![]() |
HÜZME… İkna özürlüyüm… Kör bakışlıyım… Modası geçmiş yüzüm… Yaşam pazarında… Göz alan, gönül çalan renkten yoksun… Maske fukarasıyım… Can... O gün gelince… Solgun olsa da bırak çiçeği… Toprak üstüne… Hüzün damlar ıslığından rüzgar serin tüy diken diken Adı sevdadır sığınağımın Ulaşamadığım Sen… Yaprakların arasından süzülür cismin can bulur beden Adı korkudur yapraklarımın Hüzme Sen… Severim bilemezsin taşırım hissetmezsin Ay karanlığısın gecelerime Siyah Ben… |
YALNIZ UYKU Muazzez uykulu bir kadındı Uyudu kollarımda. Uyuma Muazzez, dedim dudaklarımla Dudakları uyandı. Aklımda kır çiçekleri kızlar Kızlar ağustosböcekleri. Yanımda Muazzez'in Yorulmuş yalnızlığı. Bilmeden özlediğim İçlerinde küçücük Bayramlar olan kızlar. Sevdiğim Muazzez'in Çürümüş çıplaklığı. Bunlar boyalı saçları Muazzez'in Bunlar benim delikanlı kollarım. Cevat Capan |
İKİNDİ bu kaçıncı bahar bilmem , kaçıncı ikindi dilde ki şarkı mahur çiseleyen damla çocuksu hangi bulut gider geceye hangi vakit namazında nafile, yetmez hüküm elveda diyen güneşe vurur ha vurur bir hırçın dalga kuzey denizinde martıların göğsüne Sefer YEŞİLYURT |
Verebileceğinin hepsini verdi Yaşattı sana yaşanmamışlarını Ama sen sonsuz sınırsız doyumsuz Hiçbir sevi sürgit değil Cennet bir tadımlık Mutluluk bir şimşek parıltısınca Zaman nasıl donmuşsa bir resimde Donmuşluğudur zamanın mutluluk Ölümsüz olan bir anmalık Yaşattı seni yaşayamadıklarında Hem de ölesiye Daha ne Aziz Nesin |
Bazen oturduk , bazen yürüdük , zaman hızla ilerliyordu . Zamanın durmasını arzuluyorduk çünkü çok mutluyduk. Ama sabah başlayan güneş batmak üzereydi , akşam oluyordu ve sen gitmeliydin. Ayrılığın hüznü yansımıştı gözlerimize o gün bir hayal gibiydi, mırıldanarak bana yine geleceğini söylemiştin. Giderken sen tutku sahilimden, dalgalanan saçlarının arasından buğulu bakan gözlerin beni bir rüyadan uyandırdı. Sen kayboluncaya dek ardından baktım,gözlerimi alamadım bir türlü seni benden uzaklaştıran arnavut kaldırımı sokaklardan. Gelişin bir rüyaydı, gidişinse bir isyan..... |
http://img233.imageshack.us/img233/544/sensizlikcokzoriw4hm3.jpg sen yoksun üşüyorum.. Üşüyorum!!! Yoksun, yokluğun üşütüyor beni, Bilirsin seni ne çok sevdiğimi, Bilirsin sen gittikten sonra bu şehrin ıssız kalacağını, Şehrin tüm ışıklarının kapanacağını, Simsiyah bir örtü çekeceğim bu şehrin üstüne, Kapatacağım tüm aydınlıkları. Sen yoksun!!! Işığım, sen yoksun, Bu şehir karanlıklarda artık. Söndürün!!!! söndürün ışıkları& Benim ışığım yokken, Ben karanlıklardayım, O yokken ben karanlıkları severim, Söndürün!!!! söndürün ışıklarınızı, Yakmayın ışıklarınızı, yalnız bırakın beni, Geride bıraktığı bir iki anısı, sessiz ve sakin kalsın bende, Susun, susun!!! Sesiniz korkutuyor hatıralarını, Hepsi birer birer gidiyor benden, tıpkı onun gibi Hayalin çıkıyor karşıma sürekli, Ya bir köşe başındasın, Ya da okuduğum gazetenin sayfalarında saklı yüzün, Her şiir sana yazılmış, Her şarkı seni anlatıyor, Her aşk senin varlığınla değerleniyor, Bebeklerin ağlayışında buluyorum seni bazen, Bazen bir binanın ardından yansıyan güneş ışıklarında gizlisin Çekin o koca binaları ışığımın önünden, Çekin, yıkın, toza dumana karıştırın etrafı, O toz bulutunun içinden sıyrılıp,ışığı vursun yüzüme Üşüyorum!!! Üşüyorum bu koca şehirde, Işığı vursun yüzüme ve ısını versin yüreğimdeki buz dağları Hayalinle yaşıyorum sürekli, Her sabah, aynada yüzüne baktığım sensin, Her köşede sen varsın, Bazen elime aldığım gevrek simidimin kokusuna karışıyor teninin mis kokusu. Sen yoksun, ve ben bu koca şehirde, bir bank üstünde, elimde gazete seni bekliyorum Bazen göz yaşlarımda buluyorum seni, Bir daha kaybetmemek için sabahlara kadar ağladığım oluyor, Sonra birden uykuma ortak oluveriyor o deniz gözlerin, Penceremden içeri giriyor nefesin, rüzgar misali vuruyor tenime, İçime çekiyorum nefesini, her iç çekişimde biraz da özlem karışıyor nefesine, Yanıyor yüreğim, her iç çekişimde acı veriyor bana, içime çektiğim nefesin. Üşüyorum!!! Korkularım var artık, Sen buradayken cesurdum oysa ki& Korkmuyordum hiç bir şeyden, Rüzgara karşı yürüyebiliyordum. Ayaklarım taşıyabiliyordu bu aciz bedenimi, Oysa şimdi sen yoksun, Rüzgarlarda esmez oldu üzerime, Yağmurlarda ıslatmıyor bedenimi artık, Açan menekşeler bile zevk vermiyor bana, Güneşin batışını izlemek bile anlamsız, Ay ışığı bile aydınlatmaya yetmiyor gittiğim yolları. Yoksun ve ben üşüyorum& Sevmiyorum aydınlığı, Sen yoksun ve ben karanlıklardayım, İçime çekiyorum, her sabah rüzgar gibi penceremden içeri giren nefesini, Göz yaşlarımda buluyorum seni, Sabahlara kadar ağlıyorum, kaybetmemek için hayalini. Sen yoksun ve ben üşüyorum yüreğim kaldı sokakta... ne giysen yakışır dediğinde düşünmemiştim ayrılığı... gittin işte şimdi! üzerime geçirip ayrılığın elbisesini terk ettin beni. yoksun şimdi yüreğim çırılçıplak kaldı sokak ortasında! yüreğimi ayaza çalan soğuklarda bıraktın.... şimdilerde fark ediyorum yüreğimin hala ısınmadığını gideli ne kadar uzun oldu oysa kaç bahar geçti gidişinin ardından kaç yaz saymadım ısınamadım.. meğer gözlerinmiş güneşim yorganımmış sözlerin... senden sonra çok defalar denedim ısınmayı. seven oldu benide, yine ısıtamadılar yüreğimi. ellerim ısındı sadece... değdiremedim senden sonra kimseyi yüreğime... çok kanıt bırakmışsın sen ardında yüreğimde ayak izlerin var hala! hala aklımdan çıkmayan bakışların var. gelişlerin, sevişlerin var hala yüreğimde.... sen gittinde neden kapanmaz bir iz bıraktın yüreğimde? gel sil kanıtlarını, delillerini yok et! yoksa çıkacak ortaya bir kalbi öldürdüğün. yoksa çıkacak ortaya katilimin sen olduğun.... ve sen yoksun artık keşke son kurşunu yüreğime sıksaydın bu kadar kanarmıydı içim. sen benim canımdın, canımı aldın Senden sonra bir daha ben olamadımki |
Tutuklamayın Ozanları Bir ozanı tutuklamak Tutuklamaktır ana dilini Gökyüzünü yoksunlamak Türkçeden Kırmaktır en taze dalı su yürürken Bir ozanı tutuklamak Tutuklamaktır ana sözcüğünü Dili büyüten güneşli kapı önlerinde Konuşurken gelen geçenle Bir ozanı tutuklamak Tutuklamaktır yaşamın pınarını Bir ulusun yağmurlarını biriktiren Ve akıtan zamanın dağ eteğinden Bir ozanı tutuklamak Nisan başlangıcında bir daldan Üreyen bir gül haberini Dondurmaktır ve sürdürmektir zemheriyi Ozamı tutuklayan toplum, tutuklar kendisini Bir büyük hapishanedir artık orası Devlet adamı da tutukludur orda bir bakıma Muş ovasında ot biçen bir köylüyü de.. Ceyhun Atuf Kansu |
´...seher vakti düş yollara tarlaların yüzüne güneş düşmeden sararmadan başaklar bul beni... ... öyle sessiz öyle ıssız kalmışım ki bulutlardan yağmur çal denize çevir yüzünü umuda ağ at çırpınırken uzağında çaresiz bul beni... ... adımı bağla dilek ağaçlarına uçurumlardan rüzgarlar toplayıp koynuna gel ceylanlar ağlarken yitik ormanlarda tek damla yaşım toprağa düşmeden bul beni...´ |
Diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya Çakmak çakmak gözleri Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı Herkes orda sen ordasın Herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim Özgürlüğe mutluluğa doğru Her işin başında sevgi diyor Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili Bi de başını çeviriyorsun ki Ben varım Can Yücel |
ŞEYTANIN GÖZYAŞLARI Ne kadar gizlemeye çalışsa da En kuytu köşelerde ağlar ŞEYTAN!!! Zaman ve mekan söz konusu değildir Şeytanın gözyaşlarında! Ağlamayı insanlara Düşman kesildiği gün öğrenmiştir! Ne zaman ağlamaya yeltense Hep insanlar gelir aklına Yoldan çıkardığı insanlar... Ve şeytan onlar için Ağlar... Ağlar ağlamasına da Sadece kendi duyar Kendi feryadını Gözyaşlarını silecek hiçbir varlık yoktur ortalarda! Velhasıl kelam kimse duyamaz feraydını Şeytanın feryadı İnsanların acılarıdır! O hem bizim için Hem de yaptığı kötülükler için ağlar! Ateşin kralı şeytan Ne kadar yalnızdır ağlarken... |
| Saat: 03:29 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık