![]() |
Sen Yoksan Musikisi bitti rüzgarın, Uğultusu başladı. Şimdi saadet, kapanan bir kapı, Açılan bir pencere. Masal kuşları gibi zaman, Hep saçlarımızda pençeleri. Yıldızları söndürmüş fırtına... Sen yoksan, söylesene Sevgin kalır mı yarına... Ahmet Beltekin |
KALDIRIMLAR Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında; Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum. Yolumun karanlığa saplanan noktasında, Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum. Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık; Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar. İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık. Biri benim, biri de serseri kaldırımlar. İçimde damla damla bir korku birikiyor; Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler... Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor; Gözüne mil çekilmiş bir ama gibi evler. Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi; Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır. Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi; Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır. Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta; Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum! Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta; Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum! Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin; İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler. Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin; Yolumun zafer takı, gölgeden taş kemerler. Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim; Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları! Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim; Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları. Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya; Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi. Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir kuyuya, Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi.. ....Necip Fazıl Kısakürek... |
Sen yanımdayken herşey güzeldi, Deniz çarşaf gibi, Hava güneşli, İçimden zıplamak gelirdi Havalara, yaramaz çocuklar gibi... Sen varken, içim içime sıgmazdı Zaman yanında su gibi akardı. Güneş ufukta bir bilinmez, Çılgın rüzgar başımızda, Aşkımız kalbimizde Yangınımız tenimizdeydi. Ateşli barut misali Yanardık birbirimize Herkes durup bakardı... Kime ne..... 15.11.1999 18:00 Mehmet Kızılkaya |
Çıldırtan Yalnızlık Sen sensizliğin acısını bilemezsin ki Vefasızlık ruhunun ta.. derinlerine işlemiş Sensiz kaç yıl geçti biliyor musun? Anımsadın mı hiç, o geçmişteki beraberliğimizi Mutluluktan uçtuğumuz o güzel günlerimizi. Dün müydü yoksa sıcacık elini sım sıkı tuttuğum? Neden böyle avuçlarım yanıyor? Sensizlik mi yoksa yalnızlığım mı Beni böylesine mutsuzluğa mahkum eden. Uzakta mavi ışıklı gazinoya takıldı gözlerim. Mavi ışıkların arasında yine sen vardın. Geçmişe sürükledin beni, o mutlu günlerimize. Nasıl unuturum seni ben? Yüreğimdeki sevgin öylesine derin. Marmaris’teki o küçük sahil gazinosundaki Beraberliğimizi anımsadım dün gibi. Sonrada dönüşümüzde uğradığımız beze fırınını. Yine elimizde beze torbaları. Motor sıkletimizle dönerken o virajlı yollarda Ağzıma soktuğun bezelerin tadı, İnan sevgilim halen damağımda. Özcan NEVRES |
YALNIZ İNSAN Yalnız insan merdivendir Hiçbir yere ulaşmayan Sürülür yabancı diye Dayandığı kapılardan Yalnız insan deli rüzgar Ne zevk alır ne haz verir Dokunduğu küldür uçar Sunduğu tozdur silinir Yalnız insan yok ki yüzü Yağmur çarpan bir camekan Ve gözünden sızan yaşlar Bir parçadır manzaradan Yalnız insan kayıp mektup Adresimi yanlış nedir Sevgiler der fırlatılır Kimbilir kim tarafından Aragon . | |
. . Farta . sesim vardi bütün ovalarda, deltalarda parmak izlerim sigara yaniklariydi ve sesim yine sesim, sallanirdi havada. çocuklar derdin, balkon düserdi yere ah derdin, gökyüzü bir selale kadar dökülürdü omzuma. beni sen güzellestirirdin. gelseydin, beni sen güzellestirirdin çok seçmeli dinler bulurduk, kimseye söylemezdik bir sir olurdu ayaklarimizda hayat kendimizin peygamberi olurduk kutsal kitap; gözlerinden okunurdu, gelseydin. simdi sesim var simdi bütün bardaklarda barmenin kirilan nefesinde bir tay yelesinde, hizla akan hizla akan geçmis zamanlar yasiyorum simdide. simdi de, sözlerin gibi pürüzlü gözlerin gibi güzel yine de güzel bir kisin terkisinde oturuyorum solgunlasiyorum gitgide. sesim var bütün ovalarda düz edilmis her yerde her yüzde herkesin ters yüz edilmis sesinde bir çogaliyorum ki bir bilsen bir bilsen nasil yalnizim yollarin kapandigi yerde. . Kaan Koç |
RÜYA ve YALNIZLIK Aralanmış pencereye doluyor gibi yorgun rüzgarlarıyla sonbahar esiyor içimde yaprak yaprak dökülüyor sararan umutlarım Gece, karanlık ve yalnızlıkla döşenmiş kulağına fısıldanmamış şiirlerim varken yüreğimde haberin olmayan bir yalnızlık yağmuru değer tenime apansız içimde dolanır yokluğun kurtları hücre hücre Kavuşmalara uzak parmaklarıma nikotin işlenirken tütün tütün saatler vedalara kurulur, sevdasını arayan garip bir seyyah olur çöl yalnızlığına düşerim Bir uyansam sen olmayan rüyalar sonrası derin uykulardan Uzak yerlerde kırık bir ezginin son tınıları darağacında asılırken gölgeler uzar kaldırımlarda Gecelerdeyse aynı özlem ve yürek odalarında aynı yangınlar bir kıvılcım, bir kibrit dokunuşu bekleyen Cebimde sararır postaneye uzak harf harf sevda işlenmiş bir yerleri eksik ve yarım mektuplarım Her şey böyle bitiyor zaten güneşsiz odalarda solmaya mahkum papatyalar ve yitirilen düşler gibi Sonra sonrası yazmak ve beklemek derin kuyularda baharlardan uzak, aynı karanlık ve aynı yalnızlık içinde Bir uyansam sen olmayan rüyalar sonrası derin uykulardan Şiirlerimdeki hüzünler kanarken damar damar gecenin karanlığı örümcek ağlarından kurtulup sonsuzluğuna kanatlanır Gün ışığına özlemli papatyalarsa alacakaranlık gecenin kıyısında olduklarını unutur ayçiçeklerine özenip bükük boyunlarını çevirir titreyen mum ışıklarına İşte bu gecelerde yokluğun dolanır bedenime kement kement Şiirlerimdeki hüzünler gözlerime uzanırken mavi bulutlar önce griye sonra siyaha döner Güneşse şimdi süt liman bir düş denizinde kanatlarını değdiriyor sulara Böyle hüzünler sarınca şiiri dört bir yandan yalnızlığın silahları ateşlenir çıkmaz sokaklarda mermi mermi korkar umutlarım şafağın ardına gizlenir Bir uyansam sen olmayan rüyalar sonrası uykulardan Sonra sonra güneş bir doğsa, seni göreceğim elimde tomurcukları yeni patlamış bir demet papatya Atila IŞIK |
Aşkın özgürlüğüne, doğru gitmek isterdim. Gönülden fedakarlık,sade sana gösterdim... Gözlerinde kendimi.görsem dilediğimce. Sana ulaşmak ise ,bil ki sırattan ince. Nice özlemlerim var, bunca zamandan beri. O kadar istedim ki, benim ile gülmeni... Yaşanmamış sayarım, sensiz geçen her günü. Yıllar seni okşamış,okşar gibi bir gülü... Bakışlarında kaldım,yaramda neşter misin. Derinde olanları ,görmekte ister misin... Şafaktan daha parlak,gül goncasından nazlı. Sihirli güzelliğin ,ardında neler gizli... Öfkeli dalga kadar,hırçın yıkıcı mısın. Çölün güneşi kadar,kızgın yakıcı mısın... Aydınlık kadar zarif, kar kadar yumuşak ol. Secde de olan alnım,ruhumdan da ak pak ol... Dua ol, içime ak, bir güne başlar gibi. Alnıma yazılısın, gülde nakışlar gibi.... Sazlardan iradeli, baş eğmeye müsait. Kadınım ol isterim,sadece bana ait... Elmadağ 8/ 03/1997 Metin Uz |
Bitmene,Gitmene,Ölmeme Rağmen İşte yine sensiz bir cuma daha... Önümde karalanmaktan yorulmuş bir parça kağıt Elimde bitmeye yüz tutmuş bir kara kalem... Ve şiirimin her kelimesinde bir damla göz yaşı.. Kulaklarımda ağır bir parça beni anlatan, Odamda bir sessizlik, sensizim diye bağıran. Bu kaçıncı gün sensiz bilmiyorum Sadece ölmemeye çalışıyorum; gün saymıyorum.. Umutsuzca bekliyorum,ama sen gibi gitmiyorum. Bitmiyorum işte istediğin gibi..! Hergün yeniden başlıyorum. Hergün kendime yeni seviyorumlar ekliyorum. Tam sönecekken kıvılcım oluyorum. Tekrar Yanıyorum... Hergün cennetten bir orman yakıyorum yüreğimde. Yakıyorum kendimi bir günahkar misali... Cehennem oluyorum Yanan ateşimle Onca ateşin varlığına rağmen, yokluğunla üşüyorum. Hergün defalarca acaba döner mi ? diyorum. Sen gittin ya arkanı dönüp; Ben hala dönmeyeceğini bile bile bekliyorum. Sen bitti dedin ya her şeyi silip, Ben hergün defalarca bitiyorum... Sen başkasının oldun ya bırakıp gidip..! Ben bıraktığın yerde, gittiğin günden beri,hergün ölüyorum... Ve işte bitmeye yüztutmuş kalemimle, Karalanmaktan yorulmuş kağıdıma, Her biri bir gözyaşı ile ıslanan, Son sözlerimi yazıyorum... Herşeyi silip bitmene, Arkanı dönüp gitmene, Ve hergün defalarca ölmeme rağmen, Seni hala seviyorum... |
Ay Şahidim ve Yalnızım Alışkın olduğum karanlıkta, Sesimden inliyor kaldırımlar, Yıldızlar üstümde asker, An olsun paylaşmak zor onu, Gece yarısı yaz ormanlarındayım, Uçuruma düşmemek için sıradağlara gidiyorum. Gece kuşları, dalların hışırtıları, Yaprak sesleri, denizlerin derin sessizliği, Milyonlarca yıldız benden kaçıyor, Hepsi firari, hepsi teskeresiz. Uykusunda yazgım, tüm şehir gibi. Ben affetmelere hazırım. Elimde katmerli güller ve anılar, İçimin acısına aldıran mı var? Kuşkularım ayaklanıyor, sessizliklerle yürüyor, Sevgiye yatıp nefretlere uyanıyorum. Sevdiğim bir düşman, bir kara sevda, Bileklerinden zincirli ve teslimiyete hazırım, Susuyor şüpheci yalnızlığım. Bir gül yaprağı, bir kayan bakış, Huysuzlaşan hayallerim ve kıskançlık krizleri, Sevdiğim insan ve geçen zaman, Seni öldürmek istesem de içimde, Her geceme doğacaksın, Ay şahidim ve yalnızım, Bense seni görmüyor olacağım. Yavuz Bayram Çalışkan |
| Saat: 10:39 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık