![]() |
Anlamadın ne demeli sana. Kim istemezdi ki, böylesi bir sevdanın iki parçasından birisi olmayı, kim istemezdi ki, uğruna canını verecek sevgiliye sahip olmayı? Gitmekten dem vuruyorsun, git..... Kanayan yüreğime aldırma. O zaten alışkın kanamaya. Geldiğinde zaten kanıyordu değil mi, sardığın gibi bırakma, sakın bırakma, eski haline dönsün ve yine kanasın... Ağlayan gözlerime, gülmeyi öğretmiştin, neyine bu gözlerin gülmek? Ömür boyu ağlamaya mahkumlar. Git ve senin için akan göz yaşları dinmemeye mahkum olsun. Pınarları kurumasın, her daim o yaşlarda boğulsun. Git... Ben burdayım. Geldiğinde, gittiğinde bıraktığın gibi bulacaksın biliyorsun. Git... Gözün arkada kalmasın sakın. Bu gözler seve seve ağlar yokluğuna, bu yürek severek kanatır kendini sensizliğinde. Git... Bu beden, nasılsa toprak olacak. Ha senle, ha sensizlikle. Ömrümün sonbaharı oldun, tüm yapraklarımı sarıya boyadın, şafaklarımı hüznünle kapladın... Git... Me..... Demeyeceğim sana. Zira sen, yüreğin elinden düştüğünde, sarılacak birine ihtiyaç duyacaksın. Yüreğinin yaralarını saracak, başını omzuna dayayıp ağlayacak, tüm sıcaklığıyla seni saracak, seni acılarından sıyırıp alacak birini arayacaksın. Ben o zaman gene yanında olacağım. Kanayan yürek, ağlayan gözler ve herşeye rağmen tüm acılara bu güne kadar olduğu gibi, bundan sonrada direnecek olan bu beden. Git.... Git..... Yüreksizliğinle, sevdasızlığınla, hoyratlığınla, soğukluğunla.... Git... |
Sen Gitttin Sen gittin evimin adresi, kapımın zili gitti Sen gittin sazımın teli, kuşumun dili gitti yangınlar düştü yüreğime /ıssızlaştı şehir sokaklara hüzün yağdı/ gözlerime yağmur üstüme kapandı kapılar, ben kapandım içime günlerce haftalarca ağladım kırık bir ağaç dalında,öksüz bir kuş gibi kaldım Sen gittin hazanlar başladı bahçemde yaprağa duran ağaçlarım gitti umutlarım gitti,baharlarım tutam tutam saçlarım gitti dudağımda şarkılar öksüz kaldı yanağımda damlalar katar katar göçüp gitti kuşlar bir bulut gibi nehirler gibi gözlerimde akıp gitti yaşlar kapandı üstüme kapılar, açılmadı bir daha bir daha güldüğümü gören olmadı zehir-zıkkım oldu yaşamak küstüm bütün dünyaya Sen gittin kapımın zili, kuşumun dili sazımın teli gitti yüreğimde kanayan siirler masamda sigara izmaritleri kaldı ben kaldım öyle kimsesiz öyle tesellisiz ortalarda birde yıkıntım yaslandığım duvarlarım yıkıldı,güvendiğim dağlarım her gece yıldızlara bakıp bakıp ağlarım Sen gittin Şiirlerim öksüz kaldı kalemlerim, defterlerim ellerim, gözlerim, kirpiklerim yüreğimde kalkıp giden gemilerim dillerim öksüz kaldı dağıldı ne varsa senden yana geride kalan çöl oldu şiiristanım hayalim Sen gitin hayalim insafsız ayaklarına toprak ola yazısı kaldı kalbimin sızısı sen gittin,ben bittim, masal bitti.. isimsiz kral |
GİDERİM İçimde bir acı fırtına kopar Bulutlarda şimşek çakar giderim Bitmeyen arzular yolumu kapar Çılgın bir sel gibi yıkar giderim Anlarım eşitten farkını farkın Yıllar süren ömrü biter merakın Keder uzak olur; mutluluk yakın Yorgun kafesimden çıkar giderim O an, zaman durur, mekan silinir Sonsuzluğa doğru nefes alınır Ruhum bir damla su, göğe salınır Süzüle süzüle akar giderim Çile denizinin görünür dibi Alır beni yüreğimin sahibi Geceyi süsleyen yıldızlar gibi Ben de, bir meş'ale yakar giderim Birgün utku için, hicran yerine Dalmak için hülya bahçelerine Dostların ıslanmış çehrelerine Son defa, hasretle bakar giderim Nurullah GENÇ |
Ayrılık Yorgundu Gözlerinde Giderken Uzun direkli gemiler ayırdı, Hasret boyu dalgalar kopardı bizi bizden. Rıhtımlar göz yaşlarına boğuldu sen giderken. İnce bir duman gibi kayboldu gemi. Bir tek kırmızı gül ,dudakların gibi, Sana olan aşkımdı anlatamadığım. Damarlarımdaki kanla verdim rengini. Öyle güzeldi ki, koparmaya kıyamadım. Solmasın bizim gibi. Sana ilk el sallayışım bu. İlk veda edişim, belkide son. Göz yaşlarımı göremezsin bakma yüzüme. Kalbime akar yaşlarım,ağlamıyorum desem de. Şimdi ayrılık zamanı, Kelimeler boğazıma düğümleniyor. Sana hiç kal demedim,yinede diyemiyorum. Gidiyorsun nasılsa. Seni hiç sevdiğimi de söylemedim. Artık duymasanda söylüyorum. Sevdim işte. Kısacık mı sürdü beraberliğimiz. Yoksa çok mu uzun, Yinede güzeldi ya olsun. Paylaştığımız bir yudum mutluluk, Bir yudum sevgi. Sanki en büyük zenginlik gibi. Yokluklar cebimizdeki para, Acılar banka hesabımız. Yinede sevgiyle mutlulukla doydu karnımız. Küçük ,küçücük mutluluklardı aradığımız. Bir tahta masa, iki iskemle ,bir sıcak çay. Baş başa içtiğimiz,belki bir kadeh rakı. Sonra,sevişmelerimiz. Böyle mi bitmeliydi her şey , böyle mi sona ermeliydi. Hiç bir şey söylemeden Kızmanı istedim ,bağırmanı ,haykırmanı. Gözlerinde ki bir kaç damla yaşı göremedim. Arkanıı dönüp giderken. Belki sende ağlıyordun benim gibi. Gizliden , gizliden. isimsiz kral |
Gelenler Filistinli Göçmen Kuşlara barut ateş kan kokusuyla geldiler birer birer bakışlarında ölümün bencilliği dudaklarında dudakları yoktu ki kurumuş damarlarından şimdi akan öfkenin sevecenliği hâlâ rengârenkler bir fazlasıyla kırmızı orada insan burada doğaydı acımasız olan saramadılar yaralarını yuvalarında yuvaları yoktu ki anlattıkları bir gizdi kalacaktı sonsuza bir ozan bunu sezdi geldikleri yere gideceklerdi yine de ben de o an bir kuş olmak istedim manyas gölü'nden doğup bir gölge hafifliğiyle bulutlarla yoğrulup katılmak katılmak istedim onlara Manyas Üzeyir İbiş |
Gitme Zamanı Geldi gitme zamanı geldi kimse tutmaz artık beni içim kan ağlar ben ağlarım durmadan gözyaşlarım sel olur içime dalarım yine,sen gelirsin aklıma unutulmuyorsun,ilk aşk buna derler sonra herşey anlamsızlaşır eskiden olsaydı keşke dersin hüzünlenirsin onu düşünürken ama o bilmez senin ne durumda olduğunu ve hayatın boyunca ağlarsın ölümü geçirirsin o an aklından ama ecel gelmez. Kemal Kara |
Zamanlar kalleş şimdi, herşey artık bir oyun Manzaralar hüzünlü insanlar ağlamaklı Bir akşam getir bana, gizlice ve en saklı Saatleri birer birer dudaklarında sun |
Göçmen Kuşun Vedası I. aşka doğunca veda boğar aşkı hıçkırık şiir muztarip kalır kalemim aşka kırık zamanın kollarında büyüyemeyen sürgün göçmen kuş / ayrılığın hasretime dökülür yandıkça ve yağdıkça gözüm puslu / kalb üzgün deniz kırlangıcımsın anıların bendedir bir sonbahar çiçeği gibi soldurma beni göçebeyim göçmen kuş / benim dünyam sendedir yalnızlık yola çıkıp sevdaya yandığında hasretine susamış bir yâr gibi beklerim kelebek dolu ruhum adını andığında seyyahını özlemiş diyar gibi beklerim sahrama yaprak döken hazan olma göçmen kuş bir gece ayışığı ıslattı gözlerimi güneşi bulamadım yakamoz ağlarında yanına al da ısıt titreyen sözlerimi kanat çırp sırrımızın handesiz dağlarında bir gece ayışığı ıslattı gözlerimi II. şebnem yutan şûlede heybesiyim ezginin gezgin benim içimde / ben içinde gezginin gök / yüzümün sancısı kanayan yara mısın duydum aşka inleyen nağmesini ömrümün sen ıssız sefineden görünen kara mısın sensizliğin göğünde sessizliği yaşadım uzun lafın aşkıyım ve biten aşkın lafı dokunmayın ağlarım yas tutuyor kanadım hangi bir özlem böyle seni delice bekler gözesine dilenen pınar gibi beklerim bu güneşi ağlatan gelmeyişinmiş meğer izlerinin çölünde yanar gibi beklerim ardınsıra sevgime zindan olma göçmen kuş sana ben kadar yakın / bana sen kadar uzak ardında varlığımı serseri eden yollar bulduğum her işaret ya dönemeç ya tuzak uçurumuna vardı uzayıp giden yollar sana ben kadar yakın / bana sen kadar uzak III. derviş olsam da gece sana yıldız toplasam aşkın semaverinden sevdanı yudumlasam denize kırağılar düşmemişti ki henüz göçtün gittin sürüne yavru kırlangıç gibi kaç bahar sonra düşer can evime yönünüz yaz güneşi girince evine bir baharın binbir aşk masalında bulur muyum ben seni doğar mı hiçbir daha kanatlarında yarın acıları saklayan ayrılıklara küstüm çiçekleri büyüyen bahar gibi beklerim gittikçe boğsa beni hançeremde bir düğüm yolunu kâh gülerek kâh ar gibi beklerim dakika yudumlayan zaman olma göçmen kuş bebeler göçmen kuşu dinliyor masal diye ben seni sonbaharda serzenişle tanırım susmak bilmez bir ağıt kaldı senden geriye ay diyorum sadece dilimde ismin yarım bebeler göçmen kuşu dinliyor masal diye IV. hüzün lekelerimden bir baldıran büyüdü açtı da karanfilim ellerinde üşüdü dökülen her sağnağın rafından düştü melâl kanadın çalılara takıldı göçmen kuşum hüzünbaz gençliğimi bulmuş yine hoşça kal zambaklar üşüse de kırağı yine yakar azade leyl-ü nehar iğreti yazgısında boyun bükmüş mateme ayrılığında bahar göçebeyim göçmen kuş göçebesin göçebe gölgeni yıllar yılı nigâr gibi beklerim zihnim en cüretkar sitemlerine gebe buluta pusu kuran rüzgar gibi beklerim hayallerimi alıp kaçan olma göçmen kuş düşümde bir kelebek bataklığa düşüyor tavan aralarında kayboluyor sevincim ellerimde bir kızın avuçları üşüyor ayrılık çıkmazında çırpınıyor bilincim düşümde bir kelebek bataklığa düşüyor V. içimde mısra mısra büyüyen bir dünyasın ne açılan bir kapı ne varılmaz hülyasın meçhule giden aşkı beklese de limanım sen kıyı hilalinde fenerin yıldızısın yosun tutarken taka'm can çekişir zamanım hayat seninle başlar seninle biter madem rüzgar inmiş kıyıma köpük vurma ey deniz göçmen kuşun vedası derdi eylüle dedem vefa sana her sözüm feveranım ve yâdım izbesine dövünen vakar gibi beklerim susturulmaz bir dille duyulmazsa feryadım şiir olup kalbine akar gibi beklerim yine aşk dergahımda viran olma göçmen kuş ayrılığın öyküsü hicret kadar özgürdü davetimi taşırken yanık uçlu papirüs beni sevgin ağlattı / seni sevgim göçürdü hazin bir göç zamanı çöller aşka niye küs ayrılığın öyküsü hicret kadar özgürdü VI. sensiz geçen zamanın kapısında bir mühür resmini taşısa da dağında öldü ömür yüreğine açılan penceremde bir sancı özgürlük mü istiyor ölüme mi koşuyor ah yutkunamıyorum hançeremde bir acı hangi bir ayılığın kapısından girmişim üç beş satır yeter mi her aşkı söndürmeye elveda türküsüyle dokunmazken ibrişim sahici duygularım tükense yavaş yavaş umudu kamçılanan ısrar gibi beklerim yine yalnızlığımı etme bana arkadaş yıllardır dönülmeyen karar gibi beklerim içimdeki dünyaya nâdân olma göçmen kuş kim anlar kim anlatır sana benim aşkımı yanarım da derdimi kimseye söyleyemem yaşamın diğer adı ayrı düşmek aşkı mı veda vurma kıyıma hüznümü gizleyemem kim anlar kim anlatır sana benim aşkımı VII. ayrılık çiçeğinde damla damla vedasın gözyaşı düğünümde ne garip bir edasın elimden düştü kalem sırrı ifşada kağıt çifte minarelerde çifte hüzün saklıymış dağa çöküyor gibi kondu bağrıma ağıt neden ey yedi iklim yaz sonu üşür yüzün yorgun bir yürek gibi uçuşurken kuşların dolaştı dolaştı da eylülle geldi hüzün gözlerimden uçtuğun ayrılıkla süslenip bir martı çığlığında koşar gibi beklerim kanat sesini çalan kaldırımda tükenip yaşamak hevesiyle yaşar gibi beklerim nerdesin bilmiyorum yaban olma göçmen kuş çıkmaz sokaklarımın en gezgin adamıyım bana aşk kevserinden gülüşlerimi verin gözlerimdeki ferin kanayan yaşamıyım dualarım umudum gökyüzü kadar derin çıkmaz sokaklarımın en gezgin adamıyım VIII. bağrım yangın büyütsün bir umut toprağında adresini bulayım her gülün yaprağında aşk seninde kapını bir gün çalacak desen mısralarda aşkın var cümlelerde hayatın kalbimde bir elveda / bir yanardağ gibi sen kaç seveni ağlar ki ardından sevgilinin mevsimler yas tutmayı hediye etti bana gözyaşı çiselendi melül mahzun nazenin bir ebem kuşağıyla süsleyeceksen beni yağmuruna susayan gülzar gibi beklerim gizemli bir elveda alsa elimden seni ölüsünü gözleyen mezar gibi beklerim masmavi gökyüzüme duman olma göçmen kuş güneşlerim silindi yangınlardan dönerken yetişemedim göçmen yetişemedim sana göçüyorken ışıyan gözlerden erken erken ağlayık yüreğimden yalnızlık kaldı bana güneşlerim silindi yangınlardan dönerken IX. sana yazılan şiir hep sana okunuyor bana sadece senin gidişin dokunuyor adına ne demeli yarıda kalan düşün dallar aşkın kalbine güzden yuva yapınca göçmen kuş vedasını sevdalara not düşün ah eylülün çiçeği seni arayacağım hasret kalırsam eğer sevincinin yüzüne eylülde gittin dite susup ağlayacağım ben aşka düşen şair / dönüp dolaşıp yine şu gönlümü bin kere dağlar gibi beklerim sabrın en güzelinden güller sunup sevgine sevdiğini kaybedip ağlar gibi beklerim sen gelmeyi isteyip bîcan olma göçmen kuş doğmayacak günlerin korkusunda bul beni yüzümde figanımın yankıları olmasın bitmeyen gecelerin uykusunda bul beni düşümden arda kalan gündüzümde solmasın doğmayacak günlerin korkusunda bul beni X. aşka doğunca veda boğar aşkı hıçkırık şiir muztarip kalır kalemim aşka kırık şebnem yutan şûlede heybesiyim ezginin gezgin benim içimde / ben içinde gezginin derviş olsam da gece sana yıldız toplasam aşkın semaverinden sevdanı yudumlasam hüzün lekelerimden bir baldıran büyüdü açtı da karanfilim ellerinde üşüdü içimde mısra mısra büyüyen bir dünyasın ne açılan bir kapı ne varılmaz hülyasın sensiz geçen zamanın kapısında bir mühür resmini taşısa da dağında öldü ömür ayrılık çiçeğinde damla damla vedasın gözyaşı düğünümde ne garip bir edasın bağrım yangın büyütsün bir umut toprağında adresini bulayım her gülün yaprağında sana yazılan şiir hep sana okunuyor bana sadece senin gidişin dokunuyor... isimsiz kral |
Kırsam sevinir mi yüreğin, Ellerine dokunmayan ellerimi? Dağlasam hisseder mi bedenin, Sensizliğe alışmayan gözlerimi? Ufacık sevgi yok mu içinde? Sevip cevap versen yadıma. Sensizlik kor gibi yanar kalbimde, Gelip de söndürsen rüzgarınla. Bu şiir,benim gözyaşımla dolu; Gözlerimden yüreğime akan. Ama yüreğim senin sevginle dolu; Damla damla gözyaşımla sulanan. Sensizim ama ümitsiz değilim. Seviyorum,seveceğim sonsuza kadar. Seni bu sevigmle bekleyeceğim. Ölüm beni bulana kadar. http://img156.imageshack.us/img156/3523/dnenkalpler2bh7wzsl1fu0.gif |
|
| Saat: 22:06 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık