MsXLabs
Sayfa 9 / 11

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Müslümanlık/İslamiyet (https://www.msxlabs.org/forum/muslumanlik-islamiyet/)
-   -   Dini Şiirler / İlahiler (https://www.msxlabs.org/forum/muslumanlik-islamiyet/1092-dini-siirler-ilahiler.html)

cimbom1 15 Ocak 2008 16:51

YUSUFUM
Zindan boyandı Yusufa
Gördüğünde Onu
Boyandı ve Yusuf oldu
İki heceden kani
Yusuf dedi Züleyha
Zindan, kuyu, Yusuf
Titredi içinde aşkı ölüm gibi


Züleyha tutsak mısıra ve Yusufa
Nil gibi acımasız
Zamana.
Kaçarken boğulmak
Yusuftan ayrılmak
Züleyha tutsak Yusufa
Yusuf zindana

Yusuf dedi Züleyha
Mısıra tüm gücüyle
Onlar ellerini doğradı
Ben yüreğimi
Aşk yasaktı bana
Yusuf yasaktı
Yusuf ki nefes almak
Yusuf ki var olmaktı.
Yusuf dedi Züleyha
Sessiz çığlıklarla
Yusuf affet beni
Sen yasak ol benden gayrısına

Zindan boyandı Yusufa
Gül koktu her bir taşı
Tozu, parmaklığı
Yusuf oldu Mısırın
Geçit vermez duvarları

Mısır uyudu
Zindan uyudu
İftira uyudu, gömlek yırtılınca
Bir Züleyha uyanık
Bir de Yusuf mısırda
Züleyha Yusuf dedi
Ben yandım, aşk yandı
Can yandı
Ne vardı bu kadar ah ne vardı
Odasında dolandı Züleyha
Ellerini açtı Yusuf
Rabbim bilirsin dedi istememeyi öğret
Yusuf iffet
Züleyha yasaktı
Mısır uyudu
Gece uyudu, rüzgâr uyudu
Gömlek yırtılınca.
Bir Züleyha uyanık
Bir de Yusuf
Çöl yurdunda

Züleyha tutsak gözlerine Yusufun
Ne yana baksa
Yusuf diyor elem
Kim Yusuf dese
Yusuf oluyor Züleyha
Yüreğine rahmet
Kim Yusuf dese
ALLAH diyor Züleyha
Gerçeği görerek
Zindan, Yusuf, kuyu
Züleyha, Yusuf, Mevla
Kim Yusuf dese
Ardında Züleyha


yüksel2 15 Ocak 2008 22:20

http://img156.imageshack.us/img156/5254/gulresimleri001os6.jpg

KIRMIZI GÜLLER

BENİM PEYGAMBERİM OYLE GÜZEL Kİ
NURU AYDINLATIR BÜTÜN ALEMİ
ONUN SEVDASINA ÖTER BÜLBÜLLER
ONA AŞIK OLMUŞ KIRMIZI GÜLLER

KIRMIZI GÜLLER KIRMIZI GÜLLER
MUHAMMET AŞKINA BOYNUNU BÜKER
KIRMIZI GÜLLER KIRMIZI GÜLLERİ
MUHAMMET AŞKINA HU ÇEKİP İNLER


BENİM PEYGAMBERİM OYLE GÜZEL Kİ
NURU AYDINLATIR BÜTÜN ALEMİ
ONUN SEVDASINA ÖTER BÜLBÜLLER
ONA AŞIK OLMUŞ KIRMIZI GÜLLER


KIRMIZI GÜLLER KIRMIZI GÜLLER
MUHAMMET AŞKINA BOYNUNU BÜKER
KIRMIZI GÜLLER KIRMIZI GÜLLERİ
MUHAMMET AŞKINA HU ÇEKİP İNLER







yüksel2 19 Mart 2008 21:56


Âmine hâtun Muhammed ânesi
Ol sadeften doğdu ol dür dânesi
Çünkî Abdullah'tan oldu hâmile
Vakt erişdi hefte vü eyyam ile
Hem Muhammed gelmesi oldu yakîn
Çok alâmetler belirdi gelmeden

Allâhümme salli alâ Muhammediv
Ve alâ âli Muhammed


Ol Rebiûl evvel âyın nîcesi
On ikinci gîce isneyn gîcesi
Ol gîce kim doğdu ol hayrûl-beşer
Ânesi anda neler gördü neler
Dedi gördüm ol habîbin ânesi
Bir acep nûr kim, güneş pervânesi
Berk urup çıktı evimden nâgehân
Göklere dek nûr ile doldu cihân
Gökler âçıldı ve feth oldu zulem
Üç melek gördüm elinde üç âlem
Bîri meşrik bîri mağribde anın
Bîri dâmında dikildi Kâbenin
Bildim anlardan kim ol halkın yeği
Kim yakîn oldu cihâna gelmeği
İndiler gökden melekler sâf sâf
Kâbe gibi kıldılar evim tavaf
Hûriler geldi bölük bölük
Buğûr yüzleri nûrundan evim doldu nûr
Çevre yânıma gelip oturdular
Mustafâ'yı birbirine muştular
Dediler oğlun gibi hiç bir oğul
Yâradılâlı cihân gelmiş değil
Bû senin oğlun gibi kadr-ı cemîl
Bir anâya vermemiştir ol Celîl
Ûlu devlet buldun ey dildâr sen
Doğiserdir senden ol hulk-ı hasen
Bû gelen "ilm-î ledün" sultânıdır
Bû gelen tevhîd ü irfân kânıdır
Bû gîce ol gîcedir kim, ol şerîf
Nûr ile âlemleri eyler latîf

Allâhümme salli alâ Muhammediv
Ve alâ âli Muhammed


Bû gîce şâdân olur erbâb-ı dil
Bû gîceye can verir eshâb-ı dil
Yâ Resulâllah
Rahmeten lil'âlemindir Mustafâ
Hem şefîal müznibîndir Mustafa
Vasfınî bû resme tertib ettiler
Ol mübârek nûru terğib etdiler
Âmine eder çü vakt oldu tamâm
Kim vücûda gele ol hayrül enâm
Sûsadım gâyet harâretden katî
Sundular bir câm dolusu şerbeti

Allâhümme salli alâ Muhammediv
Ve alâ âli Muhammed


Şerbeti sunduk tâbânâ hûriler
Bûnu sana verdi Allâh dediler
Kardan ak îdi ve hem soğuk idi
Lezzeti dâhi şekerde yok idi
İçdim ânı oldu cismim nûra gark
İdemezdim kendimi nûrdan fark
Geldi bir akkuş kanâd ile revân
Arkamı sığâdı kuvvetle hemân
Doğdu ol sâatde ol sultân-ı dîn
Nûra gark oldu semâvât-ü zemîn
Sallû Aleyhi ve Sellimû teslimâ
Hatta tenâlû cenneten ve naîmâ

Essalâtü vesselâmü aleyke
Ya Resûlallah
Esselâtü vesselâmü aleyke
Ya Habîballah
Essalâtü vesselâmü aleyke
Ya Seyyidel-evvelîne velâhirin.


Misafir 20 Mart 2008 12:18

Allah Sorunca Ben Ne Cevap Vereyİm

Bu dünya ya geldin ne amel kıldın,

Derse Allah ben ne cevap vereyim,
Simdi huzuruma sen nasıl geldin,
Derse Allah ben ne cevap vereyim.

İki yol gösterdim hem akıl verdim,
İradende ben seni serbest kıldım,
Rahmeti bırakıp zulmete daldın,
Derse Allah ben ne cevap vereyim.

Ramazan verdim oruç tutmadın,
Akşam tatlı tatlı iftar etmedin,
Niçin doğru yollarıma gitmedin,
Derse Allah ben ne cevap vereyim.

Günahdan kacmadın tutmadın emrin,
Beyhüda yerlerde geçirdin ömrün,
Simdi huzuruma sen nasıl geldin,
Derse Allah ben ne cevap vereyim.

Soğuk sıcak dedin abdest almadın,
Kibir ucub geldi namaz kılmadın,
Günah yığınına çare bulmadın,
Derse Allah ben ne cevap vereyim,

Beraat, Kadir verdim niçin bilmedin.
İki rekat olsun namaz kılmadın,
Beyhüda işlerden sen usanmadın,
Derse Allah ben ne cevap vereyim.

Niçin abdest alıp kılmadın namaz,
Allah'a yalvarıp etmedin niyaz,
Halk içinde senin ismin bi namaz,
Derse Allah ben ne cevap vereyim.

Ezanlar okundu niçin duymadın,
Allah'ına niçin secde kılmadın,
Bende sana cennetimi vermedim,
Derse Allah ben ne cevap vereyim.

Niçin terkedersin farzı-sünneti,
Duymadın mı cehennemi cenneti,
Değilmisin Muhammedin ümmeti,
Derse Allah ben ne cevap vereyim.

Ben seni yarattım has güller gibi,
Kaş verdim göz verdim sümbüller gibi,
Söyle amelini bülbüller gibi,
Derse Allah ben ne cevap vereyim.



the_pretty 21 Mart 2008 19:20

Gözlerim yollarda kaldıGözlerim yollarda kaldı
İmdat et ya Resulallah
Hasretin bağrımı deldi
İmdat et ya Resulallah

Sana geldi hulle, Burak
Ölüm değil elbet ırak
Gelir bir gün en son durak
İmdat et ya Resulallah

Buraka biner gidersin
Ümmetim çok zayıf dersin
Bize şefaat edersin
İmdat et ya Resulallah

Mahşer yerinde durulur
Mizan terazisi kurulur
Herkese sual sorulur
İmdat et ya Resulallah

Mahşer yeri gayet sıcak
Herkes gelir çırılçıplak
Başlar açık, yalın ayak
İmdat et ya Resulallah

Yaşayanlar bir gün göçer
Herkes ektiğini biçer
Senin sözün elbet geçer
İmdat et ya Resulallah


yimake 23 Mart 2008 21:57

Sana iman ettim, Sana inandım
Sen'den başka ilah; Yoktur anladım
Yalnız Sana kandım, Sana sığındım
Aç kapılarını aciz kuluna


Merhametlilerin Merhametlisi
Rahmetlerin sonsuz, ey Efendisi
Hamd yalnız Sana'dır, Şükür vadisi
Aç kapılarını aciz kuluna


Sana avuç değil, gönlümü açtım,
Haram kıldığından, korkarak kaçtım
Rahmetin bir kanat, onunla uçtum
Aç kapılarını aciz kuluna



yimake 7 Nisan 2008 20:55

GİDENLER DÖNMEDİ
insan isen olma nefsine esir,
Nefsini kendine kul et, ol emır,
Kişi bu dünyaya bir kere gelir,
Gidenler dönmedi tekrar, demişler.
Sen sen ol eyleme kimseye hile,
Hileye uğrarsın çekersin çile,
Korkunun faydası yoktur ece!e,
Ecel bir gün camın sunar demişler. (Figanf)


yüksel2 7 Nisan 2008 21:58

Gel ey, konuşurken dudaklarına tebessümler karışan...
Gel ey, yüzüne üzgünlerin üzüntüsünü dağıtmak yaraşan!..
Gel ey, âteş-i aşkına yanmak için âşıkları birbiriyle yarışan!..

Gel ey!..
Önce kendine çektin, sonra mugaylan dolu beyabanlarda dermansız koyup bizi bir başımıza gittin dönmemek üzere. Ve dudağının dokunduğu çeşmeler de gitti. Gittin ve vecd ile kendinden geçen zamanlar, sensizlik bunalımlarının gelgitleriyle kör kuyulara gömüldü. Gittin ve tenha elvedalarda düğümlendi sevinçlerimiz; durmuş çarklara sıkışıp kaldı çığlıklarımız. Sen gidince yanlış hesaplarında önce pazarlar kurduk köhne dünyanın, sonra köhne hesaplarıyla mezada çıkarıp aşklarımızı dünyalıklara sattık. Gittin de savrulan umutlarımızı ektik yollarına; sabrımızın gözlerine çekilen milleri çelik masıyetlerle mıhladık. Gerilmiş yaylarımız kepade düştü hoyrat ellerde, uykulu oyunlarda şahlarımız mat oldu; ve bileyli kılıçlarımız pas tuttu karanlık kınlarında.

Ak kor olduk... Nemrudî alevlere soktular başlarımızı, hakikat, ak kor olduk... Vurdular durmadan dinlenmeden... Örslere konuldu başlarımız, hakikat vurdular dinlenmeden durmadan. Ağlattılar ağladıkça biz... Çeliğe su verelim diye ağladıkça ağlattılar bizi... Heyhât! Tutturamadık kıvamını suyun, isabet ettiremedik gözyaşlarımızın damlalarını çeliğe ve ilk çalışta kırıldı kılıçlarımız kara keçelere. Yenildik, yorulduk, yığılıp kaldık çıkmaz sokaklarda. Bütün sorularımızın cevapları cevapsız kaldı; bütün hayallerimizin hayali hayal oldu. Tel tel arzulara mahkûm edildi nefislerimiz ve ruhlarımız tül tül alevlerde yandı. Gizemli bilinmezliklerimizin iksirlerini gizli dünyalara gizlediler bizden.

Gel ey!..
Hani dostların vardı, kimi aşk okuyan Kitaplar Kitabı'ndan; kimi ilham dokuyan hitaplar hitabından. Kimine köşkler düşmüştü cennetten, kimi cennette köşklere düştüydü hani. Kiminin ateşlerine rengi düşerdi gülün de; kimi güllere rengini düşürürdü ateşin. Kimine yıldızlar düşerdi göklerden, kiminin yıldızına düşerdi gökler ya...

Hani sen "Yıldızlarım," demiştin, "hangisine uyarsanız doğru yola ulaşacağınız yıldızlarım!.." Sen gittin efendim ve hasretin yıldızlarını da çekti senden yana. Şimdi kim varsa yıldızlaşmaya yüz tutan, gökleri üzerine kapatıyor ehremenler. Bizler yanıyoruz, yanmamakta direniyor gökte yıldızlarımız... Güllerimiz küle durmakta yokluğunda, sultanlarımız kula dönmekte...

Gel ey!..
Ayrılığında çoğalan alevleriyle arınalım aşkının; yanalım yandıkça ve yandıkça yanalım. Aşk yüzünden elbisesi yırtılan da, Hak uğruna gözlerini kurutan da seni arzulamakta şimdi. Bizi kendine madem yine sensin bağlayan ve ayrılığının derdine yine sensin ayrılıkla derman olan, o hâlde gülümse bize efendim, bize gülümse. "Allah onları sever; onlar da Allah'ı sever" sırrına ermekte rehberimiz ol, tut günahkâr ellerimizden; günahkâr ellerimizden tut.

Sen ey!..
Gelsen hayallerimize bir kez... Ve üzerine sepet sepet güller döksek biz. Gelsen düşüncelerimize bir an... Ve baharları sersek ayağına çiçek çiçek, mevsim mevsim, ıtır ıtır... Dolunaylar yerine doğsan dünyamıza bir vakit... Ve zatını gündüz değilse, hayalini gece göstersen bizlere. Girsen ansızın düşlerimize, şefkat parmaklarınla okşasan başımızı ışık ışık... Ve ışığına düşsek pervaneler gibi; pervaneler gibi ışığına düşsek.

Gel efendim...
Bir kez doğ içimize de isterse kaybolsun dolunaylar, güneşler... Gir gözümüze de bir nefes, isterse silinsin tûtyâlar, sürmeler... İlham olup ak gönlümüze bir anda, isterse yitirilsin uçtan uca naatler ve gazeller, beyitler ve dizeler uçtan uca yitirilsin isterse...

Gel efendim, dostluğuna muhtacız; umutsuz ve çaresiz bırakma çaresizlerini. Gel yeter ki, hakkımızda verilecek her hükme razı olalım.

Gel ey, bitir bitmeyen hasretini içimizde!
Gel ey, onsuz mutluluk bulamadığımız!..
Gel ey, kendisine layık olamadığımız!..
*
Gel benim efendim, bir kez olsun dokun yüreğime, yüreğime dokun bir kez olsun...
Yüreğim kanıyor efendim, kanıyor yüreğim!..
Çığlık çığlığa beşeriyet, çiğnenmiş reyhanlar misali hep seni arıyor. Uyandır zindanlara koyduğumuz Yusufî sevdalarımızı efendim. Uyandır bahtını üftadelerinin...
Şeb-i hicrân yanar cânım döker kan çeşm-i giryânım
Uyarır halkı efgânım kara bahtın uyanmaz mı?


Önce kendine çektin, sonra mugaylan dolu beyabanlarda dermansız koyup bizi bir başımıza gittin dönmemek üzere. Ve dudağının dokunduğu çeşmeler de gitti. Gittin ve vecd ile kendinden geçen zamanlar, sensizlik bunalımlarının gelgitleriyle kör kuyulara gömüldü. Gittin ve tenha elvedalarda düğümlendi sevinçlerimiz; durmuş çarklara sıkışıp kaldı çığlıklarımız. Sen gidince yanlış hesaplarında önce pazarlar kurduk köhne dünyanın, sonra köhne hesaplarıyla mezada çıkarıp aşklarımızı dünyalıklara sattık. Gittin de savrulan umutlarımızı ektik yollarına; sabrımızın gözlerine çekilen milleri çelik masıyetlerle mıhladık. Gerilmiş yaylarımız kepade düştü hoyrat ellerde, uykulu oyunlarda şahlarımız mat oldu; ve bileyli kılıçlarımız pas tuttu karanlık kınlarında.

Ak kor olduk... Nemrudî alevlere soktular başlarımızı, hakikat, ak kor olduk... Vurdular durmadan dinlenmeden... Örslere konuldu başlarımız, hakikat vurdular dinlenmeden durmadan. Ağlattılar ağladıkça biz... Çeliğe su verelim diye ağladıkça ağlattılar bizi... Heyhât! Tutturamadık kıvamını suyun, isabet ettiremedik gözyaşlarımızın damlalarını çeliğe ve ilk çalışta kırıldı kılıçlarımız kara keçelere. Yenildik, yorulduk, yığılıp kaldık çıkmaz sokaklarda. Bütün sorularımızın cevapları cevapsız kaldı; bütün hayallerimizin hayali hayal oldu. Tel tel arzulara mahkûm edildi nefislerimiz ve ruhlarımız tül tül alevlerde yandı. Gizemli bilinmezliklerimizin iksirlerini gizli dünyalara gizlediler bizden.

Gel ey!..
Hani dostların vardı, kimi aşk okuyan Kitaplar Kitabı'ndan; kimi ilham dokuyan hitaplar hitabından. Kimine köşkler düşmüştü cennetten, kimi cennette köşklere düştüydü hani. Kiminin ateşlerine rengi düşerdi gülün de; kimi güllere rengini düşürürdü ateşin. Kimine yıldızlar düşerdi göklerden, kiminin yıldızına düşerdi gökler ya...

Hani sen "Yıldızlarım," demiştin, "hangisine uyarsanız doğru yola ulaşacağınız yıldızlarım!.." Sen gittin efendim ve hasretin yıldızlarını da çekti senden yana. Şimdi kim varsa yıldızlaşmaya yüz tutan, gökleri üzerine kapatıyor ehremenler. Bizler yanıyoruz, yanmamakta direniyor gökte yıldızlarımız... Güllerimiz küle durmakta yokluğunda, sultanlarımız kula dönmekte...

Gel ey!..
Ayrılığında çoğalan alevleriyle arınalım aşkının; yanalım yandıkça ve yandıkça yanalım. Aşk yüzünden elbisesi yırtılan da, Hak uğruna gözlerini kurutan da seni arzulamakta şimdi. Bizi kendine madem yine sensin bağlayan ve ayrılığının derdine yine sensin ayrılıkla derman olan, o hâlde gülümse bize efendim, bize gülümse. "Allah onları sever; onlar da Allah'ı sever" sırrına ermekte rehberimiz ol, tut günahkâr ellerimizden; günahkâr ellerimizden tut.

Sen ey!..
Gelsen hayallerimize bir kez... Ve üzerine sepet sepet güller döksek biz. Gelsen düşüncelerimize bir an... Ve baharları sersek ayağına çiçek çiçek, mevsim mevsim, ıtır ıtır... Dolunaylar yerine doğsan dünyamıza bir vakit... Ve zatını gündüz değilse, hayalini gece göstersen bizlere. Girsen ansızın düşlerimize, şefkat parmaklarınla okşasan başımızı ışık ışık... Ve ışığına düşsek pervaneler gibi; pervaneler gibi ışığına düşsek.

Gel efendim...
Bir kez doğ içimize de isterse kaybolsun dolunaylar, güneşler... Gir gözümüze de bir nefes, isterse silinsin tûtyâlar, sürmeler... İlham olup ak gönlümüze bir anda, isterse yitirilsin uçtan uca naatler ve gazeller, beyitler ve dizeler uçtan uca yitirilsin isterse...

Gel efendim, dostluğuna muhtacız; umutsuz ve çaresiz bırakma çaresizlerini. Gel yeter ki, hakkımızda verilecek her hükme razı olalım.

Gel ey, bitir bitmeyen hasretini içimizde!
Gel ey, onsuz mutluluk bulamadığımız!..
Gel ey, kendisine layık olamadığımız!..
*
Gel benim efendim, bir kez olsun dokun yüreğime, yüreğime dokun bir kez olsun...
Yüreğim kanıyor efendim, kanıyor yüreğim!..
Çığlık çığlığa beşeriyet, çiğnenmiş reyhanlar misali hep seni arıyor. Uyandır zindanlara koyduğumuz Yusufî sevdalarımızı efendim. Uyandır bahtını üftadelerinin...
Şeb-i hicrân yanar cânım döker kan çeşm-i giryânım
Uyarır halkı efgânım kara bahtın uyanmaz mı?

Prof. Dr. İskender Pala


the_pretty 7 Nisan 2008 22:11

HAK YOL İSLAM


Kör dünyanın göz bebeğine
Hak yol islam yazacağız
Kuşların göz bebeğine
Hak yol islam yazacağız

Yola, ağaca, pınara
Esen yele, yağan kara
Yağmur yüklü bulutlara
Hak yol islam yazacağız

Koç burcuna, yay burcuna
Bebeklerin avucuna
Minarelerin ucuna
Hak yol islam yazacağız

Her kapının eşiğine
Her sofranın kaşığına
Yıldıza, aya, güneşe
Hak yol islam yazacağız

Her kapının eşiğine
Her sofranın kaşığına
Mağraların eşiğine
Hak yol islam yazacağız

Herkes duyacak bilecek
Saklanmaz artık bu gerçek
Yaprak yaprak, çiçek çiçek
Hak yol islam yazacağız



yimake 15 Nisan 2008 21:40

Kutlu Doğum Haftası

Nur oldu; nurdan oldu;
Kutlu doğum haftası…
Ol fahri cihan oldu,…
Müminlere sefası,
Kutlu, Doğum haftası…

Kalplere dolan nurun,
Etrafında oturun,
Allaha zikre durun,
Gayri yoktur dahası,
Kutlu, doğum haftası…

Âlemlerin sahibi,
Ol Muhammet Habipi,
Yeniden doğmuş gibi,
İnsanlığın en hası,
Kutlu, doğum haftası…

İnananlar saf tutun,
O nur olsun tek sütün,
Vahdet ile bir bütün
Muhammed Mustafa sı
Kutlu, doğum haftası…

Yeri, göğü yaratan,
Doğ ,diyince doğar tan
Âlemlere renk katan,
Şahlara kul yaftası,
Kutlu, doğum haftası…

Müminlere şen ola,
Gülleri Gülşen ola,
Gönüllere pusula,
Yüreklerin taftası,
Kutlu, doğum haftası…


(Dr.Gürsoy SOLMAZ)


the_pretty 16 Nisan 2008 20:46

Gül yüzünü rüyamızda (Rast)
Gül yüzünü rüyamızda
Gürelim ya RESULALLAH
Gül bahçene dünyamızda
Girelim ya RESULALLAH

Sensin gönüller sultanı
Getiren yüce Kur'anı
Uğruna tendeki canı
Verelim ya RESULALLAH

Aşkınla yaşarır gözler
Hasretinle yanar özler
Mubarek ravzana yüzler
Sürelim ya RESULALLAH

Veda edip masivaya
Yalvarıp yüce Mevlaya
Şefaat - Mustafa' ya
Erelim ya RASULALLAH

Levlake dedi sana Hak
Bağışla yüzümüze bak
Huzurullaha yüzü ak
Varalım ya RASULALLAH

Derviş derki kardeşlere
Çok selavat ver kardeşlere
Gül yüzünü göre göre
Ölelim ya RASULALLAH


kaf_kef 16 Nisan 2008 21:02

Bu bölüm sadece İslam ilahilerine ait degıl dıye dusundum ve Bende Bir Musevi ilahisi eklemek istedim, umarım hata yapmamışımdır..

Siyon'da oturan RAB'bi ilahilerle övün!
Yaptıklarını halklar arasında duyurun!

Yahuda'da Tanrı bilinir,
İsrail'de adı uludur;
Konutu Şalem'dedir
Yaşadığı yer Siyon'da.

Çünkü RAB Siyon'u seçti,
Onu konut edinmek istedi.

"Sonsuza dek yaşayacağım yer budur" dedi,
"Burada oturacağım, çünkü bunu kendim istedim


Kutsal Mezmur'dan alıntıdır...



yüksel2 17 Nisan 2008 22:39

Taleal Bedru Aleyna (AYDOĞDU ÜZERİMİZE)
Taleal bedru aleyna
Minseniyyatil veda
Vecebeş Şükrü aleyna
Madea lillahida

Eyyühel Meb üsü fiyha
Citebil emril muta
Cite şerreftel medine
Merhaba ya hayrada

Ay doğdu Üzerimize
Veda tepelerinden
Şükür gerekti bizlere
Allah'a davetinden

Sen Güneşsin Sen Aysın
Sen nur üstüne nursun
Sen süreyya ışığısın
Ey Sevgili Ey Rasul


arwen 31 Mayıs 2008 02:54

EF’AL-İ MÜKELLEFİN

Gece gündüz döner hep arz,

Kâinat çok güzel bir tarz,
Kesin delil ile belli,
Hakkın emri bizler farz.

Dünya’da yok tutan bir ip,
İnsanlar farklı farklı tip,
Zanni delil ile sabit,
Hak buyruğu bize vacip.

Düşün düşün ibadet et,
Nasip olsun bize cennet,
Peygamberin işlediği,
Müslüman’a oldu sünnet.

Yoksullar iyilik yap,
İbadet et, işle sevap,
Muhammed’in yaptığı,
Bize oldu müstehap.

Serbest demiş Resulallah,
Ne sevap var, ne de günah,
Ye,iç,otur,kalk,gez,uyu,
Helâl, haram değil, mübah

Gocunacak yok bir yaram,
Azda olsa helâl param,
Hakkın yasakladıkları,
Bütün işler bize haram.

Tufandan hiç korkar mı Nuh,
Çünkü taşır temiz bir ruh,
Peygamberlerin sevmediği,
Elbet olur bize, mekruh.

Taştan yaptı, KÂBE’yi Şit,
Kur’ân bizlere tam mürşit,
İbadet bozan şeyler,
Müminlere oldu müfsit…


MeLL 3 Temmuz 2008 21:31

SEN YOKTUN

Sen yoktun...
Hz Âdem’deydi nurun
Önce cenneti,
Sonra yeryüzünü şereflendirdin.
Âdem nuruna affedildi
Arafat bu affa şâhitti

Sen yoktun
Nuh’un gemisindeydi Nurun...
Dalgalar yeryüzünü boğarken
Taprağın bağrındaki su
Gökyüzüyle buluşurken
Ve bu bir ilahi azap derken,
Allah nurunu taşıdı binbir sebeple
Tûfan, nurunu selamladı edeple...

Sen yoktun...
Hz.İsmail’in alnındaydı Nurun
İbrahimî bir dua yükseldi kimsesiz çöllerden
“Rabbimiz” dedi,
“Onlara kendi içlerinden
Senin ayetlerini okuyacak
Kitap ve hikmeti öğretecek onlara,
Onları temizleyecek bir elçi gönder,
Amin dedi on sekiz bin âlem
Nurunla aydınlanan minicik ellerini semaya kaldırarak
Amin dedi İsmail.
Hira Nur dağı amin diyerek ayağa kalktı
Medine’den adı Uhud olan bir amin yankılandı sevr dağında.

Sen yoktun...
Hz.İsa “Ahmed” diye muştuladı seni
Alemlerin efendisi diye sana seslendi.
Artık ben sizinle çok söyleşmem, dedi havarilerine..
Çünkü bu âlemin reisi geliyor...
Bekleyin Ahmed geliyor.
Kainata rahmet geliyor.
Havarilerin yüzünü okşayan,
Ölüleri dirilten bir nefes oldun
Ama sen yoktun...


Sen yoktun Sultânım,
Hz. Abdullah’ın alnındaydı Nurun
Başı eğik gezerdi mazlum
Huteyle göklerden seni sorardı
Varaka seni arardı semada
Anneler kız çocuklarını hep ağlayarak sevdiler.
Ağlayarak süslediler ölüme...
Ağlayarak hadi dayına gidiyorsun dediler.
Sen yokken,
Canlı canlı toprağa gömülmenin adıydı dayıya gitmek.
Anne yüreğinin çıldırtan çaresizliğiydi.
Ve yavrusunun ölüme gidişini seyretmesiydi...
En son çocuk atılırken çukura
Annesinin suretinde bir melek tuttu onu
Ve tebessüm ederek hira nur dağını gösterdi.
Melekler süslüyordu hirâyı.
Efendisine hazırlanıyordu cebel-i nur,
Efendisine hazırlanıyordu mekke.
Âlem Efendisine hazırlanıyordu
Kainatın gözü Hz. Aminedeydi.
Toprak yalvarıyordu rabbine,
Allahım gönder artık diyordu.
Gel diye ağlıyordu mazlumlar, gözleri semada


Ve bir gelişin vardı ya rasulallah,
Bir inişin vardı yer yüzüne...
Önünde cebrail!
Ardında yalın kılıç melekler!
Bir inişin vardı yer yüzüne...
Yetimler en huzurlu geceyi geçirdi belki de
Öksüzler annelerine sarıldı doya doya.

Sonra bir sessizlik kapladı seher vaktini.
Herşey sus pus olmuştu.
Hadi diyordu yıldızlar, Hadi diyordu ay!
Kainat bir isim duymak istiyordu.
Ve bir ses yükseldi Âmine’nin evinden;
Muhammed!
Karanlıklar aydınlığa bıraktı yerini.
Muhammed!
Melekler öptü o nurdan ellerini.
Muhammed!
Seni yaratan Allah’a kurbânız ey dürri yekta!
Sana o adı veren rahmana kurbanız


Artık sen vardın
Susuz topraklara rahmet indi seninle
Annenden sonra anne halime sevindi seninle
Yağmura mı ihtiyaç var?
Kaldır şehadet parmağını,
Yağmurları salsın Allah.
Sonra tut ağacın yaprağını,
Köklerini çıkarttırıp yanında yürütsün Allah.
Yeterki sen iste,
Sen iste yarasulallah
Deki ben kimim?
Dağlar, taşlar dile gelsin,
Dilsiz çocuklar ellerinden tutup,
Ente Rasulullah desin.

Sen vardın
Bedir kârdı,
Uhut dardı
Hendek yârdı.
Yiğitlerin vardı.
Ölmek için yarışan yiğitler...


Hele bir enesin vardı senin.
Enes bin malik...
Uhut’ta öldüğünü duyunca arkadaşlarına,
Niye burada oturuyorsunuz diye sormuştu.
Onlar da
“Allah’ın Rasulü öldürülmüş deyince
Enes kükremiş:
“ Peki o öldükten sonra yaşayıp da ne yapacaksınız?
Kalkın ve O’nun gibi ölün! Demişti.
Ve savaşın en yoğun olduğu yerde şehit düşmüştü.
Hem de ne şehit ey nebi!
Vücudu yaralardan tanınmaz haldeydi.
Kızkardeşi ancak parmaklarından tanıdı onu...

Musab Bin Umeyr’in vardı senin.
Uhut’ta sancağını taşıyan.
Öyle bir aşkla sana bağlıydı ki
Allah o gün melekleri Musab’ın suretinde indirdi.

Ebu hureyren vardı...
Acıkınca mescidin önünde durur sana bakardı.
Sen anlardın,
Ya Ebâhir gel! Derdin.


Ve sen gittin...
Bir gidişle gittin
Ardında hüznün kaldı.
Hasretin kaldı göklerde.
Bilal ezan okuyamaz oldu
Ne zaman teşebbüs etse
Muhammed rasulullah demeye
Dizleri üstüne çöker, kendinden geçerdi.

Sonra günler ay,
Aylar yıl oldu.
Ve asırlar oldu
Sensizliğe açtık gözlerimizi.
Ama sen bırakmazsın bizi.
Sen varsın ey şehitlerin sultanı
Sen varsın!
Bir şehit bile ölmezken
Sana nasıl yok deriz.
Ebutalip şama giderken devesinin önüne geçip
Beni burda kime bırakıp gidiyorsun demiştin.
Ne anam var ne babam...
Ebutalip bırakmamıştı bu yüzden.


Sensizliğin ızdırabıyla inleyen ümmetini kime bırakıp gidiyorsun Ya Rasûlallah!
Bırakma bizi ki; Allah;
Sen onların içindeyken onlara azab edecek değiliz buyuruyor.
Bırakma bizi!
Hayatı seninle öğretti Rahman.
Kulluğu seninle tanıdık.
Duayı senden öğrendik sevgili!
Hz Ömer umre için senden izin isteyince,
“Kardeşcik” dedin ona,
Kardeşcik, duanda bana da yer ayırır mısın?
Bizler Ömer değiliz ama
Bütün dualarımız senin için

Ey Rabbimiz!
Rasulünü anışımızdan haberdar et!
O’na binler salat, binler selam!
Habibine Makam-ı Mahmut’u ver
O’na vesileyi lutfet.
O’nu refik-i Âlâya yükselt
Bizi de affet
O’nun hatrına affet

Zatının hatrına Affet.
Dursun Ali Erzincanlı


by_belalı 1 Ağustos 2008 14:11

allah sizden razı olsun arkadaslar


körkuyu 4 Ağustos 2008 15:01

İMANIM DUR GİTME!....



İmanım, dur, gitme. Beni bırakma! Beni bu yaban ellerde yalnız koyma.
Daha tanışalı çok olmadı, ben kendimi sende buldum, ben CANr17;ımı seninle sevdim.
Böyle apansız çekip gitme.


Dünya sensiz çekilmez bir yer. Hayat zor, hayat boş. Hayat denince akla zevk, sefa, eğlence gelir olmuş. Örfler adetler unutulmuş. Saygı desen kaybolmuş.


Evler zindan. Kurtar beni bu zindandan. Yollar karanlık, bir yol bulsam da yolunda olsam. Yollara düşsem de katıksız kalsam. Aç kalsam, susuz kalsam. Ama sensiz kalmasam.


Sen beni bırakmasan? Hep yanımda olsan. Yalnız kaldığım gecelerde arkadaş, dertli olduğum anlarda dost, çaresiz kaldığım günlerimde umut, aşksız kaldığım zamanlarda yârr30;


Bu yürek hep kanar, kanar da saran olmaz. Sen gidersen bu kan durmaz. Yürek acır, yürek yaralı. Ruhum acır, ruhum karalı. Karanlıklara esir etme beni.


Sana susuzum ben, açım sana. Beni yalnız bırakma bilmediğim bu diyarlarda. Dayanağım sen ol bu uçurumlarda.

Sen yoksan hiç bir yere gidemem.
Sen yoksan önümü göremem.
Sen yoksan kalbimi dinleyemem.
Sen yoksan ruhumu hissedemem.
Sen yoksan, sen yoksan, ben de yokum.
Ben kendimi sende buldum
Güneşim olur musun?


İman ateşinizin hep yanması, ömrünüz boyunca sönmemesi duasıyla..


Master Blue 9 Eylül 2008 19:50

Naat
Seccaden kumlardı..
Devirlerden, diyarlardan
Gelip, göklerde buluşan
Ezanların vardı! .

Mescit mümin, minber mümin...
Taşardı kubbelerden tekbir,
Dolardı kubbelere “amin”..

Ve mübarek geceler dualarımız;
Geri gelmeyen dualardı...
Geceler ki pırıl pırıl
Kandillerin yanardı..

Kapına gelenler ya Muhammed,
- uzaktan, yakından –
Mümin döndüler kapından...

Besmele, ekmeğimizin bereketiydi;
İki dünyada aziz ümmet,
Muhammed ümmetiydi...

Konsun – yine - pervazlara
Güvercinler,
“hu hu” lara karışsın
Aminler,
Mübarek akşamdır;
Gelin ey fatihalar, yasinler...

Şimdi seni ananlar,
Anıyor ağlar gibi...
Ey yetimler yetimi,
Ey garipler garibi;
Düşkünlerin kanadıydın
Yoksulların sahibi..
Nerde kaldın ey resul,
Nerde kaldın ey nebi! ..

Günler ne günlerdi, ya
Muhammed! ..
Çağlar ne çağlardı;
Daha dünyaya gelmeden
Müminlerin vardı...
Ve bir gün ki gaflet
Çöller kadardı,

Halime’nin kucağında,
Abdullahın yetimi,
Amine’nin emaneti ağlardı..

Hatice’nin goncası
Aişe’nin gülüydün..
Ümmetin göz bebeği
Göklerinresulüydün..
Elçi geldin, elçiler gönderdin;
Ruhunu Allah’a; elini ümmetine verdin,
Beşiğin, yurdun, yuvan
Mekke’de bunalırsan;
Medine’ye göçerdin..
Biz,
Bu dünyadan nereye
Göçelim ya Muhammed!
Yeryüzünde riya, inkar, hıyanet
Altın devrini yaşıyor...
Diller, sayfalar, satırlar
“ebu leheb öldü” diyorlar;

Ebu leheb ölmedi ya Muhammed!
Ebu cehil; kıt’alar dolaşıyor...

Neler duydu şu dünyada
Mevlidine hayran kulaklarımız;
Ne adlar ezberledi ey nebi!
Adına alışkın dudaklarımız..
Artık yolunu bilmiyor,
Artık yolunu unuttu
Ayaklarımız
Kabene siyahlar
Yakışmamıştır ya Muhammed!
Bugünkü kadar!

Hased gururla savaşta;
Gurur; kaf dağında derebeyi..

Onu da yaralarlar kanadından
Gelse bir şefkat meleği..
İyiliğin türbesine,
Türbedar oldu iyi..
Vicdanlar sakat
Çıkmadan ya Muhammed yarına!
İyilikler getir, güzellikler getir
Adem oğullarına...

Şu gördüğün duvarlar ki
Kimi taiftir, kimi hayberdir...
Fethedemedik ya Muhammed
Senelerdir...

Ne doğruluk, ne doğru;
Ne iyilik, ne iyi;
Bahçende en güzel dal,
Unuttu yemiş vermeyi...
Günahın kursağında
Haramların peteği..

Bayram yaptı yabanlar
Semave’yi boşaltıp;
Save’yi dolduranlar
Atını hendeklerden – bir atlayışta –
Aşırdı aşıranlar..
Ağlasın yesrib!
Ağlasın selmanlar...

Gözleri perdeleyen toprak,
Yüzlere serptiğin topraktı...
Yere dökülmeyecekti ey nebi!
Yabanların gözünde kalacaktı!

Konsun – yine - pervazlara
Güvercinler,
“hu hu” lara karışsın
Aminler,...
Mübarek akşamdır;
Gelin ey fatihalar, yasinler...

Ne oldu ey bulut,
Gölgelediğin başlar?
Hatırında mı ey yol,
Bir aziz yolcuyla
Aşarak dağlar, taşlar
Kafile kafile, kervan kervan
Şimale giden yoldaşlar....

Uçsuz bucaksız çöllerde
Yine izler gelenlerin;
Yollar gideceklerindir....

Şu tekbir getiren mağara,
Örümceklerin değil;
Peygamberlerindir, meleklerindir.

Örümcek ne havada
Ne suda, ne yerdeydi
Hakkı göremeyen
Gözlerdeydi

Şu kuytu cinlerin mi, perilerin yurdu mu,
Şu yuva ki bilinmez;
Kuşları hüdhüd müdür, güvercin mi
Kumru mu..
Kuşlarını bir sabah,
Medine’ye uçurdu mu..

Ey abva’da yatan ölü,
Bahçende açtı dünyanın
En güzel gülü;
Hatıran uyusun çöllerin,
Ilık kumlarıyla örtülü..

Dinleyene hala
Çöller ses verir....
Yaleyl, susar,
Uğultular gelir...
Mersiye okur uhud,
Kaside söyler bedir;
Sen de bir hac günü
Başta muhammed, yanında
Ebu bekir,
Gidenlerin yüz bin olup dönüşünü,
Destan yap ey şehir!

Konsun – yine - pervazlara
Güvercinler,
“hu hu” lara karışsın
Aminler,...
Mübarek akşamdır;
Gelin ey fatihalar, yasinler...

Vicdanlar sakat
Çıkmadan ya Muhammed yarına!
İyiliklerle gel, güzelliklerle gel
Adem oğullarına...

Yüreklerden taşsın
Yine imanlar!
Itri, bestelesin tekbirini;
Evliya okusun kur’anlar..
Ve kur’anı göz nuruyla çoğaltsın
Kayışzade osmanlar...

Na’tını galib yazsın, mevlidini
Süleymanlar..
Sütunları, kemerleri, kubbeleriyle
Geri gelsin sinanlar..
Çarpılsın, hakikat niyetine
Cenaze namazı kıldıranlar!

Gel ey Muhammed!
Bahardır
Dudaklar ardında saklı
“amin”lerimiz vardır..
Hacdan döner gibi gel..........
Miraçtan iner gibi gel...........
Bekliyoruz yıllardır!

Bulutlar kanat, ruzgar kanat;
Hızır kanat, cibril kanat,
Nisan kanat, bahar kanat;
Ayetlerini ezber bilen,
Yapraklar kanat...

Açılsın göklerin kapıları
Açılsın perdeler, kat kat..
Çöllere dökülsün yıldızlar,
Dizilsin yollarına
Yetimler, günahsızlar..
Çöl gecelerinden yanık
Türküler yapan kızlar
Sancağını saçlarıyla dokusun;
Bilal-i habeşi sustuysa;
Ezanlarını davud okusun!

Konsun – yine - pervazlara
Güvercinler,
“hu hu” lara karışsın
Aminler,...
Mübarek akşamdır;
Gelin ey fatihalar, yasinler...



Arif Nihat Asya



MeLL 9 Eylül 2008 20:41

40 Yaşındasın
 


40 Yaşındasın


Rahmetini umarak
Günahkar bir dille;
Allah Azze ve Celle

Ya Rasulallah,
Âlemlere rahmet hayatın geçiyor kalbimizden,
Kalbimizden seyrediyoruz seni.

İşte
Bir yaşındasın,
Beni Sa'd yurdundasın
Sana süt anne olmadı kadınlar
Bu yüzden dargın bulutlar
Bir damla yağmur indirmiyor
Kıtlık hüküm sürüyor Beni Sa'd yurdunda
Minicik bir bulut var gökyüzünde
Sana aşık...
Ayrılmıyor başucundan
Ve insanlar yağmur duasında...
Hz.Halime kucağına alıyor seni
Yüzünde bir gölgelik...Seni güneşten korumak için
Oysa minicik bulut gökyüzünde
Sana meftun, sana kilitli...
Ve dua eden rahibin kucağındasın
Dünyalar güzeli gözlerine bakıyor rahip
Kıtlığı da unutuyor, yağmuru da, duayı da
Ama sen unutmuyorsun
Uğruna canlarımız feda o gözlerinle gökyüzüne bakıyorsun
O minicik bulut ilişiyor bakışlarına
Büyüyor, büyüyor...
Sonra nazlı, nazlı yağmur damlaları iniyor buluttan
Fakat çoğusu bilmiyor yağmurun geliş sebebini
Çoğusu bilmiyor seni...

Altı yaşındasın
Medine-i Münevvere yolundasın
Yanında aziz annen ve Ümmü Eymen
Yetimliğini hissediyorsun baba kabristanında
Sonra yolda, Ebva'da öksüzlük karşılıyor seni
Mekke'ye annesiz giriyorsun
Abdulmuttalip bir başka seviyor seni
Ebu Talip bir başka seviyor

Ya Rasulallah
Mekke çocukları annelerine seslenirler miydi senin yanında
Onlar anne deyince sen yere mi bakardın
Mekke rüzgarları kaç gece gözyaşlarını taşıdı Ebva'ya
Kaç gece anne diye hıçkırdın
Efendim!
Senin yerine de anne dedik annemize
Senin yerine de baba dedik

Yirmi beş yaşındasın
Ve bambaşkasın
Kimse sana denk değil
Şefkat yayıyor kokun
Güven veriyor sesin
Sen Muhammed-ül Emin' sin

Otuz üç yaşındasın
Dalga dalga rahmet var

Otuz beş yaşındasın
Hadi gel bekletme yar
İniltiler çalıyor kapısını göklerin
Hadi gel bekletme yar
Sinesi çatlayacak Rasul bekleyenlerin...
Hadi gel ey Yâr!
Nurdağına davet var

İşte
Kırk yaşındasın
Hira Nur dağındasın
Cibril iniyor göklerden
Ve nokta nokta her yerden salat, selam yükseliyor
Sen kâinatın yüreğinden hasretle kopan ' Ah! ' sın
Karanlık gecelerimize sabahsın
Sen Nebiyullahsın
Sen Habibullahsın
Sen Rasulullahsın

Niye incittilerki seni sultanım
Niye işkence yaptılarki sana
Ebu Talip öldü diye mi bu pervasızca saldırılar
Himayesiz kaldın diye mi
Kabe'deki ağlayışın geliyor gözümüzün önüne
' Amca yokluğunu ne çabuk hissettirdin ' diyişin
Haremde namaz kılışın geliyor aklımıza
Başına pislikler saçılıyor
Başlar feda o mübarek başına
Nasipsizler sana bakıp nasıl da gülüyorlar
Biri koşuyor Mekke sokaklarından sana doğru
Biri koşuyor ama sanki yere inmiş Arş-ı Âla
' Bu koşan kimdir ' diye bir soru dolaşıyor boşlukta
Bu koşan kim?
Ve cevap veriyor biri:
Muhammed' in kızı Fatımatüz-Zehra
Velilerin anası...
Yüzünü gözünü siliyor biricik kızın
Sana yeryüzünde en çok benzeyen
Gülmesi sen, ağlaması sen
' Ağlama kızım ' diyişin geliyor aklımıza
Niye çıkardılar ki yurdundan seni
Himayesiz kaldın diye mi
Onlar bilmiyorlar mıydı seni himaye edeni
Seni yetim bulup barındıranı
Seni alemlere rahmet kılanı
Onlar deli diyorlardı sana, sen susuyordun
Mecnun diyorlardı, şair diyorlardı, sen susuyordun
'Seni bizim elimizden kim kurtaracak' diyorlardı
Sen,
Sen ' Allah! ' diyordun
Allah Azze ve Celle
Semayı haşyet kaplıyordu
Sen ' Allah! ' diyordun
Arş-ı Âla titriyordu
Bedir' de ' Allah! ' diyordun
Üç bin melek iniyordu alaca atlarda
Yüz yirmi beş bin sahabi:
' Anam babam sana feda olsun ' diyordu

Ya Rasulallah
Medine-i Münevvere sokaklarında yürüyordun
Neccar Oğulları'nın küçük kızları seni görünce
Sevinçten ne yapacaklarını bilememişlerdi
' Beni seviyor musunuz ' diye sormuştun onlara
' Seni çok seviyoruz Ya Habiballah ' demişlerdi
Sen de:
' Allah biliyor ki ben de sizi çok seviyorum' demiştin
Bu gün yaşayan gençler var
Neccar Oğulları'nın kızları diğil belki
Ama seni onlar da çok seviyor
Gözyaşlarından belli ki seni canlarından çok seviyorlar
Senden başka kimseleri yok
Allah biliyor ki sen onları da çok seviyorsun

Altmış üç yaşındasın
Refik-i Âla duasındasın
Senin için siyah yünden çizgili bir cüppe dokunmuştu
Kenarları beyazdı
Onu giyerek ashabının yanına çıkmıştın
Ve mübarek ellerini dizine vurarak:
' Görüyor musunuz ne kadar güzel ' demiştin
Meclisinde bulunan biri sana seslenmişti:
' Anam babam sana feda olsun ya Rasulallah, onu bana ver '
Niye istemişti ki senden sevdiğini bile bile
İstendiğinde katiyyen ' hayır ' demediğini bile bile
' Peki ' dedin o zata
Ve sen yine yamalı, eski cübbeni giydin
Dostuna kavuşmana bir hafta kalmıştı
Aynı cübbeden yine yine diktirdiler
Ama giyinmek nasip olmadı
Haberler uçurmuştun Ebu Hureyre' nin diliyle:
' Benden sonra öyle kimseler gelecek ki, keşke peygamberi görseydik de ne malımız ne de evladımız olsaydı diyecekler '
Ve Hz. Enes ile paylaşmıştın özlemini
' Beni görmedikleri halde bana iman eden kardeşlerimi görmeyi çok isterdim'

Sultanım!
Ey Medine minberinde ' ümmeti, ümmeti ' diye hüznü giyen sevgili
Ey Mekke mihrabında alemler hesabına ' Allah! ' diyen sevgili
Bize lütfu ilahi bahşedilen kapına diz çöktük, bey' at ettik
Rabbinden bize ne getirdi isen amenna
Duyduk, itaat ettik

Ya Rasulallah
Sen hâlâ kırk yaşındasın
Ve hâlâ ümmetinin başındasın...

Dursun Ali Erzincanlı


Master Blue 12 Eylül 2008 04:31

Karanlığın Işığı MUHAMMED (S.A.V)


Allah,ü téalanın nuru yüzünde
Rahmeti alemin dili Muhammed (s.a.v)
Kalbi temiz sudan duru özünde
İslam’ı alemin yolu Muhammed (s.a.v)

İkram sofrasıydı ibret bazında
Bereketi çoktu zerre azında
Ezildi ezmedi durdu sözünde
Sert rüzgarın serin yeli Muhammed (s.a.v)

Temiz berrak sözü hak niyazında
Yardıma koşardı burak hızında
Hasan Hüseyin,i torun dizinde
Candan cana yakın eli Muhammed (s.a.v)

Geceler ışıktı onun gözünde
Merhamet kaynardı karda buzunda
Babalık sevgisi Fatma kızında
Tuba ağacının dalı Muhammed (s.a.v)

Adalet kaynardı hep kazanında
Hakkı hak tartardı hak mizanında
Oku öğren çalış demiş lafzında
Evliya alimin gölü Muhammed (s.a.v)

Hak aşkına yanar çölün düzünde
Sıddık Osman Ömer Ali izinde
Allah’ın kudreti vardı gürzünde
Yiğit cesur asker kolu Muhammed (s.a.v)

Azamet mühür,ü var omuzunda
Hak kitabı kuran nur havuzunda
Davut Musa İsa hak nazarında
Rabbinin habibi kulu Muhammed (s.a.v)

Kıyamete kadar parlak yıldızı
Ümmetinden çıkmaz onun yaldızı
Muhammed kucağı üşütmez bizi
İslam’ın sevilen gülü Muhammed (s.a.v)

Başak Akdeniz


MeLL 12 Eylül 2008 13:09

Hepimize ithafen;



EĞER BİR GÜN...


Eğer Muhammed Peygamber(sav) ziyaretimize gelse,
Yalnızca birkaç günlüğüne
Aniden gelmiş olsa
Merak ediyorum neler yapacağız?

Biliyorum en güzel odanızı vereceğinizi
Böyle şerefli bir konuğa
Ve ona sunacağınız tüm yiyeceklerin en iyisi olacağına,
Ve inandırmaya çalışacağınızı O'nu evinizde görmekten mutluluk duyduğunuza,
Gerçekten evinizde O'na hizmet etmenin
Karşılaştırılmaz bir haz olduğuna...

Fakat gelirken gördüğünüzde O'nu
Kapıda mı karşılayacaksınız?
Kollarınız,ziyaretçinizi buyur etmek için uzanmış olarak!
O'nu içeri almadan önce,
Bazı dergileri saklayıp,yerine Kur'an mı koyacaksınız?
Hala açık saçık filmlerimi seyredeceksiniz televizyonda?
Ya da koşacakmısınız kapatmaya,O kızmadan önce!

Ya ağzınızdan çıkmasını mı dilerdiniz en son kaba ve çirkin kelimenin?
Dünyalık müziğinizi saklayarak ve bunun yerine hadis kitapları mı çıkaracaksınız?

Hemencecik içeriye girmesine izin verecek misiniz?
Ya da sağa sola mı koşturacaksınız?

Ve merak ediyorum,eğer Peygamber birkaç günü sizinle geçirmiş olsa,
Hemen yapmaya mı koyulacaksınız,her zaman yapa geldiğiniz şeyleri?
Ailenizdeki sohbet ortamı eski halini mi koruyacak?
Ve her yemekten sonra zor mu bulacaksınız sofra duası etmeyi?
Her vakit namazınızı kılacak mısınız,hiç yüzünüzü asmadan?
Ve her zaman yataktan erkenden fırlayacak mısınız sabah namazı için?
Her zaman söylediğiniz şarkıları söyleyecek misiniz?
Ya her zaman okuduğunuz kitapları...?

Ve izin verir misiniz bilmesine,aklınızın ve ruhunuzun beslediği şeyleri!
Peygamber'i yanınıza alır mısınız gitmeyi planladığınız her yerde?
Ya da planlarınızı değiştirir misiniz,yalnızca birkaç günlüğüne?
Onunla tanıştırmaktan mutlu olurmusunuz,en yakın arkadaşınızı?
Ya da uzak durmalarını mı umarsınız ziyareti bitene dek...?

O'nun sizinle kalmasından mutlu olurmusunuz ilelebet,sonsuza dek?
Ya da rahat bir nefes mi alırsınız ziyareti bittiğinde?
Bilmek ilgi çekici olabilir yapabileceğiniz şeyleri,
Eğer Muhammed Peygamber(sav) kendisi gelse,
Sizinle biraz vakit geçirmek için.




İngilizce'den çeviri:Mevlüt CEYLAN

İskender Paşa
Levend Sevdi Yumağı Grubu Sorumlusu:Ş.A.


GÜLGECELER 12 Eylül 2008 15:36

"ALLAHIM"



'Sensin her zaman yanımda olan,dar
zamanlarımda yüreğimin yankılarini duyan…
Sensin karanlıklar ortasında dolunaylar gibi kalbime
doğan.. Sen benden cansın,SEN hayatıma anlamsın..
geceleri buram -buram tüten hıçkırıklarımdan,
bütün arayışlarımda,dalgalı bir denizin
ortasında çırpınan ruhumda ,
Sensin gökkubbemin rengarenk gökkuşağı…
özüm Sensin,Tebessum ettiğimde
Sen benim gülümsemensin..
Sen benim yüreğimsin,beni hakiki seven Sensin..
ellerimin,gözlerimin,yüreğimin mimarı! her
bir zerrenmin nakışlarında,sanatından bir emareyim..
gözlerime Nurundan ışıklar vermeseydin,şu kainat
tablosunu göremeyecekti gözlerim.
sevgiyi kalbime ilham etmeseydin,
Seni sevmenin güzelliğini,sonsuz acizliğimle
bilemeyecekti yüreğim..
gözlerime ağlamak nimetini vermeseydin,
gözyaşının kalbimle olan dostluğundan
bi-haber kalacaktı gözlerim.. her gün güneş
olup aydınlattın semaları,karanlıkta
bırakmadın umutlarım.. Ey cömertlerin En cömerti!
Rezzak isminle donattın afakımı,Settar isminle
örttün ayıplarımı, Tevvab isminle her
defasında kabul ettin tevbelerimi…
“Yine Gel”!dedin..tekrar geldim ,sana
geldim Allah’ım!
Vedud olan Sensin seven sensin,senden başka
kimim var ki,kapısına gideyim?
aşkınla kuşat,aşkından mahrum kalmış naçar
yüreğimi.. baharım Sen ol sevgili.!
Hazanda bırakma,yapraklarım dökülüyor..
Gülüstanım sen ol Ey Sevgili!
Ey ellerimden tutanım.!
Sana kavuşmak çıktığım bu sevdalı
yolculukta sarp yokuşları çıkarma karşıma..
ey fukara yüreğimin Rahmeti sonsuz Sevgilisi!
beni sana sürünerek değil,koşarak getir..
uzattım ellerimi,bırakma beni.
toprağımda Nurun ol,cennetimde gülüm ol!
Elim sen ol Allah’ım!
Kolum kanadım,dilim damağım,tek güvenim
dayanağım,sahibim Sen ol… Ayım güneşim,
Gözyaşımtebessümüm,Sen ol..
Geldım işte kapına,Aşkının fukarasıyım.

Aşkım sen Ol Allah’ım, Aşkım Sen ol!


ÖmÜrCeK 25 Eylül 2008 03:48


Kıl Namazını

Ey kul! kıl namazını,yap taatini
Ne zamandır bilinmez ölÜm saati
Kıldıysan namazı kazandın cenneti
Elde ettin iki cihan saadeti

Namaz dinin direğidir,temelidir
Rabbimizin kullarına bir emridir
Kim olur ki bu emri yerine getirir
O kişinin dini sağlam ve diridir

Kıl namazını ihlasla,samimiyetle
HergÜn devam et sabırla,dirayetle
Hep yanyana ol camide cemaatle
Her yanın dolsun rahmetle,bereketle

Namazlar mÜmin kulların miracıdır
YÜzÜnÜn nuru,imanının tacıdır
Her insanın mutlaka ihtiyacıdır
Dertlerin,sıkıntıların ilacıdır

Ahrette ilk sorgu sual namazdandır
Namaz kılmak mÜminlerin şanındandır
Onların tahtı zÜmrÜtten,altındandır
Cennette giysisi ipek kumaştandır


MeLL 25 Eylül 2008 11:32

Dini Şiirler / İlahiler-O Gece Sendin Gelen
 
O GECE SENDIN GELEN

ALLAHÜMME SALLİ ALA MUHAMMEDİN VE ALA ALİ MUHAMMED
ARŞIN KUBBELERİNE ADI NURLA YAZILAN
İSMİ SEMADA AHMED YERDE MUHAMMED OLAN
YEDİ KATLI GÖKLERDE HÂKK CEMALİNİ BULAN
EVVEL AHİR YOLCUSU YA HZ.MUHAMMED (SAV).

SAĞNAK NUR YAĞMURLARI İNERKEN YEDİ KATTAN
O GECE SENDİN GELEN EZEL KADAR UZAKTAN
MELEKLER HER ZERREYE MÜJDE VERİRKEN HÂKK'TN
O GECE SENDİN GELEN YA HZ. MUHAMMED

GÜNEŞLER O GECENİN NURUNA SECD EDERKEN
YILDIZLAR MEŞK İÇİNDE KAİNAT VECDEDERKEN
BÜTÜN HAMDÜ SENALAR YÜCE RABB'E GİDERKEN
O GECE SENDİN GELEN YA HZ.MUHAMMED(sav)

O GECE SAVE GÖLÜ MUCİZEYLE KURURKEN
KİSRA SARAYLARINDA SÜTUNLAR SAVRULURKEN
ARZDAN ARŞA ALEMLER RAHMETİNİ BULURKEN
O GECE SENDİN GELEN YA HZ.MUHAMMED(SAV)

SEN Kİ DOĞUM KUNDAĞI AK BULUTLA ÖRÜLEN
DOĞAR DOĞMAZ ALLAH'A SECDE EMRİ VERİLEN
ALNINDA ALEMLERE RAHMET TACI GÖRÜLEN
KAİNAT EFENDİSİ YA HZ.MUHAMMED'SAV)

SEN Kİ GÜZEL HUYLARIN AHLAAKIN MEŞALESİ
SABIR DORUKLARINDA BEŞERİN EN YÜCESİ
SENİN CENNET MEKANIN FAKİRLERİN HANESİ
GÖNÜLLER HAZİNESİ YA HZ.MUHAMMED(SAV)

SANA ŞAHİT SONSUZLAR EZELDEN BERİ HER AN
SANA ŞAHİT AYETLER HER ZERRE VE HER MEKAN
SENDEN UZAK DURMAYA NASIL DAYANIR BU CAN
SEN HER CANDA CANANSIN YA HZ.MUHAMMED SAV

MİRAC GECESİ BİR BİR AÇILIYORKEN GÖKLER
SENİ SELAMLIYORKEN HER KATTAN PEYGAMBERLER
ÖYLE BİRAN GELDİKİ DURDU BÜTÜN MELEKLER
HÂKK'A YALNIZ YÜRÜDÜN YA HZ.MUHAMMED(sav)

GÖNÜL GÖZÜ GÖRMEYEN CAN GÖZÜNÜ NEYLESİN.
DÜNYADA DÖNMEYEN DİL AHRETTE NE SÖYLESİN
MEVLA BÜTÜN BEŞERİ ÜMMETİNDEN EYLESİN
SANCAĞININ ALTINDA YA HZ.MUHAMMED(SAV)

HÂKK İLE KUL VUSLATI O İLAHİ DÜĞÜNDE
HİÇ KİMSEDEN KİMSEYE FAYDA VERMEYEN GÜNDE
HASATLAR HAS TARTILAN O TERAZİ ÖNÜNDE
NOKSANLARIM BAĞIŞLAT YA HZ.MUHAMMED(SAV)

BİLİRİZKİ HÜKMÜ YOK BU DÜNYA NİMETİNİN
GÖNÜLDÜR SERMAYESİ AHİRET SERVETİNİN
SANA SELAT VE SELAM GÖNDEREN ÜMMETİNİN
CENNETLER ŞAHİDİ OL YA HZ.MUHAMMED (SAV)


Alıntıdır


sengirgin 21 Kasım 2008 21:55

slm


aleynaa 11 Aralık 2008 20:47

sırf dört büyük meleklerle ilgili şiirler istiyorum


aYıldız 11 Aralık 2008 20:49

MP3 FALAN YAYINLAYAMIYORUZ YASAK ...İNDİRME PROGRAMLARINI DENEYİNİZ


aleynaa 11 Aralık 2008 20:53

lütfen meleklerle ilgili(dört büyük melek)ile ilgili olsun

lütfen bişiler yollarmsıınız çok acil


Muhabbetci 14 Aralık 2008 19:05

Ormanda büyüyen adam azgını
Çarşıda pazarda insan beğenmez
Medrese kaçkını softa bozgunu
Selam vermek için keşan beğenmez.

Alemi ta’n eder yanına varsan
Seni yanıltır bir mesele sorsan
Bir cim çıkmaz eğer karnını yarsan
Camiye gelir de erkan beğenmez.

Elin kapısında karavaş olan
Burnu sümüklü hem gözü yaş olan
Bayramdan bayrama bir traş olan
Berbere gelir de dükkan beğenmez.

Dağlarda bayırda gezen bir yörük
Kim tımar sipahi kimi ser bölük
Bir elife dili dönmeyen hödük
Şehristana gelir ezan beğenmez.

Bir çubuğu vardır gayet küçücek
Zum-ı fasidince keyif sürecek
Kırık çanağı yok ayran içecek
Kahvede fağfuri fincan beğenmez.

Aslında neslinde giymemiş hare
İş gelmez elinden gitmez bir kare
Sandığı gömleksiz duran mekkare
Bedestene gelir kaftan beğenmez.

Kazak Abdal söyler bu türlü sözü
Yoğurt ayran ile hallolmuş özü
Köyden şehre gelen bir köylü kızı
İnci yakut ister mercan beğenmez.


Damla_Tanesi 15 Aralık 2008 11:39

Hakk şerleri hayr eyler, zannetme ki gayr eyler, arif anı seylerler, Mevlam görelim neyler neylerse güzel eyler..


ik_ra 13 Ocak 2009 19:13

DAVA...YÜREK İSTER

Dava Bilal gibi kızgın kumlara ve taşlara rağmen ALLAH diyerek ölmektir

Dava Yusuf gibi imtihana göğüs germek...

Köle olarak girdiği zindandan Peygamber gibi çıkmaktır

Hamza gibi binlerce can feda etmektir

Dava Halit Bin Ziyat gibi şehitlere karışmak

Dava Ebu Bekir gibi sadakat ister

Cenneti değil yalnız ALLAH'ın rızasını diler

Dava Sahabe açken karnına iki taş bağlayan Peygamberin davasıdır

Dava atılan taşları tutup güller sunmaktır

Dava düşman olarak girilen kapıdan dost çıkmaktır

Dava bırakılan emaneti canı gibi korumaktır

Dava Sümeyye'nin örtüsü için canını vermesi ALLAH'a canlarla gitmesidir

Dava adaletin,sevginin,aşkın,dostluğun,sadakatin annesidir

Dava yüz yaşında bile olsa ALLAH'tan şehadeti dileyen

Ebu Eyüp El-Ensari'nin mücadelesidir...

Dava ezanlarda tek yürek olmak secdelerde ALLAH'a varmaktır

Ebu Cehil'lere dur deme...

Zalimlere göğüs germe...

Zulme direnme,haklının yanında,haksızın karşısında olmaktır

Dava bir yetim görüldü mü koruma ve okşama Resul'ün bile

Bir yetim olduğunu unutmama davasıdır

Bu dava gönül ister,çokluk değil ,birlik ister;bu dava yüreğiyle sevgiyle

Devleşerek iman ister...

Dava safını belirlemek ,imanını güçlendirmek

Senin rızan için ben buradayım ya Rabbim diyebilmektir...

Dava çakıl taşları kadar,denizler kadar çok günahı bile olsa

Onu affederek bir ALLAH'a sahip olduğunu bilme davasıdır...

ALLAH sabrınızı daim,azminizi baki,davanızı mübarek kılsın

(AMİN)


bolat 16 Şubat 2009 11:14

ben dini şiir aramıyorum..... gezegenlerle ilgili arıyorum.!!!!!!!!!


Misafir 21 Nisan 2009 09:06

SEN YOKTUN!
Dursun Ali Erzincanlı
Sen yoktun...
Hz Adem'deydi nurun
Önce cenneti,
Sonra yeryüzünü şereflendirdin.
Adem nuruna affedildi
Arafat bu affa şahitti.

Sen yoktun
Nuh'un gemisindeydi Nurun...
Dalgalar yeryüzünü boğarken
Toprağın bağrındaki su
Gökyüzüyle buluşurken
Ve bu bir ilahi azap derken,
Allah nurunu taşıdı binbir sebeble
Tufan,nurunu selamladı edeple...

Sen yoktun...
Hz.İsmail'in alnındaydı Nurun
İbrahimi bir dua yükseldi kimsesiz çöllerden
"Rabbimiz" dedi,
" Onlara kendi içlerinden
Senin ayetlerini okuyacak
Kitap ve hikmeti öğretecek onlara,
Onları temizleyecek bir elçi gönder ";
Amin dedi on sekiz bin alem
Nurunla aydınlanan minicik ellerini
Semaya kaldırarak
Amin dedi İsmail.
Hira Nur dağı amin diyerek ayağa kalktı
Medine'den adı Uhud olan bir amin yankılandı
Sevr dağında.

Sen yoktun Sultanım...
Hz.İsa Ahmed diye muştuladı seni
Alemlerin efendisi diye sana seslendi
" Artık ben sizinle çok söyleşmem "dedi havarilerine
Çünkü bu alemin reisi geliyor...
Bekleyin Ahmed geliyor
Kainata Rahmet geliyor...
Havarilerin yüzünü okşayan, ölüleri dirilten bir nefes oldun.
Ama sen yoktun.

Sen yoktun....
Hz.Abdullahın alnındaydı Nurun
Başı eğik gezerdi mazlum
Put eyle göklerden seni sorardı
Varaka seni arardı sema'da
Anneler kız çocuklarını hep ağlayarak sevdiler.
Ağlayarak süslediler ölüme!...
Ağlayarak “hadi dayına gidiyorsun” dediler.

Sen yoktun Sultanım...
Canlı canlı toprağa gömülmenin adı idi dayıya gitmek,
Anne yüreğinin çıldırtan çaresizliği idi,
Ve yavrusunun ölüme gidişini seyretmesiydi.
En son çocuk atılırken çukura,
Annesinin suretinde bir melek tuttu onu
Ve tebessüm ederek Hira Nur dağını gösterdi
Melekler süslüyordu Hira'yı,
Efendisine hazırlanıyordu Cebel-i Nur
Efendisine hazırlanıyordu Mekke
Alem, efendisine hazırlanıyordu.
Kainatın gözü Hz.Amine'deydi
Toprak yalvarıyordu Rabbine...
Gel diye ağlıyordu mazlumlar
Gözleri Sema'da
Ve bir gelişin vardı Ya Resülallah
Bir inişin vardı yeryüzüne
Ve cebrail ardında yalın kılıç melekler
Bir inişin vardı yeryüzüne
Yetimler en huzurlu geceyi geçirdiler belki de...doya doya.
Sonra bir sessizlik kapladı seher vaktini
Herşey sus pus olmuştu.
Hadi diyordu yıldızlar, hadi diyordu Ay,
Kainat bir isim duymak istiyordu
Ve bir ses yükseldi Amine’nin evinden
Muhammed...
Karanlıklar aydınlığa bıraktı yerini
Muhammed...
Seni yaratan Allah'a kurbanız Ey Dürr-i Yekta...
Sana O adı veren Rahman’a kurbanız.

Artık sen vardın...
Susuz topraklara rahmet indi seninle
Annenden sonra, anne Halime sevindi seninle
Yağmura mı ihtiyaç var?...
Kaldır şehadet parmağını...
Yağmuru salsın Allah
Sonra tut ağacın yaprağını
Köklerini çıkarttırıp yanında yürütsün Allah.
Yeter ki sen iste
Sen iste Ya Resülallah
Deki; ben kimim?...
Dağlar, taşlar dile gelsin...
Dilsiz çocuklar ellerinden tutup "ente resülallah" desin.

Sen vardın...
Bedir kârdı,
Uhud dardı,
Hendek yardı,
Yiğitlerin vardı.
Ölmek için yarışan yiğitlerin
Hele bir Enes'in vardı Ya Resülallah
Uhud'da öldüğünü duyunca arkadaşlarına;
" Niye burada oturuyorsunuz ? " diye sordu...
Onlarda ;" Allah'ın resül-ü öldürülmüş ! " deyince...
" Peki O öldükten sonra yaşayıp da ne yapacaksınız,
Kalkın ve O'nun gibi ölün." demişti.
Ve savaşın en yoğun olduğu yerde şehit düşmüştü.
Hem de ne şehit Ey Nebi...
Vücudu yaralardan tanınmaz halde idi
Kız kardeşi ancak parmaklarından tanıdı onu...
Musab bin Umeyer'in vardı senin...
Uhud'da sancağını taşıyan, öyle bir aşkla sana bağlıydı ki!...
Allah o gün meleklerini Musab'ın suretinde indirdi.
Ebu Hureyre'n vardı...
Acıkınca mescidin önünde durur
Sana bakardı, sen anlardın.
" Ya Ebahir!..gel " derdin.

Ve sen gittin...
Bir gidişle gittin.
Ardında hüznün kaldı,
Hasretin kaldı göklerde,
Bilal ezan okuyamaz oldu
Ne zaman teşebbüs etse
" Muhammed resülallah " demeye...
Dizinin üstine çöker kendinden geçerdi.
Sonra günler ay, aylar yıl oldu.
Asırlar oldu...
Sensizliğe açtık gözlerimizi
Ama sen bırakmazsın bizi!...

Sen varsın...
Ey şehitlerin Sultanı sen varsın
Bir şehit bile ölmezken
Sana nasıl yok deriz.
Ebu Talip Şam'a giderken,
devesinin önüne geçip;
" Beni burada kime bırakıp da gidiyorsun " demiştin
" Ne anam var ne babam..."
Ebu Talip bırakmamıştı bu yüzden
Sensizliğin ızdırabı ile inleyen
Ümmetini kime bırakıp gidiyorsun Ya Resülallah
Bırakma bizi ki ; Allah " Sen onların içindeyken onlara azap edecek değiliz." buyuruyor.

Bırakma bizi !...
Hayatı seninle öğretti Rahman
Kulluğu seninle tanıdık
Duayı senden öğrendik sevgili,
Hz.Ömer umre için senden izin isteyince,
Kardeşcik dedin ona;
" Duanda bana da yer ayırır mısın ? "
Bizler Ömer değiliz ama bütün dualarımız senin için.

Ey Rabbimiz!...
Resülünü anışımızdan haberdar et...
O'na binler salat,binler selam...
Habibine Makam-ı Mahmud-u ver...
O'na Vesile-i lütfet...
O'nu Refik-i Ala'ya yükselt....
Bizi de affet...
O'nun hatırına affet...
Zatının hatırına affet...
Ne olur affet bizi...
Bizi affet....



LaSalle 21 Nisan 2009 19:14

RABBİM BANA ÖYLE BİR GÖNÜL VER Kİ:
Bir kuruluşun tepe noktasında yetkili olsam bile,
bunu asla başka şekilde kullanmamalıyım.
Günlük yaşamda "ben" yerine, daha çok "sen" sözcüğünü kullanabileyim...


BANA ÖYLE BİR SEVGİ VER Kİ:



Sonsuz bir hazine gibi bitmesin, çoğalsın daha da sevdikçe,
doldursun sarsın çevremi.
Hatta düşmanlarımı da sevebileyim...

BANA ÖYLE BİR GÜÇ VER Kİ:
Herkesten daha çok çalışabileyim, tutsak düşmeyeyim
doğanın koşullarına, eşim ve çocuklarımı da mutlu et ki,
mutluluğu başkalarına da götürebileyim...

BANA ÖYLE BİR SAĞLIK VER Kİ:
Düşünebileyim, konuşabileyim.


BANA ÖYLE BİR ERDEM VER Kİ:



İbadet edebileyim, iyilik etmeyi ve sevinçten buğulanmış gözlerle,
teşekkür edenlere;
bir şey yapmadım, anımsamıyorum diyebileyim.
BANA ÖYLE BİR YETENEK VER Kİ:
İyi eş, baba, anne, iyi komşu, iyi arkadaş, iyi vatandaş olabileyim.


BANA ÖYLE BİR UMUT VER Kİ:



Bugüne kadar yapmış olduğum hatalar için
karamsarlığa düşmeyeyim, herşeyden aklanmış olarak yaşama
yeniden başlamak üzere bağışlanabileceğimi bileyim.


BANA ÖYLE BİR ANLAYIŞ VER Kİ:



düşünebildiğim, yargılayabildiğim, inandığım, kahrolduğum,
varolduğum şu anda bu sözleri
söyleyebildiğim için şükredebileyim.


BANA ÖYLE BİR TALİH VER Kİ :



Yıllar sonra beni hatırlayanlar "herkese iyilik eden,
tüm insanları seven,o düzeyde de sevilen bir kişiydi "
diye konuşsanlar ve ben de huzur içinde olabileyim.
BANA ÖYLE BİR İRADE VER Kİ:

Birgün yenilip, içimdeki şeytanın kurallarına doğru yönelirsem;
bu bir düşünce ise düşüncemi, bu bir adım ise ayağımı, bu bir
uzanma ise elimi durdurabileyim.

BANA ÖYLE BİR SABIR VER Kİ:
Sükûneti bulayım, durabileyim, düşünebileyim


Misafir 29 Nisan 2009 23:09

Söz uçar dua kalır Nice sözler söylenir ama unutulur bir zaman sonra...
Kalpten gelemeyen sözlerin ömrü bir nefesliktir.

Bir nefes sonra kaybolup giderler ama kalbin sözü unutulmaz.
Kalp sözünü hiç unutmaz.
Kalbin sözü hedefine ulaşmadan yere düşmez.
Kalbin sözü kalpten bir ruhla doğar ve ulaştığı yere hayat verir.

Kalbin sözü hiç ölmez.Hatta kalp söze ihtiyaç bile duymaz,
kalbin sözü sevgidir.
İşte bu yüzden:


SÖZ UÇAR SEVGİ KALIR...

Bazı sözler vardır kalbe iner.
Kalbi diriltir o sözler.
Semalardan kalbe gelir, ruh beslenir.
O sözden herbir harf bir meleğin omuzlarında iner.

Ve insanın ayaklarını dünyadan keserler.
O sözlerki taşa değse, taş parça parça olur, göz göz olur ağlar,
yürek olup toza döner, semaya uçar. O sözler ki semanın kalbinden gelir.

Bu yüzden:

SÖZ UÇAR VAHİY KALIR...

Sözle vardır dünyadan öte, kalpten içeri.......

Sözler vardır yerden gelen ama semaya emanet edilen....

Cennetin duvarları o sözlerle örülür.
Gözyaşları o sözlere eşlik eder.
O yaşlar toplanır, cennetin ırmakları olu verirler.

Bu yüzden o sözler dudaklardan çıkar çıkmaz
meleklerin kanatlarında semalara yükselir, Rabbin kapısına serilir.

O'nun cevabı özlenir.
Özlenesi söslere hasret ve hayretle beklenen cevap iliştirilir.

Dua edenin kalbine iletilir.
İşte bu yüzden:

Söz uçar dua kalır...

Söz kalbin duasıdır...


reyan 22 Haziran 2009 23:33

SENİ SEVİYORUM YA..

Hani gıpta ediyorum ya ashabına
Hani Hz.Fatıma'yı anam, Hz.Hasan Hüseyin'i kardeşim olarak görüyorum ya!
Hani ne zaman hüzünlensem, Sen geliyorsun ya aklıma
Görmeden hayranım Ya cemaline
Kalbin kadar güzel yüzünün hayalini kuruyorum ya...
Hani ne zaman çok gülsem
Sen'in hafif kızgın bana baktığını görüyorum ya!

Hani bana diyorsun ya" Yerinde olsam, az güler çok ağlardım " diye
Sonra nerede bir yetim görsem Sen'i buluyorum ya yanımda
Hani bana diyorsun ya "Beni istiyorsan onun başını okşa
Hani hep bir özlem var ya içimde
Hep vuslat varya hayalimde
Hani gözyaşları içinde, yeşil kubbenin resmine bakıyorum ya
Hani hayal ediyorum ya hep Efendim

Safa-Merve arasında, önümde Sen varmışsın gibi koştuğumu..

Hani uzun boylu, siyah saçlı, beyazlar içinde birine Sen diye sesleniyorum ya!
Sonra adam arkasını dönünce
Senin olmadığını görüyorum da eğiyorum ya başımı,

Sevincim yerini hüzne bırakıyor ya

Hani Sana gidecek her yolcuyla selam yolluyorum ya

Sonra da selamımı almışsın gibi seviniyorum ya

Hani kalbimin bir yanı "Ümit" derken,
Bir yanı korkuyla atıyor ya

Hani Seni Seviyorum Ya Efendim
Hani günahlarımı unutup, Seninde beni sevdiğini düşünüyorum ya!
Duyuyorum ya "ÜMMETİ" diye seslenişini
Ne zaman bir yüzük alsam elime
Senin yüzüğün geliyor ya aklıma
Hani üzerinde Muhemmedun ResulAllah yazılı olduğunu düşünüp,
Ebu Bekir ve ashabına selam yolluyorum ya

Sonra hep hayal ettim ya Efendim, arkanda namaz kıldığımı
Hani anam, babam, canım Sana feda olsun dedim ya
Hani ben varım ya...
Seni Seviyorum ya...
Çok Seviyorum ya...
Selat, Selam üzerine olsun Ya ResulAllah...
Ben kim miyim?
1400 yıl öncesinde Selam ettin ya..
Kardeş belledin ya..
SENİ SEVIYORUM YA..


sagopa kajmer 14 Ekim 2009 14:29

valla süper ödevimi yapmama yardımcı oluo

:$:$:D:D:Dvalla ödevimi yaptım inanmassanız inanmayın


Misafir 14 Ekim 2009 14:38

YAĞMUR

Vareden'in adıyla insanlığa inen Nur
Bir gece yansıyınca kente Sibir dağından
Toprağı kirlerinden arındırır bir yağmur
Kutlu bir zaferdir bu ebabil dudağından
Rahmet vadilerinden boşanır ab-ı hayat
En müstesna doğuşa hamiledir kainat

Yıllardır bozbulanık suları yudumladım
Bir pelikan hüznüyle yürüdüm kumsalları
Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım

Hasretin alev alev içime bir an düştü
Değişti hayal köşküm, gözümde viran düştü
Sonsuzluk çiçeklerle donandı yüreğimde
Yağmalanmış ruhuma yeni bir devran düştü

İhtiyar cübbesinden kan süzülür Nebi'nin
Gökyüzü dalgalanır ipekten kanatlarla
Mehtabını düşlerken o mühür sahibinin
Sarsılır Ebu Kubeys kovulmuş feryatlarla
Evlerin anasına dikilir yeşil bayrak
Yeryüzü avaredir, yapayalnız ve kurak

Zaman, ayaklarımda tükendi adım adım
Heyula, bir ağ gibi ördü rüyalarımı
Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım

Yağmur, gülşenimize sensiz, baldıran düştü
Düşmanlık içimizde; dostluklar yaban düştü
Yenilgi, ilmek ilmek düğümlendi tarihe
Her sayfada talihsiz binlerce kurban düştü

Bir güzide mektuptur, çağların ötesinden
Ulaşır intizarın yaldızlı sabahına
Yayılır o en büyük muştu, pazartesinden
Beyazlık dokunmuştur gecenin siyahına
Susuzluktan dudağı çatlayan gönüllerin
Sükutu yar, sevinci dualar kadar derin

Çaresiz bir takvimden yalnızlığa gün saydım
Bir cezir yaşadım ki, yaşanmamış, mazide
Dokunduğun küçük bir nakış da ben olsaydım

Sensiz kaldırımlara nice güzel can düştü
Yarılan göğsümüzden umutlar bican düştü
Yağmur, kaybettik bütün hazinesini ceddin
En son, avucumuzdan inci ve mercan düştü

Melekler sağnak sağnak gülümser maveradan
Gümüş ibrik taşıyan zümrüt gagalı kuşlar
Mutluluk nağmeleri işitirler Hıra'dan
Bir devrim korkusuyla halkalanır yokuşlar
Bir bebeğin secdeye uzanırken elleri
Paramparça, ateşler şahının hayalleri

Keşke bir gölge kadar yakınında dursaydım
O mücella çehreni izleseydim ebedi
Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım

Sarardı yeşil yaprak; dal koptu; fidan düştü
Baykuşa çifte yalı; bülbüle zindan düştü
Katil sinekler deldi hicabın perdesini
İstiklal boşluğuna arılar nadan düştü

Dolaşan ben olsaydım Save'nin damarında
Tablosunu yapardım yıkılan her kulenin
Ebedi aşka giden esrarlı yollarında
Senden bir kıvılcımın, süreyya bir şulenin
Tarasaydım bengisu fışkıran kakülünü
On asırlık ocağın savururdum külünü

Bazen kendine aşık deli bir fırtınaydım
Fırtınalar önünde bazen bir kuru yaprak
Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım

Sensizlik depremiyle hancı düştü; han düştü
Mazluma sürgün evi; zalime cihan düştü
Sana meftun ve hayran, sana ram olanlara
Bir bela tünelinde ağır imtihan düştü

Badiye yaylasında koklasaydım izini
Kefenimi biçseydi Ebva'da esen rüzgar
Seninle yıkasaydım acılar dehlizini
Ne kaderi suçlamak kalırdı, ne intihar
Üstüne pırıl pırıl damladığın bir kaya
Bir hurma çekirdeği tercihimdir dünyaya

Suskunluğa dönüştü sokaklarda feryadım
Tereddüt oymak oymak kemirdi gururumu
Bahira'dan süzülen bir yaş da ben olsaydım

Haritanın en beyaz noktasına kan düştü
Kırıldı adaletin kılıcı; kalkan düştü
Mahkumlar yargılıyor; hakimler mahkum şimdi
Hakların temeline sanki bir volkan düştü

Firakınla kavrulur çölde kum taneleri
Ahuların içinde sevdan akkor gibidir
Erdemin, bereketin doldurur haneleri
Sensiz hayat toprağın sırtında ur gibidir
Şemsiyesi altında yürürsün bulutların
Sensiz, yükü zehirdir en güzel imbatların

Devlerin esrarını aynalara sorsaydım
Çözülürdü zihnimde buzlanmış düşünceler
Okşadığın bir parça kumaş da ben olsaydım

Sensiz, tutunduğumuz dallardan yılan düştü
İlkin karardı yollar, sonra heyelan düştü
Güvenilen dağlara kar yağdı birer birer
Sensizlik diyarından püsküllü yalan düştü

Yağmur, duysam içimin göklerinden sesini
Yağarsın; taşlar bile yemyeşil filizlenir
Yıldırımlar parçalar çirkefin gölgesini
Sel gider ve zulmetin çöplüğü temizlenir
Yağmur, birgün kurtulup çağın kundaklarından
Alsam, ölümsüzlüğü billur dudaklarından

Madeni arzuların ardında seyre daldım
Küflü bir manzaranın çürüyen güllerini
Senin için görülen bir düş de ben olsaydım

Şehirler kabus dolu; köylere duman düştü
Tersine döndü her şey sanki; asuman düştü
Kırık bir kayık kaldı elimizde, hayali

Hazindir ki, dertleri aşmaya umman düştü
Ayrılığın bağrımda büyüyen bir yaradır
Seni hissetmeyen kalp, kapısız zindan olur
Sensiz doğrular eğri, beyaz bile karadır
Sesini duymayanlar girdabında boğulur
Ana rahminde ölür sensizlikten bir cenin
Şaşkınlığa açılır gözleri, görmeyenin

Saatlerin ardında hep kendimi aradım
Bir melal zincirine takıldı parmaklarım
Yeryüzünde seni bir görmüş de ben olsaydım

Sensiz, ufuklarıma yalancı bir tan düştü
Sensiz, kıtalar boyu uzayan vatan düştü
Bir kölelik ruhuna mahkum olunca gönül
Yüzyıllardır dorukta bekleyen sultan düştü

Ay gibisin; güneşler parlıyor gözlerinde
Senin tutkunla mecnun geziyor güneş ve ay
Her damla bir yıldızı süslüyor göklerinde
Sümeyra'yı arıyor her damlada bir saray
Tohumlar ve iklimler senindir; mevsim senin
Mekanın fırçasında solmayan resim senin

Yağmur, birgün elimi ellerinde bulsaydım
Güzellik şahikası gülümserdi yüzüme
Senin visalinle bir gülmüş de ben olsaydım

Tavanı çöktü aşkın; duvarlar üryan düştü
Toplumun gündemine koyu bir isyan düştü
İniltiler geliyor doğudan ve batıdan
Sensizlikten bozulan dengeye ziyan düştü

Islaklığı sanadır ahımın, efganımın
İçimde hicranınla tutuşuyor nağmeler
Sendendir eskimeyen cevheri efkarımın
Nazarın ok misali karanlıkları deler
Bu değirmen seninle dönüyor; ahenk senin
Renkleri birbirinden ayıran mihenk senin

Bir hüzün ülkesine gömülüp kaldı adım
Kapanıyor yüzüme aralanan kapılar
Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım

Yağmur, sayrılığıma seninle derman düştü
Beynimin merkezine ölümsüz ferman düştü
Silindi hayalimden bütün efsunu ömrün
Bir dönüm noktasında aklıma Rahman düştü

Nefesinle yeniden çizilecek desenler
Çehreler yepyeni bir değişim geçirecek
Aydınlığa nurunla kavuşacak mahzenler
Anneler çocuklara hep seni içirecek
Yağmur, seninle biter susuzluğu evrenin
Sana mü'mindir sema; sana muhtaçtır zemin

Damar damar seninle, hep seninle dolsaydım
Batılı yıkmak için kuşandığın kılıcın
Kabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım

Kardeşler arasına heyhat, su-i zan düştü
Zedelendi sağduyu; körleşen iz'an düştü
Şarkısıyla yaşadık yıllar yılı baharın
İnsanlık bahçemize sensizlik hazan düştü

Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım
Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım
Dokunduğun küçük bir nakış da ben olsaydım
Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım
Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım
Bahira'dan süzülen bir yaş da ben olsaydım
Okşadığın bir parça kumaş da ben olsaydım
Senin için görülen bir düş de ben olsaydım
Yeryüzünde seni bir görmüş de ben olsaydım
Senin visalinle bir gülmüş de ben olsaydım
Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım
Damar damar seninle, hep seninle dolsaydım
Batılı yıkmak için kuşandığın kılıcın
Kabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım
Nurullah Genç


reyan 16 Ekim 2009 11:13

Ellerimizin Büyük Boşluğu

http://img17.imageshack.us/img17/4764/eleminaz9c471af1718b0b3.jpg


Burası dünya ve biz artık çok sıkıldık..
Alıp başımızı sana gelmek istiyoruzhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Sana gelmekhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif orada kalmak istiyoruz..
Çok unuttukhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif hatırlamak istiyoruz..
Başımızın okşanmasınıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif gözyaşımızın silinmesinihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gifkolumuza girilmesini istiyoruz
Yağmurunu ve meleklerini yeniden istiyoruz..


Rüzgarın sesinihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ırmağın sesini
Dağların dağhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif denizlerin denizhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kadınların kadınhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif çocukların çocuk
Erkeklerin erkekhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ekmeğin ekmekhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif olduğu bir dünyayı yeniden isterken
Seni istiyoruz aslında.Bunu söyleyemiyoruz..

Her yer gecehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif çok gece..
Ve biz meleklerini istiyoruz Rabbim
Çok yenildik yetmez mi ?
Bir bankanın önündehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir koltuğun altındahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir ziyafetin ortasındahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir günahın tenhasında
Büyütüp durduk siyahı..

Gece.. gece.. gece...
Her yağmur tanesini bir melek indirirken yeryüzünehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Her yalanı yüz şeytan taşıyor olabilir mi?
Bilmiyoruz..
Çünkü
Bilincimiz içerken binlerce yılın karmaşık şurubunuhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Kameraya bakıp kalabalık şeyler söylemek ve gülümsemekle meşgulüz şuan.
Sonra oturup düşüneceğiz bütün bu olanları
Yusuf’u düşüneceğizhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Yakup’uhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Musa’yı
İsa’yı düşüneceğizhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Nuh’u ve öbürlerini
Ve Efendimizi..
Efendimizi...

Kuyularhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kuyularhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kuyular kazdık..
Bir nefes üflemen için yeryüzü bataklığında sazdık..
Kestik kendimizihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif deldik yaktık
Sonra sana değil dünyaya aktık..
Dünya ki mescid dir biz onu otel yapmışız
Kalktık ki yenilmişizhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif değişmişizhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif azmışız..
Bir sızı kalmış içimizde başka şey yok
Bu sızıdan yol bulup kapına dayanmışız...

Bir çocuk oyuncağını alamamışhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Bir kız sevdiğini saramamışhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Bir anne yıllardır kolları açık bekliyor oğlunuhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Bir adam paramparça bir çift göz içinhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Birisi ekmek götürememiş evinehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Birisi aşk..
Birimiz dünyayı kurtaracakhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Birimiz yarını..
Birimizin aklı tutuşmuş yanıyorhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Birimiz bomboş kalbine bakıp birini anıyor
Birimiz ayrılığın ilk günü gibi her akşam kanıyor..
Birimiz kıyametin koptuğuna inanıyor
Birimiz çekip gitmiş yeryüzünden ellerini hala açık sanıyor..

http://img17.imageshack.us/img17/5728/yokolu.jpg

Geldik işte bunlar ellerimiz..
Açılmış bak bilirsinhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ne diye?


Ki bilirsin biz bu ellerle neler işledik..
Açtık işte bunlar ellerimiz
Burası dünyahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Şu bizizhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Bunlarda ellerimiz..
Öyle açıkhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif öyle acemi http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.giföyle boş..
Öyle mahcuphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif öyle dalgınhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif öyle boş..
Öyle boş...

Senin değil miyiz hepimiz?
Senin değil mi her şey ?
Alırsın kime nehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif verirsin kime ne?
Ve bu açtığımız eller senin değil mi ?
Senin değil miyiz hepimiz Rabbim ?
Bir yıldızhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir ağaç http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir buğday tanesi kadar..

Kimsesiziz kime gidelim ?
Yaralarımız var kime ?
Sıcak birşey arıyoruz kime ?
Merhamet istiyoruz kime ?
Bağışlanmak istiyoruz kime gidelim ?
Sorumuz ve cevabımız sen değil misin ?
Yorgunuzhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kaybetmişiz http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gifdalgınızhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kırgınızhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif küsmüşüz..
Bu çocuklar birer birer kaybolurken sisler içindehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kime gidelim ?
Çok yürüdükhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yollar kaybolduhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yol olduk sana geldik..
Ne getirdim deme bizehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif senden başka neyimiz varsa o bizim yokumuzdur...


http://img17.imageshack.us/img17/9233/ellb.png


Geldik işte bunlar ellerimiz
Bunlarda ellerimizin büyük boşluğu..
Beş duygum haraphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif altı yönüm harap
On parmağımda on acı Ya Rab!..
Denize dalan bir testi nasıl tahammül etsin suya ?
Fırlattın beni dünyaya..
Yeniden al kucağınahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif çağır beni yeniden
Bu saman çöpünü kasırgada bırakma...
Büyük bir kapının önünde bir karıncahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif vurmuş kapıyı bekliyor
Kapı açılacak yoksa niye var ?
Rahmet örtecek günahı..
Geride kalacak gazabın adımları..
Duyulacak büyük bahçenin o büyük şarkıları..
Sunulan şarabı çekinmeden içeceğiz
Görüneceksinhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif durmadan kendimizden geçeceğiz...
Görüneceksinhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif her şeyimizle sana göçeceğiz...


Ol dedinhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif olduk senden..
Gel dedinhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif geldik sana..
Başımız yerde
Açtık ellerimizi sevgilinle birlikte..
Bize bakhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif çekip çıkalım uçurumlardan..
Bize bakhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif çıkalım dünyanın bütün kulluklarından...
Parçansak al bizihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir daha ayırma evinde uyuyalım
Yabancıysak dost ol bizehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif senden ayrılmayalım..
Elimiz açıkhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif başımız ve ruhumuz secdede durmuşhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bekliyoruz ..
Sevdiklerin aşkınahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sevenlerin aşkınahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
İnşirah.. inşirah... inşirah....
Ayetin değil miyiz seninhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Ya Allah(cc)(cc)(cc) ?


http://img17.imageshack.us/img17/3585/kopyasems.png


Misafir 5 Kasım 2009 21:29

Çağırayım Mevlam seni

Dağlar ile, taşlar ile,
Çağırayım Mevlâm seni.
Seherlerde kuşlar ile,
Çağırayım Mevlâm seni.

Gökyüzünde İsa ile,
Tur dağında Musa ile,
Elindeki asa ile,
Çağırayım Mevlâm seni.

İsm-i azam okuyarak,
Günahları bırakarak,
Başıkabak, yalınayak,
Çağırayım Mevlâm seni.

Yunus her renk güller ile,
Şakıyan bülbüller ile,
Hakk’ı seven kullar ile,
Çağırayım Mevlâm seni.


KENCISii 5 Kasım 2009 21:33

Affet Allahım
Huzuruna geldim, divana durdum,

Dizlerimi çöküp, boynumu burdum,

Gözlerimi döküp bağrıma vurdum,

Ellerim semada sana yalvardım;

Günahlarım pek çok affet Allahım…

Ağladım döküldü, dizi dizi yaş,

Ruhum benliğimle ederken savaş,

Zaman çok hızlı da, bu kulun yavaş,

Gözlerim semada sana yalvardım;

Mahşer günü yakın, affet Allahım…

Mirac’da çıkınca huzur’a Nebi,

“Affet Ya-Rab, affet; cümle ümmeti,

Değişmem ümmete dünya nimeti.”

Kulağım Nebi de sana yalvardım;

Kulların acizdir affet Allahım…

Buyurdun bizlere, yüce Kuran’ı,

Duyurdun onunla helal haramı,

Kapattım okuyup gönül yaramı,

İbretle okudum sana yalvardım;

Kuran hürmetine affet Allahım…

Affet kalbi paslı, kalmış kulunu,

Bağışla unutsun dünya pulunu,

Kefene girecek atıp çulunu,

Her kabir dönüşü sana yalvardım;

Mezara girmeden affet Allahım…

Ağlarım aşkınla her daim yanıp,

İşledim günahlar şeytan’a kanıp,

İşte şimdi, şu an divana durup,

Bütün cüzlerimle sana yalvardım;

Affına mahzar et, affet Allahım…


Misafir 5 Kasım 2009 21:34

SENİ BİLDİM ALLAH'IM

Aşıkım kâinatı ve beni yaratana,
Kini kalpten, gıybeti dilden sildim Allah’ım.
Ne varsa, sevgi, şefkat ile dostluktan yana,
Kudretini gördüm ve seni bildim Allah’ım.

Her bir canlıya hüner verdin yüce katında,
Yaratanı bulma var insan tabiatında,
Hele bal arısının o ince sanatında
Kudretini gördüm ve seni bildim Allah’ım.

Önce yeşerip sonra sararan her yaprakta,
Bir ekince bin veren bereketli toprakta,
Kurtuluş yollarını gösteren dört kitapta,
Kudretini gördüm ve seni bildim Allah’ım.

Bütün yüz yirmi dört bin peygamberin izinde,
Ruhlar âlemindeki kalubela sözünde,
Ayda, yıldızda, güneş ile tüm gökyüzünde,
Kudretini gördüm ve seni bildim Allah’ım.

Hüner ibret almaktır bize gelen haberde,
Ne hikmetler gizlidir her hayır ile şerde,
Kalp gözüyle bakınca her zaman ve her yerde,
Kudretini gördüm ve seni bildim Allah’ım.

Din ve vatan uğruna yapılan türlü cenkte,
Kuran tilavetinde olan kutsi ahenkte,
Bin bir çeşit bitkide mevcut nakış ve renkte,
Kudretini gördüm ve seni bildim Allah’ım.

Bir böceğin yaptığı koza ile ipekte,
Rengârenk çiçekte, hem balda hem de petekte,
Dev bir ağacı depo eden her çekirdekte,
Kudretini gördüm ve seni bildim Allah’ım.


Mustafa Turan



Misafir 5 Kasım 2009 21:44

Efendim....

Sen bir gece gelseydin, güneş görmüş kar tanesi

olur, erirdim. Sen göğüm olurdun, ben de yıldızın…

Gündüzlere döner, yürür giderdim.Efendim…

Sen bir gece gelseydin, çok çiçekli bahar olur, sana

koşardım. Sen dalım olurdun, ben tomurcuğun…

Rüyasına girerdim bin bir çocuğun…

Efendim…

Sen bir gece gelseydin, ılık bir meltem olur, köşe

bucak demez eser dururdum. Sen gülüm olurdun,

ben de bülbülün… Sana söyleyecek yüzlerce nağme

bulurdum. Efendim…

Sen bir gece gelseydin, bulutuna kavuşmuş yağmur

olur, seni arardım. Sen yuvam olurdun, ben yavru

kuşun… Uçar gelir, kenarına konardım.

Efendim…

Sen bir gece gelseydin, kuru ağaçta sallanan yaprak

olur, titrer dururdum. Sen toprağım olurdun ben de

yaprağın… Dalda durmaz düşer, sana dokunurdum.

Efendim…

Sen bir gece gelseydin, sahilini bulmuş dalga olurdum

Sen denizim olurdun, ben de tek damlan…

Büyüklüğünde küçüklüğümü bulurdum.

Efendim…

Sen bir gece gelseydin, yıldız yüzlü bir çocuk

olur, yine beklerdim. Sen çiçeğim olurdun, ben

kelebeğin… Kırılsa kanadım, gölgende emeklerdim.

Efendim…

Sen bir gece gelseydin, parmaklarından akan suyu

kana kana içerdim. Sen pınarım olurdun, ben yanık

kuzun… İçtikçe kendimden geçerdim.

Efendim…

Sen bir gece gelseydin, aşkınla hilâl olur,

parçalanırdım. Sen güneşim olurdun, ben de

yıldızın… Işığını aldıkça aydınlanırdım.Efendim…

Sen bir gece gelseydin.

Bir kerecik gelseydin…

Yok yok! Keşke her gece gelseydin…
__________________


KENCISii 8 Kasım 2009 13:26

Allahu Ekber

Gözlerim buğulu günah kesemde,
Rahmânsın Rahîmsin Allâhu Ekber!
Pişmanım ömrümü boş geçirsem de,
Tevvâbsın Allahım Allâhu Ekber!

Ruhum şahlanıyor cesedim yorgun,
Hâlıksın Bârisin Allâhu Ekber!
Beş vakit secdede Miracım her gün,
Hâmidsin Allahım Allâhu Ekber!

Adını anarım Azze ve Celle,
Meliksin Kuddûssün Allâhu Ekber!
Vuslatım düğündür gelir ecelle,
Kâbidsin Allahım Allâhu Ekber!

Hazırsın nazırsın her an her yerde,
Semîsin Basîrsin Allâhu Ekber!
Kapalı kalpgözüm günahtan perde,
Habîrsin Allahım Allâhu Ekber!

Aşkınla yak beni Şevval ayında,
Celîlsin Kerîmsin Allâhu Ekber!
Cesedim yıkansın hurma dalında,
Kâdirsin Allahım Allâhu Ekber!

Affedicisin Sen affı Seversin
Berrusun Hâdîsin Allâhu Ekber!
Hak yolunda ruhum Hakka canversin,
Şekûrsun Allahım Allâhu Ekber!

İstikbal pek vahim acı kulunu,
Râufsun Vehhâbsın Allâhu Ekber!
Nakşeyle banada Yunus yolunu,
Râfisin Allahım Allâhu Ekber!

Ürperir gözyaşım bekliyor sırat,
Kahhârsın Kâbitsin Allâhu Ekber!
Ya Allah Ya Fettâh senden mağfiret
Halîmsin Allahım Allâhu Ekber!

Beşikten mezara vuslata yoldur,
Evvelsin Âhirsin Allâhu Ekber!
Şahadetle Ya Rab! Ömer’i öldür,
Mücîbsin Allahım Allâhu Ekber!


reyan 8 Kasım 2009 13:35

Sana öylesine muhtacım ki...Efendim

Dediler bana -Bu dünya O var diye yaratıldı-
Geldim dünyaya, açtım gözlerimi, aradı bu gözler seni
Ama sen yoktun...
Haber göndermişsin
-Kardeşlerime selam olsun- demişsin...
Seni göremeyen kardeşlerine selam
Senden gelen selama can kurban Ya ResûlALLAH.

Sen ki eşsiz tebessümüyle kalpleri anahtarsız açan,
Sen ki dört mevsim açan gül,
Sen ki bir yavrucağın kuşu ölmüş diye taziyeye giden ince gönül,
Sen ki harbe en önde giden korkusuz cengaver.
Çocukların bile fikrini soran büyük düşünür,
İsmi ALLAH la yazılacak kadar şereflisin.

Bir hayvan ölüsünden herkes uzaklaşırken
Onun güzel dişlerini görecek göz vardı sende...
Selam vermeyi çok sevmene rağmen
Tembellik yapana bunu layık görmeyecek kadar çalışkandın sen.

Çocuklarla oyun oynayan alçak gönüllü sevgi güneşi,
İki kurbanlığın oğlu olarak asildin sen.
Can düşmanlarının malını emanet ettiği,
Sözüne güvendiği emindin sen

Hz. Yusuf tan güzel, tüm insanlar içinde özeldin sen
İnci dişlerinin arasından çıkanlarla kimsenin incinmediği yürektin sen.

Sen yürüyünce dağlar erirdi, mahlûkat selam verirdi sana,
İftira atanlar üzünce seni melekler öperdi yanaklarından

Münkirler ağlatınca Amine yoktu ki kucaklasın seni?
Abdullah görmedi nasıl cezalandırsın kafirleri?
Ama Rabbin vardı, alemleri senin için yaratan Rabbin...
Miraca çıkardı seni, sevgiliyi görmek herşeye değerdi.

Bahiranın bahçesindeki kuruyu yeşerten sevgili !
Gel ey nebi.
Gönlümün bozkırları seni bekler.
Seni sevmek her ruhun yiyeceği, içeceği,
İlahi aşkın gıdası seni sevmekten geçer.
Benim sevgim nedir ki?
Ayçiçeğinin güneşe olan sevgisi...
Önemli olan güneşin, ayçiçeğine ışık göndermesi.
Sana öylesine muhtacım ki...
Ölesine muhtaç...




KENCISii 13 Kasım 2009 22:14

Söz Vermiştik

Hani söz vermiştik kalu Bela da
Başka yollara gitmeyecektik
Bir yürüyüştür bu dünya insanlar için
Yürüyüşün nereye ve kime bir iyi düşün

Bu dünyaya biz ne için geldik
Kalu belada biz ne ahid verdik
Halimize bakıp şaşkına döndük
Senin Rabbın Allah değil mi düşün

Bizim ilahımız tek bir ilahtır
İlah demek kanun nizam koyandır
Müslüman sahte ilahlara tekme vurandır
Ya Rab ne demek iyi bir düşün

Çağrı var insana Allah dan yana
Kulluktur görevin dönüşün bana
Kimse yardım edemez orada sana
Hayatın hesabı zor sen iyi düşün


Misafir 15 Kasım 2009 08:35

GÖZYAŞI VE AĞLAMAK
Ağlamak;
Rahmandan kuluna bir armağan bir rahmet!...
Ağlamak;
İçteki sıkıntıları dışa atmaktır... sıkıntılardan arınmaktır!...
Bazen sevgiliye naz! Bazen sitemdir! Bazen de anlaşılamamaktır...
Bazen pişmanlığın ifadesi...
Ağlamak;
Kaybedilene ağıt! Hüznün doruk noktası...
Resulün kaybettiği oğluna hediyesi ...
Ya Resulallah! Sen de mi? Dedirten inci taneleri...
Bazen Rab’be yöneliş!...
Bazen af dileme!...
Bazen acının inci inci dışa vurumu!
Adeta acının yıkanması... toprağa karışıp yok olması...
Bazen sevincin gözlere yığılması ardından göz pınarlarından süzülen daneler... Yürekte sevinç fırtınaları koparken gözlerin mahzunluğu!
Söylemek !hissettiklerini ifade etmek insana uzakken süzülen damlalarla bunları tek tek yazmak! İçteki gök gürültüsünün adeta yağmuru davet edimi...
Yakubun Yusu fa özleminin ifadesi!... Net yalın riyasız hiçbir kelime telaffuz etmeden tüm çıplaklığıyla duyguların ifadesi...
Ve ağlayabilmek;
Gece yarısı mahlukat uyurken seccadesinde Rab bine huşuyla yönelmiş alın secdede Rabbi ile buluşmanın doruk noktasında... bir müminin gözlerinden süzülen damlalar! Belki de diğerlerinin kurtuluşuna mütesebbib!... Rabbinden rahmet olarak....
Bir annenin yavrusuna özlemi hasretinin ifadesi!...
Duygular kumkuması içindeyken kalbin birden infilak etmesi...
Ve gözyaşı;
Rabbinden rahmettir mü’mine!...
Bir tesellidir anneye! Sevgiliye sığınak!...
Mecnundan Leyla‘ ya kalan hatıra!...ve Resul‘den ümmetine merhamet!...


Misafir 10 Aralık 2009 09:22

YA RASULALLAH
Firkatin acısına can dayanmaz,
Bir gece geliver , Ya Rasulallah.
Tabibler yarama çare bulamaz,
Derdimin dermanı , Ya Rasulallah.

Kalplerin bağı , gönlÜmÜn huzuru,
Kaşın hilal , gözlerin çeşm-i ahu,
YÜzÜn gÜneş , rayihan gÜl kokusu,
Sen ayın ondördÜ , Ya Rasulallah.

Taş , toprak dekor canlı bir ahenksin,
Ulvi bir nasip , yegane rehbersin,
HÜrmetle beklenen gÜl misafirsin,
Sen bahar mÜjdesi , Ya Rasulallah.

Ilgıt ılgıt esersin gönÜllerde,
Davetin nurdur feyyaz şebnemlerde,
Sevgin bÜyÜdÜ , devleşti kalplerde,
Sevgini çok görme , Ya Rasulallah.

Yoktur mislin , vÜcud-i mÜbareksin,
Gidilecek yol , en parlak çizgimsin,
Ummanlar gibi en derin fikrimsin,
Salat , selam sana , Ya Rasulallah.



Misafir 5 Şubat 2010 12:22

Senin yolunu arıyoruz Ya Rasulullah

Senin yolunu arıyoruz Ya Rasulullah
Kalplerimiz seni arıyor,
Gönlümüz seni arıyor Ey Nebi
Senin gül kokan yolunu arıyoruz…

Gökteki yıldızlar senin ışığını arıyor
Kalplerimiz Nur ışığını arıyor
Kalplerimiz sızlıyor, Ya Rasulullah
Yüreklerimiz senin Nurlu yolunu arıyor…

Semada Melekler senin yolunu arıyor
Senin Nur kokunu duysam,
Rüyamda senin ışığını görebilsem
Senin sevgi dolu yolundanyürüyebilsem
Keşke Ya Rasulullah

Ey Nebi Sen kalplerimizde taht kuran,
Gönlümüzün Sultanısın,
Gökyüzü sessizliğe bıraktı kendini,
Bulutlarda senin adın yazıyordu…

Ey Muhammed diyordu bulutlar
Yer, gök Senin adınla çalkalanıyor
Gönüllerimiz sana hayran,
Yüreklerimiz Aşkınla yanıyor Ey Nebi

Gel Ey Nebi gönüllerimize, yüreklerimize
Yine Nikabınla gel,
Yolunu güllerle donattık,
Bizi yolundan ayırma Ya Rasulullah…


Misafir 5 Şubat 2010 12:28

~ ANLATAMAM SENİ YA RESÛLALLAH ~

Dediler bana -Bu dünya O var diye yaratıldı-
Geldim dünyaya, açtım gözlerimi, aradı bu gözler seni
Ama sen yoktun...
Haber göndermişsin
-Kardeşlerime selam olsun- demişsin...
Seni göremeyen kardeşlerine selam
Senden gelen selama can kurban Ya Resûlallah.

Sen ki eşsiz tebessümüyle kalpleri anahtarsız açan,
Sen ki dört mevsim açan gül,
Sen ki bir yavrucağın kuşu ölmüş diye taziyeye giden ince gönül,
Sen ki harbe en önde giden korkusuz cengaver.
Çocukların bile fikrini soran büyük düşünür,
İsmi Allah la yazılacak kadar şereflisin.

Bir hayvan ölüsünden herkes uzaklaşırken
Onun güzel dişlerini görecek göz vardı sende...
Selam vermeyi çok sevmene rağmen
Tembellik yapana bunu layık görmeyecek kadar çalışkandın sen.

Çocuklarla oyun oynayan alçak gönüllü sevgi güneşi,
İki kurbanlığın oğlu olarak asildin sen.
Can düşmanlarının malını emanet ettiği,
Sözüne güvendiği emindin sen

Hz. Yusuf tan güzel, tüm insanlar içinde özeldin sen
İnci dişlerinin arasından çıkanlarla kimsenin incinmediği yürektin sen.

Sen yürüyünce dağlar erirdi, mahlûkat selam verirdi sana,
İftira atanlar üzünce seni melekler öperdi yanaklarından

Münkirler ağlatınca Amine yoktu ki kucaklasın seni?
Abdullah görmedi nasıl cezalandırsın kafirleri?
Ama Rabbin vardı, alemleri senin için yaratan Rabbin...
Miraca çıkardı seni, sevgiliyi görmek herşeye değerdi.

Bahiranın bahçesindeki kuruyu yeşerten sevgili !
Gel ey nebi.
Gönlümün bozkırları seni bekler.
Seni sevmek her ruhun yiyeceği, içeceği,
İlahi aşkın gıdası seni sevmekten geçer.
Benim sevgim nedir ki?
Ayçiçeğinin güneşe olan sevgisi...
Önemli olan güneşin, ayçiçeğine ışık göndermesi.
Sana öylesine muhtacım ki...
Ölesine muhtaç...




Saat: 05:01
Sayfa 9 / 11

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık