![]() |
Sevdiğimiz eşyayı, dostları yada sevgiliyi. Sonunda yürekte kalan hep ayni duygu, hüzün... Çünkü yitirilene alışmışızdır, sevmişizdir, bizimle olan beraberliği keyiflendirmiştir. Çünkü o beraberliğe değer vermişizdir. Ya o güzelliği yasarken; paylaşımı, keyfi, sevmeyi ve sevilmeyi birlikte hissederken... Hep korkmaz miyiz? İçimizi en güzel anlarda bile hep sarmaz mı? Ya biterse? Ya yok olursa bu güzellik?; endişesi.. Tabii ki bitecek. Yaşadığımız mutluluklar, hüzünler hep bitmedi mi? Hep yerine başka başka hüzünlere, mutluluklara bırakmadı mi? Gene ayni korkular, ayni endişeler... Peki sahip olduğumuz güzellik için yitirme korkusuyla ağlamak niye? Kime? Ne için ? Biliyor musunuz? Dökülen göz yaşları sadece kendimiz için.. O değere sahipken de, yitirdiğimizde de.. Çünkü bizi asil korkutan YALNIZLIK.. İçimizde hissettiğimiz o güzel duyguları uzunca bir süre tekrar yaşayamamak.. Özlemek, özlenmek, sevmek, sevilmek, sım-sıkıca sarılmak, o bedenin canini, kanını hissetmek, sevişmek.. Hangisi kolay vazgeçilir hazlar ki? Biten aşklarda da, biten ömürde de yanaklarımıza dökülen gözyaşları hep kendimiz için. Çünkü merkez hep biziz, doymak bilmeyen egomuz.. Ve o egoyu doyurabilmek, hoşnut kılabilmek için ne kadar çok çırpınır dururuz. Bizim sevdiklerimiz bizi muhakkak sevmeli, özlediklerimiz özlemeli, doğrularımız her zaman tek doğrudur. Ya yanımızda ki insan ? Onun egosu ? Arzuları, özlemleri veya usandıkları... Ne kadar o sevdiğimiz insana karşı fedakarız? Vermeden neyi ne kadar alabiliriz ki? Bizler; hep ilişkilerimizde hesap kitap içinde değil miyiz ? Her zaman denge.. Verdiğimiz kadar alalım, aldığımız kadar verelim hesapları yapar dururuz. Sonuç YALNIZLIK . Peki bu kadar yalnızlıktan korkuyor, yaşanılan güzellikleri, paylaşımı bir daha yasayamamak endişesiyle kaybedeceğimiz değere ağlıyorsak niye bu kadar ince hesaplar. O değer bize mutluluk yerine hüzün, kargaşa yaşatıyorsa zaten vazgeçmeliyiz. Yok eğer yaşamın sıkıntılarından biraz da olsa bizi alıp mutluluk veriyorsa o zaman gözyaşı yerine biraz daha akilci olmak daha doğru değil mi? Sıkıca, hiç bitmeyecekmiş gibi o güzelliği, huzuru sonuna kadar yasamak varken neden korku?? Bilirsiniz.. Anılarımızda öylesine anlamlı, mutlu anlar vardır ki, kimi zaman onca geçen yıllara değerdir. Tabii ki bu değerler karşılık bulduğunda daha da değer kazanacaktır. Eh iste o zaman bize biraz daha is düşüyor demektir. Daha çok özen... Çünkü yasam içinde, ayni frekansı yakalamak o kadar zor ki... Sevgiyi, özlemi birlikte yasamak doyumsuz bir hazdır. Artık o sevdiğin insan kendin olmuşsundur. Korursun, tıpkı kendini koruduğun gibi. Üzmekten, incitmekten korkarsın. Artık hesap, kitap yapılamaz. ; Daha çok vermek vermek istersin. Çünkü ego vererek de doyumu öğrenmiştir. Çünkü gönlünü ayna tutmuşsundur o sevgiliye. Çünkü yitirme korkusu askı ölümsüz kılar. Çünkü ayrılmanın da bir vahşi tadı var Öyle vahşi bir tat ki dayanılır gibi değil Çünkü ayrılık da sevdaya dahil Çünkü AYRILANLAR HALA SEVGILI.. |
SENSİZLİK Biliyorum konusacak birseyimiz kalmadi, paylasacak hic bir seyimiz yok. Yine de yüregimden gücümün yettigi yere kadar sana sesleniyorum, seninle konusuyorum... Bugün sana olan kirginligimi rafa kaldirdim, sevgimi aldim avuclarimin arasina, ona siginiyorum... Cümlelerimi kisalttim, kelimelerim buruk, gülüslerim istenmeyen dudaklarimda... Bir ihtimal gelisine sigindigimi farkettiysem de, engel olamadim gurursuz ama umutlu hasretine... Bugün gönlümü hos tutmak istiyorum, imkansiz olan her rüyaya inanasim geliyor... Bir cocuk gibi isteklerimi bastiramiyorum... calmayan telefonuma elim gidiyor, sana halen bende oldugunu israrla yazmaya calisiyorum... Bende olan seni, hic kirmadim, degistirmedim ve hep korudum desem de, sendeki benin nasil oldugunu, gülüp gülmedigini anlamsiz bir sikintiyla merak ediyorum... icimdeki güzelligine inanip inanmamani artik umursamiyorum! Üsüyorum, bu üsüme yalnizligimdan geliyor ve sariyor her tarafimi... Tutunabilecegim hicbir güzellik yok, hatirlamaktan usanmayacagim anilarim disinda... isinabilmek icin onlara sariliyorum... Anlamsiz ve cevapsiz sorular hihzirca siritiyor, ben görmemeye calisiyorum... Düsler uzak gibi görünüyordu ama yakindi... Belki de görmeyi istemek gerekiyordu... Gözlerini ac desem kapatacaksin ama kapatma gözlerini! Kendime bir demet papatya aldim ama bakmadim falima... Gözlerimi gelislere verdim, gözlerimdeki hüzün bile seni özlemis itiraf etti sonunda... Düsüncelerim gururlu, hayallerim ve sevdam degil... Gelseydin, kendimi unutup sana kosacaktim, susturacaktim icimdeki isyani, kavgalarin ortasinda bir günes gibi dogup isitacaktim yüregini, sevincten aglayacaktim bu defa, mutluyken hemen sarhos olmusum gibi, dokunacaktim, sarilacaktim. Ama gelmedin, gelemezdin belki de gelmeye de hic niyetin yoktu aslinda... Kendimi kandirdigimi anladigimda agliyordum... Eskiden kimi sarkilarin ne kadar anlamli oldugunu düsünürken, simdi ayriligin ardindan calinan her sarki umutsuzlugumu ve sevgimi anlatiyormus gibi geliyor... Sevdigim ne cok sarki varmis, bunu senin gidisin gösterdi bana... Her sarkida sen varsin, her yerde, her gördügüm insanda, denizde, gecede, uykumda... Nasil beceriyorsun her yerde olabilmeyi... Bu bir marifetse eger, neden benim yanimda degilsin ki? Gözyaslarim asilligini yitiriyor ve yenik düsüyorum sevdana... Gittin! Belki de hic gelmemistin ben, geldigini sandim... Ayak uyduramadim yorgunluguna... Dudaklarina düslerindeki öpüsü konduramadim... Kimi zaman bir cocuk oldum gülüslerinde simaran, kimi zaman bir kadin; dokunuslarinda kendini bulan... Ama! En cok da imkânsizin oldum... Her gelisimde bir kez daha gönderdigin oldum... inanamadigin, Yenemedigin, üzerinden atlayamadigin korkularin oldum... Agladigin, bagirdigin ya da sustugun isyanin oldum, sessizce bosalan gözyaslarin, birikmisligin oldum... Yüregindeki kadin ben olmak isterken yüregine siginan ve tozlanacak olan bir ani oldum... Haketmediklerin, artik yeter dediklerin ve herseyin olmak isterken belki de hicbir seyin oldum... Söylesene ben gercekten senin neyin oldum? Sesin hep uzaklari cagiriyordu, ben üstüme alindim, sana geldim... Bilseydim, bana ait olmayan bir seslenisi sahiplenir miydim? simdi bir mevsimlik ask kaldi avuclarimda sadece bir mevsim yasanan ama bir ömür gibi gelen ask... Kalbime henüz söyleyemedim gittigini, ögrenirse onun da aci cekmesinden korkuyorum... Seni halen benimle biliyor ve seviyor ama ben kalbime ilk defa yalan söylüyorum... Gittin! Sevdamin yokluguna alisabilirim belki ama sesinin uzak yollarin sonunda olmasi acitiyor icimi... Suskunlugun en büyük silahindi, suskunlugunla vurdun beni asil aci olan, canimi acitan unutulmak... Söylesene unutulmak kime yakisiyor? Unutan sen olsan da sana bile yakismiyor ... Merak etme, üstüne giydirmedim bu duyguyu, unutulmayan olmak sende daha güzel duruyor... Görüyorsun iste, ask'a ve sana ihanet etmiyorum benim kirginligim ask'a... Sen üstüne alindin... .....................Alıntıdır |
Sana Ulaşmak Bir gün bir yangın yerinde buldum ben bu aşkı Belki Umudum vardı yalanlamak için aşk yok diyenleri Umudum vardı Diyebilmek ne güzel; bir umutsuz için ne manalı. Belki birgün bir yangın yeri daha bulabileceğim yine bir yangın yerinde bulduğum bu sevdadan kurtulmak için Ömer Seydi Ekinci |
SOL YANIMA APANSIZ GİREN SANCILARhttp://img235.imageshack.us/img235/9159/atilaresim210caeo1.jpg Önce sen gittin sonra kararan bulutlar içinde kuşlar Akşamdı ve gün perdelerini çekmemişti daha Taze çiçekler seriliydi tezgahlarda söz verilmiş sevdalar taşıyordu vapurlar Bulutları, ağaçları ve denizi bırakıp ardında vedasız gittin Sararan yapraklarıyla adını öğrendiğim bu hazan mevsiminin akşamıydı gidişinin tek tanığı Oysa güneşli günler içinde mutlu sonları olan yarım sevdaların yaşanmadığı çocukluğumdan kalma kırk geceden bin bir geceye uzayan masallar vardı aklımda Sevdaya özlemli bin yıllık yalnızlığımdan sonra büyülü bir akşam zamanı suyun yaprağa dokunuşu kadar dayanılmaz mutsuz biten bir destan olur gidişinle yaşanan Hüzünlü ve yalnızlık dolu bakışlarım gözpınarlarını açmaya hazırlanırken Avuçlarımda sıcaklığın azaldı önce kulaklarımdan sesin, yanağımda busen Bir cenazeyi kaldırır gibi, sonra yüreğimden sen gittin Şimdi hayallerim ve düşlerimdir sana dair yarım kalan ve güneşin karanlığa mahkum olduğu saatlerde sol yanıma apansız giren sancılar Rüzgar, unutulmuş bir matem havasını bırakırken kaldırımlara çocukluğum ve delikanlılık günlerimdir dipsiz kuyularda kaybolan Hüzünlü ve yalnızlık dolu bakışlarım yağmurlanırken bir ince sızı olursun yüreğimden akan Atila IŞIK |
yalnızlık ölümden beterdir ama ben yine de yalnız bir ölümü tercih ederim |
Aşksız, Meşksiz.. Aşksız, meşksiz ve sevgisiz Yaşıyorum Yüklenmişim bedenimi Taşıyorum Lakin hayret! Bütün olan, bitene Aşksız, meşksiz ve sevgisiz Nasıl olur? Ve ben nasıl yaşıyorum? Aşksız, meşksiz ve sevgisiz... Şaşıyorum! . Hünkar Dağlı |
http://img112.imageshack.us/img112/2915/mavisevdalarmeraketmedl5.jpg Adına dilimin dönmediği bir kokuyu bırakıp gittin Yüreğimin duvarlarına Astığım görünmez bir resimdin oysa Ancak bir efkar masasında gösterdiğim Gel diyeceğim Cesaretim yok yeniden seni yaşamaya Hasretin yaşamak gibi canlı Ve heyecanlı maceraların ümidiyle Gözlerin gibi değişiyor düşüncelerim Karşılığı az olan bir sevmeydi benimki Yalnızca varlığının verdiği bir aydınlık duyguydu Yağmur yağdığında kirpiklerinin ıslanması Güneşte gözlerinin kısılmasıydı Veya yanağına kondurabildiğim küçük bir öpücük Bir ömürlük anıların başlamasıydı Nereye baksam senden kalan bir şeyler var Öylesine candan sarılmadan ayrılsan da Verdiğin sözlerin hepsini tutmadığını biliyordum Yetiyor mu bana kalanlar Yaşamın her haline güzel bir şeyler eklemek gerek Ayrılıklarda anıların Vuslatlarda an neyse onun tadını çıkarmak Gözleri Dudakları Saçları Resmetmek Bestelemek Şarkılar söylemek Kim aklımda en uzun kaldıysa Odur sevdaya en yakın dönemeç Hızımı kesen Sen Adına dilimin dönmediği bir kokuyu bırakıp gittin Oğuzkan Bölükbaşı |
Acılar Denizi Ben acılar denizinde boğulmuum İşitmem vapur düdüklerini, martı çığlıklarını Dalgalar her gün bir başka kıyıya atar beni Duyarım yosunların benim için ağladıklarını Ölüyüm çoktan, bir baksana gözlerime Gör, içindeki o kanlı cam kırıklarını bu ne karanlık, bu ne zindan gece böyle Bütün gemiller söndürmüş ışıklarını Ben acılar denizi olmuşum, yaklaşma Sularım tuzlu, sularım zehir zemberek Baksana; herkes içime dökmüş artıklarını bu karanlık bitse artık, bir ay doğsa Bir deli rüzgar çıksa; alıp götürse Yılların içimde bıraktıklarını... Ümit Yaşar Oğuzcan |
gül uykusu -aşk için... güneşi kuruttum balkonda sabah damladı yastık ucuna uyandık yaşıyoruz düş boyu kiraz buğusu cebimde sardunya bir de ayrılık uyanış sesini içtim göz ucuyla göz ucum yanık eşiğimde yağmur damlası gelişin mum bakışlı masal bir şarkısın gölgesi hicran ya da bir iç çekiş ne gerçek ne hayal payıma güz düştü son göçünde kırlangıç ama sen kal dil artığı kül söz orucunda şişe yalnızlığı şarap sızıyor ömrüm kırık uzanış dal eğdim toprağına gül ucuyla gül ucum yanık Ferhat Gülsün |
Yalnız içimdeki kara yel savurdu beni, yalnızlığın kol gezdiği sisli limanlara savruldum ve her seferinde ağladım yalnızlığımla başbaşa pusulasını yitirmiş yüreğimi kime açayım yelkenleri kırık ruhumu kiminle onarayım kara yel vardı hep, içimde bir yerlerde savrulmaktı, "yaşamak" dediğim... yalnızlığın kol gezdiği sisli limanlara savruldum ve ağladım yalnızlığımla başbaşa biliyordum, sen ulaşılmaz bir uzaklıktaydın; bense, çok uzak bir yalnızlıkta Ozan Aydın |
| Saat: 18:58 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık