MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Gitmek mi Kolay? Yoksa Kalmak mı? (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/3960-gitmek-mi-kolay-yoksa-kalmak-mi.html)

Mystic@L 17 Mart 2007 23:30

Sırası gelince

acının vergisini verdik, gülün haracını ödedik
hüznü demirbaş defterinden düşmeye geldi sıra
sen ki eyvan ağıtlarda
sürekli ve ahşap bir gülümseme gibi durdun
gözlerin bozkırdan devşirme
yolların bozgundan derlenmiş
karanlık yolcusu turnaların ve kurdun
ey hüzünlere reâyâ olan derviş

acının vergisini verdin, gülün haracını ödedin
hüznü demirbaş defterinden düşmeye geldi sıra
tarlalara uzar gider al kısrak
gökçe çiçek tozar durur sılalarla
oysa ölüm, bir uçtan bir uca
bir uzun kervansaraydır ki
savrulur günü saati gelince
yıkılır yırtıla yırtıla

Hilmi Yavuz


Mystic@L 17 Mart 2007 23:52

Her şeyi bitirdik

Her şeyi bitirdik bir yalan gibi
Bu aşkı yarına götüremedik
ne günler yaşadık bir roman gibi
Ne yazık sonunu getiremedik

Önce evet dedik bu hayır neden
Biz aşkla başladık bu gurur neden
Ümitler sendendir arzular benden
Ne yazik sonunu getiremedik

Şimdi sen yolcusun meçhul yollara
Şimdi ben yolcuyum başka kollara
Ne desek boş artık geçen yıllara
Ne yazık sonunu getiremedik
Bu aşkı yarına götüremedik.

Ahmet Selçuk İlkan


Mystic@L 18 Mart 2007 14:45

Herseyi yok sayip gittigin gün varya...
O gün hüsrani yasadim, gözyaslarimi tattim.
Gerçek çaresizligin ve yikilmisligin ne oldugunu anladim,
ve aynada kendime bakarken, gözlerimdeki kararsizligi gördüm.
Sanki ben idim suçlu olan,
yalniz ben idim azi çogaltan,
sevdigini terkedip yollara koyulan
Sanki ben idim.

Ahmet Arslan


Misafir 18 Mart 2007 16:43

http://img291.imageshack.us/img291/2002/ccangel157ug0.jpg


Mystic@L 18 Mart 2007 21:25

Hiç olur mu bu?

"Ölürsen affetmem," deyip yüreğimi dağlıyorsun,
Beni de ağlatıp göz yaşlarına boğuyorsun,
Neden sen kendi Allahına bunu sormuyorsun ?
Ona inanmıyorum, diye niye bana kızıyorsun ?

Gelecek yıl kızının gidişini düşünürsün,
Beni de tâa 30 yıl evvellere götürürsün.
Ne yapacaksın, kızın büyüyünce kötürümsün,
Ama gene de boynunu büküp onu düşünürsün.

Bana,"Galiba yine sen haklısın," diyorsun,
Bunu kaç kez söyleyip hep aksini yaparsın,
Durup durup babanın yüreğini hep dağlarsın.
Sonra da "ne haltettim ben," diye ağlarsın.

Yo yo Ayşeciğiğm, manasız olan hayat değildir,
Onu manasız yapan, senin aptal ahmak eşindir,
Beni dinlemeyip ağlatmak da senin işindir,
Sen ne dersen de, seni sevmek benim işimdir.

Yoo Yo; inanın kat'iyen olmaz,
İnan, Necdet Ayşeyle Fatoş'suz olamaz,
Olsa da zaten onun hayatı olmaz,
Sen ne dersen de, o, sizsiz olamaz.

Onun için üzülme nasıl olsa görüşeceğiz,
Ama bilmem şu hasreti biz nasıl gidereceğiz ?
Ya sonra nasıl boynu bükük buraya döneceğiz ?
Dönüpte bizi sizlerden edenlere söyleneceğiz .

Necdet Çobanlı


Mystic@L 18 Mart 2007 22:04

Ne söylenmişse sevmek üstüne sanki sezedir
Bütün güzel şiirlere uygun her yeriniz
Çekip götüren saçlarınızdır o saatleri bir bir
Dünyaya sizinle baktığımı bilmelisiniz

Benim bu evlere düşkünlüğüm sizin yüzünüzden
Şiirlerim bu yüzden aşklara aşklara doğru
Nasıl hazırlanırım sizin gecenize gündüzden
Siz olmasanız ekmekler sular ne olurdu

Sizin yolunuzdur başlayan nereye düşse ayaklarım
Rum ateşleriyle oymalı koç başlarıyla tunç kapılarda
Sizin içindir durup durup kentleri kuşatmalarım

Söylediğim sizseniz ne denli geniş olsa yerim
Korkarım harcamaktan sözlerimizi boş kalıplarda
Çirkin bir şey diyecek olsam ellerimiz durur önümüze güzeltirim.

Turgut Uyar


supergırl 19 Mart 2007 12:42

bana yardım edermisin ben anlamadım şindi üye oldum arkadaşım söylediii burasını msn pluss yüklemkkk istiodum :(


Mystic@L 19 Mart 2007 14:37

Gidişini Anlatıyorum

Sen gidiyorsun ya işşine yetişmek için
Saçlarını, gözlerini, ellerini
Neyin varsa toplayıp gidiyorsun ya
Her seferinde bir şey unutuyorsun sıcak
Termometrede yükselen çizgi çizgi
Kim bilir nerelerde soğuyorsun

Senin gözbebeklerin var ya kadın kadın gülen
İnsan insan bakan gözbebeklerin
Beni tutsa tutsa gözlerin tutar ayakta
Beni yıksa yıksa gözlerin yerle bir eder

Ne gelirse onlardan gelir bana
Çalışma gücü yaşama direnci
Mutluluk gibi kazanılması zor
Mutluluk gibi yitirilmesi kolay

Bir açarsın ki mutluyum
Bir kaparsın her şey elimden gitmiş.

Rıfat Ilgaz


Misafir 19 Mart 2007 15:21

http://img148.imageshack.us/img148/3030/olenedekae8.jpg




Sevmedin , Benim Kadar Sevmedin
Ağlattın Sevmedin
Ayrıldım Gitmedim Yar Gitmedim..
Gitmedim Sendeydim Gitmedim
Başkasını Sevmedim
İnan Ben Hep Sendeydim Yar Sendeydim
Özledim Gülüşünü Özledim
Öpüşünü Özledim
Ben Seni Özledim Yar Özledim..


Mystic@L 21 Mart 2007 19:12

Sakladığım

Gizli bir yara içimde sakladigim.
Çöller misali sessiz bir ilham.
Isli bir mazide sakladigim:
gözyasi, izdirap ve ithâm.

Hayatim uzaniyor ayak ucumda.
Prangalarin yorgunu ayaklarimda.
Yerlerde arandigim anahtari,
son kez gördüm bas ucumda.

Ufuklarda bekledigim bir özlem.
Neredesin sakladigim nerede?
Geride biraktigin sonsuz elem
gözüme çektigin siyahî perdede.

Hiç dogmadi günesin tân'imı
Bir gün olsun bakmadi yüzüme.
Nurun sinmedi de gamli sineme,
tozlu yollari tükettim âhimla.

Gökyüzünü seyrim devam ediyor,
sir küpünü hâlâ dolduramadim.
Gül yüzünü bakislarim ariyor,
resmine hâlâ dokunamadim

Acilarin gölgesinde seni bekliyor,
seher vakti biraktigim ellerim.
Tesellileri çoktur kaybettim.
Günlerime günleri de ekliyor

Ahmet Arslan


Mystic@L 21 Mart 2007 19:58

Yine seni düşünmekteydim dün gece
Saat üç buçuğu beş geçe
Yollara vuruldum, kaldırımlara kilitlendim delice
Adını Mırıldandım an be an hece hece

Her günüm seni bana getirecek diye beklerken
Her gecem seni benden biraz daha koparıyor
Kayboluyorsun yıldızların arasına karışarak
Benide ardından ağlatarak
Feleğin tokadından bir kez daha şaklatarak.

Cebrail Karadağ


Misafir 21 Mart 2007 20:23

gitmek için bahane
Bir dostun kalbini kırmak istemem,
Bükerim boynumu çekip giderim.
Yol uzun olsa da vedayı sevmem
Bükerim boynumu çekip giderim.

Dostluğu yüceltip şiirler yazdım,
Bilerek sanmayın kimseyi üzdüm,
Sanırım bu kabri kendime kazdım
Bükerim boynumu çekip giderim.

Gönül köprüsünün ayağı oldu,
Beynim karışınca noktalar doldu,
Yoklukta yüreğim inceden soldu.
Bükerim boynumu çekip giderim.

Merihli, ufkumu açtı yeniden,
İzler bıraktı ki, çok derinlerden,
Merdiven altından bir serin yerden,
Bükerim boynumu çekip giderim.

Gizemli samimi sıcak duygusal
Ruhumun sükunet bulduğu kumsal
Örnek olsun dedim gençliğe timsal
Bükerim boynumu çekip giderim

Lacizün gözleri açıktı dünden,
Haberler verirdi yaşanan günden,
Şişesini bilmem hiç bir öğünden,
Bükerim boynumu çekip giderim.

Ali can var birde, unuttum sanma
Bilmeceler doldururdu kafama
Şimşekleri çakıp yanan ruhuma
Bükerim boynumu çekip giderim.

Aferit, misshayal, daha kimler var,
Tuşların ucunda durur anılar,
Her biri bir alem, ayrı deryalar,
Bükerim boynumu çekip giderim.

Gitmek kurtuluş mademki burdan,
Bana ne yıllardan, günden, asırdan
Ayrılmak mümkün mü içteki sırdan
Bükerim boynumu çekip giderim

Kurdoğlu hasrete özden nikahlı
Kalkanı hoşgörü, kalem silahlı
Urbasın giyinmiş, dünden siyahlı
Bükerim boynumu çekip giderim


Mystic@L 21 Mart 2007 23:28

Yaşadıklarımdan ögrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya

Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin

İnsan bütün güzel muzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın

Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana

Ataol Behramoğlu


Mystic@L 22 Mart 2007 13:45



Ne zaman seni düşünsem
Bir ceylan su içmeye iner
Çayırları büyürken görürüm

Her akşam seninle
Yeşil bir zeytin tanesi
Bir parça mavi deniz
Alır beni

Seni düşündükçe
Gül dikiyorum ellerimin değdiği yere
Atlara su veriyorum
Daha bir seviyorum dağları.

İlhan Berk


Mystic@L 22 Mart 2007 14:58



Eksik olan
bir yanı vardı askımızın
bir filminde
üç beş figüran dövüp
ata binmemesi
gibi cüneyt arkın'ın

Haberin olsun
vermedim eskiciye
yrtık ayakkabılarımı
nasıl ayrılırım ki onlardan
kapınızın önünde
az mı cıkarıp giymistim

Naftalinledim bende kalan yün kazagını
söylemiş miydim size
naftalin
ki güvelere karsı kullandığı
kimyasal silahıdır
anıların.......

Sunay Akın


delürabia 22 Mart 2007 15:05

gitmekdeeee zordurr kalmaktaa

buda benden (:


derbeder76 22 Mart 2007 15:32

[quote=NoRanynn;72969]GİTMEK Mİ ZOR?YOKSA KALMAK MI?
Kamnın zor olduğunu kalan bilir.


Misafir 22 Mart 2007 15:51

we have to run and we also have to stay alive


Mystic@L 22 Mart 2007 21:23

Raylar
Rüğümlenen yollar, tren
Bir gün
Ümit etmediğim bir gün
Alıverecekler seni benden.
Neler götürdüğünü bilmeyecek
Düşünmeyeceksin.
Belki döneceksin
Düşerken yıldızım bir selvi gölgesine
Belki de ömür boyu bekleteceksin.
İlk çiğdemle gel
Ne var ki dünyada
Kaybedip bulmaktan güzel?
Demesi kolay ama
Öylesine yanıyor ki içim
Bir garip çöl yolcusu gibiyim.
Doymak için susuzluğuna
Seni yudum yudum değil
Damla damla içeçeğim

Gülten Akın


NiliM 22 Mart 2007 22:47

BULUŞMAK ÜZERE

Diyelim yağmura tutuldun bir gün
Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek
Öbür yanda güneş kendi keyfinde
Ne de olsa yaz yağmuru
Pırıl pırıl düşüyor damlalar
Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın
Dar attın kendini karşı evin sundurmasına
İşte o evin kapısında bulacaksın beni
Diyelim için çekti bir sabah vakti
Erkenceden denize gireyim dedin
Kulaç attıkça sen
Patiska çarşaflar gibi yırtılıyor su ortadan
Ege denizi bu efendi deniz
Seslenmiyor
Derken bi de dibe dalayım diyorsun
İçine doğdu belki de
İşte çil çil koşuşan balıklar
Lapinalar gümüşler var ya
Eylim eylim salınan yosunlar
Onların arasında bulacaksın beni
Diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya
Çakmak çakmak gözleri
Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı
Herkes orda sen de ordasın
Herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından
Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim
Özgürlüğe mutluluğa doğru
Her işin başında sevgi diyor
Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili
Bi de başını çeviriyorsun ki
Yanında ben varım


CAN YÜCEL


Mystic@L 22 Mart 2007 23:32

Öte'ye

hep Senin içindi, hep
güle dönüşü Hiç'in...

varlık gurbet, yokluk sıla;
aşklar hep Sana varmak için...

kalbimin ötesi, gülümün üstü;
yolu yolculuktan ayırdın, -niçin?

Hilmi Yavuz


Pollyanna 23 Mart 2007 14:16

Gitmişliğine ve Susmuşluğuna Dair
mağrur bir ırmak geçiyordu kalbimin coğrafyasından
her ırmak kadar asi
ve mahcub
günahlığından muzdarib her günah gibi
ne vakit değse gözlerin gözlerime
içimde bir inşirah
belli ki cennetten geliyordu
bir ırmak işte
her mevsim yağdıkça ben bahar tazeliğinde
mutedil bir akışla sana dökülüyordu

gittin
günüm gecem uykum
tadım tuzum bi yana
tenimin serinliğini alıp gittin
şimdi hangi su
hangi yağmur doldurur bu menfur boşluğu
gittin ve anladım
sırrı ateşmiş aşkın
ayrılıksa
bitimsiz bir çöl susuzluğu

sen gideli kalemime vuruyor efkârım
kırık dökük cümleler kuruyorum öznesi sen
sol yanımda kederli bir şair sancısı
ceplerimde aşka muhalif sloganlar
her satırda gidişinden dem vurup
umarsızlığına göndermeler yapıyorum
biliyorum beyhude
birşey söylemez kelimelerim biliyorum
öyle yabancıyım ki aynalara
kendi dilimden ben bile anlamıyorum

sustun
bana yangın yeri sustuğun her söz
müzmin acılar düğümlendi canıma
korkuyorum
yanacak dokunduğum yerler
ateşten libaslar biçildi ruhuma
binlerce günaha bulaşmışken ellerim
cehennemin gölgesi düşmüşken ardıma
bilmem
yakışır mı dilime
serinliğim olur mu ibrahimî bir dua

yitik kuyuların mahkumu artık sende bulduğum yusuf
firari bir tebessüm içimdeki züleyha
omuzlarımda bunca ıstırap yükü
her gün biraz daha eksiliyorum
biraz daha küsüyorum mutluluk mefhumuna
söylesene sevdiğim
eski bir fotoğraf mı şimdi tüm yaşanmışlar
lügatlarda izahı bulunmazken halimin
hangi şiir hangi şarkı anlatsın beni
terkedilmiş evler gibi yalnızım
perişanım kaybedilmiş savaşlar kadar




Mystic@L 23 Mart 2007 19:58

Var git dilin duası , bu kez değildir sana.
Ağlamak eski silah, ta ademden bu yana...
Var git görmesin gözüm, sen hayal kuramazsın.
Gönülden sadık değil, bir yerde duramazsın...
Var git gidebilirsen, gidebildiğin yere.
İyi olmaz yaranla, biçare kal, biçare...
Var git anlat herkese, bilsinler söyle kimdir.
Kim kimin yarasına ,çare olmuş hekimdir...
Anlat ki öğrensinler,sevdada ahit var mı?
Anlat ki terk edene ,cezalı akit var mı?...
Var git gittiğin kadar, veda etmen gerekmez.
Bu gönül tarlasına, hicran ekmen gerekmez...
Var git vefa örneği, kanayan yürek benim.
Duada huzur gibi, sevdada dilek benim...
Var git kölen değilim,sürükleme ardından.
Aşkla bağlı olanlar, kopmaz gönül yurdundan...
Var git gönül dostuyken , azat ettin sen beni.
Bu sevda pazarında, mezat ettin sen beni...
Var git, dostum sen var git,uğurlar olsun sana.
Ağlamak eski silah, ta ademden bu yana...


Elmadağ
10/07/1997

Metin Uz


Pollyanna 23 Mart 2007 22:25



Mystic@L 23 Mart 2007 22:44

Direnci zemheriden karılmış-ölüm kapı komşusu
Sabrı dağlarla bir- cehennemden sökün etmiş ağustosu
Zulümlerle dövülmüş yüreği yoksulluğun örsünde
Gene de yangınlar içinde yediveren güldür sevdası
Yıkılası kara dağlar boyun büküp yol verir
Değilse kıyametler doğurur coşkusu
Lâkin körolası yollar uzanmış yatar toz kül içinde
Kör bir engerek gibi azrail hovardası
Bir yol gülüşlere karışmış
Bakışlara tünemiş-sözcüklere bulaşmış
Ezeli bir acının doğurduğu nefret aşılmaz
Yıkılmaz muhanetin karlı dağları çevresi dolaşılmaz
Ruhları yağmalanmış babadan oğula devrolan lanet
Çifte su verilmiş yüreği kâr etmez hasretine
Koparır elini kolunu gurbet
Gene de yediveren güldür sevdası
Bilmezler
Yaşamak derler adına
Dağların ötesinde bin yıldır paylarına düşen esaret
Günah-vebal-yemin-gammazlık -yalan- kin
Uğur-nazar-büyü-yılan-çiyan-cin
Ekmek atlı insan yaya-can ter içinde
Korkuyla nefretle silahlandırmış ruhlarını cehalet
Bilmezler
Özgürlük derler adına
Dağlarda yapayalnız ağlayabilmenin
Ölmenin doktorsuz ilaçsız
Bazan çocuk üstüne bazan yılan sokması
Sanırsın ki unutturmuş sevmeyi
Gülüşlere afat olmuş nuhnebiden kalma cinnet
Gene de yediveren güldür sevdası

(Yarın Yeniden/Gerçek Sanat)

Adnan Durmaz


Mystic@L 24 Mart 2007 00:12

Ardınsıra Feryadım!

Senle geçen günlerim,
özlem dolu yüreğim.
Hasretinle beklerim,
döneceğin o günü.

Vatan için sen orada,
başsız kaldım buralarda,
Ağlaşamda kime fayda,
sen olmadıktan sonra?

Tabutun kanlı getirdiler,
şu yüreğim bitirdiler,
feryadım çok gördüler,
Ardınsıra feryadımı.

Kurşun yarası sırtından.
Andım olsun, ben bulmadan,
dönmem gayrı bu yollardan.
Seni vuranı bulmadan.

Ahmet Arslan


NiliM 24 Mart 2007 00:41

O DÖNMEDEN ÖNCE

Geceleyin benden ayrılır ruhum,
Dönünceye kadar açık kalır cam.
Uyanık, başımın ucunda bir mum,
Beklerim, beklerim böyle her akşam.
Bilmesem de nereye gidiyor ruhum,
Bütün gece sessiz, eriyip de mum,
Sabah olduğunu çok biliyorum;
Biliyorum, bu bir sonsuz helecan.
Besbelli bir ömür böyle sürecek,
O öyle uçarı, ben böyle ürkek;
Bir gün ya bilerek, ya bilmeyerek,
O dönmeden önce camı kapıyacam.

Ahmet Kutsi Tecer




Mystic@L 24 Mart 2007 00:54

sevdam öldü artık,
Dün gece seninle sevişirken
Hayallerim ise boğuldu acılı düşlerimde..
Tövbe ettim adına,
Aşkıma, sana sevgime,
Dün gece
annemin üzerine.
Umutlarım yok oldu artık seninle beraber
Dün gece bütün aktığın damarlarımıda kestim.
Gözlerim her gece doluyordu hayalinle
Bu gece görkemli bir törenle körlüğü seçtim..

Zeynep Orcanel


Mystic@L 24 Mart 2007 10:34

Kavuşmak Olsun Gidişin !

I. - saymaca -

bu kaçıncı
yıldızsız bir gökyüzünü seyreder gibi
gidişine yakıp
bitiremediğim şiir?

sıvazlıyor bilincimin eli öksüz sırtımı
sokak ortasında pejmürde bir kedi ağlıyor
aylardan fena halde eylül sanki
ağzımın kıyısındaki gülücükle dürtüyor içimdeki bahar
yekin bir daha sarı buğdaylar gibi
rüzgârsız havalarda bile yekin

II. - zaman :
kaçıncı boyutu insanın? -

zamana
inat
bir
konukluk
bu
yaşam
bir
armağan

III. - kavuşmak olsun gidişin -

kuzguni akşamlara kurban veriyorum zamanı
susuzluğunu bilen yorgun bir sakayım Kızılcık...
kayıp ettim,
son gençliğimde bulduğum
günbatımı yüreğini,
hasretlerine değince gözlerim
içimdeki nehir daha hızlı akardı,
önemliydi denize ulaşmak
çok önemliydi...
sığınmak için rüzgârlı günlerde
göğüs kafesimde
gülüşünü saklardım...
Bir kadının dokunuşlarına,
ruhumu eline alıp okşayışlarına,
gözlerinin ta içine bakıp
gurbete çıkar gibi
sonu gelmez
yolculuklara
çıkışıma
inanıyordum...
üzerimizde iğreti durmayan sevdamızın
alnı ak gururu ile yürüyorduk
hayatın çevresi çiçeklerle bezeli yolunda...
tamamladığın cümleydim,
bitiremediğin türkü,
okuyamadığın kitap
ve ah!
gidemediğimiz deniz,
yüksünmeden
çağlıyor şimdi...

sendeki beni,
bendeki seni
ve
Zeynep'in annesini
bir de
elinin yakışını
çok özledim!
sığmazdı gökyüzüne
sana yüklediğim anlam,
karabulutlarla bile arkadaştım,
yağmurlara sinirlenmez,
güneşe öykünmezdim...
içinin okul bahçesi cıvıltısıyla
seni bulduğumda
kasımın yirmidördüydü...
üç yıl sonra
ağustosun ondördünde
saat 03:17 de
kaybettim!..
gidişine
ve
kalmayışıma
inandım!..
tren garı pusu
kapladı geceyi...
güle güle Kızılcık...
yalnızlığımın arkasına saklanıyorum
ve
yalnızlığın gölgesinde tünüyor
iğreti,
masalsı coşkular...
ellerim korsan umutlara gebe...
ilkyazdan beri alıştığım gece baskınları
yerini
akşamüstü şaşkınlıklarına
bırakıyor artık...

sessizliğe kurdum saati
bozmamak için büyüyü
o bile çalmıyor...
kavuşmak olsun gidişin...
güle güle Kızılcık...
- bitti... -

Nevzat Tekin


Mystic@L 24 Mart 2007 11:32

Gitme Kal

Nice nice acıları aklına getir
Bunca yoksulluğu aklına getir
Gözyaşlarını aklına getir
“GİTME KAL” var yok dinlemez bir çocuk isteğidir
Gitme aklına getir

Kıraç mı kıraç toprakların üstüne
Güneler açar yağmurlar kesilince
Çırılçıplak kayada yeşerir incir ağacı
Dağların kuytusunda bir uslu çiçek
Dağıtır mavisini kendi kendine
Gitme beraberlik içinde
Nasıl sevinirdik aklına getir

Her şeyi her şeyi aklına getir
Gece yarılarını aklına getir
Söylediklerini aklına getir
Sinsi yağmurlar yağıyordu
Soğuktu
Yaktığımız ateşi aklına getir

Nelerden geçiyorsun aklına getir
Gitme dünyamızın her yerinde
Yorgun eller gülleri derleyince
Ellerin sevincini aklına getir
Güllerin sevincini aklına getir

Ne’çok severdik seni aklına getir

Arif Damar


Mystic@L 24 Mart 2007 12:39

Gitmek

İnce ince yağar kar
Rüzgar savurur
Çarpar yüzüme
Duydukça içimde;
Kemiklerime kadar üşürüm
Ve ben;
Önünü görmeyen yolcu
Hem gider,
Hem düşünürüm!

Bin belaya karşı koyup dururken
Yine de hayatın manası vardı
Ama bir tek bela, bir cevr-i canan
Hüzünle sarılı bir uyuşukluk
Manayı, ümidi sildi gönlümden
Aşk girdaplarına
Batıp çıktıkça
İliklerime kadar üşürüm
Ve ben;
Sevgi sıcağından ümidsiz yolcu
Hem gider,
Hem düşünürüm!

Hünkar Dağlı


NiliM 24 Mart 2007 12:57

Uzun uzun yollar

Uzun uzun yolları aştım geldim
Gözümü kararttım kaçtım geldim
Bana bir kez gülesin diye
Beni sarıp sevesin diye vay


Yandım derdinle yar
Vay aman yar
Beni ele güne mahçup etme
Beni boynu bükük geri gönderme
Of yar zalim yar

Yerden yere vursan da sevdalım sensin
Halim ne sormasan da dermanım sensin

Göksel


Mystic@L 24 Mart 2007 20:31

Gün ışığına söyle
Boğamaz içimin karanlığını,
Hep yağmurun sesine karışır,
Hüzün dolu bir şarkı.
Ve hep bir şeyler eksik kalır,
Sende ben,
Bende sen...
Umutsuzca özleriz birbirimizi....


Gün ışığına söyle
Gökyüzü çılgın mavileri de bilir.
Atamadıkça birbirimizi yüreğimizden
Ve vurdukça yüreğimiz birbirimizi
Sokakları sarmışken yağmur bulutları
O çılgın bir mavi yüreğimizde dururken,
Gülüşlerim çok uzaklarda kalır.
İçimdeki tamtamlar ayrılık çığlıkları atar,
Ama bu hayattan çalınmış zamanlar.
Bizi yine ayıramazlar.

Gün ışığına söyle
Vedalar kavuşmak içindir,
Bir yanılgı,
Bir saçmalık,
Bir pişmanlık değil,
Bu bir sevgi,
Belki ölümsüz de değil.
Her şeyimizi kaybettiğimiz bu hayatta.
Hep bir şeyler eksik kalacak bil...
Bende sen,
Sende ben...
Bu yaşadığımız dayanılmaz hasret,
Ayrılık değil...


-Ayrılık Gözyaşına Sığmaz isimli kitabından

Ahmet Beltekin


Mystic@L 24 Mart 2007 22:07

Zamanı çaldığımız bedenlerimizde
geçmişin düşlerini büyütüyorduk yeniden
Çay içmek için değildi verdiğimiz molalar.

Issız sokaklardan dönüşlerimde
bensiz bulurdum seni
Bensiz yükselmiş olurdu gözlerinde binalar
Bensiz okunmuş akşam şiirleri
Bensiz bırakıldığın akşamların
rakı sofralarında örgütlediğin suç ortaklarının
yatak odalarında boyanıyordun kırmızıya.
(Haydut yanaklarında ıslanan geçmişinin
ağıtlarında yitiremediğin korkularına alış
yağmurdan koruyamazsın yolları.)
Bu yüzden kırmızıya boyanıyordun...
Bu yüzden aynalardan bakıyordum sana...
ve aynalar olmadan bakamıyordum artık.

Selçuk Yamen


Pollyanna 24 Mart 2007 23:49

Gidiyorum
İşte sırıl sıklam yalnızlıkla gidiyorum
Ardımda geleceğim önümde serin karanlıklara
Sırtımda hançerin kan revan dinlemiyorum
Ben bu gece yarısı gidiyorum.
Şehir uyuyor sen uyuyorsun ben gidiyorum
Eylül yaprağı gibi savrularak
Usulca akan nehir gibi durularak
Ben bu gece yarısı gidiyorum.
Güneş uyuyor sen uyuyorsun ben gidiyorum
Roman gibi sessiz sedasız
Zaman gibi zamansız
Bu gece yarısı ben gidiyorum.
Gece uyuyor sen uyuyorsun ben gidiyorum
Nefesimi tutarak ama seni içime binlerce kez çekerek
Kendimi senden ederek son sigaramı içerek
Ben bu gec yarısı gidiyorum.
Güller uyuyor sen uyuyorsun ben gidiyorum
Gidenler sokağından son kez geçerek
Bir sevdayı kara toprağa gömerek
Ben bu gece yarısı gidiyorum.
Şehir uyuyor sen uyuyorsun ben gidiyorum
Cebimde son mektubumla sönmüş mehtabımla
Şu sokakta sol yanımla
Ben bu gece yarısı gidiyorum.
Volkan dudakların uyuyor sen uyuyorsun ben gidiyorum
Bu gece yarısı birtek ben gidiyorum
İstanbul uyuyor sen uyuyorsun
Bu gece yarısı ben gidiyorum.
Mert Yağmursuz


Nephthys 25 Mart 2007 01:15

. Ne kadar kolay kırıp gitmek değil mi?



Ne kadar kolay kırıp gitmek değil mi?
çarpınca kırılıyor işte yere düşüp,
tökezleyince düşmemek için
sarılıp çekiyorsun kendine,
neye dokunuyorsan bir bir
sesli sessiz ayrılıyor ikiye, üçe, beşe...
Bin parça oluyor neye dokunsan
her biri ayrı bir gözyaşı
her biri ayrı bir kan damlası sanki

Ne kadar kolay kırıp gitmek değil mi?
suçlamak
temiz kalmak
kirli bırakmak onu öylece...
her biri ayrı bir mendil
her biri ayrı bir kantaşı

en az O'nun kadar suçluyum kırıp dökerken...
kırıp gidenin elinden tutamamak...
ne kadar zor değil mi?


Okan Köroğlu


Mystic@L 25 Mart 2007 07:57

Ben ilkbaharı yaşarım
Güneş bronzlaştırırken tenini)

Ey doğa güzeli sevdiğim
Belirsizliğin kıyameti
Anla resimlerdeki soluk renkleri
Anla dudaklardaki hüzünlü sloganları
Topraklara serpiştirilmiştir çiçek tohumlarını
Yüreğimde yangınlar tutuşur, ölürüm
İki Temmuz'un coşkusuyla ve hüznüyle
Daha coşkulu dinlerim sevdiğim
Islıklaşan türkülerini

Halk çatışırken düzenle
Hâla düşünceler demir parmaklıklarda
Üstelik HASRET'ler yangın çığlığında Madımak'ta
Kimileri ağlarken evlat acısına
Ve fuuş batağındayken zaman
Gecenin tüm barut kokan sessizliğinde
Tüm yasaklarına rağmen bebek çıngırakları kadar
Masum hayat.

Jale Bektaş


NiliM 25 Mart 2007 09:38

Buralardan Gitme

Çok su verince ölür ya çiçekler.
Çok ağlarım, çürür gözlerim gidersen eğer.
Ben senin gülbahçende oyunlarıyla mutlu
Ve affedilmeyi çok seven yaramaz bir çocuğum.

Sen ne güzel güldün, solmuyordun.
Sem çok seviyordun hem beni yormuyordun.
Çiçekler....
Çiçekler sevildikçe büyür.
Gitme diyorum sana gitme!
....Çiçeklerim benimle ölür.

Buralardan gitme.
Buralar gitsin, sen gitme.
Gitmek çözecekse...
Ve biri gidecekse...
Buralar gitsin, sen gitme...
....Sen gitme!


{yazarı bilinmiyor}


Mystic@L 25 Mart 2007 18:26

Elde Var Hüzün

söyleşir
evvelce biz bu tenhalarda
ziyade gülüsürdük
pır pır yaldızlanırdı kanatları kahkaha kuşlarının
ne meseller söylenirdi mercan koz nargileler
zamanlar değişti
ayrılık girdi araya
hicrana düştük bugün
ah nerde gençliğimiz
sahilde savruluşları başıboş dalgaların
yeri göğü çınlatan tumturaklı gazeller
elde var hüzün

o şehrayin fakat çıkar mı akıldan
çarkıfeleklerin renk renk geceye dağılması
sırılsıklam aşık incesaz
kadehlerin mehtaba kaldırılması
adeta düğün
hayat zamanda iz bırakmaz
bir boşluğa düşersin bir boşluktan
birikip yeniden sıçramak için
elde var hüzün

Atilla İlhan


Mystic@L 25 Mart 2007 19:07

Her Aşk Bir İnsan

sonunda sen üfledin üfledikçe
susamların peşine takıldım
gittim ben de
istiridye mevsimlerine

her aşk bir insan
her insan bir aşktan artakalan
yaşam, iki susam tanesi
nefesinden gelen fırtınayla
yuvarlanıp uçan
uçup kaybolan

bitti bir gece de
gitti her yarına herkes
kalan sen
yerindesin biliyorum ama
sormuyorum kimliğini artık;
artık "kimselik" in kimlik

demek ki, her aşk bir insan
her insan bir aşktan arta kalan

Ömer Serdar


P.u.S.u 25 Mart 2007 19:12

gitmek ....!!!


Mystic@L 26 Mart 2007 00:05

ey yürekli değişen kesinlik
bencil bir kinin erdeminde
boğulan karınca
-ağla diyorsun bana
senin ülkende gözlerim kaldı
inatla suladım yüreğimi
sıradan bekleyişler
ve kederli hıçkırıklar yarattım
sana körpe sevinçler veren
ıslak ve karanlık sokaklardan

-ağla diyorsun bana
gözyaşları aşkın kanıtı mı?

Metin Güven


Misafir 26 Mart 2007 16:02

Giden
 
Bir gecedir bütün geceler gibi
Saçlarında,tanıdığın ellerin en ağırı
Gözlerinde maceraların en derini...
Sana anlatırlar geçenle kalandan
Bir gecedir bütün geceler gibi
Karanlıklardan,aydınlıklardan

Ne varsa kendincedir
Pencere camlarında ışıklar parlar
Halıda yatar eşyanın gölgesi
İç içedir artık sokaklar,evler,odalar
Duvarlar bakışları keser,kapılar sesi
Ne varsa kendincedir

Ve senin,üzerinde binbir düşünce,günden
Oynaşır hatıranla,kalbinle,ümitlerinle
Herşey düşünmektedir seninle
Birden,bir rüzgar eser,sana doğru senden
Seninle çoğalmaya başlar kendisiyle bitenler
Hatırlayan ellerinle,unutmayan gözlerinle

Değişir sezilecek kadar yavaştan
Değişir istenen istenmeyen
O koruyan zor yalanlar silinir
Büyür kolay bir doğru,bilinen,söylenmeyen
Uyuyanlar uyanmış,ölüler dirilmiştir
Bir gecedir sana doğru senden

Bir gecedir sana doğru senden...
Geçen yaşadığındır,yaşarken anlamadan
Kalan bir gerçektir belki
Bir iğne gibi kaybolan,bir bardak gibi kırılan
Gelen sanki beklediğindir
Ve giden,en tatlı,en sıcak,en kocaman..
http://img159.imageshack.us/img159/966/featherrn6.gifÖzdemir ASAF


NiliM 26 Mart 2007 17:49

Bir Günün Sonunda Arzu

Yorgun gözümün halkalarında
Güller gibi fecr oldu numayan,
Güller gibi... sonsuz, iri güller
Güller ki kamıştan daha nalan;
Gün doğdu yazık arkalarında!
Altın kulelerden yine kuşlar
Tekrarını ömrün eder ilan.
Kuşlar mıdır onlar ki her akşam
Alemlerimizden sefer eyler?
Akşam, yine akşam, yine akşam
Bir sırma kemerdir suya baksam;
Üstümde sema kavs-i mutalsam!
Akşam, yine akşam, yine akşam
Göllerde bu dem bir kamış olsam!

Ahmet Haşim


Pollyanna 26 Mart 2007 23:09

AYRILIĞIN İLANI



Gidiyor musun diye sorma bana.
Gönderen sensin.
Ne terk etmeyi istedim seni,
Ne de daha yaşamadığımız bu aşkı toprağa gömmeyi.
Senin kadar öfkeliyim ben de.
Senin kadar endişeli...

Bir dokunuşunla bin kenti yıkacak güç verirdin bana
Ama inandıramadım seni.
Sen, sorgularken beni kafanda
Ben, gözlerinin içine bakıyordum kuşkuyla.
Bir tek sözün bağlardı beni sana,
Oysa sen hep susmanın koynunda.

Aşkın içine bir kez girdi mi kuşku,
Teslim alır bedenleri de.
Sütten çıkmış ak kaşık değildim
Ama yalanı sokmadım iki kişilik dünyamıza.
O dünya ki bazen minicik bir odada
Bazen kentin ortasında şekillendi.
Nasıl da güzeldi...
Zaten varsın diye her şey güzeldi ama
Sen buna inanmadın. Ah bu sorular...

Yaşamak varken sevdayı delice,
Niye boğarız sorularla?
Nasıl ikna edebilirdim seni?
Ben, aşk dedikçe sen, dur dedin.
Ben, seninleyim dedikçe
Sen, hayır dedin.
Zaten az konuşan sen
Olumsuz ne kadar sözcük varsa
Bulup çıkardın ortaya.
Bense hiç bir şey diyemedim.

Ne kadar zarar vermişim sana meğer.
Nasıl değiştirmişim seni.
Oysa hiç böyle düşünmemiştim.
Kimseye zarar vermek istemem ben.
Kimseyi olduğundan farklı bir hale getirmek istemem.
Ama öyle oldu işte.
Demek ki; gitmelerin zamanı şimdi.

Çocukluğuna sığınır atlatırsın bu acıyı.
Ne sevişmelerimiz kalır aklında, ne sevda sözlerimiz.
Rahat değilim diyordun ya, rahat ol artık.
Gülüşlerini saklaman için bir neden kalmadı.
Tedirginliğinin sebebi de kalktı ortadan.

Biliyor musun bir tanem!
Gidişim yürekten değil, zorunluluktan.
Sanma ki, bu toy sevdayı başka kimliklere taşırım.
Sanma ki, benden sakladığın gülüşleri
yalancı yüzlerde ararım.
Seni de götürürüm yüreğimde.
Her zaman yokluğunu taşırım.

Bulup, bulup kaybettim seni bebeğim.
Ne yazık ki, tozduman edemedim kuşkularını.
Ne yazık ki, kalamadın bana.
Öpücüğümün kokusu kalacak kapının eşiğinde.
Kokladıkça; bizi bir yanlışa mahkum ettiğini anlayacaksın.


Mystic@L 26 Mart 2007 23:20

Aşkından

Gözbebeklerime
gizlenen
korkular,
şimdi
ellerimde
bahar...

Bülent Özcan


Pollyanna 27 Mart 2007 00:08

Umutlarımın mavisini alıp gittin
Denizlerimin mavisini çalıp gittin
Masmavi dünyama
Simsiyah bir çivi çakıp gittin...

Gittin
Ve sen de her yalan gibi
Bittin...




Mystic@L 27 Mart 2007 00:10

Nefretin adresini mi soruyorsun
cinnet yağmurunda kimsesiz kuşlardan
rüzgarı çalınmış yalnızlığımı mı
sevdanın adresini mi soruyorsun
ayrılığı mavi, hüznü beyaz uçan

Yüzüne ay doğmakta. Seviyorum seni

Sensin çılgınlığımın zalim kaynağı
elemin aşktan damıtılmış alevi
taşarken yüzünden hicranın ırmağı
zulmetin vahasını mı arıyorsun
bakışı gül sesi, gülüşü yaz açan

Yüzünde ay doğmakta. Seviyorum seni

Fırtınası çalınmış işte umudun
gençliğimin şafağı da haczedilmiş
acının ve aşkın tarihini yazmadan
su menzilinde akşam mı avlıyorsun
ikindisi kumral, baharı az olan

Yüzüne ay doğmakta. Seviyorum seni

Çile kuşatılmaz demedim mi sana
nur heykeli, gün avcısı, ay alevi
yüzü bereketli sevdalar tuzağı
kalbimin adresini mi soruyorsun
soyadı hüzünlü, adı naz anılan

Yüzüne ay doğmakta. Seviyorum seni

Refik Durbaş


NiliM 27 Mart 2007 01:29

DENİZİN BEKLEDİĞİ

Seni sevmek mor denizlerdi biraz
Ne kadar gidilse bir o kadar bitmeyen
Umutlar ve yıkılmalar ardında direnilen
Seni sevmek mevsimler içinde en güzel yaz

Seni sevmek yaşamın aşılmaz büyüklüğü
Seni sevmek kan dolu yüzyılları korkutan
Ve sığınıp ılık kıyı kentlerinde biraz akşam
Seni sevmek çocukların düşlerinde gördüğü

Varılırdı daha saydam günlere isteseler
İsteseler yalnızlık giremezdi evlere
Seni sevmek bir kırlangıç olacak bekleseler
Ve uçacak durmadan adasız denizlere

Kim bulacak cam kırığı gözlerinde sevgimi
Sonra yalnız kalmak gibi yoksulca uğuldayan
Bütün okyanusların baş eğdiği tek kaptan
Sana verdim geç diye bütün denizlerimi

AFŞAR TİMUÇİN


Mystic@L 27 Mart 2007 14:13

İstemezmisiniz,
Bir avuç bile çöl kalmasın gönlünüzde?
Ve hiç bitmesin baharlar..
Hüzünlendiğinizde,
Çisil çisil yağmur yağsın,
Sevindiğinizde,
Güneş doğsun istemezmisiniz?
Ve istemezmisiniz,
Bir anda gül bahçesine dönüşmesini,
Gönlünüzün?
Ne duruyorsunuz o halde?
Söküp, atın ayrık otlarını yüreğinizden,
Ve yeni baştan düzenleyin,
Gönül bahçesinizi..
İster papatlayın,
İster menekşeleyin,
Ama mutlaka gülleyin..

Siz değilmisiniz şikâyetçi olan,
Mutsuzluktan,
Sevgisizlikten,
Ve tekdüze yaşamdan?.
Halâ bilmiyormusunuz,
Kendinizin kurduğunu,
Kendi dünyanızı?
Ve bilmiyormusunuz yoksa,
Yürek rüzgârlarıyla avuçlarınızda döndüğünü,
Onun?.
Bakışlarınız yıldızlar,
Yüzünüz ondördünde ay olsun,
İstemezmisiniz?.
Kıpırdatın parmaklarınızı hele,
Ve ısrarla dokunun yüreğinize,
Acıyıncaya, uyanıncaya kadar,
Mıncık mıncık elleyin..

Durmayın bir kenarda,
Öyle esrik esrik.
Ters yüz ediverin her şeyi.
Yok sayın, ne varsa,
Sizi mutsuz eden, yaşamda,
Ve yepyeni bir dünya kuruverin sonra..
Gökyüzünü “sevgi mavisine”,
Yeryüzünü “sevgi yeşiline”,
Ve bütün çirkinlikleri,
“Sevgi beyazına” boyayın.
Alın elinize fırçanızı artık,
Sevin, sevilin önce,
Ve yeşilleyin, mavileyin, beyazlayın,
Her tarafı.
Ama mutlaka,
Ama mutlaka sevgileyin...

Mustafa Erçin



Saat: 06:13

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık