![]() |
Korka korka değil usul usul değil Elim yüreğimde çarpa çarpa geldim Aç kapıyı bak ne diyeceğim Bir senin ellerinden bir senin gözlerinden Dişlerinden dudaklarından Nergisler ocak ayında açtı Kendimden bahsetmeyeceğim Yediveren güllerden duvarlardan sarkan güllerden Çocuklardan sabah erken okula giderlerken Atlardan bahsedeceğim Kan ter içinde atlardan Aç kapıyı bak ne diyeceğim Ne kadar küsülü çocuk varsa barıştırdım oynuyorlar Tam kırk çeşit sarmaşık gül buldum penceremin dibinde açacak Ekinleri dolu vurmadı çekirge gelmedi kurak olmadı Yorgunum demiyeceğim bir evimiz olsa demiyeceğim Yüreğim daralıyor demiyeceğim Bir baksan gözlerime başını çevirmeyeceksin Yürüyüp gitmeyeceksin elini çekmeyeceksin Bir baksan gözlerime Dağda yakılmış ateşler göreceksin Aç kapıyı kim geldi bak Bak nasıl havalandı güvercin Açmam diyemezsin artık Aç. Berin Taşan |
Mavi gecenin siyah çizgisinde saklı düşlerim, kırık dökük bir aynanın yansıması gibi yüzümde, Hala bir bıçak kesiği gibi sözlerin Bir kurşun gibi vurdun. Bir nakış gibi işledin yüreğime Eksenlerini,boylamlarını çarptım acıların topladım yüreğimde, Senden isteyerek satın aldım sensizliği, Boş bir çerçeve bulup yerleştirdim içine Yalnızlığımın adını. Ortak aramadım, Paylaşmak istemedim yıllarca yalnızlığımı Silen de olmadı zaten ,aylardır camların buğusuna yazdığım bu yalnızlık resmi nisan yağmurları ,eşlik ettiğinde gözlerime, Yeniden defalarca çizdim seni camlara Akıp giden kalabalığın yüzünde gördüm gözlerini, Bütün kalabalıklar soğuktu senin gibi. Gülümsemeleri sahteydi, Teselli vermiyordu. Herkes bana yalnızlığımı hatırlatıyordu, Caddeler boyunca Alnımdaki en derin çizgilerde saklıydın, Gel de oku yalnızlığımı, ama sen anlayamazsın ki Yollarda buldun belki çiğnedin, Ağaçlara kazıdım hiç aldırmadın Beni hep yalnız bıraktın.. Ve artık anladım ki sana değil Sensiz yalnızlığıma aşık olmuşum… Suyun en berrak halinde yıkadım, Ateşin en kor alevinde tuttum yalnızlığımı.. Kederleri dost edindim, Ayrılıkları üstüme yorgan gibi çektim. Acıları tesbih gibi sabır ile dua ile çektim. Her birinde yalnızlığımın adını zikrettim. Bir masum sevdanın bedelini bedenimle ödedim Al işte diyetini… İşte kararmış ruhum, Çatlayan dudaklarım, Sevgiye aç gözlerim, Yalnızlık kokan bedenim… |
bir kış günü ve keskin ayazı şubatın seninle yine bir vurgun yerinde gözlerinde kaybolmuşken unutup şubatın soğuğunu; unutamam seni demiştim, unutamam seni hiç bilmeden benden kopup gitmelerini ama işte unuttum belki sordu belki ihtiyacım vardı sana rağmen sana ihtiyacım vardı belki sana rağmen sana ihtiyacım vardı belki şimdi eser yok şubatın ayazından ve senden sen koptun gittin benden yok yere belki bir hiç uğruna belki o hiç şimdi sana azap veren yapacak hiç birşey bırakmayan ve senin gibi unutulan bir herşey.. senin gibi belki ihtiyacım vardı sana rağmen sana artık herşey bir sokak lambasının donuk ışığı altında ve şubat rüzgarının soğuğu; artık herşey unutulsa senin gibi ve seni unutamamalar yok olsa şunu hiç unutma unuttum seni hatırlamamacasına Ömer Seydi Ekinci |
Yalnızım sessiz kalan yakarışlarımla bitirmeye çabalıyorum sesime dostlarım bile yanıt vermiyor artık penceresiz kaldım şairin dediği gibi kuytu köşelerde acılarımla yanlız kaldım ve ben bunu artık kabul ediyorum yapayanlızım şu sınırları dikenli tellerle çevrili açık hava ceza evine benzeyen mekanda acılarımla ve ızdıraplarımla yanlızım. yanlızlığım bağrımı sıkıyor kimsesiz oluşum duvarlar konuşmuyor gökyüzü yüzümü güldürmüyor artık çalan bir telefonum bile yok mecburi istikametgahımda. günleri tarihi unutum zamanın dışında yaşıyorum ölü bir beden gibi ruhsuz yüzü gülmeyen dalgın biriyim artık oyuncağı elinden alınmış bir çocuk gibi geceleri gizlice gündüzleri gözyaşlarını içine atarak ağlıyorum. kalabalıklar içinde yanlızım kimsesiz oluşu öğrendim kimsesiz kaldı sesim |
Yalnızım aşk mıdır söyle seni sensiz yaşamak yokolmak sensiz sevişmelerde uykusuz bu gece sensizlik ülkesinin sessiz boğucu karanlıkları içinde sular gibi yalnızım sular gibi kimsesiz akıyorum toprağı ve havayı soluyarak sensin diye bu gece bu gece allahlar kadar allahsızım uzaklardan gelen köpek havlamalarına yağmurun son damlalarına ağaçların en incecik dallarına tutunacak kadar yalnızım |
Bir sigara yaktım, durup düşündüm Neyim var, neyim yok döküverdim önüme Yeniden gözden geçirdim kendimi Kendime yabancı düştüm gene Nasıl da sert davranmıştım kendime Şimdi daha iyi anlıyorum Ben sokakların kural bilmez çocuğu Bir başkası olabilir miydim hiç Kendi yerime Biraz da anılarla oyalansam Yaşanmış ve bitirilmiş olanı Nedense bir türlü sevemiyorum Yeniden yaşamayı düşünmüyorum En güzel sevinçlerimi bile Her zaman kendime dar geliyorum Ne zaman derinlerime dönsem Yeni bir sayfa açılıyor önüme Ne zaman yeni bir şeyleri özlesem Neden bilmem Kaskatı bir karanlık yerleşiyor içime Afşar Timuçin |
ağla sömürgem... sen hep mağlup bir ağlayışta ben uzak susarım bu mağlubiyet için hep anlayışta çöpçüler bu geceyi de *** edip süpürdüler ben ise haber değeri bile olmayan bir haykırışta özleminle hala bir yakarışta... * ağla! ben de ağlarım gözyaşlarım özlemine az kalır buralarda nem var! nem varsa sende kalır daha çağırırken beni anı bile kalmaya tenezzül etmeyen o dağ dorukları sömürgem yaslar durur sesime kırgın ayrılıkları... * gittim ve yittim! oralarda usul usul talazlanan nehirlerde yaz kalır yaslarım günleri yüzüme gözyaşım beyaz kalır burada yıllar küfürle uğurlanır ben büyürüm içimdeki haylaz çocukla Yılmaz Odabaşı |
YalnızlıklarYeşertiyorum Gecenin karanlığı tünerken saçlarıma Boyası yitik bir ressamın fırçası gibi Ayaklarım yorgunluğumu çiziyor kaldırımlara. Hıçkırarak bulutlar ağlıyor Islanıyor saçlarımdaki karanlık Sığınıyorum bir durak saçağı dibine Titreyen parmaklarım yüzümde geziniyor Sanki kanunun hüzünlü tellerinde... Küf kokulu gecelere Şiirler yazıyor yüreğim Bir çay tadında hayallerimi içiyorum Koyu karanlıkta damla damla mısralarım düşüyor Gem vuruyorum duygularıma ağlamamak için Sevgimi mumyalayıp gömüyorum El deymemiş yalnızlıklar yeşertiyorum Yüreğimin en saf yerinde... Celal Topo |
Kaç Cemre Düştü Yüreğime.. Kac cemre dusmeli yuregime, isinmak icin yeniden. Unutmak icin, yesil nazarlarini, kac bahar gecmeli, hasretinin ustunden... Kac ceylan su icmeli, sevda sebillerinden. Kac guvercin ucmali, vuslat semalarinda. Kac yagmur islatmali tenimi, arinmak icin ozleminden... Kac menekse acmali saksilarimda, boyun bukmeden. Kac ilkyaz yasamali gonlum, usumeden Ve kac sene, kac ay, kac gun, kac saat, gecmeli, akan kani dindirmek icin, yaralarimin ustunden? |
NEREYE GİDER BU YOLUN SONU, SERSERİ BİR AŞIĞIM, SONA YAKLAŞIRKEN KALBİNDE, BU SONDAN KAÇIŞTAYIM.. ÖZENİRMİYİM SANIYORSUN AYRILIĞIN NEFESİNE, YALINAYAK KALDIM, SENSİZ BOŞLUKTAYIM!.. AYAKLARIMDA SANKİ PRANGALAR VAR! YANAKLARIM ISLAK, GÖZLERİM GÖRMEZ, SENSİZ ÇIĞ GİBİ GELİYOR KORKULAR, BU GÖNÜL SANA MÜEBBETTEN ASLA VAZGEÇMEZ.. Zeynep Orcanel |
| Saat: 06:15 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık