![]() |
Ağıt Dün gece seyrimde gördüm cerenim. Kızlar ne kadar çok seviyorlarmış ki seni Mosmor olmuş gülyazısı bedenin mormor olmuş gülyazısı bedenin Düşmüş sanki erguvanlar içinde En genç burcu yıldızdan bir kalenin En enç burcu yıldızdan bir kalenin Uçmuş sanki uçsuz bir uçuruma Gökyüzünün çakır gözlerinden Gökyüzünün çakır gözlerinden Düşmüş bir damla, bir deniz feneri Işınlarıyla şile bezlerinin Güdüyor çobansız kalmış tekneleri |
Yalnızım Aşkıyla Aşklandım Yalnızım Aşkıyla aşklandım Gözlerimden güneşler sökün edecek Bir dünya istiyorum Başımı döndürecek.. Göğsümün içinde Volkan yürek Kim yaşayabilir ki böyle suskun Sustukça haykırarak.. Okyanuslar istiyorum Taş devrini gömecek Yüzyıllar istiyorum Aşk, hükmünü sürecek.. Bir yürek daha istiyorum Dahalarca aşkımlı Aşkımı döndürecek.. Faika Sarp |
.........Bitmeyen Yalnızlık....... yine herzamankinden farksız birgün, dışarıda güneş we hareket içerde bir genç we yorgunluk bir de YALNIZLIK. we televizyonda reklamlar yukarı katta tıkırtılar aşağı katta sessizlik uzaklarda ölüm,yakınlarda yine ölüm bir yerlerde unutulanlar,bir yerlerde ise unutanlar bilinmeyenlerde bir genç kız we bir genç kız daha... uçurumun kenarında düşmek için hazırlananlar uçurumun sonunda ölüm çığlığı! arkada sonsuz gözyaşları, uzun bir sessizlik, anılarıyla başbaşa bir genç kız Ve BİTMEYEN YALNIZLIK!!!!!........ |
Ben seni sevdim mi? Sevdim, kime ne Tuttum, ta içime oturttum seni Aldım, okşadım saçlarını, öptüm İçtim yudum yudum güzelliğini Ben seni sevdim mi? Sevdim elbette Bendeydi özlemlerin en korkuncu Çıldırırdım sen ne kadar uzaksan, Aşk değil, hiç doymayan bir şeydi bu Ben seni sevdim mi? Sevdim doğrusu Sevdikçe tamamlandım, bütünlendim Biri vardı ağlayan gecelerce Biri vardı sana tutkun; o bendim Ben seni sevdim mi? Sevdim en büyük En solmayan güller açtı içimde Ömrümü değerli kılan bir şeydin Sen benim boz bulanık gençliğimde Ben seni sevdim mi? Sevdim, öyle ya Bir çizgiye vardım seninle beraber Ve bir gün orada yitirdim seni Ben seni sevdim mi? Sevdim, Ya sen beni? http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gifÜMİT YAŞAR OĞUZCAN |
Hani hep giderdin ve gelirdin ya geriye, bu da onlardan biri miydi..? Uzun zaman oldu bu sefer, söylemek ve sormak zor geliyor ama bu senin son gidişin miydi sevgili...? Küçük bir oyun oynuyor gibiyiz sanki. Ben ebe olmuşum sen saklanan...Nerelere saklandın da bulamıyorum seni. “Ah işte ordasın” dediğim yerlerden hep başkaları çıkıyor, herkes hep bir ağızdan, dalga geçer gibi, “çanak çömlek patladı” diyor,bense garip bir umutsuzlukla geri dönüyorum ağacıma, kaldığım yerden seni aramaya başlamak için Bu son gidişin miydi, anlayamadım sevgili..Göremeyeceğimi sandığım zamanlarda birden karşıma çıkıyor, içimde yeni yangınlar bırakarak geri dönüyorsun. Kimlerin yanına dönüyorsun da uzun sürüyor sessizliklerin? Gittiğin yerlerde bana benzeyen ve tanıdık bir şeyler var mı bari.? Gülmeyi unuttuğun zamanlar, kimleri çağırıyorsun yanına..? Hüzünlerini kovan yürekli biri var mı yani..? Hani bir anda gelip de o puslu havayı dağıtan, seni içmeden sarhoş eden ve güldüren, hüzünlerini bulamayacağın yerlere saklayan biri..Sen dayanamazsın yalnızlığa. Dokunmak ve karışmak istersin. Yalnız kalmak sana acılarını hatırlatır..bir kadının teninde istemeyerek bıraktığın acıları. Yalnız kalmak sana çocukluğunun masum düşlerini hatırlatır..ağlamak istersin ama ağlayamazsın. Yalnız kalmak sana tutunamadığın sevgileri hatırlatır; çaresizliğini, yıkılmışlığını...arkanda bıraktığın, dokunmaya korktuğun özlemleri. Yalnız kalmak sana göre değil sevgili..Sen yalnızlığında kendinle karşılaşır ve ürkersin yüreğinin saatlerce sana karşıt konuşmalarından. Bu yüzden merak ediyorum ya, başkalarına da ‘hüzün kovan kuşum’ diye sesleniyor musun acaba..? |
Rüzgarı giyinip Sana geldim dün gece. Saçlarına dokunmaya gelmiştim. Kıyamadım yüreğinden öpmeye. Kıyamadım gözlerinde gezinmeye. Yatağının yanına usulca çöküp Seni izledim içimde hasretini yutkunarak. Nefes alışını, Meleksi bakışlarını izledim bir nefes uzağından. Ellerimi uzattim ellerine. Bir kez olsun dokunmak istedim işte. Hiçbir zaman dokunmadığım yüreğine Delicesine sarılmak geçti içimden. Dokunsam ölecektim biliyorum. Sarılsam dizlerinde sonsuzluğa göcecektim.. Dokunamadım, sarılamadım. Gidiyorum, Günahlarında yanmaya gidiyorum. Kır düğünü düşlerimi, Gözlerine benzeyen bir kız cocuğu özlemimi, Gözyaşlarında yakmaya gidiyorum. Elimde ne bir resmin, Yüreğimde ne bir nefesin, Seni " sensiz " yaşamaya gidiyorum. Yokluğunda Cennette yaşamaktansa, Cehennemin avuçlarında yanıp Dudaklarında son dua olmaya gidiyorum. Gidiyorum hasretim, Gidiyorum helalim.. Seni "sensiz " yaşamaya gidiyorum. Yarın doğum günüm. Adının yazdığı çağrıdan öte Çok şey istemiyorum sevgili. Seni " sana " bugünden yazıp Yarın doya doya ağlamak istiyorum. Ama sakın ağlama sen. Her gözyaşın benim Cehennemim olur. Yokluğuma inat hep gülümse emi. Çünkü her gülüşün duam olur yalnızlığıma. |
Yalnız insan nedir ki Sayıklayan bir acıdan başka? Olmayan bir sevgiliyi beklemek bile, Bir başına olmaktan anlamlıdır. Yapayalnız ne yapabilir ki insan ; Son otobüsle gelecek birini beklemiyorsa... Gelmese de sevgili, Onu umutla beklemek, Umutsuz bir aşk filmini seyrederken Kendine bağlanmaktır. Olmayan bir sevgiliyi inatla beklemek ; Utandırmaktır aşkı... http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gifCezmi ERSÖZ |
Izdırap Yokluguna degil aglamam, aldanma. Sevmedigimi de zannetme, aldirma. Matem degil, sitem de degil, kizma. Izdirabi yasiyorum, böyle bil ve anla. Kizginligim sana degil, yüregime ve gözlerime. Ikiside birbirinden hâkir, duramadilar sözlerinde. Hüznü ve kabusu koyup giderken bedenimde. Sende kalan yanlarima salladim elimide gönlümüde. Sevgin bir fidandi ve aklimi sarmisti. Gidisinle gönlümü yakti, içime kin bosaltti. Yalnizligima dost oldu, paylasti benle aciyi. Beklememi sagladi, izdirabi ve de sanciyi. Ahmet Arslan |
yalnızlığın acıttığı saatler... *aksam yemeğini yalnız başına yerken birden anlatmak, paylaşmak istediğin binlerce cümle olduğunu ve bu cümlelerin boğazına dizildiğini anladığın an... *hastalandığınızda bir tas çorba pişireniniz yoksa, ameliyata girerken cüzdanınızı hastabakıcıya bırakıp hakkini helal et diyorsanız yalnızlığı iliklerinize kadar hissedebilirsiniz. *arkadaşlarla içmek varken, yanliz başına bilgisayarın başında içtiğin an *içeriden nefis yemek kokularının gelmediği, hosgeldin oğlum/kızım/ sevgilim/ arkadaşım seklinde karşılanmadığın, bir eve adim attığında. *the doorsdan people are strange şarkısı dinlerken şarkının sözlerinin kendinize ne kadar uyduğunu anladığınız anlar. *yolda hic biryere yetişme gereği olmadan yürürken, birden yavaş yavaş yağmur baslar. kişi alışkanlık olarak adımlarını hızlandırır. sonra hatırlar ki nasılsa görecek, seni umursayan, sırılsıklam olmuş olmana üzülecek, seni seven biri yok. adımları tekrar yavaşlatır, evine yalnız başına aksam yemeğini yemek üzere en uzun yoldan döner. *gözlerinizden yas düşerken kendi mendilinizi kendiniz aldığınız an. *etrafınızı deli gibi dağıtmanıza rağmen kimselerin size laf söylemediği, kimselerin o dağınıklarınızı toplamadığı anlar.dağınık olmak hoş ama, bu noktada anla$ilan yalnızlık en az o e$yalar kadar dağıtır, toparlanamaz hale getirir insani. *sevdiğin şarkiyi senin kadar sevebilecek hiç kimsenin yanında olmadığı an. *diğerlerinden olmadığın, biraz daha farklı olduğun için arkadaşlarının seni terk ettigini anladığın anlar... *evde şaşkın bi vaziyette salya sümük ağlarken uzun uzun kimi arasam diye düşündüğünüz ve isteğiniz gibi bi isim bulamadığınız zamanlar *istiklalde yalnız başınıza yürüdüğünüz zaman *is dönüşü kapıyı anahtarla açıp karanlık eve girdiğinizde "ben geldim" diyecek kimse olmadığında. hatta daha beteri, kimse olmadığını bile bile "ben geldim ulan evim, nasıl geçti günün beyav" dediğinizde. evle, bilgisayarla, televizyonla, puzzle'la, müzikle, mutfak penceresiyle, otla, ..okla yüksek sesle konuştuğunuzda. *gece çok geç olmuş sanıp yatarken saatin daha 12 bile olmadığı anlaşılan ve kendi kendine gülerek "tavuk gibi erken mi yatacaksın" denilen an. *elektriklerin kesildiği gecelerde daha net hissedilir. ne tv ne de bilgisayar olduğundan minderle ya da kolonya şişesi ile konuşulan anlardır. *bir bayram sabahı, ailece yasayan karsı komsunuzun sizin yalnızlığınıza çare olsun diye 'istersen gel beraber kahvaltı yapalım' çağrısını duyduğunuz an *hastayken, nane-limon yapacak, ateşinize bakacak, üzerinizi örtecek ve şefkat gösterecek kimsenin olmadığı anlar. *heves edip aldığınız tüm yiyeceklerin en küçük boy olmalarına rağmen bitmeden bayatlayıp atıldığı anlardır. yiyeceği çöpe dökerken başınızı kaldırıp gözlerinizi kısıp, dersiniz: iste bu an o an, anladım.. *bir elinde sigara diğerinde bira, kucağındaki hemstira bakıp gülümsediğin anlardır. hatta "hemstirda birazdan sigara dumanından rahatsız olup kaçacak" diye düşündüğün anlardır. *evde yaptığınız yemeği tek başına yerken, masaya oturduğunda bir kaç saniyelik sessizliğin olduğu an. sonradan televizyonu açmak zorunda kalabilir insan, sırf yalnızlık hissi veren bu sessizliği bozmak için.. *pink floyd - wish you were here i uzaklara dalıp dinlerkenki zaman dilimi *evinizde müzik dinlerken sevdiğiniz bir şarkinin çıktığı bir anda, gaza gelip bağıra bağıra şarkiyi söylediğiniz ve iğrenç sesiniz yüzünden kimseden fırça yemeyeceğinizi anlayıp kedere boğulduğunuz andır. *güzel bir yemek yaparsın tek başına yerken halıya bir parça dökülür eğilip sorarsın "nasıl güzel olmuş mu?" iste yalnızlığını anladığın an o andır. *televizyondaki spiker sunumunu bitirip iyi aksamlar dediğinde "senada" diye karşılık verme ihtiyacı duyduğun an. *yılbaşı aksamı eve gelirken sokaklardaki neşeli kalabalığı izlemek sonrasında bos evde yapacak birşey bulamamak . .. *aziz nesin sesler adli şiirinde bu anları çok güzel anlatmıştır. şiiri okuduğunuzda yalnız olduğunuz kafanıza çok güzel dank eder. gecenin bir zamanı evine gelince kilitte duyuyorsan anahtarın sesini anla ki yalnızsın elektrik düğmesini çevirince çıt diye bir ses duyuyorsan anla ki yalnızsın ...... yazan bilinmiyor Alıntı |
Gerçek Bir Yazı Yıllar Boyunca Yaşadığım Yalnızlık Ancak Yaşayanlarca Anlaşılabilir Bir Duygu Sanırım Bunu Bilmeyen Var Mı Acaba.Ben Ben Değilim.Ben Yalnız Ben İle Asla Anlaşamadım.Her Sabah Yeniden Başlayan Bir Savaşın İçinde Buluyordum Kendimi.Evim Diyemediğim Binanın Duvarları Bile Daha Canlıydı Benden.Yüzümü Aynaya Bakmadan Yıkayıp Saçlarımı Taramadan Tokaladığım Günler. Alelacele Toplanmış Bir Yatak.Laf Olsun Diye Ekmeğin İçine Tıkıştırılmış Peynirle Yapılan Kahvaltılar. Geçmişe Sıkışıp Kalmışlığım.Yanıtı Olmayan Bir Yığın Soru Ve Zorunluluklar. En Başta Ben Olmayan Beni Yaşamaya Mecbur Oluşum Terkedilmişliğe Aldatılmışlığa Alışamayışım. Oysa Tek Başınalıktan Nefret Ederim Oldum Olası.Okşanmayan Saçlarım,Boşluğa Tutunan Ellerim Benim Değildi.Ne Aynadaki Yüz.Nede Bendenim Bana Aitti.Konuşmuyordum Hiç.Telefonum Yanlış Numara Çevirenlerini Seslerini Tanıyordu Yalnızca.Kapımı Bir Tek Çöp Toplamaya Gelen Kapıcı Çalıyordu.Bir De Aydan Aya Para Toplamaya Gelen Yönetici.Sesim İçinde Boğulmuştu.Ne Kendimi Nede Başkasını Duyuyordum.Üniversiteye Giden Kızım Var Aynı Evi Paylaştığım İki Örgenci İki Arkadaş Gibiydik Onla.Kendi Yalnızlığıma O Kadar Tutsaktım Ki…Onu Görmüyordum Bile .Sanırım Kızımda Kendi Aşkının Doruklarında Dolaşırken Beni Görmüyordu. Mecbur Olmadıkça Sokağa Çıkmıyordum.Konuşan Gülüşen Elele Dolaşan İnsanları Görmek İstemiyordum Çünkü Sorulardan Nefret Ediyordum.Cevapları Yoktu.Baharı Sevmiyordum.Bana Sevmeyi Sevilmeyi Hatırlatıyordu.Geceler Seslerin Sustuğu Hatta Sorumlukların Ertelendiği Karanlıklardı Benim İçin.Uyku Zamanına Kadar Yalnızlığımı Saklıyordu Benden Ama Uyumak… İşte O Zaman Kahrolası Soğuklar Kırbaç Gibi Bedenime Vuruyordu.En Sıcak Gecelerinde Bile Yaz Denen Mevsimin,Ben Canhıraş Üşüyordum.Uyumuyordum Gün Ağarana ,Oturduğum Yerde Sızana Kadar.Bazen ,Hatta Çoğu Zaman Alkol Alıyordum Sızmak İçin.Bir Gün Kendi Kendimi Öldürmeye Karar Verdim.Bilgisayarı Alıp İnternete Bağlandım.O Günden Sonra Sessizliğim ,Sessizliğin İçinde Yine Benim Gibi Sessiz Arkadaşlarımla Dillendi.İçimde Yaşamaya Dair Minik Kıpırtılar Oluştu.Bedenleri,Sesleri Ve Bakışları Olmayan,Yalnızca Ruhlarımızı Paylaştığımız Arkadaşlarımı Sevmeye Başladım.Şikayet Ettim.Kavga Ettim.Dertleştim.Paylaştım Duyguları Onlarla İlk Delice Ağlayışlarım O Zaman Başladı.Şiirler Vardı Benden Habersiz.Beni Anlatan.Kimi Zaman Yaşama Sevinci Tasan Öyküler Ekrandan Yüreğime Ulaşıyordu.Kendime Unutturmaya Çalıştığım,Görmeyi Reddettiğim Güzellikleri Uykusuz Gecelerime Yolluyorlardı Maillerle.Her Güzel Şiir,Her Öykü Beni Bir Daha Bir Daha Ağlatıyordu…. Bu Yazı Çok Hoşuma Gitti Ve Kendime Sordum Sizde Kendinize Sorun Neden Buradayız...Yanlızlığımızı Burdamı Unutuyoruz? |
Çözemedim…Uzaklaşmak istedim,kaçmak.Acılarımı bırakıp bu şehrin yalnızlığına uzaklaşmak istedim.Hayaller kurdum..Uzaklarda atmalıydı artık kalbim,sessiz.Karanlıktan kurtulmak istedim.Korkar oldum… Çözemedim…Çocuklar gibi sevinmiştim oysa kaçıp kurtuluyordum artık,bu çaresizlikten,acılardan,y alnızlıklardan…Çürüyen bir kalbi kurtaracaktım sıcaklığı sahte bu şehirden.. Çözemedim…Bekledim seneleri,tek hasretimi bekledim…Geldi…Belki bir zaferdi benim için belki de kurtuluşumdu…Baktığım yön hiç değişmedi…Gidiyordum artık köhne sokakların üstümde yıktığı acıları bırakıp gidiyordum… Çözemedim…Son bir ses duydum karanlıkta..Bir kenara atılmış,kırılmış,parçalan mış bir kalbin sesiydi bu…Bilemedim..Gidip almalı mıydım onu yoksa bırakıp kaçmalı mıydım?Yapamazdım…Bende o sokaklarda parçalanmıştım çünkü.Bende o sahteliklerin oyununa gelmiştim.Bende yaşamıştım o soğuk yalnızlıkları… Çözemedim…Bir bakış mıydı bir dokunuş mu bir gülümseme mi?Yoksa bu şehirde bir gerçek bir sıcaklık bulmanın heyecanımı?Neydin sen?Ne yaptın da çürümekte olan bir hayatı canlandırdın?Ne yaptın bana?Neden bu masumluğun neden bu kadar içten bakışların?Nasıl bir gülümsemeydi o kapıldım rüzgarına… Bırakmam artık bırakmam bu gözleri..Kaybetmişken hayatta tüm gerçekleri bırakmam asla seni…Korkma artık sende geleceksin yüreğimle.. Çözemedim…Sordum sihrini sessiz gecelere,neden yoktun daha önce sen,kalbimde,gözlerimde….. |
yaz uzun bacaklı bir kadındır yaz gizlice uzanan yalnızlığıma güznihal zaman alevidir, geçmez yine bir güznihal daha bırakır ardında elveda dudağımda uzun öpme imleriyle söylüyorum son sözlerimi yalnızlığa yaz öğlesi yosunlu kayalar dibinde, saydam bir yaz öğlesidir yalnızlığım hayal sözler dilimin altındaki hayal sözlerdir yalnızlığımın şiirleri AHMET UYSAL |
Ayrıldın, acıların dinsin diye başka bir ilişkide buldun kendini. Önceki yaşadıklarını yeni olanında arıyorsun. Belkide başkasına bakmak içinden bile gelmiyor. Tiksiniyorum hepsinden diyorsun arasıra arkadaşlarının yanında. Tek başına kalmak bazen de kalabalığa karışmak istiyorsun. Başını alıp gitsenmi, kalabalığa karışıp kaybolsan mı. Bir anın diğerini tutmuyor, birşey yapmak istiyorsun ama ne yapmak istediğini de bilmiyorsun. Ayrıldığını zannederken ve birşeyler içini tırmalarken, gelgitlerini yaşıyorsun hayatın. Gerçeklerden kaçmaya çalışıyorsun. Gerçekler ve hatıralar bir şekilde hatırlatıyorlar kendini. Hiçbir şey olmasa annen artık onu düşünme diyor, en düşünmediğin anda. Habire birilerinin seni doğrulamasını istiyorsun. Kime anlatmalı diye düşünürken bir de bakıyorsunki, yolda karşılaştığın insanlara bile anlatmışsın. Onunla birlikteyken kullandığın şeyler eline, gözüne batar olmuş. Ortak arkadaşları görmemek ya da onun arkadaşlarıyla karşılaşmamak için çaba gösteriyorsun. Onun gitme ihtimali olan yerlere gitmeye korkuyorsun. Bu kadar keşmekeşin içindeyken senin sadece vücudun ayrılmış, kim sana ayrıldın diyebilirki. Ayrılık daha gerçekleşmedi senin için, gerçekleşmesi için zamana ve acı çekmeye ihtiyacın var. |
Az Yaşadıksa da Ben kibriti çaktığım zaman Her şey kırmızıydı yüzün oarak Ben kibriti çaktığım zaman Çünkü her hüz bir memlekettir Ben sigaramı yaktığım zaman Çünkü her sigara bir kelimedir Ben sigaramı yaktığım zaman Güz günleriydi bir şarkı olarak Bir güvercin ben öldüğüm zaman Nice hüzünlerden yaprak yaprak Bir güvercin ben öldüğüm zaman Cemal Süreya |
Yalnız Seni dalları budanmış Bir selviye benzetiyorum Rüzgarın her haline boyun eğen Ama asla yıkılmayan Fırtınada eğilen Meltemde bahar günlerine Eğin türküleri söyleyen Seni ayaz kış gecelerinde Kızıl aleve benzetiyorum Kendisi hep titreyen Çevresine sımsıcak huzur veren Sen masmavi gökyüzüne benzetiyorum Erilmezi son bulmayan, erişilemeyen Yapayalnız bulutlar olsa güneş olsa Ay olsa dünya senin olsa bile, yalnız. Fatma Helin Şimşek |
Yüreğimde yangınlar tutuşur (Temmuz yakarken Sivas'ı Ben ilkbaharı yaşarım Güneş bronzlaştırırken tenini) Ey doğa güzeli sevdiğim Belirsizliğin kıyameti Anla resimlerdeki soluk renkleri Anla dudaklardaki hüzünlü sloganları Topraklara serpiştirilmiştir çiçek tohumlarını Yüreğimde yangınlar tutuşur, ölürüm İki Temmuz'un coşkusuyla ve hüznüyle Daha coşkulu dinlerim sevdiğim Islıklaşan türkülerini Halk çatışırken düzenle Hâla düşünceler demir parmaklıklarda Üstelik HASRET'ler yangın çığlığında Madımak'ta Kimileri ağlarken evlat acısına Ve fuuş batağındayken zaman Gecenin tüm barut kokan sessizliğinde Tüm yasaklarına rağmen bebek çıngırakları kadar Masum hayat. Jale Bektaş |
yanimdan ucup gitdi o ve ben yani askimla ben yolda yüryorduk bi yaz aksami ellimi simsiki tutmustu bende onunkini yürüyorduk yol bizi nereye götürene kadar onu okadar seviyordum ki bizi biri görecek diye de korkmyuordum umrumda degildi mahaleden biri görecekdiye artik kacmak istemiyorudum sevdimi saklamak istemyiordum o gün en mutlu günümde o ve ben sevgiyle göz göze ell elle yürüyorduk sevgiyle gören olacak diye korkmyuorduk artik kendimi cok mutlu hisediyorudum birden mutluluktan ucarken yanimda bi ell hisedemedim sagima bakmak istemedim bi ell ardadim tutmak icin bulamadim korkuyla sagima döndüm ama yoktu yanimda arkama baktim yerde yatiyordu kostum yanina bana bak diye bagirdim bakmadi birden kafasinin kanadini gördüm bagirdim yardim edin diye duyan yoktu ona simsiki sarildim kimse gelmedi saatlerce birden kendimi hastanede buldum yanimda annem vardi ona noldunu sordum annem ben sana soruyorum noldu dedi birden onun aylesi girdiler odaya naptin ogluma dyie bagirdilar o anda anladim o yoktu artik günlerce agladim okula gitmedim odamda onun sevdi sarki dinliyordum ellimde resmiyle ama yokdu artik yavas yavas alistim cünkü o yoktu kendimi toparladim haftalar sonra ve mesarligna bi demet gülerle gitdim ona yasdim siri biraktim ve o herzaman kalbimin icinde olacak ölene kadar keske aniden gitmeseydi gidecekse beni de götüreydi keske ama anladim ölenle ölünmüyo ama herseye ragmen yasyiorum yalniz olsa simdi yalniz yürüyorum sahilin kenarinda ve yollarda tek basina yanimda bi tuttan ell yok yani tek basinayim yanimdan ucup gitdi |
Yine Ölüme Dair Zevcem, ruhu revanım Hatice Pîrâyende, ölümü düşünüyorum, demek ki arteryo skleroz başlıyor bende... Bir gün kar yağarken, yahut bir gece, yahut bir öğle sıcağında, hangimiz ilkönce, nasıl ve nerde öleceğiz? Nasıl ve ne olacak ölenin son duyduğu ses, son gördüğü renk, kalanın ilk hareketi ilk sözü ilk yediği yemek? Belki de birbirimizden uzakta öleceğiz. Haber çığlıklarla gelecek, yahut da ima edecekler, ve kalanı yalnız bırakıp gidecekler... Ve kalan karışacak kalabalığa. Yani efendim, hayat... Ve bütün bu ihtimâlât 1900 kaç senesinin kaçıncı ayı kaçıncı günü kaçıncı saatinde? Zevcem, ruhu revanım Hatice Pîrâyende, ölümü düşünüyorum, geçen ömrümüzü düşünüyorum. Kederli rahat ve hodbinim. Hangimiz ilkönce nasıl ve nerde ölürsek ölelim, seninle biz birbirimizi ve insanların en büyük dâvasını sevebildik - dövüştük onun uğruna -, «yaşadık» diyebiliriz. Nazım Hikmet |
Sen Yokken Biraz Daha Ölüyorum Ben Sen yokken biraz daha ölüyorum ben Gönlüm sonbahar, yaprak yaprak dökülüyor Her mevsim kış, hergünüm gece Sonu yok yolların, yarını yok saatlerin Ve ben biraz daha ölüyorum sensizliğin ortasında Kokusu yok çiçeklerin, gök kuşağının rengi yok Ateşi yok sevmelerin, sigaramın dumanı yok Gözlerin her yerde, ne yana baksam gözlerin Ve ben biraz daha ölüyorum gözlerinin ortasında Alevi yok yangınların, suyu olmadığı gibi yağmurun Denizin mavisi yok, tıpkı gözlerin gibi Gözlerin her yerde, ne yana baksam gözlerin Ve ben biraz daha ölüyorum sensizliğin ortasında Dostu yok gecelerin, geceler çok uzun Geceler bir ömür, ömür dediğin bir tutam ümit Ümidi yok yarınların, Tıpkı senin yokluğun gibi Ve ben biraz daha sana hasret Hasret bir ip boğazıma düğümlenmiş Düğümler her tarafımda, bütün yollar kör düğüm Ve ben biraz daha ölüyorum sensizliğin ortasında Yalnızlığını ben yazarım şiirlerin, ayrılığını ben Karamsarlıkları hep senden Hayalinle süslenen bu şehir Ve ben ölüyorum bu şehirde sensizlik ortasında MaviKalem Adem Canpolat |
Evvela dişlerimiz döküldü Sonra saçlarımız Arkasından birer birer arkadaşlarımız Şu canım dünyanın orta yerinde Yalnız başına yapayalnız Kırılmış kolumuz, kanadımız Tatlı canımızdan usanmışız Bir şüphedir sarmış yüreğimizi Ya kendini aldatıyor demişiz ya bizi Bir şüphedir demir atmış ciğerimize Pamuk ipliği ile bağlamışlar bizi Düğüm üstüne düğüm şöyle dursun Bir çalım bir kurum hepimizde Nereden inceyse oradan kopsun Bu canım dünyanın orta yerinde Hayvanlar kadar bağlanamamışız birbirimize Yalan mı? Gözünü sevdiğim karıncalar İşte: Hamsiler sürü sürü Arılar bölük bölük geçer Leylekler tabur tabur Ya bizler? Eşref-i mahlukat! .. Boğazımıza kadar kendi murdar karanlığımıza gömülmüşüz Bizler bölük bölük, bizler tabur tabur Bizler sürü sepet Yalnız birbirimizi öldürmüşüz http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gifBedri Rahmi Eyüboğlu |
Şehrindeyim... Ve gecenin bu yalnızlık kokan halinde, uyuyuşunu düşünmek ne garip. Acaba sağ tarafa mı yoksa sağa mı yatıyordur? uyuyor mudur? ya da, beni mi düşünyordur? ...kim bilir? gel hadi, hayatın dibine vuralım senle. Yanına birkaç sıcak meze, birkaç dost muhabbeti al hayata dair. ben aldım ilk yudumumu , ve tattım masamızın üstünde duran o acı mı acı mezeyi. Ya sen sen ne bekliyorsun? Al hadi , Yudumla hayatımızı, yudumla beni. ... sen duymadın tüm bunları söylediğimi. kimbilir sen de ne çok şey söylüyorsun benim için kulağıma işlenmesi mümkün olmayan. ... şehrimdesin ve uyuyorsun gecenin yalnızlık kokan halinde. ne sen beni biliyorsun ne de ben seni .. ama her nerdeysen gel artık. yoruldum beklemekten. mezelerimiz de soğuyo, yetişmelisin en güzel tatlarına ve en güzel anlarıma. çünkü biliyorum , şehrimdesin ve şehrindeyim |
Adı Yalnızlık Gölgen gibidir yalnızlık Gecenin ıssızlığı, karanlığı gibi boş ve soğuk. Sarılırsın ararsın tutamazsın yoktur çaresi. Adı Yalnızlık Yazılmıştır birkere Yiğit olsan da büker bileği, Cesur olsan da sızlatır yüreği. İçindedir sevgi, insanın tek dileği Ateşten gömlek misali SEVGİ... SEVGİ... SEVGİ… Murat İnce |
AŞK BİTTİ Bir aşk nasıl biterse Öyle bitti bu aşk da Uzun bir hastalık gibi Aralıksız dinlediğim Alaturka bir fasıl gibi Gökyüzüne bakmayı, Dostlara mektup yazmayı, Çiçekleri sulamayı Unutmuşluğum gibi bitti. Bir aşk nasıl biterse, Öyle bitti bu aşk da. Yürümeyi yeniden öğrenen Felçli bir çocuk gibi Sokağa çıkmalıyım şimdi Ve çoktandır İhmal ettiğim dostlara Yeni bir adres bırakmalıyım. Pencereleri açmalı, Kitapları düzenlemeliyim Belki, bir yağmur yağar Akşama doğru Yarıda bıraktığım Şiirleri tamamlarım. "Aşk da bitti" diyordu ya bir şair, AŞK BİTTİ İŞTE.. TAM DA ÖYLE. |
Yalnızlığım benim kimsesizliğim umarsızlığım ıssız kentlerde kederli sürgünlüğüm sabahsızlığım benim konkunç depresyonum kalabalıklar ortasında üryan kalmışlığım horlanmışlığım dışlanmışlığım örselenmişliğim dağ başlarında umarsızca ağlamışlığım yalnızlığm benim tükenmişliğim konkunç celladım her gün yıkılmışlığım yavan gündüzlerim cinnet gecelerim aniden yaşlanmışlığım her gün yeniden yavaş yavaş ölmüşlüğüm tüketen ve kan ağlatan yalnızlığım ürkek celladım dalgınlığım daralmışlığım çıkmaz sokaklarım melankolim devşelen azgınlaşan korkunç yanlızlığım benim kanserim habis urum hüzünlü yalnızlığım korkunç celladım ölümüm benim yalnızlığım... yalnızlığım benim. |
Sen Yoksan Musikisi bitti rüzgarın, Uğultusu başladı. Şimdi saadet, kapanan bir kapı, Açılan bir pencere. Masal kuşları gibi zaman, Hep saçlarımızda pençeleri. Yıldızları söndürmüş fırtına... Sen yoksan, söylesene Sevgin kalır mı yarına... Ahmet Beltekin |
Yalnız Yalnızlığın kadarsın Yalnızlığın mis kokmalı Yalnızlık dediğin büyük bir zindan Dünyanın en kalabalık zindanı Dinden imandar çıkarır Ama öyle bir adam ederki insanı Bedri Rahmi Eyüboğlu |
Sensizim Sessizim Yalnızım Bu gün yine sensizliğin resmini çiziyor, Buram buram özlemin kokusunu savuruyor yüreğim. Hayata küskün Sensizim, sessizim, yalnızım… Kalabalığın içinde olsam da, Her yanım neşeyle çınlasa da, Senden duymadıktan sonra Kelimeler anlamsız, sohbetler manasız… Gülsem de gülüşlerim keder dolu. Avucuma aldığım kum, Nasıl kayıp gidiyor elimden Zaman gibi, sen gibi… Seni yüreğimde saklıyorum, Avuçlarımda saklayamadım Kollarımla sarıp sıkıca sarmalayamadım Ne olur geri gelsen, sığınıyorum affına Sensizim, sessizim, yalnızım…. |
Gittin Gittin...Ben arkandan sadece baktim.Oysa soyleyecek o kadar cok seyim vardi ki...``Gidersen, iyiye dair ne varsa içimde yitirecegim hepsini.Gidersen, sönecek içimdeki ates ve bir daha hiç kimse yakamayacak.Gidersen karanliga mahkum edeceksin günlerimi.O karanlikta yolumu kaybedecegim``diyecektim sana.Konusamadim... Gittin...Gidisini görmemek için gözlerimi kapattim.Öylesine acidi ki içim, tutup koparsalardi kolumu, bacagimi bu kadar aci duymazdim.Acim yas olup akmaliydi gözlerimden.Aglayamadim... Gittin...Seni delicesine bir tutkuyla seviyordum oysa.Tutkum seninle olmakti, tutkum teninde erimek, tutkum hayati seninle, sadece seninle paylasmakti.Anlatamadim... Gittin...Gidisini önlemek için tutmak vardi ellerinden.Ellerim degil miydi her dokunusumda seni ürperten? Ürperirdin yine biliyorum.Bir kez dokunsam, bir kez tutsam ellerini, gitmek için biriktirdigin bütün cesaretin kaybolurdu.Tutamadim... Gittin...Bir yikim gibiydi gidisin.Sen adim adim uzaklasirken benden, çöküp kaldi bedenim oldugu yere.Nice terkedilislere dayanan bu yürek bu kez yenilmisti.Bu kadar zayif degildim ben, kalkmaliydim.Kalkamadim... Gittin...Oysa geldigin gün gidecegini biliyordum.Hazirdim gidisine.Kaçak zamanlari yasiyorduk.Zaman bitecek ve sen gidecektin.Bense gidisinin ertesi günü hayatima kaldigim yerden yeniden baslayacaktim.Baslayamadim... Gittin...Bir sey söyledin mi giderken? `Kal`dememi istedin mi? Son bir kez`seni seviyorum`dedin mi? `Bekle beni döneceğim`diye umut verdin mi? Beynim öylesine ugulduyordu ki...Duyamadim... Gittin...Nereye gittigin önemli degildi.Binlerce kilometre uzakta da olsan, iki metre ötemde de farketmiyordu.Artik yoktun ve asil bu düsünce beni felç ediyordu.Kurtulmaliydim.Kurtulamadim... Gittin...Unutulanlarin arasina katilmaliydin.Anilari bir sandiga koyup hayati bir yerinden yakalamaliydim.Bu ask noktalanmaliydi, bu sevdadan vazgeçmeliydim.Yapamadim... Gittin...Bir okyanusun ortasinda tek küregi kaybolmus sandalda dev dalgalarla bogusan bir denizciyim simdi.Bil ki sevmekten vazgeçmedim seni, bil ki seninle birlikte sevdani da tasiyacagim yüregimde.Bil ki seni...Unutamadim... _--Sen Gittin Ben Bittim--_ Tüylerimin diken diken olduu ve nerdeyse ağladıım ilk yazı bu |
Sen de ağlar mısın? Sen de ağlar mısın? sen de ağlar mısın be? bir aşk için yanar mısın kor gibi? başkaldırışların var mıdır senin de? yeter artık be dermisin? sen de ağlar mısın? uyku tutmadığında sigara paketlerine sarılacak olurmusun? efkardan duman duman olur mu gözlerin? gözlerin yaş dökmeyi de bilir mi ha bilir mi? umutsuzluğa boyun eğer kapatır mısın kendini günlerce yanlızlıklara? tatlı bir rüyaya tutuluverir misin? ve rüyalarını hep onun üzerine kurduğun da olur mu? sen de ağlar mısın be sen de ağlar mısın... takvim yaprakları koparıldığında canının yandığını hisseder misin? umutsuzluklara sürüklenirken dilek ağaçlarına bel bağlar mısın? sen de ağlar mısın? en son ne zaman güldüğünü unuttuğun olur mu hiç? en son başını göğe kaldırışını ve en son yüzyüze gelişini güneşin sıcak teniyle sen de ağlar mısın? şiirlerin sana aşkı anımsattığı, gülümseyişlerin hep ağlamaklı yüzlerden olduğunu gördüğünde canının yandığı oldu mu? Kendini hep aciz güçsüz çaresiz hissettiğin oldu mu? ya son bulduğu cümlelerin hep ağlamak fiiliyle ya da sevmek fiiliyle delice sevmek.. şarkılar şiirler neden bitmek bilmez der misin? sen sevdikçe ve duydukça ayrılık acısını ta yüreğinde sen de ağlar mısın sen de ağlar mısın? Ömer Seydi Ekinci |
Sana şiirler okuyacağım, gitme Güneşler doğacak yalnızlığımdan sana bir ışık getireceğim Büyük aydınlığımdan Sana bir dolu umut getireceğim Küçük ellerine sığmayacak Sana Afrika gecelerini getireceğim Sımsıcak Sana çiçekler getireceğim Bozulmuş güz bahçelerinden Sana bir serinlik getireceğim Yağmur tanelerinden Sana avuç avuç yıldız getireceğim Güneşimden başka Sana engin denizlerin maviliğini getireceğim Köpük köpük dalga dalga Sana bir rüzgar getireceğim Dağlardan, tepelerden Gitme, sana zamanı getireceğim Zamanın bittiği yerden http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gifÜ.Y.O. |
Yalnızlık, yalnızlık Bari sen elimden tut Geceyarısı aynalarda Suçlu ve ezik Gözlerim kan çanağı , Cinnete dönüşen bir dinginlik Duruyorum karşında Şarap taşlaşıyor Midemde ve beynimde Mavi mavi tüten sigara Giderek mora çalıyor Yalnızlık, yalnızlık Bari sen elimden tut Suflör kullanma Dost seslerini dudağınla ısıtıp Gece hep aynı gece Karbon kağıdıyla çoğaltılmış Gibi kara ve soğuk Ellerim beynime alkol serpiyor boyuna Niye böyle, neden Sormuyorum artık Yalnızlık, yalnızlık Bir kez olsun kuğuların türküsünü Tersinden söyleyeyim Ölümse ölüm Yaşamsa yaşam Ayna hep ayna ayna... Ahmet Erhan |
tut ki gecedir karanlık sıvaşır ellerine camlardan birden kırmızıya döner trafik ışıkları kükürtlü dumanlar yükselir korkuya batmış camkırığı adamlardan tehlikeye büyür sakalları tut ki gecedir ihbarlar birer sansar bir telefondan bir telefona atlar yeraltı örgütleri tetik üstünde adres değiştirmiş silah kaçakçıları ******ler birbirinden kuşkulanıyor tut ki gecedir katiller huzursuz hırsızlar sinirli hainler ürkekçedir elleri telefona kendiliğinden uzanıyor ihanete gece müthiş bir gerekçedir ihbarlar birer sansar bir telefondan bir telefona atlar ihanet bir bilmecedir http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gifAttila İLHAN |
Gün olur kar da yağar buralarda Güneşe de kavuşursun Ama tanıyamazsın bile bir acımasız rüzgar savurur deli dalgalar boğuverir vicdanını o hep masmavi sandığın kara sularının içinde ve hep sarı bildiğin güneş kızıllaşır birden Ben bunu tanıyorum dersin ateş bu; Ama nafile hepsi birer azılı düşmanın oluverir Sonra bir de bakarsın etrafında kimsecikler kalmamış işte o zaman hatırla beni yanlız o zaman Ömer Seydi Ekinci |
İşte hicran düştü payına, İşte yalnızlık!.. Sabah uyanışlarında, Bir "Günaydın!.." diyen bile yok artık. İki yer arası Dön, dolaş... Bir kapı tıkırtısı, Acaba kim geldi? Yeni bir günün telaşı. Bekleyiş... Benim kimsem yok ki! Hani yalnızlığı da isterdin? Bir başına kalınca Nedendir bu şikâyetin? |
Yalnızız en kesif kalabalıkta Ayrı dünyalarda gezer gönlümüz Layık olamadık her ne yapsak ta! Neticede abes, geçen günümüz Isınmaz ellerim kara batırsam Zehir vaktindeyiz burdan çıkınız Ilık gölgelerle gönül eğleriz Zaten beraberken bile yalnızız Hayalet sanırız hakiki ruhu Ard arda dizilir kibir ve gurur Leyla olmaklığın nerede kaldı İçimizde ümid, yaralı durur Münafık hislerle zor mu savaşmak En rahat ne ise, en doğru o mu? Yalnızız.. ve bizde bu bir sevda ki En doğruyu bozar, kırar atomu! . Hünkar Dağlı |
Ölesim Gelir Gönül bahçeme ektiğim güller Gurbet ellerde kuruyan dallar Geçit vermez ki bu yüce dağlar Gitmek istediğim upuzun yollar Kısaldı gözüme gidesim gelir. Yaban ellerde bıraktım seni Gözümden sakınıp saklarken seni Senin için atan bu kalbimi Başkasını sever diye atasım gelir. Gözüme başkası haram olsun Döktüğüm gözyaşı yağmurun olsun Neyleyim sensiz ömrü varsın son bulsun Çekip silahı orada ölesim gelir... |
BİR AVUÇ HAYAL KARŞILIĞI Köşe başında beklerdi yalnızlığım, Üstümde yırtık bir elbise,ay ışığının hüznüyle bakardı gözlerime. Elinde patlamış bir top koşardı ona çocuk yanım. Aksak eliyle şişirirdi çocuk yanımın,çocukca egolarını tıpkı topumu götürüşüm gibi yanına umutla... Ve karşılığında bir avuç hayal alırdı benden sebepsiz. Ben umursamazdım... Ben olmadan anlamsızlaşır hayallerim ve hep hayal üretebilirim derdim çocukca bir cesaretle... Ve her koşuşumda ona, biraz daha büyüdrüm bu sebep... Ve o... O hep daha fazla hayal için beklerdi beni. Beni ve herkesi o köşe başında... Kimse büyüdüğünü anlayamazdı, O bir avuç hayal karşılığı beklerken bizi sokak lambasının altında... Köşe başında beklerdi yalnızlığım, Bir aşk acısı hakimken bedenime, Bu sefer aşık tarafım koşardı ona kırık yüreği ellerinde... O bu sefer aksaklığı biraz daha gitmiş beklerdi beni aynı yerde... Yaralanmış yanımı tutardı o eliyle... Ben bir avuç hayal uzatırdım derken aynı aksak eline. Oysa ben anlayamazdım... Oysa ben onardığı yaralara karşılığı aldığı hayallerim için beklediğini bilsem de umursamazdım... Ve o bir avuç hayal daha istemeyi hep sürdürürdü benden... Ben uzatır dönerdim yatağıma aşık yanımla... Geriye onarılmış ve aşktan korkan ürkek bir benlikle yaslanırdım yastığıma... Biraz daha büyür ve biraz daha hayal kaybederdim o köşe başında... Köşe başında beklerdi yalnızlığım, Hep kırılan bir yanım olurdu mutlaka... Ve onarılmaya muhtaç yanlarım... Her seferinde bir avuç hayal daha uzatırdım ona... Ve bir avuç hayal karşılığı biraz daha büyümüş dönerdim yatağıma... Meral Bilgiç |
YALNIZLIK ÜZERİNE BİR YAZI Gittiğim yerlere mutsuzluk götürdüğümden olsa gerek, uzun kalmıyorum oralarda. Haber özetleri gibi kısa geçiyorum hayatı. Hakkım yok umutsuzluğumu dışa saçmaya. Ya da bencil mi davranıyorum nedir… Öylesine yaşayan insanlara baktıkça şaşırıyorum. Sıradan yaşıyorlar veya ben öyle zannediyorum. Sürekli dişlerini göstere göstere gülüyorlar. Ben yanaklarıma bakıyorum kasılmıyorlar. En büyük dertleri bir yerlerden para gelecek olması ve o gelecek olan nesnenin gecikmesi, ben öyle hissediyorum. Aşkla ilgili sohbetlerine tanık olmadım, duymadım. Aşkın acısını yaşayan insanları aramadım değil. En büyük acıları sevişme sonrası sigara yakmayı unuttukları sanki. Öylesine mutlu görünüyorlar ki beni aralarına almadıklarını fark ediyorum. Çünkü biliyorlar ilk fırsatta aşkın, acının ve ayrılığın yükünü oturdukları masalara bırakacağımı. İçinde bulunduğum çıkmaz sokaklara girmek istemiyorlar. Haklılar belki de. İğrendiğimi hissediyorum. Ve her seferinde şehrin ortasına kusuyorum gözyaşlarımı. Tek başıma oturuyorum bütün her yerde. Keder katarı geçiyor. Avucumun içini kederle dolduruyorum. Ellerime sığmıyor tutup ceplerime dolduruyorum. O da yetmiyor karnımı yarıp içini tıka basa dolduruyorum. Çevremde kimse kalmadı. Üzülmediğim düşüncesiyle boğuşuyorum. Evet üzülmüyorum. Hayatımdaki kadınların beni bir bir terk etmesi beni rahatsız etmiyor. Ve her defasında “bana göre değilsin” mesajları yolladıklarında evimin duvarlarına “ama aşk var ya varsın olmayıversin kadınlar” diye geçiriyorum içimden. Sanırım hayatımdaki kadınlarla anlaşamadığımız tek konu “aşkın paylaşılamayacağı” konusu oldu. Onlar aşkın paylaşılması gerektiği konusunda ısrar ederken, ben aşkın kendini paylaştıracak kadar aciz olmadığını söylüyorum. Ve aşkın yürüdüğünü, bizimse sadece onun paçalarından tutup bizi nereye gideceğimizi bilemeden sürüklediğini savunuyorum. Ve her kadına, yazarın söylediği “aşkın rotasını çizemeyiz, aşk bizi kendine layık görürse o bizim rotamızı çizer” sözü fısıldıyorum. Kadınlar, ne çok kadındırlar… Yalnızım evet bu aralar kendime tekrarladığım sözcük bu. Yalnızım… Üstelik kendi kendime konuşmaya başladım. Çok fazla konuşuyorum. Ve her yerde… Yanımdan geçenlerin bana uzaylı bir varlığa bakar gibi şaşkınlıkla baktığını gördükçe daha fazla konuşuyorum. Kendi aralarında konuştukları saçma sapan, küflü bir yaşamı gördükçe daha bir sarılıyorum kendime. Hayatımdaki üç şey: sigara, uyku ve sözcüklerimin nefes aldığı klavye. Daha ne olsun ki Zorunlu seyahatlere çıkıyorum. Çıkarıyorum beynimi. Heybeme kimsesiz bir hayatı koyup çıkıyorum uzun yolculuklara. Ben kendime iyi gelmiyorum bunun farkındayım. Ama seviyorum kendimin kederini. Seviyorum yorgun bir bedene sahip kalp evimi. Nereye gitsem peşimden sürüklediğim bu sanrılı yaşamın bundan rahatsızlık duymadığını ve ne kadar kötülük yaparsam yapayım ona, yine de beni terk etmeyeceğini biliyorum. Bilmek rahatlatıyor beni. Bilmek… Ne kadar çok karşılaştım ki bilmediğini söyleyen insanlarla… Ki çoğu defa kadınlarla. Ne istediğini bilmeyen kadınlarla… Hep bir savaş halinde olduk onlarla… Var olmanın ve kazanmanın savaşı… Oysa ben yenilgiyi her defasında kabul etmiştim. Yeter ki aşkla bir kavga içinde olmasınlar diye o kadar çok uğraştım ki… Büyüsü bozulmasın diye o kadar uğraştım ki… Başardım mı bilmiyorum. Ya da onlar aşkla kavgalarından sonra daha güçlü çıktıklarını zannederken bu savaştan, içimde hiç yenilgi kıpırtısı oldu mu onu da bilmiyorum… Daha bir dolu giriyorum yeni bir hayata. Hep yeni bir şeyler ekleyerek giriyorum başka hayatlara. Kendimden çok şey veriyorum. Hiçbir şey almıyorum onlardan. İhtiyacım mı yok. Korkuyor muyum? Kim bilebilir ki ben bilmedikten sonra… Aşk var ya daha ne olsun. Ama hep yalnızım yanlarında. Onlar ruj lekeleri bırakırken defterlerime ben ayrılık konulu bir hayattan ödünç sayfalar alıyorum. Bileklerimin kemerini çoğu defa sonsuza dek koparma telaşıyla yükümü alıp kaçıyorum aşk öznelerinden. (onların benden kaçtıklarına bakmayın siz.) Değişmeye direniyorum… Değişirsem aşk/ayrılıktan uzak düşeceğim endişesiyle boğuşuyorum. Evet, gittiğim yerlerden çabuk dönüyorum. Acelem varmış gibi, beni çağıran birileri varmış gibi dönüyorum işte. Acımdan isteyenlere sırtımı dönüyorum. Acısını istediklerim tereddüt etmeden veriyorlar acılarını. Acılarını alıp yetişiyorum son arabasına hüzün mağarasının. Sonra… “Aşk sana karşı boynum kıldan ince işte, anla bunu.” Okyanusun en dibinde, en ortasında oturuyorum. Bu aralar mesken tuttuğum yer orası. Ne istediğimi bilmiyorum kuşkusuz. Oturuyorum. Yanımda yüzüme bakan köpek balıkları, yeme endişesi yok hiç birinin dişlerinde. Benim dişlerim oysa kanlı ve hüzünlü… Yem olacak kadar değerli değilim demek ki onlara göre. Kum tanelerini avuçluyorum. Boşalıyor avucumun hiç deliklerinden. Terli ellerim, ıslak ellerim… Titrek ellerim. Köşeme çekiliyorum. Evimdeyim, mabedimde. Günah köşelerimde… Girdiğim hayatlardan kaçarcasına uzaklaşıyorum. Kendime gömülüyorum. Kısa kısa geçiyorum hayatı… Sabahın ilk ışığı vururken sırtıma ben hala yazıyorum. Hala yazı-yorum. Yalnızım hala. Şikâyet etmiyorum… Ben böyle güzelim. Umutsuzluğu kendime yakıştırıyorum. |
Yalniz günlerim, yalniz herseyim. Yalniz yasanmaz diyorsun bana. Cansiz bedenim, ölmüs düslerim, dertli olunmaz, diyorsun bana. Aglarsa anam aglar, gerisi yalan aglar, bitmez iftiralar, yüregim sizlar. Akar gözyasim, damla damla. Erkekler aglamaz, diyorsun bana. Yanmis yüregim, sevda baharinda, beni baglamaz, diyorsun bana. Ahmet Arslan |
Sabah Sabah Esen Seher Yelleri Sabah sabah esen seher yelleri Benim sevdiğime benden aşk eyle Irmak olup akar çeşmim selleri Benim sevdiğime benden aşk eyle Hayalleri gözlerimden ayrılmaz Akar bu çeşmimin yaşı durulmaz Bir derde uğradım derman bulunmaz Benim sevdiğime benden aşk eyle Yavru şahan idim uçtum yuvadan Ahım inmez oldu daim havadan Unutmasın beni dahi duadan Benim sevdiğime benden aşk eyle Aşık eder dünya gelmez aynıma Abdal olup post çekeyim eğnime Tanrı emaneti olsun boynuma Benim sevdiğime benden aşk eyle |
GittiN Gittin... Avuçlarıma bıraktın yalnızlığı Sen dedin! Sen! ! ! Burada kal Anıların ve acılarınla Ben yokum artık. Gittin... Veda bile edemedin giderken. Yıkıntılar arasında Dağılmış eşyelerınde kaldım. Arkanı dönüp bakamadın bile Geçmişten ürkmüştün, Benli bensiz terkedilmişliklerden Gittin... Farkında bile olmadın Arkanda iki damla gözyaşıyla kalakaldım öylece. Oysa,gitmeyebilirdin, Beni terketmeyebilirdin. Gittin... Avuçlarımda kaldı yüreğim, Son nefesim boğazımda. Gittin... Hala ben seni evet Ben seni hep bekledim, Gittiğin yollardan geri dönersin, Beni arar bulursun döndüğünde kimbilr... Kapatıp avuçlarımı sıkıca Bırakmazdın beni Bu sonsuz,yalnızlığa Bırakamazdın... Gittin...sensizlikte kaldım Gittin...terkedilmişliklerle Gittin...Avuçlarımda kaldı Yalnızlığım ve sensizliğim. 2005 Fatime Altuntaş |
Namusum üzerine yemin ederim Bu şehri bu evleri bu sokakları sevmiyorum Tiksiniyorum bu iğrenç kalabalıktan Yalnızlığı özlüyorum Yalnızlıkta sen varsın Dilediğim gibi düşünebiliyorum seni Bir ayna karşısında soyunuyorsun çırılçıplak Dudaklarından öpüyorum Kapatıyorum gözlerimi yağmur yağıyor Bir bulut görüyorum sana benzeyen Sevinçten ürperiyorum Yalnızlıktan bütün teselliler yalnızlıkta Hoşça kalın sokaklar, caddeler, insanlar İşte başımı aldım gidiyorum. Ümit Yaşar Oğuzca |
Sensizlik Gitmek Bilmez Ah fırtınalar kopar düşümde zaman zaman Tutup da atamam içinde ki o keskin izlerini Bazen durur zaman susturamam inan Yalnızlığımla içimde ki sebepsiz seslerini Korksam da senszilik içimden gitmek bilmez Daha da büyüyor yine beni terketmez Sevgim sensizlikte bir çığ gibi büyüyor Bu sessiz rüzgarlar sesin oluyor bende Kovsam da çaresiz tenimden kokun gitmez Daha da siniyor niye beni terketmez Kalsan da sevgilim o günlere dönülmez İnan bu hikaye bitemez sürer bende Bazen hayalin gelir karşım da öyle durur Ellerimi uzatsam yine dokunamam yok olur O an durur zaman susturamam inan Yalnzılığımla içimde ki sebepsiz seslerini Ümran Timur |
Yalnızım Aşkıyla aşklandım Gözlerimden güneşler sökün edecek Bir dünya istiyorum Başımı döndürecek.. Göğsümün içinde Volkan yürek Kim yaşayabilir ki böyle suskun Sustukça haykırarak.. Okyanuslar istiyorum Taş devrini gömecek Yüzyıllar istiyorum Aşk, hükmünü sürecek.. Bir yürek daha istiyorum Dahalarca aşkımlı Aşkımı döndürecek.. Faika Sarp |
Seni Kendime Sakladım Bir ressamın fırça darbeleri gibi duygularım rengarenk bazen karışık ordan oraya savrulup durur bir şairin en içten dizeleridir ruhu az gülen çok ağlayan bir doktorun hayat vermesi gibi, hep canlıdır hep yeni doğmuş gibi saf ve temiz bir mühendis gibi inşa edilmiş gibi düzgün muntazamdır bir gazetecini yazmak istediği habere duyduğu özlemdir ben senin herşeyde harmanladım iyice karıştırdım ve kendime sakladım ulaşamaz sana kimse bundan böyle ben seni kalbimin en derinine sakladım bütün çiçekler, böcekler, kediler ve köpekler şahittir ikimize onların dilleri yokki aksini söylesin aşkım işte ben seni böyle garanti altına aldım ve mühürledim.. ben seni herşeyden çok sevdim ve herşeyden herkesden birşeyler alıp iyice tartım biçtim ölçtüm ve gönlümün en derinine sadece kendime sakladım... 18.25 18.12.2006 Gülce Şeren |
Can yoldasin olmazsa olmasin Yalnizim diye hayiflanmayasin, Egilmis ustune gokyuzu masmavi Bir anne sefkatine musavi. Uc adim otede deniz Dosttur, ne ofkesi ne durgunlugu sebepsiz. Bir derdin varsa acabilirsin agaclara Agac yaprak verir, sir vermez ruzgara Ve kis yaz, Dalda kus eksik olmaz Dag basinda duman Yalnizlik nedir goreceksin öldügün zaman. Cahit Sıtkı Tarancı |
Gel buldu 45 inde... İlk görende aşık olunmaz sandım, Olunurmuş,gönül düştü peşine, İçsel bir arzuydu,sanmaki kandım, Çılgın gözün yumdu daldı peşine. Hep sevgi aradı,aradı gönül, Hazan bahçelerde ötermi bülbül, İster mor sümbül,ister kızıl gül, Solarmı ki kaldı aşk telaşına. Sen bir yerinde varsın,ben bir yerinde, Aşk acısı burgu burar derinde, Sevda yelleriyle, bela serimde, Esermiş ki gönül bir serkeşinde. Ya GÜL'de hazan oldu,yada SEREN'de, Burda suç alanda mı,yoksa verende, Volkan kaynar sanki, aha şuramda Geldi buldu beni tam 45 imde... Evrim Evrensel |
Yalnızlığımla başbaşayım yine Hayaller ve anılarla Yaşamımı hatırlayıp Ağladığım yalnızlığımlayım Sadece duygularımı paylaşan Kader var yanımda.. Yalnızlığa düşmüş bir kuş gibi Çaresiz kanadı kırık Yine de yılmadan ama gözyaşlarına yenilerek... Terkedilip bırakılan bir güvercin gibi Anılarımla ve kaderımle paylaşıyorum herşeyi... Çaresizligimi,umarsızlıgımı Yalnız bırakılan fakat yılmayan Kimseye muhtaç olmayan Ama aglayan... Bir dag yamacına oturmuş Geceyi ve gündüzü düşünüyorum sadece... Sadece içimi yakan ateş gibi Kıvılcımlanıp yasadıgım acı günleri yakmak istiyorum... Yakmak istiyorum ki Kül olup ortadan kalksınlar diye Beni sadece yalnızlıgımla bıraksınlar diye Düşünüyorum..... Seni düşünüyorum yinede Yılmadan bıkmadan Damla,damla dökülen yagmurlar gibi İşte yine yanaklarım ıslandı Yine aynı şey oluyor Ne zaman seni düşünsem Hep aynı şey oluyor bana Ama sen beni hiç sevmedin ki Beni yalnızlıgımla başbaşa bıraktın Şimdi kuş olup uçmak isterdim Bulutlarin üzerinde Asagıya bakmak isterdim Seni görürüm diye Sevgimin bitmedigini Sana göstermek için Sensizligin acı yüzünü Sevmenin şevkatsizligini Göz yaşlarımın bile ezildigini Sana göstermek için ... Alıntı Bu biten sadece umutlarım değil de , Hayatımında son günü mü Yoksa haliçe vuran ben değilim de , Bitmeyen yalnızlığım mı Bu gelen akşamın korkunç sensizliği değil de, Son anlarımın haykırışları Sanki ölen ben değilim de, İçimde kaybolan sen misin Sen bendeydin bana benden daha yakın, Şimdi ise dört nala at sürdüğüm Çorak çöller gibi ıssızlığın; Ama hep yanımda taşıdığım yalnızlığım.. Alıntı |
Yanlızlık paylaşılmaz Paylaşılırsa yanlızlık olmaz Yanar sobasında Yalnız'ın üşüyen bakışları Lambasında karanlığa dönük Bir ışık titrek sönük sönük Penceresi dışına kapanmıştır Kapısı içine örtük Bir sözde saklanmış bir yalanı Bir gözde okuduğundan Bakmaz kendi gözlerine bile Özdemir Asaf |
| Saat: 13:13 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık