MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Taslak Konular (https://www.msxlabs.org/forum/taslak-konular/)
-   -   Cem Adrian (https://www.msxlabs.org/forum/taslak-konular/20015-cem-adrian.html)

Misafir 13 Şubat 2007 11:26

Cem Adrian
 
1 ek
Cem Adrian
Vikipedi, özgür ansiklopedi
Alıntıdaki Ek 11186

Cem Adrian, (d. 30 Kasım 1980 - Edirne) Müzisyen.
Yugoslav kökenli bir ailenin çocugu olan Cem Adrian, müzik çalışmalarına ortaokul yıllarında başlamış ve ilk kayıtlarını yine o tarihlerde yapmıştır. 18 yaşında başladığı radyoculuk hayatına 6 yıl devam etmiş, bu süre içinde tiyatro ve fotografçılık eğitimi almış, çalıştığı radyonun kayıt stüdyosunda kendine ait yaklaşık 250 şarkı kaydetmiştir.
Ses telleri normal bir insanın 3 katı uzunluğundadır.
2003 yılında İstanbul'da Fatih Karabektaş ile kurdukları Mystica isimli etnik müzik grubunda solist ve dansçı olarak çeşitli mekanlarda sahne almıştır.
2004 sonbaharında Demet Sağıroğlu vasıtasıyla tanıştığı Fazıl Say'ın davetiyle Bilkent Üniversitesi Sahne Sanatları Fakültesi'nde özel öğrenci statüsünde eğitime başladı.
2005 Şubat ayında "Ben Bu Şarkıyı Sana Yazdım" isimli ilk albümünü yayınlamıştır. Albüm sanatçının 1997 ve 2003 yılı arasında Edirne'de kaydettigi amatör demoların ve 2004 Ekim
ayında Fazıl Say'la verdiği ilk akademik konserinden kayıtların bir derlemesidir.
2005 yılında Babylon konserler dizisi başta olmak üzere Türkiye'de verdiği konserlerini, 2005 Eylül ayında Hamburg Müzik Sezonu'nun açılışında Fazıl Say, Bremen Jazz Festivali'nde Burhan Öçal ve Fazıl Say'la sürdürmüştür.
2006 yılı ocak ayında prodüktörlüğünü kendisinin üstlendiği ve 2006 yılı Aralık ayında 2. albümü 15 parçadan oluşan Aşk Bu Gece Şehri Terk Etti piyasaya çıkmıştır.

Albümleri
  • 2005 Ben Bu Şarkıyı Sana Yazdım
  • 2006 Aşk Bu Gece Şehri Terk Etti
  • 2008 Essentials / Seçkiler
Alıntı:

Cem Adrian Web Sitesi'den adlı kullanıcıdan alıntı
30.11.1980 tarihinde Edirne'de doğmuştur. Yugoslav kökenli bir ailenin 2. çocugu olan Cem Adrian müzik çalışmalarına ortaokul yıllarında başlamış ve ilk kayıtlarını yine o tarihlerde yapmıştır.
18 yaşında başladığı radyoculuk hayatına 6 yıl devam etmiş, bu süre içinde tiyatro ve fotografçılık eğitimi almış, çalıştığı radyonun kayıt stüdyosunda kendine ait yaklaşık 250 şarkı kaydetmiştir.
2003 yılında İstanbul'da Serkan ve Efkan Erdal'la kurdukları Mystika isimli etnik müzik grubunda solist ve dansçı olarak çeşitli mekanlarda sahne almıştır.
2004 sonbaharında Fazıl Say'ın davetiyle Bilkent üniversitesi sahne sanatları fakültesinde özel öğrenci statüsünde eğitime başlamış, 2005 şubat ayında "Ben bu şarkıyı sana yazdım" isimli ilk albümünü yayınlamıştır. Albüm sanatçının 1997 ve 2003 yılı arasında Edirnede kaydettigi amatör demoların ve 2004 ekim ayında Fazıl Say'la verdiği ilk akademik konserinden kayıtların bir derlemesidir. "Demo albüm" niteliğindeki bu çalışma müzik sektöründe 16000'lik bir satış başarısı göstermiş, alternatif müzik kategorisinde olmasına ragmen pop müzik listelerinde üst sıralarda yer almıştır.
2005 yılında Babylon konserler dizisi başta olmak üzere Türkiye'de verdiği konserlerini, 2005 eylül ayında Hamburg müzik sezonunun açılışında Fazıl Say, Bremen jazz festivalinde Burhan Öcal ve Fazıl Say'la sürdürmüştür.
2006 yılı ocak ayında prodüktörlüğünü kendisinin üstlendiği ve 2006 sonbahar aylarında yayınlanacak olan 2. albümü ve kitabı "Aşk bu gece şehri terk etti" nin çalışmalarına başlamıştır.

Bir yorum..
Tek kişilik koro, aşmış kişilik, dünyanın 8. harikası, normal bir insanın ses tellerinin 3 katı uzunluğundaki ses telleriyle Bass'tan Soprano'ya kadar bütün sesleri çıkarabilen ve İbrahim Yazıcı'ya göre bin yılda bir defa rastlanabilen 7 oktavlık inanılmaz gırtlak sahibi uzaylı yaratık. Sezen Aksu, Ray Charles, Louis Armstrong gibi ünlülerin ve pek çok müzik aletinin sesini çıkarabilen bu şahsiyeti bir Cafe'de fal bakarken tanıyan Fazıl Say keşfetmiş. Gerek sesiyle, gerekse de birbirinden özgün besteleriyle geleceğin en büyük yıldızlarından biri olacağı şüphesiz..


Misafir 13 Şubat 2007 17:13

ŞK BU GECE ŞEHRİ TERK ETTİ


PRODÜKTÖR VE SANAT YÖNETMENİ: CEM ADRIAN (UJR PRODUCTIONS)
YARDIMCI PRODÜKTÖR: EMİN YASİN VURAL (BASEMODE RECORDS)
YAPIM: MK2 YAPIMCILIK
STÜDYO: MİDASIN KULAKLIGI (ANKARA 2006)
KAYIT:YASİN VURAL
MIX & MASTERING: EMİN YASİN VURAL, CEM ADRIAN, ERKAN TATOGLU (ANGEREPIDEMIC RECORDS)
KAPAK TASARIMI VE KURGU:CEM ADRIAN
FOTOGRAFLAR: MEHMET TURGUT
MAKYAJ: YEŞİM ARSOY
SAÇ TASARIMI: HÜMEYRA UÇAN

AŞKTAN KORKMA
SÖZ, MÜZİK, VOKAL DÜZENLEMESİ: CEM ADRIAN
ARANJE: EMİN YASİN VURAL AŞK BU GECE ŞEHRİ TERK ETTİ
SÖZ, MÜZİK, VOKAL DÜZENLEMESİ: CEM ADRIAN
YAĞMUR
SÖZ, MÜZİK, ARANJE, VOKAL DÜZENLEMESİ: CEM ADRIAN
SESSİZCE
SÖZ, MÜZİK, ARANJE, VOKAL DÜZENLEMESİ: CEM ADRIAN

VAZGEÇME
SÖZ, MÜZİK, ARANJE, VOKAL DÜZENLEMESİ: CEM ADRIAN
BEN GELDİM
SÖZ, MÜZİK, VOKAL DÜZENLEMESİ: CEM ADRIAN
ARANJE: CEM ADRIAN & EMİN YASİN VURAL
DÜĞÜM
SÖZ, MÜZİK, ARANJE, VOKAL DÜZENLEMESİ: CEM ADRIAN

YALNIZ DA AYAGA KALKABİLİRİM
SÖZ, MÜZİK, ARANJE, VOKAL DÜZENLEMESİ: CEM ADRIAN
PİYANO: ÇAĞRI SERTEL
SONBAHAR
SÖZ, MÜZİK, ARANJE, VOKAL DÜZENLEMESİ: CEM ADRIAN
GİTAR: EMRE KEMAL GÖKALP (249)
KAR
SÖZ, MÜZİK, ARANJE, VOKAL DÜZENLEMESİ: CEM ADRIAN
SAMPLE ELEMENT: ÖZDEMİR ERDOĞAN - KEMAN ÖĞRETMENİ (1977)
+
BANA ÖZEL (UMAY UMAY'LA DÜET)
SÖZ, MÜZİK,VOKAL DÜZENLEMESİ: CEM ADRIAN
ARANJE: CEM ADRIAN & EMİN YASİN VURAL
GİTAR: BARKIN SERTKAYA
+
YAĞMUR (DENİZHAN'LA DÜET)
SÖZ, MÜZİK, VOKAL DÜZENLEMESİ: CEM ADRIAN
GİTAR, DAVUL, ARANJE: DENİZHAN
+
MERDİVENLER (SUICIDE)
SÖZ, MÜZİK,VOKAL DÜZENLEMESİ: CEM ADRIAN
ARANJE: SUICIDE
ELEKTRO GİTAR, BRUTAL VOKAL: ERKAN TATOGLU
DAVUL: ÇAĞLAR YÜRÜT
BAS GİTAR: ESAD KORKUT ERBİL
ELEKTRO GİTAR SOLO: HAKAN KUŞÇU


ela hazal 26 Ekim 2008 20:47



SatanpisT 27 Ekim 2008 10:20

Makina'daki Cem Adrian-denizhan Canlı Düet'i
 


Not:Canlı performans ve legal içeriktir...


fairy_tale 5 Haziran 2009 20:20



i_ly 18 Eylül 2009 20:09



reyan 8 Ekim 2009 09:02



Misafir 18 Ekim 2009 16:01



kyle 7 Şubat 2010 21:15



kyle 7 Şubat 2010 21:21



kyle 25 Nisan 2010 16:16



kyle 4 Haziran 2010 14:19



Breath 22 Haziran 2010 10:28

Cem Adrian
http://dergi.sebokolik.com/wp-content/cemadrian-seckiler3.jpg
30 Kasım 1980 tarihinde, Yugoslav kökenli bir ailenin ikinci çocuğu olarak Edirne'de dünyaya geldi. Ortaokul sıralarında müzikle ilgilenmeye başlayan Adrian, ilk bestelerini de bu yıllarda yaptı. 12 yaşından itibaren Edirne'de radyoculuk yapmaya başladı ve bu işi yaklaşık on yıl boyunca belirli aralıklarla devam ettirdi. Radyoculuğun müzik yapabilmesi için hayatında önemli bir yeri olduğunu belirten Cem Adrian, ilk albümünde yer alan iki şarkı dışında bütün şarkıları çalıştığı radyonun stüdyosunda kaydetti.

Sonraki yıllarda müzik piyasasında şansını denemek ve amaçladığı noktalara gelebilmek için İstanbul Kanatlarımın Altında'a gelen Adrian, 2003 yılında Serkan ve Efkan Erdal ile birlikte kurdukları "Mystika" adlı etnik müzik grubunda solist ve dansçı olarak çeşitli mekanlarda sahne aldı. 2004 yılında, bir kafede çalıştığı sırada, Fazıl Say'ın bir arkadaşı ile tanışma fırsatı yakaladı ve pek çok enstrüman sesini kendi sesiyle taklit ederek hazırladığı demosunu Fazıl Say'a ulaştırdı. Duyduğu sese hayran olan Say, Cem Adrian'ın Bilkent Üniversitesi'nde özel öğrenci statüsünde eğitim alması için önayak oldu.

2005 yılının Şubat ayında, 1997 ve 2003 yılları arasında Edirne'de kaydettiği demolardan ve 2004 yılının Ekim ayında Fazıl Say ile birlikte verdiği ilk konserin kayıtlarından oluşan "Ben Bu Şarkıyı Sana yazdım" adlı albümünü çıkardı.

2006 yılının sonbaharında, yapımcılığını kendi üstlendiği ikinci albümü "Aşk Bu Gece Şehri Terk Etti" yi çıkaran Adrian, bu albümde yer alan ve albümle aynı adı taşıyan şarkısında, 134 kanal vokal kaydı yaparak hiç enstrüman kullanmadı. Albümün genel yapısı, Cem Adrian'ın, bas, tenor, mezzo, soprano ve koloratur soprano seslerinin koro kayıtları üzerine döşenen elektronik altyapılar oluşturdu. Bu albüme Denizhan, Umay Umay ve Suicide vokalleri ile katkılarda bulunmuşlardır.

Cem Adrian şu sıralar, son albümünün yan prodüktörlüğünü yapan Emin Yasin Vural ile birlikte elektronik ağırlıklı bir albüm hazırlığında. Adrian aynı zamanda, 2008 yılının Mart ayında piyasaya çıkarmayı planladığı "Essensials/Seçkiler-1" adlı albümünün de hazırlıklarını sürdürmekte.


Fazıl Say'ın anlatımı ile Cem Adrian:
''Anlatması zor! En peslerden koloratur ötesi en tizlere yayılan, dile kolay, 4.5 oktavlık bir sese sahip. Sahip, evet! İç-sesi olarak da sahip: duygusuyla, hakimiyeti ve güzelliğiyle... Bütün bu renk ve ahenk paletine yön veren “Cem-erkek-sesi,” “Cem-kadın-sesi,” “Cem-çocuk-sesi,” sesleri, ses renkleri ve iç-sesleri... “Hassas” diyor doktorlar; ses telleri normal insanın 3 katı uzunluğunda...''


Alıntı:

Milliyet Gazetesi yazarı Elif Korap'ın Cem Adrian ile 13 Şubat 2005 Tarihli Röportajı
Hikayenizin bugüne kadar duyduklarımızdan ne farkı var?
"Bilmiyorum."

Nasıl başlıyor peki?
"Etiler'de bir kahvede fal bakıyorum. Eylül ayındayız. Devamlı fal baktığım bir müşterim var. Fazıl Say'ın arkadaşı. Müzisyen olmak istediğimi de biliyor. Kendi bestelerimden doldurduğum bir demoyu ona veriyorum. O da Fazıl Say'a götürüyor ve dinletiyor. Aynı gece telefonum çalıyor."

Saat, yer?
"Evdeyim, akşam 8.00 civarı. İşten çıkmışım, evde dinleniyorum. Bilmediğim bir numara arıyor. Açıyorum. "Ben Fazıl" diyor. Sesinden tanıyorum. İnanılmaz bir heyecan. Fazıl Say beni arıyor! "Müziğini dinledim, yarın bir yemek yiyelim mi?" diyor. İnanamıyorum. O geceyi internette çalışarak geçiriyorum. Ya bana klasik müzikle ilgili bir şey sorarsa, kendisiyle ilgili bir şey sorarsa... Ertesi gün yemekte Fazıl Say karşımda."

Size ne diyor?
"Bana, bu sesle müzik eğitimi alırsam bir dünya starı olabileceğimi söylüyor. Daha beni hiç dinlemeden üstelik. Sadece o demoyla. Sonra "Seni Ankara'da bazı hocalara dinletmek istiyorum" diyor. Üç gün sonra Ankara'dayım. Her şey çok hızlı gelişiyor. Bilkent Senfoni Orkestrası'nın şefi, ses uzmanı İbrahim Yazıcı'nın karşısındayım. Beni dinliyor. Fazıl Say'a "Çok kullandığı için yıpranmış ama böyle bir ses dünyaya bin yılda bir gelebilir" diyor. Beni Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları'na "özel öğrenci" statüsüyle alıyorlar. O güne kadar nota bile bilmiyorum. "
"Ben tek başıma bir koroymuşum, öyle diyorlar"


Neymiş yani sesiniz? Bas mı, bariton mu, tenor mu?
"Sesim bas, bariton, tenor, kontrtenor, alto, soprano... Hepsi benim sesim. Bir tek sesim yok benim. Zaten onlar da sesimde bir tuhaflık olduğunu fark ediyorlar ve beni İstanbul'da önemli bir ses doktoruna gönderiyorlar. Fazıl Say randevu alıyor benim için. Ve doktor şaşırıyor. Çünkü ses tellerimin normal insanınkinin üç katı uzunlukta olduğunu öğreniyoruz! Herkes çok şaşkın. Fazıl bey, İbrahim bey, doktor..."

Ne kadar olması gerek ses tellerinin uzunluğunun?
"Nomalde 1,5 santim civarında oluyormuş."

Ses tellerinizin normal bir insanın üç katı uzunluğunda olması ne anlama geliyor? Siz sakat mısınız, yoksa bu bir lütuf mu?
"Aslında haklısınız. Sonuçta anormalite. Ama iyi bir anormallik tabii. Zararı yok, bana faydası var. Ama bir yandan da başka insanlara göre ses tellerim çok daha hassas. Çok dikkat etmem gerekiyor. Bir insan sesine değil, pek çok başka insanın sesine sahibim."

Tek başına bir koro musunuz siz?
"Öyle diyorlar!"
"Hiç enstrümanım yoktu, o yüzden kayıt yaparken trompet oluyordum, sonra kontrbas oluyordum"


Siz ne zaman fark ediyorsunuz kendinizde bu sıra dışı durumu?
"Sesimi mi? Sesimin herkesinkinden farklı olduğunu bilmiyorum aslında. Ama bir gün müzisyen olacağımı biliyorum. İlkokuldan beri. Belki 7-8 yaşlarından beri..."

Nasıl?
"7-8 yaşındayken derslerde, teneffüslerde kaset kapakları tasarlıyorum. O kadar eminim yani ileride müzisyen olup kaset çıkaracağıma. Sonra eve gidiyorum, evdeki teybe sesimi kaydediyorum. Besteler yapıyorum, şarkı söylüyorum. Bir gün keşfedileceğimden eminim. Biliyorum bunu."

Aileniz ne diyor bu durumunuza? Köyün delisi gözüyle mi bakıyorlar size?
"Köyün değil de, evin delisi gibi belki. Ama onlar tam olarak farkında değil durumun. Yani benim müzisyen olmak istediğimi bilmiyorlar. Ama ben, söylemesem de biliyorum. Aklım fikrim müzikte. Madonna dinliyorum, Michael Jackson dinliyorum. Kendi bestelerimi yapıyorum."

Henüz ilkokuldayken mi?
"Evet ve benim gibi birkaç arkadaşım daha var. Bulmuşum kendim gibi insanları yani. Hepimiz kaset kapaklarımızı tasarlıyoruz. Aramızda rekabet bile var. Sonra tabii yollar ayrılıyor. Herkes üniversite derdinde, ben üniversiteye gitmeyi bile düşünmüyorum. Çünkü müzisyen olacağım! Liseden sonra Edirne'de bir radyoda DJ olarak çalışmaya başlıyorum. Bu arada söylemiş miydim, ailemle Edirne'de yaşıyoruz."

Evet. Röportajdan önce...
"DJ olmak tabii teknik imkanlarımı evdekine oranla artırıyor. İşim bittikten sonra stüdyoda kalıp ses kayıtlarımı yapıyorum. Kendi bestelerimi söylüyorum. Bu arada enstrüman olmadığı için enstrüman da ben oluyorum. Araya trompet mi girmesi gerek, trompet sesi çıkarıyorum. Kontrbas mı gerek, kontrbas oluyorum."

Bunun özel bir durum olduğunun farkında mısınz?
"Hayır. O sesleri çıkarabilmemin özel bir durum olduğunun farkında değilim. Saf saf, sadece enstrüman olmadığı için, yani mecburen kendi sesimle kapatıyorum açıkları. Bana herkes bu sesleri çıkarabilirmiş gibi geliyor. Ama müziğimin iyi olduğunu biliyorum. İyi müzik yapıyorum ve biliyorum ki keşfedileceğim. Bu arada doldurduğum demoları İstanbul'daki ünlü müzik şirketlerine gönderiyorum."

Yanıt?
"Olumsuz. Hepsi geri çeviriyor. "Teşekkür ederiz, ama biz sizin için ne yapabiliriz?" diyorlar. Yılmıyorum. Çünkü biliyorum. Sadece doğru yer olmadığı için olmuyor."

Hani şu müzik şirketlerini yıldıran tiplerden misiniz!
(Gülüyor) "Biraz öyle oldu galiba. Olumsuz yanıt geliyor ama ben yenisini doldurup gönderiyorum. "
"İstanbul'a geleli 1,5 yıl olmuştu, hâlâ fal bakıyordum."


İstanbul'a nasıl geliyorsunuz?
"İstanbul'daki bir arkadaşım "Bu işleri yapacaksan, İstanbul'a gelmen gerek" diyor. Haklı. Kararımı veriyorum. İstanbul'dayım. Taksim'de bir ev tutuyorum. Bütün radyolara, müzik şirketlerine başvuruyorum. DJ olabilirim, cingıllar hazırlayabilirim. Ama iş yok! 17 gün sonunda İstanbul'da tüm param bitmiş olarak kalıyorum. Fal baktığımı bilen bir arkadaşım Taksim'de bir kafede fal bakacak birilerini aradıklarını söylüyor ve işe başlıyorum. Artık falcıyım!"

Müzik hayalleri bitiyor mu?
"Bitmiyor ama iyice uzaklaşıyorum. Yalnız üç arkadaş Mystica diye bir grup kuruyoruz ve The Ritz-Carlton, Çırağan gibi otellerde dans ve müzik gösterisi yapıyoruz. Caz söylüyorum, rock söylüyorum... Gündüz fal bakıp gece de bazı partilerde sahneye çıkıyoruz. Bu arada Etiler'de bir kafeye geçiyorum yine falcı olarak. İstanbul'a geleli bir buçuk yıl olmuş. Biraz moralim bozulmaya başlıyor ama biliyorum yine de: Başaracağım. Veee..."

"Evet. Sonunda o doğru yeri buluyorum. Ve Fazıl Say'a ulaşıyorum."
"İbo'ların döneminden olsaydım adım da Cem Çokses olurdu."


Albümünüz cuma günü piyasaya çıktı değil mi?
"Evet. Ben de inanamıyorum. Hep söyledim, biliyordum bunu ama bu kadar hızlı gerçekleşeceğini tahmin etmezdim. İmaj Müzik'ten çıktı albümüm. "Ben Bu Şarkıyı Sana Yazdım" albümün adı. "Ben Bu Şarkıyı Sana Yazdım", Fazıl Say'ın o demoda dinlediği ve benimle tanışmak istemesine neden olan bestem. Ama albümde "Summertime", "Uzun İnce Bir Yol", "Kimler Geldi Kimler Geçti" de var. Diğerleri benim bestem. Ayrıca "Summertime"ın bir özelliği var. Fazıl Say'ın Bilkent konserinde yaptığımız canlı kayıttan alındı. Piyanoda Fazıl Say var. Onun dışındaki bütün sesleri ben çıkarıyorum. Yedi farklı sesim var o şarkıda."

Fazıl Say'ın Bilkent'teki konserine kot pantolon ve sabo terlikle çıkmışsınız. Zevksizlikten mi, sıra dışı olmak için mi?
(Gülüyor) "Yok hayır. Onlar sabo değildi ama öyle görünmüş olabilir. Bence gayet şıktım. Ama benden başka herkes simsiyah giyinmişti. Benim dışımda Fazıl Say'ın diğer genç yetenekleri de vardı. Ben koyu renk bir pantolon, bordo ceket ve krem rengi ayakkabı giymiştim, ondan öyle algılandı galiba."

Gerçi görmedim ama kulağa pek şık gelmiyor tarifiniz!
"Evet, kulağa hoş gelmiyor farkındayım ama görseniz beğenirsiniz bence."

Peki. Ben bestenizi dinledim ama tanımlayamıyorum. Yaptığınız müziğin türü ne?
"Etnik-caz, etnik-pop belki. Nasıl tanımlayabilirim, ben de bilmiyorum."

Bu arada soyadınızın anlamı nedir? "Kendi seçimim. Eğer bir soydan söz ediyorsak bu geldiğim yer olmalı diye düşündüm. Edirneli olduğum için de Adrianapolis'e gönderme yaptım. Adrianapolis'in Adrian'ını aldım. İbrahim Tatlıses'lerin döneminden olsaydım Cem Çokses olurdum herhalde... "



i_ly 8 Ağustos 2010 00:46

murat yılmazyıldırımla olan (kan revan içindeyim ) düeti hayranlık uyandiricidir tavsiye ederim

birde türkiyede ses araligi en genis oktavli sanatciymis . zaten özel bir yetenek dinlemek gerek:)


aferinsana 26 Ekim 2011 04:40

bende bunu hayranlıkla dinliyorum... Rapozof feat Cem Adrian - Yağmur - YouTube



Saat: 06:06

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık