![]() |
Sırası gelince acının vergisini verdik, gülün haracını ödedik hüznü demirbaş defterinden düşmeye geldi sıra sen ki eyvan ağıtlarda sürekli ve ahşap bir gülümseme gibi durdun gözlerin bozkırdan devşirme yolların bozgundan derlenmiş karanlık yolcusu turnaların ve kurdun ey hüzünlere reâyâ olan derviş acının vergisini verdin, gülün haracını ödedin hüznü demirbaş defterinden düşmeye geldi sıra tarlalara uzar gider al kısrak gökçe çiçek tozar durur sılalarla oysa ölüm, bir uçtan bir uca bir uzun kervansaraydır ki savrulur günü saati gelince yıkılır yırtıla yırtıla Hilmi Yavuz |
Her şeyi bitirdik Her şeyi bitirdik bir yalan gibi Bu aşkı yarına götüremedik ne günler yaşadık bir roman gibi Ne yazık sonunu getiremedik Önce evet dedik bu hayır neden Biz aşkla başladık bu gurur neden Ümitler sendendir arzular benden Ne yazik sonunu getiremedik Şimdi sen yolcusun meçhul yollara Şimdi ben yolcuyum başka kollara Ne desek boş artık geçen yıllara Ne yazık sonunu getiremedik Bu aşkı yarına götüremedik. Ahmet Selçuk İlkan |
Herseyi yok sayip gittigin gün varya... O gün hüsrani yasadim, gözyaslarimi tattim. Gerçek çaresizligin ve yikilmisligin ne oldugunu anladim, ve aynada kendime bakarken, gözlerimdeki kararsizligi gördüm. Sanki ben idim suçlu olan, yalniz ben idim azi çogaltan, sevdigini terkedip yollara koyulan Sanki ben idim. Ahmet Arslan |
|
Hiç olur mu bu? "Ölürsen affetmem," deyip yüreğimi dağlıyorsun, Beni de ağlatıp göz yaşlarına boğuyorsun, Neden sen kendi Allahına bunu sormuyorsun ? Ona inanmıyorum, diye niye bana kızıyorsun ? Gelecek yıl kızının gidişini düşünürsün, Beni de tâa 30 yıl evvellere götürürsün. Ne yapacaksın, kızın büyüyünce kötürümsün, Ama gene de boynunu büküp onu düşünürsün. Bana,"Galiba yine sen haklısın," diyorsun, Bunu kaç kez söyleyip hep aksini yaparsın, Durup durup babanın yüreğini hep dağlarsın. Sonra da "ne haltettim ben," diye ağlarsın. Yo yo Ayşeciğiğm, manasız olan hayat değildir, Onu manasız yapan, senin aptal ahmak eşindir, Beni dinlemeyip ağlatmak da senin işindir, Sen ne dersen de, seni sevmek benim işimdir. Yoo Yo; inanın kat'iyen olmaz, İnan, Necdet Ayşeyle Fatoş'suz olamaz, Olsa da zaten onun hayatı olmaz, Sen ne dersen de, o, sizsiz olamaz. Onun için üzülme nasıl olsa görüşeceğiz, Ama bilmem şu hasreti biz nasıl gidereceğiz ? Ya sonra nasıl boynu bükük buraya döneceğiz ? Dönüpte bizi sizlerden edenlere söyleneceğiz . Necdet Çobanlı |
Ne söylenmişse sevmek üstüne sanki sezedir Bütün güzel şiirlere uygun her yeriniz Çekip götüren saçlarınızdır o saatleri bir bir Dünyaya sizinle baktığımı bilmelisiniz Benim bu evlere düşkünlüğüm sizin yüzünüzden Şiirlerim bu yüzden aşklara aşklara doğru Nasıl hazırlanırım sizin gecenize gündüzden Siz olmasanız ekmekler sular ne olurdu Sizin yolunuzdur başlayan nereye düşse ayaklarım Rum ateşleriyle oymalı koç başlarıyla tunç kapılarda Sizin içindir durup durup kentleri kuşatmalarım Söylediğim sizseniz ne denli geniş olsa yerim Korkarım harcamaktan sözlerimizi boş kalıplarda Çirkin bir şey diyecek olsam ellerimiz durur önümüze güzeltirim. Turgut Uyar |
bana yardım edermisin ben anlamadım şindi üye oldum arkadaşım söylediii burasını msn pluss yüklemkkk istiodum :( |
Gidişini Anlatıyorum Sen gidiyorsun ya işşine yetişmek için Saçlarını, gözlerini, ellerini Neyin varsa toplayıp gidiyorsun ya Her seferinde bir şey unutuyorsun sıcak Termometrede yükselen çizgi çizgi Kim bilir nerelerde soğuyorsun Senin gözbebeklerin var ya kadın kadın gülen İnsan insan bakan gözbebeklerin Beni tutsa tutsa gözlerin tutar ayakta Beni yıksa yıksa gözlerin yerle bir eder Ne gelirse onlardan gelir bana Çalışma gücü yaşama direnci Mutluluk gibi kazanılması zor Mutluluk gibi yitirilmesi kolay Bir açarsın ki mutluyum Bir kaparsın her şey elimden gitmiş. Rıfat Ilgaz |
http://img148.imageshack.us/img148/3030/olenedekae8.jpg Sevmedin , Benim Kadar Sevmedin Ağlattın Sevmedin Ayrıldım Gitmedim Yar Gitmedim.. Gitmedim Sendeydim Gitmedim Başkasını Sevmedim İnan Ben Hep Sendeydim Yar Sendeydim Özledim Gülüşünü Özledim Öpüşünü Özledim Ben Seni Özledim Yar Özledim.. |
Sakladığım Gizli bir yara içimde sakladigim. Çöller misali sessiz bir ilham. Isli bir mazide sakladigim: gözyasi, izdirap ve ithâm. Hayatim uzaniyor ayak ucumda. Prangalarin yorgunu ayaklarimda. Yerlerde arandigim anahtari, son kez gördüm bas ucumda. Ufuklarda bekledigim bir özlem. Neredesin sakladigim nerede? Geride biraktigin sonsuz elem gözüme çektigin siyahî perdede. Hiç dogmadi günesin tân'imı Bir gün olsun bakmadi yüzüme. Nurun sinmedi de gamli sineme, tozlu yollari tükettim âhimla. Gökyüzünü seyrim devam ediyor, sir küpünü hâlâ dolduramadim. Gül yüzünü bakislarim ariyor, resmine hâlâ dokunamadim Acilarin gölgesinde seni bekliyor, seher vakti biraktigim ellerim. Tesellileri çoktur kaybettim. Günlerime günleri de ekliyor Ahmet Arslan |
Yine seni düşünmekteydim dün gece Saat üç buçuğu beş geçe Yollara vuruldum, kaldırımlara kilitlendim delice Adını Mırıldandım an be an hece hece Her günüm seni bana getirecek diye beklerken Her gecem seni benden biraz daha koparıyor Kayboluyorsun yıldızların arasına karışarak Benide ardından ağlatarak Feleğin tokadından bir kez daha şaklatarak. Cebrail Karadağ |
gitmek için bahane Bir dostun kalbini kırmak istemem, Bükerim boynumu çekip giderim. Yol uzun olsa da vedayı sevmem Bükerim boynumu çekip giderim. Dostluğu yüceltip şiirler yazdım, Bilerek sanmayın kimseyi üzdüm, Sanırım bu kabri kendime kazdım Bükerim boynumu çekip giderim. Gönül köprüsünün ayağı oldu, Beynim karışınca noktalar doldu, Yoklukta yüreğim inceden soldu. Bükerim boynumu çekip giderim. Merihli, ufkumu açtı yeniden, İzler bıraktı ki, çok derinlerden, Merdiven altından bir serin yerden, Bükerim boynumu çekip giderim. Gizemli samimi sıcak duygusal Ruhumun sükunet bulduğu kumsal Örnek olsun dedim gençliğe timsal Bükerim boynumu çekip giderim Lacizün gözleri açıktı dünden, Haberler verirdi yaşanan günden, Şişesini bilmem hiç bir öğünden, Bükerim boynumu çekip giderim. Ali can var birde, unuttum sanma Bilmeceler doldururdu kafama Şimşekleri çakıp yanan ruhuma Bükerim boynumu çekip giderim. Aferit, misshayal, daha kimler var, Tuşların ucunda durur anılar, Her biri bir alem, ayrı deryalar, Bükerim boynumu çekip giderim. Gitmek kurtuluş mademki burdan, Bana ne yıllardan, günden, asırdan Ayrılmak mümkün mü içteki sırdan Bükerim boynumu çekip giderim Kurdoğlu hasrete özden nikahlı Kalkanı hoşgörü, kalem silahlı Urbasın giyinmiş, dünden siyahlı Bükerim boynumu çekip giderim |
Yaşadıklarımdan ögrendiğim bir şey var: Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır Kopmaz kökler salmaktır oraya Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin İnsan bütün güzel muzikleri dinlemeli alabildiğine Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına İnsan balıklama dalmalı içine hayatın Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var: Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana Ataol Behramoğlu |
Ne zaman seni düşünsem Bir ceylan su içmeye iner Çayırları büyürken görürüm Her akşam seninle Yeşil bir zeytin tanesi Bir parça mavi deniz Alır beni Seni düşündükçe Gül dikiyorum ellerimin değdiği yere Atlara su veriyorum Daha bir seviyorum dağları. İlhan Berk |
Eksik olan bir yanı vardı askımızın bir filminde üç beş figüran dövüp ata binmemesi gibi cüneyt arkın'ın Haberin olsun vermedim eskiciye yrtık ayakkabılarımı nasıl ayrılırım ki onlardan kapınızın önünde az mı cıkarıp giymistim Naftalinledim bende kalan yün kazagını söylemiş miydim size naftalin ki güvelere karsı kullandığı kimyasal silahıdır anıların....... Sunay Akın |
gitmekdeeee zordurr kalmaktaa buda benden (: |
[quote=NoRanynn;72969]GİTMEK Mİ ZOR?YOKSA KALMAK MI? Kamnın zor olduğunu kalan bilir. |
we have to run and we also have to stay alive |
Raylar Rüğümlenen yollar, tren Bir gün Ümit etmediğim bir gün Alıverecekler seni benden. Neler götürdüğünü bilmeyecek Düşünmeyeceksin. Belki döneceksin Düşerken yıldızım bir selvi gölgesine Belki de ömür boyu bekleteceksin. İlk çiğdemle gel Ne var ki dünyada Kaybedip bulmaktan güzel? Demesi kolay ama Öylesine yanıyor ki içim Bir garip çöl yolcusu gibiyim. Doymak için susuzluğuna Seni yudum yudum değil Damla damla içeçeğim Gülten Akın |
BULUŞMAK ÜZERE Diyelim yağmura tutuldun bir gün Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek Öbür yanda güneş kendi keyfinde Ne de olsa yaz yağmuru Pırıl pırıl düşüyor damlalar Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın Dar attın kendini karşı evin sundurmasına İşte o evin kapısında bulacaksın beni Diyelim için çekti bir sabah vakti Erkenceden denize gireyim dedin Kulaç attıkça sen Patiska çarşaflar gibi yırtılıyor su ortadan Ege denizi bu efendi deniz Seslenmiyor Derken bi de dibe dalayım diyorsun İçine doğdu belki de İşte çil çil koşuşan balıklar Lapinalar gümüşler var ya Eylim eylim salınan yosunlar Onların arasında bulacaksın beni Diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya Çakmak çakmak gözleri Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı Herkes orda sen de ordasın Herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim Özgürlüğe mutluluğa doğru Her işin başında sevgi diyor Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili Bi de başını çeviriyorsun ki Yanında ben varım CAN YÜCEL |
Öte'ye hep Senin içindi, hep güle dönüşü Hiç'in... varlık gurbet, yokluk sıla; aşklar hep Sana varmak için... kalbimin ötesi, gülümün üstü; yolu yolculuktan ayırdın, -niçin? Hilmi Yavuz |
Gitmişliğine ve Susmuşluğuna Dair mağrur bir ırmak geçiyordu kalbimin coğrafyasından her ırmak kadar asi ve mahcub günahlığından muzdarib her günah gibi ne vakit değse gözlerin gözlerime içimde bir inşirah belli ki cennetten geliyordu bir ırmak işte her mevsim yağdıkça ben bahar tazeliğinde mutedil bir akışla sana dökülüyordu gittin günüm gecem uykum tadım tuzum bi yana tenimin serinliğini alıp gittin şimdi hangi su hangi yağmur doldurur bu menfur boşluğu gittin ve anladım sırrı ateşmiş aşkın ayrılıksa bitimsiz bir çöl susuzluğu sen gideli kalemime vuruyor efkârım kırık dökük cümleler kuruyorum öznesi sen sol yanımda kederli bir şair sancısı ceplerimde aşka muhalif sloganlar her satırda gidişinden dem vurup umarsızlığına göndermeler yapıyorum biliyorum beyhude birşey söylemez kelimelerim biliyorum öyle yabancıyım ki aynalara kendi dilimden ben bile anlamıyorum sustun bana yangın yeri sustuğun her söz müzmin acılar düğümlendi canıma korkuyorum yanacak dokunduğum yerler ateşten libaslar biçildi ruhuma binlerce günaha bulaşmışken ellerim cehennemin gölgesi düşmüşken ardıma bilmem yakışır mı dilime serinliğim olur mu ibrahimî bir dua yitik kuyuların mahkumu artık sende bulduğum yusuf firari bir tebessüm içimdeki züleyha omuzlarımda bunca ıstırap yükü her gün biraz daha eksiliyorum biraz daha küsüyorum mutluluk mefhumuna söylesene sevdiğim eski bir fotoğraf mı şimdi tüm yaşanmışlar lügatlarda izahı bulunmazken halimin hangi şiir hangi şarkı anlatsın beni terkedilmiş evler gibi yalnızım perişanım kaybedilmiş savaşlar kadar |
Var git dilin duası , bu kez değildir sana. Ağlamak eski silah, ta ademden bu yana... Var git görmesin gözüm, sen hayal kuramazsın. Gönülden sadık değil, bir yerde duramazsın... Var git gidebilirsen, gidebildiğin yere. İyi olmaz yaranla, biçare kal, biçare... Var git anlat herkese, bilsinler söyle kimdir. Kim kimin yarasına ,çare olmuş hekimdir... Anlat ki öğrensinler,sevdada ahit var mı? Anlat ki terk edene ,cezalı akit var mı?... Var git gittiğin kadar, veda etmen gerekmez. Bu gönül tarlasına, hicran ekmen gerekmez... Var git vefa örneği, kanayan yürek benim. Duada huzur gibi, sevdada dilek benim... Var git kölen değilim,sürükleme ardından. Aşkla bağlı olanlar, kopmaz gönül yurdundan... Var git gönül dostuyken , azat ettin sen beni. Bu sevda pazarında, mezat ettin sen beni... Var git, dostum sen var git,uğurlar olsun sana. Ağlamak eski silah, ta ademden bu yana... Elmadağ 10/07/1997 Metin Uz |
|
Direnci zemheriden karılmış-ölüm kapı komşusu Sabrı dağlarla bir- cehennemden sökün etmiş ağustosu Zulümlerle dövülmüş yüreği yoksulluğun örsünde Gene de yangınlar içinde yediveren güldür sevdası Yıkılası kara dağlar boyun büküp yol verir Değilse kıyametler doğurur coşkusu Lâkin körolası yollar uzanmış yatar toz kül içinde Kör bir engerek gibi azrail hovardası Bir yol gülüşlere karışmış Bakışlara tünemiş-sözcüklere bulaşmış Ezeli bir acının doğurduğu nefret aşılmaz Yıkılmaz muhanetin karlı dağları çevresi dolaşılmaz Ruhları yağmalanmış babadan oğula devrolan lanet Çifte su verilmiş yüreği kâr etmez hasretine Koparır elini kolunu gurbet Gene de yediveren güldür sevdası Bilmezler Yaşamak derler adına Dağların ötesinde bin yıldır paylarına düşen esaret Günah-vebal-yemin-gammazlık -yalan- kin Uğur-nazar-büyü-yılan-çiyan-cin Ekmek atlı insan yaya-can ter içinde Korkuyla nefretle silahlandırmış ruhlarını cehalet Bilmezler Özgürlük derler adına Dağlarda yapayalnız ağlayabilmenin Ölmenin doktorsuz ilaçsız Bazan çocuk üstüne bazan yılan sokması Sanırsın ki unutturmuş sevmeyi Gülüşlere afat olmuş nuhnebiden kalma cinnet Gene de yediveren güldür sevdası (Yarın Yeniden/Gerçek Sanat) Adnan Durmaz |
Ardınsıra Feryadım! Senle geçen günlerim, özlem dolu yüreğim. Hasretinle beklerim, döneceğin o günü. Vatan için sen orada, başsız kaldım buralarda, Ağlaşamda kime fayda, sen olmadıktan sonra? Tabutun kanlı getirdiler, şu yüreğim bitirdiler, feryadım çok gördüler, Ardınsıra feryadımı. Kurşun yarası sırtından. Andım olsun, ben bulmadan, dönmem gayrı bu yollardan. Seni vuranı bulmadan. Ahmet Arslan |
O DÖNMEDEN ÖNCE Geceleyin benden ayrılır ruhum, Dönünceye kadar açık kalır cam. Uyanık, başımın ucunda bir mum, Beklerim, beklerim böyle her akşam. Bilmesem de nereye gidiyor ruhum, Bütün gece sessiz, eriyip de mum, Sabah olduğunu çok biliyorum; Biliyorum, bu bir sonsuz helecan. Besbelli bir ömür böyle sürecek, O öyle uçarı, ben böyle ürkek; Bir gün ya bilerek, ya bilmeyerek, O dönmeden önce camı kapıyacam. Ahmet Kutsi Tecer |
sevdam öldü artık, Dün gece seninle sevişirken Hayallerim ise boğuldu acılı düşlerimde.. Tövbe ettim adına, Aşkıma, sana sevgime, Dün gece annemin üzerine. Umutlarım yok oldu artık seninle beraber Dün gece bütün aktığın damarlarımıda kestim. Gözlerim her gece doluyordu hayalinle Bu gece görkemli bir törenle körlüğü seçtim.. Zeynep Orcanel |
Kavuşmak Olsun Gidişin ! I. - saymaca - bu kaçıncı yıldızsız bir gökyüzünü seyreder gibi gidişine yakıp bitiremediğim şiir? sıvazlıyor bilincimin eli öksüz sırtımı sokak ortasında pejmürde bir kedi ağlıyor aylardan fena halde eylül sanki ağzımın kıyısındaki gülücükle dürtüyor içimdeki bahar yekin bir daha sarı buğdaylar gibi rüzgârsız havalarda bile yekin II. - zaman : kaçıncı boyutu insanın? - zamana inat bir konukluk bu yaşam bir armağan III. - kavuşmak olsun gidişin - kuzguni akşamlara kurban veriyorum zamanı susuzluğunu bilen yorgun bir sakayım Kızılcık... kayıp ettim, son gençliğimde bulduğum günbatımı yüreğini, hasretlerine değince gözlerim içimdeki nehir daha hızlı akardı, önemliydi denize ulaşmak çok önemliydi... sığınmak için rüzgârlı günlerde göğüs kafesimde gülüşünü saklardım... Bir kadının dokunuşlarına, ruhumu eline alıp okşayışlarına, gözlerinin ta içine bakıp gurbete çıkar gibi sonu gelmez yolculuklara çıkışıma inanıyordum... üzerimizde iğreti durmayan sevdamızın alnı ak gururu ile yürüyorduk hayatın çevresi çiçeklerle bezeli yolunda... tamamladığın cümleydim, bitiremediğin türkü, okuyamadığın kitap ve ah! gidemediğimiz deniz, yüksünmeden çağlıyor şimdi... sendeki beni, bendeki seni ve Zeynep'in annesini bir de elinin yakışını çok özledim! sığmazdı gökyüzüne sana yüklediğim anlam, karabulutlarla bile arkadaştım, yağmurlara sinirlenmez, güneşe öykünmezdim... içinin okul bahçesi cıvıltısıyla seni bulduğumda kasımın yirmidördüydü... üç yıl sonra ağustosun ondördünde saat 03:17 de kaybettim!.. gidişine ve kalmayışıma inandım!.. tren garı pusu kapladı geceyi... güle güle Kızılcık... yalnızlığımın arkasına saklanıyorum ve yalnızlığın gölgesinde tünüyor iğreti, masalsı coşkular... ellerim korsan umutlara gebe... ilkyazdan beri alıştığım gece baskınları yerini akşamüstü şaşkınlıklarına bırakıyor artık... sessizliğe kurdum saati bozmamak için büyüyü o bile çalmıyor... kavuşmak olsun gidişin... güle güle Kızılcık... - bitti... - Nevzat Tekin |
Gitme Kal Nice nice acıları aklına getir Bunca yoksulluğu aklına getir Gözyaşlarını aklına getir “GİTME KAL” var yok dinlemez bir çocuk isteğidir Gitme aklına getir Kıraç mı kıraç toprakların üstüne Güneler açar yağmurlar kesilince Çırılçıplak kayada yeşerir incir ağacı Dağların kuytusunda bir uslu çiçek Dağıtır mavisini kendi kendine Gitme beraberlik içinde Nasıl sevinirdik aklına getir Her şeyi her şeyi aklına getir Gece yarılarını aklına getir Söylediklerini aklına getir Sinsi yağmurlar yağıyordu Soğuktu Yaktığımız ateşi aklına getir Nelerden geçiyorsun aklına getir Gitme dünyamızın her yerinde Yorgun eller gülleri derleyince Ellerin sevincini aklına getir Güllerin sevincini aklına getir Ne’çok severdik seni aklına getir Arif Damar |
Gitmek İnce ince yağar kar Rüzgar savurur Çarpar yüzüme Duydukça içimde; Kemiklerime kadar üşürüm Ve ben; Önünü görmeyen yolcu Hem gider, Hem düşünürüm! Bin belaya karşı koyup dururken Yine de hayatın manası vardı Ama bir tek bela, bir cevr-i canan Hüzünle sarılı bir uyuşukluk Manayı, ümidi sildi gönlümden Aşk girdaplarına Batıp çıktıkça İliklerime kadar üşürüm Ve ben; Sevgi sıcağından ümidsiz yolcu Hem gider, Hem düşünürüm! Hünkar Dağlı |
Uzun uzun yollar Uzun uzun yolları aştım geldim Gözümü kararttım kaçtım geldim Bana bir kez gülesin diye Beni sarıp sevesin diye vay Yandım derdinle yar Vay aman yar Beni ele güne mahçup etme Beni boynu bükük geri gönderme Of yar zalim yar Yerden yere vursan da sevdalım sensin Halim ne sormasan da dermanım sensin Göksel |
Gün ışığına söyle Boğamaz içimin karanlığını, Hep yağmurun sesine karışır, Hüzün dolu bir şarkı. Ve hep bir şeyler eksik kalır, Sende ben, Bende sen... Umutsuzca özleriz birbirimizi.... Gün ışığına söyle Gökyüzü çılgın mavileri de bilir. Atamadıkça birbirimizi yüreğimizden Ve vurdukça yüreğimiz birbirimizi Sokakları sarmışken yağmur bulutları O çılgın bir mavi yüreğimizde dururken, Gülüşlerim çok uzaklarda kalır. İçimdeki tamtamlar ayrılık çığlıkları atar, Ama bu hayattan çalınmış zamanlar. Bizi yine ayıramazlar. Gün ışığına söyle Vedalar kavuşmak içindir, Bir yanılgı, Bir saçmalık, Bir pişmanlık değil, Bu bir sevgi, Belki ölümsüz de değil. Her şeyimizi kaybettiğimiz bu hayatta. Hep bir şeyler eksik kalacak bil... Bende sen, Sende ben... Bu yaşadığımız dayanılmaz hasret, Ayrılık değil... -Ayrılık Gözyaşına Sığmaz isimli kitabından Ahmet Beltekin |
Zamanı çaldığımız bedenlerimizde geçmişin düşlerini büyütüyorduk yeniden Çay içmek için değildi verdiğimiz molalar. Issız sokaklardan dönüşlerimde bensiz bulurdum seni Bensiz yükselmiş olurdu gözlerinde binalar Bensiz okunmuş akşam şiirleri Bensiz bırakıldığın akşamların rakı sofralarında örgütlediğin suç ortaklarının yatak odalarında boyanıyordun kırmızıya. (Haydut yanaklarında ıslanan geçmişinin ağıtlarında yitiremediğin korkularına alış yağmurdan koruyamazsın yolları.) Bu yüzden kırmızıya boyanıyordun... Bu yüzden aynalardan bakıyordum sana... ve aynalar olmadan bakamıyordum artık. Selçuk Yamen |
Gidiyorum İşte sırıl sıklam yalnızlıkla gidiyorum Ardımda geleceğim önümde serin karanlıklara Sırtımda hançerin kan revan dinlemiyorum Ben bu gece yarısı gidiyorum. Şehir uyuyor sen uyuyorsun ben gidiyorum Eylül yaprağı gibi savrularak Usulca akan nehir gibi durularak Ben bu gece yarısı gidiyorum. Güneş uyuyor sen uyuyorsun ben gidiyorum Roman gibi sessiz sedasız Zaman gibi zamansız Bu gece yarısı ben gidiyorum. Gece uyuyor sen uyuyorsun ben gidiyorum Nefesimi tutarak ama seni içime binlerce kez çekerek Kendimi senden ederek son sigaramı içerek Ben bu gec yarısı gidiyorum. Güller uyuyor sen uyuyorsun ben gidiyorum Gidenler sokağından son kez geçerek Bir sevdayı kara toprağa gömerek Ben bu gece yarısı gidiyorum. Şehir uyuyor sen uyuyorsun ben gidiyorum Cebimde son mektubumla sönmüş mehtabımla Şu sokakta sol yanımla Ben bu gece yarısı gidiyorum. Volkan dudakların uyuyor sen uyuyorsun ben gidiyorum Bu gece yarısı birtek ben gidiyorum İstanbul uyuyor sen uyuyorsun Bu gece yarısı ben gidiyorum. Mert Yağmursuz |
. Ne kadar kolay kırıp gitmek değil mi? Ne kadar kolay kırıp gitmek değil mi? çarpınca kırılıyor işte yere düşüp, tökezleyince düşmemek için sarılıp çekiyorsun kendine, neye dokunuyorsan bir bir sesli sessiz ayrılıyor ikiye, üçe, beşe... Bin parça oluyor neye dokunsan her biri ayrı bir gözyaşı her biri ayrı bir kan damlası sanki Ne kadar kolay kırıp gitmek değil mi? suçlamak temiz kalmak kirli bırakmak onu öylece... her biri ayrı bir mendil her biri ayrı bir kantaşı en az O'nun kadar suçluyum kırıp dökerken... kırıp gidenin elinden tutamamak... ne kadar zor değil mi? Okan Köroğlu |
Ben ilkbaharı yaşarım Güneş bronzlaştırırken tenini) Ey doğa güzeli sevdiğim Belirsizliğin kıyameti Anla resimlerdeki soluk renkleri Anla dudaklardaki hüzünlü sloganları Topraklara serpiştirilmiştir çiçek tohumlarını Yüreğimde yangınlar tutuşur, ölürüm İki Temmuz'un coşkusuyla ve hüznüyle Daha coşkulu dinlerim sevdiğim Islıklaşan türkülerini Halk çatışırken düzenle Hâla düşünceler demir parmaklıklarda Üstelik HASRET'ler yangın çığlığında Madımak'ta Kimileri ağlarken evlat acısına Ve fuuş batağındayken zaman Gecenin tüm barut kokan sessizliğinde Tüm yasaklarına rağmen bebek çıngırakları kadar Masum hayat. Jale Bektaş |
Buralardan Gitme Çok su verince ölür ya çiçekler. Çok ağlarım, çürür gözlerim gidersen eğer. Ben senin gülbahçende oyunlarıyla mutlu Ve affedilmeyi çok seven yaramaz bir çocuğum. Sen ne güzel güldün, solmuyordun. Sem çok seviyordun hem beni yormuyordun. Çiçekler.... Çiçekler sevildikçe büyür. Gitme diyorum sana gitme! ....Çiçeklerim benimle ölür. Buralardan gitme. Buralar gitsin, sen gitme. Gitmek çözecekse... Ve biri gidecekse... Buralar gitsin, sen gitme... ....Sen gitme! {yazarı bilinmiyor} |
Elde Var Hüzün söyleşir evvelce biz bu tenhalarda ziyade gülüsürdük pır pır yaldızlanırdı kanatları kahkaha kuşlarının ne meseller söylenirdi mercan koz nargileler zamanlar değişti ayrılık girdi araya hicrana düştük bugün ah nerde gençliğimiz sahilde savruluşları başıboş dalgaların yeri göğü çınlatan tumturaklı gazeller elde var hüzün o şehrayin fakat çıkar mı akıldan çarkıfeleklerin renk renk geceye dağılması sırılsıklam aşık incesaz kadehlerin mehtaba kaldırılması adeta düğün hayat zamanda iz bırakmaz bir boşluğa düşersin bir boşluktan birikip yeniden sıçramak için elde var hüzün Atilla İlhan |
Her Aşk Bir İnsan sonunda sen üfledin üfledikçe susamların peşine takıldım gittim ben de istiridye mevsimlerine her aşk bir insan her insan bir aşktan artakalan yaşam, iki susam tanesi nefesinden gelen fırtınayla yuvarlanıp uçan uçup kaybolan bitti bir gece de gitti her yarına herkes kalan sen yerindesin biliyorum ama sormuyorum kimliğini artık; artık "kimselik" in kimlik demek ki, her aşk bir insan her insan bir aşktan arta kalan Ömer Serdar |
gitmek ....!!! |
ey yürekli değişen kesinlik bencil bir kinin erdeminde boğulan karınca -ağla diyorsun bana senin ülkende gözlerim kaldı inatla suladım yüreğimi sıradan bekleyişler ve kederli hıçkırıklar yarattım sana körpe sevinçler veren ıslak ve karanlık sokaklardan -ağla diyorsun bana gözyaşları aşkın kanıtı mı? Metin Güven |
Giden Bir gecedir bütün geceler gibi Saçlarında,tanıdığın ellerin en ağırı Gözlerinde maceraların en derini... Sana anlatırlar geçenle kalandan Bir gecedir bütün geceler gibi Karanlıklardan,aydınlıklardan Ne varsa kendincedir Pencere camlarında ışıklar parlar Halıda yatar eşyanın gölgesi İç içedir artık sokaklar,evler,odalar Duvarlar bakışları keser,kapılar sesi Ne varsa kendincedir Ve senin,üzerinde binbir düşünce,günden Oynaşır hatıranla,kalbinle,ümitlerinle Herşey düşünmektedir seninle Birden,bir rüzgar eser,sana doğru senden Seninle çoğalmaya başlar kendisiyle bitenler Hatırlayan ellerinle,unutmayan gözlerinle Değişir sezilecek kadar yavaştan Değişir istenen istenmeyen O koruyan zor yalanlar silinir Büyür kolay bir doğru,bilinen,söylenmeyen Uyuyanlar uyanmış,ölüler dirilmiştir Bir gecedir sana doğru senden Bir gecedir sana doğru senden... Geçen yaşadığındır,yaşarken anlamadan Kalan bir gerçektir belki Bir iğne gibi kaybolan,bir bardak gibi kırılan Gelen sanki beklediğindir Ve giden,en tatlı,en sıcak,en kocaman.. http://img159.imageshack.us/img159/966/featherrn6.gifÖzdemir ASAF |
Bir Günün Sonunda Arzu Yorgun gözümün halkalarında Güller gibi fecr oldu numayan, Güller gibi... sonsuz, iri güller Güller ki kamıştan daha nalan; Gün doğdu yazık arkalarında! Altın kulelerden yine kuşlar Tekrarını ömrün eder ilan. Kuşlar mıdır onlar ki her akşam Alemlerimizden sefer eyler? Akşam, yine akşam, yine akşam Bir sırma kemerdir suya baksam; Üstümde sema kavs-i mutalsam! Akşam, yine akşam, yine akşam Göllerde bu dem bir kamış olsam! Ahmet Haşim |
AYRILIĞIN İLANI Gidiyor musun diye sorma bana. Gönderen sensin. Ne terk etmeyi istedim seni, Ne de daha yaşamadığımız bu aşkı toprağa gömmeyi. Senin kadar öfkeliyim ben de. Senin kadar endişeli... Bir dokunuşunla bin kenti yıkacak güç verirdin bana Ama inandıramadım seni. Sen, sorgularken beni kafanda Ben, gözlerinin içine bakıyordum kuşkuyla. Bir tek sözün bağlardı beni sana, Oysa sen hep susmanın koynunda. Aşkın içine bir kez girdi mi kuşku, Teslim alır bedenleri de. Sütten çıkmış ak kaşık değildim Ama yalanı sokmadım iki kişilik dünyamıza. O dünya ki bazen minicik bir odada Bazen kentin ortasında şekillendi. Nasıl da güzeldi... Zaten varsın diye her şey güzeldi ama Sen buna inanmadın. Ah bu sorular... Yaşamak varken sevdayı delice, Niye boğarız sorularla? Nasıl ikna edebilirdim seni? Ben, aşk dedikçe sen, dur dedin. Ben, seninleyim dedikçe Sen, hayır dedin. Zaten az konuşan sen Olumsuz ne kadar sözcük varsa Bulup çıkardın ortaya. Bense hiç bir şey diyemedim. Ne kadar zarar vermişim sana meğer. Nasıl değiştirmişim seni. Oysa hiç böyle düşünmemiştim. Kimseye zarar vermek istemem ben. Kimseyi olduğundan farklı bir hale getirmek istemem. Ama öyle oldu işte. Demek ki; gitmelerin zamanı şimdi. Çocukluğuna sığınır atlatırsın bu acıyı. Ne sevişmelerimiz kalır aklında, ne sevda sözlerimiz. Rahat değilim diyordun ya, rahat ol artık. Gülüşlerini saklaman için bir neden kalmadı. Tedirginliğinin sebebi de kalktı ortadan. Biliyor musun bir tanem! Gidişim yürekten değil, zorunluluktan. Sanma ki, bu toy sevdayı başka kimliklere taşırım. Sanma ki, benden sakladığın gülüşleri yalancı yüzlerde ararım. Seni de götürürüm yüreğimde. Her zaman yokluğunu taşırım. Bulup, bulup kaybettim seni bebeğim. Ne yazık ki, tozduman edemedim kuşkularını. Ne yazık ki, kalamadın bana. Öpücüğümün kokusu kalacak kapının eşiğinde. Kokladıkça; bizi bir yanlışa mahkum ettiğini anlayacaksın. |
Aşkından Gözbebeklerime gizlenen korkular, şimdi ellerimde bahar... Bülent Özcan |
Umutlarımın mavisini alıp gittin Denizlerimin mavisini çalıp gittin Masmavi dünyama Simsiyah bir çivi çakıp gittin... Gittin Ve sen de her yalan gibi Bittin... |
Nefretin adresini mi soruyorsun cinnet yağmurunda kimsesiz kuşlardan rüzgarı çalınmış yalnızlığımı mı sevdanın adresini mi soruyorsun ayrılığı mavi, hüznü beyaz uçan Yüzüne ay doğmakta. Seviyorum seni Sensin çılgınlığımın zalim kaynağı elemin aşktan damıtılmış alevi taşarken yüzünden hicranın ırmağı zulmetin vahasını mı arıyorsun bakışı gül sesi, gülüşü yaz açan Yüzünde ay doğmakta. Seviyorum seni Fırtınası çalınmış işte umudun gençliğimin şafağı da haczedilmiş acının ve aşkın tarihini yazmadan su menzilinde akşam mı avlıyorsun ikindisi kumral, baharı az olan Yüzüne ay doğmakta. Seviyorum seni Çile kuşatılmaz demedim mi sana nur heykeli, gün avcısı, ay alevi yüzü bereketli sevdalar tuzağı kalbimin adresini mi soruyorsun soyadı hüzünlü, adı naz anılan Yüzüne ay doğmakta. Seviyorum seni Refik Durbaş |
DENİZİN BEKLEDİĞİ Seni sevmek mor denizlerdi biraz Ne kadar gidilse bir o kadar bitmeyen Umutlar ve yıkılmalar ardında direnilen Seni sevmek mevsimler içinde en güzel yaz Seni sevmek yaşamın aşılmaz büyüklüğü Seni sevmek kan dolu yüzyılları korkutan Ve sığınıp ılık kıyı kentlerinde biraz akşam Seni sevmek çocukların düşlerinde gördüğü Varılırdı daha saydam günlere isteseler İsteseler yalnızlık giremezdi evlere Seni sevmek bir kırlangıç olacak bekleseler Ve uçacak durmadan adasız denizlere Kim bulacak cam kırığı gözlerinde sevgimi Sonra yalnız kalmak gibi yoksulca uğuldayan Bütün okyanusların baş eğdiği tek kaptan Sana verdim geç diye bütün denizlerimi AFŞAR TİMUÇİN |
İstemezmisiniz, Bir avuç bile çöl kalmasın gönlünüzde? Ve hiç bitmesin baharlar.. Hüzünlendiğinizde, Çisil çisil yağmur yağsın, Sevindiğinizde, Güneş doğsun istemezmisiniz? Ve istemezmisiniz, Bir anda gül bahçesine dönüşmesini, Gönlünüzün? Ne duruyorsunuz o halde? Söküp, atın ayrık otlarını yüreğinizden, Ve yeni baştan düzenleyin, Gönül bahçesinizi.. İster papatlayın, İster menekşeleyin, Ama mutlaka gülleyin.. Siz değilmisiniz şikâyetçi olan, Mutsuzluktan, Sevgisizlikten, Ve tekdüze yaşamdan?. Halâ bilmiyormusunuz, Kendinizin kurduğunu, Kendi dünyanızı? Ve bilmiyormusunuz yoksa, Yürek rüzgârlarıyla avuçlarınızda döndüğünü, Onun?. Bakışlarınız yıldızlar, Yüzünüz ondördünde ay olsun, İstemezmisiniz?. Kıpırdatın parmaklarınızı hele, Ve ısrarla dokunun yüreğinize, Acıyıncaya, uyanıncaya kadar, Mıncık mıncık elleyin.. Durmayın bir kenarda, Öyle esrik esrik. Ters yüz ediverin her şeyi. Yok sayın, ne varsa, Sizi mutsuz eden, yaşamda, Ve yepyeni bir dünya kuruverin sonra.. Gökyüzünü “sevgi mavisine”, Yeryüzünü “sevgi yeşiline”, Ve bütün çirkinlikleri, “Sevgi beyazına” boyayın. Alın elinize fırçanızı artık, Sevin, sevilin önce, Ve yeşilleyin, mavileyin, beyazlayın, Her tarafı. Ama mutlaka, Ama mutlaka sevgileyin... Mustafa Erçin |
| Saat: 06:13 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık