradan yaralanan ellerin sessizliğini. Yalnız adam yine bir kaza kurşunu mu arıyordur acaba? Ruhunun kanını akıtmak için körpe kagıtlara. Ya da her giden sevgiliden sonra çekip sarımsağı karşısına " biliyor musun sevgilim, bütün sevgililerim ****** çıktı benim, hepsi terketti beni sana. Ya sen de birgün gidersen.. İşte o zaman o en büyük terk bir ölümü anlatamaz kağıtlara. Ben de gelirim peşin sıra ben de..." mi der. Kadında kalır aşk gibi birşeyler ne olduğuna dair anlaşılamayan.... Ve adamda saklanır yalnızlık kainatının yazılamaz kalabalığı, paranoyak bir isyan bayrağından... Ne kadar sürer acaba buharlanmak geçmiş yılların hızıyla koşsa kadın Beylikdüzün'den Boğaz Köprüsü'ne. Kaç damla, gövdesi oyulmuş bir kemanın acısını tarife soyunur.. Ağustos tavkimlerinden damlayıp hüznün fısıltısı hüzzamla bir daha kaç Makberi doğurur kederin sazende çocukluğuna. Bunları düşünmeden edemez kadın, parmaklarındaki su kesiklerine bakmadan edemez. Bir umudu yarılır ansızın orta yerinden Saat Kulesi tekleyen Kabataş'ın. Işığı kırılmış bir yolun karanlığında yüzü gerilere çekilmiş Dolmabahçe artık;saraysızlığın. Eli tüfekli oyuncak askerler karşısında ağlayan bir kaç Atatürk resmi. Kadın dedi ki " ne Beşiktaş'a varır bu yol ne de Kabataş'a geri döner. Bir şeyler eski güzelliğini yitirmiş belli ki ; ağaçlar da konuşturulmamış, duygularda dinlenme sökülememiş! Tam da burada işte tamda burada göğün dibine batmayı denemeli" der kadın. O sırada karşıdan karşıya geçmeye çalışır simsiyah bir sokak köpeği, bir karanlığın iki ışık gözü gibi hurda bir araba tam ortada tam anlamıyla buhar hızıyla yaklaşmaktadır kadına ve köpeğe. Telefonun öteki yalnızlığında adam çaldırıp durur telefonu. Adam sarmısağa sarılmış ağlamaklı. Kadın ve köpek, yol ve araba; cevapsız aramada kalmış telefon, tanıdık yabancı! |
Sen Söylemeden de Biliyorum Seziyorum ki kaçacaksın.. Yalvaramam koşamam Ama sesini bırak bende Biliyorum ki kopacaksın Tutamam saçlarından Ama kokunu bırak bende Anlıyorum ki ayrılacaksın Cok yıkkınım yıkılamam Ama rengini bırak bende Duyumsuyorum ki yiteceksin En buyuk acim olacak Ama isini birak bende Ayrimsiyorum ki unutacaksin Aci kursun bir okyanus Ama tadini birak bende Nasil olsa gideceksin Hakkim yok durdurmaya AMA KENDINI BIRAK BENDE |
|
|
Ayrılık Sevdaya Dahil Acilmis sarmasik gulleri kokulariyla baygin En gorkemli saatinde yildiz alacasinin Gizli bir yilan gibi yuvarlanmis icimde kader Uzak bir telefonda aglayan yagmurlu genc kadin Ruzgar uzak karanliklara surmus yildizlari Mor kivilcimlar geciyor daginik yalnizligimdan Onu cok ariyorum onu cok ariyorum Heryerimde vucudumun agir yanik sizilari Bir yerlere yildirim dusuyorum Ayriligimizi hisettigim an demirler eriyor hirsimdan Ay isigina batmis karabiber agaclari gumus tozu Gecenin irmaginda yuzuyor zambaklar yaseminler unutulmus Tedirgin gulumser Cunku ayrilik da sevdaya dahil cunku ayrilanlar hala sevgili Hic bir ani tek basina yasayamazlar Her an otekisiyle birlikte hersey onunla ilgili Telasli karanlikta yumusak yarasalar Gittikce genisliyen yakilmis ot kokusu Yildizlar inanilmiyacak bir irilikte Yansimalar tutmus butun sahili Cunku ayrilmanin da vahsi bir tadi var Oyle vahsi bir tad ki dayanilir gibi degil Cunku ayriliklar da sevdaya dahil Cunku ayrilanlar hala sevgili Yanlizlik hizla alcalan bulutlar karanlik bir agirlik Hava agir toprak agir yaprak agir Su tozlari yagiyor ustumuze Ozgurlugumuz yoksa yalnizligimiz midir Eflatuna calar puslu lacivert bir sis kusatti ormani Karanlik coktu denize Yanlizlik cakmak tasi gibi sert elmas gibi keskin Ne yanina donsen bir yerin kesilir fena kan kaybedersin Kapini bir calan olmadi mi hele elini bir tutan Bilekleri bembeyaz kugu boynu parmaklari uzun ve ince Simsicak bakislari suc ortagi kacamak gulusleri gizlice Yalnizlarin en buyuk sorunu tek basina ozgurluk ne ise yarayacak Bir turlu cozemedikleri bu olu bir gezegenin soguk tenhaligina Benzemesin diye ozgurluk mutlaka paylasilacak suc ortagi bir sevgiliyle Sanmistik ki ikimiz yeryuzunde ancak birbirimiz icin variz Ikimiz sanmistik ki tek kisilik bir yalnizliga bile rahatca sigariz Hic yanilmamisiz her an dusup dusup kristal bir bardak gibi Tuz parca kirilsak da hala icimizde o yanardag agzi Hala kipkizil gulumseyen sanki atesten bir tebessum zehir zemberek ASKIMIZ |
Mağrur Sevgilim Ey benim mağrur sevgilim Dünya sanamı kalacak Uğruna yanıp öldüğüm Dünya sanamı kalacak Hep böyle gençmi kalacan Bir gün sararıp solacan Elbette pişman olacan Dünya sanamı kalacak Saçlarına kar yağacak Gözlerinden yaş akacak Seni gören acıyacak Dünya sanamı Kalacak Bitecek dostun ahranın Viran olur bahçe bagın Tutmayacaktır kolların Dünya sanamı Kalacak Nice güzel geldi geçti Ecel şerbetini içti Leyla bile kondu göçtü Dünya sanamı Kalacak Turap ol aklın var ise Hizmet eyleme nefise Evlen özün doğru ise Dünya sanamı kalacak Güner'i yandırma nara Mutlulukmu mal mülk para Huzur ve saadet ara Dünya sanami Kalacak |
Bir biz ikimiz varız güzel öbürleri hep çirkin Bir de bu terli karanlık Sora bir şey daha var mutlak ama adını bilmiyorum Nederen başlasam sonunda o ışıkla karşılaşıyorum Yarı çıplak utanmaz bir kadın resmini aydınlatıyor Akşam ölüyor ya bir türlü inanamıyorum Oturmuşlar iri yapılı adamlar esrar çekiyorlar Daha bir aydınlık olsun diye içtikleri su Sarı topraktan testileri güneşte pişiriyorlar Bir korkuyorum yalnız kalmaktan bir korkuyorum Gündüzleri delice çalışıyorum geceleri kadınlarla yatıyorum Sonra birden büyümüş görüyorum ağaçları Kısrakları birden yavrulamış Havaları birden güneşli Kadınlarla yattığım yetse ya Bir de kadınlarla yattığıma inanmam gerekiyor |
| Saat: 04:43 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık