MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Mimarlık (https://www.msxlabs.org/forum/mimarlik/)
-   -   Dünyanın Yedi Harikası - Genel Bilgi (https://www.msxlabs.org/forum/mimarlik/12057-dunyanin-yedi-harikasi-genel-bilgi.html)

Misafir 25 Ekim 2006 19:19

Dünyanın Yedi Harikası
Bir grup öğrenciden Günümüz Dünyanın Yedi Harikası'nın neler olduğunu düşündüklerine dair bir liste yapmaları istenir. Aralarında anlaşmazlıklar çıkmasına rağmen aşağıdakiler en fazla oyu alanlardır:
1)- Mısır'ın Büyük Piramitleri
2)- Tac Mahal (Taj Mahal)
3)- Büyük Kanyon (Grand Canyon)
4)- Panama Kanalı
5)- Empire State Binası
6)- St. Peter Bazilikası (St. Peter's Basilica)
7)- Çin Seddi (China's Great Wall)
Öğretmen oyları toplarken, sessizce duran bir kız öğrencisinin henüz kağıdını vermemiş olduğunu farkeder. Sonra öğrencisine kendi hazırladığı liste ile ilgili bir problem olup olmadığını sorar. Kız öğrenci ise;
"Evet, biraz. O kadar çok şey var ki, bir türlü karar veremiyorum" der.
Öğretmen de öğrencisine;
"Peki, söyle bakalım senin listende neler var, belki biz sana yardımcı olabiliriz" der.
Kız öğrenci önce duraksar ve sonra okumaya başlar:
"Bence Dünyanın Yedi Harikası :
1)- görmek
2)- duymak
3)- dokunmak
4)- tatmak
5)- hissetmek
6)- gülmek
7)- ve sevmek...
Odada sinek uçsa sesi duyulacak şekilde bir sessizlik olur.
Basit, sıradan ve normal olarak düşündüğümüz ve gözden kaçırdığımız şeyler gerçekte ne kadar da mükemmeldirler.


Misafir 25 Ekim 2006 19:22

Dünyanın Yedi Harikası
Vikipedi, özgür ansiklopedi

Dünyanın yedi harikası (ya da Antik dönemin yedi harikası), ilk olarak M.Ö. 5. yüzyılda tarihçi Heredot tarafından ortaya atılan bir fikirdir ve M.Ö. 4. yüzyılda Sidon'lu Antipatros tarafından ilk olarak "Dünya'nın yedi harikası üzerine" (Περὶ τῶν Ἑπτὰ Θεαμάτων) adlı eserle oluşturulmuştur. Günümüzde geçerli kabul ettiğimiz 7 harika listesi, M.Ö. 2. yüzyılda son şeklini almıştır.

Dünyanın Yedi Harikası
  • Keops Piramidi
  • Babil'in Asma Bahçeleri
  • Zeus Heykeli
  • Artemis Tapınağı
  • Mausoleum
  • Rodos Heykeli
  • İskenderiye Feneri
En eskiden en yeniye kronolojik olarak harikalar:

1. Keops Piramidi
Keops (Khufu) Piramidi
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/5/56/Pyramide_Kheops.JPG/180px-Pyramide_Kheops.JPG
Sanıldığının aksine Giza Piramitleri'nin üçü de dünyanın yedi harikası listesine dahil değildir. Piramitlerden sadece Keops Piramidi bu listeye girmiştir. Keops Piramidi, 4. Hanedanlık zamanında M.Ö. 2560 yılında Firavun Khufu (Keops) tarafından yaptırıldı. Yapımının 20 yılı aştığı sanılmaktadır. Piramit yapıldığında 145,75 m. yüksekliğindeydi. Yapıldığından itibaren 43 yüzyıl boyunca dünyadaki en yüksek yapı olarak kayıtlara geçmiştir. Keops Piramidi ilk inşa edilen olmasına rağmen dünyanın yedi harikası arasında günümüzde ayakta duran tek yapıdır.

2. Babil'in Asma Bahçeleri
Babil'in asma bahçeleri
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/a/ae/Hanging_Gardens_of_Babylon.jpg/180px-Hanging_Gardens_of_Babylon.jpg
Çorak Mezopotamya çölünün ortasında, ağaçlar, akan sular ve egzotik hayvanların bulunduğu çok katlı bir bahçedir. Coğrafyacı Strabo'nun 1. yüzyıldaki tanımına göre:
"Bahçeler birbiri üzerinde yükselen kübik direklerden oluşuyordu. Bunların içleri çukurdu ve büyük bitkilerin ve ağaçların yetişebilmesi için toprakla doldurulmuştu. Kubbeler, sütunlar ve taraçalar pişmiş tuğla ve asfalttan yapılmıştı. Yüksekteki bahçeleri sulamak için Fırat nehri'nden zincir pompalarla su yukarılara çıkarılıyordu. Bu şekilde üst seviyelere taşınan su, bahçeleri sulayarak teraslardan aşağıya doğru akıyordu."
Milattan önce 7. yüzyılda Babilonya kralı Nebukadnezar tarafından yaptırılmıştır. Söylentiye göre Nebukadnezar bu yapıyı sıla hasreti çeken karısı Semiramis için yaptırmıştır. Semiramis Medes kralının kızıdır. Söylentiye göre Mezopotamyanın düz ve sıcak ortamı onu bunalıma itmiş, kral da karısının hasretini sona erdirmek için yapay dağların olduğu, suların aktığı yemyeşil bir bahçe yaptırmıştır. Bu yüzden bazen Semiramis'in asma bahçeleri olarak da anılır.)
Babil'in asma bahçelerinin günümüze gelen kesin izleri yoktur. Fakat, bölgede araştırma yapan arkeologlar, Babil'deki sarayın kuzeydoğusunda görünüşü garip olan temel ve tonozlar buldular. Bunların Babil'in Asma Bahçelerine ait olduğu düşünülmektedir. Babil'in Asma Bahçeleri, klasik yazarlar tarafından ayrıntılı bir şekilde tanımlanmıştır. Günümüzde bu tanımlara göre çizilen resimler bulunmaktadır.

3. Zeus Heykeli
Olimpia'daki Zeus Heykeli
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/c/c6/Statue_of_Zeus.jpg/180px-Statue_of_Zeus.jpg
Zeus Heykeli M.Ö. 450 yıllarında, adına olimpiyat oyunları düzenlenen Tanrıların kralı Zeus için, Olimpiyatlar'a ismini veren Olimpia'da yapılmıştır. Zeus Heykeli, bir tahta iskelet üzerine altın, fildişi ve metal parçalar yerleştirilerek Partenon'un içinde yapılmıştır. Heykelin oturduğu taban 6,5 m. genişliğinde ve 1 m. yüksekliğinde, heykelin kendisi ise 13 m. yüksekliğindeydi. Olimpiyat oyunları 391 yılında Theodosius I tarafından putperestlik olarak değerlendirilip sona erdirilince, Zeus Tapınağı da kapatıldı. Heykel, zengin Yunanlılar tarafından Constantinople’ye taşınmıştı ve 462 yılındaki büyük yangında yok olana dek orada kaldı. Bugün temelleri, birkaç yıkılmış kolon ve enkaz tüm kalıntılarıdır.

4. Artemis Tapınağı
Efes'de Artemis Tapınağı

Artemis Tapınağı'nın temelleri milattan önce 7. yüzyıla kadar gitmektedir. Tanrıça Artemis'e ithafen yapılmıştır. Tamamiyle mermerden oluşuyordu. Lidya kralı Croesus tarafından yaptırılan yapı, Yunan mimar Chersiphron tarafından tasarlanmıştı ve dönemin en büyük heykeltıraşları Pheidias, Polycleitus, Kresilas ve Phradmon tarafından yapılmış olan bronz heykellerle süslenmişti. Tapınak hem bir pazaryeri, hem de bir dini müessese olarak kullanılıyordu. Artemis Tapınağı M.Ö. 21 Temmuz356'da adını ölümsüzleştirmek isteyen Herostratus adlı bir Yunanlı tarafından yakıldı. Aynı gece Büyük İskender doğmuştur. Büyük İskender Anadolu’yu fethettiğinde Artemis Tapınağı’nın yeniden yapılması için yardım teklif etmiş fakat, bu reddedilmiştir.

5. Mausoleum
Bodrum'daki Mausoleum
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/6/66/Mausoleum_of_Halicarnassus.jpg/180px-Mausoleum_of_Halicarnassus.jpg
Mausoleum, Kral Mausollos için karısı ve kız kardeşi Artemisia tarafından yaptırılmış bir mezardır. Bodrum (Halicarnassus) civarında yapılmış ve yapımı M.Ö. 350'de kralın ölümünden üç yıl sonra tamamlanmıştır. Tabanın üstünde kenarları heykellerle süslenmiş basamaklı bir podyum bulunmaktaydı. Altınla süslü su mermerinden yapılmış lahit ve mezar odası podyumun üstünde bulunuyordu ve İyonya tarzı kolonlarla çevrilmişti. Sıra sütunlar, yine heykellerle süslenmiş bir piramit çatıyı destekliyordu. Dört savaş atıyla çekilen bir savaş arabası heykeli ise piramidin tavanını donatıyordu. Mausoleum’un toplam yüksekliği 45 m. idi. Mausoleum’un dört tarafındaki dört heykelin her birini ayrı bir heykeltıraş yapmıştır. Bu heykeller, tanrıların değil de insanların ve hayvanların heykelleri olmasından dolayı tarihte özel yer tutarlar. 16 yüzyıl boyunca Mausoleum iyi bir durumda korundu. 15. yy.da Haçlı Seferleri sırasında St. John şövalyeleri bölgeye geldiler ve bugün Bodrum Kalesi olarak bilinen kaleyi yaptılar. Kalenin yapımında Mausoleum’un nerdeyse bütün taşları kullanılmıştır. Kale duvarları arasında mezara ait mermer taşlar görülmektedir.

6. Rodos Heykeli
Rodos Heykeli
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/f/f7/Rhodes0211.jpg/180px-Rhodes0211.jpg
32 metre yüksekliğinde, demir ve taşla desteklenmiş bronzdan yapılmış bir heykeldir. Rodoslular tarafından Güneş Tanrısı Helios'a ithafen yapılmıştır. Yapılışından yok oluşuna kadar yalnızca 56 yıl geçmesine rağmen, Rodos Heykeli dünyanın yedi harikasından biri olmayı başarmıştır. Bunun en büyük sebebi, devasa bir heykel olmasının yanısıra Rodos adasındaki insanlar için beraberliğin simgesi olması idi. Rodos Heykeli’nin yapılması tam 12 yıl sürmüş ve heykel M.Ö. 282 yılında bitirilmiştir. Liman girişinde bulunan heykel M.Ö. 226 yılında bir deprem sonucunda en zayıf noktası olan dizinden kırıldı. Rodoslular, Firavun Ptolemy III Eurgetes’den restorasyon için yardım teklifi aldılarsa da, bir kâhine başvuruldu ve yardım reddedildi. Neredeyse 900 yıl boyunca heykel harabe halinde kaldı. 654 yılında Araplar Rodos’u istila ettiler. Heykelden kalanları Suriyeli bir Yahudi’ye sattılar. Söylentiye göre bütün parçaları Suriye’ye 900 devenin sırtında taşınmıştır.

7. İskenderiye Feneri
İskenderiye Feneri
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/f/f4/Pharos_of_Alexandria.jpg/180px-Pharos_of_Alexandria.jpg
Tehlikeli kıyı şeridi boyunca gemicileri yönlendirmek amacı ile İskenderiye kenti kıyısındaki Faros (Pharos) adasında yapılmıştır. Proje Büyük İskender'in komutanları Ptolemy Soter zamanında M.Ö 290 yılları sonunda başlamış, ölümünden sonra oğlunun hükümdarlığı zamanında bitirilmiştir. Şehrin batı limanında bulunan fener yaklaşık 166 m. yüksekliğindedir. Sadece harikaların değil bugüne kadar yapılmış fenerlerin de en yükseğidir. Gemicilik için güvenli bir ortam sağlamak isteyen Yunanlı tüccar Sostratus tarafından finanse edilmiştir. Fener’in en gizemli yanı, gündüzleri bile güneş ışığını denize yansıtmak amacı ile tasarlanmış cilalı bronz aynalarıydı. Geceleri ise aynaların önünde ateşler yakılıyor, böylece aynanın yansıttığı ışık gece yaklaşık 50 km. mesafeden görülebiliyordu. Yapı bir dizi depreme kadar bozulmadan kaldı. Fakat depremler ve doğal şartlar sonunda çöktü. Üst kısmı 955 yılında bir deprem ve fırtınada kopan fenerin gövde kısmı da 1302'de başka bir depremde çöktü. En sonunda 1480 yılında Memlük Sultanı Kait-bay tarafından fenerin olduğu yere yapılan bir kalede malzemeleri kullanılmak üzere tamamen yıkıldı.


Misafir 25 Ekim 2006 20:21

Harikalar Dünyası
İlkçağ yapıları içinde insanı en çok yedi yapı hayrete düşürmüştü. Sidonlu Antipatros onları "harika" olarak nitelendiriyordu. Dünyanın Yedi Harikası günümüze dek ulaşmasa da ünlerinden hiçbir şey yitirmedi.
İnsanoğlu mağaralarda barındığı günlerden bu yana, karnını doyurmak, ısınmak gibi temel gereksinimlerini karşılamasının ardından ilk iş olarak, içindeki yaratma duygusunu dışa vurdu. İşe önce mağara duvarlarına resim yaparak başladı. Sonra, taptığı doğa güçlerine adamak için pişmiş topraktan heykeller yaptı. Yetinmedi, onlar için tapınaklar inşa etti. Derken insan sonu gelmez bir yarış içine giriverdi. Dinsel ve sivil yapıların en görkemlisini yapma; heykelin en büyüğünü, en güzelini, en değerlisini yontma; mezar anıtlarının en muhteşemini yaptırma gibi. Bu güzellik, estetik, büyüklük, değerlilik gibi kavramlara bir de kralların, kraliçelerin ölümsüzlük arayışı eklenince ortaya bugün bile izlemeye doyamadığımız yapı ve yapıtlar çıkmış oldu. Savaş veya ticaret ile zenginleşen krallar, kraliçeler bu uğurda keselerinin ağzını açtı. Böylece, dönemlerinin en büyük mimarları, heykeltıraşlar, ressamları da geride olağanüstü eserler bırakmış oldu. İlkçağ'ın gelişkin uygarlıklarında insanın dudaklarını uçuklatan çok sayıda eser vardır. Ancak, İÖ 2. yüzyılda yaşayan, yazar Sidonlu Antipatros bunlardan yedi tanesini diğerlerinden üstün bulur, daha da ötesi onlara "harika"der. Herkesin "Dünyanın Yedi Harikası" diye bildiği bu yedi eseri kitabında birer birer anlatır.
İşte, Antipatros'un "yedi harikası" o günden bugüne dek bir başkadır insanoğlunun gözünde. Depremler, yangınlar, savaşlar, hırsızlık ve kalıntıların başka yapılarda malzeme olarak kullanılması gibi nedenlerle yedi harikadan yalnızca piramitler sağlam şekilde günümüze kadar ulaşmıştır. Diğerlerini ise İlkçağ yazarlarının gezi anılarından tanıyabiliyoruz. Resimlerin çoğu da kitaplardaki anlatılardan esinlenilerek çizilmiş tasarımlardır. Yedi harikanın tümünü gören İlkçağ yazarlarından Pausanias, Plinius ve Bodrum doğumlu, tarihçi Herodot dönemin şanslı kişileriydi.
Annesine yazdığı mektuplardan tanıdığımız, Demetrius adında bir çocuğun da 12 yaşında iken bu yapıtları babasıyla birlikte görmüş olması kıskanılacak bir durumdur doğrusu. Demetrius mektubunda bir taraftan Rodos heykelinin (Rodos Kolossosu) büyüklüğünü anlatırken diğer taraftan şu sözlerle sızlanıyordu:
"Anneciğim, sana bu mektubu Rodos'un dev heykeli Kolossos'tan yazıyorum. Adamlar, Kolossos'un Akdeniz'e uzanmış sağ eline çıkıp meşaleyi yakıyorlar. Ben de çıkmak istedim ama, babam bırakmadı. O kadar yüksek ki."
Yedi harika eserin tümü bir zamanlar Osmanlı İmparatorluğu topraklarındaydı. Bugün sadece ikisi Anadolu'dadır. Bunlardan biri, İÖ 6. yüzyılda yapılan Efes Artemis Tapınağı'dır. Bu eser için Bizanslı Philon "Babil'in Asma Bahçeleri'ni, Olimpos'taki Zeus Heykeli'ni, Rodos Kolossosu'nu, yüksek piramitlerin kudretli işçiliğini ve Mausolos'un mezarını gördüm. Ama bulutlara doğru yükselen Ephessos'taki tapınağı gördüğümde, diğerlerinin tümünün gölgede kaldığını hissettim" diye yazmıştı. Pausanias ise bu tapınak için, "insan elinden çıkmış yapıtların en mükemmeli" der. Anadolu'daki iki harikadan diğeri ise Bodrum'daki "Halikarnassos Mausoleumu"dur. Mimarlığını Pytheos'un yaptığı anıt mezarın yapımına Karia satrabı Mausolos, kendi yönetimi zamanında başlar ve inşaata onun ölümünden sonra karısı, aynı zamanda kız kardeşi Artemeisia devam eder. İÖ 350 yılında yapımına başlanan yapının 1500 yıl kadar ayakta kaldıktan sonra bir deprem sonucu yıkıldığı düşünülüyor. Anıt mezarın taşları ve bazı kabartmaları, Rodos Şövalyeleri'nce Bodrum Kalesi'nin yapımında kullanılmıştır. Anıt mezardan kalan çağının en ünlü heykeltıraşlarının yaptığı kabartmalı süsler, Artemeisia ile Mausolos'un heykelleri ve dört atlı arabanın parçaları ise Padişah I. Abdülmecit'in izniyle Londra'daki British Museum'a götürülmüşlerdir.


Kaynak:
atlasmobidik.com



Misafir 26 Ekim 2006 19:19

Dünyanın Yedi Harikası
 
1 ek
1. KEOPS PİRAMİDİ

Gize’de antik Memfis mezar kentinde bulunan üç piramitten biridir. Bugün Mısır’ın başkenti Kahire’nin bir parçasıdır. Dünyanın Yedi Harikasın'dan günümüze kadar ulaşan tek eserdir.
Binlerce yıl boyunca Keops piramidinin bir mezar olduğuna inanılmıştır. Keops piramidinin 30 yılda yapıldığı düşünülmektedir. Önce bir kent yapılmış, taş bloklar taşınmış ve yığılmıştır. Yüzeyin düzleştirilmesi için uzun zaman çalışıldığı sanılıyor. Taş blokların nasıl yerleştirildiği henüz anlaşılmış olmamakla beraber çeşitli kuramlar üretilmektedir. Bir kurama göre yapılan spiral bir rampadan çıkarılan taş bloklar üst üste konuyordu. Rampa çamur kaplanıyor, sulanıyor ve taş bloklar itilerek kaydırılabiliyordu. Diğer bir kurama göre taş bloklar dev manivelalarla kaldırılıyordu. Tarihçi Herodot'a göre, ağır granit blokları, piramidin üst bölümlerine çıkarmak için 925 metre boyunda, 19 metre genişlikte bir rampa yapılmıştır. Sadece bu rampanın yapılması bile 10 yıl sürmüştür.
İlk yapıldığında 145,75 metre olduğu düşünülen Keops piramidinin bu güne kadar 10 metresini kaybettiği düşünülmektedir. 43 yüzyıl boyunca dünyanın en yüksek yapısı olarak kalmış ancak 19. yüzyılda geçilebilmiştir. Eğimi 54 derece 54 dakikadır. Bir kenarı 227 metre olan dörtgen tabanı 50.524 metrekarelik bir alanı kaplar. Piramidin iç ortasında, tepeden 100 metre kadar aşağıda ve tabandan 40 metre kadar yukarıda firavunun odası vardır. Firavunun mumyası, hazinesi ve özel eşyası bu odaya konmuştur. Oda 10,5 metre uzunlukta, 5 metre genişlikte ve 6 metre yüksekliktedir. Buraya 50 metrelik bir dehlizden girilir. Biri kraliçeye ait olan iki oda daha vardır.
Piramidin her biri birkaç ton ağırlığında olan iki milyon taş bloktan yapıldığı sanılmaktadır.
Eski Mısırlıların neslinden gelen bir azınlık olan Kıptilerin inancına göre, bu piramit Tanrıların Çağı'na ait bilgilerin bir birleşimidir.
Büyük piramidin gizli bilgiler barındırması, ilk olarak Napolyon ordularının Mısır'ı işgali sırasında Fransız mühendislerinin çalışmalarıyla ciddiye alınmıştır. Bu mühendisler piramiti bir triangülasyon noktası olarak kullanmaya kalktıklarında, dört kenarının dört ana yöne dönük olduğunu ve boylam dairesinin de tam piramitin doruğundan geçtiğini fark etmişlerdir. Doruktan geçen diagonal çizgiler kuzeye doğru uzatıldığında Nil Deltası'nı iki eşit parçaya bölmektedir. Taban köşegenlerinin kesiştiği noktadan kuzeye uzatılacak bir doğru, kuzey kutbunun yalnızca dört mil uzağından geçmektedir (ki piramidin yapımından bu yana geçen uzun süre içinde kutup noktasının yer değiştirmiş olması da mümkündür).
Bugünün uzunluk ölçüsü olan metrik sistemin birimi metredir. Yani kutuptan ekvatora kadarki meridyen uzunluğunun on milyonda biridir. Bu ölçü Fransızlar tarafından, Mısır işgalinden kısa süre önce ortaya çıkarılmıştır. Piramidin ölçüsü olarak kullanılan kübit ise, eski Mısırlıların kullandığı ölçüdür ve Fransızların biriminden binlerce yıl önce bulunmuş bir birimdir. Bir kübit'in uzunluğu bir metreye çok yakın olmakla birlikte, metreden daha dakik bir birimdir. Çünkü bu ölçü herhangi bir meridyen çevresine değil, kutup ekseninin uzunluğuna göre hesaplanmıştır. Meridyen uzunlukları, dünya çevresine göre değişebilmektedir.
Büyük Piramid'in Mısır kübit'ine göre alınmış bazı ölçüleri, yerküre hakkında, dünyanın güneş sistemindeki yeri hakkında, sonradan, unutulup modern çağda yeniden keşfedilmiş bir hayli bilginin var olduğunu göstermektedir. Bu bilgiler ancak matematik olarak ifade edilebilmektedir. Piramidin çevresi, bir yıl içindeki gün sayısını (365.24) göstermektedir. Bu çevrenin iki katı, Ekvator'da bir boylam derecesinin bir dakikasına eşittir. Eğik kenar üzerinden, tabandan doruğa 'kadar olan uzunluk. bir paralel derecesinin altıyüzde biridir. Çevreyi yüksekliğin iki katına böldüğümüz zaman, Pi sayısı olan 3.1416'yı bulmaktayız (Bu rakam, eski Yunanlılann bulduğu pi sayısından, yani 3.1428'den çok daha gerçektir).
Piramidin ağırlığı 10 üzeri 15‘le çarpıldığında, dünyanın yaklaşık ağırlığını vermektedir. Dünyanın kutup ekseni, doğrultusunu günden güne değiştirmekte ve böylelikle her 2,200 yılda güneşin arkasına yeni bir burcun gelmesine olanak vermektedir. İlk durumuna ancak 25.827 yıl sonra varmaktadır. Bu sayı da 25.826.6 olarak piramidde ortaya çıkmaktadır. Bu sayıyı veren, taban köşegenlerinin toplamıdır. Büyük piramidin içinde Firavun odasının boyutlan, iki temel Pisagor
üçgeninin eşidir: 2.5:3. ve 3.4.5. Oysa piramit, Pisagor'dan binlerce yıl önce yapılmıştır. Bu verilen ölçülerin, piramidin ölçü rastlantılarından yalnızca küçük bir kısmıdır.
Keops piramiti
Alıntıdaki Ek 8729


HayLaZ61 21 Mart 2007 13:47

Dünyanın Yedi Harikası
 
2. BABİL'İN ASMA BAHÇELERİ

M.Ö. 450'li yıllarda tarihçi Herodot "Babil, yeryüzünde bilinen bütün diğer şehirlerin ihtişamını aşar." demiştir. Herodot, şehrin dış duvarlarının 80 kilometre uzunlukta, 25 metre kalınlıkta ve 97 metre yükseklikte olduğunu ve 4 atlı bir arabanın gezinmesine uygun olduğunu belirtmiştir. İç duvarlar, dış duvar kadar kalın değildi. Duvarların içinde som altından yapılmış büyük heykeller bulunan kaleler ve tapınaklar vardı. Şehrin içinde ünlü Babil Kulesi vardı. Bu kule, Tanrı Marduk'a yapılan bir tapınaktı ve cennete ulaşmak için göğe doğru yükseliyordu.

Babil, M.Ö. 605'den itibaren 43 yıl hüküm süren kral Nebuchadnezzar tarafından yapılmıştır. Daha zayıf bir rivayete göre ise M.Ö. 810 yılından itibaren 5 yıl hüküm süren Asur kraliçesi Semiramis tarafından yapılmıştır.
Bahçeler Nebuchadnezzar'ın sıla hasreti çeken karısı Amyitis'i neşelendirmek için yapılmıştı.Amytis, Medes kralının kızıydı ve iki ülkenin müttefik olması amacıyla Nebuchadnezzar ile evlendirilmişti. Onun geldiği ülke yeşil, engebeli ve dağlıktı. Mezopotamya'nın bu dümdüz ve sıcak ortamı onu depresyona itmişti. Kral, karısının sıla hasretini gidermek için onun memleketinin bir benzerini yapmaya karar verdi. Yapay dağlar ve suların akacağı büyük teraslar yaptırdı.
Yunanlı coğrafyacı Strabo'nun M.Ö. birinci yüzyıldaki tanımlamasına göre, bahçeler birbiri üzerinde yükselen kübik direklerden oluşuyordu. Bunların içleri çukurdu ve büyük bitkilerin ve ağaçların yetişebilmesi için toprakla doldurulmuştu. Kubbeler, sütunlar ve taraçalar pişmiş tuğla ve asfalttan yapılmıştı. Yüksekteki bahçeleri sulamak için Fırat nehrinden zincir pompalarla su yukarılara çıkarılıyordu. Zincir pompa, biri yukarıda, diğeriyse su kaynağında bulunan iki büyük volana gerili, üzerinde kovalar bulunan bir sistemdi. Nehirden dolan kova yukarıya çıkıyor içindeki suyu havuza boşaltıp tekrar nehre dönüyordu. Bu şekilde üst seviyelere taşınan su, bahçeleri sulayarak teraslardan aşağıya doğru akıyordu.
Yunanlı tarihçi Diodorus'a göre bahçeler yaklaşık 120 metre genişlikte ve 120 metre uzunluğunda ve 25 metre yüksekliğindeydi.
Ninova'daki Asurbanipal kitaplığında bulunan çivi yazısı tabletlere göre Babil'de 53'ü büyük, 650'si küçük olan toplam 703 tapınak, 360 sunak, 2 ayin yolu, 24 büyük cadde ve 3 kanal vardı. Şehir dörtgen bir plana göre kurulmuştu. Biri iç, diğeri dış olmak üzere 16,5 kilometre uzunluğunda 2 surla çevriliydi. Surların dışında bütün şehri çevreleyen su hendekleri de vardı.
İstilalar yüzünden sönmeye başlayan şehir, özellikle Pers Kralı Keyhüsrev'in Babil'i fethetmesinden sonra sönmeye başlamış, M.S. 5 ve 6. yüzyıllarda kumlara gömülmüş ve bir kum dağı haline gelmiştir. Bu şehrin, içindeki tapınakların ve asma bahçelerin kalıntıları ancak 20. yüzyılda yapılan kazılarla meydana çıkarılabilmiştir.



Alıntıdır.


HayLaZ61 22 Mart 2007 02:13

Dünyanın Yedi Harikası
 
3. ZEUS HEYKELİ
"Sag elinde altin ve fildisinden yapilmis bir zafer simgesi var. Sol elinde ise tüm metallerden yapilmis, üzerinde bir kartalin bulundugu bir asa. Büyük Tanri'nin sandallari ve giysisi tamamiyle altindan yapilmis..."
(Yunanli Pausanias-MS2.yy)
Heykel antik olimpiyat oyunlari için yapilmisti. Zaten bulundugu yerin adi oyunlara verilerek Olimpiyatlar denildi. Savaslar durunca atletler Anadolu'dan, Suriye'den, Misir'dan, Sicilya'dan gelirler, tanrilarin krali olan Zeus'un onurunu yüceltmek için yarisirlardi.
Yeri; Yunanistan'in bati kiyisinda, Atina'ya 150 kilometre uzaklikta, antik kent Olmypia'da.
Tarihi; Antik Yunan takvimi MÖ 776'da baslar ve olimpiyat oyunlarinin baslangici olarak kabul edilir. Zeus Tapinagi, mimar Libon tarafindan projelendirildi ve MÖ 450'de bitirildi. Önceleri basit bir dorik tapinak olarak görünüyordu ve güzellestirilmesi için görkemli bir heykelin yapimina karar verildi. Tarihin en ünlü heykelcilerinden olan büyük Pheidias bu is için görevlendirildi. Benzer bir görev yüzyillar sonra Michelangelo'ya Sistine Kilisesi'nin resimlemesi için verilecekti. Yillar boyunca tapinak ziyaret edildi ve adaklar adandi. 1.yüzyilda Roma Imparatoru Caligula, heykelini Roma'ya tasimaya kalkisti ama kurulan yapi iskelelerinin çökmesiyle vazgeçildi. 2. yüzyilda yenilendi ve dev heykel restore edildi. MS 391'de Imparator 1. Theodosius, pagan inançlarini yasakladi ve tapinagi kapatti. Depremler, seller ve heyelanlar tapinagi zamanla yoketti. Heykel, zengin Yunanlilar tarafindan Bizans'a yani Istanbul'a tasindi ama 462'deki yanginda yokoldu. Bugün sadece tapinagin temel taslari ve yikik sütunlari durmaktadir.
Tanimlama; Pheidias, heykeli MÖ 440'ta yapmaya baslamisti. Özel bir teknikle altin ve fildisi karisimi heykel yapiminda tek uzmandi. Agaç çerçeveler yapiyor, içlerine metal ve fildisi plakalar yerlestiriyor ve sonra bunlarla heykelleri kapliyordu. Pheidias'in atölyesi bugün hala Olympia'da duruyor. Burada çesitli heykel parçalari bulundu. Strabo söyle yaziyor ve tarihin ilk elestirmeni olarak bugünkülerin yaptigini aynen yapiyor; "Tapinak büyük ama heykeltras elestirilebilir. Zira orantisiz bir is yapmis. Zeus otururken tasarlanmis ama basi tavana degiyor. Bu nedenle de her an büyük tanrinin ayaga kalkip tavani delip yikacagi izlenimine kapiliyoruz"
Strabo dogruyu yazmisti ama elestirisi yanlisti. Çünkü heykel bu etkiyi vermek için özellikle böyle yapilmisti. Tanrilarin kralinin basi tavani delip göklere yükseliyor izlenimini vermeliydi. Heykelin kaidesi 1 metre, kendisi 13 metreydi. Yani 4 katli bir bina kadar... Taniklar Zeus'tan çok tahtindan sözediyorlar. Tahtin ayaklari sfenksler ve zaferi simgeleyen kanatli yaratiklarla süslenmisti. Arada diger tanrilarin tasvirleri bulunuyordu. Daha sonra benzerleri yapildi ama hiçbirisi asli gibi olmadi. Ve bizler bugün digerleri gibi bu büyük sanat eserini de sadece merak ediyor ve yine Strabo'yu animsiyoruz;
"Hersey yok olabilir ama düsüncenin gözü asla yok edilmez..."


Misafir 25 Mart 2007 12:44

Dünyanın Yedi Harikası
 
4. ARTEMİS TAPINAĞI

Artemis Tapınağı, (Yunanca: Artemision; Latince: Artemisium) aynı zamanda Diana Tapınağı olarak da bilinir. Tanrıça Artemis'e ithaf edilmiş tapınak Efes'te M.Ö. 550 yıllarında tamamlanmıştır. Tapınak tamamen mermerden inşa edilmiştir. Dünyanın yedi harikasından biri sayılan tapınaktan geriye bugün sadece bir iki mermer parçası kalmıştır.
Tapınak
Lydia Kralı Kroisos tarafından başlatılmış 120 senelik bir projenin eseridir. Dünyanın yedi harikasını derleyen Sidon'lu Antipader tapınağı şöyle tarif etmiştir:
Mağrur Babil'in üstünde savaş arabaları için yol olan duvarını ve Alpheus'daki Zeus heykelini ve asma bahçeleri gördüm ve Güneşin kolosusunu ve yüksek piramitlerin devasa işçiliğini ve Mausolos'un engin mezarını; ama Artemis'in bulutlar üzerine kurulmuş evnini gördüğümde diğer tüm harikalar parlaklıklarını kaybetti ve dedim ki "İşte!, Olimpus'un dışında, Güneş hiç bu kadar büyük birşeye bakmadı.
(Antipater, Yunan Antolojisi [IX.58])
Bizanslı Philon ise tapınak için şunları yazmıştır:
Kadim Babil'in duvarlarını ve asma bahçelerini, Olimposlu Zeus'un heykelini, Rodos'un Kolossusu'nu, yüksek piramitlerin kudretli işçiliğini ve Mausoleus'in mezarını gördüm. Ama bulutlara doğru yükselen Efes'teki tapınağı gördüğümde, diğerlerinin tümünü gölgede kalmıştı.


Misafir 25 Mart 2007 13:15

Dünyanın Yedi Harikası
 
5. MAUSOLEUM
http://img106.imageshack.us/img106/8486/mausoleum3le.jpg
Plinius'un bildirdiğine göre, dünyanın yedi harikasından biri sayılan Mausoleum, M.Ö. 350 de Mausolos için karısı Artemisia tarafından yaptırılmıştır.
"Farklı cephelerin süslemeleri ve mükemmelliği birbirini taklit eden farklı sanatcılar tarafından ele alındı. Leochares, Bryaxis, Skopas ve bazılarının düşündükleri gibi Timotheus'un sanatlarının seçkin mükemmelliği o yapıya dünyanın yedi harikası arasında ün kazandırdı." Antik yazarlardan Vitrivius böyle söylüyor. Romalı tarihci Plinius'a göre pteron kare şeklindeydi ve çevresinde 36 tane ion stili sütun vardı. Her sütun arasında bir heykel dikiliydi. Pterondaki kabartmalar Amazonlarla Yunanlıların savaşını gösteriyordu. Pteron üzerinde yirmi basamaklı bir piramit vardı.
Tüm istilalara ve doğal afetlere karşın Mausoleum İS. 1406 yılına dek ayakta kalmayı başarmıştır. Ta ki Alman mimar Schegelholt tarafından yapılan St. Peters kalenin yapımına dek. Bu zamana kadar 1500 yıl ayakta kaldı. Sadece basamakları görünen yapının derinlerine giderek elde ettikleri mermeri yakıp kireç yaptılar. Bazı kabartmalar duvar taşı olarak kullanıldı. Bazılarının üzeri silinerek oymalar kazındı. 1875 de Sir C. Newton kazılara başlar, bazı friz ve Mausoleon ile Artemision'un heykellerini ve büyük aslan heykelleri İngiliz Britich Museum'a taşındı.
Mausoleum'un yapımı yarılandığında Halikarnassos'un parası biter ve geri kalan bölümler özveri ile yapılır. Neyazık ki şu an yapının yerinde görülecek hiç bir şey yoktur. Bu ünlü yapı Halikarnassos'un diğer karia kentlerinden daha fazla tanınmasını sağlamıştır.
Rahip Eustatius 12.yy da "Homeros üzerine açıklamalar" adlı eserinde Mausoleum için ölümsüz pırlanta sıfatını kullanır. beyaz paros mermerindendi. İskenderiye limanının karşısında bulunan paros adasından özel seçilmişti. En üstte quadrika (dört atlı araba) bunun üzerinde ise Mausolos ve Artemisia'nın heykelleri bulunuyordu.


NihLe 27 Mart 2007 11:24

Dünyanın Yedi Harikası
 
6. RODOS HEYKELİ
http://img129.imageshack.us/img129/3972/helyosheykeli7nn.jpg
Rodos'un ilk sakinleri olan Dor'lar, Argos'tan gelen denizci bir kavimdi ve güneş ilahı olan Helios'a taparlardı. Dor'lar Rodos'ta en parlak devrini M.Ö. 3. asırda yaşayan bir medeniyet kurdular. Mısır ve Fenike'nin ürünlerini alıp satarak zengin oldular. Adayı kültür-sanat merkezi, güzel konuşma ve felsefe okulu haline getirdiler.
Dor'lar, Makedonya Kralı Demetrios'la yaptıkları bir savaşı kazandıktan sonra, zafer anıtı olarak ve ilahları Helios'a şükran borçlarını ödemek için, Rodos limanının girişine büyük bir Helios heykeli yaptılar. M.Ö. 281-280 yılında yapılan 32 metre yüksekliğindeki bu tunç heykel, elinde bir meşale tutuyordu. Bu haliyle Newyork limanındaki Hürriyet Heykeli'ni andırıyordu.
Rodoslular bu heykelin kendilerini ve adayı koruduğuna inanırlardı. Bu nedenle her yıl "Helicia" denilen şölenler düzenler, bu heykelin dibinde dört atlı bir arabayı denize atarlardı. İnanışlarına göre, Helios böyle bir arabayla dünyayı dolaşarak insanları gözetlerdi.
Rodos heykeli ancak 50 yıl ayakta kalabilmiş ve M.Ö. 223 yılında bir depremde yıkılmıştır. Rodos Kolossosu da denilen bu anıtın heykeltıraşı Lindos'lu Khares'ti. Lindos, Rodos adasının üç büyük kasabasından biridir.


NiliM 9 Nisan 2007 10:21

Dünyanın Yedi Harikası
 
7. İSKENDERİYE FENERİ
Mısır'da İskenderiye Limanı'nın karşısındaki Pharos Adası üzerine yapılmıştı. Romalılar Mısır'ı ele geçirdikten sonra burada Ptolemaios (Batlamyus) olarak anılan bir devlet kurmuşlardı. İnşaası M.Ö. 285-246 yılları arasında süren Fener, bu devletin ilk iki kralı Ptolemy-Batlamyus-Soter ve Ptolemy tarafından yaptırılmıştı.

Kaidesi ile birlikte 135 metre yüksekliğinde olan fener, beyaz mermerden yapılmıştı. Tepesinde bulunan, tunçtan yapılmış büyük bir ayna 70 kilometre uzaklıktan görülüyor ve limana giren gemilere rehberlik ediyordu. Üç bölümden oluşan fenerin mimarı Knidos'lu Sostratus'tur. Alt bölümü dikdörtgen şeklinde ve yaklaşık 55 metre yüksekliğindeydi. Orta bölüm, yukarıya doğru giden rampası olan bir silindir şeklindeydi. Yaklaşık 27 metre yüksekliğindeydi. Üst bölüm ise silindir şeklindeydi ve üzerinde alevin bulunduğu bir odası vardı.

İskenderiye Feneri, antik çağın yedi harikası içinde günlük yaşam için kullanılan tek eserdir. Ayrıca yedi harikanın ve gelmiş geçmiş deniz fenerlerinin en yüksek olanı da bu fenerdir. Üst kısmı M.S. 955 yılında bir deprem ve fırtınada kopan fenerin gövde kısmı da 1302'de başka bir depremde yıkıldı. 1500 yılında ise bu yapıya ait kalıntılar tamamen yokoldu.

Üzerinde inşaa edildiği adadan dolayı Pharos olarak anılmış ve bu kelime bir çok dile yerleşmiştir. İspanyolca, Fransızca ve İtalyancada Pharos, deniz feneri anlamına gelmektedir. Yıkılmadan önce yapılan resimleri, dünyadaki deniz fenerlerine yüzlerce yıldan beri örnek olmuştur.


furkan78 21 Mart 2009 11:01

Keops Piramidi



Giza Piramitleri'nin üçü birden dünyanın yedi harikası listesine dahil değildir. Piramitlerden sadece Keops Piramidi bu listeye girmiştir. Keops Piramidi, 4. Hanedanlık zamanında M.Ö. 2560 yılında Firavun Khufu (Keops) tarafından yaptırıldı. Yapımının 20 yılı aştığı sanılmaktadır. Piramit yapıldığında 145,75 m yüksekliğindeydi. Yapıldığından itibaren 43 yüzyıl boyunca dünyadaki en yüksek yapı olarak kayıtlara geçmiştir. Keops Piramidi ilk inşa edilen olmasına rağmen dünyanın yedi harikası arasında günümüzde ayakta duran tek yapıdır.

Babil'in Asma Bahçeleri

Babil'in Asma Bahçeleri

Milattan önce 7. yüzyılda Babil kralı Nebukadnezar tarafından yaptırılmıştır. Babil'in çorak Mezopotamya çölünün ortasında, ağaçlar, akan sular ve egzotik bitkilerin bulunduğu çok katlı bir bahçedir. Coğrafyacı Strabo'nun 1. yüzyıldaki tanımına göre:
"Bahçeler birbiri üzerinde yükselen kübik direklerden oluşuyordu. Bunların içleri çukurdu ve büyük bitkilerin ve ağaçların yetişebilmesi için toprakla doldurulmuştu. Kubbeler, sütunlar ve taraçalar pişmiş tuğla ve asfalttan yapılmıştı. Yüksekteki bahçeleri sulamak için Fırat Nehri'nden zincir pompalarla su yukarılara çıkarılıyordu. Bu şekilde üst seviyelere taşınan su, bahçeleri sulayarak teraslardan aşağıya doğru akıyordu"
Söylentiye göre Nebukadnezar bu yapıyı sıla hasreti çeken karısı Semiramis için yaptırmıştır. Semiramis Medes kralının kızıdır. Söylentiye göre Mezopotamyanın düz ve sıcak ortamı onu bunalıma itmiş, kral da karısının hasretini sona erdirmek için yapay dağların olduğu, suların aktığı yemyeşil bir bahçe yaptırmıştır.
Babil'in asma bahçelerinin günümüze gelen kesin izleri yoktur. Fakat, bölgede araştırma yapan arkeologlar, Babil'deki sarayın kuzeydoğusunda görünüşü garip olan temel ve tonozlar buldular. Bunların Babil'in Asma Bahçelerine ait olduğu düşünülmektedir. Babil'in Asma Bahçeleri, klasik yazarlar tarafından ayrıntılı bir şekilde tanımlanmıştır. Günümüzde bu tanımlara göre çizilen resimler bulunmaktadır. Küçükken sandığımız gibi bu efsanevi bahçeler bir yerlere asılı fidan değildir, sadece sütunlarla desteklenen taraçalar üzerinde kurulmuştur.

Zeus heykeli

Olimpia'daki Zeus Heykeli

Zeus Heykeli M.Ö. 450 yıllarında, adına olimpiyat oyunları düzenlenen Tanrıların kralı Zeus için, Olimpiyatlar'a ismini veren Olimpia'da yapılmıştır. Zeus Heykeli, bir tahta iskelet üzerine altın, fildişi ve metal parçalar yerleştirilerek Partenon'un içinde yapılmıştır. Heykelin oturduğu taban 6,5 m genişliğinde ve 1 m yüksekliğinde, heykelin kendisi ise 13 m yüksekliğindeydi. Olimpiyat oyunları 391 yılında Theodosius I tarafından putperestlik olarak değerlendirilip sona erdirilince, Zeus Tapınağı da kapatıldı. Heykel, zengin Yunanlılar tarafından İstanbul'a taşınmıştı ve 462 yılındaki büyük yangında yok olana dek orada kaldı. Bugün temelleri , birkaç yıkılmış kolon ve enkaz tüm kalıntılarıdır.

Artemis Tapınağı

Efes'de Artemis Tapınağı

Artemis Tapınağı'nın temelleri milattan önce 7. yüzyıla kadar gitmektedir. Tanrıça Artemis'e ithafen yapılmıştır. Tamamiyle mermerden oluşuyordu. Lidya kralı Croesus tarafından yaptırılan yapı, Yunan mimar Chersiphron tarafından tasarlanmıştı ve dönemin en büyük heykeltıraşları Pheidias, Polycleitus, Kresilas ve Phradmon tarafından yapılmış olan bronz heykellerle süslenmişti. Tapınak hem bir pazaryeri, hem de bir dini müessese olarak kullanılıyordu. Artemis Tapınağı M.Ö. 21 Temmuz 356'da adını ölümsüzleştirmek isteyen Herostratus adlı bir Yunanlı tarafından yakıldı. Aynı gece Büyük İskender doğmuştur. Büyük İskender Anadolu’yu fethettiğinde Artemis Tapınağı’nın yeniden yapılması için yardım teklif etmiş fakat reddedilmiştir.

Rodos Heykeli


32 metre yüksekliğinde, demir ve taşla desteklenmiş bronzdan yapılmış bir heykeldir. Rodoslular tarafından Güneş Tanrısı Helios'a ithafen yapılmıştır. Yapılışından yok oluşuna kadar yalnızca 56 yıl geçmesine rağmen, Rodos Heykeli dünyanın yedi harikasından biri olmayı başarmıştır. Bunun en büyük sebebi, devasa bir heykel olmasının yanısıra Rodos adasındaki insanlar için beraberliğin simgesi olması idi. Rodos Heykeli’nin yapılması tam 12 yıl sürmüş ve heykel M.Ö. 282 yılında bitirilmiştir. Liman girişinde bulunan heykel M.Ö. 226 yılında bir deprem sonucunda en zayıf noktası olan dizinden kırıldı. Rodoslular, Firavun Ptolemy III Eurgetes’den restorasyon için yardım teklifi aldılarsa da, bir kâhine başvuruldu ve yardım reddedildi. Neredeyse 900 yıl boyunca heykel harabe halinde kaldı. 654 yılında Araplar Rodos’u feth ettiler. Heykelden kalanları Suriyeli bir Yahudi’ye sattılar.

İskenderiye Feneri

Tehlikeli kıyı şeridi boyunca gemicileri yönlendirmek amacı ile Mısır'ın İskenderiye kenti kıyısındaki Faros (Pharos) adasında yapılmıştır. Proje Büyük İskender'in komutanları Ptolemy Soter zamanında M.Ö. 290 yılları sonunda başlamış, ölümünden sonra oğlunun hükümdarlığı zamanında bitirilmiştir. Şehrin batı limanında bulunan fener yaklaşık 166 m yüksekliğindedir. Sadece harikaların değil bugüne kadar yapılmış fenerlerin de en yükseğidir. Gemicilik için güvenli bir ortam sağlamak isteyen Yunanlı tüccar Sostratus tarafından finanse edilmiştir. Fener'in en gizemli yanı, gündüzleri bile güneş ışığını denize yansıtmak amacı ile tasarlanmış cilalı bronz aynalarıydı. Geceleri ise aynaların önünde ateşler yakılıyor, böylece aynanın yansıttığı ışık gece yaklaşık 50 km mesafeden görülebiliyordu. Yapı bir dizi depreme kadar bozulmadan kaldı. Fakat depremler ve doğal şartlar sonunda çöktü. Üst kısmı 955 yılında bir deprem ve fırtınada kopan fenerin gövde kısmı da 1302'de başka bir depremde çöktü. En sonunda 1480 yılında Memlük Sultanı Kait-bay tarafından fenerin olduğu yere yapılan bir kalede malzemeleri kullanılmak üzere tamamen yıkıldı.

Halikarnas Mozelesi


Halikarnas Mozolesi, Kral Mausollos için karısı ve kız kardeşi tarafından yaptırılmış bir mezar. Bodrum civarında yapılmış ve yapımı M.Ö. 350 yılında tamamlanmış. Tabanın üstünde kenarları heykellerle süslenmiş basamaklı bir podyum bulunuyordu. Süslü su mermerinden yapılmış lahit ve mezar odası, podyumun üstünde bulunuyordu ve İyonya tarzı kolonlarla çevrilmişti. Sıra sütunlar, yine heykellerle süslenmiş bir piramit çatıyı destekliyordu. Dört tane savaş atıyla çekilen bir savaş arabası heykeli ise piramidin tavanını donatıyordu. Halikarnas Mozolesi'nin toplam yüksekliği 45 m. idi ve 4 tarafındaki 4 heykelin her birini ayrı bir heykeltıraş yapmıştı. Bu heykeller, tanrıların değil de insanlar ve hayvanların heykelleri olmasından dolayı tarihte özel birer yer tutarlar. 16. yüzyıl boyunca Halikarnas Mozolesi iyi bir durumda korundu. 15. yüzyılda Haçlı Seferleri sırasında St. John şövalyeleri bölgeye geldiler ve bugün Bodrum Kalesi olarak geçen büyük bir kale yaptılar. Bu kalenin yapımında Halikarnas Mozolesi'nin nerdeyse bütün taşları kullanıldı.Bu yapılınca Dünya'nın 7. harikası da Halikarnas Mozolesi oldu.


Daisy-BT 4 Temmuz 2011 17:50

Dünyanın Yedi Harikası
 

Dünyanın Yedi Harikası

Büyük İskender'den sonra yaşamış Yunanlı bilginlerce, İlk Çağ'ın yedi büyük ve olağanüstü güzellikteki anıtına verilen ad.

Bu anıtlar şunlardır:

1) Mısır Piramitleri:

Özellikle Gize Piramidi. İ.Ö. 2600-2500 yıllarında yapılmışlardır. Khufu Piramidi de denilen Gize Piramidi, Yunanlıların Kheops dedikleri Kral Khufu tarafından, kendi mezarı olmak üzere yaptırılmıştır. Nil Irmağı'nın sol kıyısında, İskenderiye'nin 182 km güneyinde El Giza denilen yerdedir. Kırmızı granit ve kalkerden yapılmıştır. Tabanı, kenarları 230 m olan bir dörtgen olup yüksekliği 137 m.dir.

2) Babil Asma Bahçeleri:

İ.Ö. 6. yüzyılda, Babil Kralı Nabukadnezar (Buhtunnasır) tarafından yaptırıldığı söylenir. Günümüzde hiçbir izi kalmamıştır. Asma bahçeler birbirleri üstünde yükselen ve kemerlere dayanan yatay alanlardan meydana gelmişti. Bu alanlar içinde toprak katları, çiçekler, hatta ağaçlar ve çeşmeler bile vardı.

3) Olimpos'taki Zeus Heykeli:
Ünlü Heykeltıraş Phidias tarafından Zeus Tapınağı için İ.Ö. 5. yüzyılda yapıldığı söylenir. Heykel, Zeus'u taht üzerinde gösteriyordu ve altınla fildişinden yapılmıştı. 10 m kadar yükseklikteydi. İ.S. 6. yüzyılda bir deprem sonunda yok olduğu sanılır. Hiçbir iz bulunamamıştır.

4) Efes kentindeki Artemis Tapınağı:
İ.Ö. 4. yüzyılda Tanrıça Artemis için yaptırılmıştır. Tapınağın uzunluğu 104, eni 50 m.dir. Alt çapı 1,8 m ve yüksekliği 18 m.yi geçen 127 büyük taş direk vardır.
5) Mausolos'un Anıtkabri: Karya (bugünkü Muğla yöresi) Satrabı (Valisi) Mausolos için, ölümünden sonra İ.Ö. 4. yüzyılda karısı tarafından Halikarnassos'ta (Bodrum) yaptırılmış olan anıtkabir, 42 m yükseklikte, dikdörtgen biçiminde mermerden yapılmıştı. Günümüzde yalnız temelleri kalmıştır.

6) Rodos Heykeli:
Apollon'un bronzdan yapılmış bir heykelidir. Tunç kalıplara dökülerek 12 yıllık bir çalışmadan sonra İ.Ö. 280 yılında Rodos limanının girişine dikilmiştir. Söylentiye göre, o zamanın tekneleri, yüksekliği 35 m olan bu heykelin bacaklarının arasından geçerek limana girerdi. İ.Ö. 255'te bir deprem sonunda yıkılmıştır.

7) İskenderiye Feneri:
Mısır'da İskenderiye limanına girişteki Pharos Adası üzerinde İ.Ö. 3. yüzyılda yapılmıştır. İskenderiye Feneri limana giren gemilere kılavuzluk eden aynasıyla ün salmıştı. Işığı 40 mil uzaktan görünüyordu. Fenerin yüksekliği 140 metre idi. Birçok depremden etkilenen fener, 1500 yılında bir deprem sonucunda yıkılmıştır.


MsXLabs.org & Morpa Genel Kültür Ansiklopedisi


buz perisi 11 Haziran 2012 14:05

Dünyanın 7 Harikası
  • 1)Babil' in Asma Bahçeleri
  • 2)Giza piramitleri
  • 3)İskenderiye Feneri
  • 4)Zeus Heykeli
  • 5)Artemis Tapınağı
  • 6)Rodos Heykeli
  • 7)Bodrum mausoleum


1) Efes Artemis Tapınağı:
ArtemisTapınağı'nın temelleri milattan önce 7. yüzyıla kadar gitmektedir. Tanrıça Artemis'e ithafen yapılmıştır. Tamamiyle mermerden oluşuyordu. Lidya kralı Croesus tarafından yaptırılan yapı, Yunan mimar Chersiphron tarafından tasarlanmıştı ve dönemin en büyük heykeltıraşları Pheidias, Polycleitus, Kresilas ve Phradmon tarafından yapılmış olan bronz heykellerle süslenmişti. Tapınak hem bir pazaryeri, hem de bir dini müessese olarak kullanılıyordu. Artemis Tapınağı M.Ö. 21 Temmuz 356'da adını ölümsüzleştirmek isteyen Herostratus adlı bir Yunanlı tarafından yakıldı. Aynı gece Büyük İskender doğmuştur. Büyük İskender Anadolu yu fethettiğinde Artemis Tapınağı nın yeniden yapılması için yardım teklif etmiş fakat, bu reddedilmiştir.

2) Babil'in Asma Bahçeleri:
"Bahçenin yamacına yaklaştığınızda, yapının kat kat yükseldiğini görüyorsunuz... Dev bitki yığınları, büyük ve kalın ağaçlar öylesine cazibeli ki, bakanları büyülüyor. Nehirden gelen bol suyu aletler yükseltiyor; ve dışarıdan bunları göremiyorsunuz." (Tarihçi Diodorus Siculus)
*Meyveler ve çiçekler, şelaleler, yapının katlarından taşan bahçeler, egzotik hayvanlar... İşte Babil'in Asma Bahçeleri'ni görenlerin aklında kalanlar bunlardı. Eğer Eski Yunan'ın tarihçileri ve ozanları olmasaydı, kimse böyle bir mucizeden haberdar olmayacaktı.

Yeri;
Fırat'ın doğu kıyısında, Bağdat'ın 50 kilometre güneyinde.

Tarihi:
Babil Krallığı'nın en parlak dönemi ünlü Kral Hammurabi dönemidir (MÖ 1792-1750). Krallık, Naboplashar (MÖ 625-605) dönemine kadar görkemini sürdürmüştü ve Naboplashar'ın oğlu 2. Nebuchadnezzar, efsanevi bahçelerin yapımcısıdır. Anlatılanlara göre, Kral bu muhteşem bahçeyi karısı için veya karısını kıskandığı için yaptırmıştı. Bahçeler'le ilgili en geniş bilgiyi Diodorus Siculus ve Berossus gibi tarihçilerden alıyoruz, Babil kaynaklarında ise hiçbir kayda rastlanmıyor. Nebuchadnezzar döneminden kalan tabletlerde dahi Bahçeler'den sözedilmiyor. Buna karşın kralın sarayından, Babil'den ve kentin surlarından söz ediliyor. Bu arada belirtmek gerekir ki, Asma Bahçeleri'nden sözeden tarihçilerin hiçbirisi o kadar detay vermelerine rağmen bahçeleri gözleriyle görmüş değildir. Modern tarihçilere göre Büyük İskender'in askerleri Babil'in verimli, yemyeşil topraklarından çok etkilenmişler ve geri döndüklerinde Mezopotamya'nın büyüleyici bahçelerini, palmiyelerini, Nebuchadnezzar'ın sarayını, Babil'in ünlü kulesini ve zigguratları anlatmakla bitirememişlerdi. Ötesi, ozanların ve antik tarihçilerin hayal gücüdür. Babil'in Asma Bahçeleri, Dünya'nın 7 Harikası'nın arasında böylece yerini aldı ve 20. yüzyıla kadar da bu gizem böyle sürdü. Derken birkaç arkeolog bazı kanıtlara ulaştıklarını açıkladı. Bulunan kanıt, bahçelerin sulama sistimeydi. Bu gerçek bir kanıttı.

Tanımlama;
Ayrıntılı bir tanım için özellikle Strabo'dan ve Bizanslı Philo'dan yararlanacağız; "Bahçe dörtgen biçimindeydi, iki uzun kenarı 400 metre uzunluğundaydı. Kemerler ve küp biçiminde çeşmelerle süslüydü. Alttan başlayan merdivenler dönerek yükseliyor ve en üst terasa kadar ulaşıyordu. Asma Bahçeleri, en alttan itibaren bitkilerle doluydu. Dev ağaçlar topraktan en üst kata kadar ulaşıyordu. Tüm yapı, taş sütunlarla destekliydi, su akımı eğimli kanallar aracılığıyla sağlanıyordu ve bir sistemle sular yukarı çıkıp yine aşağıya akarken, tüm bitkileri suluyordu. Yapılanlar tam olarak bir krallık lüksünü yansıtıyordu..."

3) Bodrum Mozolesi (Mausoleum)
Yüksekliğinin 45 metre olduğu hesaplanmıştır. Güzelliği kendisinden çok heykellerin olağanüstü olmasından kaynaklanıyordu. Ayrıca birçok insan, aslan, at ve hayvan heykeli de vardı. Heykeller dört ünlü Yunan heykeltraşı olan Bryaxis,Leochares, Scopas ve Timotheus tarafından yapılmıştı. Her biri Mozole'nin bir yanını süslemişti. 19. yüzyıldan sonra arkeolojik kazılar yapıldı ve elde edilen bilgilerle yapının boyutları daha iyi anlaşıldı.
"Ben burada, Halikarnas'ta yatıyorum. Hiçbir ölü için bu kadar büyük bir anıt yapılmadı. At heykelleriyle süslendi ve bunun için en iyi mermerler kullanıldı..." (Kral Maussollos- Lucia'nin 'Ölü Diyologları'ndan")
Büyük Piramit'te olduğu gibi, line antik bir kralın mezarıyla karşı karşıyayız. Mezarın yeri önemlidir. Coğrafi olarak Artemis Tapınağı'na yakındı ve estetik bir yapı ve sanat şaheseriydi.

Yeri;
Güneybatı Türkiye'de Ege kıyısında Bodrum'da.

Tarihi;
İmparatorluğun çok büyük olması nedeniyle, PersKralları yönetimde zorlanıyorlar ve yerel yöneticilerin desteğinden yararlanıyorlardı. Bunlara Satrap deniyordu. Bodrum'un içinde bulunduğu Karia Bölgesi ve Krallığı da bunlardan birisiydi. MÖ 377-353 yılları arasında yaşayan Karia Kralı Mausollos'un başkenti Bodrum yani Halikarnas'tı. Aslında kralın mezar-anıt yapmak gibi bir düşüncesi yoktu, anıtı yaptıran karısı ve kızkardeşi olan Artemisia'dır.
Anıt veya Mozoleum, kralın ölümünden 3 yıl, karısının ölümünden ise 1 yıl sonra tamamlandı. Bodrum Mozolesi, 16. yüzyıl boyunca yapıldığı günkü gibi kaldı, sonraki depremlerde çatısı ve kolonları yıkıldı, 15. yüzyılda Malta Şövalyeleri bölgeye hakim olunca mozoleyi yıkıp yerine bir kale yaptılar. Bugün Bodrum'da görülen kalenin parlak taşları ve mermer blokları Mozole'yi anımsatmaktadır. Bazı heykel kalıntıları ve Yunanlılarla Amazonlar arasındaki bir savaşı gösteren frizler bugün Londra'daki British Museum'da görülebilirler.

Tanımlama;
Mozole 40x30 boyutunda bir dikdörtgendi ve basamaklı bir podyumun üzerindeydi. Çevresi heykellerle süslenmişti. Mezar salonu ve lahit beyaz mermerdendi ve altınla süslenmişti. Podyumun çevresinde iyonik sütunlar, piramit şeklindeki çatının çevresinde de yine heykeller bulunuyordu. Dört atın çektiği dev bir savaş arabası heykeli tepedeydi. Yüksekliğinin 45 metre olduğu hesaplanmıştır. Güzelliği kendisinden çok heykellerin olağanüstü olmasından kaynaklanıyordu. Ayrıca birçok insan, aslan, at ve hayvan heykeli de vardı. Heykeller dört ünlü Yunan heykeltraşı olan Bryaxis,Leochares, Scopas ve Timotheus tarafından yapılmıştı. Her biri Mozole'nin bir yanını süslemişti. 19. yüzyıldan sonra arkeolojik kazılar yapıldı ve elde edilen bilgilerle yapının boyutları daha iyi anlaşıldı. Mozoleum, Asma Bahçeleri gibi bir aşkın ölüme karşı direnişiydi. Bugün ikisi de, yapımcıları gibi ebediyen yokoldular. Ama biz onları biliyoruz.

4) Giza Piramidi
Bilimsel geleneğe göre, Büyük Piramit 20 yılda yapılmıştır; Önce bir kent yapılmış, taş blokları taşınmış ve yığılmıştır. Yüzeyin düzleştirilmesi için uzun zaman çalışıldığı sanılıyor. Ama taş blokların nasıl yerleştirildiği henüz anlaşılmış değil, çeşitli kuramlar üretiliyor; Bir kurama göre yapılan spiral bir rampaya çıkarılan taş bloklar üst üste konuluyordu. Rampa çamur kaplanıyor, sulanıyor ve taş bloklar itilerek kaydırılabiliyordu.
"İnsan zamandan korkar, zaman ise piramitlerden..."
7 Harika'nın hala yaşayan tek kanıtı; öylesine ki, tarihçilerin veya ozanların onu harika olarak tanımlamasına hiç ihtiyacı yok. Görüntüsü, ölçüleri ve şekliyle inanılmaz güzellikte görkemli dev bir yapıt. Büyük Piramit ya da Khufu-Keops Pramidi hala zamana karşı dimdik duruyor ve yok olmamakta direniyor.

Yeri;
Giza'da antik Memphis kentinde, bugünkü Mısır'ın başkenti Kahire'nin bir parçası.

Tarihi;
Genel kanı, Giza piramitlerinin üçünün de 7 Harika kapsamına alındığıdır ama belirtilen piramit, 4. Hanedan'dan Mısır Firavunu Khufu'nun, bilimsel saptamalara göre anıt-mezar olarak MÖ 2560'ta yaptırdığı Büyük Piramit'tir. Geleneksel olarak piramit yapımı Eski Mısır'da bir "platform-mastaba" kültürünün ürünüdür ve kraliyet için yapılır. Daha sonraları, sayısız yığma mastaba yapılmıştır. İlk piramitlerin en iyi örneği ünlü mimar Imhotep tarafından Kral Djoser adına yapılan Sakkara piramididir. Bilimsel geleneğe göre, Büyük Piramit 20 yılda yapılmıştır; Önce bir kent yapılmış, taş blokları taşınmış ve yığılmıştır. Yüzeyin düzleştirilmesi için uzun zaman çalışıldığı sanılıyor. Ama taş blokların nasıl yerleştirildiği henüz anlaşılmış değil, çeşitli kuramlar üretiliyor; Bir kurama göre yapılan spiral bir rampaya çıkarılan taş bloklar üst üste konuluyordu. Rampa çamur kaplanıyor, sulanıyor ve taş bloklar itilerek kaydırılabiliyordu. Bir diğer kurama göre, taş bloklar dev manivelalarla kaldırılıyordu. Napolyon, 1798'de Mısır'a girdiğinde piramitlerin önünde askerlerine; "Askerler, piramitlerin tepesinden 40 yüzyıl bize bakıyor" demişti.

Tanımlama;
Büyük Piramit, 145.75 metreydi ama şimdi 10 metresini kaybettiği kabul ediliyor. 43 yüzyıl boyunca dünyanın en yüksek yapısıydı, ancak 19. yüzyılda geçilebildi. Yüzeyi yumuşak ve düzleştirilmiş taşlarla kaplıydı, kalıntısı hala görülebilmektedir. Eğimi 54 derece 54 dakikadır. Tabanının dört kenarı tam ölçüldüğünde ve yönleri belirlendiğinde kusursuzdur. Taban köşelerinin birleştirilmesiyle tam bir kare elde edilir, her kenarı 229 metredir ve kenar uzunlukları arasında maksimum hata oranı şaşırtıcı bir şekilde % 0.1 bile değildir. Piramidin, her biri birkaç ton ağırlığında olan iki milyon taş bloktan yapıldığı sanılıyor. Eğer üç piramidin taşları yan yana dizilirse, tüm Fransa'yı çevreleyecek 3 metre yüksekliğinde ve 30.48 santimetre kalınlığında bir duvar yapılabilir. Büyük piramit, Roma'daki St.Peter, Floransa Milanove, Londra'daki Westminster ile St.Paul katedrallerinin tümünü yan yana koyarsanız kapladıkları yeri tamamen dolduracaktır. Geçmişe göre artık piramitler için yeni kuramlar geliştiriliyor; Astronomik bir gözlemevi, özel bir inanç için tapınak, bilinmeyen çok eski bir uygarlığın yaptığı geometrik yapı, dünya dışı canlılar tarafından yapılan özel amaçlı bir yer...Hangisi olursa olsun, bugün dev piramit ve yanındaki iki benzeri, ilk bakıldığında ölümden sonraki yaşama doğru yapılacak mistik yolculuğun simgesi ve anısı olarak Nil'in batı yakasında gizem bulutları arasında duruyorlar.

5) İskenderiye Feneri
Fenerin toplam yüksekliği 117 metreydi ve bu yükseklik günümüzdeki 40 katlı binalara eşittir. Ortadan geçen şafta yakılan ateşin yakıtı konuluyordu. En tepede gizemli ayna duruyordu. İlk yapımında fenerin damında veya tepesinde Tanrı Poseidon'un bir heykeli vardı.
"Denizin tanrıları adına..." (Cnidianlı Sostratus)
Şimdi mimari bir harikadan söz edeceğiz; İskenderiye Feneri, her fener gibi denizcilerin limana güvenle dönmeleri için yapılmıştı. Çağında dünyanın en uzun yapısı olarak biliniyordu. Ama Fener'in gizemli yönü olan ünlü "Ayna" bilimcileri daha çok ilgilendirmektedir. Fenerin ışığını yansıtan aynanın 50 kilometre (35 deniz mili) uzaklıktan görüldüğünü kaynaklar yazmaktadır.

Yeri;
Şimdiki İskenderiye kentinin önünde bulunan Pharos Adası'nda.

Tarihi;
Büyük İskender'in ölümünden sonra kumandanlarından Ptolemy Soter, Mısır'ı bir dönem yönetti ve İskenderiye'nin kuruluşuna tanık oldu. Kentin kıyısını Pharos Adası yani Firavun Adası kapatıyordu. Kıyıda ve liman girişinde su altı çok tehlikeli olduğundan bir fenerin yapılması gerekliydi. Tasarım ve ilk çalışmalar Ptolemy Soter'e aittir ama fener, oğlu Ptolemy Philadelphus tarafından bitirilmiştir. Euclid'in çağdaşı olan mimar Sostratus, fenerin ayrıntılı hesaplarını vermektedir. Fener, koruyucu tanrılara, Ptolemy Soter'e ve karısı Berenice'e adanmıştı. Limanın girişini belirtiyordu. İçinde geceleri ateş yakılıyor, gündüzleri ise güneş ışığı bir ayna yardımıyla yansıtılıyordu. Fener, Eski Yunan ve Roma paralarında gösterilmektedir. Araplar Mısır'ı ele geçirince İskenderiye'yi ve iklimini çok beğendiler ve fener yanmaya devam etti. Ama başkent Kahire'ye taşınınca fenerin bakımı ihmal edildi ve kazayla dev ayna kırılınca da bir daha yenisi yapılamadı. MÖ 956'daki depremde fener zarar gördü ama yıkılmadı. Fakat 1303 ve 1223'te Memlük Sultanı Kayıtbay İskenderiye'nin savunulması için bir kale yaptırmaya karar vererek, yıkık fenerin tüm taşlarının ve mermerlerinin kalenin yapımında kullanılması emrini verdi.

Tanımlama;
Yok olan altı harikadan en sonuncusu İskenderiye Feneri'dir. Bugün yeri tam olarak bilinmiyor. Strabo'ya ve Romalı tarihçi Küçük Pliny'e göre, kulenin dışı tamamıyla beyaz mermerle kaplıydı. Gizemli aynaların yansıttığı ışığın onlarca kilometre uzaktan görüldüğünü yine bu tarihçiler yazıyor. Bazı efsanelerde aynanın yansıttığı güneş ışınıyla düşman gemilerinin yakıldığı da yazmaktadır. 1166'da Arap gezgini Ebu Haccac el-Endülüsi feneri gezdi ve uzun uzun tanımladı. Modern uzmanlar, bu kaynaklardan yola çıkarak, fenerin üç katlı olduğunu söylüyor. En alt kat 55.9 metre yükseklikte ve kare şeklindeydi. Ortasında silindirik bir bölüm veya şaft vardı. Karenin üstünde 18.30 metre eninde 27.45 metre yüksekliğinde sekizgen bir kule, onun üstünde de 7.30 metre yüksekliğindeki üçüncü kat bulunuyordu. Fenerin toplam yüksekliği 117 metreydi ve bu yükseklik günümüzdeki 40 katlı binalara eşittir. Ortadan geçen şafta yakılan ateşin yakıtı konuluyordu. En tepede gizemli ayna duruyordu. İlk yapımında fenerin damında veya tepesinde Tanrı Poseidon'un bir heykeli vardı. İskenderiye Feneri, sonraki yüzyıllarda yapılan birçok fenere mimari örnek teşkil etmiştir. Bulunduğu adanın Pharos sözcüğü, Fransızca, İtalyanca ve İspanyolca'da "Fener" yerine kullanılmaktadır. Fenerin en büyük gizemi olan ayna hakkında hiçbir bilgi bulunmuyor. Bu kadar büyük bir aynayı kimin, nasıl yapabildiğini ve hangi tekniğin kullanıldığını hala bilmiyoruz.

6) Zeus Tapınağı
Tanıklar Zeus'tan çok tahtından söz ediyorlar. Tahtın ayakları sfenksler ve zaferi simgeleyen kanatlı yaratıklarla süslenmişti. Arada diğer tanrıların tasvirleri bulunuyordu. Daha sonra benzerleri yapıldı ama hiçbirisi aslı gibi olmadı. Ve bizler bugün diğerleri gibi bu büyük sanat eserini de sadece merak ediyor ve yine Strabo'yu anımsıyoruz; "Her şey yok olabilir ama düşüncenin gözü asla yok edilmez..."
"Sağ elinde altın ve fildişinden yapılmış bir zafer simgesi var. Sol elinde ise tüm metallerden yapılmış, üzerinde bir kartalın bulunduğu bir asa. Büyük Tanrı'nın sandalları ve giysisi tamamiyle altından yapılmış..." (Yunanlı Pausanias-MS2.yy)
Heykel antik olimpiyat oyunları için yapılmıştı. Zaten bulunduğu yerin adı oyunlara verilerek Olimpiyatlar denildi. Savaşlar durunca atletler Anadolu'dan, Suriye'den, Mısır'dan, Sicilya'dan gelirler, tanrıların kralı olan Zeus'un onurunu yüceltmek için yarışırlardı.

Yeri;
Yunanistan'ın batı kıyısında, Atina'ya 150 kilometre uzaklıkta, antik kent Olmypia'da.

Tarihi;
Antik Yunan takvimi MÖ 776'da başlar ve olimpiyat oyunlarının başlangıcı olarak kabul edilir. Zeus Tapınağı, mimar Libon tarafından projelendirildi ve MÖ 450'de bitirildi. Önceleri basit bir dorik tapınak olarak görünüyordu ve güzelleştirilmesi için görkemli bir heykelin yapımına karar verildi. Tarihin en ünlü heykelcilerinden olan büyük Pheidias bu iş için görevlendirildi. Benzer bir görev yüzyıllar sonra Michelangelo'ya Sistine Kilisesi'nin resimlemesi için verilecekti. Yıllar boyunca tapınak ziyaret edildi ve adaklar adandı. 1.yüzyılda Roma İmparatoru Caligula, heykelini Roma'ya taşımaya kalkıştı ama kurulan yapı iskelelerinin çökmesiyle vazgeçildi. 2. yüzyılda yenilendi ve dev heykel restore edildi. MS 391'de İmparator 1. Theodosius, pagan inançlarını yasakladı ve tapınağı kapattı. Depremler, seller ve heyelanlar tapınağı zamanla yoketti. Heykel, zengin Yunanlılar tarafından Bizans'a yani İstanbul'a taşındı ama 462'deki yangında yokoldu. Bugün sadece tapınağın temel taşları ve yıkık sütunları durmaktadır.

Tanımlama;
Pheidias, heykeli MÖ 440'ta yapmaya başlamıştı. Özel bir teknikle altın ve fildişi karışımı heykel yapımında tek uzmandı. Ağaç çerçeveler yapıyor, içlerine metal ve fildişi plakalar yerleştiriyor ve sonra bunlarla heykelleri kaplıyordu. Pheidias'ın atölyesi bugün hala Olympia'da duruyor. Burada çeşitli heykel parçaları bulundu. Strabo şöyle yazıyor ve tarihin ilk eleştirmeni olarak bugünkülerin yaptığını aynen yapıyor; "Tapınak büyük ama heykeltraş eleştirilebilir. Zira orantısız bir iş yapmış. Zeus otururken tasarlanmış ama başı tavana değiyor. Bu nedenle de her an büyük tanrının ayağa kalkıp tavanı delip yıkacağı izlenimine kapılıyoruz"
Strabo doğruyu yazmıştı ama eleştirisi yanlıştı. Çünkü heykel bu etkiyi vermek için özellikle böyle yapılmıştı. Tanrıların kralının başı tavanı delip göklere yükseliyor izlenimini vermeliydi. Heykelin kaidesi 1 metre, kendisi 13 metreydi. Yani 4 katlı bir bina kadar... Tanıklar Zeus'tan çok tahtından sözediyorlar. Tahtın ayakları sfenksler ve zaferi simgeleyen kanatlı yaratıklarla süslenmişti. Arada diğer tanrıların tasvirleri bulunuyordu. Daha sonra benzerleri yapıldı ama hiçbirisi aslı gibi olmadı. Ve bizler bugün diğerleri gibi bu büyük sanat eserini de sadece merak ediyor ve yine Strabo'yu anımsıyoruz; "Herşey yok olabilir ama düşüncenin gözü asla yok edilmez..."

7) Tac Mahal
İstanbul'dan getirilen Türk mimarların yaptıkları bu eser, dünyanın en güzel, en muhteşem en meşhur türbesidir. Hindistan'da Babürlüler devrinin mimarlık harikaları çoktur ve bunlardan bu gün sapasağlam, pırıl pırıl durmakta, seyredenleri hayran bırakmaktadır. Bu gün Pakistan'ın en çok turist çeken yerlerinden biri olan Lahor Sarayı, aynı şehirde dünyanın en geniş ve revaklı avlusuna sahip Padişahi Mescid, Agra, Delhi, Haydarabad ve diğer şehirlerdeki saray ve camilerin her biri başlı başına birer mimarlık şaheseridirler. Fakat, yeryüzünde hiçbir türbe, hiçbir mimarlık eseri, Tac Mahal kadar güzel, muhteşem ve meşhur değildir. Şah Cihan'ın eşi Ercümend Banu, güzelliği, zekası, iyilik severliği ile bütün imparatorluğun gönlünü fethetmiş, en seçkin sultan idi. Bu vasfından dolayı Mümtaz Mahal diye anılıyordu. Şah Cihan, ona henüz 16 yaşındayken aşık olmuş, evlenmek için 5 yıl beklemişti. Şah Cihan çok sevdiği eşini gittiği her yere götürür, onun fikirlerine, zevkine önem verirdi.
Bu duygulu, zeki ve güzel kadın 1631 yılında 14. çocuğunu doğururken vefat etti. Şah Cihan eşinin ölümünü takip eden sekiz gün boyunca yemekten, içmekten kesilmiş, hiç odasından çıkmamıştı. Dokuzuncu gün dairesinin kapısını açıp dışarı çıktığı zaman saçlarının bembeyaz olduğu, iyice çöktüğü görüldü. Duygulu, gerçek aşık, vefalı hükümdar, ölünceye kadar kalbinde yaşatacağı sevgili eşi için bir türbe yaptırmaya karar verdi. Bu türbe saf aşkı sembolize edecek şekilde güzel, iç açıcı, aynı zamanda muhteşem olmalıydı. Bunun için dünyanın en büyük ustalarını bulacak, hazinesini, bu esere harcanmak üzere onların emrine verecekti. Bu amaçla İstanbul'dan mimarlar istedi. Gelen mimar, Mimar Sinan'ın öğrencilerinden Mehmed İsa Efendi ve ekibi idi.

Mehmed İsa Efendi'nin aylarca çalışarak planını çizdiği Tac Mahal'in yapısında son derece berrak, beyaz bir mermer kullanıldı. Parlak beyaz mermerin, ince mavi damarları da vardı. Bu mermerden yapılan muhteşem kubbenin yerden yüksekliği 82 metredir. Kubbenin üzerindeki altın alemle bu yükseklik daha da artıyor. Türbenin beyaz mermerden dört minaresi de var. Eserin yapımına 1631'de başlanılmış ve 1652'de bitirilmiştir. Mümtaz Mahal'in ve öldükten sonra onun yanına konulan Şah Cihan'ın sandukaları üst kattadır. Kubbenin altında bulunan bu sandukalarda mermer oymacılığının en güzel örnekleri görülür. Sandukaların olduğu yerde insan ağzından çıkan her ses muhteşem kubbede yedi defa yankılanır.

Sanat eseri olarak başlı başına bir hazine olan Tac Mahal'in duvarları gerçek hazine taşlarıyla süslüdür. Yüz binlerce akik, sedef, firuze gömülü olan duvarlarında ayrıca 42 zümrüt, 142 yakut, 625 pırlanta, 50 tane de çok büyük inci vardır. Türbenin yapımı için 47 milyon altın lira harcanmıştır ve buna duvarlardaki mücevherler dahil değildir. İstanbul'daki muhteşem Süleymaniye Camii için bile 19 milyon altın lira harcandığını söylersek, Tac Mahal için ne muazzam bir fedakarlık yapıldığı daha kolay anlaşılır.
Bu anıt, Şah Cihan'ın İstanbul'dan davet ettiği Türk mimarların eseridir. Planını İstanbullu Mehmed İsa Efendi, kubbeyi İstanbullu mimar İsmail Efendi, yapmış, duvarlardaki şahane yazıları yine İstanbullu hattat Serdar Efendi yazmıştır. Birçok yabancı usta, bu arada İtalyan mimarlar da bunların emrinde çalışmıştır.





Saat: 00:49

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık