MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Gitmek mi Kolay? Yoksa Kalmak mı? (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/3960-gitmek-mi-kolay-yoksa-kalmak-mi.html)

Mystic@L 27 Mart 2007 15:05

Gel!

Gel; n'olursun, içimde umûdum tükenmeden!
Gel; bak bu kahrım beni, mağlûb edip yenmeden!

Gel diyorum, gel artık; son bulsun ızdırâbım!
Gel de yüzler süreyim; kıblegâhım, mihrâbım! ..

Gel; işlemez saatler, yine çarkında dönsün!
Gel; kov Zebâniler'i, cahîm yalaza sönsün!

Gel ki, gör Meftûnun'u; hele bir bak hâline!
Gel, târif bul, anlam ver; tanınmaz mecâline!

Gel; kızıla boyandı, eflâtun erguvanlar! ..
Gel, iklimler değişsin; bekliyor bahçivânlar! ..

Gel; Yurdum'dan göç etti, turnalar katar katar! ..
Gel! Gelmezsen ki eğer; Ülkem, Saltanât batar! ..

Gel; Ebrehe saldırdı, Gönül Sarayım'a bil!
Gel, kurtar istilâdan, dâvet eder Ebâbil! ..

***Örümcekler, yuva yaptı hülyâlara; gelsene!
***Gelincikler, gri aktı rüyâlara; gelsene!
***Bed akrepler, zehir kattı devâlara; gelsene!
***Baş Melekler, ağıt yaktı fezâlara; gelsene! ..
***Gel!


20.10.2002 Münih 03: 05

M. Engin Karatay


Mystic@L 27 Mart 2007 17:53

Yillarin gerisinden geliyor acim.
Bir ben vardim, bir de sen canim.
Avare gönlümde çoktur anin;
Bir ben vardim, bir de sen canim.

Senden kalan bir resim, tek tesellim...
Sessizce gidisin olur ecelim.
Bir avuntu seni bekleyisim...
Bir ben vardim, bir de sen canim.

Kalbim, sana verdigim emanet.
Gidisinle sandim koptu kiyamet.
Geride biraktigin say ki bir ceset.
Bir ben vardim, bir de sen canim.

Yillar sonra geldi mektubun.
Ardindan da yesil tabutun.
Simdi kaldi tek bir avuntum:
Bir ben vardim, bir de sen canim.

Ahmet Arslan


Mystic@L 27 Mart 2007 19:21

Aylar Oldu

görmedim seni aylar oldu
aslında
seni yüreciğimin ta derininde taşımak
inan herşeye bedel
aylar oldu görmedim seni
ve daha aylar var ki
göremeyeceğim
dert etme
sen yine
yüreğim
seninle

görmedim seni aylar oldu
sarı yaprakları koca sonbaharın
bana seni anlatıyor
gözlerimdeki seni
yüreğimdeki seni
o zaman salıveriyorum
güvercin misali
denize doğru süzülüyorsun
arkanda beni bıraktığını
ve el salladığımı
ve ağladığımı bile görmeden
kaçar gibi..

görmedim seni aylar oldu
görmedim, yüreğim soldu
görmedim, cesaretim bile kalmadı
seni görmeye
bir daha..
artık bir yabancı gibisin
uzaklardan gelen
ve yine uzaklara giden
yollara sevdalı...

aylar oldu görmedim seni
denizler kabarmış
gökler umutsuz
kuşlar
çok uzaklarda,
son nefesi gülün
kimin umrunda?

görmedim seni aylar oldu
yüreğim çrpınmada
uçtu uçacak
sen daha gelmeden
daha doğmadan güneş
uçtu uçacak
yüreciğim

görmedim seni aylar oldu
üstüme üstüme geldi rüzgar..

aylar oldu görmedim seni
seni görmedim
dün gibi aklımda oysa
sahipsiz ağlamalar, yakınmalar
günler geceler sensiz geçen
seni beklemeler camlarda
umutlar, ışıklar yarınsız
öyküler, şiirler yarım kalmış
bekleyişler, özleyişler
ağlayışlar
sana hepsi
sana...

aylar oldu görmedim seni
ama yüreğim hala
aynı yangında

bunların hepsi
yüreğimden sana
aylar oldu
beni unutma
unutma
aylar oldu...

Ömer Seydi Ekinci


Mystic@L 27 Mart 2007 22:20

BİZDEKİ ACIYI ÇEKMEYEN BİLMEZ,
ELİMİZDE KADEH BİRGÜN EKSİLMEZ
BİZ SEVERİZ BİZİ KİMSELER SEVMEZ
ADIMIZ SERSERİ KALBİMİZ DEĞİL

DERTLİDİR ŞARKILAR DİLİMİZDEKİ
BİR ÖMÜR ÇİZGİSİ YÜZÜMÜZDEKİ
YAĞMUR DEĞİL YAŞTIR GÖZÜMÜZDEKİ
ADIMIZ SERSERİ KALBİMİZ DEĞİL.

Hakkı Yalçın


Mystic@L 27 Mart 2007 23:38

Ben mi?evet...
Bir gun cikip gidecegim kapilari,evleri,dergileri,huzunler birakarak...
Bir cicek merhaba diyecek...
Hos geldin diyecek dag...
Orman gulumseyecek...
Animsayislarin,bekleyislerin,umitlerin yada umitsizliklerin
Hirslarin,yarislarin,tasalarin kalktigi yerde
Tam anlatinin kaldigi yerde baslayacak siir...
Hic kimseye seslenmeyen,kendi kendine yeten sadece...
Kendi mantigi;kendi guzelligi icinde tutarli...
Ama halkin yasantisi girecektir oraya,cunku yasayan buyuk
Bir seydir halk...
Deniz ve ufuk girecek,karinca yuvalari,gokyuzu,kozalaklar
Ve kopuk ve art`k hasetsiz bir ask...
Yani sevismak denizle,kosulsuz,onyargisiz,hesapsiz...
Yani uzanmak ve dusunmek binlerce yil..
Dogan,olen ve yasayan seyleri...
Dogumu,olumu ve yasamayi
Yani dingin ve buyuk olan herseyi anlatmak...
Ben mi?evet .cikip gidecegim bir gun...
Tasasiz,gozyassiz,geride birsey birakmadan ve birsey beklemeden
İlerde...
Sadece yagmur sularindan piril piril bir yurek
Artik kendi kendinin anlami ve nedeni olan bir yurekle...

Ataol Behramoğlu


NiliM 27 Mart 2007 23:57


http://www.siirkolik.com/images/siir.gif Elveda

Selam söyleyin, ey martılar
Şimdi çok uzaklarda olan aşkıma.
Gidip anlatın,şimdi onsuz yanıyorum buralarda
o her ne kadar inanmasada büyük bir aşk vardı aramızda
Her ne kadar sahip çıkmasada,
Aşkın kanı dolaşırdı damarlarımızda
hiç unutmuyorumda...
Bir öpücük kondurmuştu yanagıma
Sanki o gün yeniden gelniştim dünyaya
İşte o zaman düşmüştüm bu masal deryasına
Ama o giderken dönüp bakmadı ardına
Aldırmadı denizlari çevreleyen gözyaşıma
Haber aldım geçenlerde ondan
Aadamın birirne tutulmuş.
Ser kalmadı dedim aşkımdan,
Oysaki...
Oysaki o benden önce unutmuş.
Genede kırgınım ona giderken elveda demediya
Bakmadıya ardına,
Aldırmadıya akan gözyaşıma
Hala bir kırgınlık taşıyorum içimde,
Bir çift laf yolluyorum ona
Git gülüm, sen koşarak git mutluluga
Ben gelirim adım adımda olsa
Sevdiğin adama söyle gözü gibi baksın sana
Elveda yağmur yüreklim elveda
Elveda liselim bahar sabahım
Hasreti memleket hasretim elveda...


Hakan Alkan


Mystic@L 28 Mart 2007 00:06

Ben neyim?

Neyi andiriyorum, bu bir merâk konusu...
Dertlerin mübtelâsi, suskunluk Okyanusu
Çekmek ile yükümlü, tescillenmis tapusu
Pâdisâh fermâniyla, tellâllarin kurbâni
Dalkavuklar agziyla, sâbitlesen husbâni...

Konusmaya hakkim yok, hem bu çok büyük ayip
Ben de insanim dersem, ederim zarar, kayip
Kabul etmem gerekir, kendimi serli sayip
Hep ucuza satilan, insanlik pazarinda
Evet, sâdece hiçim, her kesin nazarinda...

28.08.2000 Landsberg 04:25

M. Engin Karatay


maipoem 28 Mart 2007 00:19


Gitme Türkü Bakışlım

''Bir gün tutar bir caneriği çiçeğini sunar bahara. Bir tutam serinlik, yürekte buğulanan sıcaklık!.... Ve konar gözlerime bir öpücük gibi kuşların sevinci bahar. Okşar bir annenin parmakları gibi usulca saçlarımızı seher yeli. Bir tutam gün ışığı dolar içime, bir tutam sevinç çığlığı.

Ne zaman bahar gelse sevinci yaşar kırlar, dağlı çocuklar umudu kucaklar bir yanımda; bir yanım da kuşlar, çiçekler, kelebekler sevinci yaşar. Aydınlık gelir dört bir tarafa, gürül gürül akar dereler. Bir dağ pınarı gibi hayat kaynar kanımda, yüreğimde tomurcuk tomurcuk fışkırır aşk; Alıp götürür duygularımı uzak dağların ötesine, serin serin esen rüzgarlar...

Sen bu dağların sevda türküsüsün bahar gözlüm, denizlerin mavisi, bulutların beyazı. Çatlamış toprağın bağrına düşen bir damla su gibisin. Ne zaman bahar gelse, yağmur yağmur çiçek açar sesin gökyüzünde. Ben sonbaharın yorgun yanık türküsüyüm oysa, sarıya çalar rengim, rüzgarlar estikçe savurur yapraklarımı uzak diyarlara. Sen gülüşünde baharın ilk sevincini, gözlerinde göğün uçuk mavisini taşıyorsun; Baharın kokusudur yeryüzüne dağılan temiz nefesin. Yaşamak bir su gibi berrak yüzünün aydınlığında, bir köy türküsü gibi içli ve hilesiz...

Ben seni ozanca sevdim türkü bakışlım, sular gibi temiz, bir rüzgar gülü gibi hilesiz. Mehtabın güzelliği, yıldızların ışıltısısın sen karlı dağlarda, rüzgarların soluğu, güneşin dostluğusun. Umut, aşk ve alın terisin ak alınlarda. Toprağa ekilen tohum, bahara söylenen türküdür dilin. Ceylan gözlerin sevinci, dudakların ıslığısın türkülü ırmaklarda.

Acılar içinde de olsam yaşamı çılgınca sevdim. Çılgınca sevdim dağları, ormanları, güneşi, çocukları. En çok da seni sevdim aşkçiçeğim.

Yol türküleri kederlidir nazlım, yol türküleri dertli, yol türküleri acılı. Gidersen kar yağar istasyonlara, boynu bükük bakar ardından akasyalar.

Gitme, bir güvercin sıçaklığı gibi kal yüreğimde. Ben ki sevdamı dağlı bir çiçek gibi göğsümüm üstünde taşıdım hep, namusumun akında. Ne zaman gözlerine baksam beyaz beyaz güvercinler kanat çırpar mavilere; Güller açar ne zaman ellerimi uzatsam saçlarına, serin serin eser yeller.

Bu sevdayı alıp gitme benden, alıp gitme buralardan, gözleri türkülü kuşum . İçimdeki baharı öldürüp gitme. Kimsiz, kimsesiz kalır türkülerim. Körpe bir dal gibi koparma sevinçlerimi yüreğimden.


Gitme


figan düşer denizlere sular çekilir
yağmur yağmaz vahalardan kirpiklerime
bir rüzgar hıçkırır tenhada, bir dal kırılır
boynunu büker sabah kervanları kelebekler ölür

gitme


bir yıldız küser göğüne, içini çeker bir çocuk
şaşırır yönünü rüzgarlar
bütün pınarların suyu çekilir
solar nazlı çiçekleri kalbimin, üzülürüm

gitme


öksüz kalır içimdeki imge dağları
saçlarını öpen seher yeli, çoban yıldızı
bir daha turnalar geçmez, bülbüller ötmez
çiçekler açmaz bahçemde ah be gülüm

gitme


içimdeki bütün vagonlar devrilir
bir kar yağar istasyonlara, üşürüm

gitme


bütün ormanlar ateşe verilir
kuşlarda gider bu kent de, ölürüm

gitme kal


menevşeler açsın dağlarda
sevince dönüşsün gökyüzü
iki çığlık arasında bırakma beni ah gülüm
yokluğuna alışamam yokluğun ölüm...''


Nuri CAN



NiliM 28 Mart 2007 11:48

Geçmişin hatıraları

Acımasız davranmış geçen zamanda hayat
Yüzünde gördüğüm geçmişin hatıraları..
Ak düşmüş saçlarını savur,yıllara inat
Vefasızlığa karşı yak bütün anıları.
Simsiyah mutsuzluğun geri ver karanlığa
Dört mevsim açsın gönlünde umut çiçekleri.
Ruhunu teslim etme açılan avuçlara
Bilmediğin şarkı,ya ölümdür ya da ninni


Şadan Hızır


Misafir 28 Mart 2007 12:25

Yüzün güneşe bakardı, günebakanlar kıskanırdı. Zaten sen bakMasan güneş parlaMazdı. Ben senin yüzüne hayranlıkla bakarken, gözlerin bir seVdayı anlatırdı. Ben o seVdanın tutkunuyduM ve bir seVda ancak böyle tutkulu yaşanırdı.
Hüznün karanlığına tesliM gecelere, senin Varlığınla direnirdiM. Varlığın
beni çoğaltırdı. Ne kadar çoğalırsaM aşkıM o kadar büyürdü Ve aşk sadece senin adınla Vardı.
EliMdeki bir kaç uMut kırıntısını hergün aMa hergün yeniden besteleyip
bitMeyen bir aşk senfonisine dönüştürürdüM. Her notası seni anlatırdı.
Sen duyMazdın aMa dinleyen herkes seni anlattığını anlardı.
Günler solar, MeVsiMler değişir, zaMan delice akardı. Yanlızlık bir kılıç
olup yüreğiMe saplanırdı. Sensizliğe günce yazıp kiMsenin bulaMayacağı
yerlere saklardıM. Sensiz olduğuM bilinsin isteMezdiM. Çünkü bu yürek
sadece seninle atardı.
AğlardıM kiMse görMezdi GözyaşlarıM içiMe akardı. Seni özleMek bir
fırtınayı andırırdı. Fırtınalar içiMdeki sevda ağaçlarını kökünden kopartırcasına sallardı. Her seferinde bir yolunu bulup ağaçlarıMı kurtarırdıM. Bu yüzden beniM sevdaM yıkılMazdı.
Aşkın yarını yoktu. aMa biziM beklediğiMiz hep yarındı. Bugün hiç yaşanMadı. Bu ne sana ne de bana uyardı aMa çaresizlik eliMizi koluMuzu bağlardı. Hayata isyan ederdiM, isyan tek arkadaşıMdı.
Bu seVdayı yaşaMak, ayakta tutMak kolay değildi, yorardı. Yine de şika
yet etMezdiM çünkü senin için herşey göze alınırdı.
Hain değildiM ben, seni aldatmadıM. BeyniM de yüreğiM de seninleyken
bir başkası bana sadece yabancıydı. Ben yabancılara tesliM etMediM kendiMi, kiMse de beni tesliM alaMadı.
MükeMMel değildiM ben, hatalarıM vardı. aMa hatalarıÖı fark edip düzeltÖeyi bilirdiM.YaptığıM en ufak hata seni biraz incitse beni yıkardı.
ŞiMdi 'gittiM' diyorsun öyle Mi? Hiç kalMadın ki benile gidesin... BeniMle
kalan hep yalnızlıktı. OlMayışının hiçbir öneMi yok. Bir tarafında hep sen
olsan da beniM aşkıM bağıMsızdı. Hayatta hep tatlı anlar yoktur ya, nasıl
yaşadıysaM seni, acıyı da yaşaMayı biliriM ben. Aslın da çok da üzülecek
bir şey yok. Çünkü bu aşk baştan sona iMkansızdı.


AY_IŞIĞI 28 Mart 2007 12:43

GiT - Me
Bana gel, sadece bana...
Yıllardır içinde sakladığın ve haykırmak için biriktirdiğin sevda sözlerinle gel.
Ya da konuşma, tek bir söz bile söyleme, suskunluğunla gel.
Utangaçlığın, güçsüzlüğün, üzerini yalanlarla örttüğün hatalarınla gel...
Sana kendini anlatman için hiç fırsat vermeyen insanları bırak bir kenara.
Onlar hep zamanını çaldı senin.
Sen aşkını saklarken hoyrat ellerden, onlar her seferinde bir çentik açıp yüreğine, büyüttüler yaranı, kanattılar.
Sen paylaşmak adına içindeki mavilikleri sunarken onlara, yıldızsız gecelerin karanlığına çektiler seni.

Kimliğini çaldılar.
Uyuyamadığın bütün uykuları, üşüdüğün kış sabahlarını, iç sıkıntısıyla geçirdiğin bütün akşamları, seni yatağından sıçratan kabuslarını topla öyle gel.
Arzuladığın ama ertelediğin ne varsa hepsini alıp gel.
Ben koşulsuzca sevmeye hazırım seni.
Sorgulamadan, yargılamadan, değiştirmeye çalışmadan seni, sevmeye hazırım.

Hayatı seninle yeniden keşfetmeye, seninle yaşanacak sevdanın isimsiz neferi olmaya hazırım.
Gel ve sarıl bana.
Bu sahte hayatların ortasında inandığım tek gerçek sen ol.
Suç ortağım ol, aşık olmak suçunu birlikte işleyelim.
Bekleyişle tüketme beni.
Gel ve sarıl, son bulsun kalabalığın ortasında asırlardır süren korkunç yalnızlığım.

Vazgeçilmezim olmak için gel.
Seni kaybetmekten öyle korkayım ki, düşüncesi bile titretsin yüreğimi.
Sen olmadan yaşanmayacağını bileyim, sen olmadan geçecek bir gün bile yaralasın, acıtsın kalbimi.
Bekleme artık gel.
Başkalarının asla göremediği, bir tek benimle konuşan içindeki o deli çocuğu ortaya çıkartmak için gel. Korunmaya muhtaç bir çocuk o biliyorum.
Korkma,
kimsenin onu incitmesine izin vermem. Güven bana.
Birine güvenmenin insanda yaratacağı o müthiş huzuru duyarak gel.
Gel ve ağla.
Bunca yıl çektiğin acılardan bir çırpıda sıyrılmak için sarıl boynuma ve ağla. Gözyaşlarınla birlikte akıp gitsin hepsi. Seninle ağlarım ben de.
Ben de sıyrılırım yüreğimi sömüren kimliksiz sevdalardan.
Bir tek sana kalırım kendim olarak.
Bir tek sana hiçbir şey beklemeden sunabilirim benliğimi.
Sadece bana gel yar...
Yıllardır ışık girmemiş karanlık odalarımı aydınlatmak için sadece bana gel.
Ben sevmeye hazırım seni...
Sonsuza dek...


Misafir 28 Mart 2007 12:55

git diyemem ama "git"..:(
Vazgecmeyi bastan kabullenmis,nasir tutmus bir yuregim var artik!

Her zaman vazgecmek icin sevmistim seni;Cunku birgun bir yerlerde bitecegini,bitmese bile bitirilecegini biliyordum;ama hicbir zaman unutmak icin sevmemistim seni....

Bastan kabullenmistim gidecegini,yuregimin alevlerle yanacagini.
herseye ragmen baslamistim bu sevdaya,goze almistim beni bekleyen alevleri,yuregime saplanmayi bekleyen sivri oklari....

Butun eksiklerinle kabul etmis;Butun saf duygularimla sevmistim seni...

Delilik miydi? Bilmiyorum....

Ve simdi gidisini sessiz soluksuz izliyorum. Diyecek tek bir sozum yok;Cunku bunu biliyordum:Gidecegini,ardindan yasli gozlerle baka kalacagimi!!

Canim cok yaniyor ama susuyorum,seninde canin yansin istemiyorum.Konussam,gozlerimden bosalacak caglayani tahmin edebildigim icin susuyorum.Icimde ciglik atan kalbimi susturmak icin derin bir nefes aliyorum....

Git demek gelmiyor icimden ama gitmen gerek biliyorum.

"Aglama sakin ardimdan,sonumuz yoktu bizim,erken olmasi iyi oldu.Biraz canimiz aciyacak ama alisacagiz" diyorsun.

"Biraz mi??" diyorum icimden BIRAZZ!!!

ve ekliyorsun "Aglama,agladigini gormeye dayanamam,uzulurum....

Yuzumde zoraki bir tebessum susuyorum....Icimden bir ciglik kopuyor:"Mutlu ol iki gozum aglamiyorum.....Herseye ragmen sevdim seni seviyorum..... Ama birsey soylememek,aglamamak icin sıktıgım dudaklarim mani oluyor sozcuklerin disari cikmasina susuyorum....

"Git kendini fazla sevdirmeden....."


gidiyorsun.......

susuyorum.....


Mystic@L 28 Mart 2007 14:23

Sorma Beni benden sorma bende değilim
Neyimi söyleyim, nasıl söyleyim
Yalancı dünyaya yok ki meyilim
Sana ne söyleyim, nasıl söyleyim

Mansur olup dara oturmayınca
Sevda belasından yatılmayınca
Mizana konulup, tartılmayınca
Kilo mu söyleyim, ton mu söyleyim

Şeriat kapısı belimi büktü
Tarikat kapısı iflahım söktü
Marifet kapısı sevdayı döktü
Hakikat mı deyim, yokluk mu deyim

Varlığımda yokum, yoklukda varım
Güllerde kokuyum, bülbülde zarım
Elest-ü bezminde vardır ıkrarım
Sözle mi söyleyim, hal mi söyleyim

Dolap gibi her girdabı dolandım
Mecnunun çölünde leyla arandım
Ne İsa'ya ne Musa'ya yarandım
Çarmıhdan mı deyim, turdan mı deyim

Alem benim ben alemim diyemem
Dillerim kilitli yarim övemem
Sonsuz bir yoldayım geri dönemem
Sonu mu söyleyim, baştan mı deyim

Ne vermişse geri verdim yarime
Gel istersen senle gidek pirime.
Narın ateşiyle gel de erime,
Pervane mi deyim ateş mi deyim.

Yaşarken ölüyüm, ölünce diri,
Muhabbet bağının oldum esiri.
Balçık tezgahının silik teksiri,
İNCE'den mi deyim telden mi deyim.
Sabit İnce


Misafir 28 Mart 2007 17:36

Gitmek

Gitmek o kadar kolay mı
Bir kentin o dapdar sokaklarından
O gepgeniş pembemsi kırlara
Gitmek o kadar kolay mı

Ya dumanı tütmeyen ruhumun
Hayat belirtisi sıradanlığını taşımak
Bin bir karmaşasını bir nefeslik şehirden
Bin nefeslik doğalara

Yaratmak kolay mı
Yoklardan bir ormanı
Ya inşa etmek şehri
Kabasından çizgilerine yepyeni

Ya her defasında vazgeçemediğin
Ama asla bulup bütünlenemediğin
Kaf dağı ötesi aşkı hayalini
Sesini nefesinden atmak
O kadar kolay mı

Selim Bayrak


Bırakıp Gitmek

öylesine yerleşmiştinki öylesine
ölüm bile kayıplar ülkesinde saklanıyorsa
buzdansa çiçekler
buzdansa çelenkler
buzdansa soluduğunuz hava

bölmek benim işim değil
dikip gitmek çarmıhları
mabetlerin tozlu kapılarında
gözü yaşlı bir halk...
dikenli tel gibi yırtarken
yeryüzünü böyle öfkeli
Beşparmağı böyle yanlız...
deniz, okyanus ve ötesi
bırakıp gitmek.....


Yalova 12 Temmuz 2001
Meryem Kuzu


Acılar denizi


ben acılar denizinde boğulmuum
işitmem vapur düdüklerini, martı çığlıklarını
dalgalar her gün bir başka kıyıya atar beni
duyarım yosunların benim için ağladıklarını

ölüyüm çoktan, bir baksana gözlerime
gör, içindeki o kanlı cam kırıklarını
bu ne karanlık, bu ne zindan gece böyle
bütün gemiller söndürmüş ışıklarını

ben acılar denizi olmuşum, yaklaşma
sularım tuzlu, sularım zehir zemberek
baksana; herkes içime dökmüş artıklarını

bu karanlık bitse artık, bir ay doğsa
bir deli rüzgar çıksa; alıp götürse
yılların içimde bıraktıklarını...



Ataol Bayramoğlu


Mystic@L 28 Mart 2007 20:33

Sana Yakın

Birdostun sıcaklığın
Öylesine
Yaslamak istiyorumki başımı
Ya omzunu uzat sevgilim
Ya da telleri kopuk
Bir kemanı

Kanadının altına sığınacak
Bir kuş arayan
Eskimiş saçak gibiyim sensiz
Yada bütün balinalarının
Kıyıya vurup intahar ettiği
Bir deniz

Bir hitit çanağıyım
Toprağa gömülü
Ve sen
İlk kazısını yapan
Bir arkeolog ürkekliğiyle
Ellerinin arasına
Al beni

Tek dileğimdir çünkü benim
Sana yakın bir sunay akın.

Sunay Akın


Misafir 29 Mart 2007 12:42

Eskisi Gibi
Seneler sürer her günüm,
Yalnız gitmekten yorgunum;
Zannetme sana dargınım,
Ben gene sana vurgunum.

Başkalarına gülsem de,
Senden uzakta kalsam da,
Sevmediğini bilsem de
Ben gene sanavurgunum.

Dağları aşınca başım,
Geri kaldı her yoldaşım,
Gerl sevgilim, gel kardaşım,
Ben gene sana vurgunum.

Gönlüm seninkine yardı,
Aynı şeyleri duyardı;
Ayaklarımız uyardı...
Ben gene sana vurgunum.
Sabahattin Ali


Mystic@L 29 Mart 2007 15:27

Sana Ulaşmak

Bir gün
bir yangın yerinde
buldum ben bu aşkı
Belki
Umudum vardı
yalanlamak için aşk yok diyenleri
Umudum vardı
Diyebilmek ne güzel;
bir umutsuz için
ne manalı.

Belki birgün bir yangın yeri
daha bulabileceğim
yine bir yangın yerinde bulduğum bu sevdadan
kurtulmak için

Ömer Seydi Ekinci


Misafir 30 Mart 2007 11:31

Gidişini Anlatıyorum

Sen gidiyorsun ya işine yetişmek için
Saçlarını, gözlerini, ellerini
Neyin varsa toplayıp gidiyorsun ya
Her seferinde bir şey unutuyorsun sıcak
Termometrede yükselen çizgi çizgi
Kim bilir nerelerde soğuyorsun

Senin gözbebeklerin var ya kadın kadın gülen
İnsan insan bakan gözbebeklerin
Beni tutsa tutsa gözlerin tutar ayakta
Beni yıksa yıksa gözlerin yerle bir eder

Ne gelirse onlardan gelir bana
Çalışma gücü yaşama direnci
Mutluluk gibi kazanılması zor
Mutluluk gibi yitirilmesi kolay

Bir açarsın ki mutluyum
Bir kaparsın her şey elimden gitmiş
Rıfat Ilgaz


Mystic@L 30 Mart 2007 13:19

Git

Derdim sen değilsin.
Dersem gücenme.
Dirhem dirhem gitmiş tutkum,
Farkettirmeden...

Seline kaptırmış hayat,
Sen arkada bırakmış,
Bak başının çaresne,
Derdetmeden...

Havada kar, kuşlar yok,
Yeşil beyazı terketmiş.
Git kuşların peşisıra,
Özgürlüğüne...

Reşide Sarıkavak


Mystic@L 30 Mart 2007 14:25

Sabahları tükettim kapı önünde bekledim seni
Duvarlarda yer kalmadı tepeşirler bitirdim
Bu günde geçti böyle ümidimi yitirdim
Gelmeyeceksen söylede boşuna bekletme beni...


Ah ne zor şeymiş umutsuzca beklemek seni
Dertlerime boncuk boncuk eklemek seni
Bu sabahta her zamanki yerimde beklemekteyim
Gelmeyeceksen söylede boşuna bekletme beni...

(Küller Ateşe Dönecek Birgün)

Emre Vehbi Alkan


Mystic@L 31 Mart 2007 01:08

Şehir ve Sen

Şu Ankara şehri, şu koca başkent
Hiç beş para etmez, sen yoksan eğer
Sen ordaysan, bana öyle gelir ki
Değiştirsek onu, cihana değer

Sensin bu şehirin en güzel gülü
Seninle mest eder şehir gönülü
Şu fani dünyanın nefis ödülü
Bana bahşedilen yegane eser

Sen aydınlatırsın sokaklarını
Sen yeşerttin parkın yapraklarını
Saçının telini, tırnaklarını..
Bütünüyle sensin, bence muteber

Meftunum bu şehre, sen varsın diye
Bozmam adresimi, ararsın diye
Sen tam bana göre bir yarsın diye
Sırf senin adındır bildiğim ezber

Şehir ve sen canım, bütün günümsün
İstikbalim sensin, sen hem dünümsün
Sağım, solum, yanım, arkam, önümsün
Şehirden bana ne, bana sen yeter

Hünkar Dağlı


maipoem 31 Mart 2007 13:30

GİTMEK

Bugünlerde herkes gitmek istiyor.
Küçük bir sahil kasabasına,
bir başka ülkeye, dağlara, uzaklara...

Hayatından memnun olan yok.
Kiminle konuşsam aynı şey...
Herşeyi, herkesi bırakıp gitme isteği.

Öyle ''yanına almak istediği üç şey'' falan yok.

Bir kendisi.

Bu yeter zaten.
Herşeyi, herkesi götürdün demektir.
Keşke kendini bırakıp gidebilse insan.

Ama olmuyor.

Hadi kendimize razıyız diyelim, öteki de olmuyor.

Yani herşeyi yüzüstü bırakmak göze alınamıyor.

Böyle gidiyor işte.
Bir yanımız ''kalk gidelim'',
öbür yanımız "otur'' diyor.

''Otur'' diyen kazanıyor.
O yan kalabalık zira.
İş, güç, sorumluluk, çoluk çocuk, aile,
güvende olma duygusu...

En kötüsü alışkanlık.

Alışkanlığın verdiği rahatlık,
monotonluğun doğurduğu bıkkınlığı yeniyor.

Kalıyoruz.

Kuş olup uçmak isterken ağaç olup kök salıyoruz.

Evlenmeler...

Bir çocuk daha doğurmalar...

Borçlara girmeler...

İşi büyütmeler...

Bir köpek bile bizi uçmaktan alıkoyabiliyor.

Misal, ben...

Kapıdaki Rex'i bırakıp gidemiyorum.
Değil bu şehirden gitmek,
iki sokak öteye taşınamıyorum.
Alıp götürsem gelmez ki.. .

Bütün sokağın köpeği olduğunun farkında.
Herkes onu, o herkesi seviyor.

Hangi birimizle gitsin?

''Sırtında yumurta küfesi olmak'' diye bir deyim vardır ;
evet, sırtımızda yumurta küfesi var hepimizin.
Kendi imalatımız küfeler.

Ama eğreti de yaşanmaz ki bu dünyada.
Ölüm var zira.
Ölüme inat tutunmak lazım.
İnadına kök salmak lazım.

Bari ufak kaçışlar yapabilsek.

Var tabii yapanlar. Ama az.
Sadece kaymak tabakası.
Hepimiz kaçabilsek...
Bütçe, zaman, keyif... Denk olsa.
Gün içinde mesela...
Küçücük gitmeler yapabilsek.

Ne mümkün.

Sabah 09.00, akşam 18.00.

Sonra başka mecburiyetler.

Sıkışıp kaldık.

Sırf yeme, içme, barınmanın bedeli
bu kadar ağır olmamalı.

Hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz.

Bir ömür karşılığı bir ömür yani.

Ne saçma.

Bahar mıdır bizi bu hale getiren?

Galiba.

Ben her bahar aşık olmam ama
her bahar gitmek isterim.

Gittiğim olmadı hiç.

Ama olsun... İstemek de güzel.


Can Yücel


Misafir 1 Nisan 2007 23:02

Yine bir akşam üstü... Ve ben yine bulutlarla beraber çay içiyorum... Az şekerli. Aylardan ekim. Üç gün sonra dolunay çıkacak. Hava birazcık serin gibi. Senin yanımda olmanı istediğim akşamlardan birisi işte. Her akşamki gibi yine boş ve yine sabaha gebe. Sanki kar yağacakmış sanıyorum. Birazcık serin dedim ya işte bu serinlik sadece bu akşama özgü bir serinlik değil. Temmuz da da böyleydi hava benim için. Seni arıyorum. Belki biraz sana sarılır ısıtırım kendimi diye düşünüyorum. Sen yanımda olsan belki şubat ta bile yalınayak gezebilirim. Şubat bile üşütmez beni yanımda olsan. Hatta mart bile bir şey yapamaz. Eminim. Sen yanımda olsan deniz kenarına bile giderim seninle. Deniz donmuş bile olsa sen yanımda olunca bana bir şey olmaz bilirim. Ben kardan adam yapmaya bayılırım. Ama kardan adam yaparken hiç sabır edemem. Biran evvel olsun da bitsin diye acele ederim. Hele o en son havucu burun olarak takmak yok mu işte o bitiriyor beni. Kömür ile göz ve dudak yapıp ona gülümsemeyi öğretmek bir başka haz benim için. Tabi birde boynumdaki kaşkolu üşümesin diye onun boynuna dolamak sanki birisine büyük bir iyilik yapmışım hissini verir bana hep. İşte sadece o zamanlar sevmem ben güneşi. Zaten ben üşümesin diye ona kaşkolumu vermiştim niye doğuyorsun aptal güneş.Sen yanımda olsan seninle de kardan adam yapardık. Ama o zaman ben hiç acele etmezdim. Ne kadar uzun sürerse sürsün beklerdim. İsterse hiç bitmesin. Beklerdim. Bir daha ki kışı bile beklerdim sen yanımda olsan. Sen yanımda olsan bu sefer havucu kardan adamın burnuna takmazdım. Seninle beraber oturur kıtır kıtır yerdik. Bize okulda öğrettiler. Havuç gözlere çok iyi gelirmiş. Hep öyle derdi zahide öğretmen. Zaten benim de senin gözlerine ihtiyacım var. Onlara iyi bakmam lazım. Her gün bir havuç yerdik seninle. Sırf gözlerine iyi gelsin diye. Biliyorsun benim senin gözlerine ihtiyacım var. Sonra kardan adamın gözlerini ve dudaklarını yapardık. Ben gözlerini yapardım sende dudaklarını yapardın. Dudaklarını sen yaptığın içinde gülümsemeyi öğretmek sana düşerdi. Eminim ona çok iyi öğretirdin gülümsemeyi. Aynı senin gülüşün gibi sımsıcak gülerdi biliyorum. İyi öğretirdin. Sen yanımda olsan kaşkolumu sana verirdim. Nasıl olsa kardan adam gülümsemeyi öğrendi ya üşümez artık. Artık güneş bile çıksa üzülmem ben.Sen yanımdasın ya bir tane kardan adam daha yaparız güneş batınca. Güneş doğunca yine eritir onu. Biz bir tane daha yaparız. Sen yanımda olsan bu kez bulutlara hiç yüz vermem. Çayımı seninle içerim. Üç şekerli. Sen yanımda olsan beraber kız kulesine gideriz. Yok yok gitmeyiz. Üsküdar da bir rıhtım turu yaparız. Sonra kız kulesini uzaktan uzağa şöyle bir süzeriz. Tam karşısına oturup uzun uzun bakarız. Yok yok uzun uzun bakmayız. Uzun uzun bakarsak gözlerimiz yorulur. Biliyorsun benim senin gözlerine ihtiyacım var ya onları fazla yormayız. Zaten daha çok gezecek yer var. Sonra .... Sonra nereye gidelim ? Sonrasına sen karar ver canım. Biliyorsun sende söylemiştin ya nereye gittiğin önemli değil kiminle gittiğin önemli diye... Sen yanımda olsan nereye olursa oraya giderdim....


Mystic@L 2 Nisan 2007 00:14

Ahvalim var

Karar kıl gönül ikrara,
Murşidler şahı hünkara.
Kamil olup hak yoluna,
Gelen bilsin ahvalimiz..

Arif ile kıl pazarı,
Göresin aşkı nazarı.
Bülbül olup zarı,zarı,
Yanan bilsin ahvalimiz...

Çirkin ile aç arayı,
Melhem ile sar yarayı.
Sıratı geçip sılayı,
Bulan bilsin ahvalimiz..

Dost yolunda olak sefil,
Düşünme hiç boşa gafil.
Çağlarim der söze dahil,

Olan bilsin ahvalimiz.

Aşık Çağları (Muammer Çalar)


Mystic@L 2 Nisan 2007 21:19

Yüreği ağzında bir çocuk
Gibi alırken kalemi elime
Beceriksiz, acemi ve olasıya
Yapayalnızım her defasında

Bu sonuncu olsun diyorum
Ömrümün eksiksiz tek şiiri
Yazılsın artık kırk yaşımın
Ve bir aşkın bittiği bu gece

Akbabalar bin yıl kelebekler
Bir mevsim yaşarlarmış ki aşk
Da kısa ömürlüdür, başlar
Gibi biter yaşanmışsa eğer

Yaşanan ne varsa hoşgörünün
Bir parçasıdır artık ama ben
Yine de yakabilirim bu gece
Bütün anılarımı bir şiir için

Sonra irkiliyorum, anılarım yoksa
Dostlarım da terkedilmiştir yangın
Sürüp dururken yurdumda ki o zaman
Kıymeti harbiyesi nedir bu şiirin

Sabaha karşı dilim paslı
Beynim keçeleşmiştir ve yangın
Yalnızlığıma sıçrarken üşüyor
Bütün sözcükler. Umut yoktur

Yüreğim diyorum, kekeme
Alıngan, serseri yüreğim
Sen nerden bilebilirsin
Bir şiirin nasıl yazıldığını

Ahmet Telli


Mystic@L 2 Nisan 2007 23:28

Viran gönüller, ıssız sevgiler,
Isınmıştı yine de yüreğim.
Yorgun ayaklar daha kaç adım atacaktı?
Titriyordum.
Tüm vücudumda hissettim benliğimle,
Mevsimler birbirinden kopuyordu,
Toprakla yaprak ne güzel sevişiyordu,
Öyle ya hep toprağın kollarına.
İlk kışım değil seninle geçen,
Üşüyen ayaklar tüm şehrin ayazını yiyordu.
İstanbul’a değil sana takıldı gözlerim.
Ne tuhaftı!..
İçlerinde sen yoktun İstanbul.
Ellerimle sımsıkı tuttuğum balonlar artık uçmayacaktı.
Bulanık denizleri çırpındıran nedir?
Nedir bu çalkantı, nedir bu yöneliş?
Doğan güne değil, sana daldı gözlerim,
O ulvî güzellikteki muhteşemlik,
Yoktu gözlerinde İstanbul.
Biçareydim, yalnızdım.
Belki de kimsesizdim ama sen vardın.
Su olup akmak geldi gözlerinden,
Ama yine de ağlama

Yavuz Bayram Çalışkan


NiliM 3 Nisan 2007 10:37


Gurbet Akşamları

Hiç istemem yine gelir,
Çatar gurbet akşamları
Yüreğime hançer olur,
Batar gurbet akşamları.

Öldürecek beni dertler,
Bende geçti bini dertler,
Dertlerime yeni dertler
Katar gurbet akşamları.

Bilmiyorum dertten gamdan,
Zevk mi alır intikamdan?
Kanlım gibi şu yakamdan,
Tutar gurbet akşamları

Şimdi akşam bak şu anda,
Zindandayım ben zindanda,
Zindan ne ki zindandan da
Beter gurbet akşamları

Acılara beler beni,
Kesip doğrar diler beni,
Parça parça böler beni,
Yutar gurbet akşamları.

Memleketim ilim obam,
Kavim, gardaş, dost, akrabam,
Gözlerimde anam, babam,
Tüter gurbet akşamları.

Kadir Mevla’m yardım etsin
Ozan Arif yurda gitsin
Bitsin artık bitsin bitsin...
Yeter gurbet akşamları.


Ozan Arif


Pollyanna 3 Nisan 2007 13:13

Sadece Beklemek Yetmiyor
gönlümde derin bir sızı
umutla beklediğim o gelişten eser yok
yitiriyorum herkes gibi " keşke" lerimi..
alıp sağ tarafıma koyuyorum özlemlerimi..yanlarına biraz belki serpiştiriyorum kendime ait..
sonrasında bir mumun titrek ışığında düşlerimi aydınlatıyorum..
pas tutmuş kelimelerimi bir bir parlatıp yerine yenilerini biriktiriyorum..
"ah..bir inansa..""ah bir ..." adına..
bu kadar mı eksik kalır bir yanım..bu kadar mı hasret kalırım sabaha..
dedim ya olmuyor..
ne gelen var
ne de gelmeye niyet eden..
?¿


Nephthys 3 Nisan 2007 13:26

Korkuyorum


Sıcak bi ağustos gününün ayazında üşüdün mü hiç?
Yada gündüzün karanlığı sarmaladı mı hiç benliğini?
Hiç sevgi acı verdi mi sana böylesine?
Oysa sevginin adı acı mı olmalıydı?
Sevgi acılarla mı beslenmeliydi?
Ve de daha büyük acılara gebe olması kahretmiyor mu seni?
Sevgiye yazık değil mi?
Ben üşüyorum ağustosun sıcak kollarında
Ben karanlığıyla boğuşuyorum gündüzlerimin
Ben yitirmek korkusuyla daha da tutuluyorum sevgiye
Sevgim acılara karşı güçleniyor sanki
Arttıkça artıyor....
Korkuyorum.......
Kendi sevgimin içinde kayboluyorum....
Kaçtıkça her defasında daha feci tutulduğum bi sevgi bu
Kendi kasırgalarımda ayakta kalma mücadelesi veriyorum sanki
Kendi kasırgalarım beni aşıyor...
Her kasırgadan sonra yine sevgime,
Yine sana tutunuyorum.....
Tek yapabildiğim korkmak...
Korkuyorum.....
Gitmek mi kolay yoksa geride kalmak mı?
Bilemiyorum....
Gidemiyorum....
Ama geride kalan da olamıyorum
Gönderemiyorum.....
Mantığım duygularımla savaşta sanki
Sürüncemesinde yitip gitmekten korkuyorum
Yitip giderken seni de ardım sıra sürüklemekten
Yüreğim alışık acılara,dört nala acılarla süslü yaşamım
Ben acıya sevdalı melankolik bir yürek
Ama seni acılarıma hapsetmeye ne hakkım var?
Sana acılar yüklemek ne kadar acı
Kahroluyorum....
Senin acın acım oluyor...
Acılarım hoyrat dalgalarda köpük köpük
Her dalgada savrulmaktan korkuyorum...
Tutunamıyorum dingin güvenliğine limanların...
Seni dalgalarıma katmaktan korkuyorum...
Dalgalarım yürek aşırı,mantık aşırı derinliklerde
Ayaklarımın yere değmemesinden,boğulmaktan korkuyorum...
Boğulurken girdabıma seni de sürüklemekten korkuyorum....
Dedim ya tek yapabildiğim bu
Korkuyorum....
Korkuyorum çünkü seni seviyorum....

Funda Gülseven


NiliM 3 Nisan 2007 13:59

Tek Çare Gitmekse

Tek çare gitmekse
Hiç durma git
Unutma
Yine sen seninlesin
Sana kal diyemem
Kırmadan
Dökmeden anıları
Bırak kalsın güzelliğinde
Sanrılara takılıp kalma
Dalma yanlışlara
Düşün bir daha
Kaçamazsın ki kendinden
Bu öfke fırtınası
Kendinedir
Yok eğer
Tek çare gitmekse
Hiç durma git
Unutma
Yine sen seninlesin
Çare gitmek değil…


Nebiye Toprak


Mystic@L 3 Nisan 2007 14:08

Şu insan bin türlü hülyaya dalar
Zerreyi katreyi sele çevirir
Kimi de boşboşa fikrini yorar
Harcanıp tükenmiş pile çevirir
Bazıları koşar bir uğraş verir
Her sözü fikriyle çamlar devirir
Kimisi uslanmaz dümen çevirir
Bazısı sırımı tüle çevirir
çicekler dökülür gelinir sona
Dallarda meyvalar can verir cana
Bir gülücük bile yeter insana
Arifler manayı dile çevirir
Vakit gelir yaprak solmaya başlar
Uğraşıp rızkını almaya başlar
Ol deyince yoklar olmaya başlar
Rahmet kesilince küle çevirir
Güz gelir tabiat çulunu soyar
Gökteki yıldızlar duramaz kayar
İnce her taşı da yerine koyar
Koca kainati sala çevirir
Sabit İnce


Nephthys 4 Nisan 2007 02:15

Kıyamam Sana
ismail sarıgene

Sevsen de , hadi git ne olur
Yağmurlarda üşümeni istemem gülüm.
Kıyamam sana , bilirsin.
Senin gözlerine yağmurlarım inmesin.
Kara bulutlarım yüreğini incitmesin.
Ben yağmurlarda yaşamaya alışkınım.
Sen güneşli sabahlara uyanmaya layıksın gülüm.
Hadi koş ne olur aydınlık sabahlara..

Kıyamam sana bilirsin,
Dokunma seni seven yüreğime.
Dikenimle kanamasın narin ellerin,
Acılarımla yanmasın yüregin.
Daha fazla ağlamadan gözlerin,
Hadi git ne olur.
Sen, baharların kınalı çiceği,
Ben, karlı dağların yaralı dikeni.
Ben acılarla yaşamaya alışkınım.
Sen ise baharlara layıksın gülüm.
Hadi koş kırlara, mevsim baharlara

Her sabah,
Sen gözlerinle baharlara uyanırsın.
Ben ise karakışlara...
Kıyamam sana, bilirsin.
Karakışlarda üşümesin ellerin
Ayazlarım üşütmesin yüreğini.
Seni ölümüne sevsem de
Hadi gine olur git.
Ben karakışlarda yaşamaya alışkınım.
Baharlarına hazanlarım erişmeden
Hadi koş kınalı saçlarınla
Güneş huylu yetimlerin pembe düşlerine...

Su, hiç ateşi ağlatabilir mi ?
Yağmur, hic güneşi ıslatabilir mi ?
Hadi git ne olur.
Durma daha fazla karanlıklarımda.
Hadi koş ne olur güneşli sabahlara.
Mutluluklar sadece sana yakışır gülüm.
Merak etme sen beni,
Baharın koynunda gülümsüyorsan,
Gülüşünle ayazlarda ısınırım ben...


Misafir 4 Nisan 2007 10:12

http://img410.imageshack.us/img410/6268/gidiyorsunxg2.jpg
gidiyorsun bugün;
arkanda seni hatırlatacak bir resim bile bırakmadan,
isterdim ki;
senden bana hatıra kalsın,
seni her özlediğimde ona bakıp ta avunayım,
sen yanımda olmadığın zamanlarda
senin yerine onu kollarıma sarayım.

Gidiyorsun bugün;
bir elveda bile demeden,
neden? niye ki?
Ben sana ne yaptım
seni ölümüne sevmekten başka,
ölümüne sevmemin bedeli bumuydu?

Gidiyorsun bugün…
Gitmesen olmaz mı ?
Bu mu yani?
Sevenlerin sonu bu mu?
Elbet bir gün gidecektin ama ;

BU KADAR ÇABUK BEKLEMİYORDUM.
SEN YOKSUN YA
BENDE YOKUM ARTIK.
AMA NE OLURSA OLSUN
YİNEDE SEVİYORUM SENİ...


Mystic@L 4 Nisan 2007 14:09

adımı unuttum
adı olmayan yerlerde
ne in
ne cin
ne benî adem

zamanlar içinde
kuşlar uçuyor
kervanlar geçiyor
bir iğne deliğinden

çarşılar kuruluyor
sarayları oyuncak
insanları karınca şehirler
zamanları gördün mü
bir iğne deliğinden

adımı unuttum
adı olmayan yerlerde
geçip gidenlere bakarak

Asaf Halet Çelebi


vain 4 Nisan 2007 14:23

vazgeçtim gitmek zor mesafeler uzaksa birde gitmek isteyipte gidemiyosan gitmek zor olanı :D geniş bakıyom olaya


Mystic@L 4 Nisan 2007 22:25

Efkarlanırım

Mektup alir, efkarlanirim;
Raki icer, efkarlanirim;
Yola cikar, efkarlanirim.
Ne olacak bunun sonu, bilmem.
"Kazim'in" turkusunu soylerler,
Uskudar'da;
Efkarlanirim.

Orhan Veli


NiliM 4 Nisan 2007 22:31

Hicrannâme

Aynalarda seni hissediyorum,
Hayal ırmağının çağıltısında
Umutların mecnun parıltısında
Rüyalarda seni hissediyorum...

Ey dost en güzelin nakışındasın,
Nurun karanlığa akışındasın,
Bir denizin şehlâ bakışındasın
Dalgalarda seni hissediyorum...

Şûledar eyleyip sundun elini,
Tayfuna çevirdin sevda yelini,
Tutuşturdun yüreğimin külünü,
Nevalarda seni hissediyorum...

Yürürken gecenin kalbine doğru,
Gönlümden beynime vuruyor ağrı,
Yalnızlık bir çöldür, ayrılık uğru,
Tenhalarda seni hissediyorum...

Akşamın renginde ay ışığında,
Bir gül yaprağının kırışığında,
Bulutta, yağmurda, gökkuşağında,
Semalarda seni hissediyorum...

Hüzün gözlerinden ruhuma düşer,
İçim acılarla yoğrulur pişer,
Ey hicran yıldızı ahsen-i beşer,
Dualarda seni hissediyorum.


Nurullah Genç


Mystic@L 4 Nisan 2007 23:18

Acının Duvarı Aşılınca

Kendisi çatlamadan
Toprağı çatlatamaz tohum
Asmışım sinirini mutsuzluğun
Ayrımsayamıyorum bile öyle mutsuzum
Acısını artık duyamıyorum
Ki kendim öyle bir acı olmuşum
Nasıl görmezse göz kendini
Kendimi arıyor bulamıyorum.

Aziz Nesin


Misafir 5 Nisan 2007 13:00

http://img358.imageshack.us/img358/6539/elifkendineiyibaklh6.jpg

Kendine iyi bak" bir "Veda" değil "elveda" cümlesidir çoğu zaman. O üç kelimeden çok daha fazlasını gizler içinde...

"Kendine iyi bak. Çünkü bundan sonra ben yanında olmayacağım. Olamayacağım. İstesem de istemesem de. Sevdim bir zamanlar seni, hala seviyorum ve benden sonra da mutlu olmanı istiyorum. Olur da bir gün dönersem seni iyi bulmak istiyorum."

"Kendine iyi bak. Çünkü bundan sonra kendinden başkası olmayacak yanında sana bakacak. Ben olmayacağım. Kendine iyi bak ve beni düşünme. Çünkü ben de seni düşünmeyeceğim artık. Arama sakın beni, yazma, çünkü ben yazmayacağım. Sil beni yüreğinden, çünkü ben sileceğim. Fakat, yaşanılan, paylaşılan güzel şeyler hatırına sana yürekten mutluluklar diliyorum. Ve ben bir daha dönmemek üzere gidiyorum."

"Kendine iyi bak. Aramızda geçen herşeye rağmen benden sonra iyi olduğunu bilmeyi tercih ederim. Aslında bilmem çok önemli değil, iyi olduğunu varsayacağım ben. Seni bir daha asla görmemek üzere gidiyorum ben, seni kendinle başbaşa, yapayalnız bırakıyorum ben. Biliyorum kendini bırakacaksın benden sonra, o yüzden iyi bak diyorum. Aslına bakarsan, çok da fazla umursamıyorum."

"Kendine iyi bak" derler ve giderler. Tutkuyla sevenler, bazen birden fazla söylerler bunu. Çünkü onları ayırmak, eti tırnaktan ayırmak gibidir. Kolay kolay kopamaz onlar, süreç çok acı vericidir, yürek parçalıyıcıdır. Her seferinde azalan umutlarla geri döner ve yine "Kendine İyi Bak" gözleriyle ayrılırlar. At ki umut da, sevgi de tükeninceye kadar…At ki son elveda mezar sessizliğine bürününceye kadar…

Tutkunun ötesinde sevenler, bir kez "Kendine İyi Bak " derler ve giderler. Onlar eti tırnaktan ayırmak yerine ölümü yeğlerler. Onlar bu acıyı bir kezden fazla kaldıramayacakları nı bilirler.

"Kendine iyi bak" derler ve giderler. Bu sözlerin içinde ihanet yok, hiç bir zaman olamaz derler ve giderler. En büyük ihanet değil midir aslında seni seveni, ihtiyacı olanı yüzüstü bırakıp gitmek. "Kendine iyi bak" derler ve giderler. Seni suskunluğa mahkum edip giderler. Seni parçalara ayırıp, en büyük parçayı yanlarına alıp giderler. Seni senden alıp giderler.

Daha kötüsü suçlayamazsın onları tüm bunlar için. Kendine iyi bak deyip gidenin geçerli bir nedeni vardır elbet. Suçlatmaz kendini. Savaşmadıkları için kızarsın ama suçlayamazsın. Savaşmışlarsa, yenildikleri için kızarsın ama suçlayamazsın. Yenildiğin için kızarsın ama suçlayamazsın… Ayrılığın kaçınılmazlığına inandırır seni, "kendine iyi bak" derler ve giderler. Elinden umutlarını, düşlerini, sevgilerini alıp giderler. Bir tek anıları bırakırlar geride, bir de hatırladıkça gözyaşlarına boğulasın diye unutulmayan nağmeler...

Arkalarına bakmadan çekip giderler eğer yalnız kalmışsan, çünkü insafsızlıkları nı görmek istemezler. Herşey o saniye orada bitsin, kapansın bu sayfa isterler. "Bitti" diyemedikleri için, "kendine iyi bak" derler. "Kırıldım ve affedemiyorum" diyemedikleri için "kendine iyi bak" derler. "Seni istemiyorum artık, hayatımdan çıkaracağım ama bil ki hiç unutmayacağım" diyemedikleri için kendine iyi bak derler. "Biliyorum çok kanayacaksın ama daha iyisini yapamıyorum" diyemedikleri için "kendine iyi bak" derler. Vicdanlarını rahatlatmak için kendine iyi bak derler, çünkü o kan uzun süre akacaktır ve o yara asla kapanmayacaktı r, bilirler.

"Kendine iyi bak" bir noktadır çoğu zaman. Kendine iyi bak deme bana, sadece kötülükler noktalansın isterim ben. Oysa sen iyisin… Sen gözümdeki ışık, dudağımdaki tebessüm, sen içimdeki sevinçssin. Sen hayatıma renk katan, sen yüreğimdeki çarpıntı, sen hayatımdaki neşesin. Sen yolumu aydınlatan, sen dert ortağım, sen gönül yoldaşım, sen bir tanesin. "Kendine iyi bak" deme bana. Nokta koyma...

Keşke böyle yaşanmasaydı bazı şeyler, keşke affedebilsen beni, keşke ben de affedebilsem… Keşke döndürebilsek zamanı geriye. Keşke bugünkü aklımızla yaşasak herşeyi baştan. Nafile... Ama yine de, gitmesen olmaz mı? Bitmesek olmaz mı? Sen eksikken, ben nasıl tam olurum? Senden kalan boşluğu kimlerle doldururum? Savaşsak, aramıza giren şeytanla olmaz mı? Hani büyük aşklar her türlü engeli aşardı, hani gerçek dostluklar her sınavı geçerdi, hani sevgi eninde sonunda kazanırdı? Hani hayatta hiç kirlenmeyecek değerler vardı? Hani en büyük zaferler, en kanlı savaşların ardından kazanılırdı? Bunların hepsi yalan mı? Sahiden..., gitmesen olmaz mı? Bitmesek olmaz mı?……….

Peki o zaman... Senin istediğin gibi olsun... Öyleyse...Sen de "Kendine İyi Bak."

"Kendine Iyi Bak" derler, kurşunu kafana sıkıp giderler!!!

(alıntıdır)


Mystic@L 5 Nisan 2007 14:08

Akşamı geciktirebilirsin belki

- Feride için

Gün batarken sula fesleğenleri
balkonun kokusu sokağa taşsın
sokaklar kayıp çocuklar gibi
hırçındır, ürkek ve biraz şaşkın

Sular bulutlanır sen susarsın
ve kent çıngıraklı bir yılan kadar
zehirlidir artık sevgilin mahpusken
üstelik kirli bir lekeye döner umutlar

Acılar katlanır mendil yerine
sarışınlaşırsın bu kaçıncı güz
ellerin üşür, çiy düşer çiçeklere
beklediğin mektuplar da gelmez

Bomboş sayfalara dönerken aklın
tecrit’teki kitabı fareler kemiriyor
ve düşlerin sonsuz bir boşluktayken
bir sigara yakıyorsun, tutuşuyor sular

Akşamı geciktirebilirsin belki
suladığın fesleğenlerle, kimbilir
ama vaktin ayırdındadır şimdi
kuşlar, çocuklar ve mahpuslar

Usulca inse de koldemirleri

Ahmet Telli


Misafir 5 Nisan 2007 22:46

http://img301.imageshack.us/img301/1969/zynp5pn.jpg


Misafir 6 Nisan 2007 12:37

Anlamadın ne demeli sana. Kim istemezdi ki, böylesi bir sevdanın iki parçasından birisi olmayı, kim istemezdi ki, uğruna canını verecek sevgiliye sahip olmayı?
Gitmekten dem vuruyorsun, git..... Kanayan yüreğime aldırma. O zaten alışkın kanamaya. Geldiğinde zaten kanıyordu değil mi, sardığın gibi bırakma, sakın bırakma, eski haline dönsün ve yine kanasın...


Ağlayan gözlerime, gülmeyi öğretmiştin, neyine bu gözlerin gülmek? Ömür boyu ağlamaya mahkumlar. Git ve senin için akan göz yaşları dinmemeye mahkum olsun. Pınarları kurumasın, her daim o yaşlarda boğulsun. Git... Ben burdayım.

Geldiğinde, gittiğinde bıraktığın gibi bulacaksın biliyorsun. Git... Gözün arkada kalmasın sakın. Bu gözler seve seve ağlar yokluğuna, bu yürek severek kanatır kendini sensizliğinde. Git... Bu beden, nasılsa toprak olacak. Ha senle, ha sensizlikle. Ömrümün sonbaharı oldun, tüm yapraklarımı sarıya boyadın, şafaklarımı hüznünle kapladın...

Git... Me..... Demeyeceğim sana. Zira sen, yüreğin elinden düştüğünde, sarılacak birine ihtiyaç duyacaksın. Yüreğinin yaralarını saracak, başını omzuna dayayıp ağlayacak, tüm sıcaklığıyla seni saracak, seni acılarından sıyırıp alacak birini arayacaksın. Ben o zaman gene yanında olacağım. Kanayan yürek, ağlayan gözler ve herşeye rağmen tüm acılara bu güne kadar olduğu gibi, bundan sonrada direnecek olan bu beden.
Git.... Git..... Yüreksizliğinle, sevdasızlığınla, hoyratlığınla, soğukluğunla....
Git...


Mystic@L 6 Nisan 2007 14:00

Çok derinden hayal etmisim ki, kendimi bir an yaninda saniyorum.
Derin bir nefes alip kaliyorum, Ah ne vardi simdi yaninda olsaydim.
Ellerim ellerinde.
Gözlerinin derinliklerinde, seninle iç içe.
Biliyorum imkânsiz, ama düsüncesi bile güzel..

Sensiz yarinlarda ne yaparim acaba?

Hayatimin akisi degisiyor, üzüntülerim var.
Sensiz yasamak da zormus. Ne yapayim?

Bol bol seni düsünürüm..

Hatirlarmisin, agaçlara salincak kurardik.
Uçar gibi agaçlarin içine dogru sallanirdik.
Ayrilik vakti geldiginde, uçarcasina evlerimize kosardik.
Rüyalarimizda da ayrilmazdik, öylece uyuyakalirdik..

Baska ne yapardik?

Seninle baliga giderdik.
Oradan çay bahçesine gelirdik.

O günlerde çok erken kalkardik.
Günes dogar dogmaz birbirimize kavusurduk.

Seninle kirlara giderdik, kirçiçekleri koparirdik.
O temiz havalarda dertlesirdik, azigimizı paylasirdik.
Mutlu yarinlardan bahseder, gelecegimizi kurardik..

Olmadi, yapamadik...

Bekle beni yanina geliyorum, diye avaz avaz bagirmak geliyorsa da içimden,
susuyorum..
Çünkü çaylarimizi yudumladigimiz o çay bahçesinde degiliz..
Hatta su an nerede oldugunu bile bilmiyorum ki..
Adama deli derler..
Ve sana kavustugum gün, iste o gün bir daha aglamayacagim..

Ahmet Arslan


P.u.S.u 6 Nisan 2007 14:24

Sevgili dostumun sabah sabah çalan telefondaki sesi ;
Sabah sabah bu şarkı dilimde gitmek mi kolay kalmak mı zor diyor içimden bir ses diyordu.
İşin tuhaf tarafı ben bu şarkıyı ne söyleyeni biliyorum?
Nede bu şarkının sözlerini.
Benim için şarkıdaki bir soru cümlasi var o kadar...
Gitmek mi kolay kalmak mı zor....
Kimseye sormak istemiyor canım bu şarkının sözlerini dinlemekte istemiyorum.
Sadece bu soru cümlesi yetiyor bana.
Sabah sabah her pazartesi sendromlunun yaşadığı gibi kazan gibi beynim.
Bir burukluk var içimde.
Sorun beni galiba yada öyle hissetmemi mi sağlıyor tüm olanlar?
Hangisi daha kolay ?
Sanki herşeyi bırakıp gitmek biri yada birşeylere ihanet etmek gibi geliyor.
Bu kadar emek bu kadar çaba peki şöyle diyeyim bu kadar emek ve çaba niye?
Kime ?
Yanlış tarafa doğru mu kürek çekiyorum?
Ne kadar çok soru soruyor dedim ne kadar karışıktı aklı.
Bir yanım gitmesi herşeyin bitmesi anlamına geliyor diyordu.
Diğer yanım hakikaten boşa kürek çekmiş kız baksana herşey halbuki ne kadar kolay diyordum.
Neden red ediyordu diğer kadınlar gibi kaderim buymuş demeyi?
Neden bu kadar çok soru soruyordu hayat hakkında?
Normal insan olmak bu kadar zor muydu ?
Yada normal insan olmaktan öte Bu kaderine razı olanlarda normal miydi?
Öfff sabah sabah aklımı karıştırdın deli kız:)
Sende diğerleri gibi soru sormadan bazı şeyleri kabullensen hayatın sana biçtiği elbiseyi sorgulamadan giysen ne olur sanki?
Yaşadığın şeyler seni bu kadar mı temkinli yaşamaya itti.
Yoksa Güvenmiyor musun eşine diye soracak oldum.
Atladı bizimki ne demek dedi ona kendimden çok güvenirim sakın bir daha bunu bana sorma!!!
Bıkmıştı sonu kötü biten aşk hikayelerinden. Bir tanesi iyi bitmeliydi. O da onunki olacaktı.
Aşıktı, yalnızdı, aklı karışıktı.
Hepsi biraraya gelince de beni aramıştı.
Şunu diyemezdim ona
Hayallerinin peşinden git.
Gidilmezdi.
Ayağı yere sağlam basmadan bunu yapması intihardı. Zamanında yaşamıştı.
Sadece şunu dedim;
Dua et herşeyin başı sonu dua inan karşına iyi bir şeyler çıkacak.
Ve sen yine üzüldüğünle kalacaksın.
Sadece kendine ve sevdiklerine inan...


Nephthys 6 Nisan 2007 23:17

Kolay mı?


Kolay mı
Sensizliğin sokaklarında dolaşmak
Başı boş,avare,
Deli gibi?


Yokluğunda düşünüp seni,
Ulaşamamak varlığına.
Güzelliğine şiirler yazmak
Alışmak sensizliğe
Söyle,
Kolay mı?

Uyku görmemiş gözlerime
Gözlerini unutturmak
Ellerime yokluğunu anlatmak
Söz dinletmek yüreğime
Söyle,
Kolay mı?


Gitmek,
Uzaklaşmak
Bitirdi mi bana özlemini?
Ve bensiz kalmak
Unuttura bildi mi beni?
Ertuğrul Bayam


Mystic@L 7 Nisan 2007 00:12

Askti o! Degistiren tum gecelerimi
Askti o! Beni durup durup yenileyen
Oydu, duygulu yapan hoyrat ellerimi
Oydu, doludizgin gidisime dur diyen

Bir bicakin keskin yuzunde kan lekesiydim
Askti yine beni yikayan, aritan su
Boyle ak pak olacagimi bilir miydim?
Icimde acmasaydi o sevmek duygusu

Ben bir tutsagim simdi sevgiye, gonullu
Cozmeyin ellerimi, zincirlerim kalsin
Gorsun prangalarim o dogacak gunu

Ve bu dunyaya ask dolu siirlerim kalsin
Seninle her yerde guzel, her zaman yeni
Istemem, sensiz hatirlamasinlar beni.

Ümit Yaşar Oğuzcan


Mystic@L 7 Nisan 2007 09:53

Ayrılık günü

Ben nice ayriliklar gordum omrumce
Kuslar gordum; kirilmis kolu, kanadi
Ayri dusmus sevdiginden kuslar gordum
Hic bir ayrilik bana bu kadar komadi

Ayriligin bir agridir vurur sakalarimda
Ve buyur gozlerimde bir okyanus kadar
Derinden ses verir icimde bir tel
Sonra, birdenbire kirilir, kopar

Yeryuzu cekilir altindan ayaklarimin
Gecer basima coken bir tavan gibi gokyuzu
Durmadan calinir kulaklarimda
Sarkilarin en huzunlusu

Seni alip uzaklara giden otobus
Benim uzerimden gecer hisimla
Devrilir, bakakalirim ardindan
Bir sel gibi akan gozyasimda...

Artik ne yapsam bos, teselliler faydasiz
Karanlik gitgide en derinlere ceker beni
Caresiz butun sokaklarinda bu sehrin
Boyle perisan beklerim donmeni

Dolasir birbirine yorgun ayaklarim
Ellerimi koyacak bir yer bulamam
Nereye gitsem en koyusu acilarin
Ne yana baksam, cildirtan bir aksam

Istesem ben bu omru, bu talihi istemem
Boyle durup durp senden ayrilmak varsa
Orada bir mezar kazilir benim icin
Ayriligin nerede baslarsa.

Ümit Yaşar Oğuzcan


NiliM 7 Nisan 2007 10:36

Hangi Ayrılık?

Hangi sevgili var ki, senin kadar duyarsız ve kalpsiz?
Ve hangi sevgili var ki, benim kadar çaresiz?

Hangi ayrılık var ki, böyle kanasın ve böyle acısın?
Ve hangi taş yürek var ki, benim kadar ağlasın?


Hangi gün karar verdin, küt diye çekip gitmeye?
Hangi lafım dokundu sana, böyle inceden inceye?
Hangi otobüs söyle, hangi uçak, hangi tren?
Seni benden götüren, beni bir kuş gibi öttüren.
Hangi kırılası eller dolanır, kırılası beline?
Hangi rüzgar şarkı söyler, o ay tanrıçası teninde?
Hangi çirkin gerçek uğruna, tükettin güzel ütopyamızı?
Hangi boşboğazlara deşifre ettin, en mahrem sırlarımızı?
Hangi cama kafa atsam?
Hangi kapıyı omuzlayıp kırsam?
Hangi meyhanede dellenip, hangi masaları dağıtsam?

Bende bu sersem başımı, karakolun duvarına vursam.
Kendimi caddeye atıp, arabaların altına savursam.
Hangi tercih beni en hızlı şekilde öldürür?
Hangi şekil öldürmez de, ömür boyu süründürür?
Kayıp ilanı mı versem, şehir şehir dolanmak yerine?
Ödül mü koysam, ölü veya diri seni bulup getirene?
Hangi ayrılık var ki, böyle diş ağrısı gibi durmadan zonklasın?
Hangi cam kesiği var ki, böyle musluk gibi içime damlasın?
Hiç sanmam! ...
Hasta kalbim bunu bir süre daha kaldıramaz! .
Feriştah olsa, böyle eli kolu bağlı bekleyip duramaz.
Hangi mübarek dua,
Hangi evliya tesir eder, seni döndürmeye?
Hangi aptal mazeret ikna eder, ateşimi söndürmeye?
Olur mu be! . olur mu?
Bu da benim gibi adama yapılır mı?
Aşk dediğin mendil mi?
Buruşturup bir kenara atılır mı?
VEFA bu kadar basit mi? Alınır mı? Satılır mı?

Hangi hırsız çaldı, seni yırtık cebimden?
Hangi pense kopardı bizi birbirimizden?
Hangi uğursuz hamal taşıdı valizini?
Hangi çöpçü süpürdü yerden bütün izini?
Hangi yaldızlı otel çarşaf serip barındırdı?
Hangi süslü manzara seni kolayca kandırdı?
Hangi şarlatan imaj böyle çabuk ilgini çekti?
Hangi pembe vaadler o saf kalbini cezbetti?

Dağ gibi adamı eze eze! .....
Hangi anası tipli parlak çömeze,
Hangi alemlerde kahkahanı ettin meze?
Hangi yamyamlara yedirdin o masum rüyamızı?
Hangi mahluklar çiğnedi el değmemiş sevdamızı?
Hangi bıçak keser şimdi benim biriken hıncımı?
Hangi mermi dağıtır insanlara olan inancımı?
Hangi bekçi, hangi polis artık zapteder beni?
Ve! .. Hangi su bağışlatır?
Hangi musalla temizler seni?

Bu Nasıl Ayrılık? ...


Yusuf Hayaloğlu


The Unique 7 Nisan 2007 11:21


Gitmek mi Kolay Kalmak mı ?
Gidişin kıyametim oldu olmuyor artık
Açmıyor çiçekler doğmuyor güneş
Söyle bana gittin eline ne geçti
Gittin kaçar gibi korktun hayattan kal benimle savaş Ama sen kaçtın kolayı seçtin ben biliyorum sevgilim gitmek kolay arkaya bakmadan ne oldu demeden düşünmeden kalmak zor sevdiğim sana sevdiğim demek bile gelmiyor artık iiçimden git artık düşüncemden hayalimden düşlerimden işte gitmek kolay gitmeekk.....:@


Mystic@L 7 Nisan 2007 11:27

babam...

Heyecenla beklenilen yerlerdir…
Yada hüzünle ve bir tütsü ayrılıkla uzaklaşan canlar…
Limanlar,duraklar,garlar…
Kimi zaman umut,kimi zaman bir dolu yalnızlık taşırlar…

Ne limanın birinde beklediğim bir gemi…
Ne haydarpaşada bir tren….
Nede herhangi bir durakta beklediğim bir otobüs var ..
Babamı bekliyorum ben..
Ve biliyorum kavuşma gününe daha birkaç ömür var…
Bu yüzden sevmem durakları,limanları,garları…
Ve derin bir acıyla bakarım sessiz…
Beyaz bir mendille uğurlanan…dönüşü olan yolculukları…

a adı vuslat (enginname şiirleri)



Saat: 16:43

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık