![]() |
ARTIK SENSIZIM Gidiyorsun ya... Kara bulutları katmış ardına, Acıları yüklenmiş sırtına Dörtnala geliyor yalnızlığım. Gidiyorsun ya... Ne kadarda mutlu çaresizlikler Yüreğimin gergefinden cımbızlarla çekiyor Nakış nakış umutları. Gidiyorsun ya... Renklerini siliyor tuvalim Karası bana gecelerin, cefası bana Elde kalan tek resim Hatıranla yetineceğim. Gidiyorsun ya... Giyotine gidiyor paylaşmalarım Bugünümde yarınlarımda gidiyor. Gidiyor düşmüş peşine umutlarım, Gidiyorsun! Dalgalarında boğulduğum denizim. Gidiyorsun biliyorum, Bundan böyle zamanlara.. Sensizim Yasin.Y |
Yalnızım Kalabalıklarda Sensiz yalnızım kalabalıklarda sensiz sensiz ve çaresiz uzanıp tutuversen elimi çaresizliğime çare sensizliğime sen olsan yalnızım kalabalıklarda sensiz sensiz ve kimsesiz duysan, duyabilsen sesimi koşup gelsen uzaklardan kimsesizliğime kimse sensizliğime sen olsan yalnızım kalabalıklarda sensiz sensiz ve ümitsiz baksan gözlerimin içine aşkla yeniden hayata bağlasan ümitsizliğime ümit sensizliğime sen olsan yalnızım kalabalıklarda sensiz sensiz, evet sensiz seslensen ötelerden 'gel' desen, koşup gelsem sana ansızın dikilsem karşına bakışsak saatlerce konuşmadan sarılsak sımsıkı, kopmamacasına bedeninde kaybolsam dokunsan dudaklarıma dudaklarınla yalnızlığımı unutsam sensizliğimi unutsam. Ömer Aslan |
YALNIZLIK Yine yağmurlu bir gece Ve yine yalnızlık... Herkes sevdiğiyle beraberken Ben yine yalnızım "Kalbimdeki" keşke yanımda olsaydı Desem de olmayacak biliyorum... Gözyaşlarım yağmur damlalarına Eşlik ediyor yine Bir hayal var yanımda Sarılmak isteyip de sarılamadığım Beklemek, beklemek ve beklemek Tek yapabildiğim bu... İstemek özlemek ama ulaşamamak Kaderim desem de kabullenemiyorum Başkasına ait olsa da... Arayıp sormasa da... Çok uzaklarda olsa da... "O" nu çok seviyorum... Arif Gizli |
Ben yalnızmıyım? Ben yalnız birimiyim diye, Sorarım kendime. Düşünürüm yalnızlığımı. Yalnızlık yanımda kimse olmaması mı? Kalbimde kimse olmaması mıdır? Diye sorarım. Ve hemen yanıtını veririm. Yalnızlık yanımda kimse olmaması değil, Kalbimde kimse olmamasıdır diye. Ve ben yalnız değilim diye bağırırım. Çünkü o var kalbimde. Ahmet Gümüştekin |
Dağ kokusu sinmiş üzerine Ağ kokusu sinmiş üzerine Bahtsız gözleri ceylan güzel Sevdiğine de yar olamamış Parmağı yüzüklü Adı nikahsız güzel. Saçları kıvır kıvır Rengi çiçeklerden daha güzel Ömrüne bedel oldu bu yasak sevdası Kaderi acımasız Parmağı yüzüklü Adı nikahsız güzel. Yar ettiler bu yaban ellere Geleceğine bakmadan Körpe güzelliğine doyamadan Yar ettiler küçük yaşta Gözü yaşlı Parmağı yüzüklü Adı nikahsız güzel. Yağmur değil deniz değil Yanağını ıslatan hep gözyaşı olacak Elinde kalan son mirası Toprağa götürdüğü sevdası olacak Gözü yaşlı Parmağı yüzüklü Adı nikahsız güzel. Zeynep Orcanel |
Akşam delisi butun oyunlar bıttı bır sen kaldın yalnızlıgımda bır baska dunyadayım artık benı cocuklar bıle anlıyor yıktım bogaları bır bır bana gul atma yıkıldım ne yapsam nasıl etsem nasıl bogsam oz cocugumu gıt ona gıt cek gozlerını ben yorgunum yokluguna bılsen ne guzel yokluguna parmaklarımda o hıc kurtulamadıgım acı ugultu yokladım kapıları tek tek donup ulkene dustum bılsen ne guzel dustum tatlı bır kıpırtının otesındesın cocuksu korkuları gıyınıyorsun yaralı bır temmuz ıkındısısın hırcınlıgın sularıma egılmıs ben aksam delısıyım cok yonlu duraklarda hızlıca sular butun muzıkler susar renkler olur bır sen kalırsın yalnızlıgımda cevreler gocer yuzler eskır bır sen kalırsın yalnızlıgımda mahpusların ılk gun saskınlıgı bu benım senden yıkılmıslıgım bılsen ne guzel yıkılmıslıgım gıt ona gıt cek gozlerını ben yorgunum yokluguna bu benım en guzel yenılmıslıgım bılsen ne guzel yenılmıslıgım sana sesler getırsem tanımadıgın urpertıler getırsem yasanılmamıs sana senı getırsem yıtıklerınden ıkımız elele bır yola dussek herhalde buyuk ısler yapabılırdık ay serlır bır eskı tablo deger gozlerıme olurum kotu noktada dustum ben senın yasak ulkene dustum bılsen ne guzel dustum sen belkı o sen degılsın sen cok saraylardasın sımdı o guzel cızgılerınde hoyrat parmakları aptallıkların hep yumruk oluyorum kahroluyorum o somurge gozlerın bır kavgadan bır kavgaya o somurge gozlerın gıt ona gıt cek gozlerını ben yorgunum yokluguna bılsen ne guzel yokluguna benı boyle darmadagın dusunuyorsan gozlerıne dolasıp dolasıp dusuyorsam yenıksem yıkılmıssam cıldırıyorsam cok yalnızım senı alıp goturuyorlar senı benden parca parca goturuyorlar suyumu arıyorum mayın tarlalarında http://img159.imageshack.us/img159/966/featherrn6.gifHasan Hüseyin KORKMAZGİL |
Yüreğini bana ver Birkan ASKAN Beklemekten yorulduğum anılarıma kar yağıyor Gecemin rengi kırmızı ve biliyormusun Sabahlar olmuyor, Gülümser gibi belli belirsiz gölgelerin açılmayan gözlerime Ve hükmünü yitiren tüm zamanlar gibi acımasızca Terkedişi kalıyor yalnızlığıma birbaşına Hayallerim bir uykuda,bir uykulardan ayrı bilinmez diyarlarda Yüreğini bana vereceğin zamanları arıyor Ve biliyormusun ki,sevdalım Rahat yatağında uyurken sen Bana gecelerce, Neden sabahlar olmuyor... |
GELMEDEN EVVEL, GELDİN, BİRLİKTE Kalbim Benim bir ormandı, İsimsiz, asude, Bir büyük orman; Ve gölgelerinde revan Olan hafi suların aks-i şevk-i müttaridi Dağıtırken sükutu bihude, Düşünürdüm ki, hangi gün, ne zaman, Ne zaman Girecektin o kalb-i mes'ude? Etmeden zehr-bad-ı fasl-ı elem Reng-i eşcar ü abı fersude, Dolacak mıydı seslerin, bilmem O tehi saye zar-ı mesdude? Sanki hicrana bir teselliydi Şeceristan-ı kalb içinde revan Olan hafi suların musiki-i nevmidi. GELDİN Bir gün Akşamın ölgün Duran o namütenahi ziya denizlerine Gark olan eşcar, Gark olan ovalar Oluyorken sükut ü hüzne makar Geldin alam-ı kalbi teskine Ey şebabın hayal-ı cavidi, O melul akşamın havası kadar Gelişin bir sükun-ı saridi... BİRLİKTE Bütün bizimçündür Nukuş-ı encüm-i vahdetle işlenen bir tül Gibi üstünde titreyen bu sema; Gecenin dallarında şimdi açan Bu kamer, Bu altın gül... Bütün bizimçündür Ne varsa aşk ile bidar-ı ra'şe, ya naim, Ne varsa aid olan leyl-i hande-me'nusa, Sana aid lebimdeki buse, Lebinin surh-ı bizevali benim. AHMET HAŞİM |
Soğuk Gece Bu gün son noktaya geldin. Herkesle kavga ettin. Onlardan bir kez daha nefret ettin, ve son kez.. Gece uyuyamıyorsun. Onlardan nefret ediyorsun. Gözlerini karanlık tavana dikiyorsun, ve titreyen ellerin ve dudaklarından başka hiçbir yerini kıpırdatmıyorsun. Gözlerin dolmuş. Hırs ve nefret son haddine geliyor. Birkaç saniyede bir, birkaç saniyeliğine, kendini delirmiş ve avazı çıktığı kadar bağırır bir şekilde odandaki eşyaları parçalarken görüyorsun. Sonra birkaç saniyede bir, birkaç saniyeliğine, her şey duruluyor... Yaşadığın bütün kötü olayları, teker teker en baştan en sona, bir film gibi kafanda kuruyorsun. Uyumadan kabus görüyorsun... Sonra, son noktaya geliyorsun. Her şey kopuyor. Yerinden fırlıyorsun ve üzerine bir şeyler kapıp sokağa kendini sokağa atıyor, o çok sevdiğin şehrin karanlık kollarına bırakıyorsun. Fakat hiçbir şey hayal ettiğin gibi değil. Ne şehir senin istediğin sıcaklığı veriyor, ne sen rahatlıyorsun. Hava buz gibi, kabus devam ediyor. Artık ağlıyorsun, ama yüzünden akan, seni rahatlatması gereken gözyaşları, yüzünde donuyor. Dondukça ağlıyor, ağladıkça donuyorsun. Eve dönmeyi düşünüyorsun, ama orada seni neyin beklediğini biliyorsun. Ve şehir.. O senden bile yalnız. Omuzlarında ağladığını hissediyorsun. Sen de onun omuzlarına yaslanıyorsun, ve ağlıyorsun. Bir umut var mı? Her şey geçecek mi? diye soruyorsun dostuna. Ama sesi çıkmıyor.. Sadece yanından esen soğuk esintiyle yüzünü okşuyor. İliklerin donmakta. Öksürüyorsun. Burnun, gözlerin sel olmuş. Berbat hissediyorsun. Bir insan nasıl daha kötü hissedebilir tanrım diyorsun. Yine ses yok.. Orada, o karanlıkta, yalnızlığını kendinle paylaşıyorsun.. Ve her şeyi kabullenip yürüyorsun. Aklına bir şarkı geliyor. Bu bir ayrılık şarkısı. Çok hüzünlü ve çok güzel.. Ama sen kimseden ayrılmadın. Bu yüzden şarkı seni mutlu edemiyor. Allah kahretsin.. İçinden küfrediyorsun. Hiçbir şey seni mutlu etmiyor.Ve donuyorsun.. Ve şimdi, bu en yalnız anında, hazır şehir seni terk etmişken, ölmek istiyorsun.. Her şeye başladığın o yere geri dönmek istiyorsun. Aklını daha o odadan çıkmış olduğun andan beri kaybetmiş olduğundan, yaşamak umurunda bile değil. Karar veriyorsun. Tereddüt ederek sokağın sonunda başlayan yüksek köprüye çıkıyorsun. Her şey şaka gibi geliyor, ama oraya vardığında, Tekrar tereddüt ediyorsun. Saçmaladığını düşünüyorsun. Kendini iyi hissetmek için bunu yaptığını düşünüyorsun bir an. Çok yüksek zaten, oradan nasıl atlayacaksın ki? Bir an, bir saniyeliğine aklın başına geliyor.. Sonra; Geri gidiyor.. Yüzünü ekşitiyorsun, gözlerin irileşiyor, dudakların büzülüyor, ellerin titriyor, daha çok üşüyorsun, ve daha kötü ağlıyorsun. Acemice köprünün kenarına çıkıyorsun. Evet çok korkuyorsun. Biraz bekliyorsun. Belki biri gelir, dur yapma der, son anda seni atlamaktan kurtarır, sen de ona avazın çıktığı kadar bağırırsın, "aptal kim yardım istedi senden" diye. Ama etrafına bakıyorsun; kimsecikler yok. Sonra, bir şey oluyor; Ben aklına geliyorum.. Neden bilmiyorsun. O kadar kişi varken hayatında, yüzünü bile görmediğin biri; Ben.Sadece seninle konuşmuşum, ve aşk sözcükleri fısıldamışım kulağına, ve yalnızca o daracık ekranda, ve rüyalarında.. Neden ben? Çocuğumuz aklına geliyor; adı Selen.. Uzun kıvırcık saçları, mavi gözleri var. Ve inanılmaz biçimli dudakları.. Ama ben yanında değilim. Sana anlattığım hikayeler saçma geliyor şimdi sana. Dediğim şeylerin hiçbirini yapmıyorum o anda. Ne sorunlarına yardım ediyorum, ne de seni o köprünün kenarından kurtarıyorum. Ben sadece bir ışığım şu an aklında. Gözlerini alıyorum. Kamaşmış gözlerinle bir an gökyüzüne bakıyorsun. Yıldızları görüyorsun.. Ve aklın o anda orada benim resmimi çiziyor yıldızlara, ve adımı yazıyor altına. Adımı okuyorsun, sesini duyuyorsun, kendine geliyorsun.. Birden ısınıyorsun. Vücudun uyuşmuş olmalı soğuktan. Soğuğu hissetmiyorsun artık muhtemelen. Bu yüzden ısındığını sanıyor olmalısın. O harika dudakların mosmor olmuş, Ama o ani sıcaklıkla beraber kızarıyorlar yeniden. Ve yüzün.. Yüzün kızarıyor. Isınıyorsun. Ve birden neden böyle ısındığının farkına varıyorsun; Adımı andığın anda, bir süre önce sana sorduğum o masum olmayan soru aklına gelmiş, ve utanmışsın. Çocukça geliyor sana, ve gülümsüyorsun tekrar utanarak. Evet, sana saçma gelen bu soruya gülümsüyorsun.. Belki de saatlerden beri ilk defa gülümsüyorsun. İnanamıyorsun. Sonra etrafına bakıyorsun. Caddedeki binaları görüyorsun; sokak lambalarını, park etmiş arabaları. Hayır; Şehir seni hiç terketmedi. O hep oradaydı. Ve onu göremediğin için pişmanlık duyuyorsun. Yavaşça geri çekiliyorsun. Bir an dengeni kaybediyorsun, bir yerden tutunmaya çalışıyorsun... fakat elin havayı tutuyor.. Düşeceksin... Her şey o anda, orada son bulacak... Bu senin kaderin olmalı... Fakat bulmuyor.. Bir şey seni tutuyor gibi hissediyorsun. Hayal mi görüyorsun? Tekrar dengeni sağlayıp bir yere tutunuyorsun. Çok korktun, titriyorsun. Etrafına bakınıyorsun. Kim var orada? Kimse.. Şaşkın ve pişman bir şekilde koşar adımlarla evin yolunu tutuyorsun. Rüzgar esiyor, şehir saçını okşuyor, ve yanağından öpüyor… Çok uzaklardaki güneş yavaş yavaş yıldızları siliyor. Sen de sıcak yatağına dönüp her şeyi unutuyorsun. Ertesi gün sana güzel şeyler getirmeyecek belki; Her şey bir anda düzelmeyecek. Ama hiç yoktan var olacağına hiç inanmadığın umut, hiç yoktan içine doğuyor. Ve kalkarken yalnız kalktığın yatağında, şimdi birisinin daha varlığını hissediyorsun; Çok uzaklardaki bir gölge, hemen yanı başında yatıyor, ve sana sıkı sıkı sarılıyor. Artık biliyorsun; Bu gece o yatakta hiç üşümeyeceksin. Ve o yataktan aşağı hiç düşmeyeceksin.. Bir an aklına garip bir şey geliyor; Ben gerçekten her an yanındayım.. Sen köprüdeyken; az önce; ve şu anda... Gülümsüyorsun. Saçmaladığını düşünüyorsun, ve uyuyorsun.. O anda, seni yavaşça kendime çekiyorum, ve narince, Öpüyorum... Ayşe. Nezih |
Ağaçların yeşile, denizlerin laciverde Tekrar erdiği vakti, hatırlarsın, şafaktı; İlkbahar bahçelerde nemli, yaprak yapraktı, Seninle buluşmuştuk yine her günkü yerde. Varlığın eellerime bıraktığın ellerde Yine sesin sıcaktı, hülyalı yüzün aktı, Bilmiyordun, gelişim artık son olacaktı. Nerde eski sabahlar, o kalp, o ateş nerde? O gün veda, teselli, esefle dolu sözler Söylemek. “oyun bitti!” demek isteğindeyim. Lakin seni görünce sustum, başımı eğdim, Kaçtım, Bilmem ardımdan nasıl baktı o gözler. Şimdiysee geliyorum. Barış, affediver de... Fakat eski sabahlar, o kalp, o ateş nerde. H.Macit Selekler |
| Saat: 00:26 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık