MsXLabs
Sayfa 1 / 2

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Sanat (https://www.msxlabs.org/forum/sanat/)
-   -   Sinema Dünyasından Son Haberler (https://www.msxlabs.org/forum/sanat/20558-sinema-dunyasindan-son-haberler.html)

Misafir 1 Şubat 2006 19:25

Erkeklerin düşlerini süsleyen kadın: Jessica Alba
MsXLabs.org

Nafiz ALBAYRAK DHA

LATİN asıllı film yıldızı Jessica Alba, bir internet sitesinin yaptığı ankette, ‘erkeklerin en çok birlikte olmak istedikleri kadın’ sıralamasında birinci oldu.

Ülkemizde de büyük yankı uyandıran ‘Günah Kenti’ (Sin City) adlı filmde sergilediği oyunu ile beğeni toplayan seksi yıldız Alba, Angelina Jolie'yi tahtından ederken, ünlü şarkıcı Britney Spears, en çok birlikte olmak istenilen kadın sıralamasında 99 kişilik listeye giremedi. İnternetten yayın yapan ‘askmen.com’ adlı magazin sitesinin, ‘erkeklerin düşlerini süsleyen kadını’ belirlemek için iki buçuk milyon okuyucu arasında gerçekleştirdiği anketin sonucu açıklandı. ‘Günah Kenti’ filmi ile adını duyuran Latin asıllı yıldız, erkeklerin en çok arzuladıkları, ilişki yaşamak ve çocuklarına annelik etmesini istedikleri kadın sıralamasında birinci oldu.

Son zamanlarda ABD'nin en çok aranan aranan aktristleri arasında yeralan Jessica Alba çevirdiği filmlerdeki seksi görüntüleriyle hayran kitlesini genişletmeyi başardı. Küçük yaştan beri uğraştığı sörf sporu sayesinde vücudunun güzelliğini korumayı başaran Jessica Alba geçen yıl ki listede 78'inci olmuştu. Alba'yı, Sienna Miller ve Angelina Jolie izlerken, ünlü şarkıcı Britney Spears bu yıl listeye giremedi. ‘Erkeklerin düşlerini süsleyen güzeller’ sıralamasında, geçtiğimiz yıl dokuzuncu sırada bulunan Angelia Jolie, bu yıl üçüncü oldu. Geçen yılın birincisi Adriana Lima bu yıl ilk ona giremezken, geçen yıl ilk ona girmeyi başaran Halle Berry, Heidi Klum, Beyonce Knowles, Monica Belluci gibi ünlüler sıralamadaki yerlerini başkalarına kaptırdılar.

Erkeklerin düşlerini süsleyen ilk on kadın:

1-Jessica Alba.
2-Sienna Miller.
3-Angelina Jolie.
4-Adriana Lima.
5-Maria Menounos.
6-Charlize Theron.
7-Jessica Biel.
8-Amerie.
9-Natalie Portman.
10-Eva Longoria.




KisukE UraharA 18 Şubat 2007 17:11

Yaş sınırı 16'ya düştü
Dönüş, ödülleri topladı!
Oscar adayı filmler İstanbul Film Festivali'nde
Burada 'Hayal Kurmak' serbest!
Reha Erdem ödülleri topladı!
Bağıran Adamlar, Osmanlı Bankası'nda
Bir 12 Eylül filmi: 'Zincirbozan'
Fantastik Türk Sineması belgesel oldu
2006'ya 'Sınav' damgası!
Almanya'da 18 yaşından küçüklerin izlemesi yasaklanan 'Son Osmanlı-Yandım Ali' filminin yaş sınırı 16'ya indirildi.

Filmin yapımcı şirketi Özen Film'den alınan bilgiye göre, söz konusu filmi izleme yaşı, Almanya'daki ilgili makamlara yapılan başvurular sonucunda düşürüldü.
Özen Film Basın Sorumlusu Nizam Eren, yaptığı açıklamada, Almanya'daki yetkililerin Özen Film'in başvurusunu gözden geçirerek şirketi haklı bulduğunu söyledi.

Oluşturulan kurulun, ''oy birliği ile filmde milliyetçilik yapılmadığı ve işgal altındaki bir ulusun işgal kuvvetlerine karşı kullandığı kelimelerin doğal olduğuna karar verdiğini'' anlatan Eren, Almanya'da 18 yaş uygulaması haberleri üzerine filmin gişe hasılatının da arttığı yönünde bilgiler geldiğini kaydetti.


nünü 15 Ekim 2007 09:23

Filmekimi 6 Yaşında

http://www.7inci.com/img/510/filmekimi.jpg
Her yıl sinemaseverler tarafından dört gözle beklenen Ekim ayı geldi. Emek sinemasındaki uzun bilet kuyruklarıyla, unutulmaz galalarıyla ve en önemlisi başarılı ve marjinal filmlerleriyle artık efsaneleşen Filmekimi'nin 6.sı geldi çattı. Filmekimi bu yıl da sinemaseverleri hayalkırıklığına uğratmadı ve bol ödüllü filmler ile büyük ustaların son eserleri yine festival programında yerlerini aldı. 19-25 Ekim arasında Beyoğlu Emek sinemasında gösterilecek filmler arasında ünlü yönetmen Emir Kusturica'dan Bana Söz Ver ve Gus Van Sant'tan Paranoid Park gibi iddialı yapımlar var. Marjane Satrapi'nin çok satan çizgi romanından uyarlanan 2007 Cannes ödüllü "Persepolis" filmi ise öyle yoğun bir ilgi gördü ki festivali düzenleyen İKSV çareyi filme ek seans koymakta buldu. Festival süresince her akşam 21:30'da vizyona girmesi heyecanla beklenen filmlerin galası yapılacak. Siz de bu filmleri ilk izleyen olmak istiyorsanız, biz Filmekimi'nin bu prestijli galalarını kaçırmayın deriz.
http://www.7inci.com/img/510/nokiakisafilm.jpg
Festival'in ana sponsorluğunu geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da Nokia Nseries yapıyor. Sanatı ve yaratıcılığı destekleyen Nokia Nseries, "Cebimde bir kısa film var" sloganı ile ünlenen kısa film yarışmasını, festivalin bilet satış tarihi olan 6 Ekim tarihi ile başlatıyor. Herhangi bir yaş, deneyim, tür ya da tema kısıtlaması olmayan yarışmanın jürisinde Nuri Bilge Ceylan ve Alin Taşçıyan gibi isimler göze çarpıyor.
http://www.7inci.com/img/510/afis_1.jpg
Medya sponsorluğunu ise Radikal, Cnbc-e ve Radyo Eksen'in yaptığı festivalde gündüz indirimi uygulaması bu yıl da geçerliliğini koruyor. Haftaiçi 11:00, 13:30 ve 16:00 seansları için bilet fiyatları sadece 3.5 ytl. Haftaiçi 19:00 ve haftasonu tüm seanslar ise tam 12 ytl, öğrenci içinse 8 ytl olacak. Adından sıkça bahsedileceğini tahmin ettiğimiz galalara gitmek için ise bilet fiyatları 15 ytl. Daha detaylı bilgi icin IKSV'nin internet sitesini ziyaret edebilirsiniz.


evo 8 Şubat 2008 08:48

25 DEV YAPIM BEYAZPERDEDE FIRTINA GİBİ ESECEK


http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Kultur_Sanat/2014/indiana_jones_2.jpg

Sinemaseverler, bu yıl içerisinde aralarında ünlü serilerin devam filmlerinin de yer aldığı 25 yeni yapımla tanışacak.
''Empire'' dergisinin internet sitesinde yer alan derlemeye göre, 2008 dev yapımların yılı olacak. ''Indiana Jones'', ''Narnia Günlükleri'', ''Mumya'', ''Harry Potter'' gibi filmlerin devam filmlerinin de aralarında yer aldığı 25 yeni yapım şöyle:
"Indiana Jones and the Kingdom of the Crystal Skull, Harry Potter ve Melez Prens-Harry Potter and the Half Blood Prince, Uzay Yolu-Star Trek, The Mummy: Tomb of The Dragon Emperor, Sex and The City-The Movie, The Incredible Hunk, Narnia Günlükleri, Hellboy II: The Golden Army, Hancock, Wanted, Iron Man, Blindness, Son of Rambow, Jumper, Get Smart, Frost/Nixon, Burn After Reading, The Dark Knight, Speed Racer, Pineapple Express, The Happening, Valkyrie, Wall-E, Quantum Of Solace, Where The Wild Things Are."

A.A.




Bia 22 Mayıs 2008 08:47

''Indiana Jones'' 19 yıl aradan sonra dönüyor

Harrison Ford'un canlandırdığı maceraperest arkeolog ''Indiana Jones'', serinin 4'üncü filmi ''Kristal Kafatası Krallığı'' ile 19 yıl aradan sonra 23 Mayısta sinemaseverlerle buluşacak.

Alınan bilgiye göre, ilk olarak 1981 yılında izleyicinin karşısına çıkan arkeolog Indiana Jones'un 4'üncü macerasının senaryosunu ''War of the Worlds'' ve ''Jurassic Park'' gibi filmlerin senaryosunu da yazan David Koepp kaleme aldı. Filmi, ilk 3'ünde olduğu gibi Steven Spielberg yönetti.

Kamçısını elinden düşürmeyen, sağlam yumruklarıyla vurdu mu deviren, yılanlardan nefret eden, dünyayı dolaşan, fötr şapkalı, efsanevi arkeolog ''Indiana Jones'' rolünde yine Harrison Ford'un kamera karşısına geçtiği filmde, Shia LaBeouf, Cate Blanchett, Jim Broadbent, John Hurt ve Ray Winstone da rol aldı.

''Indiana Jones'' serisinin ilk filmi olan ''Raiders of the Lost Ark/Kutsal Hazine Avcıları'', 1981 yılında gösterime girdi. Filmin kazandığı başarının ardından 1984 yılında ''Indiana Jones and the Temple of Doom/Indiana Jones ve Lanetli Tapınak'', 1989'da ''Indiana Jones and the Last Crusade/Indiana Jones ve Son Macera'' izleyiciyle buluştu.

96 milyon dolara mal olan ve dünya çapında 1 milyar 182 milyon dolarlık gişe hasılatına ulaşan 3 film, toplam 14 dalda Oscar'a aday gösterilirken, 7 dalda Oscar Ödülü'nün sahibi oldu.


20.05.2008


karayel 30 Temmuz 2008 16:58

James Bond'un müzikleri de hazır

Beyazperdenin en ünlü ajanı 007 James Bond'un “Quantum of Solace” adlı yeni macerasının müziği Alicia Keys ve Jack White tarafından hazırlandı. Stüdyoya giren iki sanatçı, filmin müziği olan “Another Way To Die” adlı parçanın kaydını tamamladı.</B>

BBC'nin internet sitesinde yer alan habere göre, Alicia Keys ve Jack White, White'ın yazıp prodüktörlüğünü üstlendiği parça için stüdyoya girdi. Bond tarihindeki ilk düete de imza atan ikilinin seslendirdiği parçada Jack White davul da çaldı.
Filmin yapımcıları Michael G Wilson ve Barbara Broccoli, Jack White ve Alicia Keys ile çalışmaktan memnuniyet duyduklarını söyledi. Yapımcılar, iki sanatçının filmden ilham alarak inanılmaz yeteneklerini birleştirdiklerini ve “Quantum of Solace” için başarılı bir parça yaptıklarını ifade etti.

Keys ve White'ın stüdyoya girdiğinin açıklanmasının öncesinde, filmin müziğini İngiliz sanatçılar Amy Winehouse ve Leona Lewis'in yapacağı iddiaları ortaya atılmıştı.

James Bond'un yeni macerası “Quantum of Solace”, Kasım ayında seyirciyle buluşacak. “Beyazperdenin son 007 James Bond”u Daniel Craig'in yeniden kamera karşısına geçtiği filmin yönetmenliğini Marc Forster üstleniyor.
Filmin müzikleri, 28 Ekimde Alicia Keys'in “J Records” müzik şirketince müzik marketlerde sunulacak.

James Bond'un 2006 yılındaki “Casino Royale” adlı macerasının müzikleri, Chris Cornell tarafından gerçekleştirilmişti.


karayel 1 Ekim 2008 23:50

Hollywood'un "altın çocuğu" öldü

http://www.hurriyet.com.tr/_np/5671/6525671.jpg

Sinema dünyasından bir yıldız kaydı. Hollywood'un efsane aktörlerinden Paul Newman 83 yaşında hayatını kaybetti. Newman bir süredir kanser tedavisi görüyordu.Newman'ın sözcüsü Marni Tomljanoviç, kanser tedavisi gören aktörün Connecticut'ın New Haven kentinde dün öldüğünü söyledi.

ÜNLÜ AKTÖRÜN ALBÜMÜNDEN
1925 yılında Ohio'da dünyaya gelen Paul Newman, ikinci Dünya Savaşı sırasında ABD donanmasında görev yaptı. Sanat dünyasına ilk adımını Yale Üniversitesi'nde öğrenim gördüğü sırada attı. Broadway'de sahnelenen William Inge yapımı Piknik onun sahneyle tanışmasını sağlayan oyun oldu.
Daha sonra, The Desperate Hours ve Sweet Bird of Youth gibi orijinal Broadway oyunlarında rol aldı. 1954'te oynadığı ilk filmi The Silver Chalice için "1950'lerde yapılmış en kötü film" ifadesini kullanır. 1956'da Somebody Up There Likes Me ve Cat on a Hot Tin Roof filmlerinde oynadı.

GÜZEL ÇOCUK ROLLERİNİ REDDETTİ
Mavi gözleri ve düzgün fiziği ile romantik bir başrol oyuncusu olabileckken bunun yerine daha iddialı roller üstlenmeyi tercih etti.
1950'lerden 60'lara ve hatta 70'lerin sinemasına başarılı geçiş yapabilen nadir oyunculardan biri oldu. Asi kişiliği ondan sonraki nesle de yansıdı. Daha genç aktörler, ondan etkilendiklerini sık sık dile getirdiler.
Newman, 1961'de The Hustler, 1963'de Hud, 1964'te Harper, 1967'de Cool Hand Luke, 1977'de Slap Shot, ve 1982'de The Verdict gibi sinema klasiklerinde rol aldı. 1969'da Butch Cassidy and the Sundance Kid ve 1973'te çevrilen The Sting filmlerinde Robert Redford ile birlikte oynadı.

10 KEZ OSCAR'A ADAY GÖSTERİLDİ

The Long, Hot Summer (1958), Rally 'Round the Flag, Boys!, (1958), From the Terrace (1960), Paris Blues (1961), A New Kind of Love (1963), Winning (1969), WUSA (1970), The Drowning Pool (1975), Harry & Son (1984) ve Mr. and Mrs. Bridge (1990) filmlerinde eşi Joanne Woodward ile birlite oynadı.
En son John Steinbeck uyarlaması olan Fareler ve İnsanlar'ı yönetmeye hazırlanırken sağlık sorunları yüzünden projeyi yarım bıraktı.
Oscar'a 10 kez aday gösterilen Newman, 1987'de "The Color of Money" (Paranın Rengi) filmiyle Oscar kazanmıştı.


HerHangiBiri 14 Kasım 2008 12:40

Sinemada 18 yaş sınırı




Sinema filmlerinde, 18 yaş sınırı getiren “+18” işareti kullanılabilecek.

http://www.habercem.com/imgs/0.gifKültür ve Turizm Bakanlığının “Sinema Filmlerinin Değerlendirilmesi ve Sınıflandırılmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” bugünkü Resmi Gazetede yayımlandı.

Buna göre, yönetmeliğin ekinde yer alan 7 akıllı işarete “18 yaş ve üzeri izleyici kitlesi içindir” ibaresine karşılık gelen bir işaret daha eklendi. Böylece yönetmelikte yer alan akıllı işaretlerin sayısı 8’e çıkarılarak, sinema filmlerine de resmi olarak 18 yaş sınırı getirildi.


ANKA


HerHangiBiri 16 Kasım 2008 00:10



Asya'nın Oscar'ları kabul edilen Asia Pasifik Screen Awards'ta bu yıl En İyi Yönetmen ödülüne "Üç Maymun"daki çalışmasıyla Nuri Bilge Ceylan layık görüldü.

Avustralya'nın Gold Coast Kenti'nde düzenlenen Asia Pasifik Screen Awards'ta "En İyi Film", "En İyi Yönetmen" ve "En İyi Görüntü" dallarında büyük ödüle aday gösterilen Nuri Bilge Ceylan, Cannes'dan sonra burada da "En İyi Yönetmen" ödülünü kazandı. 17 ülkeden 32 filmin yarıştığı Asia Pasifik Screen Awards'ta Derviş Zaim'in "Nokta" filmi de "En İyi Senaryo" ödülüne aday gösterildi. Törende "En İyi Film" ödülünü Kazakistan'dan Sergei Dvortsevoy'in yönetmenliğini üstlendiği "Tulpan" filmi kazandı.


HerHangiBiri 16 Kasım 2008 16:15

'Selanik Film Festivali' başladı




SELANİK - 49. Uluslararası Selanik Film Festivali, dün gece Darren Aronofsky'nin "Teh Wrestler" adlı filminin gösterimiyle açıldı.

Ron Haward'ın "Frost" adlı filminin gösterimiyle 23 Kasımda sona erecek festivalde, 37 bin avro ödüllü "Altın İskender" ve 22 bin avro ödüllü "Gümüş İskender" ödülleri sahiplerini bulacak.

Festivalin yarışma bölümüne toplam 14 film katılırken, yarışma dışı "Balkanlar'a Bakış" bölümünde, Türkiye'nin Selanik Başkonsolosluğunun katkısıyla, "Çağdaş Türk sinemasına saygı" bölümünde Semih Kaplanoğlu'nun "Süt", Hüseyin Karabey'in "Gitmek", Uygan Asan'ın "Kabuk", Nezih Ünen'in "Anadolu'nun kayıp şarkıları", Derviş Zaim'in "Nokta", Yeşim Ustaoğlu'nun "Pandora'nın kutusu", Nuri Bilge Ceylan'ın "3 Maymun" ve Özcan Alper'in "Son bahar" adlı filmleri gösterime girecek.

Toplam 200 filmin gösterileceği festivalde, altı yıldır faaliyetini sürdüren ve bugünden pazartesiye kadar yapılması öngörülen "Senaryo Geliştirme Balkan Fonu" (Balkan Fund) atölye çalışmaları için 9 ülkeden seçilen toplam 12 senaryo arasında, Türkiye'den Cem Başeskioğlu'nun "Merhamet", Sırrı Süreyya Önder'in "Sıfır numara", Zeynep Özcan Akbal'ın "Teslimiyet" ve Barış Pirhasan'ın "Tersakan" adlı filmleri bulunuyor. Bu eserlerden uluslararası jürinin seçeceği dördüne senaryo geliştirme ödülü verilecek.


AA

GAZETEPORT


HerHangiBiri 23 Kasım 2008 17:26



Televizyon ve Sinema Filmi Yapımcıları Meslek Birliği Başkanı Mine Vargı, ''Türk sinemasının hem kendi içinde büyümesi hem de dışarıya açılması için Hollywood ile ilişkilerimiz var ama bir taraftan doğuya baktığımız zaman Bollywood da inanılmaz bir alan'' dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Hindistan'a gelen iş adamları heyetinde bulunan Vargı, Agra'da soruları yanıtladı.

Mine Vargı, önümüzdeki yıl Bollywood ile ilişkileri daha da geliştirerek ortak yapımlara imza atabileceklerini söyledi.

Yaptığı görüşmelerle yeni bir başlangıcın temellerini attıklarını ifade eden Vargı, ''Bollywood dışarıda o kadar çok iş yapıyor ki yılda bin tane film çekiliyor. Bunun bir kısmı Türkiye'de çekilse, Türk sinema sektörü için artı değer olur. Ortak yapım olabilir veya sadece onlara verilecek servis olabilir. Burada kendimizi doğru tanıtmamız lazım. Burada incelemelerde bulunduk, yakınlaşma başladı. Bunun her iki taraf için de iyi olacağını hissediyorum'' diye konuştu.


AA


HerHangiBiri 26 Kasım 2008 09:17

Sinemalarda yaş sınırına yeni düzenlemeler


http://images.habervitrini.com/haber_resim/film-sinema.jpg


Sinemada gösterilen cinsellik, korku ve şiddet içerikli filmlerde, çocuk ve gençler için konulan yaş sınırlarına uyulup uyulmadığını takip etmek için ekipler tarafından salonlara girilerek sıkı denetim yapılacak.

ANKARA - Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürü Abdurrahman Çelik, “Sinema Filmlerinin Değerlendirilmesi ve Sınıflandırılmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik”de değişiklik yaptıklarını hatırlattı.

Geçmiş dönemdeki uygulamanın bazı sıkıntılar getirdiğini, örnek olarak bazı ailelerin “7 “ olmasına rağmen kendilerinin yanında o yaşın altındaki çocukları sinemaya sokabileceklerini düşündüğünü aktaran Çelik, “Bu tarz şikayetler gelince biz de biraz daha araştırdık ve özellikle ABD ile İngiltere’de kullanılan bir işaretleme yönetmeliğini esas aldık” dedi.

Filmlerin sınıflandırması yapılırken, “Aile eşliğinde izlenebilir” işaretini de yeni düzenlemeyle getirdiklerini anlatan Çelik, yanında “A” işareti bulunan filmlerin aile eşliğinde de izlenebileceğini kaydetti. Çelik, “Yalnız bundan sonraki süreçte, ’7 ‘, ’13 ’ ve ’15 ’ olan yaş sınırlamalarında, kesinlikle ailesiyle de gelse salona o yaş sınırlarının altındaki kişiler alınmayacak” diye konuştu.

Çelik, şöyle devam etti: “Bunu yapmamızdaki en önemli neden, bu yaş aralığından dolayı bazı sıkıntılar çıktı. Bazı filmler, özellikle 13 yaş civarı yaş sınırı getirilen
filmlerde büyük sıkıntılar yaşanmaya başlandı. Kimi filmler, 13 yaş sınırında, aslında aileyle gidilebilir ama bizim mevzuata göre gitmemesi gerekiyordu. Yani, uygulama ile mevzuat arasında çelişki ortaya çıktı. Bu çelişkiyi gidermedeki en büyük çözüm de ‘aile ile izlenebilir’ ibaresinin gelmesi oldu. Böylece biz filmleri daha rahat bir şekilde sınıflandıracağız ve daha anlaşılır bir şekilde bu işaretler görülecek. Aileler de içlerine sinerek rahat bir şekilde çocuklarını sinema filmlerine götürebilecekler.

Sadece bizim açımızdan bazı zorluklar, değerlendirme ve sınıflandırma yönünden zorluk var. Bunu birkaç yönüyle inceleme ve elemeden geçirmek zorundayız. Dolayısıyla bu uygulamayla çocuklarımızın gelişimini, psikolojisini, sosyal çevresindeki davranışlarını etkileyebilecek filmleri daha iyi inceleyeceğiz ve aileler de bu yapımlardan kaçınmış olacak. Bu, tabii ki Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın en önemli görevlerinden biridir.”


“ÇOK BÜYÜK DENGESİZLİK YARATIYOR”

Çelik, yönetmelik değişikliğiyle zorunlu tutulduğu halde gerekli işaret ve ibareleri taşımayan filmlerin dağıtım ve gösterimini yapanların 10 bin, yapımcılar ile işaret bulunmasına rağmen filmin dağıtımını ve gösterimini yapanların da 50’şer bin YTL para cezası ödeyeceğini belirtti.

“Cezai koşullar biraz ağır. Ama bu olmasa da bu yaptırımlar olmayacak. Yasada vardı ama bu iş için bağlantıyı yeni kurduk” diyen Çelik, “Sinema salonları buna uymazsa, yaş sınırlarına ilişkin işaretlere uygun hareket etmeyip bu sınırın altındaki çocukları salona alırsa denetimler de artırılacak” dedi.

Denetimlerin valilikler ile il kültür ve turizm müdürlükleri vasıtasıyla yapılacağını anımsatan Çelik, “Bu süreçte onları sıkı denetime alacağız. Salonlara girilecek ve yaş sınırına uyulup uyulmadığı kontrol edilecek. Bir aksaklık varsa cezalar verilecek” diye konuştu.

Ayrıca getirdikleri bir yenilikle fragmanların da yaş sınırlarına uygun olacağını kaydeden Çelik, “Öyle bir şey ki çocuğunuzla sinemaya gittiniz. Pat diye film başlamadan 18 yaş grubuna ilişkin fragman girdi. Bu da çok büyük dengesizlik yaratıyor. Yaş sınırına uygun fragmanlar gösterilecek. Bundan sonra o sınırlar içerisinde kalarak fragman gösterilecek” dedi.

Filmlerdeki yaş sınırlarına ilişkin afiş hazırlayacaklarını ve bunların da sinema salonlarına asılacağını belirten Çelik, bu işaretlerin Bakanlığın internet sitesine de konulacağını, işaretlere uyulması konusunda velilerin de bilinçlenmesi gerektiğini bildirdi.


YAŞ SINIRINA İLİŞKİN İTİRAZLAR
Son dönemde bazı filmlerle ilgili yaş sınırlamalarının tartışmalara neden olduğunu anlatan Çelik, “Bazen kurul 18 verdiği zaman birçok çevre tarafından tepki oluyor” diye konuştu.

Bu konuyla ilgili ilk değerlendirmeyi yapan alt kurulun 1’i sinema sektörü temsilcisi, 1’i psikolog, 1’i de Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan olmak üzere 3 üyeden oluştuğunu ifade eden Çelik, şunları söyledi:

“Filmler, bağımsız bir komisyon tarafından izleniyor, değerlendiriliyor. Sanki Bakanlık doğrudan bu işlemi yapıyormuş, keyfi bir uygulama varmış izlenimi son dönemlerde kamuoyuna yansıdı. Burada Bakanlık sadece bu işi yapanlar içinde denetlemesini yapar, kuralları ortaya koyar. Burada 18 yaşa itirazı bulunanlar, daha sonra üst kurula müracaat edebilir. 9 kişiden oluşan üst kurulda çocuk gelişme uzmanı, psikolog ve sosyolog da var. Onlar tarafından film tekrar gözden geçiriliyor, yaş sınırı indiriliyor ya da çıkarılıyor. Sistem böyle çalışıyor.”


AA

NTVMSNBCE


HerHangiBiri 27 Kasım 2008 10:21

http://www.gazeteport.com.tr/stellent/fragments/gp_assets/images/misc/spacer.gif


Yılmaz Güney'in ''Yol'' filminde birlikte rol alan Tarık Akan ve Şerif Sezer, 28 yıl sonra ''Deli Deli Olma'' filmi için birlikte kamera karşısına geçiyor.

''120'' ve ''O... Çocukları'' filmlerinin yönetmeni Murat Saraçoğlu'nun yöneteceği ''Deli Deli Olma'' filminin Aralık ayında Kars'ta başlayacak çekimleri öncesinde, yönetmen ve oyuncular Nişantaşı City's'de gazetecilerle bir araya geldi.

Toplantıda gazetecilerin sorularını yanıtlayan Tarık Akan, birkaç yıl aradan sonra yeniden bir sinema filminde rol alacağını belirterek, ''Deli Deli Olma'' filmini tercih etme sebebini ''Meseleleri çok farklı bir biçimde anlatan çok özel bir senaryo önüme geldi'' şeklinde açıkladı.

Kars'ta geçen filmde kendisinin bir Malakan'ı oynadığını dile getiren Akan, Malakanların, Ortodoks Ruslar'dan ayrılmış ve Kars'a yerleştirilmiş bir kavim olduğunu anlattı.

Filmde, 1961'de Türk hükümetinin çıkardığı yasaya karşı çıkarak Rusya'ya geri dönmeyen tek Malakan'ı oynadığını belirten Akan, ''Şerif de yine benim sevgilimi oynuyor. Bu, bir türlü birleşemeyen umutsuz bir aşk. Filmde tamamıyla aşk var. Türkiye'de klasikleşen iki önemli film; Yılmaz Güney'in 'Sürü' ve 'Yol' filmlerinde kemikleşmiş aşk ve sevgi üzerine sarılmış olaylar yumağı anlatılır. Burada da aynı şekilde'' diye konuştu.

Çekimlerin Kars'ta karlar altında gerçekleşeceğinin hatırlatılması üzerine Akan, sıcaklığın -30 dereceyi bulacağı Kars'ta daha önce birçok kez film için bulunduğunu, bu yüzden çalışma tekniğini bildiklerini kaydetti.

GENÇLİKLERİNİ ÇOCUKLARI CANLANDIRACAK

Filmdeki gençlik sahnelerini oğlu Barış Üregül'ün, Şerif Sezer'in gençliğini ise Sezer'in kızı Deniz Arna'nın canlandıracağını söyleyen Akan, üniversiteyi yeni bitiren ve ABD'ye yüksek lisans yapmaya gidecek olan büyük oğlu Barış'a teklifi götürdüğünde hemen kabul ettiğini, ancak oğlunun bundan sonra sinemaya girip girmeyeceğini kendisinin bileceğini aktardı.

Akan, ''Türkiye o kadar değişti ki artık öyle bir filmde oynayarak ünlü olunmuyor. Sırada bekleyen, üniversitesini okumuş bir sürü kişi var. Barış eğer severse, gider eğitimini alır'' dedi.

Film yapmanın kolektif bir iş olduğunu ifade eden Akan, ''Hepimiz senaryoyu aylar öncesinde aldık. Özenle çalıştık. Oyuncular da çok iyi seçilmiş'' diye konuştu.

Günümüz Türk sinemasıyla ilgili bir soru üzerine de Akan, Türk filmlerinin iş yapmasının kendisini mutlu ettiğini, ancak çok sayıda Türk filminin dünyaya açılamamasına üzüldüğünü söyledi.

ÇEKİMLER YAKLAŞIK 6 HAFTA SÜRECEK

Filmin diğer başrol oyuncusu Şerif Sezer de senaryoyu çok beğendiği için filmde rol almayı tercih ettiğini belirterek, şunları kaydetti:

''Öncelikle senaryo beni çok etkiledi. Yola çıkmak üzereyken senaryo acele elime ulaştırıldı. Gittiğim yerde okudum, çok beğendim. İnsanların çoğu biliyormuş. Bir senedir çekilmeyen bir hikayeymiş. Dilini anlamam zaman aldı. Azeri dilinde yazılmıştı. Daha sonra sadeleştirildi. Son zamanlarda okuduğum en etkileyici senaryoydu.''

Film için çalışmalara 2 ay önce başladıklarını ve filmin çekimleri için Kars'a gideceklerini hatırlatan Sezer, ''Kars'ta geçen iki film yaptım. Kars çok güzel bir yer. Çekimler için 5-6 hafta kadar oradayız'' dedi.

''BENİ MUTLU EDEN, BABAMLA ÇALIŞMA İMKANI''

Tarık Akan'ın oğlu Barış Üregül de gazetecilerin, sinemayı seçip seçmeyeceğine yönelik soruları üzerine, ''Bu film benim için kısa bir iş. Zaten ABD'ye MBA yapmaya gideceğim. Beni mutlu eden şey, babamla çalışma imkanı'' şeklinde konuştu.

2009'da vizyona girmesi planlanan film için düzenlenen basın toplantısına, yönetmen Murat Saraçoğlu, oyuncular Tarık Akan ve oğlu Barış Üregül, Şerif Sezer ve kızı Deniz Arna'nın yanı sıra filmin diğer oyuncuları Zuhal Topal, Levent Tülek, Merve Altınkaya, Halil Kumova ve filmin minik oyuncusu Cemile Nihan Turhan da katıldı.

FİLMİN KONUSU

''Deli Deli Olma'' filminin konusu özetle şöyle:

93 Harbi sonrasında Çar'ın Rusya'da yaşamasını istemediği Malakan kavminin bir kısmı Kars'a göçe zorlanır. Göç edenler arasında Mişka'nın (Tarık Akan) ailesi de vardır. Filmde Mişka 70'li yaşlardadır. Bir zamanlar köyün değirmenini işleten Mişka, modern makineler çıktıktan sonra işini yapamamış ve maddi sıkıntıya düşmüştür.

Köyün huysuz ihtiyarı Popuç (Şerif Sezer), Mişka'dan nefret eder ve köyde yaşamasını istemez. Köylüler bir zarar görmedikleri hatta sevdikleri, kendi halinde, barışçı, yardımsever Mişka ile Popuç arasında kalmışlardır.

Popuç, oğlu Şemistan (Levent Tülek), gelini Figan (Zuhal Topal) ve üç torunuyla yaşar. Torunlarından en küçüğü Alma, dik başlı, sevecen bir kızdır ve doğuştan iyi bir müzik kulağına sahiptir. Alma'nın öğretmeni Metin, Alma'daki yeteneği fark etmiştir ve kesinlikle değerlendirilmesi gerektiğini düşünür. Alma ve Mişka arasında sıcacık bir dostluk vardır. Metin öğretmenin uğraşları sonucunda Alma konservatuvar sınavlarına girer.

Mişka hastadır. Köyde Mişka'nın yakında öleceği konuşulur. En sonunda iki yaşlı geçmişlerini sorgularlar ve aralarındaki büyük sır ortaya dökülür.


AA

GAZETEPORT


MeLL 27 Kasım 2008 12:28

‘Mustafa’ Film Müzikleri Albümü Çıktı


Can Dündar tarafından yazıp yönetilen, gösterime girdiği andan itibaren büyük yankı uyandıran “Mustafa” filmi, orijinal film müzikleriyle de ilgi çekecek.
İçerisindeki eserlerin büyük bir çoğunluğu ünlü besteci Goran Bregovic imzalı olan orijinal film müzikleri albümü Sony Music etiketiyle müzik marketlerde yerini aldı.

Albümde Goran Bregoviç imzalı bestelerin yanı sıra anonim türküler ile “İzmir Marşı” ve “Dağ Başını Duman Almış” gibi marşlar da yer alıyor.

Bu özel albümde ayrıca; Mustafa Kemal Atatürk’ün iki konuşmasından bölümler de bulunuyor.



kaynak:sinemalar.com


MeLL 27 Kasım 2008 12:38

Recep İvedik 2'nin çekimlerine başlandı

http://www.sinemada.com/images/stories/recepivedikkkk11.jpg
Komedyen Şahan Gökbakar'ın seyirci ve hasılat rekorları kılan filmi "Recep İvedik"in ikincisinin çekimlerine başlandı.

Alınan bilgiye göre, senaryosunu Şahan Gökbakar, Serkan Altuniğne ve Togan Gökbakar'ın yazdığı, yönetmenliğini de yine Togan Gökbakar'ın yaptığı filmin 12 Şubat 2009 tarihinde vizyona girmesi planlanıyor.

Televizyon şovlarındaki skeçleriyle izleyicilerin beğenisini toplayan ve geçen yıl beyaz perdeye "Recep İvedik" karakterini uyarlayan Şahan Gökbakar'ın yeni filminde, İvedik'in birbirinden komik durumlar yarattığı şehir hayatı anlatılıyor.

Yapımcılığını Faruk Aksoy'un üstlendiği filmde, Şahan Gökbakar'ın yanı sıra Gülsen Özbakan, Efe Babacan ve Çağrı Büyüksayar rol alıyor.


kaynak:sinemada.com


HerHangiBiri 1 Aralık 2008 14:53

http://www.gazeteport.com.tr/stellent/fragments/gp_assets/images/misc/spacer.gif

Heath Ledger’in oynadığı “The Dark Knight”ın birinci olduğu listede Reha Erdem’in yönettiği “Beş Vakit” beşinci sırada yer aldı.


The Times ve The Sunday Times gazeteleri, “Yılın En İyi 100 Filmi”ni seçti. Bir süre önce ölen aktör Heath Ledger’in oynadığı “The Dark Night”in birinci olduğu listede Reha Erdem’in yönettiği “Beş Vakit” beşinci sırada yer aldı. Fatin Akın’ın “Yaşamın Kıyısında” filmi de 28'inci oldu.


Reha Erdem’in yönettiği “Beş Vakit” filmi, “Yılın en iyi beş filmi" arasına girdi.

The Times ve The Sunday Times gazeteleri, “Yılın En İyi 100 Filmi”ni belirledi. Bir süre önce ölen aktör Heath Ledger’in “olağanüstü” bir performansı gösterdiği “The Dark Night”ın birinci olduğu listede “Beş Vakit” beşinci sırada yer aldı. Bu arada, Fatin Akın’ın “Yaşamın Kıyısında” filmi de 28'inci oldu.

İngiltere’nin önde gelen gazetelerinden The Times ve The Sunday Times, “Yılın En İyi 100 Filmi”ni belirledi.

Bir süre önce ölü bulunan genç Avustralyalı aktör Heath Ledger’in Oscar ödüllüne layık bir performası gösterdiği düşünülen “The Dark Night” filminin birinci seçildiği listenin ilk beş sırasına ayrıca Matteo Garrone’nin yönettiği “Gomorrah”, James Marsh’ın “Man On Wire” filmi, Paul Thomas Anderson’un yönettiği “There Will Be Blood” ile Reha Erdem’in “Beş Vakit” filmi de girdi. Listenin ilk beş filmine “beş yıldız” notu da verildi.

Adana Altın Koza Festivali’nde “En İyi Film” ödülünü kazanan “Beş Vakit”, İngiltere’de “Time and Winds” adı ile gösterime girdi. Filmde Özkan Özen, Ali Bey Kayalı ve Elit İşcan oynuyor.

Bu arada, Türk kökenli yönetmen Fatih Akın’ın “Yaşamanın Kıyısında” filmi de, “Yılın En İyi 100 Filmi” listesinde 28. sırada yer aldı. Filmde Baki Davrak, Nurgül Yeşilçay ve Tuncel Kürtiz rol aldı.

TIMES'IN SEÇTİKLERİ:

1-The Dark Knight
2-Gomorrah
3-Man On Wire
4-There Will Be Blood
5-Time and Winds (Beş Vakit)
6-4 Months, 3 Weeks & 2 Days
7-Alexandra
8-Appaloosa
8-Assembly
10-Australia
11-Be Kind Rewind
12-Before the Devil Knows You’re Dead
13-Bigga than Ben
14-Blindsight
15-Black White + Gray
16-The Boss of It All
17-The Boy in the Striped Pyjamas
18-Burn After Reading
19-California Dreamin'
20-The Changeling
21-Chocolate
22-Cloverfield
23-A Complete History of My Sexual Failures
24-Couscous
25-Definitely, Maybe
26-The Diving Bell and the Butterfly
27-Donkey Punch
28-The Edge of Heaven (Yaşamın Kıyısında)
29-Four Minutes
30-Frost/Nixon
31-Garage
32-Garbage Warrior
33-Gone Baby Gone
34-Half Moon
35-Halla Bol
36-Happy-Go-Lucky
37-Hellboy II: The Golden Army
38-High School Musical 3
39-How to Lose Friends and Alienate People
40-Hunger
41-I.O.U.S.A.
42-I've Loved You So Long
43-In Bruges
44-In Search of a Midnight Kiss
45-In the Valley of Elah
46-Indiana Jones and the Kingdom of the Crystal Skull
47-Iron Man
48-Jar City
49-Jodhaa Akbar
50-Joy Division
51-Juno
52-Kamikaze Girls
53-Kenny
54-Kung Fu Panda
55-La Zona
56-Linha de Passe
57-Lust, Caution
58-Mad Detective
59-Mamma Mia! The Musical
60-Memories of Underdevelopment
61-Mongol
62-My Brother is an Only Child
63-My Winnipeg
64-No Country for Old Men
65-OSS-117: Cairo, Nest of Spies
66-Of Time and the City
67-Out of the Blue
68-P2
69-Persepolis
70-Ponyo On The Cliff By The Sea
71-Quantum of Solace
72-Quarantine
73-Quiet Chaos
74-Rachel Getting Married
75-Redacted
76-RocknRolla
77-Shine a Light
78-The Silence of Lorna
79-Somers Town
80-The Spiderwick Chronicles
81-Still Life
82-The Strangers
83-Summer Hours
84-Sweeney Todd: the Demon Barber of Fleet Street
85-Taxi to the Dark Side
86-Terror's Advocate
87-Thoda Pyaar Thoda Magic
88-Under the Bombs
89-Unrelated
90-Vicky Cristina Barcelona
91-W.
92-The Wackness
93-Wall-E
94-Water Lilies
95-Waltz with Bashir
96-The Wave
97-We Are Together
98-What Just Happened?
99-XXY
100-You, the Living


GAZETEPORT- ANKA


HerHangiBiri 6 Aralık 2008 16:55

İlk günden gişe rekoru kırdı


http://www.gazeteport.com.tr/stellent/groups/public/documents/site_studio_images/gp_340113.jpg

A.R.O.G daha ilk günden seyirci rekoru kıracağını belli etti

Cem Yılmaz'ın uzun süredir merakla beklenen yeni filmi A.R.O.G. daha şimdiden seyirci rekorunu kırmış gibi görünüyor. Filmi gösterime girdiği 5 Aralık Cuma günü yani sadece tek bir günde 350 bine yakın kişi izledi.http://www.gazeteport.com.tr/stellent/fragments/gp_assets/images/misc/spacer.gif






HerHangiBiri 7 Aralık 2008 03:48

Yaşamın Kıyısında' nın Büyük Başarısı


http://www.gazeteport.com.tr/stellent/groups/public/documents/site_studio_images/gp_340256.jpg
http://www.gazeteport.com.tr/stellent/fragments/gp_assets/images/misc/spacer.gif


Geçtiğimiz günlerde Times'ın seçtiği yılın en iyi 100 filminde 28. sıraya yerleşen Fatih Akın'ın Yaşamın Kıyısında filmi, Prestijli New Yorker haftalık dergisinin “2008 Yılı’nın En İyi 10 Filmi” listesinde de yer aldı.

Prestijli New Yorker haftalık dergisi, “2008 Yılı’nın En İyi 10 Filmi”ni seçti. Derginin tanınmış sinema eleştirmeni Anthony Lane’nin oluşturduğu listeye Türk kökenli Alman yönetmeni Fatih Akın’ın “Yaşamın Kıyısında” filmi de girdi.

New Yorker’in sinema eleştirmeni Anthony Lake tarafından yayınlanan “2008 Yılı’nın En İyi 10 Filmi” listesinde Fatih Akın’ın büyük ilgi uyandıran “Yaşamın Kıyısında” filmi de bulunuyor.

Listedeki diğer filmler arasında da çok konuşulan İspanyol yönetmeni Antonio Bayona’nın “The Orphanage” (Yetimhane), Romen Christian Mungiu’nun yönettiği “Four Months, Three Weeks and Two Days” (Dört Ay, Üç Hafta ve İki Gün) ile ABD’li yönetmen Andrew Stanton’un imzasını taşıyan “Wall-E”ye de yer verildi.




HerHangiBiri 7 Aralık 2008 12:50

Avrupa’nın en iyi filmi: Comorra


http://www.ntvmsnbc.com/i/blank.gif


İtalyan yönetmen Matteo Garrone’nin “Comorra” (Gomorra), 21. Avrupa Film Ödüllerinde en iyi film ödülünü kazandı. Filmin senaryosunu yazan Roberto Saviano 2,5 yıldır mafyanın hedefinde.

Napolili örgüt Camarro’yu araştırdığı için ülkesi İtalya’da bir kahraman olarak kabul edilen ve iki yıldır polis korumasında yaşayan Roberto Saviano’nun kitabından uyarlanan “Comorra” filmi, 21. Avrupa Film Ödüllerinde en iyi film ödülünü aldı. Napoli’nin yer altı suç dünyasını anlatan filmin yönetmeni Matteo Garrone de Avrupa Film Akademisi’nce en iyi yönetmen seçildi.http://www.ntvmsnbc.com/i/blank.gif

Kristin Scott Thomas “I’ve Loved You So long” filmindeki rolüyle en iyi kadın oyuncu ödülüne layık bulunurken, Toni Servillo “Gommora” ve “Il Divo” filmlerindeki rolleriyle en iyi erkek oyuncu ödülünü aldı.İngiliz aktrist Judi Dench de, Avrupa Film Akademisi’nce hayat boyu başarı ödülüne layık bulundu.

İngiliz yönetmen Daved Yates’e, “Harry Potter ve Zümrüdüanka Yoldaşlığı” filmiyle Halkın Seçimi Ödülü verildi.

Akademi Ödüllerinin Avrupa’daki muadili olarak verilen Avrupa Filmi Ödülleri festivali bu yıl Danimarka’nın başkenti Kopenhag’da yapıldı.




HerHangiBiri 9 Aralık 2008 23:20




Yönetmen Hüseyin Karabey'in, uluslararası yarışmalardan ödülle dönen ve gerçek bir hayat hikayesini beyaz perdeye aktardığı filmi ''Gitmek'', Bahama, Dubai ve Hindistan'da düzenlenecek festivallere katılacak.

AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, Türkiye'de 14 Kasım'da vizyona giren Hüseyin Karabey'in ilk uzun metrajlı filmi ''Gitmek'' dünya çapındaki gösterimlerine devam ediyor.

Londra Türk Film Festivali'nde açılış filmi olan ''Gitmek'', 11 Aralık'a kadar sürecek olan Bahama Uluslararası Film Festivali'ne katıldıktan sonra 11-18 Aralıkta düzenlenecek Dubai Film Festivali'nde ve 12-19 Aralıkta Hindistan'da gerçekleştirilecek Kerala Film Festivali'nde yarışma bölümünde Türkiye'yi temsil edecek.

''Gitmek'' bu hafta içinde Hollywood Kadın Filmleri Festivali'nde de gösterilecek.

Yönetmen Karabey'in ilk uzun metrajlı filminde baş rolleri paylaşan Ayça Damgacı ve Hama Ali Khan gerçek yaşamdaki rollerini oynadı.

Senaryosunu Karabey ile Ayça Damgacı'nın birlikte yazdığı filmin görüntü yönetmenliğini Emre Tanyıldız yaptı. Müzikleri Kemal Sahir Gürel imzası taşıyan filmde, Cengiz Bozkurt, Emrah Özdemir, Ani İpekkaya, Nesrin Cavadzade, Mahir Günşiray ve Volga Sorgu Tekinoğlu da rol aldı.

Filmin kurgusunu ünlü Fransız yönetmen Eric Rohmer'in son 20 yıldır tüm filmlerinin kurgusunu gerçekleştiren Mary Stephen yaptı.

Aşkı uğruna zorlu bir yolculuğa çıkmayı göze alan bir kadının hikayesini anlatan filmin konusu özetle şöyle:

''İstanbul'da yaşayan tiyatrocu Ayça ile Iraklı tiyatrocu Kürt kökenli Hama Ali, Türkiye'de çekilen bir filmin setinde tanışır ve birbirlerine aşık olurlar. Film çekimleri bittikten sonra Hama Ali Irak'a, Ayça ise İstanbul'daki rutin yaşamlarına geri döner. Irak'ta savaşın patlamasıyla iki sevgilinin birbirlerine ulaşmaları adeta mucize halini alır. Ailesiyle tiyatro çevresi ve kendisiyle mücadele eden Ayça, herkes Irak'tan kaçmaya çalışırken Hama Ali'ye ulaşmak için adeta tersine bir yolculuğa çıkar.''

Filmin çekimleri, üç ülke sınırlarında küçük bir ekiple gerçekleşti. Çekim sürecinde 6 bin kilometre yol katedildi. İstanbul'da başlayan çekimler, Diyarbakır, Mardin, Silopi, Van, İran'ın Urmiye, Irak'ın kuzeyindeki Erbil ve Süleymaniye kentlerinde yapıldı.

FESTİVALLER VE ÖDÜLLER

''Gitmek'' 37. Rotterdam Film Festivali, 27. İstanbul Film Festivali (Ayça Damgacı -En İyi Kadın Oyuncu), 6. New York Tribeca Film Festivali (Hüseyin Karabey - En İyi Yönetmen), 15. Adana Altın Koza Film Festivali (En İyi Kadın Oyuncu), 26. Münih Film Festivali, 54. Taormina Film Festivali, 25. Jerusalem Film Festivali (Fiprecsi Ödülü), 5. Yerevan Film Festivali (Fiprecsi Ödülü - Ekümenlik Jüri Özel Ödülü), 57. Melbourne Film Festivali, 14. Sarajevo Film Festivali (En İyi Kadın Oyuncu), 5. Euroassia Film Festivali, 24. Uluslararası Warsaw Film Festivali, 35. Uluslararası Ghent Film Festivali, 45. Antalya Film Festivali (En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu - Volga Sorgu), 21. Tokyo Uluslararası Film Festivali (En İyi Asya-Ortadoğu Filmi) ve Borderlands 4 Film festival'e (En İyi Film) katıldı.




Daisy-BT 9 Aralık 2008 23:42

KIRAN KIRANA REKABET... AROG İLE MURO İÇİN SİNEMA ÖNLERİNDE KUYRUKLAR OLUŞTU!


5 Aralık günü vizyona giren iki sinema filmi A.R.O.G ile Muro, ilk gün yoğun ilgiyle karşılandı. Sinemaseverler her iki filmi de izlemek için salonların önünde kuyruklar oluşturdu.AROG için ilk 6 günlük biletlerin tamamen tüketildiği öğrenildi. Kurtlar Vadisi de MURO için farklı bir atağa geçti.
Muro ile AROG'un gişe kapışması merakla izleniyor... PANA Filmin yapımcılığını üstlendiği yeni karakteri MURO'yu sinemaya taşıması, sinemada ilginç bir rekabet oluşturdu. Cem Yılmaz'ın GORA ile elde ettiği başarıyı geçme hedefiyle yaptığı bir devam filmi niteliğindeki AROG'un gişede nasıl bir hasılat yapacağı merak konusu oldu. AROG'un vizyona girmeden önce 400 sinemadaki bir haftalık biletlerinin tüketilmesi, Cem Yılmaz ve ekibinin yüzünü güldürdü.


AROG'un ilk gün 350 bin kişi tarafından seyredilmesi ve GORA'nın 230 bin olan seyirci sayınsını aşması yarışı daha da kızıştırdı…

Vizyona sıkı bir başlangıçla giren AROG'un enk yakın takipçisinin ise MURO olacağı konuşuluyor. PANA Film ve ekibinin sıkı bir promosyon kampanyasıyla gişe hasılatına asılması, yarıştaki önemli etkenlerden biri. Bir diğer önemli faktör ise "Kurtlar Vadisi fanatikleri"... Muro karakteriyle diziyi sürükleyen Muro'nun gişede Cem Yılmaz'a sıkı bir rakip olacağı gösterime girdiği ilk günden itibaren belli oldu.

Muro için sinema gişeleri önünde oluşturulan kuyruklar yapımcı ve oyuncuları umutlandırdı.
Cem Yılmaz'ın AROG'a karşısında işi şansa bırakmayan Kurtlar Vadisi ekibi, dizi içinde de ilginç diyalogları senaryoya ekleyerek seyirciyi sinema salonlarına yönlendiriyor...

Kurtlar Vadisi'nin yayınlanan son bölümünde Muro ile Çeto'nun otomobil içindeki diyalogları bunun açk göstergesi... Muro'nun "Biz sinemaya ağır geliriz. Bir milyon ne ki! Bir hareketimle 10 milyon kişiyi oraya çekerim" sözleri, Kurtlar Vadisi fanatiklerine "Haydi Muro için sinemaya" mesajının en açık işaretydi.
AROG ile MURO arasındaki gişe kapışmasının sonunda kimin zirveye oturacağı büyük merak konusu oldu...


Daisy-BT 10 Aralık 2008 00:06

Muro ile Çeto’nun başına gelenler


Kurtlar Vadisi dizisinin "devrimci jargonu" ve "Nalet olsun içimdeki insan sevgisine" repliğiyle tanınan "Muro" karakteri sinema perdesine taşındı.

"Muro: Nalet Olsun İçimdeki İnsan Sevgisine" adlı yapım yeni Türk filmi. Senaryosunu Raci Şaşmaz, Bahadır Özdener ve Cüneyt Aysan’ın yazdığı filmin yönetmenliğini Zübeyr Şaşmaz yaptı. Mustafa Üstündağ, Selim Erdoğan, Bülent Şakrak ve Evrim Alasya’nın performanslarını sergilediği filmin konusu kısaca şöyle: "Cezaevinden çıkan Muro ile Çeto, ’devrim’i köyden başlatmak üzere memleketlerine dönerler. İlk planları evlenip yuva kurmak, örnek birer devrimci olmaktır.


CelestialBody 10 Aralık 2008 01:32

A.R.O.G
A.R.O.G. Filmi güzeldi,ama bilet almak epeyce zor oldu, kuyrukta beklemek 3 seans sonraya bile bilet sağlayamadı. Tatile rastlaması ve G.O.R.A. nın başarısı yüzünden olabilir. Ben umduğumu buldum, beğendim.



HerHangiBiri 10 Aralık 2008 12:52



Büyük iddialarla vizyona giren "AROG" ve "Mustafa" filmlerinin yapımcılarını telif sıkıntısı sardı. Bu filmlerde üç şarkının izinsiz olarak kullanılması nedeniyle, telif hakkını ellerinde bulunduranlar, yapımcılara ihtar çekti.

Vizyona girmesi sabırsızlıkla beklenen ve daha izleyiciyle buluşmadan önce konuşulmaya başlanan iki Türk filmi, şimdi bambaşka bir nedenle gündemde... "AROG" ve "Mustafa" filmlerinin yapımcıları, söz konusu filmlerde izin almadan kullandıkları şarkılar yüzünden telif hakkı sahipleriyle karşı karşıya geldi. Filmlerin gösterime girmesinden sonra ortaya çıkan bu sürpriz üzerine, telif hakkını ellerinde bulunduranlar yapımcılara ihtar çekti.

Fiyat 100 bin YTL’ye çıktı

Cem Yılmaz’ın yazıp yönettiği "AROG"da, Kibariye’nin yorumuyla ünlenen "Annem" ve Edip Akbayram’ın "Kibar Gelin"i, Can Dündar’ın senarist ve yönetmen olarak imza attığı "Mustafa"da ise "Gençlik Marşı" kullanıldı. Filmler vizyona girince bu eserlerin telif haklarını ellerinde bulunduranlar hemen MESAM’a başvurdu. Çekimlerden önce 2-3 bin YTL’lere anlaşma sağlanabilecekken, şimdi telaffuz edilen rakamların 100 bin YTL’lere ulaştığı konuşuluyor. Bu ciddi anlaşmazlığın masa başında mı yoksa mahkeme salonlarında mı sonuçlanacağı ise şimdilik merak konusu... Yetkililer bu konuda herhangi bir açıklama yapmıyor.




karayel 12 Aralık 2008 11:54

Gişede A.R.O.G-Muro yarışı

Son dönemde vizyona giren Türk filmleri arasında kıyasıya bir yarış yaşanıyor.

Özellikle aynı gün vizyona giren "A.R.O.G: Bir Yontmataş Filmi" ile "Muro: Nalet Olsun İçimdeki İnsan Sevgisine" filmi, rekor kırmaya çalışıyor. Önceki gün dört günlük izleyici sayısıyla 1 milyonu aşan "A.R.O.G", yapımcısının yüzünü güldürürken, hemen arkasından 6 günlük hasılatıyla "Muro" filmi geliyor. "Muro"nun da 6 günlük izleyici sayısıyla 1 milyonu aştığı ifade ediliyor. Öte yandan "Issız Adam" filmi, beş haftanın sonunda 1 milyon 180 bin kişi tarafından izlendi. Aynı şekilde "Osmanlı Cumhuriyeti" de, dört hafta sonunda 1 milyon 200 bin izleyici sayısına ulaştı.

Salonlarda son durum

A.R.O.G (4 gün), 1.106.863 kişi, 9.640.776 YTL hasılat.

Muro (6 gün), 1.021.000 kişi, 8.270.100 YTL hasılat.

Osmanlı Cumhuriyeti (4 hafta), 1.200.000 kişi, 9.852.000 YTL hasılat.

Issız Adam (5 hafta), 1.180.000 kişi, 10.454.800 YTL hasılat.


karayel 12 Aralık 2008 11:55

Sinemada kız kıza film keyfi

İstanbul sinemalarında son birkaç aydır kadınlara özel günler oluyor. Bunlardan biri her salı günü Astoria Cinebonus sinemalarında uygulanan yüzde 50 indirim, diğeri de Cinecity sinemalarındaki kadınlar matinesi diyebileceğimiz ücretsiz Kız Kıza Sinema Keyfi. Her ikisi günde de sinemada kadın izdihamı yaşanıyor.

Haftaiçi, bir salı gününde "Sinemaya kaç kişi gider ki" demeyin sakın. Çünkü Astoria Cinebonus sinemaları, salı günleri diğer haftaiçi günlerinin aksine tıklım tıkış oluyor. Hem de sabah 10.30’dan itibaren. Çünkü bu sinemada her salı, her matinede kadınlara yüzde 50 indirim uygulanıyor. Yani biletler sadece 6 YTL. Gerçekten anlatıldığı kadar ilgi görüyor mu, diye 18.00 seansından önce mekanı keşfe gittik. Gerçekten de daha bilet gişesinden bugünün bir farklılığı olduğu dikkat çekiyordu.

ERKEKLERİN BURADA NE İŞİ VAR YAHU

Tam iş çıkışı saatine denk geldiğimizden sinemada daha çok işten çıkmış genç ve şık kadınlar vardı. Hepsi haftasonu kendi işlerine vakit ayırmayı tercih ettiğinden, kız arkadaşlarıyla toplanıp buraya gelmeyi tercih etmiş. Bu indirimin, kız kıza buluşmak ve vizyona giren yeni filmleri seyretmek için iyi bir bahane olduğunu düşünüyorlar.

Arada bir iki tane erkek de dikkatimi çekti. "Bu duruma ne diyorsunuz?" diye sorduğumda "Haftaiçi sakin sakin sinema izlemek için gelmiştik. Ama bu kadar çok kadını bir arada görünce önce kadınlara özel matine uygulanıyor sandık. Az kalsın geri dönüyorduk" diyorlar. Kadınlarsa "Yahu bugün kadınların özel indirim günü. Erkeklerin burada ne işi var" diye soruyor şaka yollu.

250 KİŞİ GELİYORDU ŞİMDİ 1000 KİŞİ OLDU

Sadece akşam seanslarındaki izleyici potansiyelini görebildiğimiz için tüm gün sinemada neler olup bittiğini Astoria Alışveriş Merkezi Genel Koordinatörü Ferzan Çelikkanat’a sorduk: "Bir ay önce kadınlara yüzde 50 indirim uygulamasına geçtiğimizden beri her salı sabahtan itibaren sinema kadınlarla dolmaya başlıyor. Hem de çok fazla duyuru yapmamamıza rağmen. Akşam seanslarına kadar daha çok 40 yaş üzeri ev hanımları geliyor. 18.00’den sonra sizin de gördüğünüz gibi genç iş kadınları. Normalde salı ve çarşamba sinemada ölü gündür. Ama bu kampanya başladığından beri 250 kişilik seyirci sayısı bine çıktı. Daha çok Türk filmlerine ve romantik komediye ilgi gösteriyorlar."

Her biri localı, 10 salonlu Astoria Cinebonus’un duvarları cam. Alışveriş merkezini ve İstanbul manzarasını görebiliyorsunuz. Tabii film sırasında camlar karartılıyor.

(Cinebonus Astoria: (0212) 215 27 27).

AYDA BİR KADINLAR MATİNESİ DÜZENLİYORLAR

Kadınlara özel diğer bir sinema aktivitesi de Cinecity Sinemaları’nda. Sadece kadın kadına film izleyebiliyorsunuz. Kız Kıza Sinema Keyfi adı verilen buluşma ücretsiz. Her ay sadece bir kez düzenlenen etkinlik bu kez 24 Aralık’ta Etiler’deki D-Point Cinecity’de, Kozyatağı Wings Cinecity’de ve Zeytinburnu Olivium Cinecity’de 21.00’de başlayacak.

Tüm aktivitelerden yararlanmak için film başlamadan bir saat önce gelmek gerekiyor. Çünkü kozmetik markası L’Oreal ile işbirliğiyle yapılan etkinlikte filmden önce cilt bakımı ve makyaj yaptırmak mümkün. Ardından şampanyalarınızla sinema salonuna geçip filmi izleyebiliyorsunuz. Katılmak için önceden Cinecity’yi arayıp yer ayırtmak gerekiyor.

Etiler: (0212) 352 16 66, Kozyatağı: (0216) 315 10 10 Zeytinburnu: (0212) 546 96 96.


HerHangiBiri 14 Aralık 2008 11:39

Son Terminatör'den İlk Görüntüler










Uzun zamandan beri beklenen ve daha vizyona girmeden hareketli afişiyle merak uyandıran Terminatör serisinin 4. filminin çekimleri tamamlandı.

2009 yılının yaz aylarında gösterime girmesi planlanan ve aksiyon sınırlarını zorlayacak olan "Terminator: Salvation" (Terminatör: Kurtuluş) filminin ilk görüntüleri yayınlandı.

Skynet ve Terminator ordusuna karşı insanların direnişine liderlik eden John Connor'ı, "Batman: The Dark Night" (Batman : Kara şövalye) filmindeki Batman rolündeki Christian Bale canlandırıyor.

Yönetmenliğini McG'nin üstlendiği filmde Bale'e; Anton Yelchin, Sam Worthington ve Moon Bloodgood eşlik ediyor.

Ancak bu sefer terminator serisinin demir başı Arnold Schwarzenegger kadroda yok. Birçok sinema sever Schwarzenegger olmadan bir Terminator filmi çekilemez diye düşünseler de 61 yaşındaki oyuncunun filmde oynaması gerçekten çok zor.

Ülkemizde 5 Haziran 2009'da vizyona girmesi planlanan "Terminator: Salvation"'ın konusu şöyle:
"Kıyamet sonrası 2018 yılında geçen yeni bölümünde Christian Bale, Skynet ve Terminator ordusuna karşı insanların direnişine liderlik eden John Connor’ı canlandırıyor. Ancak gelecekteki Connor’ın inandığı şeyler, son anısı idam sehpasına yürümek olan Marcus (Sam Worthington) adlı bir yabancının ortaya çıkmasıyla kısmen değişir.

Connor, Marcus’un gelecekten mi yollandığına yoksa geçmişten mi kurtarıldığına karar vermelidir. Skynet son saldırısına hazırlanırken, Connor ve Marcus kendilerini Skynet operasyonlarının kalbine götürecek bir yolculuğa çıkarlar. Orada, insanlığın yok edilmesinin ardındaki korkunç gerçeği ortaya çıkaracaklardır."




karayel 15 Aralık 2008 17:01

'Sonbahar'a bir ödül daha

http://www.hurriyet.com.tr/_np/1380/6981380.jpg

Özcan Alper'in yönetmenliğini yaptığı “Sonbahar” isimli film, 9. Uluslararası Tiflis Film Festivali'nde “Gümüş Prometus” ödülünü aldı. Festivalde “Altın Promethus” ödülünü ise Sırp asıllı Stefan Arsenijevic'in yönetmenliğini yaptığı “Love and Other Crimes” filmi kazandı.


Sonbahar; Adana Altın Koza'da “En iyi film” ödülü, Locarno, Roma, Med Film, Antalya Avrasya ve Gezici Festival de dahil ulusal ve uluslararası festivallerde şimdiye kadar 9 ödül aldı.
Film; uluslararası festivaller turuna 2009 yılında da devam edecek. Sonbahar; Fransa'da Angers Film Festivali, İsveç'te Göteborg Film Festivali, İrlanda'da Dublin Film Festivali ve Hollanda'da Rotterdam Film Festivali'nde gösterilecek.
Özcan Alper'in ilk uzun metrajlı filmi olan Sonbahar, 19 Aralık'ta gösterime giriyor.


HerHangiBiri 17 Aralık 2008 22:42



ABD’li yönetmen Andrew Stanton’un “Wall-E” adlı animasyon filmi, “Yılın En İyi Filmi” olarak ilan edildi.

Time dergisinin internet sitesinde yayınlanan “Yılın En İyi 10 Filmi” listesinin başında Oscar ödüllü senaryo yazarı-yönetmen Andrew Stanton’un, çok sükse yapan “Wall-E” adlı animasyon filmi yer aldı.

Philip Seymour Hoffman’ın başrolünü üstlendiği “Synecdoche, New York”un ikincisi olduğu listede Kanadalı yönetmen Guy Maddin’in komedi-drama “My Winnipeg” filmi ise üçüncü sırada bulunuyor.

Yılın en iyi filmleri listesi için çok beğenilen Christian Mungiu’nun “4 Months, 3 Weeks and 2 Days” filmi, Sean Penn’in oynadığı “Milk”, ünlü yazar F. Scott Fitzgerald’in kısa bir öyküsune dayanan, Bratt Pitt’li “The Curious Case of Benjamin Buton” adlı yapım da seçildi.

Listeye ayrıca, Danny Boyle’nin, yoksulluk ile zenginliğinin biraraya geldiği Mumbai’de geçen bir hikayeyi konu alan “Slumdog Millionaire”,” çizgi roman kahramanı “Demir Adamı” ndan esinlenen “İron Man”, Wachowski kardeşlerinin “Speed Racer” filmi ve Alman Werner Herzog’un yönettiği “Encounters At The End Of The World” de girdi.




HerHangiBiri 24 Aralık 2008 22:03

Bir günde 4 film ve Bir Günlük Festival

Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) üyelerinin seçtiği 4 filmden oluşan “Bir Günlük Festival” serisinin ilki, 10 Ocak’ta İstanbul Modern’de gerçekleştirilecek.

Bir günde 4 filmin gösterileceği “Bir Günlük Festival”lerin ilkinin başlığı “Türk Sinemasında 70’lerden Bugüne Erkekler” olarak belirlendi. Ocak-Mayıs ayları arasında ayda bir kez gerçekleştirilmesi planlanan festivallerin her birinde bir gün içinde toplam 4 film gösterilecek.

Festivalin ilkinde sırasıyla Yılmaz Güney ve Atıf Yılmaz’ın “Zavallılar (1974)”, Orhan Oğuz’un “İki Başlı Dev (1990)”, Serdar Akar’ın “Gemide (1998)” ve Nuri Bilge Ceylan’ın “İklimler (2006)” adlı filmleri izleyiciye sunulacak.

“Zavallılar” filminde Yılmaz Güney ve Yıldırım Önal, “Gemide” filminde Erkan Can ve Güven Kıraç, “İki Başlı Dev” filminde Cüneyt Arkın, Fikret Kuşkan ve Sedef Ecer, “İklimler” filminde ise Nuri Bilge Ceylan ve Ebru Ceylan başrolleri paylaşıyor.

İstanbul Modern işbirliğiyle gerçekleştirilen etkinliğin seansları 12.00, 14.00, 16.00 ve 18.00 olarak belirlendi. Sinemaseverler “Bir Günlük Festival”de sadece müze bileti alarak istedikleri sayıda filmi izleyebilecek.




HerHangiBiri 28 Aralık 2008 12:48



Quentin Tarantino, son filmi ''Inglorious Basterds'' ile Haziran ayında sinemaseverlerle buluşacak. http://www.habercem.com/imgs/0.gif

Beyaz perdenin sıra dışı yönetmeni Quentin Tarantino, son filmi ''Inglorious Basterds'' ile Haziran ayında sinemaseverlerle buluşacak.

United International Pictures (UIP) Türkiye'den alınan bilgiye göre, yönetmenliğini, senaryoyu da yazan Quentin Tarantino'nun üstlendiği filmin yapımcılığını Lawrence Bender gerçekleştirdi.

Tarantino ile Brad Pitt'i ilk kez bir araya getiren filmde, Diane Kruger, Melanie Laurent, Paul Rust, Christoph Waltz, Daniel Brühl, Eli Roth, Samm Levine, B.J. Novak, Til Schweiger, Michael Fassbender ve Mike Myers rol aldı.

Brad Pitt, konusu İkinci Dünya Savaşı'nda geçen filmde, Naziler'e karşı Yahudi direnişçilerini örgütleyen Teğmen Aldo Raine'yi canlandıracak.

Filmin kurgusunu Sally Menke, görüntü yönetmenliğini Bob Richardson yaparken, kostümleri Anna Sheppard tasarladı.

Çekimleri, Almanya'da kurulu Babelsberg Stüdyolarının yanı sıra Berlin, Saksonya ve Paris'te gerçekleştirilen filmde, diyaloglarının büyük kısmı Fransızca ve Almanca olacağı için İngilizce alt yazı kullanılacak. Brad Pitt ise Amerikalı teğmen rolünde oynayacağı için İngilizce konuşacak.

Filmin, Mayıs ayında gerçekleştirilecek Cannes Film Festivali'nde seyirciyle buluşması bekleniyor.

Dünya sinemalarında ise Haziran ayında vizyona girecek filmin konusu özetle şöyle:

''Film, Alman işgali altındaki Fransa'da başlar. Çok sevdiği ailesinin, Nazi Albay Hans Landa'nın (Christoph Waltz) tarafından katledilmesine tanıklık eden Shosanna Dreyfus (Melanie Laurent), katliamdan kıl payı kurtularak Paris'e kaçar. Orada sinema salonu sahibi ve işletmecisi olarak yeni bir kimlik edinir.

Aynı günlerde Avrupa'nın başka bir köşesinde Teğmen Aldo Raine (Brad Pitt), Yahudi askerler tarafından kurulan bir grubu düşmana karşı misilleme yapma amacıyla organize etmektedir. Raine'ın grubu, Nazi Almanyası'nın önde gidenlerine zarar verme misyonunu üstlenmiştir.''


ahmed 18 Ocak 2009 17:30

Lisede mini etek tartışması
 
İstanbul Milli Eğitim Müdürü 'Ayakta Kal' filmindeki mini etek ve dekolteli formalar giyen liselilerin gerçeği yansıtmadığını söyledi..

http://cdnimages.yonja.com/pics/news/ayaktakall.jpg

Sinem Kobal ve Mehmet Aslan'ın başrollerini paylaştığı "Ayakta Kal" adlı gençlik filminde yer alan lise öğrencilerinin formaları tartışma başlattı.

İstanbul'da Baltalimanı Lisesi'nde gerçekleştirilen çekimlerde kız öğrencilerin iç çamaşırlarını gösterecek kısalıktaki etekleri ve erkek öğrenciler arasındaki sopalı ve bıçaklı kavgalar, filmle ilgili eğitmenleri de tedirgin etti. İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Ata Özer, devlet okullarının, eğitim kurumlarının yönetmeliklerinin belli olduğunu, filmlerdeki bu tür görüntülerin uydurma ve abartılı olduğunu söyledi. Özer "Filmle ilgileneceğim. Bir CD'sini edinip hemen izleyeceğim. Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'i de bilgilendireceğim. Okullarda disiplin kuralları bellidir. Formaların standartları bellidir. Ayrıca okulların kapı önlerinde çete savaşları asla olmamaktadır. Son iki yıl içinde emniyet müdürlüğüyle birlikte yürütülen çalışmalarla bu tür çatışmalar yüzde 80 oranında azalmıştır. Artık okullarda huzur hâkimdir" dedi.

milliyet


sahillerindostu 22 Ocak 2009 09:49

ÇANAKKALE Destanına Sahip Çık!
 
ÇANAKKALE Destanına Sahip Çık!

HOLLYWOOD YAPIMI ÇANAKKALE DESTANI ÇEKİLECEK

http://resim.samanyoluhaber.com//haber/1/3/4/3/9/134399.jpg
Tıkla, destanına sahip çık !
Çanakkale Savaşı’nı konu alan ve Hollywood’a tüm dünyada gösterime girecek bir film yaptırılması için başlatılan kampanya destek bekliyor.
Tarihimizin dönüm noktası savaşlarından Çanakkale Savaşı’nı konu alan ve Hollywood’a tüm dünyada gösterime girecek bir film yaptırılması için bir kampanya başlatan Toplumsal Girişimciler Platformu, projeyi Turizm ve Kültür Bakanlığı’nın gündemine taşıyor. Şu anda Amerika’da bulunan ve Hollywood yapımcılarının kapısını çalmaya hazırlanan platformun kurucuları Bilal ve Burak Bedük ikiz kardeşler, 18 Mart 2009’a kadar projeye 253 bin (Çanakkale Savaşı’nda şehit, gazi olan ve kaybolan kahramanlarımızın toplam sayısı) kişiden destek bekliyor.
AMAÇ TÜM DÜNYAYA İZLETMEK!
Dünyada ilk kez denenen projenin, Çanakkale Savaşı’nda verdiğimiz kayıpların sayısı kadar alınacak destekle birlikte Hollywood’un ilgisini çekeceğini belirten Bedük kardeşler, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan sonra Hollywood yapımcıları ile görüşecek. Projeyi Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın üstlenmesini ve bunun için bütçeden turizme ayrılan payın çok küçük bir kısmının yeterli olacağına inanan Toplumsal Girişimciler Platformu kurucuları, böyle bir yapımın Türkiye’nin tanıtımına inanılmaz bir katkı sağlayacağını belirtip, “Bizim amacımız bu konularda bir film yapılması falan değil, tüm dünyada gösterime girecek ve çok yüksek gişe rakamlarına ulaşabilecek filmlerin yapılması.” diyerek projenin asıl amaçlarını belirtiyorlar. Bu projenin uygulanmasından hemen sonra, Atatürk, Fatih Sultan Mehmet, Yavuz Sultan Selim, Alparslan, İstanbul’un Fethi gibi tarihimizdeki önemli kişileri, savaşları ve olayları konu alan dünya çapında gösterime girecek filmlerin yapılmaya devam edilmesini hedefliyorlar.
GÜNDE SADECE 1 TIK!
Projeye destek vermek için sadece www.birdestandicanakkale.com internet sitesine girip “Destek ver” butonuna tıklamak yeterli. Şu ana kadar 32 farklı ülkeden siteye giren 10 bin’e yakın kişiden destek alan projenin internet sitesine binlerce e-posta gönderilmiş. Bu e-postaların arasında “bu proje için banka hesabı açılsın, para yatıralım” talebinde bulunanlar da var. Proje, “Destanına Sahip Çık!” sloganıyla herkesten destek bekliyor.
KAYNAK


MeLL 22 Ocak 2009 11:38

Tarihimizin dünyaya tanıtılmasından çok gurur duyarım ama keşke Hollywood değilde ,Türk Destanı Çanakkale,Atalarımızın verdiği kahramanca-şanlı mücadele, Türklerin elinde hayat bulsaydı:S:S:(:( Konuya çeşitli açılardan bakmak bir yana, bütünüyle Türklere ait bir yapım olmasını çok isterdim ben...


MeLL 18 Şubat 2009 12:26

RECEP İVEDİK 2 İlk Rekorunu Kırdı.
http://img.sinemalar.com/images/haber_buyuk/Recep-Ivedik-2-Ilk-Rekorunu-Kirdi.jpg
Şahan Gökbakar’ın kurduğu ve fenomen haline gelen "Recep İvedik" serisinin ikinci filmi “Recep İvedik 2”, gösterime girdiği ilk hafta sonunda, iki günde 1.209.453 kişi tarafından izlenerek, tüm zamanlar hafta sonu seyirci rekorunu kırdı.

Tüm zamanların en çok izlenen filmi olarak seyirci ve hasılat rekorunu elinde bulunduran, komedi filmi “Recep İvedik”in devam filmi ‘Recep İvedik 2’, 13 Şubat Cuma günü 390 kopya ile 750 salonda gösterime girdi.

Yapımcılığını Faruk Aksoy’un üstlendiği bu müthiş komedi filminde Şahan Gökbakar, yine izleyicisini kahkahaya boğuyor. Togan Gökbakar’ın yönetmen koltuğunda oturduğu filmin çekimlerinin tamamı İstanbul’da gerçekleştirildi,

Recep İvedik’in birbirinden komik olaylar yaşadığı şehir hayatının anlatıldığı filmde Şahan Gökbakar’ın babaannesi rolündeki Gülsen Özbakan da izleyicinin gönlünde taht kurdu.


kaynak:sinemalar.com


MeLL 18 Şubat 2009 12:28

KISA FİLMCİLER ANKARA'DA
http://img.sinemalar.com/images/haber_buyuk/Kisa-Filmciler-Ankarada.jpg
Sinemalar.com’un internet basın sponsorluğunu üstlendiği, bu yıl üçüncüsü yapılan “2.El Kısa Film Festivali” devam ediyor.

12- 22 Şubat tarihleri arasında gerçekleşecek festivale katılan kısa film severler; festival kapsamında düzenlenen söyleşi, sergi, workshop ve atölye çalışmalarını takip edebilecek ve elenmiş kısa filmleri Ankara’da izleme olanağı bulacaklar.

Yönetmenliğini Deniz Duygu Vural’ın üstlendiği, Güven Kıraç ve Fadik Sevin Atasoy’un oynadığı “Red255” adlı kısa filmin galası, yönetmen ve oyuncuların katılımıyla 21 Şubat Cumartesi günü saat 14.00’de Ankara-Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde yapılacak.

Festival, 22 Şubat Pazar akşamı; Barış Bayraktar, Can Kılcıoğlu, Cem Özer, Deniz Duygu Vural, Derviş Zaim, Erkan Can, Fadik Sevin Atasoy, Gökçe Pehlivanoğlu, Güven Kıraç, Halim Ercan, Hüseyin Karabey, Mehmet Ali Arslan, Murat Asker, Nejat İşler, Nilüfer Açıkalın, Özcan Alper, Saadet Işıl Aksoy, Selim Demirdelen, Suzan Kardeş, Tan Tolga Demirci ve Zeki Demirkubuz gibi isimlerin katılacağı ödül töreni ile sona erecek.

kaynak:sinemalar.com


MeLL 18 Şubat 2009 19:31

81.Oscar Adayları
 
2009 Oscar Takvimi

Oscar adayları 22 Ocak Perşembe günü açıklanacak.Akademi Ödülleri ise 22 Şubat Pazar sahiplerini bulacak.

Takvim
26 Kasım -oy pusulaları postaya verilecek
22 Ocak - adaylar ilan edilecek
28 Ocak- Son oy pusulaları postaya verilecek
17 Şubat - son oylama sona erecek.
22 Şubat- 81. Oscar Ödülleri gecesi

http://img363.imageshack.us/img363/8703/sbuffyje9nv9.jpg



Misafir 8 Nisan 2009 08:38

28. Uluslararası İstanbul Film Festivali başladı


28. Uluslararası İstanbul Film Festivali, Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı'ndaki törenle başladı.

. Geçen yıl 170 bine ulaşan izleyici sayısının bu yıl daha da çoğalacağını düşündüklerini belirten Eczacıbaşı, kuruluşların bütçelerinde kısıntılara gittikleri, hatta sanatla ilgili ödemelere hiç yer vermedikleri bir dönemde sponsorların İKSV'ye desteklerini büyük oranda sürdürmelerinin kendilerini çok sevindirdiğini kaydetti.
İKSV'nin önde gelen amacının, dünyanın her yanında gerçekleştirilen sanatla ilgili yeni girişimleri, yeni yaklaşımları yalnızca yüksek gelirlilere değil, özellikle sanatçılara, sanatseverlere ve gençlere sunmak olduğunu vurgulayan Eczacıbaşı, festivalin gişe gelirlerinin, giderlerin ancak yüzde 23'ünü karşıladığına işaret etti.
Eczacıbaşı, ''Geri kalan yüzde 70'i sponsorların desteğiyle, yalnızca yüzde 7'si de kamu kurumlarının katkısıyla ödeniyor. Festivaller düzenlendikleri kenti yüceltirler, turizmi geliştirirler, belediyelerin gelirlerini artırırlar. Bu nedenden ötürü de devlet bütçesinin yanı sıra yerel yönetimlerce de büyük ölçüde desteklenirler'' diye konuştu.
Dünyanın ünlü festival merkezlerinde yapılan bir incelemeye de değinen Eczacıbaşı, bu incelemenin, festival bütçelerinin ortalama yüzde 40'ının yerel yönetimler, yüzde 60'ının da kamu kurumları tarafından karşılandığını gösterdiğini ifade etti.
Bu gerçeğin Türkiye'deki resmi kurumlara yıllardır anlatılmaya çalışıldığını, ama bir ikisi dışında hiçbir yetkiliden istenilen desteğin alınamadığını savunan Eczacıbaşı, ''Kimileri sanatın insan yaşamının kaçınılmaz bir yanı olduğuna inanmıyor'' dedi.
Eczacıbaşı, restorasyonu 3 yıl süren, Refik Saydam Caddesi'ndeki yeni mekana Mayıs sonunda taşınacakları için 2009'un İKSV için sevinçli bir yıl olacağını da sözlerine ekledi.
Gecede daha sonra, ''Sinema Onur Ödülleri'' sahiplerine verildi. Ödüllere bu yıl, Türk sinemasına yıllar boyu emek veren eleştirmen, arşivci, yazar Agah Özgüç, oyuncu Hale Soygazi ile yönetmen Erdoğan Tokatlı değer görüldü.
Agah Özgüç, ödülü, 50 yıllık bir kalem emekçisi olarak, Türk sinemasının yaşayan en saygın yönetmeni Metin Erksan adına aldığını söyledi.
Hale Soygazi de ödülü, Türk sinemasının tüm kadınları ve onlarla en güzel filmleri yapan yönetmen Atıf Yılmaz adına kabul ettiğini kaydetti.
(AA)


KisukE UraharA 26 Haziran 2009 19:35

Sinema Dünyasından Son Haberler : Alice Harikalar Diyarı'nda için tüm yıldızlar hazır
 
Alice Harikalar Diyarı'nda için tüm yıldızlar hazır
MsXLabs.org
Johnny Depp
https://dts.msxlabs.org/KisukE_UraharA/Johny%20Deep.jpg
Anne Hathaway
https://dts.msxlabs.org/KisukE_UraharA/Anna%20Hathaway.jpg
Helena Bonham Carter
https://dts.msxlabs.org/KisukE_UraharA/Helena%20Bonham%20Carter.jpg
Alice Harikalar Diyarı'nda için tüm yıldızlar hazır;
Tim Burton'ın yönetmenliğini üstlendiği, dünya edebiyatının en önemli eserlerinden 'Alice Harikalar Diyarı'nda filminin çekimlerine, geçtiğimiz ay başlandı. 2010 yılında gösterime girmesi beklenen filmde; Johnny Depp, Helena Bonham Carter ve Anne Hathaway başrolü paylaşıyor. Filmin basına dağıtılan tanıtım fotoğraflarında üç yıldız da ilgi çekici imajlarıyla dikkat çekiyor.

Filmde, Alice rolünde 18 yaşındaki Avustralyalı Mia Wasikowska, 'çılgın şapkacı' The Mad Hatter rolünde ise Johnny Depp rol alıyor. Anne Hathaway filmde Ak Kraliçe'yi, Helena Bonham Carter ise kötü kalpli Kızıl Kraliçe'yi canlandırıyor.


Daisy-BT 8 Ocak 2010 15:49


Avatar üçüncülüğe kondu

Tüm dünyada büyük ilgi gören üç boyutlu bilim kurgu filmi "Avatar", tüm zamanların en çok gişe hasılatı elde eden filmleri sıralamasında 3'üncülüğe yükseldi.


Internet Movie Database'de (IMDb) yer alan habere göre, yönetmenliğini James Cameron'un yaptığı, seyircileri koltuklarına kilitleyen sinema tarihinin bu en pahalı yapımı, gösterime girdiği günden bu yana dünya genelinde 1,1 milyar dolar hasılat elde elti.

Bu rakamla 2006 yılında 1,07 milyar dolar kazanan "Karayip Korsanları: Ölü Adamın Sandığı"nın hasılatını geçen "Avatar", tüm zamanların en çok gişe rakamlarına ulaşan filmleri sıralamasında 3.lük koltuğuna oturdu.

Gelirinin 367,5 milyon dolarını ABD'deki, 731,2 milyon dolarını da diğer ülkelerdeki gösterimlerden elde eden ve insanlarda "Pandora" dünyasında yaşama isteği uyardıran bu "bilim-kurgu masalı"nın gelecek hafta da 1,12 milyar dolar gişe hasılatı yapan "Yüzüklerin Efendisi: Kralın Dönüşü"nü tahtından indirmesi öngörülüyor.

"Avatar"ın, "Titanik"in 1,84 milyar dolarlık rekor hasılatını geçmesi şimdilik beklenmiyor, ancak bu haliyle bile yönetmeni Cameron'u, film tarihindeki en çok kazanan iki filmin yönetmeni yapmasına kesin gözüyle bakılıyor.

Ayrıca, internet sitesinin kullanıcılarının beğenilerine göre yaptığı "Son 10 Yılın En İyileri" listesinde de "Avatar", yeni yapım olmasına rağmen birçok filmi geride bırakarak 6. sıraya yerleşti.

08.01.2010 - CNN Türk


volture 15 Ocak 2010 20:02

Dexter kanser oldu


Dünyada büyük kitlesine sahip dizinin başrol oyuncusu kanserle mücadele ediyor.

"Dexter" adlı dizinin baş rol oyuncusu Michael C. Hall'un kanserle mücadele ettiği bildirildi.

Dizide, geceleri sosyopatları hedef alan seri katile dönüşen bir polisi canlandıran 38 yaşındaki Hall'un tedavi sürecini tamamlamak üzere olduğu ve hastalığın kontrol altına alındığı kaydedildi.

Hall, People dergisi aracılığıyla yaptığı yazılı açıklamada, tedavi edilebilir bir lenf sistemi kanserine yakalandığını açıklamıştı.



RuffRyders 1 Şubat 2010 10:35

Avatar Çalıntı mı?

Rekordan rekora koşan James Cameron imzalı Avatar filminin bir çok bilim kurgu romanından ve resimlerden birebir alıntı içerdiği konuşuluyor...
http://img200.imageshack.us/img200/1114/roger2003309495.jpg
Roger Dean'ın resimlerinden bir örnek...
(1 Şubat 2010) Avatar’ın konusunun, Sovyet dönemine ait bilim-kurgu romanına benzerliği ‘çalıntı’ iddialarına neden oldu.

Strugatsky kardeşlerin ‘Noon Universe’ serisinin kahramanları Avatar’dakilere oldukça benziyor. Avatar’ın yönetmeni Cameron ise ‘intihal’ iddialarını reddediyor.

James Cameron’un filmi Avatar, Pandora adlı bir gezegende yaşayan Na’vi ırkını anlatıyor. Yemyeşil Pandora, Strugatsky’lerin kitabında da geçiyor. Film de kitap da 22. yüzyılı konu ediniyor. Cameron’un Na’vi’si ise kitapta Nave olarak geçiyor.

İddialar bununla da bitmiyor. Roger Dean adlı ressamın resimlerinden birebir alıntılar içerdiği düşünülen filmle ilgili en büyük eleştiri, ilham alınmışsa bile bu yazar ve ressamların adından neden bahsedilmediği ve yönetmenin bu iddiaları neden kabul etmediği üzerine.



RuffRyders 1 Şubat 2011 11:17

'Şanssız adam' Superman oldu
Zack Snyder'in yöneteceği yeni 'Superman' için aranan oyuncu bulundu. Clark Kent'i İngiliz oyuncu Henry Cavill canlandıracak.

http://img145.imageshack.us/img145/7456/110231supermanbmphlarge.jpg
Bryan Singer'ın çektiği 'Superman Dönüyor'un başarısız bulunması üzerine devam filmleri rafa kaldırılan 'Superman'in kısa bir süre önce Christopher Nolan yapımcılığında tekrar beyazperdeye geleceği açıklanmıştı.

Warner Bros.'tan yapılan açıklamaya göre yönetmneliğini Zack Snyder'in yapacağı yeni Superman için aranan isim de bulundu. Çelik Adam'ı İngiliz oyuncu Henry Cavill canlandıracak.

'Tristan + Isolde', 'Stardust' gibi filmlerde ve 'The Tudors'ta yer alan aktör, Empire dergisi tarafından 'Hollywood'un en şanssız ismi' olarak nitelendirilmişti. Kariyeri şansızlıklarla dolu olan Cavill, süper kahraman rollerini kaptırmasıyla biliniyor. 'Alacakaranlık'taki Edward, 'Batman Başlıyor'da Batman, Bond serisinde de James Bond rollerini hep rakiplerine kaptıran Cavill, sonunda efsane bir karaktere can vermiş olacak.

2012'de gösterime girmesi planlanan filmin senaryosunda iki usta ismin imzası var. 'Memento/ Akıl Defteri', 'Prestij/ The Prestige', 'Kara Şövalye/ Dark Knight' ve son olarak da 'Başlangıç/ Inception' ile son yıllara damgasını vuran Chrsitopher Nolan ve 'Gizemli Şehir/ Dark City' ve 'Kara Şövalye' gibi başyapıtların senaristi David S. Goyer. Nolan ile Goyer, Batman'in üçüncü filminde de birlikte çalışacaklar.

Kaynak
Fransız sinemasına çizgi roman dopingi
Tomer Sisley ve Sharon Stone'un başrolleri paylaştığı Largo Winch 2'nin galası, Angoulême Uluslararası Çizgi Roman Festivali'nde yapıldı. Çizgi roman serisi, başarısını perdede de sürdürüyor.

http://img225.imageshack.us/img225/927/110201lw02hlarge1792650.jpg
Kendi alanında dünyanın en geniş katılımlı etkinliği olan Angoulême Uluslararası Çizgi Roman Festivali, bu yılki açılışını dün yaptı. Pazar akşamına kadar devam edecek olan festival kapsamında, sergi, panel, imza günü ve söyleşilerin yanısıra, çizgi romanla bağlantılı özel gösterimler de gerçekleştiriliyor. Çizgi roman yazarı Murat Mıhçıoğlu ntvmsnbc için yazdı:

Çizgi romandan sinemaya yapılan uyarlamalar kulvarında Fransa'dan çıkmış en başarılı proje kabul edilen Largo Winch serisinin ikinci filmi, açılış gününde çarpıcı etkinliklere vesile oldu. Filmin yönetmeni Jérôme Salle, yıldızı Tomer Sisley, çizgi romanın yazarı Jean Van Hamme ve sanatçı Philippe Francq'ın da hazır bulunduğu kapsamlı basın toplantısı, Angoulême'deki en büyük kitap mağazasında gerçekleştirildi.

Yönetmen Sallé, üçüncü ve dördüncü filmler için şimdiden ön çalışmalara girişildiğini ifade etti. Sıcak kanlı, neşeli ve enerjik tavırlarıyla perdedekinden bile çok dikkat çeken Tomer Sisley'e ise, Largo'yla özdeşleşmekten çekinip çekinmediği soruldu. Genç yıldızın cevabı, serinin iddiasının da altını çiziyordu: “Durun bakalım, daha ikinci filmdeyiz. Hele ondört onbeş olsun, tek role saplanmaktan o zaman korkarım...”

Van Hamme'a yöneltilen bir soru ise, Largo Winch'in hem sinema, hem de oyun dünyalarına başarıyla transfer edilmesinin ardından, aynı karakter üzerinden yeni ürünler çıkıp çıkmayacağı şeklindeydi. Toyota'nın Largo Winch markalı özel bir otomobil üretmesinin söz konusu olduğunu belirten Van Hamme, kimi espriyle karışık olarak, yarattığı karakterin kimyasına uygun gördüğü çeşitli ürün fikirleri sıraladı. Bir dönem roman olarak da yazdığı Largo Winch maceralarının neden asıl başarıyı çizgi roman kulvarında kazandığı sorusu üzerine ise, yanında oturmakta olan Francq'ı işaret ederek, “Belli ki onun sayesinde! Philippe'in kattığı görsellik, Largo Winch senaryolarımda kritik bir rol oynuyormuş anlaşılan” şekline yanıt verdi..

Fransız medyasının yoğun ilgi gösterdiği basın toplantısından birkaç saat sonra, Largo Winch 2'nin galası Angoulême CNR sinemalarının iki salonunda eş zamanlı olarak ve yine film ekibinin katılımıyla yapıldı. Fransa genelinde 16 Şubat'ta vizyona girecek yapım hakkında şunları söyleyebiliriz:

Avantür sinemasından beklenen herşeyi izleyiciye sunan film, dünyanın bir “global köy”olduğu gerçeğiyle örtüşen, çok dilli, çok kültürlü ve çok mekanlı bir “macera platformu” üzerine kurulu. “Düşmanı olmayan adamın değeri de yok demektir” şeklinde vecizlerin yanısıra, mizah ve -kimi zaman derinlere inen- bir romantizm de var Largo Winch 2'de.

HOLLYWOOD YILDIZI KATILMIŞ FİLMLER...
Son dönemlerin “Hollywood yıldızı katılmış” Türk yapımlarıyla kıyaslayacak olursak: Sharon Stone'un rolü, oyuncunun kariyerindeki diğer rollerle çok da örtüşmeyen, oyuncu yönetimi açısından daha fazla verim alınabilmiş bir karakter... Bu ayrıntının ötesinde, Largo Winch 2'nin temel farkı, Hollywood filmi “gibi” olmaya çalışmayıp, net bir biçimde Fransız sinema geleneğine eklemlenmesinde: Kavga-dövüş sahnelerinde yaratıcı detaylar var, ancak temponun olduğu kadar “dinginliğin” de hakkını veren, karakterlerin yere sağlam bastığı, ince komplolarla dolu bir gerçeklik söz konusu. Teknoloji kullanımının dozunda kaldığı, sanatsal boşlukların üzerini örtmek için kullanılmadığı bir anlayış hakim. Film, uçaktan düşüş sahnesi başta olmak üzere, yakın tarihli Bond filmlerini geride bırakacak çapta başarılı ayrıntılar da içeriyor.
http://img37.imageshack.us/img37/1998/110201lw031832357.jpg
Konsept dahilinde zaten çok sayıda macera bulunması ve Fransa başta olmak üzere seriye Avrupa genelinde yaygın ilgi olması, Largo Winch'in kendine avantür janrında yepyeni bir kulvar açıp orada ilerleyebileceğini gösteriyor.



RuffRyders 2 Şubat 2011 14:56

'Kurtlar Vadisi' 'Eyyvah Eyvah 2'yi geçemedi

'Kurtlar Vadisi: Filistin' haftasonunda 676 bin seyirci tarafından izlendi. Geçtiğimiz haftalarda gösterime giren 'Eyyvah Eyvah 2'yi ise ilk 3 günde 801 bin kişi izlemişti.

İSTANBUL - Tartışmalı yapım 'Kurtlar Vadisi: Filistin' ilk haftasında 676 bin kişi tarafından izlendi. İyi bir açılış yapsa da 'Kurtlar Vadisi'nin yeni serüveni bir rekora imza atamadı!

'Kurtlar Vadisi'nin önceki filmleri 'Kurtlar Vadisi: Gladio' ilk üç günde 270 bin, 'Kurtlar Vadisi: Irak' ise ilk üç günde 1 milyon kişi tarafından izlenmişti.

Geçtiğimiz haftalarda gösterime giren Ata Demirer'in senaryosunu yazdığı ve Demet Akbağ ile başrolünü oynadığı 'Eyyvah Eyvah 2'yi ilk üç günde 801 bin kişi izlemişti. Eyyvah Eyvah 2'nin toplam seyirci sayısı ise bu hafta 3 milyonu buldu.

Haftanın en fazla izlenen 3. filmi 'Tron Efsanesi' olurken, arkasından animasyon 'Ayı Yogi' ve 'Hür Adam: Bediuzzaman Said Nursi' geldi.
İşte haftasonu seyirci rakamları:

1 - Kurtlar Vadisi: Filistin 676.198 (Toplam: 676.198)
2 - Eyyvah Eyvah 2 223.093 (Toplam: 2.948.620)
3 - Tron Efsanesi 61.277 (Toplam: 61.277)
4 - Ayı Yogi 61.002 (Toplam: 141.313)
5 - Hür Adam 34.306 (Toplam: 866.111)
6 - Kutsal Damacana 33.846 (Toplam: 177.917)
7 - Cadılar Zamanı Pinema 18.845 (Toplam: 175.289)
8 - Biutiful 14.759 (Toplam: 14.759)
9 - Aşk Sarhoşu 10.133 (Toplam: 84.495)
10 -Günah Keçisi 7.048 (Toplam: 47.935)

(Rakamlar Boxoffice.com'dan alınmıştır)

Kaynak: Ntvmsnbc


RuffRyders 10 Şubat 2011 23:35

'Eyyvah Eyvah 2' hız kesmiyor

'Eyyvah Eyvah 2' 3.5 milyon seyirci sayısına ulaştı ve Türk sinema tarihinin en fazla izlenen filmleri arasında hızla yükselmeye devam ediyor.
http://img204.imageshack.us/img204/3720/110210eyvaheyvahhlarge3.jpg
7 Ocak'ta gösterime giren 'Eyyvah Eyvah 2', vizyondaki 5. haftasında da seyircinin yoğun ilgisi ile izlenmeye devam ediyor. 'Eyyvah Eyvah 2'yi şu ana kadar 3.500.000 seyirci izledi.

Hakan Algül’ün yönettiği “Eyyvah Eyvah 2” da, Ata Demirer, Demet Akbağ, Özge Borak, Salih Kalyon, Tanju Tuncel, Meray Ülgen ve Bican Günalan yer alıyor.

Babasını da, babasını bulma macerasında kendisine ablalık eden Firuzan’ı da alıp Geyikli’ye dönen Hüseyin Badem’in artık tek amacı var: Müjgan’a açılmak! Ama seyircinin çok iyi bildiği gibi, Hüseyin bela aramasa da bela gelip onu bulur!

Türk sinemasının en fazla izlenen filmleri listesinde 4.333.116 seyirciyle 'Recep İvedik 2' zirvede yer alıyor.

Kaynak: Ntvmsnbc


RuffRyders 12 Şubat 2011 19:16

Türkiye gişede 6. sırada

Türkiye 2010 yılında Avrupa'da en fazla sinema bileti satılan 6. ülke oldu.
http://img205.imageshack.us/img205/2408/110211newyorktabeminare.jpg
STRASBOURG - Avrupa Konseyi Görsel ve İşitsel Yayımlar Gözlemevi tarafından bu sabah Strasbourg'da açıklanan verilere göre, geçen yıl Avrupa Konseyi üyesi ülkelerde toplam 1 milyar 196 milyon 600 bin adet sinema bileti satıldı. En fazla sinema bileti satılan ülkeler sırasıyla Fransa (206,5 milyon), İngiltere (169,2 milyon), Rusya (165,5 milyon), Almanya (126,6 milyon), İtalya (123,4 milyon) ve Türkiye (41,1 milyon) oldu. Türkiye'de 2009 yılında 36,9 milyon adet sinema bileti satılmıştı.

Avrupa Konseyi verileri, geçen yıl Türkiye'deki sinema bileti satışlarından elde edilen gelirin ise 380 milyon 200 bin Türk Lirası olduğunu bildirdi. Bu oran 2009 yılında 308,2 milyon Türk lirası olarak kaydedilmişti.


Öte yandan, Türkiye, sinema piyasasında ulusal filmlerin en fazla paya sahip olduğu Avrupa ülkesi ünvanını geçen yıl da korudu. Türk yapımı sinema filmlerinin pazar payı geçen yıl yüzde 52,9 olarak kaydedildi. Türkiye'yi bu alanda sırasıyla Fransa (yüzde 35,5), Çek Cumhuriyeti (yüzde 34,8), İtalya (yüzde 32) ve Finlandiya (yüzde 27) izliyor.
Kaynak: Ntvmsnbc


RuffRyders 15 Şubat 2011 16:25

'Aşkta bu kadar tesadüf olur'
İkinci haftasında 1 milyon seyirci tarafından izlenen 'Aşk Tesadüfleri Sever'in senaristi Nuran Evren Şit, filmdeki aşkı, tesadüfleri ve hikayedeki Ankara duygusunu anlattı.

http://img510.imageshack.us/img510/4113/110215evrenithlarge9712.jpg

İSTANBUL - Bütün dünyada olduğu gibi Türkiye'de de bir film gösterime girdiğinde ekran yüzü oyunculardır, gayet de normal bir durumdur. Popüler biri yüz ise yönetmen de konuşulabilir, varsa sansasyonel sahneler gündemde kalır. İşin magazinsel kısmı ilgi çektiğinden senaristlerin - olağanüstü bir gelişme olmadığı takdirde - adları bile geçmez çoğunlukla.

Hatta bazı filmlerde senaristin adını jenerikte bile zor görürsünüz. 'Aşk Tesadüfleri Sever' de bu filmlerden. Hiyerarşik bir önem değil, sinemasal bir zorunluluktur aslında: Senaristin adı yönetmenden sonra gelir. Ama 'Aşk Tesadüfleri Sever'de senaristin adını ancak yapımcı, görüntü yönetmeni ve genel koordinatörden sonra görebiliyorsunuz. Bu Türkiye'de sinemaya olan bakışı anlamak için önemli donelerden biri. Ama yine de, o hiyerarşik düzenin arasından Nuran Evren Şit dikkat çekebiliyor.


O isminin kaçıncı sırada yazıldığını önemsemiyor bile. Hatta Ömer Faruk Sorak'la çalışmaktan ve ortaya çıkan filmden o kadar memnun ki, 'Aşk Tesadüfleri Sever'den başka bir şeyden bahsetmedi bile...


'Aşk Tesadüfleri Sever' yönetmen asistanlığından senaristliğe geçiş yapan Şit'in ilk filmi. 'Elveda Rumeli' dizisinin senarist kadrosunda çalışan ve şu anda 'Hanımın Çiftliği'ni yazan Şit, ilk filmini heyecanla anlatıyor ve ortaya çıkan filmden çok memnun. Daha önce Ömer Faruk Sorak'ın reji asistanlığını yapan Şit, ''Onunla çalışmak büyük şans'' diye de ekliyor.


'Aşk Tesadüfleri Sever' ikinci haftasında 1 milyon seyirciye yaklaştı. Ve filmi bir de senaristinden dinleme zamanı:


Öncelikle filmi beğendin mi?

Bu filmin senaryosunda Ömer Faruk Sorak'la çok sıkı iletişimle, ortak bir çalışma yürüttük. Çok tartıştık, o yüzden sete giden senaryo birebir uygulanacak hale gelmişti zaten. Senaryodan çok farklı bir film beklemiyordum, her şeyi beraber yaptığımız için. Fakat yine de sette çok bulunmadığım için birçok şeyi merakla bekledim. Sürprizler de vardı benim için. Senaryoda olmayan, düşünmediğimiz ama daha sonra eklenen bazı şeyler çok güzel oldu. Ortaya çıkan şey kağıt üzerinde olanın kat kat üstünde bir iş oldu.

İlk filmin... Gösterime girdiğine ne hissettin?

13 yaşından beri hayalim, bir filmin jeneriğinde adımı görmekti. 13 yaşında ''ben sinemacı olacağım'' demiştim. Neresinde olursa olsun, sinemanın içerisinde varolma kararını 13 yaşında vermiştim. İlk film için de mükemmel bir iş oldu. Daha iyisi can sağlığı… Çünkü kendimi çok fazla kattığım ve bulduğum bir iş. Sinemasal değeri benim dışımdakilerin yorumudur ama benim yaptığım iş açısından vicdanım rahat.

Projeye ne zaman dahil oldun?

Daha önce Ömer ağabey ile çalışmıştım zaten. Yıllarca reji asistanlığı yapmıştım ona. Ömer Faruk Sorak ve eşi İpek Sorak kendi hayatlarındaki bir tesadüften yola çıkarak bir film yapmaya karar vermişler. İpek bir sinopsis yazmış. Bunu bir senaristle paylaşmak istediklerinde ise, akıllarına ben gelmişim. Hikayeyi okudum, o hikaye üzerine bir şeyler karaladım. Onlar bunu okuyunca benimle çalışmaya karar verdiler. Ankaralı oluşum, aynı kafada olmamız da etkendi. Elimdeki sinopsisten yola çıkarak hikayeyi geliştirmeye, karakterler katmaya, kendimden bir şeyler eklemeye çalışarak senaryoyu yazdım. İpek ve Ömer Abi de bu süreçte işe müdahildiler. Her drafttan sonra, bir sonraki draft için kararları birlikte alarak ilerledik . Sonuç olarak 11 draft yazdım. Zamanla son haline geldi. Güzel bir maceraydı o süreç. Moral bozuklukları, yapamayacağım dediğim zamanlar oldu ama bir yandan bana çok destek oldular. Hiç kolay bir şey değil daha önce sinema filmi yazmamış birine bu işi teslim etmek. Bana güvenmeleri çok önemliydi benim için.

Ankaralı olmasan yazabilir miydin?

Kesinlikle olmazdı. Bir kere filmde bir Ankaralılık var. Her sahnede, detayda, giyim tarzlarında, karakterde Ankara duygusu var. İstanbul'da yaşayan Ankaralıların havası var filmde. Ankaralı olmasaydım nasıl olurdu bilmiyorum.

İSTANBUL'A GİDEN ANKARA'YA DÖNER Mİ?

Peki İstanbul’a gidip de Ankara’ya geri dönen gördün mü?
O laf benim anneme söylediğim bir laf aslında. Annem yıllardır benim Ankara’ya dönmemi bekliyor. Üniversite için geldim İstanbul’a ve ozamandan beri burada yaşııyorum ama ne zaman Ankara’ya gitsem annem ''Keşke Ankara’da işe girsen'', ''ben sana eczacılık oku demedim mi?'' gibi şeyler söyler. Filmdekine benzer bir ilişki var annemle aramda.

Ömer Faruk sorak'la çalışmak nasıldı? Popüler bir filmde olmanın endişeleri var mıydı?

Ömer ağabey ile çalışmak çok büyük şans. Bu ülkede şu anda 70-80 film çekiliyorsa bunda pay sahibi olan insanlardan biri. 'Vizontele', 'Gora' gibi filmler gişesiyle çoğu filmin önünü açtı. Ömer ağabey seyircinin nabzını iyi bilen bir yönetmen. Teknik anlamda çok iyi bir yönetmen. İnsan ilişkileri çok güçlü. Ne istediğini bilen biri. Kendine has yöntemleri var. Kısaca onunla çalışmak çok büyük bir avantajdı.

'Senaryoculuğumu gösteremem' gibi bir endişen oldu mu diye sormak istemiştim.

Hiç olmadı. Senaryo sürecini birlikte yaşadık Ömer Faruk Sorak ve İpek Sorak’la. Onlar da yazdıklarımı beğenerek, yapıcı anlamda eleştirerek ve beni sık sık takdir ederek moralimi hep yüksek tuttular. Ömer ağabey filmi kafasında çekmişti zaten. Sete daha gitmeden bitirmişti. Bu korkunç bir güven veriyor. Onun önsezilerine çok güvendim.

http://img141.imageshack.us/img141/1488/110215aktesadflerisever.jpg
Filmin yönetmeni Ömer Faruk Sorak ve oyuncular Belçim Bilgin, Mehmet Günsür.
Fazla mütevazı davranıyorsun...
Teşekkür ederim. (Gülüyor)

Senaryonun matematiği iyi işliyor. Nelere dikkat ettin?

Enformatik sahne koymamaya çok dikkat ettik ve sebep sonuç ilişkisine çok çalıştık. Diyaloglardan, karakterlerden, mekanlardan ziyade daha fazla o kurguya kafa patlattım. Hiçbir şey açıkta kalmamalı, çok sıkı bir örgü olmalı… Filmden atılan şeyler de oldu doğal olarak. Birkaçının atılmasına üzüldüm ama DVD’ye koyarlar herhalde…

HERKESİN HAYATINDA TESADÜFLER VAR...

Tesadüf çok kolay klişelere yaslanabilecek bir tema. Bu bakımdan yazarken zorlandın mı?
Biz bu iki insanın hayatında birbirleriyle alakalı olan kısımları alıp film yaptık. Dolayısıyla bu yapısal bir tercihti. 'Bu kadar tesadüf olur mu?' sorusuna şöyle cevap vereyim: Olur (Gülüyor). Çünkü biz zaten o tesadüflerin filmini yaptık. Fazla gelen yeler oldu oraları çıkardık filmden. İnsan sevgilisiyle daha önce karşılaşıp karşılaşmadığını bilemez. Ya da sevgilisi olmayan biriyle yaşayabileceği ihtimalleri görmeden hayatına devam edebilir. Biri seni tepeden kameraya çekip göstermediği sürece bunu bilemezsin.

Aşk, tesadüfler, melodram… Kafanda başka filmler, romanlar var mıydı?

Tabii vardı. Francis Ford Coppola’nın bir röportajını okumuştum. Bir filme başlamadan önce o türle ilgili en az 300 tane film izlermiş. Ondan sonra yazarmış. Buradan anladığım; önce kafanda ne istediğini oluşturmak gerekiyor. Bunun için de daha önce yapılanlara bakmak lazım. Sevdiğin bir şeyden esinlenmekte sakınca yok. Ayrıca daha önce yapılanı yapmamak lazım. Ve motive olmak lazım iyi ya da kötü filmle. O yüzden benim de çok etkilendiğim, esinlediğim filmler var.

Filmdeki ‘kutu’ sahnesinden dolayı eleştirenler oldu. Haklılık payı var mı bu eleştirlerin?

Daha önce Ömer ağabey de anlattı ama bir kez de ben söyleyeyim. Benim de çocukken sakladığım bir kutu vardı, hala da saklıyorum. Ama kutu silindir değil. Kutunun yuvarlanması için silindir olması gerekiyordu. Ama sırf bu yüzden filme haksızlık edilmesine sebep oldu o kutu. İki çocuk ve bir kutu gördüğümüz her şey ‘Jeux D'enfants/ Cesaretin Var mı Aşka?’ değil. Türkiye’de bir film çıkmadan bir açığını yakalayım düşüncesi var. Büyük bir haksızlık bu. Başka bir kutu olsaydı ‘Amelie’ye benzeteceklerdi. Herkesin böyle nostaljik kutuları olmuştur. O sebeple yazdığımız bir şeydi.

Belçim ve Mehmet arasındaki uyum konusunda herkes hemfikir gibi...
http://img254.imageshack.us/img254/1488/110215aktesadflerisever.jpg
Filme yönelik eleştirilerden birinin sebebi bu kutu...
Yazım sürecinde duvarımda Belçim’in ve Mehmet’in fotoğrafları asılıydı. Onlara bakarak yazdım. Onlarla devamlı iletişim halindeydim. Özellikle Belçim’le sık sık görüştük. Onun enerjisi de bana ilham verdi. İkisi de çok iyiydiler. Aralarındaki kimya da müthişti bence.

Aynı zamanda 'Hanımın Çiftliği' dizisinin iki senaristinden birisin. Dizi ile film yazmak arasında onlarca fark vardır. Senin açından bu farklar neler?

Dizide oynamak, yazmak hep küçümsenir ama asla böyle değil. Milyonlarca insanın izlediği bir şey. Senin o dizilerde yazdığın her söz binlerce insana ulaşıyor. O yüzden dizi yazanların kalitesi çok önemli. Dizi yazmanın şöyle bir avantajı var. Bir şey yazıyorsun ve iki hafta sonra izliyorsun ve o çok ilham veriyor sana. Oynanmış halini görmek çok motive ediyor. İzleyiciden tepki alıyorsun, olumlu ya da olumsuz. O sizi yönlendirebiliyor. Filmde ise yönetmene teslim ettikten sonra işiniz bitiyor. Düzeltmeniz gereken bir şey varsa artık çok geç! Onun verdiği bir stres var tabii. Sinema filminde de 100 sayfa yazıyorsun, dizide de 100 sayfa yazıyorsun. Filmi 1,5 senede yazdık, diziyi her hafta yazıyoruz. Orada sürekli zamana karşı bir yarış var. Senaryo dili olarak da çok farklı… Lütfi Akad benim hocam olmuştu bir dönem ve şöyle bir sözü var: ''İnsanlar gözüyle izlesinler filmi, kulağıyla değil. Diyaloglarla götürmeyin'' derdi. Dizide bunun tam tersi geçerli. İzleyicinin arkası dönükken de izlemesi lazım. Böyle birçok fark var.

Son olarak Türk sinemasında net bir ayrım var: Popüler sinema-sanat sineması. Bu ayrımda sizin filminiz nereye düşüyor?

İkisinin ortası galiba. O orta yolu bulmak gerekiyor çünkü. 80 film büyük bir rakam ama hala filmler arasında uçurum var. O yüzden popüler filmlerin kalitesinin artması gerekiyor. Pahalı bir iş sinema ama çok güzel filmler, iyi senaryolar, düşük bütçeler yüzünden yeterli salonda vizyona giremiyor. Ya da popüler seyirci kaygısı taşımadan sadece festivaller için film yapılıyor. O filmleri biraz daha popüler yapacak yollar bulunabilir. Daha fazla seyirciye ulaşması için o filmlerin öncelikle yapımcılara sıcak gelmesi gerekiyor. Çok yetenekli, çok donanımlı insanlar var sektörde, çok güzel hikayeler var ama filmlerde bunun karşılığını göremiyoruz. Bunun birçok nedeni vardır elbette. Çağan Irmak mesela bunu çok güzel yapıyor. Filmleri hem çok izleniyor hem de güzel filmler yapıyor.

Yeni bir proje var mı?

Kendi aklımda olan bir hikayeyi hayata geçirmek istiyorum. Ama önce biraz dinlenmek istiyorum. Diziden dolayı çok yoruldum özellikle…

Kaynak: Ntvmsnbc


RuffRyders 21 Şubat 2011 11:45

'Altın Ayı' İranlı yönetmene
61. Berlin Film Festivali'nde 'Altın Ayı' ödülünü, İranlı yönetmen Asghar Farhadi'nin ''Jodaeiye Nader az Simen'' adlı filmi kazandı.

http://img121.imageshack.us/img121/3666/110219iranynetmenhaberh.jpg
BERLİN - Almanya'nın başkenti Berlin'de düzenlenen 61. Berlin Film Festivali'nde (Berlinale), ödüller sahiplerini buldu.

En iyi film için verilen ''Altın Ayı'' ödülünü, İranlı yönetmen Asghar Farhadi'nin ''Jodaeiye Nader az Simen'' adlı filmi kazandı.


''Gümüş Ayı'' ödüllerinde de en iyi rejisör dalında, ''Schlafkrankheit'' adlı filmin yönetmeni Ulrich Köhler, ''En iyi senaryo'' dalında ''The Forgiveness of Blood'' adlı film ödüle layık görülürken, ''En iyi kadın oyuncu'' ve ''En iyi erkek oyuncu'' dallarında da ödüller ''Jodaeiye Nader az Simen'' filminin oyuncularına verildi.


Jüri Büyük Ödülü, ''A Torinoi Lo'' (The Turin Horse) filmi ile Macar yönetmen Bela Tarr'a verilirken, ''If not us, Who'', filminin yönetmeni Andres Veiel de, festivalin kurucusunun adının verildiği Alfred Bauer Ödülünü aldı.
Kaynak: Ntvmsnbc


_Yağmur_ 28 Şubat 2011 11:56

'Kral' Oscar'da da konuştu

83. Oscar Ödülleri sahiplerini buldu. 'The King's Speech' En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Erkek Oyuncu ödüllerini alarak geceye damgasını vururken, Natalie Portman da beklendiği gibi En İyi Kadın Oyuncu Oscar'ını kazandı. Törenin tekrarı bu akşam saat 22.30'da NTV'de.


LOS ANGELES - Sinema dünyasının en prestijli ödülleri Oscarlar, ABD'nin Los Angeles kentindeki Kodak Tiyatrosu’nda sahiplerini buldu.

Tören her zaman olduğu gibi Kırmızı Halı seremonisi ile başladı. Yıldızların şıklık yarışına girdiği gece sürprizsiz bir şekilde bitti.

Tören sunucular James Franco ve Anne Hathaway'in şovuyla başladı. Ödüllerde ilk sunumu ise Tom Hanks yaptı. Hanks, sanat ve görüntü yönetmeni kategorilerinde kazananları açıkladı.

Tom Hanks'ten sonra sahneye efsanevi oyuncu Kirk Douglas çıktı. Douglas, En İyi Yardımcı Kadın Oscar'ını sunmadan önce Anne Hathaway'e döndü ve ''İnanılmaz güzelsin, benim zamanımda neredeydin sen?'' dedi.

Tom Hooper imzalı 'The King's Speech/ Zoraki Kral' En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Erkek Oyuncu ve En İyi Orijinal Senaryo dallarında Oscar ödülünü kazanarak geceye damgasını vurdu.

Colin Firth 'En İyi Erkek Oyuncu' ödülüne ulaşırken, gecenin en güçlü adaylarından Natalie Portman da En İyi Kadın Oyuncu seçildi.



'The King's Speech' ile birlikte en güçlü favori konumunda olan 'The Social Network/ Sosyal Ağ' sadece 'En İyi Uyarlama Senaryo' ve 'En İyi Müzik' dallarında ödüle ulaştı.
En fazla adaylık sahibi filmlerden 'True Grit' sıfır çekerken, Inception aday olduğu teknik dalların hepsinde ödülü kazandı.

En İyi Yardımcı Oyuncu dallarında da sürpriz olmadı. 'The Fighter'daki performanslarıyla Christian Bale ve Melissa Leo ödüle ulaşan isimler oldu.
'Yabancı Film' kategorisinde Biutiful'un kazanması beklenirken ödül 'In a Better World' ile Danimarka'ya gitti.


İşte kategoriler ve kazananlar:
En İyi Film: The King's Speech
En İyi Yönetmen: Tom Hooper (The King's Speech)
http://media2.ntvmsnbc.com/i/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/Sections-StoryLevel/K%C3%BClt%C3%BCr%20Sanat/Sinema/OSCAR2010/OSCAR2.jpg
En İyi Erkek Oyuncu: Colin Firth (The King's Speech)
http://media3.ntvmsnbc.com/i/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/Sections-StoryLevel/K%C3%BClt%C3%BCr%20Sanat/Sinema/OSCAR2010/OSCAR3.jpg
En İyi Kadın Oyuncu: Natalie Portman (Black Swan)
http://media4.ntvmsnbc.com/i/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/Sections-StoryLevel/K%C3%BClt%C3%BCr%20Sanat/Sinema/OSCAR2010/OSCAR4.jpg
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Christian Bale (The Fighter)
http://media.ntvmsnbc.com/i/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/Sections-StoryLevel/K%C3%BClt%C3%BCr%20Sanat/Sinema/OSCAR2010/OSCAR24.jpg
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Melissa Leo (The Fighter)
http://media3.ntvmsnbc.com/i/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/Sections-StoryLevel/K%C3%BClt%C3%BCr%20Sanat/Sinema/OSCAR2010/OSCAR23.jpg
En İyi Uyarlama Senaryo: Aaron Sorkin (The Social Network)
http://media1.ntvmsnbc.com/i/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/Sections-StoryLevel/K%C3%BClt%C3%BCr%20Sanat/Sinema/OSCAR2010/OSCAR6.jpg
En İyi Orijinal Senaryo: David Seidler (The King's Speech)
http://media.ntvmsnbc.com/i/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/Sections-StoryLevel/K%C3%BClt%C3%BCr%20Sanat/Sinema/OSCAR2010/OSCAR5.jpg
En İyi Yabancı Film: In a Better World (Danimarka)
http://media3.ntvmsnbc.com/i/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/Sections-StoryLevel/K%C3%BClt%C3%BCr%20Sanat/Sinema/OSCAR2010/OSCAR8.jpg
En İyi Görüntü Yönetimi: Inception - Wally Pfister
http://media4.ntvmsnbc.com/i/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/Sections-StoryLevel/K%C3%BClt%C3%BCr%20Sanat/Sinema/OSCAR2010/OSCAR9.jpg

En İyi Sanat Yönetmeni: Alice in Wonderland - Robert Stromberg, Karen O'Hara

http://media.ntvmsnbc.com/i/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/Sections-StoryLevel/K%C3%BClt%C3%BCr%20Sanat/Sinema/OSCAR2010/OSCAR10.jpg
En İyi Animasyon: Toy Story 3
http://media2.ntvmsnbc.com/i/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/Sections-StoryLevel/K%C3%BClt%C3%BCr%20Sanat/Sinema/OSCAR2010/OSCAR7.jpg
En İyi Belgesel: Inside Job
http://media1.ntvmsnbc.com/i/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/Sections-StoryLevel/K%C3%BClt%C3%BCr%20Sanat/Sinema/OSCAR2010/OSCAR16.jpg
En İyi Animasyon (Kısa Metraj): The Lost Thing
http://media2.ntvmsnbc.com/i/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/Sections-StoryLevel/K%C3%BClt%C3%BCr%20Sanat/Sinema/OSCAR2010/OSCAR22.jpg
En İyi Belgesel (Kısa): Strangers No More
http://media2.ntvmsnbc.com/i/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/Sections-StoryLevel/K%C3%BClt%C3%BCr%20Sanat/Sinema/OSCAR2010/OSCAR17.jpg
En İyi Kısa Film: God of Love
http://media1.ntvmsnbc.com/i/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/Sections-StoryLevel/K%C3%BClt%C3%BCr%20Sanat/Sinema/OSCAR2010/OSCAR21.jpg
En İyi Müzik: The Social Network, Trent Reznor ve Atticus Ross
http://media.ntvmsnbc.com/i/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/Sections-StoryLevel/K%C3%BClt%C3%BCr%20Sanat/Sinema/OSCAR2010/OSCAR15.jpg
En İyi Şarkı: Randy Newman, If I Rise - 127 Hours
http://media4.ntvmsnbc.com/i/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/Sections-StoryLevel/K%C3%BClt%C3%BCr%20Sanat/Sinema/OSCAR2010/OSCAR14.jpg
En İyi Görsel Efekt: Inception, Paul Franklin, Chris Corbould, Andrew Lockley ve Peter Bebb
http://media.ntvmsnbc.com/i/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/Sections-StoryLevel/K%C3%BClt%C3%BCr%20Sanat/Sinema/OSCAR2010/OSCAR20.jpg
En İyi Kurgu The Social Network - Angus Wall ve Kirk Baxter
http://media2.ntvmsnbc.com/i/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/Sections-StoryLevel/K%C3%BClt%C3%BCr%20Sanat/Sinema/OSCAR2010/OSCAR12.jpg
En İyi Ses Miksajı: Inception, Lora Hirschberg, Gary A. Rizzo ve Ed Novick
http://media4.ntvmsnbc.com/i/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/Sections-StoryLevel/K%C3%BClt%C3%BCr%20Sanat/Sinema/OSCAR2010/OSCAR19.jpg
En İyi Ses Montajı: Inception, Richard King
http://media3.ntvmsnbc.com/i/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/Sections-StoryLevel/K%C3%BClt%C3%BCr%20Sanat/Sinema/OSCAR2010/OSCAR18.jpg
En İyi Makyaj: The Wolfman, Rick Baker ve Dave Elsey
http://media3.ntvmsnbc.com/i/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/Sections-StoryLevel/K%C3%BClt%C3%BCr%20Sanat/Sinema/OSCAR2010/OSCAR13.jpg
En İyi Kostüm: Alice in Wonderland, Colleen Atwood
http://media1.ntvmsnbc.com/i/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/Sections-StoryLevel/K%C3%BClt%C3%BCr%20Sanat/Sinema/OSCAR2010/OSCAR11.jpg

Kırmızı Halı'dan notlar:
*28 yaşındaki Anne Hathaway, 'En Genç Oscar Sunucusu' unvanını ele geçirdi.
*'Winter's Bone' ile En İyi Kadın Oyuncu dalında Oscar'a aday olan 20 yaşındaki Jennifer Lawrence, ilk defa katıldğı törende olmanın çok güzel oluğunu ve çocukluğundan beri bunu hayal ettiğini söyledi. Lawrence gecenin en güzel isimleri arasında gösterildi.
*En genç aday, 14 yaşındaki Hailee Steinfeld 'True Grit'teki performansıyla büyük övgü almıştı. Geceye ailesiyle gelen Steinfeld, geleceğinin parlak olduğunu söyledi ve ''Acelem yok, doğru projelerle yolculuğun tadını çıkaracağım'' dedi.
*Aday olmasa da 'Black Swan'deki rolüyle iyi eleştiriler alan Mila Kunis kıyafetiyle gecenin en seksi aktrisleri arasındaydı. Kunis, rolü için yönetmen Darren Aronofsky ile SKYPE'da anlaştığını da söyledi.



*En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu adaylarından Amy Adams, favorisinin Melisa Leo olduğunu söyledi. Adams, 'MTV kızı gibi değil Hollywood yıldızı gibi görünüyorsun' yorumlarına da 'kendimi cennette gibi hissediyorum' diye cevap verdi.
*Melissa Leo, ''Kolay karakter oynamak istemez misiniz?'' sorunusna katılmıyorum, ''her kadının iki yüzü var'' diye cevap verdi.
*'The Social Network' filmindeki rolüyle En İyi Erkek Oyuncu dalında aday olan Jesse Eisenberg, ''İlginç bir tecrube ama burada olmak benim için bir onur'' dedi ve Facebook'ta durumuna törende olduğunu yazmadığını söyledi ve ''keşke yazsaydım'' diye espri yaptı.
*Geceye katılan isimlerden Kevin Spacey, Annette Bening'i desteklediğini ve onun muhteşem bir oyuncu olduğunu söyledi.

*Annette Bening, ise isminin gündeme gelmesiyle ilgili herkese teşekkür etti ve filmdeki rol arkadaşlarına övgülerde bulundu: ''Julianne Moore'un oyunculuğuna aşık oldum. Filmde de ona aşık olmuştum zaten.''
*Mark Wahlberg, 'The Fighter'ın aldığı eleştirler ve gişesi için herkese teşekkür etti ve ''Sadece oyuncu olarak değil prodüktör olarak da onlarla - Christian Bale, Melissa Leo, Amy Adams - çalıştığım için çok şanslıyım'' diye ekledi.

*Gecenin favorilerinden Natalie Portman ise şöyle konuştu: ''Gerçekten bu inanılmaz bir an. Filmi bu kadar beğenmesi muhteşem bir şey. Çok zor ve harika bir çalışma süreciydi. Kendimi çok şanslı hissediyorum. Darren ile çalışmak harikaydı.''
*Bir diğer favori Christian Bale ise, ''Bazı filmlerin reklamı yapılmıyor, bazı filmler unutuluyor ama o filmler de aday olanlar kadar saygıyı hak ediyor'' diye konuştu.




RuffRyders 6 Mart 2011 10:29

3 boyutlu 'Star Wars' filmi geliyor
Serinin ilk bölümü 'The Phantom Menace'in üç boyutlu versiyonunun gösterim tarihi belli oldu.

http://img138.imageshack.us/img138/6485/110304starwars3dhlarge0.jpg

LOS ANGELES - Avatar'la beraber üç boyutlu filmler büyük ilgi görmeye başlayınca yapımcı şirketler de hem yeni birçok üç boyutlu filmi yayına soktu, hem de eski popüler filmlerin tekrar üç boyuta çevrilip yayınlanacağı haberleri gelmeye başladı.

20th Century Fox stüdyosu bu furyadan nasibini alan 'Star Wars'un üç boyutlu versiyonu için gösterim tarihini açıkladı.


Serinin ilk filmi 'The Phantom Menace' bundan yaklaşık bir yıl sonra 10 Şubat 2012'de sinemalarda yayınlanacak. Ardından diğer beş film de sırayla üç boyutlu olarak gösterime girmeye devam edecek.


'Star Wars' sinema tarihinin üç boyuta çevrilerek tekrar sinemalarda gösterilmeye başlanan ilk filmi olacak.
Kaynak: Ntvmsnbc



Saat: 10:10
Sayfa 1 / 2

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık