![]() |
Derdim Başka Sanma ki derdim güneşten ötürü; Ne çıkar bahar geldiyse? Bademler çiçek açtıysa? Ucunda ölüm yok ya. Hoş, olsa da korkacak mıyım zaten Güneşle gelecek ölümden Ben ki her nisan bir yaş daha genç, Her bahar biraz daha aşığım; Korkar mıyım? Ah, dostum, derdim başka... Orhan Veli |
Gitmek En Çok Bana Yakışacak... uzunca bir yolculuk vakti şimdi bu yüzden en çok bana yakışır hoşçakal demek üstelik giden şimdi benim ya adıma terk eden deniliyor kimse bilmiyor zorunluluktan gittiğimi… değiştiremedim bu yazgıyı ne yaptıysam öyle bir sancı ki anlatamazsın kimseye üstelik her gittiğinde iki parçaya bölersin kendini biri bıraktıkların,diğeri seni bırakmayanlar ölmessin ölmeye de, en sonunda kendine de yetmezsin… hep ardımda nemli bir ben bıraktım en çok da onu almayı istedim yanıma hiçbir zaman benle gelmeyeceğini bile bile… uzun zaman sonra fark ettim hep “sen” dediğimin aslında “ben” olduğunu yarım kalan ben, resimlerdeki gözü yaşlı çocuk, yüreği alevler içinde yanan ben… kimse bilmez ne haldesin yürek kirpiklerin ucunda, ağlamaya korkarsın… şimdi ben gidiyorum ya, gitmek en çok bana yakışacak murat uzun |
Gidiyorum... http://www.resimyuklet.org//images/c219b3fa497b9032dfc34a6b165a856e.png Şimdi gidiyorum, senin varoluşunda bana gitmek kalıyor. İçimi burkuyor tabi, hatta yaşamadığım bile söylenebilir. Lakin; kalınmıyor da işte. Gözlerine bakışım yasakken, yüreğinin kıyısından geçmem imkansız, Yoğruluyorum! Toplanmam zaman aldı epey... Onca senliğin birikimi var. Yerli yerine bıraktım da herşeyi, gözyaşlarıma kıyamadım. Sen... Sen dilesen, parmak uçlarınla dindirindin yağmurumu ya, kıyamadım benle ıslanmana... Sen de kıyamazsın ya yağmuruma "Ağlamak anadiliymiş tüm dillerde ayrılığın..." Kabulleniyorum ve akıtıyorum kurutmaksızın. Susmayı hiç beceremedim, ağlarken bile. Bu yüzden ben bir yandan yoğrulurken, seni yo-ru-yo-rum! Yüreğine yaslanasım var ama olmaz! Bir ayrılık bu! Şimdi benim de tüm ayrılıklara eş bir dilim var... Gidiyorum... |
Gidiyorum yine buradan Ne zaman geçti o güzelim üç altin gün? Hayret degil mi yaa? $a$irmamak, ta'accübe düsmemek imkânsiz Gönlümün gülü, anlasilan o ki, bu özlem bitmez Beni sana baglayan bu sicim gibi urganlar Her dönüsümde kuvvetli aglarini örüyor Ne acâib bir Dünyâ Bir varmis bir yokmus degil mi? Benim sana olan hasretim biter mi? Sen yanimda olsan bile görüyorsun fayda etmiyor... Doyamiyorum sana Doyamiyorum o sicak bakislarina Doyamiyorum rûhumu oksayan sesine Doyamiyacagim belki de Doyulmaz da zâten... Dünyâ'nin fâni oldugu ne kadar belli degil mi? Her sey gelip geçiyor, zaman akiyor Ancak Bâkî Mekân'da ki vuslâtimiz bize kâr eder Yoksa her gün yüzünü görsem, Her gün sesini duysam nâfile... Seviyorum iste!.. Belki bu, sana hasretimin yegâne târifi Belki de ben seni sevmeye hasretim... 12.04.2000 Berlin 20:50 M. Engin Karatay |
elveda Uzun vedaları sevmem Salya sümük ağlamaları Çek kapıyı sessizce, konuşma sakın Geldiğin gün gibi olmalı, aniden Sessizce çıkmalısın hayatımdan Girdiğin gibi. Bir kelime yeter anlatmaya Bir kağıdın üzerine iliştirilmiş Rastgele yazılmış ‘’elveda ‘’ ağlamalarını sonraya sakla söyleyemediklerini bir mektuba yaz istersen unutmamı zorlaştırır belki yanında utanıp akıtamayacağım gözyaşlarıma ilham olur. Gözlerinden gözlerimi kaçırdığım için üzülme Bakabilse kal derdi belki İyisi mi , sessizce git Geldiğin gibi ‘’elveda ‘’ SELAR |
GİDEN VE KALAN SEVGİLİNİN DİLİNDEN AŞK Aşk neydi? İnsana neler verirdi ve neler alıp götürürdü? Bu bitmez ve dinmeyen sancılı soruların cevapları nelerdi, kim cevaplayacaktı… O halde bu soruların cevaplarını giden ve kalan sevgiliden dinleyelim bir de bakalım neler diyecekler bizlere…. GİDEN SEVGİLİ: Aşkı ben mi tanımlayacağım şimdi ve bu bitmez soruların cevaplarını… Aşk bana göre bir tutku, bir macera ve hayal ürünüydü sadece o kadar… Biri çıkmıştı karşıma yalnızlığın en ağır idamlarında… Sevmeli miydim ve sevgili olmalı mıydım bir türlü karar veremiyordum… Ama onun o manalı gözleri ve içten gülümsemesi içimi ısıtıyordu… Belki de tutunacak dalımı da bulmuştum, yalnızlığın en ağır idamından beni kurtaracak… Sevgilim olur musun demiştim umarsızca ve kaygısızca… Kabul etmişti o da, aslında edeceğini en baştan biliyordum çünkü gözler hiçbir zaman yalan söylemezdi insana… Beni benden daha çok seviyordu ve beni mutlu edecekti bundan adım gibi emindim… Her şey mükemmeldi ilk başlarda, sevdiğini söylüyordu ve açıkçası bu da egomu tatmin ediyordu… Ben seviyor muydum aslında bu da tartışılırdı… Bende ki sadece hoşlantıydı ve öyle de kalacaktı bana göre… Sevmiyordum aslında onu çünkü kolaydı ve her istediğimi koşulsuz yerine getiriyordu, bana göre zor olmalıydı çünkü aşk zoru severdi… Kavgalarımız bile hep tek taraflıydı, hatalı olsam bile sevgisi her şeyi alttan almasına sebep olduruyordu açıkçası bu da beni korkutuyordu… Bir gün el ele dolaşırken sahil kenarında, gözlerimin içine bakarak “ beni yüreğinin neresine koydun acaba” diye sorduğunda yıkılmıştım o dakika… Ellerini bıraktım ve anlamasız bir soru sorma diye geçiştirdim sadece, şakındı ve imalı bakıyordu, ben ise gözlerimi ona bile çeviremiyordum sevmediğimi anlar korkusuyla… yine bir gün sahilde bankta otururken ona söz vermesini istedim, bu söz “bir gün sana haber vermeden sessiz ve sakince gidersem ağlamayacağına söz” ver dememdi… O da bana “ bir gün gitmek istersen o zaman bana kendin söyle ki gözyaşlarım akmasın ardından” dedi…O gün sabaha kadar düşündüm ve ilişkiyi bitirmeye karar verdim…. Peki ayrılma sebebim ne olabilirdi ki, her şey mükemmeldi ve beni deli gibi seven biriydi.. Kafam allak, bullak olmuştu düşünemez hale geldiğim bir anda, bitirmeye karar verdim sessizce giderek hayatından… Bir sürü mesajla karşılık verdi, neden niçin sorularla… Telefonumu kökten kapattım soruları cevaplamamak adına onun hiç biri suçu yoktu hatta ayrılma sebebimde, şimdi ne yazacaktım ki ona… Aradan aylar geçti ve ben hala nedenini anlamadığım bir durum içersinde onu düşünüyordum ve gülen gözlerini özlüyordum… Aramalıydım tekrardan, ya dönmezse geri bana bu türlü sebepsiz ayrılmadan sonra… Her şeyi şimdi anlıyorum, bende onu sevmiştim ama geç anlaşılmış bir sevgiydi bendeki sadece o kadar. Aşk neleri mi getirdi bana; Beni seven ve gülen gözleriyle bana sevmenin ne demek olduğunu öğreten birini getirdi… Yalnızlığın en ağır idamından kurtardı, geç kalmış olsam da her ne kadar anlamada, sevmenin koşulsuz olduğunu öğretti… Aşk neleri mi aldı benden; Aşk bana verdiklerini geri aldı nankörlüğüm yüzünden… Şimdiler de ben sevgilimin gözyaşlarıyla kalmışlığını değil de, gülen gözleriyle hatırlıyorum… KALAN SEVGİLİ: Aşkı tanımlama sırası bana mı geldi şimdilerde… Aşk bana göre tutku, yanık sevda türküsü, özlem, hasret ve hayal dünaysının en güzel büyüsü… Biri çıkmıştı karşıma sevgiden umudu kestiğim anda… Gözlerine baktığım an işte bu dedim bu seni hayata dönderecek olan insan… Sevmiştim koşulsuz, kuralsız ve çıkarsızca… Her şey mükemmeldi ilk zamanlarda… Heyecanlanmayı, tutkuyu ve sevmenin yüceliğini yeniden anlamıştım o sıralarda… Mutluydum, Seviyordum Ve bana göre seviliyordum… Bu üç şey de açıkçası ayaklarımı yerden kesmiyor değildi… Her günümü hemen hemen ayırıyordum ve bundan da hiç mi hiç gocunmuyordum… Bir gün sahilde el ele yürürken gözlerinin içine bakarak beni yüreğinin neresine koyduğunu sorduğumda eli bıraktı anlamsızca ve lafı değiştirdi “ bana böyle anlamsız sorular sorma” diyerek… Aslında o gün anlamıştım benim onu sevdiğim kadar beni sevmediğini… Ama bunu ne ona, ne de kendime itiraf ediyordum, açıkçası korkuyordum bitmesinden ve sırf bu yüzden de içime atarak susuyordum denize bakışlarımla itirafımı ederek… Yine bir gün sahil kenarında bankta otururken bana bir söz vermemi istedi… Bu söz ise; “bir gün sana haber vermeden sessiz ve sakince gidersem ağlamayacağına söz” ver dedi… Ben de ona “ bir gün gitmek istersen o zaman bana kendin söyle ki gözyaşlarım akmasın ardından” dedim… O gün son buluşmamızdı ve o yine yapacağını yapmıştı… Bir anda hayatıma sessizce girdiği gibi, sessizce gitti habersizce… Aradım günlerce, mesajlar gönderdim “neden, niçin” diye… Mesajlarım gitmişti ona gitmesine ama cevapları bana gelmemişti hala… Çünkü telefonunu kökten kapatmıştı, ulaşmayayım diye ona… Ağlıyordum… Seviyordum… Ve hala içimde ki sevgiyi yok edemiyordum… Bana tekrar dönüp ”yeniden başlayalım mı “dese tek diyeceğim kelime,” git kendine başka bir oyuncak ara” demek olurdu herhalde… Aşk bana neler mi getirdi; Sevmenin ne demek olduğunu öğretti ve hayallerin gerçek olduğunu, gerçeklerin ise hayal olduğunu gösterdi…Elinden yuncağı alınmış gibi ağlamayı getirdi…. Aşk benden neleri mi götürdü; Gülen gözlerimi, karşımda ki insanlara güvenmeyi, kahkahalarımı ve en önemlisi bende ki beni götürdü… Şimdiler de ben sevgilimin sebepsiz gidişiyle değil de, yalan gözleriyle seviyorum demesini hatırlıyorum… |
Var git artık buralarda gece uzun gün ışığı yakındır var git artık bakma ardına ölüme fazla sokulma ama düşün ki mevsim rüzgarlarının savurduğu bir orman insan sev onu, sokul, konuştur doludur fazla üstüne varma hep susmak susmak... yetmiyor bazen işte bu yüzden bütün ışıkları yanmalı yeryüzünün ozanlar her şeyi anlatmalı var git artık acıyı aşındırma tut ve at sevdaya uzayan çağlayana Yılmaz Odabaşı |
Hoşça KaL...! Hava inanılmaz soğuk, Günlerden herhangi bir Cumartesi, Düşüncelerimi ele geçirdim. Artık ben kontrolü ele aldım. Senin yönetiminde iken düşüncelerim , hükmedemiyordum. Ama artık geçti çok şükür. Sessizliğin dalgalarına bıraktım kendimi Ölmek istedim bir an. Seni bana amaçsızca düşündüren şeyi öldürdüm içimde. Artık aşk yok. İnanmazsan kalbimi şahit olarak gösterebilirim. Ama neye yarar sen yoksun zaten ve bakacağın bir şey de yok bundan sonra. Sus yahu bir şey söyleme Bitti her şey yok oldu aşk Mahvoldu duygular Sessizlik yok artık. Dalmaz gözlerim eskisi gibi uzaklara. Bir oyundu sadece canım Bende çok kaptırdım kendimi kabul ediyorum Ama berabere artık. Bakışların bir an ezer gibi oldu beni ama olmadı yapamadın. Korkardım önceden bunları söyleyemezdim Aklımdan geçirdiğim zaman bile kendime kızardı güzlerim Ve yaş olarak dökülürdü. Ne sanıyordun hep sana köle gibi bağlı olacağımı mı? Yoksa bir hiç uğruna hayatımı harcayacağımı mı? Sen beni ne sandın be… Benim salaklığım seni sevmekle oldu. Sen bilseydin kıymetini böyle olmazdı. Tamam haklısın seni hiçbir zaman unutamayacağım kabul ediyorum Ama yoruldum artık Düşüncelerim yorgun artık Anla canım artık bıktım seni düşünmekten. Kızmamalısın bana ne yapmam gerektiğini biliyorum artık. Bak bunu iyi dinle; Seni sevmek dünyanın en ağır yükü Ve kaldırmak zorlaştı benim için Ölürdüm senin için ama sadece benim seni sevdiğim kadar beni düşünebilseydin Sevseydin demiyorum düşünseydin sadece Sevmesen de olurdu çünkü Son günlerde öğrendiğim bir şey var, Sadece sevmek önemliymiş karşılık beklemeden Beni sevsen de sevmesen de ben seni hep aynı şiddetle sevecektim Karşılık beklemeden seveceğim dedim Beni sevse de sevmese de Sevmedin tam*** ben seni yine sevdim Sevmediğini belli etmedin hatta başlarda Ben yine de sevdim Tek istediğim beni düşünmendi. Yani bir insan olarak bir varlık olarak. Önemle altını çiziyorum köle olarak değil. Hani bari yaradan dan ötürü acısaydın bana. Olsun yahu ben yine de sevdim işte. Her sessizlikte beynimden gelen sesler vardı beynimin ücra köşelerine giden O da sesindi sadece Kimin aklına gelirdi ki o anlarda senin sessizliğinin beni bu denli hoyrat yapacağı Peki benim suçum neydi? Cevap yok! Pekala anlaştık değimli? Ben seni düşünmekten kurtuluyorum sende benden. Hoşça kal… |
http://i140.photobucket.com/albums/r30/FireBlade_album/gitme1.jpg Gitme sakın, gidersen düşlerim sende kalır...!!! Öyle bir sevinçsin ki sen, senden gelen herşeyde sevgi var, hüzün var, bazen ince bir sızı, bazen sevinç, bazen tatlı bir hüzün, öyle tuhaf şeysin ki acıyı mutluluğu aynı anda birlikte yaşatıyorsun. Sevinçsin, rüyasın, pembe bir kelebeksin, düşlerimdeki peri kızı, baharda açan gül goncası, kışın açan kardelen, içimde bir sızısın. Gitme sakın, gidersen düşlerim sende kalır... Ne güzel şeysin sen. Söyle nesin sen... Uzaklardasın, o deniz ülkesinde, sabah tanyeri, sonbaharda akşam güneşi, duygulusun coşkun akan nehirler gibi, okyanuslar gibisin, sevinçlerin en güzeli, ince bir sızısın sen... Gitme sakın, gidersen düşlerim sende kalır... Ne güzel şeysin sen. Söyle nesin sen... Baharsın çiçek kokan badem çiçekleri gibi pembe, çağla çiçekleri gibi beyaz, şeftali çiçekleri gibi rengarenksin, yeşilsin, mavisin, pembesin, yağmursun, gül yapraklarında damlasın, baharda papatya, haziran dolusun. Gitme sakın, gidersen düşlerim sende, aklım sende kalır... Ne güzel şeysin sen. Söyle nesin sen... Gelinciksin bozkırlarda, eylülde sarı yaprak, kışın bembeyaz karsın, saman yolusun gecenin karanlıklarında çoban yıldızısın, ışıksın içimi aydınlatan, ağustosta gece meltemleri, denizlerde yakamoz, okyanusta yelkenli... Söyle nesin sen. Ne güzel seysin sen... Yüksek tepelerden gelen çığsın sen, kar kadar beyaz kardelensin, müziksin, şarkısın, romansın, bir şiirsin sen. Gitme sakın, gidersen düşlerim sende kalır... Ne güzel şeysin sen. Söyle nesin sen... İçimden rüzgar olsan gelsen diyorum ansızın, fırtına olsan dağılsa bulutlar, bahar olsa gelişinle, kelebek olsan uçsan başımın üstünde sonra omuzuma konsan, pembe kanatlarını seyretsem doyasıya, pembe bir kelebeğin kanatlarında bulsam kendimi sonra hiç gitmesen. Gitme sakın, gidersen düşlerim sende kalır... Ne güzel şeysin sen. Söyle nesin sen... |
http://www.yazgulu.com/karisik/merangelbar.jpg http://www.yazgulu.com/karisik/merangelsmall.jpg . . : : Sen Gel : : . . belki anlatılır,belki anlatılmaz, bu karamsarlığın nedeni. unutmaya yüz tutmuşken, neden tekrar aklımdasın gecelerimde,gündüzümdesin, özlemek değil bu güzel olan bir kaç anı anımsamak ama gözleri yaşlı ama kalbi buz kesmiş, şimdi sensizliğe yelken açmışken, neden haber getiriyor kuşlar? neden ağaçlar tatlı tatlı fısıldıyor adını, dün ilk kez uyuyamadım sensizliğin ardından, gözlerim karanlığın içinde,aydınlığını aradı, birde akşam rüzgarı eşlik etti yalnızlığıma. belki o an sesini duysam kendimi uykunun derinliğine bırakabilirdim.. herşey,herkes,tüm dünya girdi aramıza, boş kollarda aradın paha biçilmez mutluluğunu. bendeki aşkı hiçe saydın, senin gibi bir dünya servetine kanmadım, gidipte beş para etmez insanlarla,aramızdaki aşkı öldürmedim.. sen şimdi rahatmısın?? eğlenebiliyormusun sahte gülüşler etrafında, ya da eğlandirebiliyormusun yalanlarınla. hala eskisi gibimisin? hiç mi değişmedin? biliyorum seni değiştirmeye hiç hakkım olmadı, günlerce yazabilirim seni, ya da bir anda silip atabilirim. ya gelir tekrar koynuna girerim, ya da sensizliği dost bilir sarılırım boş bir hayaline savrula savrula uzaklara göçerim. sensiz değeri yok geçen zamanın, içimde senden kalan bir hüzün, dilimde sessiz adın kimseler duymuyor artık sen ve beni, onlarda benimle birlikte alıştılar bu terkedişe. ne güzel bir resminin olamaması, kendimi bu şekilde alıştırabilmek herşeye. aynı şehirde kocaman bir yalan olarak yaşamak, ve dönüp dönüp karlı kaldırımlara bakmak, ulaşabileceğim bir numaran varken,arayamamak ne bileyim unutmadım mı acaba seni neden yazıyorum sanıyorsun sevmesem niye karalayım kağıdı kalemi.. özlediğim bişeyler var, senden de benden de öte bir sıcaklık bölsün rüyalarımı bir nefes ver birde kokunu bırak ellerime, sen gitsende kokun kalıyor yastığımda, itiraf etmeliyim ki özlüyorum seni, bende bilmek isterdim senin tarafından özlendiğimi, vede beklerdim kapımı çalışını, sensizlik vurmadan zamana, sen gel, sen gel..... |
| Saat: 23:26 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık