![]() |
Sana Deliyim Öyle imkansız ki sana yaklaşmak, Çelik yeleğe çakılan kurşun gibiyim, Kurşun hedefine ulaşıp zarar vermek ister, Benimse tek istediğim, senin o sevgi dolu kalbinde bir ömür hapsolmak, İnan sana zarar vermek değil niyetim, Engin denizleri yüzerek aşmak kadar zormuş sana kavuşmak, Varsın olsun, Şu kısacık ömrümde bir tek seni sevmişim, Engeller neye yarar ki, İşte ben bunu bile göze alabilecek kadar deliyim... alıntı........... |
Eğriyi doğruyu göremez oldum Sensiz bu dünyayı sevemez oldum Yollar sarpa sardı gelemez oldum Hayalinle düler kurdum avundum Nefretimi sana nasıl kusayım Sen bir adım gel ben beş adım koşayım Hasret bitsin öpüşüp koklaşalım Mahşere kalmasın dünyada buluşalım Susuz çölde sular arar gibiyim Aşkının Mecnun´u Kerem´i benim Susma anlat kimin elinde elin Sana tapan seni gercekten seven benim İsyanım suçtur belki bilemiyorum Sana git ellerin ol diyemiyorum Son sözüm bu seni çok seviyorum Dön aşkım dön sevgilim yalvarıyorum...ŞÜKRAN ÇAMOĞLU |
KAL BİRAZ DAHA Bu veda faslından belki cayarsın Gözümün içine dal biraz daha Yüreğim derin ağı duyarsın Aşktan nasibini al biraz daha... Gitme, gitme, kal biraz daha Gitme, gitme imanın varsa Allah'a Kurtuluş yok, aşkım alın yazındır. Ne söylersen söyle merhem nazırdır. Emrine amade gönlüm sazındır Mızrabın olayım çal biraz daha Gitme, gitme, kal biraz daha Gitme, gitme imanın varsa Allah'a Uğur Işılak |
Yolculuk Yolculuk, her zaman düşündüm onu; İçimde bu azgın davet ne demek? Oraya, nerdeyse güneşin sonu, Uçmak, kayıp gitmek, kaçıp dönmemek. Altımdan kaydırdı bir el minderi; Herkes yatağında, ben ayaktayım. Bir gece, rüyada gördüğüm yeri, Gözlerim yumulu, aramaktayım. Beni çağırmakta yabancı dostlar; Bu dostlar ne güzel, dilsiz ve adsız. Eski evde, şimdi bir başka ev var: Avlusu karanlık, suları tadsız. Her akşam, aynı yer, aynı saatta, Güneşten eşyama düşen bir çubuk; Yangın varmış gibi yukarı katta, Arkamdan gel diyor, sessiz ve çabuk! Başım, artık onu taşımak ne zor! Başım, günden güne kayıtsız bana. Dalında bir yaprak gibi dönüyor, Acı rüzgarların çektiği yana... Necip Fazıl Kısakürek |
Geride Kalan o tren gitti ben kaldım bir güz yaprağıydı hüzün döne döne indi önüme yerde ezik bir karanfil gözlerimde son gülüşün ve belki hâlâ sallanan elin o tren gitti ıpıssız kaldım yaslandığım ağaç gövdesi nasıl anlasın beni? gittikçe daha uzaksın ses yok kulak dayadığım raylarda kim duyacak içimde kopan çığlığı kim görecek beni kör karanlığında gecenin? gökte akan bulut varır mı senin gittiğin topraklara benden sana taşır mı bu yağmuru? rüzgara bıraktım kendimi sürüklenip gidiyorum bir şiir seni fısıldıyor boşluğa düşüyor adımlarım sigaram söndü ateşim yok meyhaneler çoktan kapanmış kendime çekilsem limanım belirsiz pusulam kayıp o tren gitti ben kaldım bir güz yaprağıydı hüzün döne döne indi önüme Hüseyin Yurttaş |
SENİ YASAKLAYACAĞIM KENDİME Ben kimlerin oldum bilmeden Neydi peki geride bıraktıklarım Hiç bitmeyecek gibiydi oysa Bitti... Yine ben? En hasret çektiğimi En kavuşamadığımı unutmadım mı? Unuttum... Ama şimdi geçmiyor zaman Unuturum diye bekliyorum Bekledikçe seviyorum. Bazen seni yazmak istiyorum sayfalara Taa en başından beri Bırakıp gidişinden tut geri gelişine kadar Ne biliyorsam senle ilgili. Yürüdüğümüz sokakları Seni seviyorum diyişini İçten söylemesende yazmak istiyorum sayfalar dolusu. Sana kızmayı hiç beceremedim Gülüşümün arkasına gizledim çoğu kez Oysa duymasanda bağırsam Bağırsamda duymasan... Hiç birşey diyemiyorum sana Boğazımda düğümlenen kelimeler Bundan sonrada diyemiyeceklerim var Ama iyiki defalarca Seni Seviyorum demişim. Biri beni anlasın istemiyorum! Öfkeleniyorum, aptallaşıyorum, susuyorum. Kime anlatmalı yada anlatmamalı Kim benden daha çok üzülür ki? Sana anlatamadıktan sonra Sana diyemedikten sonra sevdamı Neye yarar şuna buna anlatmak... Seni soruyorlar bana Nerde? Gitti mi? Görüşüyor musunuz? Ne yapıyor? Her cevap bir zulüm benim için Duymazdan gelmek Konuyu deiştirmek bir zulüm. Sanada soruyorlardır beni Bilirim umursamadan cevap verirsin Kaç gün geçirdin ki benle? Kaç saat? Gitmekmi? Kalmak mı? Gitmek arayıştır heyecandır Ardına dönüp bakmamak Kendinden emin olmaktır. Ya kalmak? Kalmak neydi? Gül bahçesinde yürümek En güzel gülü aramak O mu? Bu mu? Şu mu? derken Yolun sonuna gelmek Ve geri dönmemek mi? Artık hiç umudum yok Yok işte yok... Sendende yok Git durma git Git ve özgür kalayım Ne kadar umutsuzsan o kadar özgürsün Hiç bu kadar kolay olmamıştı git demek. Hatırlar mısın? İlk sen öpmüştün ama Kollarınıda ilk sen çektin sarıldığımızda Aradığın ben deildim zaten Farkındaydım... En çokta bu farkındalığa rağmen Israr edişim utandırıyor beni. Şimdi ağlama zamanı Ben ağladım, gözlerim ağladı Sen bilmedin, ben bilmedim Hiç kimse bilmedi Ağladım yinede, öylesine... Seni yasaklıyacağım kendime Sen bilmeyeceksin Susacaksın yine... Eminim hiç aklına gelmeyeceğim Yıllar geçecek Ben senden geçeceğim Bu ateş geçecek... 16 ŞUBAT 2006 00:49 Süleyman KAYA |
Büyük kararlar almadan bir gece beklemeli insan sabah uyandığında sönmemişse yüreğinin ateşi işte o zaman karar vermeli bir hikâyeyi bitirmeyi demişti çok sevdiğim bir bayan… Öyle sözler var ki bir kez duymamla belleğime yerleşen ve yıllar yılı orada saklı kalan İşte zaman zaman yaşadığım olaylar bunların açığa çıkmasına ve haklılığını savunmama neden oluyor… Büyük kararlar alma vaktiydi hayatımda ve bir gece beklemem gerekiyordu yüreğimin ateşini ölçmem için… Eğer sabah uyandığımda aynıysa her şey eğer ki sönmemişse yüreğimin ateşi işte o an karar verecektim bu hikâyeye son vermeyi… Gözyaşları içersinde gözlerimi yumdum geceye hıçkırıklara boğularak nefret ederek Kalp ağrılarıyla… Yaptığım hatalara isyan ederek kendime küfrederek bitirdim geceyi… Sabah uyandığımda ilk defa geçmemişti yüreğimin ateşi… Ben artık senden geçmiştim sevgili… Gün batımı ve gün doğumu arasındaki zaman dilimine gömmüştüm artık seni… Ya da hiçbir zaman elime almayacağım tozlu bir kitap arasına… Sevdamı bu şehrin her hangi bir yerine gömüp, Çekip gittim bu gece sen uyurken düşlerinden… Bir çizgi çektim şimdi aramıza Sen o çizgiden bana geçemeyeceksin asla Zaman iyileştirir mi acaba halen acıyan berelerimi? Kangren olmuş kalbim döner mi hayata geri? Darağacında sallandırdın sen yüreğimi sevgili… Artık iki cihanda da affetmem ben seni… Ben artık senden gittim sevgili… Vicdan muhasebeni yap gayri… Gönül Sevinç |
Geride kalmakmış zor olan. Giden otobüsün soğuk camına başını yaslayıp,gözyaşlarını akıtmak değil... Gidenin ardından ağlayarak el sallamakmış zor olan.... Zor olan geleceğin getireceği kaygılarla sıkışan bir yüreği taşımak değilmiş,göğüs kafesinin altında... Hasretin ateşiyle yanan bir yüreği gözyaşlarının vuslat masalıyla avutmaya çalışmakmış zor olan... Gittiğin yerin en tenha postanesinden üç beş satırlık iyi haber namesi atmak değilmiş zor olan... Zor olan her sabah pencerenin önünde postacının gelişine kurmakmış saatleri... Başını alıp,kendini alıp,anıları valize koyup mavilere gitmek değilmiş zor olan... Zor olan herşeye rağmen,kendine rağmen,yaşama rağmen inadına kalmakmış...Gitmemekmiş... Beklendiğini bilmek,beklenmek değilmiş zor olan... Asıl zor olan beklemekmiş... Ben kolayı seçmişim bu güne kadar... Şimdi ise en zoru yaşıyorum... Seni seviyor ve bekliyorum... |
(KALP AĞRISI) AYRILIŞ BİLMEM HATIRLAR MISIN? ESKİDEN BALAT'IN KUYTU KÖŞELERİNDE BULUŞURDUK SENLE. BEBEKLİKTEN BERİ YANIKTIK BİRBİRİMİZE SEN BANA HEP BEBEĞİM DERDİN BENDE ANNEM GİBİ KONUŞMA DERDİM SANA. HEP HAYKIRIRDIN DAĞLARA TAŞLARA; BEN BU KIZA AŞIĞIM HEMDE ÇOK AŞIĞIM... BALAT'IN TOZLU,TOPRAKLI,TAŞLI YOLLARINA YOSUN TUTMUŞ DUVARLARINA YAZARDIN ADIMI BELKİ DE O YÜZDEN BIRAKIP GİDEBİLDİN BENİ OYSA BEN SENİ O YOLLARA YOSUN TUTMUŞ DUVARLARA DEĞİL KALBİME YAZMIŞTIM... BEN KALBİMİ SÖKÜP ATMADAN UNUTAMAM SENİ BU ŞİİR SANA,SONSUZ AŞKIMA.... |
terk etmek kolaydır çünkü istemediğin için yada başka hayallerin için yeniden yaşamak için gidiyorsundur ve işte bu yüzden geride kalanın o ölümden beter acısını yaralarını gözün görmez... Ve böylece acımadığın kişi yani geride kalan kişi ise gideni geir diye beklerken her saniye yeniden ölür ölür dirilir en acısıda budur.... |
| Saat: 17:55 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık