![]() |
DÖRT GÜVERCİN DÖRT GÜVERCİN Dört güvercin indi mahpushaneye Dördüde ak güvercin; Biri yaralıydı,ezelden muzdarip Biri ölümü anlatıyordu sanki Biri vatanı kefenle kuşanmış Özgürlüğü soyuntu gibi kucağında Tek sıra kızıl avluda...... Dördüncü güvercin müşkülat içinde Fehim gözlerinde memleketinin özlemi İçin,için ağlasada bir vakur Kimseye duymasada hiçbir vahdet Esaretin ihtivası içinda mütehassis Dördüncü güvercin illegal sürgünden hikmet Kubbesiz eflakta bir NAZIM HİKMET Vedat DÜNDAR |
ÖLÜSÜNÜ GÖREN ŞAİR Beni İstinye'de öldürdüler, gördüm Anlayamadım neden vurduklarını Soramadım, korktum. Kırbaç gibi şaklıyan bıçağın ucunda kaldım Bir an havalandım sandım, yabani rüzgârla Bir anda çakıldım toprağa... Sonra yumuşadım,kendi canımın üstünde kıvrıldım Çorak ışıkların bedenimi nasıl çözdüğünü gördüm Sessizce karanlık geceye demlendim Kanımın tadını tattım dudaklarımda... Sabah olmasın istedim beni görmesinler diye Bomboş sokakta süzülerek yattım Halinden memnun bir tebessüm içinde güvenle ŞİİRCE ÖPTÜM ÖLÜMÜN SESİNİ Vedat DÜNDAR |
Sevgili DOSTUM O gece habersizce yattı Şahane heyecanı Ve sabrı tükenmiş cesaretiyle bekledi Kararsızca avuçladı bekaretini Gözlerini bağladı,SEVGİLİ DOSTUM ! Bilinmez sende hissedilen Mahfuz bir demlik gibi kaynamış Bir okşayıştır belki sevdan, Belki bir garabettir kelamın, Ama sevgili dostum ! Bugün hala böyle şiirlerdeysen Böylesi sevilmişken, Menkus olan nedir hayatında söylermisin Hem kehribar balından çizgisiz bir tenin olacak Hem akıbetini bilmediğin gizli hüznün Hem yüreğine park edecek şanjan fırtınalar Hem imdat diyebilmek için huysuz Söylermisin dostum ! Belki bir kardeşten daha tutsağım zebana Seni yazdıkça sadelik kayboluyor Lütfettiğin bir şiir kitabından münhasır Aramıza edebiyat doluyor Tevazu sana mahsus,sende mahpus Mağdur olma tabancandan tek olsada Mademki bir hanım anlamadı nur kemalini Anlamazsa anlamasın be dostum! Oysa bilmelisinki sen şiirlerin şairisin Ve birçok şairinde şiiri………. Dr.Alpaslan BİLEN'e Saygılarımla Vedat DÜNDAR Kulaklarını tıkadı, Sanki özgürleşti ruhu Narkoz alır gibi soludu havayı Duyguları kaybodu Bekledi Bekledi Bir anda ateşin parmakları rasgele uzandı Yıldızlar patlıyarak yol açtılar o'na Karanlığın köşeleri dağıldı Gökte ne varsa sağanak gibi koptu Boşluk boşluk olmaktan çıktı Şimdi heryer hiçbirşeydi Bilinmez sende hissedilen Mahfuz bir demlik gibi kaynamış Bir okşayıştır belki sevdan, Belki bir garabettir kelamın, Ama sevgili dostum ! Bugün hala böyle şiirlerdeysen Böylesi sevilmişken, Menkus olan nedir hayatında söylermisin Hem kehribar balından çizgisiz bir tenin olacak Hem akıbetini bilmediğin gizli hüznün Hem yüreğine park edecek şanjan fırtınalar Hem imdat diyebilmek için huysuz Söylermisin dostum ! Belki bir kardeşten daha tutsağım zebana Seni yazdıkça sadelik kayboluyor Lütfettiğin bir şiir kitabından münhasır Aramıza edebiyat doluyor Tevazu sana mahsus,sende mahpus Mağdur olma tabancandan tek olsada Mademki bir hanım anlamadı nur kemalini Anlamazsa anlamasın be dostum! Oysa bilmelisinki sen şiirlerin şairisin Ve birçok şairinde şiiri………. Dr.Alpaslan BİLEN'e Saygılarımla Vedat DÜNDAR Gelen sadece oydu,ışık halinde Ama ortada bilinen bir ışık bile yoktu VE TANRI YAVAŞÇA MERYEM'E DOKUNDU Vedat Dündar |
Bir Köpeğin Ölümü Ben sana çıkarken gördüm onu Mücevher gibi bir yağmur yağıyordu Dağılmış kahkahalar yazlıkçıların evinden taşıyordu Belki Tanrı’nın uyuduğu bir geceydi,bu gece Belkide uluorta ölçüsü kaçmış bir karanlık vardı…. Sana çıkarken ilk basamakta gördüm onu Öylece siyah boş puşet gibi duruyordu Üzerine rüzgar yağarcasına titrek Ve kendi korkaklığına kapanmışçasına dağınıktı Eğildiğimde sakince kaldırdı kafasını Kişner gibi havladı,yalvaran bir sesle Gecenin bekçisi gibi uludu karanlıktan Tırnaklarını yavaşça dokundurdu toprağa Sanki bir anda solumaktan vazgeçti Tecavüz eder gibi süzüldü bedeninden ruhu Son bir hırıltı kalmıştı gırtlağında Onuda yavaşça ikram etti , Yattığı yer hala sıcaktı ama Artık o hiçbir yerde yoktu !..... Vedat DÜNDAR |
MARİONA MARİONA Bu gece Mariona’nın gecesi,son gece benim Ellerim orasında uykusuz,burasında Binbaşı mamur masallar içinden geliyorum Meksika neresiydi unuttum Beni uyutan beşaret duygularımla Mariona’nın sıcaklığına dalmışım Ellerimi saçlarında sürüyorum……. Manzalino’da kalabalık palmiyeler,ayın altında Şapkalı Meksikalıların gölgeleri kadar durgun “Adios” deyince eğiliyorlar, Gitar sesini oksijen gibi alıyorlar kulaklarına Marakas gibi titriyorlar şafağa dek…… Mariona’nın gözler çakır yeşili Meksika’ya has iklim kadar sıcak ve cömert Karaderili gibi dik göğüsleri var Okşanmaya hazır bekliyorlar !!... Vedat DÜNDAR |
Bırak Sende Git BIRAK SENDE GİT Sevmiyorsan bırak sende git. Kalmadı ise kalbinde sevgim, Kurudu mu dinmeyen gözyaşların, Bırak sevmiyorsan koyda sende git. Hazana döndürdün döküldü aşkım, Sarardı sevgim kırıldı dalım, Ne mecalim kaldı ne derman, Unutulduysa aşkımız sende git. Yalnız seni sevdim delicesine, Hasret acılarımı umut yaptım, Mehtaplı gecelerde hayalim oldun, Kuruyan göz yaşımı boş ver sende git. Alıştım yokluğuna dert edinme, Bırak beni sevgimle baş başa, Hasret bırakıp ela gözüne,kalem kaşına, Düşünme beni bırak sende git Yaralı ceylan gibi perişan, Bi çare divane eyleme yalnızlığı mı, Çektirme boşu boşuna feryadı figanı, Yeter artık dedirt me bırak sende git. Ayrılıktan söz etme Allah aşkına, Ya kal benimle yarenim ol, Başka bir sen olmasın aramızda, Beni bana bırak durma sende git. Karanlık gecelerin ışığı bildim, Yağmur damlaları gibi göz yaşların, Islattı yalnızlığımı sessiz ve sensiz, Bitti diyorsan eylenme sende git. Zelzeleler yarattın yüreğimde, Rüyalarımı süsleyen anıların, Şifası olmayan dertlerimle sensiz, Sevgimiz ağır geliyorsa bırak sende git. Durmuş Karabağlı Kütahya 2011 |
Sevgi Denizi SEVGİ DENİZİ Denizlerdeyim yosunlar arasında, Kıyıların kuytuluğunda özgürce, Seni arıyorum koyların gizeminde, Sonsuzluğun sevgi dolu yalnızlığında. Yolculuğa çıkmış bir yelkenli gibi, Serin suların koyu derinliklerinde, Koşarcasına özgürlüğün arkasından, Mavi dalgaların haşmeti arasında. Hayalin ile yar ummana daldım, Avcının oltasına yem olmamak için, Yosun kokan sevgini aradım hep, Aşkımı haykırmak için özgürce. Aşkına tutsak olduğum günlerim, Gözlerimin aradığı sevgilim nerde, Rüyalarımı süslemesin hatıraların, Özgürce koşalım sevgi denizimizde. Durmuş Karabağlı Antalya-1985 |
BEŞYÜZ DERDE DEVA.. :@Beş yüz derde deva besin üretir > Kimya’yı geç; elifi bile bilmez. > İşçi doğar, yaşar, ömrü bitirir > Vefakârdır; işi bir çile bilmez > > Yeterince larva, yeterince mum, > Özenle işlenmiş ince ince mum. > Koza, petek olur gerekince mum > Yaptığı içgüdüsüyle bile bilmez. > > Şaşsın âlimler kovandaki düzene > En az on bin canlının iş bölümüne. > İçtenlikle uyarlar disipline > Evrim teorisinde dile gelmez > > Anlatsa ne; balda ki kristalize > Şüphe düşüyor bazen içimize. > Ürettiği yiyecek bir mucize > Dürüsttür, cesurdur hiç hile bilmez. > > Uçan fabrika küçük, narın yapı > Ne mühendis var, ne işçi, ne kapı. > Tek ona takılmıştır bal lakabı > Tesadüfü asla vesile bilmez. > > Huzur dolu yaşam mücadelesi > Yarım gram bal yakar Kilometresi. > Ayettınde anlatır Nahl süresi > Teori bu gerçeği sile bilmez. > > Işık olup geçer sanki hektarı. > Bin beş yüz defa yapar bu tekrarı > Arayıp bulur sevdiği nektarı > Her çiçek çiçektir; gül, lale bilmez. > > O küçük vücutta o performansı. > En doğal halidir havayla dansı. > Teoriye vermez bir tespit şansı > Teorisyen düşüne bile bilmez. > > > Ömrünce doğaya en çok yararlı > Azimli, bilinçli, kesin kararlı.. > Sabırlı, uyumlu, hep istikrarlı > Bereket, bolluktur eksile bilmez. > > Doğadaki şifa için aracı, > Tütsüden geliyor korkuyla, acı. > Savunmadır iğnesinde amacı > İnsanı sokmayı, bir çile bilmez. > > Ne ödül alırdı insan olsaydı. > Rakipsiz kalırdı insan olsaydı > Belki şımarırdı insan olsaydı > Yirmi milyon yıldır değişme bilmez > > > Aslında yaptığı işlem çok basit > Mayadır nektara enzimli asit. > Çiçeğine göre bal çeşit çeşit > Tadına bakmayı düşüne bilmez. > > Kovanda örnektir sosyal hayatı > Farklı mucize petekte sanatı. > Eşsizdir besinin kokusu, tadı > Orhan ne yazsa anlata bilmez > > ORHAN AFACAN |
METRE KAREYE ALTI BİN MERMİ Bir metre kareye altı bin mermi ”Çanakkale Olmak” böyle bedel mi? Üç bin mermiyle zırh giymiş her beden Türklük ve Müslümanlık tek bir neden. Gökten, yerden, dört yandan bir afat Savaş yeri değil sanki Arafat. Yedi ülke düşman, Mehmet bir ülke Dünyaya yeter Mehmet’teki ilke… Yürekler bir top, bakışlar süngü Düşmanın kudret, kısır bir döngü Alçak gibi, kalleş gibi geldiler İnsanlığı, mertliği öğrendiler… Çanakkale sen Uhut’sun, Bedir’sin. İstanbul için tarihi kilitsin. İstanbul yönünde Çan’ın ibresi Ne müthiştir Muhammed’in hadisi.. Farklı yerden gelmiş her birisi Kimi efendi, kimi sömürgesi. Kol yerinden, baş gövdeden kopacak Taşı sıksan su değil, kan akacak. Bekir Çavuş, Bekir Çavuş olacak Gözcü Baba’ya top mermi yığacak. Şahadet şerbeti tasla içilmez…. Çanakkale asla,asla geçilmez.. Orhan AFACAN |
MEYHANE KÖŞELERİ MEYHANE KÖŞELERİ Loş bir meyhane köşesinde, Sarışın bir yosmanın elinden, Felekten bir gece yaşamak, Unutmak için bütün dertleri, İçkimi yudumluyorum. Sessiz ve sakin bu gece meyhane, Sen yoksun yanımda anılarla baş başa, Kaptırmışım kendimi, Kemanın hüzünlü müziğine, Buğulu gözlerle meyhane köşesinde, Bade dolu bardağımı yudumluyorum. Sen yoksun ya yanım da, Kadeh sesleri kulakları tırmalıyor, Hale hale dağılırken sigaramın dumanı. Çek bir nefes bade dolu kadehten, Unutmak için köhneleşmiş kalbinden, At sevginin umutlarını. Sen yoksun yanımda bak ne haldeyim, Kadehlerde arıyorum aşkımı, Meyhane köşelerindeyim içiyorum, Buğulu kadehlerden her gece. Hafiften kafayı bulmuşum yine. Yosmanın endamına aldanıp, Müziğin ritmine uyalım birlikte, Endülüs gecelerini yaşamak için. Tütsülü kafalar hoyratça bakışlar, Sararken ortalığı, Kadehlerde arıyorum aşkımı. Gör halimi bak ne haldeyim, Yokluğun bir hayal oldu, Meyhane köşelerinde içiyorum , Unutmak için her gece. Her gece gam çalalım felekten, İçelim badeyi yudum yudum, Tokuşsun kadehler müzik eşliğinde, Ağartmadan meyhane köşeleri saçlarımı, Sırdaşım ol buğulu bakışlı yosma, Gam yükünü atalım gönlümüzden bu gece. Bir rüya oldu hatıralar, Sensizliğin ızdırabı var yüreğimde, Vur kemancı kemanıyın teline, Unutalım dertleri içelim bu gece. Durmuş Karabağlı Eskişehir-1982 |
| Saat: 23:03 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık