MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Yalnızlığıma (Yalnızlık) (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/8336-yalnizligima-yalnizlik.html)

Mystic@L 10 Aralık 2006 16:46

Ağıt

Dün gece seyrimde gördüm cerenim.
Kızlar ne kadar çok seviyorlarmış ki seni
Mosmor olmuş gülyazısı bedenin

mormor olmuş gülyazısı bedenin
Düşmüş sanki erguvanlar içinde
En genç burcu yıldızdan bir kalenin

En enç burcu yıldızdan bir kalenin
Uçmuş sanki uçsuz bir uçuruma
Gökyüzünün çakır gözlerinden

Gökyüzünün çakır gözlerinden
Düşmüş bir damla, bir deniz feneri
Işınlarıyla şile bezlerinin
Güdüyor çobansız kalmış tekneleri


Mystic@L 10 Aralık 2006 23:04

Yalnızım Aşkıyla Aşklandım

Yalnızım
Aşkıyla aşklandım
Gözlerimden güneşler sökün edecek
Bir dünya istiyorum
Başımı döndürecek..

Göğsümün içinde
Volkan yürek
Kim yaşayabilir ki böyle suskun
Sustukça haykırarak..

Okyanuslar istiyorum
Taş devrini gömecek
Yüzyıllar istiyorum
Aşk, hükmünü sürecek..
Bir yürek daha istiyorum
Dahalarca aşkımlı
Aşkımı döndürecek..

Faika Sarp


AriThmetiCs 11 Aralık 2006 00:57

.........Bitmeyen Yalnızlık.......
yine herzamankinden farksız birgün,
dışarıda güneş we hareket
içerde bir genç we yorgunluk bir de
YALNIZLIK.

we televizyonda reklamlar
yukarı katta tıkırtılar
aşağı katta sessizlik

uzaklarda ölüm,yakınlarda yine ölüm
bir yerlerde unutulanlar,bir yerlerde ise unutanlar
bilinmeyenlerde bir genç kız we bir genç kız daha...

uçurumun kenarında düşmek için hazırlananlar
uçurumun sonunda ölüm çığlığı!

arkada sonsuz gözyaşları,
uzun bir sessizlik,
anılarıyla başbaşa bir genç kız
Ve BİTMEYEN YALNIZLIK!!!!!........


Misafir 11 Aralık 2006 12:45

Ben seni sevdim mi?
Sevdim, kime ne
Tuttum, ta içime oturttum seni
Aldım, okşadım saçlarını, öptüm
İçtim yudum yudum güzelliğini
Ben seni sevdim mi?
Sevdim elbette
Bendeydi özlemlerin en korkuncu
Çıldırırdım sen ne kadar uzaksan,
Aşk değil, hiç doymayan bir şeydi bu
Ben seni sevdim mi?
Sevdim doğrusu
Sevdikçe tamamlandım, bütünlendim

Biri vardı ağlayan gecelerce
Biri vardı sana tutkun; o bendim
Ben seni sevdim mi?
Sevdim en büyük
En solmayan güller açtı içimde
Ömrümü değerli kılan bir şeydin
Sen benim boz bulanık gençliğimde
Ben seni sevdim mi?
Sevdim, öyle ya
Bir çizgiye vardım seninle beraber
Ve bir gün orada yitirdim seni
Ben seni sevdim mi?
Sevdim,
Ya sen beni?
http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gif
ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN


Mystic@L 11 Aralık 2006 14:32

Hani hep giderdin ve gelirdin ya geriye, bu da onlardan biri miydi..? Uzun zaman oldu bu sefer, söylemek ve sormak zor geliyor ama bu senin son gidişin miydi sevgili...? Küçük bir oyun oynuyor gibiyiz sanki. Ben ebe olmuşum sen saklanan...Nerelere saklandın da bulamıyorum seni. “Ah işte ordasın” dediğim yerlerden hep başkaları çıkıyor,
herkes hep bir ağızdan, dalga geçer gibi, “çanak çömlek patladı” diyor,bense garip bir umutsuzlukla geri dönüyorum ağacıma, kaldığım yerden seni aramaya başlamak için
Bu son gidişin miydi, anlayamadım sevgili..Göremeyeceğimi sandığım zamanlarda birden karşıma çıkıyor, içimde yeni yangınlar bırakarak geri dönüyorsun. Kimlerin yanına dönüyorsun da uzun sürüyor sessizliklerin? Gittiğin yerlerde bana benzeyen ve tanıdık bir şeyler var mı bari.? Gülmeyi unuttuğun zamanlar, kimleri çağırıyorsun yanına..? Hüzünlerini kovan yürekli biri var mı yani..?
Hani bir anda gelip de o puslu havayı dağıtan, seni içmeden sarhoş eden ve güldüren, hüzünlerini bulamayacağın yerlere saklayan biri..Sen dayanamazsın yalnızlığa. Dokunmak ve karışmak istersin. Yalnız kalmak sana acılarını hatırlatır..bir kadının teninde istemeyerek bıraktığın acıları. Yalnız kalmak sana çocukluğunun masum düşlerini hatırlatır..ağlamak istersin ama ağlayamazsın.
Yalnız kalmak sana tutunamadığın sevgileri hatırlatır; çaresizliğini, yıkılmışlığını...arkanda bıraktığın, dokunmaya korktuğun özlemleri. Yalnız kalmak sana göre değil sevgili..Sen yalnızlığında kendinle karşılaşır ve ürkersin yüreğinin saatlerce sana karşıt konuşmalarından. Bu yüzden merak ediyorum ya, başkalarına da ‘hüzün kovan kuşum’ diye sesleniyor musun acaba..?


AriThmetiCs 12 Aralık 2006 02:07

Rüzgarı giyinip
Sana geldim dün gece.
Saçlarına dokunmaya gelmiştim.
Kıyamadım yüreğinden öpmeye.
Kıyamadım gözlerinde gezinmeye.
Yatağının yanına usulca çöküp
Seni izledim içimde hasretini yutkunarak.
Nefes alışını,
Meleksi bakışlarını izledim bir nefes uzağından.

Ellerimi uzattim ellerine.
Bir kez olsun dokunmak istedim işte.
Hiçbir zaman dokunmadığım yüreğine
Delicesine sarılmak geçti içimden.
Dokunsam ölecektim biliyorum.
Sarılsam dizlerinde sonsuzluğa göcecektim..
Dokunamadım, sarılamadım.

Gidiyorum,
Günahlarında yanmaya gidiyorum.
Kır düğünü düşlerimi,
Gözlerine benzeyen bir kız cocuğu özlemimi,
Gözyaşlarında yakmaya gidiyorum.
Elimde ne bir resmin,
Yüreğimde ne bir nefesin,
Seni " sensiz " yaşamaya gidiyorum.
Yokluğunda Cennette yaşamaktansa,
Cehennemin avuçlarında yanıp
Dudaklarında son dua olmaya gidiyorum.
Gidiyorum hasretim,
Gidiyorum helalim..
Seni "sensiz " yaşamaya gidiyorum.

Yarın doğum günüm.
Adının yazdığı çağrıdan öte
Çok şey istemiyorum sevgili.
Seni " sana " bugünden yazıp
Yarın doya doya ağlamak istiyorum.
Ama sakın ağlama sen.
Her gözyaşın benim Cehennemim olur.
Yokluğuma inat hep gülümse emi.
Çünkü her gülüşün duam olur yalnızlığıma.


Misafir 13 Aralık 2006 03:02

Yalnız insan nedir ki
Sayıklayan bir acıdan başka?
Olmayan bir sevgiliyi beklemek bile,
Bir başına olmaktan anlamlıdır.
Yapayalnız ne yapabilir ki insan ;
Son otobüsle gelecek birini beklemiyorsa...
Gelmese de sevgili,
Onu umutla beklemek,
Umutsuz bir aşk filmini seyrederken
Kendine bağlanmaktır.
Olmayan bir sevgiliyi inatla beklemek ;
Utandırmaktır aşkı...
http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gifCezmi ERSÖZ


Mystic@L 13 Aralık 2006 14:48

Izdırap

Yokluguna degil aglamam, aldanma.
Sevmedigimi de zannetme, aldirma.
Matem degil, sitem de degil, kizma.
Izdirabi yasiyorum, böyle bil ve anla.

Kizginligim sana degil, yüregime ve gözlerime.
Ikiside birbirinden hâkir, duramadilar sözlerinde.
Hüznü ve kabusu koyup giderken bedenimde.
Sende kalan yanlarima salladim elimide gönlümüde.

Sevgin bir fidandi ve aklimi sarmisti.
Gidisinle gönlümü yakti, içime kin bosaltti.
Yalnizligima dost oldu, paylasti benle aciyi.
Beklememi sagladi, izdirabi ve de sanciyi.

Ahmet Arslan


kambis 13 Aralık 2006 20:54


yalnızlığın acıttığı saatler...




*aksam yemeğini yalnız başına yerken birden anlatmak, paylaşmak istediğin binlerce cümle olduğunu ve bu cümlelerin boğazına dizildiğini anladığın an...

*hastalandığınızda bir tas çorba pişireniniz yoksa, ameliyata girerken cüzdanınızı hastabakıcıya bırakıp hakkini helal et diyorsanız yalnızlığı iliklerinize kadar hissedebilirsiniz.

*arkadaşlarla içmek varken, yanliz başına bilgisayarın başında içtiğin an

*içeriden nefis yemek kokularının gelmediği, hosgeldin oğlum/kızım/ sevgilim/ arkadaşım seklinde karşılanmadığın, bir eve adim attığında.

*the doorsdan people are strange şarkısı dinlerken şarkının sözlerinin kendinize ne kadar uyduğunu anladığınız anlar.

*yolda hic biryere yetişme gereği olmadan yürürken, birden yavaş yavaş yağmur baslar. kişi alışkanlık olarak adımlarını hızlandırır. sonra hatırlar ki nasılsa görecek, seni umursayan, sırılsıklam olmuş olmana üzülecek, seni seven biri yok. adımları tekrar yavaşlatır, evine yalnız başına aksam yemeğini yemek üzere en uzun yoldan döner.

*gözlerinizden yas düşerken kendi mendilinizi kendiniz aldığınız an.

*etrafınızı deli gibi dağıtmanıza rağmen kimselerin size laf söylemediği, kimselerin o dağınıklarınızı toplamadığı anlar.dağınık olmak hoş ama, bu noktada anla$ilan yalnızlık en az o e$yalar kadar dağıtır, toparlanamaz hale getirir insani.

*sevdiğin şarkiyi senin kadar sevebilecek hiç kimsenin yanında olmadığı an.

*diğerlerinden olmadığın, biraz daha farklı olduğun için arkadaşlarının seni terk ettigini anladığın anlar...

*evde şaşkın bi vaziyette salya sümük ağlarken uzun uzun kimi arasam diye düşündüğünüz ve isteğiniz gibi bi isim bulamadığınız zamanlar

*istiklalde yalnız başınıza yürüdüğünüz zaman

*is dönüşü kapıyı anahtarla açıp karanlık eve girdiğinizde "ben geldim" diyecek kimse olmadığında.
hatta daha beteri, kimse olmadığını bile bile "ben geldim ulan evim, nasıl geçti günün beyav" dediğinizde.
evle, bilgisayarla, televizyonla, puzzle'la, müzikle, mutfak penceresiyle, otla, ..okla yüksek sesle konuştuğunuzda.

*gece çok geç olmuş sanıp yatarken saatin daha 12 bile olmadığı anlaşılan ve kendi kendine gülerek "tavuk gibi erken mi yatacaksın" denilen an.

*elektriklerin kesildiği gecelerde daha net hissedilir. ne tv ne de bilgisayar olduğundan minderle ya da kolonya şişesi ile konuşulan anlardır.

*bir bayram sabahı, ailece yasayan karsı komsunuzun sizin yalnızlığınıza çare olsun diye 'istersen gel beraber kahvaltı yapalım' çağrısını duyduğunuz an

*hastayken, nane-limon yapacak, ateşinize bakacak, üzerinizi örtecek ve şefkat gösterecek kimsenin olmadığı anlar.

*heves edip aldığınız tüm yiyeceklerin en küçük boy olmalarına rağmen bitmeden bayatlayıp atıldığı anlardır.
yiyeceği çöpe dökerken başınızı kaldırıp gözlerinizi kısıp, dersiniz: iste bu an o an, anladım..

*bir elinde sigara diğerinde bira, kucağındaki hemstira bakıp gülümsediğin anlardır. hatta "hemstirda birazdan sigara dumanından rahatsız olup kaçacak" diye düşündüğün anlardır.

*evde yaptığınız yemeği tek başına yerken, masaya oturduğunda bir kaç saniyelik sessizliğin olduğu an. sonradan televizyonu açmak zorunda kalabilir insan, sırf yalnızlık hissi veren bu sessizliği bozmak için..

*pink floyd - wish you were here i uzaklara dalıp dinlerkenki zaman dilimi

*evinizde müzik dinlerken sevdiğiniz bir şarkinin çıktığı bir anda, gaza gelip bağıra bağıra şarkiyi söylediğiniz ve iğrenç sesiniz yüzünden kimseden fırça yemeyeceğinizi anlayıp kedere boğulduğunuz andır.

*güzel bir yemek yaparsın tek başına yerken halıya bir parça dökülür eğilip sorarsın "nasıl güzel olmuş mu?" iste yalnızlığını anladığın an o andır.

*televizyondaki spiker sunumunu bitirip iyi aksamlar dediğinde "senada" diye karşılık verme ihtiyacı duyduğun an.

*yılbaşı aksamı eve gelirken sokaklardaki neşeli kalabalığı izlemek sonrasında bos evde yapacak birşey bulamamak . ..

*aziz nesin sesler adli şiirinde bu anları çok güzel anlatmıştır. şiiri okuduğunuzda yalnız olduğunuz kafanıza çok güzel dank eder.

gecenin bir zamanı evine gelince
kilitte duyuyorsan anahtarın sesini
anla ki yalnızsın

elektrik düğmesini çevirince
çıt diye bir ses duyuyorsan
anla ki yalnızsın ......

yazan bilinmiyor

Alıntı


Misafir 14 Aralık 2006 11:00

Gerçek Bir Yazı
 
Yıllar Boyunca Yaşadığım Yalnızlık Ancak Yaşayanlarca Anlaşılabilir Bir Duygu Sanırım
Bunu Bilmeyen Var Mı Acaba.Ben Ben Değilim.Ben Yalnız Ben İle Asla Anlaşamadım.Her Sabah Yeniden Başlayan Bir Savaşın İçinde Buluyordum Kendimi.Evim Diyemediğim Binanın Duvarları Bile Daha Canlıydı Benden.Yüzümü Aynaya Bakmadan Yıkayıp Saçlarımı Taramadan Tokaladığım Günler.
Alelacele Toplanmış Bir Yatak.Laf Olsun Diye Ekmeğin İçine Tıkıştırılmış Peynirle Yapılan Kahvaltılar.
Geçmişe Sıkışıp Kalmışlığım.Yanıtı Olmayan Bir Yığın Soru Ve Zorunluluklar.
En Başta Ben Olmayan Beni Yaşamaya Mecbur Oluşum Terkedilmişliğe Aldatılmışlığa Alışamayışım. Oysa Tek Başınalıktan Nefret Ederim Oldum Olası.Okşanmayan Saçlarım,Boşluğa Tutunan Ellerim Benim Değildi.Ne Aynadaki Yüz.Nede Bendenim Bana Aitti.Konuşmuyordum Hiç.Telefonum Yanlış Numara Çevirenlerini Seslerini Tanıyordu Yalnızca.Kapımı Bir Tek Çöp Toplamaya Gelen Kapıcı Çalıyordu.Bir De Aydan Aya Para Toplamaya Gelen Yönetici.Sesim İçinde Boğulmuştu.Ne Kendimi Nede Başkasını Duyuyordum.Üniversiteye Giden Kızım Var Aynı Evi Paylaştığım İki Örgenci İki Arkadaş Gibiydik Onla.Kendi Yalnızlığıma O Kadar Tutsaktım Ki…Onu Görmüyordum Bile .Sanırım Kızımda Kendi Aşkının Doruklarında Dolaşırken Beni
Görmüyordu.


Mecbur Olmadıkça Sokağa Çıkmıyordum.Konuşan Gülüşen Elele Dolaşan İnsanları Görmek İstemiyordum Çünkü Sorulardan Nefret Ediyordum.Cevapları Yoktu.Baharı Sevmiyordum.Bana Sevmeyi Sevilmeyi Hatırlatıyordu.Geceler Seslerin Sustuğu Hatta Sorumlukların Ertelendiği Karanlıklardı Benim İçin.Uyku Zamanına Kadar Yalnızlığımı Saklıyordu Benden Ama Uyumak… İşte O Zaman Kahrolası Soğuklar Kırbaç Gibi Bedenime Vuruyordu.En Sıcak Gecelerinde Bile Yaz Denen Mevsimin,Ben Canhıraş Üşüyordum.Uyumuyordum Gün Ağarana ,Oturduğum Yerde Sızana Kadar.Bazen ,Hatta Çoğu Zaman Alkol Alıyordum Sızmak İçin.Bir Gün Kendi Kendimi Öldürmeye Karar Verdim.Bilgisayarı Alıp İnternete Bağlandım.O Günden Sonra Sessizliğim ,Sessizliğin İçinde Yine Benim Gibi Sessiz Arkadaşlarımla Dillendi.İçimde Yaşamaya Dair Minik Kıpırtılar Oluştu.Bedenleri,Sesleri Ve Bakışları Olmayan,Yalnızca Ruhlarımızı Paylaştığımız Arkadaşlarımı Sevmeye Başladım.Şikayet Ettim.Kavga Ettim.Dertleştim.Paylaştım Duyguları Onlarla İlk Delice Ağlayışlarım O Zaman Başladı.Şiirler Vardı Benden Habersiz.Beni Anlatan.Kimi Zaman Yaşama Sevinci Tasan Öyküler Ekrandan Yüreğime Ulaşıyordu.Kendime Unutturmaya Çalıştığım,Görmeyi Reddettiğim Güzellikleri Uykusuz Gecelerime Yolluyorlardı Maillerle.Her Güzel Şiir,Her Öykü Beni Bir Daha Bir Daha Ağlatıyordu….
Bu Yazı Çok Hoşuma Gitti Ve Kendime Sordum Sizde Kendinize Sorun Neden Buradayız...Yanlızlığımızı Burdamı Unutuyoruz?


Misafir 14 Aralık 2006 12:20

Çözemedim…Uzaklaşmak istedim,kaçmak.Acılarımı bırakıp bu şehrin yalnızlığına uzaklaşmak istedim.Hayaller kurdum..Uzaklarda atmalıydı artık kalbim,sessiz.Karanlıktan kurtulmak istedim.Korkar oldum…

Çözemedim…Çocuklar gibi sevinmiştim oysa kaçıp kurtuluyordum artık,bu çaresizlikten,acılardan,y alnızlıklardan…Çürüyen bir kalbi kurtaracaktım sıcaklığı sahte bu şehirden..

Çözemedim…Bekledim seneleri,tek hasretimi bekledim…Geldi…Belki bir zaferdi benim için belki de kurtuluşumdu…Baktığım yön hiç değişmedi…Gidiyordum artık köhne sokakların üstümde yıktığı acıları bırakıp gidiyordum…

Çözemedim…Son bir ses duydum karanlıkta..Bir kenara atılmış,kırılmış,parçalan mış bir kalbin sesiydi bu…Bilemedim..Gidip almalı mıydım onu yoksa bırakıp kaçmalı mıydım?Yapamazdım…Bende o sokaklarda parçalanmıştım çünkü.Bende o sahteliklerin oyununa gelmiştim.Bende yaşamıştım o soğuk yalnızlıkları…

Çözemedim…Bir bakış mıydı bir dokunuş mu bir gülümseme mi?Yoksa bu şehirde bir gerçek bir sıcaklık bulmanın heyecanımı?Neydin sen?Ne yaptın da çürümekte olan bir hayatı canlandırdın?Ne yaptın bana?Neden bu masumluğun neden bu kadar içten bakışların?Nasıl bir gülümsemeydi o kapıldım rüzgarına…

Bırakmam artık bırakmam bu gözleri..Kaybetmişken hayatta tüm gerçekleri bırakmam asla seni…Korkma artık sende geleceksin yüreğimle..

Çözemedim…Sordum sihrini sessiz gecelere,neden yoktun daha önce sen,kalbimde,gözlerimde…..


Misafir 14 Aralık 2006 13:05

yaz

uzun bacaklı
bir kadındır yaz
gizlice uzanan yalnızlığıma

güznihal

zaman alevidir, geçmez
yine bir güznihal
daha bırakır ardında

elveda

dudağımda uzun öpme
imleriyle söylüyorum
son sözlerimi yalnızlığa

yaz öğlesi

yosunlu kayalar
dibinde, saydam bir yaz
öğlesidir yalnızlığım

hayal sözler

dilimin altındaki
hayal sözlerdir
yalnızlığımın şiirleri

AHMET UYSAL


Mystic@L 14 Aralık 2006 16:10

Ayrıldın, acıların dinsin diye başka bir ilişkide buldun kendini. Önceki yaşadıklarını yeni olanında arıyorsun. Belkide başkasına bakmak içinden bile gelmiyor. Tiksiniyorum hepsinden diyorsun arasıra arkadaşlarının yanında. Tek başına kalmak bazen de kalabalığa karışmak istiyorsun. Başını alıp gitsenmi, kalabalığa karışıp kaybolsan mı. Bir anın diğerini tutmuyor, birşey yapmak istiyorsun ama ne yapmak istediğini de bilmiyorsun. Ayrıldığını zannederken ve birşeyler içini tırmalarken, gelgitlerini yaşıyorsun hayatın. Gerçeklerden kaçmaya çalışıyorsun. Gerçekler ve hatıralar bir şekilde hatırlatıyorlar kendini. Hiçbir şey olmasa annen artık onu düşünme diyor, en düşünmediğin anda. Habire birilerinin seni doğrulamasını istiyorsun. Kime anlatmalı diye düşünürken bir de bakıyorsunki, yolda karşılaştığın insanlara bile anlatmışsın. Onunla birlikteyken kullandığın şeyler eline, gözüne batar olmuş. Ortak arkadaşları görmemek ya da onun arkadaşlarıyla karşılaşmamak için çaba gösteriyorsun. Onun gitme ihtimali olan yerlere gitmeye korkuyorsun. Bu kadar keşmekeşin içindeyken senin sadece vücudun ayrılmış, kim sana ayrıldın diyebilirki. Ayrılık daha gerçekleşmedi senin için, gerçekleşmesi için zamana ve acı çekmeye ihtiyacın var.


Mystic@L 14 Aralık 2006 21:23

Az Yaşadıksa da

Ben kibriti çaktığım zaman
Her şey kırmızıydı yüzün oarak
Ben kibriti çaktığım zaman
Çünkü her hüz bir memlekettir

Ben sigaramı yaktığım zaman
Çünkü her sigara bir kelimedir
Ben sigaramı yaktığım zaman
Güz günleriydi bir şarkı olarak

Bir güvercin ben öldüğüm zaman
Nice hüzünlerden yaprak yaprak
Bir güvercin ben öldüğüm zaman

Cemal Süreya


kambis 14 Aralık 2006 21:57

Yalnız

Seni dalları budanmış
Bir selviye benzetiyorum
Rüzgarın her haline boyun eğen
Ama asla yıkılmayan
Fırtınada eğilen
Meltemde bahar günlerine
Eğin türküleri söyleyen
Seni ayaz kış gecelerinde
Kızıl aleve benzetiyorum
Kendisi hep titreyen
Çevresine sımsıcak huzur veren
Sen masmavi gökyüzüne benzetiyorum
Erilmezi son bulmayan, erişilemeyen
Yapayalnız bulutlar olsa güneş olsa
Ay olsa dünya senin olsa bile, yalnız.


Fatma Helin Şimşek


Mystic@L 14 Aralık 2006 22:26

Yüreğimde yangınlar tutuşur

(Temmuz yakarken Sivas'ı
Ben ilkbaharı yaşarım
Güneş bronzlaştırırken tenini)

Ey doğa güzeli sevdiğim
Belirsizliğin kıyameti
Anla resimlerdeki soluk renkleri
Anla dudaklardaki hüzünlü sloganları
Topraklara serpiştirilmiştir çiçek tohumlarını
Yüreğimde yangınlar tutuşur, ölürüm
İki Temmuz'un coşkusuyla ve hüznüyle
Daha coşkulu dinlerim sevdiğim
Islıklaşan türkülerini

Halk çatışırken düzenle
Hâla düşünceler demir parmaklıklarda
Üstelik HASRET'ler yangın çığlığında Madımak'ta
Kimileri ağlarken evlat acısına
Ve fuuş batağındayken zaman
Gecenin tüm barut kokan sessizliğinde
Tüm yasaklarına rağmen bebek çıngırakları kadar
Masum hayat.

Jale Bektaş


Misafir 14 Aralık 2006 22:30

yanimdan ucup gitdi

o ve ben yani askimla ben yolda yüryorduk bi yaz aksami ellimi simsiki tutmustu bende onunkini yürüyorduk yol bizi nereye götürene kadar onu okadar seviyordum ki bizi biri görecek diye de korkmyuordum umrumda degildi mahaleden biri görecekdiye artik kacmak istemiyorudum sevdimi saklamak istemyiordum o gün en mutlu günümde o ve ben sevgiyle göz göze ell elle yürüyorduk sevgiyle gören olacak diye korkmyuorduk artik kendimi cok mutlu hisediyorudum birden mutluluktan ucarken yanimda bi ell hisedemedim sagima bakmak istemedim bi ell ardadim tutmak icin bulamadim korkuyla sagima döndüm ama yoktu yanimda arkama baktim yerde yatiyordu kostum yanina bana bak diye bagirdim bakmadi birden kafasinin kanadini gördüm bagirdim yardim edin diye duyan yoktu ona simsiki sarildim kimse gelmedi saatlerce birden kendimi hastanede buldum yanimda annem vardi ona noldunu sordum annem ben sana soruyorum noldu dedi birden onun aylesi girdiler odaya naptin ogluma dyie bagirdilar o anda anladim o yoktu artik günlerce agladim okula gitmedim odamda onun sevdi sarki dinliyordum ellimde resmiyle ama yokdu artik yavas yavas alistim cünkü o yoktu kendimi toparladim haftalar sonra ve mesarligna bi demet gülerle gitdim ona yasdim siri biraktim ve o herzaman kalbimin icinde olacak ölene kadar

keske aniden gitmeseydi
gidecekse beni de götüreydi
keske ama anladim ölenle ölünmüyo
ama herseye ragmen yasyiorum yalniz olsa
simdi yalniz yürüyorum sahilin kenarinda ve yollarda tek basina yanimda bi tuttan ell yok yani tek basinayim



yanimdan ucup gitdi


Mystic@L 14 Aralık 2006 22:56

Yine Ölüme Dair

Zevcem,
ruhu revanım
Hatice Pîrâyende,
ölümü düşünüyorum,
demek ki arteryo skleroz
başlıyor bende...
Bir gün
kar yağarken,
yahut
bir gece,
yahut
bir öğle sıcağında,
hangimiz ilkönce,
nasıl
ve nerde öleceğiz?
Nasıl
ve ne olacak
ölenin son duyduğu ses,
son gördüğü renk,
kalanın ilk hareketi
ilk sözü
ilk yediği yemek?
Belki de birbirimizden uzakta öleceğiz.
Haber
çığlıklarla gelecek,
yahut da ima edecekler,
ve kalanı yalnız bırakıp
gidecekler...
Ve kalan
karışacak kalabalığa.

Yani efendim, hayat...
Ve bütün bu ihtimâlât
1900 kaç senesinin
kaçıncı ayı
kaçıncı günü
kaçıncı saatinde?

Zevcem,
ruhu revanım
Hatice Pîrâyende,
ölümü düşünüyorum,
geçen ömrümüzü düşünüyorum.
Kederli
rahat
ve hodbinim.
Hangimiz ilkönce
nasıl
ve nerde ölürsek ölelim,
seninle biz
birbirimizi
ve insanların en büyük dâvasını sevebildik
- dövüştük onun uğruna -,
«yaşadık»
diyebiliriz.

Nazım Hikmet


Misafir 14 Aralık 2006 23:18

Sen Yokken Biraz Daha Ölüyorum Ben


Sen yokken biraz daha ölüyorum ben
Gönlüm sonbahar, yaprak yaprak dökülüyor
Her mevsim kış, hergünüm gece
Sonu yok yolların, yarını yok saatlerin

Ve ben biraz daha ölüyorum sensizliğin ortasında
Kokusu yok çiçeklerin, gök kuşağının rengi yok
Ateşi yok sevmelerin, sigaramın dumanı yok
Gözlerin her yerde, ne yana baksam gözlerin
Ve ben biraz daha ölüyorum gözlerinin ortasında

Alevi yok yangınların, suyu olmadığı gibi yağmurun
Denizin mavisi yok, tıpkı gözlerin gibi
Gözlerin her yerde, ne yana baksam gözlerin
Ve ben biraz daha ölüyorum sensizliğin ortasında

Dostu yok gecelerin, geceler çok uzun
Geceler bir ömür, ömür dediğin bir tutam ümit
Ümidi yok yarınların,
Tıpkı senin yokluğun gibi
Ve ben biraz daha sana hasret
Hasret bir ip boğazıma düğümlenmiş
Düğümler her tarafımda, bütün yollar kör düğüm
Ve ben biraz daha ölüyorum sensizliğin ortasında

Yalnızlığını ben yazarım şiirlerin, ayrılığını ben
Karamsarlıkları hep senden
Hayalinle süslenen bu şehir
Ve ben ölüyorum bu şehirde sensizlik ortasında

MaviKalem
Adem Canpolat



Misafir 15 Aralık 2006 02:24

Evvela dişlerimiz döküldü
Sonra saçlarımız
Arkasından birer birer arkadaşlarımız
Şu canım dünyanın orta yerinde
Yalnız başına yapayalnız
Kırılmış kolumuz, kanadımız
Tatlı canımızdan usanmışız

Bir şüphedir sarmış yüreğimizi
Ya kendini aldatıyor demişiz ya bizi
Bir şüphedir demir atmış ciğerimize
Pamuk ipliği ile bağlamışlar bizi
Düğüm üstüne düğüm şöyle dursun
Bir çalım bir kurum hepimizde
Nereden inceyse oradan kopsun



Bu canım dünyanın orta yerinde
Hayvanlar kadar bağlanamamışız birbirimize
Yalan mı? Gözünü sevdiğim karıncalar
İşte: Hamsiler sürü sürü
Arılar bölük bölük geçer
Leylekler tabur tabur

Ya bizler? Eşref-i mahlukat! ..
Boğazımıza kadar kendi murdar karanlığımıza gömülmüşüz

Bizler bölük bölük, bizler tabur tabur
Bizler sürü sepet
Yalnız birbirimizi öldürmüşüz
http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gif
Bedri Rahmi Eyüboğlu


Misafir 15 Aralık 2006 09:50

Şehrindeyim...
Ve gecenin bu yalnızlık kokan halinde,
uyuyuşunu düşünmek ne garip.
Acaba sağ tarafa mı yoksa sağa mı yatıyordur?
uyuyor mudur?
ya da, beni mi düşünyordur?
...kim bilir?
gel hadi,
hayatın dibine vuralım senle.
Yanına birkaç sıcak meze,
birkaç dost muhabbeti al hayata dair.
ben aldım ilk yudumumu ,
ve tattım masamızın üstünde duran o acı mı acı mezeyi.
Ya sen
sen ne bekliyorsun?
Al hadi ,
Yudumla hayatımızı,
yudumla beni.
...
sen duymadın tüm bunları söylediğimi.
kimbilir sen de ne çok şey söylüyorsun benim için
kulağıma işlenmesi mümkün olmayan.
...
şehrimdesin
ve uyuyorsun gecenin yalnızlık kokan halinde.
ne sen beni biliyorsun ne de ben seni ..
ama her nerdeysen gel artık.
yoruldum beklemekten.
mezelerimiz de soğuyo,
yetişmelisin en güzel tatlarına ve en güzel anlarıma.
çünkü biliyorum ,
şehrimdesin
ve
şehrindeyim


Mystic@L 15 Aralık 2006 13:19

Adı Yalnızlık

Gölgen gibidir yalnızlık
Gecenin ıssızlığı, karanlığı gibi boş ve soğuk.
Sarılırsın ararsın tutamazsın
yoktur çaresi.
Adı Yalnızlık
Yazılmıştır birkere
Yiğit olsan da büker bileği,
Cesur olsan da sızlatır yüreği.
İçindedir sevgi, insanın tek dileği
Ateşten gömlek misali
SEVGİ... SEVGİ... SEVGİ…

Murat İnce


Misafir 15 Aralık 2006 15:41

AŞK BİTTİ


Bir aşk nasıl biterse
Öyle bitti bu aşk da
Uzun bir hastalık gibi
Aralıksız dinlediğim
Alaturka bir fasıl gibi


Gökyüzüne bakmayı,
Dostlara mektup yazmayı,
Çiçekleri sulamayı
Unutmuşluğum gibi bitti.

Bir aşk nasıl biterse,
Öyle bitti bu aşk da.

Yürümeyi yeniden öğrenen
Felçli bir çocuk gibi
Sokağa çıkmalıyım şimdi
Ve çoktandır
İhmal ettiğim dostlara
Yeni bir adres bırakmalıyım.
Pencereleri açmalı,
Kitapları düzenlemeliyim

Belki, bir yağmur yağar
Akşama doğru
Yarıda bıraktığım
Şiirleri tamamlarım.
"Aşk da bitti" diyordu ya bir şair,

AŞK BİTTİ İŞTE..
TAM DA ÖYLE.


nazlisu 15 Aralık 2006 20:30

Yalnızlığım benim kimsesizliğim umarsızlığım
ıssız kentlerde kederli sürgünlüğüm
sabahsızlığım benim konkunç depresyonum
kalabalıklar ortasında üryan kalmışlığım
horlanmışlığım dışlanmışlığım örselenmişliğim
dağ başlarında umarsızca ağlamışlığım
yalnızlığm benim tükenmişliğim
konkunç celladım her gün yıkılmışlığım
yavan gündüzlerim cinnet gecelerim
aniden yaşlanmışlığım
her gün yeniden yavaş yavaş ölmüşlüğüm
tüketen ve kan ağlatan yalnızlığım ürkek celladım
dalgınlığım daralmışlığım çıkmaz sokaklarım melankolim
devşelen azgınlaşan korkunç yanlızlığım benim
kanserim habis urum hüzünlü yalnızlığım
korkunç celladım ölümüm benim
yalnızlığım... yalnızlığım benim.


Mystic@L 16 Aralık 2006 00:02

Sen Yoksan

Musikisi bitti rüzgarın,

Uğultusu başladı.

Şimdi saadet, kapanan bir kapı,

Açılan bir pencere.

Masal kuşları gibi zaman,

Hep saçlarımızda pençeleri.

Yıldızları söndürmüş fırtına...

Sen yoksan, söylesene

Sevgin kalır mı yarına...

Ahmet Beltekin


Misafir 16 Aralık 2006 09:33

Yalnızım Yalnızsın Yalnızız

kimse içimdeki boşluğu görmüyor
bir adresi yitirmek neler hissettirir insana
kalp atışlarından uzak olmak
soluğunda duyamamak mevsimleri, düşünmüyor

çok şey bilmenin hoş karşılanmadığı zamanlardayız
ciddiye alınmıyor sorularımız
gün afrikalı kalmaya kararlı
bu dünyadan olmamak da yetmiyor

ve siz geliyorsunuz, sarı elbisenizle bir silüet
hayatımdaki eksikleri gösteriyorsunuz
küçülüp silikleşiyorum, hafifliyor bedenim
yalnızlığım dağılıp çoğalıyor sesinizde

ben artık sadece kuşların şarkısını dinliyorum

Metin Celâl


Mystic@L 16 Aralık 2006 09:56

Yalnız

Yalnızlığın kadarsın
Yalnızlığın mis kokmalı
Yalnızlık dediğin büyük bir zindan
Dünyanın en kalabalık zindanı
Dinden imandar çıkarır
Ama öyle bir adam ederki insanı

Bedri Rahmi Eyüboğlu


Pollyanna 16 Aralık 2006 10:59

Sensizim Sessizim Yalnızım
Bu gün yine sensizliğin resmini çiziyor,
Buram buram özlemin kokusunu savuruyor yüreğim.
Hayata küskün
Sensizim, sessizim, yalnızım…

Kalabalığın içinde olsam da,
Her yanım neşeyle çınlasa da,
Senden duymadıktan sonra
Kelimeler anlamsız, sohbetler manasız…

Gülsem de gülüşlerim keder dolu.
Avucuma aldığım kum,
Nasıl kayıp gidiyor elimden
Zaman gibi, sen gibi…

Seni yüreğimde saklıyorum,
Avuçlarımda saklayamadım
Kollarımla sarıp sıkıca sarmalayamadım
Ne olur geri gelsen, sığınıyorum affına
Sensizim, sessizim, yalnızım….


Mystic@L 16 Aralık 2006 11:57

Gittin

Gittin...Ben arkandan sadece baktim.Oysa soyleyecek o kadar cok seyim vardi ki...``Gidersen, iyiye dair ne varsa içimde yitirecegim hepsini.Gidersen, sönecek içimdeki ates ve bir daha hiç kimse yakamayacak.Gidersen karanliga mahkum edeceksin günlerimi.O karanlikta yolumu kaybedecegim``diyecektim sana.Konusamadim...


Gittin...Gidisini görmemek için gözlerimi kapattim.Öylesine acidi ki içim, tutup koparsalardi kolumu, bacagimi bu kadar aci duymazdim.Acim yas olup akmaliydi gözlerimden.Aglayamadim...


Gittin...Seni delicesine bir tutkuyla seviyordum oysa.Tutkum seninle olmakti, tutkum teninde erimek, tutkum hayati seninle, sadece seninle paylasmakti.Anlatamadim...


Gittin...Gidisini önlemek için tutmak vardi ellerinden.Ellerim degil miydi her dokunusumda seni ürperten? Ürperirdin yine biliyorum.Bir kez dokunsam, bir kez tutsam ellerini, gitmek için biriktirdigin bütün cesaretin kaybolurdu.Tutamadim...


Gittin...Bir yikim gibiydi gidisin.Sen adim adim uzaklasirken benden, çöküp kaldi bedenim oldugu yere.Nice terkedilislere dayanan bu yürek bu kez yenilmisti.Bu kadar zayif degildim ben, kalkmaliydim.Kalkamadim...


Gittin...Oysa geldigin gün gidecegini biliyordum.Hazirdim gidisine.Kaçak zamanlari yasiyorduk.Zaman bitecek ve sen gidecektin.Bense gidisinin ertesi günü hayatima kaldigim yerden yeniden baslayacaktim.Baslayamadim...


Gittin...Bir sey söyledin mi giderken? `Kal`dememi istedin mi? Son bir kez`seni seviyorum`dedin mi? `Bekle beni döneceğim`diye umut verdin mi? Beynim öylesine ugulduyordu ki...Duyamadim...


Gittin...Nereye gittigin önemli degildi.Binlerce kilometre uzakta da olsan, iki metre ötemde de farketmiyordu.Artik yoktun ve asil bu düsünce beni felç ediyordu.Kurtulmaliydim.Kurtulamadim...


Gittin...Unutulanlarin arasina katilmaliydin.Anilari bir sandiga koyup hayati bir yerinden yakalamaliydim.Bu ask noktalanmaliydi, bu sevdadan vazgeçmeliydim.Yapamadim...


Gittin...Bir okyanusun ortasinda tek küregi kaybolmus sandalda dev dalgalarla bogusan bir denizciyim simdi.Bil ki sevmekten vazgeçmedim seni, bil ki seninle birlikte sevdani da tasiyacagim yüregimde.Bil ki seni...Unutamadim...

_--Sen Gittin Ben Bittim--_

Tüylerimin diken diken olduu ve nerdeyse ağladıım ilk yazı bu


Mystic@L 16 Aralık 2006 20:37

Sen de ağlar mısın?

Sen de ağlar mısın?
sen de ağlar mısın be?
bir aşk için
yanar mısın kor gibi?
başkaldırışların var mıdır senin de?
yeter artık be dermisin?
sen de ağlar mısın?
uyku tutmadığında
sigara paketlerine
sarılacak olurmusun?
efkardan duman duman
olur mu gözlerin?
gözlerin yaş dökmeyi de bilir mi ha
bilir mi?

umutsuzluğa boyun eğer
kapatır mısın kendini günlerce
yanlızlıklara?
tatlı bir rüyaya tutuluverir misin?
ve rüyalarını
hep onun üzerine kurduğun da olur mu?
sen de ağlar mısın be
sen de ağlar mısın...

takvim yaprakları koparıldığında canının yandığını
hisseder misin?
umutsuzluklara sürüklenirken
dilek ağaçlarına bel bağlar mısın?
sen de
ağlar mısın?
en son ne zaman güldüğünü
unuttuğun olur mu hiç?
en son başını göğe kaldırışını
ve en son yüzyüze gelişini güneşin
sıcak teniyle

sen de ağlar mısın?
şiirlerin sana aşkı anımsattığı,
gülümseyişlerin hep ağlamaklı
yüzlerden olduğunu gördüğünde
canının yandığı oldu mu?

Kendini hep aciz
güçsüz
çaresiz
hissettiğin oldu mu?
ya son bulduğu cümlelerin
hep ağlamak fiiliyle
ya da sevmek fiiliyle
delice sevmek..

şarkılar şiirler neden
bitmek bilmez
der misin?
sen sevdikçe
ve duydukça ayrılık acısını
ta yüreğinde

sen de ağlar mısın
sen de
ağlar mısın?

Ömer Seydi Ekinci


Misafir 17 Aralık 2006 12:52

Sana şiirler okuyacağım, gitme
Güneşler doğacak yalnızlığımdan
sana bir ışık getireceğim
Büyük aydınlığımdan
Sana bir dolu umut getireceğim
Küçük ellerine sığmayacak
Sana Afrika gecelerini getireceğim
Sımsıcak
Sana çiçekler getireceğim
Bozulmuş güz bahçelerinden
Sana bir serinlik getireceğim
Yağmur tanelerinden
Sana avuç avuç yıldız getireceğim
Güneşimden başka
Sana engin denizlerin maviliğini getireceğim
Köpük köpük dalga dalga
Sana bir rüzgar getireceğim
Dağlardan, tepelerden
Gitme, sana zamanı getireceğim
Zamanın bittiği yerden
http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gifÜ.Y.O.


nazlisu 17 Aralık 2006 16:04

Yalnızlık, yalnızlık
Bari sen elimden tut
Geceyarısı aynalarda
Suçlu ve ezik
Gözlerim kan çanağı ,
Cinnete dönüşen bir dinginlik
Duruyorum karşında
Şarap taşlaşıyor
Midemde ve beynimde
Mavi mavi tüten sigara
Giderek mora çalıyor
Yalnızlık, yalnızlık
Bari sen elimden tut
Suflör kullanma
Dost seslerini dudağınla ısıtıp
Gece hep aynı gece
Karbon kağıdıyla çoğaltılmış
Gibi kara ve soğuk
Ellerim beynime alkol serpiyor boyuna
Niye böyle, neden
Sormuyorum artık
Yalnızlık, yalnızlık
Bir kez olsun kuğuların türküsünü
Tersinden söyleyeyim
Ölümse ölüm
Yaşamsa yaşam
Ayna hep ayna ayna...
Ahmet Erhan


Misafir 17 Aralık 2006 17:39

tut ki gecedir
karanlık sıvaşır ellerine camlardan
birden kırmızıya döner
trafik ışıkları
kükürtlü dumanlar yükselir
korkuya batmış
camkırığı adamlardan
tehlikeye büyür sakalları

tut ki gecedir
ihbarlar birer sansar
bir telefondan bir telefona atlar
yeraltı örgütleri tetik üstünde
adres değiştirmiş silah kaçakçıları
******ler birbirinden kuşkulanıyor

tut ki gecedir
katiller huzursuz
hırsızlar sinirli
hainler ürkekçedir
elleri telefona kendiliğinden uzanıyor
ihanete gece müthiş bir gerekçedir
ihbarlar birer sansar
bir telefondan bir telefona atlar

ihanet bir bilmecedir
http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gifAttila İLHAN


nazlisu 17 Aralık 2006 19:26

Gün olur
kar da yağar buralarda
Güneşe de kavuşursun
Ama tanıyamazsın bile
bir acımasız rüzgar savurur
deli dalgalar boğuverir
vicdanını o hep masmavi sandığın
kara sularının içinde
ve hep sarı bildiğin güneş kızıllaşır birden
Ben bunu tanıyorum dersin ateş bu;
Ama nafile hepsi birer azılı düşmanın oluverir
Sonra bir de bakarsın etrafında kimsecikler kalmamış
işte o zaman hatırla beni
yanlız o zaman


Ömer Seydi Ekinci


Misafir 17 Aralık 2006 19:52

İşte hicran düştü payına,

İşte yalnızlık!..

Sabah uyanışlarında,

Bir "Günaydın!.."

diyen bile yok artık.

İki yer arası

Dön, dolaş...

Bir kapı tıkırtısı,

Acaba kim geldi?

Yeni bir günün telaşı.

Bekleyiş...

Benim kimsem yok ki!

Hani yalnızlığı da isterdin?

Bir başına kalınca

Nedendir bu şikâyetin?


nazlisu 17 Aralık 2006 20:00

Yalnızız en kesif kalabalıkta
Ayrı dünyalarda gezer gönlümüz
Layık olamadık her ne yapsak ta!
Neticede abes, geçen günümüz

Isınmaz ellerim kara batırsam
Zehir vaktindeyiz burdan çıkınız
Ilık gölgelerle gönül eğleriz
Zaten beraberken bile yalnızız

Hayalet sanırız hakiki ruhu
Ard arda dizilir kibir ve gurur
Leyla olmaklığın nerede kaldı
İçimizde ümid, yaralı durur

Münafık hislerle zor mu savaşmak
En rahat ne ise, en doğru o mu?
Yalnızız.. ve bizde bu bir sevda ki
En doğruyu bozar, kırar atomu! .


Hünkar Dağlı


Mystic@L 17 Aralık 2006 21:40

Ölesim Gelir

Gönül bahçeme ektiğim güller
Gurbet ellerde kuruyan dallar
Geçit vermez ki bu yüce dağlar
Gitmek istediğim upuzun yollar
Kısaldı gözüme gidesim gelir.

Yaban ellerde bıraktım seni
Gözümden sakınıp saklarken seni
Senin için atan bu kalbimi
Başkasını sever diye atasım gelir.

Gözüme başkası haram olsun
Döktüğüm gözyaşı yağmurun olsun
Neyleyim sensiz ömrü varsın son bulsun
Çekip silahı orada ölesim gelir...


kambis 17 Aralık 2006 23:06


BİR AVUÇ HAYAL KARŞILIĞI

Köşe başında beklerdi yalnızlığım,
Üstümde yırtık bir elbise,ay ışığının hüznüyle bakardı gözlerime.
Elinde patlamış bir top koşardı ona çocuk yanım.
Aksak eliyle şişirirdi çocuk yanımın,çocukca egolarını tıpkı topumu götürüşüm gibi yanına umutla...
Ve karşılığında bir avuç hayal alırdı benden sebepsiz.
Ben umursamazdım...
Ben olmadan anlamsızlaşır hayallerim ve hep hayal üretebilirim derdim çocukca bir cesaretle...
Ve her koşuşumda ona, biraz daha büyüdrüm bu sebep...
Ve o...
O hep daha fazla hayal için beklerdi beni.
Beni ve herkesi o köşe başında...
Kimse büyüdüğünü anlayamazdı,
O bir avuç hayal karşılığı beklerken bizi sokak lambasının altında...

Köşe başında beklerdi yalnızlığım,
Bir aşk acısı hakimken bedenime,
Bu sefer aşık tarafım koşardı ona kırık yüreği ellerinde...
O bu sefer aksaklığı biraz daha gitmiş beklerdi beni aynı yerde...
Yaralanmış yanımı tutardı o eliyle...
Ben bir avuç hayal uzatırdım derken aynı aksak eline.

Oysa ben anlayamazdım...
Oysa ben onardığı yaralara karşılığı aldığı hayallerim için beklediğini bilsem de umursamazdım...

Ve o bir avuç hayal daha istemeyi hep sürdürürdü benden...
Ben uzatır dönerdim yatağıma aşık yanımla...
Geriye onarılmış ve aşktan korkan ürkek bir benlikle yaslanırdım yastığıma...
Biraz daha büyür ve biraz daha hayal kaybederdim o köşe başında...


Köşe başında beklerdi yalnızlığım,
Hep kırılan bir yanım olurdu mutlaka...
Ve onarılmaya muhtaç yanlarım...
Her seferinde bir avuç hayal daha uzatırdım ona...
Ve bir avuç hayal karşılığı biraz daha büyümüş dönerdim yatağıma...

Meral Bilgiç


Misafir 17 Aralık 2006 23:32

YALNIZLIK ÜZERİNE BİR YAZI
Gittiğim yerlere mutsuzluk götürdüğümden olsa gerek, uzun kalmıyorum oralarda. Haber özetleri gibi kısa geçiyorum hayatı. Hakkım yok umutsuzluğumu dışa saçmaya. Ya da bencil mi davranıyorum nedir…
Öylesine yaşayan insanlara baktıkça şaşırıyorum. Sıradan yaşıyorlar veya ben öyle zannediyorum. Sürekli dişlerini göstere göstere gülüyorlar. Ben yanaklarıma bakıyorum kasılmıyorlar. En büyük dertleri bir yerlerden para gelecek olması ve o gelecek olan nesnenin gecikmesi, ben öyle hissediyorum. Aşkla ilgili sohbetlerine tanık olmadım, duymadım. Aşkın acısını yaşayan insanları aramadım değil. En büyük acıları sevişme sonrası sigara yakmayı unuttukları sanki. Öylesine mutlu görünüyorlar ki beni aralarına almadıklarını fark ediyorum. Çünkü biliyorlar ilk fırsatta aşkın, acının ve ayrılığın yükünü oturdukları masalara bırakacağımı. İçinde bulunduğum çıkmaz sokaklara girmek istemiyorlar. Haklılar belki de.
İğrendiğimi hissediyorum. Ve her seferinde şehrin ortasına kusuyorum gözyaşlarımı. Tek başıma oturuyorum bütün her yerde. Keder katarı geçiyor. Avucumun içini kederle dolduruyorum. Ellerime sığmıyor tutup ceplerime dolduruyorum. O da yetmiyor karnımı yarıp içini tıka basa dolduruyorum.
Çevremde kimse kalmadı. Üzülmediğim düşüncesiyle boğuşuyorum. Evet üzülmüyorum. Hayatımdaki kadınların beni bir bir terk etmesi beni rahatsız etmiyor. Ve her defasında “bana göre değilsin” mesajları yolladıklarında evimin duvarlarına “ama aşk var ya varsın olmayıversin kadınlar” diye geçiriyorum içimden. Sanırım hayatımdaki kadınlarla anlaşamadığımız tek konu “aşkın paylaşılamayacağı” konusu oldu. Onlar aşkın paylaşılması gerektiği konusunda ısrar ederken, ben aşkın kendini paylaştıracak kadar aciz olmadığını söylüyorum. Ve aşkın yürüdüğünü, bizimse sadece onun paçalarından tutup bizi nereye gideceğimizi bilemeden sürüklediğini savunuyorum. Ve her kadına, yazarın söylediği “aşkın rotasını çizemeyiz, aşk bizi kendine layık görürse o bizim rotamızı çizer” sözü fısıldıyorum. Kadınlar, ne çok kadındırlar…
Yalnızım evet bu aralar kendime tekrarladığım sözcük bu. Yalnızım… Üstelik kendi kendime konuşmaya başladım. Çok fazla konuşuyorum. Ve her yerde… Yanımdan geçenlerin bana uzaylı bir varlığa bakar gibi şaşkınlıkla baktığını gördükçe daha fazla konuşuyorum. Kendi aralarında konuştukları saçma sapan, küflü bir yaşamı gördükçe daha bir sarılıyorum kendime. Hayatımdaki üç şey: sigara, uyku ve sözcüklerimin nefes aldığı klavye. Daha ne olsun ki
Zorunlu seyahatlere çıkıyorum. Çıkarıyorum beynimi. Heybeme kimsesiz bir hayatı koyup çıkıyorum uzun yolculuklara. Ben kendime iyi gelmiyorum bunun farkındayım. Ama seviyorum kendimin kederini. Seviyorum yorgun bir bedene sahip kalp evimi. Nereye gitsem peşimden sürüklediğim bu sanrılı yaşamın bundan rahatsızlık duymadığını ve ne kadar kötülük yaparsam yapayım ona, yine de beni terk etmeyeceğini biliyorum. Bilmek rahatlatıyor beni. Bilmek…
Ne kadar çok karşılaştım ki bilmediğini söyleyen insanlarla… Ki çoğu defa kadınlarla. Ne istediğini bilmeyen kadınlarla… Hep bir savaş halinde olduk onlarla… Var olmanın ve kazanmanın savaşı… Oysa ben yenilgiyi her defasında kabul etmiştim. Yeter ki aşkla bir kavga içinde olmasınlar diye o kadar çok uğraştım ki… Büyüsü bozulmasın diye o kadar uğraştım ki… Başardım mı bilmiyorum. Ya da onlar aşkla kavgalarından sonra daha güçlü çıktıklarını zannederken bu savaştan, içimde hiç yenilgi kıpırtısı oldu mu onu da bilmiyorum…
Daha bir dolu giriyorum yeni bir hayata. Hep yeni bir şeyler ekleyerek giriyorum başka hayatlara. Kendimden çok şey veriyorum. Hiçbir şey almıyorum onlardan. İhtiyacım mı yok. Korkuyor muyum? Kim bilebilir ki ben bilmedikten sonra… Aşk var ya daha ne olsun. Ama hep yalnızım yanlarında. Onlar ruj lekeleri bırakırken defterlerime ben ayrılık konulu bir hayattan ödünç sayfalar alıyorum. Bileklerimin kemerini çoğu defa sonsuza dek koparma telaşıyla yükümü alıp kaçıyorum aşk öznelerinden. (onların benden kaçtıklarına bakmayın siz.) Değişmeye direniyorum… Değişirsem aşk/ayrılıktan uzak düşeceğim endişesiyle boğuşuyorum.
Evet, gittiğim yerlerden çabuk dönüyorum. Acelem varmış gibi, beni çağıran birileri varmış gibi dönüyorum işte. Acımdan isteyenlere sırtımı dönüyorum. Acısını istediklerim tereddüt etmeden veriyorlar acılarını. Acılarını alıp yetişiyorum son arabasına hüzün mağarasının. Sonra… “Aşk sana karşı boynum kıldan ince işte, anla bunu.”
Okyanusun en dibinde, en ortasında oturuyorum. Bu aralar mesken tuttuğum yer orası. Ne istediğimi bilmiyorum kuşkusuz. Oturuyorum. Yanımda yüzüme bakan köpek balıkları, yeme endişesi yok hiç birinin dişlerinde. Benim dişlerim oysa kanlı ve hüzünlü… Yem olacak kadar değerli değilim demek ki onlara göre. Kum tanelerini avuçluyorum. Boşalıyor avucumun hiç deliklerinden. Terli ellerim, ıslak ellerim… Titrek ellerim.
Köşeme çekiliyorum. Evimdeyim, mabedimde. Günah köşelerimde… Girdiğim hayatlardan kaçarcasına uzaklaşıyorum. Kendime gömülüyorum. Kısa kısa geçiyorum hayatı…
Sabahın ilk ışığı vururken sırtıma ben hala yazıyorum. Hala yazı-yorum. Yalnızım hala. Şikâyet etmiyorum… Ben böyle güzelim. Umutsuzluğu kendime yakıştırıyorum.


nazlisu 18 Aralık 2006 14:37

Yalniz günlerim, yalniz herseyim.
Yalniz yasanmaz diyorsun bana.
Cansiz bedenim, ölmüs düslerim,
dertli olunmaz, diyorsun bana.

Aglarsa anam aglar,
gerisi yalan aglar,
bitmez iftiralar,
yüregim sizlar.

Akar gözyasim, damla damla.
Erkekler aglamaz, diyorsun bana.
Yanmis yüregim, sevda baharinda,
beni baglamaz, diyorsun bana.


Ahmet Arslan


Mystic@L 18 Aralık 2006 15:27

Sabah Sabah Esen Seher Yelleri

Sabah sabah esen seher yelleri
Benim sevdiğime benden aşk eyle
Irmak olup akar çeşmim selleri
Benim sevdiğime benden aşk eyle

Hayalleri gözlerimden ayrılmaz
Akar bu çeşmimin yaşı durulmaz
Bir derde uğradım derman bulunmaz
Benim sevdiğime benden aşk eyle

Yavru şahan idim uçtum yuvadan
Ahım inmez oldu daim havadan
Unutmasın beni dahi duadan
Benim sevdiğime benden aşk eyle

Aşık eder dünya gelmez aynıma
Abdal olup post çekeyim eğnime
Tanrı emaneti olsun boynuma
Benim sevdiğime benden aşk eyle


Mystic@L 18 Aralık 2006 20:26

GittiN
Gittin...
Avuçlarıma bıraktın yalnızlığı
Sen dedin!
Sen! ! !
Burada kal
Anıların ve acılarınla
Ben yokum artık.
Gittin...
Veda bile edemedin giderken.
Yıkıntılar arasında
Dağılmış eşyelerınde kaldım.
Arkanı dönüp bakamadın bile
Geçmişten ürkmüştün,
Benli bensiz terkedilmişliklerden
Gittin...
Farkında bile olmadın
Arkanda iki damla gözyaşıyla kalakaldım öylece.
Oysa,gitmeyebilirdin,
Beni terketmeyebilirdin.
Gittin...
Avuçlarımda kaldı yüreğim,
Son nefesim boğazımda.
Gittin...
Hala ben seni evet
Ben seni hep bekledim,
Gittiğin yollardan geri dönersin,
Beni arar bulursun döndüğünde kimbilr...
Kapatıp avuçlarımı sıkıca
Bırakmazdın beni
Bu sonsuz,yalnızlığa
Bırakamazdın...

Gittin...sensizlikte kaldım
Gittin...terkedilmişliklerle
Gittin...Avuçlarımda kaldı
Yalnızlığım ve sensizliğim.

2005
Fatime Altuntaş


nazlisu 18 Aralık 2006 20:28

Namusum üzerine yemin ederim
Bu şehri bu evleri bu sokakları sevmiyorum
Tiksiniyorum bu iğrenç kalabalıktan
Yalnızlığı özlüyorum

Yalnızlıkta sen varsın
Dilediğim gibi düşünebiliyorum seni
Bir ayna karşısında soyunuyorsun çırılçıplak
Dudaklarından öpüyorum

Kapatıyorum gözlerimi yağmur yağıyor
Bir bulut görüyorum sana benzeyen
Sevinçten ürperiyorum

Yalnızlıktan bütün teselliler yalnızlıkta
Hoşça kalın sokaklar, caddeler, insanlar
İşte başımı aldım gidiyorum.


Ümit Yaşar Oğuzca


Mystic@L 18 Aralık 2006 21:03

Sensizlik Gitmek Bilmez
Ah fırtınalar kopar düşümde zaman zaman
Tutup da atamam içinde ki o keskin izlerini
Bazen durur zaman susturamam inan
Yalnızlığımla içimde ki sebepsiz seslerini

Korksam da senszilik içimden gitmek bilmez
Daha da büyüyor yine beni terketmez
Sevgim sensizlikte bir çığ gibi büyüyor
Bu sessiz rüzgarlar sesin oluyor bende

Kovsam da çaresiz tenimden kokun gitmez
Daha da siniyor niye beni terketmez
Kalsan da sevgilim o günlere dönülmez
İnan bu hikaye bitemez sürer bende

Bazen hayalin gelir karşım da öyle durur
Ellerimi uzatsam yine dokunamam yok olur
O an durur zaman susturamam inan
Yalnzılığımla içimde ki sebepsiz seslerini
Ümran Timur


nazlisu 18 Aralık 2006 21:05

Yalnızım
Aşkıyla aşklandım
Gözlerimden güneşler sökün edecek
Bir dünya istiyorum
Başımı döndürecek..

Göğsümün içinde
Volkan yürek
Kim yaşayabilir ki böyle suskun
Sustukça haykırarak..

Okyanuslar istiyorum
Taş devrini gömecek
Yüzyıllar istiyorum
Aşk, hükmünü sürecek..
Bir yürek daha istiyorum
Dahalarca aşkımlı
Aşkımı döndürecek..


Faika Sarp


Mystic@L 18 Aralık 2006 21:17

Seni Kendime Sakladım
Bir ressamın fırça darbeleri gibi duygularım
rengarenk bazen karışık ordan oraya savrulup durur
bir şairin en içten dizeleridir ruhu az gülen çok ağlayan
bir doktorun hayat vermesi gibi, hep canlıdır hep yeni doğmuş gibi saf ve temiz
bir mühendis gibi inşa edilmiş gibi düzgün muntazamdır
bir gazetecini yazmak istediği habere duyduğu özlemdir
ben senin herşeyde harmanladım
iyice karıştırdım ve kendime sakladım
ulaşamaz sana kimse bundan böyle
ben seni kalbimin en derinine sakladım
bütün çiçekler, böcekler, kediler ve köpekler
şahittir ikimize
onların dilleri yokki aksini söylesin
aşkım işte ben seni böyle garanti altına aldım
ve mühürledim..
ben seni herşeyden çok sevdim ve
herşeyden herkesden birşeyler alıp
iyice tartım biçtim ölçtüm
ve gönlümün en derinine
sadece kendime sakladım...

18.25
18.12.2006
Gülce Şeren


nazlisu 18 Aralık 2006 21:19

Can yoldasin olmazsa olmasin
Yalnizim diye hayiflanmayasin,
Egilmis ustune gokyuzu masmavi
Bir anne sefkatine musavi.
Uc adim otede deniz
Dosttur, ne ofkesi ne durgunlugu sebepsiz.
Bir derdin varsa acabilirsin agaclara
Agac yaprak verir, sir vermez ruzgara
Ve kis yaz,
Dalda kus eksik olmaz
Dag basinda duman
Yalnizlik nedir goreceksin
öldügün zaman.


Cahit Sıtkı Tarancı


Mystic@L 18 Aralık 2006 21:46

Gel buldu 45 inde...
İlk görende aşık olunmaz sandım,
Olunurmuş,gönül düştü peşine,
İçsel bir arzuydu,sanmaki kandım,
Çılgın gözün yumdu daldı peşine.

Hep sevgi aradı,aradı gönül,
Hazan bahçelerde ötermi bülbül,
İster mor sümbül,ister kızıl gül,
Solarmı ki kaldı aşk telaşına.

Sen bir yerinde varsın,ben bir yerinde,
Aşk acısı burgu burar derinde,
Sevda yelleriyle, bela serimde,
Esermiş ki gönül bir serkeşinde.

Ya GÜL'de hazan oldu,yada SEREN'de,
Burda suç alanda mı,yoksa verende,
Volkan kaynar sanki, aha şuramda
Geldi buldu beni tam 45 imde...
Evrim Evrensel


€Z€L 19 Aralık 2006 01:57

Yalnızlığımla başbaşayım yine
Hayaller ve anılarla
Yaşamımı hatırlayıp
Ağladığım yalnızlığımlayım
Sadece duygularımı paylaşan
Kader var yanımda..
Yalnızlığa düşmüş bir kuş gibi
Çaresiz kanadı kırık
Yine de yılmadan ama gözyaşlarına yenilerek...
Terkedilip bırakılan bir güvercin gibi
Anılarımla ve kaderımle paylaşıyorum herşeyi...
Çaresizligimi,umarsızlıgımı
Yalnız bırakılan fakat yılmayan
Kimseye muhtaç olmayan
Ama aglayan...
Bir dag yamacına oturmuş
Geceyi ve gündüzü düşünüyorum sadece...
Sadece içimi yakan ateş gibi
Kıvılcımlanıp yasadıgım acı günleri yakmak istiyorum...
Yakmak istiyorum ki
Kül olup ortadan kalksınlar diye
Beni sadece yalnızlıgımla bıraksınlar diye
Düşünüyorum.....
Seni düşünüyorum yinede Yılmadan bıkmadan
Damla,damla dökülen yagmurlar gibi
İşte yine yanaklarım ıslandı
Yine aynı şey oluyor
Ne zaman seni düşünsem
Hep aynı şey oluyor bana
Ama sen beni hiç sevmedin ki
Beni yalnızlıgımla başbaşa bıraktın
Şimdi kuş olup uçmak isterdim
Bulutlarin üzerinde
Asagıya bakmak isterdim
Seni görürüm diye
Sevgimin bitmedigini
Sana göstermek için
Sensizligin acı yüzünü
Sevmenin şevkatsizligini
Göz yaşlarımın bile ezildigini
Sana göstermek için ...

Alıntı

Bu biten sadece umutlarım değil de ,
Hayatımında son günü mü
Yoksa haliçe vuran ben değilim de ,
Bitmeyen yalnızlığım mı

Bu gelen akşamın korkunç sensizliği değil de,
Son anlarımın haykırışları
Sanki ölen ben değilim de,
İçimde kaybolan sen misin

Sen bendeydin bana benden daha yakın,
Şimdi ise dört nala at sürdüğüm
Çorak çöller gibi ıssızlığın;
Ama hep yanımda taşıdığım yalnızlığım..

Alıntı




nazlisu 19 Aralık 2006 14:14

Yanlızlık paylaşılmaz
Paylaşılırsa yanlızlık olmaz
Yanar sobasında
Yalnız'ın üşüyen bakışları
Lambasında karanlığa dönük
Bir ışık titrek sönük sönük
Penceresi dışına kapanmıştır
Kapısı içine örtük
Bir sözde saklanmış bir yalanı
Bir gözde okuduğundan
Bakmaz kendi gözlerine bile

Özdemir Asaf



Saat: 13:13

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık