![]() |
Geldi Gidiyor Bu ayın hakkını verenlerden olduk mu? Sığınarak zülcelale,huzur bulduk mu? Olanı,olmayanla paylaşandan olduk mu? Ne mutlu hakkıyla tutana oruç, Kabirde olacaktır kurtuluş huruç... Geldi ve gidiyor Şehr-i Ramazan, İftarını gariplerle huzurla bozan, Olanları elbet vardır bir yazan, Ne mutlu hakkıyla tutana oruç, Kabirde olacaktır kurtuluş,huruç... Lüks masalarda iftarını eyleyen, Düşünmeden açları,vampirce yiyen, Üzerine insanmış gibi libası giyen, ---------Ne mutlu hakkıyla tutana oruç, ---------Kabirde olacaktır kurtuluş,huruç... Onbir ayın sultanı geldi gidiyor, Ne yaptın bu ayda, kim,kime diyor, Gözü doymaz,hâlâ kul hakkı yiyor, ---------Ne mutlu hakkıyla tutana oruç, ---------Kabirde olacaktır kurtuluş, huruç... |
CAMİLER Camilerdir alıp götüren bizi Beyaz ülkelere, sonsuza kadar. Camilerdir göstererek ak izi… Bizi içimizden beyaza boyar. Duvarında ayet ayet nakış var Bir mana doldurmuş büyük kubbeyi. Kandil kandil içimizde ışıklar, Bir yanar,bir söner anarken seni. Kimbilir kaç asırüstünden geçmiş Sülüsler, celîler, talikler durur. Hangi el, hangi ruh ve nasıl seçmiş? Ki kokusu yıllar yılı duyulur. Mihrabı, minberi, minaresiyle Öteye açılan kapı bu mudur? Şadırvanda şırıl şırıl sesiyle, Durmadan yıkanan yapı bu mudur? Bir ruhu abide yapan usta el Taşa en ilahi manayı vermiş. Aranan doğruluk, iyilim, güzel Abide halinde toplanıvermiş. Bir el ki, arkadaş olsun göklere Diyerek kubbeyi göğe uzatmış. Çil çil, kubbe kubbe geçtiği yere, Altın yaldızıyla mührünü atmış. Müezzin çıkarken fethe gökleri Müminin elleri Hakka açılır. Ne duydukları, ne gördükleri, Bir nur ortalığa durmaz saçılır. Beş vakit okunan ezan sesinde Bambaşka dünyadan bir çağrı vardır. Şahadet getiren minaresinde Taşlar omuz omza yaslanmışlardır. Ey kubbe, şadırvan, minaresiyle Bizi içimizden kuşatan mânâ. Ve günde beş vakit ezan sesiyle, Bizi kavuşturan sonsuz zamana. Camilerdir, alıp götüren bizi… Beyaz ülkelere, sonsuza kadar. Camilerdir, göstererek ak izi, Bizi içimizden beyaza boyar. |
http://www.siirkolik.com/images/siir.gif Gece Namazı Bu gece yarısı bir abdest aldım, Allah için düşüncelere daldım, Saymadım,bilemem kaç rekat kıldım, İçimi hoş etti gece namazı. Hepten bürümüştü para kalbimi, Dünya aşklarıyla yara kalbimi, Kara düşüncemi,kara kalbimi, Birazcık loş etti gece namazı. Secde,en büyük şereftir kuluna, Yaramı saran yar,orda buluna, İşe yararsa göz,orda sulana, Gözümü yaş etti gece namazı. Sen nimet verdikçe ben hep kudurdum, Döndüm geldim ya Rab,katında durdum, Tuttum da nefsimi yerlere vurdum, Şeytanı yuş etti gece namazı. Nelere,kimlere ben başkan dedim, Başkana uyunca her haltı yedim. Geldim Yaradanım,sana yöneldim, Resulü baş etti gece namazı. Filistin,Somali,Irak'ı andım, Boşa ömür geçti,ben ona yandım. Derdim var,dediğim,günden utandım, Dünyayı boş etti gece namazı. |
Gül Kasîdesi Bir damla düşer toprağa bak hâresi güldür Pervâne döner harda fakat, çâresi güldür! Bülbül, sana yâr olmak için nârlara düştü Dâim yakışan hep sana, bir kırmızı güldür. Dünyâ ki harâp olsa yeter gûl-i Muhammed (s.a.v) Billûr dudağından dökülen her sözü güldür. Kim derse eğer, nerde alâmet bize O’ndan? Baksın hele dünyâya da her gördüğü güldür. Hem kan tükürenlerle zaman kardeş olunca Şâhid sana, ardında bu çöl kumları güldür. Sensiz bu mekânlar karadır, darmadağındır Dünyâdaki tüm renklerin en kutsalı güldür. Aşk sende bulur kendini, yurdun ki gülistân Âlemleri aydınlatacak gözyaşı güldür. Ey gül! Yok olur yokluk eğer sen var olunca Cân buldu cihân, âb-ı hayât varlığı güldür. Taştan taşa çarpıp su, gülistâna akar hep, Fermân tanımaz kalplere, aşk âteşi güldür. Sen, yağmur olup sîneye şefkat bırakırsın, Aşk bahçesinin sâhibi sen, sunduğu güldür. Çağlar kapanır gitme, kıyâmet kapımızda Ey yâr! Gidişin gurbet olur, vuslatı güldür. Ardında hüzünler bırakıp gitme efendim Efsûn mu değil, bizde karanlık sızı güldür. Güller küle râm oldu firâkınla, bizi güldür Bu âteş-i aşkın, gece yıldızları güldür. Gül yüzlüyü yazmakla biter sancılı günler Sevdâların en kutsalı kalplerdeki güldür. Tarife ne hacet gülü, meydanda bütün gün İnsanlığı kurtarmak için sunduğu güldür. |
GONUL DOSTUM YA MUHAMMED GONUL SEN YABAN ELLERE VARMA ICIN DARALTIP CANA KIRILMA CAHIL ILE MUHABBET BULBULU OLMA SEN RAHAT OL GONUL DOSTUM YA MUHAMMED AN GELIR DUZEN TUTMAZ TELIMIZ CAN YANAR BILINMEZ ASK GONUL HALIMIZ UCAN TURNA’YA HABER SALIP DELME BAGRIMIZ SEN RAHAT OL GONUL DOSTUM YA MUHAMMED GUN DOGAR ONLAR DA ANLARLAR YUCE DIVANDA HESABINI DA SORARLAR SUKUT ALTINDIR BILIRSIN ERENLER SOYLERLER SEN RAHAT OL GONUL DOSTUM YA MUHAMMED |
Seccaden kumlardı... Devirlerden, diyarlardan Gelip göklerde buluşan Ezanların vardı! Mescit mü’min, minber mü’min... Taşardı kubbelerden Tekbîr, Dolardı kubbelere “âmin!” Ve mübarek geceler, dualarımız, Geri gelmeyen dualardı... Geceler, ki pırıl pırıl, Kandillerin yanardı. Kapına gelenler, yâ Muhammed, -Uzaktan, yakından- Mü’min döndüler kapından! Besmele, ekmeğimizin bereketiydi, İki dünyada aziz ümmet; Muhammed ümmetiydi. Konsun –yine- pervazlara güvercinler, “Hû hû”lara karışsın âminler... Mübarek akşamdır; Gelin ey Fâtihalar, Yâsinler! Şimdi seni ananlar, Anıyor ağlar gibi... Ey yetimler yetimi, Ey garipler garibi; Düşkünlerin kanadıydın, Yoksulların sahibi... Nerde kaldın ey Resûl, Nerde kaldın ey Nebi? Günler, ne günlerdi, yâ Muhammed, Çağlar ne çağlardı: Daha dünyaya gelmeden Mü’minlerin vardı... Ve bir gün, ki gaflet Çöller kadardı, Halîme’nin kucağında Abdullah’ın yetimi Âmine’nin emaneti ağlardı. Hatice’nin goncası, Aişe’nin gülüydün. Ümmetinin gözbebeği Göklerin resûlüydün... Elçi geldin, elçiler gönderdin... Ruhunu Allah’a, Elini ümmetine verdin. Beşiğin, yurdun, yuvan Mekke’de bunalırsan Medine’ye göçerdin. Biz bu dünyadan nereye Göçelim, yâ Muhammed? Yeryüzünde riyâ, inkâr, hıyanet Altın devrini yaşıyor... Diller, sayfalar, satırlar “Ebu Leheb öldü” diyorlar. Ebû Leheb ölmedi, yâ Muhammed Ebû Cehil kıt’alar dolaşıyor! Neler duydu şu dünyada Mevlidine hayran kulaklarımız; Ne adlar ezberledi, ey Nebî, Adına alışkın dudaklarımız! Artık, yolunu bilmiyor; Artık, yolunu unuttu Ayaklarımız! Kâbe’ne siyahlar Yakışmamıştır, yâ Muhammed Bugünkü kadar! Hased gururla savaşta; Gurur, Kafdağı’nda derebeyi... Onu da yaralarlar kanadından, Gelse bir şefkat meleği... İyiliğin türbesine Türbedâr oldu iyi. Vicdanlar sakat Çıkmadan yarına, İyilikler getir, güzellikler getir Âdem oğullarına! Şu gördüğün duvarlar ki Kimi Tâif’tir, kimi Hayber’dir... Fethedemedik, yâ Muhammed, Senelerdir. Ne doğruluk, ne doğru; Ne iyilik, ne iyi... Bahçende en güzel dal, Unuttu yemiş vermeyi... Günahın kursağında Haramların peteği! Bayram yaptı yapanlar; Semâve’yi boşaltıp Sâve’yi dolduranlar... Atını hendeklerden -bir atlayışta- Aşırdı aşıranlar... Ağlasın Yesrib, Ağlasın Selman’lar! Gözleri perdeleyen toprak, Yüzlere serptiğin topraktı... Yere dökülmeyecekti, ey Nebî, Yabanların gözünde kalacaktı! Konsun -yine- pervazlara güvercinler, “Hû hû”lara karışsın âminler... Mübarek akşamdır; Gelin ey Fâtihalar, Yâsinler! Ne oldu, ey bulut, Gölgelediğin başlar? Hatırında mı, ey yol, Bir aziz yolcuyla Aşarak dağlar, taşlar, Kafile kafile, kervan kervan Şimale giden yoldaşlar! Uçsuz bucaksız çöllerde, Yine, izler gelenlerin, Yollar gideceklerindir. Şu tekbir getiren mağara, Örümceklerin değil; Peygamberlerindir, meleklerindir... Örümcek ne havada, Ne suda, ne yerdeydi; Hakkı göremeyen Gözlerdeydi! Şu kuytu cinlerin mi; Perilerin yurdu mu? Şu yuva -ki, bilinmez- Kuşları Hüdhüd müdür, güvercin mi, kumru mu? Kuşlarını, bir sabah, Medine’ye uçurdu mu? Ey Abvâ’da yatan ölü, Bahçende açtı dünyanın En güzel gülü; Hâtıran, uyusun çöllerin Ilık kumlarıyla örtülü! Dinleyene, hâlâ, Çöller ses verir; “Yaleyl!” susar, Uğultular gelir. Mersiye okur Uhud, Kaside söyler Bedir. Sen de bir hac günü, Başta Muhammed, yanında Ebû Bekir; Gidenlerin yüz bin olup dönüşünü Destan yap, ey şehir! Ebû Bekir’de nûr, Osman’da nûrlar... Kureyş uluları, karşılarında Meydan okuyan bir Ömer bulurlar; Ali’nin önünde kapılar açılır, Ali’nin önünde eğilir surlar, Bedir’de, Uhud’da, Hayber’de Hakk’ın yiğitleri, şehîd olurlar... Bir mutlu günde, ki ölüm tatlıydı, Yerde kalmazdı ruh... kanatlıydı. Konsun –yine- pervazlara güvercinler “Hû hû”lara karışsın âminler. Mübarek akşamdır; Gelin ey Fâtihalar, Yâsinler! Vicdanlar, sakat çıkmadan, Yâ Muhammed, yarına; İyiliklerle gel, güzelliklerle gel Âdem oğullarına! Yüreklerden taşsın Yine, imanlar! Itrî, bestelesin Tekbîr’ini; Evliyâ, okusun Kur’ân’lar! Ve Kur’ân-ı göz nûruyla çoğaltsın Kayışzâde Osman’lar Na’tını Galip yazsın, Mevlid’ini Süleyman’lar! Sütunları, kemerleri, kubbeleriyle Geri gelsin Sinan’lar! Çarpılsın, hakikat niyetine Cenaze namazı kıldıranlar! Gel, ey Muhammed, bahardır... Dudaklar ardında saklı Âminlerimiz vardır... Hacdan döner gibi gel; Mi’râc’dan iner gibi gel; Bekliyoruz yıllardır! Bulutlar kanat, rüzgâr kanat; Hızır kanad, Cibril kanad; Nisan kanad, bahar kanad; Âyetlerini ezber bilen Yapraklar kanad... Açılsın göklerin kapıları, Açılsın perdeler, kat kat! Çöllere dökülsün yıldızlar; Dizilsin yollarına Yetimler, günahsızlar! Çöl gecelerinden, yanık Türküler yapan kızlar Sancağını saçlarıyla dokusun; Bilâl-i Habeşî sustuysa Ezânlarını Dâvûd okusun! Konsun –yine- pervazlara güvercinler, “Hû hû”lara karışsın âminler... Mübarek akşamdır; Gelin ey Fâtihalar, Yâsinler! |
MEKKE MEKKE Doyasıya seyredilir, Hira nur dağı yamaçları, Bir göre bilsem ‘Resûle’selam veren ağaçları Cennetül Mualla’dadır, dava arkadaşları. Gönlümde ruhum da, özlediğim yer sensin. Bekler durur, makamı İbrahim,babusselam Kokuyor misk gibi,tütsüyor buram buram . Günde yüz yirmi şifanın indiği Beytül Haram. Gönlümde ruhum da, özlediğim yer sensin. Mescidi Hayıf peygamberlerin namazgahı durağı Mina’dan ötesi,Müzdelife,mübarek Arafat dağı . Göz kamaştıran sâkiffin mor sümbüllü bahçeleri bağı. Gönlümde ruhum da, özlediğim yer sensin. Görsen şaşar kalırsın, o mukaddes diyarı . Zül mecâz,Zülmecenne , Okaz panayırı. Şimdi yerinde yerler esiyor görülmez gayrı. Gönlümde ruhum da, özlediğim yer sensin |
Bir Ses BİR SES Bir ses duydum öteden Bana diyordu . . . hey sen ! - Nedir bu azametin ? - Bu gurur , kibir neden ? ! ? Bir ses duydum öteden Bana diyordu . . . hey sen ! - Okumadın mı şunu ? - Nefsin öldür ölmeden ! ? ! |
Buydu istedigimiz!!! Gelmisse insan dedigin varligin zamani, fayda etmez ecele karsi isyani, herhangi bir yol degil, bizim bu sectigimiz, haykira, haykira diyecekler, bizim iste buydu istedigimz, cennet ve ALLAH cemali, her varlik olmayacak bu zevkin kemali! |
Kıl Namazını Ey kul! kıl namazını,yap taatini Ne zamandır bilinmez ölüm saati Kıldıysan namazı kazandın cenneti Elde ettin iki cihan saadeti Namaz dinin direğidir,temelidir Rabbimizin kullarına bir emridir Kim olur ki bu emri yerine getirir O kişinin dini sağlam ve diridir Kıl namazını ihlasla,samimiyetle Hergün devam et sabırla,dirayetle Hep yanyana ol camide cemaatle Her yanın dolsun rahmetle,bereketle Namazlar mümin kulların miracıdır Yüzünün nuru,imanının tacıdır Her insanın mutlaka ihtiyacıdır Dertlerin,sıkıntıların ilacıdır Ahrette ilk sorgu sual namazdandır Namaz kılmak müminlerin şanındandır Onların tahtı zümrütten,altındandır Cennette giysisi ipek kumaştandır |
| Saat: 13:22 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık