![]() |
Surlarımın dışındaydı şehirlerin Ne subaşım vardı, ne zaptiyelerim Çat kapı girerdin, çocuklar gibi sevinirdim Uslandı derken, bir akşam dönmeyiverirdin Yeni umutlar bulup buluştururdum Kendimi terk ettiğin şehirlere tutuklayıp İpe sapa gelmez bahaneler üretirdim. Dillendirmesem de bilmez miydim hiç Sen aşka aylak, yedi dünyayla barışık; Bense yüklemsiz söz yangınlarından mürekkep İğreti gülüşlerle sırlardım ömrümü Pinalar gibi toprağına saplanmış Yürek haritamı yeniden çizmeyi Aklımın ucundan bile geçiremezdim. Ne kadar isterdim, Günler, haftalar dolusu sevinçlerim olsun Bulutlar dolusu yağmurum Çiçek tazeliğinde güneşim, kokum... Avunurdum çocuklar gibi Sıcak bir gülüşünle Herkesleri oynardım deliler gibi, Herkesler memnun Bir kendimi oynayamazdım, Yitiririm korkusundan büyüsünü gözlerinin. Hamdi Topçu |
Son cümLe... Zaman aldırmadan devam ederken yoluna, taşlar oturmuştu sanki yerine.. Ya da ben öyle zannediyordum. Mutluluklar, seninle alıp başını gitmişken, küçücük mutluluklarım vardı benim, küçücük heveslerim.. Sarılıyordum sıkı sıkı o küçük belkilere.. Sevdan dikilirken önüme koskocaman haliyle, ben görmezden geliyordum.. Yaşıyordum işte, öylesine... Sana "Gel.." diye seslendiğimi mi duydun yoksa? Oysa için için bağırıyordum ben.. Sessizdi tüm çağırışlarım, susmalarım gibi... Sen giderken sustuğum gibi ardın sıra, Belki kendime bile duyurmaktan korkarcasına sesimi.. Yüreğim ağlarken gidişine için için, Gülümsediğim gibi.. Zaten son bakışını da sildim ben gözlerimden, İlk bakışın duruyor orda.. Hala yemyeşil, hala sevda dolu.. Giderken sevdaya dair ne varsa götürdün benden, Sen hiç bilmedin.. Oysa ben sensizlikte hiç bir şeyi sen gibi sevmedim... Yürürüm zannettin kendi yolumda, kendi bildiğimce, Ama sen "yokluğundaki ben" i hiç tanımadın, görmedin.. Hani sen derdin ya: "Nereye gitsen çıkmaz denizin lekesi" Kokusu da çıkmadı... Ne yapsam, ne etsem, neyi sevsem, sen yanım hep eksik kaldı.. Meğer ne çok biriktirmişim içimde özlemini... Ne kadar uzak ta olsan, bir o kadar da yakınmışsın bana aslında. Hasretim, sen yanımdayken bile dinmeyenindendi, Sen bunu hiç farketmedin... Ne vakit vazgeçmeye kalksam senden, Yüreğim inatla direndi, bırakmamaya sevdanı.. Aklımın sesi hükümsüz kaldı... Ben başettim sensizlikle ama, o başedemedi.. Gökyüzüne, denizlere anlatıp sensizliği, avuturken kendimi, O senin ardından geldi.. Limanı olmayan bir şehre demir alıp benden gitti... Ben yine susuyorum şimdi, Sevda kuracak bu hikayenin son cümlesini... ...BİTTİ...BİR YAĞMUR YAĞDI ŞEHİRE VE SİLİNDİ TÜM RENKLERİN... |
Unutamadım Sen gittiğinden beri Göğü tutmuş sefilliğim. Aşkın dizgini yok ki Unutamadım sevgilim. Unuturum sanmıştım Öncekiler gibi. Şimdi adını unuttuğum İlk sevgilim gibi... Yalanların önemi yok Gel bitsin yalnızlığım Gururun kelepçesi yok Bekliyorum sevgilim... Reşide Sarıkavak |
Yalnızlık Kaygısı Nerden çıkacak diyerek gözlendi Üstüne üstlük sokaklar tutuldu Kolumda ekrep yelkovan izlendi Bakmadık ne yol ne park unutuldu Yüz defa bana inan deyip gitti Ne bir telefon ne de haber etti Bence bu sevda başlamadan bitti Sanmasın ki şu gönlüm uyutuldu Randevu denen koskoca yalanmış Nasılda gönlüm bu hayale kanmış Bedel ödeyen hicranı tadanmış O belki benden ebedi kurtuldu Yalana geçit tanımazdım hiç ben Doğru adına kalmadı bir güven Nedir insanı özünden döndüren Büsbütün kul mu kuldan soğutuldu Eyvah diyenin yok mudur duygusu Sorarım size yok mudur sevgisi Bitmeyecek mi yalnızlık kaygısı Nice mecnunlar gamla avutuldu |
Ölüyüm çoktan, bir baksana gözlerime Gör, içindeki o kanlı cam kırıklarını bu ne karanlık, bu ne zindan gece böyle Bütün gemiller söndürmüş ışıklarını Ben acılar denizi olmuşum, yaklaşma Sularım tuzlu, sularım zehir zemberek Baksana; herkes içime dökmüş artıklarını bu karanlık bitse artık, bir ay doğsa Bir deli rüzgar çıksa; alıp götürse Yılların içimde bıraktıklarını... Ümit Yaşar Oğuzcan |
Kavuruyor hiç görmediğimiz sancılar İnce bir yağmur yağıyordu karanlıkta. Anlımdan süzülen bir damla , dudağımı yala(YASAK KELİME KULLANDINIZ) boğazımdan bir volkan gibi kavrulan yüreğimde eriyerek kaybolup gidiyordu, tıpkı hatıralar gibi..! Yaşananlar o kadar baskın gelir ki bir an , bir yığın köze dönmüş ne varsa avucunda büyük bir yangına dönmesini bekleriz. Ama sadece bekleriz.. Hiç çaresiz inansak ta inanmasak da avucumuzda sandığımız ama içimizde sakladığımız dualar la yalvarmaya başlarız , sadece bir anlık kabuslarımızdan kurtulmak adına. Ne var ki , kavuruyor hiç görmediğimiz sancılar , zavallı bir et yığınına dönüşüyor üstümüzdeki elbise. Ne yana baksak neyi düşünsek hep bir şeyleri benzetiriz birilerine , hele adına aşk demişsek. Hele her dilde her şarkıda ayni tadı ayni hüznü hemen tanırız, adi aşksa. Ama ne yazık ki hayat sadece anlık değil . Hem bir an kaç zaman yapar ? Kaç zaman bir anıya dönüşür hiç kimse bilemez .. İste o bilinmezlik değilmidir aşkı da sevgide bu kadar yakıcı kılan ? Belirsizlik, imkansızlık asil kavga asil savaş insanin kendisiyle olmuyor mu ? Ne zaman yenilsek o zaman yanalız kalıyoruz . Asıl önemli kavga , korkularımızın ardındaki yalızlığın fesatça , fırsatça beklemesinedir. Bizi ürküten o gerçek ile yüzleşmemektir . Çünkü aşk bir gevence değildir herkesin her an alıp kaçacağı. Bizi aşık eden o duygular bir gün geldiğinde aşktan vazgeçtirenin kendisi değilmidir.? Her zaman söylendiği gibi herkes payına düşeni yaşıyor . Herkes kendini yenileme adına tüketiyor azda olsa her şeyi. Geçmişe saplanmayı , geçmişe sığınarak sevgiyi diri tutmayı öğle can ile isteriz ki , içimizde ne varsa sevgiye dair , yeni bir başlangıç yapmamak için tüketiriz. Acılar ,acıtanlar çoğaldıkça yüreğimiz dem tutar . En ufak şeyde dalar gider aklimizi çelen her şey gözlerimizin ucunda. Acıyı bal eğleriz , o bal öğle hoş gelir ki dilimizden bağrımıza , ne unuturuz nede unuttururuz . Bilincimizin en uyanık yerinde diri tutarız hep onu. Kimseye benzemez , kimsede kendimize benzemez, hep ayrı yaşarış yalnızlıklarımızı. bizi asık eden hisler, o yalnızlık geldiğinde buz çökmüş dağlar gibi hüzünlü kısa dönüştürür kendini ve ardından yalnızlık çırılçıplak bir vücuda şarılmış bir yılana benzer , ısırır gözlerinden askın. sonra bir çığ tutar sol yanımızda usulca bir rüzgar geçer siluet , kangren tutmuş yüzünden süzülüp gider... Aşk bedenin kendi kimyasına yabancı olan enerji üretmesidir. Sevgi ise bu yabancı enerjinin ruh tarafından kimlikleştirmesidir. Varsın bilimsel çözümler üretsinler. Yasak bir cümle inadına askı anlattığında aklımızdan geçenlere o zaman bilimde dilsizleşir.. ..Ama olsun... payıma düşense yasak seviler kurmak inadına ben her gece koynuma alırım seni isterse çelikten isterse telden sınırlar geçsin yinede ben her gece koynuma alırım seni.. Çünkü sevilmek başka bir yürekte var olma ayrıcalığıdır |
Gece Nöbeti Daha az seviyorum seni.. Giderek daha az.. Unutur gibi seviyorum.. Azala azala.. Aramizdaki uzakligin karanliginda.. Geceler kisalip..gündüzler uzuyor öyle olunca.. Daha az seviyorum seni.. Kendini iyilestiren bir yara gibi.. Daha az.. Ve zamanla.. Sen geceyi tutuyorsun..ben nöbetini.. Uzak dag kislalarinda.. Görmüyoruz birbirimizi.. Usul usul sis iniyor.. Kopmus yollara.. Isigi hafif..uykusu agir koguslarda üzerini örtüyorum senin.. Bir çig gibi büyüyorsun rüyalarimda.. Sevgilim sevgilim Yildizlari daha büyüktür bazi gecelerin Nöbet kadar yalnizken ögreneceksin bunu da.. Artik daha az seviyorum seni.. Unutur gibi..ölür gibi daha az.. Yeniden ödetiyorum kendime Onca askin ögretemedigini.. Kolay degildi.. Yalnizca sevgilimi degil..evladimi da kaybettim ben.. Kaç aci birden imtihan etti beni.. Bir tek gece vardir insanin hayatinda.. Ömür boyu sürer nöbeti.. Bu da öyleydi.. Iyi ol.. Sag ol.. Uzak ol.. Ama bir daha görme beni.. Murathan Mungan |
Ayrıldığın birden gönül bahçemden Hergün haber bekledim uçan kuştan Sineme sakladım hep eş dostumdan Arayıpta balımı bulamadığım Hep o sözler dünya küçüktür Özlem çekenlerin acısı büyüktür Dostuyun yarası bağrında çoktur Gel ela gözlerine doyamadığım Sana her dokunuşumu hatırladıkça Dudakların bedende kıpırdadıkça Süzülür gözlerime gelir hayalin Hayaline garçeğine doyamadığım Yunus Aslan |
Yalnızın Yürüyorum bir sokak ortasında Sisli soğuk ve de yalnızcasına Gözlerimde hastetin yorgunluğu Kalbimde ise sen varsın Yorgun bitmiş tükenmişim bu aralar Seni arrıyor seni arıyorum Kalbimin sızısı artarcasına bıkmayarak Arıyor arıyor çıldırıyorum Birden bir ses duyuyorum Beni çağırıyorsun senin sesin bu Yanına gidiyorum kayboluyorsun sanki Kalbimde kaybolduğun gibi Sensizliğin acısı sarsada kalbimi Arasam bulamasamda ben seni Kader mahkumu olsada şu zavallı kalbim Yalnız kalsada seni affetmyecek Hasan Uğur |
Demir aldı son gemi Gidebileceği tek yer sessiz liman Sevmek yalnızlıkmış Yüreğime güneş doğmayacak Toprak hep uyuyacak Her adım atışımda gitmek isteyeceğim bu şehirden Yorulunca yaslanacağım sen kalmadın bende Yüreğimde haylaz yağmurlar Ellerimde ellerinin son kokusu Senin ve sevmenin adı sadece yalnızlıkmış |
| Saat: 20:44 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık