![]() |
ALIŞKANLIK Montaigne'in bir hikayesiyle başlayalım;Bir köylü kadın, bir danayı doğar doğmaz kucağına alıp sevmiş, sonra da bunu adet edinmiş, her gün danayı kucağına alıp taşırmış; sonunda buna o kadar alışmış ki dana büyüyüp koskoca öküz olduğu zaman, onu yine kucağında taşıyabilmiş. Bu hikayeyi kim uydurduysa, alışkanlığın ne büyük bir güç olduğunu çok iyi anlatmış olacak. Gerçekten alışkanlık pek yaman bir hocadır ve hiç şakası yoktur. Yavaş yavaş, sinsi sinsi içimize ilk adımını atar; başlangıçta kuzu gibi sevimli, alçak gönüllüdür ama, zamanla, oraya yerleşip kökleşti mi, öyle azılı, öyle amansız bir yüz takınır ki kendisine, gözlerimizi bile kaldırmaya izin vermez... Bence en büyük kötülüklerimiz, küçük yaşımızda belirmeye başlar ve asıl eğitimimiz bizi emzirip büyütenlerin elindedir. Çocuk bir tavuğun boynunu sıkar, kediyi, köpeği oyuncak edip yara bere içindebırakır; anası da ona bakıp eğlenir. Kimi baba da, oğlunun savunmasız bir köylüyü, bir uşağı öldüresiye dövdüğünü, bir arkadaşını kurnazca ve k ahpece aldattığını gördüğü zaman, bunu yiğitlik belirtisi sayarak sevinir. Oysa bunlar zalimliğin, zorbalığın, dönekliğin asıl tohumları, kökleridir; çocukta filizlenirler, sonra alışkanlığın kucağında, alabildiğine büyüyüp gelişirler. Bu kötü yönsemeleri yaşınküçüklüğüne ve işin önemsizliğine bakarak hoş görmek tehlikeli bir eğitim yoludur. Önce şu bakımdan ki, çocukta doğa egemendir ve doğa asıl yeni tomurcuk salarken katıksız ve gürbüzdür; sonra da,hırsızlığın çirkinliği, çalınan şeye göre değişmez ki: Ha altın çalmışsın, ha bir iğne. «İğne çaldı, ama altın çalmak aklına bile gelmez» diyenlere benim diyeceğim şudur: «İğneyi çaldıktan sonra niçin altını da çalmasın?» Kendimiz sandığımızdan çok daha zenginiz; ama bizi ordan burdan alarak, dilenerek yaşamaya alıştırmışlar: Kendimizden çok başkalarından yararlanmaya zorlamışlar bizi.ve soralım...sizce alışkanlık nerde biter nerde başlar...istemsiz birşey midir yoksa tamamen iradeyle mi oluşur... Ne şarkılar |
Zararsız Alışkanlık Sen, efkarımı dağıtmak için yaktığım sigaram gibisin, Her içime çekişimde başımı döndüren, acımı dindiren, Sen, nefesim gibisin, Her solukta hayat veren, yokluğunda öldüren, Yaşamın ayrılmaz iki parçasıyız biz, Sen benim için yaratılmışsın, ben de senin için, Çoğu zaman bunun farkında olamadan boşa geçse de günlerimiz... |
Alışkanlıklarımız Gecenin ıssız ve sessiz karanlığında kayboldum, belki de yalnızlığıma boğulmak istedim kendi arzumla. Alışkanlıklarımızı düşündüm ayın parlak yüzünde; bize zarar veren ya da vermeyen vazgeçemediğimiz alışkanlıklarımızı. Vazgeçmek zorunda kaldığımızda, içimizden gül dikenleri boğazımıza geliyormuşçasına acılarımızı hissetim gecenin tam ortasında. Sigaraya olan alışkanlığımız, devamlı gittiğimiz deniz kenarı, sevgilinin ona ait kokusu, aynı bankta hatta farkına bile varmadan oturduğumuz sandalyenin yönü bile... Herkes birkaç dakika gözlerini kapatıp alışkanlıklarını düşünsün, farkına varamadığımız alışkanlıklarımızı; birçok şey yaptığımız halde belki de sayamayacağımız birçok alışkanlıklarımızı. Ne zaman farkına varırız bu alışkanlıkların? İçimizi acıttığı yani "alışkanlıklarımızdan ayrı kaldığımız zaman". Akşam yemek için oturulan saat, balkonumuzdaki manzara, şehrin alışılmış kokusu, TV seyrederken oturduğumuz koltuk, her akşam annemizin "çay içiyor musun?" sorusu, hatta bazen monotonlaştığımızı bile düşünebiliriz; ama ayrı kalınca anlarsın ekmek gibi, su gibi ihtiyaç duyduğumuzu. Ne yerdesindir ne gökte, kayan yıldız gibi kaybolursun karanlıkta. Taaa... ki yeni alışkanlıklar edinene kadar, bu da yeni doğmuş bebek büyütmek kadar zordur. Özlüyorum kentimin kokusunu, özlüyorum akşamüstü dost sohbetlerini, özlüyorum alışılmış sözleri, özlüyorum her gün ekmek aldığım bakkalı, özlüyorum alışkanlıklarımı.... |
Gitgide alışıyorum sana.... Hiçbir alışkanlık bu kadar güzel olamaz... Ellerin ellerimden uzaksa nasıl güçsüzüm bilemezsin... Yanımda olduğun zamanlar; sigara dumanı gibi ciğerlerime doluyor, alkol gibi damarlarıma yayılıyorsun... Durmadan başım dönüyor verdiğin hazdan... Alışkanlıklar daima korkutur beni... Düşün ki ben yaşamaya bile alışkın değilim... Kendimi kendime alıştıramadım yıllardır... Fakat şimdi sana alışıyorum... Alıştıkça özlemim artıyor, daha yoğunlaşıyor. Yalnız içimde garip bir korku var. Sana alışmaktan değil seni kendime alıştırmaktan korkuyorum... Bir gün sana şimdi verdiklerimden daha güzelini daha değerlisini verememekten korkuyorum... Bir gün ansızın ölmekten ve seni, bana olan alışkanlığınla yapayalnız bırakmaktan korkuyorum... http://ozel.balca.net/resima/ivirzivir/siir10171-isik.gif Oysaki her zaman ve günün her saatinde yanında olmalıyım senin... Bana alışmış olmaktan pişmanlık duyacağın bir dakikan bile olmamalı... Bütün zamanlarını zamanlarımla karıştırıp emsalsiz bir zaman bileşiminde yaşatmalıyım seni... Uykularda bile aynı rüyayı görmeliyiz. Her şeyin ve her zevkin yarısı senin olmalı, yarısı benim... "Bana alış" demeyeceğim... Nasıl olsa alışacaksın bir gün... Şimdi çirkinliğimde güzellikler bulan gözlerin, o zaman en güzeli görecek bende! Alışkanlığınla, sevginle yepyeni bir "ben" yaratacaksın benden! http://ozel.balca.net/resima/ivirzivir/siir10171-isik.gif İlk defa sevilmenin ürpertileri içindeyim inan. Sevgimle mukayese edebileceğim tek şeyi beni sevmende buldum... Ömrümde kimse bana sevmenin gerekliliğini öğretmedi. Kimseden sevgisini istemedim, verdiler almadım. Bencildim bir zamanlar, sevmek benim hakkım diyordum. Oysaki şimdi bir zamanlar hiç sevmemiş olduğumu kendi kendime biraz da utanarak itiraf ediyorum. http://ozel.balca.net/resima/ivirzivir/siir10171-isik.gif Asıl büyük sevgiyi seni sevmekte buldum ve sevgim senin sevginle değerleniyor, ayrı bir anlam kazanıyor... Sevgin olmasaydı değersiz bir cam parçasıydım. Sevginle bir aynayım şimdi. Bana bakanlar baştanbaşa seni görecekler içimde... Bir zincirin iki halkasıyız seninle anlıyor musun? Aynı kadehte karışmış iki içkiyiz. İki kelimeyiz seninle birbirini tamamlayan. Her yerde iki olduğumuz için bir bütün haline geliyoruz durmadan... http://ozel.balca.net/resima/ivirzivir/siir10171-isik.gif Alışkanlığım devamlı sana çekiyor beni... Durup durup dudaklarını öpmek geliyor içimden... Saçlarını okşamak geliyor, ellerini tutmak geliyor... Kokunun tenime sindiğini hissediyorum geceleri... Teninin dudaklarımda eridiğini hissediyorum... Boynunun en güzel yerini benden başkası bilemez artık... http://ozel.balca.net/resima/ivirzivir/siir10171-isik.gif Seni kimse benim kadar benimle bir bütün olduğuna inandıramaz.... Gitgide bu alışkanlığın içinde kaybolduğumu hissediyorum... Beni yaşadığım zamanın dışına çıkarıyorsun. Bir gün tarih öncesinde yaşıyoruz , bir gün bulutların üstünde... Uzun süren bir baygınlık sonrasının o anlatılmaz baş dönmesi içindeyim... Bütün merdivenler birbirine eklendiği zaman seninle vardığım yüksekliğe erişemez... http://ozel.balca.net/resima/ivirzivir/siir10171-isik.gif Açılmış bütün kuyuların derinliği içimde seni bulduğum yer kadar derin değil... Alışkanlık kozasını ören bir ipekböceği gibi gitgide tamamlıyor bizi. Emsalsiz bir oluşun içinde yuvarlanıyoruz. Korkunç bir yangın başladı yüreklerimizde. Özlem, kıskançlık, arzu ne varsa içimizde hepsi birdenbire tutuştu. Alev almayan bir yerimiz kalmadı. Alevlerimiz muhteşem bir kızıllığın içinde yıldızlara kadar uzanıyor. Hiç bir su, bu ateşi söndüremez artık. Nehirle, denizler boşalsa üstümüze hiç sönmeyeceğimizi biliyorum. Bu yangın biz birer kor haline gelinceye kadar sürecek. Önce bakışlarımız alıştı birbirine, sonra parmak uçlarımız... Bu oluş tamamlandığı anda yeryüzünde bizden güçlüsü olmayacak! En mutlu olduğumuz yerde en güçlü de olacağız seninle... Bu bir sonun değil bir varoluşun başlangıcıdır. Geçmişteki tüm alışkanlıkların bana alışmanı önleyemez artık... http://ozel.balca.net/resima/ivirzivir/siir10171-isik.gif |
Alışkanlık ve Bağımlılık Alışkanlık veya bağımlılık, Her ne şekilde söylenirse artık. Ne kötü bir şeydir! Duman duman bir sigara gibidir, Bir bardak sıcak çay gibidir bazen, Yemek içmek gibidir her zaman, Sevgi gibi,aşk gibidir... Alışkanlık ve bağımlılık. Kötüdür aslında; Acı verir,yinede vazgeçilmezdir! Deniz gözlerini görebilmek için, Köşebaşında seni hala, Bir umut beklemem gibi. Bildiğim halde; Bir türlü sevemediğin beni, Seveceğin günü sabırla beklemem gibi. Yinede güzeldir; Alışkanlık yada bağımlılık, Kurtulmak daima zor olsa da... |
GÜN GELİP öZLEYECEKSİN OKDARA ARA VERECEĞİM SENLE NEGİBİ öZLERSİN BİLMEM BU BİR ALIŞKANLIK ,YÜRÜNEN YOL HAYATIN KUM TEPELERİ BAK GöZLERİN BÜYÜDÜ KIZDINYA HANİ ONDAN BİRDE UMUR VARDI SONRA SENDE BEN Hİç ORADA OLMAMIŞTIM. KISMETİN DEĞİLİM YA MUZİP GÜLÜMSEMELERİN SONUNDA SIR OLMIYACAĞIM KARANLIKTA BİR GÜN BATIK GEMİLERİ SU YÜZÜNE çIKARAN GÜNEŞ BİRGÜN GöNÜL HARİTALARININ GöSTERDİĞİ YOLUN SONUNDA BİR çİZİK GEçECEK GöNLÜNDEN AŞIRI DEĞİL ,HEP KANAYAN ALIŞACAKSIN DA BUNA RENGİN SOLUK OLACAK BEYAZIN SARI ,HARMANIN YEŞİL GöNÜL KOYMA GİDECEĞİM SU KANALLARI BOYUNCA |
* Alışkanlık * Ne şarkılar ne şiirler yazdım bir fincan kahvenin yanında ne sigaralar içtim tekrar tekrar okurken onları sigaramın markası: Hüzün ve ayrılık birde ”Sağlığa zararlı” yazıyordu üstelik… Ne ağıtlar yaktım ne ezgiler söyledim resminin başında ne zehirler içtim tekrar tekrar dinlerken onları içkimin adı: 'Hüzün ve Ayrılık' birde „Alışkanlık yapar“ yazıyordu üstelik... Ne türküler mırıldandım oynak havalar dinledim yokluğunda nice şimşir kaşıklar kırdım döne döne oynarken oynattım Türkümün adi; 'BirDeli YÜREK' elimde bir kazma ile kürek 'Müzmin Sondur Bu! “ yazıyordum hüzün içinde gülümseyerek... BirDeli 09.06.2003 Muammer Çelik |
Alışkanlık işte, çocukluğumdan kalma. Ne kadar sevdiğimi, soruyorsun ya! bana. Şöyle kollarımı uzatıyorum, açabildiğimce açıyorum iki yana. Koskoca bir sonsuzu, sığdırıp arasına, şımarıkça, işte bu kadaaaar, diyorum sana. |
Tilki, derisinden vazgeçer de, alışkanlıklarından vazgeçmez. İlk gördüğümüz zaman korktuğumuz nice şeyler vardır ki, zamanla alışır, hiç aldırmaz oluruz. İnsan alışkanlıklarının çocuğudur. Alışkanlıktan daha büyük bir şey yoktur. Hiç kimse bir alışkanlığa veda etmek cesaretini gösteremez. Alışkanlık, bir halata benzer. Her gün bir lifi örer ve sonunda, onu koparamayacak kadar güçlü yaparız. Alışkanlıklar, bırakılmazlarsa, zamanla ihtiyaç haline gelirler. Alışkanlıkların zincirleri, önce duyulmayacak kadar hafif, sonra kırılmayacak kadar güçlü olur. Alışkanlık insanın ikinci huyudur. Alışkanlık, anahtarı kaybolmuş bir kelepçedir. |
ALIŞKANLIK ( Bu kirli düzenin düzenbazları Azrail'e rüşvet vermeyi dener Ölünce dünyanın en kurnazları Torpille cennete girmeyi dener |
| Saat: 12:18 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık