![]() |
ALIŞKANLIK Montaigne'in bir hikayesiyle başlayalım;Bir köylü kadın, bir danayı doğar doğmaz kucağına alıp sevmiş, sonra da bunu adet edinmiş, her gün danayı kucağına alıp taşırmış; sonunda buna o kadar alışmış ki dana büyüyüp koskoca öküz olduğu zaman, onu yine kucağında taşıyabilmiş. Bu hikayeyi kim uydurduysa, alışkanlığın ne büyük bir güç olduğunu çok iyi anlatmış olacak. Gerçekten alışkanlık pek yaman bir hocadır ve hiç şakası yoktur. Yavaş yavaş, sinsi sinsi içimize ilk adımını atar; başlangıçta kuzu gibi sevimli, alçak gönüllüdür ama, zamanla, oraya yerleşip kökleşti mi, öyle azılı, öyle amansız bir yüz takınır ki kendisine, gözlerimizi bile kaldırmaya izin vermez... Bence en büyük kötülüklerimiz, küçük yaşımızda belirmeye başlar ve asıl eğitimimiz bizi emzirip büyütenlerin elindedir. Çocuk bir tavuğun boynunu sıkar, kediyi, köpeği oyuncak edip yara bere içindebırakır; anası da ona bakıp eğlenir. Kimi baba da, oğlunun savunmasız bir köylüyü, bir uşağı öldüresiye dövdüğünü, bir arkadaşını kurnazca ve k ahpece aldattığını gördüğü zaman, bunu yiğitlik belirtisi sayarak sevinir. Oysa bunlar zalimliğin, zorbalığın, dönekliğin asıl tohumları, kökleridir; çocukta filizlenirler, sonra alışkanlığın kucağında, alabildiğine büyüyüp gelişirler. Bu kötü yönsemeleri yaşınküçüklüğüne ve işin önemsizliğine bakarak hoş görmek tehlikeli bir eğitim yoludur. Önce şu bakımdan ki, çocukta doğa egemendir ve doğa asıl yeni tomurcuk salarken katıksız ve gürbüzdür; sonra da,hırsızlığın çirkinliği, çalınan şeye göre değişmez ki: Ha altın çalmışsın, ha bir iğne. «İğne çaldı, ama altın çalmak aklına bile gelmez» diyenlere benim diyeceğim şudur: «İğneyi çaldıktan sonra niçin altını da çalmasın?» Kendimiz sandığımızdan çok daha zenginiz; ama bizi ordan burdan alarak, dilenerek yaşamaya alıştırmışlar: Kendimizden çok başkalarından yararlanmaya zorlamışlar bizi.ve soralım...sizce alışkanlık nerde biter nerde başlar...istemsiz birşey midir yoksa tamamen iradeyle mi oluşur... Ne şarkılar |
Zararsız Alışkanlık Sen, efkarımı dağıtmak için yaktığım sigaram gibisin, Her içime çekişimde başımı döndüren, acımı dindiren, Sen, nefesim gibisin, Her solukta hayat veren, yokluğunda öldüren, Yaşamın ayrılmaz iki parçasıyız biz, Sen benim için yaratılmışsın, ben de senin için, Çoğu zaman bunun farkında olamadan boşa geçse de günlerimiz... |
Alışkanlıklarımız Gecenin ıssız ve sessiz karanlığında kayboldum, belki de yalnızlığıma boğulmak istedim kendi arzumla. Alışkanlıklarımızı düşündüm ayın parlak yüzünde; bize zarar veren ya da vermeyen vazgeçemediğimiz alışkanlıklarımızı. Vazgeçmek zorunda kaldığımızda, içimizden gül dikenleri boğazımıza geliyormuşçasına acılarımızı hissetim gecenin tam ortasında. Sigaraya olan alışkanlığımız, devamlı gittiğimiz deniz kenarı, sevgilinin ona ait kokusu, aynı bankta hatta farkına bile varmadan oturduğumuz sandalyenin yönü bile... Herkes birkaç dakika gözlerini kapatıp alışkanlıklarını düşünsün, farkına varamadığımız alışkanlıklarımızı; birçok şey yaptığımız halde belki de sayamayacağımız birçok alışkanlıklarımızı. Ne zaman farkına varırız bu alışkanlıkların? İçimizi acıttığı yani "alışkanlıklarımızdan ayrı kaldığımız zaman". Akşam yemek için oturulan saat, balkonumuzdaki manzara, şehrin alışılmış kokusu, TV seyrederken oturduğumuz koltuk, her akşam annemizin "çay içiyor musun?" sorusu, hatta bazen monotonlaştığımızı bile düşünebiliriz; ama ayrı kalınca anlarsın ekmek gibi, su gibi ihtiyaç duyduğumuzu. Ne yerdesindir ne gökte, kayan yıldız gibi kaybolursun karanlıkta. Taaa... ki yeni alışkanlıklar edinene kadar, bu da yeni doğmuş bebek büyütmek kadar zordur. Özlüyorum kentimin kokusunu, özlüyorum akşamüstü dost sohbetlerini, özlüyorum alışılmış sözleri, özlüyorum her gün ekmek aldığım bakkalı, özlüyorum alışkanlıklarımı.... |
Gitgide alışıyorum sana.... Hiçbir alışkanlık bu kadar güzel olamaz... Ellerin ellerimden uzaksa nasıl güçsüzüm bilemezsin... Yanımda olduğun zamanlar; sigara dumanı gibi ciğerlerime doluyor, alkol gibi damarlarıma yayılıyorsun... Durmadan başım dönüyor verdiğin hazdan... Alışkanlıklar daima korkutur beni... Düşün ki ben yaşamaya bile alışkın değilim... Kendimi kendime alıştıramadım yıllardır... Fakat şimdi sana alışıyorum... Alıştıkça özlemim artıyor, daha yoğunlaşıyor. Yalnız içimde garip bir korku var. Sana alışmaktan değil seni kendime alıştırmaktan korkuyorum... Bir gün sana şimdi verdiklerimden daha güzelini daha değerlisini verememekten korkuyorum... Bir gün ansızın ölmekten ve seni, bana olan alışkanlığınla yapayalnız bırakmaktan korkuyorum... http://ozel.balca.net/resima/ivirzivir/siir10171-isik.gif Oysaki her zaman ve günün her saatinde yanında olmalıyım senin... Bana alışmış olmaktan pişmanlık duyacağın bir dakikan bile olmamalı... Bütün zamanlarını zamanlarımla karıştırıp emsalsiz bir zaman bileşiminde yaşatmalıyım seni... Uykularda bile aynı rüyayı görmeliyiz. Her şeyin ve her zevkin yarısı senin olmalı, yarısı benim... "Bana alış" demeyeceğim... Nasıl olsa alışacaksın bir gün... Şimdi çirkinliğimde güzellikler bulan gözlerin, o zaman en güzeli görecek bende! Alışkanlığınla, sevginle yepyeni bir "ben" yaratacaksın benden! http://ozel.balca.net/resima/ivirzivir/siir10171-isik.gif İlk defa sevilmenin ürpertileri içindeyim inan. Sevgimle mukayese edebileceğim tek şeyi beni sevmende buldum... Ömrümde kimse bana sevmenin gerekliliğini öğretmedi. Kimseden sevgisini istemedim, verdiler almadım. Bencildim bir zamanlar, sevmek benim hakkım diyordum. Oysaki şimdi bir zamanlar hiç sevmemiş olduğumu kendi kendime biraz da utanarak itiraf ediyorum. http://ozel.balca.net/resima/ivirzivir/siir10171-isik.gif Asıl büyük sevgiyi seni sevmekte buldum ve sevgim senin sevginle değerleniyor, ayrı bir anlam kazanıyor... Sevgin olmasaydı değersiz bir cam parçasıydım. Sevginle bir aynayım şimdi. Bana bakanlar baştanbaşa seni görecekler içimde... Bir zincirin iki halkasıyız seninle anlıyor musun? Aynı kadehte karışmış iki içkiyiz. İki kelimeyiz seninle birbirini tamamlayan. Her yerde iki olduğumuz için bir bütün haline geliyoruz durmadan... http://ozel.balca.net/resima/ivirzivir/siir10171-isik.gif Alışkanlığım devamlı sana çekiyor beni... Durup durup dudaklarını öpmek geliyor içimden... Saçlarını okşamak geliyor, ellerini tutmak geliyor... Kokunun tenime sindiğini hissediyorum geceleri... Teninin dudaklarımda eridiğini hissediyorum... Boynunun en güzel yerini benden başkası bilemez artık... http://ozel.balca.net/resima/ivirzivir/siir10171-isik.gif Seni kimse benim kadar benimle bir bütün olduğuna inandıramaz.... Gitgide bu alışkanlığın içinde kaybolduğumu hissediyorum... Beni yaşadığım zamanın dışına çıkarıyorsun. Bir gün tarih öncesinde yaşıyoruz , bir gün bulutların üstünde... Uzun süren bir baygınlık sonrasının o anlatılmaz baş dönmesi içindeyim... Bütün merdivenler birbirine eklendiği zaman seninle vardığım yüksekliğe erişemez... http://ozel.balca.net/resima/ivirzivir/siir10171-isik.gif Açılmış bütün kuyuların derinliği içimde seni bulduğum yer kadar derin değil... Alışkanlık kozasını ören bir ipekböceği gibi gitgide tamamlıyor bizi. Emsalsiz bir oluşun içinde yuvarlanıyoruz. Korkunç bir yangın başladı yüreklerimizde. Özlem, kıskançlık, arzu ne varsa içimizde hepsi birdenbire tutuştu. Alev almayan bir yerimiz kalmadı. Alevlerimiz muhteşem bir kızıllığın içinde yıldızlara kadar uzanıyor. Hiç bir su, bu ateşi söndüremez artık. Nehirle, denizler boşalsa üstümüze hiç sönmeyeceğimizi biliyorum. Bu yangın biz birer kor haline gelinceye kadar sürecek. Önce bakışlarımız alıştı birbirine, sonra parmak uçlarımız... Bu oluş tamamlandığı anda yeryüzünde bizden güçlüsü olmayacak! En mutlu olduğumuz yerde en güçlü de olacağız seninle... Bu bir sonun değil bir varoluşun başlangıcıdır. Geçmişteki tüm alışkanlıkların bana alışmanı önleyemez artık... http://ozel.balca.net/resima/ivirzivir/siir10171-isik.gif |
Alışkanlık ve Bağımlılık Alışkanlık veya bağımlılık, Her ne şekilde söylenirse artık. Ne kötü bir şeydir! Duman duman bir sigara gibidir, Bir bardak sıcak çay gibidir bazen, Yemek içmek gibidir her zaman, Sevgi gibi,aşk gibidir... Alışkanlık ve bağımlılık. Kötüdür aslında; Acı verir,yinede vazgeçilmezdir! Deniz gözlerini görebilmek için, Köşebaşında seni hala, Bir umut beklemem gibi. Bildiğim halde; Bir türlü sevemediğin beni, Seveceğin günü sabırla beklemem gibi. Yinede güzeldir; Alışkanlık yada bağımlılık, Kurtulmak daima zor olsa da... |
GÜN GELİP öZLEYECEKSİN OKDARA ARA VERECEĞİM SENLE NEGİBİ öZLERSİN BİLMEM BU BİR ALIŞKANLIK ,YÜRÜNEN YOL HAYATIN KUM TEPELERİ BAK GöZLERİN BÜYÜDÜ KIZDINYA HANİ ONDAN BİRDE UMUR VARDI SONRA SENDE BEN Hİç ORADA OLMAMIŞTIM. KISMETİN DEĞİLİM YA MUZİP GÜLÜMSEMELERİN SONUNDA SIR OLMIYACAĞIM KARANLIKTA BİR GÜN BATIK GEMİLERİ SU YÜZÜNE çIKARAN GÜNEŞ BİRGÜN GöNÜL HARİTALARININ GöSTERDİĞİ YOLUN SONUNDA BİR çİZİK GEçECEK GöNLÜNDEN AŞIRI DEĞİL ,HEP KANAYAN ALIŞACAKSIN DA BUNA RENGİN SOLUK OLACAK BEYAZIN SARI ,HARMANIN YEŞİL GöNÜL KOYMA GİDECEĞİM SU KANALLARI BOYUNCA |
* Alışkanlık * Ne şarkılar ne şiirler yazdım bir fincan kahvenin yanında ne sigaralar içtim tekrar tekrar okurken onları sigaramın markası: Hüzün ve ayrılık birde ”Sağlığa zararlı” yazıyordu üstelik… Ne ağıtlar yaktım ne ezgiler söyledim resminin başında ne zehirler içtim tekrar tekrar dinlerken onları içkimin adı: 'Hüzün ve Ayrılık' birde „Alışkanlık yapar“ yazıyordu üstelik... Ne türküler mırıldandım oynak havalar dinledim yokluğunda nice şimşir kaşıklar kırdım döne döne oynarken oynattım Türkümün adi; 'BirDeli YÜREK' elimde bir kazma ile kürek 'Müzmin Sondur Bu! “ yazıyordum hüzün içinde gülümseyerek... BirDeli 09.06.2003 Muammer Çelik |
Alışkanlık işte, çocukluğumdan kalma. Ne kadar sevdiğimi, soruyorsun ya! bana. Şöyle kollarımı uzatıyorum, açabildiğimce açıyorum iki yana. Koskoca bir sonsuzu, sığdırıp arasına, şımarıkça, işte bu kadaaaar, diyorum sana. |
Tilki, derisinden vazgeçer de, alışkanlıklarından vazgeçmez. İlk gördüğümüz zaman korktuğumuz nice şeyler vardır ki, zamanla alışır, hiç aldırmaz oluruz. İnsan alışkanlıklarının çocuğudur. Alışkanlıktan daha büyük bir şey yoktur. Hiç kimse bir alışkanlığa veda etmek cesaretini gösteremez. Alışkanlık, bir halata benzer. Her gün bir lifi örer ve sonunda, onu koparamayacak kadar güçlü yaparız. Alışkanlıklar, bırakılmazlarsa, zamanla ihtiyaç haline gelirler. Alışkanlıkların zincirleri, önce duyulmayacak kadar hafif, sonra kırılmayacak kadar güçlü olur. Alışkanlık insanın ikinci huyudur. Alışkanlık, anahtarı kaybolmuş bir kelepçedir. |
ALIŞKANLIK ( Bu kirli düzenin düzenbazları Azrail'e rüşvet vermeyi dener Ölünce dünyanın en kurnazları Torpille cennete girmeyi dener |
http://www.balcanet.net/resima/cubuk/siir10123-cbk.jpg http://www.balcanet.net/resima/jpg/siir10123.jpg DONNA CLARA Dolaşıyor bahçede akşam vakti Belediye başkanının kızı. Davul, boru sesleri Şatodan gelen yankı. "Sıkıyor beni danslar, İltifatlar aygın baygın; Beni güneşe banzeten Şövalyeyi gördüm göreli Katlanamıyorum hiçbirine Ay ışığında ezgileri Çekti beni pencereye; O şövalyeyi gördüm göreli Katlanamıyorum hiçbirine İnce, uzun, yiğit duruyordu, Solgun, soylu yüzünde gözleri İki ışık pınarı Sanki Georgen'e benziyordu." Bunları düşündü Donna Clara Ve baktı önüne; Kaldırdı başını, ne görsün, Karşısında güzel, meçhul şövalye. El ele, sevgiler fısıldaşarak Gezindiler ay ışığında; Okşar gibi esiyordu meltem, Masalların selamı güllerde. Güllerde masalların selamı, Aşk elçileri gibi kızarmış güller- - "Fakat, söyle güzelim, birdenbire Yüzün böyle neden kızardı?" -"Sivrisinekler soktu, sevgilim; Öyle nefret ederim ki Yaz ayları onlardan Yahudi çeteleri sanki." - "Bırak sinekleri, Yahudileri!" Dedi şövalye okşayarak; Düşüyordu badem ağaçlarından Beyaz, yüzlerce yaprak. Beyaz, yüzlerce yaprak Saçıyordu kokularını- -"Fakat söyle güzelim, Kalbinde başkası var mı?" - "Ben seni seviyorum, sevgilim, Ant içerim İsa'ya; O İsa'yı ki; Yahudiler Öldürdüler alçakça." - "Bırak İsa'yı, Yahudileri!" Dedi şövalye okşayarak; uzakta ışıklar içinde bir sürü Rüyada gibi, beyaz zambak. Işıklar içinde bir sürü zambak Bakıyordu yıldızlara yukarı "Fakat, söyle güzelim, Ettiğin yemin gerçek mi?" - "Bende hiç yalan yok, sevgilim, Nasıl ki bağrımda tek damla kan Yoksa ne pis Yahudiler, Ne de zencilerden." - "Bırak zencileri, Yahudileri!" Dedi şövalye okşayarak Ve götürdü başkanın kızını, Mersin dallarından bir çardak, Yumuşacak bir sevda ağıyla Sardı onları gizlice; Kısa konuşmalar, uzun öpüşmeler, Kaynaştı kalpler iç içe. Bir düğün şarkısı gibi Tatlı baygın şakıyordu bülbül; Kalkmış gibi meşalelerle dansa, Sekiyordu toprakta ateşböcekleri. Sessizleşti çardak, Duyulmada gizli, hafif Fısıltısı akıllı mersinlerin Ve çiçeklerin soluması ancak. İşitildi şatodan ansızın Davul, boru sesleri. Sıyrıldı kollarından şövalyenin, Clara, uyanarak. - "Dinle sevgilim, beni çağırıyorlar, Fakat ayrılmadan önce, Bunca zaman sakladığın O güzel adını söyle!" Neşeli, gülümsedi şövalye, Clara'nın parmaklarından öptü, Öptü dudaklarından, alnından, Söyledi sonunda şu sözleri; - "Ben, Sennora... Sevgiliniz. O herkesin övdüğü, Saragosalı ünlü hukukçu Yahudi'nin oğlu." Heinrich Heine Çev: Behçet Necatigil |
http://www.balcanet.net/resima/cubuk/siir10116-cbk.jpg http://www.balcanet.net/resima/jpg/siir10116.jpg ANLAR Eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya, ikincisinde daha çok hata yapardım. Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım. Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar. Çok az şeyi ciddiyetle yapardım. Temizlik sorun bile olmazdı asla. Daha çok riske girerdim, seyahat ederdim daha fazla. Daha çok güneş doğuşu izler, daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim. Görmediğim bir çok yere giderdim. Dondurma yerdim doyasıya, Daha az bezelye. Gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine. Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardan olurdum. Farkında mısınız bilmem, yaşam budur zaten. Anlar, sadece anlar, siz de "an"ı yaşayın. Hiçbir yere, yanına; termometre, su, şemsiye ve paraşüt almadan gitmeyen insanlardanım ben. Yeniden başlayabilseydim, ilkbaharda, papuçlarımı atardım. Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayakla. Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır, çocuklarla oynardım, bir şansım olsaydı eğer... Ama işte, 85'imdeyim ve biliyorum... Ölüyorum... Jorge Luis Borges |
ALIŞKANLIK Hani kırk yıl bir yastığa baş koyup da birbirlerine bir kez bile"Seni seviyorum"sözünü söylemeyen çiftler vardır ya da partnerleri"Beni hala seviyor musun?"diye sorduklarında,"Sevmesem bunca yıl seninle beraber olur muydum?"yanıtını verenler vardır ya,işte bu tür uzun süreli birlikteliklerin temelinde sevgi değil,alışkanlık yatar. Birbirlerine karşı yoğun ilgi duymadıkları halde,boşluğu dolduracak başka biri olmadığı için birlikteliklerini sürdüren,yalnız olma cesaretinden yoksun,özgüvenleri gelişmemiş,yeniliklere açık olmayan çiftlerin,ihtiyaç ortaklığıdır.Alışkanlığa dayanan ilişkilerde tekdüzelik,tembellik yaratıcılıktan yoksunluk vardır. Alışkanlığa dayanan ilişkiler,yerine konulabilecek yeni bir alışkanlık doğduğunda bitebilir.Yalnızlık korkusu yüzünden,mutlu bir beraberlikleri olmadığı halde,ayrılmayı göze alamayan çiftler bu guruba girerler. Yani tek kişilik yalnızlıklarını paylaştıklarını sanırlar.Ama alışkanlık.yalnızlığın paylaşıldığı illüzyonunu yaratır.Yani iki kişilik yalnızlıkların. Kuradışı Yayınları |
http://img153.imageshack.us/img153/5517/cid25aah0.gif http://img153.imageshack.us/img153/5517/cid25aah0.gifAlev Bakışlım....http://www.altinkalpler.com/yeniyil10ani.gif http://img80.imageshack.us/img80/9692/alijn3060sttp6.gifhttp://img153.imageshack.us/img153/5517/cid25aah0.gifhttp://img153.imageshack.us/img153/5517/cid25aah0.gif http://www.altinkalpler.com/yeniyil10ani.gif B e n…..! Aşkın şarabını, Gözlerinde yudumlamışım, Alev bakışlım….! O gözlerin tutuşturdu, Dilime bu sevda türküsünü…. Söyledikçe, tükenirim…..! Sevda yüreğime vurdukça törpüsünü; Her gün bir zerremi daha kaybederim….. Senden geçilmesi kolay mı zannedersin, Alev bakışlım, Kendimden daha kolay geçerim…! Yankılandıkça anlamsız duvarlarımda çığlıklar, Firar etmek istiyorum, sevdaya doğru….. Çöz gönlümün büyüsünü …….! Avuçlarımda kan revan yüreğimle kapına geldim, Aç kollarını, durdur artık evrenimin, kısır döngüsünü…. Hüküm giymekse eğer seni sevmek, Yoluna bir can koydum bu sevdanın çekerim…. Vur istersen sırtımdan bedel süngüsünü, Vur, vur, ama yeter ki, beni sev derim…. Yumar gözümü, bedeli de neyse öderim…! Neresindeyim zamanın bilmiyorum, Gecesinde mi, gündüzünde mi…? Dört duvar arasında duruyor saatlerim… Sol yanımdan dinledikçe sevda türküsünü, Sağ yanım bir odada ölüm ile volta çeker…. Çizgi atarım sensizliğin duvarına isyan ederim, Hayallerimde yaşatırım mavi gökyüzünü, Ahh..! bir yıldız görebilsem karanlık gecelerde, Aşk için her şeye inat, seni dilerim…… Unutmak istiyorum artık mazinin öyküsünü, Bir çizgide ona atar, çekip giderim…. Alev bakışlım….! Azâdım ellerine muhtaç şimdi, Aç demir kapıların sürgüsünü…! Ya beni de al yanına, senin olsun yüreğim… Ya da deki benden kaç; Alıp başımı, sessizce giderim… Kara toprakları üzerime çeker, Seni ben, orada da beklerim… S e n i n i m…! ! http://img153.imageshack.us/img153/5517/cid25aah0.gif http://img80.imageshack.us/img80/9692/alijn3060sttp6.gifhttp://img153.imageshack.us/img153/5517/cid25aah0.gif Metin Yıldırım http://img153.imageshack.us/img153/5517/cid25aah0.gif |
ANLASANA Gözümde çizemediğim olmayan hayali seviyorum bu aralar Hayalini bile çok gördün bana güvenmedin sevgilim dedin Benim gibi kendini esir almadın yalnızlığı gözümde yaş oldu Beni biraz anlasana sevgilim ölürüm yoluna beni biraz anlasana Çizemediğim sevgilim koklayamadım aşkım sevdalım anlasana Koyverme beni hıçkırıklara boğma beni sensizliğinle özleminle Çalan ney gibi sade olsana düşün benim halimi çiz gözlerinde Yerime koy kendini anlasana beni göz yaşım olmasana Her göz yaşımda sen varsın damarımda sensiz dolaşmaz damlalar Gel etme olma hasret gözümde bitmezken göz yaşı eksilmezken Beni biraz anlasana yollasana sevgilimi bana özlemini paylaşsana Yorgun akşamlarda seni ararım başımı yaslamak için tenini koklamak için Bana verdiğin sevginin hayalini çok görmesene sevgilim Benzemiyor kimse sana göremediğimden koklayamadığımdan benzemesinde Hasret kokar yalnızlığım akşamlarım gecede dolunayda gözlerim seni arar Dağlar bile susar hıçkırık olur asil yeşillikte baykuş ağlar hüznümden Beni biraz anlasana sevgilim yolasana bana sevgilimi özlemini paylaşsana Canım çıkmak ister bedenimden bu günlerde ecelim olmak istermisin Söyle bana neden yolamazsın güvenmezsin bukadar nankörmüyüm ben Gökyüzü karanlık neden bana kadar bir yıldız bir aydınlık yok Son yolculuğum bir an önce başlasın isterken aklımda sen varsın Düşün bir kereçik ben bukadar nankörmüyüm anlasana sevgilim beni Ellerimin boşluğunu izin verde gözlerimle bastırayım yollasana sevgilim seni bana Beni birazçık anlasana .... Şair: Bülent Mutlu |
http://www.balcanet.net/resima/jpg/siir10084.jpg KÜÇÜK MUTLULUKLAR Küçük derelerdir büyük nehirleri oluşturan Küçük mutluluklar, küçük, küçücük derelerdir Büyük nehri ararken üzerinden atladığın Arkana dönüp de bakmadığın Küçük mutluluklar; Çıtır çıtır Kızılay simitidir, çayın yanında Aniden radyoda karşına çıkan şarkı Kar yağınca tatil olan okul Başarılı bir rejimin birinci günü Sokakta sevebildiğin kedi Yürüyen güvercinin kafası Tenekedeki fesleğen Kurumuş çamaşırlar, bir kış ikindisi Geri gelen elektrik Hamdi'nin hikayeleri Annenin yemeği Tamir ettiğin alet Yeşil t-shirtün, yatarken giydiğin Bir dostun başarısı, neler çektiğini bildiğin Elini sımsıkı tutan minik el Dudağında ıslık yürüdüğün yol Birden çıktığın yolculuk Sana açılan kapılar Sana kapıyı açanlar Hoş gelenler Hoş buldukların Yalnız kalabilmek - dilediğinde Kavuşabilmek - özlediğinde * * * * (Gerisini ve milyonlarca satırı boş bırakıyorum kendi küçük mutluluklarını yazman bundan da küçücük bir mutluluk duyman dileğiyle) Yalçın ERGİR |
|
Alışkanlık Aşkları Sigaraya Benzer Biraz Bütünlerimizin yarımlarıyız aslında hepimiz.Yarım hissederiz kendimizi ne kadar bütüne tamamlansak da.Ve bütüne tamamlanma çabasıyla geçiririz hayata dairlerimizi. Sinemaya gideriz yanımızdaki koltuk boş gelir ne kadar dolu olsa da...Yatagımıza gireriz yatak soguk gelir ne kadar sıcak olsa da...Akşam yemegine otururuz dolu tabaklarımızla.Yanımızdaki tabagın boş oluşu dürtükler bu seferde içimizdeki yarımı.O yarımı tamamlama arzusuyla çıkarız aşklarası yolculuklara. Ve deneyler başlar hayatımızda.Çevremizde gördüğümüz her yarım parça kalbimize yerleştirilir özenle bir puzzle misali.Uygun olmayanlar elenir itinayla.Ve eksik puzzle parçamız bulunmaya çalışılır yeniden. Ve işte en benzerini buluruz karşımızda.ilk görüşte; "tam bana göre" "aradıgım insan bu" sözcükleri dökülür agzımızdan. Yarım parçamız o mudur?Yoksa biz mi benzetmeye çalışırız onu?Her farklılıkta biraz daha benzetme çabası başlar içimizde."Değişir,düzelirler" girer devreye. "onu öyle kabul etmek" ya da "Dogru yarımı aramak"aklımızın bir yerlerine gelir.Gelir ve geçer.Ve "değişir,düzelirler" alır onların geçtiği yerleri. Ve bir alışkanlıktır başlar.İplerimizi onun yanlışlarına baglarız önce.Ardından da yeni baglar çekilir gözlere. Aşk mıdır yoksa alışkanlık mı? Kopamaz oluruz zamanla.Sanki kopsak ,hayatımız son bulacaktır o anlarda.Ve adına "aşk " koyarız tek kelimeyle.Ardından da sileriz tüm olumsuzlukları.Kalbimizdeki parçayı yontup onu oraya oydurmaya çalışırız.Olmadı mı? Bu seferde onu yontmaya başlarız. Ve tartışmalar gelir ardısıra."Olmazsa olmaz"lar konulur kalpte açılan yaralara. Aşk biter acı gelir.Acı gelir, alışmanın inadı sarar.Alışmanın inadı başlamıştır bir kere içimizde.Ve "illa ki o" denir yeniden.Sevmesek de o...Sevmese de o..İlla ki o... Sigarayı da sevmeyiz halbuki.Ama bırakamayız da...Eksilmeyiz bıraktıgımızda ama "illa gerek" der bir yanımız. Sevgi yoktur aramızda ama inatlaşılası bir aşk kurulmuştur sigarayla da aramızda.Verdiği zarar bir yana yoklugu bir yanadır içimizde.Verdiği zarara inat yine de sarılırız ona.İçimizde eksik yarımız oymuş gibi. Alışkanlık aşkları da böyledir aslında.Sigarayla kurdugumuz bag gibi biraz. Ve ne zaman sigaranın adım adım bıraktıgı hasar gün yüzüne çıkar sigara bir yana bırakılır buruk bir hüzünle.Aynı alışkanlık aşkların zamanla biriktirdiği acıların gün yüzüne çıkması gibi... tek farkı gözünüze çektiğiniz baglarla puzzlenızın gerçek eksiğini hiç bulamayacak olmanızdır... yıllar sonra büyük bir acıyla duydugunuz pişmanlıksa aynı sigaraya başladıgınız güne benzer.. |
http://img109.imageshack.us/img109/6780/forumonlinepk7.jpg Yeter Dertler Bu Kadar Gözlerim Seni Arar.. Sensiz Bu Can Yaşamışsa Kime Neye Yarar..!! Yine Hüzünlendim Yine Aklıma Geldin Kahretsin Söz Vermiştim Unutmak Hayal Gibi Ömrümün En Güzel Yılları Seninle Geçti En Kötü Günleri Dün Bugun Ve Şimdi Ayrılığı Ve Sevgiyi Sende Öğrenmiştim Adına Bir Degil Yüzlerce Şarkı Seçtim Her Gece Bir Düşünce Her Gece Bir Stres Aklımdasın Yanımdasın Soluduğum Her Nefes Ellere Karıştın Yüreğim Yanıyor Bu Yaşlı Gözler Sadece Sana Ağlıyor Kaybetmiştim Seni Soğuk Bir Kış Gecesi Çok Kışlar Geçti Ama Dönmedin Geri Sevda Dedikleri Bu Olsa Gerek Suçum Neydi Hatam Neydi Küçüktük Belki Çocukluk Aşkı Değil Benimki Gerçek Sevgi Hayallerim Bitmesin Dön Artık Geri Ah Be Kader Yüzüme Hiç Gülmedin Sevdim Sevilmedim Sevenide Sevemedim Zalim Bu Hayatta Sevgilerde Eksiktim Kalbimdesin Sevdiğim İlelebet Seveceğim Unutmadım,Suçsa Suçluyum Öl De Öleyim Seviyorum Biriciğim Bir Gün Benim Olsan Bin Yıl Gibi Gelir Yeniden Beni Sev Küçük Kalbim Erir.. |
Alışkanlıklarımmış Gözün aydın istediğin oluyor, seni unutuyorum. Merak etme zor olmuyor, destekte alıyorum. Biraz zaman yardım ediyor, biraz da kendim istiyorum. Şöyle bir düşündüm de; Meğer ümitlerinmiş sana olan sevdamın sebebi. Onları kestiğin günden beri, Sana olan aşkım bitti, küllendi. Oysa hep merak ederdim; Unutmak, nasıl olur? Yani; İnsan isteyince mi unutur, yoksa zaman mı unutturur? Sonra mevzu çözüldü; Meğer ümitlerin bir akçe, sevdam ise bir malmış. Üstelik bu ticaretin, veresiyesi de olmazmış. Ve senin anlayacağın; Seni sevmeye olduğu kadar, unutmak içinde sebep varmış. Eğer alışmak, aşkın diğer adı değilse gülüm, Seni unuttum demektir, seni unutuyorum. Bakma; Her iş dönüşü,yine aynı yer de bekliyorum. Yanlış anlama! Sen geleceksin diye değil, dalgınlığımdan! Ve her akşam kapılarda kalıyorum. Yanlış anlama! Seni evde sanmaktan değil, anahtar almamaktan! Hele şu ekmeği iki tane alışım yok mu? Yanlış anlama..! Biri, sana diye değil, alışkanlıktan! Hem! Hem sen hiç Doktorları duymadın mı gülüm? Benim bu halim; Onlara göre çok, ama çok normalmiş. Atlatılan her büyük kazadan sonra geriye, Mutlaka bir iz, araz kalırmış. Ve bendeki bu araz; Bu aşk kazasından geriye kalan, Müzmin, müptela alışkanlıklarımmış, ALIŞKANLIKLARIMMIŞ! ... Metin Ceylan |
Ayrılık Alışkanlık Yapıyor 'Hayata neye sitem edeyim ki, Kendimden başka' İşte ayrılık, Üstünde yüzlerce yüklü şiir Ve alışkanlık Sigara gibi Ayrılık alışkanlık yapıyor Dostlar unutunca Şiirler, sözler, harfler İstediğin kadar birleştir Topla, çarp, böl Sonunda hep çıkıyor Ayrılık alışkanlık yapıyor Sevdiklerin unutunca Gezdiğin muhteşem yerler Gördüğün en güzel elbise, Kazandığın para, Harcadığın zaman neye yarar Ayrılık alışkanlık yapıyor Tek başına kaldığında Erdoğan Ergin |
Alıştım Yalnızlığın yürek burkan o sırnaşık yüzüyle otel odalarında sarımsak kokan kadınların haydi sende anlat bakalım hikayeni muhabbetlerinin hemen ardından tanıştım nedense yalnızlığıma herkesten çok alıştım sonraları bir çokları girdi yüreğime girdikçe çoğaldı yalnızlıklarım kendimden çok başkalarının yalnızlıklarını yüreğime taşıdım seni de anlıyorum kızmıyorum ben zaten en çok başkalarını anlamaya alıştım Hayal Ayna |
Alışkanlık oldu Ben alıştım böyle Yaşamaya. Ben alıştım. Benliğimin günden güne Çalınmasına. Ben alıştım. Sevdama çamur atılmasına. Ağlamak bende tutku oldu. Göz yaşlarım sevgilim. Ben alıştım, Gölgelerle yaşamaya. Falıma bakmasınlar, Ben bilirim geleceğimi... Geçmişimi hatırlarken. Yanlış bir şeyler yazılmış Kaderime. Acımadan. Suçluluk duyma, başını eğme öne Utanma yaptıklarından. Atma göz yaşlarını içine. Yıkılan gururumun... Sorumlusu sen değilsin. Yanlış bir şeyler var bende,... Hatalı olan benim. Öğretilmedi bana, öğrenemedim ben. Sevdalara, duygulara olan Güvensizliği. Fazlamda bu benim, Eksiğimde. Sen takma kafana güzelim. Canın sağolsun. Ben ezilmeye alışığım. Haberin olsun. Cengiz Süslü |
http://img408.imageshack.us/img408/1839/kissoftherosebypeachyyylw0.jpg Unutulmuş ne varsa bi isimle herşey su yüzüne çıkar, sanki küller tekrar alevlenmiş gibi. Eskileri tekrar hatırlarız unutmak için o kadar çaba boşa gider bi anda. Hatırlatan anlamaz tabi birini veya bişeyleri unutmanın, onu kalbine gömmenin zorluğunu. Sen üstünü örtmüşsündür küllerin tonlarca toprakla ama çıkmıştır işte günışığına. Kalbin acır, için daralır, sığdıramazsın şimdiki dünyana grilerin içinden çıkmış birini, külleşmiş anıları. İyi ve kötü yaşanmış ne varsa gözünün önünde artık at atabilirsen, kulaklarında eski bir şarkı dudakların sen istemesende mırındanmaktan vazgeçemez ama elinde unutulmuş bir günlüğün içinde kurumuş bir gül kalmıştır sadece.. Gülünce dudakların Bir gonca güle genzerdi Ben dudaklarını sense gülleri severdin Güller ve dudaklar şimdi Ne kadar acı ve gizli Eski bir aşkı anlatır Güller ve dudaklar şimdi Döküldü yaprakları Mazim denen o bahçeye Kayboldu dudakları Seven yok artık gülleri.. Alıntıdır |
Alışkanlık İsmi önceden konulmuş Koyu bir şiir demeti bu Derler ki bundan yıllar önce Yıldızlar bile yokmuş Bile bile yanasıymış insan Yanında olmayan her şeye Heyelan olur çöker bir anda Çözülmez sorun getirirmiş Sorunsuz sonbahara bu dert Rivayet bu ya Bulunurmuş en ücrada Engin yüreklerde Yüksek karakterlerde Karanlık gelecekte Gecenin ilerleyen saatlerinde İlgiden yoksun Yokluktan bıkkın Bıçak sırtındaki son kararlarda Karargah kurarmış namert Rivayet bu ya, adı Aşk olasıymış Oluşumu Adem’e uzanan Alışık olmadığımız Alışkanlığımızın Süleyman Eser |
Alışkanlığımsın sen benim en huysuz anımda bile kahrımı çeken o gülün kalbiydin.. yüzün güneş gibi parlıyordu varlığında yokluğunda ise bir hapisteydim.. sen kurtulamadığım hastalığım gönlümün içinde bir bahçeydin kendimi bulduğum tek bağlılığım uğruna tutulduğum en güzel şeydin sen benimle doğmuş diğer yarım kalbime işlemiş aşk ikizimdin sahip olduğum tek varlığım dünyalar kadar hazinemdim sen, olduğuna sevindiğim kadınım yokluğunda kahrolduğum hasrettin mutluluğa doyamayan yıllarım yaşamamı isteyen tek sebeptin İsmail Baharşen |
Alışkanlık Değişmiyor işte bazı alışkanlıklar. Bıraktığın gibiyim hala... Mesela, Hep aynı sokaktan geçiyorum işten eve dönerken. Ve hala, Dolmuşa binmiyorum spor olsun diye... Akşam yemeğinden sonra bir orta kahve, Eskiden beri en büyük zevkimdir bilirsin. Bu sırada da başa sarıp sarıp; Hep aynı şarkıyı dinliyorum, Hani nakaratını defalarca tekrarladığımız. Bilirim... Sende o şarkıyı benim kadar seversin. Biliyormusun, Hala resmini öpmeden uyuyamıyorum. Alışkanlık işte... Hep aynı yerinde uyanıyorum gecenin. Ve her defasında aynı duayı ediyorum: 'Ayağına taş, yüreğine ateş değmesin.' Sonra gözlerimi kapatıp bekliyorum. Bir ses: 'Günaydın canım.Ben geldim.' desin. Gün görününce odamın penceresinden, Her sabah yeniden sana uyanıyorum. O ilk gün söz verdiğim gibi herşeyim, Ben seninle yaşlanıyorum.... Betül Kasapoğlu |
İşte böyle kalemi, kâğıdı alırsın eline. Geçmişi Acı-tatlı haliyle anımsarsın, Damla damla dökülürcesine yazarsın. Bu dünyadan göçen sevdiklerin Canlanır gözünde Yaşıyor gibi. Gözlerinde Bir damla yaş olmadığı halde, Kan basar sanki gözlerini, Ağlıyor gibi. Uykuların kaçarsa gece, Ölüm gelir aklına ister istemez. Bir dal kırılır yüreğinde, Başka denizlere akar ırmakların Hararetten kurur topraklar Şırıltısı kesilir pınarların http://img483.imageshack.us/img483/8027/iiiinn4.gif Uykuların kaçarsa gece, Hep kötü şeyler gelir aklına. Ayrılıklar, özlemler İhanetler gelir dikilir karşına Dalarsın dipsiz kuyulara Uykusuz gecelerde. Sevdiğini kaybetmekten korkarsın Ağlarsın hiç sebep yokken Karanlıkta bir çift ışık ararsın, Koca ampüller tepende yanıyorken Uykuların kaçarsa gece, Eski sevdiklerin gelir aklına. Hepsi gelir Toplanırlar başına. Tutmak ister, tutamazsın, Dokunmak ister, dokunamazsın. Yakınlar uzak olur Kalabalıklar yalnızlığın, Hayal mi gördüklerin, Yoksa gerçek mi? Anlayamazsın. http://img469.imageshack.us/img469/6826/sleephf2.gif Uykuların kaçarsa gece, Yastık diken olur Batar yüzüne. Eski hatıralar Serilir gözlerinin önüne... Gece bitmez Yıl gibi uzayıp gider. Eski sevgililer gezinir gözlerinde Bölünür yürekler. Derken, Güneş koşar imdadına, Pencerenden bir dost gibi girer. Işığı yüzüne vurur Rahatlarsın. Herkesin uykudan uyandığı saatte Sen, Derin bir uykuya Yalnızlığın karanlık odalarına dalarsın. KAMURAN ESEN |
ALIŞKANLIKLARIN TUTSAĞI OLMAK... İnsan 20 yaşında iken, dünyayı değiştirmek istermiş. 30 yaşına gelince ülkesini. 40 yaşında, yaşadığı çevreyi değiştirmeye savaşırmış. 50 yaşında kaderini. 60 yaşında ise, en büyük arzusu, sadece yatak çarşaflarını değiştirmek olurmuş… Bir dergiden aktardığım bu yargı cümlelerine katılır mısınız, katılmaz mısınız bilemiyorum… Ama bildiğim bir şey var ki, değiştirme çabası, kaygısı, insanoğlunun doğasında var… Ne zaman ki buna ters düşüyoruz, yani değişmemek ve değiştirmemek için diretiyoruz, işte o zaman kendimize ve çevremize yabancılaşıp; mutsuz, basit, sıradan bir yaşama pencere açmış oluyoruz… Böylesi de kolayımıza geliyor galiba!.. Yani, hangi yaşta olursak olalım, içimizde bir şeyleri değiştirme isteği var, ama çabası yok… Alışkanlıklar ağır basıyor her zaman… Türk dili ile ilgili kurslardan birinde, ders veren eğitimci, sözünün bir yerinde, “Alışkanlıklar kötüdür” demişti… Biz kursiyerler ağız birliği etmişçesine, “İçki, sigara gibi alışkanlıkları anlayabiliyoruz ama, kitap okuma gibi bir alışkanlık nasıl kötü olabilir?” diye sormuştuk bilgiç bilgiç… O da ısrarla: “Alışkanlıklar kötüdür, çünkü insanı, sınırlı, bağımlı kılar, yaratıcılığı engeller. Her alışkanlığın daha iyi bir durumu mutlaka vardır” demişti… Şimdi şimdi katılıyorum kurs öğretmenimizin söylediklerine… Diyelim ki, her gün bir saatinizi kitap okumaya ayırıyorsunuz… Siz bu alışkanlığınıza sıkı sıkıya bağlı olduğunuz sürece, kitap okumaya ayırdığınız zaman hiçbir şekilde iki saate çıkmayacak… Ya da evinize, işinize gelip giderken, hiç de zorunlu olmadığınız halde, hep aynı yoldan geçmeyi alışkanlık haline getirdiyseniz, diğer yollarda var olanlardan, yaşananlardan hiç haberiniz olmayacak… Alışkanlıklarınız sizi, hiç sevmeden yaptığınız bir işten koparamayacak belki. Hatta, içinde yaşamak istemediğiniz bir şehirden, Hiç giymek istemediğiniz bir giysiden, Dinlemekten hoşlanmadığınız bir müzikten, Oynamaktan zevk almadığınız bir oyundan… Dedik ya, anlamlı ya da anlamsız da olsa, bir şeyleri değiştirme isteği insanın doğasında var, ama alışkanlıklara tutsak olup mutsuz, sıradan bir yaşam sürmek de var… Hangisine yenik düşersiniz bilmiyorum… Tercih sizin!... yayıncı |
Alışkanlık oldu Ben alıştım böyle Yaşamaya. Ben alıştım. Benliğimin günden güne Çalınmasına. Ben alıştım. Sevdama çamur atılmasına. Ağlamak bende tutku oldu. Göz yaşlarım sevgilim. Ben alıştım, Gölgelerle yaşamaya. Falıma bakmasınlar, Ben bilirim geleceğimi... Geçmişimi hatırlarken. Yanlış bir şeyler yazılmış Kaderime. Acımadan. Suçluluk duyma, başını eğme öne Utanma yaptıklarından. Atma göz yaşlarını içine. Yıkılan gururumun... Sorumlusu sen değilsin. Yanlış bir şeyler var bende,... Hatalı olan benim. Öğretilmedi bana, öğrenemedim ben. Sevdalara, duygulara olan Güvensizliği. Fazlamda bu benim, Eksiğimde. Sen takma kafana güzelim. Canın sağolsun. Ben ezilmeye alışığım. Haberin olsun. Cengiz Süslü |
Alışkanlık işte bir ışık bekledi durdu gözlerim gözlerinden her gün yakmadın be gülüm ama olsun ben karanlıklara da alışkınım bir kelam duymak istedi yüreğim dilinden her gün demedin be gülüm ama olsun ben sessizliğe de alışkınım bir sıcaklık diledi avuçlarım ellerinden her gün tutmadın be gülüm ama olsun ben ayazlara da alışkınım bir çokluk olmayı arzuladı tekilliğim senden her gün sarmadın be gülüm ama olsun ben yalnızlığa da alışkınım bir kırıntı aşk dilendi sevdam sevginden her gün vermedin be gülüm ama olsun ben SENSİZLİĞE DE alışkınım alışkanlık işte Cengiz ŞAHİN |
Alışkanlık İşte Alışkanlık işte çocukluğumdan kalma ne kadar sevdiğimi soruyorsun ya! bana şöyle kollarımı uzatıyorum açabildiğimce açıyorum iki yana koskoca bir sonsuzu sığdırıp arasına şımarıkça işte bu kadaaaar, diyorum sana. Demir Mutlugil |
http://img263.imageshack.us/img263/2782/laviniahq1.jpg Sana gitme demeyeceğim Ama gitme lavinia Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim İncinirsin yine de sen bilirsin Sana gitme demeyeceğim Ama gitme lavinia Üşüyorsun ceketimi al günün en güzel saatleri bunlar Lavinia yanımda kal Sana gitme demeyeceğim Ama gitme lavinia Adını gizleyeceğim Sende bilme bilme lavinia Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim İncinirsin yine de sen bilirsin Adını Gizledim Sen de Bilme Lavinia |
Sahte Ümit Ali Yüksel Mert Sana bir şarkının orta yerinde, Rastlamak isterdim Sonunu birlikte getirmek için. Kıyısından uzağında bir denizin, Beraber ayak basmak için toprağa. Bir gecenin en karanlık anında, Işıltılı bir sabahı karşılamak için. Hazan bitmeye yaklaşmışken, Baharı saçlarından yakalamaya. Bu fırtına dinmeden bulmalı seni, Sakinleşmek ve durulmak, Güzel olacaksa kollarında. Nasıl kaybettiysem hiç birşeyin başlangıcında Bulmalı seni, Başlamayan herşeyin orta yerinde |
Alıştım Sana Mahsun gözlerde yanlızlık okunur ya öyle, Sonbahar hüznünü yaşatıyorsun. Bende alıştım senin edalarına. Sabahları şen ve ürkek çırpınışlar, Ürkekliğim ya gelmezsen diyedir. Bülbülün güle ahuzarından, Gül ölüm sesizliğine bürünür. Deprem olmuş,iş bitmiştir, Yüreğim çırpınır gelmezsin diye. Sabahları şen nameler dökülünce dudaktan, Bil ki kapıdasın diyedir. Düşündükçe düşünür, gözyaşları dökülür. Ta...ki uzaklardan meltem eserde, Kokun gelmiştir, gül diyarından,yardan Gelebilseydim kaldırım taşlarını beraber adımlardık Sen özlüyorsun ben çılgınları oynuyorum Bekliyorum......beklerim.....bekleyeceğim..... Penceremden uzaklara dalacağım, Seni tutuğum gibi, bağrıma saracağım Koklayacağım tıpkı alıştırdığın gibi Sensiz içmiyorum sabah kahvemi. Gün başlamıyor sen olmayınca Denizler, dalgalar şarkılar nerde.. Viran olmuş bir evin penceresinde, Beklemek ateşten gömlekmiş meğer Sen yüreğimde korsun,yanarda yanarsın. Mevlüde Demir |
Alışkanlık - Ümit Yaşar OĞUZCAN http://www.diyadinnet.com/modules/Siir_Bahcesi/images/siirler.gif Gitgide alışıyorum sana. Hiçbir alışkanlık bu kadar güzel olamaz Ellerin ellerimden uzaksa nasıl güçsüzüm bilemezsin Yanımda olduğun zamanlar; sigara dumanı gibi ciğerlerime doluyor, alkol gibi damarlarıma yayılıyorsun Durmadan başım döüyor verdiğin hazdan Alışkanlıklar daima korkutur beni Düşün ki ben yaşamaya bile alışkın değilim Kendimi kendime alıştıramadım yıllardır Fakat şimdi sana alışıyorum Alıştıkça özlemim artıyor, daha yoğunlaşıyor. Yalnız içimde garip bir korku var. Sana alışmaktan değil seni kendime alıştırmaktan korkuyorum Bir gün sana şimdi verdiklerimden daha güzelini daha değerlisini verememekten korkuyorum Bir gün ansızın ölmekten ve seni, bana olan alışkanlığınla yapayalnız bırakmaktan korkuyorum Oysaki her zaman ve günün her saatinde yanında olmalıyım senin Bana alışmış olmaktan pişmanlık duyacağın bir dakikan bile olmamalı Bütün zamanlarını zamanlarımla karıştırıp emsalsiz bir zaman bileşiminde yaşatmalıyım seni Uykularda bile aynı rüyayı görmeliyiz. Her şeyin ve her zevkin yarısı senin olmalı, yarısı benim "Bana alış" demeyeceğim Nasıl olsa alışacaksın bir gün Şimdi çirkinliğimde güzellikler bulan gözlerin, o zaman en güzeli görecek bende! Alışkanlığınla, sevginle yepyeni bir "ben" yaratacaksın benden! İlk defa sevilmenin ürpertileri içindeyim inan. Sevgimle mukayese edebileceğim tek şeyi beni sevmende buldum Ömrümde kimse bana sevmenin gerekliliğini öğretmedi. Kimseden sevgisini istemedim, verdiler almadım. Bencildim bir zamanlar, sevmek benim hakkım diyordum. Oysaki şimdi bir zamanlar hiç sevmemiş olduğumu kendi kendime biraz da utanarak itiraf ediyorum. Asıl büyük sevgiyi seni sevmekte buldum ve sevgim senin sevginle değerleniyor, ayrı bir anlam kazanıyor Sevgin olmasaydı değersiz bir cam parçasıydım. Sevginle bir aynayım şimdi. Bana bakanlar baştanbaşa seni görecekler içimde Bir zincirin iki halkasıyız seninle anlıyor musun? Aynı kadehte karışmış iki içkiyiz. İki kelimeyiz seninle birbirini tamamlayan. Her yerde iki olduğumuz için bir bütün haline geliyoruz durmadan Alışkanlığım devamlı sana çekiyor beni Durup durup dudaklarını öpmek geliyor içimden Saçlarını okşamak geliyor, ellerini tutmak geliyor Kokunun tenime sindiğini hissediyorum geceleri Teninin dudaklarımda eridiğini hissediyorum Boynunun en güzel yerini benden başkası bilemez artık Seni kimse benim kadar benimle bir bütün olduğuna inandıramaz. Gitgide bu alışkanlığın içinde kaybolduğumu hissediyorum Beni yaşadığım zamanın dışına çıkarıyorsun. Bir gün tarih öcesinde yaşıyoruz , bir gün bulutların üstünde Uzun süren bir baygınlık sonrasının o anlatılmaz baş dömesi içindeyim Bütün merdivenler birbirine eklendiği zaman seninle vardığım yüksekliğe erişemez Açılmış bütün kuyuların derinliği içimde seni bulduğum yer kadar derin değil Alışkanlık kozasını ören bir ipekböceği gibi gitgide tamamlıyor bizi. Emsalsiz bir oluşun içinde yuvarlanıyoruz. Korkunç bir yangın başladı yüreklerimizde. Özlem, kıskançlık, arzu ne varsa içimizde hepsi birdenbire tutuştu. Alev almayan bir yerimiz kalmadı. Alevlerimiz muhteşem bir kızıllığın içinde yıldızlara kadar uzanıyor. Hiç bir su, bu ateşi södüremez artık. Nehirle, denizler boşalsa üstümüze hiç sömeyeceğimizi biliyorum. Bu yangın biz birer kor haline gelinceye kadar sürecek. Önce bakışlarımız alıştı birbirine, sonra parmak uçlarımız Bu oluş tamamlandığı anda yeryüzünde bizden güçlüsü olmayacak! En mutlu olduğumuz yerde en güçlü de olacağız seninle Bu bir sonun değil bir varoluşun başlangıcıdır. Geçmişteki tüm alışkanlıkların bana alışmanı öleyemez artık |
Alışmayacağım Yıldızları saymaktan usandım Ilık yaz akşamlarında senin yokluğuna ağladım, Lakin sensizliğe hiçbir zaman alışmadım, Dünya dursa da alışmayacağım. Ilgaz gibi karlı dağlarda kaybettim seni Rastlamak mümkün olmadı bir daha Işıksız kaldım şu yalancı dünyada Mutluluğa elveda derken sensizliğe merhaba dedim. Keziban Üstündağ |
ALIŞKANLIK Bu kirli düzenin düzenbazları Azrail'e rüşvet vermeyi dener Ölünce dünyanın en kurnazları Torpille cennete girmeyi dener |
Alışkanlık Ben seni melalinde sevmişim , Gülsen de olur gülmesen de . Ben seni yokluğunda sevmişim , Gelsen de olur gelmesen de . Fena alıştım sana Bir buhurdan gibiyim duman duman Senin için tüten , senin için yanan Bilsen de olur bilmesen de . Taş bile daha sert değil Yalınız çekilir dert değil Bölsen de olur bölmesen de . Akar gözyaşlarım geceler içre Silsen de olur silmesen de Muammer Çelik |
Biz alışkanlıklarımıza yenilmişiz! ... Ahhhh! Beni esir alan alışkanlıklarım deryanın farkında olmayan balık gibiyim ‘’dile benden, ne dilersin’’ dediklerinde su ve hava gelmez aklıma, ilk istediğimiz de, para. Frensiz arabaya binmeyiz de öyle bir zamana binmişiz ki… altımızdan kayıp gidiyor zaman biz üstünde, bir hiçiz be… hiç kimse şikayet etmez ondan. Alışkanlık yapmış bizde, bu hal… Gücümüz yetmeyen her şeye, ‘’Dikilmek kaderde varsa, zevk almasını bileceksin’’ deyip kaderimiz bu deriz, boyun eğip, Zamanlar akıyor bizi iplemeden Biz kutluyoruz. Bir karışını vermemek için Ant içtiğimiz topraklar Satılıyor bir, bir Biz alkışlıyoruz. Alın terlerimizle yükselen Bacalar şimdi alafranga oldu. Bütün markalar yabancı dilden. Güzel kokuyor, yabancı olunca *** kokusu. Geleneklerimize çok bağlıyız sözde yabancı markalar alışkanlık yapmış. kaderde, geleneklere bağlı kadınlarımızı boşayıp Nataşalarla evlenmek varmış. Suç bizde değil Alnımıza yazan, böyle yazmış. Avrupalılık da varmış kaderde Avrupa’dan gelen hastalık bile Başköşe de, yada başımızın üstünde Ama! .... Kardeşlerimizi, linç etmeye gelince ‘’kaderde beraber yaşamak varmış’’ diyemiyoruz. Avrupa’daki, düşünce özgürlüğünü, Hazmedemiyoruz. Kullanmalarına alıştıklarımız, bizi kullansın Kullanmaya alıştıklarımız, kullanılsın Alışkanlıklarımız bozulmasın. Tesbit edilmiş günlere sakladık Mutluluklarımızı ve üzüntülerimizi Kendimize zaman ayıramadık Güçlere/güçlülere feda ettik kendimizi Böyle doğduk, böyle büyüdük, böyle alıştık. Büyüklerimizden, Askere giderken de öyle öğüt aldık, ‘’Aman oğlum! ... Ne önde ol, ne de arkaya kal, ne fazla uyanık görün, ne fazla aptal’’ ve öyle eğitildik askerde önde ve arkada giden, sopa yedi her seferinde. Bize her buyrulana, ‘’eyvallah’’ demişiz. Hiç araştırmak olmamış, derdimiz, Alışkanlık haline gelmiş tembellik, Biz alışkanlıklarımıza yenilmişiz… Mehmet Halil |
ALISKANLIK Gitgide alışıyorum sana.... Hiçbir alışkanlık bu kadar güzel olamaz... Ellerin ellerimden uzaksa nasıl güçsüzüm bilemezsin... Yanımda olduğun zamanlar; sigara dumanı gibi ciğerlerime doluyor, alkol gibi damarlarıma yayılıyorsun... Durmadan başım dönüyor verdiğin hazdan... Alışkanlıklar daima korkutur beni... Düşün ki ben yaşamaya bile alışkın değilim... Kendimi kendime alıştıramadım yıllardır... Fakat şimdi sana alışıyorum... Alıştıkça özlemim artıyor, daha yoğunlaşıyor. Yalnız içimde garip bir korku var. Sana alışmaktan değil seni kendime alıştırmaktan korkuyorum.. Bir gün sana şimdi verdiklerimden daha güzelini daha değerlisini verememekten korkuyorum... Bir gün ansızın ölmekten ve seni, bana olan alışkanlığınla yapayalnız bırakmaktan korkuyorum... Oysaki her zaman ve günün her saatinde yanında olmalıyım senin... Bana alışmış olmaktan pişmanlık duyacağın bir dakikan bile olmamalı... Bütün zamanlarını zamanlarımla karıştırıp emsalsiz bir zaman bileşiminde yaşatmalıyım seni... Uykularda bile aynı rüyayı görmeliyiz. Her şeyin ve her zevkin yarısı senin olmalı, yarısı benim... "Bana alış" demeyeceğim... Nasıl olsa alışacaksın bir gün... Şimdi çirkinliğimde güzellikler bulan gözlerin, o zaman en güzeli görecek bende! Alışkanlığınla, sevginle yepyeni bir "ben" yaratacaksın benden! İlk defa sevilmenin ürpertileri içindeyim inan. Sevgimle mukayese edebileceğim tek şeyi beni sevmende buldum... Ömrümde kimse bana sevmenin gerekliliğini öğretmedi. Kimseden sevgisini istemedim, verdiler almadım. Bencildim bir zamanlar, sevmek benim hakkım diyordum. Oysaki şimdi bir zamanlar hiç sevmemiş olduğumu kendi kendime biraz da utanarak itiraf ediyorum. Asıl büyük sevgiyi seni sevmekte buldum ve sevgim senin sevginle değerleniyor, ayrı bir anlam kazanıyor... Sevgin olmasaydı değersiz bir cam parçasıydım. Sevginle bir aynayım şimdi. Bana bakanlar baştanbaşa seni görecekler içimde... Bir zincirin iki halkasıyız seninle anlıyor musun? Aynı kadehte karışmış iki içkiyiz. İki kelimeyiz seninle birbirini tamamlayan. Her yerde iki olduğumuz için bir bütün haline geliyoruz durmadan... Alışkanlığım devamlı sana çekiyor beni... Durup durup dudaklarını öpmek geliyor içimden... Saçlarını okşamak geliyor, ellerini tutmak geliyor... Kokunun tenime sindiğini hissediyorum geceleri... Teninin dudaklarımda eridiğini hissediyorum... Boynunun en güzel yerini benden başkası bilemez artık... Seni kimse benim kadar benimle bir bütün olduğuna inandıramaz.... Gitgide bu alışkanlığın içinde kaybolduğumu hissediyorum... Beni yaşadığım zamanın dışına çıkarıyorsun. Bir gün tarih öncesinde yaşıyoruz , bir gün bulutların üstünde... Uzun süren bir baygınlık sonrasının o anlatılmaz baş dönmesi içindeyim... Bütün merdivenler birbirine eklendiği zaman seninle vardığım yüksekliğe erişemez... Açılmış bütün kuyuların derinliği içimde seni bulduğum yer kadar derin değil... Alışkanlık kozasını ören bir ipekböceği gibi gitgide tamamlıyor bizi. Emsalsiz bir oluşun içinde yuvarlanıyoruz. Korkunç bir yangın başladı yüreklerimizde. Özlem, kıskançlık, arzu ne varsa içimizde hepsi birdenbire tutuştu. Alev almayan bir yerimiz kalmadı. Alevlerimiz muhteşem bir kızıllığın içinde yıldızlara kadar uzanıyor. Hiç bir su, bu ateşi söndüremez artık. Nehirle, denizler boşalsa üstümüze hiç sönmeyeceğimizi biliyorum. Bu yangın biz birer kor haline gelinceye kadar sürecek. Önce bakışlarımız alıştı birbirine, sonra parmak uçlarımız... Bu oluş tamamlandığı anda yeryüzünde bizden güçlüsü olmayacak! En mutlu olduğumuz yerde en güçlü de olacağız seninle... Bu bir sonun değil bir varoluşun başlangıcıdır. Geçmişteki tüm alışkanlıkların bana alışmanı önleyemez artık... Ümit Yaşar OĞUZCAN |
ALIŞTIM Kalbini avcumun içine aldım Hayatımın ne güzel türküsünü Yıldızlara söylüyorum bu gece Seni anlatıyorum Ama koşamıyorum sana doğru Üzgünüm… Kalbin Kayıp gitti ellerimden Tutamadım. Kırıkları ayaklarımı kanatıyor Çok acıymış Acıtırmış Alışılırmış ama Zaman ilaçmış Bir tek kayıplara karışmazmış Şimdi ben seni kayıp mı ettim? Geçmediğine göre acım… Duygu Tuncel |
Kayıp duruyor bakışları duvardaki resme ve kapıya oğul mu beklediği, sevgili mi Belli ki yaşıyorlar hala uzun uzun yaşıyorlar belli ki bırakıp gittikleri anılarıyla Çıkıp gelirler bir gün belki Üşümüştür çünkü toprağın soğuk yalnızlığında birisi Öteki arkasında parmaklığın Ahmet Telli |
Alıştım artık eskisi gibi beni yaralayamıyosunYaralarıma tuz mu basmayı öğrendimYoksa zaman yaralarımın kapanmasına izin mi verdi bilmiyorumAlıştım artık eskisi gibi beni yaralayamıyosunSeni düşündüğüm anlar artık çok azaldıBazen keşkelerimin arasındaBazen de hüzünlü bir şarkıda hatırlıyorum seniAma unutmayı unutulmayıda bu yürek çoktan kabullendiAlıştım artık eskisi gibi beni yaralayamıyosunİnsanoğlu ne tuhaf öyle değilmiAlışkanlıkları olmazları daha birçok şey değişebiliyormuş zamanlaKanayan yürek gün geçtikçe kendini tamir edebiliyorKendisinin hem hastası hemde doktoru olabiliyormuşAlıştım artık eskisi gibi beni yaralayamıyosunSakın suç yada suçlu aradığımı sanmaBenimki yanlış bir tercihti kaldım yolun yarısındaArtık yüreğimin bir köşesinde senVe seni ordan söküp atmaya kararlı bir benle yola devam ediyorumAlıştım artık eskisi gibi beni yaralayamıyosunSeni unutmaya başladım bileHissediyorum gitgide senden uzaklaşıyorGün geçtikçe sana yabancılaşıyorumAlıştım artık eskisi gibi beni yaralayamıyosunMantığımın dur kalbimin ise git dediği tek kişiydin senGüzel anlar yaşatan hayatıma anlam katandın senAma her masal mutlu sonla bitmiyormuş Geçte olsa bunu anladım benAlıştım artık eskisi gibi beni yaralayamıyosunŞimdi gidiyorsun izinsizce girmiştin bu kalbeİzin almadan da öylece çıkıp gidiyorsunAslında bende gitmeni istiyorum sendenŞimdi giderken yüreğimdeki senide al götür benden SELÇUK ATAMAN... |
ALIŞKANLIK Kimi zaman ben, kimi zaman o erketeye yattı. Gönüllere girip hırsızlık yaparken.. Daha düne kadar beraberdik yalnızlıkla. Ama; Şeytan diyor ki, sıkıştır bir tenhada, al senden çaldığı tebessümleri.. Götür, koyuver dudaklarının kenarına. Yaptım yapmasına da! .. Aklım; Yüreğine takıldı kaldı. Sorma nedenini,alışkanlık işte. Dayanamayıp yine, ..........saklı hüzünlerini çaldı... Çınar GÖLE |
Oyle alismistim ki sana.. vazgecemedigim huyumdan vazgecicem neredeyse... Oyle baglandimki sana.. " Gitme, biraz daha kal" demek geliyor icimden her nedense Daha ne kadar oldu ki seni taniyali? Ne yasadimki seninle? Ne paylastim, ne hissettiumki? Sadece ufak tatlibir soz bekledim hemde her seferinde her yeni dogan guneste her evden cikisimda her yeni bir um,uda kucak actigimda, kulac attigim hergun hayaller denizine, hemde hergun dakika dakika saniye saniye oyle mutlu ettinki beni... kimsenin veremedigini uzattin avuclarima.. ben ardik oyle alistimki sana her yeni gunun verecegi mujdelere gebe biraktin, ardik eskisi gibisarmiyor beni aksamlar, bende seni oyle ozluyor, oyle hasretimki sana, gecelerime doydum artik Sabirsizca bekliyorum hasret kaldim, her yeni gunun sabahlari... Oyle seviyorumki seni " Seviyorum" dediklerimden bile bir baska seviyorum seni.. Oyle katiyorsunki canima.. " Canim benim" dediklerimden bile bir baska katiyorum seni canima.. Oyle baglandimki sana " birgun ansizin kaybolup giderse eger" diye, dusunuyorumda... Iste o zaman ben, iste o zaman, sessiz sedasiz cekilirim brualardan her seyimi birakip giderim bu diyarlardan bir tek sey disinda oda suan hala avuclarimda, oda bana senden tek hatira kalicak bu dunyamda.. SEDAT KAYA... |
ADA DA AŞK Aşkını hala koynun da bak saklar adalar Andıkça gölde su gökte ay hayale dalar Oysa maziye karıştı eski hatıralar Andıkça gölde su gökte ay hayale dalar |
Zararsız Alışkanlık Sen, efkarımı dağıtmak için yaktığım sigaram gibisin, Her içime çekişimde başımı döndüren, acımı dindiren, Sen, nefesim gibisin, Her solukta hayat veren, yokluğunda öldüren, Yaşamın ayrılmaz iki parçasıyız biz, Sen benim için yaratılmışsın, ben de senin için, Çoğu zaman bunun farkında olamadan boşa geçse de günlerimiz... Sercan Akay |
Ayrılık Alışkanlık Yapıyor 'Hayata neye sitem edeyim ki, Kendimden başka' İşte ayrılık, Üstünde yüzlerce yüklü şiir Ve alışkanlık Sigara gibi Ayrılık alışkanlık yapıyor Dostlar unutunca Şiirler, sözler, harfler İstediğin kadar birleştir Topla, çarp, böl Sonunda hep çıkıyor Ayrılık alışkanlık yapıyor Sevdiklerin unutunca Gezdiğin muhteşem yerler Gördüğün en güzel elbise, Kazandığın para, Harcadığın zaman neye yarar Ayrılık alışkanlık yapıyor Tek başına kaldığında Erdoğan Ergin |
Alışkanlık Seninle çok kısa zamandır üzgünüz, Tazedir sevinçlerin bitmesi henüz. Birkaç ay kadar önce ne de mesuttuk, Şimdi kahırdan gülmeyi bile unuttuk. Senden sonra kimse olmadı küçüğüm, Yar deyip elimi saçlarına sürdüğüm. Ama saçlarında da yoktur elimin izi, Hiç gösteremezdik ki sevgimizi... Ben, Elini kalbime koymanı beklerdim. Sevgimi anlatırdı belki kalbimin sesleri. Sen ise, bulmamı beklerdin Söylenmiş en süslü sözleri. Ben, Bakışlarımda kaybolmanı isterdim, Çünkü baksaydın, aşkımı anlatıyordu gözlerim. Sanırdım ki, Elinde elim, yıldızları izlesek... aşkımı hissederdin. Oysa sen... eline yıldızları doldurmamı beklerdin. O yüzdendir hep gökleri izlemem... Seni sevindirebilirim belki, Kayan bir yıldızı yakalayabilirsem. Aykut Yakup |
| Saat: 00:48 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık