![]() |
YUSUFUM Zindan boyandı Yusufa Gördüğünde Onu Boyandı ve Yusuf oldu İki heceden kani Yusuf dedi Züleyha Zindan, kuyu, Yusuf Titredi içinde aşkı ölüm gibi Züleyha tutsak mısıra ve Yusufa Nil gibi acımasız Zamana. Kaçarken boğulmak Yusuftan ayrılmak Züleyha tutsak Yusufa Yusuf zindana Yusuf dedi Züleyha Mısıra tüm gücüyle Onlar ellerini doğradı Ben yüreğimi Aşk yasaktı bana Yusuf yasaktı Yusuf ki nefes almak Yusuf ki var olmaktı. Yusuf dedi Züleyha Sessiz çığlıklarla Yusuf affet beni Sen yasak ol benden gayrısına Zindan boyandı Yusufa Gül koktu her bir taşı Tozu, parmaklığı Yusuf oldu Mısırın Geçit vermez duvarları Mısır uyudu Zindan uyudu İftira uyudu, gömlek yırtılınca Bir Züleyha uyanık Bir de Yusuf mısırda Züleyha Yusuf dedi Ben yandım, aşk yandı Can yandı Ne vardı bu kadar ah ne vardı Odasında dolandı Züleyha Ellerini açtı Yusuf Rabbim bilirsin dedi istememeyi öğret Yusuf iffet Züleyha yasaktı Mısır uyudu Gece uyudu, rüzgâr uyudu Gömlek yırtılınca. Bir Züleyha uyanık Bir de Yusuf Çöl yurdunda Züleyha tutsak gözlerine Yusufun Ne yana baksa Yusuf diyor elem Kim Yusuf dese Yusuf oluyor Züleyha Yüreğine rahmet Kim Yusuf dese ALLAH diyor Züleyha Gerçeği görerek Zindan, Yusuf, kuyu Züleyha, Yusuf, Mevla Kim Yusuf dese Ardında Züleyha |
http://img156.imageshack.us/img156/5254/gulresimleri001os6.jpg KIRMIZI GÜLLER BENİM PEYGAMBERİM OYLE GÜZEL Kİ NURU AYDINLATIR BÜTÜN ALEMİ ONUN SEVDASINA ÖTER BÜLBÜLLER ONA AŞIK OLMUŞ KIRMIZI GÜLLER KIRMIZI GÜLLER KIRMIZI GÜLLER MUHAMMET AŞKINA BOYNUNU BÜKER KIRMIZI GÜLLER KIRMIZI GÜLLERİ MUHAMMET AŞKINA HU ÇEKİP İNLER BENİM PEYGAMBERİM OYLE GÜZEL Kİ NURU AYDINLATIR BÜTÜN ALEMİ ONUN SEVDASINA ÖTER BÜLBÜLLER ONA AŞIK OLMUŞ KIRMIZI GÜLLER KIRMIZI GÜLLER KIRMIZI GÜLLER MUHAMMET AŞKINA BOYNUNU BÜKER KIRMIZI GÜLLER KIRMIZI GÜLLERİ MUHAMMET AŞKINA HU ÇEKİP İNLER |
http://img393.imageshack.us/img393/6817/lmanzarasrh9.jpg Veladet (Doğum)bahri Âmine hâtun Muhammed ânesi Ol sadeften doğdu ol dür dânesi Çünkî Abdullah'tan oldu hâmile Vakt erişdi hefte vü eyyam ile Hem Muhammed gelmesi oldu yakîn Çok alâmetler belirdi gelmeden Allâhümme salli alâ Muhammediv Ve alâ âli Muhammed Ol Rebiûl evvel âyın nîcesi On ikinci gîce isneyn gîcesi Ol gîce kim doğdu ol hayrûl-beşer Ânesi anda neler gördü neler Dedi gördüm ol habîbin ânesi Bir acep nûr kim, güneş pervânesi Berk urup çıktı evimden nâgehân Göklere dek nûr ile doldu cihân Gökler âçıldı ve feth oldu zulem Üç melek gördüm elinde üç âlem Bîri meşrik bîri mağribde anın Bîri dâmında dikildi Kâbenin Bildim anlardan kim ol halkın yeği Kim yakîn oldu cihâna gelmeği İndiler gökden melekler sâf sâf Kâbe gibi kıldılar evim tavaf Hûriler geldi bölük bölük Buğûr yüzleri nûrundan evim doldu nûr Çevre yânıma gelip oturdular Mustafâ'yı birbirine muştular Dediler oğlun gibi hiç bir oğul Yâradılâlı cihân gelmiş değil Bû senin oğlun gibi kadr-ı cemîl Bir anâya vermemiştir ol Celîl Ûlu devlet buldun ey dildâr sen Doğiserdir senden ol hulk-ı hasen Bû gelen "ilm-î ledün" sultânıdır Bû gelen tevhîd ü irfân kânıdır Bû gîce ol gîcedir kim, ol şerîf Nûr ile âlemleri eyler latîf Allâhümme salli alâ Muhammediv Ve alâ âli Muhammed Bû gîce şâdân olur erbâb-ı dil Bû gîceye can verir eshâb-ı dil Yâ Resulâllah Rahmeten lil'âlemindir Mustafâ Hem şefîal müznibîndir Mustafa Vasfınî bû resme tertib ettiler Ol mübârek nûru terğib etdiler Âmine eder çü vakt oldu tamâm Kim vücûda gele ol hayrül enâm Sûsadım gâyet harâretden katî Sundular bir câm dolusu şerbeti Allâhümme salli alâ Muhammediv Ve alâ âli Muhammed Şerbeti sunduk tâbânâ hûriler Bûnu sana verdi Allâh dediler Kardan ak îdi ve hem soğuk idi Lezzeti dâhi şekerde yok idi İçdim ânı oldu cismim nûra gark İdemezdim kendimi nûrdan fark Geldi bir akkuş kanâd ile revân Arkamı sığâdı kuvvetle hemân Doğdu ol sâatde ol sultân-ı dîn Nûra gark oldu semâvât-ü zemîn Sallû Aleyhi ve Sellimû teslimâ Hatta tenâlû cenneten ve naîmâ Essalâtü vesselâmü aleyke Ya Resûlallah Esselâtü vesselâmü aleyke Ya Habîballah Essalâtü vesselâmü aleyke Ya Seyyidel-evvelîne velâhirin. |
Allah Sorunca Ben Ne Cevap Vereyİm Bu dünya ya geldin ne amel kıldın, Derse Allah ben ne cevap vereyim, Simdi huzuruma sen nasıl geldin, Derse Allah ben ne cevap vereyim. İki yol gösterdim hem akıl verdim, İradende ben seni serbest kıldım, Rahmeti bırakıp zulmete daldın, Derse Allah ben ne cevap vereyim. Ramazan verdim oruç tutmadın, Akşam tatlı tatlı iftar etmedin, Niçin doğru yollarıma gitmedin, Derse Allah ben ne cevap vereyim. Günahdan kacmadın tutmadın emrin, Beyhüda yerlerde geçirdin ömrün, Simdi huzuruma sen nasıl geldin, Derse Allah ben ne cevap vereyim. Soğuk sıcak dedin abdest almadın, Kibir ucub geldi namaz kılmadın, Günah yığınına çare bulmadın, Derse Allah ben ne cevap vereyim, Beraat, Kadir verdim niçin bilmedin. İki rekat olsun namaz kılmadın, Beyhüda işlerden sen usanmadın, Derse Allah ben ne cevap vereyim. Niçin abdest alıp kılmadın namaz, Allah'a yalvarıp etmedin niyaz, Halk içinde senin ismin bi namaz, Derse Allah ben ne cevap vereyim. Ezanlar okundu niçin duymadın, Allah'ına niçin secde kılmadın, Bende sana cennetimi vermedim, Derse Allah ben ne cevap vereyim. Niçin terkedersin farzı-sünneti, Duymadın mı cehennemi cenneti, Değilmisin Muhammedin ümmeti, Derse Allah ben ne cevap vereyim. Ben seni yarattım has güller gibi, Kaş verdim göz verdim sümbüller gibi, Söyle amelini bülbüller gibi, Derse Allah ben ne cevap vereyim. |
Gözlerim yollarda kaldıGözlerim yollarda kaldı İmdat et ya Resulallah Hasretin bağrımı deldi İmdat et ya Resulallah Sana geldi hulle, Burak Ölüm değil elbet ırak Gelir bir gün en son durak İmdat et ya Resulallah Buraka biner gidersin Ümmetim çok zayıf dersin Bize şefaat edersin İmdat et ya Resulallah Mahşer yerinde durulur Mizan terazisi kurulur Herkese sual sorulur İmdat et ya Resulallah Mahşer yeri gayet sıcak Herkes gelir çırılçıplak Başlar açık, yalın ayak İmdat et ya Resulallah Yaşayanlar bir gün göçer Herkes ektiğini biçer Senin sözün elbet geçer İmdat et ya Resulallah |
Sana iman ettim, Sana inandım Sen'den başka ilah; Yoktur anladım Yalnız Sana kandım, Sana sığındım Aç kapılarını aciz kuluna Merhametlilerin Merhametlisi Rahmetlerin sonsuz, ey Efendisi Hamd yalnız Sana'dır, Şükür vadisi Aç kapılarını aciz kuluna Sana avuç değil, gönlümü açtım, Haram kıldığından, korkarak kaçtım Rahmetin bir kanat, onunla uçtum Aç kapılarını aciz kuluna |
GİDENLER DÖNMEDİ insan isen olma nefsine esir, Nefsini kendine kul et, ol emır, Kişi bu dünyaya bir kere gelir, Gidenler dönmedi tekrar, demişler. Sen sen ol eyleme kimseye hile, Hileye uğrarsın çekersin çile, Korkunun faydası yoktur ece!e, Ecel bir gün camın sunar demişler. (Figanf) |
Gel ey, konuşurken dudaklarına tebessümler karışan... Gel ey, yüzüne üzgünlerin üzüntüsünü dağıtmak yaraşan!.. Gel ey, âteş-i aşkına yanmak için âşıkları birbiriyle yarışan!.. Gel ey!.. Önce kendine çektin, sonra mugaylan dolu beyabanlarda dermansız koyup bizi bir başımıza gittin dönmemek üzere. Ve dudağının dokunduğu çeşmeler de gitti. Gittin ve vecd ile kendinden geçen zamanlar, sensizlik bunalımlarının gelgitleriyle kör kuyulara gömüldü. Gittin ve tenha elvedalarda düğümlendi sevinçlerimiz; durmuş çarklara sıkışıp kaldı çığlıklarımız. Sen gidince yanlış hesaplarında önce pazarlar kurduk köhne dünyanın, sonra köhne hesaplarıyla mezada çıkarıp aşklarımızı dünyalıklara sattık. Gittin de savrulan umutlarımızı ektik yollarına; sabrımızın gözlerine çekilen milleri çelik masıyetlerle mıhladık. Gerilmiş yaylarımız kepade düştü hoyrat ellerde, uykulu oyunlarda şahlarımız mat oldu; ve bileyli kılıçlarımız pas tuttu karanlık kınlarında. Ak kor olduk... Nemrudî alevlere soktular başlarımızı, hakikat, ak kor olduk... Vurdular durmadan dinlenmeden... Örslere konuldu başlarımız, hakikat vurdular dinlenmeden durmadan. Ağlattılar ağladıkça biz... Çeliğe su verelim diye ağladıkça ağlattılar bizi... Heyhât! Tutturamadık kıvamını suyun, isabet ettiremedik gözyaşlarımızın damlalarını çeliğe ve ilk çalışta kırıldı kılıçlarımız kara keçelere. Yenildik, yorulduk, yığılıp kaldık çıkmaz sokaklarda. Bütün sorularımızın cevapları cevapsız kaldı; bütün hayallerimizin hayali hayal oldu. Tel tel arzulara mahkûm edildi nefislerimiz ve ruhlarımız tül tül alevlerde yandı. Gizemli bilinmezliklerimizin iksirlerini gizli dünyalara gizlediler bizden. Gel ey!.. Hani dostların vardı, kimi aşk okuyan Kitaplar Kitabı'ndan; kimi ilham dokuyan hitaplar hitabından. Kimine köşkler düşmüştü cennetten, kimi cennette köşklere düştüydü hani. Kiminin ateşlerine rengi düşerdi gülün de; kimi güllere rengini düşürürdü ateşin. Kimine yıldızlar düşerdi göklerden, kiminin yıldızına düşerdi gökler ya... Hani sen "Yıldızlarım," demiştin, "hangisine uyarsanız doğru yola ulaşacağınız yıldızlarım!.." Sen gittin efendim ve hasretin yıldızlarını da çekti senden yana. Şimdi kim varsa yıldızlaşmaya yüz tutan, gökleri üzerine kapatıyor ehremenler. Bizler yanıyoruz, yanmamakta direniyor gökte yıldızlarımız... Güllerimiz küle durmakta yokluğunda, sultanlarımız kula dönmekte... Gel ey!.. Ayrılığında çoğalan alevleriyle arınalım aşkının; yanalım yandıkça ve yandıkça yanalım. Aşk yüzünden elbisesi yırtılan da, Hak uğruna gözlerini kurutan da seni arzulamakta şimdi. Bizi kendine madem yine sensin bağlayan ve ayrılığının derdine yine sensin ayrılıkla derman olan, o hâlde gülümse bize efendim, bize gülümse. "Allah onları sever; onlar da Allah'ı sever" sırrına ermekte rehberimiz ol, tut günahkâr ellerimizden; günahkâr ellerimizden tut. Sen ey!.. Gelsen hayallerimize bir kez... Ve üzerine sepet sepet güller döksek biz. Gelsen düşüncelerimize bir an... Ve baharları sersek ayağına çiçek çiçek, mevsim mevsim, ıtır ıtır... Dolunaylar yerine doğsan dünyamıza bir vakit... Ve zatını gündüz değilse, hayalini gece göstersen bizlere. Girsen ansızın düşlerimize, şefkat parmaklarınla okşasan başımızı ışık ışık... Ve ışığına düşsek pervaneler gibi; pervaneler gibi ışığına düşsek. Gel efendim... Bir kez doğ içimize de isterse kaybolsun dolunaylar, güneşler... Gir gözümüze de bir nefes, isterse silinsin tûtyâlar, sürmeler... İlham olup ak gönlümüze bir anda, isterse yitirilsin uçtan uca naatler ve gazeller, beyitler ve dizeler uçtan uca yitirilsin isterse... Gel efendim, dostluğuna muhtacız; umutsuz ve çaresiz bırakma çaresizlerini. Gel yeter ki, hakkımızda verilecek her hükme razı olalım. Gel ey, bitir bitmeyen hasretini içimizde! Gel ey, onsuz mutluluk bulamadığımız!.. Gel ey, kendisine layık olamadığımız!.. * Gel benim efendim, bir kez olsun dokun yüreğime, yüreğime dokun bir kez olsun... Yüreğim kanıyor efendim, kanıyor yüreğim!.. Çığlık çığlığa beşeriyet, çiğnenmiş reyhanlar misali hep seni arıyor. Uyandır zindanlara koyduğumuz Yusufî sevdalarımızı efendim. Uyandır bahtını üftadelerinin... Şeb-i hicrân yanar cânım döker kan çeşm-i giryânım Uyarır halkı efgânım kara bahtın uyanmaz mı? Önce kendine çektin, sonra mugaylan dolu beyabanlarda dermansız koyup bizi bir başımıza gittin dönmemek üzere. Ve dudağının dokunduğu çeşmeler de gitti. Gittin ve vecd ile kendinden geçen zamanlar, sensizlik bunalımlarının gelgitleriyle kör kuyulara gömüldü. Gittin ve tenha elvedalarda düğümlendi sevinçlerimiz; durmuş çarklara sıkışıp kaldı çığlıklarımız. Sen gidince yanlış hesaplarında önce pazarlar kurduk köhne dünyanın, sonra köhne hesaplarıyla mezada çıkarıp aşklarımızı dünyalıklara sattık. Gittin de savrulan umutlarımızı ektik yollarına; sabrımızın gözlerine çekilen milleri çelik masıyetlerle mıhladık. Gerilmiş yaylarımız kepade düştü hoyrat ellerde, uykulu oyunlarda şahlarımız mat oldu; ve bileyli kılıçlarımız pas tuttu karanlık kınlarında. Ak kor olduk... Nemrudî alevlere soktular başlarımızı, hakikat, ak kor olduk... Vurdular durmadan dinlenmeden... Örslere konuldu başlarımız, hakikat vurdular dinlenmeden durmadan. Ağlattılar ağladıkça biz... Çeliğe su verelim diye ağladıkça ağlattılar bizi... Heyhât! Tutturamadık kıvamını suyun, isabet ettiremedik gözyaşlarımızın damlalarını çeliğe ve ilk çalışta kırıldı kılıçlarımız kara keçelere. Yenildik, yorulduk, yığılıp kaldık çıkmaz sokaklarda. Bütün sorularımızın cevapları cevapsız kaldı; bütün hayallerimizin hayali hayal oldu. Tel tel arzulara mahkûm edildi nefislerimiz ve ruhlarımız tül tül alevlerde yandı. Gizemli bilinmezliklerimizin iksirlerini gizli dünyalara gizlediler bizden. Gel ey!.. Hani dostların vardı, kimi aşk okuyan Kitaplar Kitabı'ndan; kimi ilham dokuyan hitaplar hitabından. Kimine köşkler düşmüştü cennetten, kimi cennette köşklere düştüydü hani. Kiminin ateşlerine rengi düşerdi gülün de; kimi güllere rengini düşürürdü ateşin. Kimine yıldızlar düşerdi göklerden, kiminin yıldızına düşerdi gökler ya... Hani sen "Yıldızlarım," demiştin, "hangisine uyarsanız doğru yola ulaşacağınız yıldızlarım!.." Sen gittin efendim ve hasretin yıldızlarını da çekti senden yana. Şimdi kim varsa yıldızlaşmaya yüz tutan, gökleri üzerine kapatıyor ehremenler. Bizler yanıyoruz, yanmamakta direniyor gökte yıldızlarımız... Güllerimiz küle durmakta yokluğunda, sultanlarımız kula dönmekte... Gel ey!.. Ayrılığında çoğalan alevleriyle arınalım aşkının; yanalım yandıkça ve yandıkça yanalım. Aşk yüzünden elbisesi yırtılan da, Hak uğruna gözlerini kurutan da seni arzulamakta şimdi. Bizi kendine madem yine sensin bağlayan ve ayrılığının derdine yine sensin ayrılıkla derman olan, o hâlde gülümse bize efendim, bize gülümse. "Allah onları sever; onlar da Allah'ı sever" sırrına ermekte rehberimiz ol, tut günahkâr ellerimizden; günahkâr ellerimizden tut. Sen ey!.. Gelsen hayallerimize bir kez... Ve üzerine sepet sepet güller döksek biz. Gelsen düşüncelerimize bir an... Ve baharları sersek ayağına çiçek çiçek, mevsim mevsim, ıtır ıtır... Dolunaylar yerine doğsan dünyamıza bir vakit... Ve zatını gündüz değilse, hayalini gece göstersen bizlere. Girsen ansızın düşlerimize, şefkat parmaklarınla okşasan başımızı ışık ışık... Ve ışığına düşsek pervaneler gibi; pervaneler gibi ışığına düşsek. Gel efendim... Bir kez doğ içimize de isterse kaybolsun dolunaylar, güneşler... Gir gözümüze de bir nefes, isterse silinsin tûtyâlar, sürmeler... İlham olup ak gönlümüze bir anda, isterse yitirilsin uçtan uca naatler ve gazeller, beyitler ve dizeler uçtan uca yitirilsin isterse... Gel efendim, dostluğuna muhtacız; umutsuz ve çaresiz bırakma çaresizlerini. Gel yeter ki, hakkımızda verilecek her hükme razı olalım. Gel ey, bitir bitmeyen hasretini içimizde! Gel ey, onsuz mutluluk bulamadığımız!.. Gel ey, kendisine layık olamadığımız!.. * Gel benim efendim, bir kez olsun dokun yüreğime, yüreğime dokun bir kez olsun... Yüreğim kanıyor efendim, kanıyor yüreğim!.. Çığlık çığlığa beşeriyet, çiğnenmiş reyhanlar misali hep seni arıyor. Uyandır zindanlara koyduğumuz Yusufî sevdalarımızı efendim. Uyandır bahtını üftadelerinin... Şeb-i hicrân yanar cânım döker kan çeşm-i giryânım Uyarır halkı efgânım kara bahtın uyanmaz mı? Prof. Dr. İskender Pala |
HAK YOL İSLAM Kör dünyanın göz bebeğine Hak yol islam yazacağız Kuşların göz bebeğine Hak yol islam yazacağız Yola, ağaca, pınara Esen yele, yağan kara Yağmur yüklü bulutlara Hak yol islam yazacağız Koç burcuna, yay burcuna Bebeklerin avucuna Minarelerin ucuna Hak yol islam yazacağız Her kapının eşiğine Her sofranın kaşığına Yıldıza, aya, güneşe Hak yol islam yazacağız Her kapının eşiğine Her sofranın kaşığına Mağraların eşiğine Hak yol islam yazacağız Herkes duyacak bilecek Saklanmaz artık bu gerçek Yaprak yaprak, çiçek çiçek Hak yol islam yazacağız |
Kutlu Doğum Haftası Nur oldu; nurdan oldu; Kutlu doğum haftası… Ol fahri cihan oldu,… Müminlere sefası, Kutlu, Doğum haftası… Kalplere dolan nurun, Etrafında oturun, Allaha zikre durun, Gayri yoktur dahası, Kutlu, doğum haftası… Âlemlerin sahibi, Ol Muhammet Habipi, Yeniden doğmuş gibi, İnsanlığın en hası, Kutlu, doğum haftası… İnananlar saf tutun, O nur olsun tek sütün, Vahdet ile bir bütün Muhammed Mustafa sı Kutlu, doğum haftası… Yeri, göğü yaratan, Doğ ,diyince doğar tan Âlemlere renk katan, Şahlara kul yaftası, Kutlu, doğum haftası… Müminlere şen ola, Gülleri Gülşen ola, Gönüllere pusula, Yüreklerin taftası, Kutlu, doğum haftası… (Dr.Gürsoy SOLMAZ) |
Gül yüzünü rüyamızda (Rast) Gül yüzünü rüyamızda Gürelim ya RESULALLAH Gül bahçene dünyamızda Girelim ya RESULALLAH Sensin gönüller sultanı Getiren yüce Kur'anı Uğruna tendeki canı Verelim ya RESULALLAH Aşkınla yaşarır gözler Hasretinle yanar özler Mubarek ravzana yüzler Sürelim ya RESULALLAH Veda edip masivaya Yalvarıp yüce Mevlaya Şefaat - Mustafa' ya Erelim ya RASULALLAH Levlake dedi sana Hak Bağışla yüzümüze bak Huzurullaha yüzü ak Varalım ya RASULALLAH Derviş derki kardeşlere Çok selavat ver kardeşlere Gül yüzünü göre göre Ölelim ya RASULALLAH |
Bu bölüm sadece İslam ilahilerine ait degıl dıye dusundum ve Bende Bir Musevi ilahisi eklemek istedim, umarım hata yapmamışımdır.. Siyon'da oturan RAB'bi ilahilerle övün! Yaptıklarını halklar arasında duyurun! Yahuda'da Tanrı bilinir, İsrail'de adı uludur; Konutu Şalem'dedir Yaşadığı yer Siyon'da. Çünkü RAB Siyon'u seçti, Onu konut edinmek istedi. "Sonsuza dek yaşayacağım yer budur" dedi, "Burada oturacağım, çünkü bunu kendim istedim Kutsal Mezmur'dan alıntıdır... |
Taleal Bedru Aleyna (AYDOĞDU ÜZERİMİZE) Taleal bedru aleyna Minseniyyatil veda Vecebeş Şükrü aleyna Madea lillahida Eyyühel Meb üsü fiyha Citebil emril muta Cite şerreftel medine Merhaba ya hayrada Ay doğdu Üzerimize Veda tepelerinden Şükür gerekti bizlere Allah'a davetinden Sen Güneşsin Sen Aysın Sen nur üstüne nursun Sen süreyya ışığısın Ey Sevgili Ey Rasul |
EF’AL-İ MÜKELLEFİN Gece gündüz döner hep arz, Kâinat çok güzel bir tarz, Kesin delil ile belli, Hakkın emri bizler farz. Dünya’da yok tutan bir ip, İnsanlar farklı farklı tip, Zanni delil ile sabit, Hak buyruğu bize vacip. Düşün düşün ibadet et, Nasip olsun bize cennet, Peygamberin işlediği, Müslüman’a oldu sünnet. Yoksullar iyilik yap, İbadet et, işle sevap, Muhammed’in yaptığı, Bize oldu müstehap. Serbest demiş Resulallah, Ne sevap var, ne de günah, Ye,iç,otur,kalk,gez,uyu, Helâl, haram değil, mübah Gocunacak yok bir yaram, Azda olsa helâl param, Hakkın yasakladıkları, Bütün işler bize haram. Tufandan hiç korkar mı Nuh, Çünkü taşır temiz bir ruh, Peygamberlerin sevmediği, Elbet olur bize, mekruh. Taştan yaptı, KÂBE’yi Şit, Kur’ân bizlere tam mürşit, İbadet bozan şeyler, Müminlere oldu müfsit… |
SEN YOKTUN Sen yoktun... Hz Âdem’deydi nurun Önce cenneti, Sonra yeryüzünü şereflendirdin. Âdem nuruna affedildi Arafat bu affa şâhitti Sen yoktun Nuh’un gemisindeydi Nurun... Dalgalar yeryüzünü boğarken Taprağın bağrındaki su Gökyüzüyle buluşurken Ve bu bir ilahi azap derken, Allah nurunu taşıdı binbir sebeple Tûfan, nurunu selamladı edeple... Sen yoktun... Hz.İsmail’in alnındaydı Nurun İbrahimî bir dua yükseldi kimsesiz çöllerden “Rabbimiz” dedi, “Onlara kendi içlerinden Senin ayetlerini okuyacak Kitap ve hikmeti öğretecek onlara, Onları temizleyecek bir elçi gönder, Amin dedi on sekiz bin âlem Nurunla aydınlanan minicik ellerini semaya kaldırarak Amin dedi İsmail. Hira Nur dağı amin diyerek ayağa kalktı Medine’den adı Uhud olan bir amin yankılandı sevr dağında. Sen yoktun... Hz.İsa “Ahmed” diye muştuladı seni Alemlerin efendisi diye sana seslendi. Artık ben sizinle çok söyleşmem, dedi havarilerine.. Çünkü bu âlemin reisi geliyor... Bekleyin Ahmed geliyor. Kainata rahmet geliyor. Havarilerin yüzünü okşayan, Ölüleri dirilten bir nefes oldun Ama sen yoktun... Sen yoktun Sultânım, Hz. Abdullah’ın alnındaydı Nurun Başı eğik gezerdi mazlum Huteyle göklerden seni sorardı Varaka seni arardı semada Anneler kız çocuklarını hep ağlayarak sevdiler. Ağlayarak süslediler ölüme... Ağlayarak hadi dayına gidiyorsun dediler. Sen yokken, Canlı canlı toprağa gömülmenin adıydı dayıya gitmek. Anne yüreğinin çıldırtan çaresizliğiydi. Ve yavrusunun ölüme gidişini seyretmesiydi... En son çocuk atılırken çukura Annesinin suretinde bir melek tuttu onu Ve tebessüm ederek hira nur dağını gösterdi. Melekler süslüyordu hirâyı. Efendisine hazırlanıyordu cebel-i nur, Efendisine hazırlanıyordu mekke. Âlem Efendisine hazırlanıyordu Kainatın gözü Hz. Aminedeydi. Toprak yalvarıyordu rabbine, Allahım gönder artık diyordu. Gel diye ağlıyordu mazlumlar, gözleri semada Ve bir gelişin vardı ya rasulallah, Bir inişin vardı yer yüzüne... Önünde cebrail! Ardında yalın kılıç melekler! Bir inişin vardı yer yüzüne... Yetimler en huzurlu geceyi geçirdi belki de Öksüzler annelerine sarıldı doya doya. Sonra bir sessizlik kapladı seher vaktini. Herşey sus pus olmuştu. Hadi diyordu yıldızlar, Hadi diyordu ay! Kainat bir isim duymak istiyordu. Ve bir ses yükseldi Âmine’nin evinden; Muhammed! Karanlıklar aydınlığa bıraktı yerini. Muhammed! Melekler öptü o nurdan ellerini. Muhammed! Seni yaratan Allah’a kurbânız ey dürri yekta! Sana o adı veren rahmana kurbanız Artık sen vardın Susuz topraklara rahmet indi seninle Annenden sonra anne halime sevindi seninle Yağmura mı ihtiyaç var? Kaldır şehadet parmağını, Yağmurları salsın Allah. Sonra tut ağacın yaprağını, Köklerini çıkarttırıp yanında yürütsün Allah. Yeterki sen iste, Sen iste yarasulallah Deki ben kimim? Dağlar, taşlar dile gelsin, Dilsiz çocuklar ellerinden tutup, Ente Rasulullah desin. Sen vardın Bedir kârdı, Uhut dardı Hendek yârdı. Yiğitlerin vardı. Ölmek için yarışan yiğitler... Hele bir enesin vardı senin. Enes bin malik... Uhut’ta öldüğünü duyunca arkadaşlarına, Niye burada oturuyorsunuz diye sormuştu. Onlar da “Allah’ın Rasulü öldürülmüş deyince Enes kükremiş: “ Peki o öldükten sonra yaşayıp da ne yapacaksınız? Kalkın ve O’nun gibi ölün! Demişti. Ve savaşın en yoğun olduğu yerde şehit düşmüştü. Hem de ne şehit ey nebi! Vücudu yaralardan tanınmaz haldeydi. Kızkardeşi ancak parmaklarından tanıdı onu... Musab Bin Umeyr’in vardı senin. Uhut’ta sancağını taşıyan. Öyle bir aşkla sana bağlıydı ki Allah o gün melekleri Musab’ın suretinde indirdi. Ebu hureyren vardı... Acıkınca mescidin önünde durur sana bakardı. Sen anlardın, Ya Ebâhir gel! Derdin. Ve sen gittin... Bir gidişle gittin Ardında hüznün kaldı. Hasretin kaldı göklerde. Bilal ezan okuyamaz oldu Ne zaman teşebbüs etse Muhammed rasulullah demeye Dizleri üstüne çöker, kendinden geçerdi. Sonra günler ay, Aylar yıl oldu. Ve asırlar oldu Sensizliğe açtık gözlerimizi. Ama sen bırakmazsın bizi. Sen varsın ey şehitlerin sultanı Sen varsın! Bir şehit bile ölmezken Sana nasıl yok deriz. Ebutalip şama giderken devesinin önüne geçip Beni burda kime bırakıp gidiyorsun demiştin. Ne anam var ne babam... Ebutalip bırakmamıştı bu yüzden. Sensizliğin ızdırabıyla inleyen ümmetini kime bırakıp gidiyorsun Ya Rasûlallah! Bırakma bizi ki; Allah; Sen onların içindeyken onlara azab edecek değiliz buyuruyor. Bırakma bizi! Hayatı seninle öğretti Rahman. Kulluğu seninle tanıdık. Duayı senden öğrendik sevgili! Hz Ömer umre için senden izin isteyince, “Kardeşcik” dedin ona, Kardeşcik, duanda bana da yer ayırır mısın? Bizler Ömer değiliz ama Bütün dualarımız senin için Ey Rabbimiz! Rasulünü anışımızdan haberdar et! O’na binler salat, binler selam! Habibine Makam-ı Mahmut’u ver O’na vesileyi lutfet. O’nu refik-i Âlâya yükselt Bizi de affet O’nun hatrına affet Zatının hatrına Affet. Dursun Ali Erzincanlı |
allah sizden razı olsun arkadaslar |
İMANIM DUR GİTME!.... İmanım, dur, gitme. Beni bırakma! Beni bu yaban ellerde yalnız koyma. Daha tanışalı çok olmadı, ben kendimi sende buldum, ben CANr17;ımı seninle sevdim. Böyle apansız çekip gitme. Dünya sensiz çekilmez bir yer. Hayat zor, hayat boş. Hayat denince akla zevk, sefa, eğlence gelir olmuş. Örfler adetler unutulmuş. Saygı desen kaybolmuş. Evler zindan. Kurtar beni bu zindandan. Yollar karanlık, bir yol bulsam da yolunda olsam. Yollara düşsem de katıksız kalsam. Aç kalsam, susuz kalsam. Ama sensiz kalmasam. Sen beni bırakmasan? Hep yanımda olsan. Yalnız kaldığım gecelerde arkadaş, dertli olduğum anlarda dost, çaresiz kaldığım günlerimde umut, aşksız kaldığım zamanlarda yârr30; Bu yürek hep kanar, kanar da saran olmaz. Sen gidersen bu kan durmaz. Yürek acır, yürek yaralı. Ruhum acır, ruhum karalı. Karanlıklara esir etme beni. Sana susuzum ben, açım sana. Beni yalnız bırakma bilmediğim bu diyarlarda. Dayanağım sen ol bu uçurumlarda. Sen yoksan hiç bir yere gidemem. Sen yoksan önümü göremem. Sen yoksan kalbimi dinleyemem. Sen yoksan ruhumu hissedemem. Sen yoksan, sen yoksan, ben de yokum. Ben kendimi sende buldum Güneşim olur musun? İman ateşinizin hep yanması, ömrünüz boyunca sönmemesi duasıyla.. |
Naat Seccaden kumlardı.. Devirlerden, diyarlardan Gelip, göklerde buluşan Ezanların vardı! . Mescit mümin, minber mümin... Taşardı kubbelerden tekbir, Dolardı kubbelere “amin”.. Ve mübarek geceler dualarımız; Geri gelmeyen dualardı... Geceler ki pırıl pırıl Kandillerin yanardı.. Kapına gelenler ya Muhammed, - uzaktan, yakından – Mümin döndüler kapından... Besmele, ekmeğimizin bereketiydi; İki dünyada aziz ümmet, Muhammed ümmetiydi... Konsun – yine - pervazlara Güvercinler, “hu hu” lara karışsın Aminler, Mübarek akşamdır; Gelin ey fatihalar, yasinler... Şimdi seni ananlar, Anıyor ağlar gibi... Ey yetimler yetimi, Ey garipler garibi; Düşkünlerin kanadıydın Yoksulların sahibi.. Nerde kaldın ey resul, Nerde kaldın ey nebi! .. Günler ne günlerdi, ya Muhammed! .. Çağlar ne çağlardı; Daha dünyaya gelmeden Müminlerin vardı... Ve bir gün ki gaflet Çöller kadardı, Halime’nin kucağında, Abdullahın yetimi, Amine’nin emaneti ağlardı.. Hatice’nin goncası Aişe’nin gülüydün.. Ümmetin göz bebeği Göklerinresulüydün.. Elçi geldin, elçiler gönderdin; Ruhunu Allah’a; elini ümmetine verdin, Beşiğin, yurdun, yuvan Mekke’de bunalırsan; Medine’ye göçerdin.. Biz, Bu dünyadan nereye Göçelim ya Muhammed! Yeryüzünde riya, inkar, hıyanet Altın devrini yaşıyor... Diller, sayfalar, satırlar “ebu leheb öldü” diyorlar; Ebu leheb ölmedi ya Muhammed! Ebu cehil; kıt’alar dolaşıyor... Neler duydu şu dünyada Mevlidine hayran kulaklarımız; Ne adlar ezberledi ey nebi! Adına alışkın dudaklarımız.. Artık yolunu bilmiyor, Artık yolunu unuttu Ayaklarımız Kabene siyahlar Yakışmamıştır ya Muhammed! Bugünkü kadar! Hased gururla savaşta; Gurur; kaf dağında derebeyi.. Onu da yaralarlar kanadından Gelse bir şefkat meleği.. İyiliğin türbesine, Türbedar oldu iyi.. Vicdanlar sakat Çıkmadan ya Muhammed yarına! İyilikler getir, güzellikler getir Adem oğullarına... Şu gördüğün duvarlar ki Kimi taiftir, kimi hayberdir... Fethedemedik ya Muhammed Senelerdir... Ne doğruluk, ne doğru; Ne iyilik, ne iyi; Bahçende en güzel dal, Unuttu yemiş vermeyi... Günahın kursağında Haramların peteği.. Bayram yaptı yabanlar Semave’yi boşaltıp; Save’yi dolduranlar Atını hendeklerden – bir atlayışta – Aşırdı aşıranlar.. Ağlasın yesrib! Ağlasın selmanlar... Gözleri perdeleyen toprak, Yüzlere serptiğin topraktı... Yere dökülmeyecekti ey nebi! Yabanların gözünde kalacaktı! Konsun – yine - pervazlara Güvercinler, “hu hu” lara karışsın Aminler,... Mübarek akşamdır; Gelin ey fatihalar, yasinler... Ne oldu ey bulut, Gölgelediğin başlar? Hatırında mı ey yol, Bir aziz yolcuyla Aşarak dağlar, taşlar Kafile kafile, kervan kervan Şimale giden yoldaşlar.... Uçsuz bucaksız çöllerde Yine izler gelenlerin; Yollar gideceklerindir.... Şu tekbir getiren mağara, Örümceklerin değil; Peygamberlerindir, meleklerindir. Örümcek ne havada Ne suda, ne yerdeydi Hakkı göremeyen Gözlerdeydi Şu kuytu cinlerin mi, perilerin yurdu mu, Şu yuva ki bilinmez; Kuşları hüdhüd müdür, güvercin mi Kumru mu.. Kuşlarını bir sabah, Medine’ye uçurdu mu.. Ey abva’da yatan ölü, Bahçende açtı dünyanın En güzel gülü; Hatıran uyusun çöllerin, Ilık kumlarıyla örtülü.. Dinleyene hala Çöller ses verir.... Yaleyl, susar, Uğultular gelir... Mersiye okur uhud, Kaside söyler bedir; Sen de bir hac günü Başta muhammed, yanında Ebu bekir, Gidenlerin yüz bin olup dönüşünü, Destan yap ey şehir! Konsun – yine - pervazlara Güvercinler, “hu hu” lara karışsın Aminler,... Mübarek akşamdır; Gelin ey fatihalar, yasinler... Vicdanlar sakat Çıkmadan ya Muhammed yarına! İyiliklerle gel, güzelliklerle gel Adem oğullarına... Yüreklerden taşsın Yine imanlar! Itri, bestelesin tekbirini; Evliya okusun kur’anlar.. Ve kur’anı göz nuruyla çoğaltsın Kayışzade osmanlar... Na’tını galib yazsın, mevlidini Süleymanlar.. Sütunları, kemerleri, kubbeleriyle Geri gelsin sinanlar.. Çarpılsın, hakikat niyetine Cenaze namazı kıldıranlar! Gel ey Muhammed! Bahardır Dudaklar ardında saklı “amin”lerimiz vardır.. Hacdan döner gibi gel.......... Miraçtan iner gibi gel........... Bekliyoruz yıllardır! Bulutlar kanat, ruzgar kanat; Hızır kanat, cibril kanat, Nisan kanat, bahar kanat; Ayetlerini ezber bilen, Yapraklar kanat... Açılsın göklerin kapıları Açılsın perdeler, kat kat.. Çöllere dökülsün yıldızlar, Dizilsin yollarına Yetimler, günahsızlar.. Çöl gecelerinden yanık Türküler yapan kızlar Sancağını saçlarıyla dokusun; Bilal-i habeşi sustuysa; Ezanlarını davud okusun! Konsun – yine - pervazlara Güvercinler, “hu hu” lara karışsın Aminler,... Mübarek akşamdır; Gelin ey fatihalar, yasinler... Arif Nihat Asya |
40 Yaşındasın 40 Yaşındasın Rahmetini umarak Günahkar bir dille; Allah Azze ve Celle Ya Rasulallah, Âlemlere rahmet hayatın geçiyor kalbimizden, Kalbimizden seyrediyoruz seni. İşte Bir yaşındasın, Beni Sa'd yurdundasın Sana süt anne olmadı kadınlar Bu yüzden dargın bulutlar Bir damla yağmur indirmiyor Kıtlık hüküm sürüyor Beni Sa'd yurdunda Minicik bir bulut var gökyüzünde Sana aşık... Ayrılmıyor başucundan Ve insanlar yağmur duasında... Hz.Halime kucağına alıyor seni Yüzünde bir gölgelik...Seni güneşten korumak için Oysa minicik bulut gökyüzünde Sana meftun, sana kilitli... Ve dua eden rahibin kucağındasın Dünyalar güzeli gözlerine bakıyor rahip Kıtlığı da unutuyor, yağmuru da, duayı da Ama sen unutmuyorsun Uğruna canlarımız feda o gözlerinle gökyüzüne bakıyorsun O minicik bulut ilişiyor bakışlarına Büyüyor, büyüyor... Sonra nazlı, nazlı yağmur damlaları iniyor buluttan Fakat çoğusu bilmiyor yağmurun geliş sebebini Çoğusu bilmiyor seni... Altı yaşındasın Medine-i Münevvere yolundasın Yanında aziz annen ve Ümmü Eymen Yetimliğini hissediyorsun baba kabristanında Sonra yolda, Ebva'da öksüzlük karşılıyor seni Mekke'ye annesiz giriyorsun Abdulmuttalip bir başka seviyor seni Ebu Talip bir başka seviyor Ya Rasulallah Mekke çocukları annelerine seslenirler miydi senin yanında Onlar anne deyince sen yere mi bakardın Mekke rüzgarları kaç gece gözyaşlarını taşıdı Ebva'ya Kaç gece anne diye hıçkırdın Efendim! Senin yerine de anne dedik annemize Senin yerine de baba dedik Yirmi beş yaşındasın Ve bambaşkasın Kimse sana denk değil Şefkat yayıyor kokun Güven veriyor sesin Sen Muhammed-ül Emin' sin Otuz üç yaşındasın Dalga dalga rahmet var Otuz beş yaşındasın Hadi gel bekletme yar İniltiler çalıyor kapısını göklerin Hadi gel bekletme yar Sinesi çatlayacak Rasul bekleyenlerin... Hadi gel ey Yâr! Nurdağına davet var İşte Kırk yaşındasın Hira Nur dağındasın Cibril iniyor göklerden Ve nokta nokta her yerden salat, selam yükseliyor Sen kâinatın yüreğinden hasretle kopan ' Ah! ' sın Karanlık gecelerimize sabahsın Sen Nebiyullahsın Sen Habibullahsın Sen Rasulullahsın Niye incittilerki seni sultanım Niye işkence yaptılarki sana Ebu Talip öldü diye mi bu pervasızca saldırılar Himayesiz kaldın diye mi Kabe'deki ağlayışın geliyor gözümüzün önüne ' Amca yokluğunu ne çabuk hissettirdin ' diyişin Haremde namaz kılışın geliyor aklımıza Başına pislikler saçılıyor Başlar feda o mübarek başına Nasipsizler sana bakıp nasıl da gülüyorlar Biri koşuyor Mekke sokaklarından sana doğru Biri koşuyor ama sanki yere inmiş Arş-ı Âla ' Bu koşan kimdir ' diye bir soru dolaşıyor boşlukta Bu koşan kim? Ve cevap veriyor biri: Muhammed' in kızı Fatımatüz-Zehra Velilerin anası... Yüzünü gözünü siliyor biricik kızın Sana yeryüzünde en çok benzeyen Gülmesi sen, ağlaması sen ' Ağlama kızım ' diyişin geliyor aklımıza Niye çıkardılar ki yurdundan seni Himayesiz kaldın diye mi Onlar bilmiyorlar mıydı seni himaye edeni Seni yetim bulup barındıranı Seni alemlere rahmet kılanı Onlar deli diyorlardı sana, sen susuyordun Mecnun diyorlardı, şair diyorlardı, sen susuyordun 'Seni bizim elimizden kim kurtaracak' diyorlardı Sen, Sen ' Allah! ' diyordun Allah Azze ve Celle Semayı haşyet kaplıyordu Sen ' Allah! ' diyordun Arş-ı Âla titriyordu Bedir' de ' Allah! ' diyordun Üç bin melek iniyordu alaca atlarda Yüz yirmi beş bin sahabi: ' Anam babam sana feda olsun ' diyordu Ya Rasulallah Medine-i Münevvere sokaklarında yürüyordun Neccar Oğulları'nın küçük kızları seni görünce Sevinçten ne yapacaklarını bilememişlerdi ' Beni seviyor musunuz ' diye sormuştun onlara ' Seni çok seviyoruz Ya Habiballah ' demişlerdi Sen de: ' Allah biliyor ki ben de sizi çok seviyorum' demiştin Bu gün yaşayan gençler var Neccar Oğulları'nın kızları diğil belki Ama seni onlar da çok seviyor Gözyaşlarından belli ki seni canlarından çok seviyorlar Senden başka kimseleri yok Allah biliyor ki sen onları da çok seviyorsun Altmış üç yaşındasın Refik-i Âla duasındasın Senin için siyah yünden çizgili bir cüppe dokunmuştu Kenarları beyazdı Onu giyerek ashabının yanına çıkmıştın Ve mübarek ellerini dizine vurarak: ' Görüyor musunuz ne kadar güzel ' demiştin Meclisinde bulunan biri sana seslenmişti: ' Anam babam sana feda olsun ya Rasulallah, onu bana ver ' Niye istemişti ki senden sevdiğini bile bile İstendiğinde katiyyen ' hayır ' demediğini bile bile ' Peki ' dedin o zata Ve sen yine yamalı, eski cübbeni giydin Dostuna kavuşmana bir hafta kalmıştı Aynı cübbeden yine yine diktirdiler Ama giyinmek nasip olmadı Haberler uçurmuştun Ebu Hureyre' nin diliyle: ' Benden sonra öyle kimseler gelecek ki, keşke peygamberi görseydik de ne malımız ne de evladımız olsaydı diyecekler ' Ve Hz. Enes ile paylaşmıştın özlemini ' Beni görmedikleri halde bana iman eden kardeşlerimi görmeyi çok isterdim' Sultanım! Ey Medine minberinde ' ümmeti, ümmeti ' diye hüznü giyen sevgili Ey Mekke mihrabında alemler hesabına ' Allah! ' diyen sevgili Bize lütfu ilahi bahşedilen kapına diz çöktük, bey' at ettik Rabbinden bize ne getirdi isen amenna Duyduk, itaat ettik Ya Rasulallah Sen hâlâ kırk yaşındasın Ve hâlâ ümmetinin başındasın... Dursun Ali Erzincanlı |
Karanlığın Işığı MUHAMMED (S.A.V) Allah,ü téalanın nuru yüzünde Rahmeti alemin dili Muhammed (s.a.v) Kalbi temiz sudan duru özünde İslam’ı alemin yolu Muhammed (s.a.v) İkram sofrasıydı ibret bazında Bereketi çoktu zerre azında Ezildi ezmedi durdu sözünde Sert rüzgarın serin yeli Muhammed (s.a.v) Temiz berrak sözü hak niyazında Yardıma koşardı burak hızında Hasan Hüseyin,i torun dizinde Candan cana yakın eli Muhammed (s.a.v) Geceler ışıktı onun gözünde Merhamet kaynardı karda buzunda Babalık sevgisi Fatma kızında Tuba ağacının dalı Muhammed (s.a.v) Adalet kaynardı hep kazanında Hakkı hak tartardı hak mizanında Oku öğren çalış demiş lafzında Evliya alimin gölü Muhammed (s.a.v) Hak aşkına yanar çölün düzünde Sıddık Osman Ömer Ali izinde Allah’ın kudreti vardı gürzünde Yiğit cesur asker kolu Muhammed (s.a.v) Azamet mühür,ü var omuzunda Hak kitabı kuran nur havuzunda Davut Musa İsa hak nazarında Rabbinin habibi kulu Muhammed (s.a.v) Kıyamete kadar parlak yıldızı Ümmetinden çıkmaz onun yaldızı Muhammed kucağı üşütmez bizi İslam’ın sevilen gülü Muhammed (s.a.v) Başak Akdeniz |
Hepimize ithafen; EĞER BİR GÜN... Eğer Muhammed Peygamber(sav) ziyaretimize gelse, Yalnızca birkaç günlüğüne Aniden gelmiş olsa Merak ediyorum neler yapacağız? Biliyorum en güzel odanızı vereceğinizi Böyle şerefli bir konuğa Ve ona sunacağınız tüm yiyeceklerin en iyisi olacağına, Ve inandırmaya çalışacağınızı O'nu evinizde görmekten mutluluk duyduğunuza, Gerçekten evinizde O'na hizmet etmenin Karşılaştırılmaz bir haz olduğuna... Fakat gelirken gördüğünüzde O'nu Kapıda mı karşılayacaksınız? Kollarınız,ziyaretçinizi buyur etmek için uzanmış olarak! O'nu içeri almadan önce, Bazı dergileri saklayıp,yerine Kur'an mı koyacaksınız? Hala açık saçık filmlerimi seyredeceksiniz televizyonda? Ya da koşacakmısınız kapatmaya,O kızmadan önce! Ya ağzınızdan çıkmasını mı dilerdiniz en son kaba ve çirkin kelimenin? Dünyalık müziğinizi saklayarak ve bunun yerine hadis kitapları mı çıkaracaksınız? Hemencecik içeriye girmesine izin verecek misiniz? Ya da sağa sola mı koşturacaksınız? Ve merak ediyorum,eğer Peygamber birkaç günü sizinle geçirmiş olsa, Hemen yapmaya mı koyulacaksınız,her zaman yapa geldiğiniz şeyleri? Ailenizdeki sohbet ortamı eski halini mi koruyacak? Ve her yemekten sonra zor mu bulacaksınız sofra duası etmeyi? Her vakit namazınızı kılacak mısınız,hiç yüzünüzü asmadan? Ve her zaman yataktan erkenden fırlayacak mısınız sabah namazı için? Her zaman söylediğiniz şarkıları söyleyecek misiniz? Ya her zaman okuduğunuz kitapları...? Ve izin verir misiniz bilmesine,aklınızın ve ruhunuzun beslediği şeyleri! Peygamber'i yanınıza alır mısınız gitmeyi planladığınız her yerde? Ya da planlarınızı değiştirir misiniz,yalnızca birkaç günlüğüne? Onunla tanıştırmaktan mutlu olurmusunuz,en yakın arkadaşınızı? Ya da uzak durmalarını mı umarsınız ziyareti bitene dek...? O'nun sizinle kalmasından mutlu olurmusunuz ilelebet,sonsuza dek? Ya da rahat bir nefes mi alırsınız ziyareti bittiğinde? Bilmek ilgi çekici olabilir yapabileceğiniz şeyleri, Eğer Muhammed Peygamber(sav) kendisi gelse, Sizinle biraz vakit geçirmek için. İngilizce'den çeviri:Mevlüt CEYLAN İskender Paşa Levend Sevdi Yumağı Grubu Sorumlusu:Ş.A. |
"ALLAHIM" 'Sensin her zaman yanımda olan,dar zamanlarımda yüreğimin yankılarini duyan… Sensin karanlıklar ortasında dolunaylar gibi kalbime doğan.. Sen benden cansın,SEN hayatıma anlamsın.. geceleri buram -buram tüten hıçkırıklarımdan, bütün arayışlarımda,dalgalı bir denizin ortasında çırpınan ruhumda , Sensin gökkubbemin rengarenk gökkuşağı… özüm Sensin,Tebessum ettiğimde Sen benim gülümsemensin.. Sen benim yüreğimsin,beni hakiki seven Sensin.. ellerimin,gözlerimin,yüreğimin mimarı! her bir zerrenmin nakışlarında,sanatından bir emareyim.. gözlerime Nurundan ışıklar vermeseydin,şu kainat tablosunu göremeyecekti gözlerim. sevgiyi kalbime ilham etmeseydin, Seni sevmenin güzelliğini,sonsuz acizliğimle bilemeyecekti yüreğim.. gözlerime ağlamak nimetini vermeseydin, gözyaşının kalbimle olan dostluğundan bi-haber kalacaktı gözlerim.. her gün güneş olup aydınlattın semaları,karanlıkta bırakmadın umutlarım.. Ey cömertlerin En cömerti! Rezzak isminle donattın afakımı,Settar isminle örttün ayıplarımı, Tevvab isminle her defasında kabul ettin tevbelerimi… “Yine Gel”!dedin..tekrar geldim ,sana geldim Allah’ım! Vedud olan Sensin seven sensin,senden başka kimim var ki,kapısına gideyim? aşkınla kuşat,aşkından mahrum kalmış naçar yüreğimi.. baharım Sen ol sevgili.! Hazanda bırakma,yapraklarım dökülüyor.. Gülüstanım sen ol Ey Sevgili! Ey ellerimden tutanım.! Sana kavuşmak çıktığım bu sevdalı yolculukta sarp yokuşları çıkarma karşıma.. ey fukara yüreğimin Rahmeti sonsuz Sevgilisi! beni sana sürünerek değil,koşarak getir.. uzattım ellerimi,bırakma beni. toprağımda Nurun ol,cennetimde gülüm ol! Elim sen ol Allah’ım! Kolum kanadım,dilim damağım,tek güvenim dayanağım,sahibim Sen ol… Ayım güneşim, Gözyaşımtebessümüm,Sen ol.. Geldım işte kapına,Aşkının fukarasıyım. Aşkım sen Ol Allah’ım, Aşkım Sen ol! |
Kıl Namazını Ey kul! kıl namazını,yap taatini Ne zamandır bilinmez ölÜm saati Kıldıysan namazı kazandın cenneti Elde ettin iki cihan saadeti Namaz dinin direğidir,temelidir Rabbimizin kullarına bir emridir Kim olur ki bu emri yerine getirir O kişinin dini sağlam ve diridir Kıl namazını ihlasla,samimiyetle HergÜn devam et sabırla,dirayetle Hep yanyana ol camide cemaatle Her yanın dolsun rahmetle,bereketle Namazlar mÜmin kulların miracıdır YÜzÜnÜn nuru,imanının tacıdır Her insanın mutlaka ihtiyacıdır Dertlerin,sıkıntıların ilacıdır Ahrette ilk sorgu sual namazdandır Namaz kılmak mÜminlerin şanındandır Onların tahtı zÜmrÜtten,altındandır Cennette giysisi ipek kumaştandır |
Dini Şiirler / İlahiler-O Gece Sendin Gelen O GECE SENDIN GELEN ALLAHÜMME SALLİ ALA MUHAMMEDİN VE ALA ALİ MUHAMMED ARŞIN KUBBELERİNE ADI NURLA YAZILAN İSMİ SEMADA AHMED YERDE MUHAMMED OLAN YEDİ KATLI GÖKLERDE HÂKK CEMALİNİ BULAN EVVEL AHİR YOLCUSU YA HZ.MUHAMMED (SAV). SAĞNAK NUR YAĞMURLARI İNERKEN YEDİ KATTAN O GECE SENDİN GELEN EZEL KADAR UZAKTAN MELEKLER HER ZERREYE MÜJDE VERİRKEN HÂKK'TN O GECE SENDİN GELEN YA HZ. MUHAMMED GÜNEŞLER O GECENİN NURUNA SECD EDERKEN YILDIZLAR MEŞK İÇİNDE KAİNAT VECDEDERKEN BÜTÜN HAMDÜ SENALAR YÜCE RABB'E GİDERKEN O GECE SENDİN GELEN YA HZ.MUHAMMED(sav) O GECE SAVE GÖLÜ MUCİZEYLE KURURKEN KİSRA SARAYLARINDA SÜTUNLAR SAVRULURKEN ARZDAN ARŞA ALEMLER RAHMETİNİ BULURKEN O GECE SENDİN GELEN YA HZ.MUHAMMED(SAV) SEN Kİ DOĞUM KUNDAĞI AK BULUTLA ÖRÜLEN DOĞAR DOĞMAZ ALLAH'A SECDE EMRİ VERİLEN ALNINDA ALEMLERE RAHMET TACI GÖRÜLEN KAİNAT EFENDİSİ YA HZ.MUHAMMED'SAV) SEN Kİ GÜZEL HUYLARIN AHLAAKIN MEŞALESİ SABIR DORUKLARINDA BEŞERİN EN YÜCESİ SENİN CENNET MEKANIN FAKİRLERİN HANESİ GÖNÜLLER HAZİNESİ YA HZ.MUHAMMED(SAV) SANA ŞAHİT SONSUZLAR EZELDEN BERİ HER AN SANA ŞAHİT AYETLER HER ZERRE VE HER MEKAN SENDEN UZAK DURMAYA NASIL DAYANIR BU CAN SEN HER CANDA CANANSIN YA HZ.MUHAMMED SAV MİRAC GECESİ BİR BİR AÇILIYORKEN GÖKLER SENİ SELAMLIYORKEN HER KATTAN PEYGAMBERLER ÖYLE BİRAN GELDİKİ DURDU BÜTÜN MELEKLER HÂKK'A YALNIZ YÜRÜDÜN YA HZ.MUHAMMED(sav) GÖNÜL GÖZÜ GÖRMEYEN CAN GÖZÜNÜ NEYLESİN. DÜNYADA DÖNMEYEN DİL AHRETTE NE SÖYLESİN MEVLA BÜTÜN BEŞERİ ÜMMETİNDEN EYLESİN SANCAĞININ ALTINDA YA HZ.MUHAMMED(SAV) HÂKK İLE KUL VUSLATI O İLAHİ DÜĞÜNDE HİÇ KİMSEDEN KİMSEYE FAYDA VERMEYEN GÜNDE HASATLAR HAS TARTILAN O TERAZİ ÖNÜNDE NOKSANLARIM BAĞIŞLAT YA HZ.MUHAMMED(SAV) BİLİRİZKİ HÜKMÜ YOK BU DÜNYA NİMETİNİN GÖNÜLDÜR SERMAYESİ AHİRET SERVETİNİN SANA SELAT VE SELAM GÖNDEREN ÜMMETİNİN CENNETLER ŞAHİDİ OL YA HZ.MUHAMMED (SAV) Alıntıdır |
slm |
sırf dört büyük meleklerle ilgili şiirler istiyorum |
MP3 FALAN YAYINLAYAMIYORUZ YASAK ...İNDİRME PROGRAMLARINI DENEYİNİZ |
lütfen meleklerle ilgili(dört büyük melek)ile ilgili olsun lütfen bişiler yollarmsıınız çok acil |
Ormanda büyüyen adam azgını Çarşıda pazarda insan beğenmez Medrese kaçkını softa bozgunu Selam vermek için keşan beğenmez. Alemi ta’n eder yanına varsan Seni yanıltır bir mesele sorsan Bir cim çıkmaz eğer karnını yarsan Camiye gelir de erkan beğenmez. Elin kapısında karavaş olan Burnu sümüklü hem gözü yaş olan Bayramdan bayrama bir traş olan Berbere gelir de dükkan beğenmez. Dağlarda bayırda gezen bir yörük Kim tımar sipahi kimi ser bölük Bir elife dili dönmeyen hödük Şehristana gelir ezan beğenmez. Bir çubuğu vardır gayet küçücek Zum-ı fasidince keyif sürecek Kırık çanağı yok ayran içecek Kahvede fağfuri fincan beğenmez. Aslında neslinde giymemiş hare İş gelmez elinden gitmez bir kare Sandığı gömleksiz duran mekkare Bedestene gelir kaftan beğenmez. Kazak Abdal söyler bu türlü sözü Yoğurt ayran ile hallolmuş özü Köyden şehre gelen bir köylü kızı İnci yakut ister mercan beğenmez. |
Hakk şerleri hayr eyler, zannetme ki gayr eyler, arif anı seylerler, Mevlam görelim neyler neylerse güzel eyler.. |
DAVA...YÜREK İSTER Dava Bilal gibi kızgın kumlara ve taşlara rağmen ALLAH diyerek ölmektir Dava Yusuf gibi imtihana göğüs germek... Köle olarak girdiği zindandan Peygamber gibi çıkmaktır Hamza gibi binlerce can feda etmektir Dava Halit Bin Ziyat gibi şehitlere karışmak Dava Ebu Bekir gibi sadakat ister Cenneti değil yalnız ALLAH'ın rızasını diler Dava Sahabe açken karnına iki taş bağlayan Peygamberin davasıdır Dava atılan taşları tutup güller sunmaktır Dava düşman olarak girilen kapıdan dost çıkmaktır Dava bırakılan emaneti canı gibi korumaktır Dava Sümeyye'nin örtüsü için canını vermesi ALLAH'a canlarla gitmesidir Dava adaletin,sevginin,aşkın,dostluğun,sadakatin annesidir Dava yüz yaşında bile olsa ALLAH'tan şehadeti dileyen Ebu Eyüp El-Ensari'nin mücadelesidir... Dava ezanlarda tek yürek olmak secdelerde ALLAH'a varmaktır Ebu Cehil'lere dur deme... Zalimlere göğüs germe... Zulme direnme,haklının yanında,haksızın karşısında olmaktır Dava bir yetim görüldü mü koruma ve okşama Resul'ün bile Bir yetim olduğunu unutmama davasıdır Bu dava gönül ister,çokluk değil ,birlik ister;bu dava yüreğiyle sevgiyle Devleşerek iman ister... Dava safını belirlemek ,imanını güçlendirmek Senin rızan için ben buradayım ya Rabbim diyebilmektir... Dava çakıl taşları kadar,denizler kadar çok günahı bile olsa Onu affederek bir ALLAH'a sahip olduğunu bilme davasıdır... ALLAH sabrınızı daim,azminizi baki,davanızı mübarek kılsın (AMİN) |
ben dini şiir aramıyorum..... gezegenlerle ilgili arıyorum.!!!!!!!!! |
SEN YOKTUN! Dursun Ali Erzincanlı Sen yoktun...Hz Adem'deydi nurun Önce cenneti, Sonra yeryüzünü şereflendirdin. Adem nuruna affedildi Arafat bu affa şahitti. Sen yoktun Nuh'un gemisindeydi Nurun... Dalgalar yeryüzünü boğarken Toprağın bağrındaki su Gökyüzüyle buluşurken Ve bu bir ilahi azap derken, Allah nurunu taşıdı binbir sebeble Tufan,nurunu selamladı edeple... Sen yoktun... Hz.İsmail'in alnındaydı Nurun İbrahimi bir dua yükseldi kimsesiz çöllerden "Rabbimiz" dedi, " Onlara kendi içlerinden Senin ayetlerini okuyacak Kitap ve hikmeti öğretecek onlara, Onları temizleyecek bir elçi gönder "; Amin dedi on sekiz bin alem Nurunla aydınlanan minicik ellerini Semaya kaldırarak Amin dedi İsmail. Hira Nur dağı amin diyerek ayağa kalktı Medine'den adı Uhud olan bir amin yankılandı Sevr dağında. Sen yoktun Sultanım... Hz.İsa Ahmed diye muştuladı seni Alemlerin efendisi diye sana seslendi " Artık ben sizinle çok söyleşmem "dedi havarilerine Çünkü bu alemin reisi geliyor... Bekleyin Ahmed geliyor Kainata Rahmet geliyor... Havarilerin yüzünü okşayan, ölüleri dirilten bir nefes oldun. Ama sen yoktun. Sen yoktun.... Hz.Abdullahın alnındaydı Nurun Başı eğik gezerdi mazlum Put eyle göklerden seni sorardı Varaka seni arardı sema'da Anneler kız çocuklarını hep ağlayarak sevdiler. Ağlayarak süslediler ölüme!... Ağlayarak “hadi dayına gidiyorsun” dediler. Sen yoktun Sultanım... Canlı canlı toprağa gömülmenin adı idi dayıya gitmek, Anne yüreğinin çıldırtan çaresizliği idi, Ve yavrusunun ölüme gidişini seyretmesiydi. En son çocuk atılırken çukura, Annesinin suretinde bir melek tuttu onu Ve tebessüm ederek Hira Nur dağını gösterdi Melekler süslüyordu Hira'yı, Efendisine hazırlanıyordu Cebel-i Nur Efendisine hazırlanıyordu Mekke Alem, efendisine hazırlanıyordu. Kainatın gözü Hz.Amine'deydi Toprak yalvarıyordu Rabbine... Gel diye ağlıyordu mazlumlar Gözleri Sema'da Ve bir gelişin vardı Ya Resülallah Bir inişin vardı yeryüzüne Ve cebrail ardında yalın kılıç melekler Bir inişin vardı yeryüzüne Yetimler en huzurlu geceyi geçirdiler belki de...doya doya. Sonra bir sessizlik kapladı seher vaktini Herşey sus pus olmuştu. Hadi diyordu yıldızlar, hadi diyordu Ay, Kainat bir isim duymak istiyordu Ve bir ses yükseldi Amine’nin evinden Muhammed... Karanlıklar aydınlığa bıraktı yerini Muhammed... Seni yaratan Allah'a kurbanız Ey Dürr-i Yekta... Sana O adı veren Rahman’a kurbanız. Artık sen vardın... Susuz topraklara rahmet indi seninle Annenden sonra, anne Halime sevindi seninle Yağmura mı ihtiyaç var?... Kaldır şehadet parmağını... Yağmuru salsın Allah Sonra tut ağacın yaprağını Köklerini çıkarttırıp yanında yürütsün Allah. Yeter ki sen iste Sen iste Ya Resülallah Deki; ben kimim?... Dağlar, taşlar dile gelsin... Dilsiz çocuklar ellerinden tutup "ente resülallah" desin. Sen vardın... Bedir kârdı, Uhud dardı, Hendek yardı, Yiğitlerin vardı. Ölmek için yarışan yiğitlerin Hele bir Enes'in vardı Ya Resülallah Uhud'da öldüğünü duyunca arkadaşlarına; " Niye burada oturuyorsunuz ? " diye sordu... Onlarda ;" Allah'ın resül-ü öldürülmüş ! " deyince... " Peki O öldükten sonra yaşayıp da ne yapacaksınız, Kalkın ve O'nun gibi ölün." demişti. Ve savaşın en yoğun olduğu yerde şehit düşmüştü. Hem de ne şehit Ey Nebi... Vücudu yaralardan tanınmaz halde idi Kız kardeşi ancak parmaklarından tanıdı onu... Musab bin Umeyer'in vardı senin... Uhud'da sancağını taşıyan, öyle bir aşkla sana bağlıydı ki!... Allah o gün meleklerini Musab'ın suretinde indirdi. Ebu Hureyre'n vardı... Acıkınca mescidin önünde durur Sana bakardı, sen anlardın. " Ya Ebahir!..gel " derdin. Ve sen gittin... Bir gidişle gittin. Ardında hüznün kaldı, Hasretin kaldı göklerde, Bilal ezan okuyamaz oldu Ne zaman teşebbüs etse " Muhammed resülallah " demeye... Dizinin üstine çöker kendinden geçerdi. Sonra günler ay, aylar yıl oldu. Asırlar oldu... Sensizliğe açtık gözlerimizi Ama sen bırakmazsın bizi!... Sen varsın... Ey şehitlerin Sultanı sen varsın Bir şehit bile ölmezken Sana nasıl yok deriz. Ebu Talip Şam'a giderken, devesinin önüne geçip; " Beni burada kime bırakıp da gidiyorsun " demiştin " Ne anam var ne babam..." Ebu Talip bırakmamıştı bu yüzden Sensizliğin ızdırabı ile inleyen Ümmetini kime bırakıp gidiyorsun Ya Resülallah Bırakma bizi ki ; Allah " Sen onların içindeyken onlara azap edecek değiliz." buyuruyor. Bırakma bizi !... Hayatı seninle öğretti Rahman Kulluğu seninle tanıdık Duayı senden öğrendik sevgili, Hz.Ömer umre için senden izin isteyince, Kardeşcik dedin ona; " Duanda bana da yer ayırır mısın ? " Bizler Ömer değiliz ama bütün dualarımız senin için. Ey Rabbimiz!... Resülünü anışımızdan haberdar et... O'na binler salat,binler selam... Habibine Makam-ı Mahmud-u ver... O'na Vesile-i lütfet... O'nu Refik-i Ala'ya yükselt.... Bizi de affet... O'nun hatırına affet... Zatının hatırına affet... Ne olur affet bizi... Bizi affet.... |
RABBİM BANA ÖYLE BİR GÖNÜL VER Kİ: Bir kuruluşun tepe noktasında yetkili olsam bile, bunu asla başka şekilde kullanmamalıyım. Günlük yaşamda "ben" yerine, daha çok "sen" sözcüğünü kullanabileyim... BANA ÖYLE BİR SEVGİ VER Kİ: Sonsuz bir hazine gibi bitmesin, çoğalsın daha da sevdikçe, doldursun sarsın çevremi. Hatta düşmanlarımı da sevebileyim... BANA ÖYLE BİR GÜÇ VER Kİ: Herkesten daha çok çalışabileyim, tutsak düşmeyeyim doğanın koşullarına, eşim ve çocuklarımı da mutlu et ki, mutluluğu başkalarına da götürebileyim... BANA ÖYLE BİR SAĞLIK VER Kİ: Düşünebileyim, konuşabileyim. BANA ÖYLE BİR ERDEM VER Kİ: İbadet edebileyim, iyilik etmeyi ve sevinçten buğulanmış gözlerle, teşekkür edenlere; bir şey yapmadım, anımsamıyorum diyebileyim. BANA ÖYLE BİR YETENEK VER Kİ: İyi eş, baba, anne, iyi komşu, iyi arkadaş, iyi vatandaş olabileyim. BANA ÖYLE BİR UMUT VER Kİ: Bugüne kadar yapmış olduğum hatalar için karamsarlığa düşmeyeyim, herşeyden aklanmış olarak yaşama yeniden başlamak üzere bağışlanabileceğimi bileyim. BANA ÖYLE BİR ANLAYIŞ VER Kİ: düşünebildiğim, yargılayabildiğim, inandığım, kahrolduğum, varolduğum şu anda bu sözleri söyleyebildiğim için şükredebileyim. BANA ÖYLE BİR TALİH VER Kİ : Yıllar sonra beni hatırlayanlar "herkese iyilik eden, tüm insanları seven,o düzeyde de sevilen bir kişiydi " diye konuşsanlar ve ben de huzur içinde olabileyim. BANA ÖYLE BİR İRADE VER Kİ: Birgün yenilip, içimdeki şeytanın kurallarına doğru yönelirsem; bu bir düşünce ise düşüncemi, bu bir adım ise ayağımı, bu bir uzanma ise elimi durdurabileyim. BANA ÖYLE BİR SABIR VER Kİ: Sükûneti bulayım, durabileyim, düşünebileyim |
Söz uçar dua kalır Nice sözler söylenir ama unutulur bir zaman sonra... Kalpten gelemeyen sözlerin ömrü bir nefesliktir. Bir nefes sonra kaybolup giderler ama kalbin sözü unutulmaz. Kalp sözünü hiç unutmaz. Kalbin sözü hedefine ulaşmadan yere düşmez. Kalbin sözü kalpten bir ruhla doğar ve ulaştığı yere hayat verir. Kalbin sözü hiç ölmez.Hatta kalp söze ihtiyaç bile duymaz, kalbin sözü sevgidir. İşte bu yüzden: SÖZ UÇAR SEVGİ KALIR... Bazı sözler vardır kalbe iner. Kalbi diriltir o sözler. Semalardan kalbe gelir, ruh beslenir. O sözden herbir harf bir meleğin omuzlarında iner. Ve insanın ayaklarını dünyadan keserler. O sözlerki taşa değse, taş parça parça olur, göz göz olur ağlar, yürek olup toza döner, semaya uçar. O sözler ki semanın kalbinden gelir. Bu yüzden: SÖZ UÇAR VAHİY KALIR... Sözle vardır dünyadan öte, kalpten içeri....... Sözler vardır yerden gelen ama semaya emanet edilen.... Cennetin duvarları o sözlerle örülür. Gözyaşları o sözlere eşlik eder. O yaşlar toplanır, cennetin ırmakları olu verirler. Bu yüzden o sözler dudaklardan çıkar çıkmaz meleklerin kanatlarında semalara yükselir, Rabbin kapısına serilir. O'nun cevabı özlenir. Özlenesi söslere hasret ve hayretle beklenen cevap iliştirilir. Dua edenin kalbine iletilir. İşte bu yüzden: Söz uçar dua kalır... Söz kalbin duasıdır... |
SENİ SEVİYORUM YA.. Hani gıpta ediyorum ya ashabına Hani Hz.Fatıma'yı anam, Hz.Hasan Hüseyin'i kardeşim olarak görüyorum ya! Hani ne zaman hüzünlensem, Sen geliyorsun ya aklıma Görmeden hayranım Ya cemaline Kalbin kadar güzel yüzünün hayalini kuruyorum ya... Hani ne zaman çok gülsem Sen'in hafif kızgın bana baktığını görüyorum ya! Hani bana diyorsun ya" Yerinde olsam, az güler çok ağlardım " diye Sonra nerede bir yetim görsem Sen'i buluyorum ya yanımda Hani bana diyorsun ya "Beni istiyorsan onun başını okşa Hani hep bir özlem var ya içimde Hep vuslat varya hayalimde Hani gözyaşları içinde, yeşil kubbenin resmine bakıyorum ya Hani hayal ediyorum ya hep Efendim Safa-Merve arasında, önümde Sen varmışsın gibi koştuğumu.. Hani uzun boylu, siyah saçlı, beyazlar içinde birine Sen diye sesleniyorum ya! Sonra adam arkasını dönünce Senin olmadığını görüyorum da eğiyorum ya başımı, Sevincim yerini hüzne bırakıyor ya Hani Sana gidecek her yolcuyla selam yolluyorum ya Sonra da selamımı almışsın gibi seviniyorum ya Hani kalbimin bir yanı "Ümit" derken, Bir yanı korkuyla atıyor ya Hani Seni Seviyorum Ya Efendim Hani günahlarımı unutup, Seninde beni sevdiğini düşünüyorum ya! Duyuyorum ya "ÜMMETİ" diye seslenişini Ne zaman bir yüzük alsam elime Senin yüzüğün geliyor ya aklıma Hani üzerinde Muhemmedun ResulAllah yazılı olduğunu düşünüp, Ebu Bekir ve ashabına selam yolluyorum ya Sonra hep hayal ettim ya Efendim, arkanda namaz kıldığımı Hani anam, babam, canım Sana feda olsun dedim ya Hani ben varım ya... Seni Seviyorum ya... Çok Seviyorum ya... Selat, Selam üzerine olsun Ya ResulAllah... Ben kim miyim? 1400 yıl öncesinde Selam ettin ya.. Kardeş belledin ya.. SENİ SEVIYORUM YA.. |
valla süper ödevimi yapmama yardımcı oluo :$:$:D:D:Dvalla ödevimi yaptım inanmassanız inanmayın |
YAĞMUR Vareden'in adıyla insanlığa inen Nur Bir gece yansıyınca kente Sibir dağından Toprağı kirlerinden arındırır bir yağmur Kutlu bir zaferdir bu ebabil dudağından Rahmet vadilerinden boşanır ab-ı hayat En müstesna doğuşa hamiledir kainat Yıllardır bozbulanık suları yudumladım Bir pelikan hüznüyle yürüdüm kumsalları Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım Hasretin alev alev içime bir an düştü Değişti hayal köşküm, gözümde viran düştü Sonsuzluk çiçeklerle donandı yüreğimde Yağmalanmış ruhuma yeni bir devran düştü İhtiyar cübbesinden kan süzülür Nebi'nin Gökyüzü dalgalanır ipekten kanatlarla Mehtabını düşlerken o mühür sahibinin Sarsılır Ebu Kubeys kovulmuş feryatlarla Evlerin anasına dikilir yeşil bayrak Yeryüzü avaredir, yapayalnız ve kurak Zaman, ayaklarımda tükendi adım adım Heyula, bir ağ gibi ördü rüyalarımı Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım Yağmur, gülşenimize sensiz, baldıran düştü Düşmanlık içimizde; dostluklar yaban düştü Yenilgi, ilmek ilmek düğümlendi tarihe Her sayfada talihsiz binlerce kurban düştü Bir güzide mektuptur, çağların ötesinden Ulaşır intizarın yaldızlı sabahına Yayılır o en büyük muştu, pazartesinden Beyazlık dokunmuştur gecenin siyahına Susuzluktan dudağı çatlayan gönüllerin Sükutu yar, sevinci dualar kadar derin Çaresiz bir takvimden yalnızlığa gün saydım Bir cezir yaşadım ki, yaşanmamış, mazide Dokunduğun küçük bir nakış da ben olsaydım Sensiz kaldırımlara nice güzel can düştü Yarılan göğsümüzden umutlar bican düştü Yağmur, kaybettik bütün hazinesini ceddin En son, avucumuzdan inci ve mercan düştü Melekler sağnak sağnak gülümser maveradan Gümüş ibrik taşıyan zümrüt gagalı kuşlar Mutluluk nağmeleri işitirler Hıra'dan Bir devrim korkusuyla halkalanır yokuşlar Bir bebeğin secdeye uzanırken elleri Paramparça, ateşler şahının hayalleri Keşke bir gölge kadar yakınında dursaydım O mücella çehreni izleseydim ebedi Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım Sarardı yeşil yaprak; dal koptu; fidan düştü Baykuşa çifte yalı; bülbüle zindan düştü Katil sinekler deldi hicabın perdesini İstiklal boşluğuna arılar nadan düştü Dolaşan ben olsaydım Save'nin damarında Tablosunu yapardım yıkılan her kulenin Ebedi aşka giden esrarlı yollarında Senden bir kıvılcımın, süreyya bir şulenin Tarasaydım bengisu fışkıran kakülünü On asırlık ocağın savururdum külünü Bazen kendine aşık deli bir fırtınaydım Fırtınalar önünde bazen bir kuru yaprak Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım Sensizlik depremiyle hancı düştü; han düştü Mazluma sürgün evi; zalime cihan düştü Sana meftun ve hayran, sana ram olanlara Bir bela tünelinde ağır imtihan düştü Badiye yaylasında koklasaydım izini Kefenimi biçseydi Ebva'da esen rüzgar Seninle yıkasaydım acılar dehlizini Ne kaderi suçlamak kalırdı, ne intihar Üstüne pırıl pırıl damladığın bir kaya Bir hurma çekirdeği tercihimdir dünyaya Suskunluğa dönüştü sokaklarda feryadım Tereddüt oymak oymak kemirdi gururumu Bahira'dan süzülen bir yaş da ben olsaydım Haritanın en beyaz noktasına kan düştü Kırıldı adaletin kılıcı; kalkan düştü Mahkumlar yargılıyor; hakimler mahkum şimdi Hakların temeline sanki bir volkan düştü Firakınla kavrulur çölde kum taneleri Ahuların içinde sevdan akkor gibidir Erdemin, bereketin doldurur haneleri Sensiz hayat toprağın sırtında ur gibidir Şemsiyesi altında yürürsün bulutların Sensiz, yükü zehirdir en güzel imbatların Devlerin esrarını aynalara sorsaydım Çözülürdü zihnimde buzlanmış düşünceler Okşadığın bir parça kumaş da ben olsaydım Sensiz, tutunduğumuz dallardan yılan düştü İlkin karardı yollar, sonra heyelan düştü Güvenilen dağlara kar yağdı birer birer Sensizlik diyarından püsküllü yalan düştü Yağmur, duysam içimin göklerinden sesini Yağarsın; taşlar bile yemyeşil filizlenir Yıldırımlar parçalar çirkefin gölgesini Sel gider ve zulmetin çöplüğü temizlenir Yağmur, birgün kurtulup çağın kundaklarından Alsam, ölümsüzlüğü billur dudaklarından Madeni arzuların ardında seyre daldım Küflü bir manzaranın çürüyen güllerini Senin için görülen bir düş de ben olsaydım Şehirler kabus dolu; köylere duman düştü Tersine döndü her şey sanki; asuman düştü Kırık bir kayık kaldı elimizde, hayali Hazindir ki, dertleri aşmaya umman düştü Ayrılığın bağrımda büyüyen bir yaradır Seni hissetmeyen kalp, kapısız zindan olur Sensiz doğrular eğri, beyaz bile karadır Sesini duymayanlar girdabında boğulur Ana rahminde ölür sensizlikten bir cenin Şaşkınlığa açılır gözleri, görmeyenin Saatlerin ardında hep kendimi aradım Bir melal zincirine takıldı parmaklarım Yeryüzünde seni bir görmüş de ben olsaydım Sensiz, ufuklarıma yalancı bir tan düştü Sensiz, kıtalar boyu uzayan vatan düştü Bir kölelik ruhuna mahkum olunca gönül Yüzyıllardır dorukta bekleyen sultan düştü Ay gibisin; güneşler parlıyor gözlerinde Senin tutkunla mecnun geziyor güneş ve ay Her damla bir yıldızı süslüyor göklerinde Sümeyra'yı arıyor her damlada bir saray Tohumlar ve iklimler senindir; mevsim senin Mekanın fırçasında solmayan resim senin Yağmur, birgün elimi ellerinde bulsaydım Güzellik şahikası gülümserdi yüzüme Senin visalinle bir gülmüş de ben olsaydım Tavanı çöktü aşkın; duvarlar üryan düştü Toplumun gündemine koyu bir isyan düştü İniltiler geliyor doğudan ve batıdan Sensizlikten bozulan dengeye ziyan düştü Islaklığı sanadır ahımın, efganımın İçimde hicranınla tutuşuyor nağmeler Sendendir eskimeyen cevheri efkarımın Nazarın ok misali karanlıkları deler Bu değirmen seninle dönüyor; ahenk senin Renkleri birbirinden ayıran mihenk senin Bir hüzün ülkesine gömülüp kaldı adım Kapanıyor yüzüme aralanan kapılar Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım Yağmur, sayrılığıma seninle derman düştü Beynimin merkezine ölümsüz ferman düştü Silindi hayalimden bütün efsunu ömrün Bir dönüm noktasında aklıma Rahman düştü Nefesinle yeniden çizilecek desenler Çehreler yepyeni bir değişim geçirecek Aydınlığa nurunla kavuşacak mahzenler Anneler çocuklara hep seni içirecek Yağmur, seninle biter susuzluğu evrenin Sana mü'mindir sema; sana muhtaçtır zemin Damar damar seninle, hep seninle dolsaydım Batılı yıkmak için kuşandığın kılıcın Kabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım Kardeşler arasına heyhat, su-i zan düştü Zedelendi sağduyu; körleşen iz'an düştü Şarkısıyla yaşadık yıllar yılı baharın İnsanlık bahçemize sensizlik hazan düştü Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım Dokunduğun küçük bir nakış da ben olsaydım Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım Bahira'dan süzülen bir yaş da ben olsaydım Okşadığın bir parça kumaş da ben olsaydım Senin için görülen bir düş de ben olsaydım Yeryüzünde seni bir görmüş de ben olsaydım Senin visalinle bir gülmüş de ben olsaydım Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım Damar damar seninle, hep seninle dolsaydım Batılı yıkmak için kuşandığın kılıcın Kabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım Nurullah Genç |
Ellerimizin Büyük Boşluğu http://img17.imageshack.us/img17/4764/eleminaz9c471af1718b0b3.jpg Burası dünya ve biz artık çok sıkıldık.. Alıp başımızı sana gelmek istiyoruzhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Sana gelmekhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif orada kalmak istiyoruz.. Çok unuttukhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif hatırlamak istiyoruz.. Başımızın okşanmasınıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif gözyaşımızın silinmesinihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gifkolumuza girilmesini istiyoruz Yağmurunu ve meleklerini yeniden istiyoruz.. Rüzgarın sesinihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ırmağın sesini Dağların dağhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif denizlerin denizhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kadınların kadınhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif çocukların çocuk Erkeklerin erkekhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ekmeğin ekmekhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif olduğu bir dünyayı yeniden isterken Seni istiyoruz aslında.Bunu söyleyemiyoruz.. Her yer gecehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif çok gece.. Ve biz meleklerini istiyoruz Rabbim Çok yenildik yetmez mi ? Bir bankanın önündehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir koltuğun altındahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir ziyafetin ortasındahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir günahın tenhasında Büyütüp durduk siyahı.. Gece.. gece.. gece... Her yağmur tanesini bir melek indirirken yeryüzünehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Her yalanı yüz şeytan taşıyor olabilir mi? Bilmiyoruz.. Çünkü Bilincimiz içerken binlerce yılın karmaşık şurubunuhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Kameraya bakıp kalabalık şeyler söylemek ve gülümsemekle meşgulüz şuan. Sonra oturup düşüneceğiz bütün bu olanları Yusuf’u düşüneceğizhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Yakup’uhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Musa’yı İsa’yı düşüneceğizhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Nuh’u ve öbürlerini Ve Efendimizi.. Efendimizi... Kuyularhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kuyularhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kuyular kazdık.. Bir nefes üflemen için yeryüzü bataklığında sazdık.. Kestik kendimizihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif deldik yaktık Sonra sana değil dünyaya aktık.. Dünya ki mescid dir biz onu otel yapmışız Kalktık ki yenilmişizhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif değişmişizhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif azmışız.. Bir sızı kalmış içimizde başka şey yok Bu sızıdan yol bulup kapına dayanmışız... Bir çocuk oyuncağını alamamışhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Bir kız sevdiğini saramamışhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Bir anne yıllardır kolları açık bekliyor oğlunuhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Bir adam paramparça bir çift göz içinhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Birisi ekmek götürememiş evinehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Birisi aşk.. Birimiz dünyayı kurtaracakhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Birimiz yarını.. Birimizin aklı tutuşmuş yanıyorhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Birimiz bomboş kalbine bakıp birini anıyor Birimiz ayrılığın ilk günü gibi her akşam kanıyor.. Birimiz kıyametin koptuğuna inanıyor Birimiz çekip gitmiş yeryüzünden ellerini hala açık sanıyor.. http://img17.imageshack.us/img17/5728/yokolu.jpg Geldik işte bunlar ellerimiz.. Açılmış bak bilirsinhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ne diye? Ki bilirsin biz bu ellerle neler işledik.. Açtık işte bunlar ellerimiz Burası dünyahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Şu bizizhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Bunlarda ellerimiz.. Öyle açıkhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif öyle acemi http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.giföyle boş.. Öyle mahcuphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif öyle dalgınhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif öyle boş.. Öyle boş... Senin değil miyiz hepimiz? Senin değil mi her şey ? Alırsın kime nehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif verirsin kime ne? Ve bu açtığımız eller senin değil mi ? Senin değil miyiz hepimiz Rabbim ? Bir yıldızhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir ağaç http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir buğday tanesi kadar.. Kimsesiziz kime gidelim ? Yaralarımız var kime ? Sıcak birşey arıyoruz kime ? Merhamet istiyoruz kime ? Bağışlanmak istiyoruz kime gidelim ? Sorumuz ve cevabımız sen değil misin ? Yorgunuzhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kaybetmişiz http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gifdalgınızhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kırgınızhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif küsmüşüz.. Bu çocuklar birer birer kaybolurken sisler içindehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kime gidelim ? Çok yürüdükhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yollar kaybolduhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yol olduk sana geldik.. Ne getirdim deme bizehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif senden başka neyimiz varsa o bizim yokumuzdur... http://img17.imageshack.us/img17/9233/ellb.png Geldik işte bunlar ellerimiz Bunlarda ellerimizin büyük boşluğu.. Beş duygum haraphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif altı yönüm harap On parmağımda on acı Ya Rab!.. Denize dalan bir testi nasıl tahammül etsin suya ? Fırlattın beni dünyaya.. Yeniden al kucağınahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif çağır beni yeniden Bu saman çöpünü kasırgada bırakma... Büyük bir kapının önünde bir karıncahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif vurmuş kapıyı bekliyor Kapı açılacak yoksa niye var ? Rahmet örtecek günahı.. Geride kalacak gazabın adımları.. Duyulacak büyük bahçenin o büyük şarkıları.. Sunulan şarabı çekinmeden içeceğiz Görüneceksinhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif durmadan kendimizden geçeceğiz... Görüneceksinhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif her şeyimizle sana göçeceğiz... Ol dedinhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif olduk senden.. Gel dedinhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif geldik sana.. Başımız yerde Açtık ellerimizi sevgilinle birlikte.. Bize bakhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif çekip çıkalım uçurumlardan.. Bize bakhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif çıkalım dünyanın bütün kulluklarından... Parçansak al bizihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir daha ayırma evinde uyuyalım Yabancıysak dost ol bizehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif senden ayrılmayalım.. Elimiz açıkhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif başımız ve ruhumuz secdede durmuşhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bekliyoruz .. Sevdiklerin aşkınahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sevenlerin aşkınahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif İnşirah.. inşirah... inşirah.... Ayetin değil miyiz seninhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Ya Allah(cc)(cc)(cc) ? http://img17.imageshack.us/img17/3585/kopyasems.png |
Çağırayım Mevlam seni Dağlar ile, taşlar ile, Çağırayım Mevlâm seni. Seherlerde kuşlar ile, Çağırayım Mevlâm seni. Gökyüzünde İsa ile, Tur dağında Musa ile, Elindeki asa ile, Çağırayım Mevlâm seni. İsm-i azam okuyarak, Günahları bırakarak, Başıkabak, yalınayak, Çağırayım Mevlâm seni. Yunus her renk güller ile, Şakıyan bülbüller ile, Hakk’ı seven kullar ile, Çağırayım Mevlâm seni. |
Affet Allahım Huzuruna geldim, divana durdum, Dizlerimi çöküp, boynumu burdum, Gözlerimi döküp bağrıma vurdum, Ellerim semada sana yalvardım; Günahlarım pek çok affet Allahım… Ağladım döküldü, dizi dizi yaş, Ruhum benliğimle ederken savaş, Zaman çok hızlı da, bu kulun yavaş, Gözlerim semada sana yalvardım; Mahşer günü yakın, affet Allahım… Mirac’da çıkınca huzur’a Nebi, “Affet Ya-Rab, affet; cümle ümmeti, Değişmem ümmete dünya nimeti.” Kulağım Nebi de sana yalvardım; Kulların acizdir affet Allahım… Buyurdun bizlere, yüce Kuran’ı, Duyurdun onunla helal haramı, Kapattım okuyup gönül yaramı, İbretle okudum sana yalvardım; Kuran hürmetine affet Allahım… Affet kalbi paslı, kalmış kulunu, Bağışla unutsun dünya pulunu, Kefene girecek atıp çulunu, Her kabir dönüşü sana yalvardım; Mezara girmeden affet Allahım… Ağlarım aşkınla her daim yanıp, İşledim günahlar şeytan’a kanıp, İşte şimdi, şu an divana durup, Bütün cüzlerimle sana yalvardım; Affına mahzar et, affet Allahım… |
SENİ BİLDİM ALLAH'IM Aşıkım kâinatı ve beni yaratana, Kini kalpten, gıybeti dilden sildim Allah’ım. Ne varsa, sevgi, şefkat ile dostluktan yana, Kudretini gördüm ve seni bildim Allah’ım. Her bir canlıya hüner verdin yüce katında, Yaratanı bulma var insan tabiatında, Hele bal arısının o ince sanatında Kudretini gördüm ve seni bildim Allah’ım. Önce yeşerip sonra sararan her yaprakta, Bir ekince bin veren bereketli toprakta, Kurtuluş yollarını gösteren dört kitapta, Kudretini gördüm ve seni bildim Allah’ım. Bütün yüz yirmi dört bin peygamberin izinde, Ruhlar âlemindeki kalubela sözünde, Ayda, yıldızda, güneş ile tüm gökyüzünde, Kudretini gördüm ve seni bildim Allah’ım. Hüner ibret almaktır bize gelen haberde, Ne hikmetler gizlidir her hayır ile şerde, Kalp gözüyle bakınca her zaman ve her yerde, Kudretini gördüm ve seni bildim Allah’ım. Din ve vatan uğruna yapılan türlü cenkte, Kuran tilavetinde olan kutsi ahenkte, Bin bir çeşit bitkide mevcut nakış ve renkte, Kudretini gördüm ve seni bildim Allah’ım. Bir böceğin yaptığı koza ile ipekte, Rengârenk çiçekte, hem balda hem de petekte, Dev bir ağacı depo eden her çekirdekte, Kudretini gördüm ve seni bildim Allah’ım. Mustafa Turan |
Efendim.... Sen bir gece gelseydin, güneş görmüş kar tanesi olur, erirdim. Sen göğüm olurdun, ben de yıldızın… Gündüzlere döner, yürür giderdim.Efendim… Sen bir gece gelseydin, çok çiçekli bahar olur, sana koşardım. Sen dalım olurdun, ben tomurcuğun… Rüyasına girerdim bin bir çocuğun… Efendim… Sen bir gece gelseydin, ılık bir meltem olur, köşe bucak demez eser dururdum. Sen gülüm olurdun, ben de bülbülün… Sana söyleyecek yüzlerce nağme bulurdum. Efendim… Sen bir gece gelseydin, bulutuna kavuşmuş yağmur olur, seni arardım. Sen yuvam olurdun, ben yavru kuşun… Uçar gelir, kenarına konardım. Efendim… Sen bir gece gelseydin, kuru ağaçta sallanan yaprak olur, titrer dururdum. Sen toprağım olurdun ben de yaprağın… Dalda durmaz düşer, sana dokunurdum. Efendim… Sen bir gece gelseydin, sahilini bulmuş dalga olurdum Sen denizim olurdun, ben de tek damlan… Büyüklüğünde küçüklüğümü bulurdum. Efendim… Sen bir gece gelseydin, yıldız yüzlü bir çocuk olur, yine beklerdim. Sen çiçeğim olurdun, ben kelebeğin… Kırılsa kanadım, gölgende emeklerdim. Efendim… Sen bir gece gelseydin, parmaklarından akan suyu kana kana içerdim. Sen pınarım olurdun, ben yanık kuzun… İçtikçe kendimden geçerdim. Efendim… Sen bir gece gelseydin, aşkınla hilâl olur, parçalanırdım. Sen güneşim olurdun, ben de yıldızın… Işığını aldıkça aydınlanırdım.Efendim… Sen bir gece gelseydin. Bir kerecik gelseydin… Yok yok! Keşke her gece gelseydin… __________________ |
Allahu Ekber Gözlerim buğulu günah kesemde, Rahmânsın Rahîmsin Allâhu Ekber! Pişmanım ömrümü boş geçirsem de, Tevvâbsın Allahım Allâhu Ekber! Ruhum şahlanıyor cesedim yorgun, Hâlıksın Bârisin Allâhu Ekber! Beş vakit secdede Miracım her gün, Hâmidsin Allahım Allâhu Ekber! Adını anarım Azze ve Celle, Meliksin Kuddûssün Allâhu Ekber! Vuslatım düğündür gelir ecelle, Kâbidsin Allahım Allâhu Ekber! Hazırsın nazırsın her an her yerde, Semîsin Basîrsin Allâhu Ekber! Kapalı kalpgözüm günahtan perde, Habîrsin Allahım Allâhu Ekber! Aşkınla yak beni Şevval ayında, Celîlsin Kerîmsin Allâhu Ekber! Cesedim yıkansın hurma dalında, Kâdirsin Allahım Allâhu Ekber! Affedicisin Sen affı Seversin Berrusun Hâdîsin Allâhu Ekber! Hak yolunda ruhum Hakka canversin, Şekûrsun Allahım Allâhu Ekber! İstikbal pek vahim acı kulunu, Râufsun Vehhâbsın Allâhu Ekber! Nakşeyle banada Yunus yolunu, Râfisin Allahım Allâhu Ekber! Ürperir gözyaşım bekliyor sırat, Kahhârsın Kâbitsin Allâhu Ekber! Ya Allah Ya Fettâh senden mağfiret Halîmsin Allahım Allâhu Ekber! Beşikten mezara vuslata yoldur, Evvelsin Âhirsin Allâhu Ekber! Şahadetle Ya Rab! Ömer’i öldür, Mücîbsin Allahım Allâhu Ekber! |
Sana öylesine muhtacım ki...Efendim Dediler bana -Bu dünya O var diye yaratıldı- Geldim dünyaya, açtım gözlerimi, aradı bu gözler seni Ama sen yoktun... Haber göndermişsin -Kardeşlerime selam olsun- demişsin... Seni göremeyen kardeşlerine selam Senden gelen selama can kurban Ya ResûlALLAH. Sen ki eşsiz tebessümüyle kalpleri anahtarsız açan, Sen ki dört mevsim açan gül, Sen ki bir yavrucağın kuşu ölmüş diye taziyeye giden ince gönül, Sen ki harbe en önde giden korkusuz cengaver. Çocukların bile fikrini soran büyük düşünür, İsmi ALLAH la yazılacak kadar şereflisin. Bir hayvan ölüsünden herkes uzaklaşırken Onun güzel dişlerini görecek göz vardı sende... Selam vermeyi çok sevmene rağmen Tembellik yapana bunu layık görmeyecek kadar çalışkandın sen. Çocuklarla oyun oynayan alçak gönüllü sevgi güneşi, İki kurbanlığın oğlu olarak asildin sen. Can düşmanlarının malını emanet ettiği, Sözüne güvendiği emindin sen Hz. Yusuf tan güzel, tüm insanlar içinde özeldin sen İnci dişlerinin arasından çıkanlarla kimsenin incinmediği yürektin sen. Sen yürüyünce dağlar erirdi, mahlûkat selam verirdi sana, İftira atanlar üzünce seni melekler öperdi yanaklarından Münkirler ağlatınca Amine yoktu ki kucaklasın seni? Abdullah görmedi nasıl cezalandırsın kafirleri? Ama Rabbin vardı, alemleri senin için yaratan Rabbin... Miraca çıkardı seni, sevgiliyi görmek herşeye değerdi. Bahiranın bahçesindeki kuruyu yeşerten sevgili ! Gel ey nebi. Gönlümün bozkırları seni bekler. Seni sevmek her ruhun yiyeceği, içeceği, İlahi aşkın gıdası seni sevmekten geçer. Benim sevgim nedir ki? Ayçiçeğinin güneşe olan sevgisi... Önemli olan güneşin, ayçiçeğine ışık göndermesi. Sana öylesine muhtacım ki... Ölesine muhtaç... |
Söz Vermiştik Hani söz vermiştik kalu Bela da Başka yollara gitmeyecektik Bir yürüyüştür bu dünya insanlar için Yürüyüşün nereye ve kime bir iyi düşün Bu dünyaya biz ne için geldik Kalu belada biz ne ahid verdik Halimize bakıp şaşkına döndük Senin Rabbın Allah değil mi düşün Bizim ilahımız tek bir ilahtır İlah demek kanun nizam koyandır Müslüman sahte ilahlara tekme vurandır Ya Rab ne demek iyi bir düşün Çağrı var insana Allah dan yana Kulluktur görevin dönüşün bana Kimse yardım edemez orada sana Hayatın hesabı zor sen iyi düşün |
GÖZYAŞI VE AĞLAMAK Ağlamak; Rahmandan kuluna bir armağan bir rahmet!... Ağlamak; İçteki sıkıntıları dışa atmaktır... sıkıntılardan arınmaktır!... Bazen sevgiliye naz! Bazen sitemdir! Bazen de anlaşılamamaktır... Bazen pişmanlığın ifadesi... Ağlamak; Kaybedilene ağıt! Hüznün doruk noktası... Resulün kaybettiği oğluna hediyesi ... Ya Resulallah! Sen de mi? Dedirten inci taneleri... Bazen Rab’be yöneliş!... Bazen af dileme!... Bazen acının inci inci dışa vurumu! Adeta acının yıkanması... toprağa karışıp yok olması... Bazen sevincin gözlere yığılması ardından göz pınarlarından süzülen daneler... Yürekte sevinç fırtınaları koparken gözlerin mahzunluğu! Söylemek !hissettiklerini ifade etmek insana uzakken süzülen damlalarla bunları tek tek yazmak! İçteki gök gürültüsünün adeta yağmuru davet edimi... Yakubun Yusu fa özleminin ifadesi!... Net yalın riyasız hiçbir kelime telaffuz etmeden tüm çıplaklığıyla duyguların ifadesi... Ve ağlayabilmek; Gece yarısı mahlukat uyurken seccadesinde Rab bine huşuyla yönelmiş alın secdede Rabbi ile buluşmanın doruk noktasında... bir müminin gözlerinden süzülen damlalar! Belki de diğerlerinin kurtuluşuna mütesebbib!... Rabbinden rahmet olarak.... Bir annenin yavrusuna özlemi hasretinin ifadesi!... Duygular kumkuması içindeyken kalbin birden infilak etmesi... Ve gözyaşı; Rabbinden rahmettir mü’mine!... Bir tesellidir anneye! Sevgiliye sığınak!... Mecnundan Leyla‘ ya kalan hatıra!...ve Resul‘den ümmetine merhamet!... |
YA RASULALLAH Firkatin acısına can dayanmaz, Bir gece geliver , Ya Rasulallah. Tabibler yarama çare bulamaz, Derdimin dermanı , Ya Rasulallah. Kalplerin bağı , gönlÜmÜn huzuru, Kaşın hilal , gözlerin çeşm-i ahu, YÜzÜn gÜneş , rayihan gÜl kokusu, Sen ayın ondördÜ , Ya Rasulallah. Taş , toprak dekor canlı bir ahenksin, Ulvi bir nasip , yegane rehbersin, HÜrmetle beklenen gÜl misafirsin, Sen bahar mÜjdesi , Ya Rasulallah. Ilgıt ılgıt esersin gönÜllerde, Davetin nurdur feyyaz şebnemlerde, Sevgin bÜyÜdÜ , devleşti kalplerde, Sevgini çok görme , Ya Rasulallah. Yoktur mislin , vÜcud-i mÜbareksin, Gidilecek yol , en parlak çizgimsin, Ummanlar gibi en derin fikrimsin, Salat , selam sana , Ya Rasulallah. |
Senin yolunu arıyoruz Ya Rasulullah Senin yolunu arıyoruz Ya Rasulullah Kalplerimiz seni arıyor, Gönlümüz seni arıyor Ey Nebi Senin gül kokan yolunu arıyoruz… Gökteki yıldızlar senin ışığını arıyor Kalplerimiz Nur ışığını arıyor Kalplerimiz sızlıyor, Ya Rasulullah Yüreklerimiz senin Nurlu yolunu arıyor… Semada Melekler senin yolunu arıyor Senin Nur kokunu duysam, Rüyamda senin ışığını görebilsem Senin sevgi dolu yolundanyürüyebilsem Keşke Ya Rasulullah Ey Nebi Sen kalplerimizde taht kuran, Gönlümüzün Sultanısın, Gökyüzü sessizliğe bıraktı kendini, Bulutlarda senin adın yazıyordu… Ey Muhammed diyordu bulutlar Yer, gök Senin adınla çalkalanıyor Gönüllerimiz sana hayran, Yüreklerimiz Aşkınla yanıyor Ey Nebi Gel Ey Nebi gönüllerimize, yüreklerimize Yine Nikabınla gel, Yolunu güllerle donattık, Bizi yolundan ayırma Ya Rasulullah… |
~ ANLATAMAM SENİ YA RESÛLALLAH ~ Dediler bana -Bu dünya O var diye yaratıldı- Geldim dünyaya, açtım gözlerimi, aradı bu gözler seni Ama sen yoktun... Haber göndermişsin -Kardeşlerime selam olsun- demişsin... Seni göremeyen kardeşlerine selam Senden gelen selama can kurban Ya Resûlallah. Sen ki eşsiz tebessümüyle kalpleri anahtarsız açan, Sen ki dört mevsim açan gül, Sen ki bir yavrucağın kuşu ölmüş diye taziyeye giden ince gönül, Sen ki harbe en önde giden korkusuz cengaver. Çocukların bile fikrini soran büyük düşünür, İsmi Allah la yazılacak kadar şereflisin. Bir hayvan ölüsünden herkes uzaklaşırken Onun güzel dişlerini görecek göz vardı sende... Selam vermeyi çok sevmene rağmen Tembellik yapana bunu layık görmeyecek kadar çalışkandın sen. Çocuklarla oyun oynayan alçak gönüllü sevgi güneşi, İki kurbanlığın oğlu olarak asildin sen. Can düşmanlarının malını emanet ettiği, Sözüne güvendiği emindin sen Hz. Yusuf tan güzel, tüm insanlar içinde özeldin sen İnci dişlerinin arasından çıkanlarla kimsenin incinmediği yürektin sen. Sen yürüyünce dağlar erirdi, mahlûkat selam verirdi sana, İftira atanlar üzünce seni melekler öperdi yanaklarından Münkirler ağlatınca Amine yoktu ki kucaklasın seni? Abdullah görmedi nasıl cezalandırsın kafirleri? Ama Rabbin vardı, alemleri senin için yaratan Rabbin... Miraca çıkardı seni, sevgiliyi görmek herşeye değerdi. Bahiranın bahçesindeki kuruyu yeşerten sevgili ! Gel ey nebi. Gönlümün bozkırları seni bekler. Seni sevmek her ruhun yiyeceği, içeceği, İlahi aşkın gıdası seni sevmekten geçer. Benim sevgim nedir ki? Ayçiçeğinin güneşe olan sevgisi... Önemli olan güneşin, ayçiçeğine ışık göndermesi. Sana öylesine muhtacım ki... Ölesine muhtaç... |
| Saat: 05:01 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık