![]() |
Var Git Artık buralarda gece uzun gün ışığı yakındır var git artık bakma ardına ölüme fazla sokulma ama düşün ki mevsim rüzgarlarının savurduğu bir orman insan sev onu, sokul, konuştur doludur fazla üstüne varma hep susmak susmak... yetmiyor bazen işte bu yüzden bütün ışıkları yanmalı yeryüzünün ozanlar herşeyi anlatmalı var git artık acıyı aşındırma tut ve at sevdaya uzaan çağlayana Yılmaz Odabaşı |
HOŞÇAKAL SEVDAM Ben yaşantımı ikiye ayırdım..bir yarısını tüm insanlara ayırdım..diğer yarısını sadece sana.. Gündüzlerimi tüm insanlara ayırdım..gecelerimi ise sadece sana .. Gece olunca tüm insanlara ayırmış olduğum diğer yarımın ışıklarını kapatıyor..Kepenklerini indiriyorum.. Ve sana dönüyorum..İşinden evine dönen bir adam gibi.. Ve sana sadece sana ayırdığım yarıma dönüyorum.. Seni..seni..sadece seni düşünüyorum.. Öyle çok özlüyorum ki bu aralar seni...anlatamıyorum.. Mutlulukları mı çıkarıyorum üzerimden,sadece acılarımı giyiniyorum.. Sorular takılıyor iliklerime ..boğuluyorum..gömülüyorum ..çıkamıyorum.. Ne olurdu şimdi yanımda olsan..başımı yaslasam göğsüne mışıl mışıl uyusam..ne olurdu.. Ne olurdu hayat kıskanmasa sevgimizi..almasaydı seni benden..ne olurdu..kıyamet mi kopardı.. Azrail unutsa seni..ne olurdu sanki..haaa ne olurdu.. Bu dünyada bir kişilik fazladan yer yokmuydu da mı.. aldılar seni benden Bedenininden çekip çıkardıkları zaman nefesini ..beni de yanında götürseler ..ne oludu.. haaa ne olurdu ..Oysa ne güzel olurdu.. İçimden isyan etmek geliyor..susuyorum.. Neden..neden ben diyesim,haykırasım geliyor..susuyorum.. Tüm mermileri şarjörlere sürüp sıkasım geliyor yüreğime yapamıyorum..yapamıyorum çünkü yüreğimde sen varsın ..kendime değil sana kıyamıyorum.. Allah'ım affet beni..Sana değil isyanım..isyanım..sadece bazen bu ağır yükü yüklenmekte acizlik hisseden yüreğime.. İçimden ağlamak geliyor..işte bir bunu sadece bunu yapabiliyorum bu aralar.. Sadece ağlıyorum.. Senli günleri geliyor aklıma bu şehrin... ağlıyorum... Benle beraber kendini boşluğa attığın o gün geliyor aklıma..kahroluyorum..ağlıyorum Sana ben burdayım diyemediğim o gün geliyor aklıma..lanet ediyorum..ağlıyorum.. Sensiz işlediğim sevaplarımı,senli işlediğim günahlara değişiyorum..ağlıyorum.. Sana sesleniyorum.. yüreğimde yaşattığım.. sana&..seni çok özlüyorum.. Ey beni duyamayan..sonunu bilmediğim sevdamıza yazılar yazıyorum..yazıyorum ki herkesler seni ne kadar sevdiğimi,seni ne kadar özlediğimi bilsin& Birazdan güneş doğacak seni sonraki geceye kadar yalnız bırakmak zorunda kalacağım.. Şimdi bana yine kendimi teselli etmek düşüyor..Sana kanamadan,sana doyamadan yaşamak zorunda kalan kendimi avutuyorum.. Yanımdayken seni nasıl sevdiysem..uzağımdayken de seni öyle seveceğim.. Dişlerimi sıkarak,nefesimi tutarak,için için yanarak seveceğim.. Hadi bu gecelik bu kadar..Seni çok seviyorum..Hoşçakal sevdam.. Alıntı |
http://img165.imageshack.us/img165/3272/aycammcp7.jpg Bir sevda durağında tutsak kaldı özlemim uzun kara trenler alıp götürdü seni hasret boyu uzayan raylara döküldü gözlerim bütün insanlar ağladı sen giderken. bütün istasyonlar gözyaşlarına boğuldu bir ben ağlamadım inanki, bir ben ince bir duman gibi kaybolup gittin oysa seni sevdiğimi söylememiştim daha sensiz yaşamayacağımı, sana aşkımı anlatamamıştım gitme kal, giden ben olayım gitme kal diyemedim kahrolası gururum, kahrolası dilim arkanı dönüp giderken hıçkırıklar düğümlendi boğazıma kızdım ,bağırdım , haykırdım, isyan ettim yine de seni sevdiğimi söylemedim ardında ağlayan bir çift göz paramparça bir yürek ve dalları kırılmış bir ağaç gibi baktım ama gitme kal diyemedim kahrolası gururum, kahrolası dilim gittin hayallerim ardında yaprak yaprak düşüyordu bir çocuk üşüyordu elleri cebinde dalında bir gelincik ağlıyordu bir dağ yanıyordu içimde gitme, gidersen baharda git sonbaharda gitme yapraklar düşmesin ardında diyemedim kızdım ,bağırdım , haykırdım, isyan ettim yine de seni sevdiğimi söylemedim kahrolası gururum, kahrolası dilim gitme kal diyemedim .../ bir rüzgara açarım şimdi kalbimi bir de sulara alıp getirsinler diye sevgimi sana bir tutam sevgiydi yaşam kalbimde bir yudum hasret oldu döküldü gözlerimde tane tane gittin, bir tren garında ömrümü rayların arasında götürdün oturdum bir köşede öylece ağladım, kahroldum bir sessiz çığlığın yarayla buluşmasıydı gidişin ardından gitme kal, gözlerin yaralarımın tek merhemi diyemedim dizlerim, ellerim, yüreğim paramparça şimdi suları çekildi canağacımın asitli yağmurlar döküldü dallarıma acılar topluyorum takvim yapraklarından her gece gözlerime kan oturdu ey yar!.. her gece bekleyişler öldürür beni gelmeyişler bir de eriyişler hasretinden her gece ah! gurbet ah! sen olmasaydın ayrılık olmasaydı hasret olmasaydı ben olmasaydım sen olmasaydın aşk olmasaydı kahrolmasaydım... |
GİT!!! Şimdi gidiyorsun Git Oysa senden tek bir damla istemiştim Sana kocaman bir deniz sunmak için Şimdi gidiyorsun Git Ne zaman başladı bu hikaye Anımsamak zor Gençtim Hazırda fırtınalarım vardı dört nala sevdalarım Komazdı öyle üç-beş nöbetleri Geceler içimi acıtmazdı böyle Bir insan bu kadar eksilebilir mi Hatırlarsan sesine uyku kaçmış bir adam vardı Bu şehrin biryerlerinde Düşler ormanının gece bekçisi derdin sen ona Gözlerinde gizledi o seni sen bilmedin O adam bendim unuttun mu Bak sevdiğin adam gülmeyi bile unuttu Seni unutamadı İşin kolayına kaçmadım Uğruna ölmedim yani Uğruna ölünecek sandığım biri için yaşadım hep Sen bunu da bilmedin Ben bir bakışına bin anlam yükledim Sen aşka kestirmeden gittin Bir hayatın özetini bırakıp avuçlarıma Şimdi gidiyorsun Git Bana karanlığın ne demek olduğunu öğretmeden Bütün ışıklarımı söndürüyorsun Bu cehennem cinayetlerini işliyorsun Sonra bunlara intihar süsü veriyorsun Yazıklar olsun yazıklar olsun Susuyorsun susuyorum susayacaklarım bitmiyor Hani sen sevdiğini Yarı yolda bırakacak kadar yüreksiz değildin Düşmemeyi öğretecektin nerdesin nerdesin Uzun lafın kısası yoktur Anlatacağım çok şey var Hoyrat bir rüzgar gibi geldin Aklımı hayatımı dağıttın Şimdi gidiyorsun Git Daha ayrılığa bile çarpmadan Aşk bize döndü Bir yılan gibi soktun koynuma kimsesiz geceleri Artık ölüm sana dokunamamaktan kötü değil Ama sana dokunmak da yasak bana Göz çukurlarımdaki karanlık bunu anlatır Sen var ya sen Allah kahretsin Yani şimdi Gözleri sana benzeyen bir kızım olmayacak mı Yani şimdi başkaları mı sevecek seni Ben saçlarını okşadığım zaman Ellerin öksüz kalırdı Şimdi gidiyorsun git Kahraman Tazeoğlu |
DURMADAN GİDİYORUM Durmadan yürüyorum Ay ondördüne vurmadan,siyahta İçimde yeni bir küheylan zıngırtısı Kalbim oluk oluk damlıyor,dağlara Yırtık ayakkabımda davetsiz misafir su Eskisi gibi berrak değil,biliyorum. Durmadan yürüyorum İçimden bir türkü tutturmuşum,sağırlıkta Kan veran içinde bir resim,elime tutuşturulmuş Kalbim nerede unuttum,kim diyeeck bana Üstümden ülkeler kurmuş yıldızlar,yapmacık Güneşin öksürüğünde bertaraf olacak Rüzgar yok,hava yok,nefes yok Diclenin sesine tünemiş bir kuş gibi Eskisi gibi uçamayacağım,biliyorum. Kah güldüm,kah ağladım devranda Yol yorgunu bir çoban sırtında kalbim Dağlarım çırılçıplak,kartal yuvasında sükut Ölümü işledim her vakit,zulmün toprağına Sükuttan esaret,esaretten yabancılığım Durmadan gidiyorum,kalemin hanlarında Bir geminin çizdiği hasret çizgisinde Durmadan gidiyorum. Alıntı |
Sen dur Sen dur buza güvenme gölde önce ben yürüyeceğim bekle sen ateşi yak, suyu ısıt çalıları ben dereceğim sen dur döşeği hazırla kurtları ben kovalayacağım sen uzan aç bana saçlarını ben anlatacağım masalları ben toplayacağım yıldızları sen yeter ki göster bana kuzey ışığını Cem Güneş |
GİTME ZAMANIDIR ARTIK Vuslatın eşiğinde suskuların Farklı rüzgarların esintisinde duygular, İçini kemirmekteyken korkuların, Mıhlanır kalır sorgular, Akşamların aydınlığına saklanmış, Üflesen yok olacak kadar şeffaf, Ve kül misali dağılmaya mahkum, Çoktan hüküm giymiştir oysa yargılar… Huzmesindeyken zamanın çarpık yanı Gözbebeklerinde büyür, hüzün, Ellerin ovuşmadan ısınmaz olur, Ve haykırışa geçer ataktaki algılar, Susar gözlerindeki bebek iniltisi, Durur zaman, Susarsın… Matemin ritmi olur, eğlendiren çalgılar… Gitme zamanıdır artık, Aralanır bahtsız kapılar, Yalınayak koşar ayrılığın çocuğu, Gözleri dolar sevdaların, Ve başlar artık, aşksızlığa dair kaygılar Alıntı |
GİTME BU ELLERDEN GİTME BU ELERDEN SEN BENİM İÇİNBENDE SENİN İÇİN YARATILMIŞIM EĞER BİRGÜN AYRILACAĞIMIZI BİLSEYDİM SENİ HİÇ SEVMEZDİM HİÇ O GÜZEL YÜZÜNÜ SAÇLARINI VE GÖZLERİNİ HATIRLAMAZDIM AMA YAPAMADIM BİLEMEDİM KENDİME ENGEL OLAMADIM GİDECEĞİNİ DUYDUĞUMDA YERİMDE GEÇEN O GÜNLER GEÇTİ AMA ANLADIM HAYAT SENİ BENİDE SANA YAR ETMİYECEKMİŞ SANA SON SÖZÜM GİTME GEL....................DAYANAMAM |
İçimden şu zalim şüpheyi kaldır ya kendin gel ya beni oraya aldır Ağzının bir kıvrımından cesaret bularak ter yürekte susayışlar yaratan yağmurlara açıldım kalmışsa tomurcuklar önünde sendeleyen çocuklar kalmışsa bir kaç ısrar ölümle yarışacak onların yardımıyla dünyamıza acıdım. Dünya. Çıplak omuzlar üzerinde duran. Herkes alışkın dölyatağı bersalarla ağulanmış bir dünyaya Benimse dar çünkü dargın havsalamın gücü yok bazı şeyleri taşımaya. Önce kalbim lanete çarpa çarpa gümrah sonra kalbim gümrah ırmakları tanımaktan kaygulu sakın Styks sularının heyulası sanmayın er gövdesinde dolaşan bulutun simyası bu, biraz üzgün ve Ömer öfkesinde biraz öyle hisab katındayım ki katlim savcılardan sorulmaz ne kireç badanalı evlerde doğmuş olmak ne ellerin hırsla yaban tutuşu ne fabrikalarda biteviye üretilmekte olan kahır dev iştihasıyla bende kabaran aşkı yetmez karşılamaya. İnsanlar hangi dünyaya kulak kesilmişse öbürüne sağır o ferah ve delişmen birçok alınlarda betondan tanrılara kulluğun zırhı vardır çelik teller ve baruttan çatılınca iskeletim şakaklarıma dayanınca güneş can çekişen bir sansar edasıyla uğultudan farkedilmez olunca konuştuğum kadınların sahiden doğurduğuna toprağın da sürüldüğüne inanmıyorum nicedir kavrayamam haller içinde halim demiri bir hecenin sıcağında eriyor iken gördüm bir somunu bölünce silkinen gökyüzünü su içtiğim tas bana merhaba dedi, duydum duydum yağmurların gövdemden ağdığını. Sen ol küçük bir kıvrımdan, bir heceden aşk için bir vaha değil aşka otağ yaratan sen ol zihnimde yüzen dağınık şarkıları bir harfin başlattığı yangın ile söndür beni bir ses sahibi kıl, kefarete hazırım öyle mahzun ki hüzün ciltlerinde adına rastlanmasın. İsmet Özel |
GİDEMEDİM Gülüşünün sessizliğinde, Boğuldum Bantladım yaralarımı, İnadına tutmadı. Yolculuklar seçtim; Uzak diyarların kıyılarına Bir türlü gidemedim Seni terkedemediğimden Değil, Seni terketmeyi göze alamadığıdan.... Rauf ANTEP |
| Saat: 23:26 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık